Etiket: Kilo

  • Neden kilomu kontrol edemiyorum?

    Kilo kontrolü yapanların yakındığı konular arasında kilo vermenin durması, problemi gelmektedir. Bunun en önemli nedeni yerleşik kiloların verilmesinin çok zor olmasıdır. Sağlıksız beslenme düzeninden, sağlıklı beslenmeye geçiş sürecinde baırsaklar olumsuz etkilenebilir.Bağırsaklar bu yeni yeme düzenine alışana kadar kabızlığın oluşmaması için bir dizi önlem alınmalıdır.Bunların arasında ilk sırada mutlaka günde en az 1,5 litre su içmek yer almaktadır. Az yemek yerken birde içtiğiniz su miktarına dikkat etmezseniz bağırsaklarınızda meydana gelen düzensizlikler daha da şiddetlenebilir. Bunun yanı sıra bağırsakları çalıştırdığı bilinen yiyecekleri günlük listenize dahil etmeniz yararlı olacaktır. Bunlar hepimizin bildiği gibi lifli gıdalardır.Örneğin her sabah aç karnına bir iki tane kurutulmuş kayısı yiyerek üzerine bir bardak ılık su içmek barsaklarınızın daha hızlı çalışmasını ve kabızlığın oluşmasını engelleyecektir.

    Dikkat edilmesi gereken bir diğer konu gıdaların yağ içeriğidir. ‘İçinde kaç kaşık yağ var?’ sorusunu sıkça anımsayalım.Tavuğun derisini yemeyelim, az yağlı etler tercih edelim, salatalarımıza koyduğumuz yağı kısıtlayalım hatta mümkünse hiç koymayalım.

    Fazla kiloların en önemli nedenlerinden birisi de porsiyon ölçüleridir. 1 tabak pilav denildiğinde benim aklıma 4 yemek kaşığı pilav geliyor. Üstelik 1 tabak pilavı iki dilim ekmek ve 1 tatlı kaşığı yağ ile değiştirebileceğimi biliyorum. Peki, sizin 1 tabak pilavınız kaç kaşık ediyor?

    Her gün aynı saatte öğünleri almak dengeli beslenmenin temel kuralıdır. Öğünlerinizde benzer miktarlarda yemek tüketin.
    Bir gün kahvaltı etmemek ertesi gün ise tıka basa doyduğunuz bir kahvaltı sofrasından kalkmak metabolizmanızı sarsabilir. Sabahları düzenli olarak Herbalife shake içmeyi öneriyorum. Ancak hafta sonu ailecek kahvaltı sofrasında peynir, süy, yumurta , yeşillikler ve herbalife bitkisel konsantre çaydan oluşan bir kahvaltıyı tercih edebilirsiniz. Her öğün miktar açısından birbirine yakın oranlarda yiyecek tüketmelisiniz. Her gün aynı saatte öğünlerinizi almak dengeli beslenmenin temel kuralıdır. Kahvaltı, öğle ve akşam yemekleriniz için size uyan saatleri belirleyin ve 15 dakikalık esneklik bırakarak bu zamanlara uyun.

    En önemlisi de haftada en az 3-4 kez 45 dakika yürüyüş yapın, böylece hem sağlıklı beslenir hem de kilonuzu kontrol altında tutabilirsiniz.

  • Doğum sonrası kilo vermenin yolları?

    Doğum sonrası kilo vermenin yolları?

    Doğum Sonrası Diyet Ne Zaman Yapılır?

    Anne olmak elbette çok keyifli bir duygudur ancak aynı zamanda kendinizi şişman ve yorgun hissedebileceğiniz bir dönemdir.Tekrar eski formunuza nasıl kavuşabilirsin ?Bebeğinize süt verirken diyet yapmak doğrumudur?

    Yeni doğum yapmış bir anneyseniz , evet kalçalarınızda , belinizde eskiye oranla daha fazla yağ dokusu olması normaldir.Çünkü bu bölgeler, bebeğiniz emzirirken ihtiyacınız olan enerjiyi size sağlayacaktır. Emzirme süresince annenin günde normal gereksinimine ilave olarak 750 kaloriye ihtiyacı vardır. Bu miktarın 500 kalorisi annenin yiyeceklerinden sağlanırken 250 kalorisi gebelikte kazandığı depolarından harcanır. Yani deri altı yağ dokusu süt yapımında kullanılır. Emzirme döneminde hızlı kilo vermeyi hedeflerseniz , enerjiniz azalabilir, çabuk yorulursunuz , süt kalitesi bozulur, hatta süt miktarı bile azalabilir. Bu da bebeğin büyüme ve gelişmesinde yavaşlama ve anne sağlığının bozulması demektir

    Elbette yorgunsunuz, gece boyunca bebeğinizi emziriyorsunuz ve uykusuz kalıyorsunuz.İhtiyacınız olan; enerji düzeyinizi yükselten gıdaları tüketmektir.Gün içinde yemek yapmak varsa diğer coçuğunuzla ilgilenmek kısacası hayatınıza devam etmek zorundasınız.ilk 30 günlük lohusalık dönemini atlattıktan sonra bebeğinizin uykusu daha düzenli olacak, barsakları geliştikçe de gaz şikayeti azalacaktır.İşte bu dönemde artık kendinize vakit ayırmaya başlayabilir, küçük egzersizler yapabilirsiniz.

    Emzirme döneminde beslenmenize daha da çok özen göstermelisiniz.Bu dönemde sütün kalitesini artırmak için proteinle beslenmek , yeterince sebze ve meyve tüketmek ve elbette bol sıvı almak çok önemlidir.

