Etiket: Kas

  • Gülme ve estetik analizi bölüm 2

    Gülme ve Estetik Analizi Bölüm 2

    Gülmenin değerlendirilmesinde hastanın yüz ön fotoğrafları alınmaktadır. Bu amaçla hastanın dudaklarını kapatması istenir bu şekilde fotoğraflanır daha sonra ağız çevresi kaslarının serbest konuma geçmesi istenerek normal dudak konumu fotoğraflanır. Bu konumda üst ve alt dudak arasında hafif bir aralık gelişmektedir. Bu aralıkta sadece üst ön kesiciler görünmelidir. Bunların görnme ölçüleri 2-4 mm dir. Burun tıkanıklıklarına bağlı olarak ağızdan nefes alınması sürekli bu konuma neden olabilmektedir.

    Başlıca iki tip gülme vardır; sosyal amaçlı gülme ve duygusal-zevk amaçlı gülme . Bu iki tip gülme esnasında gülme alanında yer alan anatomik yapılar faklıdır. Sosyal amaçlı gülme , çoğunlukla selamlama amaçlı , zorlamadan, ihtiyari yapılan statik bir yüz ifadesidir. Üst dudak hafif kasılarak yukarı doğru yer değiştirir ve bazende çok az bir miktar dişeti gözlenebilir. Duygusal gülme ise; daha güçlü bazen kahkaha şeklinde , komik bir durum veya mutluluk karşısında gösterilen ifade şeklidir, bilinçli olarak yapılır. Bu esnada üst dudak ve alt dudak fazla çekildiği için üst ve alt dişer hatta diş etleri görünür olabilmektedir.

    Hastanın sosyal gülmesi sırasında tekrar fotoğraflanır. bu gülmede ön kesicilerin tamamı ve üst diş etlerinin 1-2 mm görünür hale gelmektedir.

    Sosyal gülme sırasında ön kesicilerin tamamı görünür olmakta ayrıca üst diş etleri 1-2 mm görünür hale gelmektedir.

    Duygusal gülmede sırasında sosyal gülmeye ek olarak üst diş etleri daha görünür hale gelmektedir.

    Gülme sırasında her iki ağız köşesinden geçen hat ile her iki göz pupillasından geçen hat birbirlerine paralel olmalıdır.

    Gülme stilleri

    Hepimizin farklı gülme stili bulunmaktadır. Bunu belirleyen gülme sırasında yumuşak dokuların belirleyici özellikleridir. Dudakların ve ağız köşesinin belirlenmesinde hakim olan kas grupları bunu belirlemektedir.

    Belirlenmiş üç gülme stili vardır

    1. Küspid gülme;

    Küspid yada ağız köşeleri ile gülme % 67 oranı ile toplumda en çok görülen gülme tipidir. Ağız köşeleri öncelikle yukarı kalkar , dışarı açılırve üst dudak kasları kasılıp yukarı hareket etmekte ve üst dişlerin görünümü ile devam etmektedir.

    2. Kompleks gülme; % 2 oranı ile en az görülen gülme stilidir. Üst ve alt dudak ile ağız köşesi kasları eş zamanlı kasılır ve uyumlu olarak alt ve üst dişlerin tamamı görülür.

    3. Mona Lisa stili gülme; toplumda %31 oranı ile ikinci sıklıkla görülen gülme stilidir. Dudak şekilleri baklava dilimi gibi görülür. Öncelikle üst dudak yukarı çeken kaslar çalışır ve ön üst kesici dişler görünür daha sonra ağız köşeleri dudakları yukarı ve dışarıya dogru taşır ancak bu gülmede ağız köşeleri küspid gülme kadar dış yukarı doğru hareket etmez.

    Gülme tiplerinden bahsederken son olarak dişeti gülüşüne (gummy smile) de değinmek gerekir. Dişeti gülüşü adından da anlaşılacağı üzere gülme çizgisinin dişeti üzerinde yer almasıdır. Yani gülme esnasında dişeti dokusu olması gerekenden bir hayli fazla görünmektedir.

    Kadınlarda Etkileyici ve çekici gülmenin özellikleri

    1. Ön üst dişler görünmelidir.

    2. Üst dudak gülme sırasında yukarı doğru hareket etmektedir.

    3. Gülme sırasında alt dişler görünmez yada hafif görünür.

    4. Gülme sırasında dudakların sınırladığı alana gülme alanı denilmektedir ve bu alanın genişliği yüksekliğinden fazla olmalıdır.

    5. Üst diş etleri hafif görünmektedir. Bunun oranı yaşla birlikte değişmektedir.

    6. Gülme sırasında ağız köşelerinde “Buccal koridor” olarak tanımlanan hafif bir boşluk görünmelidir.

    7. Ön üst dişlerin gülme sırasında alt sınırları bir ark oluşturmaktadır. Buna gülme arkı denilmektedir. Bu ark gülme sırasında estetik olarak görülmeli ve alt dudağa paralel olmalıdır.

    1. resimde ideal bir gülme ile diş diş etleri ilişkisi görülmektedir. 2. resimde gülme ile üst ön dişlerin ve diş etlerinin görünürlüğü fazladır. 3 resimde ise üst ön dişler hiç görünmemektedir.

    Gülme estetiği ve burunun etkisi

    Gülme sırasında burun ucu aşağı ve geriye doğru hareket etmektedir. Bu hastanın normal ve gülerken çekilecek fotoğrafları ile değerlendirilebilmektedir.

    Bunun dışında ister burun üstünde olsun, isterse yüzde olsun birçok kasların kasılmaları ile burun şeklinde değişmelere neden olmaktadır. Örneğin, gülerken burun ucu belirgin olarak aşağıya rotasyon göstermekte, burun ucu üst kısmı yuvarlaklaşmakta ve burunun geçici olarak uzun görünmesine yol açmaktadır. Gülerken burun ucunun hareketi ve deformitesi depressor septi nasi kasına bağlıdır. Ayrıca gülme sırasında ağız çevresi kası Orbicularis oris üst dudağı kısaltır, mimik hareketlerle burun ucunun projeksiyonunu azaltabilir.

    Gülme ifadesi olmayan hastalar

    Sık olmamakla birlikte ciddi bir yüz deformitesidir. Ve bu hastalar gülme sırasında normalde gözlenen ağız çevresi değişimi bu hastalarda gözlenmemektedir. Bu hastalarda gülme sırasında üst dudaklar yukarı az hareket etmekte ve üst ön dişler az yada hiç görünmemektedir. Bunun ortaya çıkması üst dudak, ön üst kesiciler ve üst çene anatomisinden, yumuşak dokulardan kaynaklanmaktadır.

  • Gözler ve estetik analiz

    Bu alanın değerlendirilmesin kullanılan anatomik alanlar ve noktalar

    1a; iris, 1b; limbus (iris ile sclerayı ayıran yuvarlak çizgi), 2;sclera(gözün beyaz kısmı), 3; medial canthus;(gözün iç köşesi), 4; lateral canthus(gözün dış köşesi), 5a; alt göz kapağı, 5b; alt göz kapağının serbest kanarı, 6a; üst göz kapağı, 6b; üst göz kapağının serbest kenarı, 7; üst göz kapağı katlantı çizgisi, 8a; kaşın iç kısmı, 8b; kaşın orta kısmı, 8c; kaşın dış kısmı, kaşın kuyruğu

    Üst göz kapak katlantı çizgisi

    Üst göz kapağında katlantıya bağlı olarak doğal bir çizgi bulunmaktadır. Üst göz kapağı katlantı çizgisi göz kapağını açan kasın göz çevresi kasına yapışma noktasıdır. Bu üst göz kapağında kipiklere paralel seyretmektedir ve üst göz kapağını altta 1 üstte 2 oranı olacak şekilde 2 ye bölmektedir. Bu katlantı çizgisi etnik yap ve yaşa bağlı olarak değişmektedir. Hasta aşağıya bakarken üst göz kapağı yukarı hafif çekilir ve katlantı çizgisinin kirpiklere olan uzaklığı ölçülmektedir. Bu mesafe 8-11 mm arasında değişmektedir. Kaş ile üst göz kapağı katlantı çizgisi arası mesafe ortalam 1.6 cm olmalıdır.

    Bu katlantı çizgisi içte göz iç köşesini, dıştada orbital rimi geçmemelidir. Üst göz kapağı katlantısı dışarı doğru fazla uzandığında hatta göz kenarını geçtiğinde buna “Connell Belirtisi” denilmektedir. Yüzün yaşlanma belirtilerinden birisidir ve kaşların düşmesi ile ilişkilidir.

