Etiket: Kırışıklık

  • Kırışıklık nasıl önlenir?

    Yaşla birlikte cildimizde nem azalması ve kollajen liflerdeki bozulmalar nedeniyle küçük kırışıklıklar oluşmaya başlar. İşte bu kırışıklıklar zamanla mimik çizgilerinin derinleşmesi şeklinde derin kırışıklıklara dönüşür.

    Güneş ışınları, kollajen yıkımına yol açan enzimlerin aktivasyonunu arttırır. Bu nedenle uzun süreli güneş teması olan kişilerde kollajen daha hızlı yıkıma uğrar, ciltte incelme ve kırışıklık oluşur. Güneş ışınları kahverengi lekeleri ve damarsal genişlemeleri de (telenjektazileri) arttırır.

    Göz çevresi kırışıklıklarının ana nedeni göz kısma hareketidir. Bu hareketlere bağlı olarak, diğer bölgelere göre zaten daha ince olan göz çevresi derisinde şekil bozukluğu ve kırışıklık gelişir.

    Bir insanın biyolojik yaşı arttıkça kollajen ve elastin yapım hızı azalır, yıkımı artar. Menapoz döneminde ise östrojen hormonundaki azalmaya ikincil olarak bağ dokusu yapımı ve derinin elastikiyeti azalır, kırışıklık artar. Hormonal hastalıklar ve aşırı kilo alımı da deri altındaki bağ dokusunun yapısını bozar.

    Kırışıklık Oluşması Nasıl Önlenebilir?

    Öncelikle kırışıklık oluşturabilecek nedenler belirlenmeli ve buna yönelik önlemler alınmalıdır.

    Gece uygulanan nemlendirici kremlerin kırışıklık ve leke tedavisi açısından önemi son derece büyüktür. Bu kremler, hafif soyucu özellikleri nedeniyle derinin yeniden yapımını ve kollajen oluşumunu hızlandırırlar.

    Gündüz, güneşten koruyucu özellikteki nemlendiriciler kullanılabilir.

    Masaj uygulamaları da faydalı olabilmektedir.

    Bol bol su içilmesi önerilir.

    Sigara içilmemelidir.

    Işık duyarlılığı olan bireylerin ışığa karşı hassasiyeti arttıran maddelerden sakınmaları ve güneş gözlüğü kullanmaları önerilir.

    UPGRADE Nedir?

    Hyaluronic Acid, Idebenone, Coenzymes, Nucleotidler, Amino Asit ve vitaminlerden oluşan etkileyici cilt canlandırıcısı olup , cildin elastiyetini, parlaklığını, nemini arttırıp gözle görülen gerginlik hissi verir.

    Cildin ışıldamasını, neme doymasını ve gerginleşmesini sağlar. Mat, kabalaşmış, nemsiz ciltlerde, güneş hasarı olan deforme ciltlerde, kırışıklık ve çizgilerin dolması amacı ile dolgu ile mezoterapi arası çok başarılı bir uygulamadır. Uygulama tek seansta bile farkedilir sonuçlar yaratır. Yaş ilerledikçe ve menopozdan sonra belli aralıklarla ve belli seanslarla uygulanımı önerilir. İçeriğindeki hyalüronik asit su tutarak cildi nemlendirirken çizgileri açar, Idebenone ve Coenzymes Q 10 oluşmuş ve oluşacak olan serbest radikalleri nötralize eder, yaşlanmayı durdurur. Amino asitler ve vitaminler cilde gerekli olan ham maddeyi sağlar. Zamanla eksilen ve fonsiyonlarını yitiren moleküllerin yeniden sentezlen-mesini ve dokunun oksijenizasyonunu arttırır. Gerçek bir antiaging yaklaşımdır.

    Etki alanları :

    Derin kırışıklık Nemsiz cilt

    Boyun ve dekolte kırışıklıkları Stresli ve deforme ciltler

    N-acetylcysteine: Yüksek antioksidan gücü bulunan elementtir. Bu element hücrelerdeki Glutathione(GSH) miktarını ayarlamada kilit role sahiptir, aynı zamanda onları dışsal zararlardan koruyup zehirsel aksiyondan uzak tutar.

