Etiket: Kontrolü

  • Eliminasyon bozuklukları

    ENÜREZİS

    Enürezis, Yunanca idrar yapmak anlamına gelen ‘enourein’ sözcüğünden gelmektedir Günümüzde enürezis, işeme kontrolünün gelişimsel olarak sağlanması beklenen yaşta istemsiz ve uygunsuz yere idrar boşaltılmasının devam etmesi anlamında kullanılmaktadır. Organik bir nedene bağlı olarak idrar kaçırmaya ‘inkontinans’, gece uykuda idrar kaçırmaya ‘enürezis nokturna’ (EN), gündüz uyanık iken idrar kaçırmaya ‘enürezis diürna’ (ED), hem gece hem de gündüz idrar kaçırmaya ‘enürezis continue’ denmektedir.

    EN başlangıç biçimi ve seyrine göre ikiye ayrılır;

    1.Birincil (primer) EN: Enürezis bebeklikten beri vardır ve arada kuru dönem yoktur.

    2.İkincil (sekonder) EN: En az bir yıllık mesane kontrolü ve kuruluk dönemi sonrasında enürezis başlamıştır. En sık 5-8 yaşlarında görülür. Eğer daha geç örneğin ergenlikte ortaya çıkar ise organik nedenler araştırmalıdır.

    Normal gelişim sürecinde çocuklarda barsak ve mesane kontrolü sıra ile olmaktadır. Bunlar sırası ile;

    1.Nokturnal fekal kontinans

    2.Diürnal fekal kontinans

    3.Diürnal mesane kontrolü

    4.Nokturnal mesane kontrolü.

    Enürezis tanısını koymak için takvim yaşı en az 5 olmalıdır (ya da eşdeğer bir gelişim düzeyi). EN 5 yaşındaki çocuklarda genel olarak %15, 7 yaşındaki çocuklarda %1.5-7.5 oranında görülür. Erişkin dönemde olguların sadece %1’inde enürezis devam etmektedir. Enürezis diürna 5 yaşından küçüklerde ve kızlarda daha sıktır.

    Enürezisin %80-90’ı primerdir.

    Nedenler

    1.Santral sinir sisteminin gelişmesinde gecikme

    Mekanizması tam bilinmemesine karşın primer enürezis nokturnalı çocukların çoğunda santral sinir sistemi gecikmesi ile ilgili bulgular (Örn. Motor gelişim geriliği, dil gelişim geriliği, boy kısalığı, kemik yaşının küçük olması) vardır. Santral sinir sistemindeki maturasyon gecikmesinin enürezisde etkili olabileceği ile ilgili bir açıklamada; erkeklerde maturasyonun kızlardan daha geç olduğu ve bunun da hem eliminasyon ile ilgili sfinkterlerin kontrolünde hem de uyku döngüsünde (işeme sırasında uyanabilmede yetersizlik gibi) yetersizliğe yol açabileceği ve sonunda enürezis için bir faktör olabileceği bildirilmiştir. Mesane ve işeme fonksiyonlarının merkezi olan beyinsapı disfonksiyonunu belirlemek için yapılan bir çalışmada enüretik çocuklarda beyinsapı disfonksiyonunu ve maturasyon gecikmesini destekleyici bulgular elde edilmiştir.

    Çocukta ilerleyen yaş ile arginin vazopressin normal sirkadiyen ritmine göre salınmaya başlayıp, enürezis nokturnanın düzelebileceği, bunun da enürezis nokturnanın gelişimsel gecikmesini açıklayıcı bir bulgu olabileceği düşünülmektedir.

    Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun (DEHB) enürezis nokturnalı ve diürnalı çocuklarda daha sık görüldüğü bildirilmektedir. DEHB’de da santral sinir sisteminin maturasyon gecikmesi bozukluğun gelişmesinde bir etken olabileceği düşünüldüğünde bu sonuç şaşırtıcı olmamakta, bu birlikteliğin enürezisde de maturasyon gecikmesinin rol oynayabileceğini gösteren bir bulgu olabileceği belirtilmektedir.

    2.Genetik nedenler

    Uzun yıllardan beri enürezisde genetiğin önemli bir faktör olduğu bilinmektedir. Her iki ebeveynde enürezis öyküsü var ise çocuklarda yaklaşık olarak %70-75, bir ebeveynde enürezis var ise çocuklarda %40-50 oranında enürezis görülebileceği bildirilmiştir.