    Üst göz kapağı katlantı çizgisi göz çevresine uzanmakta. Buna Connel Belirtisi denilmektedir. Kaşların düşmesi ile ilişkilidir.

    Her iki gözün iç köşeleri arası mesafe(Intercanthal mesafe) ırklara göre değişmekle birlikte ortalama 30-35 mm dir. Bu mesafe bir gözün iç ve dış köşeleri arasındaki mesafe-göz genişliğine eşittir. Ayrıca her iki mesafe yüzün genişliğinin 5 de 1 kadar olmalıdır.

    Alt göz kapağı kenarı ile yanağın en çıkıntılı noktası arası mesafe 27 mm ve daha azdır. Alt göz kapağında göz çevresi kasları kalınlaştığında kişi gülerken göz kapağında belirginleşme olmaktadır. Göz corneası ile alt göz kapağının en alt kenarı arasındaki mesafe 5.5 mm dir. Cornea ile üst göz kapağı kenarı arasındaki mesafe ise 4.5 mm dir.

    Gözün iç köşesi ile dış köşesi arası mesafe-göz genişliği 30-40 mm dir.

    Gözde üst ve alt göz kapağı arası mesafe 10-15 mm dir.

    Üst göz kapağı irisi 2-3 mm örterken alt göz kapağı alt iris sınırındadır.

    Göz iç ve dış köşesini birleştirdiğimizde buna göz aksı denilmektedir. Bu aks içten dışa doğru hafif yukarı uzanmaktadır. Bunun anlamı dış göz kenarı içe göre hafif yukardadır.

    Erkek ve kadınlarda en önemli farklardan biriside göz aksındadır. Erkeklerde bu aks kadınlara göre daha düz hatta dış göz köşesi daha aşağıdadır. Göz üstü kemik yapısı daha önde ve daha güçlüdür.

    İlk resimde kadınlarda göz aksı 2. resimde erkeklerde göz aksı görülmektedir.

    Göz küresi ile içerisinde yer aldığı ve gözü çevreleyen göz çukurunu oluşturan kemik anatomisi arasındaki ilişkinin belirlenmesi için şu yöntem kullanılmaktadır. Yüze önden bakışta gözün irisinden geçen dik bir çizgi çizilmektedir. Bu çizginin göz çevresi kemiğini üst ve altta kestiği noktalar işaretlenmektedir.

    Yüzün önden değerlendirilmesinde gözün irisinden geçen dik bir hat çizilmektedir. Bu hattın göz çevresi kemiği üst ve alt noktada kesen noktaları belirlenmektedir.

    Sonra yüzün profil değerlendirmesine geçilerek bu 3 noktadan geçen 3 dik referans çizgileri kullanılmaktadır.

    Bu referans çizgiler;

    Göz kornea çizgisi; Göz küresinin profilde en ön noktası korneadan geçen çizgi.

    Üst göz çevresi kemiği çizgisi; Kornea çizgisinin 8–10 mm önünde yer almaktadır.

    Alt göz çevresi kemiği çizgisi; Bu referans çizgisi kornea çizgisinin önünde yada gerisinde yer alabilmektedir. Önünde olması yüzde daha genç bir görünüme neden olmaktadır. Gerisinde olması yüzde daha yaşlı ve yorgun bir ifade vermektedir. Sıklıkla yüzün orta kısmının yeterli gelişmemesinden kaynaklanmaktadır.

    İlk resimde alt göz kemik çizgisi kornea çizgisinin önünde ve hastaya daha genç bir ifade vermekte. İkinci resimde alt göz kemik çizgisi kornea çizgisinin gerisinde. Bu yüze yorgun ve daha yaşlı bir ifade vermektedir.

    Üst göz kapağının iç kısmı dış kısma göre daha dik bir alçıya sahiptir.

    Üst göz kapağında mavi çizgi iç kısmın açılanması, sarı dış kısmın açılanmasını göstermektedir. İç kısmın açısı dış kısımdan daha diktir.

    Göz üst dış kısmının değerlendirilmesi

    Göz üst dış kısmı yüz estetiğinde önemli bir değere sahiptir ve burası dikkatli değerlendirilmelidir.

    Bu alan normalden hafif daha dolgun görünmelidir. Bu kişiye daha genç ve çekici bir ifade vermektedir. Göz çevresi kemiğin üst dış kısmının daha öne ve aşağı çıkıntı yapması yada burada bulunan göz yaşı bezinin belirgin olması buranın daha dolgun görünmesine neden olmaktadır. Bu aşırı dolgunluk kişiye daha yorgun ifade vermektedir.

    Üst göz kapağı katlantı çizgisi göz dış köşesinde sonlanmalıdır. Eğer göz dışına doğru devam ediyor ise buna “Connel Belirtisi” denilmektedir. Yaşlanmaya bağlı göz çevresi değişimlerinden birisidir ve kaşların düşerek göz kapaklarına baskı yapmasından kaynaklanmaktadır.

    Göz kapaklarının değerlendirilmesinde muayene sırasında mutlaka aşağıdaki değerlendirmelerde yapılmalıdır.

    Dermatochalasis; Üst göz kapağında normalden fazla derinin varlığıdır. Orta yaşlılarda gözlenir. Fazla deri gözler kapalı iken ölçülebilir. Blepharochalosis dermatochalosisden farklıdır. Bu göz kapaklarında tekrarlayan ödem ve kızarıklıktır. Genç kadınlarda gözlenir ve erken yaşta göz kapaklarına kırışıklığa neden olmaktadır.

    Göz kapağı derisi elastikiyeti; Göz kapağı aşağı çekildiğinde elatikiyetinin yeterliliği ile hızla eski haline gelmektedir. Buna “snap test” denilmektedir. Göz kapağı aşağı çekildiğinde göz limbusundan 7 mm uzaklaşabilelidir. Bunada “Distraction test” denilmektedir.

    3. Göz alt ve üstünde yağ dokusunun fıtıklaşması-herniasyonunun değerlendirilmesi yapılmalıdır. Bunun için göz kapalı iken göz üzerine hafif basınç uygulandığında gözün üst ve alt kısmında şişmelerin oluşmasına bakılmaktadır.

    Alt göz kapağının daha altında Festoons (cheek bags, malar bags) olarak geçen yağ dokusunun fıtıklaşmaları olabilmektedir. Bu alt göz kapağı torbalanması ile karıştırılmamalıdır.

  • Kaşlar ve estetik analizi

    Kaş ve göz ilişkisinde kullanılan anatomik tanımlamalar;

    Göz göz kapakları ve kaşların değerlendirmesinde anatomi

    1a; iris, 1b; limbus (iris ile sclerayı ayıran yuvarlak çizgi), 2;sclera(gözün beyaz kısmı), 3; medial canthus;(gözün iç köşesi), 4; lateral canthus(gözün dış köşesi), 5a; alt göz kapağı, 5b; alt göz kapağının serbest kanarı, 6a; üst göz kapağı, 6b; üst göz kapağının serbest kenarı, 7; üst göz kapağı katlantı çizgisi, 8a; kaşın iç kısmı, 8b; kaşın orta kısmı, 8c; kaşın dış kısmı, kaşın kuyruğu

    Kaşlar yüzün ifadesinde önemli bir yere sahiptir. Kaşların aşırı yukarı kaldırılması şaşkınlık ve süpriz ifadesi, kaşın orta kısmının yukarı kaldırılması istenmeyen şaşkınlığı, kaşın iç kısımlarının alta çekilerek birbirine yaklaştırılması dış kısmın kaldırılması ise kızgınlığı göstermektedir.

    Kaşlar etnik özellikler, cinsiyet ve moda eğilimler ile değişmekle birlikte estetik olarak standartları vardır.

    1. Kaşların şekli ve yerleşimi; Kaşlar göz çukuru üst kemik yapısının üzerinde hafif bir eğim ile yerleşmektedir. Kaşın iç ve orta kısmı dış kısmından daha kalındır. Erkeklerde bu yerleşimde ve hafif düzdür. Kadınlarda ise erkelere göre hafif yukarı yerleşmekte ve martı kanadı şeklinde daha açılı yerleşmektedir.

    Erkek kadın kas lokasyonu

    Erkeler ve kadınla arasında kaş şekilleride farklıdır.

    Erkekler ve kadınlarda kas farkı

    2. Kaşların yüzde lokasyonu; ( her iki gözün iç köşeleri arası -intercanthal mesafenormal ise) kaşın iç noktası gözün iç köşesi ile aynı hizada ve üst göz çukuru kemiğinin tam üzerinde yada hafif altından başlamaktadır. Orta kısmı üst göz çukuru kemiğinin tam üzerinde seyretmektedir. Dış kısmı üst göz çukuru kemiğinin daha üstünde seyrederek burun kanadı ile göz dış köşesini birleştiren çizgide sonlanmaktadır. Yüze karşıdan bakıldığında kaş gözün iç köşesinden 10 mm yukarıda olmalıdıır.

