Etiket: Karne

  • Karne Heyecanı

    Karne Heyecanı

    “Değerli olduğunu hissettirin”

    Karne sadece çocuğun aldığı bir başarı belgesi değil, çocuğun tüm sürecinin bir yansımasıdır. Ailenin de bunda katkısı büyüktür. Ancak karneyi ailenin de çocuğun da tek başarı ölçüsü olarak almak yerine, hangi konularda neler yapılması gerektiği yönünde bir rehber olarak kullanmak faydalıdır. Karnedeki durum her ne olursa olsun çocuğunuzun değerli olduğunu hissettirmeniz, yıl boyunca gösterdiği tüm çabayı takdir etmeniz; olumsuz gelen notlar için ise önümüzdeki yıl nelere ihtiyaç olduğunu belirlemeye çalışmanız faydalı olacaktır.

    “Karşılaştırma Yapmayın”

    Çocuğunuzun karnesini olumlu ya da olumsuz yönde arkadaşlarıyla ya da kendi geçmiş başarılarınızla karşılaştırmayın. Unutmayın bazen ne kadar önemsemiyormuş gibi görünse de her çocuk bir şekilde bu yargılama sürecinden olumsuz etkilenmektedir.

    “Tatili iyi değerlendirin”

    Karne hediyesi olarak vereceğiniz sözler için ölçülü olmaya özen gösteriniz. Tutamayacağınız ya da bütçenizi, durumunuzu zorlayacak vaatlerde bulunmayınız. Tatili hem çocuğunuzun belli bir yaşam düzenini koruduğu, hem dinlenebildiği, hem de ailece keyifli vakit geçirme fırsatı da bulabileceği şekilde planlamaya çalışınız.

    Lisan Yerleştirme Sınavı Öncesi 

    Beslenme

    İyi beslenme, sınav günü beslenme ile ilgili uyarıları dikkate almak önemli. Genel alışkanlığınızı son günde çok değiştirmemek de önemli

    Uyku 

    Sınava giriş saatlerinize uygun uyku ritmi oluşturmak, uyku hijyenine dikkat etmek, sınav gecesi uyumadan önce kendinizi rahatlatacak uğraşılarla rahat bir uykuya geçiş yapmak önemli. Sizi daha çok gerdiğini düşündüğünüz ortamlarda ve faaliyetlerden uzak durmaya çalışın. Bugüne kadarki hazırlığınıza güvenin.

    Aile 

    Aile ilgisiz ve duyarsız kalmamakla birlikte, gerçekten rahat olduğunu hissettirebilirse, sınava giren öğrenci de daha rahat olacaktır. Anne ve babalar sınava çocuğun gireceğini unutmamalı, gerginlikten uzak durmaya çalışmalıdır. Destek için arayan yakınlarla çocuklar görüşmek istemiyorsa bu konuda anlayışlı olunmalıdır. 

    Son hazırlıklar

    Gerekli evraklar, sınav yerine ulaşım vb önceden tamamlamış olun. Son dakika stresi yaşamamak için bir gün önceden hazırlıklarınızı tamamlayın. Bir gün öncesinde kendinizi aşırı fiziksel yorgunluğa sokmayacak keyifli faaliyetlere ayırmaya çalışın. Uyku ve beslenme düzeninizi bozmayın. Bugüne kadar elinizden geleni yaptığınızı unutmayın.

    Başarılar ve sevgiler…

  • Öğrenci Sınav Notları Hangi Gerçeği Anlatıyor?

    Öğrenci Sınav Notları Hangi Gerçeği Anlatıyor?

    Öğrenci notları hangi gerçeği anlatıyor? Öğrenciler karnelerini aldılar, Şubat Tatili tam gaz, heyecanla başladı bile. Tüm öğrencilerimizi ve siz değerli anne babalarımızı okulun ilk döneminde gösterilen performans için tebrik ediyorum. Bu makale, çocuğunuzun ikinci dönemde daha yüksek akademik ve sosyal performans yakalaması için ipuçları içermektedir.

    Eğer ki anne ve baba olarak, okul sürecince çocuğumuzun yanında olup, onunla ilgilenip, ders çalışma ve sınav dönemlerine hazırlık konusunda evladımıza destek olup, yol gösterip, onunla ilgilenip ve ortaya koyduğu ders çalışma performansının her sınava nasıl yansıdığı hakkında doğru takipleri yaptığımızda, karne denilen raporlama bilgisi sadece bir teferruattır. Evladıyla yakın iletişimde olmayan, evladının akademik ve bireysel ders performansı hakkında bilgi ve yorumu olmayan anne ve babalar için karnedeki notlar belki şaşkınlık yaratabilir, lakin “Karne” denilen raporlama, bir sürecin sonucudur, süreci anne ve baba eğer uygun yönetmedi ise, ders notları bazen şaşkınlıklar yaratabilir.

    Karne, bir sürecin sonuç raporlamasıdır.

    Akademik öğretim döneminin yaklaşık 5 ay süren ilk bölümü tamamlandığında öğrencilerimize Şubat Tatili ile birlikte karneleri sunuldu ve bu karneler ile aslında öğrencilerin şu konulardaki yetkinlikleri yaş grubuna göre değerlendirildi:

    • Öğrencinin ders dinleme uyumu nasıl?

    • Dikkatini odaklaması düzeyi nasıl?

    • Sınıf ortamı uyumu ve arkadaşlık ilişkileri nasıl?

    • Doğru ders çalışma alışkanlık ve disiplin kazanımı yaş grubuna göre uygun mu?

    • Sınav performansı nasıl, kaygı ve stres yönetimi nasıl?

    • Öğrencinin özgüven düzeyi nasıl?

    • Dijital teknoloji bağımlılık düzeyi nasıl?

    • Düşünme;Planlama;Analiz yetenekleri ne düzeyde?

    • Öğrencinin yaş grubu ile uyumlu Biyo-Psiko-Sosyal gelişimi nasıl?

    • Öncelikleri sıralama ve yönetme becerisi hangi düzeyde?

