Etiket: Kanser

  • Obezitenin zararları

    1) Obezitenin kalp hastalıkları, hipertansiyon, kalp krizi ve felç risklerini arttırdığı bilinen bir tıbbi veridir.

    2) Kanser: Obezitede bazı kanser tiplerinin sıklığı artar. Erkeklerde özofagus, tiroid, kolon ve renal kanserlerinin görülme riskini arttırır. Kadınlarda ise endometriyum, safra kesesi, özofagus ve renal kanserlerin görülme sıklığı obez bireylerde artar. Asya-Pasifik popülasyonlarında ayrıca meme kanseriyle de ilişkilidir.

    3) Obezitenin en bilinen olumsuz etkilerinden bir diğeri de, dizler başta olmak üzere eklemlerde belli bir hasara neden olmasıdır. Bu zamanla osteoartrit riskini arttırabilir.

    4) Obezite, safra taşının meydana gelmesine yol açabilir: Obezlerde safra kesesinde yer alan kolesterol miktarı, safra asidine göre fazla olduğundan safra taşı oluşumu riski artabilir.

    5) Obezite, hastanın nefesinin daralmasına neden olabilir: Solunumda güçlük çekme ve uyku apnesi (uykuda nefes almanın belirli süre ile kesilmesi) ya da horlama problemleri sık karşılaşılan sağlık sorunlarından olmaktadır.

    6) Obezitenin kadın ve erkeklerde hormonal dengede değişiklikler meydana getirdiği ve bununla ilişkili olarak üreme sağlığını olumsuz etkileyebileceği bilinen faktörler arasındadır. Obezlerde karın bölgesindeki yağlarla ilişkili olarak testosteron üretimi artmıştır. Bu nedenle hirsutizm(kıllanma) ve adet düzensizlikleri görülebilir. Fazla kilolu ve obez kadınlarda seksüel uyarılma ve orgazm problemleri daha sıktır. Erkeklerde ise obezite erektil disfonksiyon(penis setleşmesinde sorunlar) için bağımsız bir risk faktörüdür.

    7) Obezite ve erişkin hayatta kilo alımı böbrek taşı riskini arttırır. Kadınlarda fazla kilo ve obezite üriner inkontinans(idrar tutamama) için önemli risk faktörleridir.

    8) Obezite, gebelik döneminde bazı problemlere sebep olabilir: Şişman hamilelik yaşayanlarda, gebeliğe bağlı bazı rahatsızlıkların meydana gelme riski, normal kilosunda olan kadınlara nazaran daha fazladır.

    9) Obezite ayrıca psikososyal sorunlar ve depresyonla da ilişkilidir. Çevreden kilo verme ile ilgili sosyal baskı olması veya hastanın kiloları sebebi ile kendini beğenmemesi, şişman kişilerde depresyonun ortaya çıkma riskini arttırır. Psikolojik problemler (Anoreksiya nevroza ya da Blumia nevroza, Binge eating -tıkınırcasına yeme-, gece yeme sendromu gibi problemler meydana gelebilir )

    10) Obezite her türlü ameliyatta riskleri arttırır.

  • Obezite ve kanser ilişkisi

    Obezite ve kanser ilişkisi

    Kanser, hücrelerin kontrolsuz olarak çoğalmasıdır. Çevresel nedenler (kimyasal, radyasyon, viruslar gibi) ve yapısal nedenler (hormonal, bağışıklık bozuklukları, kalıtsal mutasyonlar ve diğer genetik nedenler gibi) birlikte veya ardışık olarak hücreleri etkileyerek uzun yıllar içinde kansere yol açabilirler. Beslenme alışkanlıkları da kanser oluşumunda etken olabilir. Buna sebep olan beslenmeyle ilgili faktörler arasında; yanlış besin seçimi ve kötü beslenmek ,aşırı kilolu olmak ve fiziksel aktivitede yetersizlik yer alır.

    Erkekler açısından en yaygın türler akciğer ve mide kanseri iken kadınlar açısından bu meme ve serviks(rahim ağzı) kanseridir.

    Özellikle meme, kalın bağırsak-rektum ve kan kanserleri obez bireylerde normal ağırlıktakilere göre daha fazla görülmektedir. Yağ tüketiminin yüksek olması obeziteye neden olmaktadır. Yağlı besinler ve bozulmuş yağ tüketimi, kanser yapıcı ve ilerletici maddelerin de alımının artmasına neden olmaktadır.Her türlü yağın fazla alınması özellikle meme, prostat, testis, rahim, yumurtalık ve kalın bağırsak-rektum kanserlerinin oluşum riskini arttırmaktadır.Kanserojen maddeler (kanser yapıcı) yağ içinde birikir ve fazla yağ alımı bu maddelerin vücuda girişini artırır.Cinsiyet hormonları yapısal olarak yağa benzerler.Yağın fazla alımı bu hormonların çalışma düzenini bozar.

