Etiket: Kavga

  • Kardeş Kıskançlığı

    Kardeş Kıskançlığı

    Ana babaların bütün çocuklarını eşit derecede sevdikleri iddiası şüphesiz doğrudur. Ne var ki, hepsine eşit davrandıkları kesinlikle doğru değildir. Çoğu kez en büyük çocuklarına, ondan daha “akıllı” olmasını, büyüklük göstermesini, küçük kardeşlerine karşı sorumluluk almasını ve kendisine yetmesini bekleyerek fazla yüklenirler. En küçük çocukları söz konusu olduğundaysa, sıklıkla şu bahaneye başvururlar: “O daha küçük, henüz anlamıyor”. Bu, büyük olasılıkla ilk doğan çocukları aynı yaştayken kullanmayacakları bir bahanedir, zira o, kardeş(ler) gelince “büyük” rolünü üstlenmek zorunda kalmıştır.

    Kısacası her çocuğa, kardeş konumundan bağımsız olarak, içinde bulunduğu yaşa ve gelişimsel dönemine göre davranmak gerekir. Çocuklar, kardeşlerinin yaşından ötürü ayrıcalık elde ettiği izlenimini edinirlerse onu taklit etmeye başlarlar. Ailenin büyük çocuğu birden küçük bir çocuk gibi davranmaya başlar, en küçük çocuk da “büyüğü” taklit eder. Bunu yapmaları yasaklanırsa ya da bu konuda onlara kızılırsa, çoğu kez hayal kırıklıklarını hırçınlık yaparak kardeşlerinden çıkarırlar.

    En büyük çocuğunuzdan bir konuda özveride bulunmasını ya da başkalarını da düşünmesini istemek zorundaysanız, “daha büyük olduğun için” gerekçesini kullanmaktan kaçının. Bu gerekçe çocuk için mantıklı değildir. Yalnızca kendini ihmal edilmiş hisseder ve başkalarını düşünmenin gerçek anlamını kavrayamaz. Onun yerine aile birliği içinde karşılıklı yardım üzerinde durun.

    Kardeşler arasındaki kıskançlık ve kavgaları azaltabilir ama engelleyemezsiniz. Rekabet ve güç karşılaştırılmaları bir dereceye kadar normaldir. Kardeşler arasındaki kavgaya karışmayın. Kesinlikle yargıç rolü üstlenmeyin. Yalnızca bir çocuk ya da bir eşya tehlikedeyse araya girin. Herhangi bir yargıya varmaksızın, “Çok kızgınsın.” ya da “Canın sıkıldı.” Diyerek kavgacıların duygularına seslenin. Sonra da çocukları ayırarak başka şeylere yönlendirmeye çalışın.

    Ne var ki çocuklarınız ortalamanın üstünde bir sıklıkla kavga ediyorlarsa, her birine diğerinde kendisini neyin rahatsız ettiğini ve neyin hoşuna gittiğini sorun. Birlikte etkili önlemler belirleyin.

    Kavga kopmak üzereyken, örneğin çocukların daha önce belirledikleri komik bir işaretin yardımıyla, onlara nasıl davranmaları gerektiğini hatırlatacak hoş bir uyarıya başvurabilirsiniz. Ekleme: Bunu şu şekillerde yapabilirsiniz: Kısa süre içinde kavgaya son vermeyi ya da en azından hafifletmeyi başarırlarsa, bir oyun ya da öykü seçmelerine izin verebilirsiniz. Uyarı işaretine kayıtsız kalırlarsa, kendi kendinize konuşarak, oyuncak bebeğe ya da ayıya kavga bittiğinde ne güzel olacağını, onlarla neler oynayabileceğinizi anlatın. Böylece, kavgaya doğrudan müdahale etmeksizin onları yavaşça istenen davranışa yönlendirirsiniz. Ancak ondan sonra kavgadan söz edilebilir ve programı yeniden ele alabilirsiniz.

    Kavga sıklığı azalınca programa yavaş yavaş son verilir.

    Bu önerilere ek olarak;

    • Taraf tutmayın. Bu çekişme gereğine olan inançlarını dürtükleyecektir.