    Öğrencinin ders çalışma disiplini, evde geçirdiği zamanı nasıl değerlendirdiği, arkadaş ilişkileri ve dijital teknoloji bağımlılık düzeyi dahil olmak üzere birçok faktör akademik okul başarısını etkilemektedir. Yukarıda belirtmiş olduğum 10 madde içinde eğer öğrenci yaş grubu ile uyumlu bir çizgide olmalıdır. İşte o zaman öğrenci, akademik ve sosyal gelişim konusunda gösterdiği emeğin karşılığını rahatlıkla alıyor olacaktır. Lakin stres, özgüven, dikkat yönetimi gibi konularda sorun yaşayan öğrenciler, akademik ve sosyal alanlarda sahip oldukları potansiyeli yansıtırken zorlanırlar.

    Karnedeki ders notları için anne ve baba olarak öncelikle şunu değerlendirmenizi öneririm: o dersten alınmış olunan not, evladınızın bilgi düzeyini ve o ders için ayırmış olduğu çalışma zamanını yansıtıyor mu? Öyle ya, Matematik dersinden 45 alınmış olunabilir, lakin acaba öğrenci o ders için gerekli ders çalışma performansını gerektiği oranda gerçekleştirdi mi? Bu sorunun yanıtına göre izlenecek yol haritaları birbirinden farklı olacaktır.

    Anne ve baba olarak bizler, çocuklarımızı sınırsızca kucaklamalıyız.

    Çocuğumuzun sahip olduğu akademik ve sosyal potansiyelleri ister kocaman olsun, ister daha az olsun hiç fark etmez! Anne ve babasının her zaman, her koşulda ve her durumda yanında olduğunu çocuğun bilmesi çok önemli ve gereklidir. Bununla birlikte, anne baba olarak bir diğer sorumluluğumuz ise eğer evladımız sahip olduğu potansiyeli başarılı şekilde okulda ve derslerde yansıtamıyor, gösteremiyor ise, bu durumu doğru tespit edip, nedenleri ve çözümleri için devreye girilmesi gereklidir.

    Bazı durumlarda öğrencide ders disiplin alışkanlığı yeterli oranda gelişmemiştir ve bu durum öğrencinin aslında sahip olduğu yüksek potansiyeli sınavlarda yansıtmasına engel olur. Bazen de öğrenci çalışır, çaba gösterir, lakin ders ve sınavlarda dikkatini doğru yönetemediği için dikkate bağlı işlem hataları ve sorularda eksik ya da yanlış okumaya bağlı hatalar yapabilir, cevaplarda kaydırmalar olabilir.

    İşte böylesi dikkat yönetimi ve ders disiplin sorununa bağlı olarak Akademik Öğrenim Süreci yeterli verimde kullanılamaz. İşte böyle anlarda anne ve baba öğrenim yılı içerisinde durumu fark ettiği anda uzman desteği alınması değerli fayda sağlayacaktır.

  • Karne Kaygıya Dönüşmesin

    Karne Kaygıya Dönüşmesin

    Sevgili anne ve babalar; karnelerin hazırlandığı ve yaz tatilinin yaklaştığı bu günlerde karnesini sevinçle bekleyen öğrenciler olduğu gibi karne nedeniyle stres yapan hatta depresif semptomlar sergileyen öğrencilerin varlığı aslında bu dönemde yapılması gerekenler konusunda bilinçlenmenin önemini gösteriyor.

    KOŞULSUZ SEVGİ TEMEL BİR İHTİYAÇ VE HAKTIR.

    Çocuklar aileleri tarafından koşulsuz sevilmeye dair çok temel bir ihtiyaca ve hakka sahiplerdir. Bu ihtiyaçla beraber karne gibi değerlendirme sonuçlarına karşı aileleri tarafında başarılı oldukları sürece sevilecekleri, başarılı olamadıklarında ise ailelerinin beklentilerini karşılayamadıkları için onların sevgisini kaybedeceklerini düşünerek kaygılanırlar. Öncelikle çocuğunuzun karnesini görmeden ona, onu çok sevdiğinizi ve karne sonuçlarının durumu asla değiştiremeyeceğini ifade edin.

    KARNE SONUÇ ODAKLI BİR ÖLÇÜMLEMEDİR.

    Karne ile öğrencinin bir dönemlik çalışma performansı ve başarısı değerlendirilmeye çalışılsa da sonuç odaklı bir eğitim sistemimizin olduğunu unutmamak gereklidir. Yani sistem çocuğun ders dinleme çabasını, dersi öğrenme gayretini, öğrendiklerini hayatına katma ve içselleştirme yeteneğini kapsamlı bir şekilde ölçmemektedir. Sistem, sınavlarla çocuğa yönetilmiş soruların o anlık cevaplanma oranı üzerine bir başarı tespiti yapabilmektedir. Yani sınavlarla ölçümlenemeyen bir öğrenme gayreti, sınavlarla ölçülen bilgiyi olumsuz etkileyen stres ve performans kaygısı gibi değişkenlerin varlığı öğrenciyi ve karne notlarını değerlendirirken hep göz önünde tutulmalıdır.

    ANNE BABALARIN SÜREÇ ODAKLI OLMASI GEREK…

    Eğitim sisteminin sonuç odaklılığına karşın anne ve babaların süreç odaklı olup, çocuklarını tüm süreç boyunca takip etmeleri, motive etmeleri ve sonucu buna göre okumalarını öneriyorum. Yani yıl içerisinde “Şimdi çalışma sen, karne günü görüşeceğiz.” demek çok büyük bir hatadır. Çünkü çocuklar uzun vadeli sonuçları planlayamazlar. Bu sebeple yetişkinlerin anlık davranışlarına ilişkin uzun vadeli sonuçlar hakkında bilgi verici ve rehber konumunda olmaları çocukların başarısını arttıracaktır.

    BAŞARISIZLIK BİR DENEYİMDİR.

