Etiket: Kardeş

  • Doğum Sıranız Kişiliğinize Etki Ediyor

    Doğum Sıranız Kişiliğinize Etki Ediyor

    Doğum sırası çocuğun duygusal, davranışsal ve kişilik gelişiminde çok güçlü bir etkiye sahiptir. Aile içerisinde sahip olduğumuz yer bizi ömrümüz boyunca etkiler. Kardeşler arasındaki sıranın kendine has avantajları ve dezavantajları vardır.

    İlk Çocuk/ En Büyük Çocuk
    İlk çocuk, ebeveynlerinin tüm ilgi ve sevgisini bir süre de olsa sadece kendi üzerinde hisseder. Bu durum çocukta sevildiğini ve ailede önemli bir noktada olduğunu hissettirir. Bu sebeple yüksek özgüven geliştirir. İlk doğan çocuklar genellikle sorumluluk sahibi liderler olurlar. Dünya üzerindeki çoğu devlet başkanı ya da CEO genellikle ilk çocukturlar. Fakat bu durumun eksileri de vardır. İlk defa anne ve baba olan ebeveynlerinin tecrübesiz ellerinde yüksek başarı beklentileri ile yetiştirilirler. Dolayısıyla genellikle ilk doğanların üzerindeki bu başarı baskısı onları mükemmeliyetçi bir kişilik geliştirmeye yöneltir. Ayrıca yeni kardeşin gelmesi ile birlikte yoğun bir kayıp duygusu yaşarlar; artık ebeveynlerinin sevgisini ve ilgisini paylaşmak zorundadır. Kardeşlerini kıskanırlar, ebeveynlerine gücenirler, kişisel alanlarının ihlal edildiği hissine kapılırlar. Ama yine de bakımından sorumlu olduğu kardeşinin varlığı ilk çocukta sorumluluk ve empati yeteneğinin gelişmesine yardımcı olur ve ömrü boyunca bu artıları sosyal ve duygusal yaşamında bir avantaj olarak kullanır.

    Ortanca Çocuk
    Ortanca çocuk hem küçük hem de büyük kardeş olmanın avantajlarını yaşar. Hem örnek alabileceği, kanatları altında olabileceği ve kendisine rehberlik edebilecek büyük bir ablası/abisi hem de kendisinin rol model olacağı, kendisine göz kulak olabileceği küçük bir kardeşi olur. Fakat ailenin bebeği olma rolünün elinden alınması ortanca çocukta dışlanmışlık ve kıskançlık duygularının belirmesine sebep olur çünkü büyük ve küçük kardeş ebeveynlerinin çoğu zamanını almaktadır. Ortanca çocuk ilgi için mücadele etmek zorundadır. Bu sebeple hayatı boyunca kardeşleri ile rekabet halindedir. Bir yandan büyük kardeşine yetişmek için çabalarken diğer yandan da küçük kardeşini geçmek için emek harcar.

    En Küçük Çocuk
    En küçük çocuk tecrübeli ve sabırlı ebeveynlere sahiptir ve bu artılarla büyür. Rol model olabilecek, kendisinden dersler alabileceği, desteğini üzerinde hissettiği büyük bir kardeşinin olması da en büyük avantajlarından biridir. Bunun sonucunda çok erken yaşlarda daha bilgili ve zeki olurlar. Fakat kendisinden bedence ve akılca daha gelişmiş olan büyük kardeşin gölgesi altındadır. Aradaki yaş farkını anlamadan sürekli ona yetişmek için çabalar ve bu da kendisinde zamanla yetersizlik duygularına neden olur. Ayrıca büyük kardeşinin her zaman ilkleri yaşaması (iki tekerlekli bisikleti sürmesi, liseye hazırlanması, mezuniyet balosuna katılması gibi) onu yoğun kıskançlığa sevk eder. Büyük kardeşin hayatındaki gelişmeler ebeveynlerinin zamanı ve ilgisini aldığı için çoğu kez kendini dışlanmış ya da görünmez hisseder. Bütün bunlara ek olarak büyük kardeşi tarafından sürekli kontrol ve eleştiri altında olması zamanla özgüvenine zarar verir.

    Ebeveynlere Öneriler
    İlk çocuk için: Çocuğunuzu mükemmel olması için zorlamayın ve ona kaybettiğinde bile sevgi ve ilgi gösterin; onu en az eve yeni gelen kardeşi kadar sevilmiş hissettirin; ona kendi bebekliğinden ve ona nasıl baktığınızdan bahsedin; özel alanına müdahale etmeyin, kendi arkadaşlarının olmasına izin verin; kıskançlık ya da kırgınlık duyguları varsa bunları sizinle paylaşmasını isteyin.
    Ortanca çocuk için: Onunla yeterince ilgilenin ki kendini dışlanmış hissetmesin, çocuklar için zaman=ilgi=sevgi denklemini unutmayın; ailecek konuşurken onu mutlaka dinleyin ve konuşmasına izin verin; ilgi alanlarını geliştirmesine fırsat tanıyın ki kendine özgü karakterini oluşturabilsin. 
    En küçük çocuk için: Ona büyük kardeşinin yaptığı şeyleri kendisinin yaşından dolayı henüz yapamadığını, onun yaşındayken büyük kardeşinin de aynı durumda olduğunu, onun da ablası/abisi yaşına geldiğinde tüm bunları yapabileceğini anlatın; başarılar elde ettiğinde onu kutlayın ve yüceltin; büyük çocuğun sorumlulukları ile meşgul olduğunuzda küçük çocuk için de özel zaman ayırmaya gayret edin; büyük çocuğun etkinliklerinde ya da kutlamalarında mutlaka ona da bir görev verin (örneğin kutlamanın sonunda ablasına/abisine çiçek vermesi gibi); büyük kardeşinin onun üzerinde zorbalık uygulamasına izin vermeyin, böyle bir durum sezerseniz mutlaka müdahale edip bu durumu engelleyin. 

  • Kardeş Kıskançlığı

    Kardeş Kıskançlığı

    Kıskançlık insan doğasındaki en ilkel dürtülerden biridir ve erken yaşta tanışılan bir duygudur. Anne babasına bağlı olan bir çocuğun eve yeni gelen ve ailede kalıcı olacak bir bebeği kabullenmesi elbette ki zordur. Kardeş kıskançlığının belirtileri nelerdir ve kardeş kıskançlığıyla nasıl başa çıkılır bir göz atalım. Kardeş kıskançlığının ebeveynlerden uzaklaşma, içine kapanma gibi belirtileri dışında en yaygın belirtisi:

    Çocuğunuz 3-9 yaş aralığındaysa eve kardeşi geldiğinde çocukta da bebeğinki gibi davranışlar gözlemleyebilirsiniz. Örneğin; alt ıslatma, yemeğini kendi başına yememekte ısrar etme, tek başına uyuyamama bitmeyen ağlama nöbetleri gibi. Bu bir tür savunma mekanizmasıdır ve regresyon adı verilir yani davranışlarda gerilemedir.

    NASIL BAŞA ÇIKILIR

    • Yeni bir bebek sahibi olmaya karar veren anne babalar bu konuyu önce evdeki çocukla paylaşıp, çocuğun bu konudaki tutumunu gözlemlemelidir.

    • Bebek eve geldiği zaman evdeki çocuğun günlük düzeninde bir aksama ya da rahatsız edici bir değişiklik olmamalıdır. 

    • Kıskançlık durumu biraz durulursa kardeşinin bakımına yardım etmesi için çocuğa ufak ufak görevler verebilirsiniz. Bu iki kardeş arasında bir bağ kurulmasına yardım eder. 

    • Ancak sorumluluk verme durumu çok abartılamamalı, çocuğa sen artık abi/abla oldun gibi şeyler sürekli söylenmemelidir. Bu durum çocuğun omuzlarına yük binmiş gibi hissetmesine yol açabilir. 

    • Çocuk eğer ki kardeşine fiziksel zarar veriyorsa ebeveynler sert olmayan ama net bir dille sınır koymalıdır. 

    • Kardeşler arasında kıyaslama yapılmamalıdır. Bu durum sadece aralarındaki rekabeti arttırır ve ilişkilerine zarar verir. 

