Etiket: Kanal

  • Akne !

    Halk arasında sivilce olarak bilinen Akne vulgaris en sık rastlanılan cilt problemlerinden biridir.Genellikle ergenlik döneminde başlayıp, 20’li yaşlarda azalarak devam etmekle beraber, 30’lu 40’lı yaşlara kadar da devam edebilir, hatta bu yaşlarda yeni başlayabilir.

    Akne derimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır. Normal koşullarda derideki yağ bezlerinden salgılanan sebum dediğimiz yağ, deri yüzeyine bir kanal aracılığıyla atılır.Bu kanalın çeşitli nedenlerle tıkanması akne oluşumunun temel nedenidir.Özellikle ergenlik döneminde, erkeklik hormonu olarak bilinen androjenin artması sonucunda yağ bezleri uyarılır, büyür ve yağ salınımı artar. Artan yağ salınımına bağlı olarak kanalın da yoğunluğu giderek artar ve tıkanma olasılığı yükselir. Bu arada derimizde bulunan bakteriler kanala girerek, gerek kendi varlıkları gerekse ortaya çıkardıkları birtakım kimyasal maddeler aracılığıyla iltihaplanma sürecini başlatabilirler. Zamanla kanal yırtılıp içerik deri altına sızabilir ve yüzeyde kırmızı kabarıklıklar, daha ileri boyutta nodül ve kistler şeklinde görülebilir. Aynı anda çevresel tozlar, kirler ve deri yüzeyinin terlemesine bağlı olarak deri gözenekleri de dışarıdan tıkanabilir. Kanalın ağzındaki tıkaçtaki yağın hava ile oksitlenmesi sonucu siyah noktacıklar oluşur (komedonlar).

    Akne nerelerde görülür?

    Vücudun daha yağlı bölgeleri olan yüz. Boyun, çene, sırt, omuz ve kollarda görülür.Diğer alanlarda çıkabilen akneye benzer kıl kökü iltihaplanması (follikülit) akne ile karıştırılmamalıdır.

    Akne gelişiminde hangi faktörler rol oynar?

    Genetik, hormonal (adet dönemi öncesi sivilcelerde artış olabilir) faktörler akne gelişiminde önemlidir.Bunun yanında stres, cilt tipine uygun olmayan ürün kullanımı (yağlı nemlendiriciler, fondöten, pudra gibi) da önemlidir.

    Akne tedavi edilmeli midir?

    Şiddeti ne olursa olsun akne mutlaka tedavi edilmelidir.Yaşamı tehdit eden bir hastalık olmadığı halde, gerek yarattığı görüntü gerekse neden olduğu ciddi ve kalıcı izler nedeniyle hastayı psikolojik olarak olumsuz etkiler.

    Akne kimler tarafından tedavi edilmelidir?

    Akne mutlaka bir dermatolog doktor tarafından tedavi edilmeli, yine onun önerisi ile yardımcı kozmetik ürünler kullanılmalıdır.Akne tedavisi uzun süreli, sabır gerektiren bir tedavidir.Aylarca sürebilir.Tedavi ile birlikte yardımcı tedavi denilen, deri hijyeni ve deri bakımında kullanılan kozmetik ürünlerin kullanımı da oldukça önemlidir.

    Unutulmamalıdır ki, akne tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Tedavi edilmediğinde oluşan akne izleri ise akne kadar kolay tedavi edilememektedir.

  • Saç ekim operasyonu nasıl gerçekleşir ?

    Saç ekim operasyonu nasıl gerçekleşir ?

    Operasyonun ilk işlemi hastanın saçlı derisinin lokal anestezi uygulanarak uyuşturulmasıdır.

    Bu sayede hasta operasyon süresince uyanık kalır, TV seyredebilir, yemek yiyebilir, gazete-kitap okuyabilir, ancak acı duymaz.

    Saçsız alana nakledilecek saç kökleri iki şekilde elde edilir.