    • “Kavga etmeyi bırakmaya hazır olana kadar ikiniz de ayrı odalara gidebilirsiniz,” deyin onlara. Bu kavga edemeyecekleri için sakinleştirici bir süreç işlevi görecektir. Onlara hazır olduklarında gelip tekrar deneyebileceklerini söyleyin.

    • Her ikisine de bir seçenek sunun. “Ya kavga etmeyi bırakırsınız ya da dışarı kavga edersiniz. Kavga etmeyi seçiyorsanız, tek kelimesini bile duymak istemiyorum.”

    • Bir bebek söz konusu ise önce bebeği kucağınıza alın ve ona, çocukların önünde “kavgayı bırakmaya hazır olana kadar odana gitmek zorundasın,” deyin. Sonra büyük çocuğun elinden tutup aynı şeyi ona da tekrarlayın. Masum bir bebeği kavga ettiği için odasına kapatmak komik görünebilir. Fakat çocuklarınıza aynı şekilde davranmanız önemlidir, böylece birine kurban diğerine de zorba olduğunu öğretmemiş olursunuz..

    • Çocuklar bir oyuncak üzerine kavga ediyorlarsa, oyuncağı kaldırın ve onlara kavga etmek yerine oyuncakla oynamaya hazır olduklarında onu geri alabileceklerini söyleyin.

    • Çocukların kavgaları bazen bir çeşit birbirleriyle oynama yoludur. Onları küçük, sevimli ayı yavruları olarak düşünün.

    • Bütün kavgacıları bir kanepeye oturtun ve onlara birbirlerine kanepeden kalkıp tekrar denemek için rıza gösterene kadar orada kalmak zorunda olduklarını söyleyin. Bu onları kavga etmektense birlik içinde hareket etmeye yöneltecektir.

    • Bir çözüm bulur bulmaz dışarı çıkabileceklerini söyleyerek kavgacıları odalarına gönderin.

    • Odayı terk edin. İster inanın ister inanmayın, çocukların kavga etmelerinin ana sebeplerinden biri sizin de olaya karışmanızı istemeleridir. Çocuklar diğerini suçlayıp cezalandırarak onların tarafınızı tutmanızı isterler. Bu şekilde önemli olduklarını hissedeceklerdir.

    • Çocukların kavga ettiği durumlar, sevilen bir etkinlik öncesine denk geldiğinde; örneğin arabayla oraya gidildiği esnada, siz çocuğa, “siz kavganızı bitirdiğinize gideceğiz” deyip arabayı bir köşeye çekip durdurabilirsiniz. Bu durum evden çıkmadan az önce yaşanıyorsa, hazırlıklar yarıda kesilip evden çıkmadan kavgayı bitirmeleri bekleyin. Bu tavrınız, çocukta, kavgayı kesmezse sevdiği etkinliği kaçıracağı izlenimini verir.

    • Unutmayın; kardeşlik ilişkileri mutlak mükemmellik içinde yürüyemez. Kardeşler yabancılara karşı birbirlerini kolluyorlarsa, birinin yokluğunda diğeri onu özlüyorsa, kardeşliğin de temeli sağlam demektir.

  • Büyük Çocuğun Suçu Ne? Kardeş Kışkançlığı

    Büyük Çocuğun Suçu Ne? Kardeş Kışkançlığı

    Kıskançlık doğal ve evrensel bir duygudur. Çocuk, annesinin dikkatini daha fazla çekmek ister. Bu duygunun temelinde yetersizlik duygusu ve anneyi kaybetme korkusu yatmaktadır.

    Çocuk sizin her cümle ve tutumunuzu ciddiye alır ve buna inanır. Bu tür tutumlar, çocuğun gelecekteki okul ve iş hayatı boyunca kalıplar içinde davranmasına, kendisi olamamasına neden olur.

    Anne ve baba kardeşini kıskanan büyük çocuğu belirli bir role ya da etikete hapsetmemelidir.

    Evde birden çok sayıda çocuk varsa, çocuklardan büyük olana abla ya da abi rolü düşüyor/veriliyor.

    Örnek; “Sen büyüdün artık, abla/abi oldun daha farklı davranmalısın!”, “Büyük olan sensin kardeşlerine örnek olmalısın” ,“kardeşinle ilgilen!”, “sadece iki elim var, kız kardeşine sen de annelik edebilirsin! ve benzeri söylemler ve tutumlar büyük çocuğun çevresi tarafından etiketlenmesine yol açar. 