    Karne notları ile hedeflediği başarıyı tutturamayan öğrencilerin bu başarısızlık duygusundan deneyimle ayrılarak neyi yapmamaları gerektiğini öğrenmesi için yine ailelerin rehberliği çok önemlidir. Aile başarısızlığa değil nedenlerine odaklanarak çocuğu sorgulamaya yönlendirmelidir. 

    ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİĞE DİKKAT!

    Eğer öğrenci gerçekten çaba göstermiş ve sınav kaygısı, stres, hastalık gibi sebeplerden süreci iyi yönetemediği için çabasını karne notlarına yansıtamamışsa öğrencinin “öğrenilmiş çaresizlik” dediğimiz ne yaparsam yapayım başarılı olamıyorum duygusuna kapılmaması olasıdır. Bu çok tehlikeli bir çıkarımdır. Öğrencinin çalışmaya karşı motivasyonunu ileriye dönük ortadan kaldırabilir. Bu yüzden böyle bir durumun yaşandığını düşünüyorsanız, çocuğunuza notlarıyla ilgili tabloya gerçekçi bir yerden bakmasını sağlayın, olumlu ve güçlü yanlarına dikkat çekin, çabasıyla gurur duyun.. Sınav kaygısı gibi psikolojik bir sebebe bağlı başarı düşüklüğü için de profesyonel destek almaya yönlendirin.

    KIYASLAMA YAPMAYIN!

    Karnelerin alınmasıyla birlikte notları iyi çocuklar da notları kötü çocuklar da olacaktır. Çocuğunuzu bireysel değerlendirin. Arkadaşlarıyla, kardeşleriyle, kısacası diğerleriyle karşılaştırmayın. Karşılaştırma, çocuğunuza kendini değersiz ve yetersiz hissettirir. Bu değersizlik hissi uzun vadede motivasyonunu olumsuz etkileyecektir. Çocuğunuz kendini başkalarıyla kıyaslarsa kendini değerlendirmeye yönlendirin, kendine odaklanmasını sağlayın. Başarı kişisel bir yerde kalırsa sağlıklı ve geliştirici olur.

    HER ÖĞRENCİ TATİLİ HAK EDER.

    Çocuğunuz hiçbir gayret göstermemiş olsa bile her sabah okula gitmek ve tam bir mesai süresi içinde orada belirli kurallara uygun yaşamak bir disiplin işidir. Sırf bu sebepten ötürü dinlenmeyi hak etmiştir. Sonuç ne olursa olsun çocuğunuza iyi ve verimli bir tatil imkanı sunmaya çalışın. Teknolojiden uzak, yaratıcılığını geliştiren etkinliklerle dolu bir program yapmaya gayret edin. Yaz tatili için her yaştaki öğrenciye verilebilecek en yararlı öneri ise kendi ilgisine uygun kitap okumaktır. Değerlendirilmeden, sadece keyif için kitap okumayı başaran öğrenci hayatı boyunca onu geliştirecek bir alışkanlığın tohumlarını atmış olacaktır.

  • Yarıyıl tatili ; ders çıkarmak, doğru ve yanlışları görmek için fırsat

    Sömestr tatilinin başladığı bu günlerde , çocuklarımızın karne heyecanı ebeveynleri de sarmış durumda. Bu tatlı heyecanı çocuklarımız için fırsata çevirmek de mümkün . Yarı yıl tatili dersler çıkarmak, doğru ve yanlışları görmek için önemli bir ara dönem. Kötü karne, tatil yok demeden önce; ebeveynlerin bazı dersler çıkaracakları alanları şöyle sıralayabiliriz;

    Ders çıkarmalıyız;

    Çünkü çocuğumuzun karnesi bir yerde ebeveynin yansıması ve ebeveynin karnesidir

    Çünkü işler iyi gitmemiş ise buradaki nedensellikle ilgili anne-babanın yeterince farkındalığı, ilgisi ve çözüm odaklı çabası yeterince olmamıştır, olamamıştır.

    Çünkü çocuğu tanıma ve tanımlama, güçlü ve daha az güçlü taraflarını belirleme, planlı-organize, keyifli ve ilgi duyduğu şekilde bir eğitim programı sunmada yetersiz kalınmıştır.

    Çünkü bunları yapmak yerine, çocuğun çıkmazları ve yetenekleri göz ardı edilerek moda haline gelmiş klişe bir yaklaşım olan ‘’kuru bir yüksek başarı beklentisi’’ içine girilmiştir.

    Çünkü karşılığı olmayan yüksek başarı beklentisinin olması için yeterli ders çalışma olmadığında ve başarı düzeyi yakalanamadığında ‘’sen tembelsin, çalışmıyorsun, kafan çalışmıyor’’ gibi itham edici, yargılayıcı, sorgulayıcı ve suçlayıcı bir tutum ve yaklaşım tarzı sergilenmiştir.

    Çünkü bunun yerine çocuğun yetenekleri ölçüsünde, koşullandırmayan bir yaklaşımda bulunulmamıştır ve kendisiyle ilgili her durumda birlikte karar vermeyi ‘’biriciklik’ kabul eden düşünce ve duygu paylaşımı yapılmamıştır.

    Yapılması doğru, çocuğa fayda sağlayacak konular;

    YAPILAN DOĞRUDUR;

    Çocuk ya da ergenin planlı programlı ders çalışması yönünde motivasyonu sağlanırsa ve bunun için uygun rol model arkadaşlara entegre edilirse,

    Eksik ya da yetersiz olduğu alanlar belirlenip bu yönde desteklenirse, ilgi duyduğu, haz ve keyif aldığı eğitim programı uygulanırsa,

    Çocuğun zor anladığı, hemen unuttuğu, bu nedenle çalışma motivasyonunun ve verim ortaya koymada becerisinin düşük olduğu dersler ve konular belirlenip bireysel eğitim desteği sağlanırsa,

    Tek bir hedef ya da seçeneğe koşullanıp plan yapmak yerine farklı ve yeteneğine uygun seçenekler öngörülürse

    Akademik başarısı yanında sosyal baş etme ve iletişim kurma becerisinin istenilen düzeye gelmesi için uygun çevresel ve okul destek sistemleri oluşturulursa ve yapılandırılıp sunulursa,

    Birinci dönem akademik başarısının daha iyi olmasını engelleyen çocuğun kendi çıkmazları ve bunu telafi edecek eğitsel desteğin eksikliği yönünde yeterince farkındalık ve düzeltilmesi için karalılık varsa,

    Bunun için çocukla birlikte karar verilip gösterdiği her çabayı ve verim olarak ortaya koyduğu her sonucu ödüllendiren, verimsiz ve olumsuz sonuçları gerekirse görmezden gelen bir yaklaşım benimsenirse; YAPILAN DOĞRUDUR..

