Etiket: Kilo

  • Kilo vermek için uyulması gereken altın kurallar

    Akupunktur hekimliği yaptığım kliniğime en fazla başvuran hasta grubu fazla kilolarından kurtulmak isteyen kişilerden oluşuyor. Bu hastaların büyük bölümü onlarca diyeti denemiş , kilo verip tekrar almış ,piyasada satılan sosyal medya üzerinden reklam yapılan zayıflama çayı , hapı tarzı ürünleri kullanan kişilerden oluşmakta.

    Bizler hastalarımızı tedavi etmeye karar verip başlamadan önce hastanın ; ‘’Herhangi kilo vermede soruna neden olan bir hastalığı var mı? Sorgulayıp ,gerekli testleri yaptırıp sonuçlara göre tedavi şemasını oluşturmaktayız.

    Bu tedavi şeması oluşturduktan sonra hastalarıma her zaman bizlerin sadece yardımcı olduğunu , asıl tedavinin kendi iradesi , beslenmesi yaşam tarzı olduğunu belirtiriz.
    İşte tam burada kilo vermek için olmazsa olmaz faktörlerden bahsetmek isterim. Bahsedeceğimiz öneriler genelde küçük ama etkisi büyük sonuçlar veren değişikliklerden oluşmakta. Elimden geldiğince tüm başlıkların bilimsel araştırma linklerini de paylaşacağım.

    Hadi Başlıyoruz…

    1-) Sirkadyen Ritminizi Ayaralayın:

    Son 10-20 yılda yapılan çalışmalar sirkadyen ritm obezite ilişkisini gözler önüne sermiştir. Sirkadyen biyoloji enerji dengelenmesi ve metaboliza üzerinde büyük etkilere sahiptir.

    2014 yılında fareler üzerinde yapılan çalışmada özellikle saatleri belirsiz ve karanlık saatlerde beslenen farelerde obezitenin daha sık görüldüğü kanıtlanmıştır. Bu durum ayrıca metabolizmaları ve sirkadyen ritmlerinin bozulmasına neden olmuştur.

    2010 yılında yapılan bir çalışmada ise nöbetli ve gece-gündüz değişimli çalışan kişilerde daha fazla obezite olduğu kanıtlanmıştır.

    2-)Günlük Öğününüzü 12 Saate Sığdırın

    12 saati kalktığınız an başlatın. Örneğin sabah 8’de kalkıyorsanız yemek saatiniz sabah 8.00 aksam 20.00 arasında olsun. Bu saatten sonra katı birşey yemeyin. Çay(şekersiz), bitki çayları,kahve(minimum sütlü olabilir) ve su serbest. Eğer çok fazla hipoglisemiye giriyor ve açlık hissediyorsanız çok fazla olmamak kaydıyla 1 çay kaşığı organik bal yiyebilirsiniz.
    Akşam saat 20.00 sonrası yemek yeme ve uykusu düzenli olmayan kişilerde kilo alımının daha fazla olduğu çalışmalarla kanıtlanmıştır.

    3-)Daha Fazla Güneşe Çıkın

    Güneş gördüğümüz sürece vücudumuzda birçok farklı hormonal regülasyon olur. Obezite ile ilgili olarak ise 2 maddeyi arttırır. MSH(Melanin Stimulating Hormon) ve Vitamin D.
    Vitamin D ‘nin düşüklüğünün kişilerde göbek çevresi genişliğinin artmasına ve obeziteye neden olur. Bu durum bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır.

    MSH ise vücudumuzda melanin hormonunun salınımını arttırır. Birçok deri kanseri türünden koruyucu etkisi bulunmaktadır.

    Ayrıca MSH salınımının artmasının açlığı azalttığı kanıtlanmıştır.

    Ayrıca güneş vücudumuzdaki Nitrik Oksit miktarını arttırır. Nitrik oksit farklı yolaklarla hem yağ hücrelerinin yıkılmasını sağlar hem enerjiyi kullanan mitokondri fonksiyonlarını düzenler.

    Buna ek olarak birçok farklı genetik yapıyı kullanarak insülin salınımını dengeler ve kan glukoz seviyesini dengeler.

    Ayrıca güneş vücudumuzda oksidatif stres ve psikolojik stresi azaltır.

    Peki kanser – güneş ilişkisi nasıldır?

    Güneş ışığı melanoma adlı kansere neden olabilir. Özellikle uzun süreli maruziyette gerçekleşebilir. Buna ek olarak Güneşten kaçınma durumunda ise özellikle non-hodgkin lenfoma, kolon , squamöz hücreli ve bazı böbrek kanseri türlerinde artış olur.

    4-) Işığa Maruz Kalma Saatleri:

    Işığa maruz kalma saatleri çok önemlidir. Örneğin gece uykusu 5 saat ve daha kısa olan kişilerde leptin ve ghrelin hormonları yeteri kadar salgılanamaz ve kilo verme zorlaşır. Buna ek olarak sabah ışığında yapılan egzersizlerde kilo vermenin daha rahat olduğu ve daha çok kalori yakıldığı kanıtlanmıştır.

    5-)Mavi Işıkları Odanızdan Çıkarın:

    Gece ışığa maruz kalma kilo alımına neden olurken özellikle mavi ışığa maruz kalmak daha da fazla kilo almaya neden olur.
    Gece görülen ışık sirkadyen ritimi bozarak kilo alımına neden olabilir.

    6-) 8 saatlik uyku:

    8 saat uyumak leptin ve ghrelin hormon salgısına neden olur ve yağ yakımını arttırır. Kısa uykular çocuklarda %89 erişkinlerde %55 oranında obezite riskini arttırır. Herşeyi doğru yapıyor yine de kilo veremiyorsanız uykunuzu düzenlemeyi unutmayın.

    7-)Ilık suyla duş almak:

    Gün içinde üşümek TRH(Thyrotropin Releasing Hormone) salınımını arttırır. TRH’ın kahverengi yağ dokusunu erittiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ilık suyla duş almak özellikle sıcak yaz günlerinde en kolay üşüme yöntemidir.

    😎 Stresi Azaltmak:

    Stres başlı başına bir kilo alma nedenidir. Kortizol ve dynırphin hormonlarını arttırır ve kilo alımına neden olur.
    Stres Glutamat’ı arttırır ve glutamat açlığa neden olur.

    Stres nedeniyle insanlar daha fazla yemek yeme ihtiyacı duyarlar bu durum dolaylı olarak kilo alımına neden olur. Birçok metabolik ve kronik hastalığın sebebi ayrıca strestir.

    9-)Beslenme Şeklinizi Değiştirin:

    Beslenmede özellikle protein öğeleri yiyen kişilerde kilo verme daha kolaylaşır.

    Menünüze balık, deniz ürünleri,sebze ve meyveleri özellikle ekleyin.

    Balık menüleri leptin hormonunu dengeleyerek kilo vermeye yardımcı olur. Yüksek leptin oranlarının da kilo verme nedeni olduğu bilinmektedir.

    Genç erkek bireylerde yapılan bir çalışmada besin takviyesi olarak balık yağı alan bireylerde 1 ay içinde fazladan 1 kg verdikleri görülmüştür.

