Etiket: Kanser

  • Benler ve benlerde değişimler

    Benler, cilde rengini veren melanosit pigmentini üreten hücrelerden oluşur. Bunlar doğuştan itibaren var olabileceği gibi, sonradan da ortaya çıkabilir. Bazı benler estetik yönden rahatsız edici olabilir. Ancak, cilt kanseri için risk taşıyabilen benler hayati bir önem taşıyabilir.

    Benler kahverengi, siyah ya da derinin kendi renginde olabilir. Yüzeyi düz olduğu gibi, kabarık da olabilir, üzerinde kıl bulunabilir. Bazen vücudun büyük bir kısmını kaplayacak kadar büyük olduğu görülür. Ortalama olarak bir erişkinde 10-20 adet kahverengi ben olması normaldir. Sonradan oluşan benler, herhangi bir risk oluşturmaksızın yıllar içinde şekil ve renk değiştirebilir.

    En sık görülen kanserlerden olan melanom ise, melanositlerin normal dışı şekilde çoğalması ile oluşur. Yani melanom, benlerle ilişkili bir cilt kanseri türüdür. Bu tür aynı zamanda en ciddi ve hızlı seyreden kanser tipini oluşturur. Ultraviyole ışınları olarak tanımlanan güneş ışınlarının bu tür kanserlerin oluşumunda rolü vardır. Bu bakımdan güneşin dik olduğu saatlerde güneşe çıkılmaması ve diğer zamanlarda da bu ışınların zararlı etkilerine karşı uygun bir koruma sağlanması önem taşır. Güneş yanıkları, özellikle de çocukluk çağından kalma yanıklar bu açıdan risklidir.

    Ultraviyole dışında benlerin yer itibariyle darbelere açık olması ve sürekli tahriş de kansere zemin hazırlayabilir. Bu açıdan diz, dirsek gibi yerlerde bulunan benler daha dikkatle takip edilmelidir. Risk ortadan kaldırılamadığında ise ben tedbir olarak çıkartılabilir.

    Benlerde değişim
    Benlerde özellikle hızlı bir şekilde renk, şekil değişikliği veya kızarıklık, kaşıntı, kepeklenme, şişme olması halinde hemen cildiye uzmanına görünmek gerekir.

    Düzensiz görünümlü ve büyük benleri olan kişilerde melanom riski daha yüksektir. Bu nedenle bu tür benler takip edilmeli ve gerekli görülürse çıkarılmalıdır. Melanom önceden mevcut bir benin üzerinde ortaya çıkabileceği gibi, başlangıçtan itibaren bene benzer şekilde kendini ortaya koyabilir.

    Ben incelenmesinde muayenenin yanı sıra, birkaç kat büyütülerek içindeki yapıların görünmesini sağlayan dermatoskop adlı aletten de yararlanılır. Benlerdeki bazı anormallikler çıplak gözle görülmezden önce bu aletle erken dönemde saptanabilir. Çıplak göz ve dermatoskopla yapılan muayenede, melanom şüphesi uyandıran bir ben varsa kesin teşhis için çıkartılıp patolojik incelemeye gönderilir. Dijital dermatoskopik inceleme ile benler kayıt edilip sonraki kontrolde karşılaştırma için kullanılabilir. Bu yöntem özellikle takibin zor olduğu çok sayıda beni olan kişilerde tercih edilebilir.

    Çıkarılması değil, izlenmesi gereken benler bir dermatoloji uzmanı tarafından takip edilmelidir. Kliniğimizde bilgisayarlı dermatoskopi cihazı ile ben takibi yapılmaktadır.

  • Genital siğil, belirti ve bulguları

    Genital human papilloma virüs (HPV), cinsel yolla bulaşan çok yaygın bir hastalıktır. Kadın ve erkekte 40 adet genital enfeksiyon oluşturan 40 adet HPV tipi vardır. Bu HPV tipleri ağız içi ve boğazda da yerleşirler. HPV ile enfekte olan kişilerin çoğu hastalandıklarını bilmezler. HPV, herpes veya HIV (Aids virüsü) gibi değildir. Tüm bu virüsler cinsel ilişki sırasında bulaşırlarsa da farklı belirti ve sağlık sorunlarına neden olurlar.

    Belirti, bulgu ve sağlık sorunları

    HPV’li kişilerin çoğunluğu belirti veya sağlık sorunları geliştirmez. Olguların %90’nında vücudun bağışıklık sistemi HPV’yi doğal olarak 2 yılda yok eder.Bazı HPV tipleri kadın ve erkeklerde genital siğillere neden olur. Nadiren, bunlar boğazda da yerleşebilirler. Buna recurrent respiratory papillamatozis ( RRP ) denir.

    Diğer bir kısım HPV tipleri ise kadınlarda rahim ağzı kanserine neden olurlar. Ayrıca az görülen, ciddi seyreden bazı kanserlere de sebep olurlar. Vulva, vajen, penis, anus, baş-boyun ( dil, bademcik, gırtlak ) kanseri gibi.

    Genital siğil oluşturan HPV tipleri kanser oluşturan tiplerden farklıdır. HPV bulaşmış kişilerin hangisinde kanser gelişeceğini veya diğer sağlık sorunlarının olacağını önceden kestirmenin herhangi bir yolu yoktur.

    HPV ‘ye bağlı sorunlarda belirti ve bulgular

    Genital siğiller, genellikle , genital bölgede tek veya grup halinde kabarcıklar şeklinde ortaya çıkar. Küçük veya geniş, kabarık veya düz ya da karnabahar görünümünde olabilirler. Muayenehane ortamında, uzman hekim tarafından gözle yapılan muayenede kolaylıkla teşhis edilebilirler.

    Enfekte olmuş partnerle ( bu kişide genital siğil olmasa bile ) cinsel temastan sonra haftalar veya aylar içinde genital siğil gelişir. Tedavi edilmezse, kendiliğinden yok olabilir, değişmeden kalabilir veya sayı ve büyüklükleri artar. Kansere dönüşmez.

    Rahim ağzı kanseri yeterince ilerlemeden belirti vermez. Bu nedenle kadınlarda düzenli tarama yapılması gerekir. Bu taramalarda hastalığın erken bulguları saptanarak erken tedavi edilir.

    HPV ‘ ye bağlı diğer kanserler de yeterince ilerlemeden belirti ve bulgu vermezler. Tedavileri zordur. Bunlar, vulva, vajen, penis, anus, baş ve boyun kanserleridir.

    RRP ‘ de gırtlakta siğiller oluşur. Bazen soluk borusu tıkanır. Boğuk ses ve nefes darlığı olur.

    Bulaşma

    HPV cinsel temasla bulaşır. Çoğunlukla vajinal veya anal cinsel ilişkiyle geçer. Oral sex ya da genital bölgelerin temas etmesiyle de bulaşır. Sabit ve aynı cinsel partnerden de ( bu kişide belirti ve bulgu olmasa da ) bulaşabilir. Enfekte kişiyle cinsel temastan yıllar sonra bile bu kişide HPV bulunabilir. Birçok enfekte kişi ( HPVirüsü almış ) virüsü taşıdığını cinsel partnerine bulaştırdığını bilemez. Bu kişide birden fazla HPV tipi de barınabilir.

    Çok nadiren, genital HPV ‘ si olan gebe kadından, bebeğine doğum sırasında HPV bulaşabilir. Bu durumda çocukta RRP gelişebilir.

