Etiket: Karar

  • AİLE TOPLANTISI

    AİLE TOPLANTISI

    Aile, toplumların temel yapılarıdır. Aile toplumların gelişmesini, geleceğini belirlerler. Sevgi, saygı, hoşgörü, birlik beraberlik, kardeşlik, dostluk, arkadaşlık gibi olgular insanlık için çok önemlidir. Bütün insanlar bu olgulara sahip olmayı ve diğer insanlarda da bu olguların olmasını isterler. Bu olguların oluşması ailede olmaktadır. Bu nedenle bireylerin kişilik yapılarının oluşmasın da aile çok etkilidir. 
    Ailede demokratik ortamların oluşmasının bir yolu da aile toplantılarıdır. Aile toplantısı, aile üyelerinin karar verme işleminde eşit haklara sahip olması, aile içinde demokratik ilişkilerin gelişmesini sağlar. Aile toplantıları bütün aile üyelerini kapsayan düzenli bir toplantısıdır. 
    Aile toplantısında amaç: 
    işitilmek, 
    birbiri hakkında olumlu duyguları ifade etmek,
    birbirlerini teşvik etmek,
    yapılması gereken işleri planlamak,
    kaygıları, duyguları, şikayetleri ifade etmek, 
    çatışmaları çözümlemek,
    aile eğlencelerini planlamaktır. 
    Aile toplantılarına ne zaman başlanmalıdır?

    Aile toplantılarının başlanması için kesin bir tarih vermek mümkün değildir, bu aileye bağlıdır. Anne baba aile toplantılarının amacını kendi aralarında açıklığa kavuşturmuşlarsa, birbirleriyle ve çocuklarıyla eşit koşullar içinde davranmaya hazırsa toplantılara başlanabilir. 
    Çocukların da toplantıya alınma zamanı vardır. Çocuklar, kendilerini ifade etmeye başladıklarında toplantıya alınabilirler. 
    Sadece bir ebeveynle toplantı yapmak  İdeal olan aile toplantısı muhakkak ki herkesin katıldığı toplantıdır. Ama yine de ebeveynlerden birisi toplantıya katılmak istemeyebilir, bu toplantının yapılmasına engel değildir. Aile toplantısının amacı anlatılır, isteyen katılır. 
    Tek ebeveynli aile toplantılarında, var olan ebeveynle çocuklarla ortak konular görüşülür. Eğer çocukların öbür ebeveynle sorunları varsa bunlar başka bir zaman halledilir. 
    Eğer eşlerden birisi ayrı ise bu durumda ayrı eşle ilgili sorunlar görüşülmemelidir, çünkü aile toplantıları beraber olan aile üyelerini ilgilendiren konuların görüşüldüğü yerdir. 
    Küçük çocuklarla aile toplantısı yapmak; Çocukların bulunduğu aile toplantıları çok uzun olmamalıdır. Çocukların katıldığı toplantılar kısa ve basit konuların görüşüldüğü yer olmalıdır. Böyle olmazsa çocuklar toplantılardan sıkılabilirler. Çocukların yaşları büyüdükçe toplantılar uzun tutulabilir. 
    Aile toplantısını başlatmak; Aile toplantılarını başlatmanın çeşitli yolları vardır. Ailenin yapısına göre bir yöntem seçilmelidir. Bu yöntemlerden birisi resmi toplantı başlangıcıdır. Bazı çocukları resmi olaylar daha çok etkilemektedir. Toplantıya resmi olarak başlamak toplantının önemini arttırmaktadır. Toplantıya resmi bir başlangıçta toplantının amacı ve yöntemi anlatılarak başlanmalıdır. 