    Bir çok anne , doğum sonrası ne zaman eski kilosuna döneceğini merak eder.Bunun aslında basit bir cevabı yoktur.Özellikle ilk ay bol sıvı alıp , iyi beslenmek ve mümkün olduğunda dinlenmek gerekir.Bu dönem de lütfen kilo vermek üzerine odaklanmayınız. Bebek düzene girdikten sonra hafta da 0.5- 1 kilo vererek eski formunuza kavuşabilirsiniz.

    Normal ağırlıkta olan bir kadın hamile kaldığında gebeliği boyunca 12-18 kg. alabilir. Doğum sırasında ise bu kilonun yaklaşık 6-7 kilogramı kaybedilir. Geri kalan fazla kilolar ise ilk 6-8 ay boyunca yavaşça verilebilir.

    Hamilelikte alınan kiloları vermenin püf noktaları !!!

    Sağlıklı beslenmeye odaklanın

    İlk ay kilo kaybetmekten çok nasıl sağlıklı beslenirim sorusuna odaklanın.Bu dönem bebeğinizin size en çok ihtiyaç duyduğu ve sizin de en çok yorulduğunuz bölümdür.Enerjinin yüzde 15’i proteinlerden gelmelidir. Et, tavuk, balık, yumurta ve kurubaklagiller proteinler zengin olan besinlerdir. Ayrıca bu besinler B grubu vitaminleri, demir ve çinko açısından da zengindir.

    Günde en az 3 lt. kadar sıvı tüketmelidir. Ancak çay kahve gibi süt verimini azaltan içecekler yerine su,süt,meyve suyu,ıhlamur v.b. tercih etmelidir.

    Kızartmalar, mayonez, kaymak gibi aşırı yağlı yiyeceklerden,fazla unlu,şekerli gıdalardan ve abur cuburdan kaçınmalıdir.

    Bu dönemde kalsiyum ihtiyacınızı tam anlamıyla karşılamak en çok dikkat etmeniz gereken konulardan biridir. Günlük beslenme içerisinde 3 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketmek yeterli olacaktır. Kilo kontrolü açısından az yağlı olanları tercih edebilirsiniz.

    Vücuttaki demir eksikliği hamilelik döneminde birçok kadının karşısına çözülmesi gereken bir sorun olarak çıkar. Bunun için hamilelikte demir ihtiyacına yönelik beslenmenin yanı sıra doktorun önerdiği şekilde dışarıdan demir takviyesi yapılır. Çünkü hamileliğin ikinci yarısında bebeğiniz, demir depolarını oluştururken sizin demir depolarınızdan yararlanır. Bu nedenle, doğum sonrasında da devam eden demir eksikliğinizi gidermek için öğünlerinizi demir yönünden zenginleştirmek için kırmızı et, pekmez, yumurta sarısı günlük beslenmeye eklenmelidir. Yiyeceklerle beraber alınan demirin vücutta kullanılmasını önemli ölçüde engelleyen çay tüketimini ise mümkün olduğunca azaltmalısınız. Ayrıca demir emilimini arttırmak için C vitamini içeren besinler ile tüketilmesi daha iyi olacaktır. Salata, taze sıkılmış meyve suları gibi.

    Emzirme döneminde de tıpkı hamileliğinizde olduğu gibi folik asit yönünden zengin besinler tüketmelisiniz. Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler, karaciğer, böbrek, yumurta, kabuklu tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, baklagiller ve taze sıkılmış portakal suyunda bulunuyor. Hamilelikte ve emzirme süresinde 400-800 mikrogram alınması gerekiyor. Bu miktarı besinlerle karşılamak zor olduğu için vitamin haplarıyla açığı kapatabilirsiniz. Ayrıca folik asit vücutta depolanamadığı için her gün almak gerekiyor. Yeterli miktarda vitamin ve minerallerin sağlanması için her öğünde taze sebze ve meyve tüketmelidir.

    Emzirme döneminde hamilelikte olduğu gibi günlük enerjinin yüzde 55-60’ını karbonhidratlardan sağlamanız gerekir. Burada dikkat edilecek nokta şeker gibi basit karbonhidrat yerine bulgur pilavı, kepekli yağsız makarna, haslanmış patates, kepekli ekmek gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir.

    Yemeklerinde az miktarda ve bitkisel sıvı yağları kullanmalıdır.

    Egzersiz olarak gebelikte olduğu gibi en çok önerilen ve en kolay egzersiz yürüyüştür. Günde yarım saat orta tempoda yürüyüş yeterlidir. Bunun yanı sıra karın kaslarının güçlenmesi için günde 1 kere yapabildiğiniz kadar mekik çekmek karın bölgesinin sıkılaşmasına çok faydalı olacaktır. Kol bacak ve sırt bölgelerini çalıştıran diğer egzersiz hareketlerini de yapabilirsiniz.

    Bebek ek besinlere başladıktan sonra anne artık zayıflama diyeti yapabilir. Ancak gebelik,doğum ve emzirme dönemi gibi zorlu sınavlar verilmiş olduğu göz önüne alınarak yeterli ve dengeli beslenme programlarıyla zayıflamalı ve 1800 kalorinin altında diyetler yapılmamalıdır. Ne kadar çok emzirirseniz okadar çok kalori harcarsınız.

    Normal doğum /Sezeryan sonrası spora ne zaman başlanmalı?

