Etiket: Kontrol

  • Erken boşalma ve tedavisi

    Mutlu bir birlikteliğin en önemli gereklerinden birisi mutlu cinselliktir. Mutlu bir cinsellik için ise her iki tarafın da tatmin olması esastır. Bu nedenle cinsel ilişkinin en önemli unsurlarından biri uyumdur ve cinselliğin, partnerle yaşanan bir paylaşım olarak öğrenilmesi ve sürdürülmesi gerekir.

    Erken boşalma tedavisi yani daha doğru bir ifade ile “boşalmanın kontrolünün öğrenilmesi teknikleri“, aslında en kolay ve en başarılı şekilde çözülebilen uyum sorunlarından birisidir. Herkesin içinde her problemi çözecek yetenek, bilgi ve güç vardır. İstemek, gerekli maddi ve manevi bedelleri ödemek, doğru yerde, doğru şekilde, doğru zamanda bunları yapmak ve kurallara uymakla her problem çözülebilir. Yaşamak için nefes almaktan sonra en önemli unsur olan yemek yemeyi bir süreliğine kontrol edebilmekte ya da geciktirebilmekteyiz. Yemek hazır olmadığında bekleyebilmekte, bazı özel anlarda çok aç olduğumuz halde yemek yemeyi erteleyebilmekte veya başlamış olunan yemeği yarım bırakabilmekteyiz. Demek ki daha zoru yapılabiliyorsa daha kolayı daha da basitçe yapılabilir. Kişi durması gerektiği yerde duramıyorsa yani erkenboşalıyorsa; ya durdurmayı bilmiyordur ya olumsuz alışkanlıkları ağır basıyordur ya da yaşadığı olaya farklı anlamlar yüklüyordur.
    Erken boşalma tedavisinde amaç boşalma kontrolünün sağlanmasıdır. CİNSEL TERAPİ bu sorunun kesin çözüm yolu olacaktır. Gerçek şu ki, cinsel terapi programları ile yüzde yüz tedavi edilebilen erken boşalma için bir cinsel terapiste başvurmanız tedavinin yarısıdır. Diğer yarısını ise tecrübeli bir cinsel terapist halledecektir.

    Cinsel terapi, hatalı cinsel davranışların ve alışkanlıkların değiştirildiği, boşalma kontrolünün sağlanmasına yönelik bilgilendirmelerin yapıldığı, aşk oyunları adı altında kişiye veya çifte özel eğlenceli egzersizlerin planlandığı bir süreçtir. Cinsel terapide amaç, erkeğin aldığı hazza odaklanarak ve boşalma evrelerini fark ederek kontrolü sağlamayı öğrenmesidir. Aynı zamanda erkek, sevişmenin ve dokunmanın hazzına odaklandığı kadar partnerinin de ihtiyaçlarını kontrol etme yeteneğini geliştirecektir. Bu, zamanla araba sürmeyi ya da yüzmeyi öğrenmek gibi kalıcı hale gelir ve gerçek cinselliği yaşayabilirsiniz. Ayrıca sürekli bir partner ve düzenli bir cinsel yaşamın erken boşalma tedavisindeki önemi de mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

    Bazı durumlarda seçici seratonin geri alım inhibitörü (SSRI) grubu ilaçların boşalmayı geciktirici yan etkileri tedavi amacıyla kullanılabilse de, bu etki yalnızca ilacın kullanıldığı süre için geçerlidir. Geciktirici spreyler uyarıcılığı da azalttığından genellikle danışanlar tarafından tercih edilmez. Kalıcı boşalma kontrolü ancak davranış tedavisi ile sağlanabilir.

    Unutulmamalıdır ki her erkek uygun yöntemler ile boşalma kontrolünü % 100 öğrenebilir…

  • Beyin tümörü ameliyatı sonrası olası komplikasyonlar

    Hasta ameliyat sonrası önce anestezi bölümünün hasta uyandırma ünitesine, sonrasında ise genellikle yoğun bakıma alınır, bilinci açık hastaya yoğun bakımdaki ilk geceyi geçirdikten sonra durumuna uygun beslenme rejimi başlanır ve hasta yürütülür. Hastaya birinci gün kontrol beyin tomografisi (BT) çekilip genellikle ikinci gün normal odasına alınır. Odasında da ortalama üç-beş gün kalan hasta taburcu edilir. Ameliyat sonrası hastada en sık rastlanılan şikayet baş ağrısı, halsizlik ve yorgunluk hissidir. Baş ağrısı birkaç gün sürebilirken, halsizlik süreci daha fazla sürebilir.

