Etiket: Kolesterol

  • Yaşlı   bireylerde  kolesterol  ilaçları faydalı mı? Zararlı mı?

    Yaşlı bireylerde kolesterol ilaçları faydalı mı? Zararlı mı?

    ~~Yaşlı bireylerde kalp damar hastalıklarının daha fazla görüldüğü bilinmektedir. Dolayısıyla kolesterol ilaçlarının kullanılması bu yaş grubunda daha çok tartışmalara konu olmaktadır. Bazı kişilerde bu ilaçların yan etkilerinin fazla olduğu ve bu yaş grubunda fayda yerine zarar getireceği düşüncesi vardır. Öncelikle her yaşlıyı aynı organ fonksiyonlarına sahip gibi görmemek gerekir. Kronolojik yaş aynı olabilir ama biyolojik yaş daha iyi olabilir yani organ sistemleri beklenilenden daha iyi çalışıyor olabilir. Kronolojik olarak 65 yaşın üzeri yaşlı olarak isimlendirilir . Ancak 80 yaşında öyle insanlar vardır ki 60 yaşındaki bir insanın biyolojik özelliklerine sahiptir. Asıl kırılgan yaşlı ile 80 yaşın üzerindeki yaşlılarımız kastedilmektedir. Kolesterol ilaçlarının ne için kullanıldığının da bilinmesi gerekir. Daha önce hiç kalp krizi , beyin felci geçirmemiş bir insanda kullanılıyorsa buna primer korunma denir yani hastalık olmadan önce riski yüksek hastalarda korunma amaçlı kullanılmasıdır. Kalp krizi veya damar tıkanmasına bağlı felç geçirmiş kişilerde kullanılmasına da sekonder korunma denir yani hastalık olmuş , tekrarlamaması için ve daha kötüye gitmemesi için kullanılmasıdır.
    Kolesterol ilaçlarını yaşlı bireylerde kullanırken kar zarar değerlendirilmesi yapılır. Faydası daha çok olan durumlarda kullanılır. Kolesterol ilaçları için potansiyel risk oluşturan durumlar şunlardır: 80 yaşın üzerinde olmak , kadın cinsiyet, vücut kitle indeksinin düşük olması, tiroid tembelliği olması, karaciğer böbrek yetmezliği olması, yakın zamanda ameliyat geçirmiş olmak , D vitamini eksikliği olanlar ve çok sayıda ilaç kullananlardır. Beş ilaçtan fazla ilaç kullanıyor olmak çok ilaç ( polifarmasi ) kullanmak olarak kabül edilmektedir. Özellikle bazı ilaçların ( amiodaron, mantar ilaçları, virüs ilaçları, verapamil, diltiazem, azitromisin, klaritromisin ) kullanılması kolesterol ilaçlarının yan etki oluşturma riskini arttırmaktadır. Kas ağrıları ve kas yıkımına ( rabdomyolize) neden olmaktadır. Kolesterol ilaçlarının yan etkilerinin de geriye dönüşümlü olduğunu bilmek gerekir. İlaca ara verildiğinde, doz azaltıldığına oluşan yan etki de ortadan kalkar.
    Primer korunmada yani kalp krizi geçirmemiş hastalarda 75 yaş üzerinde kolesterol ilaçlarının kullanılmasının olumlu katkı sağladığını gösteren çalışma yoktur. Ancak sekonder korunmada yani kalp krizi geçirmiş, bypass olmuş, stent konmuş hastalarda 75 yaşın üzerinde da orta doz kolesterol ilacı kullanılmasının yararlı sonuçları olduğu bilinmektedir. Fakat bu hastaların iyi eğitilmesi ve yan etkiler bakımından yakından takip edilmesi gerekir.
    PROSPER çalışmasında 65 yaşın üzerindeki insanlara 3 yıl süre , i le statin kullanılmış ve plasebo ile karşılaştırılmıştır. Miyokard infarktüsü riskinde %40 azalma, felç riskinde %23 azalma olmuştur. Ancak tüm nedenlere bağlı ölüm oranı ve kalp nedenli ölüm oranı değişmemiştir.
    80 yaşın üzerinde kolesterol ilaçlarının kullanımı için yeterli kanıt yoktur.
    Kolesterol ilaçları ve demans Alzheimer ilişkisi literatürde çok tartışılmıştır. Faydalı olduğunu söyleyen görüş daha ağırlıklıdır. Çünkü kolesterol ilaçları ile beyin kan dolaşımının daha iyi olduğu, yeni damar tıkanmalarının önüne geçildiği , inflamasyonun azaldığı, beyinde beta amiloid birikiminin azaldığı , bunun da beyin hücrelerinin fonksiyonunu arttırdığı ileri sürülmektedir. Aksi olan görüş beyin hücrelerinin iyi çalışması için kolesterol hammaddesine ihtiyaç olduğu , kolesterol ilaçlarının ise beyin kolesterol miktarını azalttığı görüşüdür. Literatürde bunu destekleyen çok az kanıt vardır.
    Sonuç olarak yaşlı bireyleri genel olarak kategorik değerlendirmemek gerekir. Her birey ayrıdır ayrı biyolojik özellikleri vardır. Hastalık bakımından farklı riskler söz konusu olabilir. Kolesterol ilacı kullanma kararını kar zarar hesabı yaparak her birey için ayrı olarak vermek gerekir.

  • Diabet hipertansiyon hiperlipidemi

    Doğuştan itibaren genetik olarak taşıdığımız bedensel özelliklerin yanı sıra yaş ile birlikte metabolizmada değişimler meydana gelir.Beslenme alışkanlıkları,çalışma şekli,stres,tüketilen gıdalar,sigara-alkol kullanımı,kilo artışı,aktif ya da inaktif yaşam düzeni gibi faktörler metabolizma üzerine etkilidir.

