Etiket: Kardeş

  • Kardeş Kıskançlığı

    Kardeş Kıskançlığı

    Kıskançlık insanoğlunun yaşadığı en doğal duygulardan biridir. Hemen hemen yaşamayan insan çok azdır. Bunun için neler yapılmalıdır? Nasıl aşılmalıdır bu duygu?

    Çocuklukta daha net kendini gösteren kardeş kıskançlığı; çocuğun yeni bir kardeşi kabullenmekte zorlanması ile başlamaktadır. Çocuğun yeni kardeşi kabullenebilmesi onun yaşı,ailenin çocuğayaklaşımı ve çocuğun kişilik özelliklerigibi birçok faktör etkilemektedir.

    Kardeş kıskançlığının tamamen önlemenin maalesef bir reçetesi ya da bir yolu yoktur. Bir dereceye kadar bu kıskançlığının yaşanması doğaldır hatta sağlıklıdır. Burada önemli olan kıskançlık derecesi ve çocukların birbirine karşı olumsuz davranışlarıdır. Bu dengeyi sağlamak önemlidir. Burada ise en çok görev anne babaya düşmektedir.

    Çocukların yaşına ve kişilik özelliklerine göre yeni kardeşe alışması ve onu kabullenmesi farklılık gösterebilir. Bu dönemi rahat geçirmek için bazı önlemler alınabilir. Bunun için çocuğunuzun ;

    Hayatında fazla değişiklik yaratmayın.

    Yapılacak değişiklikleri bebek gelmeden önce yapın.

    Bebeğin gelişini uygun ve onun anlayabileceği şekilde açıklayın.

    Kardeşini ondan uzak tutmak yerine beraberce aktiviteler düzenleyin.

    Kaliteli zaman geçirin.

    Kardeşine yardım etmesi için fırsatlar yaratın.

    Kardeşleri kendi aralarında şaka da olsa kıyaslamayın.

    Bu öneriler işe yaramadıysa bir pedagogdan veya uzmandan destek alarak bunu kolaylaştırmak mümkündür. Bebek gelmeden bazı şeyleri çözmek daha kolaydır. Profesyonel destek alarak çocuğunuzu buna hazırlayabilirsiniz. Bunun için ise aile le beraber uygulanan ‘Filial Oyun Terapisi’ en etkili yöntemlerden biridir.

    Eğer ki çocuğunuz bebeğin gelişini kabullenemedi ve bazı davranış değişiklikleri gösteriyorsa örneğin; alt ıslatma, tırnak yeme, uyku ve yeme bozuklukları, depresyon, hırçınlık, zarar verme(özellikle ebeveynlere ve bebeğe), vurma, öfke patlamaları gibi. Bu konuda desteğe ihtiyacınız var demektir. Yolunda gitmeyen duygular ve davranışların değiştirilmesi hayatınızı kolaylaştırır.

  • Akrabalık testi

    Tanımlama: Akrabalık testleri 2 ya da daha fazla birey arasında herhangi bir biyolojik akrabalık ilişkisinin olup olmadığını anlamak için yapılır. Bu test çocuğun babası olduğu iddia edilen birey DNA Babalık Testini yapmak için müsait olmadığı ya da teste katılım gösteremediği durumlarda yapılır.

    Bu tip durumlarda iddia edilen baba yerine diğer akrabalar arasındaki genetik ilişkiden yola çıkarak sonuca gidilir. İddiayı yorumlamak için iddia edilen babanın analiz için müsait bulunmadığı durumlarda direk akrabalar arasındaki genetik ilişkinin yorumlanması ile sonuç elde edilebilmektedir. Bu tarz testlere Büyük babalık ya da amca/teyze testleri denilmektedir. DNA profil testleri aynı zamanda kardeşler arasındaki genetik profillerin yorumlanmasına izin vermektedir, bu tarz testlere ise DNA kardeşlik testi denilmektedir.

    Kullanılan Yöntemler:

    Kısa Tandem Tekrar Testi (STR test): Farklı cinsiyetten olan ve kardeş bireylerin aynı ebeveynden olup olmadıklarının tanımlanmasında kullanılmaktadır.

    Y Kromozom Testi: Sadece erkek bireyde bulunan kromozomdur. Erkek kardeşler yada akrabalar arasındaki genetik bağ baba soy bu tip test ile yorumlanır.

    X Kromozom Testi: Aynı babadan fakat farklı anneden kardeş olma olasılığı iddia edilen kız kardeşler arasındaki genetik bağı tanımlamak için kullanılır.

    MtDNA Test (mitochondrial DNA): Erkek ya da bayan iki birey arasındaki anne soyun tanımlanması için kullanılır.

  • KARDEŞ KISKANÇLIĞI

    KARDEŞ KISKANÇLIĞI

    İnsanlarda kıskançlık duygusu doğuştan var. Ancak özellikle çocuklarda kardeş kıskançlığı duygusu, anne-babanın yanlış davranışlarıyla tetikleniyor. Çocuğun kardeşini kıskanması, tamamen anne-babanın tutumuyla ilgili bir durum. Çocuk eve yeni bir bebek geldiğinde ve tüm aile onunla ilgilendiğinde artık, anne ve babası tarafından sevilmediği endişesine kapılıyor.

    Özellikle bebeğe anne-babanın sürekli ilgisi, eve gelenlerin sürekli hediyeler getirmesi ya da onunla ilgilenilmemesi bir korku, endişe oluşturuyor. Bu düşüncelerle çocukta iç huzur bozuluyor. Çabuk sinirlenen, ağlayan, tepki olarak yemek yemeyen, kurallara uymayan çocuk tüm bu davranışlarla tepkiler veriyor. Hatta daha ileri tablolarda kardeşine zarar verme, öfke nöbetlerine kapılma, içine kapanma, okul başarısında düşme gibi farklı tablolar da ortaya çıkabiliyor.

