Etiket: Konuşma

  • Çocuklarda konuşma gecikmesi

    İnsanlar arasında iletişimin en önemli yolu konuşmaktır. Bebekler konuşma becerisini doğar doğmaz kazanamadıkları gibi belli bir beyin olgunlaşması, duyuların netleşmesi, deneyimin, farkındalığın artması, ihtiyaçların çeşitlenmesi ile birlikte kendini ifade edebilme gerekleri nedeniyle bir süreç içinde geliştirirler. Konuşma ve olgunlaşmanın istenen zaman sürecinde oluşabilmesi için beyin ve sinir sistemi, işitme, gırtlak ve ağız yapılarının yanında zekâ düzeylerinin de normal olması gerekir. Hayatlarının başında bebekler kendilerini ilk önce ağlama yoluyla ifade eder. Belli bir süre sonra annesi ağlama şeklinden bebeğin ne sebeple ağladığını anlar hale gelir.

    Bebeğin ağlaması, artık belirgin bir iletişim aracı halini almıştır. Sonrasında basit sesler üretmek, “A-E-I-O-U” gibi ünlü sesleri çıkararak konuşmanın ilk adımları atılmış olur. Ba-, da- gibi ünlü ünsüz sesleri üreterek babıldama (4-7 aylar arasında), birleştirerek de ba-ba, de-de gibi taklit sesleri 7-9 aylarında üretebilirler. İlk anlamlı sözcükler 12 ay civarında ortaya çıkar (8-18 ay arası). 18 ayda yaklaşık 20 kelime dağarcığına erişirler ve kelimeleri tekrar ederler. Bundan sonrasında;

    İki yaş civarında en az iki kelimeli, ekler ve bağlaçlar içermeyen tarzda cümle kurmaya başlar (baba gel, mama ver vb).

    2-3 yaş arası gramer hatalı da olsa “nerede”, “kim” ile başlayan sorular ve olumsuz cümleler kurmaya başlar.

    3-4 yaş arası öykü anlatıp soru sorabilirler.

    4-5 yaşlarında 6-8 sözcüklü düzgün cümlelerle konuşabilirler.

    Konuşma problemini tek başına değil daha çok iletişim sorunları içinde ele almak gerekir. İletişim sorunları içinde; anlatım bozukluğu (sözel anlatım bozukluğu, dil algılama bozukluğu), konuşma bozukluğu, fonasyon (ses çıkarma kabiliyeti bozuklukları), kekemelik problemleri yer alabilir.

    Bir çocuğun 18. ayda hiç kelimesi yoksa, 2 yaşında iki kelimeli bir cümle kuramıyorsa, üç yaşında normal bir cümle kuramıyor veya hiç konuşmuyorsa, anlaşılmaz konuşuyorsa mutlaka dil problemi ve konuşma gecikmesi açısından incelenmesi gerekir.

    Bu durumun sebepleri arasında;

    Beyin anomalilikleri,

    Nörolojik gelişim sorunları

    Genetik nedenler

    Çevresel faktörler

    Dil faktörleri

    İşitsel süreçler yer alabilir.

    İşitme sorunlarından, yapısal anormalliklerden (dudak-damak yarığı) ve nörolojik durumlardan kaynaklanan fonolojik bozukluklara artikulasyon bozukluğu ya da konuşma sesleri üretim bozukluğu diyoruz. Bu bozukluklar nadiren dil bağı ya da diş anormalliklerinden kaynaklanmaktadır.

    Yaşına uygun zamanda beklenen konuşma ve dil iletişim seviyesine ulaşamayan çocukların durumuna konuşma gecikmesi veya konuşma gelişim kusuru adını veriyoruz.

    Zekâ geriliği konuşma gecikmesi olan çocukların yarısında karşımıza çıkan bir nedendir. Ayrıca çocukların psikiatrik bozuklukları, yaygın gelişimsel bozukluklar, çocukluk çağı otizm bozuklukları da konuşma gecikmesi olarak bulgu verebilir. Ancak bu hastalardaki konuşma sorununda daha çok iletişime yönelik olmayan sesler çıkarma, konuşmama ve öncelikle iletişim kuramama (göz teması yokluğu, ardışık ve tekrarlayıcı hareketler, önemsiz objelere takıntı boyutunda ilgi gösterme, ortak dikkat yokluğu vb) şeklindedir.

    Nörolojik ve epileptik bozukluklara bağlı konuşma problemleri altta yatan sebebe de bağlı olarak nadir görülürler.

    Çocukların istismar edildiği ve psikolojik travmaya uğradığı savaş, terör, ebeveyn kaybı- eksikliği, şiddet görme gibi durumlarda vücudunda bir problem olmasa da konuşma gecikmesi ve bozukluğu görülmektedir.

    Bir evde birden fazla lisan konuşulan ailelerde konuşma gecikmesi sık rastlanan bir durumdur. Seçilen ana dilin öncelikle konuşulması, basit konuşulması ve sabırlı davranılması ile rahatlıkla sorun çözülebilir.

    Günümüzde artan teknolojinin beraberinde getirdiği sorunların başında da iletişim olanaklarının dijital ortama kaymasıyla alakalıdır.

    Çocukların beyni ilk iki yaşta en hızlı olmak üzere keşfetmeye ve öğrenmeye odaklı yoğun bir yapılanma içindedir. Kendinin farkında olma, vücut parçalarının keşfi, etrafını tanıma, yabancı olanı ayırt etme, kendini ifade etmeye başlama, kaslarını kontrol etme-yönetme, hareketlenmeye başlama ve dünyayı keşfetme aşamalı olarak gelişir. Bütün bunlar algılarının artması, elde ettiklerini analiz edebilmesi ve tepki gösterebilmesiyle mümkün olur. Özellikle bu dönemde doğal olmayan aşırı uyaranlar sağlıklı duyusal gelişimi etkiler.