    Resmi bir toplantıda gündem oluşturulur ve gündemde: 
    Bir önceki toplantı tutanaklarının incelenmesi,
    Daha önce alınmış kararların değerlendirilmesi ve halledilememiş konuların görüşülmesi,
    Yeni konular, sorunlar, şikâyetler,
    Aile eğlencelerinin planlanması,
    Toplantının özetlenmesi, 
    Kararların uygulanması için herkesten söz alınması bulunmalıdır. 
    Eğer toplantıya resmi bir başlangıç mümkün değilse; Bu durumda, toplantıya ilgi çekici bir olayı görüşmek için başlanmalıdır. Örneğin hafta sonu ne yapılacağını görüşmek için aile üyeleri toplanabilir. Böyle bir olay aile üyelerinin ilgisini çektiği için toplantıya katılmalarını sağlayacaktır. Böyle bir toplantıda örneğin piknik yapma sonucu çıktıysa piknik için görev dağılımı yapılmalıdır. Böylelikle çocuklara sorumluluk verilerek kendine güvenleri geliştirilmiş olur. 
    Aile toplantıları için kılavuz ,
    1-Önceden belirlenmiş zamanda düzenli olarak toplanmalıdır. 
    2- Toplantı başkanı dönüşümlü olmalıdır. 
    3-Aile toplantılarında tutanak tutulmalıdır. 
    4-Toplantı zamanı planlanmalıdır. 
    5- Herkes tartışmaya katılmalıdır. 
    6-Yakınmalar sınırlandırılmalıdır. 
    7-Ev işlerinin dağıtılmasında işbirliği yapılmalıdır.
    8-Anlaşmalara sadık kalınmalıdır. 
    9-Toplantıların güvenilir olması sağlanmalıdır. 
    10-Her üyenin sorunlarına yer verilmelidir.
    11-Eğlenceye zaman ayrılmalıdır. 
    Aile toplantılarında liderlik becerileri ; Aile toplantılarının başkanı etkili bir lider olmalıdır. Toplantı başkanını tutumu toplantının verimli olmasında son derece önemlidir. Etkili bir toplantı yönetebilmek için bazı özelliklerin bulunması gerekmektedir. Bunlar: 
    Yansıtıcı dinleme kullanılmalıdır: Yansıtıcı dinleme kullanılmalıdır: Aile toplantılarında sorunların ne olduğunu tam olarak anlayabilmek için etkili dinlemek gerekmektedir. 
    Ben mesajları kullanılmalıdır: Ben mesajları kullanılmalıdır: toplantının sağlıklı olması için ben mesajları kullanılmalıdır. İletişim çatışmalarına yer verilmemelidir. 
    Gerçek sorunlara dikkat çekilmelidir: Gerçek sorunlara dikkat çekilmelidir: Toplantıdan sonuç alabilmek için gerçek sorunlara eğilmek gerekmektedir. Sorunlar dışındaki ayrıntılar sorundan uzaklaşmaya ve toplantının uzamasına neden olur. 
    Beyin fırtınası yapılmalıdır: Beyin fırtınası yapılmalıdır: Tartışmaya açılan sorunların çözümü için beyin fırtınası yapılmalıdır. Beyin fırtınası yapılırken de görüşleri hemen reddetmemek gerekmektedir. Çünkü bu durumda üyeler görüşlerini söylemekten çekinirler. Üyeleri tüm görüşleri alındıktan sonra hep beraber görüşlerin kabul veya reddine karar verilmelidir. 
    Toplantı sonunda özet yapılmalıdır: Toplantı sonunda özet yapılmalıdır: Toplantının sonunda alınan kararların neler olduğu özetlenmelidir. Ayrıca alınan kararların uygulanması için de üyelerden söz alınmalıdır. 
    Değerlendirme yapılmalıdır: Değerlendirme yapılmalıdır: Toplantılarda daha önce alınan kararların değerlendirilmesi yapılmalıdır, yanlışlıklar düzeltilmelidir. 
    Unutmayın! Görüşme, toplantı, hepsinden önemlisi İLETİŞİM sorunların çözümü adına en önemli adımdır.

  • Boşanma ve çocuk

    Toplumumuzda çoğu aile verdikleri ayrılma kararını nasıl açıklayacaklarını bilemez, hatta çocuklarının etkilenmemesi ve ileride sıkıntı yaşayacakları konusundaki kaygılarından dolayı boşanmalarını uzun süreler erteler.

    Boşanma olayının çocukları etkilemesi, ebeveynlerin çocuğa bu durumu nasıl yansıttığı ve nasıl anlattığıyla yakında ilişkilidir.

    Büyük bir mutlulukla, hevesle, hayallerle kurulan tatlı yuvalar bazı anlaşmazlıklar ve düzelemeyecek sebeplerden sona erebilmektedir. Elbette her çift bir ömür devam etmek niyetiyle başlasa da eşler arasında ve ya üçüncü şahıslarında dahil olduğu çözümlenemeyen sorunlar ortaya çıkabiliyor.

    Eğer eşler ayrılma kararı verdi ise artık önemli olan, bunu çocuğun yaşına ve gelişimine göre doğru anlatmaktır. Çünkü çocuklar için boşanmayı ertelemek, gergin ortamda evliliğe devam etmek çocuğun gelişimini ve psikolojisini olumsuz etkileyebilmektedir.