    Kalın bağırsak-rektum kanserlerini ilerletici safra tuzları gibi maddelerin yapımı yağ alımı arttıkça artar.Çoklu doymamış yağ asitlerinden zengin sıvı yağlar kolay okside olurlar. Oksidasyon sonucu oluşan öğeler bağışıklık hücrelerinin yıpranmasına neden olarak kanser riskini arttırırlar.

    Aşırı et, dolayısı ile hayvansal proteini çok tüketen ülkelerde meme, rahim, prostat, kalın bağırsak-rektum, pankreas ve böbrek kanserleri, hayvansal proteini az tüketen ülkelerden daha fazla görülmektedir. Yağsız hayvansal protein tüketiminin kanserle ilişkili olmadığı bilinmektedir. Yağsız et, süt ve benzeri besinlerin tüketimi kanser riskini arttırmaz.

    Yapılan çalışmalar; meyve, sebze, tam tahıllar, diyet lifi, bazı mikro besin öğeleri, yağlar (omega-3 yağ asitleri, özellikle omega-3/omega-6 oranı) ve fiziksel aktivite ile kanser riski arasında negatif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Toplam yağ alımı/bazı yağlar (doymuş yağlar vb), obezite, beden kitle indeksi, gıda hazırlama yöntemleri (tuzlama, tütsüleme, kürleme, turşu, yüksek sıcaklıklarda pişirme vb.) ile kanser arasında pozitif ilişki olduğunu bilinmektedir.

    Obezite – Prostat Kanseri

    Erkeklerde abdominal obezite ve bel/kalça oranı artışının prostat kan- seri için bir risk faktörü olduğu bildirilmektedir. Özellikle yayılmaya (me- tastaz) meyilli prostat tümörlerinde obezite daha da risk taşımaktadır. Vücut kitle indeksi ve prostat kanseri arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışma sonuçları farklı olsa da leptin hormonunun yüksekliği, insülin ve IGF-1 (İnsülin Büyüme Faktörü-1)’in yüksek olması hastalık riskini arttırmaktadır.

    Obezite – Meme Kanseri


    Meme kanseri, abdominal obeziteyle yakın bağlantısı olduğu bildirilmektedir. Abdominal (karın) ve kalça bölgesindeki yağ dokusu arttıkça, kanser riski de artmaktadır. Bu etki, kadının menapoz dönemi ile bağlantılıdır. Menapozdaki kadının kansere yakalanma olasılığı az olmakla birlikte, menapoz sonrası şişman kadınlarda risk yükselir. Menapoz öncesi gerekli olan östrojen, artan yağ dokusu tarafından üretilir. Östrojene hassas dokular, şişmanlıkta bu hormonun salınımını uyarırlar. Bu da tümörün büyümesine neden olur.

    Meme kanseri ile obezite arasındaki bir diğer ilişki de, obez olanlarda tümörün daha geç aşamada fark edilmesidir. Bunda Vücut Kitle İndeksi’ndeki yüksekliğin önemli bir faktör olduğu bildirilmektedir. Vücutta yağ dağılımı da meme kanser riskini etkiler.

    Obezite – Uterus (Rahim) Kanseri

    Obezite; endometriyum (rahmin iç yüzeyini oluşturan doku) kanseri ile ilişkili bulunmuştur. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte şişmanlarda yüksek östrojen ve insülin düzeyinin buna sebep olabileceği belirtilmiştir. Yağ dokusu hücrelerinde östrojen üretiminin artması endometriyal kanser riskinin obez kadınlardaki artış nedenine yönelik açıklamalardan biridir. Endometriyum kanserlerinin %40’ının obezite kaynaklı olabileceği düşünülmektedir.

    Obezite – Kolon Kanseri

    Kolon kanseri de şişman bireylerde daha sıklıkla görülmektedir. Özel- likle erkek bireylerde VKİ’ndeki artış ile kolon kanseri arasında kadınlarda olduğundan daha kuvvetli bir ilişki saptanmıştır. Meme ve endeometriyum kanserlerinden farklı olarak kadınlarda, östrojen hormonunun kolon kan- serine karşı koruyucu olduğu bildirilmiştir. Ancak, obezite ve östrojen ara- sındaki denge de kolon kanserini tetikleyebilir. VKİ değeri yüksek olan pre veya postmenapoz dönemindeki östrojen alan kadınlarda kolon kanseri riski artmaktadır. BKİ değeri 30 ve üstü olan 30-54 yaş arası bireylerde, kolon kanseri riskinin %50 arttığı bildirilmiştir.