    1. Birincisi FUT Yöntemidir. Güvenli donör alan olan enseden bir şerit çıkarılır. Şerit, saç köklerine ayrılır. Şeridin ayrılmasıyla elde edilen küçük saçlı deri parçacıklarına greft adı verilir. Her greft bir veya daha fazla sayıda saç teli (folikül) içerir.Başın arka kısmındaki şeridin çıkarıldığı boşluğun kenarındaki deriler birbirlerine dikilerek kapatılır. Şeridin boş bıraktığı alanın basit bir dikişle kapanabilmesi ve çizgi şeklindeki dikiş izinin saçlarla tamamen kamufle edilebilmesi saç ekimi operasyonunun önemli bir avantajıdır.

    2. İkincisi ise FUE Yöntemidir. Bu yöntemde enseden şerit çıkartılmasını ve dikiş atılmasını gerektirmez. Saçlı derinin arka ve yan kısmından veya diğer uygun bölgelerden (sırt, omuz, göğüs gibi) bu işlem için geliştirilen cihazlarla saç kökleri greft şeklinde hazır olarak çıkarılır. ( Halk arasında bu çıkarma işlemi “tek tek” olarak isimlendirilir.)

    Operasyona kullanılan aletlerin özellikleri nelerdir?

    Greftler saçsız bölgede özel aletlerle açılan kesilere (kanallara) yerleştirilirler. Kullanılan aletlerin özelliği, açılan kanalların boyutlarının olabildiğince küçük olmasını sağlamaktır. Bu sıklık ve doğallığı arttırırken, aynı zamanda yara iyileşmesini hızlandıran bir yöntemdir.

    Aletlerin özellikleri belli bir alana daha fazla sayıda kanal açmayı, böylece bu alana daha fazla sayıda ve daha küçük boyutta greft ekmeyi mümkün kılmaktadır. Kanalların ve greftlerin boyutlarının küçük olması, saç ekiminin sıklığını (yoğunluğunu) ve doğallığını arttıran en önemli faktördür.

    Küçük kanal boyutunun diğer bir avantajı; greftin kanal içine tam oturması ve deri yapısının hemen hemen hiç bozulmamasıdır.

    Kanalın büyük açılması; onu çevreleyen deride çukurlaşma, renk değişikliği, greftlerin aşağı yukarı kayması gibi kozmetik sorunlara yol açabilir.

    Kanalların orjinal saçların yönünde açılması ve ekilen greftlerin orjinal saçlarla aynı açıda çıkması, saç ekiminde doğallığı sağlayan önemli noktalardan birisidir.

    Operasyonda doğal saç çizgisinin önemi nedir?

    Başarılı bir saç ekimi operasyonunda en önemli noktalarından biri doğal saç çizgisinin oluşturulmasıdır. Saç çizgisi simetrik ve ahenkli olmalıdır; kişinin yüz şekli ile orantılı şekilde belirlenmelidir. Yüz hatları yanında, saçın dökülme şekline uygun çizilmelidir.

    Saç çizgisinin belirlenmesinde doktorun deneyimi ve estetik yaratıcılığı belirleyici olur. Oluşturulacak saç çizgisinin on yıllar boyunca sabit kalacağı gerçeğinden dolayı, şekil ve yer (lokalizasyon) olarak ideal çizginin belirlenmesi amaçtır. Hastalar ileri yaşlarda da çizginin doğal görünmesi gerektiğini unutmamalıdırlar. Saç çizgisi, gençlik yıllarının başlarındaki kadar aşağıda tutulmamalıdır.

    Alnın iki yanında (temporal bölge) çizginin daha geride olduğu yüksek bir saç çizgisi hayat boyu süren mükemmel bir sonuç sağlayacaktır. Bu şekilde; düşük ve oval bir saç çizgisi ile karşılaştırıldığında, daha fazla yoğunluğa ve daha doğal görünüme ulaşılacaktır.

    Operasyon sonrasında nelere dikkat etmek gerekir?