    Çocuğa hiçbir şey olmamış gibi de davranılmamalıdır böyle durumlarda çocuk içten içe kendini suçlayabilir ‘’ acaba ben mi bir şey yaptım, annem- babam gitti. Ben çok mu yaramazlık yaptım’’ diye düşünebilir. Bu nedenle yaşı ve nasıl anlatacağımız çok önemli ama her yaş için şu mesajı anlaşılır biçimde vermek gerekmektedir. ‘’ senin hiçbir suçun yok, anne babalar bazen kavga edebilir veya başka evlerde yaşamaya karar verebilir, seni çok seviyoruz, ve sen her istediğinde bizi görebilecek, bizimle kalabileceksin.’’ Bu mesajlar arada sıkça verilemeli ki çocuk duruma daha rahat uyum sağlayıp kendini suçlamaktan vazgeçebilsin.

    Ve asla eşler birbirlerini kötülememeli ya da bir araya gelinen vakitlerde ortam gergin olmamalıdır. Bu davranışlar çocuğun hem kötüleyen ebeveyne, hem de kötülenen ebeveyne olan sevgi ve güveni azaltabilmektedir.

    Eğeruzman eşliğinde bu dönemi geçirecekseniz, uzmanın size yardımcı olmadan önce bilmesi gereken bazı önemli sorular vardır, bunlar;

    • Çocuk kimde (kimlerle) kalacak?
    • Çocuk kaç yaşında iken ayrılma gerçekleşti?
    • Daha önce hiç boşanmadan bahsedildi mi, nasıl bahsedildi?
    • Diğer ebeveyni ne sıklıkta görecek?
    • Anne ve baba zaman zaman da olsa bir araya geliyorlar mı?
    • Bir araya gelindiğinde ortam nasıl oluyor, neler yapılıyor, neler konuşuluyor?
    • Her iki tarafta da ikinci evlilik durumu var mı?

    Bu konularda genelde ebeveynler karar verir ancak bazen çocuğun ruhsal ve gelişim dönemine (sorununa) göre ebeveynler ve uzman eşliğinde karar vermek gerekmektedir.

  • Hassas Bağırsak Sendromu

    Hassas Bağırsak Sendromu

    KARIN AĞRILARINIZ PSİKOLOJİK TRAVMALARIN BELİRTİSİ OLABİLİR

    Karınız ağrıyor, bağırsak alışkanlıklarınızda belirgin değişiklikler oluyor. Bazen günlerce tuvalete çıkamıyorsunuz. Karnınızda şişkinlik yediklerinizde hazımsızlık mı oluyor ve zaman zaman ağrılarınız oluyor? Doktora gittiniz ve size bir teşhis koymakta güçlük mü çekiliyor. Siz de “Hassas bağırsak sendromu” olabilirsiniz.

    İrritabl Bağırsak Sendromu ( İBS) Sinirsel Bir Hastalık Mı?

    Bunun cevabını vermeden önce karın bölgesinin ne kadar hassas bir merkez olduğunu anlamak lazım ve günümüzde karın faaliyetlerinin geçtiği alana ikinci beyin gözüyle bakan uzmanların sayısı her geçen gün artmaktadır.

    İBS ve İkinci Beyin

    İkinci beynimiz bir tür duygularımızın beyni olarak da kabul edilebilir; sezgi, korku, aşk gibi konularda karında bir hareketlenme olur.

    Mantığın kararlarını dinlemez. Kendi sezgisel mantığını kullanır. Sezgisel kararlar, ikinci beynin eseridir.

    “Aklım almıyor” diyerek yaşadığınız pek çok kararlardan bu ikinci beyin sorumlu. Bu durumda emir komuta zinciri kopuyor ve bedenimiz birinci beyini dinlemeden hareket kararı veriyor. Akıldışı gibi görünen eylemlerin altında yatan bilimsel gerçek budur belki de.

    İnsan sadece bedenden ibaret olmadığını ruhsal alanlarda ve bilinçaltında bizi yöneten bir organdan bahsediyorsak bu karın bölgemiz olacaktır.

    Birinci ve İkinci Beyin Farkı

    Birinci beyin; kararı bağımsız olarak kendisinin verdiğini sanırken, ikinci beyinin kendisine gönderdiği bilgi deposundan geri bildirim aldığının farkına varmıyor. Birinci beyin gözlemcidir ve karar verirken gereğinden fazla enerji harcar. ikinci beyinle verilen kararlar daha çözümseldir. Sonuçları itibarıyla daha uyumlu bir yaşam sağlar.