    İdeal kas sınırları

    3. Kaşta hafif açılanma; erkeklerde kaşlar hafif eğimli ancak açılanma göstermezken kadınlarda kaş göz irisinin dış kenarı-lümbus hizasında hafif açılanma göstermektedir.

    Kas acılanması

    4. Kaşın iç ve dış köşeleri arasında 10–20° açı bulunmaktadır.

    5. Kaş ile üst göz kapağı katlantı çizgisi arası mesafe 1.6 cm dir.

    6. Kaş ile göz pupili arasında ortalama mesafe 2.5 cm vardır.

    7. Kaş ile saç ön çizgisi rasında mesafe 5–6 cm dir.

    Kaşın şekli kadar kalınlığı da önemlidir.

    0.5 cm den ince ise buna çok ince

    0.6 cm ise ince

    0.6-0.9 cm ise orta

    0.9 cm den kalın ise kalın kaş tanımlaması kullanılmaktadır.

    Kaşın uzunluğuda önemlidir.

    Kas uzunluğu

    Kaşın i noktası-A ve Kaşın dış noktası-B arasındaki mesafe kaş uzunluğu olarak değerlenedirilmektedir. A-B 6 cm ve üzeri ise uzun kaş, 3.8 cm den kısa ise kısa kaş olarak tanımlanmaktadır.

    Günümüzde kaş şekilleri moda anlayışı ile değişmekle birlikte karşılaştırmalı şekil çalışmalarında baş şekline göre kaş şekilleri belirlenmiştir.

    Kas şekilleri

    Kadınlarda kaş şekilleri

    Erkeklerde kas yapısı

    erkeklerde kaş şekilleri

    Yüzün şekline göre kaş şekilleri uygulanmalıdır. Kadınlarda ve erkeklerde yüz şekilleri hemen hemen aynıdır.

    Kaşlar ile göz arasındaki mesafe önemlidir. Kaşlar gözlere yaklaştıkça gözler normalden daha büyük görünmektedir. Güneşin batarken ufuk çizgisinde görünürken çok büyük olarak algılanması gibi.

  • Yaşlanma ve gelişen estetik problemler bölüm 1

    Yaşlanma ve gelişen estetik problemler Bölüm 1

    Alında yatay çizgilenme ve derin kırışıklıklar

    Alında yatay kırışıklıklar genellikle 2-3 tanedir. Tüm alın boyunca yerleşirler yada alın ortasında kaybolup diğer tarafta devam edebilmektedir. Alında bulunan ve kaşların yukarı kaldırılmasını sağlayan alın-frontal kasa bağlı olarak gelişmektedir. Derin kırışıklıklar bunların altındaki frontal kas fiberlerinden kaynaklanmaktadır.

    Resimde 1 ile gösterilen çizgiler alın yatay çizgileridir.

    Kaş arasında gelişen ince çizgilenme ve derin kırışıklıklar

    Kaş arası kırışıklıklar yatay ve dikey kaş arası kırışıklıkları olarak 2 ye ayrılmaktadır.

    Dikey olanlar tam kaş arasında yer almaktadır ve her bir kaşa yakın yerleşmektedir. Sıklıkla 1 tanedir ancak 2 tanede olabilmektedir. Bu kırışıklıklar kaşların çatılmasını ağlayan corrugator kasa bağlı olarak gelişmektedir.

    Yatay olanı ise 1 tanedir ve burun kökünde yerleşmektedir. Kaşların iç kısımlarının aşağı hareketini sağlayan Procerus kasına bağlı olarak gelişmektedir.

    Resimde 2 dikey 3 yatay çizgileri göstermektedir.

    Şakaklarda çökme(Temporal Depresyon)

    Yüzde yaşlanma ile birlikte bazı anatomik alanlarda volumetrik azalma olmaktadır. Buna iskeletleşme denilmektedir. Bazı alanlarda ise destek dokusu artmakta yada yer değiştirmektedir. Buda iskelet yapısını örtmekte hatta mimikleri maskelemektedir. Şakaklarda-temporal alanda volüm azalması bu alanın çökmesine alttaki iskelet yapının daha belirgin olmasına neden olmaktadır.

    Kaşların düşmesi(Eyebrow Pitosis)

    Alında Frontal kasın kasılı durması kaşların düşüklüğünün engellemektedir. Kaşın yukarı desteği ile üst göz kapaklarıda desteklemektedir. Kaşların düşüklüğü kaşların alında normal anatomik yerlerinin değişimine neden olmaktadır. Ayrıca kaşlar düştüğünde üst göz kapaklarının daha belirgin torbalanmasına neden olmaktadır. Ancak bazen üst göz kapağı alanında yetersiz ışık ulaşımı ile koyu gölge kaş düşmesi izlenimi vermektedir.

    Üst göz kapağı katlantı çizgisi normalde göz dış açısında sonlanmaktadır. Bunun dışarıya doğru uzanmasına “” denilmektedir ve kaş düşmesini göstermektedir. Kaş dış kenarından parmakla yukarı gerildiğinde bunların hepsi düzelmektedir.

    Gözler ve göz kapaklarının yaşlanma süreci belirtileri

    Göz çevresi anatomik kusurları göz altı kemik yapısının yetersizliği, göz üstü dış kısmındaki kemiklerin fazla gelişimi, alın kemiklerinin fazla gelişmesi ve daha öne çıkıntılı olmaları gibi. Bunlar göz çevresi yaşlanma belirtilerini daha fazla göstermektedir.

    Göz çevresi yaşlanma değerlendirilmesinde 3 özelliğe bakılmaktadır.

    Dermatochalasis; Üst göz kapağında normalden fazla derinin varlığıdır. Orta yaşlılarda gözlenir. Fazla deri gözler kapalı iken ölçülebilir. Blepharochalosis dermatochalosisden farklıdır. Bu göz kapaklarında epizotik ödem ve eritemdir. Genç kadınlarda gözlenir ve erken yaşta göz kapaklarında gevşeklik ve kırışıklığa neden olmaktadır.

    Göz kapakları derisinin elastikiyeti; Göz kapağı aşağı çekildiğinde hızla eski haline gelmelidir. Buna Snap testi denilmektedir. Göz çevresi derinin elastikiyetini göstermektedir. Alt göz kapağı aşağı çekildiğinde göz kapağı ile gözün irisinin alt kenarı-limbus arasında 7 m kadar açıklık oluşmalıdır. Buna ”Distraction test” denilmektedir

    3. Göz çevresi yağ dokusunun alt ve üstte fıtıklaşması; Bunun için göz kapalı iken göz küresi üzerine basınç uygulanır. Eğer üst ve alt göz kapaklarında bu basınç ile şişmeler gözlenir ise bu yağ dokusunun fıtıklaşmasına buda göz torbalanmalarına ait olabilir.

    Bu Festoons (cheek bags, malar bags)denilen yanak torbalanması ile karıştırılmamalıdır.Bu göz altlarında olmaktadır ve göz çevresi kasların zayıflaması ile yağ dokusunun alt göz kapaklarının daha altında yanaklara doğru fıtıklaşması yani torbalanması ile ortaya çıkmaktadır.

  • Vajinismus ve Vajinismus Tedavisi

    Vajinismus ve Vajinismus Tedavisi

    Vajinismus, vajinal kasların istemsiz kasılmaları sonucunda cinsel ilişkinin olamaması veya oldukça ağrılı olmasını tarif eden patolojik bir belirtidir.

    vajinismus tedavisi ankaraBu durumun sebebi genellikle kapalı toplumlarda cinsellikle ilgili tabularla yetiştirilmeye bağlı, bilinçaltı korkulardır. Ancak yalnız kapalı toplumlarda değil, batı toplumlarında da görülebilen bir durumdur. 

    Üstelik entellektüel düzey ve yaştan bağımsız olarak, toplumun her kesiminde rastlanabilir. Ancak kapalı toplumlarda görülme sıklığı yaklaşık 10 kat daha fazladır. 

    Önemli olan hastaya tanı koyulabilmesi, ve bu durum kronikleşmeden bir an önce uzman kişiler tarafından tedaviye başlanmasıdır. Aksi takdirde ciddi ailevi problemlere yol açabilmektedir. Aslında tanı koyulduktan sonra çok basit bir şekilde tedavisi mümkün olabilmektedir. 