    Sebzeler liften zengin ve birçok çalışmada kilo verme etkileri kanıtlanmış besinlerdir. Özellikle bağırsak bakterilerine lifli yapıları ve salgıladıkları enzimlerle hayvanlar üzerinde yapılan çalışmada kilo verdikleri kanıtlanmıştır.

    Özellikle endüstriyel yağlardan korunmak çok önemlidir. Soğuk sıkım zeytin yağı katı yağlara oranla kilo vermede yararı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

    10-) Az Yiyin Ancak Tamamen Öğün Atlamayın

    Öğünlerinizi küçültmeniz kilo verme açısından fayda sağlayacaktır ancak tüm gün yemek yemeyip tek öğüne oturulduğunda genellikle düşen kan şekerinin etkisiyle çok fazla yenilmekte ve kilo alımına neden olmaktadır.

    11-) Egzersiz Yapın

    Yüksek zorlukta egzersizler kilo vermede asıl etkenlerden biridir. Adrenalin Yağ hücrelerini yakarken ,egzersiz sonrası salınan Nörepinefrin açlığı baskılar. Egzersizler ayrıca doğal endorfin hormonu salgılanmasına neden olur. Endorfin açlığı baskılamada yardımcı bir diğer hormondur.
    Ayrıca yürüyüş koşu ve yüzme gibi egzersizlerin bel yağlanmasını engellediği kanıtlanmıştır.

    12-)Düzgün Ve Sağlıklı Yiyin

    Hastalarımıza her zaman acıktıklarında yemelerini ancak bu öğünde porsiyonlarını küçültelerini isteriz. Özellikle zorla yedirilmeye çalışan menülere hayır diyebilmeyi öğrenin.

    13-)Sevin ve Esprili olun:

    Aşk oksitosin hormonunu arttırır , bu hormon açlığı baskılar. Ayrıca endorfin ve NGF gibi hormonlar salgılayıp açlığı baskılar

    14-)Meditasyon Yapın:

    Meditasyon açlığı unutmak ve mutluluğu başka yollarla yakalamak için muhteşem bir yöntemdir.

    15-) Su İçin:

    Özellikle alkali sular içmek FGF21(Fibroplast Growth Factor) salgısını arttırıp kahverengi yağ dokusunu yakasıyla bilinir.
    Yapılan çalışmalara göre günde 2 lt. Den fazla su içen kişilerde içmeyenlere göre günlük 96 daha fazla kalori yaktıkları kanıtlanmıştır. Bu da her 2,5-3 ayda 1 kilogram demektir. Yani su içmeyle arası olmayan biriyseniz ve bir yıl önce günde 2 litre su içmeye başlasaydınız şu anki kilonuzdan 4-5 kg daha az bir kiloya sahip olmanız olasıdır.

    16-) Çok Çiğneyin ve Yavaş Yiyin:

    Bir yiyeceği ne kadar fazla çiğnerseniz besinin nükleotid(ana çakirdek) lezzetini alırsınız. Ayrıca yavaş yiyen kişilerde doyma hissi daha az bir menuyle ulaşılır. Buna ek olarak hızlı yiyen bir kişi bir öğünde 645 kalori alırken yavaş yiyen bir kişi az besinle doymasının da avantajıyla ortalama 579 kalori ile doygunluğa ulaşmaktadır.

    17-) Hipoglisemiyi Önleyin

    Düşük kan şekeri ve hipoglisemiyi önleyin.Bu durumu ancak sağlıklı bol lifli ve sebzeli diyetlerle sağlayabiliriz. Özellikle uzun süreli aç kalmamak önemli bir durumdur. Hipoglisemi glutamat salgısına neden olur ve açlık hissini arttırır.

    18-) Karbonhidrat Alımını Kısıtlayın

    İnsülin kilo alımına neden olan ana hormonlardan biridir. Yüksek glisemik indeks insülin rezistansına neden olur. Karbonhidrata vücudunuzun ihtiyacı olduğunu unutmayın. Tamamen kesmeden azaltmak en faydalı yol olacaktır.

    19-) Aralıklı Oruç Yöntemi:

    Aralıklı oruç yöntemi son zamanlarda sporcularda ve hızlı kilo vermek isteyenlerde uygulanan bir yöntemdir. Aralıklı oruç(intermittent Fasting) diyeti ile ilgili yapılan bir çalışmada 32 kişi üzerinde 12 hafta yapılan bir çalışmada aralıklı oruç diyeti yapanların 4,5kg daha fazla kilo verdikleri görülmüştür. Bu yöntem hakkında uzun bir yazı yazacağım ancak kısaca belirtmek gerekirse gün içinde tüm sıvılar şekersiz ve katkısız olmak üzere serbesttir.Ancak yemek saatleri günde maksimum 4-6 saat arasına sıkıştırılmalıdır. Buna ek olarak haftada en fazla 5 gün bu yöntemi yapıp kalan günlerde normal harcanılan kadar kalori alınan beslenmeler önerilmektedir.

    20-) Kutulanmış Besinlerden Uzak Durun:

    Özellikle MSG(monosodyum Glutamat) içeren besinler kilo vermeyi zorlaştırır. Buna ek olarak tatlandırıcı kullanılan besinler açlık hissini derinleştirir.

    21-) Dışarı Çıkın Bol Oksijen Alın:

    Yükselen CO2 değerlerinin obeziteye neden olduğu hakkında yayınlanan bazı makaleler mevcuttur.
    Co2 artışı hipotalamusta bulunan sinir hücrelerini uyarıp açlık , vücut ph‘ı, uyanıklık uykululuk hali gibi durumlara neden olup kilo alımını arttırabilir.

    22-) Saunaya Gidin:
    Saunalar özellikle kilolu bireylerde kilo vermeyi destekler. Birçok kültürde bulunan sauna kullanımı binlerce yıllık tarihe sahiptir.

    23-) Bu Besinleri Özellikle Menunuze Katın:

    Elma Sirkesi
    Kırmızı Biber kapsaisin içeriği ile metabolizmayı hızlandırır.
    Bitter çikolata (1 bar)
    Probiotik ve Prebiotik Besinler

    24-) Besin Takviyeleri ve Suplementler:

    Probiotikler: bağırsak inflamasyonunu azaltıp kilo vermeye yardım ederler.

    Berberine: Çin tıbbında bazı bitkilerden toplanan bir alkoloiddir. Kilo vermeye yardımcı etkisi kanıtlanmıştır. Ancak kullanmadan önce dikkatli olunması gerekmektedir. Bir uzmana danışmadan kullanılmamalıdır.

    Glucomannan : Glukomannan hakkında hem olumlu hemde olumsuz çalışmalar mevcuttur.

    Kalsiyum: Diyet kalsiyumu arttırmak yağ oranında azalmaya neden olduğu kanıtlanmıştır.

    Garsinya : 2011 yılında yapılan 12 çalışmada garsinyanın 4-5 haftalık evrede hastaya ek 0.88kg verdirdiği kanıtlanmıştır.