    Son yıllarda giderek artan diabet (şeker hastalığı) hiperlipidemi(kan yağları yüksekliği) hipertansiyon (kan basıncı yüksekliği) ve bunların sonucu olarak ortaya çıkan kalp ve beyin damarı hastalıkları en önemli ölüm nedenleri olarak sayılmaktadır.Bu nedenle ani ölümleri ve olası kronik hastalıkların gelişimini önlemek için bu metabolik değerlerin düzenli takibi büyük önem taşır.

    Diabetes mellitus şeker hastalığı olarak bilinir.Kan şekerinin düzenlenmesini sağlayan insülin hormonunun vücutta hiç olmaması ya da pankreastan salınımında bir bozukluk olması sonucu ortaya çıkar.Genetik tip olarak bilinen Tip 1 diabette pankreas hiç insülin salgılamaz,hastalara dışarıdan insülin verilmesi şarttır.Bu tip daha çok erken yaşlarda ortaya çıkar.Tip 2 diabet ise genetik özellikli olmayan ve kilo artışı ile ortaya çıkan formdur.Kilo artışı,buna bağlı vücuttaki yağ kitlesinin artması ile gelişen insülin direnci ile ilişkilidir.Bu formda vücutta insülin vardır ancak hücre içine giremez ve şekeri düşürücü etki yapamaz.

    Diabet hastalığı vücudun tüm sistemlerini etkileyen bir hastalıktır.Özellikle yol açtığı komplikasyon denilen durumlarda böbrek yetmezliği,görme kaybı,kalp damar yetmezliği gibi önemli sonuçlara neden olur.

    Açlık kan şekeri normal düzeyi 100mg/dl dir.Yılda en az bir kez kan şekeri ölçümü yapılması gerekir.

    Ağız kuruluğu,sık idrara çıkma,çok su içme,kilo artışı,kilo vermekte zorlanma gibi belirtiler varsa kan şekeri ve insülin değerlerinin açlık ve tokluk olarak bakılması önemlidir.

    Hipertansiyon kan basıncının yüksek olmasıdır.İdeal kan basıncı 120/80 mm/Hg olarak belirlenmiştir.Yüksek kan basıncı kalp ile ilgili ani ölümler,beyin kanaması,inme gibi çok önemli akut sonuçlara neden olabildiği gibi,uzun dönemde kalp ve böbrek yetmezliğine yol açabilir.

    Kan basıncında yükselme çoğu kez baş ağrısı görmede bulanıklaşma gibi belirtiler verebilirse de belirti vermeyen ani yükselmeler ölümcül durumlara neden olabilir.Bu nedenle kan basıncının düzenli olarak kontrol edilmesi özellikle ailesinde hipertansiyon,inme,ani kalp ölümü olan kişiler için oldukça önemlidir.

    Hiperlipidemi kan yağlarının yüksek olması durumudur.Kolesterol vücutta da yapılan özellikle hormonların yapımında yer alan bir maddedir.Ayrıca yenilen gıdalarla da alınır.Bazı ailelerde vücutta kolesterol yapımı ile görevli enzimlerde oluşan bozukluk nedeniyle genetik olarak kolesterol yüksekliği görülebilir.Bu kişilerde kalp damar hastalığı riski yüksektir.Kolesterol yüksekliği ile ilgili daha sık görülen durum ise yaşam ve beslenme şekline bağlı olarak gelişen yüksekliktir.Kolesterol içerikli gıdalardan zengin beslenme,hareket azlığı,düzenli egzersiz yapmamak en önemli nedenlerdir.

    Kolesterol tetkiklerinin yılda bir kez bakılması,kolesterol yüksekliği olan ya da eğilimi olan kişilerde 3 ayda bir tekrar edilmesi gerekir.Özellikle kötü kolesterol olarak bilinen LDL ve iyi kolesterol olarak bilinen HDL değerlerinin istenilen düzeylerde olması kalp ve damar hastalıklarından korunmak için önem taşır.Kan yağlarının yüksek olması damar tıkanıklığına neden olur ki bu da ilgili organın fonksiyonlarını bozar.Özellikle diabet ve hipertansiyon varlığında gelişen hiperlipidemi zaten şeker hastalığı ve yüksek kan basıncı zemininde hasar görmüş damarın bir de yüksek yağ içeriğine maruz kalması ile tıkanmasını kolaylaştırır.HDL kolesterol 40 g/dl ve üzeri olmalı, LDL kolesterol ise 100g/dl altında olmalıdır.

    Tüm bu metabolik değerlendirmelerin düzenli aralıklar ile yapılması pek çok kronik hastalık gelişimini belirtiler çıkmadan önleyecek,ani gelişebilecek ölümcül durumları ortadan kaldıracaktır.

  • İnsülin direnci ne demektir?

    Günümüzde ençok karşımıza çıkan konulardan biri olan insulin direncini irdelemek , danışanlarımıza açıkça ifade edebilmek adına bu makaleyi hazırlamayı öncelikle istedim.

    Türkiye'deki veriler tüm dünydaki verilerden çok da farklı olmayıp bir çok ülkenin de önüne geçmiştir.2010 da açıklanan dünya çapında yapılan PURE çalışmasının Türkiye ayağı açıklamasına göre ve 2011 de açıklanan çok geniş çaplı epidemiyolojik bir çalışma olan TURDEP II çalışmasının verileri göstermiştir ki Türkiyede yaşayan insanların her ikisinden birinde insulin direnci , veya gizli şeker yani şeker hastası olma riski mevcuttur. !!!!!!