    Vajinismus tedavisine başlamadan önce hastanın genital bölge anatomisi ile ilgili bilgilendirilmesi önemlidir. Vajina dışta dudakların ortasında yer alan dairesel boşluğun devamındaki ,esnek boru şeklinde yapıdır. Cinsel ilişkinin gerçekleşmesi dışında,idrar yolunun açıldığı, adet kanamalarının boşaldığı ve doğumun gerçekleştiği anatomik yapıdır.Vajina etrafında bulunan en önemli kas PC (pubokoksigeus) kasıdır.Özellikle vajinal kanalın dış kısmını kontrol eden bu kaslar, vajinismus hastalarında istemsiz olarak kasılarak , cinsel ilişkiyi imkansız hale getirirler. Pek çok hasta ve eşi bu durumu ‘vajina girişinde bir duvar varmış ‘ gibi tarif eder.Bu sırada çoğu hastada aşırı endişeye bağlı panik atak benzeri bir durum gelişir. 

    pelvicTedavide amaçlanan ,çeşitli yöntemlerle bu kaslardaki kasılmanın üstesinden gelinmesi ve böylece cinsel ilişkinin mümkün kılınmasıdır. 

    Tedavide genel olarak iki yöntem mevcuttur:
    1.Klasik tedavi:
    Parmak egzersizleri (in vivo desensitizasyon) denen yöntemle, serçe parmaktan başlanarak, aşamalı olarak her hafta boğum boğum vajina içine parmağın alınması ve iki parmak alınabilir hale geldikten sonra eşinin katılımıyla tedaviye devam etmesi amaçlanır.Bu şekilde kişinin kendi kendini keşfetmesi sağlanır ve vajinal kaslarına hakim olması mümkün olur.Bu tedavi genellikle uzun zaman almaktadır. Bazı hastalar tarafından bu nedenle tercih edilmeyebilir.    

    2.Bilişsel Davranışsal Tedavi yöntemleri:
    Diğer vajinismus egzersizleri kullanılarak ofiste ve ev ödevleri ile kasların gevşetilmesi amaçlanır. Kullanılan yöntemler: Ayna ile genital bölgenin incelenmesi, Masaj egzersizleri, Vajinal dilatör (buji)egzersizleri, Kegel egzersizleri şeklinde özetlenebilir. 

    a. Ayna ile genital bölgenin incelenmesi:
    Kişi bilmediği şeyden korkmaya eğilimlidir. Genital bölgeyi iyi tanımak, anatomisini bilmek tedavi başlangıcında çok önemlidir. 

    b. Masaj egzersizleri:
    Kişinin kendi organlarını tanıması ve haz bölgelerini keşfetmesi, psikolojik rahatlama sağlar.Başlangıçta zor gelen vulvaya dokunma, zaman içerisinde alışmayla, kişinin bu bölgene zevk almaya odaklnmasını sağlar. 

    c. Vajinal dilatör egzersizleri:
    Kademeli olarak kullanılan bujiler (çubuklar) yardımıyla vajinanın gevşetilmesi amaçlanır. Terapist yardımıyla uygulanabilir. 

    d. Kegel egzersizleri:
    Pelvik bölge kaslarını güçlendirme ve kontrolünü sağlamaya yönelik egzersizlerdir. yalnızca vajinismus tedavisinde değil, idrar ya da gayta kaçırma sorunlarında da etkilir. 

    vulvar Ayrıca cinsel isteksizlik ve orgazm sorunu yaşayan hastalara da önerilir. Diğer tedavi yöntemleri ile kombine edildiğinde etkilidir. Bilişsel davranışsal tedavi yöntemleri kullanıldığı takdirde tedavi süresi ortalama 2-5 gün arasında değişir. Bilimsel yöntemlerle yapılan vajinismus tedavileri sonrasında iyileşme kalıcı olmaktadır. 

    Bunların dışında önerilen tedavi yöntemlerine güvenilmemelidir.

  • Botoks nedir? Nasıl yapılır?

    Botoks nedir? Nasıl yapılır?

    Botoks enjeksiyonu nedir?

    Botoks, bugün bütün dünyada en çok uygulanan yüz gençleştirme işlemidir.

    Deneyimli hekim tarafından yapıldığında kolay, güvenli ve basit bir uygulamadır. İşlem sırasında kullanılan etken madde tıpta başka alanlarda ilaç olarak kullanılır. Laboratuar ortamında elde edilen bir maddedir. Sadece antiaging amaçla kullanılan kozmetik madde değildir.

    Kas içine noktasal olarak enjekte edilerek mimik kırışıklarını gevşeterek açar.

    Ayrıca koltuk altı ve el ayak terlemesi gibi bölgesel aşırı terlemelerde geçici olarak terleme tedavisinde kullanılır. Bu alanlarda daha yüzeysel enjeksiyonlar yapılır.

    Uygulama Bölgeleri:

    Sıklıkla alın, kaş arası, göz kenarındaki mimiklere bağlı kırışıkları açmak ve derinleşmesini engellemek için yapılır.

    Yüzde, gözlerin alt kısmındaki bölgelere uygulanması hekim tecrübesine bağlıdır.

    İşlemi yapan hekimin kasları çok iyi bilmesi ve kas hareketlerine göre enjeksiyonlarını kişiye özel yapması önemlidir. Bu şekilde yapılan botoksla yüzün doğal ifadesinin bozulmaması hedeflenir.

    Nasıl yapılır?

    Botoks enjeksiyonu yaklaşık 10 dakika süren basit bir enjeksiyon uygulamasıdır.

    Hekimin mimik hareketlerine uygun olarak yapacağı belli noktalara kas içine enjeksiyonlar yapılır.

    Botoks uygulamasında dikkat edilmesi gerekenler:

    Kan sulandırıcı ilaç alımı varsa bir hafta önce bırakılmalıdır.

    İşleme makyajsız temiz yüzle gelinmesi iyi olur.

    Daha önce gözkapağı ameliyatı, kaş tatusu yapılmışsa hekime söylenmelidir.

    Nörolojik hastalığı olanlar, gebe ve emzirenlere botoks yapılmaz.

    Botoks sonrasında yasaklar:

    4-6 saat yatmak, uzanmak, eğilmek

    Banyo yapmak, yüzü yıkamak

    Yüze, özellikle işlem yapılan yerlere masaj yapmak

    Makyaj yapmak

    Spora gitmek

    Hamam, havuz, sauna

    Etki nasıl başlar?

    Botoks yapıldıktan sonra ilk etki yaklaşık 72 saat sonra başlar.

    O zamana kadar kaşları çatmak, alnı kırıştırmak şeklinde egzersizler tavsiye edilir.

    Tam etki 2 hafta sonra oluşur.

    2 hafta sonra mutlaka hekime kontrole gitmek gerekir.

    Ek doz gerekirse 2. Haftadan sonra yapılır.

    Etkisi ne kadar sürer?

    Kişinin kas yapısı, kaslarını kullanmasına ve daha öncebotoks yaptırmış olmasına bağlı olarak 4- 6 ay kadar sürer.

    Etkisi geçince tekrar kas hareketleri başlar.

    Arzu edilirse yeniden enjeksiyon yapılabilir.

    TERLEMEDE BOTOKS TEDAVİSİ

    Özellikle kol altında olan bölgesel terlemelerde fayda verir.

    Hekim, altta yatan başka hastalık olmadığını ekarte ettikten sonra uygun gördüğü dozda botoksu uygular.

    Kırışıklık tedavisindeki gibi kas içine değil, yüzeysel ve sık uygulamayla ilaç verilir.

    2-3 gün içinde terleme kesilir. Yaklaşık 6-8 ay sonra ilaç vücuttan atılınca tekrar terleme başlarsa uygulama tekrarlanabilir.

    Uygulamayla terlemeyi kesmenin vücuda sakıncası yoktur.

    Lenf bezleriyle uygulama alanının bağlantısı yoktur.

  • Botox (botulinum toksin) uygulaması

    Konumuz estetik tıp olduğuna göre sağlıklı ve daha güzel olmak veya mevcut durumunu korumak isteyen danışanlarımıza önerim iyi yönlendirilmeleri doğru uygulamalar yaptırmalarının önemli olduğunu bilmeleridir. Çünkü özellikle yüz uygulamaları bence neştersiz uygulamalar bile olsa çok önemlidir. Bir insanın bakışı, gülüşü, bazen bol çizgili kırışık hali bile daha çekici olabilir. Örneğin Clint Eastwood kırışıklıkları ile ne kadar karizmatiktir düşünürsek eğer…Nicole Kidman Avustralya’lı sarışın, çok güzel, ama; dudakları inceyken ne kadar da masumdu ya da botoksu biraz daha doğal olsa, dediğimiz güzellerden; bu medyatik örneklere kadar gitmeye de gerek yok bazen komşumuz bile işlem sonrası bize aykırı gelebilir; işte o zaman yapılan uygulama biraz daha düşünülebilir demektir.

