Etiket: Konusunda

  • Çocuğa Yönelik Anne Baba Tutumları

    Çocuğa Yönelik Anne Baba Tutumları

    Aile çocuğun hayatında en başta gelen ve ilk deneyimlerini yaşadığı en küçük sosyal birimdir. Çocuğa karşı geliştirilen ve sürdürülen tutumlar ilerleyen dönemlerde çocuğun benlik gelişiminde, edineceği davranışlar konusunda etkili olmaktadır. Aile tutumlarının yanı sıra anne ve babanın kişilik yapıları, yaşanan ortam, çevresel koşullar ve kültürel yapılar da çocuğun gelişimi üzerinde önemli katkılara sahiptir. Ancak unutulmamalıdır ki çocuğun doğumundan itibaren ilk yaşantılarının öncelikli muhatabı ve zihninde gelişen şemaların, düşüncelerin temelinin atılmaya başlanmasında en öncelikli etken aile yaşantıları olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Bu tutumları ve yaklaşımları özetleyen temelde 6 farklı ebeveyn tutumundan

    bahsetmek mümkündür.

    1. Otoriter olarak adlandırdığımız baskıcı ve otoriter yaklaşım, katı kuralları olan ve

    kuralları açıklamadan uyulmasını bekleme, çocukların üstünde tam hakimiyet kurma duygusu, çocukları dinlemek yerine gözlemeyi tercih etme, çocukların soru sormasından hoşlanmama, çocukların özgürlük arayışlarına izin vermeme gibi ebeveyn yaklaşımlarına sahip ortamlarda yetişen çocukların ilerleyen zamanlarda; saldırgan, öfkeli, sinirli, otoriteye baş kaldıran, saygısız, kurallara uymakta güçlük çeken çocuklar olmalarını pekiştirir. 2. İlgisiz olarak adlandırdığımız bir diğer tutumda ise ebeveynin çocuğa sevgi ve şefkat göstermeyen yaklaşımlara sahip olduğu, kuralları öğretmediğini, çocukları disiplin altına almadığını ve sabırsız davrandığı söz konusudur. Aynı zamanda bu tutuma sahip ebeveynler kolay sinirlenen yapıda olmakla beraber kendi ilgi ve zevkleri için saatler harcayan ancak çocuklarla ilgilenmesi gereken durumlarda aşırı tepkiler göstererek zaman bulamadığından şikayetçi olmaktadırlar. Çocukların bunlara benzer ortamlarda yetişmeleri ise hayatının ilerleyen dönemlerinde, kendine güveni olmayan, isyankar, dikkat çekmek ve çevreye varlığını kanıtlamak amacıyla uyumsuz davranışlar sergileyen, iletişim sorunları yaşayan, daha iyi olabilmek adına çaba sarf etmeyen bireyler olmalarını muhtemel kılar. 3. Bir diğer ebeveyn tutumu ise aşırı koruyucu tutumlara sahip ebeveynlerdir. 

    Ebeveynlerin kuralları öğretme çabasının olduğu ancak öğretme ve uygulatma konusunda yetersiz olması, aşırı koruyucu davranışlar sergilemesi, çocuğun sorumluluklarını kendi üstlenmesi, çocuğun doğru ve yanlışı bulma konusundaki denemelerini engellemesi gibi davranışları söz konusudur. Hatta yanlış bir hareket sergilemiş olsa dahi çocuğu uyarmama gibi durumları normal olarak görme mevcuttur. Bu tavır ve tutumlar arasında büyüyen çocuklar ise karar verme becerisi ve kendini savunma yetisinde zayıf olan, bağımlı, toplumsal kurallara uyma konusunda güçlük çeken bireyler olarak ilerleyen dönemlerde karşımıza çıkabilmektedir. 4. Sınır koyamayan, tutarsız sınırlara sahip ebeveyn tutumlarını içinde barındıran aşırı hoşgörülü olarak adlandırdığımız dördüncü kategoride ise çocuğun her istediğine hemen ulaşmasında isteklerinin yerine gelmesinde çok aceleci davranan, çocuğun ailede söz sahibi ve karar verici kişi olarak gören aile tutumlarını içerisinde barındırır. 

    Böyle bir ortamda yetişen çocukların ise hayatlarının ilerleyen aşamalarında, doyumsuz, kendi sınırlarını bilmeyen ve başkalarının sınırlarına saygı göstermeyen, uyumsuz, hükmedici, sorumluluk sahibi olmayan ve öz denetim konusunda problemli bireyler olarak toplumda yer almaları muhtemeldir.

    5. Mükemmeliyetçi olarak adlandırdığımız, kendi gerçekleştiremediği ideallerini çocuğun isteklerini göz önünde bulundurmadan ve potansiyel gözetmeden doğrudan çocuğun sorumluluğu gibi ona yükleyen, çocuklarının hata yapmasını kabullenemeyen ve beklentileri çok yüksek olan tutumları içinde barındırır. Böyle bir ortamda yetişen çocukların ise kendini yetersiz ve değersiz hisseden, ailenin beklentileri altında ezilen bu nedenle sağlıklı gelişimini sürdürmekte güçlük çeken, başarı için çabalayan ancak istediği seviyeye gelemediğinde başarılı olmasına rağmen yoğun hayal kırıklığı yaşayan bireyler olarak hayatlarına devam etmeleri söz konusu olmaktadır.

    6. Sonuncu ve sağlıklı gelişimi destekleyen tutum olan demokratik anne baba tutumu olarak adlandırdığımız grupta ise ebeveynler çocuklarına doğru ve yanlış ayrımını öğrenirken destek veren açıklama sunan, denemelerinde destekleyen, sevgisini çocuktan esirgemeyen, çocuğun ihtiyaçlarına yönelik ilgi sahibi olan, soru sorma ve düşüncelerini ifade etme konusunda çocuğu teşvik eden, sağlıklı iletişim kuran, yeni deneyimler için çocuğunu cesaretlendiren davranışlar sergileyen bireylerdir. Bu tutumlara sahip bireylerin çocuklarının ise, özgüveni yüksek, sevildiğini bilen ve sevmenin farkında olan, mutlu, yaratıcı, iyi aile ilişkilerine sahip, uyumlu, sosyal ilişkileri kuvvetli, sorumluluk bilincinde olan ve yeni deneyimlere açık bireyler olmalarına katkı sağlamaktadır.

    Tutumların çocukların sağlıklı bir gelişime sahip olması adına etkisi yadsınamaz. Bu nedenle de çocuklarımızla iletişim kurarken daha özverili ve dikkatli olmak, onların temeldeki rol modelinin ebeveynler olduğunu unutmamak önemlidir. Her zaman tam anlamıyla demokratik olmak güç olsa da bu tutumların sonuçları ile ilgili ebeveynlerin kendilerine küçük hatırlatmalar yapmaları, kendi davranışları üzerinde kontrol sahibi olmaları konusunda destek sağlayacaktır.

    Değerli ebeveynler paylaşımı bir rehber olarak kullanabilir, çocuklarınızda gözlediğiniz ve kendinizde fark ettiğiniz davranışları, tutumları değerlendirmek adına faydalanabilirsiniz. Üstesinden gelmekte zorlandığınız durumlar için ise uzmanlara başvurabilirsiniz.

  • Uzlaşmak Ya Da Uzlaşamamak Meselesi

    Uzlaşmak Ya Da Uzlaşamamak Meselesi

    Çift olmak, eş olmak bir bakıma birlikte hareket etmek olsa da her konuda aynı olmak ve her konuda hemfikir olmak mümkün değildir. Gördüğüm ve gözlemlediğim kadarıyla çalıştığım çiftlerin en büyük hayal kırıklığı bu yanlış beklentiden kaynaklanmakta.

    Her konuda uzlaşamayacağınız konusunda uzlaşın!

    Bir çok evliliğin ve ilişkinin iyi günlerini de kötü günlerini de görmüş bir terapist olarak şunu söyleyebilirim ki; her konuda uzlaştığınız bir hayat sandığınızdan daha sıkıcı olurdu. Aynı insanla ilişki devam ettirmek ve zaten süregelen bir aynılıktan fevkalade bir heyecan beklemek ironisi ilişkinin mantığının sorgulandığı yerken iyi ki her konuda uzlaşmamak iyi bir haber bile olabilir.