    Egzersiz ve spora sezaryenden bir ay sonra doktor muayenesinde bir sakınca görülmemişse başlayabilirsiniz. Herhangi bir sağlık probleminiz (tansiyon, şeker gibi) varsa kesinlikle doktorunuza ve bir spor uzmanına danışmadan spor yapmamalısınız. Normal doğumdan sonra bazen fazla dikiş olduğunda ağrılar olabilir, ağrılar geçtikten sonra ortalama doğumdan 1 hafta sonra egzersize başlayabilirsiniz, kendinizi iyi hissediyorsanız daha erken başlayabilirsiniz.

    HANGİ YİYECEKLER SÜTÜ ARTIRIR?

    Halk arasında çok yanlış inanışlar vardır çok kalorili ve çok şekerli gıdaların süt yaptığına inanılır, ancak daha az kalorili ve vitamin de içeren havuç, siyah üzüm ve özellikle rezene çayının sütü artırdığı bilinmelidir.

  • Obezite ve akupunktur

    Obesite milyonlarca insanı etkileyen bir sağlık problemidir. Tedavideki başarısızlıklar hem hastayı hem de doktoru hayal kırıklığına uğratmaktadır. Vücut ağırlığı yiyecek ve içeceklerden alınan ve günlük aktivitelerden harcanan kalori arasındaki denge ile belirlenir. Obesıtenın en sık sebebleri fazla yemek yeme, fiziksel aktıvıte azlığı ve sedanter yaşam tarzı veya her ikisi. Diğer faktorler konvansıyonel ve komplementer tedavılere cevap vermeyen genetik metabolik durumlardır. Depresyon,ankisiyete ve can sıkıntısı insanları fazla yemeğe iter. Yaşlanma ve menapoz metabolizma ve aktivite düzeylerini etkileyen önemli faktörlerdir. Büyüme ve troıd hormonlarındaki azalma metabolızmayı etkiler ve kilo almayı hızlandırabilir. Bir çok kişi labarotuvar değerleri normal bile olsa hipotrıdızm olabilir.

    Sigara bırakmadan sonra görülen kilo alma nikotin etkisinin kaybı sonucudur , iştah açıçı özelliği vardır. Antıdepresan ve kortıkosteroıdler de kilo almaya yol açabilir. Travma da aktıf hayatı engeller. Fazla yağlı ve basit karbonhidratlı diet obesitede en önemli faktor olabilir.

    Obesite ile ilişkili komplikasyonlar;
    • Hipertansiyon
    • Koroner vaskuler hastalık
    • Hiperkolesterolemi
    • Kolelithiasis
    • Diabet
    • İnme
    • Osteoartrit
    • Uyku apnesi

    Ayrıca kolon, meme,uterus ve prostat kanseri obes hastalarda daha çok görülür. Bu komplikasyonlar obesitenin kendisi kadar etyolojık faktorler ve çevresel streslerle de alakalıdır. Böylece aurıcıler medecıne ile kişinin obesitesinde rol oynayan etyolojık faktorleri tespit edebiliriz.
    Obesite tedavısı semptomlardan ziyade etyolojık nedenı tedavi etmektir. Temel amacımız kişinin harcadığında daha az kalori alımını sağlamak, yeterli egzersiz ve aktıvıte sağlanması, davranış terapileridir. Aurıculterapi ve aurıculomedecıne ile öncelikli olarak hasta değerlendirilmesi medikal hıkaye, fizik muayene ve uygun laboratuarlar incelemelerini içerir. Kulak muayenesinde etyolojık sebeplere uyan temsili bolgeler hastalığın evresıne de uyan zonlarda araştırılması yapılır.

    . Akupunktur ile obesite tedavısınde sağlanan etki ; stres gibi emosyonel faktorler kadar iştah, intestinal motilite ve metabolızmayı etkiler. Hipotalamusta ventromedıal nükleustaki doyum merkezindeki sinirsel aktiviteyi artırır. Mide kaslarındaki tonusu , plazma ve beyinde enkefalin, beta endorfin,seratonin düzeylerini artırır.
    Akupunktur vagal sinirin aurıculer dalını uyarır ve seratonın düzeyini yükseltir. Bu etkiler göstermiştir ki mide düz kas tonusunu artırır ve böylece iştahı baskılar. Diğer etkiler arasında seratonın bağırsak hareketlerini artırır, endorfin ve dopamin yükselmesi ile stres ve depresyon kontrol altına alınır. Akupunktur uygulamasından sonra artan beta endorfin yağ depolarında lipolitik etki göstererek kilo kaybına yol açar.

    . İleri düzey kulak akupunkturu ve aurıculomedecıne de renkli filtreler ve VAS dediğimiz nabız teşhisi ile obesitenin altında yatan etyolojık sebepler tespit edilip tedavısı duzenlenir. Örneğin troid gland yetersizliğini etmekle kalmayıp hormon üretimini de artırmaktır. Böylece sebepe tedaviye ulaşılmış olur. Glandın subklinik belirtilerinin sebepi mantar veya parazit olabilir. Böyle basitçe yapılan tedavi ile obesite de dahil olmak üzere gerileyecektir. Benzer şekilde menapoz tedavisi estrojen üretimiyle ilgili olan 3.faz noktalarını kullanmaktır. İlave olarak VAS ve filtrelerle belirlenen metal toksisite depresyon sebebi olarak tespit edilebilir.

    . Tedavi ayrıntılı kulak muayene ve tedavısının yapılması, istenilen kiloya erişinceye kadar haftada bir olarak belirlenir, sonrasında 6 ay
    koruma planlanır.