  • Kanser ve akupunktur

    Klinik araştırmalar göstermiştir ki kanser ve kanser tedavisi (kemoterapi,radyoterapi) sonucu oluşan kilo kaybı,öksürük,gögüs ağrısı, ateş,ankisiete, depresyon, gece terlemeleri,sıcak basmaları,kuru ağız, konuşma bozuklulukları , kol-bacakta ödemakupunktur tedavisi ile giderilmiştir, hasta kendini daha iyi hissetmiştir.

    Hormon tedavi sonrası gelişen ağrı ve sertliği giderir. 2010’da clinical oncology dergisinde yayınlanan bir çalışmada meme kanseri olan hastalarda hormonal tedavi ile birlikte akupunktur uygulanmasının ağrı ve sertliği giderdiği gösterilmiştir.

    2009’dabaş ve boyun cerrahi dergisinde new york memorial sloan-kettering cancer center Medikal oncology şefi şikagodaki american society of clinical oncology yıllık toplantısında rapor etmiştir ki: boyun diseksiyonu sonrası hastalarda kuru ağız, ağrı ve omuz disfonksiyonu akupunktur tedavisi ile azalma tespit edilmiştir.

    2011’de pitsburg yale universitesinde konvansiyonel meme kanser tedavisiyle oluşan sıcak basmaları akupunktur ile %30 oranında azalma tespit edilmiştir.

    Akupunktur, kemoterapi ve radiasyon tedavi sonrası gelişen ağrı ,bulantı,yorgunluk, sıcak basmaları ve kuru ağız şikayetlerini azaltmaktadır.

    Procain baz infuzyonu
    Basamaklı medikal kanser tedavisi
    Santral ve periferik sinir blokları – kateter sistemleri
    Port- pompa sistemleri

  • Akupunktur ile sigara bırakma

    Akupunktur ile sigara bırakma

    Hemen hemen herkes sigaranın ne derece zararlı olduğunu bilir. Buna rağmen kendilerini sigara içmekten alıkoyamazlar. Bunun nedeni nikotinin bedenimizde yarattığı bağımlılıktır. Buna karşı koyma yollarından biri de akupunkturdur. Bu bağımlılığa beş duyuyu meşgul ederek kişiyi oyalayan sigaranın yarattığı psikolojik alışkanlığı da ilave edebiliriz. Bunların sonucunda kurtulma güçlüğü çekilen sigara bağımlılığı bir çok hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir. Tabi ki bu hastalıkların başında akciğerlerimizle ilgili olanlar gelir. Nefes alıp verebilmek kabusa dönüşür. Sabahları rahat kalkabilmek güçleşir. Bir kötü koku kaynağı olunur. Her akşam verilen yarın sabah içmeyi bırakıyorum sözleriyle ömrümüz tükenir. Oysa akupunkturun yardımı ile sigaradan kurtulmak düşünüldüğü gibi zor bir şey değildir. İster akupunkturun adı anılsın ister anılmasın, günümüzde sigara bırakma yöntemlerinin çoğunun temelinde akupunkturun yer aldığı görülüyor. Akupunktur; üçbin yıldan beri insan sağlığı için uygulanan ve son yıllarda Batı’da yapılan yoğun araştırmalar sonucunda gittikçe yaygınlaşan bilimsel bir tedavi yöntemidir. Akupunktur, iğne, laser, v.b. uyaranlarının vücut üzerinde tanımlanmış akupunktur noktalarına uygulanması ile beyinde sürekli nikotin alma nedeni ile salgılanma tembelliğine uğramış nörotransmitterlerin salınımını sağlayarak nikotin eksikliğine bağlı sıkıntıların kolayca atlatılmasını sağlar. Akupunktur etkisi ile salgılanan seratonin kişinin kendini daha rahat ve huzurlu hissetmesine neden olur.
    Akupunktur ile sigara tedavisi 5 seansta tamamlanır. Sigara içme ilk seanstan itibaren bırakılır. Tedavi yaklaşık 2 hafta sürer.
    Uygulamada amaç hastanın sigara içmediği sürecin başlangıcında ortaya çıkan YOKSUNLUK SENDROMUNU ortadan kaldırmaktır.
    Sigarayı bırakan kişi yemeğe saldırabilir, baş ağrıları çekebilir, işine konsantre olamayabilir, aşırı stresli olup en küçük uyarılara aşırı tepkiler verebilir veya bunlara benzer değişik durumlar ortaya çıkabilir işte akupunktur tüm bu problemlerin ortaya çıkmasını engelleyecek ya da ortaya çıkanları giderecektir. Hastaya düşende uzanıp sigara almamak, akupunktur etkisini sınamaya kalkmamak , akupunkturun yardımını kabul etmektir.
    Sigarayı bıraktıktan 24 saat sonra kalp krizi riski düşer. Beşinci yılda kalp krizi riski sigara içenlerin riskinin yarısına iner. Onuncu yılda ise hiç sigara içmemiş biri ile eşit düzeyde olur.
    Türkiye’de erkeklerde en sık ölüme neden olan kanser türü Akciğer kanseridir. Akciğer kanseri riski sigarayı bıraktıktan sonraki onuncu yılda, sigaraya devam edenlerin riskinin yarısına iner.
    SİGARANIN NEDEN OLDUĞU KANSERLER;
    -Akciğer kanseri
    -Ağız, dudak, dil kanseri
    -Gırtlak kanseri
    -Pankreas kanseri
    -Böbrek kanseri
    -Mesane kanseri
    -Rahim ağzı kanseri
    -Penis kanseri
    SİGARA DUMANINDAKİ MADDELERİN SEBEP OLDUĞU HASTALIKLAR;
    -Sindirim sistemine etkisi: Gastrit, ülser
    -Solunum sistemine etkisi: Bronşit, astım, amfizem
    -Kan damarlarına etkisi: Büzüşme, tıkanıklık, uç damarlarda gangren,
    -Kalp damarlarına etkisi: Daralma, kriz
    -Böbrekte: Yetmezlik, üremi, yüksek tansiyon
    -Büyük damarlarda yüksek tansiyon