    Bu çok dehşet bilimsel veriler ışığında biz doktorlara düşen vazife de halkımızı bu konuda bilinçlendirmek ve bu hastalıkların gelişim yollarını önlemek yolunda , yani koruyucu hekimlik adına çalışmaktır.

    Sağlık Bakanlığımızında son yıllarda Türkiye'deki obeziteye karşı vermiş olduğu mücadele ve bilinçlendirme toplantı ve çalışmaları taktire şayandır.

    Türkiye insanında yaygın olarak gözlenen bel bölgesinde kalınlaşma , göbeklenmenin temel nedeni metaboliktir yani insulin direncidir. Bel kalınlaşması gördüğümüz kişilerde artık iç organ yağlanmasının da başlamış olduğunu görüyoruz. Bel kalınlaşmasıgerçekleşmemiş zayıf kişilerde bile ; ailesinde şiddetli şeker hastalığı öyküsü olan gençlerde iyi irdelendiğinde insulin direncine rastlıyoruz.

    KLİNİK DURUM:

    Bu gençlerin çok sık hastalandığını, basit enfeksiyonları ağır geçirdiğini, gebe kalamadıklarını veya düşükle sonlandığını gözlemliyoruz. Erken dönemde vücutta fazla sıvı birikimi yani ödemle tanışıyorlar. Genellikle tansiyonları yükselmeye başlıyor ve özellikle sinirsel hipertansiyonları erken yaşlarda başlıyor. Hatta ailede birçok kişide hipertansiyon öyküsü mevcut olduğu için genetic hipertansiyonları olduğunu zannediyorlar. Bağışıklık sistemleri zayıladığı için vücutlarının değişik bölgelerinde egzemalar, mantar enfeksiyonları , aftlar sedef vb lezyonlar çıkıyor.

    Romatizmaya da yakalanabiliyorlar.

    Kolesterol seviyeleri giderek yükseliyor. İyi huylu kolesterolleri düşüyor kötü huylu kolesterol ve şekerle ilgili kolesterol olan Trigliseridleri yükseliyor.

    Genelde standart olarak depresyona giriyorlar çünkü vitamin emilimleri bozuluyor çünkü B12 folat ve D vitaminleri özellikle çok düşük seviyelerde olduğu için giderek kısır döngüye giriyorlar.

    Bu hastalara öncelikle kolesterol , aspirin , tansiyon ve depresyon ilaçları başlanır. Çünkü erken evrede onlar aşikar olmuştur. Oysaki onları ortaya çıkaran ana mekanizma sinsice orada durmaktadır. Farkedilmeyi beklemektedir. Eğer hekimlerce farkedilmez ise başka başka muzurluklar yapmayı planlamaktadır: koroner kalp hastalığı ; kanser, Alzheimer vs…..

    Sinsice duran ve asıl tedavi edilmesi gereken ana problem insulin direnci ve gizli şekerdir.

    Bugün birçok hastalığın zemininde yeraldığı kesin kanıtlanmıştır.

    Tedavi edilmeli midir? Kesinlikle evet. Artık otörler gizli şeker evresinin de tip2 diyabetin bir fazı olduğunu kabul etmektedirler . çünkü bazı şeker hastalığına özgü komplikasyonlar duyarlı kişilerde bu evrede de görülebilmektedir.

    TURDEP II çalışmasında Türkiyede25 (OH) D 3 vitamin ortalamasının 10ng/mlolduğu saptanmıştır ki optimum olması gereken yanidiabetten ve kemik erimesinen , alzheimerdan, kanserden korunmak için olması gereken değerimiz minimum 30 ng/ml olmalıdır. Yine aynı çalışmada 4 kişiden birinde guatr olduğu ortaya çıkmıştır ve ortalama TSH seviyemiz yüksek bulunmuştur (4 civarı) Tüm bunlar Türkiyedeki obezitede önemli yer işgal etmektedir.

    Bu konuda ilgilenen uzmanlar epidemiyolojik çalışmalar ışığında halkı bilinçlendirmeli, halkı nasıl güneşleneceği konusunda bile eğitmelidir.

    Yakında gerçekleştireceğimiz halk toplantılarımızda tamamen bu konulara ağırlık vereceğiz, çünkü bu toplumumuzda en önemli konuların temelini oluşturmaktadır

  • Hiperlipidemi

    HİPERLİPİDEMİ

    Hiperlipidemi nedir?

    Hiperlipidemi; kanda çeşitli yağların yüksekliğini ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bu çeşitli yağ tipleri kolesterol, trigliserid, LDL-kolestroldür. Bunların dışında faydalı kolesterol olarak değerlendirilen HDL-kolesterol de vardır. Yağ tiplerinde olan bozukluklar başta kalp damar hastalıkları olmak üzere çeşitli hastalıkların ortaya çıkmasında ve ilerlemesinde rol oynar.

    Kolesterol, yağ benzeri doğal bir madde olup vücutta karaciğerde yapılır. Dışarıdan hayvansal yiyeceklerle alınır. Bitkisel yiyeceklerde bulunmaz. Düşük dansiteli lipoprotein kolesterol (LDL kolesterol= KÖTÜ kolesterol) karaciğerde oluşan kolesterolü taşır. Bu kolesterol damarlarda birikir ve daralmasına neden olur.

    Özellikle kalbe giden damarlar kalınlaştığında kan akımı yavaşlar. Kalbe yeterince oksijen taşınamaması sonucunda kalp krizi oluşur. Yüksek dansiteli lipoprotein kolesterol (HDL kolesterol= İYİ kolesterol) ise kolesterolün damarlarda birikmesini önler. Kalp hastalıklarına karşı korur.