    Ebeveynlerin yanlış yaklaşımlarının çocuğa zarar verecektir.

    YAPILAN YANLIŞTIR;

    Gösterdiği çabayı takdir etmek ve ödüllendirmek yerine sadece elde edilen başarıyı benimseyen ve önemseyen bir yaklaşım sergilenirse,

    Özellikle internet ya da sosyal medya bağımlılığı olan çocuklarda suçlamaya, kısır döngüye giren tartışmaya ve Dikkat eksikliği-Hiperaktivite bozukluğu belirtilerine yönelik danışmanlık ve değerlendirme gereksinimi düşünülmediyse,

    Ders çalışmayı önemsemeyen, umursamaz davrananan ve sorumluluğu olmayan çocuklarımız için ‘‘acaba biz onları sırf kendi oldukları için yeterince önemsedik mi ya da önemsiyor muyuz’’ sorusu dolu dolu karşılık bulmuyorsa,

    Birinci dönemde yetersizlik ya da olumsuzlukların (hem çocuk hem ebeveynde) nedenlerine yönelik çocukla birlikte değerlendirme yapılıp yeni yaklaşım tarzı ve olası destek sistemleri halen belirlenemediyse,

    Yetersiz ya da eksik olan durumların tespit edilip klinik ve/veya eğitsel destekleri hedefleyen bir öngörü ve buna yönelik plan yeterince yoksa,

    Çocuklara en büyük ve güzel karne hediyesi ‘’anne-baba ile geçirilen kayifli zamanlardır’’ prensibine uygun bir şekilde karne tatilini birlikte geçirerek zaman ve duygu paylaşımı yapılmıyorsa ya da yapılmadıysa,

    Çocuğun karne sonucunu sorgulamaktansa bununla ilgili fikirleri öğrenilmediyse ve ne düşündüğünü söylemesine fırsat verilmediyse; YAPILAN YANLIŞTIR

    UZMAN KİŞİ-EĞİTİMCİ-AİLE DÖNGÜSÜ ÖNEMLİ

    Sürekli ve planlı bir şekilde çalışıp didinmesine karşın hedeflenen başarıyı yakalamayan çocuklarımızın kendilerinin çabasının takdir edilmesine ve başarıyı engelleyen nedenlerin farkında olunmasına gereksinimleri vardır. Bu amaçla nedenlerin belirlenmesinde muhatabı olan gerçek uzmanından danışmanlık almak, okuldaki eğitimcilerin gözlemlerinden yararlanmak, ‘’uzman kişi-eğitimci-aile’’ şeklinde iletişim ve bilgi paylaşımı ağını oluşturmak gerekebilecektir. Algılama düzeyi ve hızı yetersiz olan ve hemen unutan bir çocukta ‘Özel Öğrenme Güçlüğü’, plan-program yapmada ve odaklanmakta zorlanan, ödevlerini erteleyen ve ders başarısını hiç önemsemeyen bir öğrencide ‘Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite’ bozukluğu, normal zamanda iyi yapan ve iyi düzeyde bilgiye sahip olmasına karşın sınavda başarısız olan çocukta ‘Performans ya da Sınav Kaygısı’ ve okula gitmede isteksizlik-okuldan kaçma davranışı sergileyen bir çocukta onu zorlayan bir derse karşı ‘Özgül Fobi’ ya da ‘Sosyal Fobi’ gibi nedenleri ortaya koymada ve nedenleri ortadan kaldırmada bu ‘üçlü iletişim ve bilgi paylaşım ağı’ olmazsa olmazdır

  • Karneyi Okumak

    Karneyi Okumak

    Eğitim-öğretim yılının 1. dönemini bitirmiş bulunuyoruz. Bütün bir dönem boyunca gösterilen çabaların karşılığının alınacağı gün nihayet geldi. Şüphesiz ki anne babalar da çocukları kadar heyecanla bu anı beklediler.

    Peki neden karne ebeveynler için bu kadar önemli? Çünkü karne ile anne-baba kendi ebeveynlik becerilerini de değerlendirdiğinden kendilerinin “başarılı/yeterli” veya “başarısız/yetersiz” olduğuna ilişkin algısını da etkiler. Yüksek notlarla dolu bir karne ile ebeveyn rahatlar ve kendinden, kendi tutumundan, çocuğunun ders çalışma davranışlarından memnuniyet duyar. Ancak düşük notların yer aldığı karnede ebeveynler çocuklarının eğitiminde kendilerini yetersiz hissederek başarılı olamadıklarını düşünürler.  Ebeveynler çocuklarının performansları üzerinden kendilerini değerlendirmeyi bıraktıklarında çocuklarının ruhsal gelişimine olumlu katkıda bulunup aralarındaki iletişim bağını kuvvetlendirebilirler. 

    Anne-babanın çocuklarıyla iletişiminin sadece akademik başarı temelli olması çok sağlıklı değildir. Çocukla iletişimin temeli “ders çalışma” ve “notlar” ile ilgili olduğunda çocukta “ben çok ders çalışırsam ve yüksek notlar alırsam annem babam beni sevecek” algısı yerleşecektir. Oysa çocuk her ne olursa olsun anne babası tarafından koşulsuz-şartsız sevildiğini bilmelidir ki, çocuk kendini değerli, önemli ve varlığının kabul edildiğini hissedebilsin ve olumlu bir kendilik algısı geliştirebilsin.