    25-) Zayıflamaya Neden olan Kimyasallar:

    Nikotini hekim olarak önermemekle beraber bilimsel olarak arka hipotalamusta nikotinik receptorleri aktive edip açlığı baskılar.
    Kafein

    Metformin : Tip 2 diabet hastalarında kullanılan metformin kilo vermeye neden olur.

    Buna ek olarak onlarca besin ve ürün sayılabilir. Kilo vermek hem fiziksel hem psikolojik sağlığımız için önemli bir durumdur. Sizde başarabilirsiniz.

  • İdeal kiloda olmak sağlıklı ve uzun yaşamı destekler.

    İdeal kiloda olmak özgüveni arttırır. Kendinizi daha güzel hissedersiniz. Kişinin aynaya baktığında görünüşünden memnun olması, kendisiyle barışık olması kadar psikolojisine iyi gelen bir şey var mıdır?

    Sağlıklı bir şekilde kilo verip, ideal kilonuza ulaştığınızda, istediğinizi giyebilecek ve bunun verdiği özgüvenle, hayata gülümseyerek bakacaksınız.

    İdeal kilodayken daha ince ve daha çekici olursunuz.

    Olduğunuzdan daha genç görünürsünüz.

    Kendinizi harika hissedersiniz.

    Cildiniz daha güzel görünür.

    Hareketleriniz kilo nedeniyle kısıtlanmaz.

    Kolaylıkla spor yapabilirsiniz.

    Seks hayatınız kısıtlanmaz.

    Ayakkabılarınızı rahatlıkla bağlayabilirsiniz.

    Hazım problemi yaşamazsınız.

    Eklemleriniz rahatlar.

    Ağrılarınız hafifler.

    Geceleri solunum problemleri yaşamazsınız.

    Kilo verip, normal bir kiloya ulaşmak, bedeni rahatlatır, sağlıklı bir uyku çekmenizi sağlar. Kilo vermenin faydalarından biri de kişiyi uykusuzluk sorunundan kurtarmasıdır.

    Kendinizi çok daha hafif hissedersiniz.

    Gün boyunca enerjik olursunuz. Dayanıklılığınız artar.

    İdeal kiloda olmanın en önemli yararı fazla kilonun ve obezitenin yarattığı sağlık sorunlarından uzak olmaktır.

  • İdeal kiloya ulaşmanın önündeki çok önemli bir engel sosyal baskı!

    Sosyal baskıya hazırlıklı olun’

    Diyet uygulayanlar çevreleri tarafından sürekli takip edilir ve eleştirilirler. Diyet uygulayanlar sosyal baskının etkisiyle yeme isteği içerisine girerler.
    Anneler çocukları zayıfladıkça korkmaya başlarlar. İlk başta destekledikleri diyet kararınızı sonraları ‘fazla mı verdin, hızlı mı verdin, güçten mi düştün’ ile sorgulamaya başlarlar. Annelik endişeleri devreye girer.

    Kişi kendisi yeme davranışını düzenleyemiyorsa, diyet yapamıyorsa, kilo veremiyorsa, karşısındaki diyet yapan ve kilo veren kişi oldukça rahatsız edicidir. Bu kişi ailenizden biri de olabilir.

    Eşlerden biri diyet yapıyor ve zayıflıyorsa eşi bu durumdan oldukça rahatsız olmaya başlayabilir. Diyet yapan kişinin zayıfladıkça kendine güveninin artması karşı tarafta güvensizlik oluşturabilir. Diyet yapmayı başaramayanlar eşinin diyet yapabilmesinden rahatsız olmaktadır. Kıskançlıklar devreye girebilir. Eşine yemek ikramları, yemek ısmarlamaları, karşısında yemeler artabilir. Eşlerinin sevdiği tatlılar ve hamur işleri daha çok yapılır. Arkadaşlar birlikte rahat rahat yemek yedikleri yemek arkadaşlarını kaybetmenin üzüntüsünü hissetmeye başlarlar. Hele arkadaşlarınız yeme davranışını düzenleyemiyorsa gerek size özendiğinden gerek de sizin karşınızda yiyemediğinden bulunduğu durumun rahatsızlığını size de yansıtır.

    Arkadaşlarınızla yemekte geçireceğiniz vakti tiyatroya veya dansa giderek değerlendirebilirsiniz. Yemeye zorlandığınızda diyetinizin sağlığınıza olan faydalarından (uyku düzeniniz, işteki performansınız, reflü, migren tedavisi) bahsedebilirsiniz. Arkadaşınız sorumsuz yeme konusunda suç ortağını kaybetmiş olabilir ama sizi önemsiyorsa beraber geçirdiğiniz zamanı buna göre ayarlamayı kabul edecektir.
    Siz kilo verdikçe çevrenizden çeşitli yorumlar da gelmeye başlayacaktır. Kişiler yeme davranışlarını düzenlemeye çalışırken bile çevrelerinden gelen yorumlarla uğraştıkları kadar zorlanmazlar.

    ‘Yüzün çöktü’ sizi en çok zorlayan yorum olacaktır. Kimse yüzünün çökmesini istemez. Bu kişinin tekrar yemeye başlayarak yüzünü toparlamaya çalışmasını doğurur. Bu da hayallerin sonu demektir.

    ‘Bu kadar yeter daha fazla kilo verme’, ‘senin diyet yapacak kadar kilon yok ki’ Kaç kilo olacağınız sizin vereceğiniz bir karardır. Hedefi siz belirlediniz ona ulaşana kadar vazgeçmek yok.

    ‘Yapamazsın’ diyenleri dinlemek yok.

    ‘Kilo versen de sonra daha fazlasını alırsın’ Bu da bitirici bir yorumdur. Kişi o kadar eziyet çekip başladığı yerden daha kötü bir yere gelmekten çok korkar. Siz sağlıklı beslenmeyi öğreniyor sağlıklı bir yaşamın kapılarını aralıyorsunuz. Bu yüzden çevrenizde negatif enerji saçan insanlardan uzak durun. Bu tarz insanlar bırakın diyeti sizin sosyal yaşamınızı, iş yaşamınızı hatta belki aşk hayatınızı bile olumsuz etkiler.

    ‘Yolun çok uzun biliyor musun’ kırmanız gereken önyargılardan biridir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak ve onları sürdürmek başlı başına bir süreçtir. Sağlıklı zayıflamakta, aynı sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak gibi bir süreç gerektirir. Fazla kilolarınızı bir gecede almadığınız gibi, bir günde veremeyeceğiniz de ortadadır. Bu nedenle, bu değişimin bir süreç olduğunu öncelikle siz kabullenmelisiniz. Çevrenizdeki kişiler, yolunuzun uzun olduğunu sürekli hatırlatıyorsa ve bu sizin motivasyonunuzu bozuyorsa, onları uyarmayı deneyebilirsiniz. Ya da hayatınızda hiçbir şeyi bir günde elde etmediğinizi, bu değişimin de bir süreç olduğunu onlara hatırlatabilirsiniz.

    “Bu hafta kaç kilo verdin” size en çok sorulacak sorulardan biridir. Her hafta aynı hızda kilo verememeniz gayet normal bir fizyolojik süreçtir. Kilo vermenizin yavaşladığı ya da hiç kilo veremediğiniz haftalarda bu soruyu duymak sinirlerinizi bozabilir.