  • Sağlıklı kilo vermenin yolu metabolizmanızın şifresini çözmekten geçiyor

    Sağlıklı, açlık krizlerine girmeden ideal vücut hatlarına sahip olarak zayıflamak istiyorsanız metabolizmanıza hangi besinlerin uygun olduğunu seçebiliyor, Parmak İzi yöntemiyle sağlıklı bir şekilde fit kalabiliyorsunuz.

    Yapılan kan, hormon, kan şekeri, enzimler ve diğer parametreler göze alınarak 3 bin besin içinden metabolizmanıza en uygun besinler belirlenip sağlıklı kilo vermeyi sağlıyor. Kişi, açlık krizine girmeden kendi metabolizmasına uygun yiyecekleri tüketerek sağlıklı beslenmiş oluyor. Ayrıca uygulanan yöntemle; var olan tansiyon, şeker, tiroid gibi hastalıklarda gözle görülür ölçüde düzelmeler gözleniyor. Kişinin parmak izi gibi çalışacak bu beslenme uygulamasıyla kişinin ne yiyip ne yemeyeceği, hangi saatte ne tüketeceği, nelerden uzak durması gerektiği belirlenebiliyor.

    Yüzlerce diyet çeşidi deneniyor ancak her diyet kişinin zayıflamasına yardımcı olmuyor. Kişiye ait DNA’ların, kodların, kan grubunun, hormonların beslenmede önemli faktörler arasında. Salt diyet programları kişiyi zayıflatmıyor ancak kişiye özel sağlıklı beslenmeyle fit kalmak mümkün. Önemli olan kişinin metabolizmasına ve değerlerine uygun beslenmesi. Her kişinin nasıl ki parmak izi farklı ise metabolizması da farklıdır, bu yöntem de her kişinin değerlerine özel uygulanıyor.

    Bu program sayesinde, kilo problemleri büyük oranda ortadan kalktığı gözlemlenmiş, şok diyetlerden uzak olan bu program, kişiye özel olduğu için öncelikle kişinin sağlık durumu düşünülerek hazırlanıyor. Bu yöntem uygulanırken kişinin metabolizma dengesinin, en verimli şekilde çalışması hedeflenerek mevcut hastalıklarında beraberinde tedavi edilmiş oluyor. Örneğin, şeker, kolesterol, tansiyon, tiroid gibi sorunlarda gözle görülür ölçüde düzelmeler oluyor.

    Yaza Fit Girin!

    Yaz mevsimine fit bir görünümle girmek isteyenlere metabolizmalarını yaza hazırlamaları öneriliyor. Kişinin kaç saatte besleneceğini gün içinde kaç saat aç kalacağı hatta yemeğe hangi lokma ile başlayacağı ve hangi lokma ile bitireceğine kadar özel bir program uygulanıyor. Programdaki temel amaç; kişinin tamamen kendi bünyesine uygun sağlıklı besinleri yemesi. Uygulamanın olumlu yönleri: ‘’Kendi bünyesine uygun besinler sayesinde kilo vermek isteyen hasta, eski yaşantısına göre çok daha sağlıklı besleniyor. Programları uygulayanların memnuniyeti; daha iyi uyuyabildikleri, sağlıklı beslendikleri, sarkma olmadan kilo kontrolü sağladıkları ve psikolojik olarak da olumlu yönde etkilendikleri yönünde.’’

    Bir üniversite öğrencisi hastası bilgisayar ve playstation oyunlarının başından kalkmayarak hareketsizlikten kilo alıyor ve hastasının kilo verme hikâyesi şöyle: “Bir üniversite öğrencisi bilgisayar ve playstation tutkunu. Bilgisayarda sabahlara kadar oyun oynuyor ve de hareketsizlikten abur cubur yemekten 130kilolara dayanıyor ve sosyal açıdan tamamen içe kapanık asosyal hale geliyor, tüm özgüven kaybolmuş. Bu sistemi uygulamaya karar verdikten sonra 6 ayda 89 kiloya düşüyor. Şu anda hem sosyal hem çok rahatlıkla spor yapabiliyor. Ve de çok başarılı bir şekilde hayatına devam ediyor.”

  • Obezite (şişmanlık) nedir?