    Ancak bütün bunlara rağmen çocuğunuzdaki kıskançlık belirtileri devam ediyorsa ve bu durum zarar verme boyutlarına ulaşmışsa bir uzmandan destek almayı ihmal etmeyin. 

  • Kardeş Kıskançlığı

    Kardeş Kıskançlığı

    Kardeşlik üzerine farklı düşünceleri doğru yanlış demeden ele almak gerekir.

    1-Kardeşe sahip olmak çok güzel bir histir. İnsanın en yakın arkadaşı bile kardeşi gibi olamaz. Kardeş, küçükken en iyi oyun arkadaşı büyüyünce dert ortağıdır. Kardeş, tarif edilemeyen o güzel, güven veren bağdır.

    2- Tek çocuk olmak iyidir. Ailenin manevi ve maddi her şeyine tek başına sahip olmak demektir. Rahat ve iyi hissettiren bir hayatı mümkün kılar. Kardeş demek ortak demektir, kavga demektir. Tek olmanın avantajları daha fazladır.

    3- Kardeşe sahip olmak olumlu ve olumsuz olabilir. Kardeşin özelliklerine göre değişir. Anlaşamadığım bir kardeşim olmasındansa hiç olmaması daha iyidir. Kardeşlik; anlaşmaya, düşünce ve kişiliklerin uyup uymamasına bağlı olarak iyi veya kötüdür.

    4- Kardeşlik sadece kan bağı olarak görülmemelidir. İyi bir dost da kardeş sayılabilir. Çok iyi anlaştığım, çok sevdiğim insanların kardeşten bir farkı yoktur.

    Evet, kardeşlik üzerine düşünceler genel olarak yukarıdakiler temellidir. “Hangisi doğrudur?” sorusuna verilebilecek bir cevap yoktur. Neticede, hepimizin hayatta yaşadıkları, deneyimleri, bakış açısı farklı.

    Kardeşi olmadığı için üzülen ve keşke kardeşim olsaydı diyenler varken; kardeşi olup da hiç iletişimi olmayan, keşke olmasaydı diyenler de mevcut.

    Kardeşle ilgili psikolojide en çok karşılaştığımız konu kardeş kıskançlığıdır.

    Çocuğun sahip olduğu bir düzeni, alışkanlıkları vardır. Kardeşin gelmesi bu düzenin, alışkanlıkların değişmesi bozulmasıdır. Kardeş kıskançlığı, anne- babayı başka biriyle paylaşmak zorunda kalmanın verdiği öfke, üzüntü duygularıdır. İlginin, sevginin azaldığına inanma vardır. Kardeş rakip olarak algılanır. Zarar verme dürtüsü fazladır. Bunun yanında davranışlarda gerileme görülebilir. Konuşmanın daha küçük çocuk gibi olmaya başlaması, biberon-emzik isteme, altını ıslatma gibi tuvalet problemlerinin başlaması, emekleme, kardeşinin davranışlarını taklit etme görülebilir. Bunun altında ilgi bekleme vardır. Ben de küçüğüm benimle de ilgilenin mesajı verilir. Yaramazlıklar artabilir. Bu yaramazlıkların altında da dikkat çekme isteği; ben de buradayım, ben de varım mesajı vardır. Okul dönemindeki çocuklarda başarı düşebilir, akranlarıyla sorunlar yaşanabilir. Anne babanın sevgisini test etme girişimleri sergilenebilir. Çocuk açıkça kardeşini istemediğini, sevmediğini hatta ondan nefret ettiğini söyleyebilir. Kardeş kıskançlığının içinde anne babaya kızgınlık da vardır. Bir düzeye ve süreye kadar kardeş kıskançlığı normaldir.

    Kardeş kıskançlığının en yoğun olduğu dönem 2-6 yaş aralığıdır. Yedi yaş yukarısındaki çocuklar kardeş kıskançlığını yoğun olarak yaşamayabilirler. “Kardeşler arasındaki yaş farkı kaç olmalıdır?” sorusuna verilecek net bir cevap yoktur. Yaş farkı az olan kardeşlerde çatışmalar daha fazla olabilir. Ancak sosyal yönden (oyun arkadaşlığı, paylaşımlar vs.) avantaj sağlayabilir. Tabii ki bunda ailenin tutumu çok etkilidir. Aile, tutumuyla kardeş kıskançlığını söndürebilir de, yoğunlaştırabilir de.

    Bazı aileler kardeş kıskançlığı nedeniyle bebekle ilgilenemediklerini, büyük çocuklarını üzmekten ve olumsuz etkilemekten korktuklarını, ne yapacaklarını bilemediklerini, işin içinden çıkamadıklarını ifade ederler. Bir yandan çocuklarının durumu ile ilgili endişelenirler, diğer yandan da bebekleriyle gerektiği şekilde ilgilenemedikleri için suçluluk duyarlar. 

    Kardeşini kıskandığı için çocuklar suçlanmamalı, çocuklara kızılmamalıdır. 

    Kardeşle beraber çocuğun hayatında ve düzeninde oluşan değişiklikler en aza indirilmelidir. Kardeş doğmadan önce çocuğa kardeşi olacağı anlayacağı şekilde anlatılmalıdır. Kardeş sahibi olmanın olumlu yönleri vurgulanmalı, kardeşliği anlatan hikayeler anlatılmalı. Bebek için yapılan hazırlıklarda çocuğun da fikrinin sorulması (kardeşinin adını ne koyalım, hangisini alalım gibi) iyi olacaktır. Bebeğin doğumundan sonra anne çok yoğun ve yorgun olacağından büyük olan çocukla ilgilenme ve iş yükünü paylaşma açısından baba, anneanne, babaanne yardımı gereklidir. Çocuğa, aynı şeylerin onun bebekliğinde de yapıldığı, aynı sürecin onda da yaşandığı, onun bebekliğinin nasıl olduğu anlatılmalıdır. Çocukla ilgilenmek asla ihmal edilmemelidir. İlgide abartıya da kaçılmamalıdır (aslında biz seni daha çok seviyoruz, sen bizim için daha önemlisin gibi cümleler kurmak, her istediğini yapmasına izin vermek gibi) büyük çocuklara “sen büyüksün, ablasın, abisin o küçük deyip çocuktan sürekli anlayış beklenmemelidir. Bu durum çocukta öfkeye yol açar. “Artık beni daha az seviyorsunuz” gibi cümlelerle anne babaya gelindiğinde, bunun gerçek olmadığına çocuk ikna edilmelidir. Kardeşler arasında kıyaslama yapmak çok yanlıştır. Çocuğun yaşına uygun olacak şekilde kardeşiyle ilgili küçük sorumluluklar, görevler verilebilir. Sahiplenme ve kabullenme duygusunu geliştirir (kardeşin uyuyor mu bakar mısın gibi). Ancak ağır sorumluluklar, kardeşin bakımını üstlendirmek gibi durumlar yaşatılmamalıdır. Sonraki dönemlerde kardeşler arasındaki tartışmalarda anne baba taraf olmamalıdır. Çocuktan izin almadan eşyası alınıp kardeşine verilmemelidir. Çocukların farklı kendilerine özgü özellikleri ve kişilikleri olduğu unutulmamalıdır. Çocuklara maddi ve manevi adil ve eşit olunmalıdır. 

    Kardeş kıskançlığı patolojik bir hal aldığında çocuğun yetişkinliğinde kişilik bozukluğuna sahip olmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle ciddiye alınmalıdır. Çocukta geçmeyen saldırganlık, hırçınlık, içe kapanma, gerileme davranışları varsa, çocuk başka bir çocuk haline geldiyse (olumsuz yönde), kardeş kıskançlığı çok yoğun yaşanıyorsa örneğin kardeşe zarar verme girişimleri olduysa mutlaka uzmandan yardım alınmalıdır. 

  • Kardeş İlişkileri ve Kardeş Kıskançlığı İle Nasıl Baş

    Kardeş İlişkileri ve Kardeş Kıskançlığı İle Nasıl Baş

    Kardeş kıskançlığı doğal bir duygudur günlük hayatımıza etkilemediği sürece patolojik bir durum oluşturmaz. Kardeşlik bazı uzmanlara göre rekabettir. Kıskançlık beklenen ilgi ve sevgi şefkat eksikliğine karşı verilen bir yanıttır. ilk çocukluk döneminde kıskançlık ebeveynlere ve ona bakan, vakit geçirdiği kişilere yöneliktir. Çocuk ilgi ve şefkat bekler, sevilme ihtiyacı yüksektir, sevgiyi arzular, diğer çocuklarla kendisini kıyaslama içinde bulur.

