Etiket: Kardeş

  • Kardeş ilişkileri

    Bir kardeşe sahip olmak çocukları diğer insanları fark etmeleri konusunda daha etkin yapar. Basit anlamda kardeşine eş sayılabilecek bir yaştaki başka biriyle etkileşim içine girmek, çocuğunuzun iletişim becerilerinin gelişmesine yardımcı olur ve ileriki, hayatında hem sosyal ilişkileri bakımından, hem de başka insanların değişik bakış açılarını anlaması bakımından gelişmiş bir kapasiteye sahip olmasına yardımcı olur. Bazı çocuklar kardeşleri söz konusu olduğunda toleranslı davranırken bazıları daha çelişik duygular taşıyabilir. En kötüsü de yeni gelen kardeşlerine düşman kesilmeleridir. Bu tepkiler dünyanın her yerinde, her zaman bu şekilde gerçekleşebilir.

    Kendilerini düşmanları olarak gören ağabeylere, ablalara sahip bebekler endişe hissetmeye çok daha meyilli olup, ergenliğe ulaştıklarında daha agresif ve mutsuz tutumlar sergileyebilirler. Bunun dışında ailelerinde diğer kardeşe daha çok ilgi gösterildiğini anlayan kardeşler anne baba için zor bir çocuk olmaya devam ederler. Bu nedenle kardeşleri birbirleri ile tanıştırırken iyi bir başlangıç yapmalarını sağlamak gerçekten önemlidir. Onlara bilinçli bir şekilde ayrı ayrı ilgi göstermeyi başardığınız sürece oluşabilecek olumsuzlukları en aza indirgemek çok kolay olur.

    Aileleri geniş olan çocuklar genelde daha kolay arkadaş edinir ve başka insanları tolere etme konusunda daha duyarlı davranırlar. Tek çocuk olanlar ise başarılı olmaya meyilli ve hayal güçleri daha geniş olabilir ancak sürekli yetişkinler ile etkileşim içinde olduklarından kendi yaşıtlarına göre olgun görünür ve yaşıtlarıyla sohbete girmeyip hayali arkadaşlarıyla vakit geçirmek isteyebilirler. Tek çocuğun, iki ya da birkaç kardeş olanın birçok avantajı – dezavantajı olabilir ancak burada ebeveynlerin sağlıklı, tutarlı, adil tutumları çok önemlidir

  • Y KUŞAĞI DANIŞANLARLA NASIL İLETİŞİM KURULMALI?

    Y KUŞAĞI DANIŞANLARLA NASIL İLETİŞİM KURULMALI?

    Y kuşağı 1980 ile 1999 yılları arasında milenyuma ramak kala doğmuş orta kuşak nesildir. Burada ben Y neslini Adler’in ortanca kardeş kuramına çok benzetirim. X ve Z kuşağının arasına sıkışmış hisseden bu nesil kararsız,denge kurmaya çalışan, yaşamın kendisine hakkı olanı vermediğini düşünen bir nesildir.

    Ben de o kuşağa mensup bir psikoterapist olduğum için o sıkışmışlık hissine oldukça aşinayım. X kuşağını yine Adler’in en büyük kardeş kuramına , Z kuşağını ise en küçük kardeş kuramına oldukça yakın buluyorum. Bunlara biraz değinecek olursak; 

    X kuşağı 1965-1979 arası doğanlardır. Bu kuşak yaşlıların , aile büyüklerinin en çok sevdiği ve kendine yakın bulduğu kuşaktır.Kurallarla büyümüş,otoriteye saygıda kusur etmeyen,sadakat ve çalışkanlığa aşırı önem veren sabırlı bir nesildir.Az önce de söylediğim gibi Adler’in en büyük kardeş kuramıyla örtüşmektedir. Bunlar ; ‘’Genellikle ilginin odağında doğmuştur. Ailenin ilk göz ağrısıdır ve en fazla ilgi ona gösterilmiştir. Fakat bu durum yeni bir kardeşin doğumu ile son bulur. Artık ilgi yeni bebeğe yönelmiş ve o tek olma özelliğini yitirmiştir. Yeni gelen bebek onun alışmış olduğu sevgiyi çalmıştır ve paylaşmaya alışmalıdır. İlk çocuğun gelişi eşlerin toyluk dönemine rastlar. İlk gebelik ve ilk doğum eşler için en heyecanlı olaydır. Evliliğin bu ilk ürünü , en yüksek beklentilerle karşılanır.Eşler en çok ilk çocuklarını kendilerinin bir örneği gibi görmek eğilimindedirler. Bu sakınca yanında ilk çocuğa verilen önem ve ana babanın gösterdiği yakın ilgi toyluklardan doğan yanılgıları önemsiz kılabilir’’ (Yörükoğlu,2003)