    Ve daha da önemlisi büyük çocuğun küçük yaşta ondan çocukluğunun çalındığı, çok çabuk büyümek zorunda kaldığı hissi yaratır. Böyle bir durumda; bir çocuktan çocukluğu çalınırsa, yetişkin olduğunda çocuklarla nasıl oynayacağını bilmeyen bir yetişkin ortaya çıkarır.

    Duruma küçük çocuk tarafından bakarsak, büyük çocuğu anne-baba gibi davranması, bebek için de güven sarsıcı olabilir.

    Ne Yapabiliriz?

    Ebeveyn olarak birçok sorumluluğumuz olsa da kardeşler arasındaki ilişkiyi daha fazla ciddiye alarak davranışlarımızı belirlemeliyiz. 

    Her şeyin eşit olmasına değil, adil olmasına çalışmalıyız.

    Büyük çocuğa kardeşinden bağımsız her gün düzenli zaman ayırarak ve duygusal ihtiyaçlarını doyurmalıyız.

    Kardeş kıskançlığı yasayan çocuklarınıza eşit zaman ayırmaya çalışmak yerine, her çocuğa kendi gereksinimine göre zaman ayırmak gerekir. Bebeğin henüz kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar küçük olduğu dolayısıyla daha çok ilgiye ihtiyacı olduğu büyük çocuğa anlatılmalıdır. 

    Kardeşler arasında kıskançlık hissettiğinizde onları birbirinden uzaklaştıracak değil, yakınlaştıracak ortamlar yaratmalıyız. 

    Kardeşler arasında olan kavgalarda hakem rolü üstlenmemeliyiz. Ebeveynler çocukların tartışmalarına katıldıkları zaman çocukların her biri anne-babasının diğerinin tarafını tuttuğunu düşünür. Bu da rekabetin yoğunlaşmasına yol açar. Büyük kardeş anne babanın koruyucu desteğini sağlayabilen küçük kardeşten nefret eder. Anne baba ne kadar yansız olmaya çalışsa da işe yaramaz, bu nedenle kardeşler anlaşmazlıklarını kendileri çözmelidir. Fiziksel şiddetin olmadığı durumlarda anne babanın araya girmemesi sorunun çözümünü kolaylaştırır.

    Tartışmalarda sorun çıkaran çocuğa yönelmek yerine, zarar gören çocukla ilgilenmek, kardeşi “mağdur, ezilen” olarak nitelendirmeye yol açar. 

    ”Kim başlattı?” sorusunu sormaktan kaçınmalıyız. Çünkü olayı kimin başlattığını öğrenmeye çalışmak, çocukların birbirini suçlamasına neden olur. Her bir çocuğun kavganın çıkmasında aynı derecede suçlu olmasından yola çıkarak sonuçlarına eşit şekilde katlanmaları sağlanmalıyız. 

    Çocukların kavga etmelerinden endişe duymamalıyız. Çünkü çocuklar kavga ettikçe deneyim kazanırlar. Kavga ettiklerinde de seçenekler sunulabilir ya da iyi geçinme kuralları konulabilir. Böylece kavga ettikleri ve iyi geçindikleri zaman sonucun ne olacağını bilirler.

    Kardeşler arasındaki kıskançlık ve geçimsizlik ne kadar yoğun olursa olsun ayrı kaldıklarında birbirlerini çok özlerler. Bu durum, ilişkilerinin bazen çok bozuk olduğunu düşünseniz de aslında birbirlerini çok sevdiklerini açıklar.

    Kardeşinin giyebileceği, ona küçük gelen giysileri ve oynayabileceği oyuncakları beraber ayırmak işe yarar, fakat vermek istemediği şeyler konusunda zorlamamalıyız. Kendine ait sevdiği bir şeyin kardeşine verilmesi çocuğu üzebilir ve kıskançlığını arttırabilir. 

    Ailenin bütün olduğu duygusu herkes tarafından hissedilmelidir. Bunun için bütün ailenin birlikte yapabileceği gezinti, piknik, alışveriş, film izleme gibi etkinliklere yer verilmelidir.