    Her yeni doğan bebek insanlığın bugüne kadar olan birikimi ile karşılaşır. Televizyon, tablet, telefon vs. ekranları ve programlarının hızlı akışı bu dönemdeki bir çocuğun algı ve analiz edebilme kapasitesinin çok üzerindedir. Gördüğünü algılayabilmek ve anlama sırasında çok yoğun bir çaba sarf eder ve geri kalan dünyaya algılarını ve duyularını kapatır. Aşırı odaklanma yaşar. Çocuğun böyle programlar karşısında sabitlendiğini gören ebeveynler (sağlıksız bir tercih ile) çocuğu sakinleştirmek ve yemek yedirmek için bu programları (örn reklamlar) kullanırlar. Oysa çok fazla odaklanmaya çalışmak beyni yorar ve beyin sağlıklı gelişimini kısıtlar. Sonuçta devam eden bu durum çocukların ciddi iletişim ve dil problemlerine, sosyalleşme, öğrenme ve analiz yeteneklerinde sorunlara yol açabilir. Bu nedenlerle çocukların İlk iki yaştan önce mobil cihazlarla ilişki kurması tavsiye edilmez.

    TV karşısında fazla zaman geçiren çocuk uygun olmayan aşırı uyaran almakla birlikte ebeveynlerinden ve çevresinde ki sağlıklı sosyal ortamlardan alması gereken birebir iletişimin sağladığı sağlıklı uyaranlardan da mahrum kalır.

    Gelişmekte ve dünyayı tanımakta olan çocuk beyni soysal ve psikolojik anlamda da korunmalıdır. Ailesinde şiddet olan, sözlü veya fiziksel şiddete maruz kalan ve sevgiden yoksun büyüyen çocuklarda beyin gelişiminin geri kaldığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır.

    Öte yandan çocuk yetiştirmede mutlu ve bilinçli bir annenin çocuğa verebileceği katkılar çok fazla olur. Günümüzün değişen şartları nedeniyle iş-güç, sosyal medya ve trafik çok fazla vakit harcamaya ve çocuklara ayrılması gereken zamanın azalmasına yol açmaktadır. (TRAFİK SORUNUNU ÇÖZÜN, ÇOCUKLAR BABASINI ÖZLÜYOR) . Her şeye rağmen ülkemizde geleneksel alışkanlıklar nedeniyle annelerin çocuklarıyla olabildiğince vakit geçirdiğini genelde toplumsal bir sorun olmadığını görüyoruz.

    Asıl bu konuda babalara çok iş düşmektedir. Çocuk yetiştirmede bütün yükü anneye bırakmamalı babalar da sorumluluk almalıdır. Çocukların beyin gelişiminde annenin rolü çocuklar tarafından kanıksanmıştır. Fakat babaların çocuklarla zaman geçirmesi, oyun oynaması, rol model olması ve eğitimine katkıda bulunması çocukların beyin gelişimde önemli fark yaratır. Aile içi ve dışı iletişimin iyi olması çok önemlidir. Mutlu ebeveynler mutlu çocuklar yetiştirir.

    Konuşma gecikmesi olan çocuklar için her hangi bir sağlık sorunu tespit edilmemişse öncelikle TV, tablet, bilgisayar, telefon gibi elektronik cihazlardan uzak durulması, ebeveynlerinin çocukla birlikte onun oyununa katılarak oyun oynaması, fırsat buldukça bir birey olarak çocukla sohbet edilmesi, öğretilmek istenen kelimelerin ve davranışların oyunla, yumuşak bir şekilde sık tekrarlayarak, sabırla ve bir süreç dâhilinde üstünde durulması gerektiği tarafımızdan önerilmektedir. Çocukların kreş gibi başka çocuklarla iletişim kurabileceği, paylaşımlarda bulunabileceği ortamları da dil ve sosyal gelişim açısından faydalı bulmaktayız. Bundan sonraki aşamada çocukların bazıları için profesyonel yardım, psikiyatrik inceleme, dil terapisi ve özel eğitim gerekebilmektedir.

  • Babam Garip Davranıyor

    Babam Garip Davranıyor

    * “Babam 69 yaşında, emekli memur. Tam bir entelektüel, pek çok sosyal aktiviteye katılıyor, günlük spor yapıyor, iletişime açık, pek çok arkadaşı var. Son 2-3 yıldır garip davranışlar sergiliyor, yol kenarına ve çöplere bırakılan inşaat malzemeleri, eski eşyaları “boşa gitmesinler, yazık” diyerek toparlayıp eve getiriyor. Ev eskici pazarına döndü, neredeyse çöp ev oldu. Bu davranışlarına annem tahammül edemiyor, çocukları olarak bizler bir anlam veremiyoruz”.

    * “ Babam emekli esnaf, vaktini genelde evde geçiriyordu. Son 1 yıldır uygunsuz cinsel konuşmalar ve şakalar yapıyordu. Geçenlerde 20 yaşındaki kız kardeşim yanında iken televizyondan erotik film açtı ve mastürbasyon yaptı. Sanki kızı yanında yokmuş, yaptığı normalmiş gibi davrandı, şok olduk, yaptığından ailecek tiksindik”.

    * “Annem yıllardır titiz bir kadındı, yalan söyleyenden nefret ederdi. Şimdi temizliğine hiç dikkat etmiyor, gözümüze baka baka yalan söylüyor. Resmen yepyeni, farklı bir kadın oldu, kişiliği değişti”.

    * “Babam mağazamıza geldiğinde hep tetikteyim. Ne zaman kızacağı belli değil, geçen müşteriye arkadan yaklaşıp yumruk attı ve ortada hiçbir sorun yokken bu davranışı yaptı. Mülayim bir insan iken babama ne oldu?”.