    Bu noktada belirlediğiniz gerçekçi hedeflere zamanında ulaşıp ulaşamadığınıza bakın. Eğer bu hedeflere ulaşmışsanız, en önemlisi de bu süreçte beslenme alışkanlıklarınızı geliştirdiğinizi hissediyorsanız, hiç moral bozmadan yola devam. “Gayet iyi gidiyor” gibi bir cevap bu soruları durdurabilir. Eğer bu da çözüm getirmiyorsa, bu konuda konuşmak istemediğinizi ve sayılara takılmadığınızı belirtebilirsiniz.

    “Bir kereden bir şey olmaz” size en çok gelebilecek ısrarlardan biridir. Sabah okul arkadaşınızla kahvaltı ettiğinizi, öğlen iş yemeğine çıktığınızı ve akşam da bir akrabanıza yemeğe davetli olduğunuzu düşünün. Her üç ortamda da çevrenizdeki insanlardan aynı sözü duyma ihtimaliniz çok yüksektir. Eğer bu sözle sıkça karşılaşıyorsanız, karşınızdakine günde kaç defa bu sözü duyduğunuzdan bahsedin. Bazen de süreçle dalga geçmek, onu kolayca atlatmanın en kolay yollarından biri olacaktır.

    “Ölümü gör” diyet yapanları köşeye sıkıştıran zaman zaman da çıldırtan cümlelerden biridir. Genellikle akrabalar tarafından bayram yemeği ya da özel bir akşam yemeği gibi ortamlarda birdenbire söylenen iyi niyetli bu cümle, diyet yapanları oldukça strese sokan bir cümledir. Bunu duyduğunuzda sakin olun ve durumunuzu sakince açıklayın. fazla kiloların ve fazla yağ oranının kronik hastalıklara sebep olduğundan ve bundan kaynaklı ölüm oranının dünyada ne kadar arttırdığından” bahsetmenizi öneriyor.

    “Sen iyisin böyle” diyete başlama kararı aldığınızda sosyal çevrenizin size sıkça söyleyebileceği cümlelerden biridir. Hepimizin çevresinde gözleri hassas kantar gibi olan birileri vardır. Bu kişiler genellikle bir bakışta kilomuzun normal ve boyumuza göre orantılı olup olmadığını hatta vücudumuzdaki yağ oranını bile belirler.

    Bu yorumlar kimi zaman çileden çıkartıcı bile olabilir. Böyle durumlarda, iç geriliminizi arttırmamak adına sadece teşekkür edip sessiz kalmak yeterli cevap olacaktır.

    “Fazla zayıflama, hasta olursun” halk arasında en sık duyduğumuz yanlış inanışlardan biridir. Sağlıklı bir beslenme programı ile kilo veriyorsanız ve kontrollerinizi aksatmıyorsanız hasta olmanız için hiçbir sebep yoktur.

    “Sen diyeti bırak bak, görürsün, 2 katını geri alacaksın” diyet konusundaki gerçekçi olmayan korkulardan biridir. Kararsızsanız yola çıkmayın. Yol caydırıcılarla doludur. Bir kere yola çıkıp geri dönerseniz kendinize güveninizi ve saygınızı kaybedebilirsiniz. Başarabileceğinize olan inancınız yıkılır. Kararınızı verin ve uygulayın.

    Kararsızsanız yola çıkmayın. Yol caydırıcılarla doludur. Bir kere yola çıkıp geri dönerseniz kendinize güveninizi ve saygınızı kaybedebilirsiniz. Başarabileceğinize olan inancınız yıkılır.

    Kararınızı verin ve uygulayın.

    Bu yorumların hiçbiri gerçekten kararlı olan, bulunduğu durumdan oldukça rahatsız, farkındalığı oluşmuş, akıllı bir insanı yoldan çıkaramaz. O hedefini belirlemiştir. Yola çıkmıştır. Aşılacak çok dağ ve tepe, yürünecek çok düzlük, geçilecek çok dere olduğunu bilir. Hedefinin hayalini kurar. Hedefi için heyecanlanır. Hedefinde gayet mutludur.

  • Hayalinizdeki kiloya ulaşmaya gerçekten kararlı mısınız?

    Kilonuzdan memnun değil ama kilo vermeyi de göze alamıyor musunuz?

    İki arada bir derede mi kalıyorsunuz?

    Zaman geçiyor ama siz harekete geçemiyor musunuz?

    Kilo vermenizi engelleyen hep bir neden mi çıkıyor?

    Kendinize karşı güveninizi mi kaybediyorsunuz?

    Geçmişte uğraşıp kilo verip daha fazlasını mı aldınız?

    Ya da bir adım ileri iki adım geri mi gidiyorsunuz?

    Kararlılık; karar verdiğiniz konuda direnmeyi gerektirir.

    Kararlılık; güç bir işe girişirken kendine güven duymayı gerektirir.

    Kararlılık; net bir hedef gerektirir.

    Kararlılık; ne olursa olsun yolundan geri dönmemeyi gerektirir.

    Kararlılık; iyimserlik gerektirir. Önünüze çıkan engellerin sizi geliştirdiğini düşünmenizi gerektirir.

    Kararlılık; azmi gerektirir. Azim kararınızın önündeki engelleri yenme gücüdür. Dikkat etmenize rağmen her hafta aynı kiloyu veremeyebilirsiniz ama azimle sonraki hafta daha çok kilo verebilirsiniz.

    Kararlılık; sabrı gerektirir. Yıllarca aldığınız kilolar elbette bir günde gitmeyecektir.

    Kararlılık; hayır diyebilmeyi gerektirir. Yemek yemenizi sürekli tetikleyen; ısrar, stres, reklamlar, kaygı, arkadaşlar, arkadaş günleri gibi durumlarda hayır diyebilmenizi gerektirir.

    Kararlılık; hayal edebilmeyi gerektirir. Kararlılık hedefe ulaştığını hayalinde sürekli canlı tutabilmeyi gerektirir. Olmak istediği kiloya ulaştığında neler yapacağını ve nasıl görüneceğini hayal edebilmeyi gerektirir.

    Kararlılık; sizi harekete geçirir. Yerinizden kaldırır. Yola çıkartır. Koşturtur. Engellerden kolaylıkla atlatır. Hayalinizdeki hedefinize ulaştırır.

  • İdeal kiloda olmadığını farkediş

    Kilosu olan herkes hayatında bir dönem ideal kilodaydı. Sonra çoğunlukla farketmeden kilo almaya başladı. Bir gün ideal kiloda olmadığını farketti. Kilolu bir grup insan ise hala farkında değil.

    Kiloyu çoğunlukla takip etmiyoruz. Aralıklarla tartılmayı alışkanlık haline getirmiyoruz. Bir yerde tartı gördüğümüzde üzerine çıkıyoruz. Tartıdaki değere şaşırıyoruz. Ben ne zaman bu kiloyu aldım diye düşünüyoruz.