    Öncelikle obezite yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen, bir çok hastalığa davetiye çıkaran, yüzyılımızın en önemli sağlık sorunlarındandır.
    Tüm dünyaca kabul edilen bir hastalıktır.
    Obezite; Vücut yağ miktarının sağlığı bozacak miktarda artmasıdır. Enerji dengesinin bozulması sonucunda ortaya çıkar. Diyet, egzersiz ve genler enerji dengesini oluştururlar. Enerji alımının, tüketiminden daha fazla olduğu durumlarda enerji dengesi bozulmaktadır.
    Obezite; Kalp, şeker, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, solunum rahatsızlıkları, karaciğer yağlanması, akciğer, eklem ve safra kesesi hastalıkları gibi bir çok hastalığın altında yatan nedendir. Bunun yanında depresyon, sosyal ayrımcılık, benlik algısında bozulma (kendine güvensizlik) gibi olumsuz etkileri de vardır.
    Obeziteyi Oluşturan Faktörler nelerdir?
    **Fiziksel aktivitelerde azalma,
    **Beslenme alışkanlıkları;
    Denetimsiz beslenme, birden fazla yerde beslenme, dışarıdan yemek yeme, paket servis, aşırı enerjili besinlerin tüketimi ve aşırı meşrubat tüketilmesi.
    **Cinsiyet (bayan)
    **Irksal faktörler
    **Yaş
    **Eğitim düzeyi
    **Evlilik
    **Doğum sayısı
    **Sigara bırakma
    **Alkol
    **Genetik ve çevresel etkenler
    **Psikolojik bozukluklar; emosyonel stres, depresyon vb. .
    **Endokrin hastalıkları; hipotiroidizm (guatr), cushing sendromu, tip 2 diabet
    **Metabolik ve hormonal bozukluklar; steroid kullanmı ve hormon replasman tedavisi.
    **Teknolojinin ilerlemesi ile günlük enerji tüketiminin azalması.
    Olarak özetleyebiliriz.
    Obezite nasıl tespit edilir?
    Obezite tespitinde iki yöntem kullanılır.
    1. Beden kitle indeksi(BKİ) veya Body Mass Index(BMI)
    Kolaylıkla hesaplanan bir yöntemdir.
    BKİ=Vücut ağırlığının(kg olarak), boy uzunluğunun (metre cinsinden) karesine bölünmesiyle hesaplanır. Buna göre standartlar şöyledir;
    BKİ= <19 Zayıf
    19-25 Normal
    25-30 Fazla kilolu
    30-40 Şişman (Obez)
    40> Çok şişman (morbid obez)
    2. Bel çevresinin ölçümü; Buna göre de standartlar şöyledir.
    Bel Çevresi Risk Yüksek risk
    Erkek >94cm >102cm
    Kadın >80cm > 88cm
    Bel / Kalça oranı normalde < 0. 70 olmalıdır. Erkek için bu oran >0. 95 dir.
    AKUPUNKTURUN ZAYIFLAMADAKİ ETKİSİ
    İnsanların kilo almasının temel nedeni olan, beslenme alışkanlıklarını değiştirmesi kolay değildir. Normalde diyet yaparken oluşan ve en nihayetinde diyeti bırakmaya neden olan halsizlik, midede yanma ve ekşime baş ağrısı ve baş dönmesi, ellerde titreme , stres ve sinililik hali gibi şikayetler akupunkturla beraber yok olur. Yeni beslenme alışkanlıklarının edinilmesi sırasında, akupunktur hastaya çok büyük kolaylıklar sağlar.
    Akupunkturun zayıflamadaki etkilerini aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz;
    1*İştah ve acıkma hissini en aza indirir. Akupunktur beyindeki hipotalamus bölgesinde noradrenalin seviyesini düşürüp, seratonin yani özellikle çikolata yedikten sonra ortaya çıkan mutluluk hormonunun seviyesini artırır. Bu şekilde yiyerek değil, yemeyerek mutlu olmamızı sağlar.
    2*Midede kazınma, yanma ve ekşimeyi önler. Kulaktan yapılan akupunktur, kulaktan mide ve bağırsaklara kadar uzanan sinir uçlarını uyararak mide asidini azaltıyor. Kontrol altına alınan mide asiditesi sayesinde , diyete bağlı olarak boşalan midede herhangi bir rahatsızlık olmuyor. Keyifle sağlıklı ve dengeli beslenerek diyet uygulanıyor.
    3*Düşük kalorili beslenmeye bağlı olarak oluşan halsizlik ve bitkinliği önler. Tam tersi zinde olmamızı ve daha çok enerji vererek kolay kilo vermemizi sağlar.
    4*Akupunktur uygulaması sırasında; vücutta seratonin ve endorfin hormonlarının seviyesi artmaktadır. Bu da diyet yapan kişiye huzur verir, sedasyon sağlar. Böylece kişide istediği her şeyi yiyememekten dolayı oluşan stres ve gerginlik yaşanmaz. Sonuçta; kişi sakin ve huzurlu bir şekilde diyetine devam eder.
    5*Metabolizma hızını düzenleyici rolü vardır. Akupunkturla tedavi gören kişinin metabolizma hızı arttığı için diğer kişilere göre, zorlanmadan daha kolay kilo verir.
    6*Akupunktur ilk hafta şekerin deposunu yani glikojenleri boşaltır,ikinci haftadan itibaren yağ metabolizmasını etkileyerek yağların azalarak su miktarının artmasını sağlar.Kötü kolesterol miktarını azaltır. İyi kolesterol miktarını artırır. Total trigliserit miktarı azalır.
    7*Akupunktur 3K dediğimiz değerlendirmeler sonucunda; kolay, keyifli, konforlu bir lojistik destekle beraber dengeli ve sağlıklı beslenerek kilolarımızdan kurtulmuş oluruz.
    8*Hipoglisemi; şekerin kandaki miktarının düşmesidir. Akupunktur; baş dönmesi, baş ağrısı el -ayak titremesi vb. hipoglisemi belirtilerinin hastalarımızda görülmemesini sağlamaktadır. Ayrıca akupunktur regüle edici etkiden dolayı vücumuzun tamir, onarım ve bakımını yapar.
    Bunların hepsi bir araya gelince kişinin kilo vermemesi için hiçbir sebep yoktur. Akupunktur tedavisi haftada 1 veya 2 kez yapılır. Vereceğiniz kilo miktarı yaşa, cinsiyete, ilaç kullanımına ve verilecek kiloya göre değişir. Bu oran yaklaşık 2 ayda mevcut kilonuzun % 10-15 i kadardır. Uluslar arası standart haftada 0. 5-1 kg yani ayda 2-4 kg dır.
    Akupunkturda ayda 4-8 kg zayıflama normal kabul edilir. Sağlıklı ve kalıcı zayıflamak için kişi;hızlı kilo vermekten kaçınmalıdır. Tedaviyi maroton gibi değerlendirirsek, hızlı koşarak değil, tempolu ve standart koşarak marotonu tamamlayabiliriz.
    Hangi kiloda olursak olalım, hiçbir yan etkisi olmayan akupunktur tedavisi ile istediğimiz ideal kiloya ulaştıktan sonra, bu kiloyu koruma programına geçilir. Bunun için akupunktur 4-6 ay süreli ayda 1 veya 2 kez manyetik bilye (mıknatıslı mercimek büyüklüğünde aktif kömür) ile devam edilir. İdeal kilomuzu koruma esnasında diyet değil sağlıklı ve dengeli beslenme yapılır. Böylece kilolar sabitlenir ve formumuz korunmuş olur.