    Hiç bir çocuk annesini kaybetmeye dayanamaz. Yeni bir kardeşin dünyaya gelişiyle çocuk anneden bir süre uzaklaşır. Bu ayrılık nedeni ile çocuk terkedilmişlik duygusu yaşayabilir. Anne kucağında yeni bir bebekle eve geldiğinde çocuk artık sevilmeyeceğini düşünür. En muhtaç olduğu şey yani sevgiyi kaybetme çaresizliğine kapılır. Çocuğun asıl kaygısı annenin sevgisini kaybetmektir.  Çocuk bu süreçten sonra sürekli anne babanın sevgisini sorgulamaya başlar. Anne babasını paylaşmak zorunda kalmıştır artık yeni gelen bebeğe hem anne hem baba çok fazla vakit harcamakta hem de çevredeki herkes artık eve yeni gelen o bebeğe daha fazla ilgi göstermekte ve hediyeler almaktadır. Yeni kardeşin gelişiyle büyük çocuk ikinci plana atılmış ve terkedilmişlik duygusunu yaşar. Bütün bu olaylar yaşanırken büyük kardeş İlgi çekmek ister, yaramazlık yapmaya başlar; okuldaki arkadaşları ile sorunları başlar. Küçük kardeşe duyulan kıskançlık kardeşini vurma ısırma gibi sık rastlanan davranışlarla kendisini göstermeye devam eder. Bazı çocuklarda kıskançlıklarını bu tür hareketlerle dışa vurmazlar: içlerine kapanırlar yemeden içmeden kesilir, evin bir köşesine çekilir, parmak emer saçlarıyla oynarlar. Bazı çocuklar ise bebek gibi konuşmaya biberon ve emzik isteme davranışı gösterirler.

    Yeni gelen kardeş büyük çocuğu adeta evdeki tahtından indirir çocuk alt üst olur. Yeni bebek dünyaya gelince evdeki çocuktan abi veya abla olması beklenir oysa ki onun öyle bir isteği yoktur. Bebeğin bakımında size yardımcı olmak kardeşine bakmak, koruyup kollamak zorunda değildir, bunu kendisi istememiştir. Anne babalar çocuğa böyle davrandıkça sorumluluk yüklendikçe ikinci plana itildiğini hissedecek ve kardeşine daha fazla öfkelenecektir. Bu dönem çocuklarda kıskanmaya bağlı uyum zorlukları yaşanmaya başlanır, zaman zaman abartılı sevgi gösterilerinde bulunur ,kardeşini ağlatacak şekilde sıkıca kucaklar yanlışlıkla yere düşürür.

    Kardeş kıskançlığı durumunda ebeveynlere düşen ilk görev büyük çocuğa da ellerinden geldiğince vakit ayırıp büyüğü unutmamak. Çocuğun okul yaşamı ve oyunlarıyla onunla kardeşi dünyaya gelmeden önceki kadar ilgilenilmelidir. Büyük çocuk ve kardeşi arasındaki sosyal ilişkiye zemin oluşturulmalıdır, annenin hamileliği belirginleşmeye başladı yeni kardeş dünyaya gelmeden önce anne baba çocuğu bu duruma hazırlamalıdır. Çocuğa yeni bir kardeşi olacağını ve bundan büyük bir mutluluk duyacağı anlatılır, bebeğin eşyalarının hazırlanmasında büyük kardeşten yardım istemeli kardeşi için kendisi isteyerek seçim yapmalıdır. Yeni kardeş dünyaya geldikten sonra ebeveynler kardeşler arasında kıyaslama yapmaktan kaçınmalı, 2 çocuğa da eşit davranmalıdır.

    Zamanla kardeşinin gelişine rağmen sevildiğini gören çocuk kardeşini daha az kıskanır ve zamanla da bu kıskançlığın üstesinden daha kolay gelebilir. Çocuklarına eşit davranan kıyaslama yapmadan yetiştiren, bütün çocuklarına eşit sevgi ilgi ve zaman ayırabilen ebeveynler bu süreci daha rahat ve daha başarılı bir şekilde anlatabilirler. Her çocuğa ailede özel bir yeri olduğunu hissettirmek, her birinin kendisine değerli olduğunu yansıtabilmek ve haksızlık yapmamak kardeş ilişkilerinde en önemli faktörlerdendir. Ebeveynlerin her çocuğa bilgi ve becerilerine göre sorumluluklar vermesi ve haklarına saygı göstermesi gerekir. Her çocuğun kendisini değerli hissetmesi çok önemlidir. Çocuklar arasında paylaşma duygusu artırılmalı kardeşler arası iş bölümü ve dayanışmaya teşvik edilmelidir.

    Kardeş kıskançlığını önlemenin en sağlıklı yolu öncelikle anne babaların bu duygunun doğal olduğunu kabul etmeleri ve büyük çocuğu desteklemeleri gerekir, çünkü onun dünyası değişecektir, artık anne babasının desteğine ihtiyacı vardır. Öncelikle yeni bir kardeşin geleceğini bir başkasından değil anne babasından duyması gerekir. Resimlerle yaşına uygun açıklamalarla çocuğa açıklanmalıdır. Yeni kardeş gelmeden önce hastanede kardeşe verilmek üzere bir hediye hazırlanması ve bunun çocuğun hazırlaması için ona destek olunmalıdır, aynı zamanda büyük çocuk için de abla veya abi olduğunu kutlamak için hediye hazırlanmalıdır. Kardeşleri ile ilgili alışverişleri büyük çocuğun seçmesi ona iyi gelecektir. Yeni kardeşin odasını hazırlarken, beşiğini kurarken büyük çocuktan yardım alın bu davranışlar çocuğun mutlu edecektir.

        Anne doğuma gittiğinde biraz toparlandıktan sonra çocuğun hastaneye gelmesi gerekir. Hastaneye ilk geldiğinde kardeşi ilk olarak annesinin kucağında görmemelidir. yeni bebek dünyaya geldikten sonra anne baba ara ara büyük çocukla baş başa vakit geçirmeli yeni bebekle ilgili duyguları konuşmak, kıskanmanın doğal olduğunu kendi çocukluğumuzdan hikayelerle anlatarak, kıskançlık duygusunu hafifletebilirsiniz. Kıskançlığın patolojik hale dönüşmemesi ebeveynlerin tutumlarına bağlıdır. Çocuğun gerçek inancı kardeşin gelişi ile annenin sevgisini kaybetmek olacağından öncelikle bu inancı çocuğun aklından düşüncelerinden def etmek gerekir.  Çocuk ikinci plana atılmış duygusunu yaşamamalıdır.

  • Kardeş Kıskançlığı

    Kardeş Kıskançlığı

    Ana babaların bütün çocuklarını eşit derecede sevdikleri iddiası şüphesiz doğrudur. Ne var ki, hepsine eşit davrandıkları kesinlikle doğru değildir. Çoğu kez en büyük çocuklarına, ondan daha “akıllı” olmasını, büyüklük göstermesini, küçük kardeşlerine karşı sorumluluk almasını ve kendisine yetmesini bekleyerek fazla yüklenirler. En küçük çocukları söz konusu olduğundaysa, sıklıkla şu bahaneye başvururlar: “O daha küçük, henüz anlamıyor”. Bu, büyük olasılıkla ilk doğan çocukları aynı yaştayken kullanmayacakları bir bahanedir, zira o, kardeş(ler) gelince “büyük” rolünü üstlenmek zorunda kalmıştır.

    Kısacası her çocuğa, kardeş konumundan bağımsız olarak, içinde bulunduğu yaşa ve gelişimsel dönemine göre davranmak gerekir. Çocuklar, kardeşlerinin yaşından ötürü ayrıcalık elde ettiği izlenimini edinirlerse onu taklit etmeye başlarlar. Ailenin büyük çocuğu birden küçük bir çocuk gibi davranmaya başlar, en küçük çocuk da “büyüğü” taklit eder. Bunu yapmaları yasaklanırsa ya da bu konuda onlara kızılırsa, çoğu kez hayal kırıklıklarını hırçınlık yaparak kardeşlerinden çıkarırlar.