    3.Arginin vasopressin (=antidiüretik hormon=ADH) sirkadiyen ritminde yetersizlik

    Arginin vazopressin böbrekten su atılımını sirkadiyen ritim olarak belirleyen bir hormondur. Bu hormonun düzenli sirkadiyen ritmi sayesinde 24 saatlik idrarın %50’den azı gece atılmaktadır. Bazen enüretik çocuklarda sirkadiyen ritim bozulur, vazopressin gece ve gündüz aynı düzeyde salınır ve sonuçta çocukta enürezis nokturna ortaya çıkabilir.

    4.İlaçlar

    Lityum, valproik asit, klozapin, nöroleptikler (Ör. Tiyoridazin, risperidon), teofilin, gibi ilaçların yan etkisi olarak enürezis görülebilir.

    5.Psikodinamik nedenler

    Literatürde enürezis, bisexüalitenin açıklaması olarak mastürbasyon eşdeğeri gibi değerlendirilmiş ve beden imajındaki bozuklukların somatik (bedensel) açıklaması, kastrasyon anksiyetesinin bir göstergesi, bastırılan cinsel ve agresif duyguların yansıması ve/veya immatür zevk kaynağı olabileceği bildirilmiştir.

    6.Genitoüriner sistem hastalıkları

    Üriner sistemde obstrüksiyon, hidronefroz, tam boşalamayan mesane, anormal mesane duvar kalınlığı, detrüsor instabilitesi, üriner sistem enfeksiyonu, enterebius vermicularis (kılkurdu) enfeksiyonu,… enürezis gelişmesine yol açabilir.

    8.Diabetes mellitus, diabetes insipidus

    9.Psikojenik nedene bağlı aşırı sıvı alım

    10.Nörolojik hastalıklar

    Multipl skleroz, Guillain-Barre sendromu, spinal kord zedelenmeleri, serebral tümörler, spinal kord tümörleri gibi nörolojik hastalıklarda da enürezis görülebilir.

    11.Psikososyal stresler ile ilgili nedenler

    a.Enürezis yenidoğan kardeşe karşı duyulan saldırgan duyguların ifadesi,

    b.Aşırı temiz titiz, düzenli annenin baskılı tuvalet eğitimine karşı pasif agresif bir tepki,

    c.Ailedeki ölüm, boşanma, göç, okul ile ilgili travmalar, hastaneye yatma, çocuk ihmal ve istismarı gibi stres dolu yaşam olayları sonucunda gelişen anksiyete belirtisi,

    d.Aşırı koruyucu ve hoşgörülü ailede yetişen çocukta bebeksi kalma eğilimi,

    e.Olumsuz ve yetersiz anne-çocuk ilişkisi, ebeveynlerde ruhsal bozuklukların olması sonucu gelişen regresif semptomlar olarak çocukta enürezis gelişmesinde rol oynayabilirler. İkincil enürezisde özellikle bir yılda 4 veya daha fazla yaşanan stres dolu yaşam olayı var ise risk daha çok artmaktadır.

    12.Uyku ile ilgili nedenler

    70’li yıllarda enürezisin genellikle uykunun ilk 1/3’lük periyodunda, evre 4 nonREM uykudan REM uykuya geçiş döneminde görüldüğü, narkolepsi, uykuda apne sendromu, derin uykudan uyandırılma güçlüğü gibi spesifik uyku bozuklukları ile ilişkili olabileceği bildirilmiştir. Ancak daha sonra yapılan çalışmalar uyku paternlerinin enüretik çocuklarda enürezis olmayan çocuklardan farklı olmadığını, enürezisin uykunun her döneminde görülebileceğini göstermiştir.

    13.Allerjenik fenomen

    Son yıllarda alerji ile enürezis arasında direk ilişki olmadığı belirlenmesine karşın yetmişli yıllarda gıda alerjisi olanlarda mesane hiperaktivitesinin ortaya çıkabileceği, bunun da mesane kapasitesini azaltabileceği bildirilmiştir.

    14.Diğer nedenler

    Enürezis düşük sosyoekonomik düzeyde, çok çocuklu, kalabalık ailelerde ve kurumlarda yaşayan çocuklarda, düşük doğum ağırlığı öyküsü olanlarda daha sık görülmektedir.

    Birliktelik durumları

    Ruhsal sorunlar enüretik çocukların yaklaşık olarak %20’sinde gözlenir. Daha çok uyum sorunları, davranış problemleri, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, enkoprezis, okul başarısında düşüklük, zaman içinde özgüvende azalma, sosyal izolasyon ve sosyal uyum sorunları, akranları tarafından dışlanma, umutsuzluk ve karamsar hissetme, ceza ve reddedilme gibi ebeveynler tarafından olumsuz tutum ve davranışlara maruz kalma, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu,… görüldüğü bildirilmiştir.

