Etiket: Kanama

  • Anevrizmalar!!

    Intrakranial anevrizmalar, serebral arterlerin patolojik genişlemeleridir. Çoğu anevrizma doğuştandır ve değişerek ve gelişerek hayat boyu devam eder. Atherosklerotik hale gelebilirler. Anevrizmalar tipik olarak en sık, Willis poligonundaki ana damarların bifurkasyonlarında görülürler. Hastaların %20’sinde birden çok(multipl) anevrizma, %1’inde de anevrizmayla birlikte arteriovenöz malformasyon (AVM) görülmektedir. Eğer anevrizmalar periferik yerleşimli ise, travma veya enfeksiyon gibi ikincil nedenler göz önünde bulundurulmalıdır.

    Anevrizmaların %85’inden fazlası karotid veya “anterior” sirkulasyonda oluşur. Yaklaşık olarak %30’u da internal karotid arterin, intrakranial segmentinde, genellikle posterior komminikan arter çıkışında veya hemen komşuluğunda ortaya çıkmaktadır. Diğer bir %30’luk oran da, anterior komminikan arter kısmında görülür. Yaklaşık %25’lik bir bölümü orta serebral arterin ilk ana dallarını verdiği trifukasyonuna oturur. Buradaki başlangıç noktası damarın çatallaşma noktasının başlangıcıdır. Vertebro-baziller veya “posterior” sirkulasyon anevrizmaları, en sık olarak baziller arterin tepesinde görülsede gövdesi boyunca daha proksimal bölümlerde de ortaya çıkabilir. Posterior inferior serebeller arterin çıkış yeri ikinci en sık yerleşim yeridir.
    İntrakranial anevrizmalı olgular en yaygın olarak subaraknoid kanama (SAK) belirti ve bulgularıyla karşımıza çıkarlar. Travmaya bağlı olmayan subaraknoid kanamaların %80’i anevrizma rüptüründen kaynaklanmaktadır. Bu rüptür sonucunda hastada, şiddetli bir başağrısı, ve bunu takiben subaraknoid mesafeye geçen kanın oluşturduğu meningeal irritasyon sonucu gelişen ense sertliği ve fotofobi görülür. Geçici bilinç kaybı da oluşabilir. Bazı hastalarda ise kafaiçi basıncın aniden artmasına bağlı olarak fokkal nörolojik defisitler ve koma hali görülebilir. SAK’ın şiddeti gradelenebilir .Genellikle, grade ne kadar düşük olursa o kadar iyi bir prognoza işaret eder.
    Anevrizmalı, hastaların tümü rüptüre bağlı semptomlar ile karşımıza çıkmayabilir. İnternal karotid arter (ICA) anevrizmaları kitle etkisi göstererek ; optik sinire (II.) bası sonucu oluşan tek gözde körlüğe veya okulomotor sinire (III.) bası sonucunda diplopi, ptozis ve pupil dilatasyonuna neden olabilir. Kavernöz sinus içersindeki bir ICA anevrizması n. abducense bası yaparak çift görmeye sebep olur. Baziller tipte oturan dev bir anevrizma (çapı 25 mm’den fazla olan) serebral aqueductı tıkayarak hidrosefali oluşturabilir. Nadiren bir anevrizma tümörle karıştırılabilecek büyüklükte olabilir.
    SAK tanısı genellikle klinik bulgulara göre konur. BT taraması öncelikle yapılmalıdır, Tüm beyin damarlarını kapsayan anjiografi anevrizmayı tam olarak tespit etmeye ve tanımlamaya ve aynı zamanda birden çok anevrizma olup olmadığını veya eşlik eden bir AVM’nin ortaya çıkarılmasına yardımcı olur.