    Genital siğillerin ve kanserin oluşumu

    HPV ile enfekte derideki normal hücreler anormal hücrelere dönüşür. Genelde vücut bu HPV ile doğal olarak savaşır. Enfekte olmuş hücreler normale döner. Fakat bazı olgularda vücut HPV ile savaşmaz. Siğil veya kanser şeklindeki değişiklikler gözle görülür hale gelir.HPV bulaştıktan haftalar veya aylar içinde siğiller gelişir. Kanser ise HPV alındıktan yıllar sonra ortaya çıkar.

    Sıklığı

    HPV ( virüs ) o kadar sıktır ki, cinsel yönden aktif olan kadın ve erkeklerin % 50 ‘si yaşamlarının herhangi bir döneminde bu virüsle karşılaşırlar. Genital siğiller de çok sık görülür. Rahim ağzı kanserine göre, bu virüsün sebep olduğu diğer tip kanserlere daha az rastlanır.

    Bazı gruptaki kişiler, HPV ‘ ye bağlı sağlık sorunları açısından daha fazla riske sahiptirler. Bunlar, eşcinsel ve biseksüel erkekler ile bağışıklık sistemi düşük ( HIV – AİDS ) kişilerdir.

    RRP ise çok nadir görülür.

    Korunma

    HPV ‘ nin bulaşma riskini azaltacak birçok yol vardır.

    Aşılar, kadın ve erkekleri sık rastlanan HPV tiplerine karşı korur. Aşı 3 dozda uygulanır. İyi bir koruma için her 3 dozu da yaptırmak gerekir. İlk cinsel temastan önceki dönemde yapılan aşının koruyucu etkinliği daha fazladır.

    Kızlar ve kadınlar: Gardasil denen aşı rahim ağzı kanserine neden olan çoğu HPV tiplerine karşı korur. Ayrıca birçok genital siğil yapan tiplerden de korur.13 – 26 yaş arası kadınlarda ( 9 yaştan itibaren kızlarda da ) uygulanır. Her 3 dozu tam yapılmak koşuluyla olabilecek en erken zamanda aşılamaya başlanması önerilir.

    Oğlanlar ve erkekler: Gardasil denen aşı erkekleri birçok genital siğil tipinden korur. 9 -26 yaş arası yapılır.

    Cinsel ilişkide kondom ( prezervatif ) kullanmak HPV riskini azaltır.Etkin olabilmesi için cinsel temasın başlangıcından sonuna kadar kondomun çıkartılmaması gerekir. Kondom kullanımı HPV ‘ ye bağlı hastalıkların oluşma riskini azaltır. Genital siğil ve rahim ağzı kanseri gibi. Fakat kondomla kapanmayan, açıkta kalan bölgelerde bulaşma riski vardır. Yani kondom HPV ‘ ye karşı tam bir koruma sağlamaz.

    Tek partner olması, cinsel partner sayısının azaltılması, daha önce hiç veya az sayıda cinsel partneri olmuş kişilerin seçimi HPV bulaşma riskini azaltır. Geçmişte cinsel yönden aktif olan bir kişinin virüsü taşıyıp taşımadığı bilinemez. Bu nedenle HPV ‘ den korunmanın en emin yolu tüm cinsel eylemlerden uzak kalmaktır.

    HPV ‘ ye bağlı hastalıklardan korunma

    HPV ‘ ye bağlı sağlık sorunlarından korunmanın birçok yolu vardır.

    Genital siğiller: Gardasil denen aşı, hem kadınları hem de erkekleri birçok genital siğil tipinden korur.

    Rahim ağzı kanseri: Gardasil denen aşı, kadınların çoğunu rahim ağzı kanserinden korur. Rutin rahim ağzı kanseri tarama testleri ve anormal çıkan sonuçların tedavi ve takibi de önemli korunma yöntemleridir.PAP testi ile rahim ağzındaki anormal hücreler saptanır. Kanser gelişmeden temizlenir. HPV DNA testi ile rahim ağzında virüs aranır. Bazı olgularda PAP testiyle birlikte istenir. Kadınlarda aşılama çok erken yaşlarda uygulansa bile rahim ağzı kanseri taramalarının yapılması gerekir. Çünkü, aşı tüm rahim ağzı kanserlerinde koruyucu değildir.

    Anüs ve penis kanserleri: Bunların erken evredeki bulgularını saptayacak bir test yoktur. Bazı uzmanlar, eşcinsel ve biseksüel erkekler ile HIV pozitif kişilerde yıllık anal PAP testini önerirler. Çünkü, bu gruba giren kişilerde anal kanser riski fazladır. Anal kanser taramasında bu testler yine de çok güvenilir değildir. Rutin olarak önerilmemektedir.

    Baş ve boyun kanserleri: Erken bulguları saptamak için onaylanmış herhangi bir test yoktur. Uzman hekim tarafından olası bulgulara göre testler yapılır.

    RRP: Genital siğili olan kadınlarda sezeryan doğum önerilmez. Çünkü, sezeryan doğumun bebek ve çocukları RRP ‘den koruduğuna dair kesin bir kanıt yoktur.

    HPV testi

    Piyasadaki HPV testleri yalnızca rahim ağzı kanserini ortaya koymak için uygundur. Kadın ve erkeklerde HPV ‘ nin vücuttaki durumunu veya genital bölgede, ağız ve gırtlakta HPV olduğunu gösterecek herhangi bir test yoktur. Yine de,HPV, genelde herhangi bir sağlık sorunu yaratmadan seyreder. Bugün HPV hakkındaki bigilerimiz birkaç yıl sonra çok farklı bir noktaya gelecektir.

    Tedavi

    Virüsün kendisini yok edecek bir tedavi yoktur. Fakat HPV ‘ nin neden olduğu hastalıklar tedavi edilebilirler.

    Görünür genital siğiller: Uzman hekim tarafından kimyasal koterizasyon, elektrokoterizasyon, krioterapi gibi tedaviler uygulanabilir.

    Rahim ağzı kanseri: Erken tanı ve tedaviyle sonuçlar yüz güldürücüdür. Rutin PAP testi yaptıranlarda kanser oluşmadan sorunlar saptanıp çözüm yoluna daha kolay gidilir. Korunma yöntemleri tedaviden daha önemlidir.

    HPV’ ye bağlı diğer kanserler: Erken tanı ve tedaviyle sonuçlar daha iyi olur.

    RRP: Cerrahi yolla veya ilaçla tedavi edilir. Birden fazla sayıda tedavi seansları gerektirir.

  • SERVİKAL SMEAR

    SERVİKAL SMEAR

    Pap smear testi, aynı zamanda, vajnal smear, servikal smear, servikal yayma diye de adlandırılan günlük pratikte smir (dilimizde okunuşu) diye adlandırılan ve rahim ağzı (serviks) kanseri taramasında kullanılan bir testtir. Biz yazımızda bu testten kısaca smear diye bahsedeceğiz.
         

    Smear testinde ana amaç rahim ağzından, mikroskop altında incelenmek üzere dökülen hücreleri toplamaktır. Rahim ağzı, vajinanın üst kısmında bulunan, rahim ve vajina arasındaki bağlantıyı sağlayan, rahimin alt ve dar kısmıdır.
         

    Smear testi ile rahim ağzı kanserinin veya öncü bulgularının erken tanısı konur. Böylece tedavi için büyük şans sağlar. Rahim ağzı kanseri uzun süren bir gizli hastalık döneminden sonra ortaya çıkar. Bu dönemin tanınmasında smear taraması çok önemlidir ve rahim ağzı kanserine bağlı ölümleri %72 oranında azalttığı saptanmıştır. Tüm kanserlerde olduğu gibi rahim ağzı kanserinde de erken tanı hayat kurtarıcıdır. Anormal hücrelerin smear ile erken saptanması, kanserleşme meydana gelmeden süreci durdurmak için atılacak ilk adımdır.             