    En büyük çocuğunuzdan bir konuda özveride bulunmasını ya da başkalarını da düşünmesini istemek zorundaysanız, “daha büyük olduğun için” gerekçesini kullanmaktan kaçının. Bu gerekçe çocuk için mantıklı değildir. Yalnızca kendini ihmal edilmiş hisseder ve başkalarını düşünmenin gerçek anlamını kavrayamaz. Onun yerine aile birliği içinde karşılıklı yardım üzerinde durun.

    Kardeşler arasındaki kıskançlık ve kavgaları azaltabilir ama engelleyemezsiniz. Rekabet ve güç karşılaştırılmaları bir dereceye kadar normaldir. Kardeşler arasındaki kavgaya karışmayın. Kesinlikle yargıç rolü üstlenmeyin. Yalnızca bir çocuk ya da bir eşya tehlikedeyse araya girin. Herhangi bir yargıya varmaksızın, “Çok kızgınsın.” ya da “Canın sıkıldı.” Diyerek kavgacıların duygularına seslenin. Sonra da çocukları ayırarak başka şeylere yönlendirmeye çalışın.

    Ne var ki çocuklarınız ortalamanın üstünde bir sıklıkla kavga ediyorlarsa, her birine diğerinde kendisini neyin rahatsız ettiğini ve neyin hoşuna gittiğini sorun. Birlikte etkili önlemler belirleyin.

    Kavga kopmak üzereyken, örneğin çocukların daha önce belirledikleri komik bir işaretin yardımıyla, onlara nasıl davranmaları gerektiğini hatırlatacak hoş bir uyarıya başvurabilirsiniz. Ekleme: Bunu şu şekillerde yapabilirsiniz: Kısa süre içinde kavgaya son vermeyi ya da en azından hafifletmeyi başarırlarsa, bir oyun ya da öykü seçmelerine izin verebilirsiniz. Uyarı işaretine kayıtsız kalırlarsa, kendi kendinize konuşarak, oyuncak bebeğe ya da ayıya kavga bittiğinde ne güzel olacağını, onlarla neler oynayabileceğinizi anlatın. Böylece, kavgaya doğrudan müdahale etmeksizin onları yavaşça istenen davranışa yönlendirirsiniz. Ancak ondan sonra kavgadan söz edilebilir ve programı yeniden ele alabilirsiniz.

    Kavga sıklığı azalınca programa yavaş yavaş son verilir.

    Bu önerilere ek olarak;

    • Taraf tutmayın. Bu çekişme gereğine olan inançlarını dürtükleyecektir.

    • “Kavga etmeyi bırakmaya hazır olana kadar ikiniz de ayrı odalara gidebilirsiniz,” deyin onlara. Bu kavga edemeyecekleri için sakinleştirici bir süreç işlevi görecektir. Onlara hazır olduklarında gelip tekrar deneyebileceklerini söyleyin.

    • Her ikisine de bir seçenek sunun. “Ya kavga etmeyi bırakırsınız ya da dışarı kavga edersiniz. Kavga etmeyi seçiyorsanız, tek kelimesini bile duymak istemiyorum.”

    • Bir bebek söz konusu ise önce bebeği kucağınıza alın ve ona, çocukların önünde “kavgayı bırakmaya hazır olana kadar odana gitmek zorundasın,” deyin. Sonra büyük çocuğun elinden tutup aynı şeyi ona da tekrarlayın. Masum bir bebeği kavga ettiği için odasına kapatmak komik görünebilir. Fakat çocuklarınıza aynı şekilde davranmanız önemlidir, böylece birine kurban diğerine de zorba olduğunu öğretmemiş olursunuz..

    • Çocuklar bir oyuncak üzerine kavga ediyorlarsa, oyuncağı kaldırın ve onlara kavga etmek yerine oyuncakla oynamaya hazır olduklarında onu geri alabileceklerini söyleyin.

    • Çocukların kavgaları bazen bir çeşit birbirleriyle oynama yoludur. Onları küçük, sevimli ayı yavruları olarak düşünün.

    • Bütün kavgacıları bir kanepeye oturtun ve onlara birbirlerine kanepeden kalkıp tekrar denemek için rıza gösterene kadar orada kalmak zorunda olduklarını söyleyin. Bu onları kavga etmektense birlik içinde hareket etmeye yöneltecektir.

    • Bir çözüm bulur bulmaz dışarı çıkabileceklerini söyleyerek kavgacıları odalarına gönderin.

    • Odayı terk edin. İster inanın ister inanmayın, çocukların kavga etmelerinin ana sebeplerinden biri sizin de olaya karışmanızı istemeleridir. Çocuklar diğerini suçlayıp cezalandırarak onların tarafınızı tutmanızı isterler. Bu şekilde önemli olduklarını hissedeceklerdir.

    • Çocukların kavga ettiği durumlar, sevilen bir etkinlik öncesine denk geldiğinde; örneğin arabayla oraya gidildiği esnada, siz çocuğa, “siz kavganızı bitirdiğinize gideceğiz” deyip arabayı bir köşeye çekip durdurabilirsiniz. Bu durum evden çıkmadan az önce yaşanıyorsa, hazırlıklar yarıda kesilip evden çıkmadan kavgayı bitirmeleri bekleyin. Bu tavrınız, çocukta, kavgayı kesmezse sevdiği etkinliği kaçıracağı izlenimini verir.

    • Unutmayın; kardeşlik ilişkileri mutlak mükemmellik içinde yürüyemez. Kardeşler yabancılara karşı birbirlerini kolluyorlarsa, birinin yokluğunda diğeri onu özlüyorsa, kardeşliğin de temeli sağlam demektir.

  • Büyük Çocuğun Suçu Ne? Kardeş Kışkançlığı

    Büyük Çocuğun Suçu Ne? Kardeş Kışkançlığı

    Kıskançlık doğal ve evrensel bir duygudur. Çocuk, annesinin dikkatini daha fazla çekmek ister. Bu duygunun temelinde yetersizlik duygusu ve anneyi kaybetme korkusu yatmaktadır.

    Çocuk sizin her cümle ve tutumunuzu ciddiye alır ve buna inanır. Bu tür tutumlar, çocuğun gelecekteki okul ve iş hayatı boyunca kalıplar içinde davranmasına, kendisi olamamasına neden olur.

    Anne ve baba kardeşini kıskanan büyük çocuğu belirli bir role ya da etikete hapsetmemelidir.

    Evde birden çok sayıda çocuk varsa, çocuklardan büyük olana abla ya da abi rolü düşüyor/veriliyor.

    Örnek; “Sen büyüdün artık, abla/abi oldun daha farklı davranmalısın!”, “Büyük olan sensin kardeşlerine örnek olmalısın” ,“kardeşinle ilgilen!”, “sadece iki elim var, kız kardeşine sen de annelik edebilirsin! ve benzeri söylemler ve tutumlar büyük çocuğun çevresi tarafından etiketlenmesine yol açar. 

    Ve daha da önemlisi büyük çocuğun küçük yaşta ondan çocukluğunun çalındığı, çok çabuk büyümek zorunda kaldığı hissi yaratır. Böyle bir durumda; bir çocuktan çocukluğu çalınırsa, yetişkin olduğunda çocuklarla nasıl oynayacağını bilmeyen bir yetişkin ortaya çıkarır.

    Duruma küçük çocuk tarafından bakarsak, büyük çocuğu anne-baba gibi davranması, bebek için de güven sarsıcı olabilir.

    Ne Yapabiliriz?

    Ebeveyn olarak birçok sorumluluğumuz olsa da kardeşler arasındaki ilişkiyi daha fazla ciddiye alarak davranışlarımızı belirlemeliyiz. 

    Her şeyin eşit olmasına değil, adil olmasına çalışmalıyız.

    Büyük çocuğa kardeşinden bağımsız her gün düzenli zaman ayırarak ve duygusal ihtiyaçlarını doyurmalıyız.

    Kardeş kıskançlığı yasayan çocuklarınıza eşit zaman ayırmaya çalışmak yerine, her çocuğa kendi gereksinimine göre zaman ayırmak gerekir. Bebeğin henüz kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar küçük olduğu dolayısıyla daha çok ilgiye ihtiyacı olduğu büyük çocuğa anlatılmalıdır. 