    Her hastalıkta olduğu gibi öncelikle hastanın kendi durumunun farkında olması ve bundan kurtulmak istemesi gerekmektedir. Zira hastalığının ciddiyetinin ve neler kaybedeceğinin farkında olan hastalar, iyileşmek konusunda çok da hızlı ilerler ve doktorun önerilerini eksiksiz olarak uygularlar.

    Çoğu kişi aşağıdaki şekillerde kilo aldığının farkına varıyor;

    Çevresindeki kişiler kilo aldığını söylüyor,

    Kıyafetlerinin içine sığamamaya, fermuarları çektiğinde nefes alamamaya başlıyor,

    Bol bol giyilen rahat t-shirtler göbek kısmından gerilmeye başlıyor

    Çorabı giymekte, ayakkabıyı bağlamakta zorlanmaya başlıyor,

    Eline bedenindeki can simidi geliyor,

    Pantalonu tutmaya yarayan kemer artık sadece bir aksesuar olmaya başlıyor. Mağazada kıyafet denerken aynada kendi görüntüsünden hoşnut olmamaya Arkadan görüntü vermemek için çaba göstermeye başlıyor,

    Giydiği beden numarasını denemesine rağmen küçük geliyor

    Merdivenleri eski hızında çıkamamaya, yokuş yukarı yürüdüğünde nefes nefese kalmaya başlıyor

    Bel ağrısı, üzerinde yorgunluk ve ağırlık olduğunu hissetmeye,

    Spor yaparken zorlanmaya başlıyor,

    Bütün hayatı boyunca yemek yedirmeye çalışan anne, siz daha çok yemek istediğinde “çok kilo almışsın oğlum (kızım), bugün daha fazla yeme artık” demeye başlıyor.

    Aşağıya doğru baktığında ayaklarını görememeye başlıyor,
    Normalde bitiremediği porsiyonun artık doyurmadığını fark etmeye,
    Kadınlar için, “çok güzelsin”li iltifatların yerini “çok tatlısın”lı iltifatlar almaya başlıyor.
    Bu olayları yaşayan kişi kilolarının fazlalığının farkına varıyor.

    Hepimiz aslında ideal kilomuzda olmak istiyoruz. Farkındalığı olan herkes 3 kilo fazlalıktan tutun da 50 kilo fazlalığa dek ideal kiloya ulaşma isteğindedir. Ama çoğu kişi bunu gerçekleştirememektedir. Kilolarına mahkum olmaktadır. Kiloları ile mutsuz bir beraberlik yaşamaktadır.

    Bazı kişiler ise fazla kilolarının farkında bile değildirler. Hayatlarında bazı sorunlar ile o kadar meşguldürler ki fiziksel bedenlerinde farkındalıkları yoktur. Çevreleri tarafından kilo vermeye zorlanırlar. Farkındalık sağlanamazsa bu kişilerin kilo vermeleri çok zordur.

    Kilo bizim fiziksel bir özelliğimiz aslında. Ama kilolu olmanın sadece fiziksel bir yükü yok. Duygusal, sosyal, ruhsal bir yükü de var. Kiloyu sadece bedenimizle değil, ruhumuz, zihnimiz ve duygularımızla da taşıyoruz.

    Biz ideal kilodan ne kadar uzaklaşmışsak o kadar ağır yükle dolaşıyoruz. 1 kilo, 5 kilo, 10 kilo, 20 kilo, 50 kilo… Siz taşıdığınız fazla yükü düşünün. Biz bu yükü nasıl taşıyoruz. Bu yükü yavaş yavaş ediniyoruz. Ağırlık yavaş yavaş yüklendikçe kaldırabiliyoruz. Farkında olmadan da taşıyoruz. Hem de her yere. Bu yükleri yıllarca taşıyoruz. Her sene daha çok yüklenerek. Bunları taşımak bize zor gelse de bize aitmiş gibi sahipleniyoruz. Bizim bir parçamız gibi benimsiyoruz.

  • İdeal kilo nedir?

    Pratikte şişmanlığın ölçümü için kullanılan çok basit üç yöntem vardır:

    1. BMI -Body Mass Index (Beden kitle indeksi)
    2. Bel çevre ölçümü:
    3.Vücut Yağ Miktarı

    BMI-Body Mass Index (Vücut kitle indeksi): BMI-Body Mass Index yani vücut kitle indeksi ile boyunuza göre kilonuzun ideal kiloda olup olmadığı değerlendirilir. Vücut kitle indeksi, kilonun boyun karesine oranıdır. İdeal kilo vücut kitle indeksi adı verilen bir değerlendirme ile bulunur. Herkesin bir ideal kilo aralığı vardır. Bu aralıktaki kilo normal kabul edilmektedir. Vücut kitle indeksi arttıkça kilonun getirdiği hastalık riskleri de artmaktadır.

    Hesaplama:

    Vücut Kitle indeksi: Vücut ağırlığı/(Boy)2

    Sizin Vücut Kitle İndeksiniz Kaç?

    WHO-World Health Organisation(Dünya Sağlık Örgütü)’nün obezite hastalığı testi gruplandırması aşağıdaki şekildedir:
    Vücut Kitle İndeksi 20-24.9 kg/m2 arası normal,
    Vücut Kitle İndeksi 25-29.9 kg/m2 arası fazla kilolu
    Vücut Kitle İndeksi 30 kg/m2 ve üzeri obezite,
    Vücut Kitle İndeksi 30.0-34.9 I. derece obezite
    Vücut Kitle İndeksi 35.0-39.9 II. derece obezite
    Vücut Kitle İndeksi 40 kg/m2 ve üzeri morbid obezite ( III. derece obezite)

    Vücut Kitle İndeksi 20-24.9 kg/m2 arası normaldir. Biz buna ideal kilo aralığı denir. İdeal kilo tek bir değer değildir. Kişi hayatı boyunca kilosunu bu sınırlarda tutmaya çalışmalıdır. Gençlerde 20’ye daha yakın iken zamanla 24.9’a yakınlaşabilir.

    Bel Çevresi Ölçümü:
    Fazla kiloda bel çevresi ölçümü önemlidir. Kadınlarda 80 cm erkeklerde 94 cm den fazla ise fazla kiloluda da hastalık riski artar. Kadınlarda 88 cm erkeklerde 102 cm den fazla ise hastalık riski çok daha fazla artar.
    Vücut kitle indeksinin 20-24 kg/m2 arası olması ve bel çevresinin kadınlarda 80 cm erkeklerde 94 cm den küçük olması bizim için idealdir.
    Ölçülerimizdeki hedefimiz ve ulaştığımızda koruyacağımız değerlerdir.

    Vücut Yağ Miktarı: Vücudumuzun yaydığı elektromanyetik dalgalarla çalışan bir aletle vücut yağ miktarı belirlenebilir.