    Operasyon sonrasında ekim yapılan bölgeye hiçbir şey kapatılmaz. Ekim dikiş atılarak yapılmışsa, dikiş üzerine bandaj kapatılır. Bunun nedeni, bölgeyi dış etkenlerden korumaktır. Bandaj en az 12 saat, en fazla 72 saat sonra çıkarılır. Bandaj çıkarıldıktan sonra, dışardan bakıldığında operasyon izi görülmez.

    Hasta operasyon sonrası hemen evine gidebilir. Enfeksiyon riskini önlemek için, operasyon sonrası 5 gün antibiyotik tablet kullanılır. İşlem sonrasında birkaç gün ekim yapılan alan yara kabuğu ile kaplı kalır. 2. günde yıkanmanın başlaması ile kabuklar düşer.

    Bu süreçte hastaya şapka kullanması önerilir. Saç ekimi dikiş atılarak yapılmış ise, dikişler 15 gün sonra alınır. Ekilen saçlar operasyonu takiben 2-4 hafta içinde dökülürler. Saç kökleri yeni yerlerine uyum sağladıkça (bunun için 2.5 – 3 ay gereklidir) , saçlar çıkmaya başlarlar ve ayda ortalama 1 cm. hızla uzarlar. Saç ekimi operasyonunun ilerde kişinin sağlığını bozacak herhangi bir yan tesiri ve komplikasyonu yoktur.

  • Anal atrezi, makatın kapalı olması

    Anal atrezi, Makatın kapalı olması

    Anal atrezi, makatın kapalı olması nedir:

    Anal atrezi, makatın, anüsün tamamen kapalı olması veya normal kaka yapacak açıklığın oluşmaması durumuna denir.

    Nasıl farkedilir:

    Makatı tamamen kapalı olan çocukların doğum sonrasında kaka yapamadığı, karnı şiştiği görülür ve genellikle hemen fark edilir. Bazen de makatın ön kısmında cilde veya kızlarda vajen girişine yakın içinden kaka gelen kanal bulunabilir (fistül), bu hastalar dikkatli incelenmezse daha geç fark edilebilir.

    Nasıl oluşur, nedenleri nelerdir:

    Gebeliğin ilk haftalarında barsağın en uç kısmı ve idrar kanalı ortak bir boşluğa (kloaka) açılır, kızlarda vajen de buraya açılır. Gebeliğin 7. Haftasında bu boşluk erkeklerde idrar kanalı ve anüs, kızlarda idrar kanalı, vajen ve anüs oluşturacak şekilde bölünerek vücut dışına açılır. Ancak çocuklarda 1/5000 sıklıkla normal anüs açıklığı oluşmaz ve ince bir kanalla cilde, idrar yollarına veya kızlarda vajen girişine veya ortak bir kanala açılır. Hastalığın neden oluştuğu kesin olarak belli değildir, sadece bazı hastalarda genetik faktörler tespit edilmiştir.

    Hangi tipleri vardır:

    Anal atrezilerin kızlarda ve erkeklerde çeşitli sınıflandırmaları vardır. Ancak pratik olarak barsak en uç kısmının anüs olması gereken cilde olan mesafesine göre alçak, yüksek ve orta olarak üçe ayrılabilir. Barsak uç kısmı cilde yakın veya buraya ince bir kanalla (fistül) açılıyorsa alçak tip anal atrezi, cilde çok uzaksa yüksek tip atrezidenir. Ara mesafelerdekilere orta tipatrezidenir. Orta ve yüksek atrezilerin hemen hepsinde idrar yolları ile bağlantı (fistül) bulunur, ayrıca ne kadar yüksekse ek hastalık (kalp, sindirim sistemi, idrar yolları, iskelet sistemi hastalıkları) görülme sıklığı o kadar fazladır. Kızlarda ise orta atreziler vajen girişine, yüksek olanlar ise idrar yolu, vajen ve barsak son kısmı ortak bir kanalla birleşir, bu kanal cilde vajen olması gereken yere, tek bir delik olarak açılır.