    AMA NASIL UZLAŞAMADIĞINIZ ÖNEMLİ!

    Uzlaşamadığınız konular, ortak hayatınız ya da memleket meseleleri ile ilgili olabilir pekala. Çocukların hangi okula gideceği, bayramda nasıl bir plan yapılacağı, eve hangi mobilyanın alınacağı konusunda uzlaşamayabilirsiniz. Bunları yaşarken “ Ama nasıl olur, bu kadar ayrı fikirlerde olmamız normal mi?” diye de düşünebilirsiniz .

    Gönül rahatlığıyla gayet de normal olduğunu söyleyebilirim. Fakat farklı fikirlerde olmaya katlanamazsanız, yahut kendi fikrinizi kabul ettirmeye çalışırsanız işte bu ilişkinize zarar verebilir.

    ÇİZGİYİ AŞTIĞINIZ ANI FARK EDİN.

    Özellikle uzun süredir birlikte olan çiftler birbirlerinin bakışlarından, ses tonlarından ya da davranışlarından kırgınlıklarını görebilir. Bu noktada durmak, üslubu değiştirmek, çok önemli bir konu değilse konuyu kapatmak ya da konuşmayı ertelemek pek iyi bir hareket olacaktır.

    Bazı insanlar kırgınlıklarını susarak, konuyu kapatmaya çalışarak ya da anlaşılmadıklarını hissettiklerini sakince söyleyerek ifade edebilirken, bazılarımız daha agresif bir öfkeyle dışa vurabilir. Her iki karşılığı gösteren kişinin de iç dünyasında olup biten aslında çok benzerdir. “Anlaşılmıyorum, o halde sevilmiyor olabilirim.”

    Bu düşünce ise gerçekten kırıcı ve yıpratıcıdır. Eğer bu noktada kişi kırgınlığını ve yıpranmışlığını halledemezse bir sonraki rountta kırarak dengelenmeyi hedef edinebilir. Böyle bir durum ise ilişkide olma halinin temel amacı olan “kabul edilmek, anlaşılmak ve sevilmek” meselesinden çifti ve ilişkiyi tamamen alır ve çok tehlikeli bir yere götürür.

    İLİŞKİNİN EN HIZLI İRTİFA KAYBETTİĞİ YER!

    Bu yer bedel ödetmek, öç almak, nasıl bir şey olduğunu anlamasını sağlamak gibi işlevsiz amaçlarla dolu ve ilişkiyi kısır bir döngüye sokan bir yerdir. Bu noktadan sonra ilişki bir kısır döngü içinde hızla irtifa kaybeder.

    Bu yüzden çiftlere önerim, uzlaşamadığınız anlardan kırgın ayrılmayın. Eğer kırıldıysanız, bunu içinize atmayın ve paylaşın. Eşinizi kırdıysanız kırgınlığına sebep olan davranışınızı fark edin, savunmaya geçmeden onun penceresinden bakmayı deneyin.

    İLİŞKİDE HAKLI, HAKSIZ; KAZANAN KAYBEDEN YOKTUR.

    Bazen haklıyı aramaya çalışmadan, kaybeden varsa kazananın olmayacağını bilerek herkesin kendi penceresinden bakabileceğine kendinizi ikna edin.

    BİRBİRİNİZİ ELEŞTİRİRKEN AHKAM KESME SINIRINDA DURUN!

    Bir örnek vermek gerekirse, çocuğu olan çiftlerde en sık gördüğüm birbirlerinin ebeveynlikleri hakkında eleştiri yapmak.

    Herkesin payına bir anne ve baba düşüyor, herkes kendi üslubuna göre bir ebeveynlik yapıyor. Belli noktalarda önerilerde bulunulsa da birbirinizin anne babalığına topyekün müdahale ya da ne yaptığı konusunda hiçbir fikrinizin olmadığı yerleri eleştirmek kırıcı olabilir.

    Örneğin bugüne kadar çocukları hiç yıkamamış bir baba, çocukların saçlarının temiz olmadığını söylediğinde kadın çileden çıkabiliyor. Ya da çocuğunu hiç parka götürmemiş bir anne parktan geldiklerinde neden bu kadar kirlendikleri konusunda babayı sorguladığında baba öfkelenebiliyor.

    Ve zaten biliyoruz ki “öfke de kırgınlığın ve korkunun ben cesurum maskesi takmış hali” oluyor.

    HİÇ Mİ ELEŞTİRMEYELİM?

    Eşiniz bir konuda tamamen yanılıyor ise, onun iyiliği için hatalı kısımlarını göstermeniz gerekiyorsa tabi ki doğruyu bulmasına yardım etmek de bizim göreviniz. Ancak olumsuz eleştiri yapacaksanız, suçlamadan uzak durarak, duruma dair sebep ve ihtiyaçlarını dinleyerek, bu konuda destek verebileceğiniz bir alan olup olmadığını sorarak ve eşinizin olumlu özelliklerinden de bahsederek eleştirebilirsiniz. Konuya olumlu bir şekilde başlayıp olumlu bir şekilde bitirmek, arada söylediğiniz olumsuz eleştiriyi de daha kabul edilebilir ve dostça gösterecektir.

    Örneğin; “İş aramak için hiçbir çaban yok, tembelliğe alıştığını düşünüyorum.” Demek yerine; “Daha önce çok iyi bir işin vardı, ve çok hızlı yükselmiştin, bir süredir iş aramak konusunda çok istekli olmadığını düşünüyorum. Yanılıyor olabilir miyim?” derseniz eşinizin kendi dünyasından olanları, savunmaya geçmeden anlatmasını ve vermek istediğiniz mesajın doğru yere ulaşmasını sağlayacaktır.

    Çünkü suçlayıcı bir dil savunmacı bir dille karşılık bulur.

    Dil hayatın sunumudur, dil duygunun kemiğidir, dil düşüncenin bedenidir. Dil kırabilendir; onarabilen olduğu kadar. 

    Ve ilişki… Bir akıl oyunu değil arzu oyunudur.

    Tüm arzularınızın doyurulduğu bir ilişki temennisiyle,

    Şifa olsun.

  • Çocuğa Yönelik Cinsel İstismarı Hangi Yöntemlerle Önleyebiliriz?

    Çocuğa Yönelik Cinsel İstismarı Hangi Yöntemlerle Önleyebiliriz?

    ÇOCUKLARINIZLA KONUŞUN

    Toplumda karşılaşan en acı olayların başında çocuğa yönelik cinsel istismar gelmektedir. Bu durum gerçekleşmeden aileler olarak ‘neler yapmalıyız?’sorunusunu ön plana çıkararak, şunları söylemeliyiz ki; Çocuklarınızla konuşun! Cinsel istismarın ne demek olduğunu ve kendilerini nasıl koruyacaklarını bilmelerine izin verin. Sonrasında, çok “özel” olabilecek konularda sizinle konuşmaları konusunda rahat hissetmelerini sağlayın.

    Çocuklarımızla neden cinsel istismar hakkında konuşmamız gerektiğine dair birçok sebep vardır. İlk ve öncelikli olarak, aileleri cinsel istismar konusunda konuşan çocukların, bunun olmasını engelleme konusunda çok daha hazırlıklı oldukları bilinmektedir.

    Bir başka sebep ise bu suçun görülme sıklığıdır. Daha da endişe verici bir istatistik ise cinsel istismara uğrayanların ortalama yaşının altı ile dokuz arasında olmasıdır.

    Cinsel istismarın yoksul mahallelerde yaşayan, düzgün işlemeyen ailelerin sorunu olduğunu düşünsek de, durum böyle değil.