    Kardeşler arasında çeşitli sebeplerden anlaşmazlıklar çıkabilir. Anne-baba bu tür olaylarda haklı-haksız ayrımı yapma yerine olaya çözüm odaklı yaklaşmalıdır. O senin kardeşin, sen büyüksün gibi cümlelerle taraf tutmadan ve iki tarafı da suçlamadan çözüm sunmalı. Hatta çocukları kendi çözümlerini bulmaları için teşvik etmeliler. Hiç çözüm öneremedikleri durumda anne babalar kendi çözümlerini getirebilirler ancak bu iki tarafı da zor durumda bırakmadan ve kendi otoritelerini sarsmadan olmalıdır. Eğer çocukların tartışmaları şiddet boyutundaysa kesinlikle o anda kavga durdurulmalı ve bunun hiçbir koşulda kabul edilebilir olmadığı mesajı net bir şekilde verilmelidir.

    ANNE BABALARA ÖNERİLER

    -Öncelikle anne babalar rahatlamaya çalışmalı. Çocuklar etraflarındaki yetişkinlerin davranışlarından etkilenirler. Anne babalar büyük çocuğun kardeşine nasıl tepki göstereceği konusunda endişe duyuyorlarsa çocukta gergin olacaktır.

    -Kardeşe yönelik olumsuz duyguları reddedip, önemsememek yerine, onları kabul edip, tanımaya çalışmak gereklidir. Örneğin çocuk “Anne, hep bebekle ilgileniyorsun.” Dediğinde “Hiç de değil, daha biraz önce sana kitap okumadım mı?” demek yerine “Bebeğe bu kadar zaman ayırmam pek hoşuna gitmiyor.” derseniz, onun da “Hayır, hiç hoşuma gitmiyor.” diyerek duygularını ifade etmesine fırsat verebilirsiniz.

    -Kardeşler arasındaki karşılaştırmalardan kaçınmak da önemlidir.

    -Bebek için söylenen “Ne kadar yaramaz, sürekli ağlıyor ve beni yoruyor oysa ben seni daha çok seviyorum” gibi bir cümle çocuk tarafından inandırıcı bulunmaz, tam tersine onu kandırmayı istediğinizi düşünebilir. Bu da çocuğun anne babalara olan güvenini zedeler.

    -Kıskanmasın diye çocuğa aşırı hoşgörü göstermek de durumu kötüleştirir. Örn: Önceden yalnız yatan çocuğun anne babasıyla yatmasına izin verilmemelidir.

    -Bebeğe zarar vermesine izin verilmeyeceği kesin bir dille anlatılmalıdır. Çocuk kardeşinin canını yaktıysa aşırı tepki göstermemek, sinirlenmeden (yoksa sizi sinirlendirmek için bu davranışı tekrarlayabilir) uyarıda bulunmaktır. Çocuk mesajı alsa da almasa da iki kardeşi yalnız bırakmamak doğru olacaktır. (Beş yaşına gelene kadar çocuklar zarar verip vermediklerini kavrayamazlar.) .Aşırı kaygı içeren tavırlarla çocuğu bebekten uzaklaştırmaya çalışmak yanlış olacaktır.

    -Onlara kavgalarla baş etme sorumluluğu vermeli. Oradan ayrılın sizi kullanmasına izin vermeyin. Ancak durumun kötü gittiğini hissettiğiniz durumlarda araya girin. Örn; birbirlerine fiziksel zarar verme gibi. Olayın ne kadar dışında kalırsanız çocuklarda kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmede o kadar yaratıcı olacaktır.

    -Dikkatinizi hemen, sorun çıkaran çocuğa yönetmek yerine, zarar gören çocukla ilgilenmek, kardeşi “mağdur, ezilen” olarak nitelendirmemek gerekir.

    -Kardeşler arasında kıskançlık hissettiğinizde onları birbirinden uzaklaştıracak değil, yakınlaştıracak ortamlar yaratmaya çalışılmalıdır.

    ALFRED ADLER’E GÖRE DOĞUM SIRASININ KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

    “Beş yaşında bir erkek çocuk, kardeşlerden en büyüğü.”

    “En büyük çocuklarda görmeye alışılan bir durum vardır, acaba tahtımızdan alaşağı edilir miyiz diye içlerinde hep bir korkuyu barındırırlar. Güç ve otorite konusuna olağanüstü derecede akıl erdirir, güç ve otoriteye yaşamda en yüce nesne gözüyle bakar ve bu uğurda savaşıp dururlar. En büyük çocuk kadar yaşam kurallarına bağlı bireylere seyrek rastlayabilirsiniz. İkinci doğmuş çocuk ise kural ve ilkelerin amansız düşmanıdır. Tek yanlı bir otoritenin karşısındadır, herşeyin bir başka türlü olabileceği düşüncesine de yer verir kafasında, kuralların ve doğa yasalarının mucizevi gücüne pek inanmaya yanaşmaz, kural diye birşeyin olmadığını her türlü koşulda göstermeye eğilim duyar. Dolayısıyla, bu çocuk güç ve otorite konusunda oldukça duyarlıdır ve tahtı yeniden ele geçirmeye çalışır.”