    Trigliseritler de kanda bulunan diğer bir yağ türüdür. Yükselmesi kalp hastalığı riskini artırır ve çeşitli hastalıklarda da yükselir (yağlı beslenme, şeker hastalığı, vb.)

    20 yaş üzerindeki bireyler her 5 yılda bir kan total kolesterol, LDL-kolesterol ve HDL kolesterol ile trigliserit düzeylerini ölçtürmelidir.

    Kanda kolesterolü neler yükseltir?
    Beslenme : Tereyağı, yumurta sarısı, sakatatlar, yağlı et, tavuk (özellikle yağlı ve derisiyle yenirse), süt, yoğurt, peynir gibi özellikle katı (doymuş) yağlar ve kolesterolden zengin yiyecekler tüketmek. Diyet enerjisinin yağlardan gelen oranının %35’in üzerinde olması.

    Vücut ağırlığı : Vücut ağırlığının yüksek olması. Kilo vermek total kolesterol, LDL kolesterol ve trigliseritlerin düşmesine, tersine HDL kolesterolün yükselmesine yardımcı olur.

    Fiziksel aktivite : Düzenli aktivite yapmamak, hareketsiz yaşam tarzı. LDL-kolesterolü yükseltir. Düzenli fiziksel aktivite yapmak LDL kolesterolün düşmesini, HDL kolesterolün ise yükselmesini sağlar. Yaşam tarzınızda tedavi edici değişiklikler yapmak LDL kolesterol düzeyinizi %20-30 arasında düşürür.

    HEDEF DEĞERLER

    Total Kolesterol
    İstenen düzey < 200
    Sınırda yüksek 200-239
    Yüksek > 239

    LDL kolesterol
    Optimal < 100
    Optimale yakın veya optimal-üstü 100-129
    Sınırda yüksek 130-159
    Yüksek 160-189
    Çok yüksek > 190

    HDL kolesterol
    Düşük < 40
    Yüksek > 60

    Trigliserid
    Normal < 150
    Sınırda yüksek 150-199
    Yüksek 200-499
    Çok yüksek > 500

    Yaşam tarzı değişikliği ile birlikte tıbbi beslenme tedavisi kan yağlarındaki değerlerinizin düzelmesinde en önemli rolü alır. Bu konuda ilaç kullanımı içinse uzman doktorlara başvurarak tedavi planı düzenlemek gerekir.

  • Yaşam tarzını değiştiren , kolesterol riskini azaltır

    Yüksek kolesterolün vücuda verdiği zararlar nelerdir?

    Kanda aşırı miktarda bulunan kolesterol yıllar içinde damar duvarında birikir. Bu birikim sonucu o damarda daralma, tıkanma meydana gelir. Kolesterol hangi damarda birikmişse o damarla ilişkili sorunlar ve hastalıklar ortaya çıkar. Kolesterol yüksekliğinde belirti ve bulgular çoğu zaman ani kolesterol yükselmesine bağlı değildir, uzun süreli kolesterol yüksekliğinin damar duvarında kolesterol birikmesine yol açmasının sonucudur. Kalbi besleyen damarlarda (koroner arter) kolesterol birikimi bu damarlarda tıkanma ve daralmanın sonucu göğüs ağrısı, kalp krizi ve kalp yetmezliği gibi sorunlara neden olur. Bunların sonucu hasta koroner by-pass ameliyatı (cerrahi olarak darlığın ortadan kaldırılması) veya anjiyoplasti (balonla daralmış koroner arterin genişletilmesi) işlemine ihtiyaç duyabilir. Beyini besleyen boyun damarlarında kolesterol birikimi olması felçlere, konuşma bozukluklarına, dengesiz yürümeye, bilinç kaybına yol açar. Böbrek damarlarında kolesterol birikimi yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir.

    Peki ana atardamarda kolesterol birikimi olursa?

    Ana atardamarda kolesterol birikimi de tehlikelidir. Buradan kopan kolesterol birikintileri daha küçük damarları tıkayarak çok değişik sorunlara yol açabilir. Bağırsağı besleyen damarları tıkayarak bağırsak ölümüne, göz damarlarını tıkayarak körlüğe, bacak damarlarını tıkayarak kangrene yol açabilirler. Kolesterol yüksekliğine bağlı sorunlar ortaya çıktığı zaman hasta geç kalmış olabilir; bu nedenle kolesterol yüksekliğini önlemek, yükselmişse düşürmek çok önemlidir.

    Kötü kolesterolün yükselmesi önlenebilir mi?
    Evet, yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç kullanımıyla kötü kolesterolün yükselmesi önlenebilir.

    Yaşam tarzı değişikleri derken neler yapılmalı?
    Egzersiz ve uygun diyet yapmak gerekiyor. Özellikle trigliserit spor yapmakla ve diyetle büyük oranda düşürülebilir. Ancak kötü kolesterol veya total kolesterolü diyet ve sporlar ile yüzde 10-15 oranında düşürebiliyoruz.

    Yüksek kolesterolün kalp-damar hastalıkları üzerine etkisi nedir?
    Kolesterolü yüksek hastalarda, kalp-damar risk faktörlerinin değerlendirilmesi ve mümkünse değiştirilmesi, tedavinin temel noktalarından biridir. Kolesterolü yüksek hastalarda, kolesterol yüksekliği dışındaki kalp-damar risk faktörlerine de sık rastlanır. Bu kalp-damar risk faktörlerinin düzeltilmesi ile kalp damarlarındaki kalıcı hasar ve ölüm riski kesin olarak azaltılır.