    Cinsel istismarı, iyi ailelerin evleri dışında olan bir şey olarak düşünmeye meyilli olsak da bir çok çocuk ensest kurbanıdır. Ama yine de cinsel istismar herkesin evinde, üvey anne babalar, kardeşler, kuzenler, amcalar, büyükanne, büyükbabalar arasında dahi görülebilen bir durumdur. Yani, nerede yaşarsak yaşayalım ya da ne kadar sağlam aile bağlarına sahip olursak olalım, çocuklar cinsel istismar problemi konusunda önceden bilgilendirilmeli ve uyarılmalıdır.

    Çocuklarınızla Cinsel İstismar Hakkında Ne Zaman Konuşmalısınız?

    Cinsel istismar hakkında konuşmak için en iyi zaman, çocuğunuzun potansiyel olarak tehlikeli bir durumda olmadığı ve kendisini güvende hissettiği zamandır. İstismar ihtimalinin olacağını veya ne zaman olacağını bilmek mümkün olmadığından bu konuyu, erken yaşta konuşmak önemlidir. Okul öncesi dönem bile çok erken olarak düşünülmemelidir.

    Anlatacaklarınızın ayrıntıları çocuğunuzun yaşına göre değişecek olsa da, diğer güvenlik konularıyla birlikte saldırıyı önlemeye dair genel bir eğitim tüm yaştaki çocuklara verilmelidir.

    Örneğin;

    • Küçük çocuğunuza yabancılardan şeker almaması gerektiğini öğrettiğiniz gibi, birisi bedenlerinin özel bölgelerine dokunmak isterse ona hayır demesi gerektiğini de öğretebilirsiniz.

    • Çocuğunuzla, sokakta bulduğu veya bilmediği bir maddeyi yiyip içmemesi gerektiğini konuşurken, kişisel gizlilik ve rahatsız eden dokunuşlara karşı gelme haklarını da konuşabilirsiniz.

    • Uyuşturucuya neden hayır demeleri gerektiğini açıklarken, onlara dokunan ve kendilerini rahatsız hissettiren bir kişiye de neden hayır deme haklarının olduğunu açıklayabilirsiniz.

    Cinsel İstismar Hakkında Nasıl Konuşmalısınız?
    Çocuklarınıza cinsel istismar hakkında konuşurken bilgileri, onları gereğinden fazla korkutmadan ve dehşete düşürmeden aktarmak önemlidir. Aslında “cinsel istismar” tanımını da kullanmanız gerekmez. Sizin amacınız çocuğunuza, o istemedikçe kimsenin bedenine dokunmaya hakkı olmadığını olumlu ve tehditkar olmayan bir şekilde öğretmektir. Verilmek istenen bu mesaj, (hassas, kişisel veya tabu olarak düşünülse dahi) aileler rahatça konuşulabilecek bir ortam sağladığında kolayca yerine ulaşır. 

    Aynı zamanda istismarı önleme konusunu konuşmak kendi beden parçalarının isimlerini, genital bölgeler de dahil, bilen çocuklarla çok daha kolaydır. 

    Ne Söylemelisiniz?

    Çocuğunuzla cinsel istismar hakkında konuşurken, iki hedefe ulaşma amacında olmanız önemlidir. 

    • Çocuğunuzun, cinselliği istismar eden bir davranışı tanıması ve ayırt edebilmesi için spesifik ve doğru bilgiler verin.

    • Çocuğunuza, tehlikeli olma potansiyeli olan bir durumla başa çıkabilmesi için spesifik yollar öğretin.

    Bu hedeflere ulaşmak için aşağıdaki yönergeleri takip edebilirsiniz:

    “Kişisel Parçaları” açıklayın.

    “Baba, neden sıcak olduğunda kızlar tişörtlerini çıkaramazlar?”

    “Anne, neden banyoya seninle birlikte giremiyorum?”

    “Neden salonda giyinip soyunamam?”

    Çocukların sordukları sorular bize “kişisel parçaları” konuşmak için olanak sağlar. 

    Bedenimizin bu bölümlerinin kirli ya da utanılacak yerler olduğu algısı yaratmadan, mayoyla kapattığımız bölgelerin çok özel ve kişisel olduğunu açıklayın. Daha sonra bu kişisel bölgelerin neden kapalı olması gerektiği ve kişinin gerekirse ebeveyninin ve ebeveynin izniyle doktorların dışında kimse  tarafından görülmemesi ve dokunulmaması gerektiğini açıklayın.
    “Cinsel İstismarı” açıklayın.

    Çocuklar; bazı yetişkinlerin veya genç insanların, kendi özel yaşamlarını gasp etmeye çalışabileceklerini ve bunu durumun kabul edilebilir olmadığını bilmelidirler. Çocuklarınızın bilmesi gereken iki tür cinsel istismar vardır:

    • Dokunmadan istismar: cinsellik ile ilgili sözel veya görsel uyaranlarla çocuğun uyarılması, müstehcen telefon aramaları, teşhircilik, röntgencilik ya da özelin gizlenmesini ortadan kaldırarak çocuğun cinsel birleşme eylemine görsel ya da işitsel olarak tanık olacağı durumları içerir.

    • Dokunarak istismar: okşama, tüm özel bölgelerle cinsel birleşme ya da teşebbüste bulunma; özel bölgelere dokunma, ensest ve tecavüz durumlarını içerir.

     

    Bunların yanında çocuğunuz, istismarı yapan kişilerin yabancı olmak zorunda olmadığını bilmelidir. Çocuk tacizcilerinin yüzde seksen beşi çocuğun tanıdığı kişilerdir. Son zamanlardaki haberler, dehşet verici durumların altını çizmektedir. Çocuğunuza “Hiç kimse; öğretmenler, akrabalar, arkadaşalar vs. sana dokunabilirim ya da vücudunun özel bölümlerine bakabilirim diyemez.” diye anlatın.

    Nasıl Hayır Diyebileceğini Açıklayın.

    Çocuğunuz bedeninin ona özel ve kişisel bölümleri olduğunu öğrendikten sonra birisi ona dokunmaya çalıştığında, bedeninin kişisel bölümlerine bakmaya çalıştığında ya da kendi kişisel parçalarına onu maruz bırakmaya çalıştığında ne yapması gerektiğini konuşun.

    Çocukların, kendi bedenlerini kontrol edebileceklerine dair sizin izninize ihtiyaçları vardır; çünkü genelde, yetişkinlere itaat etmeyi ve saygı duymayı öğrenmişlerdir. Bu durumda, olan şey onların hoşuna gitmiyorsa hayır diyebileceklerini ve demeleri gerektiğini bilmelidirler.

    Çocuğun potansiyel bir saldırıyı durdurması için en etkili yol yüksek

     ve katı bir sesle “HAYIR” diye bağırmak ve durumdan hızlıca uzaklaşmaktır. Ya olursa! oyunları uydurarak hayır demenin provasını yapabilir ve çocuğunuza yardım edebilirsiniz.

    Bu oyunu çeşitli olası tehlikeli durumlar için kullanın:

    • Ya yabancı bir adam gelip polis olduğunu, sorular sormak için arabaya binmen gerektiğini söylerse, ne dersin?

    • Ya bir arkadaşın veya akraban doktorculuk oynayalım, kıyafetlerini çıkar derse, ne dersin?

    • Ya tanıdığın birisi bacaklarının arasındaki bölgeye dokunmak sürtünmek isterse, ne dersin?

    Bu durumlarda güçlü cevaplar vermesi için çocuğunuza koçluk edin:

    • Hayır, bunu yapma!

    • Hayır, anneme söylerim!

    • Dur, yapamazsın!

    • Ailem bunu yapamayacağını söyledi!

    Çocuklarınız bir kez bu oyunla tanıştıktan ve onlarla alay etmeden, onları utandırmadan oynayacağınızı öğrendikten sonra kendi  ya … olursa sorularını sormaya başlayabilirler.  Bu, sizden hassas bir konuda bilgi ve destek almakta rahat hissetmeye başladıklarına dair iyi bir işarettir.

    Koşulsuz Sevgi ve Destek Verin.