    Bu konuda gündemden düşmeyen bilimsel makalelerde de en fazla uygulanan yöntem olan botox enjeksiyonu, doğru alanlara gerektiği dozlarda uygulandığında yüz güldürücü sonuçlar elde edilen, yıllardır güvenli olduğu ile ilişkili olarak kendini kanıtlamış bir yöntemdir.

    Kırışıklıklar nasıl oluşur?

    Mimik hareketleriyle yüzdeki çeşitli kaslar sürekli kasılır, kasılmanın olduğu bölgelerde kırışıklıklar görülür. Zamana bağlı olarak cildin azalan hücre üretimi, azalan savunma durumu, kollajen ve elastik liflerde azalma ve de sürekli yapılan mimikler yüzümüzün kırışıklığının temel nedenidir.

    Botulinum toksin tip A nasıl etki gösterir ?

    Botulinum toksin tip A, kas hareketlerini belirleyen sinir iletisini geçici bir süre durdurarak kasları gevşeten saflaştırılmış protein yapıda bir ilaçtır. Mimik kaslarına uygun olan dozlarda yapılan bu enjeksiyon uygulamasında, kasın kasılmasına neden olan asetilkolin isimli maddenin kasları uyarması engellenebilmekte, dolayısıyla uyarının iletilmesi engellenerek kasın “kasılma” olarak vermesi gereken cevap geçici olarak durdurulabilmektedir. Kas kasılamadığı için üzerindeki ilşkili olduğu cildi de daha pürüzsüz ve gergin gösterebilmektedir. Bu sayede yüz ifadesi daha dingin ve daha rahat bir görünüme kavuşabilmektedir.

    Botulinum toksin tip A güvenli midir?

    Klinik uygulamaları olan bir kas gevşetici ilaç olan botulinum toksin, clostridium botulinum isimli bakteriden elde edilen bir ilaç olup, çocuklarda büyük kas gruplarında tedavi ve destek amaçlı kullanılmaktadır. Bu nedenle mimik kaslarına çok daha düşük dozlarda uygulama yapılıyor olması, kırışıklık tedavisinde kullanılan bu yöntemi güvenilir kılmaktadır.

    Uygulama nasıl yapılır?

    Bu uygulama yaklaşık 10-15 dakika süren, ilgili bölgelere, gerekli dozlarda botulinum toksinin enjekte edilmesinden ibarettir.

    Botulinum toksin tip A uygulaması ağrılı mıdır?

    Enjeksiyon sırasında insülin iğnesinin ucu kullanılmaktadır. Bu nedenle acısı da oldukça az olmaktadır. Ayrıca işlem öncesinde cilde soğuk buz uygulaması yapılabilir veya anestetik krem kullanılabilir. Uygulama sonrası günlük aktiviteye devam edilebilir.

    Botulinum toksin tip A uygulayıcı özellikleri

    Yüz ifadesini kontrol eden kaslara ilişkin anatomik bilgisi olan bir hekim tarafından uygulanmalıdır. Her bireyin yüz kırışıklıklarının dinamiğine göre uygulama yapmak çok önemlidir, kopyalanmış gibi birbirine benzeyen yüzlerin oluşmasını engelleyen en önemli unsurdur.

    Botulinum toksin tip A kaç yıldır uygulanmaktadır?

    Botulinum toksin tip A farklı endikasyonlarda yaklaşık 32 yıldır kullanılmaktadır. Çeşitli hastalıkların tedavisinde 80’den fazla ülkede kullanılan bir ilaçtır.

    Botulinum toksin tip A uygulamasının günümüzde onaylı alanları

    Kaş arası kırışıklık tedavisi

    Aşırı terleme (Hiperhidroz)

    Göz tikleri (Blefarospazm)

    Serebral palsi

    Servikal distoni

    Fokal distoniler

    Yüz felci (Hemifasyal spazm)

    Spastisite

    Şaşılık (Strabismus)

    Botulinum toksin tip A kozmetik amaçlı kullanım alanları

    Temel uygulamalar

    Alın çizgileri

    Kaş arası çizgileri

    Göz kenarı kırışıklığı

    Kaş kaldırma

    İleri uygulamalar

    Burun etrafında oluşan kırışıklıklar

    Üst dudak kırışıklıkları

    Marionette (üzüntü) çizgileri

    Boyun çizgileri ve platisma bantları

    Yüzde asimetri

    BOTULİNUM TOKSİN TİP A uygulama sonrası etkileri ne zaman belli olmaya başlar?

    1. Uygulamadan 3-7 gün sonra etkisi görülmeye başlar.
    2. 10-14 gün içerisinde etkisi daha net olarak görülür.
    3. 7-14 gün içinde doktorunuzla kontrol amaçlı tekrar görüşebilirsiniz.
    4. Enjeksiyon yapıldıktan 30 gün sonra en etkin görünümü ortaya çıkmaktadır.

    5. Bu etki 4-6 aya kadar sürmektedir.
    6. Etki süresi kişiden kişiye farklılık gösterebilir.

    Botulinum toksin tip A doğal görünüşü olumsuz etkiler mi?

    Her uygulamada olduğu gibi bu uygulmada da işlem sonrası mimiklerin durumu ve kişiye katabileceği olumlu etkiler uygulayıcı hekim tarafından bir miktar öngörülebilir. Dolayısıyla kişiye özel ve onun görünüşünü değiştirmeyen doğal bir görünüm elde edilebilir. Bu durum, bu konuda bilgili tecrübeli ellerde yapılmasını daha da önemli kılar. Aksi durumlarda Botulinum toksin tip A uygulaması tavsiye edilmemelidir. Örneğin kişinin kaz ayaklarının azaltılması için uygulandığında, kişinin gülüşünü ne kadar etkiler, gözlerinin altı (göz torbası olanlar için) işlem sonrası nasıl etkilenir? Bu soruları her uygulayıcının sorması gerektiğini düşünüyorum. İyi bir uygulama sonrası duygularınızı mimiklerinizi kullanarak ancak kırışıklık oluşmadan ifade edebilmek mümkün olabilmektedir.

    Peki bu işlemler her yaşta ve her daima yapılabiliyor mu?

    Bizim yöntemlerimiz ikiye ayrılıyor. Birincisi erken yapılması gereken önleyici işlemler, diğeri olabildiğince geciktirilmesi gereken büyük cerrahiler… Botoksa otuzlu yaşlarda başlarsanız ve dört beş ayda bir yaptırırsanız yüzünüzün üst kısmının yaşlanmasını durdurursunuz.

  • DOĞUM

    DOĞUM

    Gebeliğin ilk 36-38. haftasında uterus doğum için hazır hale getirilir ancak uyarılara kapalıdır. Aynı zamanda uterus girişi de yumuşamaya başlamış ancak yapısal bütünlüğünü korumaktadır. Uzun süren bu sessizlik dönemini uterustaki kasılmaların başlaması ve uterus girişinde incelme ve açıklık başlaması izler. Doğum dört fazda incelenir.

    Faz 1(sessizlik fazı): döllenmeyle birlikte uterusta bir sessizlik dönemi başlar. Bu sessizlik gebeliğin sonuna kadar devam eder. Bazen gebeliğin ilerleyen haftalarında uterusta zayıf kasılmalar olabilir. Eyleme yol açmayan bu kasılmalara yalancı eylem denir.

    Faz 2(hazırlık fazı): gebeliğin son 6-8. Haftasında uterusta hareketlilik başlar. Bu fazda eylem için uterusta ve servikste değişiklikler ortaya çıkar. Uterusun alt segmenti oluşmaya başlar ve fetusun önde olan kısmı aşağıya iner. Servikste kollajen lifler yıkılır ve serviks yumuşar.

    Faz 3(doğum fazı): Doğum fazı 3 evreden oluşur.

    1. Evre: fetusun pasajdan geçmesi için gerekli olan serviks genişlemesinin tamamlanması için geçen süreyi kapsar. Yaklaşık 12 saat surer. Eylemde başlayan uterus kasılmaları tamamen istemsizdir. Bu kontraksiyonları sıklığı 10 dakikadan 1 dakikaya kadar düşer. Kontraksiyon arasındaki bu bir dakikalık dönem fetusun iyilik hali için çok büyük önem taşır. Uterusun kas tabakası üst kısımda daha kalın ve ilçeriğini dışarı itercesine çalışırken, uteresun alt segmenti bu pasajı kolaylaştıracak şekilde daha yumuşak ve ince olarak faaliyet gösterir.