    Kardeşler arasında kıskançlık hissettiğinizde onları birbirinden uzaklaştıracak değil, yakınlaştıracak ortamlar yaratmalıyız. 

    Kardeşler arasında olan kavgalarda hakem rolü üstlenmemeliyiz. Ebeveynler çocukların tartışmalarına katıldıkları zaman çocukların her biri anne-babasının diğerinin tarafını tuttuğunu düşünür. Bu da rekabetin yoğunlaşmasına yol açar. Büyük kardeş anne babanın koruyucu desteğini sağlayabilen küçük kardeşten nefret eder. Anne baba ne kadar yansız olmaya çalışsa da işe yaramaz, bu nedenle kardeşler anlaşmazlıklarını kendileri çözmelidir. Fiziksel şiddetin olmadığı durumlarda anne babanın araya girmemesi sorunun çözümünü kolaylaştırır.

    Tartışmalarda sorun çıkaran çocuğa yönelmek yerine, zarar gören çocukla ilgilenmek, kardeşi “mağdur, ezilen” olarak nitelendirmeye yol açar. 

    ”Kim başlattı?” sorusunu sormaktan kaçınmalıyız. Çünkü olayı kimin başlattığını öğrenmeye çalışmak, çocukların birbirini suçlamasına neden olur. Her bir çocuğun kavganın çıkmasında aynı derecede suçlu olmasından yola çıkarak sonuçlarına eşit şekilde katlanmaları sağlanmalıyız. 

    Çocukların kavga etmelerinden endişe duymamalıyız. Çünkü çocuklar kavga ettikçe deneyim kazanırlar. Kavga ettiklerinde de seçenekler sunulabilir ya da iyi geçinme kuralları konulabilir. Böylece kavga ettikleri ve iyi geçindikleri zaman sonucun ne olacağını bilirler.

    Kardeşler arasındaki kıskançlık ve geçimsizlik ne kadar yoğun olursa olsun ayrı kaldıklarında birbirlerini çok özlerler. Bu durum, ilişkilerinin bazen çok bozuk olduğunu düşünseniz de aslında birbirlerini çok sevdiklerini açıklar.

    Kardeşinin giyebileceği, ona küçük gelen giysileri ve oynayabileceği oyuncakları beraber ayırmak işe yarar, fakat vermek istemediği şeyler konusunda zorlamamalıyız. Kendine ait sevdiği bir şeyin kardeşine verilmesi çocuğu üzebilir ve kıskançlığını arttırabilir. 

    Ailenin bütün olduğu duygusu herkes tarafından hissedilmelidir. Bunun için bütün ailenin birlikte yapabileceği gezinti, piknik, alışveriş, film izleme gibi etkinliklere yer verilmelidir.

  • Çocuklarda Kardeş Kıskançlığını Önlemenin Altın Kuralları

    Çocuklarda Kardeş Kıskançlığını Önlemenin Altın Kuralları

    Çocuklarda En çok yaşanılan sorunlardan biri; KARDEŞ KISKANÇLIĞI !

    *Aslında kardeşler arasında kıskançlık,dozunda yaşadığında, doğaldır. Çocuklar için faydalı ve sağlıklı bir haldir. Her çocuk, anne-babanın sevgisinin ve ilgisinin tümünü ister. En sevilen, en çok ilgilenilen olmak ister. Bu da kıskançlığı kaçınılmaz kılar.
    Her çocuk, ayrı bir birey olarak bencillik, sahip olma, paylaşamama,kendine güven duymaya ihtiyaç, özenti gibi duygular taşıdığı gibi kıskanabilir de…
    *Aslında kıskançlıkla çocuklar, hayatın gerçeklerinden biriyle yüzleşmiş olurlar. Bu da onun çevresindeki ilginin tümüne ve yaşamın bütün avantajlarına sahip olamayacağıdır. Bu acı ve zor da olsa çocuk için bir derstir. Sevgi paylaşılacaktır ve paylaşıldıkça da
    sandığının aksine azalmayacaktır.
    Böyle normal aile içi rekabet, çocuksu benmerkezciliği ve bencilliği azaltır. Rahatsızlık verici de olsa, başkalarıyla geçinmek için deneyim ve kolaylık sağlar.
     

    Çocuklar Niçin Kıskanır ?

    • Çocuk, gelişiminin bazı dönemlerindekıskançlıkgösterebilir.
    Mesela; 3 yaşındaki bir çocuk eşyalarını, oyuncaklarını, yemeğini, ailesini paylaşmayı henüz öğrenmemiştir.

    Eşyasını başkası kullanması gereken durumda kıskançlığa girebilir ve bu, doğal bir durumdur.
    • Genellikle ilk çocuklarda kardeş kıskançlığı dikkati çeker. Ailesinin ilgi ve sevgisine alışan çocuk, yeni gelen kardeşi kendine rakip olarak görür.
    Devre dışı kalacağını zanneden büyük çocuğa aile destek olmalıdır.
    • Çocuğu yoksun bırakmak veya her istediğini yerine getirmek,sürekli maddî ödüller vermek de kıskançlığı körükler.

    Çocuklarda Kıskançlık Belirtileri !

    Kıskanç çocuk, huzursuz davranışlar gösterir, uykusuzluk çeker. Basit sebeplerle kızar, ağlar, bağırır. Hele hayatının ana konusu kıskançlık olmuşsa, çocuk acı içindedir. Yardıma ihtiyacı vardır.
    • Anne-baba ile yatmak ister.
    • İlgi çekmeye çalışır.
    • Yeniden altını ıslatmaya, meme ve parmak emmeye, bebeksi konuşmaya başlayacaktır.
    • Küçük kardeşine zarar vermek isteyebilir.
    • Anne-babasının sevgisini, ilgisini sürekli arzular.

    Çocuklarda Kıskançlığı Önlemek İçin Altın Kurallar !

    • Amacımız, kıskançlık duygusunun varlığını tümüyle ortadan kaldırmak değil, onu ortaya çıkaran durumları azaltmak ve göründüğünde sebeplerini araştırmak olmalıdır.
    • Çocuklarımızı başkalarıyla kıyaslamayalım.
    Çocuklara sevgi, ilgi ve disiplinde tutarlı davranalım, aşırı gösterilerden kaçınalım.
    • Çocuklar arasında büyük-küçük, kız erkek gibi ayırımlar yapmayalım.
    • Kardeşini kıskanan büyük çocuğa sözgelimi kardeşinin yemeğini beraber yedirmeyi teklif edelim. Böylelikle o da ihmal edilmemiş olur.
    • Kendini yetersiz ve değersiz hisseden çocuğun kıskançlığa kolay kapıldığını bilelim. Kendini seven ve kendiyle barışık olan çocuklar, kardeşleriyle daha iyi geçinirler. Bu yüzden onları özsaygısı olan kişiler olarak yetiştirelim.
    • Sürekli bir çocuğumuza yöneliyorsak, bunun sebebini keşfetmek için kendimizi yoklayalım. Hepsine ilgi ve sevgi göstermeye gayret edelim.
    • Çocuklarımızı kardeşleriyle de kıyaslamayalım. Böyle sözler onlar için öldürücü birer zehirdir. Kıskançlığı, çekememezliği ve yetersizliği arttırırlar. Çocuğun düşüncesine başka birinden daha aşağıda olduğunu nakşederler. Bilelim ki; her çocuk tektir ve kendine özeldir. Onu başkasıyla karşılaştırmak yanlıştır.
    • Mümkünse odalarını, değilse köşelerini ve dolaplarını ayıralım.
     Onları birbirinden farklı giydirelim.
     

  • Kardeş Kıskançlığı

    Kardeş Kıskançlığı

    Çocuk ailenin ilgi odağıdır. Kardeş geldiği zaman belirli yaş gruplarındaki çocuklar bunu kıyasıya bir rekabete dönüştürürler. İlginin azalacağını, artık sevilmeyeceğini ve ikinci plana itileceği düşüncesi, küçük kardeşe yoğun öfke beslemesine neden olabilir. Bu düşünceler davranışlarına yansıdığı zaman ebeveynlerde endişe yaratır.