    * “Annem, 80 yaşındaki babamın kendisini aldattığını ve kendisi uyurken 6. Katta oturan yaşlı komşu teyzeyi gece balkondan eve aldığını iddia ediyor, kesinlikle bunun olamayacağına inandıramıyoruz, ne yapacağımızı şaşırdık”.

    Benzer hikâyeleri dinlediğinizde aklınıza gelmesi gereken: “hasta yakınları beni bunama (demans) konusunda bilgilendiriyor, bunamayı ne kadar güzel tarif ediyorlar” olmalıdır.

    Bunamada belirtiler ve bulgular:

    * Hasta genel görünümüne karşı aldırmaz, ilgisiz ve savruk olabilir. Uygunsuz kıyafetler giyme (yaz günü kazak giyme vb.), hijyen yetersizliğine bağlı pis kokma (banyo yapmama vb.), düğmelerin düzgün düğmelenmemesi gibi belirtileri gözlemleyebilirsiniz.

    * Durgun ve ilgisiz olabileceği gibi taşkınlık yapan neşeli bir halde de olabilir. Bunaltı (anksiyete) ve çökkünlük (depresyon) eşlik edebilir.

    * Duraklayarak konuşabilir, konuşmada bozulma olabilir. Aynı konuları veya sözcükleri tekrarlayabilir. Bazen hiç iletişim kurulamayabilir, size boş gözlerle bakabilir.

    * Yalnız kalma, terkedilme, düşme, ölme korkularına alınganlık ve şüphecilik eşlik edebilir. “Eşyalarının çalındığını, yabancıların eve girdiğini, yardımcı kadının kendisini dövdüğünü, zehirlendiğini, öldürüleceğini” söyleyerek huzursuz ve saldırgan olabilir.

    * Genelde bilinç açıktır. İleri dönemde olan hastalarda bilinç sislenmesi, bulanması (deliryum) ortaya çıkabilir.

    * Kişileri, yerleri ve zamanı bilemeyebilir. Yeni bilgiler öğrenilemediği için yer değişimleri hastayı olumsuz etkiler. Bizim kültürümüzde hastalar evlatları arasında dönüşümlü olarak bakılır. Bu hastaya zarar verir. Her ev ve bakım veren kişiler değiştirildiğinde hasta yeni doğmuş gibi olur, adapte olamaz. Makbul olan yaklaşım; beyninde bilgileri korunan, yılardır yaşadığı kendi evinde bakımın verilmesidir. Bu yaklaşım hastanın huzursuzluğunu azaltabilir.

    * Dikkat dağınıktır, yanlış anlama ve algılamalar olabilir. İleri dönem hastalarda hayal ile gerçek karışabilir (psikotik belirtiler: hezeyanlar ve halüsinasyonlar görülebilir).

    * Ağır bellek (hafıza) yitimi olur (unutma). Kaydetme, depolama, yeniden belleğe çağırma fonksiyonları bozulur. Yeni bilgiler öğrenilemez, çok basit hesaplar yapılamaz. En son öğrenilen bilgiler ilk unutulurken geçmiş bilgiler daha sonra unutulur. “Dün konuştuğumuzu hatırlamıyor ama 50 yıl önce olmuş olayı hatırlıyor, aslında unutkanlığı yok” gibi hatalı değerlendirmeler hasta yakınları tarafından yapılabilir. Yeni kayıtlar olamadığı için konuşmasında hep geçmişteki hikâyeleri anlatır, konuşmasındaki boşlukları bu hikâyeler ile doldurur (konfabulasyon-hikâye uydurma). Hatırlamadığı için aynı soruları tekrarlayabilir, yemeğini biraz önce yediği halde “ne zaman yemek yiyeceğiz?” diye sorabilir.

    * Soyut düşünme zayıflar, somut değerlendirmeler yapar. Atasözü, şaka, espri ve fıkrayı yorumlayamaz.

    * Düşünce, davranış ve dürtülerini muhasebe edemez, denetleyemez. Uygunsuz konuşma ve davranışlar sergileyebilir.

    * Düşünce içeriği fakirleşir. Hastalık öncesi yaşantısına ve kişilik özelliklerine bağlı olarak kıskançlık, cimrilik, endişe ve saplantılar aşikâr ve yoğun olabilir.

    * Çok veya az uyuma, iştah azalması veya artması, kabızlık görülebilir.

    * Kişilik değişimi (titiz iken pasaklı olma) veya kişilik özelliklerinin abartılı olması ) cimri iken daha cimri olma, aksi iken daha hoşgörüsüz olma) görülebilir.

  • Kekemelik

    Kekemelik

    Çocuklardaki ani duygusal değişikliklerin konuşmalarında kekemelik oluşturduğu uzun zamandır bilinmektedir.Kekemelik dil ve konuşma gelişimi evresindeki her yüz çocuktan 4’ünü etkileyen, yaygın bir sorundur. Var olan tablo şudur ki, çocuk bir ve iki yaşları arasında normal konuşur. Konuşmasındaki kısa uzatmalar ilk işaretlerdir. Kekemelik genellikle yavaş ilerler. Çocuklarda konuşmadaki akıcılığın normal olan yani gelişim içerisinde görüleni ile kekemelik başlangıcının ayırt edilmesi önemlidir. Bunu konuşmada ki bozulmanın tipi, sıklığı ve doğası açısından değerlendirerek yaparız. Kekemeliğin en fazla geliştiği dönem olan 3-4 yaşlarında, çocuklar nörolojik, motor, bilişsel ve duygusal olarak atak içersine girerler. Pek çok çocuğun bu dönemde konuşmaları bozulabilir. Çünkü, çocuklar yeni kelimeler öğreniyorlar, bunları birleştiriyorlar, anlamaları ve konuşmaları gelişiyordur. Bu yüzden konuşmalarının bozulması söz konusudur. Bu durumda yani konuşma bozulduğunda, dil öğrenim baskısını azaltmak ve özellikle bir şeyler öğretmemek gerekir. Çocuğun öğrenmesi durmayacaktır ama daha rahat bir aşamada seyredecektir. Konuşma düzeldikten sonra tekrar bu öğretim aktivitelerine geçilebilinir.