    İkinci beynin fiziksel faaliyet etkinlikleri bilimsel olarak incelenirken işin içine ruhsallık ve bilinmeyen alanlarımız giriyor; çünkü sezgi, korku, aşk gibi konular ruhsal alanımız içindedir. Rüyalar da bu alanın içinde yer alıyor.

    İBS Tedavisinde Hipnoterapi

    Hipnoz iritabl (hassas) bağırsak sendromu (İBS) tedavisinde bilinçaltından yararlanarak iyileşmeyi sağlayan en önemli yöntemdir. Gothenburg Üniversitesi (İsveç) Sahlgrenska Akademisi öğretim üyeleri tarafından 346 hasta üzerinde hipnoterapinin İBS hastaları üzerindeki etkileri araştırılmış ve Gastroentologların çaresiz kaldığı bu hastalıkta %40 oranında etkilerinin azaldığı ve iyileşme olduğu gözlemlenmiştir.

    “Karnımızda beyindeki karışık yapı gibi kompleks hizmet veren bir yapı işbaşındadır. Hücre yapısı, birbiriyle iletişim kuran sinir ağı ve etken maddaleri sayesinde beynin bir ikizi gibi çalışır. Yoğun duygusal işlerlerin işlendiği süreçte (Karar verme, korku, üzüntü, sevinç gibi yüksek yoğunlukta hissedilen duygularda sistem kendini korumaya alır ve bağırsak duvarında sinir hücreleri ile kaplı olan alan kasılmaya ve bağırsaklardaki faaliyetleri sabote ederek sempatik sinir sisteminin maddelerini, uyarıcı ve korucu salgıların dengesini bozmaya başlar.

    Okula yeni başlayan çocuklarda görülen karın ağrıları, karnımızda kelebeklerin uçuşması, yanma, baskı hissetmemiz hep bu uyaranların sonucunda gerçekleşir. Yaptığımız araştırmalar da hipnoterapiye cevap veren hastalarda %50’den fazla iyileşme olduğunu gözlemdik.” Diyor

    Tıbben çözümsüz gürülen İBS gerektiğinde ilaç, hipnoz desteği, otokontrolü sağlayacak bilişsel terapilerle birlikte daha kolay iyileşebilir.

    Özetle;

    60’a yakın hastalık listesinde tedavinin en önemli parçasının şimdiye kadar farkında olmadığımız ikinci beyin bölgesindeki aksamalardan kaynaklandığı anlaşılmıştır.

    Hastalık hastalığı gibi kontrolü elimizde olmayan dürtüsel davranışlarımızın pek çoğu birinci beyin değil, ikinci beyin olduğu ortaya çıkmış.

    İkinci beynin rahatlatılması ve dikkatle alınması her türlü hastalıklarda daha hızlı iyileşmeyi sağlayacaktır. İkinci beyin ile etkileşime girmeyi kolaylaştıran en önemli araç hipnoterapidir.

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • Boyun fıtığı ve önemli anatomik yapılar

    Boyun fıtığı günlük beyin cerrahisi yaşantımız içinde çok sık karşılaştığımız bir sorun. Beyin ve sinir cerrahisi uzmanı olarak biz de, hastayı muayene ederek ve sonrasında görüntüleme yöntemlerini kullanarak (magnetik rezonans (MR), bilgisayarlı tomografi (BT), direk grafi) tanı koymaya çalışırız. Cerrahi tedavi kararını hastayı belirli kriterlere göre değerlendirdikten sonra karar veririz. Eğer olası ise her zaman cerrahi dışı tedavi yöntemlerini seçmeye özen gösteririz. Burada söz etmek istediğim cerrahi tedavi kararı verdiğimde hastalarımın bana çok sık sordukları, ‘Boyun fıtığı ameliyatı gerçekten çok tehlikeli mi?’ sorusuna yanıt vermek.