    Bayanlar için
    Erkekler için
    %20-29 Normal
    %10-19 Normal
    %30-34 Fazla kilolu
    %20-24 Fazla kilolu
    %35-40 Şişman (Obez)
    %25-30 Şişman
    % 40- Aşırı şişma (Morbid obez)
    %30- Aşırı şişman (Morbid Obez)

    İdeal kilodan sapmalar:

    Fazla kilolu:

    Vücut Kitle İndeksi 25 – 29.9 kg/m2 arası fazla kilolu

    Obezite:

    Obezite hastalığını WHO-World Health Organisation, yani Dünya Sağlık Örgütü ‘vücutta hastalıklara neden olacak şekilde ve oranda normal olmayan, çok fazla yağ birikimi’ olarak tanımlamaktadır.
    Vücut Kitle indeksi 30 kg/m2 ve üzeri obezite olarak değerlendirilir. Obezite bazı hastalıklara yakalanmada risk oluşturmaktadır.

  • Obezitenin zararları

    1) Obezitenin kalp hastalıkları, hipertansiyon, kalp krizi ve felç risklerini arttırdığı bilinen bir tıbbi veridir.

    2) Kanser: Obezitede bazı kanser tiplerinin sıklığı artar. Erkeklerde özofagus, tiroid, kolon ve renal kanserlerinin görülme riskini arttırır. Kadınlarda ise endometriyum, safra kesesi, özofagus ve renal kanserlerin görülme sıklığı obez bireylerde artar. Asya-Pasifik popülasyonlarında ayrıca meme kanseriyle de ilişkilidir.

    3) Obezitenin en bilinen olumsuz etkilerinden bir diğeri de, dizler başta olmak üzere eklemlerde belli bir hasara neden olmasıdır. Bu zamanla osteoartrit riskini arttırabilir.

    4) Obezite, safra taşının meydana gelmesine yol açabilir: Obezlerde safra kesesinde yer alan kolesterol miktarı, safra asidine göre fazla olduğundan safra taşı oluşumu riski artabilir.

    5) Obezite, hastanın nefesinin daralmasına neden olabilir: Solunumda güçlük çekme ve uyku apnesi (uykuda nefes almanın belirli süre ile kesilmesi) ya da horlama problemleri sık karşılaşılan sağlık sorunlarından olmaktadır.

    6) Obezitenin kadın ve erkeklerde hormonal dengede değişiklikler meydana getirdiği ve bununla ilişkili olarak üreme sağlığını olumsuz etkileyebileceği bilinen faktörler arasındadır. Obezlerde karın bölgesindeki yağlarla ilişkili olarak testosteron üretimi artmıştır. Bu nedenle hirsutizm(kıllanma) ve adet düzensizlikleri görülebilir. Fazla kilolu ve obez kadınlarda seksüel uyarılma ve orgazm problemleri daha sıktır. Erkeklerde ise obezite erektil disfonksiyon(penis setleşmesinde sorunlar) için bağımsız bir risk faktörüdür.

    7) Obezite ve erişkin hayatta kilo alımı böbrek taşı riskini arttırır. Kadınlarda fazla kilo ve obezite üriner inkontinans(idrar tutamama) için önemli risk faktörleridir.

    8) Obezite, gebelik döneminde bazı problemlere sebep olabilir: Şişman hamilelik yaşayanlarda, gebeliğe bağlı bazı rahatsızlıkların meydana gelme riski, normal kilosunda olan kadınlara nazaran daha fazladır.

    9) Obezite ayrıca psikososyal sorunlar ve depresyonla da ilişkilidir. Çevreden kilo verme ile ilgili sosyal baskı olması veya hastanın kiloları sebebi ile kendini beğenmemesi, şişman kişilerde depresyonun ortaya çıkma riskini arttırır. Psikolojik problemler (Anoreksiya nevroza ya da Blumia nevroza, Binge eating -tıkınırcasına yeme-, gece yeme sendromu gibi problemler meydana gelebilir )

    10) Obezite her türlü ameliyatta riskleri arttırır.

  • Akupunktur hakkında merak ettikleriniz

    Akupunktur tedavisi ile kişiler kilo vermeye hazır hale getiriliyor. Aslında kilolar, herkesin şahsına özel hazırlanan beslenme programları sayesinde azalıyor. Akupunktur tedavisi dört madde ile diyet yapanlara da yardımcı oluyor;

    1.İştah frenleniyor ve kapatılıyor. Yemek yediğimiz zaman ortaya çıkan endorfin(mutluluk hormonu) salgısının artmasına gerek kalmıyor, çünkü akupunktur tedavisi vücuda endorfin salgılatıyor.

    2.Metabolizma hızını ve aktivitesini düzenliyor.

    3.Mide yanması ve ekşimesi, tansiyon ve kan şekerinin düşmesi veya yükselmesi gibi diyet uygulanırken ortaya çıkabilecek olan muhtemel yan etkileri ortadan kaldırıyor. Kan şekeri düşmesine bağlı olarak yaşanan acıkma veya gastrit şikayetinde ki mide yanmasını bastırmak amacı ile yemeyi ortadan kaldırıyor.

    4.Diyet yapan kişilerde görülen stresi azaltıyor. Bu sayede stresten kaynaklanan ve kilo vermeyi engelleyen hormon ve enzim aktivitelerini düzenliyor. Çünkü genel olarak stres altında ve doğal sonucu olarak enzim ve hormon aktiviteleri bozuk olan kişiler, hızla kilo almaktadır

    5.Halsizlik ve bitkinliği önler.

    Bu maddeler neticesinde de kişiler daha rahat diyet yapılabilmekte ve metobolizma düzenli çalıştığı için diyete bile yer yer gerek kalmadan zayıflamak mümkündür.

    “Akupunktur tedavisi ile kaybedilen kilolar tekrar geri alınır mı?”

    Kiloların geri alımı konusu söz konusu değildir. Çünkü hangi yöntem olursa olsun yapılan yanlış, genelde kiloların verilmesinin geçici bir süreç için olduğu inancıdır. Önemli olan nokta verilen kilolardan sonra vücudu yeni durumuna adapte etmek ve alıştırmaktır. Bu da ‘’koruma tedavisi’’ dediğimiz program ile gerçekleşmektedir. Kişilerin vermiş oldukları kiloların miktarı ile orantılı bir ‘’koruma programı’’ uygulanmaktadır. Yeni kilosuna vücut adeta alıştırılıyor ve bunu uygulayan kişiler şok şeklinde kiloları geri almamaktadır.

    Akupunktur tedavisinin veya uygulamasının yan etkileri var mıdır?

    Vücuda dışardan herhangi bir kimyasal madde verilmediği için kesinlikle doğal bir tedavi yöntemidir ve hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır. Uygulanmadığı üç durum vardır:

    1.Emziren anneler (ilk 6 ay)

    2.Radyoterapi ve kemoterapi görmekte olan kanser hastaları

    3.Kalbine pace-maker (kalp pili) takılmış olan kişiler.

    Bunların haricinde herkese uygulanabilir.

    Akupunktur tedavisini kimler uygulayabilir? Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda bir kontrol ve yaptırım uygulaması var mı?

    Türkiye’de akupunktur tedavisi uygulayabilmek için öncelikle Tıp veya Diş Hekimliği Fakültesi mezunu ‘’hekim’’ olmak gerekmektedir. Fakat Sağlık Bakanlığı buna da bir kural ve uygulama getirmiş durumdadır. Sağlık Bakanlığı tarafından verilmiş olan ‘’Uygulama ve Yetki Belgesi ve Sertifikası’’ bulunan hekimler bu uygulamayı yapabilirler.