    Bu duyguyu tam anlamıyla ortadan kaldırmanın ne yazık ki bir formülü yoktur fakat ebeveynlerin davranışları ve yaklaşım biçimleri bu süreci son derece etkilemektedir.

    EBEVEYNLER BU KONUDA NELER YAPMALI NASIL BİR TUTUM SERGİLEMELİDİR?

    Öncelikle sakin olun. Kıskançlık duygusu gayet normal hatta sağlıklı diyebileceğimiz bir duygudur. Fakat çocuğun kişilik ve karakter özelliklerine göre durum ciddi bir boyuttaysa bunu ele almak ve ihmal etmemek son derece önemlidir. Bu süreci hafif bir şekilde atlatabilmek için birtakım önlemler sizlere sunulabilir. Ancak iş ciddi bir boyuta geldiyse bir çocuk psikoloğuyla görüşmek bu açıdan ebeveynlere son derece yarar sağlayacaktır.

    Kıskançlık duygusunu en aza indirgemek için aslına bakarsanız hamilelik sürecinde bu durumu çocuğunuzla paylaşmanız, onu dinlemeniz yarı yarıya kıskançlık şiddetini dindirecektir. Çünkü bebek dünyaya geldiğinde büyük kardeş bu durumu kabullenmiş ve kendi içinde sindirmiş olacaktır.

    Yapılacak değişiklikleri örneğin büyük kardeşin okula başlaması gibi, yeni bir oda düzenlenmesi gibi faaliyetleri bebek dünyaya gelmeden önce gerçekleştirmeniz son derece önemlidir. Çocuğu okula göndermek, ‘istenmiyorum’ düşüncesine girmesine neden olabilir. Bu da oldukça olumsuzluk yaratır.

    Eve yeni bir bireyin gelmesini çocuğunuz küçükse bir hikaye anlatır gibi anlatmalısınız. Eğer ki yaşı büyükse ondan fikir almanız (kardeşinin yatağı nasıl olsun gibi) çocuğunuza sorular sormanız çocuk için etkileyici olacaktır.

    Aslına bakarsanız eve yeni bir bireyin gelmesi çocuk için merak uyandıran bir durumdur. Bebeğin altı nasıl değişiyor, sütü nasıl emiyor, sizler nasıl yaklaşıyorsunuz bunları inceler ve hafızasına atar. Bunu çocuk için olumlu bir şekilde değerlendirmek gerekir. Örneğin bezi değiştirirken yardım istemek, biberonu getirmesi için rica etmek çocukta sorumluluk duygusunun yanı sıra abilik/ablalık kavramının aşılanmasına da ortam sağlayacaktır. Yani çocuğunuza yapabileceği ölçülerde sorumluluk vermek son derece önemli bir olaydır.

    Bu süreçte en uzak durulması gereken noktalardan biri kıskançlık üzerinedir. Çocuğu sinirlendirecek davranışlarda bulunmak, şaka yapma adı altında çocuğu kardeşten uzaklaştıracak davranışlar sergilemek çocuğu olumsuz etkiler. Bu konuda ebeveynler son derece dikkatli bir tutum sergilemelidir.

    Yeni doğan bebek her şeyden habersizdir. Bu süreçte büyük kardeşle olan etkinliklerinize devam etmek (önceden her sabah parka gidiyorsanız elinizden geldiğince devamlılığını sağlamak) çocuğun hayatında çok büyük bir değişiklik olmadığı hissine kapılmasına sebep olur ve bu da son derece olumlu bir davranıştır. Fakat yeni doğan çocuktan dolayı suçluluk hissine kapılıp çocuğu olduğundan fazla şımartmak yanlış bir davranış olacaktır. Çocuğunuzun bilinçaltına annem babam suçlu ifadesini yerleştirmeyin.

    Sonuç olarak bu yazılanların hiçbiri tabi ki hemen olmayacaktır. Bu belirli bir zaman gerektirir. Bu süreçte anne-baba son derece sakin, anlayışlı, tutarlı davranışlar sergilemelidirler. Çünkü çocuğa kızmak, bağırmak hiçbir sorunun cevabı olmaz aksine size yeni sorunlar yaratır. Bazen anne hem fiziksel hem ruhsal açıdan yorulmuş olabilir bu konuda eşler birbirine son derece destek olmalı görev paylaşımı içerisinde bulunmalıdırlar. Çaresiz kaldıklarını düşünüp çocuğa öfkelenebilir veya sesini yükseltebilirler. Bu bir çözüm değil aksine çocuğun hırçınlığını pekiştiren bir davranış modelidir. Çocuğa karşı tutarsız davranışlar sergilemek şu an ve ileriki evrelerde sizi çocuk açısından endişeye düşürebilir. Belirli bir süre dahilinde büyük kardeşte eskisi gibi canlılık göremiyorsanız, uykusuzluk, yemede sıkıntı gibi durumları gözlemliyorsanız psikologtan destek almanız son derece önem arz etmektedir.

    Bu duyguyu ortada kaldırmak için ailelere büyük görevler düşmektedir. Tabi ki bu konuda aileler zorluk yaşayabilirler. Çaresiz kaldıklarını düşünüp çocuğa öfkelenebilir veya sesini yükseltebilirler. Bu bir çözüm gibi görünse de tam tersi çocuktaki hırçınlığı daha da pekiştirmekten başka bir işe yaramaz.

  • Kardeş Kıskançlığı

    Kardeş Kıskançlığı

    Kardeş kıskançlığı birçok aileyi zorlayan konulardan biridir. Kıskançlık, sevilen bir kişinin başkası ile paylaşılmasından duyulan rahatsızlıktır. Kıskançlık duygusu aynı öfke, üzüntü, mutluluk gibi doğal duygulardan bir tanesidir ve sevilen kişinin bir başkasıyla paylaşılamamasından ve temelde güvensizlikten kaynaklanmaktadır. Kıskançlık neticesinde kardeşine istenmedik tutum sergileyen çocuğu yargılamadan önce ilk olarak bu duygunun nedenleri üzerine düşünmek ve bu kıskançlık duygusunun doğal bir duygu olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Aile içinde önemli olan kardeşlerin rekabet etmeden işbirliği içinde, duygularını sağlıklı ve işlevsel bir şekilde ifade edebildikleri, her birinin ayrı ayrı koşulsuz kabul edildikleri ve değer gördükleri, kimsenin bir role hapsedilmediği bir aile ortamında büyümeleridir.

    Kardeş kıskançlığının nedenleri bakacak olursak, doğmadan önce tüm ilgi ve dikkat çocuğun kendi üzerindeyken, kardeşi doğduktan sonra bu ilgi ve dikkatin kardeşine yöneltimesi neticesinde çocuk kaygı yaşayabilir. Anne ve babası tarafından daha az sevileceğini, daha az ilgi göreceğini, anne babasının kendisine olan sevgisini kaybedeceğine ilişkin korku yaşayabilir. İlk olarak çocuğun bu kaygısını anlamak gerekmektedir.

    Kardeş kıskançlığının diğer nedenlerine baktığımızda bir diğeri, kardeş doğumu sırasında anne baba tutumlarının farklılaşmasıdır. Kardeşe duyulan kıskançlığın şiddeti, anne-baba ile çocuk arasındaki ilişkinin niteliğine ve çocuğun yeni doğan kardeşine olumsuz bir tutum içerisinde sergilediği davranışlarına ailenin gösterdiği hoşgörü de etkilidir. Kıskançlık duygusunun şiddetini belirleyen etmenler de biri de kardeşler arasındaki yaş farkıdır. Yaş farkı az olan kardeşlerdeki kıskançlık duygusu, yaş farkı fazla olanlara göre daha yüksektir. Çevredeki kişilerin tepkileri ve tutumları da bu duygu üzerinde etkili olabilmektedir. Çocukları birbirleriyle kıyaslamak olumsuz etkileri olan yaklaşımlardır. Çevreden gelen tepkiler ile kıyaslanan çocuklar birbirleriyle rekabet ederek, birbirlerine karşı öfke, kıskançlık gibi duygular besleyebilirler.