    Smear taraması ile rahim ağzı kanseri önlenebilir kanserler arasına girmiştir ve kadın sağlığı açısından çok önemlidir.              

    SMEAR NEDEN YAPILIR              

    Smear yukarda da bahsedildiği gibi, rahim ağzı kanseri taraması ve önlenmesi amacıyla yapılır. Bu test 30 yaşın üstündeki kadınlarda, HPV (Human Papiloma Virüs) testi ile kombine edilebilir. HPV cinsel yolla en sık bulaşan ve bazı tipleri, kadınlarda rahim ağzı kanserine neden olabilen bir virüstür.             

    KİMLER PAP SEMAR YAPMALIDIR?             

    Smear testin genellikle 21 yaşın üzerinde kadınlara önerilmektedir. Ancak doktor gerek gördüğünde bu test daha erken yaşlarda ve değişik sıklıklarda da tekrar edilebilir.             

    PAP SMEAR NE SIKLIKTA YAPLMALIDIR?              

    21-65 yaş arasında, 3 yılda bir smear yapılması genellikle tavsiye edilendir. Şayet HPV testi ile kombine ediliyor ise smear testinin sıklığı 5 yılda bire düşürülebilir.              

    Ancak bazı risk faktörleri var ise, yaşa bakılmaksızın çok daha sık aralıklarla smear testi yapılabilir. Bu risk faktörleri şunlardır;

    • Daha önce smear testinde kansere dönüşme ihtimali olan hücrelerin varlığı
    • AIDS enfeksiyonu
    • Transplantasyon, kemoterapi veya uzun süreli steroid kullanımına bağlı olarak bağışıklık sisteminin zayıflaması.

    Gebelerde smear ilk 3 ayda güvenle yapılır, işleme bağlı olarak hafif lekelenme olsa da bu düşüğe yol açmaz.

    KİMLER SMEAR YAPTIRMAYABİLİR?

    Aşağıdaki bazı durumlarda smear testi yaptırılmayabilir;

    • Rahim alma ameliyatında rahim ağzı, genellikle rahim ile beraber komple olarak alınır. Bu ameliyatı olan kadınlar, ilerde smear testine devam edip etmeyeceklerini doktorlarına sormalıdır. Şayet myom ve benzeri sebeplerden dolayı rahim alınmış ise genelde smear takibine gerek kalmaz. Ancak rahim ağzı kanseri veya kanser öncüsü süreçler nedeniyle ameliyat yapılmış ise smear takibi önerilebilir.
    • Şayet daha önceki smear tetkikleri normal ise genellikle 65 yaş sonrasında smear taraması önerilmez.

    İlk tarama yaşı, sıklığı ve taranacak kitle ile ilgili farklı ülkelerde ve farklı kliniklerde farklı uygulamalar olabilmektedir.  Burada önemli olan doktorun kararıdır ve her hasta, tarama yaşı, sıklığı açısından kendi risk faktörleri açısından değerlendirilir.

    SMEAR NE KADAR GÜVENİLİRDİR?             

    Smear testi rahim ağzı kanseri taraması için oldukça güvenilir bir yöntemdir. Ancak yine de %100 her rahim ağzı kanserini yakalamaz. Nadiren smear sonucu normal geldiği halde anormal hücreler bulunabilir.
    Bu durum bir hata yapıldığı anlamına gelmez. Aşağıdaki durumlarda anormal hücreler smear ile saptanmayabilir

    • Smear alınırken örneğe az hücre girmesi
    • Anormal hücre sayısının oldukça az olması
    • Kan veya iltihap hücreleri ile anormal hücrelerin örtülmesi

    Bazen anormal hücreler smearde saptanmayabilir. Ancak düzenli takipler yapılırsa, zaman hastanın lehine işler. Çünkü rahim ağzı kanseri gelişimi yıllar içinde olur ve ilk smearde saptanamayan anormal hücreler bir sonraki smearde saptanır.

    SMEAR TESTİNE GİDERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

    Smear testinin doğruluğunu arttırmak için test için gitmeden önce bazı noktalara dikkat etmeniz gerekir

    • Smear testinden 2 gün öncesine kadar cinsel ilişkiden, vajinal duştan, vajinal fitiller ve kremlerden kaçınmak gerekir. Çünkü bu işlemler anormal hücrelerin saptanma olasılığını azaltır.
    • Adet kanaması döneminde smear testinden kaçınmak gerekir. Çünkü kan hücreleri de anormal hücrelerin saptanmasını zorlaştırabilir.

    SMEAR TESTİ NASIL ALINIR?

    Smear testi oldukça basit ve ağrısız bir işlemdir. Ofis şartlarında bile yapılabilir. Test jinekolojik masada ve jinekolojik muayene pozisyonunda alınır. Öncelikle vajinaya, spekulum denilen bir alet yerleştirilerek vajen duvarları birbirinden ayrılır. Böylece rahim ağzı daha rahat görünür hale gelir. Daha sonra doktor ucu plastik bir fırça veya spatula ile rahim ağzından sürüntü alır.  İncelenecek olan hücreler o sürüntünün içindedir. İşlem esnasında kesme veya koparma şeklinde bir uygulama yoktur. Bu nedenle tamamen ağrısızdır.

    SMEAR SONRASI?

    Smear testini aldırdıktan sonra günlük aktivitelerinize dönebilirsiniz. Uygulanan yönteme göre toplanan hücreler ya özel bir sıvının içine konarak (sıvı bazlı smear) veya ince bir camın üzerine yayılarak (klasik smear) laboratuvara yollanır. Örnekler laboratuvarda mikroskop altında incelenerek kanser veya kanser öncüsü olabilecek hücreler araştırılır. Bu işlemler uzun süren işlemler değildir ve testin sonucu genelde birkaç gün içinde çıkar.

    SMEAR SONUÇLARI NASIL RAPORLANIR?

    Smear daha ileri tetkik gerektiren şüpheli durumlar için doktorunuzu uyarır.
    Normal sonuç; hücrelerde herhangi bir anormallik olmadığını gösterir. Bu durum herhangi bir tedavi ve ileri tetkik gerekmediği anlamına gelir. Bir sonraki smear zamanına kadar ayrıca bir şey yapmaya gerek yoktur.  Bu duruma test negatif denir. Ancak buradaki “negatif” kelimesi bir olumsuzluk ifadesi değildir.

    Anormal sonuç; anormal veya olağandışı hücrelerin saptanmış olduğunu ifade eder. Bu durumda test pozitif denir. Ancak bu sonuç hastada rahim ağzı kanseri olduğu anlamına gelmez. Tespit edilen anormal hücrelerin tipine göre sonuç yorumlanır.

    Anormal sonuçlarda sık duyabileceğiniz teşhisler ve yapılacak ileri araştırmalar şunlardır;

    ASCUS (Önemi Bilinmeyen Atipik Hücre): Rahim ağzını normalde örten sukuamöz hücreler denilen, yüzeysel yassı hücreler vardır. Bu hücrelerdeki anormalliği gösterir. Ancak bu anormallik kanser öncüsü hücreler bulunduğu anlamına gelmez. Bu durumda ek olarak HPV testi yapılarak, rahim ağzı kanserine yol açabilecek virüslerin varlığı araştırılabilir. Şayet yüksek riskli virüsler saptanmaz ise pek endişe etmeye gerek yoktur ve 4-6 ay sonra smear tekrarı yapılır. Ancak yüksek riskli HPV virüs tipleri saptanır ise ileri araştırma yapmak gerekir.