    Tespit edildikten sonra neler yapılır:

    Doğum sonrası makatı kapalı olduğu görülen çocukta gerekli ilk girişimler yapıldıktan sonra, atrezinin alçak veya yüksek tip olduğuna karar verilir, ardından ek hastalıklar araştırılır. Alçak tip atrezilerde makat bölgesi normale yakın, iyi gelişmiş olup, cilde açılan bir kanaldan (fitül) kaka geliyor olabilir. Yüksek tip atrezilerde ise makat bölgesi düz, iyi gelişmemiş, idrar kanalı ile fistülle bağlantılı olabilir, kızlarda genital bölgede tek bir açıklıktan kaka ve idrar geliyor olabilir. Bu ayrım için muayene dışında radyolojik ve endoskopik görüntüleme yöntemleri de kullanılır. Alçak atrezide doğumdan hemen sonra erken veya dilatasyonla takip edip geç tek seansta anal açıklık ameliyatı yapılır. Yüksek tip olanlarda ise hemen kolostomi açılır, 3-6 ay sonra makat ameliyatı yapılır.

    Ameliyatı nasıl yapılır:

    Anal atrezi ameliyatında amaç barsağın son kısmının anüs olması gereken yere, kaka tutmayı sağlayan kasların ortasına getirilmesidir. Ameliyatın en önemli noktaları barsağın yeterince serbestleştirilerek, rahat bir şeklide, dar ucu aşağıda huni şeklindeki kasların tam ortasına, yeterli genişlikte bir makat açıklığı olacak şekilde dikilmesidir. Alçak ve yüksek tip atrezinin ameliyatında farklılıklar vardır:

    Alçak tip atrezi: Alçak tip atrezide barsağın idrar yolları ile bağlantısı yoktur ve barsak son kısmı cilde yakındır, kolostomi gerekmeden, tek aşamada, barsak anüs noktasına getirilebilir. Anüs olması gereken yer kas uyarıcı yardımı ile belirlenir ve işaretlenir, barsak son kısmı yeterince serbestleştirilerek emilebilir dikişlerle çepeçevre dikilir. Ameliyattan iki hafta sonra anüs dilatasyon programına alınır, uygun olan en ince bujiden başlanarak, 12-13 numaraya kadar genişletme işlemi, dilatasyon yapılır.

    Yüksek tip atrezi: Yüksek ve orta tip atrezilerde ameliyat yaklaşımı hemen hemen aynıdır. Önce kolostomi açılır, böylece çocuğun normal beslenmesi, büyümesi sağlanır, ayrıca asıl ameliyat sonrası bölgenin temiz kalması, iyileşmesi sağlanır. Asıl ameliyat, barsağın makat bölgesine çekilmesi, cerrahın tercihine göre 3-6 ay sonra yapılır. Barsağın son kısmı çoğunlukla idrar kanalı ile nadiren de mesane çıkışı ile ince bir fistülle bağlantılıdır, bu bağlantı ayrılır ve dikilir. Kızlarda ise idrar kanalı, vajen ve barsak uç kısmının açıldığı ortak kanaldan barsak ayrılır, serbestleştirilerek anüs olması gereken yere çepeçevre dikilir, vajen ve idrar kanalı öne çekilerek cilde dikilir. Bu işlemler çocuk yüzükoyun yatarken makat bölgesinden yaklaşımla yapılabilir, kas uyarıcı kullanılarak kaka tutmayı sağlayan kas demetinin ortasına yerleştirilmesi sağlanır. Ancak çok yüksek tip atrezilerde barsak makat bölgesine getirilemezse, ayrıca karından yapılan kesi ile barsağın yeterince serbestleştirilmesi gerekebilir. Ameliyattan iki hafta sonra, yara iyileşmesi tamamlanınca, hasta yine dilatasyon programına alınır. Genellikle 3 ay sonra kolostomi kapatılır.