    Ergenlik Sorunları

    Ergenlik çağındaki gençlerin yaşadığı duygulanım dalgalanmaları ile oluşan kontrolsüz öfke ve dışavurumlarda ailelerinin yaklaşımları çok önemlidir.Bu gençlere nasıl yaklaşılacağı konusunda uzman desteği almak;körü körüne kulak tan dolma bilgilerle doğru bildiğimiz yanlışlara düşmemek gerekir.Anlayarak yaklaşmak;ve ona göre davranmak temek stratejidir.

  • Otizm, Dil ve Konuşma Terapisi

    Otizm, Dil ve Konuşma Terapisi

    Otizm, Dil ve Konuşma Terapisi

    Otizm Nedir?
    Otizm, dil ve konuşma terapisi, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan karmaşık bir nöro-gelişimsel bozukluktur.Çok sık olarak konuşma geriliği şikayeti ile dil ve konuşma terapisi ne başvururlar. Günümüzde, otizme neyin neden olduğu bilinmemekle birlikte kimi araştırmacılara göre beynin yapısını ya da işleyişini etkileyen bazı sinir sistemi sorunlarından kaynaklandığı sanılmakta, kimi araştırmacılara göre ise genetik olduğundan kuşkulanılmakta ve bu konularda çok sayıda araştırma yapılmaktadır. Çevresel faktörlerin (ailesel özellikler, çevre kirliliği ve kimyasal maddeler gibi) otizmi tetiklediği düşünülmekle birlikte, henüz bu konuda bilimsel dayanak mevcut değildir. Otizm günümüzde en sık rastlanan ve giderek artan gelişimsel yetersizliklerden biridir. Dünyada otizmin görülme sıklığının 110’da 1 olduğu ve erkeklerdeki yaygınlığının kızlardan 3-4 kat fazla olduğu bildirilmektedir.

    Otizm ve dil terapisi

    Otizm Bozukluğunda Şüphelenilmesi Gereken Davranışlar:

    Otizm, dil ve konuşma terapisi geriliği nedeniyle için başvuru yapmalarının en temel sebebi, otizmli çocuklarda en göze çarpan semptom, konuşmanın olmayışı ya da son derece sınırlı olmasıdır. Bu durumun bir iletişim bozukluğu olarak tanımlanması, eşlik eden belirtiler hakkında daha fazla bilgiyi gerektirir.

    Otizm, dil ve konuşma terapisi ihtiyacı en fazla olan gruptur. Otizm sosyal etkileşimde kısıtlılık, iletişim becerilerinde yetersizlik ve tekrarlayıcı hareketlerle kendisini gösteren bir bozukluktur. Konuşma gecikmesi olan çocuklarda aşağıda sıralanan belirtiler varsa otizmden şüphelenmeli ve hemen bir uzmanına başvurmalısınız;

    • Göz teması yoksa veya kısıtlıysa
    • Çocuğunuz gülümsemeye yanıt vermiyorsa
    • Onunla konuştuğunuzda yüzünüze bakmıyorsa veya bunu nadiren yapıyorsa
    • Adını çağırdığınızda adına bakmıyorsa
    • Çocuğunuz işaret ettiğiniz yere bakmıyorsa
    • İlgilendiği şeyi işaret ederek veya size göstererek paylaşmıyorsa
    • Sizinle veya diğer çocuklarla oynamak yerine kendi başına zaman geçirmeyi tercih ediyorsa
    • Sizin davranışlarınızı taklit etmiyorsa
    • İşaret ettiğiniz nesnelere bakmıyorsa
    • Sallanma, kendi etrafında dönme şeklinde hareketleri varsa

    Otizmli Çocuklarda Dil Konuşma Terapisi

    Konuşma gecikmesiile ilgili “4 yaşa kadar beklenmesi gerektiği” düşüncesi ek engeli olamayan çocuklar için geçerli olan bir kuraldır. Eğer bir çocukta işitsel, zihinsel, fiziksel ya da davranışsal bir sorun varsa dil ve konuşma terapisine olabildiğince erken başlanması gerekmektedir. otizm tanısı almış çocukların bir an önce dil ve konuşma terapisi ne başlamaları gerekmektedir.

    Otizm de karşılaşılan sorunlardan en önemlisi otizmli bireyin sosyal iletişimidir. Maalesef otizmli çocuklarda dil ve konuşma terapisi alanında gözlenen dil geriliği bazen aileler bazen de uzmanlar tarafından ihmal edilmektedir. Dil ve konuşma terapisi ne geç başlanması çocuğun muhtemel dil kazancının düşmesine yol açmaktadır.Dil ve konuşma terapistleri, otizmli bireylerle çalışırken alanda geliştirilmiş bilimsel dayanaklı uygulamaları kullanmaktadırlar.

  • Dil ve Konuşma Bozukluğu

    Dil ve Konuşma Bozukluğu

    Dil ve Konuşma Bozukluğu

    Dil ve konuşma bozukluğu bir çok çocuğun gelişim döneminde gözlenen bir olgudur. Bebeklikte başlayan konuşma gelişimi bazı çocuklarda akranlarına göre yeteri kadar gelişme göstermeme, dil ve konuşma alanında sapmaları ifade etmek için kullanılır.