    Sigara ile kolesterol arasında ilişki var mı?
    Evet, sigara içen kişilerde özellikle iyi kolesterol düşüyor, kötü kolesterol yükselmeye başlıyor. Ama sigara ile kolesterol arasında direkt bir bağlantı söz konusu değil. Sigara kendi başına damar hastalıkları için bir risk faktörüdür. Kolesterolün de damar sertliği için risk faktörü olduğu düşünülürse, iki risk faktörü bir araya geldiğinde risk çok daha fazla oluyor.

    Hareketsiz bir yaşam tarzı kolesterolü etkiler mi?
    Evet etkiliyor.

    Kolesterolü düşürmek için spor yapmak şart mı?
    Şart diyebiliriz. Unutmamak lazım ki spor sadece kolesterolü düşürmek için etkili değil, aynı zamanda bütün vücudun dinç olması için önemli.

    Hangi sporlar yapılmalı?
    Günlük 30-45 dakikalık yürüyüşler yanında aerobik egzersizlere kadar sporun her türü yapılabilir.

    Şişmanlık kolesterolü etkiler mi?
    Evet, obezite kolesterolün ve trigliseridlerin yükselmesinde etkili.

    Stresle kolesterol arasında bir bağlantı var mı?
    Stresle kolesterol arasında tabii ki bağlantı var. Stres sırasında adrenalin ve noradrenalin gibi stres hormonlarında artış görülüyor. Bu maddelerin kanda yükselmesi kolesterolün yükselmesine neden olduğu gibi, şişman veya diyabet hastalığı olan kişilerde kan şekerinin artmasına sebep olmaktadır. Dolayısıyla stres endirekte de olsa damar sertliğine ve kolesterolün yükselmesine neden olabilir. Ama “Büyük bir üzüntü yaşadım, kolesterolüm yükseldi” doğru bir cümle değil.

  • Adolesan

    YAŞ GRUBLARINA GÖRE İNSANLAR GRUBLARA AYRILIR.

    0_1 YAŞ ARASI, SÜT ÇOCUĞU

    0_14 YAŞ ARASI ,ÇOCUK

    15_19 YAŞ ARASI, ADOLESAN

    20_29 YAŞ ARASI ,GENÇ ERİŞKİN

    30 YAŞ VE ÜSTÜ ERGEN OLARAK SINIFLANDIRILIR.

    KAN BASINCI ,TANSİYON OLARAK ADLANDIRILIR.

    Tüm adolesanlar yıllık kanbasıncı ölçümü yaptırmalıdır. Kan basıncı ölçümleri bir grafik olarak değerlendiriir.. 90.tansiyon değerlendirme eğrisi ve üstü alarm değeri olrak kabul edilir. Bu değerlendirme doktorunuz tarafından yapılmalıdır. EĞER TANSİYONUNUZ 95.TANSİYON DEĞERİNİN ÜSTÜNDE İSE ADOLESANA TÜM TANSİYON YÜKSEKLİĞİNDE YAPLIMASI GEREKEN KLİNİK VE LABORATUVAR KONTROLLARI YAPILMALIDIR.EĞER TANSİYON 90_95. TANSİYON ÖLÇÜM DEĞERİ ARASINDA VE ŞİŞMANSANIZ TANSİYON KONTROLU 6AY ARA İLE YAPILMALIDIR.EĞER TANSİYONUNUZ 90. TANSİYON ÖLÇÜM DEĞERİNİN ÜSTÜNDE İSE AYLIK ÖLÇÜMLER YAPILMALIDIR.Ve gereken uygun tedaviler hekim tarafından yapılmalıdır.

    KAN TRIGLİSERİD OLARAK ADLANDIRILR.

    KOLESTEROL ÖLÇÜMÜ ,

    EĞER ANA BABANIN KOLESTEROLU 240 MG/DL NİN ÜSTÜNDE İSE ADOLESANSIN KOLESTEROLUNE BAKILMALIDIR.EĞER ADOLESANIN KOLESTEROLU 200MG/DL NİN ÜSTÜNDE VE ANA,BABASINDA KALB HASTALIĞI,TANSİYON YÜKSEKLİĞİ,BEYİN VE DAMAR SİSTEMİ HASTALIKLARI VARSA YA DA 55YAŞTA ANİ ÖLÜMLER VARSA BU ADOLESAN RİSK ALTINDADIR VE KOLESTEROL ,TRİGİLESİD ,TANSİYON ,KLİNİK KONTROLERİ DÜZENLİ YAPILMALIDIR.

    Her adolesanın yılda birkez boy ve ağırlık ölçümleri yapılmalıdır.

    Tartı kaybı %10 ve fazla ise mutlaka incelenmelidir.

    Beden kitle indexi ölçülmelidir.Beden kitle indexi 85_95 ise kiolu kabul edilmeli ve kalb damar hastalığı yönünden mutlaka incelenmelidir.

  • Çocuklarda yüksek kolesterol düzeyleri

    Çocuklarda yüksek kolesterol düzeyleri

    Ateroskleroz (=damarların sertleşmesi ) erişkin yaşta belirginleşir.Damar duvarlarında plaka oluşturan ,damarları tıkayan ve kan akışını etkileyen mekanizma çocuklukta başlar.Kan kolesterol düzeyleri başlayan hastalığın belirtilerinden biri olabilir.

    Erişkinlerde,yüksek kolesterol ve düşük dansiteli lipoprotein (LDL veya kötü ) kolesterol ,artmış ateroskleroz riski ile birliktedir. İlginç şekilde,düşük düzeyde yüksek dansiteli lipoprotein ( HDL veya iyi) kolesterol ateroskleroz gelişimine neden olurken, artmış HDL düzeyleri koruyucudur.Artmış LDL düzeylerinin kolesterol ve diğer yağların damarların çeperine depolanmasını kolaylaştırdığı düşünülmektedir.