    Akupunktur uygulamasında yaş sınırlaması var mıdır?

    Akupunktur tedavisi tamamen doğal, kimyasal madde içermeyen bir uygulama olduğu için her yaşta uygulanabilir.

    Akupunktur tedavisinin yan etkisi var mıdır?

    Hijyenik ve kurallar çerçevesinde yapılan tedavilerin hiçbir yan etkisi yoktur.

    Akupunktur uygulamasında, iğneyle mi yoksa lazer akupunktur olarak mı yapılacağına nasıl karar verilmektedir?

    Akupunktur uygulaması, klasik vücut akupunktur iğneleri, kalıcı kulak iğneleri gibi kılcal iğnelerle uygulanabildiği gibi, iğne korkusu olanlarda (genellikle çocuklar) lazer akupunktur tedavisi de kullanılabilir.

    Çocuklarda beslenme bozukluğu konusunda akupunkturun etkisi var mı?

    Gelişme çağında olan çocuklarda iştahın kapatılması yönünde akupunktur uygulaması yapılabilir. Ancak uygulanacak olan beslenme programının, çocukların gelişme çağında olduğu da göz önünde bulundurularak çok dikkatli ayarlanması gereklidir.

    Özellikle altını ıslatan çocuklarda bu yöntem uygulanabilir mi?

    Enuresis Nokturnae (Gece altını ıslatma) olgularında, temelde yatan sebep anatomik bir bozukluk (idrar kesesi kaslarının zayıflığı, üriner sistem enfeksiyonu, idrar kesesini inerve eden sinir basısı) değil ise akupunktur tedavisi ile sonuç yüzde 75-80 gibi çok yüz güldürücü bir orandadır.

    Son zamanlarda özellikle çocuk yaşlarda başlayan astım, alerji, sinüzit gibi hastalıkları akupunktur sayesinde tedavi etmek mümkün müdür?

    Alerjik astım, alerji ve sinüzit olgularında akupunktur tedavisi, tüm diğer hastalıklarda olduğu gibi öncelikle konunun uzmanı olan “Göğüs Hastalıkları,” Kulak Burun Boğaz” gibi uzmanlarınca değerlendirilmeli ve tedavi edilmelidir. Tedavisi başarısız olan kişilerde akupunktur tedavisi bir alternatiftir ve mutlaka denenmelidir. Yapılan tedavilerde başarılı sonuçlar göz ardı edilmeyecek kadar fazladır.

    Akupunktur seansları neye göre değişiklik gösterir?

    Yaşa, cinsiyete ve kişiye göre tedavilere yanıt değişmektedir. Unutulmamalıdır ki her organizma birbirinden farklı bir yapıya sahiptir. Ancak, çok genel olarak söylenebilir ki, hastalığın kişide kronikleşmesi geçen süre ile alakalı olduğu için, hastanın yaşının küçük olması ve erken teşhis bu konuda avantaj sağlamaktadır.

    Hamileler içi akupunktur tedavisi uygun mudur?

    Toplumumuzda, akupunktur konusunda bazı yanlış kanılar mevcuttur. Akupunktur tedavisi tamamen yan etkisiz ve doğal bir tedavi metodu olmasına rağmen, “Hamilelikte akupunktur tedavisi uygulanmaz’’ önyargısı devam etmektedir. Oysa bu yanlış kanının yerleşmesinin nedeni, hamile kalan kadınların, kilo fazlası olan normal kişiler gibi, akupunktur tedavisi ile birlikte zayıflamak için uygulanan sert diyet ve beslenme programlarını edememeleridir. Uygun bir beslenme programı ile, kilo kontrolü için akupunktur tedavisi hamilelik döneminde, ne anneye nede bebeğe zarar verir.

    Akupunktur tedavisi ile hamile kadınlar, zarar görmeden formunu koruyabilir mi?

    Bu dönemde, uygulanması gereken akupunktur tedavisi ile verilecek diyetin hamileliği takip eden “Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı” tarafından ayarlanması gereklidir. Hamilelik döneminde gereğinden fazla kilo almamak, hamilelik aşermesinin bir nebze önüne geçmek ve iştahı kontrol etmek için akupunktur tedavisi güvenle uygulanabilir. Bunun yanı sıra, hamilelik döneminde aşırı bulantısı olan kişilere, bu sıkıntıları için tedavi uygulanabilir. Ayrıca hamilelik döneminde sigaranın zararlarından korunmak için bu alışkanlıklarını terk etmek isteyen kişiler de akupunktur tedavisinden faydalanabilirler.

    Akupunktur ile kısırlık tedavisi de yapmak mümkün mü?

    Akupunktur tedavisi, tüm tetkikleri yapılmış, gebe kalmak için tüm tedavi metotları (tüp bebek, mikroenjeksiyon vs.)denenmiş fakat sonuç alınamamış, herhangi bir yapısal bozukluğu (tüplerin tıkalı olması vs.) olmayan kişilere, çocuk sahibi olmak için uygulanabilir. Bu alternatif tedavi metodu, en son tercih olarak, mutlaka denenmelidir. Tüm doğada olduğu gibi, insan vücudunda da bir enerji dengesi vardır. Bu dengenin tekrar düzenlenmesi esasına dayanan akupunktur tedavisi ile alınmış pozitif sonuçlar küçümsenmeyecek kadar fazladır.

  • Gıda intoleransı testi nedir, nasıl yapılır?

    İSTER DİYET, İSTER SPOR YAPIN, KİLO SORUNUNDA İNTOLERANSINIZI BİLEREK BESLENMEK ŞART!

    Yediklerinizin uyku, sindirim, şişkinlik ve kilo verme gibi sorunlarda başrolü oynadığını söylersek sanırız, çoğunuz bunun inandırıcılığı konusunda şüphe duyabilirsiniz. Ancak Yediğimiz ve sağlıklı olduğunu düşündüğümüz birçok besin, vücudumuzda olumsuz etkilere yol açıp, kilo verememe, obezite, mide bağırsak şikayetleri, deri ve cilt rahatsızlıkları başta olmak üzere bir çok rahatsızlığa yol açabiliyor. İşte Gıda intolerans testi bu noktada devreye giriyor ve vücudumuzuna zarar veren ve size kilo aldıran gıdaları öğrenmemizi sağlıyor.

    YEME ALIŞKANLIĞINIZDAKİ YENİ ÖĞRETİLERLE, HAYATINIZI DEĞİŞTİRİN!

    Yaşam ve beslenme alışkanlıklarımızda ihtiyacımız olan ve vücudumuzun kolaylıkla absorbe edebildiği besinleri seçerek yaşam kalitenizi yükseltmek, artık hiçte zor değil.

    Yıllardır sahip olduğunuz bir cilt probleminin, verilemeyen kiloların ya da anlayamadığınız fiziksel rahatsızlıkların nedeni aslında çok masum olarak gördüğünüz bir besin olabilir.

