Etiket: Kireçlenme

  • Bel-kalça-diz-bacak ağrıları: nerede –ne zaman-kime ameliyat olmalı

    Endüstriyel toplumlarda yaşam süresinin uzaması ile beraber sağlık sorunları da çeşitlilik kazanmıştır. Ayrıca makinalaşmanın ve gelişmenin getirdiği hareket azlığı, beslenme bozukluklarına bağlı gelişen obesite de sağlık sorunlarının hem çeşitliliğinin hem de şiddetinin artmasına sebep olmuştur.

    Özellikle orta yaş grubunu geçen nüfusun sık karşılaştığı sorunlardan biri olan kireçlenme dediğimiz (artroz) eklemlerin sorunu hastalarda tuttuğu yere göre şikâyet ve bulgulara sebep olmaktadır. Hastalar her zaman bu şikâyetlerinin nereden kaynaklandığını tam olarak ayırt edemeyebilirler. Bunun sebebi ağrının noktasal olmadığı çoğunlukla yayılım veya başka bir yere yansıma yaparak ağrı sebebinden uzakta hissedilmektedir.

    Kireçlenme dediğimiz hadise eklemlerde sıvı azalması, kıkırdak erimesi, eklem dejenerasyonu veya eklem daralması gibi isimlerle de anılmaktadır. Kireçlenmeye en çok maruz kalan eklemler değişken olmakla beraber kireçlenme sebebiyle belirti veren eklemler genellikle vücudumuzun en çok yüke maruz kalan ve en çok hareket eden (en çok kullandığımız) eklemleridir.

    Bel ağrısı, bacaklarda ağrı dizlerde ve omuzlarda ağrı en sık karşılaşılan ağrılardandır. Ve bu ağrılar değişik uzmanlık alanlarının ilgisindedir.
    Bel ağrısının birçok sebebi olmakla beraber; en sık rastlanılan sebepleri, bel fıtıkları, yaş ilerledikçe ortaya çıkan kireçlenme nedeniyle omurilik kanalı darlıkları, bel kayması, bel eklemlerinde ve omurlar arası kıkırdaklarda aşınma ve kireçlenme nedeniyle ortaya çıkan ağrılardır. Belde oluşan bu hastalıklarda ağrı çoğunlukla belde kalmaz bir veya her iki bacağa, uyluğa veya ayaklara yayılabilir. Dolayısıyla her iki alt ekstremiteye yayılan ağrıların sebebi ileri yaş grubu hastalarda omurga kökenli rahatsızlıklar olabilir.

    Aynı şekilde, dizlerde veya kalçada olan hastalıklarda da uyluk, diz, bacak veya ayak ağrısı olabilmektedir. Bu nedenle orta yaşı geçmiş bel ve/veya bacak –diz-kalça ağrısı olan hastalarda mutlaka hem bel bölgesi ve omurga hem de alt ekstremite eklemleri değerlendirilmeli ayırıcı tanı iyi yapılmalıdır. Bu tür hastalar mutlaka hem beyin cerrahisi hem de ortopedi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Ayırıcı tanı yapılıp ağrı ve diğer şikayetlerinin sebebi tam olarak belirlendikten sonra uygun branş hekimi tarafından tedavisi yapılmalıdır.

    Ya omurga ya da alt ekstremite rahatsızlığı olan hastaların tedavisi uygun branş hekimi tarafından yapılmakta iken, asıl sorun her iki bölgede de sorunu olan hasta grubunda çıkmaktadır, ki bu hasta grubu azımsanmayacak kadar yüksek bir orandadır zaman tedavi sıralaması nasıl olmalıdır:

    Hem bel hem de diz-kalça gibi alt ekstremite sorunu olan ancak ameliyat gerektirmeyen hastaların ilaç ve ameliyat dışı tedavileri her iki uzmanlık alanı tarafından aynı anda yapılabilmektedir.

    FAKAT

    Belinde ameliyat gerektiren ve bel ve bacaklarda ağrı sebebi olan bir kireçlenme sorunu olan aynı zamanda da kalça veya dizlerde ameliyat gerektiren kireçlenme sorunu olan hastalarda tedavi önceliğini çok iyi belirlemek gerekmektedir. Bu konuda maalesef birçok yanlışlıklar yaşanmaktadır. Her iki dizden ağrıları nedeniyle ameliyat olup protez takılan fakat ağrıları geçmeyen hastalar olduğu gibi belden ameliyat olup hala rahat yürüyemeyen ve bacaklarda dizlerde ağrısı olan hastalar vardır. Onun için ameliyat gerektiren kireçlenme-dejenerasyon- sorunu olan hastalarda ameliyat önceliğini belirleyen faktörler çok çeşitlidir.