    TEDAVİ
    Anevrizma kanaması tanısı doğrulandıktan sonra hastada yeni bir kanama riskine karşı belli bir protokol uygulanır .Anevrizma tedavisinde nihai amaç kraniotomi ile anevrizmaya ulaşıp mikroşirürjikal olarak disseke edip, bir klip ile boynunu kapatmaktır. Ameliyatın zamanlaması hastanın klinik gradine göre ayarlanmalıdır. Grade I ve II olan hastalar, kanamadan sonraki ilk 72 saat içinde ameliyata alınmalıdırlar. Grade III ve IV hastalara ise yoğun tıbbi müdahale yapılır ve durumları iyileştirilerek imkanı varsa daha düşük grade getirilmeye çalışılır çünkü mortalite riski hastanın grade’i artıkça yükselir. Henüz kanamamış anevrizmalar da tespit edilirse, kanamaya yol açmadan elektif şartlarda ameliyat edilmelidirler. Cerrahisi zor olan ve hatta mümkün olmayan anevrizmalar da girişimsel nöroradyolojik tekniklerle, emolize edilerek etkin olarak tedavi edilebilirler.
    Anevrizmal kanamaların komplikasyonları arasında, lezyonun tedavi edilmediği durmlarda ilk 8 hafta içinde %30 oranında tekrar kanama riski, subaraknoid kan pıhtılar tarafından araknoid villilerin tıkanması sonucu gelişen hidrosefali, vazospasm, intraserebral hematomlar, kafa içi basınç artışı ve epileptik nöbet sayılabilir. Bunların içindde en belirgin fakat, en az anlaşılmış olanı vazospasmdır. Bu fenomen sıklıkla kanamadan sonraki İlk 4-7 gün içinde ortaya çıkar ve ilgili serebral arterlerin daralmasına neden olur. Vazospasm, herhangi bir klinik bulgu vermeksizin anjiyografide görülebileceği gibi, hastanın hayatını tehdit edecek ciddiyette ilgili damarların beslediği beyin dokusunda iskemiye de sebeb olabilir.
    Kanamadan elektif şartlarda klipe edilen anevrizmalı olguların sonuçları kanadıktan sonra klipe edilen anevrizmalı olgulardan daha iyidir, çünkü beyin, subaraknoid kanama ile henüz hasar görmemiştir. Bunun yanında, internal karotis arter anevrizmaları, komplike anterior komminikan arter anevrizmaları hariç; vertobrobaziller sistem anevrizmalarına göre daha az risklidirler. Genellikle, başarılı bir ameliyatla anevrizmanın klipe edildiği, ve vazospazmının giderilebildiği veya önlenebildiği durumlarda, hastalarda iyileşme sağlanmaktadır.

  • Beyin anevrizmaları (baloncukları)

    Tanımı: Beyin damarlarının genişlemesi

    Anevrizmaların nedenleri: Genellikle doğuştan, bazen hipertansiona bağlı olarak, %15-20 oranında genetik geçişli olmakla birlikte çoğu kez doğuştan damar duvarı zayflığı sonrası oluşmaktadır.

    Anevrizmaların görülme sıklığı: Nüfusumuzun %0.2-8.9’unda Anevrizma var, yılık görülme oranı 100000/8-15, kanamamış anevrizmalarda kanama riski %1-2/yıl, yeniden kanama olması riski; ilk 24 saatte %4, ilk 1 ayda %1-2/gün, ilk 1 aydan sonra %3-4/yıl.

    Beyin kanamasında risk faktörleri:
    – Hipertansion,
    – Sigara,
    – Alkol,
    – Kokain,
    – Oral kontraseptif kullanımı

    Beyin kanamasının genel özellikleri:
    – Tüm inmelerin %10’nu teşkil eder,
    – Tüm beyin damar tıkanmasına bağlı ölümlerin %25’ini kapsar,
    – Kanama yaş ilerledikçe artar (Ortalama yaş 50),
    – Siyah ırklarda daha sık görülür

    Anevrizmaların klinik işaretleri:
    – Başağrısı,
    – Kusma,
    – Şuur kaybı,
    – Kranial sinir paralizisi,
    – Havale %15 oranında,
    – Ateş,
    – Hipertansiyon,
    – Menengeal irritasyon bulguları

    Anevrizmaların tanı:
    – Bilgisayarlı Tomografi,
    – MRA (magnetig rezonans anjiografi),
    – BTA (bilgisayarlı tomografi anjiografi)
    – DSA (dijital anjiografi)

    Anevrizmaların tedavisi:
    – Cerrahi klipleme
    – Endovasküler obliterasyon
    – Anevrizma tedavisinde cerrahi klipleme yöntemi altın standart olup iyi bir merkezde tecrübeli ellerde yapılan ameliyatlardan oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır.

  • Yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması

    Yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması

    Beyin içindeki atar damarlardan birinin yırtılması nedeniyle beyin içine kanama olması beyin kanaması olarak adlandırılır. Beyin kanaması olduğu zaman kafatası esnek olmayan bir yapı olduğu için beyin, içine dolan sıvının oluşturduğu basınç altında kalarak ezilir ve buna bağlı olarak farklı bulgular ortaya çıkar.