    Akademik başarının ön planda olduğu ailelerde kötü bir karne hoş karşılanmayacağı ve kabul edilmeyeceği için çocuk “utanç”, “suçluluk”, “yetersizlik” ve “beceriksizlik” vb. duyguları daha yoğun yaşar. Bu ise, depresif duygu durumunu tetikleyerek depresyona yol açabilir. Ayrıca bu tarz ailelerde çocuk iyi notlara ve karneye sahip olsa da daha iyisinin olunması mesela “tüm notların 100 olması” gibi beklentiler bulunabilmektedir. Bu da çocuğun performans kaygısı yaşayarak kaygı bozukluğu geliştirmesine neden olabilir. 

    Aslında karne, hangi derslerde başarılı olunduğunu ve hangi derslere daha iyi çalışılması gerektiğini gösteren bir yol haritasıdır. Bu yol haritasını iyi okuyarak eksiklikleri tespit edip gidermeye çalışmada çocuğa rehberlik edilmeli gerekirse bir uzmandan destek alınmalıdır. Akademik başarıyı; algılama seviyesi, dikkat becerisi, bilgiyi kaydetme-saklama ve hatırlama becerileri, motivasyon, öğretim sistemi ve anne-baba tutumu gibi pek çok faktör olumlu veya olumsuz etkileyebilmektedir.

    Akademik başarısızlığın nereden kaynaklandığı bilinirse ona göre eğitim planı oluşturulabilir ve akademik başarının gelişimi desteklenebilir.

  • Karne sendromu atıldı mı?

    Şimdi tatil dönemi nasıl geçirilmeli?

    Türkiye çapında tüm çocuklar karnelerini aldı ve 3 ay sürecek yaz tatili dönemi başladı. Karne ile birlikte gelen sevinç, gurur ve bazen de üzüntü var. Önemli olan üzüntünün az ve geçici olması. Burada da görev her zaman olduğu gibi yine anne ve babalara düşüyor. Ebeveynler çocuklarını suçlamak yerine başarısızlık unsurlarını daha geniş açıdan ele almalı ve çocuklarını yapıcı şekilde yönlendirmeli.

    “Karne”nin çocuk ve ebeveynler üzerindeki etkileri

    İyi ve çok iyi gelen bir karne ile sevinmek ve gururlanmak ebeveynlerin ne kadar hakkı ise iyi gelmeyen bir karneden de bazı çıkarımlar yapmak gerekiyor. Acaba sorun çocukta ve çalışma gücünde mi? Okul ve öğretmen ile aile iletişiminden mi? Bunlar detaylı bir şekilde irdelenip nedenler tespit edilmeli ve sonucunda da gerçekçi çözümler getirmeli.

    Gerçekçi çözümler oluşturulurken çocuğun gelişimi, entelektüel (zihinsel) özellikleri, beğeni ve istekleri ile özel beceri alanlarının göz önünde bulundurulması gerekiyor. Bunlar da hoşgörülü, özgür bir yaşam ortamında ortaya çıkar. Aynen hayatın kendisi gibi çocuklar ve gençler de çok renkli ve çeşitlidir. Her biri başlı başına bir değerdir. Bizim kültürümüzde çocuklarımız çok değerlidir ancak birey ve insan olarak kendine özgün oldukları çoğu kez unutuluyor.

    Kıyaslamanın getirdiği değersizlik hissi

    Karne aslında çocuk ya da ergenin değerlendirildiği bir belge. Değerlendirmede daha çok notlarla ya da en yeni şekli ile iyi – çok iyi şeklindeki derecelendirme ile çocuğun zihinsel yetileri, kişisel gelişimi ve beceri alanları değerlendiriliyor. İyi ya da çok iyi ile derecelendirilen alan bize çocuğun o alanlarda gerek donanımının gerekse de becerilerinin iyi olduğunu ifade ediyor. İyi olarak derecelendirilmeyen alanlar ise hem aile hem öğretmenler için üstünde daha çok durularak nedenlerinin araştırılması ve altta yatan nedene göre de çocuğun ileri eğitim ve öğretimi için hatta meslek seçimi için yönlendirilmesi gerekiyor.

    Yaşayan milyonlarca insanın hiçbiri diğerine benzemediği gibi her çocuğun da zihinsel kapasitesi, kişisel gelişim derecesi ve becerileri az ya da çok birbirinden farklıdır. Yani hepsinin her alanda aynı olması beklenemez. O halde özellikle ebeveynlerin sıklıkla yaptıkları “kıyaslama”nın yanlışlığı da aşikardır. Ayrıca bu yanlış çocuk üzerinde en hafifi ile değersizlik, suçluluk duygularına yol açar. Hiç kuşkusuz her anne-babanın en değerli varlığı çocuğudur ve o değerli varlığın ruh ve beden sağlığı da yine anne-babalar için en baştaki isteğidir. İşte bu gerçekten yola çıkarak çocuk ve ergenlerimizin ilk önce sağlıklı, mutlu ve sonra başarılı olmalarını dilemek, dilemenin ötesinde sağlamamız gerekiyor.

    Nasıl bir tatil?

    Tatilden anlaşılan da her aile için farklı olabiliyor. Bazıları için geniş aile büyüklerinin yanına gitmek, bazıları için sahile denize, yaylaya gitmek, bazıları için ise bir dost ağabeyin yanında çalışmak olabiliyor. Her türlü tatil çocuk ve ergen için özel deneyimler kazandırıyor.

    Genç ve çalışan anne-babaların senelik tatil izinleri çocukların uygun yaz tatilleri ile tam da uyuşmayabiliyor. Ancak bizim kültürümüzde geniş aileden yardım almak gibi özgün ve güzel örf ve adetlerimiz var. Bu çocuk ve ergen için de kaçınılmaz bir fırsat oluyor. Rutin yaşamın dışında akrabalarla farklı bir zaman dilimi ve yaşam geçirmek gerek bireysel gerekse de sosyal gelişimine umulmadık olumlu katkılar sağlıyor.