    Hastanın yaşı, kilosu, ilerleyici nörolojik hasarı (felç-idrar –gaita kaçırma-his kaybı-ereksiyon kaybı…),hastanın isteği….vb. faktörler önceliği belirlemekte etken olmakla beraber:

    Omurgayı ve içindeki sinirleri (omurilik ve ondan çıkıp bacaklara giden sinirler) bir ağacın gövdesi olarak düşünürsek bacaklarımız ve içindeki ağrı algılayıcı ya da motor emir götürücü sinirler bu ağacın dalları olarak düşünülmelidir. Yani ağacın gövdesinde bir hasar ve dalında bir hasar varken dalını tedavi edip gövdedeki hasardan kaynaklı yakınmaları gideremeyeceğiniz gibi, gövdedeki hasarı tamir ettiğinizde daldaki hasardan kaynaklı bazı şikayetlerin düzelme ihtimali vardır. Yani belinden ameliyat olmuş hastalarda diz veya kalçalarındaki ağrılarında bir kısmı gidecektir ve belki hastanın tolere edebileceği bir ağrı seviyesine kadar gerilediği için diz veya kalça patolojisinin ameliyat gereksinimi ötelenebilir.

    BU NEDENLE

    Bacaklarda veya dizlerde ağrı şikâyeti ile ortopedi uzmanına başvurup diz veya kalçada aşınma ya da kireçlenme nedeniyle ameliyat kararı alınan hastaların ameliyat olmadan önce MUTLAKA bir beyin cerrahisine de görünüp bacaklarındaki ağrıya ve diğer şikâyetlerine katkıda bulunan bir bel sorunu olup olmadığı mutlaka bakılmalıdır.
    Yine aynı şekilde bacaklarda ağrı şikâyeti ve belde kireçlenme şikâyeti ile bir beyin cerrahisine başvuran orta yaşı geçmiş her hastanın

    MUTLAKA bir ortopedik değerlendirmeden geçmesi tedavinin başarısı için şarttır.

  • Eklem kireçlenmesi tedavisinde proloterapi

    Eklemleri oluşturan her bir kemiğin ucunda kemiğin üzerini örten kıkırdak doku mevcuttur. Kıkırdak eklemin hareketini rahat yapması için yumuşak, kaygan bir yüzey oluşturur ve kemikler arası yastık gibi hareket eder. Kemiklerin birbirine sürtmesine engel olur.

    Kireçlenme (osteoartrit); eklemlerde, kıkırdak kaybının ve hasarının bir sonucudur ve dejenerasyonla ilerleyici ve işlev bozukluğuna yol açan bir hastalıktır. Eklemlerde ağrıya neden olur.

    Kıkırdak yapısı yaş ilerledikçe değişmeye başlar. Yaşla birlikte kıkırdak ta yaşlanır. Fazla ve kötü kullanılan ya da hastalıklı eklemde kıkırdak daha kolay zarar görür. Bu kıkırdak hasarının oluşma süresi kişiden kişiye değişiklik gösterir.

    Kıkırdak hasarının yanında, eklemdeki eklem zarlarının salgıladığı sıvı normal özelliğini yitirir ve bunun sonucunda eklem hasarı ilerler. Kireçlenmede eklem sıvısı yeteri miktarda bulunmayabilir ve özelliği bozulmuş olabilir. Bu değişiklikler eklemdeki kıkırdak yıkımının ve belirtilerinin sebeplerinden biri olabilir.

    Kireçlenmenin en sık görüldüğü eklemler, diz ve kalça eklemleridir.

    Diz eklemi kireçlenmesi (Gonartroz)

    Genetik faktörler kireçlenme üzerinde rol oynar, ancak ileri yaş, kilo, ağır iş, menisküs yırtıkları, eklemlerde tekrarlayan zorlanmalar ve travmalar gibi etkenler kireçlenmeyi hızlandırıp ortaya çıkmasına neden olabilir. Kireçlenme yaş ilerledikçe daha sık görülür ve hem kadınları hem de erkekleri etkiler.