    Beynin içine olan kanama intraserebral kanama olarak adlandırılır. Bu tip kanamalar beynin içindeki küçük atardamarlardan biri yırtıldığı zaman beyin içine kanama şeklindedir. Bu kanamalarda kanamanın görüldüğü bölgedeki beyin dokusu üzerine bası yaparak beynin o bölgesinin kontrol ettiği beden bölgesinde işlev bozuklukları oluştururlar. Beyin içine olan kanamaların en sık rastlanan nedeni kontrol edilemeyen yüksek tansiyondur. Yüksek tansiyonun küçük damarlar üzerindeki yıllarca var olan ve kontrol edilemeyen etkisiyle damarlar zayıflarken yırtılmaya da yatkın hale gelirler. Bu tür beyin kanamalarından korunmanın en etkili yolu kan basıncını normal sınırlar içinde tutarak ani yükselmesini engellemektir.

    Beyin kanaması olduğunda bası etkisi olduğu için tanı konulurken hekimin yapacağı nörolojik muayenenin sonucunda bası yapan bir durumun olduğu anlaşılmaktadır. Muayene bulgularında ense sertliği, bedenin farklı bölgelerinde nörolojik bozuklukların bulunması ve göz dibi muayenesinde kanamanın görülmesi veya staz olması beyin kanaması tanısı koymaya büyük oranda yardımcı olur. Yapılan beyin BT veya beyin MRG’de intraserebral adını verdiğimiz beyin içine olan kanama görülürse tanı tam desteklenmiş olur ve acil tedavisi planlanır. Kanama nedeni olarak yüksek tansiyon değil de başka etkenler düşünülüyorsa ayırıcı tanıda beyin damarlarının anjiyografisi ile de anevrizmalar veya diğer damar bozuklukları gösterilebilir ve kanamanın yeri tam olarak saptanır.

    Beyin kanamasının tedavisinin amacı; öncelikle hayatı kurtarmak ardından da en iyi yaşam kalitesiyle yaşatmak adına nörolojik hasar bulgularını düzeltmek, kanamanın sebebini ortadan kaldırmak ve istenmeyen durumların gelişmesini önlemektir. Hasta komada ise öncelikle hastanın uygun pozisyonda yatırılması, hava yolunun açık tutulması, yaşam desteği sağlanması ve kafa içi basıncının azaltılması hedeflenmelidir.

    Eğer kişi komada değil de bilinci açıksa kesin yatak istirahati önerilir. Bu aşamada kafa içi basıncını artıracak her türlü etkinlikten kaçınmak adına aşağıya doğru eğilmek, gerinmek, aniden pozisyon değiştirmek ve benzer şeyler yasaklanır. Büyük abdestini yaparken ıkınma yoluyla kafa içi basıncının artmasının önlenmesi için de dışkı yumuşatıcıları ya da laksatifler kullanılabilir.

    Baş ağrısının giderilmesi için ağrı kesiciler ve anksiyolitikler gibi gerginlik azaltıcı ilaçlar kullanılabilir. Kan basıncı çok yüksekse bunu düşürmek için uygun ilaçlar kullanılmalı ve hasta havale (epilepsi nöbeti, sara) geçiriyorsa bunların önlenmesi için uygun ilaçlar başlanmalıdır. Kan damarlarında spazm olmasını önlemek için de hekim ilaç kullanabilir. Cerrahi tedaviye kanama büyükse ve ağır nörolojik hasar oluşturmuşsa ihtiyaç duyulur. Bu da ya kraniotomi yoluyla kafatası açılarak beyin içindeki kanamanın durdurulması ve boşaltılması sağlanarak bası ortadan kaldırılmalı varsa anevrizma klipsleme ameliyatı ile anevrizma kapatılmalı, ya da kasık atardamarlarından biri kullanılarak beynin içindeki damara endovasküler girişim ile müdahale edilmelidir.

    Beyin kanamalarını önlemenin en etkili yolu kan basıncını kontrol altına almak ve normal sınırlar içinde tutmaktır. Bunun için verilen ilaçların düzgün kullanılması, gerekiyorsa fazla kiloların verilmesi ve düzenli olarak egzersiz yapılması önemlidir. Önemsenmeyen, zaman zaman yükselen tansiyonunuz beyin içi kanamaya yol açarak ölümünüze veya felç kalmanıza yol açabilir. Biz hekimler öncelikle koruyucu hekimliğe önem vererek sizlerin hastalıklardan uzak, sağlıklı olmasını sağlamalıyız. Benim için önemli olan ayırıcı tanının iyi yapılması, vücudun bir bütün olarak düşünülüp değerlendirilmesi ve hastaların iyi bilinçlendirilmesidir.

  • Psikiyatriste mi yoksa beyin cerrahisi uzmanına mı gitmeliyim?

    Psikiyatriste mi yoksa beyin cerrahisi uzmanına mı gitmeliyim?