  • Doya Doya Tatil

    Doya Doya Tatil

    Milyonlarca öğrencinin heyecanla beklediği karne günü geliyor…Uzun ve

    zorlu bir eğitim öğretim döneminin ardından çocuklar karneleriyle birlikte yaz tatiline

    girecek. Çocukların karne notuna ve başarılarına gösterdikleri tepkiler çocuktan

    çocuğa farklılaşıyor. Kimi çocuk neşeli, mutlu, heyecanlı, coşkulu, sevinçli

    karşılarken karnesini kimi çocuk ise üzgün, hayal kırıklığına uğramış, korkulu,

    kaygılı, öfkeli, çaresiz hissedebiliyor. Bu farklılaşmaya neden olan etkenler başarılı

    ya da başarısız olma durumu olduğu gibi karne notunun çocuğun beklentisine uygun

    olması ya da olmaması olabilir. Ancak en önemlisi karnenin taşıdığı anlam, yani

    karnenin çocuk için ne ifade ettiğidir.

    Karne ne ifade ediyor?

    Karne; okul yönetimince öğrencilere dönem sonlarında verilen ve öğrencinin

    her dersten aldığı notlarla okula devam durumunu vb. gösteren belgedir. Aslında

    karne nelere daha iyi çalışmak gerektiğini çocuğa, ailesine ve öğretmene hatırlatır.

    Asıl işlevinin dışında karneye yüklenen anlam;

    çalışkan olduğunu gösteren belge,

    zeki olduğunu kanıtlayan belge,

    yetenekli olduğunu gösteren belge,

    hayat başarısını belirleyen belge,

    yeterli olduğunu gösteren belge,

    Örnek çocuk olduğunu gösteren belge,

    Uslu çocuk olduğunu gösteren belge,

    Geleceği belirleyen belge…..vs,

    gibi anlamlar içeriyorsa bu durum çocuk için sorun olabilmektedir. Beklentiler yada

    yüklenen anlam karşılanmadığında hayal kırıklıkları, üzüntü, kaygı, öfke, özgüven

    düşüklüğü, içe kapanma vb. Olumsuz duyguların yaşandığı görülmektedir.

    Olumsuz duygu ve düşüncelerin gelişiminde ebeveyn tutumu, ailelerin,

    çocuğun notlarına ve performansına gösterdikleri tepkiler önemlidir. Beklenmeyen

    karne notları karşısında gösterilen aşırı tepkiler, çocuklar için kaygı, endişe, korku ve

    suçluluğa sebep olabilir. Çocuğun karne notu üzerinden değerlendirilmesi kendilik

    algısı üzerinde olumsuz etkiler yaratarak özgüvenini zedeleyebilir. Karneden beklenti

    ne kadar yüksekse, karneye yüklenen anlam ne derece büyükse karşılanmadığı

    durumlardaki hayalkırıklığı da o derece büyüktür.

    Aile Yaklaşımı Nasıl Olmalıdır?

    Ailelerin çocuktan beklentileri, çocuğun yaşına, gelişim düzeyine, ilgi ve

    yeteneklerine, sorumluluklarına ve olanaklarına uygun olmalıdır. Çocuğu suçlamak,

    eleştirmek, kıyaslamak kendisini daha da kötü hissetmesine sebep olacağı için

    öncelikle çocuğun olumlu yönleri ön plana çıkarılmalıdır.

    – Aileler karne ve karne notuyla ilgili duygu ve düşüncelerini çocuklarıyla

    paylaşmalı ve çocuğun da duygu ve düşüncelerini ifade etmesi için onu

    desteklemeli

    – Düşük notlar hakkında karşılıklı konuşularak nedeni tespit edilmeye

    çalışılmalı, amaç çocukta farkındalık yaratmaya çalışmak olmalı.

    – Olumlu yönleri mutlaka övülmeli ve desteklenmelidir.

    – İşbirliği içerisinde düşük notların nasıl telafi edileceği konuşulmalı, etkili

    çözüm yöntemleri gözden geçirilmeli

    – Çocuklar kendilerini güvende hissedecekleri sınırlara ihtiyaç duyarlar.

    Ebeveynlerin aşırı müdahale etmeden, sınırlar çerçevesinde çalışma planı

    oluşturmaları çocuğun kendi sorumluluklarını almalarına yardımcı olur.

    – Çocuğun aldığı not üzerinden değerlendirme yapmak yerine dönem boyunca

    gösterdiği çabası vurgulanmalıdır.

    – Dışarıdan sürekli müdahale etmek yerine, çocuğun zorlandığı alanlarda içsel

    motivasyonunu harekete geçirmesine yönelik yaklaşımlarda bulunmak

    önemlidir.

    – Çocuk başka çocuklarla kıyaslanmamalıdır. Her çocuk biriciktir.

    - Çocukla ilişki sadece okul, ders ve karne başarısı üzerinden olmamalı, her

    koşulda sevildiğini çocuğa hissettirmek özgüven gelişimi açısından oldukça

    önemlidir.

    Unutulmamalıdır ki, alınan karne tüm akademik hayatı belirleyen tek gösterge

    değildir. Eğitim ve öğretim bir süreçtir ve bu süreçte zaman zaman dalgalanmalar da

    olabilir. Alınan karne çocukların hayatları boyunca alacakları ne ilk ne de son karne

    olacaktır. Bu nedenle çocuğun karnedeki notlarına değil, dönem boyunca gösterdiği

    performansına itibar edilmelidir.

  • Karne Günü Ebeveynlerin Aldığı Not

    Karne Günü Ebeveynlerin Aldığı Not

    Karne günü çocukların dönem boyunca ya da sene boyunca göstermiş olduğu performans değerlendirmesinin belge şeklinde alındığı gündür. Bu gün eskiden e-okul sistemi kullanımda değilken daha önem teşkil ederken günümüzde de hala büyük önem taşımaktadır.