    Cerrahi sonrası olabilecek komplikasyon da tümörün cinsi, yerleşim bölgesi, hastanın yaşı ve genel durumundan bağımsız değildir. Kanama, beyin ödemi, nöbet, çok şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma, kanama, mevcut nörolojik durumun daha da kötüleşmesi, görme, konuşma ve algılamada bozulma, hidrosefali, kol ve bacaklarda şişlik, kızarıklık, yara yerinin geç iyileşmesi, enfeksiyon, emboli ve psikiyatrik sorunlar olası ameliyat komplikasyonlarından bazılarıdır. Bu komplikasyonların çoğunluğu beyin ameliyatı sonrası tıbbi bakım ile düzelebileceği gibi bazıları inme (felç), ciddi entellektüel işlev bozukluğu, yatağa bağımlılık şeklinde kalıcı da olabilir. Ancak unutulmaması gereken en önemli nokta; beyin tümörünün hayatı tehdit ediyor olmasıdır.

    Beyin Tümörü Takibi ve Öneriler:

    Hastaya epilepsi (sara) hastalarında kullanılan ilaçlardan birisi başlanıp, bu ilacı düzenli kullanması istenebilir. Bu durumda her üç ayda bir tam kan ve karaciğer fonksiyon testleri yapılarak hastanın kontrol edilmesi gerekir. Tümör iyi huylu ise ve tamamı çıkarılmışsa genellikle ilk ve altı aylık kontrollerden sonra yılda bir kez kontrol yapılması yeterlidir. Kötü huylu tümörlerde ise beyin cerrahı, tıbbi onkolog (kanser ilaçları ile tedavi konusunda uzman), radyasyon onkoloğu (kanserin ışın tedavisi konusunda uzman), fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümlerinin de takipleri göz önünde tutularak kontrol zamanlarının belirlenmesi uygun olur. Hastanın takip döneminde herhangi bir ekstra sorunu olması durumunda kontrol süresini beklemeden, tedavi olduğu hekime başvurması gerekir. Radyoterapi sonrası ciltte kızarıklık, deri hassasiyeti, saç dökülmesi, bulantı, kusma da görülebilir.

  • Epilepsi hastasında baş ağrısı tedavisinde girişimsel blokların yeri

    Olgu: 56 yaşında erkek hasta. 5 yıldır baş ağrısı var ve son 3 yıldır da bu baş ağrısına epilepsi nöbetleri eklenmiş. Bunun için hastamız çeşitli kliniklere başvurmuş. Buralarda çekilen kontratsız kranial MR’da epilepsi nedenini açıklayacak görüntü bulunamamış daha sonra konstratlı kranial MR çekilmiş ve burada ensafalit bulgularına rastlanmış bunu da daha çok HSV virüs ensafaliti olarak düşünmüşler. Bu HSV ensafaliti medikal tedaviye cevap vermemiş baş ağrısı ve nöbetleri devam etmiş. Epilepsi nöbetlerinin tedavisi için karbamazepin başlanmış ama nöbetlerinde değişiklik olmamış baş ağrısı devam etmiş ve 6 ay aralarla çekilen kontrol konstrastlı kranial MR’da HSV ensafalitinin bulgularının devam ettiği görülmüş. Bunun üzerine hastamız baş ağrısı nedeniyle kliniğimize başvurmuş. VAS 8- 9’du. Hastamız geldiğinde baş ağrısının medikal tedavilere cevap vermediği ve şiddetli olduğu için direk girişimsel blok yapma kararı aldık. İlk olarak iki taraflı greater lesser occipital
    blok yapıldı. VAS hemen 6-7’ye geriledi. Hastamızın karbamazepin tedavisine aynen devam etmek üzere 21 gün sonra kontrole çağırıldı.