  • Kardeş Kıskançlığı

    Kardeş Kıskançlığı

    Kardeş kıskançlığı insan hayatının en karakteristik taraflarından biridir. Kadim zamanlardan beri insanlığı ilgilendiren birçok mesele iki kardeşler arası ilişkilerden ibarettir. İlk cinayetin hikayesi olan Habil ve Kabil, imparatorluklar döneminde kardeşler arasında yaşanan kanlı taht kavgaları, Karamozav Kardeşler, Sindirella ve Antik Yunan Mitolojisinde görülen kardeş ilişkileri kardeş kıskançlığı ve mücadelesinin tarihin her döneminde olduğunu gösterir. Çocuklarımızın birbiriyle kavga etmesi elbette hepimiz için huzur kaçırıcıdır. Durmadan tartışmaları, birbirlerine isim takmaları, tahrik ve tehdit etmeleri ya da doğrudan kavga etmeleri aile için ciddi sorunlara yol açabilir. Anne ve babanın evliliklerinde anlaşmazlıklar ortaya çıkması ya da birliktelikten alınan tatminin azalması; fiziksel zarar riskinin doğması ve aile üyelerinin özgüvenlerini yitirmesi şiddetli kardeş kavgalarının muhtemel sonuçlarıdır.

    Kardeş kavgasını nasıl algılamalıyız? Aslında kardeş kavgası, kendilerini keşfettikleri, farklılıklarını ve benzerliklerini farkettikleri ve nasıl beraber yaşayacaklarını öğrendikleri bir süreçtir. Bu kavgalar, farklı bakış açılarına saygılı yaklaşmayı, toplumla uyumlu bir şekilde yaşamayı ve sosyal kabiliyetleri öğrenecekleri bir fırsatı da barındırır. Bunun yanında, karşınızdaki henüz bir çocuk olduğu için, yeni doğan kardeşiyle alakalı hissettiği şeyin kıskançlık olduğunu bile anlamayacaktır. Onun hayatta en değer verdiği şey siz ve sizin ilginiz olduğu için, ilginizin bölünmesinden duyduğu rahatsızlığı tuhaf yollarla dışavurabilir. Bu yeni karşılaştığı duruma karşı nasıl bir tavır alacağını, nasıl davranacağını bilemez. Kardeş kıskançlığının temelleri de bu ilginin paylaşılması etrafında döner.

    Kardeşler arasında yaşanan çatışmaların ne üzerine olduğunu anlamak, onu önlemek için atılabilecek en önemli adımlardan birisidir. Kıskançlık genellikle ailenin gösterdiği ilginin paylaşımı  hususunda ortaya çıkar. Ebeveyn bu konuda kayırıcı da olsa ya da gerçekten adaletli de olsa çocuğunuz bu konudan yakınabilir. Kendini ifade edebilecek başka bir yol bilmiyor olabilir. Eğer böyle bir şey söz konusu değilse yaşanan şey yalnızca yaşları ve içinde oldukları dönemlerin farklılığı da olabilir. Bir yenidoğanın eğlence anlayışı, bir “toddler”ın siniri bozabilir. Aynı şekilde ergenliğe yeni adım atmış kardeş, kimliğini ve bağımsızlığını oluşturduğu çetin bir süreçteyken ona sevgi dolu yaklaşan kardeşiyle vakit geçirmek bile istemeyebilir. Çocuğunuzun kardeşine karşı takındığı agresif tavrın sebebi siz de olabilirsiniz. Çocuklar hemcins ebeveynleriyle özdeşim kurarak ve onları model edinerek bazı davranışlar geliştirirler. Eğer siz de eşinizle sık sık tartışıyorsanız, çocuklarınızın ettiği kavgalar da bunun bir izdüşümü olabilir.

        Günlük hayatı ve ruhsal sağlığımızı zedeleyen bu duruma müdahale edebilir, bu çatışmayı birlikte yaşama kültürünün ve sosyal kabiliyetlerin özümsendiği bir sürece çevirebiliriz.