    SIL (Sukuamöz İntraepitelyal Lezyon): Bu tanı smearde toplanan hücrelerin kanser öncüsü olabileceğini düşündürür ve ileri tetkik gerektirir. Hücrelerin şekli, boyutu ve diğer özelliklerine bakılarak SIL, yüksek ve düşük dereceli olarak iki gruba ayrılır.
     

    • Düşük dereceli SIL, yıllar içinde rahim ağzı kanseri gelişme olasılığının yüksek olduğu anlamına gelir.
    • Yüksek dereceli SIL, çok daha erken dönemde rahim ağzı kanseri gelişme ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu gösterir.

    Atipik Glandüler Hücreler: Glandüler hücreler, bez hücreleridir ve mukus denilen berrak yapışkan bir sıvı salgılar. Bu hücreler rahim ağzı iç lümeninde ve rahimde bulunur. Bu hücrelerdeki değişiklik kanser olduğu anlamına gelmez ama mutlaka ileri araştırma yapmak gerekir.
     

    Skuamöz Hücreli Kanser veya Adenokarsinoma: Bu hücreler görüldüğünde kanser teşhisi kesindir. Skuamöz hücreli kanser, rahim ağzını veya vajeni örten yüzeysel hücrelerden kanser geliştiğini gösterir. Adenokarsinom ise bez hücrelerinden kanser geliştiğini gösterir. Bu durumlarda hemen tetkik ve tedaviye başlanmalıdır.

    Smear sonucu anormal geldiğinde, genellikle kolposkopi denilen bir işlem ile ileri araştırma yapılır. Rahim ağzı kolposkop denilen optik bir cihazla, görüntü büyütülerek ve doku boyanarak incelenir. Şüphe edilen bölgelerden biyopsi yapılarak doku parçası alınır ve bu parça kesin tanı için incelenir.
    Tüm bunların ışığında; smear testi oldukça önemli bir tarama testidir ve hayat kurtarır. Bu nedenlerle aksatılmadan yapılması gereken bir testtir.

  • Endoskopi

    Endoskopi

    Laparoskopi karın içinin bir endoskop (kamera sistemi) ile gözlenmesi işlemidir. Bugün neredeyse jinekolojik operasyonların tamamı laparoskopi ile yapılabilir hale gelmiştir. Genel anlamda bakılacak olursa laparoskopi ile 3 hasta grubuna yardımcı olunabilmektedir;

    1. Jinekoljik hastalığı olanlar
    a. Endometriozis
    b. yumurtalık kistleri
    c. rahim kaynaklı gelişimsel anormallikler
    d. Myomlar
    ;e. Rahim ve yumurtalığın alınmasını gerektiren kanser dışı nedenler (kanama, kist, kitle gibi)

    2. Jinekolojik kanseri olanlar
        a. Rahim içi (endometrium) kanser
        b. Rahim duvarı kaynaklı kanser
        c. Rahim ağzı (cervix) kanseri
        d. Yumurtalık kanseri

    3. Pelvik taban fonksiyon bozukluğu
        a. Idrar kaçırma
        b. Rahim sarkması
        c. Barsak ve/veya idrar kesesinin vajenden sarkması

    Kimler uygun?
    Genel durumu operasyona elverişli olan herkeste endoskopi yapılabilir. Ağır solunum veya kalp problemleri olanlarda işlem sırasında baş aşağı posizyon kullanıldığından endoskopi tercih edilmeyebilir.

    Avantajları nedir?
    Laparoskopi ve histeroskopi ile artık karın açılarak yapılan ameliyatların çoğu yapılabilmektedir. Endoskopinin avantajları cilt üzerindeki kesilerin çok daha küçük olmasından kaynaklanır. İçeride yapılan operasyonun boyutu açık cerrahi ile aynıdır. Bu nedenle hasta daha az ağrı hisseder, hastanede daha kısa süre kalır, ve işine daha erken döner.

    Daha kısa iyileşme süresi
    Daha çabuk işine geri dönme
    Daha az ameliyat kanaması
    Daha küçük cilt kesisi
    Daha az karın duvarı enfeksiyonları

    İlk çıktığı tarihlerde sadece karın içerisine bakmak için, yanı tanısal amaçla kullanılan laparoskopik cerrahideki gelişmeler oldukça hızlıdır.

  • Servikal kanser (rahim ağzı kanseri)

    Servikal kanser (rahim ağzı kanseri)

    % 85 skuamöz hücreli kanser olup 2. en sık jinekolojik kanserdir.30–35 yaşlarında sık görülür. Cinsel yaşamın erken yaşta başlaması, fazla sayıda partner, düşük sosyo ekonomik seviye, sigara etken faktörler arasında sayabiliriz. Artık  HPV enfeksiyonu en önemli etkenlerden biri olarak kabul edilmektedir.

    Pelvik muayene ve kolposkopi  %90 olasılıkla erken dönemde kanseri yakalamamıza yardımcı olmaktadır. Genellikle erken dönemde herhangi bir şikâyet olmazken vajinal kanama özellikle ilişki sonrası çoğunlukla ilk bulgudur. Kötü pis kokulu akıntı ileri evreler doğru kasık ağrısı diğer şikâyetlerdendir.Tedavi erken dönemde cerrahi (radikal histerektomi) ileri evrelerde ise radyoterapi (ışın tedavisi).

    Smear (pap smear)Pap smear jinekolojik muayenenin en önemli parçalarından biridir. Smear aldırma sıklığı cinsel hayat başladıktan sonra herhangi bir problem tespit edilmezse 35 yaşına kadar  2 yılda bir daha sonra yılda bir mutlaka yaptırılmalıdır. Birden fazla partneri, cinsel yolla bulaşan hastalık öyküsü, genital kondilom, daha önce anormal smear testi gibi risk faktörü olanlarda doktorun önereceği sıklıkta yaptırmaları gerekir.

    Smear bir tarama testidir. Pozitif bulgu verdiğinde kolposkopi, servikal biyopsi, konizasyon veya probe kürtaj gibi tanısal işlemler yapmak gerekir.
    Smear alınmadan önce en az 24 saat vajinal duş yapılmamalı ve adetli olmamalıdır.

    Rahim kanseri (endometrium kanseri)Jinekolojik kanserlerde en sık görülenidir. Çoğunlukla 40 yaş üstünde görülür. Endemetriumdan gelişip önce üreme organlarını daha sonra çevre ve diğer organlara yayılır.Risk faktörleri    Geç menopoz   Çocuk doğurmama   Obesite,   PCOS,   Hipertansiyon,   Atipili endometrial hiperplaziler.En sık bulgu anormal vajinal kanamadır. Kesin tanı endometrial biyopsi ile konur. Pap smear tanıda yardımcı olmaz.Menopozda kanama ve ultrasonda endometriumun 5 mm den fazla olması şüphelenmemiz için olan faktörlerdendir.Tedavi Cerrahi temel olup radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi yapılabilir.

  • Solaryum.. Kim girmeli, kim girmemeli?

    Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de solaryum hızlı bronzlaşmanın en ekonomik yolu olarak son yıllarda giderek artan ölçüde talep görmektedir.Dünyada bronzluğun hala modasının geçmediği, solaryuma gençler arasında çok fazla talep olduğu gözönünde bulundurulursa ,ileri yaşlarda kanser gelişme riski düşünüldüğünde bu konuda bir sağlık politikası oluşturulması gündeme gelmiştir.