    Öncelikle ne yapılmalı?

    Öncelikle enürezis ile ilgili tedavi yaklaşımlarına geçmeden önce ebeveynlerin büyümekte olan çocukta tuvalet eğitimine doğru zamanda başlamalarının önemli olduğunu söylemek gerekmektedir. Ebeveynler çocuktan aldıkları bazı ipuçları (Örn. Çocuğun istemli olarak sfinkter kontrolüne sahip olmaya, tuvalet alışkanlığını geliştirmek için çaba ve ilgi duymaya, ebeveynlerin davranışlarını taklit etmeye başladığı zamanlar) sonucunda tuvalet eğitimine başlarlar ise ileride yanlış veya erken tuvalet eğitimi sonucunda gelişebilecek eliminasyon bozukluklarını önleyebilirler. Tuvalet eğitimine genelde 1.5-2 yaşında başlanabilir. Tuvalet eğitimine başlamak çoğu zaman kız ve erkekler için benzer sürede olmasına karşın eğitimi genellikle kızlar daha önce tamamlar. Kızlarda tuvalet eğitimi sırasında çevre etkisi ve desteği ön planda iken erkek çocuklarda fizyolojik maturasyon daha ön plandadır. Tuvalet eğitimine başlanacağı dönemde psikososyal stres faktörleri mevcut ise (Örn. Göç, kardeş doğumu, yeni okula başlama, bakıcı değişikliği) eğitim ertelenmeli, çocuğun bunlara uyum sağlaması beklenmelidir.

    Gidiş

    Prognoz genelde iyidir. Enürezis nokturna her yıl %10-20 oranında spontan remisyon gösterir. 5-7 yaş ve 12 yaşından büyüklerde spontan remisyon oranı yüksektir. Çocukta eştanı olarak başka bir ruhsal bozukluk, psikososyal stres faktörleri varlığında prognoz olumsuz etkilenir.

    ENKOPREZİS

    Dışkı kaçırma “soiling” istemsiz olarak dışkının kaçırılmasıdır ve bununla ilgili olarak değişik terimler kullanılmaktadır. Bunlardan inkontinans altta yatan bir hastalık (Örn. Anatomik, organik ya da inflamatuvar, meningomiyelosel, omuriliğe bası yapan kitle, ülseratif kolit) olduğunda kullanılır. Bu durum dışkı kaçıran çocukların %5’ten daha azında sorumludur. Enkoprezis, dışkılama kontrolünün gelişimsel olarak sağlanması beklenen yaşta istemsiz ve uygunsuz yere kakanın boşaltılmasının devam etmesi anlamına gelmektedir. Enkoprezis için takvim yaşının en az 4 olması gerekir.

    Genel olarak 4 yaşını doldurmuş çocukların %95’den fazlası, 5 yaşını bitirmiş olanların ise %99 kadarı barsak kontrolünü kazanmıştır. Primer enkoprezis 7-8 yaşında %1-3 oranında görülmektedir. Erkeklerde kızlara göre 4-5 kat daha sıktır. Konstipasyon ile giden enkoprezis ve taşma inkontinansı en sık görülen tiptir (%85-95). Bu çocuklar bazen hiç barsak kontrolünü kazanamaz, bazen de kabızlıktan dolayı taşma olur (genellikle günde 2’den fazla). Konstipasyon ile gitmeyen enkoprezis, defans davranışı ile birliktedir ve öfkenin açıklanması anlamına gelir.

    Nedenler

    Enkoprezisin nedeni araştırıldığında çocukların %95’inden fazlasında bir fizyolojik neden bulunmaz. Kalan %5’inde ise değişik nedenler bulunur.

    1.Yetersiz tuvalet eğitimi

    2.Dışkılamanın farkına varılmaması:

    Normal şartlarda rektum boştur ve rektuma dışkı girmesi dışkılama gereksinimini doğurur. Çocuğun istemli olarak kakasını tutmasından ya da ağrılı defekasyona bağlı ertelemeden dolayı gelişen kronik kabızlıkta çocuklarda rektum genişlemiştir (megarektum) ve dışkı doludur. Bu çocukların rektumu, zamanla gelen dışkıya karşı duyarsızlaşır ve çocukta dışkılama gereksinimi olmaz (desensitizasyon). Böylece çocuk kakasının geldiğinin farkına varmaz ve biriken dışkı anal sfinkterin tutabileceği düzeyden daha fazla basınca ulaştığında, dışkı kendiliğinden iç çamaşırlarını kirletecek şekilde kaçar (taşma inkontinansı).