    Beynin ön bölgesi, kişiliği temsil ettiği için bu bölgedeki tümörler veya kronik subdural kanamalar adını verdiğimiz beyin kanamaları kişilik bozukluğuyla kendilerini gösterir. Bu nedenle beyin ve sinir cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirilmesi gereken hastalar yıllarca psikiyatri kliniklerine götürülmekte ya da yıllarca antidepresan ilaçlar kullanmaktadır.

    Kişilik bozukluğu bazen depresyon şeklinde görülebileceği gibi bazen de çok sakin bir kişinin agresifleşmesiyle ortaya çıkar. Ayrıca bir insanın her gün yaptığı bir şeyi unutmasıyla da açığa çıkabilir. Bazı kişilerde tümör veya subdural kanama belli bir büyüklüğe ulaşana kadar hiç belirti de vermeyebilir. Hatta baş ağrısı da yapmayabilir. Yaratacağı kişilik bozukluğu da, kişiden kişiye değişim gösterebilir.

    Beyinde oluşan tümörlerde veya kronik subdural kanama adını verdiğimiz genellikle yaşlılarda görülen beyin kanamalarında genellikle baş ağrısı, bulantı, kusma, kol veya bacakta kısmi felç ya da sara nöbeti gibi belirtiler olmaktadır. Bir psikiyatristin kendine sadece kişilik değişiklikleri ile getirilen bir hastadan bir taraf kol ve bacakta kuvvet kaybına bağlı olarak dengesizliği oluyorsa, konuşmada bozukluk veya aynı soruları unutup tekrar tekrar soruyorsa beyinde tümör, kronik subdural kanama adını verdiğimiz beyin kanaması olabileceği düşünülerek acilen beyin tomografisi veya beyin MRG istemesi gerekmektedir. Eğer yapılan tetkiklerde şüpheli bir şey varsa mutlaka beyin ve sinir cerrahisi uzmanından yardım istemelidir. Şüpheli bir görüntü yoksa ve normal rapor edilmişse psikiyatrist kendisi ile ilgili tedavisini planlamalıdır.

    Yaşlı bir hastada alkol ve aspirin gibi kanı sulandıran ilaç kullanımı, tekrarlayan kafa travmaları öyküsünün yanında bir taraf kol ve bacakta kuvvet kaybı ile birlikte kişilik değişikliği varsa beyinde kronik subdural kanama düşünülerek acilen beyin tomografisi veya beyin MRG istenmelidir. Eğer yapılan tetkiklerde beyinde kronik subdural kanama var ise acilen kanamayı boşaltıcı cerrahi planlanmalı, eğer tetkikler normal ise psikiyatri uzmanı ile birlikte nöroloji uzmanı da hastayı değerlendirerek uygun tedaviyi planlamalıdırlar.

    Hastada bu klinik bulgular eğer beyin tümörüne veya kronik subdural kanamaya bağlı olarak gelişmişse beyinde bası olduğu için hayati tehlikeyi gidermek adına acilen beyin ve sinir cerrahisi uzmanı müdahale etmeli ve gereksiz zaman kaybını önlemelidir. Biz hekimler, ayırıcı tanıyı iyi yapıp doğru tanıyı bir an önce koyarak hızla tedaviyi başlatmalıyız.

  • Beyin anevrizmaları (baloncukları) ve tedavi yöntemleri

    Tanım ve Genel Bilgiler:Beyin anevrizmaları, beyin içindeki atardamar ağının, genellikle çatallaşma noktalarındaki balonlaşmalarıdır ve damar ağını gösteren filmlerde (anjiyografi) ‘daldaki çilek' benzeri görüntü verirler. Her yüz kişiden 5 ila 6'sı beyninde anevrizma barındırmaktır ve her 100.000 kişiden 10-20'sinde ise anevrizma yırtılmasına bağlı beyin kanaması görülmektedir. Anevrizmalar, beyaz ırkta, kadınlarda ve elli yaş üzerinde daha sık görülmekte olup, bazı hastalıklarla da (Ehler Danlos, Marfan sendromu, Polikistik böbrek hastalığı, v.b) ilişkilidir. Ayrıca, sistemik yüksek tansiyon, sigara ve kokain kullanımı anevrizma oluşumunu hızlandırmaktadır.