            Dahil olmak: Eğer her kavgaya dahil olursak birçok açıdan çocukları bağımlı hale getirebiliriz. Bir sorunu kendi başlarına çözmeye dair duydukları güven sarsılabilir. İçinden çıkılamayacak durumlarda çatışmayı onlar için çözüme kavuşturan ebeveyn figürü yerine, kavgayı onlarla birlikte irdeleyen ve çözüm için gayret gösteren bir ebeveyn çocuklarımızın için daha sağlıklı bir rol model olacaktır. Böyle durumlarda taraf tutmaktan kesinlikle imtina etmeli, iki tarafın da kazançları olacağı bir sonuca varılmalıdır.

        Adalet : Eşitlik ve adalet birbirinden farklı durumlardır. Çocuğumuza, kardeşinin aldığı her şeyi alacağımıza, ne yerse onun da yiyeceğine ya da ilginin eşit paylaşılması gerektiğine inandırmamamız gerekir. İçinde oldukları gelişimsel evre, özel hayatlarında yaşadıkları bazı zorluklar bazen ihtiyaçların ve ilginin farklı oranlarda dağılmasını gerektirebilir. Çocuklarımızı paylaşmaya mecbur da bırakmamız gerekir. Kendi başlarına geçirecekleri vakitler de kardeşlerine ve dünyaya karşı tavırlarını iyileştirecektir. Farklılıkları konusunda onları cesaretlendirmeli, bu farklılıkların zarar verici değil tamamlayıcı olduğunu da onlara göstermemiz gerekebilir. Özel bakıma muhtaç ya da üstün zekalı kardeşi olan çocuklar için bu husus daha kritik bir anlam ifade etmektedir.

        Disiplin : Birbirlerine karşı gösterdikleri tavırlar, ev içinde gösterilecek uygun ve uygunsuz davranışlar ve bazı spesifik anlaşmazlıklara dair belirli bir kural sistemi oluşturulur ve bunlar çocuklara samimi bir şekilde anlatılırsa, “Ben haklıyım, sen haksızsın.” gibi suçlamaların önüne geçilmiş olabilir. Kurallar karşısında sorumlu olduğunu farkeden çocuk, davranışlarının sonuçlarının da yine onu ilgilendirdiğini farkedebilir. Hem kavgaların azalmasına hem kendilerini keşfetmelerinde önemli gelişmeler yaşanabilir.

             İletişim : Eğer yalnızca kavga ettikleri zamanlarda çocuklarınızla yakından ilgileniyorsanız, siz yokken hiç kavga etmediklerini farkedebilirsiniz. Bu kavgayı ödüllendirmektir. Aksine, çocuklarınızla birebir zaman geçirmeli, onlara olan sevginizin mahiyetini anlatmalı, ona has özelliklere dikkat çekerek özgüvenin yerleşmesine imkan vermeliyiz. Ailece geçirilen eğlenceli ve sağlıklı bir haftasonu çocuklarınızın arasındaki çatışmayı da dindirebilir.

            Yenidoğan: Eğer yeni bir bebeğiniz olacaksa, büyük çocuğunuzun kardeşini kıskanmasını önlemek için de bazı yollar denemelisiniz. Onu hamilelik sürecinin dışında tutmayın. Karnınıza ellesin, eğer memnun olacaksa sizinle birlikte kontrollere gelsin. Kardeşi doğduğunda nelerin değişebileceğini, bu doğumun hayatınız için neleri değiştirebileceğini anlatabilirsiniz. Doğumdan sonra onun da sorumluluk almasını sağlayabilirsiniz. Yapabileceği konularda onun yardımını alıp ona danışarak çocuğunuzla aynı safta olduğunuzu ona göstermeniz, kardeşine duyduğu sevgiyi arttıracaktır.

  • Tartışan Ebeveynlerin Çocuk Psikolojisine Etkileri

    Tartışan Ebeveynlerin Çocuk Psikolojisine Etkileri

    Evlilikte aynı çatı altında yaşayan iki farklı bireyin fikir ayrılıklarına düşmesi gayet doğaldır. Hemen her ailede bazı çatışmalar ve gerginlikler yaşanabilir. Fakat bu tartışmaların çok sık tekrarlanması, eşlerin birbirlerini sözel ve fiziksel incitmeye başlaması, saygı ve sevgiden yoksun iletişim kurmaları evdeki çocukların psikolojilerinde derin yaralar açabilir.