    2. Evre: Bu evre serviksin dilatasyonunun tamamlanmasından fetusun doğumuna kadar olan süreyi kapsar. Hiç doğum yapmamış olan kadınlarda ortalama 50 dakika maksimum 2 saat surer. Çok doğum yapmış kadınlarda ortalama 20 dakika maksimum 1 saat surer.

    3. Evre: bu evre fetus çıktıktan sonra plasenta ve fetal membranların atılmasına kadar geçen süredir. Genellikle 10 dakika surer.

    Faz 4(puerperium fazı): doğumu takip eden 1 saat içinde uterusun kontrakte olması ile uterus damarlara basınç uygulanır ve kanama önlenmiş olur. Aynı anda anne sütünün gelmesi ile bebek emzirilmeye başlanır ve emme refleksi ile salınan oksitosin hormonu da uterus kontraksiyonlarına yardımcı olur.

  • VAJİNİSMUS VE KADIN GENİTAL YAPISI

    VAJİNİSMUS VE KADIN GENİTAL YAPISI

    Vajinismus ve Kızlık Zarı

    Kızlık zarı tıpta ‘himen’ olarak bilinmektedir. Vajinismus ile kızlık zarı yapısının bir ilgisi var mı bunu anlamak için kızlık zarı yapısı ve kızlık zarı tiplerini bilmek gerekir.

    Kızlık zarı nerededir?  Kızlık zarı (himen) vajinanın hemen girişinde yer alan 1.5 – 2 mm ebatlarında ince ve çoğu zaman elastik bir deri katlanışından oluşmaktadır. Ortası deliktir. Bu delikten adet kanı dışarıya akmaktadır. Çok nadiren ortasında delik bulunmaması gibi doğuştan gelen kusurlar neticesinde kişi buluğ çağına geldiğinde adet görememe ve karın ağrısı şikâyetleri ile hekime başvurmaktadır (imperfore himen) ve bu durumda zar cerrahi işlemle açılmaktadır.

    Kızlık zarı yapısı nasıldır?Kızlık zarının yapısı çoğu zaman elastik olmakla birlikte bazen (sert) olabilir. Çoğu zaman yuvarlak (halka) şeklinde olmakla birlikte, ortasında perdeli, ince delikli ve yarımay şeklinde yüksek kenarlı tipleri de olabilmektedir.Vajinismus ilişki sırasında birleşme anı geldiğinde kaygı ile kadının kendisini kasması ve cinsel birleşmeye engel olması halidir. Çoğu zaman durum tamamen psikolojiktir; korku ve kaygıyı azalttıkça sorun rahatlıkla çözüme kavuşmaktadır. Ancak nadiren bazı durumlarda kızlık zarına bağlı doğuştan gelen kusurlar (perdeli kızlık zarı, sert kızlık zarı, elek şeklinde veya yarımay kızlık zarları) vajinismus sorununa yol açabilir. Kızlık zarı cinsel ilişki sırasında penise baskı uygulayarak, kasılmanın da etkisi ile ilişkiye izin vermeyebilir.

    Vajinismusta kızlık zarı problemleri nasıl anlaşılır? Vajinismus sorunu yaşayan bir kadında ilk seansta deneyimli bir jinekolog tarafından jinekolojik muayene yapılması zorunludur. Yapılan jinekolojik muayenede kızlık zarı ile ilgili doğuştan gelen bir kusur varsa bu 10-15 saniyelik görsel bir inceleme sonrasında rahatlıkla belirlenebilmektedir.
    Vajinismusa kızlık zarı kusuru eşlik ederse…Bu durumda cerrahi işlem ile kızlık zarının çıkartılması (himenektomi) veya kızlık zarına kesi atılması (himenotomi) operasyonları şarttır.
    Vajinismusta kızlık zarı ameliyatları her zaman gerekli değildir… Vajinismus sorunu yaşayanların pek çoğunun kızlık zarı jinekolog tarafından gereksiz yere alınmaktadır. Kızlık zarı ile ilgili bir sorun olmadığı sürece ameliyatla kızlığın alınması kesinlikle sorunu çözmeyeceği gibi çözümü daha da zorlaştırmaktadır. Tedavi sürecini iyice karmaşık hale getirir
    Özet olarak; Vajinismus çoğunlukla bir kızlık zarı veya vajina sorunu değildir ve sorunun kaynağı genelde psikolojiktir.

    Küçük yaşlardan itibaren geleneksel yetiştirme tarzı ve duyulan abartılı ilk cinsel deneyim hakkındaki mesajlara bağlı gelişen bir kaygı bozukluğu sonrasında ortaya çıkan refleks kasılmalarla cinsel ilişkinin gerçekleşememesi durumudur.
    Cinsel ilişkiye giremeyen kadınlarda kızlık zarı ile ilgili anatomik engeller varsa cerrahi işlemler uygulanabilir. Bu cerrahi işlem sonrasında da çoğunlukla cinsel terapi yapılmalıdır. Nitekim fiziksel engeller, zaman içerisinde psikolojik sorunlara neden olabilmektedir.
    Vajinismus hastalarında kızlık zarında bir sorun olmadığı halde, gereksiz şekilde kızlık zarının alınması veya kesilmesi ise sorunu çözmeyecektir.

    Vajinismus ve Klitoris

    Clitoris cinsel zevk almada önemli görevi olan bir yapıdır. Vajinismus hastalarında cinsel birleşme olmadan dışardan uyarılma ile klitoral orgazm olabilirler. Bu eşleri tarafından veya kendileri klitorisi uyararak orgazm sağlayabilir.
    Cinselliğin temel amacı haz almak, keyif almaktır. Vajinismus sorunu yaşayan kadınların pek çoğunun ortak özelliği kendi vücutlarını yeterince tanımamalarıdır. Çoğu, hayatları boyunca kendi cinsel organlarına ayna ile bakmamış, dokunmamışlardır. El aynası ile genital organlarına baktıklarında korkan, hatta tiksinen hastalar bulunmaktadır.
    Vajinismus sorunu yaşayan kadınların kendi cinsel organlarına ayna ile bakması, mastürbasyon yolu ile klitoris ve diğer haz bölgelerini keşfetmesi, yani kendi vücudunu mutlaka tanıması gereklidir. Aşırı tabularla yetiştirilmiş kadınlarda bu tür uygulamalar son derece zor ve zahmetlidir.
    Yetiştirme tarzındaki yanlışların giderilmesi, doğru cinsel bilgilendirmenin sağlanması, klitoris, kızlık zarı ve cinsellik ile ilgili yanlış bilgilerin düzeltilmesi vajinismus hastalarının tedavisindeki ilk aşamadır.

    Klitorisin anatomik yapısı ve fonksiyonu nedir?

    Klitoris; her iki küçük (iç) dudağın üstte birleştiği noktada dışarıdan bakıldığında görülen baş kısmı, doku içerisine gömülü gövde ve her iki yöne uzanan bacak kısımları ile kadınlarda cinsel hazzı ve orgazmı sağlayan temel organdır.Cinsel ilişkide klitoris aynı erkeğin penisi gibi kanla şişerek genişlemekte ve buradan aldığı uyarının beyne taşınması ile orgazm fonksiyonu ortaya çıkmaktadır. Orgazmın kaliteli olması cinsel ilişkide tatmin için son derece önemlidir.
     

    Kadınlarda kaç çeşit orgazm vardır?

    Klitoral orgazm: Kadınların bir kısmı klitoris uyarısı ile dıştan sürtünerek orgazmı yaşayabilirler Sürtünme genelde elle, penisle, yabancı bir cisimle veya partnerin vücudu ile olur.

    Vajinal orgazm: Daha az kadında hem dıştan sürtünme yolu ile hem de penis vajina içerisinde yani ilişki sırasında) orgazm olabilirler
     

    Vajinismus ve Vajina

    Vajinismus ve vajina kelimeleri çoğu kez birbirine çağrışım yapmaktadır.

    Vajinismus vajina sorunu mudur?

    Vajinismus vajina sorunu mudur, vajinismus ismi vajinadan mı gelir gibi sorular aklınıza gelebilir. Hatta hastaların pek çoğu vajinismus yerine yanlış şekliyle “vajinamus” kelimesini telaffuz etmektedirler.Vajinismus cinsel ilişkideki istem dışı kasılmalara bağlı olarak gelişen cinsel ilişkiye girememe sorunudur. Genelde kasılmalar tüm vücutta olabildiği gibi genelde vajinanın 1/3 alt kısmında yer almaktadır. Bu şekilde ilişki gerçekleşemez.