    Neler olur karne gününde? Çocukların kimi alacağı belgenin heyecanıyla okula giderken, kimi eve döndüğünde ailesinin tepkisinden korkarak okula gider. Kimi sevinç göz yaşları döker çünkü bu çocuğumuz 95 aldığında da 100 almadığı için ağlar. Kimiyse evde alacağı cezaları, bağırış seslerini ve bu sefer kimin takdir belgesiyle kıyaslanacağını düşünerek ağlar.Daha da ötesi kimi çocuğumuz geleceğe dair “bunda sonra…” cümleleri kurar.

    Aslında karne günü en büyük notu ebeveynler takındığı tavırlarla alır.

    Çocuklarınızla aranızda farklı bir iletişim bağının olduğunu, onların sizi anlayacağını ve onları üzmek istemeyeceğinizi tahmin ediyorum.Benim burada ilgilendiğim konu tavırlarınız doğrultusunda çocukların hissettikleri ve iç muhakemesi.

    Neler yapılabilir?

    •Karne günü çocuğunuz eve geldiğinde kalkık kaş, meraklı gözlerle “gel bakalım, getir karneni” diyerek söze başlamayın. Önce halini hatrını, gününün nasıl geçtiğini sorun. Çocuk karneye değil kendisine önem verdiğinizi hissetsin.

    •Karneyi gördüğünüzde önceliğiniz iyi notları görüp iyi notlar hakkında konuşmak olsun, eğer karnede zayıf ya da düşük notları görüp hemen tepkiye başvurursanız çocuk da kendisini savunmaya alabilir.

    •Düşük notların olduğunu zaten artık e-okul sisteminden takip etmiş olmalısınız. Bu durum aslında sizin için bir sürpriz olmamalı.

    •Düşük notlar konusunda nasihatlara başlamadan önce çocuğunuza bu notlar hakkında ne düşündüğünü sorun. Sizin söylediklerinizdense kendi düşünceleri daha çok aklında kalacak ve sonrasında çalışmasına ona göre bakacaktır.

    •Son olarak katılıp katılmadığınıza veya kendi düşüncelerinizi “komşunun kızı, amcanın oğlu” diyerek kıyaslama yapmadan sadece kendi çoçuğunuzu düşünüp ona ve ailenize değer vererek belirtiniz.

    Çocuklarımıza ve sizlere başarılar ve iyi tatiller dilerim!

  • ÖĞRENCİNİN VE AİLENİN HEYECANI: KARNE

    ÖĞRENCİNİN VE AİLENİN HEYECANI: KARNE

    Okullar bitiyor. Tatil yaklaştıkça öğrencinin de ailenin de ortak heyecanı karnenin nasıl olacağıdır. Karne üzerine konuşmalar; ödüller,cezalar,korkular,heyecanlar, stres, karneyi saklama isteği… Hepsi tek tek gündem olur.

    Öncelikle okul karnesinin tanımını yapmak lazım. Dönem sonunda okul yönetimi tarafından verilen her dersin başarı durumu ile devam, yetenek ve genel bir gidiş halini gösteren belgeye karne denir. Karne çocuğun, ailenin ve eğitim sisteminin notlandırılmasıdır. Bu sebeple iyi ya da zayıf nottan çocuk, aile ve okul birlikte sorumludur.

    Çocuklar, aileler ve okullar farklı farklıdır;

    Çocuğun kişisel özellikleri; zeka türü, anlama anlamlandırma düzeyi, adapte olma düzeyi farklıdır. Kavrayış özelliklerinin farkı zeka seviyesinin az ya da çok olmasıyla ilgili değildir aksine her çocuğun en iyi kavrayacağı bir sistem vardır. Ders başarısının yüksek olması öğrenciye uygun eğitim sistemiyle mümkündür. Başarısız diye adlandırdığımız çocuklar doğru ders çalışma teknikleriyle ders çalışmayan çocuklardır aslında.

    Aileler de farklı farklıdır. Bazı aileler çocuğuyla konuşabilen onun duygularını anlamaya çalışan bir yapıya sahipken bazıları korkutarak başarıya ulaşmaya çalışmaktadır. Unutmayın çocuk ders çalışmak istemiyorsa, çalışmıyorsa, hedefi yoksa, sürekli bilgisayar başındaysa, karnesinde notları çok zayıfsa ‘direnç’ gösteriyor demektir. Bu da şu anlama gelir; duygusal olarak anlaşılmamış çocuklar bilinçdışı tepki olarak tüm beklentilerin tam aksi davranırlar.

    Okulun sitemi ve öğretmenin eğitim yaklaşımı çok kritiktir. Her öğrenci her konuyu kavrayabilir, uygun yöntemi bulmak öğrenciyi tanımak çok önemlidir.

    Ve Karne…

    En kötüsünden başlayalım. Anne babalar çocukları kötü karne getirdiklerinde yapabilecekleri ile ilgili tehditler savurmaktadır. Zaten belli olan karne ile ilgili olarak çocukları korkutmak bir şeye fayda etmediği gibi çocukların alternatif yöntemler bulmasına ya da korkudan ailelerinden uzaklaşmasına sebep olabilir. Çocuğun aileden korkması, hissettiklerini paylaşamamasına, içine kapanmasına ve kendini iyi hissedeceği zararlı alışkanlıklar edinmesine sebep olabilir.

    Çok ödüllendirilen çocuklar da vardır. 3.sınıftadır çocuk en iyi bilgisayar, en iyi telefon, en iyi ayakkabı, en iyiler çoktan ödül olarak alınmıştır. Bu durumda her seferinde daha fazlasını alma ihtiyacı doğacaktır. Zamanla ödülün başarıyı pekiştiren tarafı kaybolur ve aile ne yapacağını bilemez hale gelebilir.

    Umursanmayan çocuklar. İyi, kötü,çok iyi ne olduğunun önemi yoktur. Aile hiçbir şekilde çocuğunun karnesini görmez, umursamaz. Karne herkesin gündemiyken görülmeyen bu çocuklara baktığınızda zamanla kendilerini göstermek için farklı alışkanlıklar geliştireceklerini görebilirsiniz.