    Vitaminler: Multivitamin karışım hücre dokusunun yapımında ve yeniden canlandırılmasında aktif rol oynar, bağışıklık sistemindeki aşınmaya karşı aktif mücadele eder,bu cilt yapısı için elzemdir.Yaşlılık belirtilerini ortadan kaldırarak, cilt görünümünün düzelmesine yardımcı olur.

  • Kırışıklıklar ve lekelerin çoğu güneşin eseridir

    Tüm uzmanlar, giderek artan bir hassasiyetle, bizi güneşe karşı uyarıyorlar. Biz güneş altında bronzlaşarak daha güzel olmayı ümit ederken, bir yandan da cilt yaşlanmasına tüm kapıları ardına kadar açmış oluyoruz. Kısa süreli olarak esmerlik bizi hoş gösterebilir ama orta ve uzun vadede başımıza büyük işler açar. Çünkü güneşin hiç şakası yok! Güneş tüm sağlığımızı, gençliğimizi ve güzelliğimizi tehdit ediyor. Bunu anlamak için alim olmamıza gerek yoktur.

    GÜNEŞ GÖRMEYEN YERLERİMİZDE KIRIŞIKLIK OLUŞMAZ
    Gerçeği fark edebilmek için, gayet basit bir gözlem yeterlidir. En fazla güneş gören yerlerimiz nereleridir? Kuşkusuz yüzümüz, boynumuz, dekoltemiz, kollarımız ve ellerimiz. En çabuk yaşlanan yerlerimiz tam da buralarıdır. Kırışıklık, çizgiler, lekeler hep yüzümüze özgü sorunlardır. Vücudumuzun güneş görmeyen yerlerinde kırışıklıktan ve lekelerden bahsetmeyiz. Çünkü yoktur! Evet kalçalarımız, karnımız, popomuz, bacaklarımız, göğüslerimiz de bizi kaygılandırabilir ama ciltleri yönünden değil. Oralarda yağ dokusu ile, kaslarla, ödemlerle, sellülitlerle yada varisler gibi kan dolaşımına ait sorunlarla baş etmeye çalışırız. Kırışıklıklar ve lekeler ise, bire bir güneşin eserleridir. Emin olun, güzellik salonlarını, estetik merkezlerini meşgul eden işlemlerin büyük çoğunluğu güneş hasarları ile ilgilidir.

    * Güneşlenmek bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve tüm hastalıklara davetiye çıkarılması anlamına gelir. Bugün konuyu güzellik açısından ele aldığım için cilt kanserlerinin ne kadar büyük bir hızla arttığından bahsetmiyorum. Kuşkusuz güneş ışınlarının en tehlikeli sonuçları onlardır. İnsan başına gelmedikçe böyle şeyleri aklına getirmemeye çalışır ama gerçek değişmez.

    BRONZLAŞMAK, GÜZELLİK ARAYIŞINDA BÜYÜK BİR YANILSAMADIR:
    Cildin yaşlanmasına yol açan birçok neden sayabiliriz ama bunlar genel olarak iki grupta toplanırlar.

    § Birincisi organizmanın doğal seyrinde gelişen içsel yaşlanmadır.
    § İkincisi ise dış faktörlerden kaynaklanan yaşlanmadır. Sigara, dengesiz beslenme, uykusuzluk vs. gibi. Bunların en başında güneş ışınlarının yıkıcı etkileri gelir.

    Cildimizdeki olumsuz değişimlerin %80’i güneş hasarlarıdır. 50 yaşında ortaya çıkan derin kırışıklıkların büyük bölümü, 20’li yaşlarda maruz kaldığımız güneş ışınlarının sonuçlarıdır.

    PHOTO AGİNG
    Doğal seyrinde yaşlanan deriler, yumuşaklığını kaybetmezler ve kırışıkları hafif, ince çizgiler halindedir. Fazla güneşlenen insanların cildi ise zamanla kalınlaşır, sertleşir ve kırışık çizgileri derinleşir. Çünkü güneş ışınları cildi gergin, esnek ve pürüzsüz tutan doğal yapıyı bozar. Deriye gerginliğini ve sıkılığını sağlayan liflerin bir kısmı dejenere olur, bir kısmı da yok olur. Bu durum cildi desteksiz bırakır. Cilt köselemsi bir görünüm almaya başlar ve photo-aging belirtileri oluşur.