    Vajina nasıl bir organdır?Vajina 8 ile 10 cm arasında uzunluğa sahip, enleme ve uzunlamasına genişleme kapasitesine sahip, bağ ve kas dokularından oluşan bir organdır. Cinsel ilişki ve doğumun gerçekleştiği bir geçiş bölgesidir. Aynı zamanda rahimden çıkan adet kanı da vajina yolu ile dışarı taşınmaktadır.Vajina içindeki tırtıklı yapı, ilişkideki hazzı arttırmakta ve dokunun esnemesine neden olmaktadır (ruga vagina).Vajinismus kelimesi her ne kadar içerisinde vajinayı çağrıştırsa da; aslında vajinismus vajina ile ilgili bir problem değildir. Sorun, kaygıya bağlı istemsiz vajinal kas kasılması ve cinsel ilişkinin olamamasıdır.Vajina içinde hazzın en yoğun yaşandığı alanlar giriş kısmıdır. Derine inildikçe haz azalmaktadır. Vajina en derin kısmında rahim ağzı tarafından kapatılmakta ve en derindeki dört kısmı da kör ceplerle sonlanmaktadır (forniks vajina).

    Vajina darlığı ve vajinismus

    Vajinismus sorunu yaşayan hastaların pek çoğu vajinalarının dar olduğu yönünde bir düşünceye sahiptir. Yapılan jinekolojik muayenelerde vajina darlığı çok çok nadir görülmekte ve bu tür kaygıları boşa çıkartmaktadır.

    Doğuştan gelen vajina problemleri vajinismusa neden olabilir mi?

    Vajinanın doğuştan dar olması (müllerian agenezi), vajina içerisinde yer alan bölmeler (vajinal “septum” lar), vajina içerisinde yer kaplayan oluşumlar (kistler, vajina içine doğmuş myomlar, genital dev kondilomlar) vajinismusa neden olabilmektedir. Ancak bu tür durumlar tüm vajinismus hastaları içerisinde %1’den daha az bir oranda izlenmektedir.
    Vajinismus genelde vajina sorunu değildir.Vajinismus çoğu zaman bir vajina veya kızlık zarı sorunundan çok, geçmişte alınmış negatif cinsel mesajlara bağlı bir kaygı sorunudur. O yüzden vajinismus hastalarına daha ilk seansta yapılan basit bir jinekolojik muayene kesin tanı koydurucudur.
     

    Vajinismus vajina ile ilgili doğuştan problemlere bağlıysa?Vajinismus hastalarının daha ilk seanslarında yapılan jinekolojik incelemede vajina ile ilgili doğuştan gelen sorun görülürde cerrahi yöntemler tercih edilmektedir.
    Vajinismus sorununa yol açabilecek vajina darlığı varsa genişletme ameliyatları, vajina içerisinde “septum” adı verilen ara bölmeler varsa bunların ameliyatla kesilip çıkartılması gibi cerrahi işlemler tercih edilmektedir.
    Vajinismus sorunu kızlık zarı ve vajina ile ilgili doğuştan problemlere bağlıysa mutlaka basit cerrahi işlemlerle çözüme kavuşmaktadır. Ancak gereksiz yere yapılan ameliyatların, sorunu çözmeyeceği de bilinmelidir.
     

    Vajinismus ve PC Kası

    Vajinismus hastalarının pek çoğu cinsel ilişki sırasında vajina kaslarını ileri düzeyde kasmakta ve girişe adeta geçit vermemektedir. İstemsiz kasılan pelvis taban kasları ilişkiye engel olmaktadır.Cinsel ilişkide kasılarak birleşmeyi engelleyen en büyük pelvik kas, ‘pubococcygeus kası’ olarak bilinen PC kasıdır.
    PC kası istem dışı şekilde kasılarak vajina ‘etten bir duvara dönüşür’ ve cinsel ilişkide birleşme imkânsız hale gelir.
    PC kası nerededir?Leğen kemiği tıpta “pelvis” olarak geçer. Leğen kemiği içerisinde yer alan rahim, tüpler, kalın bağırsağın son kısımları, mesane “pelvik organlar” olarak bilinmektedir.Vajina ve leğen kemiği içerisinde bir sürü kas grupları vardır, ki bunlar içerisinde en iyi bilineni “PC kası” dır.
    PC kası “Pubococcygeus kası” (Pubokoksigeus kası) kısaltması olarak kullanılmaktadır.
    PC kası pelvik kaslar arasında, cinsel ilişki sırasındaki en önemli kas grubudur. Diğer pelvis kasları arasında bulbospongioz kası, transvers perine kasları, bulbokavernoz kası gelmektedir.
    PC Kası neden kontrolden çıkar?Normalde PC kası normalde kendi kontrolümüz altındadır, yani kendi istemimiz ile kasıp gevşetebildiğimiz bir kastır. Nitekim PC kasını idrarımız geldiğinde tuvalete yetişirken kasarız (yani kendimizi tutarız), idrar yaparken ise gevşetiriz. Vajinismus problemli kişilerde PC kası cinsel birleşme anı geldiğinde kontrolsüz olarak (kendi başına) kasılmaktadır. Bunun nedeni bilinçaltının devreye girmesidir. Yüze doğru gelen yabancı bir cisme karşı göz kapağımız nasıl refleks olarak kasılıp gözümüzü koruyorsa, vajinismus hastalarında da vajina kasları birleşme anı geldiğinde benzer şekilde kasılarak cinsel penetrasyona (birleşmeye) engel olmaktadır.
    Vajinismus sorunu yaşayanlar başta PC kası olmak üzere tüm pelvik kaslarını kasmakta ve böylelikle ilişkiye izin vermemektedirler. Hatta bu kasılmalar çoğu zaman pelvik kaslarla sınırlı kalmayıp kasık, karın, bacak, gözde, sırt, ayak parmakları ve yüz kaslarına kadar yaygın olabilmektedir. Aslında kasılmaların şiddeti vajinismus sorununun da boyutu ile ilişkilidir.

    Erkek eş vajina kasındaki kasılmaları nasıl hisseder?

    İstem dışı kasılmalar erkek eş tarafından, ilişki sırasında “duvara çarpma hissi” yaratır. Sanki vajina girişinde “etten bir duvar” var da penis buraya temas ediyormuş hissi oluşturur.Vajinismus hastalarındaki kontrol dışı vajinal kasılmalar, vajinismus tedavisi sırasında yeniden oluşturulan “kas hafızası” (kas belleği) ile giderilebilir. Yeniden oluşturulan kas hafızası sayesinde PC kası iradeli bir şekilde kasılıp gevşetilebilir hale gelebilir.
    Vajinismus tedavisi başarısındaki en önemli teknikler de kadındaki kaygı düzeyini azaltarak, PC kasını ve diğer vajina kaslarını kontrol etmeye dayanmaktadır.

    PC kasındaki kasılma cinsel acıya ya da giriş sorunlarına nasıl katkıda bulunur?

    Vajinismusta etkili olan pelvik taban kaslarına pubococcygeus (PC) kas grubu adı verilir. PC kas grubunun kadının üreme sisteminde, idrar yolları ve bağırsakları üzerinde çok önemli bir rolü vardır. Bu kaslar kadının idrara çıkmasını, cinsel ilişkide bulunmasını, orgazm yaşamasını, apteste çıkmasını ve çocuk doğurmasını sağlar. Bu yüzden bazen onlara pelvik taban kasları, vajina kasları ya da aşk kasları adı da verilir.Vajinismusta zihin ve vücut girişe karşı bir kas belleği ya da şartlı bir tepki oluşturur. Vücut girişten ötürü acı beklemeyi öğrenmiştir, bu yüzden güçlü PC kası, cinsel birleşme acısı potansiyeline karşı sıkı sıkı kasılır, tıkanır. Bu, bize bir şey atıldığı zaman otomatik olarak gözümüzü kırpmamız ya da çekilmemiz gibidir. Bu, kadının yapmayı düşündüğü bir şey değildir, sadece kendi kendine gerçekleşir. Ne yazık ki, PC kas grubunun sıkışması acıyı engellemek yerine nihai olarak acıya neden olur; acıya karşı bir savunma mekanizması olmaya çalıştığı halde tam tersi bir sonuç oluşur. Spazmlar girişten ya da hareketten sonra yanma ya da acıya neden olur ve girişi tamamen kapatabilir.PC kas grubu büyük ve çok güçlüdür. İdrar yolu açıklığını, vajinayı ve anüsü sekiz sayısına benzeyen bir şekilde çevreler; kasların bir halkası vajina bölümünün, diğeri ise anüs bölümünün etrafındadır. Bu kaslar, her iki tarafta da, karında ve pelvik organlarını bir ağ gibi yerinde tutmak için iskelete bağlıdır.