    Aile çocuklar için gelecek hayatlarını şekillendiren en önemli kurumdur. Huzurlu bir aile ortamında büyümek çocukların en temel hakkıdır. Özellikle kişilik yapısının şekillendiği ilk çocukluk döneminde çocuğun tartışma ve gerginlikten uzak, huzurlu ve şefkatli bir ortamda büyümesi çocuğun psiko-sosyal gelişimi açısından çok önemlidir.

    Aile içindeki kavgaların çocuk üzerindeki olumsuz etkileri:

    – Anne ve babasının birbirlerine sözlü ya da fiziksel saldırısını gören çocuk, bu durumdan kendisini sorumlu tutup, anne-babasının onu sevmediği hissine kapılabilir.

    – Eşler arasındaki şiddetli kavgaların içinde yetişen çocuk, zamanla onlardan korkmasına, soğumasına ve güveninin azalmasına neden olur. Kavgalarda ortaya çıkan yoğun öfke durumu ve fiziksel şiddet çocuklar için korkutucu bir durumdur. Çocuk öfkelendiğinde öfkesine yenik düşen babayı veya anneyi gördüğünde, o güne kadar sevgi dolu bir insan olarak tarif ettiği ebeveyninin bir başka şeye dönüştüğünü düşünür ve öfkenin kendisine yönelmesinden korku duyar. Bütün bunların sonucunda da çocuğun ebeveynine olan güveni sarsılır.

    – Evde çocuğun gözü önünde zaman zaman tartışmalarla beraber gelen şiddet, çocuğun dış dünyada şiddet eğilimli olmasına sebebiyet verebilir.

    Eşlerin birbirlerine yüksek sesle konuşması çocuğun korkma ve kaygı düzeyini artırır.

    Evde huzuru bulamayan çocuk mutluluğu başka yerlerde arayabilir. Suç işleyen, alkol, uyuşturucu, sigara kullanan çocukların huzursuz bir aile ortamında yetişmiş olduğu muhtemeldir.

    -Kişiliğin geliştiği ilk çocukluk döneminde çocuğun anne ve babasının kavgasına şahit olması çocukta birçok duygusal ve davranışsal problemlerin oluşmasına zemin hazırlar. Anne ve babası arasında yaşanan geçimsizlikler çocuğun insanları ve hayatı sevmesinde, sosyal yaşantıya uyum sağlamasında kötü hatıralar olarak kalacaktır. İnsanlarda Psiko-sosyal pek çok rahatsızlığın ortaya çıkması, çocukluk çağında yaşanan böyle tatsız hatıralara bağlı olabilir. Örneğin; hayata karşı isteksizlik, insanlara düşmanca hisler geliştirmek, hayvanlara eziyet etmekten zevk almak, yalancılık, hırsızlık, çeşitli tikler edinmek, özgüven eksikliği, çekingenlik gibi birçok psikolojik rahatsızlığın temelinde husursuz aile ortamında yetişmek etkilidir.

    -Kavganın eksik olmadığı evde yetişen çocuğun okul başarısı da düşük olur. Özellikle dikkat gerektiren dersleri dinleyemez, dikkatini toplayamaz. Anne babalar çocuklarının ders başarısından şikayet ederken öncelikle kendilerini sorgulamalıdır. Ayrıca evde gergin aile ortamından etkilenen çocuk, okulda arkadaşlarına agresif davranabilir, kendisini onlardan soyutlayabilir, yalnız kalabilir.

    Ebeveynlerin depresif ruh halleri çocuklarına da yansır, çocuklarda yoğun üzüntü, mutsuzluk, hiçbir şeyden zevk alamama gibi depresif belirtiler gösterirler.

    Ebevenlerin Nelere Dikkat Etmesi Gerekir?

    Öncelikle karı-koca kavgaları önlenemiyorsa, bu durum çocuğa kesinlikle yansıtılmamalıdır. Ebeveynler çocuğun önünde tartışmalardan kaçınmalıdır.

    Tartışmaların çözüme yönelik olmasına özen göstermek gerekir.