    Doğum sırasının kişilik özellikleri ve davranışlar üzerinde kalıcı etkilerinin olabileceği fikri ilk kez Alfred Adler tarafından ortaya atılmıştır. 1930’larda ortaya çıkan bu fikir birçok araştırmaya konu olmuştur. Adler’e göre aile içinde kardeşler ortak birçok şeyi paylaşsa da, doğum sıralarından dolayı her bireyin aile içinde kendilerine yükledikleri anlam farklıdır. Adler aslında daha çok doğum sırasının getirdiklerinden bahseder. Şöyle ki çocukların anne babalarının gözünde nasıl bir yere ve değere sahip olduklarını değerlendirmeleridir (Çakır ve Şen, 2012). Adler’e göre ilk doğanlar anne ve babanın ilgi ve sevgi odağı olabilme şansına sahiptirler. Ebeveynler çocuk sahibi olmanın acemiliğini yaşarken çocuk tek ilgi odağı olmanın keyfini çıkartır ve otoritesini kurar. Fakat aileye ikinci çocuğun gelişi ilk doğan için ciddi bir travmadır. Anne-babasının ilgisinin ve ona ayrılan zamanın ikiye bölünmesi alışmakta güçlük yaşadığı noktalardandır. Kardeşinin dünyaya gelişiyle sorumluluklar almaya başlar. Büyük olmanın bilincine varır. İlk çocuk sosyal açıdan baskın ve daha başarılıdır. Birçok araştırmada da akademik başarının ikinci çocuğa göre ilk çocukta daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Araştırmacılar bu başarının sebebini anne babanın tecrübesizliğinden dolayı çocuğun her şeyi kendi başına öğrenmesinden kaynaklandığını düşünmektedir. İki kardeş arasında sıkışan ortanca çocuğun her zaman en şanssız olduğu söylenmektedir. Adler, ortanca çocuğun rekabetçi ve diplomatik olduğunu iddia etmiştir. Ilımlı ve arabulucu olma özelliklerine sahip olmaları dikkat çekmektedir. İlk çocuk ile ikinci çocuğun arasındaki sevgi ve ilgi dengesi çok önem taşımaktadır. Burada anne ve babaya büyük görev düşmektedir. Anne ve babanın sevgi ve ilgiyi orantılı dağıtabilmesi iki kardeş arasındaki kıskançlığın olumsuz etkilerini en aza indirebilmektedir. Ebeveynlerin orantısızlığı ya da oluşturulan normalin üstündeki rekabet ortamları ikinci çocuğun asi olmasında etkin olmaktadır. Aynı zamanda anne ve babanın ilk çocuktan, kardeşinden dolayı yaşının üstünde bir olgunluk ve birden gelen sorumlulukları kusursuz bir şekilde yerine getirmesini beklemesi yanlıştır. Adler, en küçük çocuğun ise bencil ve talepkar olduğunu, çünkü kendisiyle ilgilenilmesine alışık olduğunu iddia etmiştir. Önünde bulunan modellerle rekabet içindedir. Sürekli kendisine örnek gösterilen birilerinin olması son doğanda kendisini başkalarından aşağıda görme davranışını oluşturabilir. İletişim kuracağı ortamın fazla olması sosyal yönünü geliştirmesine katkı sağlar. En küçük çocuk genellikle kendini sosyal yaşantıda aktifliğiyle gösterir. Adler’e göre anne ve babanın çocuklarına farklı tutumu ya da doğum sırasına göre kardeşler arasındaki ilişki çocukların kişilik ve davranış alışkanlığı kazanımında etkin rol oynamaktadır. Bu farklı muamelenin çocukların kişiliklerini etkilemesi mümkündür ama bunun tam olarak nasıl olduğunu belirlemek imkansızdır, çünkü doğum sırasının etkileri cinsiyet, kardeşler arasındaki yaş farkı ve sosyoekonomik durum gibi diğer faktörlerden ayrıştırılamaz (Jarette,2013). Doğum sırasının kişiliği etkilediği fikrinin çok popüler olmasına rağmen oldukça tartışmalı olduğu kanıtlanmıştır, çünkü bunu destekleyen çok az bilimsel kanıt bulunmaktadır. Ancak yakın dönemde yapılan bir araştırma bu konuya biraz güvenilirlik kazandırmaktadır. 2009 tarihli çalışma, daha sonra dünyaya gelmiş olmanın, IQ üzerinde küçük de olsa olumsuz bir etkisi olduğunu göstermektedir.

  • KARDEŞ KISKANÇLIĞI

    KARDEŞ KISKANÇLIĞI

    Kıskançlık yaklaşık 1,5 yaşlarında tanınmaya başlanan, sevilen, arzulanan bir kişinin, sevginin ya da ilginin yitirileceği kaygısıdır. Çocuk için zor olan yaşam olaylarından biri olan kardeş kıskançlığı, anne sevgisini de yitirme korkusunu içermekte, onun için ebeveynini paylaşmak anlamına gelmektedir. “Annem-babam beni eskisi kadar sevecek mi?”, “Ya kardeşimi benden daha çok severlerse!”, “Benden daha çok onunla ilgilenirlerse!”, “Ben yine annem ve babamla yalnız olmak istiyorum” gibi düşünceler kardeş kıskaçlığının temelini oluşturmaktadır. Kardeşin doğmasıyla birlikte ona ayrılan zamanın azalması çocukta kardeşe karşı gibi görünen ama aslında anne-babaya karşı olan kızgınlık, kırgınlık gibi duyguların gelişmesine neden olabilir. Çocuk kardeşi gelene kadar ailenin odağındayken, rakibi olarak gördüğü kardeşinin eve gelmesiyle beraber yeni bir duygusal sürece girer; böyle bir durumda çocuktan mutlu olmasını ya da kardeşine sevgi gösterisinde bulunmasını beklememek gerekir.  Duygularını ifade etmesine izin verilmeyen, kendisini sözel olarak ifade edemeyen çocuk, yaramazlık ya da davranış sorunlarıyla kendini göstermeye çalışabilir ve kıskançlık duygularını her çocuk farklı biçimde gösterebilir. Regresif savunma mekanizmalarıyla kardeşi doğduktan sonra, çocuk tuvalet eğitimini tamamlamış olmasına rağmen yeniden alt ıslatma, parmak emme, bebeksi konuşma gibi, bazıları da yaşından daha çocuksu davranışlar gösterebilir; okula giden çocukta okula gitmeme davranışı görülebilir. Kıskançlık doğal bir duygudur ve ancak ifade edilmesine izin verildiğinde, çocuğun duygularını anlatmasına izin verildiğinde üstü kapanmadan ve sorun haline gelmeden çözülebilir.

    KARDEŞ KISKANÇLIĞINA ÖNERİLER…

    Aileye yeni bir bebek gelmeden önce çocuğa kardeşinin olacağı anlatılmalı, çocuk bu duruma önceden hazırlanmalıdır.

    Çocuğa gösterilen ilgi ve sevgi kardeş doğduktan sonra da gösterilmeye devam edilmelidir.

    Çocuğa kıskançlık duygusundan dolayı suçlama, cezalandırma ya da yargılama yapılmamalıdır.

    Çocuğa kardeşini sevmek zorunda olduğu söylenmemeli; “artık sen ablasın, abisin” diyerek yaşının üzerinde olgunluk bekleyip, onun hala çocuk olduğu unutulmamalıdır.

    “O senin kardeşin, onu sevmelisin”, “Kardeş hiç kıskanılır mı?”, “O daha küçük o yüzden onunla daha çok ilgileniyoruz” gibi cümleler çocuğun iç dünyasının hiçe sayıldığı sanal bir ortam oluşturmaktadır ve olumlu etkisi olmadığı gibi tersine kıskançlığı daha da körükleyebilir.