    Çocuk tacizcileri kurbanlarını üç şekilde kontrol etmeye çalışırlar:

    1. Çocuğu baskı altına alarak ya da otorite gücünü kullanarak,

    2. Çocuğu istenmeyen fiziksel bir temasla sonuçlanacak “eğlenceli bir oyun” oynayacakları konusunda manipüle ederek,

    3. Hediyeler ya da seveceği şeyler vereceğini söyleyerek. 

    Bu teknikler oldukça ikna edicidir ve çocuğa bir şekilde  sorumluymuş hissi verebilir. Çocuklarınızı, bir yetişkin veya büyük bir çocuk ona dokunmaya ya da kendi bedenini göstermeye çalışırsa kendilerini suçlamamaları gerektiği konusunda ikna edin.

    Aynı zamanda, bir yetişkin ya da kendilerinden büyük bir çocuk, çocuğunuzun özel yaşamını gasp etmeye çalıştığı zaman bunu size anlatmasının kesinlikle çok güvenli ve iyi bir yol olduğunu da çocuklarınıza anlatın. Tacizcilerin çocukları güzel sözlerle kandırdıklarını ya da bu durumu “özel” bir sır olarak tutmaları konusunda tehdit ettiklerini bilmelerini sağlayın. Başka yetişkinlerin ne dediklerinin önemli olmadığı, her zaman sizinle konuşabilecekleri konusunda da onlara güven verin. 
    Vermek istediğiniz Mesajı Tekrarlayın.
     

    Tek bir konuşmada çocuğunuza cinsel istismar konusunda yeterince etkili bir uyarı veremezsiniz. Tekrar etmek, öğrenme sürecinin gerekli bir parçasıdır. Bu sebeple açıklamalarınızı değişik durumlar için tekrarlayın. Konuşmalarınızdan birkaç gün sonra çocuğunuzu bazı sorularla takip edin. Bu onlara, olabilecek endişelerini dile getirmeleri için fırsat verir. Şöyle sorabilirsiniz:

    “Vücudun özel bölgeleri ile ilgili konuşmamız hakkında düşündün mü”

    “Biri sana istemediğin şekilde dokunmaya kalkarsa ne yapacağın konusunda herhangi bir sorun  var mı? “

    “Sana oyuncak ya da şeker vermeyi teklif eden yabancılara ne demen gerektiğini hatırlıyor musun?”

    Açığa Vurulmamış Korkuları Dinleyin.

    Cinsel istismar hiçbir zaman çocuğun hatası değildir ve sır olarak tutulmamalıdır. Bazı çocuklar karşılaştıkları ve onları rahatsız eden durumları konuşmakta zorlanıyor olabilirler. O yüzden, onların size bir şey anlatmaya çalıştığının sinyallerini gördüğünüz zaman dikkatli olmanız çok önemlidir. Örneğin, normalde arkadaş canlısı olan çocuğunuz, “ben X amcanın evine gitmekten  nefret ediyorum” diyorsa, ya da keman dersine gitmeme konusunda alışıldığın dışında bir inatçılık gösteriyorsa, biraz araştırma yapın. Reddettikleri yetişkin hakkında ne hissettiğini çocuğunuza sorun. Lafı çocuğun ağzına tıkmadan, o kişiyle son görüştüklerinde ne olduğu konusunda açıkça konuşmaları için onları cesaretlendirin.

    Eğer Çocuğunuz Cinsel İstismara Uğradıysa Ne Yapmalı?

    Hiçbir şey çocukları birisi tarafından cinsel istismara uğrayan ebeveynleri bu durumla başa çıkmaya hazırlayamaz. Böylesine acı ve rahatsızlık verici bir olayla  yüzleşmek için doğal bir direnç olsa da, ailenin bununla nasıl başa çıktığı, çocukta travmatik bir etkiyle olup olmayacağını belirler.

    Yetkili Otoriteye Bildirin. 

    Herhangi bir istismar fark ettiyseniz, aile içinde ya da dışında işlenmiş bir suç olabilir, hemen polise rapor edin.

    Bazı aileler cinsel istismarı bildirmekten korkarlar; çünkü çocuklarını toplumsal baskıdan korumak isterler. Böyle bir suçlamada bulunmak ya da cinsel istismarı kanıtlamak hiç kolay olmasa da, bu durum olmamış gibi davranmak çocukta çok yıkıcı etkilere sebep olabilir. Olayı polise bildirmezseniz, çocuğunuz bir suçluyu koruyor olduğunuz hissine kapılacaktır. 
    İstismarın bir sır olarak kalması için aldığınız karar çocuğunuza, bunun gerçekten olduğuna inanmadığınızı ya da çocuğunuzun bir şekilde hata yapıyor olabileceği ve o yüzden otoritelere bildirilmemesi gerektiğini düşündüğünüzü ima edebilir. Tabi ki, istismarı bir sır olarak tutmayı seçerseniz, bir suçluyu korumuş ve suçlunun küçük çocukları cinsel istismara uğratmaya devam etmesine imkan vermiş olursunuz.

    İstismar şüphenizi polise ya da sosyal hizmetlere bildirdiğinizde, sizi nelerin beklediğini bilmeniz önemlidir.
    Çocuğunuzun ihtiyaçlarına kulak verin.
    Yetkililer kendi işlerini yaparken çocuğunuza, kontrol ve güven hissini geri kazandırmasında yardımcı olmak için yapabileceğiniz çeşitli şeyler olabilir.

    • Çocuğunuzu yatıştırın: Çocuğunuza sevginizi göstererek ve onu rahatlatarak duygusal ilk yardım verin. Bunun başlarına gelebilecek en kötü şey olduğu gibi bir izlenim vererek gerginlik yaratmayın. Uygun olan tepki şefkat ve sempatidir, histeri ya da acıma değil.

    • Kendi duygularınızı kontrol edin; çoğumuz bir çocuk söz konusu olduğunda aşırı bir öfke ve kızgınlık duyarız. Bu kızgınlık ya da suçluluk duygularınızı başka bir yetişkinle tartışmalısınız, çocuğunuzla değil. Böylelikle çocuğunuz bu duygularınızın sorumluluğunu kendi üstüne almayacak ya da öfkenizden korkmayacaktır.

    • Çocuğunuzu, deneyimi hakkında konuşması için cesaretlendirin; iyi bir dinleyici olun ve çocuğunuzun yaşıyor olabileceği korku, kızgınlık, düşmanlık, suçluluk, şaşkınlık ya da utanma duygusunu ifade etmesi için yardımcı olun. Çocuk bu deneyimi hazmedene kadar, hakkında tekrar tekrar konuşmaya ihtiyaç duyabilir.

    • Çocuğunuza inanın; profesyonel deneyimler, çok az çocuğun cinsel istismar konusunda yalan söylediğini göstermektedir.

    • Çocuğunuzu, bunu bildirdiği için takdir edin; olayı anlatmakla kesinlikle doğru bir şey yaptığının güvencesini verin.

    • Çocuğunuzu suçluluktan kurtarın; cinsel istismar asla bir çocuğun suçu değildir, çocuğunuza “bunun olmasına nasıl izin verdin?” ya da “Ailesi evde değilken başkasının evine gitmemen gerekirdi” gibi şeyler söylemeyin. Sorumluluğun ve suçun sadece bunu yapan diğer kişide olduğu konusunda net olun.

    • Başka bir istismara karşı koruma oluşturun. Çocuğunuza, bunun tekrar yaşanmaması için mümkün olan her şeyi yapacağınız konusunda güvence verin. 

    • Profesyonel yardım alın; cinsel istismar vakasında profesyonel yardım almayı ciddi bir şekilde göz önünde bulundurmalısınız. Profesyonel tedavi, mümkün olan en kısa zamanda, çocuğun yetişkinlikte ciddi sorunlar geliştirmemesi için en iyi yoldur. Bir çocuk psikoloğu çocuğun öz güvenini geri kazanmasına ve istismardan dolayı duyduğu suçluluktan kurtulması yardım edebilir. Aynı zamanda terapi aile üyelerine de, çocuğun travmayla başa çıkmasında nasıl yardımcı olabilecekleri konusunda destek olur. 