    Solaryumlarda kullanılan yapay UV lambaları % 95 oranında UVA ,% 5 kadar da UVB ışını yayarlar . UVA ışını deri yaşlanmasında daha etkili olurken UVB ışını deri kanserleri ve melanom oluşumundan sorumlu tutulmaktadır. UV radyasyon ile deri kanseri arasındaki ilişki çok basittir. UV radyasyona maruz kalınan süre arttıkça deri kanseri gelişme riski de artmakta, ayrıca deri daha hızlı yaşlanmaktadır. Özellikle hızlı veya 10 dakikada bronzlaştıran cihazlar olarak tanıtılan cihazlar oldukça yüksek dozda UV ışığı yaydıklarından oldukça sağlıksızdırlar ve uzak durulması gerekmektedir. 2012 yılında yayımlanan bir derlemede de solaryumun 35 yaş altında kullanımının melanom gelişme riskini yüzde 87 artırdığı ve yıllık kullanım sayısı yükseldikçe melanom riskinde de artış meydana geldiği, kanserojenik etkinin ortaya çıkmasının 10-15 yıllık bir süreç gerektirdiğinden gelişmesi beklenen melanom sayılarının artacağının tahmin edildiği kaydedilmiştir.

    Dünya Sağlık Örgütü, ultraviyole solaryum cihazlarının birçok kişide kansere neden olduğunu belirtmiş ve Uluslararası Kanser Araştırma Merkezi de, 2009 yılında solaryumu Sınıf 1 kanserojen olarak belirlemiştir.

    Bütün bu bilgileri ışığında solaryumların tamamen sağlıklı bronzlaşma sağladığından bahsetmek mümkün değildir. Özellikle filtreleri ve ampulleri zamanında değiştirilmeyen hatta filtreleri sökülüp kullanılan nispeten piyasaya göre ucuz seans fiyatlarına sahip salonlarda risk daha da fazla olmaktadır. Ayrıca deri kanseri oluşma riski kişinin deri tipine, yaşına, aldığı toplam doza ve seans sayısına, vücudunda bulunan benler gibi birçok etkene de bağlıdır.

    Solaryuma dünyada ilk yasak Brezilyada uygulanmaya başlamış sonra Belçika, Avusturya, Almanya, İspanya, Kanada gibi birçok ülkede ve Avustralya ‘nın birçok eyaletinde 18 yaş altındakilerin solaryum kullanımı yasaklanmıştır. Amerikada Illinois eyaletinde ocak 2014 ten beri 18 yaşın altındakiler ebeveynlerinin izni olsa dahi solaryuma girememektedirler.

    Türkiyede bu konuda sağlık Bakanlığı 2010 yılından beri benzer bir çalışma yürütmektedir. Ocak 2015 ten itibaren yürürlüğe girmesi beklenen yönetmelikte 18 yaş altında solaryum kullanılması yasaklanarak 18 yaş üstü kullanıcıların onam formu imzalayarak bilinçli şekilde solaryum kullanmalarına izin verilecek ve solaryum merkezlerinin standardizasyonuda yeniden düzenlenecek.

    Burada dikkat edilmesi gereken nokta insanlarda şu bilinci oturtmak olmalıdır; tabii ki de birkaç kez solaryum kullanarak kanser olunmaz ama solaryumun sağlık etkilerini, risklerini bilerek, solaryum kullanılmalıdır. Solaryumu kullananların her türlü olası sağlık ve yan etkilerinden kanser gelişiminden mutlaka bilgilendirilmiş olmaları gereklidir.

    Solaryum kimlere uygulanmamalıdır;

    Tip1, yani hassas cildi olanlar, 18 yaşından küçükler, çok sayıda beni bulunanlar, çocukluk çağında sık güneş yanığı öyküsü olanların, premalign veya malign cilt lezyonları bulunanların, güneşe bağlı ciltlerinde leke ve iz oluşmuş kişiler, kozmetik ürün kullananlar, ilaç kullananlar.

  • Renkli ve şekil değiştiren benler cilt kanserine işaret edebilir

    Vücudunuzdaki benlerin arttığını gözlemliyorsanız, bu benlerin renk ve şekil değiştirdiğini düşünüyorsanız mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurmalısınız.

    Benlerin sayısı genetik veya güneşe maruz kalmaya göre değişebilir

    Benler genellikle derinin zararsız değişikliklerindendir. Tıp dilinde “melanositik nevüs” olarak bilinirler ve “melanosit” adı verilen pigment hücrelerin (derinin rengini veren hücreler) çoğalması sonucu gelişmektedir. Benler düz veya kabarık olabilir. Renkleri pembeden kahverengi ve siyaha kadar değişmektedir. Benler doğumda mevcut olabildikleri gibi genellikle çocukluk yaşında da gelişmektedir. Benler zamanla kendiliğinden kaybolabilir ya da sonradan çıkabilir. Bu durum benlerin doğal süreci olarak kabul edilmektedir.

    Bir benin kansere dönüşebilmesi için bir takım etkenlerin kanserleşmede önemli rol oynadığı bilinmektedir . Bu etkenlerin en başında ise güneş gelmektedir. Bu nedenle vücudumuzdaki benlerin yazın kansere dönüşme riski çok daha fazla olmaktadır. Ani ve yüksek dozdaki güneş ışınları benler üzerinde çok etkilidir. Özellikle koyu renk melanin içeren benler daha fazla risk taşımaktadır.

    Benlerin rengine ve şekli önemlidir

    Doğuştan olan benler bebeklerin % 1`inde görülür. Boyutları birkaç milimetreden vücudun çok geniş alanlarını kaplayacak kadar olabilir. Özellikle çok geniş olanlarının melanom denen bir cilt kanserine dönüşme olasılığı vardır. Bazı benlerin etrafı beyaz bir halka ile kaplıdır. Bu tip benler çocuklukta ve ergenlik döneminde görülmektedir. Herhangi bir zararları yoktur ve zamanla ortadaki ben ve beyaz halka ortadan kalkmaktadır. Bazen renk değişikliği “melanom” denilen cilt kanserinde de görülebilir. Eğer bu durumdan şüphe duyulursa biyopsi alınması önerilmektedir.

    Kenarları düzensiz ve büyük benlere dikkat!

    Sıra dışı benler “Clark nevüs” olarak bilinmektedir. Bu benler normal olmayan görüntüdedir. Kenarları düzensiz, büyük boyutta, sıklıkla cilt kanserine işaret eder tarzdadır. Kaygı uyandıran görünümlerinden dolayı gerekli olmadığı halde cerrahi olarak çıkarılmaktadır. Sıra dışı benleri olan kişiler özellikle ailelerinde cilt kanseri öyküsü var ise risk grubundadırlar.

    Düzenli doktor kontrolü önemli

    Melanoma derinin pigment (boya) hücrelerinden kaynaklanan kanseridir. Eğer bir ben büyüklüğünü, şeklini veya rengini değiştirirse veya erişkin dönemde yeni bir ben çıkarsa mutlaka bir dermatoloji uzmanı tarafından incelenmesi gerekmektedir. Dermatologlar “dermatoskopi” yöntemiyle benlerin görüntüsünü büyüterek inceleyebilirler ve gerekirse biyopsi de alabilmektedirler. Kanser olasılığı var ise, bir benin yapısı düzensizse, çevreye doğru yayılıyor ve rengini değiştiriyorsa tedavi edilmesi gerekmektedir. Eğer ben kıyafetlerin, tarağın ve tıraş bıçağının zarar verebileceği bölgelerde ise travmaya ve tahrişe maruz kalmaması için, alınması önerilmektedir.