    Çocuğun kardeşine karşı duygularını açıkça ifade etmesine izin verilmelidir. Böylece çocuk hem içindeki kıskançlık duygularını bastırmamış hem de duygularını ifade etme olanağı bulmuş olacaktır.

    Çocuk kardeşe zarar verme davranışlarında bulunuyorsa, aşırı tepki göstermeden, yaptığı yanlış anlatılmalıdır. Çocuğun kardeşi hakkında olumsuz duygularının reddedilmesi yerine yıkıcı olmayan biçimde ortaya çıkması sağlanmalıdır.

    Kardeşler arası kıyaslama yapılmamalıdır.

    Çocuklar arasında taraf tutulmalıdır.

    Kardeşlerin birbirleri ile olan ilişkilerini güçlendirmek adına etkinlikler düzenleyebilirsiniz.

    Sorunlar aşılamadığında, kaygı veya depresyon gibi başka ruhsal bozuklukların ortaya çıktığı durumlarda çocuğun veya ailenin psikolojik destek alması ebeveyn, kardeş ve çocuk ilişkisinin yeniden tanımlanması ve yapılandırılması yönünden yararlı olabilmektedir.

  • BEN’CİLİK SEVGİSİZLİKTİR….

    BEN’CİLİK SEVGİSİZLİKTİR….

    Başkalarını düşünme konusunda ne çok şey yazılıp söylenmiştir…. “İğneyi başkasına, çuvaldızı kendine batır.” “Kendin için istediğin bir şeyi başkası için de iste, kendin için istemediğin bir şeyi başkası için de isteme.” gibi…

    Fakat son zamanlarda yazılıp çizilenlerin uygulamasını günlük hayatta nedense pek göremiyoruz… Neler değişiyor… Neleri kaybediyoruz ki toplumca?… Kimi zaman bize değer verenlerin kıymetini ya hiç anlamıyoruz, ya da çok geç anlıyoruz… Onu kaybettikten sonra… İş işten geçtikten sonra…

    Şimdi aklıma annemin komşularımızla yaptığı sohbetten aklımda kalan bir öykü geldi… İş işten geçmeden önce değer vermenin güzel bir örneği olabilir… O öyküyü aktarmaya çalışacağım… İki erkek kardeş varmış… Her ikisi de babalarından kalma küçük bir çiftlikte çalışıyorlarmış… Kardeşlerden yaşça biraz büyük olanı evliymiş ve beş çocuğu varmış… Diğeri ise bekârmış. Her günün sonunda ürünlerini ve kârlarını eşit olarak paylaşırlarmış…

    Günün birinde bekâr kardeş kendi kendine şöyle demiş: “Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç adil değil; ben yalnızım ve pek fazla ihtiyacım yok.” Bu düşünceyle her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice ağabeyinin evindeki tahıl deposuna götürmeye başlamış.

    Bu arada evli olan ağabeyi de kendi kendine şöyle diyormuş: “Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç adil değil; üstelik ben evliyim, yaşlandığım zaman bana bakabilecek bir eşim ve çocuklarım var. Oysa kardeşimin yaşlandığı zaman bakacak hiç kimsesi yok.” Böylece ağabeyi de her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice kardeşinin tahıl deposuna götürmeye başlamış.

    Depolarındaki tahılın miktarı değişmediği için ikisi de yıllarca ne olup bittiğini bir türlü anlayamamış… Tâ ki bir gece alacakaranlıkta yine gizlice birbirlerinin deposuna tahıl taşırken çarpışıncaya kadar. O anda olan biteni anlamışlar… Derhal çuvallarını yere bırakıp birbirlerini kucaklamışlar…

    Başkalarına değer vermenin ne güzel bir örneği değil mi?… Sözde değil, özde… Sadece teoride kalmayan, aynı zamanda pratiğe de dökülebilen bir sevgi… Sahtelerine çokça şahit olduğumuz sevginin gerçek hali bu sanırım… Hiç bir şekilde onay alma ihtiyacı olmadan sevmek, kendinden öte düşünebilmek… Ve beklentisiz vermek… Böylesi sözde değil özde sevgilerle karşılaşabilmeniz dileğiyle…

    Dostlukla….

  • ÇOCUKLARDA KARDEŞ KISKANÇLIĞI

    ÇOCUKLARDA KARDEŞ KISKANÇLIĞI

    Kıskançlık, bir kişinin ya da bir ilişkinin yitirilmesine dair duyulan korku sonucu yaşantılanan karmaşık ve olumsuz bir duygudur. Hayatın pek çok döneminde, pek çok kişi ve duruma karşı hissedilen bu duygu, çocuklukta en çok kardeşler arası ilişki dinamiğinde kendini göstermektedir.

    Her çocuk yeni geleni kıskanır ve bu çok doğaldır. En uyumlu kardeşlik ilişkilerinde, başından beri durumu kabullenmiş görünen çocukta bile bu duygu deneyimlenir. Bu noktada önemli olan; çocuğun bu kıskançlığını arttıracak davranışlarda bulunmaktan kaçınmak, bu duygusu ile başa çıkabileceği enstrümanları ona sağlamaya çalışmak, kendini ifade etmesine her fırsatta izin vermek ve buna dair onu teşvik etmek ve en önemlisi de ona olan sevginin değişmediğine dair onu temin etmektir.

    Bazen kısa süreli ve dönemlik, özellikle en başlarda ve kardeşin yürüyüp konuşmaya başladığı dönemde yaşanan kıskançlık durumları, bazı çocuklarda devamlı ve şiddetli bir hal alabilir. Anne baba bu noktada var olan tutumlarını gözden geçirmeli ve kimi değişikliklere gitmelidir. Kardeşe şiddet gösterilmesi gibi durumlarda ise gerektiğinde bir uzmandan yardım almak, aile içi ilişkilerin zarar görmesinin önüne geçecek, daha huzurlu ve tatminkar bir aile yaşamı elde etmeye olanak sağlayacaktır.

    Neler Yapılabilir?

    • Anne-baba, annenin hamileliğinin haberini yakın çevresi ile paylaşmaya başladığı ilk günden itibaren çocuğuna bu haberi vermelidir. Çocuğun anne-babası dışında herhangi bir kişiden bu haberi yanlışlıkla duyması, yıkıcı etkilere sebebiyet verebilir.