    Eğer çocuk evdeki tartışmaya şahit olmuşsa, tartışmanın çözüme ulaştırmaya özen göstermesi gerekir. Anne-baba arasındaki tartışmanın çözüme ulaşması, kavganın çocuk üzerindeki duygusal ve davranışsal etkisini azaltmaktadır. Anne babası arasındaki problemlerin çözüme kavuşması, bu çatışmanın yapıcı olduğunu çocukların hissetmesine yol açar, çocuğun tepkisi de buna göre değişir. Çözüme ulaşmış, yapıcı tartışmalar hem ebeveynler, hem de çocuklar için önemlidir. Her zaman çocuğun önünde çözüm bulmak mümkün olmasa da, bu konuda yapılacak açıklamadan, çocuklar fayda sağlayacaktır.

    Fakat sözlerin, davranışlarla tutarlı olması çok önemlidir. Çocuğun anne babasının konuşmalarından aldığı mesaj ile hareket ve ses tonundan aldığı mesaj çelişkili olmamalıdır.

    Eşlerin birbirini kırıcı ve aşağılayıcı sözlerden ya da ifadelerden kaçınması gerekir. Bu durum çocuğun kaygı ve korku durumunu artırır.

    Kavga sürecinde çocuğa “hakemlik” görevi verilmemelidir. Anne veya baba birbirleriyle alakalı şikayetlerini çocuğa anlatmamalı, birbirlerini çocuğa kötülememeli, çocuğun taraf tutması için ona baskı yapmamalıdır.

    Anne ve babalar tartışma esnasında öfkesini çocuğa yansıtmamalı, çocuğun bir hatası varmış gibi öfkesini çocuktan çıkartmaması gerekir.

    Özellikle çocukla ilgili olan tartışmalar çocuğun önünde yapılmaması gerekir. Kendisi hakkında yapılan tartışmalar, çocukta suçluluk duygusu, utanma, aşağılık kompleksi içine kapanıklık gibi sorunlara neden olabilir.

    Son olarak; eşlerin birbirlerinden şikayetleri varsa ve bu durumu kendi aralarında çözüme kavuşturamıyorlarsa mutlaka bir uzmandan destek almaları gerekir. Şiddetin, aşağılamanın, hakaretlerin olduğu kavga ortamlarında büyüyen çocukların kişilik gelişimi ciddi anlamda örselenmektedir. Anne babaların çocuklarının geleceklerini düşünmesi, çocuğunun psikolojisinde tedavisi zor yaraların açılmasına imkan vermemesi gerekir.

    Aile İçindeki Kavgaların Çocuk Üzerindeki Etkileri:

    -Anne ve babasının birbirlerine sözlü ya da fiziksel saldırısını gören çocuk, bu durumdan kendisini sorumlu tutup, anne/babasının onu sevmediği hissine kapılabilir.

    -Eşler arasındaki şiddetli kavgaların içinde yetişen çocuk, zamanla onlardan korkmasına, soğumasına ve güveninin azalmasına neden olur. Özellikle kavgalarda ortaya çıkan yoğun öfke durumu çocuklar için korkutucu bir durumdur. Çocuk öfkelendiğinde öfkesine yenik düşen babayı veya anneyi gördüğünde, o güne kadar sevgi dolu bir insan olarak tarif ettiği ebeveyninin bir başka şeye dönüştüğünü düşünür ve öfkenin kendisine yönelmesinden korku duyar. Bütün bunların sonucunda da çocuğun ebeveynine olan güveni sarsılır.

    -Evde çocuğun gözü önünde zaman zaman tartışmalarla beraber gelen şiddet, çocuğun dış dünyada şiddet eğilimli olmasına sebebiyet verebilir.

    -Eşlerin birbirlerine yüksek sesle bağırması çocuğun korkma ve kaygı düzeyini artırır.

    -Evde huzuru bulamayan çocuk mutluluğu başka yerlerde arayabilir. Suç işleyen, alkol, uyuşturucu, sigara kullanan çocukların huzursuz bir aile ortamında yetişmiş olduğu muhtemeldir.