    Yine X kuşağı en büyük kardeş gibi ‘’Bağımlı olmaya ,çok fazla çalışmaya ve hep önde olmak için çaba gösterme eğilimindedir.Sahneye bir kardeş çıktığında ise kendini ilgi odağının dışında bulur.Artık tek veya örnek değildir. Yeni gelenin adeta davetsiz misafir olarak, alışık olduğu sevgi elinden aldığına inanmaya hazırdır.’’(Corey,2008)

    Z kuşağımız ise 2000 yılı ve sonrasında doğanlardır. En büyüğü 16 yaşındadır. Z kuşağı ise Adler’in en küçük kardeşine oldukça yakındır. ‘’Her zaman ailenin göz bebeğidir, hiç büyümez. Aile de onu gözünde büyütmez. Ailenin ilgisini diğerleriyle paylaşmak zorunda değildir.Ailenin hep oyuncak bebeğidir ve o devamlı şımartılabilir.Çevre onunla hep sevimli ,hep küçük çocuk olarak ilgilenir. Bu durum çocuğun benmerkezci tutumlar geliştirmesine sebep olabilir.Büyüdüğü zaman da çevresinin hep kendine ilgi göstermesi gerektiğini düşünür.Bu çocukların uzun süre çocuk kalması istenir.Disiplin daha da gevşemiştir. İstediklerinin nerdeyse hepsini elde eder. Kısaca ‘’bencil ve şımarık’’ büyütülmesi için iyi bir ortam oluşturulmuştur. Durumunu kendi çıkarına kullanmaması için de bir neden yoktur.’’ (Yörükoğlu,2003)

    Başka bir deyişle X kuşağı süper egonun üstün olduğu,Y kuşağı söylenenlerin aksine egonun en dengede olduğu ;Z kuşağı ise id tarafından yönetilen bir kuşak olmuştur da diyebiliriz.
    Y kuşağı bu arada denge kurmakta zorlanan, X kuşağı gibi itaatkar olmayı da , Z kuşağı gibi benmerkezci olmayı da reddeder. Bu da kendi ruh halinde dengesizliklerin oluşmasına zemin hazırlar.X kuşağı tarafından saygısızlıkla , Z kuşağı tarafındansa geri kalmışlıkla eleştirilir. Aradaki bu çağ farkları birbirini kıskanan üç kardeşin kıskançlıklarına ve farklılıklarına oldukça benzemektedir. Bu açıdan kitlelerin kardeş kıskançlığı olarak nitelendirilebilir.

    Y kuşağına mercek ile bakacak olursak ,bu kuşak genelde son zamanların daha kendini bulamadan hızlıca evlenip boşanan ,kolay zincirlenemeyen isyankar kuşağıdır da diyebiliriz. Adalet duygusu oldukça gelişmiş bir nesil olan Y kuşağının en fazla çatışma yaşadığı konu da yine ortanca kardeş gibi hak ve adalet konularıdır. Bunu Z nesli gibi sosyal medyayı bir iletişim aracı gibi kullanarak değil de hak ve adalet adına sesini duyurmak ,haykırmak için kullanır. Esnek çalışma saatleri olsun isterler, X kuşağı gibi çabuk itaat etmezler,karşı çıkar ,bağırır ve özgürlüklerine düşkünlüklerinden kendi işini kurmak için acele ederler.

    Özgürlüklerine aşırı düşkün oldukları için ,kendi ayaklarının üzerinde durup hayatlarının sorumluluklarını ve kontrolünü bir an önce alırlar.Bununla beraber eğlenmeye adalet için yürümeye,kadın-erkek eşitliğine modern ve güzel olan tüm değişimlere hazırdırlar. X nesli tarafından genellikle kıskanılırlar ve yaptıklarıyla genel olarak saygısız olarak nitelendirilirler. Z nesli ile X nesline göre bir çok konuda daha uyumludurlar diyebiliriz. 

    Y nesli ile iletişim kurabilmenin yolunun bu sıkışmışlık duygusunu anlamaktan geçtiğini düşünüyorum. Bu kuşakla iletişim konusunda sıkıntı yaşamamak istiyorsak bu özelliklerini ve yaşadıkları sıkıntıyı anlamaya çalışarak başarabiliriz diye düşünüyorum. Yine X ve Z arasında denge kurmaya çalıştıkları için yaşadıkları iç çatışmaları çözmelerine yardımcı olmaya çalışarak ; dengesiz ve rakabetçi taraflarını yargılamadan iletişime geçerek Y kuşağının yanında ona destek olmak için var olabiliriz diye düşünüyorum. 