    Bulgular ve belirtiler Hareket ettiğinizde eklemlerinizde sürtünme veya çekme hissini duyabilirsiniz. Ayrıca diz eklemi bölgesinde hassasiyet ve ağrı hissedebilirsiniz. Herhangi bir merdivenden inip çıkmak, bir sandalyeden kalkmak veya bir yere oturup kalkmak ağrı verici olabilir. Ağrı başlangıçta daha hafifken yürüdükçe artış gösterip yürümenizi engelleyecek şekilde olabilir. Ağrı ve hareketsizlik nedeniyle diz çevresindeki kaslarda zayıflama ve erime olabilir.

    Kalça eklemi kireçlenmesi (Koksartroz)

    Kalça kireçlenmesi en sık rastlanan kalça ağrısı sebebidir. Hastalığın ortaya çıkmasına neden olan ek bir hastalık (doğumsal kalça hastalıkları, geçirilmiş kalça eklemi enfeksiyonu, kalça ekleminde büyüme kıkırdağının kayması, romatizmal hastalıklar), geçirilmiş bir travma ya da steroid kullanımı olabileceği gibi hiçbir ek hastalık olmaksızın kendiliğinden de ortaya çıkabilmektedir. Ailede eğer artroz varsa, ortaya çıkma olasılığı artmaktadır. Kalça eklemindeki artroz daha çok orta ve ileri yaşlarda ve erkeklerde görülmektedir.

    Bulgular ve belirtiler Kalça artrozunun ilk belirtisi kalça ekleminde bir rahatsızlık ve tutukluk olmasıdır. Bu rahatsızlık başlangıçta sabahları uyanma ve yataktan kalkma ile ortaya çıkar. Ağrı hareket ve eklem üzerine yük bindirilmesi ile artar, istirahatte biraz rahatlar. Hastalık ilerledikçe ağrı ve diğer şikayetler dinlenmekle de geçmez. Hasta ağrıdan dolayı aktivitelerini azaltır. Eklem aralığı iyice daralır. Kalça hareketleri kısıtlanır ve topallama olur. Ağrı bazen dize de vurabilir. Bu nedenle diz ağrısı ile gelen hastalar mutlaka kalça eklemi yönünden de değerlendirilmelidir.

    Eklem kireçlenmesi nasıl tedavi edilir ?

    İyi bir tedavi programı eklem ağrısını ve tutulmasını azaltıp, eklem hareketlerini arttırmaya ve yaşamınızı kolaylaştırmaya yardımcı olur. Fizik tedavi, kilo kontrolü, hasta eğitimi ve proloterapi hep birlikte planlanmalıdır. Bunlar faydalı olmadığında ancak ameliyat düşünülebilir. Tedavi programı, hastalığın ciddiyetine, şikayetlerinizin şiddetine, yaşınıza ve diğer sağlık problemlerinize bağlı düzenlenmektedir.

    Eklem Kireçlenmelerinde ‘Proloterapi’ nasıl iş görür?

    Proloterapi uygulaması kronik hasarlı dokular üzerinde en etkin iş gören uygulamadır. Eklem dejenerasyonu ile birlikte görülen eklem aralığında daralma eklem instabilitesinden kaynaklanır. Kireçlenme nedeniyle ağrı ve fonksiyon kaybı ile başvuran bir kişide eklemin muayenesi yapılarak instabiliteye neden olan bağ dokusu elemanları tespit edilir. Proloterapinin hedefi tam da zayıflamış olan bu bağlardır. Proloterapi uygulaması bu süreçte eklemi destekleme görevini yapamaz hale gelmiş ligamentleri ve tendonları güçlendirerek ekleminizdeki laksiteyi (gevşekliği) düzeltir. Böylece eklem zarı yeniden eklem sıvısı üretmeye başlar ve sanılanın aksine eklem kıkırdağı kendini yenileyebilir.

  • Diz kireçlenmesine ameliyatsız tedavi diz proloterapisi

    Gonartroz ( DİZ KİREÇLENMESİ ) orta ve ileri yaşlarda görülür. 50 yaşın üzerinde kadınlarda daha sık görülür. Hastalık daha erken yaşlarda da görülebilir. Hastalar genellikle kiloludurlar. Daha önce geçirilen eklem operasyonları, travmalar, spor yaralanmaları, iltihaplı romatizmalar, doğuştan gelen bazı bozukluklar en önemli sebepleridir.