  • Alkol Bağımlılığı

    Alkol Bağımlılığı

    Alkol Bağımlılığı

    Alkol, tarih boyunca keyif amaçlı ve tedaviye yönelik kullanılan; algı, düşünce, duygu, davranış ve bedensel hareketlerde madde alımı sonucunda ortaya çıkan değişiklikler gibi bazı etkilere yol açan bir madde olmuştur. Fazla kullanıldığında insan bedeninde toksik etkileri olur ve fiziksel rahatsızlıkların yanı sıra alkol kötüye kullanımına ve/ya bağımlılığa yol açar.

    Alkol bağımlılığında kişinin alkol kullanımın yanında yaşamının, alışkanlıkları ve çevresinin değişimi söz konusudur.Tedavi için bu nedenle sadece içki içmemek değil, yaşam tarzında da değişiklik yapılmalıdır.

    Alkolün yaşamsal organlar üzerine de etkileri vardır.Alkol bağımlılığına bağlı bazı hastalıklar ortaya çıkabilir ve alkol bırakıldığında geri dönebilir.Bazı hastalıklar ise alkol bırakılsa da kalıcı olabilir.

    İnsanlar genellikler kendilerini kötü hissetlerinde, zorlandıklarıya da üzüldükleri dönemlerde alkol kullanarak bu kötü duygudurumundan kurtulmaya çalışırlar.Sonuçta alkol hiçbir çözüm getirmediği gibi daha kalıcı ve daha kötü durumlara yol açar.

    Alkol kullanan kişiler sosyal çevrelerini, eş ve arkadaş seçimlerini buna göre oluştururlar.

    Alkolikler alkol kullanımı için her zaman mutluluk, üzüntü, maç, sünnet,düğün gibi sebebler bulurlar.

    Alkolizm kişinin bu durumu çevresindekilerden saklamasına ve yalnız içmesine neden olur.

    Artan suçluluk ve pişmanlık duygusu gelişir ve bu duyguları bastırdıkça kulanımın artması söz konusudur.

    Sonuçta bir kısır döngü oluşur kişide depresyon ve kaygıya yol açar ve kişi daha fazla alkol tüketir.Tüketim arttıkça da psikolojik sorunlar artar.

    Yakınınızdaki birinin alkol sorunu yaşadığını düşünüyorsanız onu tedaviye yönlendirmelisiniz. Alkol sorunları, tek başına üstesinden gelinemeyecek ağır rahatsızlıklardır. Bu süreçte;

    • Neyle karşı karşıya olduğunuzu anlayabilmek için bilgi edinin.
    • Kişiyi ayıplamayın veya yargılamayın.
    • Bağımlı kişiler, bağımlı olduklarının farkında değillerdir ve inkar eğilimi taşırlar; tedavinin mümkün olması için kişinin bunu istemesi gerektiğini bilmelsiniz.
    • Konuyla ilgili kaygı ve önerilerinizi, kişiyle alkol etkisinde olmadığı zamanlarda konuşun.
    • Kişiyi tedavi alma konusunda cesaretlendirin. En azından danışarak bilgi alma konusunda motive edin.
    • Kişi tedavi veya danışmanlığı redetse de , siz danışmanlık hizmeti alıp konuyla ilgili donanımlı hale gelin. Bu tutumlarınızı değiştirir, kişiyi tedavi konusunda yüreklendirebilir.
    • Kişinin alkol sorununu önemseyin, ancak tüm hayatınızı bu konu etrafında döndürmekten kaçının. Bu, hem size tüketecektir, hem de alkol sorunu yoluyla sizden ilgi gören kişinin bu ilgiyi kaybetmemek adına alkolü bırakması zorlaşacaktır.
    • Kişiyi, tedavi konusunda destekleyin ancak desteğinizi diğer alanlarda kısıtlayın. Desteğinizi minimum düzeyde tutmak, kişinin hayat koşullarının zorlaşmasını sağlayacaktır. Onun yaptıklarının sorumluluğunu üstlenmesini sağlamak, imkanlarını ve seçeneklerini daraltmak, gösterilen hoşgörünün sınırlı olduğunu hissettirmek çoğu zaman kişiyi tedaviye zorlar.Ancak bu yolla kişi birşeyleri değiştirme konusunda motive olabilir.
  • Okul Öncesi Dönemde Teknoloji Kullanımı

    Okul Öncesi Dönemde Teknoloji Kullanımı

    Günümüzün göz ardı edilemez gerçeği; teknolojinin çocuklar üzerindeki olumlu olduğu kadar olumsuz yöndeki etkileridir. Çocukların bilgisayar, televizyon, ipad ve telefonlarla fazla zaman geçirmeleri sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimlerini olumsuz yönde etkilemekle beraber iletişimden ve ikili ilişkilerden uzak kalınmasından ötürü sosyalleşmede sorunlara sebep olmaktadır.

    Bilgisayar, internet ya da televizyon gibi araçlar, okul öncesi dönemde amaç değil, çocuğun gelişimi ve eğitimi konusunda araç olmalıdır. Unutulmamalıdır ki; bilgisayarlar, hiçbir zaman bir eğitimcinin ya da bir eğitim ortamının yerini tutmaz.

    Bilgisayar, tablet ya da televizyonun sanıldığı gibi yalnızca olumsuz yanları yoktur. Buralarda izlenen programlar, videolar ve kullanılan programlar sayesinde çocuklar okul öncesi dönemde renkleri, sayıları ve bir çok kavramı öğrenip, özgüvenlerinin gelişmesine destek sağlayabilirler. Bunun yanı sıra, problem çözme yetisinin gelişmesi, hızlı karar verme ve el-göz koordinasyonu gelişimi konusunda faydalı olabilmektedir.

    Yapılan araştırmalara göre, şiddet içerikli görüntüler izleyen çocukların bunları hayatın bir parçası olarak algılayıp normalleştirdiği görülmüştür. Aynı zamanda çocukta korku davranışlarının arttığı gözlemlenmiştir.

    Teknoloji bağımlılığının obeziteyi de körüklediği bilinen gerçekler arasındadır. Unutulmamalıdır ki büyüme ve gelişim çağında olan çocuğun ihtiyacı olan şey koşup, oynamak, konuşmak ve iletişime geçmektir. Sosyalleşme ve serbest oyunların çocuğun empati kurma yetisini ve hayal gücünü geliştirdiği bilinmektedir. Ne yazık ki teknoloji bu gelişime ket vurmakta, çocukları ekran başına kilitlemektedir.

    Yapılan araştırmalar, bilgisayarların okumayı öğrenmede ve ucu açık tartışmalara girebilmede çocuklara katkı sağlamadığını göstermektedir. Okuma ve iletişim becerilerinin gelişmesinde bilinen en etkili yöntem birebir ilişkidir.

    Televizyon ve internet bağımlılığı aynı zamanda duruş, oturuş ve iskelet bozukluğuna sebep olmakla beraber içe kapanıklık, özgüven eksikliği gibi etkilere sebep olmaktadır.

    Çocuğu teknoloji ve televizyon kullanımı konusunda bilinçlendirmek için yapılacaklar;

    Yapacağınız çok önemli bir işiniz dahi olsa onu oyalamak için yardımı televizyon ve bilgisayarlardan almayın. Etrafı dağıtacak dahi olsalar onları faydalanabilecekleri faaliyetlere yönlendirin.

    Yalnızca çocuğun izlemesine koyulacak kural yerine tüm aileyi bilinçlendirin. Devamlı açık olan bir televizyon ailedeki birebir ilişkilere engel olacaktır.

    Çocuğun televizyon izleyeceği saatlere, ve programlara siz karar verin.

    Çocuğunuzun televizyon karşısında bulunduğu sürede yanında bulunmaya özen gösterin. Bu bilinçli ve eleştirebilen, farklı bakış açılarıyla olaylara bakabilen bir izleyici olmasını sağlayacaktır. Bunun dışında izlediğiniz sahneler konusunda onu bilinçlendirmeye özen gösterin. Örneğin; kavga eden insanlar gördüğünüzde onların aslında rol yaptığını, şuanda gerçek hayatta olmadıklarını söyleyin. Böylece gerçekle kurguyu ayırmayı öğrenecek, gördüklerini uygulamaya çalışmayacaktır.