    • Ebeveynlerin aileye katılacak yeni bireye dair çocuklarının davranış ve düşünceleri konusunda kaygılı olması, çocuk tarafından hissedilir. Çocuklar, yetişkinlerin davranışlarındaki küçük değişiklikleri dahi fark eder ve bundan etkilenir. Bu nedenle en başta anne babanın bu konuda sakin olması ve doğal davranması gereklidir.

    • Bebek ile ilgili hazırlıklara çocuğun katılması, kardeşinin isim seçimi konusunda onun da fikrine danışılması önemlidir. Çocuğunuzu bu sürece dahil etmeniz, onun kendini ötekileştirmesini engelleyecektir.

    • Hamilelik döneminden önce eğer çocuğun bakımıyla ilgili tüm sorumluluk annede ise, baba ya da yakın aile üyelerinden biri, hamilelik döneminde bu sorumluluğu anne ile paylaşmaya başlamalıdır. Bu, hamileliğin son safhalarında, doğum sırasında ve doğum sonrası dönemlerde anne kendisi ve yeni doğan bebeği ile ilgilenirken, çocuğun kendini ihmal edilmiş hissetmesinin ve alışkın olduğu rutinin bozulmasının önüne geçer.

    • Çocuğu olabilecek değişikliklere bilişsel olarak hazırlamak önemlidir. Çocuğunuzla bu gibi değişiklikler üzerine konuşmalar yapın, onun kendini bu konuda ifade etmesine izin verin. Duygu ve düşüncelerini ifade etmesi için onu teşvik edin. Bir bebeğin ne gibi ihtiyaçları olabileceğini ona açıklayın.

    • Hem hamilelik döneminde hem de doğum sonrasında çocuğunuza, ona olan sevginizde hiç bir değişim olmadığını, her daim onu çok seveceğinizi hem sözel hem de davranışlarla anlatmak çok önemlidir. Anne ve babanın ona ayrı bir zaman ayırması, ona değer verdiğini belli etmesi, çocuğun kendini dışlanmış, ihmal edilmiş, eskisi gibi sevilmediğini hissetmesini engeller, özgüveninin sarsılmasının önüne geçilmiş olur.

    • Kardeşler arası rekabeti teşvik eden davranışlardan kaçının. Bir davranışı yapması için kardeşini örnek vermek, çocuğunuzu sevdiğinizi göstermek için bebeğin davranışlarını yermek gibi tutumlar kardeş kıskançlığını arttıran en önemli nedenlerden biridir. Aynı zamanda çocuklarınızla birlikteyken birini övmek, ön plana çıkarmak da hatalı tutumlardandır.

    • Çocuğunuza sürekli sen “ağabey oldun, abla oldun” söylemleri ile yaklaşmak, onun birdenbire büyümesi konusunda baskı hissetmesine neden olur. Onun da çocukluğunu doya doya yaşamaya ihtiyacı vardır. Bu nedenle bu tarz söylemler sürekli tekrar edilmemelidir.

    • Kardeşlerin sürekli anlaşmasını, tartışmadan geçinmesini beklemek doğru değildir. Elbette arada tartışmalar çıkacak, anlaşmazlıklar olacaktır. Bu noktada doğru tutum, ufak tartışmalarda araya girmeden onların problemi çözmelerine izin vermek olacaktır. Böylece bu gibi deneyimlerden yola çıkarak problem çözme becerilerini geliştirmeleri desteklenmiş olur. Sizin müdahale etmeniz gereken şiddetli tartışmalarda ise birini diğerinden üstün tutmayın, tartışmalarda taraf olmak kıskançlığı tetikler. “Kim başlattı?” gibi bir soru sorarak bir diğerini taraf olarak tutmak yerine, verilecek cezalarda ya da mahrum bırakmada her ikisine eşit şekilde yaptırım uygulayın. Örneğin bir oyuncağı paylaşamama nedeniyle tartışma çıktıysa oyuncağı alarak aralarındaki sorunu çözene kadar oyuncağın sizde kalacağını söyleyebilirsiniz.

    • Eğer çocuk kardeşi ile ilgili olumsuz paylaşımlarda bulunuyorsa kınanmamalıdır. Böyle bir tutum onun içine kapanmasına, kendini ifade etme konusunda temkinli olmasına yol açar. Bunun yerine olumsuz ifadeleri rasyonel bir tutuma çekmeye çalışmak, ona onu anladığınız izlenimini vermek önemlidir.

    • Ailenin bir bütün olduğu duygusunu vermek önemlidir. Bu açıdan birlikte yapılan aktiviteler önem kazanır. Ailenin tüm fertlerinin katılacağı etkinlikler planlamak ve uygulamak hem ailenin yeni ferdinin hem de çocuğun kendisini bir bütün hissetmesine yardımcı olacaktır.

  • Kardeş kıskançlığı

    Kardeş kıskançlığı

    Kıskançlık duygusu, diğer duygularımız kadar doğal ve içgüdüsel olan doğuştan getirdiğimiz bir duygudur. Bireyin yaşamının her döneminde görülebilir ancak çocuklukta biraz daha yoğun olarak yaşanan duygudur. Birey bu duyguyla iki yaş civarında ilk tanışmasını yaşamaktadır. Genellikle de, kardeş doğumu ile su yüzüne çıkar. Yeni bir kardeş aynı zamanda evde yeni bir birey demektir. Bu yeni birey evdeki dengeleri değiştirecek ve çocuk tarafından rakip olarak algılanacaktır. Hem evdeki aile bireylerinin hem de misafirlerin ilgisinin yeni bireyde olması çocuktaki kıskançlık duygusunun açığa çıkmasını sağlar. Genellikle yapılan ilk hata ailenin çocuğu, kardeşi geleceğine hazırlanmaması ile başlar.

    Çocuğun ilk ilişki kurduğu ilk bağlandığı kişi annedir. Anne, bir çocuk için en değerli varlıktır. Onu başkalarıyla paylaşmak, anne sevgisini yitirme korkusu çocuğun kıskançlık duygusunun ortaya çıkmasını kolaylaştırır.