    Dil ve Konuşma Bozukluğu

    Dil ve konuşma bozukluğu nedir?

    a-Gelişimsel dil geriliği: bu bozukluk türünde dil henüz kazanım aşamasın da iken yetersizlik gözlenir. Çocuğun yeterli kelime hazinesi yoktur. Her çocuğun yaşına uygun kelime hazinesi olması gerekir. Bazı çocuklarda kelime sayısı akranlarına göre çok azdır. 3 yaşına gelmiş hala 10-20 kelime sayısına sahip çocuklar vardır. Dil ve konuşma bozukluğu sorunun önemli bir kısmını oluştururlar. İşitme kaybı, mental sorunlar, öğrenme sorunları, uyaran yoksunluğu, sürekli tv ve bilgsayarla vakit geçirme, arkadaş sayısının az olması dil geriliğinin oluşmasında önemli bir etkendir.

    b- Artükülasyon bozukluğu: halk arasında pelteklik olarak da bilinir. Gelişimsel dil de olduğu gibi, her harfinde söylenme yaşı vardır. /B/ için söylenme yaşı 2 iken,/ s/harfi için 4 yaş olarak beklenir.Harfleri doğru söyleyememedir. Her harfin kelimin başında, orasında ve sonunda doğru olarak söylenmesi gerekir. Çocuklar hedef harf (fonem) için olgunluk çağına eriştikleri halde doğru söyleyemiyorlarsa artikülasyon bozukluğu var demektir. Terapilere 4 yaşından itibaren başlanır.

    c- Kekemelik: yetişkin populasyon da en sık görülen dil ve konuşma bozukluğu dur. Konuşurken takılma, duraklama ve uzatmalar olarak bilinir. Bir diğer adı akıcı konuşma bozukluğudur. Konuşmanın çok hızlı olması da bir konuşma bozukluğudur.

    d-Afazi: nüfusun yaşlanması ile birlikte görülme sıklığı da artmaktadır. Beyin felci ya da inme sonucunda konuşma, anlama,okuma, yazma yetilerinden her hangi birinin ya da bir kaçının bozulması olarak bilinir. Hastalarının çoğunun yaşlı olması, ek birçok sağlık sorunları yaşamaları terapiyi güçleştirmekle birlikte başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Terapi süresi genellikle 2 yılı aşmaktadır.

    e- Ses bozuklukları: Sesin perdesinde, şiddetinde, kalitesinde bozulmalardır. Bozulma bu üç parametrede aynı anda görülebilir. Ya da bu üç parametreden herhangi birinde gözlenebilir. Bu bozukluğa genellikle kişinin sesini yanlış kullanması, sigara gibi etmenler yol açar. Ancak küçük bir grupta doğuştan getirilen hastalıklar da yol açabilir.

  • Otizm Ve Dil Konuşma Terapileri

    Otizm Ve Dil Konuşma Terapileri

    Otizm ve Dil Konuşma Terapileri

    Otizmdoğuştan gelebilen ya da yaşamın ilk 3 yaşına kadar edinilen bir nörolojik- gelişimsel bir bozukluktur. Otizmi neyin neden olduğu, hangi etmenlerin bu sorunu ortaya çıkardığı konusundan bilim dünyası henüz karar verememiştir. Kesin sebebi bilinmemekle birlikte çok güçlü genetik bir yatkınlığın olduğu bilinmektedir. Bazı araştırmaların sonuçlarına göre ise beyinin bazı yapılarını ya da fonksiyonlarını etkileyen sinirsel yapıların, otizmin ortaya çıkmasında etkili olabileceği düşünülmektedir.

    Bir anne baba için en önemli soru şudur sanırım. Çocuğumun otizmli olduğunu nasıl anlayabilirim?

    Otizm çok geniş bir belirti ve şiddet derecesinde ortaya çıkmaktadır.

    Bunların en önemlileri ise,

    • Otizmesahip çocukların göz teması kuramıyorsa ya da son derece sınırlı bir anda göz teması kuruyor, hemen gözlerini kaçırıyorsa,
    • Sizin yaptığınız komik şeylere, ya da mimik hareketlerine gülümseme ile tepki vermiyorsa,
    • Seslendiğinizde dönüp bakmıyorsa,
    • Kendi çevresinde sık dönüyorsa,
    • Kendi başına kalmayı tercih ediyor, diğer akranlarına ilgi göstermiyor, onlarla oynamıyorsa,
    • Onunla iletişim kurduğunuzda size ilgi göstermiyor, karşısında biri varmış gibi davranmıyorsa

    Otizm

    Çocuğunuzda otizm olabilir. Bunun için vakit geçirmeden bir çocuk psikiyatristine başvurmanız gerekir. Erken teşhis, tedavi ve rehabilitasyon otizmli çocuğun geleceğini çok önemli oranda etkileyebilir.

    Otizm ve dil konuşma terapileri

    Otizmli çocuklar, bir çok alanda sorunlar yaşamaktadırlar. Bunların başında sosyal ilişkiler, akademik hayatlarında sorunlar yaşamaktadırlar. Ancak en büyük sorunu ve dil ve konuşma alanında yaşamaktadırlar. Bu sorunlar neredeyse dilin tüm unsurlarını içerebilmektedir. Hiç konuşmanın gelişmemesi, yeterli kelime sayısına sahip olamama, kelime tekrarı(ekolali), harf bozukluğu(artikülasyon) bozukluğu gibi dil ve konuşma sorunları yaşayabilir. Hatta sık çığlık atan, bağıran otistik çocuklarda ses kısıklığı gibi problemler ortaya çıkabilir

    Dil ve konuşma terapi süreci:

    Otizmli çocuklarla dil ve konuşma terapisi uzun ve zorlu bir süreçtir. Bu nedenle dil ve konuşma terapistinin otizmli çocuklarla çalışma konusundan mutlaka deneyimli olmalıdır. Aile, çocuk psikiyatrı, özel eğitim uzmanı ile güçlü bir iletişim kurularak dil gelişiminde başarı yakalanabilir.