    Bilgisayar oynamasına izin veriyorsanız ona yaptığı şey hakkında sorular sorun. Örneğin, “Oynadığın nedir?”, “Nasıl oynanıyor?”, “Oyundaki amaç ne?”, “Buraya geldiğinde ne oluyor?”, “Bu karakter ne yapmaya çalışıyor?”. Bu tarz sorular oyunu körü körüne oynayıp andan kopmasındansa, ekranda gördükleri ve yaptıkları konusunda düşünmeye teşvik edecektir.

    Bilgisayarı ve tableti, çocuğunuza paylaşmayı ve sıra beklemeyi öğretecek bir araç olarak kullanın.

    En önemlisi ise; onu tabletle oyalamak yerine ailece keyifli zaman geçirmeyi deneyin. Böylelikle hem geçirilen zamanın kalitesi hem de aranızdaki ilişki ve iletişim artacaktır.

  • Özgüven Gelişimi

    Özgüven Gelişimi

    Özgüven, kısaca kendimize verdiğimiz önem olarak tanımlanmaktadır. Bu özellik bizde doğuştan yoktur ancak geliştirilebilir niteliktedir. Bu konuda ailenin etkisi oldukça büyüktür. Anne-babanın desteğiyle çocuğun özgüven gelişimine de katkı sağlanabilir. Sevgi dolu yetişen bir çocukla, sevgisiz ve ilgisiz büyüyen bir çocuk arasında özgüven gelişimi konusunda büyük farklar vardır. Aile; sevgi, ilgi, destek konularında gerekli özveriyi sağlarsa çocuğun özgüven gelişimi sağlıklı bir şekilde ilerler. Özgüven, aynı zamanda çocukların başarılı bireyler olabilmesinde de en büyük etkilerden biridir. Kendine güvenen kişilerin başarma konusunda gereksiz kaygıları yoktur. Bu sebeple daha yaratıcı, daha girişken kişiler olmakla birlikte başarısızlık konusunda karamsar fikirlerden uzaktırlar.

    Özgüven gelişimi nasıl desteklenmelidir?

    -Kendini değerli hissetmeli

    Çocuğun özgüveninin gelişmesi için kendini iyi hissetmesi ve kendiyle barışık olması önemlidir. Çocuğa değer vererek ve gelişimine destek sağlayarak kendilerini iyi hissetmelerini, böylelikle de kendileriyle barışık olmalarını sağlayabiliriz

    -Çocuktan beklentiler yaşına uygun olmalı

    Ailelerin çocuktan beklentilerinin yaşına uygun olması oldukça önemlidir. Bu beklentilerin çocuğun yaşının altında olması ya da hiç olmaması, çocuğun kendini geliştirmesi konusunda desteklenmemiş olduğunu gösterir. Böylelikle çocuk beklentilerin karşılanması konusunda ailenin ona güvenmediği hissine kapılır, kendini değersiz ve yetersiz hisseder.

    Yaşının üzerindeki beklentiler de çocuğu olumsuz etkilemektedir. Çocuktan yapabileceğinden fazlasını beklemek onu zora sokar. Kendisinden beklenilenin üstesinden gelemediğinde hevesi ve motivasyonu düşer, yetersizlik hissine kapılır.

    -Huzur ve güven olmalı

    Yetiştiği ortamın huzurlu ve güvenli olması, bir birey olduğunun ve ona değer verildiğinin farkında olması, duygu ve düşüncelerine önem verilmesi, yönlendirmenin ve desteğin verildiği bir ortam olması, kabul görmesi ve hislerinin tanınması çocuğun özgüven gelişimine katkı sağlamaktadır.

    -Örnek olunmalı

    Anne-baba çocuğa davranışlarıyla örnek olmalıdır. Özgüveni tam olan aileler bunu da çocuklarına yansıtır. Hatalarını, eksik yönlerini çocuğa itiraf etmekten kaçınmamalılar. Özgüven, aynı zamanda eksikliklere, başarısızlıklarla barışık olup onlara da sahip çıkmaktır. Pozitif yaklaşmak çocuğa da güven vermektedir. Anne-baba çocuğuna güvenirse çocukta kendine güvenir ve daha cesaretli olur. Bu konuda başka çocuklarla kıyaslama yapmak çocuğu olumsuz etkilemektedir. Her çocuğun farklı yetenekleri, farklı gelişim özellikleri, farklı karakterleri vardır. Aynı kefeye sokmaya çalışmak, aynı beklentiye girmek başaramadığı noktalarda çocuğu karamsarlığa, içe kapanıklığa iter.

    -Karar vermeleri için fırsat verilmeli

    Anne-babalar çocuklara karar vermeleri, kendilerine küçük hedefler koymaları ve bu hedeflere ulaşmaları konusunda destek vermelidir. Kendi seçimlerini yapmaları ve bunları yaşamaları konusunda fırsat verilmelidir.

    -Sorumluluk almalı

    Gerekli yerlerde, gerekli yönlendirmelerle birlikte çocuklara sorumluluk almaları konusunda destek verilmelidir. Çocuğun aldığı zor sorumluluklarda ya da ona verilen zor görevlerde anne-babanın desteğini almak da çocuğa iyi gelecektir. Çocuk sorumluluk konusunda ilk olarak yönlendirilmeli, destek verilmeli, zorlandığı noktalarda bunun açıklaması yapılmalı ve destek yavaş yavaş azaltılmalıdır.

    -Suçlanmamalı ve karakteri eleştirilmemeli

    Yaptığı yanlışlar ve başarısızlıklar konusunda onu suçlayıp, eleştirmek vazgeçmesine sebep olurken, açıklayıcı konuşmalar yaptığımızda durumu anlayamaya ve çaba harcamaya teşvik etmiş oluruz.

  • Tatili çocuğumuz için nasıl planlayalım?

    Tatili çocuğumuz için nasıl planlayalım?

    Dört gözle beklenen yaz tatili sonunda geldi. Bu yazım da çocuğumuz yaz tatilini nasıl geçirsin sorusuna cevap vereyim istedim.

    Yaz tatili konusunda bir plan yapın.

    Anne, baba ve çocuğun yaz tatili konusunda beklentileri birbirinden farklı olabilir bu nedenle başta bir plan yapmak tatil döneminde yaşanacak hayal kırıklıkları ve çatışmaların önüne geçebilir.

    Önce çocukların düşünceleri.

    Bu planlama da öncelik çocuğun tatilde yapmak istediklerini öğrenmek olmalıdır. Televizyon izlemek, bilgisayar oynamak ya da arkadaşları ile geçireceği süreler konusunda fikirlerini almak onu değerli hissettirecektir. Bu eğlenceli şeyler dışında kendini geliştirmek istediği sportif etkinlikler, müzik aletleri ya da sanat dalları konusunda düşünceleri alınabilir.

    Sonra ailenin beklentileri.

    Çocuğun yaz konusunda düşünceleri, hayalleri konuşulduktan sonra ailenin yaz konusunda beklentileri sunulmalıdır. Beraber izlenmek istenilen filmler, gezilmek ve görülmek istenilen yerler (müzeler-oyuncak müzesi, bilim merkezi)  konuşulabilir. Eğer öğretmenlerin yaz dönemi için de yapılmasını istediği testler ve ödevler var ise çocuğun bu konudaki planlaması ve fikirleri alınabilir. Tatil dönemi önce görevler sonra eğlence şeklinde yapılacak programlar çocuk için daha kolay uygulanabilir.

    Bekletilerini anlamak tüm sınırları kaldırmak değildir..

    Çocuğumuzun bekletilerini konuşmak saatlerce televizyon izlemesine, bilgisayar oynamasına izin vermek anlamına gelmez. Okul dönemine göre daha esnek ve artmış saatler verilebilir ama sınırlar olmalıdır.

    Eğlence ve eğitim dengesi iyi kurulmalıdır..