    Kıskançlık derecesinde rol oynayan diğer bir durum da, kardeşler arasındaki yaş farkının az olmasıdır. Yaş farkı az olan kardeşlerin, yaş farkı fazla olan kardeşlere oranla kıskançlık duygusunun görülme sıklığı daha fazladır.

    Çocuklar kardeşlerini kıskandıklarında nasıl davranırlar?

    • Kardeşini kıskanan çocukta olduğu yaştan daha küçük bir bireymiş gibi davranır. Bebeksi davranışlar, altını ıslatma, anne memesinden süt içmeye çalışma, parmak emme gibi davranışlar gözlenebilir.
    • Çevresinde insanlar varken kardeşine aşırı ilgi, sevgi gösterirken, kimse yokken aniden vurma, ısırma gibi davranışlar sergileyebilir.
    • Aşırı öfkeli, huysuz, inatçı olabilir, çevresindeki insanlara saldırgan davranışlarda bulunabilir.
    • Anne-baba bebekle ilgilenirken ilgiyi engelleme, dikkat çekmek için çeşitli davranışlar yapabilir.
    • Sevilmediği düşüncesiyle anneden uzaklaşır, içe kapanır, sessizleşebilir ve yemek yememeye başlayabilir.
    • Fiziksel rahatsızlıkları olmadığı halde ilgi çekmek için karnım ağrıyor, başım ağrıyor gibi şikayetlerde bulunabilir.
    • Anne- babaya sık sık onu sevip sevmediklerini sorma ve sevgilerinden bir türlü emin olamama yaşanabilir.

    Anne baba olarak dikkat edilmesi gerekenler:

    • Öncelikle çocuk hamilelik döneminde bir kardeşi olacağına psikolojik olarak hazırlanmalıdır. Aileye yeni bir bireyin geleceği bir kardeşi olacağı anlatılmalıdır.
    • Hamilelik döneminde aile üyelerinden başka biri çocuğun bakımını yavaş yavaş üstüne alarak çocuğun anne yokken ihmal edilmişlik duygusu önlenmelidir.
    • Anne baba arasında çocuklara kaliteli zaman aktiviteleri ile ilgili iş bölümü yapılmalıdır. Çocukla, kardeşi doğmadan önce yapılan aktiviteler çok fazla değişiklik göstermemelidir.
    • Bebeğin gelişiyle birlikte 4-5 yaşlarındaki çocuğu anaokuluna göndermek doğru değildir. Bu durum kardeş kıskançlığını körüklediği gibi çocukta okul sendromunun gelişmesine ve çocuğun içine kapanık ya da saldırgan olmasına yol açabilir.
    • Bebek için hazırlanacak oda çocukla paylaşılmalı ve birlikte hazırlıklar yapılmalıdır.
    • Bebek bakımında onun yardımını isteyin, Eğlenceli ufak sorumluluklar verin. Yardımları konusunda çocuğa olumlu geri bildirimlerde bulunun.
    • Bebeksi davranışlara yönelik bir geri dönüş varsa, çocuk ayıplanmamalı, kızılmamalı, eleştirilmemeli ve cezalandırılmamalıdır. Onunla bu durumu konuşmak, duygusunu kabul ettiğinizi, anlaşıldığını hissettirmek etkili olacaktır.
    • Kardeşler arasında olumlu ya da olumsuz özellikleri kıyaslamamalısınız.
    • Her çocuğun kişilik yapısının aynı olmadığını bilin. Bu nedenle çocuklarınızın kişilik ve mizaçları doğrultusunda uygun davranmaya çalışın.

    Ne zaman uzman desteği alınmalıdır?

    Hamilelik döneminden itibaren başlayan kıskançlık duygusu, eğer uygun yöntemlerle baş edilmezse ileri yıllarda başka kişi ve durumlara yansıtılarak gelişebilir. Bu duyguyla baş edemeyen ve bireyde kalıcı hale gelen bu duygu yaşamı boyunca başkalarıyla rekabet etme, başkalarını geçme eğiliminde olur. Eğer bu duygu çocukta zamanında giderilmezse kalıcı kişilik bozukluklarına neden olabilir.

    Çocuğunuzda görülen kardeş kıskançlığı, çocuğun işlevselliğini bozmaya başladıysa (kekemelik, altını ıslatma vb), aile içinde çatışmalar yaratıyorsa ve aile bu durumla ilgili çok fazla sorun yaşıyorsa uzman desteği almanız en sağlıklı yol olacaktır.

  • Çocukta Kardeş Kıskançlığı

    Çocukta Kardeş Kıskançlığı

    Tüm çocuklardaki görülen bir durumdur. Kardeş kıskançlığı bir dereceye kadar normal kabul edilir. Önemli olan bu durumun derecesidir. Ona çocuk ilgiyle büyü ve bu ilgiye alışır. Yeni şartlar altında kendine bir kardeş geleceğini öğrenmek çocuk bilinçaltında eskisi kadar sevilmeyeceğini, ilginin azalacağı ya da tamamen kardeşine kayacağını düşünür. Bu durum ailenin çocuğa ve yeni gelecek bebeğe karşı söylemleri ile gelişir.

    Önemli olan büyük kardeşin bebeğe bir zarar verici davranışlarda bulunup bulunmadığıdır. Günümüzde kardeş kınkançlığı önlem alınmadığında oğlu derece üzücü hadiselere yol açabilmektedir.

    Anne ve babalar doğum öncesinde çocuklarına kardeş geleceğini mümkün olduğunca kendisine oyun arkadaşı ve hayattaki en büyük yardımcısı sadece temelinde anlatmaktır.

    Çocuk onun yerini alacak muhtemel bir tehdit olarak görmek yerine, birlikte oyun oynayacakları, birbirlerini çok sevecekleri hatta yaramazlıklarını birlikte yapıp daha az azar işitecekleri gibi bir çok sevimli düşünce ile kıskançlıktan vazgeçer ve yeni iç içtenlikle destekler.

    Bununla birlikte, doğumdan sonra da devam ettirmek çok önemlidir. Yeni doğan kardeşe yapılan söylem ve davranışlar asla abartılmamalı ve büyük kardeşe aynı şekilde muamele yapılmalıdır. Örneğin bebeğin karnı doyurulurken büyük kardeşe bir şeyler hazırlanmalı ve birlikte beslenmeleri sağlanmalıdır.