    Kireçlenme ya da diğer adıyla osteoartrit, eklem kıkırdağının yapısının bozulmasına yol açan bir hastalıktır. Kıkırdakta ve kıkırdağının altındaki kemik dokuda değişiklikler sonucu kemikte büyümeler ve eklem kenarında çıkıntılar gelişir.

    Nasıl Seyreder?
    Kireçlenme yavaş seyirli bir hastalıktır. Hasta eklemlerde kısıtlılık ve ağrıya sebep olur.

    Kireçlenme kimlerde görülür?
    Kireçlenme ileri yaş hastalığıdır. Kırk yaşından önce görülmesi nadirdir. 60 yaş civarındaki insanların yaklaşık yarısında kireçlenme bulguları vardır. Hastalık kadınlarda yaklaşık 3 kat daha sık görülür.

    Kilonun kireçlenme üzerine etkisi var mıdır?
    Fazla kilo, ekleme binen yükü artırarak özellikle dizde kireçlenme gelişme olasılığını yükseltmektedir. Kilo artışı hastalarda şikâyetlerin ortaya çıkmasına veya artmasına neden olabilmektedir. Orta derecede bir kilo verilmesi bile kireçlenme riskinde azalmaya yol açar.

    Kireçlenme ailevi midir?
    Bazı ailelerde çok daha sık olarak ve daha erken yaşlarda ortaya çıktığı bilinmektedir. Bu da ailevi yatkınlıktan kaynaklanmaktadır. Özellikle el parmak eklemlerinde şişlere neden olan türünde kalıtımın katkısı çok belirgindir.

    Başka sebeplerden dolayı da kireçlenme ortaya çıkabilir mi?
    Eklemlerde doğuştan görülen (örneğin kalça çıkığı, kalça eklemi ile yuvası arasındaki uyumsuzluklar) veya sonradan kaza, darbeler gibi eklemde bozukluğa sebep olan yapısal bozukluklar, eklemin işleyişini aksatarak hastalık gelişme riskini artırmaktadır.

    Kireçlenme en çok hangi eklemlerde görülür?
    En sık diz, kalça, el parmak eklemleri, ayak başparmağı ve omurgada görülür.

    Diz kireçlenmesi özellikle bayanlarda sıktır ve şişmanlık ile görülme olasılığı artar.

    Kalça kireçlenmesi erkeklerde de kadınlar kadar sık görülür.

    El parmaklarında kireçlenme, özellikle en uçta bulunan eklemlerde görülür. Başparmak kökünde görülen kireçlenme eklem şişliği ve hareket kısıtlılığı yapar. Ayak başparmağının kireçlenmesi parmağın dışarı doğru eğrilmesine ve/veya hareketlerinin tama yakın kaybına neden olabilir.

    Kireçlenme omurganın en hareketli bölgeleri olan boyun ve belde de görülebilir. Omurga eklemlerindeki hareketi bozarak ağrı ve acıya sebep olur. Ek olarak kemik çıkıntıların sinir kanallarını ya da omurilik boşluğunu daraltmasına bağlı bulgular da ortaya çıkabilir.

    Kireçlenmenin hastalarda ne gibi şikâyetlere sebep olur?
    Hastalar en sık olarak, kireçlenme gelişen eklemlerinde ağrı ve hareketlerde azalmadan yakınırlar. Ağrı genellikle hareket sırasında ya da günün ilerleyen saatlerinde görülür. Eklemlerde ağrı ve tutukluk hastalığın ilk belirtisidir. Şikâyetler genelde dinlenmeyle rahatlar. Hastalık bazen hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir. Bazen de hastalık belirtileri olduğu halde röntgen filmleri normal olabilir. Hastalık ilerledikçe eklem hareketleri kısıtlanır yürümek ve merdiven inmek-çıkmak zorlaşır. Bazen topallama olabilir. Eklem kıkırdağındaki bozukluklar ve aşınma ilerledikçe, istirahat sırasında da ağrı görülebilir ve eklem hareketleri günlük yaşam faaliyetlerini aksatacak düzeyde kısıtlanabilir. Hareket sırasında eklemde çıtırtı ve ses duyulabilir. Uzun süren dinlenme sonrası, sabahları veya oturur durumdan harekete geçince, hareketlerde kısa süren bir tutukluk olabilir. Genelde sabahları olan bu durum 30 dakikadan fazla sürmez. Kireçlenme olan ekleme komşu kaslarda zayıflama ve güçsüzlük dikkati çeker.