    Yakınmalar ve Tanı:Anevrizmalar, beyin içinde bulundukları konuma ve boyutlarına göre üç değişik şekilde bulgu verebilirler; Yırtılmadan kitle etkisi yaparak, yırtılmadan pıhtı atıp damar tıkanıklığına neden olarak ve yırtılıp beyin içi kanama yaparak. Özellikle çapı 10 mm ve üzerindeki anevrizmalarda yırtılma ihtimali daha fazladır. Hastalar, sıklıkla egzersiz sırasında iken (tuvalette ıkınırken, performans gerektiren işler yaparken, cinsel ilişki sırasında) anevrizma yırtılması oluşur ve genellikle çok şiddetli bir baş ağrısı meydana gelir. Bulantı, kusma, dengesizlik, bir vücut yarısında güçsüzlük, görme kaybı, şuur bulanıklığı/kaybı da bu tabloya sıklıkla eşlik eder ve hastaların yaklaşık %15'i henüz hastaneye götürülemeden kaybedilirler. Beyin bilgisayarlı tomografi (BT) tetkiki %95 olguda kanamayı gösterir. BT ile tanı konamayan az sayıda olguda ise, lomber ponksiyon (belden beyin omurilik sıvısı alınması işlemi) yapılarak beyin kanaması teşhis edilir. Anevrizmanın boyutunu ve üç boyutlu yerleşimini anlamak için özellikle dev anevrizmalarda (25 mm'den büyük) MR tetkiki de yapılabilir. Anevrizmanın, beyin damar ağı içindeki yerleşimini belirlemek içinse kasık damarından girilerek anjiyografi (DSA) ya da son yıllarda tercih edilen ve DSA'nın yerini büyük ölçüde almış olan BT-anjiyografi yapılır.

    Tedavi: Anevrizma yırtılması tıbben acil bir durumdur. Yüksek bir ölüm ve sakat kalma oranı olan bu olayda, hastaların genel tıbbi durumları düzenlendikten sonra acil olarak ameliyat edilmeleri gereklidir. Altın standart tedavi, mikrocerrahi yöntemler kullanılarak, anevrizma boynunun kliplenmesi (mandallanması) ve böylece beyin atardamar ağından izole edilmesidir. Son 10-15 yıldır uygulanan endovasküler koilleme (kasık damarından girerek anevrizmanın içini doldurma) yönteminin ise uzun dönem sonuçları bilinmemekte ve beyin içinde oluşmuş pıhtı şeklindeki kanamaları bu yöntemle çıkarmak mümkün olamamaktadır. Anevrizma cerrahisi, deneyimli bir cerrahi ve anestezi ekibi tarafından yapılmalı ve ameliyat sonrası yoğun bakım desteği sağlanmalıdır.

  • İntrakranial anevrizmanız var mı?

    İntrakranial anevrizmalar normal popülasyonda herhangi bir nedenle yaşamını yitiren bireylerin yapılan otopsilerinde %3-5 oranında tespit edilmiştir. Ancak bu kadar sık görülmesine karşı bu anevrizmaların kanama oranı 13-15/100 000 dir. Yani mevcut olan bu anevrizmaların çok az bir kısmı kanamaya (beyin kanaması-subaraknoid kanama) meyillidir.

    Ancak anevrizmaya bağlı oluşan beyin kanamaları maalesef çok benign seyirli değildir. Bu tip hastaların %30-35’i kanamayı takiben kaybedilir, %30-35′ ise tüm tıbbi ve cerrahi müdahalelere rağmen ciddi nörolojik sekel bırakacak şekilde yaşamlarını devam ettirmek zorunda kalırlar. Ancak %30 luk bir hasta popülasyonu tüm yapılan tıbbi ve cerrahi müdahaleler sonrası normal yaşamlarına dönerler.

    Yüz kişiden 3-5 kişinin taşıdığı ne zaman patlıyacağı belli olmayan bir saatli bombayı kafasının içinde kim taşımak ister sorusuna ise cevap herhalde hiçkimsedir.

    İntrakranial anevrizmaların tespiti yani daha bulgu vermeden kanama yapmadan evvel tespiti öncelikli bir koruyucu tedavi yöntemi olmalıdır.

    Anevrizmaların tespiti ise şimdi noninvaziv ve herhangi bir radyasyona maruz kalmadan %95 otanında bir güvenilirlikle İntrakranial MR angiografi görüntüleme ile yapılabilir.

    Ayrıca Aorta koartasyonu, polikistik böbrek hastalığı, Mukopolisakkaridozlar, Fibromuskuler Displazi gibi hastalıklarda anevrizma görülme sıklığı çok yüksek olduğu için bu grup hastalarda 3 yılda bir MR angiografi ile kontrol önerilir ve eğer anevrizma tespit edilirse yıllık veya 6 aylık MR angiografi ile takibi yapılarak büyüdüğü tespit edildiğinde veya daha evvel de (ilk tespit edildiği zaman) müdahale edilebilir.