    “Photo-aging” yaşa değil, güneşe bağlı yaşlanmaya verilen addır. Birçok sanatfotoğrafında gördüğümüz gibi yüz adeta oluk oluk ve kat kattır. Bu durum tipik olarak, yaşamları boyuncagüneş altında toprakla uğraşan köylülerde, balıkçılarda ve denizcilerde görülür. Ama önlem almazlarsa, saatler boyunca plajda güneşlenmeyi sevenlerin kaderi de maalesef farklı olmaz..

    Photo-Aging’in sonuçları:

    Ø Genç sayılabilecek bir yaşta yüzde derin çizgiler oluşmaya başlar.
    Ø Cilt nemini kaybeder.
    Ø Cilt yüzeyi pürtüklenir, rengi homojenliğini kaybeder
    Ø Cilt rengi küllü bir sarıya dönüşür, matlaşır ve donuklaşır.
    Ø Deri kalınlaşır ve köselemsi bir yapı alır
    Ø Gözle görünür porlar oluşur, siyah noktalar artar
    Ø Cilt en küçük bir tahrişte morarmaya başlar
    Ø Yüzdeki kılcal damarlar yüzeyde bir örümcek ağı gibi görünür
    Ø Çiller ve yaşlılık lekeleri oluşur: Kahverengi (hiperpigmentasyon) veya beyaz (hipopigmentasyon) lekeler.
    Ø Deride, ileride kanser riski taşıyabilecek, pürtükler, kabarıklıklar meydana gelir;
    Ø Aktinik keratoz, bazal hücreli epitelyoma ve squamous hücreli karsinomlar gibi cilt dejenerasyonları meydana gelir.
    Ø En büyük tehlike ise deri kanserleridir!
    Doğal yaşlanma sürecini dejenere eden faktörler

    Bazı etkenler insanı ve yaşama tutunan direncini, savunmasız hale getirir:

    § Güneş ışığı
    § Sigara
    § Hava kirliliği
    § Dengesiz beslenme
    § Alkol tüketimi
    § Stres
    § Sert sabunlar, deterjanlar ve bazı kozmetik ürünler
    § Uyku düzensizlikleri ve yatış şekli
    § Mimikler

    Güneş:

    PHOTO-AGING

    Güneş ciltteki yağı parçalar ve kollajeni yiyip bitirir !
    Sonuç, erken yaşlanmadır.

    Cildi zamanından önce yıpratan sayısız dış etken içinde en önemlisi
    güneş ışınlarıdır.

    Güneş, bir bakıma hücreleri yiyip bitiren serbest radikalleri çoğaltır ve
    aktifleştirir. Aynı zamanda, cilt hücrelerindeki yağı parçalayan bir enzim üretir.
    Bu enzimin adı, “arakidonik asit” tir. Güneş etkisiyle artan
    serbest radikaller “transciption” faktörlere dönüşürler ve hücrelerin merkezine,
    DNA’nın faaliyetine zarar verirler. Güneşten alınan ultraviyole ışığı ile yaratılan
    tüm bu faktörler ve enzimler, ciltteki kollajeni sömürmeye başlarlar. Bazı bilim
    adamları bu duruma mikro yaralanma adını verirler. Bunların bir araya gelmesiyle
    derin kırışıklıklar oluşur.

    MİKRO YARALANMA TEORİSİ

    Ø Güneş serbest radikalleri arttırır.
    Ø Serbest radikaller transcription faktör adı verilen molekülleri aktifleştirir.
    Ø Transciption faktörler hücrelerin merkezinde bulunan nükleus (çekirdek) hücresinin merkezine ulaşırlar.
    Ø Nükleusa ulaşan bu faktörler DNA’yı değişik kimyasallar üretmeye zorlarlar.
    Ø Örneğin, NFk-B gibi kimyasallar iltihaplanmalara neden olurlar ve yaşlanma sürecini hızlandırırlar.
    Ø Ultra viyole ışığı ile aktive olan transciption faktörler AP1 ‘e dönüşürler.
    Ø AP1 ciltteki kollajeni sindiren enzimler üretmeye başlar.
    Ø Bütün bunların sonucunda kollajen dokusunda mikro yaralanmalar oluşur.
    Ø Mikro yaralanmalar birleşerek derin kırışıklıkları meydana getirir.

    Kitabımızın, “Bronz Tutku” adlı bölümünde daha ayrıntılı anlatılmış olduğu gibi, bu etkilere cildin kalınlaşması, yaşlılık lekeleri, çiller, renk hücrelerinin kaybı, ekimozlar, kılcal damar çatlamaları ve deri kanseri riski eklenir.