    Dil ve konuşma gelişimi için hangi teknikleri kullanıyor:

    Öncelikle otizmli çocuğun dikkatini arttırıcı, ses ve konuşma becerisini arttırıcı teknikler kullanıyoruz. Ses üretimini arttırıcı teknikler ile larengeal masaj teknikleri kullanılıyor. Çıkarılmayan her bir harfin çıkarılması için kullanılan PROMP Tekniği, Doğal konuşmanın desteklenmesi, resimli kartlar, basit oyuncaklar ile kelime kazanımını artıran teknikleri kullanıyoruz.

  • Konuşma Bozuklukları ve Konuşma Gecikmesi

    Konuşma Bozuklukları ve Konuşma Gecikmesi

    Konuşma, sözel dilin seslerle ifade biçimidir. İnsanlar arası iletişimde konuşma son derece önemlidir.

    Çocuklarda yaş ile doğru orantılı bir konuşma düzeyinin var olması, konuşmayı iletişim amaçlı kullanabiliyor olması, söylediklerinin ebeveyn dışındaki kişilerce de anlaşılıyor olması, yaşına uygun kelime dağarcığı ve tümce yapısı ile konuşuyor olması, takılmadan akıcı bir şekilde konuşması gelişimsel anlamda yaşından beklenen olgunluk düzeyinde olup olmadığını gösteren temel özelliklerdir.

    Pek çok etmenden dolayı konuşmada gecikme veya bozulma görülebilir. Bunlardan başlıcaları nörolojik, genetik veya motor problemler, işitme engeli, zihinsel gerilik, otizm benzeri iletişim problemine sahip olmak, duygusal stres içerisinde olmak, sosyo-ekonomik düzeyde kısıtlılık, ebeveynin çocuğa konuşmayı destekleyici uyaranları vermemesi veya yetersiz bakım, ebeveynden yoksunluk, ailenin eğitim düzeyinin düşük olması, evde çift anadil konuşulması, ailede konuşma gecikmesine sahip bireyler olması olarak sıralanabilir.
    Artikülasyon bozukluğu dediğimiz, konuşma seslerinin telaffuzundaki bozukluk (k sesi yerine t sesi kullanmak: köpek yerine töpet), veya fonolojik bozukluk dediğimiz (kelime içindeki seslerin yer değiştirmesi veya yutulması), çocuğun kendini ifade etmesini güçleştirebilir, sosyal çevresinde yadırganmasına, tepki almasına sebep olabilir. Okul öncesi dönemde yaşla beraber seslerin pek çoğu doğru telaffuz edilmeye başlar, ancak 5-6 yaşından sonra sesleri hala hatalı çıkarıyor olmak okuma yazma öğrenmeye başlayan çocuğunuzda hatalı öğrenmelere sebep olabilir ve okul başarısını etkileyebilir.

    Konuşmanın yaşla doğru orantılı olarak gelişmemesi, ileride ciddi iletişim problemlerine sebep olabilir. Konuşmanın olmaması veya geç gelişmesi yukarıda sıraladığımız pek çok problemden birinin belirtisi olabilir. Erken yaşta problemlerin belirlenmesi ve çözüm yoluna gidilmesi çocuğunuzun akranları ve sosyal çevresi ile uyum içesinde büyümesine, başarılı, sağlıklı ve mutlu bir birey olarak yetişmesine yardımcı olacaktır.
    Çocuğunuzda yukarıda sıralanan problemden biri olduğundan şüpheleniyorsanız ya da konuşma gelişiminin yaşına uygun olup olmadığını öğrenmek istiyorsanız kurumumuza başvurabilir, dil ve iletişim becerilerini güçlendirecek programlardan yararlanabilirsiniz.

    .

  • Çocuklarda konuşma becerisi ve ilişkili sorunlar

    Çocuklarda konuşma becerisi ve ilişkili sorunlar

    Konuşma beyinde başlar ve ses aracılığı ile ifade edilir. Ses, iletişimin duyulabilir hale gelmesinde önemli bir araçtır. Bebekler konuşmaz ancak çeşitli sesler çıkarır. Bunu iletişim amacıyla kullanır. Bebeğin çevreyle ilk zamanlardaki iletişim şekli ağlamadır. İsteklerini, ihtiyaçlarını ağlayarak belirtir.

    İnsanların konuşabilmesi birçok organın işbirliğini gerektirir. Ses telleri başta olmak üzere larenks (gırtlak), farenks (yutak), solunum yolları ve akciğer, dil ,damak ve dudak gibi organlarımızın konuşabilmemiz için anatomik (yapısal) ve fonksiyonel (işlevsel) olarak sağlıklı olması gerekir.

    Konuşma için gerekli olan çeşitli organların hareketleriyle ilgili komutlar beyinde yüksek işlevi olan merkezlerde hazırlanır ve buradan çıkan uyarılar sinirler aracılığı ile bu organlara iletilerek hareket sağlanır. Beyindeki konuşma işlevi ile ilgili merkezlerin, kasların ve sinirlerin hastalığına ya da bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan konuşma bozuklukları nedeni NÖROLOJİK MUAYENE ve GEREKLİ LABORATUVAR TESTLERİ ile saptanmaya çalışılır.

    Konuşmanın çocuklarda kronolojik gelişimi nasıldır?

    Çocukların gelişimsel özellikleri içinde en karmaşık olan ve normallik yaş aralığı en geniş olan dil ve konuşma becerisidir.Gecikmeden söz edebilmek için çocuğun bulunduğu yaş aralığının üst sınırında olmasına rağmen bu beceriyi halen gösteremediğini belirlemek gerekir

    Dil ve Konuşma becerisinin sağlıklı gelişebilmesi bazı şartlara bağlıdır.

    Bu şartlarda yaşanan sorunlar ve belirtiler aile ve doktor tarafından saptanmalıdır.