    Yemekten sonra anne ve babanın büyük kardeşe “haydi şimdi oyun vakti” söylemiyle küçük kardeşi sevdirmeye yöneltmek bebeğe dokunarak, severek oyun oynadığını düşünmesi çocuğun kıskançlık düşüncesini ortadan kaldırarak kardeşini sevmesini mümkün kılar

    Belirttiğimiz gibi bu problemin çözümü çocuğun yeni kardeşe olduğu algısını yönlendirmekten geçmektedir. Ancak bütün bu çabalara ve yönlendirmelere rağmen kıskançlık devam ediyorsa ve bu kıskançlığın derecesi gün geçtikçe artıyorsa derhal bir uzmandan destek alınmalıdır.

    Günümüzde bir kız çocuğu görülen ve sayısı onu geçen gün artan saldırganlık davranışı, çok ciddi sorunların yattığı bir durumdur. Unutulmamalıdır ki hiç bir çocuk kendiliğinden saldırgan olmaz. Yaşamında bu davranışı tetikleyen bir çok sebep olabilir.

    En basit örneği izlediği ya da maruz kaldığı şiddet içerikli yayınlarıyla. Bu ebeveynlerin izlemekte bulunanları dizilere maruz kalmasıyla de olabilir, kendi izlediği çizgi filmi gibi yayınlarla da olabilir. Aslı saldırganlık davranışını ortaya çıkaran sebeplerin arasında bu örnek en masum sebep bile olabilir.

    Ebeveynler tarafından sert cezalarla ve kurallarla karşılaşmak, anne babanın çocuğa karşı ilgisizliği, gelenekselleşmişme tarzlarından kaynaklanan şiddetin ve küfürünün iyi bir şey gibi lanse edilmesi, anne ya da babanın uzun süreli yokluğundan kaynaklanan güvenlik kaygısı ve arkadaş ortamında şiddetin kabul edilmesi gibi nedenler gösterilebilir.

    Tüm bu sebepler oldukça vahim durumlar ve çocukta yaratılmış travmatuvar boyutu tahmin edilenden çok daha fazla olabilir. Bu nedenle çocukta saldırganlık yaratan sebep veya ortadan kaldırılmalı ve çözümü için mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır.

  • KARDEŞ KISKANÇLIĞI

    KARDEŞ KISKANÇLIĞI

    Kıskançlık duygusu, her insanın yaradılışında vardır. Bu duygunun

    varlığı kişinin gelişiminde etkili olduğu kadar, aşırı uyarılmıs olması

    halinde de yaşamı zora sokar. Hele ki bu bir çocuksa yaşam daha da zor

    bir hal alır.

    Anne-babaların bilmesi gereken en önemli şey ‘kardeş kıskançlığı’nın

    doğal, evrensel ve beklenen bir durum olduğudur. Bu durum karşısında

    paniğe kapılmak oldukça yanlış bir davranış olacaktır. Anne-baba ne

    kadar rahat olursa çocukta bu dönemi bir o kadar rahat atlatır.

    Kıskançlığın en büyük nedeni ; büyük kardeşin en değerli varlığı olan

    anne ve babasını, kardeşiyle paylaşmasıdır. Fakat kıskançlık sadece

    büyük çocukta ortaya çıkan bir durum değildir. Küçük kardeş büyüdükçe,

    büyük kardeşin becerileri karşısında kendini yetersiz hissedebilir ve ona

    tanınan ayrıcalıklar olduğunu düşünerek kıskançlık duymaya başlar.

    KARDEŞ KISKANÇLIĞI KARŞISINDA ANNE – BABA

    TUTUMLARI NASIL OLMALIDIR ?

    – Anne-babalar çocuklarına eşit davrandıklarında kıskançlık tetiklenir.

    Önemli olan eşit davranmak değil ‘adil’ davranmaktır. Çünkü her

    çocuk birbirinden farklıdır. Eşit zaman ayırmak yerine çocuğa

    gereksinimine göre zaman ayırmak gerekir. Sevginizin eşit olduğunu

    göstermek yerine, her çocuğa sadece kendine özel sevgi duyulduğunu

    göstermek doğru olacaktır.

    – Anne- babasının kendine adil davranmadığını hisseden çocuk, anne-

    babasına karşı güvenini yitirirse, kıskançlığın asıl tetikçisi

    ‘güvensizlik’ olur.

    – Bir kardeşin, aileden birine benzetiliyor olması ve bunun dile

    getirilmesi diğer kardeşin kendini dışlanmış hissetmesine sebep olur

    ve bu da kıskançlığı tetikler.

    – Ebeveynlerin doğal olmayan davranışları kıskançlığa sebep olur.

    Örneğin kardeşi dünyaya gelen bir çocuğun annesi hastaneden

    gelirken yanında bir hediyeyle gelir ve ‘ Bunu sana kardeşin hediye

    olarak getirdi’ derse, çocuk bir bebeğin hediye alıp getiremeyeceğini

    bilecek yaşta ise, bu duruma şaşırır ve anne-babasına güveni sarsılır.

    Kardeş kıskançlığı oluşturmak istemeyen ebeveynler çocuklarına

    karşı gerçekçi ve doğal davranmalıdırlar. Yapmacık davranışlar

    çocuğu kaygılandırır, kaygı ise kıskançlığa sebep olur.

    – Bazı durumlarda kardeş kıskançlığı tehlikeli bir hal alabilir ve çocuk

    kardeşine zarar vermeye çalışabilir. Bu gibi durumlarda onları ayrı

    tutmaya çalışmak yanlış bir davranış olacaktır. Kardeşleri mümkün

    oldukça bir arada tutmaya çalışmalı fakat bunu yaparken göz önünde

    olmalarına dikkat edilmelidir. Çocuğun kardeşine zarar vermesi gibi

    bir durumda ebeveynler yeterince net ama sert olmayan bir tavırla

    çocuğu uyarmalıdır. Büyük çocuğa karşı suçluluk hisseden, yeterince

    net sınırlar koyamayan ebeveynler bebeğin zarar görmesine sebep

    olabilir.