  • Lazer akupunktur ile her yaşta obezite tedavisi

    Soft Lazer ile Obezite Tedavisi

    Bu uygulama Modern Tıp ve Tamamlayıcı Tıbbın verimli bir kombinasiyonudur diyebiliriz.”Doğal yollardan tedavi” ,felsefesinin sağlam yapı taşlarına basarak , gün güne ilerleyen Teknoloji den yararlanarak ,maksimum sağlığa kavuşmanın en zararsız yollarını bulmak biz hekimlere düşmektedir.

    Lazer Akupunktur da kullanılan Lazer‘in ,başka adları’’ Soft Lazer’’, ‘’ Cold Lazer’’ ve ışık tedavisi( light therapy) dir.

    Soft Lazer tedavisinde , düşük güç ( low- intensity) ve ISISIZ olan (non thermal) bir ışın kullanılmakta.. FDA ( U.S Food Drug Adminstration ) tarafından onaylanmış bu teknoloji yan etkisiz ,ağrısız , invazif olmayan ve en önemlisi çok yönlü onarıcı etkiye sahip olduğundan dolayı Avrupa ve Amerika da popüler hale gelmekte.

    Araştırmalara göre Soft Lazer ışınları dokulara nüfuz ettikten sonra bozulmak üzere olan hücreler tarafından emilir,ve onarım prosesini hücresel bazda başlatır . Alınan yiyeceklerin enerjiye dönüşmesini kolaylaştırarak metabolizma yükselir ve aşırı yağ birikmesi önlenir.Besinlerin uygun hazm edilmesi hazımsızlığı ortadan kaldırır. Özel Vücut ve kulak noktalarınından uygulanarak kilo vermek daha başarılı ve kalıcı bir şekilde gerçekleşir.

    Lazer Akupunkturun stresi azaltma, negatif duyguların kontrolü gibi etkileri de kilo vermeye çalışan kişilerde daha başarılı sonuçlar almaya yol açar.

    Stres her ne kaynaktan olursa olsun ( hayat şartları, aile ilişkileri, iş sorunları vs), beynimizi, ağzımızı,midemizi, karaciğeri, dalak , pankreası aşırı faaliyete itiyor. Sonuçta stresli olduğumuzda ( genelde) daha fazla yemek isteği duyuyor ve yavaş yavaş kilo alıyoruz. Bu günkü modern hayat şartlarında ister istemez, ne kadarda fiziki işler açısından rahat görünürsekde bu hızlı değişimlere adapte olup ayak uydurmamız bile fark etmeden büyük bir stres kaynağı oluşturmaktadır.. Dış stresleri azaltma gibi bir şansımız olmadığından, iç güçlerimizi strese karşı , harekete geçirmek zorundayız.

    21. yüzyıl insanının psikolojik ve onun devamında bedensel olarak ortaya çıkan bir çok hastalığını, sadece ilaçlarla çözülemeyeceğini yaşıyor ve duyuyoruz.Bence Tamamlayıcı Tıbbın( Akupunktur, Lazer Akupunktur, Hipnoz vs )bu doğal onarıcı ve iyileştirici gücünden Beden –Beyin-Ruh üçlüsünün güçlendirmesi için yararlanmak gerekir. Evinize doğru araba sürerken şiddetli yağmura yakalanırsanız silecekleri açmazsanız her günkü gittiğiniz yolu bile şaşırabiliriz.Bunun için Strese karşı da tedbir almalıyız .

    Kilo Fazlalığı Sağlığımızı Nasıl Etkiler:

    Obezite nin görsel açıdan hastayı kendini kötü hissetmesinden çok daha önemlisi sağlığa ciddi zararlar verebilmesi ve bu sayede hayat kalitesinin gittikce düşmesidir.

    Obeziteyle oluşma riski artan hastalıklar:

    Diabet ( type ll) in obez kişilerde görülme şansı normal kişilere göre 2 kat artar.
    Safra kesesi hastalıkları
    Osteoarthrit ( kıkırdak ve kemiklere dejenerasyon).
    Uyku apnesi
    Astım
    Kanser ( bayanlarda rahim, kolon,böbrek,safre kesesi, ve menopoz sonrası meme kanseri) erkeklerde ise (kolon, rektum, ve prostat kanseri)
    Gebelik Komplikasyonları,
    Period düzensizlikleri,
    Hirsutizm ( vücut ve yüz bölgesinde aşırı kıllanma)
    İdara kaçırma ( stres incontinence)
    Cerrahi riskinin artması,
    Psikolojik problemler( pnsycosocial)
    Kardiovaskular hastalıklar ve erken ölüm.

    Kime kilolu diyoruz ?

    Vücut Kilo Endeksi(Body Mass İndex): ni hesaplayarak ve normal sınırlarla karşılaştırarak,kilolu(overweight) veya obez(obese) olup olmadığımızı anlayabiliriz.