    Kardeş kıskançlığının belirtileri annenin hamilelik döneminde başlayabilmektedir. İçe kapanma, sık sık sevilip sevilmediğini sorgulama, ilgi çekmeye çalışan davranışlar içerisinde olma, altını ıslatma, parmak emme, bebeksi konuşma gibi yaş dönemi öncesine ait davranışlar sergileme, saldırgan davranışlar sergileme, huzursuz, gergin olma, baş ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler gösterme, doğacak veya doğmuş olan kardeşine yönelik çok yoğun sevgi veya çok yoğun öfke içerisinde olmak kardeş kıskançlığının belirtileri arasında sayılmaktadır. Kardeşinin doğmasıyla birlikte çocuk ikircikli duygu yaşamaktadır. Bir yandan ilgi ve koruyuculuk bir yandan da huzursuzluk, öfke, kıskançlık gibi duygular içerisindedir. Kendi içinde annem ve babam eskisi gibi beni sevmezse korkusu taşıyabilmektedir. Bu duygu ile beraber çocuk ailesini sınayan davranışlar içerisine girer. Huysuz, gergin, agresif bir tutum sergileyip olur olmadık isteklerde bulunur, pasif agresif davranışlar sergiler. Kardeşi gelene kadar evin ilgi odağı kendisiyken bir anda kendini sevilmeyecek gibi hissedebilir. Bu his ile beraber içine kapanık, yemek yemeye başlayabilir veya okula gidiyorsa derslerindeki başarısında düşüş olabilmektedir. Çocuklar önceki gelişim dönemi davranışlarına dönerek (gerileme, regresif) kıskançlık duygularını ifade edebilmektedirler. Bunlara örnek olarak, parmak emme, altını ıslatma, bebeksi konuşma, tırnak yeme, konuşma bozuklukları, kekeleme, uyku problemleri, annenin yatağında yatmak isteme vb. davranışlar gösterilebilir. Yemek yemede, uykuda, giyinmekte veya başka konularda özellikle anneyi zorlayarak sorun çıkartabilmektedirler.

    Kıskançlık duygusu ile beraber kardeşine ya da onun eşyalarına zarar vermeyi deneyebilmektedirler. Uygun şekilde bu duruma müdahale edilmezse saldırgan davranışlar daha da artabilir. Anne-babanın tepki göstereceğini bildiği için kardeşini seviyormuş gibi yapıp sahte bir sevgi gösterirken, gizlice kardeşini ağlatıp ona zarar verebilir. Bazı çocuklar kıskançlık duygularını belirgin bir şekilde belli ederken bazı çocuklar da duygularını bastırarak, aşırı sahte sevgi gösterisinde bulunurlar. Bu davranışlarının altında ebeveynlerinin sevgisini ve ilgisini kaybetme korkusu yatmaktadır.

    Anne-baba olarak neler yapabileceğinize bakacak olursak, ilk olarak daha kardeş gelmeden çocuğunuzu hazırlamak ile başlayabilirsiniz. İlk aşamada sizin kaygılı olmamanız, rahat hissetmeniz önemlidir. Eğer çocuğunuzun kardeşine nasıl davranacağı ile ilgili kaygı içindeyseniz, çocuğunuz da bunu hissedecektir. İlk olarak kardeşinin isim seçiminde onun da düşüncelerini alabilirsiniz. Kardeşi ile ilgili olan sürece çocuğunuzu da katarsanız o da sorumluluk hissedebilecektir. Doğacak çocuğunuzun eşyalarını birlikte hazırlayabilirsiniz. Bir bebeğin ihtiyaçları neler olabilir şeklinde sohbetler edebilirsiniz. Bu süreçte bebek ile ilgili konularda onun da yardımını isteyebilir ve ona küçük sorumluluklar verebilirsiniz. Kardeş ile ilgili hikaye kitapları okuyabilir ve okuduğunuz kitapların içeriğiyle ilgili sohbetler edebilirsiniz.

    Her şeyden önce ilk olarak kıskançlık duygusunun doğal olduğunu kabul edip, çocuğunuzun davranışlarını kıyaslamamalı ve yok saymamalısınız. Çocuğunuzun hissettiği bu duyguyu dışa vurması konusunda onu teşvik edebilmelisiniz. Bu süreçte de oyun ve resimlerden faydalanabilirsiniz. Oyunda çocuk, gerçek hayatta ifade edemediği duyguları ifade edebilme imkanı bulur. Örneğin oyun içinde canlandırdığı kardeş karakterini boğar veya geri gelmemek üzere tatile gönderir. Çizdiği resimlerde de kardeşini aile tablosunun dışında çizebilir veya aile resminde hiç yer vermeyebilir. Bu durumda çocuğun kıskançlık duygusunu empati ile karşılamalı, anlayış göstermelisiniz. Çocuğun kardeşine olan olumsuz duygularını inkar edip yok saymak yerine bu duyguların varlığını kabul etmeli, uygun bir şekilde bu duyguları açığa çıkartmayı sağlamalısınız. “Kardeşinin sürekli etrafında olması senin için zor olmalı. Ne hissettiğini bana anlatabilirsin, nasıl hissettiğini bilmek benim için önemli” gibi söylemlerle çocuğunuzun duygularını dinleyebilirsiniz. Ebeveyn olarak, birbirlerine zarar vermeden öfkelerini nasıl ifade edebileceklerini onlara öğretmelisiniz. “Kardeşine vurmana izin veremem ama çok öfkeli olduğunu bana anlatabilirsin, çizebilirsin, bunu bana biraz daha anlatmak ister misin?” şeklinde yaklaşım sergileyebilirsiniz. “Herkesin çok tatlı diyerek kardeşinin etrafına toplanıp sevmesi seni öfkelendirebiliyor değil mi? Sen bebekken de aynısını sana da yapıyorlardı ama kızgınlığını anlayabiliyorum. Bu olduğunda bana bir işaret ver göz kırpmak gibi. Ben de sana göz kırparım. Böylece benim seni anladığımı anlarsın. Bu bizim aramızdaki bir oyun olsun.” gibi yaklaşımlarla duygularının anlaşıldığını hissettirebilirsiniz. Olumsuz duygular dışarı çıkmadan, ifade edilmeden olumlu duygular içeri giremez. Kardeşler arasında olumlu duygular olması için ısrarcı olmak olumsuz duyguları meydana getirebilmektedir ama kardeşlerin arasındaki olumsuz duyguları anladığınızda, anladığınızı hissettirdiğinizde olumlu duygular beraberinde gelmektedir.

    Çocuğun anne babasından beklediği, özel olduğunu hissetmektir. “ben ikinizi de eşit seviyorum” demeniz kendilerini özel ve ayrı bir birey olarak sevilme ihtiyaçlarını karşılamamaktadır. Çocuklar eşit sevgi yerine, özel olarak sevilme ve ilgilenilme ihtiyacı duymaktadırlar. “En çok kimi soruyorsun?” sorusuna ikinizi de eşit seviyorum demek yerine, “ikiniz de benim için özelsiniz. Sen benim biricik kızımsın, sen benim biricik oğlumsun. Dünya üzerinde senin benzerin olan başka biri yok, kızım/oğlum olduğun için çok memnunum” şeklinde onların özel olduğunu vurgulamak önemlidir. Çünkü eşit sevilmek, bir şekilde daha az sevilmektir. Kıskanmasın diyerek bir çocuğunuza aldığınızın aynısını diğerine almak, gösterilen ilgi eşit olsun diye çocuklardan biri sadece anne ile, diğer çocuk da sadece baba ile zaman geçirmesi şeklinde yaklaşımlar kıskançlık duygusunu daha fazla arttırmaktadır.

    Hem sözlerinizle hem de davranışlarınızla onu sevdiğinizi ifade etmeniz gerekmektedir. Çocuk kardeşi doğduktan sonra anne babanın sevgisinde azalma olmadığını hissetmelidir. Çocuğunuza zaman ayırarak, onunla konuşarak, onunla birlikte ortak bir zaman diliminde paylaşımda bulunarak davranışlarınızla da sevginizi hissettirmelisiniz. Doğan kardeşine rağmen annesinin kendisiyle oyun oynadığını, zaman geçirmeye çalıştığını gören çocuğun kaygısı azalacak ve beraberinde kıskançlık belirtileri de azalmaya başlayacaktır. Her çocuğunuz için ayrı, onlara özel zaman ayırmak çok önemlidir ama bu zamanı eşit olarak paylaştırmak yerine çocuğun ihtiyacına göre zaman ayırmanız doğru olacaktır.