    Normal popülasyonda MR angiografi ile tespit edilen anevrizmaların çapı 5mm den büyükse müdahale edilebilir veya takibe alınabilir. Eğer anevrizmanın büyüdüğü veya 9-10 mmden büyük olduğu tespit edilirse buna müdahale etmek en akılcı yöntemdir.

    TÜM BU SORULARIN CEVABINI ÇEKİLECEK BİR İNTRAKRANİAL MR ANGİOGRAFİ İLE BULMAK VE GEREĞİNİ YAPMAK MÜMKÜNDÜR!

  • Kafa travmaları

    Kafa Travmaları

    İnsanoğlu yaşamı boyunca ve özellikle çocukluk çağında mutlaka hafif yada şiddetli kafa travmasına maruz kalır. Trafik ve iş kazalarının çok fazla sayıda yaşandığı ülkemizde her yıl binlerce kişi kafa travması sebebiyle ölmekte yada sakat kalmaktadır. Beyin sert bir kutu olan kafatası içersinde yer alır. Darbe etkisi ile kafatası içersinde çalkalanarak hafif derecede şişmeden (ödem), beyin dokusunda yırtılma ve kanamalara kadar değişik derecede hasarlar ortaya çıkar.

    Beyin sadece darbenin olduğu istikamette zedelenmez. Darbe şiddeti ile adeta beton zeminde zıplayan lastik bir top gibi kafa tası içersinde değişik istikametlere çarparak zedelenir. Ciddi bir kafa travmasına maruz kalındığında beyinde en azından bir ödem ve hiperemi(kızarıklık) ortaya çıkar. Sabit bir kapalı kutu olan kafatası içersinde şişen beyin gittikçe sıkışarak hastanın bilincinin kapanmasına, komaya hatta ölümlere yolaçabilir.

    Hafif derecedeki travmalarda hastada travma sonrası bilinç kaybı dahi olabilir. Baş ağrısı kusma ortaya çıkar. Kusma halk arasında beyin kanamasının en önemli bulgusu gibi sanıldığından gereksiz panik ve endişeler yaşanabilir. Özellikle küçük çocuklar hafif şiddetteki kafa travmalarında beyinde herhangi bir hasar yada kanama olmaksızın kusabilir. Kafa travmalarında kafatasında görülen kırık ve çatlaklar, travmanın şiddetli olduğunun bir göstergesi olup, kırık altında bir damarın yırtılarak kanama sebebi olma ihtimali mevcuttur. Bu nedenle kırık saptandığında hasta mutlaka hastanede gözlem altında bulundurulmalıdır.

    Yine ciddi travma sonrası kafa içi damarların yırtılması ile beyin dışına veya beyin içine kanamalar ortaya çıkar. Bu kanamalar kanama bölgelerine göre değişik isimde anılır ve her birinde farklı klinik ve radyolojik bulgular ortaya çıkar.

    1-Epidural Kanamalar: Kafatası ile beyin zarı arasına kanamalardır. Genellikle kafatasının kırıldığı travmalarda görülür. Beyin zarı ile kafatası arasına, kopan atardamar kanı birikerek beyni sıkıştımaya başlar. Hastanın travma sonrası bilinci açıkken dakikalar veya saatler içersinde kapanır ve koma hali gelişir. Derin koma hali oluşmadan yapılan müdahale ile kanın boşaltılması hastanın hayatını kurtaracaktır.

    2-Subdural Kanamalar: Beyin zarının hemen altına yani beynin dış yüzeyi ile beyin zarı arasına kanamalardır. Yine cerrahi olarak boşaltılmalıdır. Müdahaleler nekadar erken olursa okadar iyi sonuç alınır.

    3-Subaraknoid kanamalar: Beyin boşluklarına olan kanamalardır. Herhangi bir cerrahi tedavi gerekmez. Kanın zamanla vücut tarafından yok edilmesi söz konusudur.

    4-Beyin İçi Kanamalar: (İntraserebral kanamalar): Travmanın şiddeti ile beyin dokusunda yırtılmalar sırasında damarların kopması ile oluşur. Kanama belirli bir boyuta ulaşıp hastanın yaşamını tehdit edecek boyuta geldiğinde cerrahi müdahale ile boşaltılır. Aksi halde küçük kanamalar zamanla vücut tarafından yok edileceğinden ameliyat edilmez. Ciddi kafa travmaları sonrası hastada günler yada aylar sürebilen hatta nadiren kalıcıda olabilen baş ağrısı, baş dönmesi, dengesizlik, epilepsi (sara) nöbetleri ortaya çıkabilir. İlaçla tedavileri mümkündür. Nadiren kafa travmaları sonrası kafa tabanı kemiklerindeki kırıklardan beyin omurilik sıvısı (BOS) sızıntısı olabilir. Hasta burnundan bir sıvının sürekli aktığını ifade eder. Bu çok önemli bir durumdur. BOS kaçağı yoluyla bakterilerin beyne ulaşarak menenjite yolaçması söz konusu olabileceğinden bu sızıntının mutlaka tedavi edilerek giderilmesi gerekir.