    Bu rakamlara bir göz atalım ;

    Zayıf <18

    Normal =18-24(arası)

    Kilolu =24-30(arası)

    І .derece Obez 30-40

    И.derece Obez >40

    Bel çevresi ölçümü:

    Normalın ustunde olan kişilerde kalp ve damar hastalıkları riski artmaktadır ;

    Kadınlarda Erkeklerde

    Normal <94 cm

    Normal <80 cm Riskli 90-102cm

    Riskli = 80-88 cm arası Yüksek Riskli > 102 cm

    Yüksek Riskli >88

    Lazer Needle’in Obezitedeki etkileri :

    Araştırmalar Laser Akupunkturun zayıflamada önemli bir yere sahip olduğunu açıklıyor. Uygulama ,doğru yapıldığında bu etkiler ışığında kilo vermeyi sağlar.

    · Merkezi sinir sisteminde ( CNS) açlık merkezini bastırarak iştahı azaltır.

    · Hypothalamusta( CNS) da ventromedial nuclei faaliyete geçirip, zindelik ve canlılığı artırır.

    · Kulakta ,vagus sinirinin Avrikular dalını uyararak serotoin düzeyini kanda artırır. Bu ikisi de mide duvarının düz kaslarını tonifiye eder, neticede geç acıkma ve çabuk doyma hissini sağlar. Mide yanma – ekşime hissi azalır.

    · Bağırsakların hareketleri salgılanan serotonin sayesinde düzenlenir.

    · Akupunktur tedavisi sonrası, beyinde salgılanan endophin ( mutluluk hormanu) ve dopamin sayesinde stres ve depresyon belirtileri ortadan kalkar.

    · Çalışmalar ,Laser Akupunktur tedavisinden sonra beta enderphinlerin kanda yükselmsi ve takiben lipolithic (enerji sağlanması için yağ dokusunun harekete geçmesi) prosenin başlanmasını açıklıyorlar.( International Journal of nevroscience 2006Mehmet T.Cabioğlu)

    Lazer Needle Obezite tedavisi ne kadarsürer?

    Ayda 3-4 kg kilo vermek hedeflenir. Bu hızın üstüne çıkmak , vücut metabolizmasına zararlı olabilir. Tedavi süresi tamamen kişinin vereceği kilo miktarına bağlıdır.Kilo verme hızımız yaklaşık ayda 3-4 kg ayda ise 10 kilosu fazla olan bir kişide 2-2,5 ay gibi bir tedavi periodu ön görülür. Seanslar haftada 1 veya 2 kez hedeflediğimiz kiloya ulaşana kadar yapılır. Hedef kiloya ulaştıktan sonra koruma pogramına devam etmek eski alışkanlık ve kiloları geri almamak için ilk sene programında , seans araları gitgide uzatılır.İlk senedolana kadar 2. sene 6 ayda bir bile yeterli olabilir.

    Çocuklarda Obezite:

    Her geçen sene şişman çocukların sayısı artmaktadır.Hayat tarzının değişmesi yani yedikleri diyet ve fiziki aktivitenin azalması en önemli iki etkendir. Bir obez çocuk 44 kez kardiovaskular risk faktörleri daha fazla taşımaktadır.( yani obezite çocuklukta bile masum değildir). Aslında bu obezite epidemsinin nedeni değişik faktörlerden kaynaklanır. Onlardan bazılar; yiyecek sanayisinin çok kalorili yiyecekler üretmesi( fast foood lar), çalışan annelerin oranında artma ,ev yemeklerinin yapılmasında azalma ve çocuklara daha az göz kulak olabilmek , teknolojinin ilermesi ve apartman hayatı , bilgisayar, cep telefonu bipod vs)önemli ölçüde fiziki aktivitenin azalmasına neden olmuştur.

    Neden çocuklarda obezite önemlidir:

    · Çocuğun kendine güveni azalır, kendi vücudunun imajı onu hafif de olsa depresyona sokabilir. Bu da davranış biçimini etkiler ve değişik sorunlar ortaya çıkabilir. Okul performansları gitgide düşebilir.

    · Kilolu çocukların (8/15 yaş) % 75 i şişman erişkinler olurlar.

    · Kilolu çocuklarda Diabet, kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları riski yaş ilerledikce yükselir.

    · Uyku apnesi kilolu çocuklarda daha fazla görülür.

    Hangi Çocuğa Obez diyoruz:

    (V.K.E) Vücut Kitle Endeksi , vücudun yağ oranını göstergesidir. Kilo (kg) rakamını boyun karesine(mxm) bölünmesiyle değişik yaş aralıklarında ,normal standartlara göre değerlendirilir.

    1-2 yaş grubunda VKE = 19

    2-6 yaş grubunda VKE = 18

    6-10 yaş grubunda VKE = 18-21

    10-18 yaş grubunda VKE 21-26’ arası normal 26 üstü obezite olarak kabul edilir.

    Laser Needle çocuk obezitesinde de kullanılabilir mi?

    Çocuklar, gelişme döneminde oldukları için kalori dengesini çok iyi belirlemek lazım,çünkü çok düşük kalorili diyetler uygulanırsa kilo vermek hızlanır ama büyüme hızı (boy uzaması)da negatif yönde etkilenebilir.

    Bu yüzden ,erişkin obezite tedavisinde olduğu gibi,Lazer Akupunkturun tüm faydalarından yararlanılır(açlık hissi nin kontrol altına alınması,midenin toparlanması vs.),sadece çocuklarda büyüme hızını etkilememek adına,çocuğun yaşına ve hedef boy ve kilıosuna uygun ,günlük alınacak Kalorisi belirlenip,diyet listesi hazırlanır.