    Kolay ve ağrısız bir şekilde benlerden kurtulabilirsiniz

    Deriden kabarık bir ben traşlama şeklinde biyopsi yöntemi ile kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Deri lokal anestezi ile uyuşturulduktan sonra bir cerrahi bıçak veya koter ile çıkartılmaktadır. Yara düz beyaz bir leke bırakarak iyileşmeye başlamaktadır. Benin alınmasında cerrahi yöntem kullanılmasında ben eğer düzse veya melanom dediğimiz cilt kanseri şüphesi var ise kullanılmaktadır. Derideki ben tam kalınlığı ile alınmakta, sonra da dikiş atılmaktadır. Çıkarılan ben patolojik incelemeye gönderilmektedir. Cerrahi yapılan yerde ince bir çizgi şeklinde iz kalır. Benlerin üzerinde çıkan kıllar traş edilebilmektedir. Cımbızla alınması benin altında ağrılı şişliğe neden olabilmektedir.

    Benlerinizin neden olabileceği risklerden korunmak için;

    Ayda bir kişisel cilt muayenesi önemlidir. Benlerde değişiklik görüldüğünde ya da yeni bir ben fark edildiğinde dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır.

    Kişide çok sayıda ben varsa, daha önceden olan deri kanseri öyküsü bulunuyorsa düzenli kontrole gidilmelidir.

    Çok sayıda ben ve sıra dışı ben var ise fotoğraf ile kayıt almak faydalı olabilir.

    Güneş ile ilişkiler doğru ayarlanmalı, mutlaka güneşten koruyucu ürün kullanılmalıdır. Koruma faktörü 30 ve üzerinde olan güneşten koruyucular sık olarak güneşe maruz kalan alanlara uygulanmalıdır.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Deri kanseri

    Deri kanseri

    Bütün kanser türleri içinde deri kanseri en sık görülenidir. Deri kanserinden korunmak için yapılması gereken güneşten korunmaktır. Güneşe aşırı maruz kalma (bronzlaşma dahil olmak üzere özellikle su toplaması ile seyreden ikinci derece güneş yanıklığı) deri kanserinin temel sebebidir. Daha az önemli faktörler tekrarlayan tıbbi ve endüstriyel X ışınlarına maruz kalma, yanık veya yara izi bırakarak iyileşen cilt hastalıkları, kömür katranı veya arsenik içeren maddelere mesleki olarak maruz kalma ve ailede cilt kanseri bulunmasıdır. Açık tene sahip olup güneş yanığı ihtimali fazla olan kişiler, daha yüksek riske sahiptir. Güneş ışınları deri kanserine sebep olan en önemli neden olduğundan en önemli koruyucu önlem güneşten kaçınmaktır.

    Güneşin dünyaya en dik ulaştığı saatler olan saat 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşten korunun. Güneşin yeryüzüne dik ulaştığı saatlerde gölgeniz kendi boyunuzdan daha kısadır. Açık renkli sıkı dokumalı koruyucu giysi ve geniş şapka kullanın. Koruma faktörü en az 15 olan güneşten koruyucu kremler kullanın. 20 dakika güneşte kaldığında güneş yanığı geçiren bir kişi, 15 faktörlü bir güneşten koruyucu kullandığında 15 kat daha fazla süre (300 dakika) yanmadan güneşte kalabilir. Bununla beraber güneşten koruyucu kremler kullanarak da güneşte fazla kalınmamalıdır. Çünkü UVA gibi güneş ışınları ki bunlar derideki bağışıklık sistemi ve deri yaşlanmasında sorumludur, güneş koruyucular olsa da deriye ulaşabilir.

    Güneşten koruyucu kullanımına çocukluk döneminde başlayın, çünkü yaşam boyu güneşe maruz kalmanın % 80’i 18 yaş altında olmaktadır. 6 ayın altındaki bebekler uzun süre güneşe maruz kalmamalı, eğer kalacaksa güneşten koruyucular kullanılmalıdır.

    Erken tanı kesin tedavinin en önemli ilk adımıdır.

    Derinizi belli aralıklarla muayene edin. Eğer benlerinizde büyüme değişiklik olursa, derinizde renk değişikliği ve iyileşmeyen yaralar varsa bir an önce Dermatoloji Uzmanına muayene olunuz.

    Kanser öncesi deri bulguları

    Aktinik keratozlar özellikle güneş ışınlarına aşırı maruz kalmış açık tenli kişilerin yüz, el sırtı ve kollarında rastlanılan küçük üzerleri pullu lekelerdir. Tedavi edilmezlerde deri kanserine dönebilir. Eğer erken evrede yakalanırsa buz tedavisi ile çıkartılabilir, kemoterapi ilaçları içeren krem veya losyonlar kullanılabilir, kimyasal peeling işlemi, dermabrasyon,laser tedavisi veya klasik cerrahi ile tedavi edilebilir. Güneşten koruyucular aktinik keratoz gelişimini engellerler.

    Deri kanseri Tipleri:

    Üç tip deri kanseri bulunmaktadır:
    Bazal hücreli karsinoma-Bu kanser tipi genellikle deride küçük etli kabarıklık şeklinde sıklıkla yüz, boyun ve el sırtlarında ortaya çıkar. Ara sıra gövdede kırmızı yama tarzı alanlar şeklinde görülebilir. Daha sıklıkla açık tenli kişilerde görülür. Bu kansere yakalanan kişiler açık tenli ve renkli gözlüdür ve güneş yanığına eğilimlidir. Bu tümörler hızlı yayılmaz. 1-2 cm boyutuna ulaşmaları için aylar yıllar gerekir. Tedavi edilmezse; kanserli alan kanamaya başlar, üzeri kabuklanır. Zaman zaman iyileşip, zaman zaman tekrarlama özelliği gösterir. Bu kanser tipi nadiren metastaz (diğer organlara sıçrama) yapmasına rağmen, derinin altındaki kemiğe yayılabilir ve kanserli dokunun yakınındaki dokuları harap edebilir.

    Squamöz Hücreli karsinoma – Bu deri kanseri deri de kabarıklıklar veya kırmızı kabuklu yaralar şeklinde ortaya çıkabilir. Squamöz hücreli Karsinoma açık tenli kişilerde en sık görülen ikinci kanser türüdür. Tipik olarak kulak, yüz, dudak ve ağızda görülür. Nadiren esmer kişilerde de görülebilir. Büyük kitleler oluşturabilir. Bazal hücreli karsinomanın tersine diğer organlara yayılabilir. Erken yakalandığında tedavi oranı yüksektir. Bazal hücreli karsinoma ve Squamöz hücreli karsinomada tedavi başarısı % 95 dir.

    Melanom – Bütün deri kanserleri içinde en öldürücü olanıdır. Bazal hücreli ve squamöz hücreli karsinoma da olduğu gibi melanomda da erken tanı tedavi şansını arttırır.

    Melanom melanin denen pigmenti (deriye rengini veren madde) üreten melanosit dediğimiz hücrelerde başlar. Melanin derimizin rengini verir ve güneşten kısmi olarak korur. Melanom hücreleri melanin üretmeye devam eder ve bu nedenle kanser alanı kahverengi veya siyahtır. Fakat melanom beyaz ve kırmızı da olabilir.

    Melanom yayılma özelliği gösterdiğinden muhakkak tedavi edilmelidir. Melanom dikkat çekmeden hızla büyüyebilir. Genellikle bir ben olarak veya kahve renkli bir benin üzerinde veya yakınında ortaya çıkar. Vücudunuzdaki benlerin yerleşimi ve şeklinden haberdar olmalısınız ki, bunlar üzerinde olan değişiklikleri ve yeni ben çıkışını fark edebilesiniz. Yapabileceğiniz en önemli adım benlerinizde herhangi bir değişiklik saptadığınızda hemen bir Dermatoloji uzmanına muayene olmanızdır. Bu sayede derinizdeki melanom tedavi edilebilir aşamada iken yakalanmış olur. Aşırı güneşe maruz kalmaktan, özellikle güneş yanıklarından kaçınma açık tenli kişilerde melanomdan korunmanın en iyi yoludur. Melanomun kalıtsal özelliği de vardır. Ailesinde melanom olan kişilerin riski daha fazladır. Sıra dışı beni olanlar, çok sayıda beni olanlar melanom açısından yüksek riske sahiptir.