    PC Kasları – Kadının pelvik tabanının anatomisi, pubococcygeus ya da PC kas grubu adı verilen iç kasları vurgular. Bu kas grubu, vajinismus yaşandığında istemsiz bir şekilde spazm yapar. Bu güçlü kas grubu hem vajinal bölgesinin tamamını, hem de anüsün etrafını çevreler.Hiçbir zaman tamamen gevşemeyen, her zaman kısmen kasılı olan PC kasları, ihtiyaç hissettikleri anda harekete geçmeye hazırdır, kadın farkında bile olmadan güçlü bir şekilde sıkışırlar. Örneğin, kadın bunun üzerinde hiç düşünmeden uygun bir zaman gelene dek kadının idrarını ya da büyük abdestini tutmasını sağlarlar. Vajinismusta, giriş çabasında bulunulduğunda PC kasları, bilinçli bir niyet (düşünce) olmadan istemsiz olarak sıkışır ve vajinal açıklığı kapatır. Cinsel birleşmeyi rahatsız, acı veren ve erişilmeyen bir şey yapan da bu sıkışmadır. Sık sık neyin neden olduğu bilinmeyen bir acı hissedilir. Bir şeylerin yanlış gittiğini bilen ama sorunun vajinismus olduğunu ve tedavisinin mümkün olduğunu bilmeyen kadın da genelde sıkıntıya düşer.Vücudu Yeniden EğitmekPC kas grubunu cinsel birleşme beklentisine farklı bir şekilde tepki göstermesi için yeniden eğitmek vajinismusun başarılı tedavisinin anahtarını oluşturur. Bu kas grubunun bilinçli olarak yönetimini ele almayı öğrenme süreci, artık istemsiz sıkılığın gerçekleşmemesi üzere şartlı refleksi değiştirir (kas belleklerini ya da şartlı tepkileri değiştirir). Etkin program adımları bütün tetikleyicilerin çözümlenmesi için hem vücut, hem de zihnin öğelerini kapsamlı olarak ele alır. Böylece, cinsel birleşmeye çalışıldığında artık istemsiz spazmlar gerçekleşmez ve acı ortadan kalkar.

  • Power plate

    Spor, sağlık, güzellik, fizik tedavi ve antiaging amaçlı kullanılabilme özelliğiyle bütün dünyada bir devrim olarak nitelendirilen power plate vibrasyon esaslı çalışan bir cihazdır. Dokuların sıkılaşması, selülitin azalması ve özellikle doğum sonrası gevşeyen kasların forma girmesinde etkilidir. Tüm vücuda güçlü bir vibrasyon uygulayarak, yer çekimi kuvvetini yaklaşık 4 kat arttırır. Power Plate'in ürettiği fiziksel vibrasyon kaslara enerji olarak transfer edilir. Kaslarda birbirini takip eden istem dışı kasılmalar olur, öyle ki kaslar saniyede 30-50 kez kasılıp gevşer. Kaslarda oluşan bu hareketler tendonların da gerilmesine neden olur. Bu kasılma derin kas olarak nitelendirilen karın içi kasların ve omuriliği çevreleyen kasların bile kasılmasını sağlar. Kaslar derinlemesine çalışarak kısa zamanda kuvvetlenir. Zamanla dokular sıkılaşır, selülitler azalır ve özellikle doğum sonrası gevşeyen kaslar forma girer.

    Nasıl uygulanır?

    Hemen her yaştaki insana uygun olan Power Plate'i kullanmak için yapılması gereken, üzerine çıkmak ve eğitmenin gösterdiği egzersizleri yapmaktır. Bunlar standart hareketler ya da eğitmenle kişiye özel hazırlanmış hareketlerdir. Pasif bir sistemle çalıştığından kişiye fazla iş düşmez, sadece vücut ve kaslar üzerinde belli bir ağırlık hissedilir. Cihazın en önemli özelliği ise kalbi aşırı yormamasıdır.

    Obezite tedavisine uygun mudur?

    Diyet yapan için egzersiz şarttır. Power Plate egzersizleri, egzersiz alışkanlığı olmayanlar ve egzersize başlayıp bir türlü devam ettiremeyenler için idealdir. Bu özellikle şişmanlık tedavisi yapılan hastalar için önerilir. Amaç, öncelikle kilo problemi olan hastalara yardımcı olmaktır. Normal kiloda olup, bölgesel yağlanma sorunu ve selülit şikayeti olan kişiler için de Power Plate egzersizleri güzel sonuçlar verir.

    Seans süresi ne kadardır?

    Seanslar yalnız 10-15 dakika sürer. Power Plate ile yapılacak 10-15 dakikalık çalışmalar ve bunun haftada 3 kez tekrarı istenilen sonuçları elde etmek için yeterlidir. Power Plate'in en iyi yanlarından biri uygulama kolaylığının olması ve özel bir kıyafet giymeden istenilen kas grubunu çalıştırmasıdır. İstenirse, öğle yemek aralarında bile 10-15 dakika ayırarak, hiç terlemeden, yaklaşık 1,5 saatlik egzersize denk gelen çalışma yapılabilir. Ayrıca , kilo problemi olan hastalarda, dengeli bir diyet ile düzenli Power Plate uygulaması yapıldığında çok güzel sonuçlar alınır. Bölgesel sorunu olanlarda, 7-9 seans sonunda yaklaşık 5-7 cm incelme sağlanır.

    Etkileri nelerdir?

    Metabolizmayı yükseltir: Power Plate, ana metabolizmayı düzenleyerek deri altındaki yağ

    tabakasını azaltır.

    Kas gücünü arttırır: Power Plate ile çalışma esnasında, çalışma bölgesindeki kaslar %100'e yakın bir verimlilik ile çalışır ve gelişir.

    Selülit ve kozmetik yararları: Power Plate ile yapılan masaj özellikli egzersizler deri

    altındaki yağ dokusunun azalmasına, yağ hücrelerinin parçalanmasına, daha sıkı ve sağlıklı bir dokuya sahip olunmasına yardımcı olur.

    Ağrıyı azaltır: Bir taraftan kan dolaşımının hızlanması diğer taraftan istem dışı kasılmalar

    sonucunda, sinirlere gelen ilave ve sık uyarılar nedeni ile hissedilen ağrı azalır. Çünkü Power Plate çalışması esnasında kaslarda oluşan gerilmeler, vücutta ağrılara sebep olan diğer gerilmeleri azaltır.

    Esnekliği arttırır: Geliştirilmiş egzersiz programlarının uygulanması ile vücut dolaşım sistemi

    düzenlenir, bu bölgeler ısıtılarak kas ve tendonlardaki esneklik arttırılır.

    Fitness geliştirir: Power Plate kaslarda “patlama gücü” yaratarak, kas dokusunun kısa sürede

    güçlenmesini sağlar. Bu durum bütün vücut performansının kalbe ve eklemlere aşırı yük bindirmeden artmasını sağlar.

    Dolaşımı düzenler ve hızlandırır: Power Plate çalışması esnasında kaslar saniyede 30-50

    kez kasılarak en küçük kılcal damarlara bile 30-50 kez kadar kan pompalanmasına neden olur.

    Vücut uyumunu geliştirir: Power Plate, kas içi ve kaslar arasındaki koordinasyonu sağlayan

    tüm reseptörlerin aynı anda uyarılmasını sağlar. Böylelikle vücudun koordinasyon yeteneği ve uyumu artar.

    Kemik yoğunluğunu arttırır: Power Plate kemik dokusunun gelişmesini ve kuvvetlenmesini

    sağlar. Bilimsel çalışmalarda, Power Plate uygulamasından sonra kemikte bulunan mineral yoğunluğunda kayda değer artışlar olduğu gözlenmiştir. Özellikle kadınlarda görülen kemik erimesi (osteoporoz) konusunda Power Plate etkili bir mekanizma sunmaktadır. Menopoz döneminden önce Power Plate kullanılması ileride görülebilecek kemik erimesi oranını düşürecektir.

    Kimlere uygun değildir?

    Vücutlarında implant ve protez taşıyanlar, kalp pili olanlar, beyin ameliyatı geçirenler, epilepsi

    hastalığı olanlar, pıhtılaşma bozukluğu olanlar ve gebelerin kesinlikle bu cihazı kullanmamaları gerekir.