    X,Y ve Z kendilerine sunulan ortam tarafından şekillenen nesiller ve ne acımasızca eleştirilmeyi hak ediyorlar ne de onlar üzerine yazı yazılmasını. Adler ‘in kardeş kuramı gibi nesillerin kardeşliği de kıskançlık temelinde bakılırsa daha da anlaşılabilir diye düşünüyorum. Her geçen gün yaşlıların gençlere olan hasedi biraz daha artmakta ;çünkü her gelen nesil biraz daha özgür, biraz daha şanslı ve hakkı olanı almak için çabalıyor bu aşikar bir şekilde göze çarpmaktadır. Umarım bu kıskançlık bir an önce bu sona erer ve çok daha sağlıklı nesiller yetişir.
    Uzman Psk. Fatma EFE

    Kaynakça:
    Jarette, C. (2013). 30 Saniyede Psikoloji. Çin: Caretta.
    Akyazı, E. & Tutgun Ünal, A. (2013). İletişim Fakültesi Öğrencilerinin Amaç, Benimseme, Yalnızlık Düzeyi İlişkisi Bağlamında Sosyal Ağları Kullanımı,Global Media Journal TR, 
    Modern Psikoloji: “Alfred Adler Psikolojisine Giris ve Tum Calismalari” (Yörükoğlu,2003; Corey,2008 )

  • Kardeş kıskançlığı

    Her doğumda anne, baba ve çocuk arasında özel bir bağ kurulur. Aile bireylerinin ilişkisi yeni bir boyut kazanır. Yeni bebek hastaneden gelir gelmez kardeşler arası rekabet ortaya çıkar ve bazen uzun yıllar süregelir. Kıskançlık doğaldır ve çok acı verir. Ancak dinamiktir ve çocuğun geleceğe doğru ilerlemesini sağlar. Kardeşler arası rekabet gerçek yaşamın bir yansımasıdır. Kıskançlığın yıkıcı hale dönüşüp, çocuğun hayatını engellememesi için yeni bebeğin aileye katılımıyla ilgili doğum öncesi ve sonrası döneme ilişkin bazı öneriler şunlardır:

    Bebeğin ve diğer kardeşin yatak odaları mümkünse ayrılmalı, mekanın düzenlenmesinde çocuğun tercihlerine de önem verilmelidir.

    Yeni bebeğe takılacak isim konusunda diğer kardeşlere fırsat tanınmalıdır.

    Kardeş ultrasonografi muayenesinde bulunabilir ya da elde edilen görüntüler ona da gösterilebilir.

    Bazı çocuklar doğum sırasında annenin zarar göreceği endişesini taşırlar. Bebeğin oluşumu ve dünyaya gelmesine ilişkin yaşına uygun, kısa ve doğru bilgi anne-baba tarafından çocuğa verilmelidir.

    Aileye yeni bir bebeğin katılmasını konu alan hikâyeleri ebeveynler çocuklarıyla birlikte okuyarak tartışabilirler.

    Okul öncesi çağ çocuğu anne—babanın da katılımıyla oyuncak bebekle oynayarak, onu yıkayıp giydirerek dünyaya gelecek bebeğin günlük yaşamlarını nasıl değiştireceği konusunda deneyim kazanabilir.

    Yakın aile ve arkadaş çevresinde yeni doğan bebek varsa ziyaret edilmesi, anne-babanın bebeği kucaklayarak sevmeleri çocuğu kardeşinin doğumuna hazırlar.

    Doğumun ne zaman olacağı hakkında çocuğun bilgilendirilmesi, yapılan hazırlıklarda çocuktan yaşına uygun yardım istenmesi ve doğum sonrasında çocuğun annesini ve bebeği hastanede ziyaret etmesi önerilmektedir.

    Anne-babanın çocuğa kendisini sevdikleri gibi, bebeği de seveceklerini açıklamaları önemlidir.

    Bebeğin bakımında çocuğa yaşına uygun sorumluluk verilmelidir. Örneğin okul öncesi çağ çocuğundan kardeşinin bezini getirmesi, ilkokul dönemindeki büyük kardeşten bebeğin mamasını hazırlaması istenebilir.

    Yeni doğanın resimlerinin yanı sıra kardeşin de bebeklik fotoğrafları ev ortamında sergilenmelidir. Varsa video çekimleri çocuğa gösterilerek, onun da bebekken annenin yoğun bakımına gereksinim duyduğu somut örnekler üzerinden anlatılmalıdır.

    Anne—babanın çocuğa, yeni doğanla birlikte aile içinde sahip olduğu yeri kaybetmeyeceğini, yeni haklar elde edeceğini hissettirmeleri önemlidir. Örneğin “Kardeşin küçük olduğu için evde kalacak ama sen bizimle birlikte sinemaya gelebilirsin.”

    Kardeşler arasındaki kıskançlığı körükleyen en yaygın anne—baba tutumları; ailede bir gözbebeği belirleme, çocukları birbirleriyle kıyaslama, cinsiyet ayrımı yaparak taraf tutmadır.