    Kontrolde VAS 5-6’ydı. Nöbetleri azalmış ama yine ara ara nöbetleri oluyormuş. Bunun üzerine hastamıza graeter lesser occipital blok yanına supraorbital infraorbital trochlear sinir bloğu eklendi ve karbamazepin tedavisine aynen devam ederek 21 gün sonra tekrar kontrole çağrıldı. Kontrolde VAS 3-4’dü ve nöbetleri oldukça azalmıştı. Bunun üzerine girişimsel blokların ikiside aynen tekrarlandı ve tedavisi devam ederek 21 gün sonra kontrole gelmesi söylendi. Kontrolde VAS 0-1’di. Nöbetleri hiç olmamıştı. Burada girişimsel blokların ikiside aynen tekrar edildi ve tedaviye devam ederek 21 gün sonra kontrastlı kranial MR istenerek kontrole gelmesi istendi. Kontrolde hastamızın VAS’ı 0’dı, nöbetleri hiç olmamıştı ve çekilen kontrastlı kranial MR’da hiçbir patolojiye rastlanmamıştı ve sonuç normal bulgular olarak gelmişti.

    Bunun üzerine hastamıza hiçbir işlem yapmadan 6 ay sonra kontrole gelmek üzere taburcu ettik.

    Sonuç: Dirençli baş ağrısı tedavisinde girilimsel blokların önemli bir yeri olduğu ve böyle karşılaşılan dirençli baş ağrılarının tedavisi için diğer birimlerin bu girişimsel blok için hastaları algoloji polikliniğine refere etmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Yine bu girişimsel bloklarda da sempatik blok yapıldığı parasempatik aktivite olduğu ve buna bağlı vazodilatasyon olduğu ve hasarlı bölgede oksijen artımına sebep olduğundan dolayı beyin içindeki patolojinin düzeldiğini düşünmekteyiz.

  • Menenjion operasyonu olmasına rağmen geçmeyen baş ağrısında girişimsel blokların yeri

    Olgu: Hastamız 46 yaşında bayan hastadır. Hastamız 10 yıldır geçmeyen baş ağrısı için kliniğimize başvurdu. En son gittiği beyin cerrahisi kliniği (4,5 yıl önce) kontrastlı beyin MR’da Menenjiom tespit edilmiş olup opere edilmiştir.

    Ancak bu hastamıza bu operasyona rağmen hastamızın baş ağrıları geçmemiştir. Hastamızın operasyondan sonra 6 aylık kontrollerinden son dönemlerdeki MR’larında da nüks menenjiomlar milimetrik boyutlarda görülmeye başlamıştır. Hastamız bize başvurduğunda VAS 9-10’du. Öncelikle hastamıza Greater-lesser occipital blok ve supra orbital infra orbital trochlear sinir bloğu yaptık. Hastamızın ağrısı hemen VAS 5-6’ya geriledi. Bunun üzerine 15 gün sonra kontrolde VAS 3-4’dü. Hastamıza tekrar aynı blokları yaptık ve kontrastlı beyin MR’ı istedik ve en son beyin cerrahi kontrolünde çekilen MR’ı da istedik ve karşılaştırmak istediğimizi söyledik. Bunlarla beraber 15 gün sonra kontrolde VAS 1-2’idi. Kontrol MR’ında; ö nceki beyin cerrahi kontrolünde isreği MR daki menenjiom rezidülerinin kaybolduğunu gördük.

    Sonuç: Burada baş ağrısı tedavisinde de girişimsel blokların çok önemli bir role sahip olduğunu görmekteyiz. Yine bu kontrol MR’ındada bu görüntü değişikliklerinin girişimsel bloklarda yapılan sempatik blokaj nedeniyle hasarlı bölgede vazodiletasyon ve oksijen artımına bağlı olduğunu düşünmekteyiz.

  • Sporcu sağlığı ve proloterapi

    Proloterapi, zayıflamış eski işlevselliğini kaybetmiş eklemleri, kıkırdakları, ligamentleri ve tendonları güçlendirmek tekrar eski haline getirmek için proliferan solüsyonların enjeksiyonu ile karakterize bir tedavi şeklidir. Proloterapi, iyileşmeyi uyaran bir enjeksiyon tekniğidir, güçsüz ve yetersiz dokularda hücre oluşumu ve rejenerasyon sağlar. Travma sonrası oluşan tendon ve ligament sorunlarının, yetersiz doku tamiri nedeniyle iyileşemeyip kronik ağrıya neden olduğu vakalar proloterapinin en fazla başarılı olduğu vakalardır.

    Toplumun diğer kesimleri için proloterapi ile doğal yoldan iyileşme ne kadar iyi bir tedavi seçeneği ise, geçimlerini sağlıklı bedenleri ile kazanan amatör ve profesyonel sporcular için de en az o kadar değerlidir.