  • Sigara ve kanser

    SİGARA VE KANSER

    Sigaranın sebebiyet verdiği birçok kanser ve hastalık vardır.Birkısmına değinirsek;

    Akciğer, gırtlak, ağız, dil, dudak, diş eti, burun, bademcik, tükürük bezi, yutak, yemek borusu, böbrek, mesane, pankreas, mide, anüs, penis, vulva, rahim ağzı, karaciğer ve kan kanserleri.

    Kulak,burun,boğazhastalıkları
    Lökoplaki, eritroplaki, ağız içi tümörler, diş eti hastalıkları, diş çürüğü, nezle, sinüzit, anjin, bademcik iltihabı, larenjit, ses tellerinde nodül, polip gelişimi, lenfoid hiperplazi, akut orta kulak iltihabı, tekrarlayan orta kulak iltihabı, orta kulakta sıvı birikimi, horlama, Menier hastalığı, ani işitme kaybı, Reinke ödemi.

    AltSolunumYoluHastalıkları
    Kronik bronşit, amfizem, astım, küçük hava yolu hastalığı, pulmoner hipertansiyon, grip, ameliyat sonrası gelişen akciğer sorunları, soğuk algınlığı, akciğer kanamaları, romatoid artrite bağlı akciğer tutulumu, tüberküloz, uyku-soluk durması sendromu, sarkoidoz, aşırı duyarlılık zatürreeleri, Good-pasture sendromu, eozinofilik granülom, asbestoz, zatürree.
    KalpHastalıkları
    Kalp krizi, anjina, koroner yetmezlik, aritmiler, ani ölümler, faydalı kolesterolde azalma.

    SindirimSistemiHastalıkları
    Mideden yemek borusuna asit kaçağı, ülser, ülseratif kolit, kronik pankreatit, Crohn hastalığı kolon adenomları.

    BeyinDamarHastalıkları
    Beyin kanaması, beyin damarlarında tıkanıklık oluşması (trombüs), beyin damarlarına pıhtı atılması (embolizm), beyin damarlarında keseleşme (anevrizma), felçler.

    ErkekÜremeSistemiHastalıkları
    Kısırlık (sperm sayı ve kalitesinde azalma), prostat hipertrofisi, cinsel ilişkide sertleşme sorunu.

    RomatizmalHastalıklar
    Osteoporoz,Romatoid,artrit.
    PsikiyatrikHastalıklar
    Depresyon, şizofreni.