    Doğan kardeşine zarar verebileceği endişesi ile çocuğunuzu bebekten uzaklaştırmaya çalışmanız doğru değildir. “Sen artık abla oldun” diyerek çocuktan yaşının üzerinde olgunluk beklememek gerekmektedir. Çocuk kardeşini sevmek zorundaymış gibi hissetmemelidir. “Kardeşimden nefret ediyorum” diyen bir çocuğu ayıplamak, çocuğun kardeşine olan kızgınlı ve kıskançlığını daha da artırmaktadır. Çocuk bu olumsuz duygusunu ifade etmeden önce anne bu durumu kendisi ifade edebilir. “Kardeşin doğduğundan beri onunla ilgilendiğim için seni sevmediğimi düşünüyor olabilirsin, ama bu doğru değil. Eskisi kadar seni seviyorum. Benim de kardeşim olduğu zaman böyle hissetmiştim, anneme öfkelenmiştim. Ama sonradan bunun böyle olmadığını anlamıştım.” gibi söylemler anne ile çocuk arasındaki bağı güçlendirir, çocuğun kaygısını azaltır.

    Birbirleriyle çatışma yaşayan kardeşler arasındaki roller de önem taşımaktadır. Kardeşlerden biri sevilmek ve kabul edilmek için “iyi çocuk”, diğeri ise olumsuz bir ilgi olsa da ilgi ilgidir diyerek “kötü çocuk” rolüne hapsolabilmektedir. Roller bir kez belirlendikten sonra çocuklar bu rolleri oynamayı sürdürebilirler. Burada ebeveyne düşen en önemli görev, zorba rolündeki çocuğu şefkata yönlendirmek, kurban rolündeki çocuğu ise güçlendirmektir. Birbirleriyle tartıştıklarında dikkatinizi saldırgan davranışlar sergileyen çocuğunuza yöneltmemelisiniz. Bunun yerine mağdur olan ile ilgilenin. Burada saldırgan çocuğa giden mesaj “annemin ilgisini çekemedim, buna değmedi”, mağdur olan çocuğa giden mesaj ise “seslendiğim için annemin ilgisini çektim” şeklinde olacaktır. Onlar kavga ettiklerinde yargılamamalı, cezalandırmamalısınız. Kimin haklı haksız olduğunun kararını siz vermemeli, taraf tutmamalısınız. Sorumluluğu çocuklarınıza vererek “Sende kibar ve anlayışlı olabilme becerisi var. Onu kullan” şeklinde sorunu kendilerinin çözebileceklerine dair güven duyduğunuzu belirtmelisiniz.

    Çocuğunuzdaki kardeş kıskançlığı çocuğunuzun günlük hayattaki işlevselliğini etkiliyor, aile içi ilişkilerinizde bu durum sebebiyle zorluk yaşıyorsanız, çocuğunuzda gözlemlediğiniz tepkiler gereğinden daha uzun sürmüş ve kardeşin varlığına uyum sergilemekte direnç gösteriyorsa, anne-baba olarak nasıl bir tutum sergileyeceğiniz konusunda bilgi sahibi olmak istiyorsanız uzman desteği alabilirsiniz.

  • Kardeş Kıskançlığı

    Kardeş Kıskançlığı

    Kıskanma insanın doğasında olmasına rağmen bazı durumlarda kontrol edemedİğimiz bir hal olarak karşımıza çıkar.Mesela kardeş kıskançlığı denilen durum tam da bunun açıklaması şeklindedir aslında..

    Kardeşler arası kıskançlık; rekabet kavramını geliştirmek, mücadele etmek, hayata hazırlamak ve baş etmeyi öğretmek gibi durumları sağlıklı bir şekilde öğretme İhtimalini alabilirken, bu durum kardeşler arası kontrol edilemediğinde aşırı  ve zarar verici durumlar haline gelebilir. Aslında anne babanın elinde olan bu durumu yaratmak da aile içerisindeki dengeleri sağlıklı bir şekilde dağıtmak da yine anne babanın elindedir. Bu dengeleri dağıtırken otoritenin kimde olduğunu anne babanın ve çocuğun hakları, sorumlulukları gibi kavramların atlanılmaması gerektiği çok önemli bir detaydır.Mesela anne baba kardeş isteğini çocuğa göre değil kendi ekonomik ve duygusal alt yapısına bakarak karar vermeli ve buna göre davranmalıdır. Bu hem çocuk için hem de anne baba için evde çatışmadan uzak, sağlıklı ve mutlu bir ortamın oluşmasına olanak sağlayacaktır.

    Annenin hamile kaldığını öğrendiği andan itibaren çocuğa bu haberi doğru bir şekilde verilmesi ve anne babanın davranışlarına yansıtması gerekiyor. Çocuğun soracağı sorulara karşı anne babanın önceden hazırlıklı olması hatta anne baba kendi içinde prova yapıyor olması bu sürecin daha sağlıklı bir şekilde sonlanmasını sağlayacaktır.

    Çocuğun yaş aralığı dikkate alınarak soracağı sorulara karşı anne baba önceden hazırlıklı olmalı, Çocuğun zihninde canlanması için basit ve somut ifadeler kullanmalı. Çocuğa kardeşi hakkında baskı yapıcı tutum ve davranışlardan kaçınmalıdır. Emir cümleleri kullanılmamalı; yapmak zorundasın, o senin kardeşin, sevmek zorundasın gibi…

    Nedenleri

    -Anne babanın sevgisini kaybetme korkusu 

    -Kendi biricikliğini geri plana atıldığı hissi

    -Bakım veren anne-babanınn eskisi gibi ona zaman ayırmayıp onun isteklerine cevap veremeyecek bir hal alma 

    -Var olan mevcut düzenin dağılma hissinin yarattığı huzursuzluk

    Belirtileri

    Altına kaçırma

    -Şiddet (fiziksel, psikolojik, duygusal )

    -Ağlama

    -Tırnak yeme, parmak emme

    -Uyku problemi

    -Bebeksi konuşma ve davranışlar

    -Dikkat çekmek için yapılan mantıksal açıklaması olmayan hareketler yapmak

    -Fiziksel bir rahatsızlığı olmadığı halde varmış gibi söyleme

    -Huzursuz mutsuz ve hırçın olabilme.

    Çözüm Yolları

    -Anne baba ve çocuk otoritesinin belirlenmesi

    -Hamile kalındığında anne baba tarafından çocuğa aktarmak

    -Yeni doğacak çocuğun eşya ve oda seçiminde büyük çocuktan yardım, destek alınması ve fikirlerine önem verilmesi

    -Anne kardeşi emzirirken büyük kardeşle de aynı zamanda duygusal bir bağ kurmalı

    -Kardeş kararını büyük çocuğa söylerken herhangi bir tören ya da ödül sistemi kullanılmamalı gayet doğal; biz anne baba olarak bu kararı verdik. Senin de bilmeni isteriz. Gibi ifadeler kullanılmalı.Unutulmamalıdır ki bu kararı veren anne-babadır.Bu kararı çocuğa bıraktığı zaman erkek olsun kız olsun şöyle olsun böyle olsun gibi istekleri bitmeyecek ve istemediği bir cinsiyet doğduğu zaman onu kardeşi olarak benimsemesi uzun süreblir.

    -Büyük kardeşte gerileme (bebeksi davranma, altını ıslatma…) varsa mutlaka geç kalınmadan bir uzmandan yardım alınmalı ki var olan sorun büyümesin ve sonradan daha korkunç şekilde karşınıza çıkmasın .

    -iki çocuk arasında yaş farkı fazla olunca büyük çocuğa küçük çocuğun annesiymiş gibi ağır sorumluluklar vermekten kaçının.

    -Bebeğin bakımında verilen sorumluluklar daha hafif olmalıdır.

    -Kardeş ile ilk karşılaşması mümkünse bebeğin yatağında yatar hale getirildikten sonra olmalıdır.

    Kıskançlık doğaldır ancak aşırısı normal olmayan bir hal alır.Anne babanın baş edemediği noktada kardeşlerin bir arada yaşamalarını sağlıklı ve devamlı hale getirmek için destek alması aile ve çocuk için çok önemlidir.