    Genç yaşlardan itibaren yoğun antreman programları uygulayan, müsabakalarda kazanmak için insanüstü efor harcayan bu beden emekçilerinin doğru egzersiz programlarını uygulaması, uygun diyet elemanlarını yeteri kadar tüketmesi ve düzenli sağlık kontrollerinden geçmesi gerekir. Bu kontroller kalp-akciğer sisteminin kontrolü, kas kitlesi ve egzersiz kapasitesinin ölçümünün yanısıra bağ dokusu elemanlarının kuvveti ve stabilitesinin kontrolünü de kapsamalıdır.

    Sporcunun performansını etkileyen, ızdırap veren sakatlıkları henüz daha olgunlaşmadan/ farkındalık seviyesine ulaşmadan tespit etmek ve önlem almak mümkündür. Böylece bir sporcunun uzun sakatlık dönemleri yaşaması ya da bir dizi ameliyat geçirmesinin önüne geçilmiş olur. Bir futbolcunun yapılan kontrolünde kasık bölgesinde (pubis) tespit edilen bir hassas nokta; bir basketbolcunun dizindeki zayıf bir iç yan bağ; bir tenisçinin epikondili üzerindeki hassas nokta ya da bir güreşçinin iliolomber bağ hassasiyeti ilgili bölgeye proloterapi uygulanarak giderilebilir; böylece en çok kullanılan bağ dokusu elemanları güçlendirilerek olası bir sakatlık engellenmiş olur.

    Sakatlıklar her ne kadar öngörülebilir ve engellenebilir olsa da talihsiz bir şekilde sakatlık yaşayan sporcular proloterapi sayesinde bu sorunlarından doğal yoldan, ameliyatsız ve daha kısa bir sürede˟ kurtulabilirler. Spor yaralanmalarının tedavisinde amaç, sporcuyu, sakatlığın uzamasına veya tekrarlamasına neden olmayacak en kısa sürede mümkün olabilecek en iyi performansla spora döndürmektir.

    Sakatlık yaşanan bölgede doku iyileşmesi 3 aşamada gerçekleşir:

    . Yaralanmadan sonra 3-4 gün süren: Enflamasyon dönemi,

    . 3-6 hafta süresince: Tamir ve yenilenme dönemi,

    . 1-2 yıllık sürede: Remodeling(Yeniden şekillenme) dönemi.

    Spor yaralanmalarının tedavisi˟˟:

    .Ön tedavi: Enflamasyon cevabını kontrol etmek amacıyla ağrının ve kas spazmının azaltılması. (Koruma, istirahat)

    .Kesin tedavi: Tamir fazı ve yeniden şekillenme süresince tam iyileşme sağlanıncaya kadar proloterapi ve germe-güçlendirme egzersiz programının kombine edilerek uygulanması şeklinde olmalıdır.

    Proloterapi tedavisi kişiye özel düzenlenen, 15-30 günlük periyodlarla uygulanan bir enjeksiyon yöntemidir. Enjekte edilen sıvı kimyasal bir madde, ilaç ya da steroid(kortizon vs) değildir; yoğunlaştırılmış dextroz (şekerli su) kullanılır. Doğal yoldan dokunun orijinal haliyle yeniden oluşturulması sağlanır. Proloterapi yönteminin en dikkat çekici yönlerinden biri ise tedavi süresince fiziksel bir kısıtlama yapılmaması, istirahat gerektirmemesidir. Hatta aksine germe ve güçlendirme egzersizleri ile eklem hareket açıklığını geliştirmeye yönelik hareketler proloterapi tedavisinin tamamlayıcısı olarak hastalara uygulatılır.

    (˟ : Bu konuda henüz kontrollü klinik çalışmamız olmamakla birlikte geleneksel yöntemler kullanılarak tedavi edilen sporculara kıyasla proloterapi uygulayarak germe-güçlendirme egzersizleri uyguladığımız sporcuların daha kısa sürede ve güçlenerek iyileştiklerini gözlemledik.)

    (˟˟ : Geleneksel yaklaşımdan farklı olarak bizim uygulamamızda soğuk uygulama, yükseğe kaldırma, kompres uygulama ve non-steroid ağrı kesici kullanmanın yeri yoktur.)