    3.Anormal anal sfinkter kontraksiyonları

    4.Olumsuz ebeveyn tutumları:

    Ebeveyn ve çocuk arasındaki inatlaşma, yeterli barsak kontrolünü sağlayan çocuklarda bazen feçesi depolamalarına ve uygunsuz yerlere yaşanan streslere karşılık olarak yapmalarına neden olabilir. Annenin çocuğun otonomi kazanmasına karşı geliştirdiği ambivalans tutum, annenin katı mükemmelliyetçiliği, zorlayıcı denemeler önemli faktörler olabilir. Özellikle çocuğu ile yeterli iletişim kuramayan, depresyonu olan ebeveynlerin çocuğu ihmal etmesi çocuklarında anal bölgede self-stimülasyon gelişmesi enkoprezis görülebilir. Tuvalet eğitiminin kültüre özgü olarak erken ya da geç başlatılması da enkoprezise yol açabilir.

    5.Posttravmatik enkoprezis

    Enkoprezis cinsel istismar sonucu oluşabilir.

    6.Konstipasyona neden olan organik durumlar enkoprezise yol açabilir:

    a. Anatomik nedenler (Ör.İmperfore anüs, anal stenoz, anüsün önde yerleşmesi, pelvik kitle; teratom)

    b. Metabolik ve gastrointestinal nedenler (Ör. Hipotiroidizm, hiperkalsemi, hipokalemi, kistik fibrozis, diabetes mellitus, multipl endokrin neoplazi tip 2B, çölyak hastalığı, renal tübüler asidoz)

    c. Nöropatik hastalıklar (Ör. Spinal kord anormallikleri, spinal kord travması, nörofibromatozis, ensefalopati, serebral palsi)

    d. Bağırsak sinir ve kas bozuklukları (Ör. Hirschsprung hastalığı, intestinal nöronal displazi, intestinal psödoobstrüksiyon, visseral miyopatiler, visseral nöropatiler)

    e. Anormal karın kas yapısı (Ör. Prune-Belly sendromu, gastroşizis, down sendromu)

    f. Bağ dokusu hastalıkları (Ör. Skleroderma, sistemik lupus eritematozis, Ehlers-Danlos sendromu)

    g. İlaçlar: Opiyatlar, fenobarbital, sükralfat, antasitler, kodein, antihipertansifler, antikolinerjikler, antidepresanlar, sempatomimetikler gibi.

    h. Diğer: Ağır metal zehirlenmesi (kurşun), Vitamin D zehirlenmesi, Botulizm, İnek sütü protein intoleransı

    ı. Dehidratasyon.

    7.Tuvalet koşulları

    Çocuk, yaşına bağlı olarak oyuncaklarıyla oynama, bilgisayarda oyun oynama gibi çok hoşuna giden aktivitelerde bulunduğunda veya kendi tuvaletini kullanamadığı durumlarda dışkılama gereksinimini ertelemek isteyebilir. Özellikle okul çağında, okul tuvaletlerinin yeterli düzeyde olmaması (Örn. Temizlik, tuvalet sayısı, bazı yerlerde erkek-kız ayrımının olmaması gibi) tuvaletin çocuklar tarafından kullanılmamasına ve bu da kabızlık dahil birçok soruna yol açabilir.

    8.Psikoanalitik model

    Özellikle erkek çocuklarda olması enkoprezisin kastrasyon anksiyetesinin bir göstergesi olabileceğini düşündürmüştür.

    9.Diğer nendeler:

    Diyare, nörolojik hastalıklar (Ör. nöromüsküler hastalıklar, meningomyelosel, Hirschprung’s hastalığı, kronik intestinal psödoobstrüksiyon, spinal kord bozuklukları, serebral palsi/hipotoni, spinal kord hastalıkları; sakral lipom, spinal kord tümörü), anal anomaliler (Örn. Rektal abse, anal fissur, fissürle birlikte olan stenoz/atrezi, anterior yerleşimli anüs, travma ve cerrahi sonrası komplikasyonlar, imperfore anüse eşlik eden rektoperitoneal fistül), pelvik kitle, karın duvarı anomalileri, kistik fibrozis enkoprezise yol açabilir.

    Birliktelik durumları

    Çoğu primer enkopretik çocuklarda altta yatan ciddi bir psikopatoloji yoktur. Ancak sorunun uzaması ile ilgili yaşanan olumsuzluklar (Ör. Cezalandırılma, dışlanma, aşağılanma) çocukta ek olarak psikopatoloji gelişmesine katkıda bulunabilir. Enkoprezis ile birlikte dikkatin kolayca dağılması, kısa dikkat süresi, düşük engellenme eşiği, hiperaktivite ve koordinasyon bozukluğu, özgüvende azalma, akran ilişkilerinde sorunlar görülebilir.