    Bugün ebebeynlerinde yüksek kolesterol düzeyleri veya erken yaşta kalp krizi (50 yaş civarında ) öyküsü olan çocuklarda kolesterol taraması önerilmektedir.

    HİPERKOLESTEROLEMİ DÜZEYLERİ İÇİN NE TEDAVİ YAPILABİLİR?

    Bu hastalığın bazı tipleri (Ailevi Hiperkolesterolemi ) genetik geçişlidir ve yağların anormal metabolizması kan yağlarının ,kolesterol dahil aşırı yükselişlerine neden olur.Genellikle diyet değişiklikleri,egzersiz ve gerekirse ilaçla yoğun tedavi gerektirir.

    Bazı ailevi olmayan hiperkolesterolemi çeşitleri ise daha hafiftir ; tedavide kan yağları ve kolesterol tüketiminikısıtlayıcı diyet değişiklikleri önerilir.Bugün günlük kalori alımının %30’unun yağlardan (1/3’den az kısmı doymuş yağlardan ) oluşmalı ve günlük kolesterol alımı 300mg/gün kısıtlanmalıdır.Diyette ki kolesterol sadece hayvansal orijinli besinlerde bulunmaktadır. ( 1 yumurtada 270mg.kolesterol bulunur).

    Erişkin çalışmaları ,kilo kaybı ile birlikte total ve LDL-kolesterol düzeylerinde düşüş olduğunu göstermektedir.Düzenli fiziksel aktivite de artmış HDL (iyi ) kolesterol düzeyleri ile ilgilidir.

  • Kolesterol nedir ve besinlerde bulunan kolestrerol miktarları

    KOLESTEROL NEDİR VE BESİNLERDE BULUNAN KOLESTREROL MİKTARLARI
    Kolesterol, insan vücudunda hücre zarının ve hücreler arası sıvının yapısında bulunan, safranın oluşumunda, D vitamininin sentezlenmesinde, erkek ve dişi cinsiyet hormonlarının yapımında rol oynayan yağ benzeri bir maddedir. Önemli bir kısmı karaciğerde sentezlenirken bir kısmı da gıdalarla birlikte alınır. Hayatın devamı için gerekli olan kolesterolün gıdalarla fazla miktarda alınması durumunda kalp ve damar sağlığının olumsuz olarak etkilendiği bilinen bir gerçektir.

    Kolesterol kanda lipoprotein adı verilen bileşikler tarafından taşınır. Lipoproteinler ise taşıdıkları kolesterol miktarına göre LDL-düşük yoğunluklu lipoprotein (kötü kolesterol) ve HDL-yüksek yoğunluklu lipoprotein (iyi kolesterol) olmak üzere iki gruba ayrılır. LDL, kalp damarlarının duvarında kolesterol birikimine, beyin zarında sertleşmeye neden olur. Bunların sonucunda ise arterioskleroz (damar sertleşmesi), kalp krizi ve alzheimer hastalığı riski artar.

    BAZI GIDALARDA BULUNAN KOLESTEROL MİKTARLARI

    Beyin (100 gram) 2637 mg
    Böbrek (100 gram) 587 mg
    Karaciğer (100 gram) 410 mg
    Yumurta Sarısı ( 1 yumurtada) 213 mg
    Koyun Eti (100 gram) 85 mg
    Sığır Eti (100 gram) 75 mg
    Tavuk ve Hindi Eti (100 gram) 70 mg
    Süt (250 ml) 4 mg
    Peynir (100 gram) 30 mg
    Mayonez ( 1tatlı kaşığı) 10 mg

    Özellikle beslenme alışkanlıklarımızın değişmesiyle günümüzün en büyük problemlerinden biri haline gelen kolesterolden nasıl bir diyet hazırlayarak korunabiliriz?
    Baklagiller, tahıllar, meyve, sebze ve diğer lif içeren gıdalardan zengin bir diyet kolesterol oranını düşürmeye yardımcı olur. Lifli gıdalar kolesterolü düşürücü etkileri yanında laksatif etkileri nedeniyle sindirimi de kolaylaştırmakta ve kalın barsak kanserine karşı koruyucu bir rol üstlenmektedirler .Lifli gıda içeren bir diyetle yapılan çalışmada ortalama kolesterol seviyesi 250 mg/dl olan 169 bireyden oluşan deneme grubunun 1,5-4 ay süreyle bu diyetle beslenmesi sonucu total kolesterol seviyesinin %4-15, kötü kolesterol(LDL) oranının ise %6-20 azaldığı tespit edilmiştir.

    BAZI GIDALARDA BULUNAN LİF MİKTARLARI

    Şeftali (100 gram) 5,5 mg
    Buğday (100 gram) 3.5 mg
    Domates (100 gram) 5.3 mg
    Çilek (100 gram) 9.0 mg
    Ispanak (100 gram) 2.8 mg
    Mısır Unu (100 gram) 11.8 mg
    Arpa (100 gram) 8.6 mg

    Tarih boyu hep sağlıklı yaşamla gündeme gelen sarımsağın kolesterolü düşürücü, arterioskleroz riskini azaltıcı,kan basıncını düşürücü ve enfeksiyonlara karşı koruyucu bir rol oynadığı yapılan birçok çalışma ile ortaya konmuştur. Tarihçiler, Eski Mısır’da piramitlerin yapımında çalışan işçilerin günlük sarmısak paylarını almaksızın çalışmayı reddettiklerini bildirmektedirler. Laboratuarda hayvanlar üzerine yapılan çalışmalarda sarımsağın kansere karşı koruyucu bir etkisi olduğu da saptanmıştır.