    Eklemin düzeni bozulur, bacaklarda eğilmeler olabilir. Eklem içinde, dizin arkasında ve eklemin ön tarafında bursalarda iltihaplı şişkinlikler olabilir. İlerlemiş ve rehabilite edilmemiş dizlerde dizi doğrultmak, ya da bükmek zor ve ağrılı olabilir.

    Kireçlenme tanısı nasıl konulur?
    Deneyimli bir doktor kireçlenme tanısını muayene ile koyabilir. Eklemlerde şişlik, açı değişikliği (örneğin dizlerdeki çarpık görüntüler), hareket kısıtlılığı tanıyı kolaylaştırır. Röntgen filmleri kireçlenmenin hem tanısı, hem evrelenmesi hem de tedavisinin planlanması açısından gereklidir.

    Kireçlenme nasıl tedavi edilir?
    Tedavinin temel amacı, ağrı, tutukluk ve şişliği gidermek, hareketteki kısıtlanmayı düzeltmek ve günlük yaşam faaliyetlerinin sorunsuz yapılmasını sağlamaktır. Vücut ağırlığının ideal kiloya inmesi eklem üzerindeki yükü azaltarak acıyı azaltabilir. Günlük işlerin ve önerilen egzersizlerin gün içerisine dengeli bir şekilde dağıtılması çok önemlidir. Hastanın yaşadığı ve çalıştığı ortamın hastanın şartlarına göre düzenlenmesi (örneğin oturup kalkmayı kolaylaştırmak için sandalye boyunun arttırılması) gerekir.

    Bize ağrı tedavisi için başvuran hastaların çoğunluğunu diz kireçlenmesi nedeniyle ağrı şikayeti olan hastalar oluşturmaktadır. Muayene ve enjeksiyon için gerekli kan tahlillerini müteakiben diz proloterapisine başlarız.

    Hastalarımızın çoğunluğu 2. Seanstan sonra ağrılarında azalma hissetmekte ve takip eden seanslar sonrası ise eski yürüyüş konforuna kavuşmaktadırlar. Tedavilerimizde hastalarımızın ilk 3 gün süresince enjeksiyon yapılan dize aşırı derecede yüklenmemesi gerekmektedir. Tedavinin 3. Ayından itibaren ise diz için verilen egzersizleri eksiksiz yerine getirmelidirler. Doktor-hasta iletişimin mükemmel oluşuyla tedavi son derece çok güzel neticeler vermektedir. Günlük faaliyetlerini yapmakta oldukça zorlanan hastalarımız proloterapi ile birlikte eski günlerine ameliyatsız olarak dönebilmektedirler. Tedavilerimize destek olarak uyguladığımız, MSM, kondroidin sülfat, kollajen hidrozilat ve glukozamin en çok bilinen ve kullanılan kıkırdak koruyucu maddelerin yaşlanma seyrinde ortaya çıkan özellikle diz, kalça, el ve ayak bilek eklemlerinde kıkırdağı koruyucu ve onarıcı etkisi olduğunu gösteren birçok çalışma vardır. Özellikle glukozamin-kondroidin-sülfat-MSM karışımını hastaların ağrılarını azaltmada ve eklem hareketini desteklemede faydalı olduğu düşünülmektedir. Biz de hastamıza bu destekleyici ilaçlardan vermekteyiz.

  • Dizin kireçlenmesi (gonartroz)

    Osteoartrit (kireçlenme) ağırlık taşıyan eklemlerin yaşlanmaya bağlı olarak yozlaşmasıdır. Kireçlenme kıkırdaktan başlar, kıkırdak altındaki kemiği, eklem kapsülünü ve eklem çevresindeki bağları etkiler. Hatta ağrıdan dolayı kullanılamayan kaslarda incelmeler ve sertleşmeler olur.

    Diz vücudun en fazla ağırlık taşıyan ve dolayısıyla kireçlenmeden en fazla etkilenen eklemlerinden biridir. Diz ekleminde üç adet kemiğin eklem yüzeyi vardır. Femur (baldır kemiği), tibia (kaval kemiği) ve patella (diz kapağı kemiği). Tibia femurla, femur patella ile eklem yapar. Tibia ve femur arasında iç ve dış eklemler vardır. Kireçlenme daha çok iç femorotibial eklemlerden başlar ve diğer eklemleri etkiler. Ancak genellikle dizdeki üç eklem birlikte etkilenir.