    Sekonder enkoprezisde psikopatoloji gelişme olasılığı daha sıktır. Enürezis gelişmesinde rol oynayabilecek psikososyal faktörler enkoprezis gelişmesinde de görülebilir.

    Gidiş

    Santral sinir sistemi maturasyonu geliştikçe enkopreziste spontan remisyon görülmektedir. Enkoprezisin erkeklerde 6, kızlarda 8 yaşında görülmesi peak yapar. Genel olarak söylenirse olguların yaklaşık 1/3’ü kroniktir. 16 yaşından sonra enkoprezis çok nadir olarak görülmektedir. Gece olan kaçırma var ise gidiş gündüze göre daha kötüdür. Eştanı olarak davranım bozukluğu bulunuyorsa ve enkoprezis agresyon ifadesi oalrak var ise gidiş kötüdür.

  • ÇOCUKLARDA ALT ISLATMA

    ÇOCUKLARDA ALT ISLATMA

    Genellikle çocuklar, mesane kaslarının kontrolünü 2-3 yaşlarında kazanırlar. Geceleri bu durum farklıdır. Geceleri çiş kontrolü 3,5-4,5 yaşlarında kazanırlar. Bu zamana kadar çocuklar geceleri alt ıslatabilirler. 4 yaş ve üzerinde alt ıslatmanın devam etmesi durumu ise enürezis olarak adlandırılır. Çünkü 4 yaşındaki bir çocuk gece ve gündüz idrarını tutabilecek olgunluğa erişmiştir. Çocuklarda çok sık karşılaşılan bir durumdur.

    Alt ıslatma genellikle genetik kaynaklı olmaktadır. Araştırmalara göre 5 yaşındaki çocukların %25’inde alt ıslatma problemiyle karşılaşılmıştır. Yaşla birlikte düzelme olduğu da gözlenmiştir.

    Alt ıslatmanın olası biyolojik ve psikolojik sebepleri ise şunlardır:

    Biyolojik/Fizyolojik Sebepler

    • Gelişimsel olarak çocuğun mesane kapasitesi büyük olmayabilir.

    • Kas kontrolü gecikmiş olabilir.

    • Böbrek ya da idrar yolu enfeksiyonları

    • Şeker hastalığı

    • Hormonal dengesizlikler

    • Uyku problemleri

    Psikososyal Sebepler

    • Erken tuvalet eğitime başlama ve ebeveynlerin aşırı baskıcı tutumu

    • Ailede sosyoekonomik düzeyin düşüklüğü

    • Aşırı sevgi ve hoşgörülü aile tutumunun çocukta bebeksi kalma isteğini oluşturması

    • Yetersiz ilgi

    • Yeni bir kardeşin dünyaya gelmesi, kıskançlık

    • Boşanma

    • Okul korkusu

    • Kayıp veya yas gibi durumlar alt ıslatmayı tetikleyebilir.

    Psikolojik kaynaklı alt ıslatma çoğu zaman tırnak yeme, parmak emme gibi gerileme davranışlarıyla birlikte görülebilmektedir.

    Alt ıslatma iki biçimde görülür:

    • Birincil Enürezis: Sinir ve kas kontrolünün gelişimindeki aksaklıktan kaynaklıdır. Doğumdan itibaren devam edebilir. Davranışsal sebeplerle oluşmaz. Kalıtsal faktörlerin çok etkili olduğu bilinmektedir. Anne veya baba çocukluk döneminde alt ıslatma sorunu yaşamışsa çocuklarında bu durumun görülme olasılığı % 50lere kadar çıkabilmektedir. Alt ıslatma sorununun büyük kısmını birincil enürezis oluşturur(%75-80). Birincil enürezis zamanla kaybolur ve çocuklar tuvalet kontrolünde akranlarının seviyesine erişebilirler.

    • İkincil Enürezis: Bu grupta tuvalet kontrolü oluştuktan sonra gerileme söz konusudur. Çoğunlukla psikososyal temellidir. Çeşitli sebeplerle ruhsal gerginlik yaşayan çocuklarda ortaya çıkmaktadır.

    Ebeveynler Ne Yapmalı ve Çocuklara Nasıl Davranmalı?

    • Anne-babalar öncelikle çocuğu tıbbi bir muayeneden geçirerek sorunun kaynağını anlamaya yönelik adımlar atmalılar.