    Amerika’da yapılan araştırmalar sonucu Niasin’in (vitamin B3) kolesterolü düşürmede ilaçlar kadar önemli bir rol oynadığı tesbit edilmiştir. Günlük 2-3 gram niasin alınmasının kötü kolesterolü %20-30 düşürdüğü,iyi kolesterol oranını ise %20-35 arttırdığı sonucuna varılmıştır. Amerikan Ulusal Kolesterol Eğitim Programı yüksek kolesterolün tedavisinde niasin’in kullanılmasını öncelikli olarak tavsiye etmektedir. Ancak doz aşımı durumlarında alerjik reaksiyonlar, baş ağrısı, mide bulantısı, mide ekşimesi, kusma, ishal, karaciğer harabiyeti gibi yan etkilerinin bulunduğu ve bu nedenle niasinin hekim kontrolünde kullanılması gerektiği bildirilmektedir.

    BAZI GIDALARDA BULUNAN VİTAMİN B3 (NİASİN) MİKTARLARI

    Domates (100 gram) 4.2 mg
    Soya Fasulyesi (100 gram) 3.4 mg
    Patates (100 gram) 2.0 mg
    Hindi Eti (100 gram) 23 mg
    Tavuk Eti (100 gram) 15 mg

    Soya, buğday ve pirinç gibi bitkisel gıdaların yapısında bulunan fitosteroller bağırsaklardan kolesterol emilimini engelleyerek kan kolesterolünü düşürücü etki gösterirler.

    Kolesterolden safra asitlerinin sentezlenmesinde rol oynadığı için kolesterol seviyesini düşüren bir başka unsur da vitamin C’dir. Sebze ve meyveler hem vitamin C, hem de liflerden zengin olup safra asitlerinin geri emilimini engelleyerek kolesterol seviyesini düşürür.

    BAZI GIDALARDA BULUNAN VİTAMİN C MİKTARLARI

    Domates (100 gram) 44 mg
    Brokoli (100 gram) 58 mg
    Çilek (100 gram) 53 mg
    Greyfurt Suyu (100 ml) 124 mg
    Portakal Suyu (100 ml) 147 mg
    Karnabahar (100 gram) 35 mg

    Pirinç, yulaf kepeği, arpa gibi bazı bitkilerde doğal olarak bulunan tokotrienoller (vitamin E benzeri bileşikler) kolestrolü düşürücü ve antioksidan etkileri nedeniyle kalp-damar sistemi rahatsızlığı bulunan hastaların diyetlerinde önemli bir yer tutmalıdır.

    Günlük olarak tüketilen gıdalardan kolesterol değeri yüksek olanların diyette daha az miktarda yer alması ve yukarda bahsi geçen gıda maddelerine de diyette yeterince yer verilmesi sağlığımızı korumamıza yardımcı olacaktır.
    Sağlıklı günler dileği ile…

    Uzman Dr.Ali AYYILDIZ
    Veteriner Hekimi – İnsan Anatomisi Uzmanı Dr.

  • Kolesterol gerçeği

    Kolesterol gerçeği

    Son günlerde tıp dünyası kolesterol yüksekliği ile ilgili farklı görüşler öne sürmektedir.Gerçekten Kolesterol yüksekliği sağlık açısından bir risk oluştururmu? Evet,sağlık açısından risk taşıyan yağların başında kolesterol gelir.Vücutta, özellikle de kanda yüksek miktarda yağ bulunması sağlık açısından bir risk sayılmaktadır, ancak belli bir düzeydeki yağ hücresel yapının korunması ve sinir uyarılarının iletimi, hormonların yapımı gibi bazı vücut fonksiyonları açısından önem taşımaktadır. Karaciğer vücutta bulunan kolesterolün yaklaşık % 80’ini üretir. Geriye kalan % 20 aldığımız besinlerce karşılanır. Gıdalardaki kolesterol özellikle hayvansal gıdalardan et ve süt ürünlerinden kaynaklanır.Yumurta sarısı,yağlı etler, sakatat yüksek kolesterol kaynağıdır.

    Bunun tersine bitkisel proteinler,sebzeler, meyveler kolesterol içermezler. HDL kolesterol molekülü (iyi huylu kolesterol), kolesterolün karaciğere taşınmasından sorumludurlar. Kolesterolün bu türü aslında vücut için yararlıdır, çünkü damarlardaki kolesterolün ortadan kaldırılmasına yardımcı olurlar, amarları ; içlerinde oluşabilecek plaklara karşı korurlar. Egzersiz yapan, sigara kullanmayan ve obez olmayan kişilerin HDL düzeyleri daha yüksek olma eğilimindedir. Çok düşük HDL düzeyleri kalp hastalıkları yönünden bir risk faktörü olabilir. Düşük yoğunluklu lipoproteinler (LDL) kolesterolün büyük çoğunluğunu kan dolaşımı aracılığıyla vücuttaki dokulara taşırlar.

    LDL “kötü” kolesterol olarak bilinir, arterleri tıkama ve kalp hastalığına neden olma olasılığı daha yüksektir .LDL kolesterolü düşürmek için sağlıklı beslenmek, vücut yağ oranının azaltmak, sigara içmemek ve egzesiz yapmak önerilmektedir. Toplam kolesterolü 200 mg/dl den düşük, LDL (kötü) kolesterolü 100 mg/dl den düşük ve HDL (iyi) kolesterolü 40 mg/dl den yüksek olması hedeflenmektedir.

    Kolesterolü düşüren besinler nelerdir?