    Ameliyat sonrası dönem nasıl geçer:

    Ameliyat sonrası alçak tip atrezilerde makat bölgesini bakımı ve pansumanı yapılır, çocuk hemen kaka yapacağından bölgenin her kaka sonrası yıkanması ve antibiyotikli krem kullanılması gerekir, genellikle sorunsuz iyileşir. Yüksek tip atrezilerde kolostomi olduğundan kaka gelmeyeceği için bakımı ve iyileşmesi daha kolaydır. İdrar kanalına fistül onarımı yapıldığı için idrar sondası iki hafta kadar tutulur, sonra çıkarılır. Dilatasyon programı her anal atrezi ameliyatından sonra gerekir, çünkü anüs çevresinde yara iyileşmesi sonrası daralma görülür. Anüs yeterli genişliğe ulaşınca, yaklaşık 3 ay sonra, kolostomi kapatılabilir.

    Komplikasyonlar nelerdir:

    Ameliyat sonrası erken dönemde makat çevresinde enfeksiyon görülebilir. Anüs ve barsakta daralma görülebilir. Anüse dikilen barsak gergin olmuşsa geri kaçabilir. İdrar kanalına bağlantı ayrılırken dikkatli olunmazsa idrar kanalında daralma veya cep şeklinde genişlik görülebilir veya fistül tekrarlayabilir. Geç dönemde kabızlık, kaka kaçırma, gaz ve sıvı kaka tutamama görülebilir. Alçak tip atrezilerde kabızlık, yüksek tip atrezilerde ise kaka tutamama, kaka kaçırma daha sık görülür. Dilatasyona rağmen makatta darlık belirgin olduğunda, makat kas demetinin ortasına getirilememişse ameliyatın tekrar yapılması gerekebilir.

  • Kasık fıtığı

    Erkek bebekler annelerinin karnında iken, yumurtaları da kendi karınlarının içindedir. Testisler bebeğin karnından torbalarına hamileliğin son 2 ayında inerler. Bu yolculuk bir kanalın içinden olur. Karın içindeki testisler her iki kasıkta ayrı ayrı oluşan iki kanaldan torbalaya varırlar. Bu kanallar normalde doğumdan çnce kapanırlar. Böylece karın içi ile dışı arasında bağlantı kalmaz. Ancak bu kanallardan birisi veya ikisi birden kapanmazsa o zaman fıtıklaşma olur. Nispeten dar bir kanal açıklığı kaldıysa, karın içi sıvısı bu kanallardan kasığa ve torbaya akar ve burasını şişirir. Bu şişlik çocuk uyanık ve hareketli iken artar. Çocuk uyuyup sakin yatınca azalır veya kaybolur. Tıp dilinde bu hastalığın adı Hidroseldir. Halk arasında Su fıtığı olarak bilinir. Eğer açık kalan kanal genişse o zaman bu kanaldan dışarıya ağlama veya ıkınma gibi hareketlerle karın içinden bir barsak bölümü fırlar, kasık veya torba şişer ve çocuk rahatsızlık hisseder. İşte bu kasık fıtığıdır. Her 100 erkek çocuğundan yaklaşık 4,4 ünde kasık fıtığı gelişir. Erken doğan veya düşük doğum kilolu bebeklerde fıtığa çok daha sık rastlanır.
    Kızlarda da fıtık olur. Kızlarda da kasık kanalı vardır. Bu kanal açık kalabilir. Kız çocuklarında kasık fıtığına daha az rastlanır. Kızlarda dışarı fırlayan organ yumurtalıklardır.