    • Sebepleri anlaşıldıktan sonra uzman birisinin desteğiyle psikolojik veya organik çözüm yollarına başvurulur.

    • İki yaşından önce çocukların kas kontrolü tam olarak gelişmediği için bu yaştan önce tuvalet eğitimi verilmemelidir.

    • Tuvalet eğitimi sırasında aileler çocuğa baskı yapmaktan kaçınmalıdır.

    • Altını ıslattığı zamanlarda onu utandırmamalı, kızmamalı ve cezalandırmamalıdırlar.

    • Ebeveynler endişelerini çocuğa yansıtmaktan kaçınmalıdır. Çocuğun tüm dikkati bu probleme çekilmemelidir.

    • Çok sulu gıdalar çocuğa kontrollü verilmelidir.

    • Çocukla sağlıklı bir iletişim kurulmalı, onun seviyesine inilerek bu durumu atlatacakları anlatılmalıdır.

    • Alt ıslatmadığı zamanlarda çocuk ödüllendirilmelidir.

    Bilinçsizce uygulanan yöntemler çocuğa zarar verebilmektedir. Yanlış bir müdahaleden kaçınmak için, çocuğunuzun bu süreci sağlıklı atlatabilmesi için bir uzman desteği almak önceliğiniz olmalıdır.

  • ERKEN BOŞALMA

    ERKEN BOŞALMA

    Erkeklerde sık görülen cinsel sorunların başında erken boşalma sorunu karşımıza çıkmaktır. Erken boşalma problemi adından anlaşıldığı gibi ilişki esnasında kısa sürede boşalmak değil , boşalma kontrolünü sağlayamamaktır. Boşalma zamanları farklılık göstermektedir. Bazen ilişki başlamadan, bazen ön sevişme esnasında bazen de birleşmenin ilk hareketlerinde gerçekleşmektedir. Erkeklerin ilişkilerinde problem olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Erkeğin cinsel ilişki süresini denetleyememesi kontrole alamaması sadece ilişki esnasında değil gün içerinde de erkeğe rahatsızlık vermektedir. Sağlıklı bir erkekte boşalma kontrolü erkeğin elindedir. Sağlıklı cinsel yaşam kontrolün uzun sürdüğü saatlerce boşalmadan kalmak ve ilişkiyi uzun süre yaşamak değil uyarılmanın ve haz duygusunun yüksek olduğu anlarda boşalmadan ilişkiye devam etmektir. Yine sağlıklı cinsel ilişki 5 dakıka ve ya 30 dk sürer demek anlamsızdır. Erkekler bazen kısa sürede boşalma isteyebilirler bazen ise uzun süren bir ilişki yaşamak isterler. Kontrolü sağlayabildiğiniz sürece zaman sizin için bir problem olmayacaktır. Ama erken boşalma problemini yaşayan kişiler maalesef ki zaman kontrolünü ayarlayamazlar bu durum hem kendilerini hem de partnerlerini mutsuz kılar.

    Erken boşalma yaşları da kişiden kişiye farklılık gösterir . Bazı erkeklerde yaşadıkları ilk cinsel ilişki de erken boşalma başlarken bazı erkeklerde ise yıllar sonra meydana gelebilmektedir.

    Erken boşalmanın sebeplerine baktığımız da ise birçok neden karşımıza çıkmaktadır. Stresli bir yaşam , düzensiz cinsel ilişki, gençlik dönemlerinde yapılan mastürbasyon, cinsel ilişkide erkeğin performansının önemine yönelik toplum tarafından oluşturulmuş beklentilerdir bunların dışında ise karşımıza çıkan sebepler ise seyrek cinsel ilişkiye girme , yapılan gündelik işlerin hızlı yapılması, stres korku , kaygı durumları, partnerin isteksizliği,cinsel ilişkiye dair kötü deneyimlerdir.Bunların tamamı psikolojiktir tabi ki erken boşalmanın nedeni fizyolojikte olabilir.