    1.Lif oranı yüksek olan yulaf
    2.Omega-3 yağ asitleri:Balık, Herbalifeline
    3.yağlı tohumlar:Fındık, ceviz, badem
    4.Soya
    5.Meyve ve sebzeler:Greyfurt(pektin), elma (pektin ve kuvarsetin), domates (likopen), sarımsak, soğan, Herbalife domates çorbası (likopen), üzüm çekirdeği,
    6.Yeşil ve siyah çay (kateşin) :Herbalife Bitkisel konsantre çay
    7.Keten tohumu
    9.Zeytinyağı

  • Yumurta mı masum yoksa kanıta dayalı tıp mı yanılıyor?

    Bir besin maddesi olarak tüketilen yumurta; döllenmiş olması durumunda içerisinde oluşan embriyoyu dış dünya şartlarına dayanıklı hale gelinceye kadar besleyip gelişmesini sağlayan molekülleri barındıran çok değerli bir üründür. Bilinen en güçlü antioksidan aminoasit olan metiyoninin en fazla bulunduğu gıda maddesi de yumurtadır. Metiyonin, günümüzde antioksidan özelliğine ilaveten Karaciğer kanserleri ile osteoartrit gibi halk arasında kireçlenme diye bilinen hastalıklarda umut vaat eden bir tedavi yöntemi olarak denenmektedir. Metiyonin antioksidan özelliğini sahip olduğu karbon sülfür bağı sayesinde kazanmaktadır. Karbon sülfür insan organizmasında üretilememektedir. “Bu kadar önem arz eden bir aminoasitin olumsuz özelliği yok mudur” sorusuna ne yazık ki hayır cevabını verememekteyiz. Organizmada bulunan metiyonin; son derece yararlı ve bir o kadar da önemli reaksiyonlara katıldıktan sonra zararlı bir molekül olan homosisteine dönüşmekte ya da görev aldığı antioksidan tepkimeler sonrasında okside olmaktadır. Oksitlenme; metiyoninin sahip olduğu sülfür atomunun oksijen radikalleri diye nitelendirilen yaşlanmaya neden olan artık ürünlerle etkileşimi sonucu meydana gelmektedir. Sonuç olarak oksitlenen sülfür iyonu renk değiştirerek koyu bir renk almaktadır. İşte bu nokta bize fazla pişirilen yumurtada meydana gelen renk değişimini hatırlatmaktadır. Bir başka deyişle pişirilen yumurta sarısı; içerdiği metiyonin amino asitlerindeki sülfür iyonlarının oksitlenmesi sonucu antioksidan özelliğini kaybetmektedir. Okside metiyonin ise; tıpkı kolesterol esterleri yani atık kolesterol olan LDL gibi pıhtılaşmaya yatkınlığı arttırmaktadır. Özetle okside metiyonin de okside kolesterol gibi damarların tıkanmasına neden olan aterom plaklarının gelişmesine zemin hazırlayan mekanizmaların başlamasına neden olmaktadır. Yumurta içerisinde bulunan kolesterol de; embriyonun büyüme ve gelişme süresinde gerekli olan steroid kaynaklı hormonların sentezi için temel kaynağı oluşturmaktadır. Böylesi yaşamsal fonksiyonlar için yumurta içerisinde depolanmış olan kolesterolün bu denli insan hayatını tehdit eder bir konum kazanmış olması akla uygun düşmemektedir. Vazgeçilmez olan, neden ölümcül özellik kazanmakta bunu sorgulamalıyız. İşte bu noktada kolesterolün de tıpkı metiyonin gibi benzer bir konuma sahip olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Isı nasıl ki metiyonini ölümcül hale dönüştürmekte aynı ısı kolesterolü de ölümcül hale çevirmektedir. Bu konunun kanıta dayalı tıpla ne alakası var derseniz şimdi o noktaya geliyoruz. Kanıta dayalı tıp deneylerin veya gözlemlerin anlaşılır bir dille aktarılmasıyla oluşturulmuş istatistiksel doğru ya da yanlışlardan oluşan bir yüzdeler sistemidir. Yani yüzde yüz doğru ya da mutlak doğru gibi bir yaklaşım içermez. O güne kadar var olan veya kayıt altına alınmış olan baskın görüşü dile getirir.

    Yumurta ile ilgili kolesterol hakkında son zamanlarda dile getirilen kanıta dayalı tıpla çelişkili görüşlerin nedeni işte bu ısı derecesinin standardize edilememiş deneyimlerde yol açtığı farklı sonuçlardır. Herkes kendi görüş açısıyla yumurtaya yaklaşırken ısı standardizasyonunun olmazsa olmaz olduğunu ne yazık ki atlamışlardır. Bu tıpkı ideoloji kuramcılarının saplandığı kör nokta açmazına benzemektedir. Toplumun bütün bireylerini kendi kişiliğiyle özdeşleştirerek yola çıkan kuramcılar; geliştirdikleri hipotezleri tek tip prototip toplumlarda idealize ederek mantıkla birebir örtüşen güçlü ve mükemmel tezler ortaya koymuşlardır. Ancak uygulandığı toplumun baskın kişiliğiyle uyuşmayan söz konusu tezler; insanlık tarihi sürecinde çok büyük acıların yaşanmasına neden olmuş ve uygulayıcılarının elinde adeta birer ölüm makinelerine dönüşmüşlerdir.

    Sonuç olarak ısıya maruz kalmayan yumurta, masumdur. Kanıta dayalı tıp; ancak elinde var olanı ortaya koyar mutlak doğruyu değil. Suçlu olan ise bu konuya at gözlüklerinin ardından bakmaya devam eden insanoğludur.

    Doktor yumurta çığ tüketilmeli dediyse de; bu kural iyi koşullarda saklanan, kabuğu sağlam olan ve taze tüketilecek yumurta için geçerlidir. Aksi halde besin zehirlenmesi denen başka bir sağlık sorunu ile yüzleşmek zorunda kalabileceğimiz de kulağa küpe olması gereken önemli bir konudur.