    İyisi mi, siz güneşten korunmayı ihmal etmeyin. Saat 10 ile 15 arasında plajlara hiç uğramayın. Sabah erken saatlerde veya akşamüzeri denize girmenin keyfini çıkarın. Gene de bol bol güneşten koruyucu sürerek kendinize iyilik edin. İnanın, koruma faktörü (SPF) yüksek, iyi bir güneşten koruyucu, cildiniz için en pahalı nemlendiriciden veya kırışık engelleyici kremden daha yararlıdır. Camlarının rengi koyu, UV filtreli bir güneş gözlüğü ise hem gözlerinizi katarakt tehlikesinden korur hem de tüm gözaltı kremlerinden daha etkili olur.

    Bronzlaşmak istiyorsanız, gelişmiş solaryumlardan veya cilde renk veren kremlerden yararlanın. Bir sezonluk bronzluk ve çekicilik uğruna, daha sonraki yılları kendinize zehir etmeyin.
    Umarım tadınızı kaçırmamışımdır. Ama daha otuzlu yaşlarında yüzü kırış kırış olmuş ve lekelerle dolmuş hastalar beni çok üzüyor. İnanın güneşi ben de çok seviyorum ama güneşin saat 20’den sonra battığı bu imtiyazlı günlerde, öğle saatlerini evde geçirip, gün batımını plajda yaşamak hem daha güvenli hem de daha keyifli.

    Haftaya, sağlığınızı tehdit etmeden nasıl bronzlaşabileceğinizi yazacağım.

    Şimdilik hoşçakalın,

  • Botox yaptırmaktan korkmayın !

    Botox yaptırmaktan korkmayın !

    Yüz cildimiz genetik, güneş ışınları, sigara, yerçekimi, yüz kaslarının kullanım şekli, uyurken yatma pozisyonuna göre yıllar içinde olumsuz değişiklikler gösterir. Alında, kaş arasında, göz çevresinde, dudak çevresinde, yanaklarda, burun kenarında ve çenede kırışıklık ve sarkmalar ortaya çıkar. Cilde yapılması gereken işlemler, cilt daha çok yıpranmadan yapılmalıdır. Çünkü,kırışmış ve sarkmış bir cildi düzeltmek daha zor olmaktadır.

    Yüzde yüz hareketlerini sağlayan pek çok kas vardır. Yıllar içersinde yüzü aşağı çeken kaslar daha kuvvetli hale gelmektedir. Bunun sonucu olarakta yüzde sarkma ve yorgun ifade belirmektedir. Ayrıca mimik hareketlerini çok kullananlarda derin çizgiler ortaya çıkmaktadır. Botox yöntemi yüzü aşağı çeken kasları ve mimik kaslarını zayıflatarak uzun vadede ortaya çıkabilecek olan sarkma ve kırışıklıkları engeleyebilir. Ayrıca ortaya çıkmış olan kırışıklık ve sarkmaları azaltabilir. Botoks yöntemi, yüzü şişirerek kırışıklıkları azaltan bir yöntem değildir. Bilinenin tersine, botox uygun dozlarda ve bilinçli bir şekilde yapıldığında son derece doğal duran bir yöntemdir.

    Her yöntemde olduğu gibi, bu alanda işinin ehli ve titizlikle çalışan hekimlere botoks (botox) yaptırılmalıdır. Botoks, son yılların en başarılı ameliyatsız cilt gençleştirme ve kırışıklık tedavi yöntemlerinden biridir. Bazı ciltlerde en iyi sonucu alabilmek için dolgu, mezolift, peeling gibi diğer yöntemlerle birleştirmek gerekebilir.

    Son günlerde botoksun önemli yan etkileri olduğuna dair medyada söylentiler dolaşmaktadır. Hiçbir yayında, hiçbir kongrede ve hiçbir meslektaşımızdan bu tarz yan etkiler bildirilmemiştir. Her tıbbi yöntemde olduğu gibi botoks yönteminde de yan etkiler olabilir. Ancak bu yan etkiler hayatı tehdit eden ve kalıcı yan etkiler değildir. Botoks yöntemini korkmadan gönül rahatlığı ile uygulattırabilirsiniz.