    Erken boşalma çözümüne geçmeden önce çözüm amaçlı hatalardan bahsetmek gerekirse ; bitkisel ilaçlar, spreyler , alkol kullanmak, sürekli mastürbasyon, iğneler , haplar…vs saymakla bitmeyecek para tuzakları bunlar hem derdinize çözüm olmayacak hem de penisin duyarsızlığını artırarak çözüm sürecinizi daha da uzatmanıza neden olacaktır

    Erken boşalma çözümü adı altında ilk yapmanız gereken olumsuz başarısız cinsel deneyimlerinizi düşünmek o anları tekrar tekrar düşünerek yaşamak yerine onların üzerine bugünden itibaren kocaman bir çarpı atarak bundan sonra her gece yatağa geçtiğiniz de tamamen kontrolün sizde olduğu partneriniz ve sizin mutlu bir cinsel ilişki yaşadığınızı baştan sona hayal etmenizi öneriyorum. Erken boşalma sorunu karşısında partnerinizin de desteği çok önemlidir. Birbirlerine destek olan çiftlerde sonuç almanın daha hızlı olduğu da aşikardır. Ama partnerinizin bu konuda size destek olmaması da bu sorunu aşamayacağınız anlamına gelmemektedir.

    Erken boşalma sorununuz karşısında kaderim bu deyip kenara çekilmek veya kulaktan dolma bilgilerle yöntemler uygulayıp umudunuzun iyice kırılmasına neden olmadan bir uzman desteğine başvurmalısınız. Cinsel yaşam sağlığımızın ve evliliğimizin yaşamımızın olmazsa olmazıdır. Önünüzde ki uzun yıllar sağlıklı bir cinsel ilişki yaşama imkanlarına kapılarınızı erken yaşlarda kapatmadan uzman desteği almaktan çekinmeyiniz.

    Bu sorunu yaşayan tek kişi sen değilsin ve sorunların karşısında da yalnız değilsin.

    Sağlıklı günler diliyorum.

  • Çocuklarda motor gelişim

    Gelişme; anlama, ifade etme, hareket ve günlük yaşam becerileri gibi alanlarda işlev kazanma sürecidir.

    Bebek anne karnında yaklaşık 40 haftalık bekleme süresi sonrası farklı bir dünyaya adımını atar. Bebeğin genetik tüm özellikleri onun sağlıklı doğması, normal zihinsel fonksiyonların devamını belirleyecektir. Gelişme süreci doğumdan sonra değil, temel bütün özellikleri ile anne karnında başlar ve devam eder.

    Gebeliğin 5-6. aylarında bebeğin sese duyarlı hale geldiğini biliyoruz.

    Görme duyusu en son gelişir. Anne karnında bebeğin gelişiminde destek olacak temel uyaranlar işitme ve dokunma duyularıdır. Annenin bedensel ve ruhsal sağlıklı olması bebeğin sağlığını birinci dereceden etkiler.

    Çocuklarda motor-mental gelişimin değerlendirilmesi rutin pediatri pratiğinde son derece önemlidir. Normal motor-mental gelişimi, bireysel farklılıkları ve gelişimsel veya davranışsal gecikmeleri ya da bozuklukları değerlendirmek genellikle önce pratisyen hekimlerin veya çocuk hekimlerinin incelemesiyle başlar. Gelişimsel veya davranışsal gecikmeler saptandığında , hekim tarafından tanısal bir yaklaşım başlatılır . Gerekli görüldüğünde ilgili bölümlere yönlendirilir.

    Gelişimde hareketlerin evrimi genel kaba hareketlerden ince motor hareketlere, baştan ayağa ve merkezden çevreye doğru gerçekleşir. Motor hareket gelişim sürecinde önce baş tutma , sonra gövde kontrolü ve elleri kullanma daha sonra yürüme gerçekleşir.

    Gelişimsel Değerlendirme

    Sağlığın devamlılığı için temel bileşenlerden birisi gelişimsel problemlerin hemen tanımlanması ve gelişimin desteklenmesidir. Gelişimsel değerlendirmenin ilk basamağı gözlem ve gerektiğinde yakın izlemdir. Anne, baba ve/veya çocuğun yakınlarının endişelerinin paylaşılması, gözlemler, tarama testleri, öğretmen veya bakıcısının izlenimlerinin değerlendirilmesi önemlidir. Eğer ciddi veya kalıcı olabileceği düşünülen bulgular varsa gelişimsel ileri değerlendirme planları yapılmalıdır.

    Denver Gelişimsel Tarama Testi gibi standardize edilmiş tarama testleri bu değerlendirmeler sırasında kullanılır. Psikometrik testler genel bilişsel işlevlerin yanı sıra dikkat, algılama, yargılama gibi özgül işlevler hakkında da bilgi verirler.

    İnceleme ve gözlem koşulları testteki performansı etkileyecektir. Bu nedenle güvenli bir değerlendirme için sakin ve huzurlu bir ortam oluşturulmalıdır. Çocuk aç, yorgun ve korkmuş olmamalıdır. Annenin gergin olması çocuğun ve doktorun rahat olmasını engeller.