    Koyu renkli tene sahip olmak melanoma olma riskini ortadan kaldırmaz. Esmer kişilerde de özellikle avuç içi, ayak tabanı, tırnak yatağı ve ağızda melanoma gelişebilir.

    Melanom şüphesi oluşturabilecek bulgular: kabuklanma, kanama, sızıntı, üzerinde kabarma, etrafındaki deriye doğru çıkıntı gösterme, kaşıntı, hassasiyet ve ağrı hissedilmesidir.

    Cilt kanserlerine nasıl tanı konulur?

    Deri biyopsisi kanserin tanısını koydurur. Erken tanı ve cerrahi tedavi şansını arttırır.
    Dermatoloji uzmanları kanseri erken yakalayabilmek için kişisel cilt muayenesinin önemine dikkat çekmektedir. Derinizdeki çiller, benler ve koyu renkli alanları büyüklük, şekil ve renk değişikliği açısından gözlemleyin. Herhangi bir değişiklik saptadığınızda Dermatoloji Uzmanına başvurunuz.

    Melanoma ait Bulgular

    Asimetri – Benin bir tarafının diğer tarafından farklı olması. Benin ortasından hayali bir çizgi çiziniz. Benin her iki yanı aynı büyüklük ve aynı şekilde mi? Melanomda genellikle asimetri vardır.

    Sınır Düzensizliği – Melanomun sınırı veya kenarı genellikle pürüzlü, çentikli veya bulanıktır.

    Renk – İyi huylu benler herhangi bir renkte olabilir, fakat genellikle tek renklidir. Melanom ise sıklıkla birden fazla rengi içinde barındırır.

    Büyüklük – İyi huylu benler küçük kalırken melanom büyümeye devam eder. Genellikle 6 milimetreden büyüktür çaptadır.

    Kendinizin yapacağı periyodik muayene melanom ve diğer deri kanserlerinden korunmak için en güçlü silahtır. Melanom ancak erken yakalandığında tedavi edilebilir. Aşağıda belirtilen sırayı takip ederek hiç bir yeri atlamadan tüm deri muayenenizi kendiniz yapabilirsiniz. Kendi deri muayenenizi yapmak için bir boy bir de el aynasına ve ışıklı bir odaya ihtiyacınız vardır.

    Gövdenizin ön ve arka yüzünü ve de kollar kaldırılarak gövdenin sağ ve sol yanını ayna karşısında muayene edin.
    Kolunuzu dirseğinizden kıvırarak avuçlarınıza, kol iç yüzüne ve üst kola dikkatlice bakınız.
    Sonra bacaklarınızın arkasına, ayaklara, ayak parmak aralarına ve ayak tabanına bakınız.
    Boynun arkasını, saçlarınızı kaldırarak el aynası ile kafa derinizi muayene edin.

  • HPV Nedir?

    HPV Nedir?

    HPV, Humon Papilloma Virus’unun kısaltmasıdır.HPV (papilloma virus umano)

    HPV virüsünün 190’dan fazla tipi tanımlanmıştır.

    Bazı HPV tipleri genital siğillere neden olabilirken bazıları kansere neden olabilmektedir.

    Özellikle de rahim ağzı (servikal ) kanserlerine.

    Son yıllarda özellikle yaygın tiplerine karşı AŞI geliştirilmiştir.

    HPV NASIL BULAŞIR

    HPV yakın cilt teması ve cinsel ilişki ile bulaşmaktadır.

    Dünyada en yaygın cinsel yolla bulaşan hastalıktır.

    Cinsel yaşamı olan herkes bu hastalık yönünden risk taşır.

    HPV NE GİBİ ŞİKAYETLERE YOL AÇAR

    Çoğu zaman HPV enfeksiyonu bulaşmış kişilerde hiçbir şikayete neden olmadan kendiliğinden iyileşmekte ve geçmektedir.

    Ancak bazı kişilerde kendiliğinden iyileşme olmaz ve genital siğil ve kansere kadar giden sağlık sorunları yaratabilir.

    GENİTAL SİĞİLLER

    Genellikle genital bölgedeki küçük bir siğille başlayıp kısa zamanda yayılır ve siğiller büyür. Jinekolojik muayenede kolayca teşhis edilebilirler.

    SERVİKAL KANSER (RAHİM AGZI KANSERİ)

    Başlangıç halindeyken şikayetlere neden olmaz.
    Ancak ileri dönemlerde ciddi şikayetlere neden olur ve tedavisi giderek zorlaşır.

    Bu nedenle kadınların yıllık olarak düzenli jinekolojik muayene olmaları ve

    pap-smear testi ile servikal kanser yönünden taranmaları önemlidir.

    Pap-smear testi ile erken dönemdeki lezyonlar yakalanıp daha kansere ilerlemeden başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler.

    HPV’nin neden olduğu diğer kanserler; Vulva kanseri, vajina kanseri, penis kanseri, anüs kanseri, orofaringeal kanser.

    HPV ile kanser ilişkisi artık çok net tanımlanmıştır.

    Kanser gelişimi hemen değil virus alındıktan yıllar içinde olmaktadır.

    Ayrıca HPV’nin sadece belirli tipleri kansere neden olmakta bazı tipleri ise sadece genital siğillere neden olmaktadır.

    Özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde virüsün hastalık yapma şansı artar.

    HPV TARAMASINDA HANGİ TESTLER YAPILMALI?

    En sık uygulanan test pap-smear testidir.

    Cinsel yönden aktif kadınların her yıl düzenli olarak smear testi yaptırmaları gerekmektedir.

    Bunun yanısıra HPV-DNA testi ile HPV tiplendirme testi de yaptırılarak HPV’nin varlığı ve tipi tayin edilebilir.

    Özellikle bazı tipte HPV’lerin kansere neden olduğu saptandığı için bu tipler saptandığında hasta daha yakından incelenip kanser yönünden araştırılır.

    HPV NASIL TEDAVİ EDİLİR

    HPV’nin kendisini vucuttan tedavi ile temizlemek mümkün değildir.

    Ancak HPV’nin neden olduğu hastalıklar ( siğil, servikal lezyonlar, kanserler) tedavi edilebilir.

    Ayrıca son yıllarda kullanıma sunulmuş HPV aşısı da büyük oranda HPV’den korunma sağlar.

    ÇOCUKLARA HPV AŞISI YAPILMALI MI?

    Tüm dünyada yaklaşık 80 milyon insan güncel olarak bu virus ile infektedir (yani 4 kişiden biri).

    Bu kadar yaygın bir virüsten korunmak için aşılanmak uygungörülmektedir.

    NE ZAMAN AŞI YAPTIRALIM?

    Hem erkek hem kız çocuklarının 11-12 yaşlarında aşılanmaları önerilmektedir.

    Ancak daha ileri yaşlarda da yapılabilir.

    Aşı 3 doz halinde yapılır. 1. dozdan 1 ay sonra 2. doz ve 2.dozdan 6 ay sonra 3.doz yapılır.

    Aşının güvenirliliği yapılan çalışmalarda onaylanmıştır.

  • Güneşten koruyucu kremler faydalı mı? Zararlı mı?