    Diz eklemlerinin içinde iki adet bağ vardır (ön ve arka çapraz bağlar ). Ayrıca eklemin iç yanında ve dış yanında kuvvetli bağlar vardır. Eklem yüzlerinin uyumunu sağlamak için iki adet menisküs vardır. Diz hareketlerini başlıca iki kas grubu sağlar, dizi doğrultan ekstansör kaslar ( quadriseps ) ve büken fleksör kaslar ( harmstringler).

    Gonartroz (diz kireçlenmesi ) kimlerde görülür?

    Gonartroz orta ve ileri yaşlarda görülür. 50 yaşın üzerinde kadınlarda daha sık görülür. Hastalık daha erken yaşlarda da görülebilir. Hastalar genellikle kiloludurlar. Daha önce geçirilen eklem operasyonları, travmalar, spor yaralanmaları, iltihaplı romatizmalar diz kireçlenmesine neden olabilir.

    Gonartozlu bir dizde neler olur?

    Gonartrozda en erken değişiklik eklem kıkırdağında olur. Kıkırdakta incelme sonucu eklem aralığı daralır. Kıkırdak altındaki kemiklerde de incelmeler ve yıpranmalar olur. Ayrıca eklem kenarlarında kemiksi çıkıntılar (osteofit ) oluşur. Eklem kalınlaşmış olarak görülür. Eklem çevresi kaslarında ağrı sebebiyle kullanılmamaya bağlı atrofiler (incelmeler) olur. Ayrıca eklemin iç yanında pannikülit adı verilen yağ lobülleri vardır. Bunlar çoğu zaman ağrılıdır. Ayrıca zaman zaman eklemlerde iltihaplanma olabilir (sıvı toplanması ).

    Hastanın şikayetleri nelerdir ?

    Eklemlerde ağrı ve tutukluk hastalığın ilk belirtisidir. Hastalık bazen hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir. Bazen de hastalık belirtileri olduğu halde röntgen filmleri normal olabilir. Hastalık ilerledikçe eklem hareketleri kısıtlanır yürümek ve merdiven inmek-çıkmak zorlaşır. Bazen topallama olabilir. Eklemin düzeni bozulur, bacaklarda eğilmeler olabilir. Eklem içinde, dizin arkasında ve eklemin ön tarafında bursalarda iltihaplı şişkinlikler olabilir. İlerlemiş ve rehabilite edilmemiş dizlerde dizi doğrultmak, ya da bükmek zor ve ağrılı olabilir.

    Diz kireçlenmemiz varsa ne yapmalıyız ?

    • Hareket etmeliyiz
    • Fazla kilolarımızı vermeliyiz.
    • Çömelirken ve doğrulurken, bir yere otururken ve kalkarken kollarımızı kullanmalı dizlerimizi fazla kırmamaya çalışmalıyız.
    • Ağır yük taşımamalıyız.
    • Uzun süre yürümek ve ayakta durmaktan kaçınmalıyız.
    • Yumuşak tabanlı ve düz topuklu ayakkabı giymeliyiz.
    • Bacak kaslarımızı düzenli olarak çalıştırmalıyız.
    • Diz egzersizlerini mutlaka yapmalıyız.
    • Dizlerimizi sert zeminler üzerine koymamalıyız.

    BİZ NE YAPIYORUZ ?!

    Bize gelen hastalar genellikle ya genç yaşta ( 45-50 ) ya da ileri yaşta ( 70-80 ) geliyorlar. Genç olanlar erken yaşta protezle tanışmak istemiyorlar. İleri yaşta olanlar ise operasyondan korkuyorlar ya da sağlık durumları el vermiyor. Bazı hastalar da aşırı kilolu. Kilolarından dolayı egzersiz yapması gereken bu insanlar diz ağrılarından dolayı egzersiz yapamıyorlar diğer yandan kilo vermedikleri için diz ağrılarından kurtulamıyorlar. Kısacası kısır bir döngü içinde kalıyorlar. Biz hastalarımızın şikayetlerine uygun olarakNÖROPROLOTERAPİ ya da PROLOTERAPİ uygulamaktayız. Bu tedavilerle hastalarımız operasyondan uzak ve ağrısız bir şekilde günlük yaşamlarına devam ediyorlar. Sağlıklı günler temennisiyle…