    1- İşitme normal olmalıdır. Çevresiyle yeterli iletişim kurmayan ve ses ya da kişilere tepki vermeyen bir bebekte öncelikle işitme doğru değerlendirilmelidir.

    2- Konuşmayı sağlayan organların gerek yapısal gerekse işlevsel normalliği gereklidir. Bebeklerde emme, yutma yeterliliği ve salya kontrolü bu anlamda başlangıçta sorun olmadığını gösteren belirtilerdir. Çiğneme becerisindeki yeterlilikte diğer bir önemli göstergedir.

    3- Konuşmanın doğru ve anlaşılabilir gelişmesi için oral-motor yeterliliğinin tam olması gerekir. Örneğin çocuğun yaşına uygun beklentiler sınırında bardaktan suyunu içebilmesi, çiğneme sırasında dil hareketlerinin yeterli haraketliliğini görabilmek önemli ip uçlarıdır.

    4- Zeka veya zihinsel işlev sorunu olan çocukların dil ve konuşma gelişimi gecikir.

    5- Motor gelişim geriliği veya gecikmesi olan çocuklarda , prematüre doğan ve uzun süreli yoğun bakım tedavisi gerektiren bebeklerde, bebeklik erken dönemlerinde beyin iltihabı veya önemli enfeksiyon hastalığı yaşamış çocuklarda, kafa içine kanama olmuş bebeklerde, işitme sinirini olumsuz etkileyecek ilaçları uzun süre kullanan çocuklarda konuşma ve dil sorunu yaşanabileceği unutulmamalıdır

    Dil gelişiminin yaş sınırları nedir?

    0-3 ay arasındaki bebeğin ifade edici dili ağlama, gülümseme, gıgıldamadır

    3-6 ay arasında ; p, b ve m seslerini içeren babaıldamalar başlar

    6 ay-1yaş arasında; İlgi çekmek için çıkarılan sesler, bir ya da 2 sözcük (baba, mama …gibi)

    1-2 yaş:Kullandığı sözcüklerde artış vardır

    2-3 yaş: İsteklerini 2-3 sözcüklü cümleler kurulmaya başlar ,nesneleri isimlendirir

    Sorun olabileceğini düşündüren gecikmeler?

    Normal koşullarda bir çocuk 1 yaş civarı ilk sözcüklerini söyler

    2 yaşına geldiği halde birkaç anlamlı sözcüğü yoksa, 3 yaşına geldiği halde cümle kuramıyorsa mutlaka değerlendirilmelidir

    Konuşmada gecikmesi olan çocuklarda ciddi bir sorun olasılığını düşündüren bulgular nelerdir?

    1-Çocuğun işaret ve diğer iletişim biçimleri normal değilse

    2-Çocukta ek bir fiziksel, gelişimsel sorun varsa

    3-Anlaşılmaz sesler çıkarıyorsa

    4-Çevresine karşı isteksiz ve ilgisiz ise

    5-Yeni ortam ve durumlara uyum sağlamakta güçlük varsa

    6-Yalnız kalmayı tercih ediyorsa

    7-İsteklerini öfkeli davranışlarla anlatmaya çalışıyorsa.

  • KONUŞMA BOZUKLUKLARI

    KONUŞMA BOZUKLUKLARI

    “ANNE KONUŞMA GELİŞİMİM İÇİN SENİN YARDIMINA İHTİYACIM VAR!!!”

    “Zaten erkek çocukları geç konuşurmuş. Babası da geç konuşmuş. Hala konuşmadı acaba bir sorun mu var? Bizim dışımızda hiç kimse konuşmasını anlamıyor.”

    Bu sözler bir yerlerden tanıdık geldi mi size bilmem ama bana en sık sorulan sorulardandır konuşma gecikmesi ve konuşma bozukluğu. Çocuğunuzun konuşma gelişimininde yaşadığı zorlukların çok çeşitli sebepleri (Gecikmiş konuşma, dil ve konuşma bozukluğu, konuşma bozukluğu) olabilir. Hem tüm bu sebepleri destekleyecek hem de çocuğun ifade edici diline katkıda bulunacak önemli öneriler;

    Talep Etmek :  Çocuktan bir şey söylemesi veya bir şey yapmasını istemek. Çocuk bir şey istediğinde hemen vermeyip, konuşmasına ya da çaba sarfetmesine ortam oluşturmak.

    Seçenekler Sunmak : Çocuğa birden fazla seçenek sunarak arasında seçim yapmasını istemek. 

    İhtiyaç Oluşturmak : Çocuğun sevdiği oyuncakları/eşyaları yüksek, ulaşılması zor bi yerlere koymak ve iletişim ihtiyacı oluşturup, onu konuşmaya mecbur bırakmak.

    Talepkar Olmasını Sağlamak: Çok sevdiği aktivite, oyun, yemek gibi mutlaka fazlasını isteyeceği şeyleri az miktarda verip, daha fazlasını istemesini sağlamak.

    Bilinçli Olarak Şaşırtmak : Çocuğa istediği nesne yerine başka bir nesneyi bilerek verip, onun istediğini söylemesini sağlamak.

    Model Olmak: Çocukla ve onun yanında başkalarıyla konuşurken açık, anlaşılır ve yavaş konuşmak.

    Aktarıcı Rolü Üstlenmek: Yemek yaparken, oyun oynarken, ev temizlerken, bir yere giderken yani çocuğunuzun olduğu her yerde ne yapıyorsanız yapmış olduğunuz aktivitenin anlatıcısı olmak.

    Kelimeleri Doğrulamak: Çocuğun yanlış söylediği ya da söylemediği kelimelerin sizden doğrusunu duymasını sağlamak.

    Taklit Etmesini Sağlamak: Sizin söylediklerinizi tekrarlamasını istemek ve bunu oyuncakları, kuklaları bir araç olarak kullanarak da yapmak.