    KABA MOTOR GELİŞİM

    a-Erken Refleks Özellikleri:
    Emme ve arama refleksi bebeğin beslenmesine yönelik yenidoğan refleksidir. Moro refleksi yüksek bir sesten veya uyarandan sonra oluşabilir . Kucaklamadaki gibi hareketler ile belirlenir ve sıklıkla ağlama eşlik eder. Moro refleksi 4-6 aya kadar devam eder. Parmak yakalam ve başparmak kavrama refleksi mutlaka saptanmalıdır.

    Daha sonra ilkel refleksler normal reaksiyonlarla yer değiştirir .

    b-Bebeklerde Yerçekimi Karşıtı Kas Kontrolü

    Baş Kontrolü
    Yenidoğanın en erken kontrolü yerçekimine karşı dengeli bir duruşu devam ettirmektir. Örneğin çocuk yatar durumdan oturma pozisyonuna çekildiği zaman boyun kasları yerçekimine karşı baş kontrolünü sağlar.

    Gövde Kontrolü ve Oturma
    Yenidoğan bebek yüzüstü pozisyonunda bırakıldığında, yüzünü kolayca bir taraftan diğer tarafa çevirir. Yaşamın ilk birkaç ayında omuzlar ve üst gövdenin artan kontrolü ve ek olarak bebeğin kollarının yardımıyla göğsünü yataktan kaldırmaya çalışmasını sağlar. Alt omurga sinirleri seviyesine doğru ilerleyen gelişimle gövde kontrolü ile bebeğin oturur duruma gelişi gözlenebilir

    Baş Doğrultma ve Paraşüt Cevabı
    Baş doğrultma, gövdenin eğikliğine rağmen başı dik olarak tutabilme yeteneğidir. Genellikle 6 aylık olunca ortaya çıkar. Bebek 8-9 aylık olduğunda paraşüt cevabı geliştirir. Bu cevap gövdesi aşağı yönde, baş önde olacak şekilde aniden hareket ettirildiğinde hem kolların hem de bacakların dışarı doğru açılması şeklindedir Bu denge cevabının kazanılması santral sinir sisteminin duyu ve motor yanıtlarının entegrasyonunu gösterir. Bu gelişim süreci ile çocuk kendi başına oturma ve ayakta durmaya başlar.

    c-Hareketin Gelişimi

    Sırt üstünden yüz üstüne yuvarlanma 4-5 aylık olunca başarılabilir . Kollar üzerinde kalkabilmesi omuz ve üst gövde kaslarının yeterli kontrolü elde edildikten sonra olur. 7-9 ayda, istemli kas kontrolü kalça ve bacaklara ilerlerken çocuk dört ayak üzeri emekleme pozisyonu alarak el ve dizler üzerinde kalkmaya yeterli hale gelir. . Sonraki gelişimsel basamak destekli olarak ayakta durabilmektir. 9-10. ayda, birçok çocuk, ebeveynin elinden tutarak veya eşyaya tutunarak sıralamaya başlar. Ayakların kontrolünün giderek artması ve ayak tabanı kavrama refleksinin kaybolması, çocuğun bağımsız yürümesini sağlar. Yalnız başına 3 adım atmak, ortalama olarak 12 aylıktan itibaren gerçekleşir, bu süre 10-17 aylar arasında değişebilir.

    İNCE MOTOR GELİŞİM

    a-İstemsiz Yakalama
    Yenidoğanın parmakları ve baş parmağı tipik olarak sıkıca yumruk yapma eğilimindedir. Yenidoğan, avucuna yerleştirilen herhangi bir objeyi sıkıca refleks olarak kavrar ve bırakmaz. Normal gelişim, istemli bir kavramanın oluşması ile sonuçlanır.

    b-İstemli Yakalama

    Bebek 3-4. ayında, orta hatta veya yakınında tutulan cisimlere elini savurmaya başlar. El oyunu için her iki elini bir araya getirir. Yaklaşık 4-5 aylıkken , cisimleri kendilerine çekmek için ellerini kullanmaya başlar ve işaret parmağını kullanır. Bu gelişim küçük cisimlerin tutulmasını sağlar.

    c-Kompleks İnce Becerilerin Gelişimi

    Cisimleri düşürmek ve atmak , cisimleri kabından çıkarıp tekrar koymak tabak ve kaşık kullanmak 2 yaş civarında belirgin hale gelir.

    Küçük küpleri dizmesi , çocuğun ince motor planlama ve kontrolündeki gelişmelerini gösterir. Çocuklar dizilimde ustalaştıktan sonra, gözlemcinin düzenlediklerini izleyerek taklit yapmaya başlar.