    -Kişiliğin geliştiği ilk çocukluk döneminde çocuğun anne ve babasının kavgasına şahit olması çocukta birçok duygusal ve davranışsal problemlerin oluşmasına zemin hazırlar. Anne ve babası arasında yaşanan geçimsizlikler çocuğun insanları ve hayatı sevmesinde, sosyal yaşantıya uyum sağlamasında kötü hatıralar olarak kalacaktır. İnsanlarda Psiko-sosyal pek çok rahatsızlığın ortaya çıkması, çocukluk çağında yaşanan böyle tatsız hatıralara bağlı olabilir. Örneğin; hayata karşı isteksizlik, insanlara düşmanca hisler geliştirmek, hayvanlara eziyet etmekten zevk almak, yalancılık, hırsızlık, çeşitli tikler edinmek, özgüven eksikliği, çekingenlik gibi birçok psikolojik rahatsızlığın temelinde huzursuz aile ortamında yetişmek etkilidir.

    -Kavganın eksik olmadığı evde yetişen çocuğun okul başarısı da düşük olur. Özellikle dikkat gerektiren dersleri dinleyemez, dikkatini toplayamaz. Anne babalar çocuklarının ders başarısından şikayet ederken öncelikle kendilerini sorgulamalıdır. Bunun yanında evde gergin aile ortamından etkilenen çocuk, okulda arkadaşlarına agresif davranabilir, kendisini onlardan soyutlayabilir, yalnız kalabilir.

    -Ebeveynlerin depresif ruh halleri çocuklarına da yansır, çocuklarda yoğun üzüntü, mutsuzluk, hiçbir şeyden zevk alamama gibi depresif belirtiler gösterirler.

    Ebevenlerin Nelere Dikkat Etmesi Gerekir?

    -Öncelikle karı-koca kavgaları önlenemiyorsa, bu durum çocuğa kesinlikle yansıtılmamalıdır. Ebeveynler çocuğun önünde tartışmalardan kaçınmalıdır.

    -Eğer çocuk evdeki tartışmaya şahit olmuşsa, ebeveynlerin tartışmayı çözüme ulaştırmaya özen göstermesi gerekir. Anne-baba arasındaki tartışmanın çözüme ulaşması, kavganın çocuk üzerindeki duygusal ve davranışsal etkisini azaltmaktadır. Anne babası arasındaki problemlerin çözüme kavuşması, bu çatışmanın yapıcı olduğunu çocukların hissetmesine yol açar, çocuğun tepkisi de buna göre değişir. Çözüme ulaşmış yapıcı tartışmalar, hem ebeveynler, hem de çocuklar için önemlidir. Her zaman çocuğun önünde çözüm bulmak mümkün olmasa da, bu konuda yapılacak açıklamadan, çocuklar fayda sağlayacaktır. Fakat yapılan açıklamalarda sözlerin, davranışlarla tutarlı olması çok önemlidir. Çocuğun anne babasının konuşmalarından aldığı mesaj ile hareket ve ses tonundan aldığı mesaj çelişkili olmamalıdır.

    -Kavga sürecinde çocuğa “hakemlik” görevi verilmemelidir. Anne veya baba birbirleriyle alakalı şikayetlerini çocuğa anlatmamalı, birbirlerini çocuğa kötülememeli, çocuğun taraf tutması için ona baskı yapmamalıdır.

    -Anne ve babalar, tartışma esnasında öfkesini çocuğa yansıtmamalı, çocuğun bir hatası varmış gibi öfkesini çocuktan çıkartmaması gerekir.

    -Özellikle çocukla ilgili olan tartışmalar çocuğun önünde yapılmaması gerekir. Kendisi hakkında yapılan tartışmalar, çocukta suçluluk duygusu, utanma, aşağılık kompleksi, içine kapanıklık gibi sorunlara neden olabilir.

    Özetle; eşlerin birbirlerinden şikayetleri varsa ve bu durumu kendi aralarında çözüme kavuşturamıyorlarsa mutlaka bir uzmandan destek almaları gerekir. Şiddetin, aşağılamanın, hakaretlerin olduğu kavga ortamlarında büyüyen çocukların kişilik gelişimi ciddi anlamda örselenmektedir. Anne babaların çocuklarının geleceklerini düşünmesi, çocuğunun psikolojisinde tedavisi zor yaraların açılmasına imkan vermemesi gerekir.