    Uyaran Çeşitliliği Yaratmak: Çocukla sürekli konuşmak, onu farklı sosyal ortamlara sokmak, konuşmasını sağlayacak oyunlar oynamak.

    DİKKAT! Çocukları konuşmaları için baskıyla zorlamak, inatlaşmak ve aşırı korumacı olmak bu önerilerin düşmanıdır.

  • Çocuklarda konuşma bozuklukları

    Çocuklarda konuşma bozuklukları

    Gecikmiş konuşma, artikülasyon bozukluğu (harf söyleyememe), kekemelik, hızlı bozuk konuşma,otizme bağlı oluşan konuşma bozukluğu ve ses bozukluğu çocuklarda yaygın olarak görülen konuşma bozuklukları arasındadır. Bu yazıda bu tür konuşma bozukluklarıyla karşılaşıldığında ne tür terapi yöntemlerinin uygulandığından bahsedilecektir.

    Kekemelik, özellikle 2-5 yaş aralığındaki çocuklarda sıklıkla karşılaşılan bir akıcılık bozukluğudur. Çocuk kekelemeye başladıktan sonra terapist genellikle kekemelik kendiliğinden geçebileceği için;6 ay süresince aktif olarak çocukla terapiye başlamaz. Bunun yerine aileye çocuğun takılmalarını azaltmak için ne şekilde davranmaları ve nasıl iletişim kurmaları gerektiğini öğreterek belirli aralıklarla çocuğu gözlemler. Çocuktaki takılmaların
     6 ay süresinde kendiliğinden geçmediği durumda ise terapist çocukla birebir çalışmaya başlar.

    Kekemeliğin terapisinde uygulanacak teknik çocuğun yaşıyla yakından ilişkilidir. En yaygın olarak kullanılan yöntemler akıcılığın şekillendirilmesi ve lidcomb yöntemleridir. Lidcomb yöntemi yaşı daha küçük olan çocuklarda tercih edilir ve sürece aile de dahil edilerek terapistin uyguladıklarını evde uygulaması sağlanır. Akıcılığın şekillendirilmesi tekniğinde ise çocuğun konuşmasındaki nefes koordinasyonu, yumuşak başlangıç ve sözcükler arası geçişler tekrardan düzenlenerek, çocuğa takılmaların en aza indirildiği bir konuşma öğretilir.

    Artikülasyon bozukluğu çocuğun belirli sesleri (harfleri) doğru şekilde üretememesi olarak tanımlanır. Terapide ilk basamak çocuğa çıkaramadığı seslerin doğru şekilde sesletiminin öğretilmesidir. Bu süreçte konuşma terapisti abeslang, eldiven, ayna gibi materyallarden yararlanır. Çocuk doğru sesi çıkarmayı başardıktan sonra bu sesi sözcük, sözcük öbeği ve cümle içinde kullanma öğretilir ve ardından sohbet, Kitap okuma, resim anlatımı gibi çeşitli tekniklerden yararlanarak çocuğun sesletimini öğrendiği sesi günlük hayatta, konuşmasına aktararak genellemesi sağlanır.

    Gecikmiş dil, çocuğun anlama ve kendini ifade etme becerilerinin yaşıtlarının gerisinde olması anlamına gelmektedir. Gecikmiş dil ve konuşma terapisinde çocukla çalışmanın yanı sıra anne ve babayla çalışma büyük önem taşır. Öncelikli olarak ebeveynlere çocuğun dil ve konuşma gelişimini destekleyecek şekilde etkili iletişim kurma yöntemleri öğretilir. Ardından ebeveynlerin kurulan bu doğru iletişimi Oyun oynama ve kitap okuma gibi etkinliklerle desteklemesi sağlanır. Bu süreçte terapistin her seansta anne ve babanın çocukla oyun oynama ve kitap okuma esnasında çektikleri video kayıtlarını izleyerek geri dönüt vermesi gelişim açısından etkili olmaktadır.

    Konuşma terapisti terapi sırasında çocuğun konuşma ve anlama becerilerini destekleyecek çalışmalar yapar. Yapılan çalışmaların genel amacı çocuğun daha uzun cümleler kurması, sözcük dağarcığının geliştirilmesi ve sesleri (harfleri)doğru şekilde üretmesidir.

    Hızlı bozuk konuşma, kişinin normalden hızlı konuşması sebebiyle ortaya çıkan takılma, ses-hece atma, sözcük tekrarı gibi akıcısızlık problemlerinin görüldüğü bir konuşma problemidir. Hızlı bozuk konuşma terapisinde öncelikli hedef çocuğun konuşma hızıyla ilgili farkındalık sahibi olmasıdır. Terapist ses kaydı, süre tutma gibi tekniklerden yararlanarak çocuğun farkındalık kazanmasını sağlar. Ardından çocuğa basamaklar halinde kolaydan zora doğru konuşma hızını kontrol etmesi öğretilir. Bu süreçte nefes koordinasyonu ve yumuşak başlangıç gibi çeşitli yöntemlerden yararlanılır.

    Ses bozukluklarının en sık görülen belirtisi ses kısıklığıdır ve genelde bağırma, bağırarak ağlama, yüksek sesle konuşma gibi ses sağlığına zarar veren alışkanlıklara sahip olan çocuklarda görülür. Ses terapisinde öncelikli olarak çocuğun ses sağlığına zarar veren davranışlar hakkında farkındalık sahibi olmasına yönelik çalışmalar yapılır, ardından konuşma esnasında vokal kordlara zarar vermeden doğru şekilde ses üretimi çalışılır. Terapi esnasında vokal fonksiyon egzersizleri ya da rezonant terapi gibi tekniklerden yararlanılarak vokal kordlarda yer alan hasar giderilir, çocuğun sağlıklı sesine kavuşması ve bu sesi ileriki dönemlerde koruması sağlanır.