    – Küçük kardeşle ilgili işlerde, çocuğunuzdan yardım istemeniz faydalı

    bir hareket olacaktır. Fakat bunu yaparken çocuğunuza ‘sen abi/abla

    oldun’ gibi sözler söylenmemeli, çocuğa ‘çocuk’ olduğu

    unutturulmamalıdır.

    – Çocuğunuzla kardeşi olmadan önce yaptığınız şeyleri yapmaya

    devam ederseniz yaşanan kıskançlığı en aza indirebilirsiniz.

    – Kardeşi dünyaya geldiğinde çocuğun evdeki düzeni mümkün oldukça

    bozulmamalıdır. En önemlisi önceden çocuğunuza nasıl

    davranıyorsanız öyle davranmaya devam etmenizdir. Aşırı

    davranışlar sergilemeniz, ‘seni daha çok seviyorum’ ‘kardeşin çok

    yaramaz sen çok uslusun’ gibi aşırı sözler çocuğa hem yapmacık

    gelir hem de kardeşler arası yakınlaşmayı engeller.

    Ebeveynlerin üzerine düşen en önemli görev ‘doğal davranmak’tır.

    Ebeveylerin çocuğu kaygılı davranışlarını telaşa vermeden, sakince

    dinlemesi ve doğal davranmaya devam etmesi, çocukta kaygıların

    yersiz olduğu izlenimini uyandırır. Yani çocuk her şeyin yolunda

    olduğunu düşünmeye başlarsa kıskançlık başlamadan sönmüş

    olur.Örneğin kardeşi dünyaya gelen çocuk artık eskisi kadar anne-

    babası tarafından sevilmeyeceğini düşünmeye başlarsa bu kıskançlık

    için yetecek bir cümledir. Ancak anne-baba kendi istifini hiç

    bozmadan hem yeni kardeşi sever, hem de kıskançlık başlayacak

    olan çocuğun kendisini sevmeye devam ederse, çocuğun kıskançlık

    davranışlarından etkilenmeden anne- baba yaşamlarına devam

    ederlerse, çocuk normalleşir. Aslolan çocuğun anne-baba ve evdeki

    bireylerin sevgisini kaybedeceğine karşı kaygılanmasıdır. Kaygının

    ortadan kalkmasının çözümü ise doğal ve rahat davranmaktır.

    Çocuğunuzun durumunun tüm bunlardan daha kötü olduğunu

    düşünüyorsanız mutlaka bir uzmana danışılmalısınızdır.

    Unutmayın Kardeş kıskanlığı geçici bir süreçtir. Onlar ‘kardeştir’ ve

    aslında birbirlerini çok severler.

  • Kardeş kıskançlığı belirtileri ve çözüm önerileri

    Çocuğum kardeşini kıskanıyor, aralarındaki ilişkiyi nasıl kurabilirim?

    Kardeş kıskançlığı doğal bir süreçtir. Bizim için sorun olan ise bu duygunun rahatsız edecek düzeyde dozunun yüksek olmasıdır. Kardeş kıskançlığı, evin hakimi olan çocuğun bir anda güçlerini başka bir çocukla paylaşması durumunda ortaya çıkan bir olgudur.

    Kardeş kıskançlığında en büyük sorumluluk aileye düşmektedir. Kıskançlığın dozunu ayarlayacak olan ailedir.

    Yeni bir kardeş dünyaya gelmeden çocuğa açıklamak

    Doğumdan önce 5.-6. Aylarda çocuğa bir kardeşinin olacağını açıklamak gerekir. Eğer küçük yaş bir çocuk ise bu açıklama hikayelerle desteklenebilir. Hikayede kardeşi olduğunda hayatında olacak güzelliklere dikkat çekilebilir.

    Çocuğun hayatında bir yenilik yapılacağında doğumdan önce yapmak

    Bebek dünyaya geldiğinde, çocuğun hayatında çok değişiklik yapmamaya dikkat edilmelidir. Yapılacak olan değişikliklerde ise mutlaka çocuğunda fikri sorulmalıdır. Hatta kardeşinin odasını dizayn ederken onun da fikri sorularak destekte bulunması, kendini önemli hissedip özgüven kazanması açısından önem taşır.

    Bebekle ilgilenildiği gibi çocukla da ilgilenmek

    Anne bebekle ilgilendiğinde mutlaka baba da çocuk ile ilgilenmeli. Onun kendilerine ihtiyacı olduğunu, tek başına tuvaletini yapamadığını, yemeğini yiyemediğini, oysa çocuğun bunu yaptığını, kahraman olduğunu ona aşılamak gerekir. Bu sayede çocuk kendini daha güçlü hisseder ve hem sorumluluk bilincini kazanır hem de kardeşine olan güç savaşını azaltır.

    Çocuğun her istediğini almamak

    Kardeşi olan bir çocuğa her istediğini alıp onu başından savmaya çalışmak yanlış bir tutumdur. Bu ‘’Kardeşin olacak ve biz çok üzgünüz ne olur bizi affet’’ demenin başka bir yoludur. Ona kardeş yaptığı için suçlu olan aile değil ve çocuk bunu er ya da geç kabul etmek zorundadır.

    Ne zaman yardım almalıyım?

    Kardeş kıskançlığı basit bir olgu gibi görülse de dışavurumları çok şiddetli olabilir. Özellikle kardeşe zarar verme, saldırma, cimcikleme gibi durumlarda mutlaka yardım almak gerekir. Genelde çocuklar anne babalarının yanında kardeşini seviyor gibi görünür ve onlar yokken zarar vermeye çalışır. Burada amacı aslında zarar vermekten ziyade, içindeki öfkeyi dışarıya vurmaktır.

    Bunlara ek olarak, regresyon (gerileme) durumlarında (alt ıslatma, ayakta sallanmak isteme, tırnak yeme, parmak emme vs.) mutlaka bir uzmana başvurup, temeldeki kardeş kıskançlığı problemini ortadan kaldırmak gerekir.

    Kardeş kıskançlığını çözmede ne gibi bir yöntem izleniyor?

    Kardeş kıskançlığı ve öfke probleminde en etkili yöntem oyun terapisidir. Burada amaç, sorunun kaynağına inip, çocuğun oyun yolu ile kendisini ifade etmesini sağlayıp sorunu çözmektir.

    Selin ŞİT

    Çocuk Gelişim Uzmanı