    Başarılı karne ve sürekli başarıya teşvik edilen çocuklarla ilgili olarak ise şu çok önemlidir. Bu çocuklar başarısız sonuçlar elde ettiklerinde ne yapacaklarını nasıl davranacaklarını bilemedikleri için çok ciddi kırılma, içe kapanma, ders çalışmama isteği ve özgüven kaybı yaşayabilirler.

    Nasıl yaklaşmalıyız?

    Başarısız bir karne söz konusuysa; başarısızlığın neden kaynaklandığı bulunmalıdır. Okul aile ve öğrenci işbirliği halinde olunmalıdır. Anne ve baba çocukla onu anlamak için konuşmalıdır. Konuşmanın şekli ve içeri kızmadan, öfkelenmeden, ceza ya da ödülden bahsetmeden olmalıdır. ‘Karnen nasıl olursa olsun biz seni seviyoruz ve önemsiyoruz, senin geleceğini de önemsediğimiz için okul başarısının senin hedeflerine katkı sağlayacağını düşünüyoruz’ diyerek çocuğa konuşma hakkı vermek gerekir. İlerde ne olmak istediği, hedefine ulaştığında nasıl hissedeceği, nasıl mutlu olacağı gündem olduğunda çocuk anlaşıldığını hissetmeye başlayacaktır. Aile içinde olan iletişim bozuklukları ve anne babanın çocuğa yaklaşımı da çocuğun ders çalışmasına direnç oluşturabilir.

    • Anlayan ve dinleyen anne baba olarak, çocuğun kendini ifade etmek için başarısızlığı tercih etmesini engelleyebilirsiniz.

    • Sürekli başarılı olan, başarısız olmayan çocuklar için başarısız bir sonuç yaşama durumunda ciddi kırılma yaşamamaları için ‘dünyanın sonu olmadığı’ ‘tekrar tekrar deneyebileceği’ güveni verilmelidir.

    • Çocuğunuz başarılı olmasa da sizin tarafınızdan sevileceğini ve onaylanacağını bilsin, başarılı olmak ikinci basamakta kalsın.

    • Ödül verirken abartıya kaçmamak önemlidir. Çocuğun ihtiyacı olan ve çıtayı yükseltmeden, sadece başarısını pekiştirmek için ödül verilmedir. Çocuk ödül için başarılı olmamalıdır, başarılı olduğu için ödüllendirilmelidir.

    • Çocuğunuzu önemseyin ve görün; siz onları onaylamadıkça onaylanmak için başka başka alışkanlıklar edinecekler. Oldukları gibi kabul edin ki, onaylayın ki sevildiklerini hissetsinler.

    • Çocuğunuzu her şeye rağmen sevin, karne iyi de olsa kötü de olsa önce çocuğunuz yanınızda onu fark edin, sonra karneyi konuşun.

    • Bol zayıflı bir karne düzenlenebilir, çocuğunuzun içindeki duygusal sorunların düzelmesi biraz daha fazla zaman alabilir. Psikolojik ve fiziksel sağlık önceliğiniz olmalıdır.

    • Çocuğunuzun başarılı olduğu alanlar vardır, bu alanlardaki başarılarını takdir ederek aynı başarıyı diğer alanlarda da elde edebileceğine dair güven oluşturun.

  • Karneler Ödül ve Ceza Aracı Olmamalıdır

    Karneler Ödül ve Ceza Aracı Olmamalıdır

    Karneler Ödül ve Ceza Aracı Olmamalıdır

    Karnesi çok iyi olan öğrenci için ödül ne olmalıdır?

    Elde ettiği başarı mı, bu başarıya dayandırılarak alınacak bir hediye mi?

    Başarının en büyük ödül olmasını sağlamak gereklidir. Çocuklara verilecek hediye büyük bir maddi bedeli olmayan, okuyacakları bir kitap, dinleyecekleri müzik CD’si veya bir oyuna ya da film izlemeye gitmek olabilir. Takdir etmek, başarısının nedenlerini konuşmak da ödül olarak kullanılabilir. Ödüllendirmede aşırıya kaçılması durumlarında çocukların başarmak, öğrenmek için değil başarının sonunda elde edeceği hediyeye ulaşmaya çalıştığını görürüz. Bu durum da öğrenme sürecinin zorluklarına katlanma konusunda öğrenciye motive edici sağlıklı bir güç değildir.

    Karnesi iyi olmayan öğrenciye ceza verilmeli midir?

    İyi olmayan karne hakkında konuşmak aile için zor fakat aslında aileleri birbirine yakınlaştıran önemli fırsatlardır. Karnesinin iyi olamamasını suçlamadan, aşağılamadan, kıyaslamadan, öfkelenmeden konuşabilmek oldukça önemlidir. Akşam yemeğinden sonra oturup karnedeki notlarının düşme nedenlerini yargılamadan araştırmak ve birlikte çözüm yolları bulabilmek anne-babayı çocuğuyla daha da yakınlaştıracaktır. Örneğin, TV izleme saatleri, internete girme sıklığı, telefonun rolü, uyku saatlerinin, tekrar edip-etmemesinin bu sonuç üzerindeki etkileri konuşulabilir. Anne-babalar uygun bir ses tonuyla karnesine üzüldüğünü fakat bu durumun ona duyduğu sevgiyi değiştirmediğini ifade edebilmelidir. Böyle bir durum karşısında çocuk bir sorun ya da sıkıntımız olursa biz aile olarak bunu konuşabilir ve üstesinden de gelebiliriz duygusu yaşayacaktır. Suçlayıcı, aşağılayıcı, kıyaslayıcı ya da öfkeli bir yaklaşım karşısında ise çocuk ailesinin kendisini ancak başarılı olursa sevdiğini bu başarısızlık karşısında artık sevilmediğini hissedebilecektir.

    Dolayısıyla karnelere ödül ya da ceza vermek yerine bir dönemi değerlendiren bir araç olarak yaklaşabilmek gerekmektedir.