    Çoğu zaman sağlımıza dikkat etmeyi işlenmiş veva bol kalorili yiyeceklerden uzak durmak olarak görüyoruz. Elbette ki, bu çok doğru olsa da beslenme planımızı oluştururken kişisel hassasiyetlerimizi de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Gıda intolerans testi, bu açıdan kişiye birebir sonuçlar veriyor. Bize zarar veren gıdaları kendi kendinize anlamanız neredeyse imkansız 200 tane Gıda ve içeceği incelenen bu testte,neye karşı inteleorasın olduğunu öğrene biliyorsunuz .Masum görünen bir meyve, bir sebze bile bazen yaşadığımız rahatsızlıkların kaynağını oluşturabiliyor.

    Gıda İntoleransı Testinin Yapılışı: Şöyle ki, parmak ucunuzdan alınan kan iki hafta süren kapsamlı laboratuvar analizi yapılıyor. Gelen sonuçlar doğrultusunda hastanın hangi besinlere karşı intoleransı olduğu belirleniyor ve bu besinler belli sürelerde hastanın hayatından çıkarılıyor. Özellikle kilo vermekte sorun yaşayan, mide, bağırsak şikayetleri olan kişiler, cilt problemleri yaşayan ve şişkinlik ve ödem sorunlarıyla sıkça karşılaşanlar bu test sizin yaşam kalitenizi arttırdığı gibi kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.

  • Şişmanlık (obesite) ve akupunkturla tedavisi

    Şişmanlık, vücutta yağ dokusunun normalden fazla olmasıyla karakterize bir hastalıktır.

    Şişman bir kişi ayrıntılı tetkiklerden geçirildiğinde, bazen hiçbir anormalliğe rastlanmayabilir. Bazen fiziksel olarak da bir belirtisi yoktur. Ancak diğer yandan tip II şeker hastalığı tanısı konmuş hastaların %60 ı şişmandır.Yine vücuttaki yağ dokusunun artması ile hormonal-metabolik hastalıkların ve kalp damar hastalıklarının ortaya çıkması ya da ağırlaşması arasında doğrudan bir ilişki olduğu bilinmektedir.

    Peki öyleyse neden gereğinden fazla besin tüketiriz? Şişmanladığımızı görerek neden buna devam ederiz? Bu soruların yanıtları araştırılmış ve obez kişilerin yemek yeme konusunda daha çabuk uyarıldıkları, damak tatlarının daha gelişmiş olduğu daha geç doydukları ve yemek yeme işinin günlük yaşamları içinde kafalarını daha fazla meşgul ettiği gözlemlenmiştir.

    Genetik, metabolik, hormonal ve sinirsel birçok karmaşık sistem şişmanlığın oluşmasında rol oynar. Aile yapısı beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı, psikolojik sorunlar, bazı ilaçlar bu karmaşık sistemin herhangi bir basamağında etkili olarak şişmanlığa giden yolu açar.

    Obezite bir hastalık olduğu için, diyet uygulayıverip bırakmakla ortadan kaldırılamaz.Yeni beslenme alışkanlıkları ve yeni bir yaşam şekli gerekmektedir. Obezitenin de şeker hastalığı yada yüksek tansiyon gibi yaşam boyu tedavi edilmesi gerekir.

    Şişmanlık sıklığı dünyada giderek artmaktadır. Ortalama sıklık %25 olarak verilmektedir. Bu yüzdeye şişman olmayıp da ideal kilosunun üzerinde olanlar da katılınca bı oran %50 ye ulaşmaktadır.

    OBEZİTE SIKLIĞININ ARTMASINI NEDENLERİ:

    Sosyo-kültürel faktörler

    Biyolojik faktörler

    Davranışsal faktörler

    Gıda çeşit ve alımının artması ve kolaylaşması

    Alkol tüketiminin artması

    Teknolojinin ilerlemesi ile günlük enerji tüketiminin azalması

    Özellikle çocukluk çağında bilgisayar ve televizyon karşısında geçirilen zamanın artması ile yağlı ve katkılı yiyecek tüketiminin artması.

    Yenilen besinler, vücudumuzda metabolik olaylar sonucu yakılır ve yanmadan elde edilen ısı ve enerji hayatsal fonksiyonların işlemesi için kullanılır. Metabolizma hızını vücut kendisi ayarlar; yani vücutta az yada çok enerji harcayabilme yeteneğine sahiptir.

    Haftada 1.0-1.5 kg. vermeyi sağlayan diyetler güvenli olduğu kadar, kalıcı sonuçlar da sağlar. Daha hızlı kilo vermek isteyenler, bunu biraz egzersiz yaparak gerçekleştirebilirler.

    AKUPUNKTUR VE ZAYIFLAMA

    Bilindiği gibi akupunktur alışkanlık tedavilerinde kullanılır. Kilo verme de beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesi ile mümkün olduğuna göre bu yeni alışkanlıkların edinilmesi sırasında akupunktur hastaya çok büyük kolaylıklar sağlar.

    1. İştahı düzenler ve yemeklere saldırma güdüsünü ortadan kaldırır.

    2. Mide asidesi kontrol altına alınarak, mide kazınması yanması gibi sorunlar ortadan kaldırılır.

    3. Düşük kalorili beslenmeden dolayı yaşanabilecek halsizlikler önlenir.

    4. Metabolizma hızını düzenler. Akupunkturla tedavi gören hasta kendi kendine yaptığı diyetlerden daha kolay kilo vermeyi başarır.

    5. Akupunktur tedavisi sırasında, vücutta serotonin ve endorfin seviyeleri artmaktadır. Bu hormonlar diyet yapan kişiye huzur verir, sedasyon sağlar. Böylece diyet yapan kişi, eski yemek yeme zevkinin kısıtlanmasından dolayı huzursuzluk ve tedirginlik yaşamaz.

    6. Kan şekeri düşmesini (Hipoglisemi) önler. Sinirlilik el ayak titremesi olmaz.

    7. Açlık baş ağrısı yaşanmaz.

    8. Tansiyon değişiklikleri (Hipotansiyon-Hipertansiyon) olmaz

    30-40 Kg. Fazlası olan hastaların tabii ki uzun bir zaman diyet yapmaları gerekir. Ancak, çoğu insanda böyle sabır olmadığı için her pazartesi başlanan diyetler her cumartesi sona erer. Böylece sık sık yapılan diyet denemleri sonucu her geçen gün kilo vermek daha da zorlaşır. İşte bu gibi hastalarda akupunktur inanılmaz başarılar sağlar ve hastalar onlarca kilo verebilir. Hastanın uzun süre diyete dayanabilmesini nedeni akupunkturun yarattığı sedatif ve trankilizan etkilerden dolayıdır. Ayrıca hasta Kilolarının eridiğini gördükçe daha çok motive olup bu işe dört elle sarılmaktadır.

    Merkezimizde, zayıflamatedavisinde iğne kullanılmadan kulak akupunkturu uygulanmaktadır. Kulakta tespit edilen noktalar lazerle uyarılarak bitki tohumları ile bu uyarı sürekli hale getirilerek, iğnesiz, ağrısız, acısız bir yöntem uygulanır.