    Boyun fıtığında ameliyatın önden veya arkadan mı yaklaşımla yapılması kararında, boyun fıtığının yeri, cerrahın deneyimi gibi faktörler önemli etkendir. Önden yapılan yaklaşım için genellikle boynun sağ tarafı kullanılır. 4 cm’lik yatay kesi yapılması ardından ciltaltı dokusu, onun hemen altındaki yüzeyel kas tabakası geçilir ve boyun kasları arasından şah damarıgörülene kadar ilerlenir. Omurgaya ulaşmak için özel ekartörlerle şah damarı dış tarafa,yemek ve soluk borusu iç tarafa alınarak boyun omurgası ön kısmına ulaşılır. Yine bu aşamada sağ ses telinin hareketini sağlayan sinir ve göz bebeği büyüklüğü ile göz kapağı hareketini ayarlayan sinirkavşağına yakın olarak çalışılır. Tüm bu önemli anatomik yapılar, her aşamada özenle koruma altına alınır. Ameliyat uzun sürecekse her yarım saatte bir ameliyat sahasının görmemizi sağlayan ekartör dediğimiz ayraçları gevşetmek; dokuların uzun süreli bası altında kalmasını önler ve normal kanlanmasını sağlamış olur. Ameliyat yapılacak omurlar arasını saptamak için ameliyat sırasında röntgen çekilir ve ameliyat yeri teyit edilir. Ardından ekartörler yerleştirilir. Ameliyatın bu aşamadan sonrası mikroskop altında yapılan mikrodiskektomi işlemidir. Bu yaklaşımda boşaltılan disk materyali yerine komşu iki omuru sabitlemek amaçlı protezler veya kemik konulur. Sonrasında son 1 kez röntgen ile ameliyat mesafesi kontrol edilir ve kanama kontrolü ardından kesi yeri dikiş alınmasına gerek kalmayacak şekilde kapatılarak operasyon sonlandırılır. Boyun fıtığında arkadan yapılan ameliyat daha sınırlı sayıdadır. Eğer fıtık orta hatta değil ve omurilikten çıkan sinir kökünün omurilik kanalını terketmek üzere girdiği kanalın ağzındaysa o zaman arkadan yaklaşım önerilebilir.

    Sonuç olarak, önden girişimle yapılan boyun fıtığı ameliyatında çok önemli anatomik yapıların arasından ameliyat yapılacak yere ulaşılması gerekiyorsa da, bu yapıların özenle korunması sonucu komplikasyon oranları çok düşüktür. Cerrahi karar verildiğinde beyin ve sinir cerrahisi uzmanı olan hekiminiz size her türlü olasılığı daha detaylı anlatacaktır. Yıllar içinde edindiğimiz deneyim, hekim-hasta işbirliği ile hastanın hekimine olan inancının cerrahi süreci her zaman çok olumlu etkilediği yolundadır. HEKİMİNİZE GÜVENİN.

    Sağlıkla kalın…

  • Hayalinizdeki kiloya ulaşmaya gerçekten kararlı mısınız?

    Kilonuzdan memnun değil ama kilo vermeyi de göze alamıyor musunuz?

    İki arada bir derede mi kalıyorsunuz?

    Zaman geçiyor ama siz harekete geçemiyor musunuz?

    Kilo vermenizi engelleyen hep bir neden mi çıkıyor?

    Kendinize karşı güveninizi mi kaybediyorsunuz?

    Geçmişte uğraşıp kilo verip daha fazlasını mı aldınız?

    Ya da bir adım ileri iki adım geri mi gidiyorsunuz?

    Kararlılık; karar verdiğiniz konuda direnmeyi gerektirir.

    Kararlılık; güç bir işe girişirken kendine güven duymayı gerektirir.

    Kararlılık; net bir hedef gerektirir.

    Kararlılık; ne olursa olsun yolundan geri dönmemeyi gerektirir.

    Kararlılık; iyimserlik gerektirir. Önünüze çıkan engellerin sizi geliştirdiğini düşünmenizi gerektirir.

    Kararlılık; azmi gerektirir. Azim kararınızın önündeki engelleri yenme gücüdür. Dikkat etmenize rağmen her hafta aynı kiloyu veremeyebilirsiniz ama azimle sonraki hafta daha çok kilo verebilirsiniz.

    Kararlılık; sabrı gerektirir. Yıllarca aldığınız kilolar elbette bir günde gitmeyecektir.

    Kararlılık; hayır diyebilmeyi gerektirir. Yemek yemenizi sürekli tetikleyen; ısrar, stres, reklamlar, kaygı, arkadaşlar, arkadaş günleri gibi durumlarda hayır diyebilmenizi gerektirir.

    Kararlılık; hayal edebilmeyi gerektirir. Kararlılık hedefe ulaştığını hayalinde sürekli canlı tutabilmeyi gerektirir. Olmak istediği kiloya ulaştığında neler yapacağını ve nasıl görüneceğini hayal edebilmeyi gerektirir.

    Kararlılık; sizi harekete geçirir. Yerinizden kaldırır. Yola çıkartır. Koşturtur. Engellerden kolaylıkla atlatır. Hayalinizdeki hedefinize ulaştırır.