    Yaz tatili çocuk için keyifli ve eğlenceli bir zaman dilimi olmalıdır. Eğitim verirken de eğlenceli bir şekilde sunabilmek, deneyimleyerek, yaşayarak öğrenmesini teşvik etmek önemlidir. Bu konuda programında hem eğitimi ve hem de eğlenceyi bulunduran yaz okulları iyi bir alternatif olabilir.

    Beceri alanları keşfedilebilir.

    İlgi duydukları ya da becerikli olduğu hissedilen alanlarda kendilerini geliştirecek ev etkinleri ya da kurslar düşünülebilir. Burada kazandıkları güven ve beceriler kendilerini daha iyi tanımalarını sağlayabilir.

    Okuma zamanı düşünülebilir.

    Keyifli buldukları, okumak istedikleri kitaplar seçilerek ailecek okuma saatleri uygulanabilir. Hayal güçlerini geliştirecek faaliyetlere, ailecek oynanacak oyunlara zaman ayırılabilir.

    Aileden uzak bir tatil sayesinde sorumluluk kazanabilirler..

    Çocuklar ailelerinin uygun görecekleri yakın bir akraba veya arkadaşının yanına kısa süreli de olsa tatile gidebilirler. Burada alacakları sorumluluklarla (yatak toplamak, sofra kurulması-kaldırılmasına yardımcı olmak, verilen saatte eve gelmek vs.) kendisine ve ailesine ne kadar büyüdüğünü kanıtlayabilir.

    Herkese iyi mutlu ve güzel bir tatil diliyorum. Kalın sağlıcakla…

  • Pedagog kimdir ? Ne işe yarar ?

    PEDAGOG – Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı ; 0-12 yaş çocuklarının tüm gelişim alanlarına yönelik değerlendirmelerinin takibini, eğitim hizmetlerini dikkate alarak program yapan ve uygulayan, üniversitelerin dört yıllık lisans programlarının Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümü mezunu profesyonellerdir.

    1-Ailelere çocuk gelişimi ve eğitimi alanında danışmanlık verir.
    2-Hastanelerin çeşitli tedavi ve bakım bölümlerinde çocuğa duygusal destek verir. Örneğin: Ameliyata hazırlamak
    3-Hastanelerde bebek gelişimini takip eder.
    4-Doğum öncesi ve sonrası annelik eğitimi verir, danışmanlık yapar.
    5-0-18 yaş çocukların engel durumlarına göre bireysel ve gurup programları hazırlar, gelişimlerini takip eder.
    6-Engelli çocukların ailelerine rehberlik ve danışmanlık yapar.
    7-Hastanelerin çocuk servislerinde çocukların gelişim alanlarını takip eder.
    8-Hasta çocukların refakatçisi olan yakınlarını gelişim alanları ile ilgili bilgilendirir.
    9-Çocuk yayınlarını ve çocuk televizyon programlarını hazırlar.
    10-Çocuk yayınları, çocuk radyo, televizyon programlarında danışmanlık yapar.
    11-Oyuncak sanayiinde danışmanlık yapar.
    12-Çocuk tiyatrolarının hazırlanmasında danışmanlık yapar.
    13-Çocuk ruh sağlığı merkezlerinde danışmanlık yapar.
    14-Normal çocuklar için danışmanlık merkezi açar, bu merkezlerde çalışır.
    15-Engelli çocuklar için danışmanlık merkezi açar ve bu merkezlerde çalışır.
    16-Çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili olarak yetişkin öğrenci, kurum ve ailelere YAŞAMA UYUM konusunda katkıda bulunur.
    17-Üniversitelerin ilgili bölümlerinde ihtiyaca göre eğitim verir.
    18-Resmi ve özel kreş, yuva, anaokulu ve gündüzbakımevlerinde yönetici olarak çalışır.
    19-Özel ve resmi kreş, yuva, anaokulu ve gündüz bakımevlerinde danışman olarak çalışır.
    20-Özel ve resmi erken çocukluk eğitim kurumlarında çocuk gelişim ve eğitimcisi olarak çalışır.
    21-Erken çocukluk eğitim kurumlarında çocukların yaş guruplarına ve gelişimlerine uygun olarak program hazırlar, programın uygulanmasını denetler,değerlendirme raporları hazırlar.
    22-Erken çocukluk eğitim kurumlarında çocukların gelişimlerini takip eder. Bu kurumlardaki öğretmen, yardımcı öğretmen ve yardımcı personele hizmet içi eğitim verir.
    23-Erken çocukluk eğitim kurumlarına devam eden çocukların ailelerine rehberlik ve danışmanlık yapar, gereğinde ev programları hazırlar.
    24- Çocukların eğitimsel ve gelişim alanlarına uygun ortam hazırlanmasına rehberlik eder.
    25-Çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı sadece çocuğun ruh sağlığı ve eğitimi ile ilgilenmez, çocuğun gelişim alanları ile ilgili bilgi ve deneyime sahiptir.
    26-Çocukların ilgi, ihtiyaç ve gelişim düzeyleri yaşlara ve bireysel farklılıklara göre değişiklik gösterebildiği için ailelere rehberlik ve danışmanlık yapar.
    27-Çocuk, erken çocukluk eğitim kurumlarına gitse de okuldaki eğitimin sürekliliği ve geçerliliği ailenin devam ettirmesi ile olur. İşte, bu noktada çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı aileye rehberlik ve danışmanlık yapar.
    28-Çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı sadece sorunların çözümü ile değil; çocuk ve ailenin davranışlarında sorun oluşmaması için çalışır.
    29-Çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı , çocuğun yaşamında ve geleceğinde önemli olan kritik dönemlerin değerlendirilmesi açısından aileye rehberlik ve danışmanlık eder.
    30-Ailenin yaşadığı sorunlu dönemlerin, çocuğa zararsız ya da olabildiğince en az zararla geçirilmesinde destek verir.
    31-Çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı, sağlıklı aile kurulma aşamasında da eş adayları ile görüşmeler yaparak daha objektif olabilmeye rehberlik ve danışmanlık eder.
    32-Çocuk gelişimi ve eğitimi uzmanı eşlere ve aile bireylerine doğru ve sağlıklı iletişim yollarını kazandırarak aile ilişkilerinin sağlam ve yapıcı olmasında rehberlik ve danışmanlık verir.
    33-Çocukların ve ergenlerin hayata hazırlanmalarında ailelere yanlış davranışlarını doğrularla değiştirme anlamında rehberlik ve danışmanlık verir.
    34-Çocuk ve gençlerde temel ihtiyaçların ( uyku, temizlik, barınma, kişisel bakım, beslenme ) karşılanmasında ailelerin dikkat etmesi gerekenler ve yaşlara göre ailenin davranışlarını düzenlemesinde rehberlik ve danışmanlık verir.
    35-Çocuk ve gençlerde internet, bilgisayar bağımlılığı ve çözüm yolları konularında rehberlik eder ve danışmanlık verir.
    36-Davranış problemleri olan çocuğa yaklaşım yolları hakkında danışmanlık yapar.
    37-0-6 yaş çocuklarına DENVER II gelişim testi yapılarak; ince motor, kaba motor, sosyal, kişisel, dil gelişimi alanlarındaki beceriler kontrol edilerek aileye gerekli danışmanlık verilir.
    38-Özel eğitim gereksinimi olan çocuklar için ev destekli eğitim programlarını hazırlar.
    39-Parmak emme, tırnak yeme, saldırganlık, kıskançlık, dikkat eksikliği gibi duygusal sorunlar yaşayan çocukların ailelerine rehberlik eder ve danışmanlık verir.
    40-Cinsel istismarın önlenmesine yönelik rehberlik ve danışmanlık verir.
    41-Çocukların cinsel gelişim dönemlerinde dönem özelliklerine uygun, ailelerin dikkat etmesi gerekenler hususunda ailelere rehberlik eder ve danışmanlık verir.
    42-Dil ve konuşma sorunu olan bebek ve çocuklar için durum değerlendirmesi yapar ve danışmanlık ve rehberlik hizmeti verir.
    43-0-18 yaş çocuklarının öğrenme hızının geliştirilmesi için yapılabilecekler konusunda bireysel ve gurup olarak rehberlik eder, danışmanlık verir.
    44-Anne-baba ilişkilerinin çocuğun ruh sağlığı üzerindeki etkileri ve ailenin davranışları konusunda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    45-Aile birlikteliğinin önemi, anne-babaya düşen görevlerin değerlendirilmesi konusunda rehberlik ve danışmanlık eder.
    46-Boşanmış anne-babanın çocuklarının ruh sağlıklarının korunması ve eğitimlerinde aileye rehberlik ve danışmanlık yapar.
    47-Çocuklarda özbakım becerilerinin geliştirilebilmesi için ailelere rehberlik ve danışmanlık yapar.
    48-Çocuklarda ve gençlerde özgüven gelişimi için yapılabilecekler konusunda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    49-Kız ve erkek çocuklarda yaşam becerilerinin edinilmesinde ailelere rehberlik ve danışmanlık eder.
    50-Çocuklara ve gençlere arkadaş değil; arkadaş gibi anne-baba olmanın önemi ve yararları konusunda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    51-Anne-baba modellerinin çocuğun cinsel kimlik kazanmasındaki rolleri konusunda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    52-Anne-baba tutumlarının çocuğa etkileri ve ortak tutum geliştirmenin yararları; yapılabilecekler konusunda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    53-Ailede çocuğun doğum sırasının, sayısının, cinsiyetin ruh sağlığına etkileri konularında rehberlik ve danışmanlık yapar.
    54-Çocuğun kişilik gelişimini etkileyen toplumsal sınıf farklılıkları, iletişim araçları, kültürel farklılıklar konularında aileye rehberlik ve danışmanlık yapar.
    55-Ödül ve cezanın çocuğun yaşamında uygulanması, disiplin ve sorumluluk kazandırmada dikkat edilmesi gerekenler konularında rehberlik ve danışmanlık yapar.
    56-Beden dilinin ,ses tonlaması ve vurgunun, örnekleme yapmanın, temiz ve hoş kokunun , dış görünümün verdiği mesajların , temel ihtiyaçların karşılanmış olmasının motivasyondaki önemi hususlarında bireylere danışmanlık ve rehberlik hizmetleri verir.
    57-Çocuğa ve ergene ruhsal bağımsızlık kazandırma konusunda aileye rehberlik ve danışmanlık yapar.
    58-Çocukta ve gençte doğruluk, dürüstlük, vicdan gelişimi gibi konularda ailelere rehberlik ve danışmanlık yapar.
    59-Çocuğun ve gencin gününün planlanmasında ailelere rehberlik ve danışmanlık yapar.
    60-Verimli ders çalışma yöntemleri ve çocuğa-gence uygun olan yöntemin seçilmesi konusunda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    61-Yaşam kalitesini artırmak,uyum,strese dayanıklılık, zamanı verimli kullanarak kendini iyi ifade etme konularında bireylere rehberlik ve danışmanlık yapar.
    62-Drama, oyun, müzik, anadili, el becerileri çalışmalarında bireylere, ailelere, okullara, erken çocukluk eğitim kurumlarına rehberlik ve danışmanlık yapar.
    63-Hamilelikle ilgili ( belirtiler, beslenme, dinlenme, günün planlanması, tehlikeli durumlar, bakım ve kontrol, cinsel yaşantı, etkileyen hastalıklar, bakım, egzersizler) konularında rehberlik ve danışmanlık yapar.
    64-Lohusalıkla ilgili( beslenme, dinlenme, günün planlanması, tehlikeli durumlar, bakım, kontrol, egzersizler vb) konularında rehberlik ve danışmanlık yapar.
    65-Bebek bakım, beslenme, uyku, egzersiz gibi konularda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    66-Emzirmede başarı, emziklilik dönemi özellikleri, beslenmesi, özellikleri, dikkat edilecek noktalarla ilgili rehberlik ve danışmanlık yapar.
    67-Yenidoğan bebekte rastlanabilecek sorunlar hakkında rehberlik ve danışmanlık yapar.
    68-Çocukta ders başarısı için aile ilişkilerinde ve eğitimde dikkat edilmesi gereken konularda rehberlik ve danışmanlık yapar.
    69-Çocuğun yeteneklerinin keşfedilmesinde, yeteneklerinin geliştirilmesinde aileye rehberlik ve danışmanlık yapar.