    Esas olarak bu diyette, ağırlık proteinli gidalara verilir ve aşırı karbohidrat tüketiminden kaçınılır.

    12-18 yaş arası çocuklarda pozitif hasta –doktor ilişkisi bu yaştaki gençlerin motivasiyonunda ,diyete uymasında ve uzun vadeli devam etmesinde çok önemli rol oynayabilir.

    Soft Laser çocuklarda her hangi bir yan etki yapmaz ve başka çocuk hastalıklarında (Alerji ,Astım,Gece altını ıslatma)da etkili tedavi yöntemlerinden biri sayılır.

  • Kilo kontrolü ve akupunktur

    Kilo kontrolü ve akupunktur

    Fazla kilolar, çağımızda kitleleri etkileyen çok boyutlu bir problem haline gelmiştir.

    Bu rahatsızlık üç boyutta incelenebilir.

    ESTETİK BOYUT

    İnsanların çoğu çağımızın benimsediği ölçülerde olmak istemekte,bu ölçülerle kendilerini daha mutlu hissetmektedirler. İstediği ölçüde veya kiloda değilse ,bu durum üzüntü ve kaygıya sebep olmakta, günlük yaşamını olumsuz etkilemektedir.Hatta bir çok kişi giysi seçimi konusunda mutsuzluk yaşamaktadır.Ayrıca fazla kilolu olmak, kşiye, kişiye sürekli çözmesi gereken bir sorunun ağırlığını ve sıkıntısını hissettirmektedir.

    PSİKOLOJİK BOYUT

    Çok önemlidir.Bir çok kişinin aşırı yemeye yönlenmesinde, farkında olduğu veya olmadığı psikolojik sebepler olabilir.

    Duygusal açlık fiziksel açlık tarzında algılanıp aşırı yemeye sebep olabilir.

    Çeşitli problemler, stres kişiyi aşırı yemeye itebilir.

    Bu durum fazla kilo alınmasına, kiloluolma durumuda, sıkıntıya sebep olarak bir kısır döngü oluştumaktadır.

    Kişi kilolu olmayı kabullenmemekte, huzursuzluk, güvensizlik, kendini toplumdan izole etme,eşine karşı mahçubiyet gibi duygular içine girmekte, hatta depresyona bile girebilmektedir.

    Bu yüzden kilo verme konusunda tutarlı ve düzenli bir tavır sergileyerek, fazla kiloların verilmesi, ruh sağlığını olumlu etkileyecektir.

    Psikolojik temeli gösterebilecek davranışlar şunlar olabilir;

    + Çok yediği halde doygunluk hissetmemesi

    + Sürekli bir şeyler atıştırması

    + Tok olduğu halde yemesi

    + Sık sık acıkması

    + Gece uykudan uyanıp buzdolabına koşarak bir şeyler yemesi

    + Sıkıldıkça yemeye yönlenmesi

    SAĞLIK BOYUTU

    Fazla kilolar bir çok hastalığın oluşmasını kolaylaştırmakta, oluşmuş hastalıkların tedavisini zorlaştırmakta,yapılan araştırmalara göre yaşam süresinin kısalmasına da sebep olmaktadır.

    Kilo vermenin en doğru yolu sağlıklı ve doğal ürünlerle beslenmek olmalıdır.Hiç bir zaman istediğimiz çeşit ve miktarla beslenebileceğimiz, sınırsız, mucize bir diyet yoktur.Bu yüzden, öncelikle, diyet yapmaya vebunun gereklerini yerine getirmeye karar vermeliyiz.Sağlığımız ve kilo verme programımız daha önemli konuma geçmeli.

    Bir türlü kilo veremiyor veya almaya devam ediyorsak, sebepler şunlar olabilir;

    + Beslenme alışkanlığımızı değiştiremiyor

    + İştahımızı kontrol edemiyor

    + Yediğimiz besin çeşitlerini değiştiremiyor

    + Yediklerimizin miktarını azaltamıyor

    + Çevreden yapılan ikramları reddedemiyor

    + Çalışma hayatındaysak, kalorisi yüksek, sağlıksız hazır gıdaları fazla tüketiyor

    + Sıkıntı, üzüntü halinde yemeye yöneliyor

    + Fizik aktivitemiz yetersiz, gün boyu oturarak çalışıyor

    + Düzenli spor yapmıyor olabiliriz

    Çözüm olarak, yukarıdaki durumlardan, olabildiği kadarını değiştirmeye çalışmalıyız.Bu çabalar beslenme kalitemizi bozmadan olmalı, spor yaparak desteklenmelidir.

    Her şeye rağmen başedemiyorsak, uzman yardımı alarak fazla kilolarımızı verebiliriz.

    AKUPUNKTUR TEDAVİSİ

    Akupunktur uygulaması, kilo verme sürecinde, özellikle iştah ve tokluk konusunda, kişiye destek olan bir yöntemdir.Ayrıca sindirim sistemini rahatlatıcı etkiside vardır. Enerji dengeleyici etkisi nedeniyle halsizlik oluşmasını önler.

    Haftada 1-1.5 kg verdirilerek uygulama sürdürülür. İstenilen kiloya gelindiğinde kilo koruma programına geçilir. Altı kez aylık koruyucu uygulama yapılır.Koruma dönemi boyunca, beslenmede nelere dkkat edeceği, kilonun nasıl korunacağı anlatılır.