    PeriferikDamarHastalıkları
    Tromboanjiitis obliterans (Burger Hastalığı), kol-bacak, böbrek, mezenterik, iliyak atar damarları ile göğüs ve karındaki ana atar damarın keseleşmesi, damar sertliği, pıhtı oluşumu, damar iltihaplanması, toplardamarlarda pıhtı oluşumu, hipertansiyon.
    CiltHastalıkları
    Cilt buruşukluğu ve yüzdeki kırışıklıklar, saç ve tırnaklarda sarı renk değişikliği, yara iyileşmesinde bozulma, sedef hastalığı, ergenlik sivilceleri.
    EndokrinHastalıklar
    Şeker hastalığının kontrolünde güçlük, hormon bozuklukları, Grave's hastalığı, guatr.
    BöbrekHastalıkları
    Hipertansiyon, şeker hastalığına bağlı böbrek yetmezliği, glomerül hastalıkları, diyaliz sorunları.
    GözHastalıkları
    Katarakt

    Bu hastalıklar tüm tıp camiasının hemfikir olduğu her birisi için yüzlerce kaynağın olduğu litaratürkitaplarda yerini almış , bilimsel gerçeklerdir.

    Sigarada en zararlı maddeler nikotin, karbonmonoksit ve katran olup her 8 saniyede bir kişi içicilerin de yarısı ölmektedir

    Her yıl 4 000 000 ölüm sigara nedeniyledir. Ülkemizde ise en az 70,000 kişiyi öldürdüğü hesaplanmaktadır

    Akciğer kanseri, dünyada kanser ölümleri arasında birinci sırada yer almaktadır

    ve Akciğer kanserinin %95i sigaraya bağlıdır

    Pasif içiciler, sigara içen kişilerin yanında durarak 3.700 çeşit kimyasal gazdan zarar görmektedirler. Bunların büyük bir kısmı zehirlidir, geriye kalan kısmı da kanserojen benzopyrene ve formaldehyde gazlarıdır.

    Kanserler,İnfeksiyonlar,Anatomik ve fizyolojik bozukluklar,Genetik bozukluklar,Allerjiye duyarlılık

    Sigarayı içmemek! ayet ve hadiste! de manasınca bildirilir.

    Ey İnsanlar ! Yeryüzünde bulunan gıdaların güzel ve temiz olanlarından yiyin, şeytanın peşine düşmeyin, zira şeytan sizin apaçık bir düşmanınızdır.” (2/168)

    “Ebu Hureyre r.a.anlatıyor: “Resûlullah s.a.v., bir gün şöyle hitap ettiler: “Ey insanlar! Allah Teâlâ hazretleri tayyibtir (temizdir), tayyibten başka bir şey kabul etmez. Allah'ın mü'minlere emrettiği şeyler, peygambere emretmiş olduklarının aynısıdır. Nitekim Allah Teâlâ hazretleri: “Ey Peygamberler, Temiz/helal şeylerden yiyin, salih amel işleyin. Çünkü ben yaptıklarınızı hakkıyla bilenim” (Mü'minûn Suresi 51) emretmiş;

    .

    Pasif içicilerin kalp hastalığına bağlı ölüm oranı sigara dumanına maruz kalmayanlara oranla %30 daha fazladır.Sigara dumanı meme kanserine yol açan 20'den fazla madde içermektedir .Pasif içicilerin meme kanserine yakalanma riski %70 daha fazladır . Eşi sigara içen birisinin akciğer kanserine yakalanma riski %30 daha fazladır .

    Havalandırma veya başka odada/bölümde sigara içmek çevresel sigara dumanını engellemez (3).

    Yapılan çalışmalar havalandırma veya bölümüş bir mekanda sigara içmenin, sigara içmeyenlerin sigara dumanına maruz kalmasını engellemediğini göstermektedir. Yani evde balkonda veya ayrı bir odada veya işyerinde ayrı bir bölümde sigara içmek de sigara içmeyen çocuklara veya iş arkadaşlarına zarar vermektedir. Pasif içiciliği engelleyecek tek yöntem kapalı mekanlarda sigara içilmemesidir.

    Ev içinde günde 1 paket sigara içiliyorsa ; Çocuklar ortalama günde 5 sigara içmiş gibi olup, Bebekler hastaneye 3 kat daha fazla başvurmaktadır.Ani bebek ölümü riski 2.5 kat

    Bebeklerde kolik tarzı karın ağrısı 2 kat artmaktadır

    Çocuklarda astım ve solunumsal enfeksiyon riski 2 kat artmakta ,Çocuklarda akciğer kanseri, kronik bronşit sıklığı fazlalaşmaktadır

    Pasif içicilikten kaynaklanan 600 bin ölüm vakası, sigara kullanımının neden olduğu yılda 5,1 milyon ölüm vakasına dahil edildiğinde yıllık ölüm vakası sayısı toplam 5,7 milyona yükselmektedir.
    Sonuç olarak sigara mutlaka bırakılmalıdır.Bırakamayanların!ACİL; profosyonel destek almaları önerilir.