    PEDAGOG ÖZNUR SİMAV

  • TATİLİ ÇOCUĞUMUZ İÇİN NASIL PLANLAYALIM ?..

    TATİLİ ÇOCUĞUMUZ İÇİN NASIL PLANLAYALIM ?..

    Dört gözle beklenen yaz tatili sonunda geldi. Bu yazım da çocuğumuz yaz tatilini nasıl geçirsin sorusuna cevap vereyim istedim.

    Yaz tatili konusunda plan yapın.

    Anne, baba ve çocuğun yaz tatili konusunda beklentileri birbirinden farklı olabilir bu nedenle başta bir plan yapmak tatil döneminde yaşanacak hayal kırıklıkları ve çatışmaların önüne geçebilir.

    Önce çocukların düşünceleri.

    Bu planlama da öncelik çocuğun tatilde yapmak istediklerini öğrenmek olmalıdır. Televizyon izlemek, bilgisayar oynamak ya da arkadaşları ile geçireceği süreler konusunda fikirlerini almak onu değerli hissettirecektir. Bu eğlenceli şeyler dışında kendini geliştirmek istediği sportif etkinlikler, müzik aletleri ya da sanat dalları konusunda düşünceleri alınabilir.

    Sonra ailenin beklentileri.

    Çocuğun yaz konusunda düşünceleri, hayalleri konuşulduktan sonra ailenin yaz konusunda beklentileri sunulmalıdır. Beraber izlenmek istenilen filmler, gezilmek ve görülmek istenilen yerler (müzeler-oyuncak müzesi, bilim merkezi)  konuşulabilir. Eğer öğretmenlerin yaz dönemi için de yapılmasını istediği testler ve ödevler var ise çocuğun bu konudaki planlaması ve fikirleri alınabilir. Tatil dönemi önce görevler sonra eğlence şeklinde yapılacak programlar çocuk için daha kolay uygulanabilir.

    Bekletilerini anlamak tüm sınırları kaldırmak değildir..

    Çocuğumuzun bekletilerini konuşmak saatlerce televizyon izlemesine, bilgisayar oynamasına izin vermek anlamına gelmez. Okul dönemine göre daha esnek ve artmış saatler verilebilir ama sınırlar olmalıdır.

    Eğlence ve eğitim dengesi iyi kurulmalıdır..

    Yaz tatili çocuk için keyifli ve eğlenceli bir zaman dilimi olmalıdır. Eğitim verirken de eğlenceli bir şekilde sunabilmek, deneyimleyerek, yaşayarak öğrenmesini teşvik etmek önemlidir. Bu konuda programında hem eğitimi ve hem de eğlenceyi bulunduran yaz okulları iyi bir alternatif olabilir.

    Beceri alanları keşfedilebilir.

    İlgi duydukları ya da becerikli olduğu hissedilen alanlarda kendilerini geliştirecek ev etkinleri ya da kurslar düşünülebilir. Burada kazandıkları güven ve beceriler kendilerini daha iyi tanımalarını sağlayabilir.

    Okuma zamanı düşünülebilir.

    Keyifli buldukları, okumak istedikleri kitaplar seçilerek ailecek okuma saatleri uygulanabilir. Hayal güçlerini geliştirecek faaliyetlere, ailecek oynanacak oyunlara zaman ayırılabilir.

    Aileden uzak bir tatil sayesinde sorumluluk kazanabilirler..

    Çocuklar ailelerinin uygun görecekleri yakın bir akraba veya arkadaşının yanına kısa süreli de olsa tatile gidebilirler. Burada alacakları sorumluluklarla (yatak toplamak, sofra kurulması-kaldırılmasına yardımcı olmak, verilen saatte eve gelmek vs.) kendisine ve ailesine ne kadar büyüdüğünü kanıtlayabilir.

    Herkese iyi mutlu ve güzel bir tatil diliyorum. Kalın sağlıcakla…