  • Beyin anevrizmaları, beyin damar yumağı , beyin kavernomları ve beyin kanamaları

    Beyin anevrizmaları ve beyin damar yumağına bağlı kanamalar beyin cerrahisinin en ciddi en ağır hastalarıdır. Beyin anevrizması beyin içerisindeki atar damarların üzerinde oluşan baloncuk demektir. Bunlar genellikle genetik yatkınlığı olan kişilerde kendiliğinden oluşan bir tür damar bozukluğudur. Bu baloncuklar kanadığında ani şuur kaybı ve bayılma, epilepsi (yani sara) nöbeti, kusma gibi durumlara neden olurlar. Toplumda görülme sıklığı yaklaşık %8 dir. Bu yüksek orana rağmen hastaların bir çoğu kanama geçirmeden ömürlerini tamamlamaktadırlar. Ancak kanama durumunda hayatı ciddi manada tehdit eden bir duruma neden olurlar, maalesef beyin anevrizması kanaması geçiren hastaların yaklaşık yarısı daha hastaneye yetiştirilemeden kaybedilmektedirler. Dolayısıyla beyinde anevrizma tespit edilen hastalar, kanama geçirsin ya da geçirmesin tedavi olma zorunluluğu vardır.
    Beyin anevrizmalarının ve beyin damar yumağının iki temel tedavi şekli mevcuttur. Bunlardan birincisi kasıktan damar içerisinden girerek kafayı hiç açmadan baloncuğun tıkanması, bir diğeri ise beyinin açık ameliyatı ile baloncuğun dibine klip (yani mandal) konulmasıdır. İlk yöntem oldukça masum gözükmekle birlikte her anevrizmaya uygulanamaz, bazen uygulama esnasında baloncuk patlayabilir ve hasta kaybedilir, yada tıkamak için kullanılan malzeme normal dolaşıma karışıp daha vahim sonuçlara neden olabilir. Bunun yanında oldukça yüksek maliyeti söz konusudur. Anevrizmaların asıl bizim önerdiğimiz tedavisi açık ameliyatla yapılan tedavi şeklidir.

  • Adet düzensizliği, premenstruel sendrom (pms) ve nöralterapi

    Adet Düzensizliği :

    İlk görülen adetten menopoza kadar üremeye yönelik her ay tekrarlayan hormonal değişiklik ve adet kanaması ile karakterize, özellikle genital sistem olmak üzere tüm organizmayı etkileyen periyodik değişikliklere mensturel siklus adı verilir. Mensturel siklusun 1. günü olarak adet kanamasının başlangıç günü kabul edilir. Mensturel siklus 28+/-7 gündür. Ortalama kanama süresi 5+/-3 gün kadar olup, bir dönem boyunca kaybedilen kan miktarı 30 ml. (20-80 ml.) civarındadır. İlk menstürasyon kanaması 13 (8-16) yaş civarında görülür. Menarştan (ilk adet) sonraki 12-18 aylık dönemdeki adetler genellikle düzensiz ve yumurtlamasızdır. Normal bir adeti oluşturan 4 faktör vardır;

    Hipotalamus , 2)Hipofiz, 3)Yumurtalık, 4)Rahim

    Bu faktörlerden herhangi bir aşamada oluşabilecek sorun karşımıza Adet Düzensizliği olarak çıkar.

    Mensturel siklus bozukluklarını tanımlamak istersek;
    Oligomenore; 35 günden uzun aralıklarla oluşan düzensiz kanamalardır.
    Polimenore; 21 günden kısa aralıklarla oluşan düzenli kanamalardır.
    Hipomenore; Menstürel kanama miktarının az olmasıdır.
    Hipermenore; Menstürel kanama miktarının fazla olması, ancak süresinin normal olmasıdır.
    Menoraji; Menstürel kanamanın uzamasıdır.
    Metroraji; Düzensiz aralıklarla oluşan kanamalardır.
    Menometroraji; Düzensiz aralıklarla oluşan bol kanamalardır.
    Ovulasyon kanaması; İki adet ortasında görülen hafif kanamadır.
    Premenstürel kanama; İki adet kanamasının öncesinde görülen hafif kanamadır.
    Spotting; Lekelenme şeklinde kanamalardır. Sıklıkla rahim içi araç veya hormonal bozukluklara bağlıdır.
    Jüvenil kanama; Menarş veya hemen sonrasında görülen çoğunlukla yumurtlama sorunununa bağlı kanamadır.