    Güneşin sağlığa zararları konusundaki toplum bilinci gün geçtikçe artmaktadır. Ancak yapılan çalışmaların sonuçları henüz korunma konusunda yeterli önlemlerin alınmadığını göstermektedir. Ayrıca güneşten koruyucu kremlerin faydaları yanı sıra zararlı etkileri olabileceği konusunda da tartışmalar devam etmektedir. Tüm tartışmalara rağmen doğru seçildiğinde ve kullanıldığında güneş korucuların en etkin etkin ve güvenli korunma yöntemlerinden biri olduğunu unutmamak gerekir.

    Güneşin zararlı etkileri nelerdir?

    * Güneşe fazla maruz kalındığında güneş yanığı ve güneş çarpması gelişebilir. Bebekler ve yaşlılar güneşten daha kolay etkilenirler.

    * Güneş deri kanserine neden olabilmektedir. Özellikle çok sayıda güneş yanığı geçirenler, çocukluk çağından itibaren sık ve yoğun güneşe maruz kalanlar risk altındadır. Özellikle açık tenli kişilerde bu risk daha yüksektir.

    * Güneş deri yaşlanmasına ve deride lekelenmeye neden olur.

    * Bazı kişilerde güneş gören alanlarda kaşıntılı döküntüyle ortaya çıkan güneş alerjilerine neden olabilir.

    Güneşin zararlı etkilerinden nasıl korunabiliriz?

    * Güneşin güçlü olduğu öğlen saatlerinde (10:00-16:00 arasında) güneş altında kalmamak.

    * Güneşten korunmak için geniş kenarlı şapka, gözlük, tişört gibi giysiler kullanmak.

    * Kar, deniz ve kum güneş ışınlarını yansıtarak güneş yanığını arttırabileceğini unutmamak.

    * Güneşte koruma faktörü en az 30 olan güneşten koruyucu kremler kullanmak.

    Güneş koruma faktörü nedir?

    Güneşten bize ulaşan ve gözle görünmeyen ışınlar ultraviole ışınları olarak adlandırılır. Ultraviole A (UVA) ve ultraviole B (UVB) olmak üzere 2 farklı dalga boyu vardır. UVB ışınları güneş yanığından sorumlu dalga boyudur. UVA ışınları ise derinin daha derin tabakalarına kadar ulaşabilir. Her iki dalga boyu da deri kanserini ve deri yaşlanmasını arttırır. Güneş korucularının üzerinde yazan güneş koruma faktörü (SPF) ürünün UVB’den ne kadar koruduğunu gösterir. Örnek olarak SPF 15 olan bir güneşten koruyucu krem kullanıldığında UVB’ ye bağlı kırmızılık cevabı 15 kat daha uzun sürede ortaya sürede ortaya çıkacaktır. ( Güneş altında koruyucu sürmeden 10 dakikada kızarıklık beliriyorsa, koruyucu ile bu süre 150 dakikaya uzayacaktır.)

    Güneşten koruyucu seçerken nelere dikkat etmemiz gerekir?

    * Hem UVA hem de UVB dalgalarına karşı geniş etkili koruyucu olması çok önemlidir. Sadece UVB’ yi bloke eden koruyucular deride güneş yanığını engelledikleri için güneşte uzun süre kalınmasına olanak sağlayacak ve zararlı UVA ışınlarından da korumadıkları için faydadan çok zarar verecektir.

    * En az koruma faktörü 30 (SPF 30 ) olan bir ürün seçmek gerekir.

    * Cildi yağlı olanlar jel veya yağsız ve su bazlı ürünleri, kuru ciltli kişiler krem bazlı ürünleri seçebilir. Vücut korumasında ise sprey ürünlerin kullanımı daha pratik olabilir. Suya dayanıklı ürünler terleyince ve suda etkinliklerini daha uzun devam ettirebilirler.

    Bebeklerde ve gebelerde hangi güneş korucularını tercih etmeliyiz?

    Güneşten koruyucu kremler içeriklerine göre kimyasal ve fiziksel koruyucular olarak iki gruba ayrılırlar. Fiziksel koruyucular güneş ışınlarını yansıtan titanyum dioksit ve çinko oksit gibi mineral filtreler içerirler. Mineral içerikli ürünler daha az kimyasal içerdikleri için bebek ve gebelerde tercih edilebilir. Çocukluk çağında geçirilen güneş yanıkları deri kanseri riskini arttırmaktadır. Bu nedenle çocukların güneşten korunmaları çok önemlidir.

    Güneşten koruyucu kremler deri kanserinden koruyor mu?

    Sık görülen deri kanserleri basal hücreli kanser ve skuamöz (yassı) hücreli kanser ve ölümcül olabilen malign melanomdur. Güneşten koruyucu kremlerin skuamöz hücreli kanserden koruduğu çalışmalarda gösterilmiştir. Malign melanomdan koruyup koruyamadıkları konusu ise tartışmalıdır. 2011 yılında yayınlanan çalışmada düzenli güneşten koruyucu kullanmanın melanom riskini azalttığı raporlanmıştır. Ayrıca güneşten koruyucular yeni ben oluşumunu da önlemekdedir.

    Güneşten koruyucu kremlerin nasıl kullanılması gerekir?

    Yapılan çalışmalar güneşten koruyucu kremlerin yanlış kullanıldığını göstermektedir. Bu nedenle yeterli etki gösterememekte bazen de faydadan çok zarar vermektedirler.

    * Güneşe çıkmadan 15-30 dakika önce uygulanmaları gerekir.

    * Güneş koruma faktörü en az 30 olmalıdır.

    * Ürünün kutu üzerinde yazan faktör kadar koruyabilmesi için kalın tabaka olarak sürülmesi gerekir. Bu doz 2 mg/ cm² olmalıdır. Çalışmalar genellikle bu miktarın dörtte biri kadar dozun kullanıldığını göstermektedir. Yüz, ense, kulak, kol ve bacakları korumak için gerekli koruyucu miktarı 2 çorba kaşığı kadar olmalıdır.

    * İki saatde bir tekrar sürülmeleri gerekir.

    * Yüzme ve kurulanma sonrasında tekrar sürülmeleri gerekir.

    * En önemlisi güneşten koruyucu kremler bize gereksiz bir güven vermemeli ve güneşte kalma süremizi arttırmamalıdır.

    Güneşten koruyucu kremler D vitamini üretimini azaltır mı?

    Vücudumuzda D vitamini üretiminin % 90’ı güneş ışınları ile olmaktadır. Teorik olarak yüksek koruma faktörlü koruyucular vücudun tüm güneş gören alanlarına düzenli olarak her gün uygulandığında D vitamini eksikliği ortaya çıkabilir. Bu durumda D vitaminin ağızdan alınması gerekir. Güneş korucular genellikle günlük hayatta bu şekilde tüm güneş gören alanlara yeterli miktarda uygulanmamakta ve çoğu zaman uzun saatler güneşte kalınan tatil dönemlerinde kullanılmaktadırlar. Bu durumda ise D vitamini eksikliğine neden olmamaktadırlar.

    Güneşten koruyucu kremlerin zararlı etkileri var mıdır?

    Güneşten koruyucu kremlerin içindeki kimyasal maddeler özellikle PABA ( paraamininobenzoik asid ) ve oksibenzon egzemaya veya güneş alerjisine neden olabilir. Bu nedenle derisi alerjik veya hassas kişiler ve güneş alerjisi olan kişiler mineral filtre içeren koruyucuları tercih edebilirler. Bebeklerde ve gebelerde ise hormon benzeri etkileri konusunda tartışmaların devam ettiği paraben maddesini içermeyen ürünler tercih edimelidir.