    Anormal vajinal kanamaları ikiye ayırmak mümkündür;

    Organik nedenler

    Disfonksiyonel uterin kanamalar

    Organik nedenler; RIA (rahim içi araç, spiral) kullanımı, ilaçlar, abortus (düşük), ektopik gebelik (dış gebelik), trofoblastik hastalık, karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği, kan, tiroit hastalıkları, vajina, dış genital, rahim ağzı ve rahimin kendisinden kaynaklanan kanamalardır. Rahim ağzından veya rahim içinden kaynaklı bir polip yapısı adet düzensizliğine neden olabilir. Yine rahimden kaynaklı myom yapısı da kanama yaratır, travmaya bağlı yırtıklar da bir diğer anormal kanama nedenidir. Tedavileri genellikle sebebe yöneliktir ve tanıları basit bir jinekolojik muayene ve ultrasonografi ile konulabilir.

    Disfonksiyonel kanamalar organik bir nedene bağlı olmayan, normal dışı rahim kanaması olarak tanımlanabilir. Bu nedenle disfonksiyonel kanama tanısı, diğer kanama nedenleri dışlandıktan sonra konan bir tanıdır.

    Adet düzensizliklerinin %90 kadarı anovulatuvar (yumurtlama fonksiyon bozukluğu) disfonksiyonel kanamalar olup bu tip kanamalar daha çok menarş sonrası ve menopoz öncesi görülürken, %10’u yumurtlamalı disfonksiyonel kanamalardır ve 30-40’lı yaşlarda görülür.

    Disfonksiyonel kanamalar adet kanamalarının ya da miktarının veya her ikisinin birden bozulması ile ortaya çıkar.

    Tedavi : Yukarıda anlatılan Organik Nedenler ve / veya Endometrial Hiperplazi var ise nedene yönelik tedaviler uygulanmalıdır.

    Ancak bunların hiç biri yok ve anlamlandırılamıyorsa, psikojenik ve / veya tespit edilemeyen bir hormonal bozukluk kaynaklı olduğu şüphesi varsa, Hormonal Aksı Düzenleyen NÖRALTERAPİ , bu konuda faydalı olabilecektir.

    Adet Öncesi Gerginlik-Ağrı / Premenstürel Sendrom (PMS) ;

    Menstürel siklusun ikinci yarısında ortaya çıkan ve menstürasyonla birlikte ortadan kalkan bazı rahatsızlıkların günlük aktiviteyi engelleyecek ve tedaviyi gerektirecek boyutlarda oluşu premenstürel sendrom adını alır. Genellikle adet kanamasından 7-14 gün önce başlayan, kişisel farklılıklara göre değişik semptomlar kompleksi gösteren ve bu nedenle bir sendrom olarak adlandırılan PMS ilk olarak ruhsal yapıda dengesizlik ve ödem oluşumuna eğilim olarak tanımlanmıştır. PMS yaklaşık 200 kadar semptomu gösterilmiş olan bir psikonöroendokrin bozukluktur. Kadınların yaklaşık %30-50’sinde PMS vardır. Bu olayların %5-10’unda semptomlar çok şiddetli olabilmektedir. Genellikle 25-35 yaşlarında görülür. Ensık görülen şikayetler memelerde ağrı, vücutta su toplanması, karın şişliği, iştah değişiklikleri ve ruhsal değişikliklerdir. PMS tanısı koymak için bazı kişiler göz önünde bulundurulmalıdır.

    -Şikayetler bir adet döneminin 2. yarısında ortaya çıkar.
    -Adet döneminin ilk yarısında hiç şikayetsiz en az 1 haftalık dönem vardır.
    -Şikayetler en azından ardışık 3 ay üst üste tekrarlamalıdır.
    -Şikayetler günlük aktiviteyi engeller ve tedavi gerektirir.

    Tedavi : Hormonal Aksı Düzenleyen NÖRALTERAPİ başta olmak üzere, B6 vitamini, egzersiz ve sıvı – elektrolit dengesinin ayarlanması, tuzun azaltılması da tedaviye yardımcı olması açısından eklenebilir.

    Tüm Sevgi ve Işığımla…Herkese sağlıklı ve huzurlu bir yaşam dileklerimle… !!!