  • Kasık fıtığı nedenleri ve tedavisi

    Kasık fıtığı veya hidrosel neden olur?
    Erkek bebekler annelerinin karnında iken, yumurtaları da kendi karınlarının içindedir. Testisler bebeğin karnından torbalarına hamileliğin son 2 ayında inerler(Bakınız testisin inişi). Bu yolculuk bir kanalın içinden olur. Karın içindeki testisler her iki kasıkta ayrı ayrı oluşan iki kanaldan torbalaya varırlar. Bu kanallar normalde doğumdan çnce kapanırlar. Böylece karın içi ile dışı arasında bağlantı kalmaz. Ancak bu kanallardan birisi veya ikisi birden kapanmazsa o zaman fıtıklaşma olur. Nispeten dar bir kanal açıklığı kaldıysa, karın içi sıvısı bu kanallardan kasığa ve torbaya akar ve burasını şişirir. Bu şişlik çocuk uyanık ve hareketli iken artar. Çocuk uyuyup sakin yatınca azalır veya kaybolur. Tıp dilinde bu hastalığın adı Hidroseldir. Halk arasında “ Su fıtığı “ olarak bilinir. Eğer açık kalan kanal genişse o zaman bu kanaldan dışarıya ağlama veya ıkınma gibi hareketlerle karın içinden bir barsak bölümü fırlar, kasık veya torba şişer ve çocuk rahatsızlık hisseder. İşte bu kasık fıtığıdır. Her 100 erkek çocuğundan yaklaşık 4,4 ünde kasık fıtığı gelişir. Erken doğan veya düşük doğum kilolu bebeklerde fıtığa çok daha sık rastlanır.
    Kızlarda da fıtık olur.
    Kızlarda da kasık kanalı vardır. Bu kanal açık kalabilir. Kız çocuklarında kasık fıtığına daha az rastlanır. Kızlarda dışarı fırlayan organ yumurtalıklardır.

  • Servikal dar kanal ve miyelopati tedavisi

    Omurganız omuriliğinizi ve sinirlerinizi korur, ayakta durmanıza ve eğilmenize izin verir. Boyun omurlarında aşınma ve yıpranma nedeni omurilik kanalında daralma meydana gelmektedir. Omurilik kanalındaki daralma nedeni ile omurilik ve kollara giden sinirlerde bası ve basıya bağlı olarak hasar ortaya çıkabilir.

    Kanal Daralması Nedir?

    Omurilik kanal daralması sıklıkla 50 yaşın üstündeki kişilerde görülür. Artrit ve skolyoz gibi hastalıklar spinal stenozu kötüleştirebilir.Hastalarda hiçbir bulgu olmayacağı gibi yavaş yavaş veya aniden ortaya çıkan semptomlara sahip olabilirler. Bu belirtiler arasında şunlar olabilir:
    • Boyunda veya sırtta ağrı
    • Kollarda veya bacaklarınızda uyuşma, yanma
    • Yürürken dengesizlik
    • Parmaklarda, ellerde, kollarda ve bacaklarda zayıflık

    Tanı:

    Hastanın şikayetleri, muayene ve görüntülemeleri ile tanı konulur. Omurilik hasarının şiddetini değerlendirmek için uluslarası bir standart olarak Modifiye Japon Ortopedi Birliği Ölçeğini kullanıyoruz. Ölçek ile kol ve bacaklarda uyuşma, halsizlik ve koordinasyon problemleri, mesane
    ve bağırsak problemleri, ellerin ince motor becerileri ve denge sorunları değerlendirilir. Omuriliğin yapısını değerlendirmek amacıyla MR kullanılmaktadır.

    Tedavi

    Servikal dar kanal şikayeti olan hastaların duruş, boyun hareketliliği, güç ve esnekliğinin kapsamlı
    bir şekilde değerlendirilmesinden sonra fizyoterapist eşliğinde birebir eğitime alınır.

    Cerrahi olmayan ek tedaviler şunlardır:

    Yanma, karıncalanma ve uyuşukluk belirtileri için anti-inflamatuar ilaçlar ve nöropatik ağrı kesici ilaçlar
    Dengeyi yeniden kurmak ve düşmeleri önlemek için eğitim Kilo kaybı rehberliği, daha sağlıklı beslenme ve omurga üzerinde baskıyı hafifletmek için egzersiz önerileri, sırt kaslarını güçlendirmek için pilates ve yoga

    Cerrahi Tedaviler

    Servikal dar kanalın yanında miyelopati varsa tedavi amıyla cerrahi gerekebilir. Cerrahi daha fazla omurilik hasarını önleyebilir ve fizik tedavi ile birlikte iyileşmesi sağlanabilir. Ameliyatınız için değerlendirdiğimizde ek çalışmalar yapabiliriz:

    Sinir problemlerine bağlı kas güçsüzlüğünü saptayabilen elektromiyografi (EMG)
    Röntgen filmleri
    Bilgisayarlı tomografi (BT)
    Manyetik rezonans görüntüleme (MRG)
    Sizin için gereken en uygun cerrahi yöntem seçilecektir.
    Boyunun önünden veya arkasından sinir basısını ortadan kaldırmaya yönelik cerrahi.
    Laminektomi boynun arkasından yapılır, omurun bası yapan kısmı çıkarılır ve gerekirse

  • Mikrocerrahi teknikle omurga kanal daralması hastalığı tedavisi

    Mikrocerrahi teknikle omurga kanal daralması hastalığı tedavisi

    İçinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalı, üst üste dizilmiş kemiklerden oluşan, ince, uzun, kıvrımlı bir borudur. Belirli bir çapı olan bu kanalın genişliği azalırsa, daralmış olan kanal, içinden geçmekte olan sinirleri kolayca sıkıştırmaktadır.

    Neticede bel ve bacaklarda ağrı, uyuşma, huzursuzluk, karıncalanma, yürüme bozukluğu, yürürken bir süre sonra mecburi oturma, yürüme mesafesinin giderek kısalması, sık idrar yapma, idrar ve büyük abdest kontrolünün bozulması, bacaklarda güçsüzlük, cinsel fonksiyonların olumsuz etkilenmesi gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Boyun bölgesindeki dar kanal ise kolları da etkisi altına almaktadır.

    Dar kanal hastalığı için vidasız (platinsiz) ameliyat yöntemi olarak bilinen bu yöntem çok değerlidir. Ameliyatı öncelikle değerli kılan, dar kanal hastalığı için uygulanan diğer tedavi yöntemlerinde olduğu gibi hastaya enstrüman (vida) veya başka herhangi bir yabancı cisim takılmamasıdır. Buna bağlı olarak da iyileşme süreci daha kısa olmaktadır.

    Mikrocerrahi teknikle ve operasyon mikroskopu kullanılarak omurilik sinirlerini sıkıştıran fıtık, kemik ve bağ dokuları alınarak hastanın sinirleri rahatlatılır. Çoğu merkezde uygulanan diğer yöntemlerde olduğu gibi vida ve benzeri ek materyalleri kullanmak gerekmemektedir. Birden fazla aralıkta kanal daralması olsa da bu yöntemle ameliyat edilebilir.

    Bu ameliyat esnasında dar olan omurilik kanalının iç kısmına girilerek kanal içeriden genişletilmekte, böylece anatomik yapı elden geldiğince korunmaktadır. Stabilizasyonu sağlayan anatomik yapının korunması sonucunda bu hastalara ayrıca vida ve benzeri tarzda enstrümanları takmak gerekmemektedir. Dolayısıyla hastalara yabancı cisim konmamış olması büyük bir avantaj oluşturmaktadır.

    Mikrocerrahi teknikle ameliyat edilen bu hastalar ameliyat oldukları gün yürüyebilecek duruma gelirler. Hastaneden 1-2 gün sonra taburcu olurlar. Yaklaşık 1 ay boyunca ayakta oldukları sürelerde bel korsesi kullanmaları önerilir. Yaklaşık 20 gün sonra da egzersiz programına başlanır. Yaşam kalitesini çok azaltan ve oldukça acı verici olan bir hastalık için bu kadar kısa sürede iyileşme olur.

    Mikrocerrahi teknikle yapılan bu ameliyat belirli merkezlerde ve mikrocerrahi deneyimli cerrahlar tarafından uygulanmaktadır. Bu hastalar da aynen bel fıtığı operasyonlarımızda olduğu gibi felç kalma riskiyle karşılaşmadan aynı gün içinde yürüyebilmekte ve 1-2 günde taburcu olmaktadırlar.

    Bu teknik omurgada skolyoz (eğilme), spondilolistezis (kayma) olmadığı durumlarda uygulanır. Hastalaın omurgalarında kayma ve eğilme varsa bu ameliyat ile birlikte hastalara vida-plak uygulamak gereklidir.

  • Karpal tünel sendromu (el-bilek kanalında sinir sıkışması hastalığı)

    Karpal tünel sendromu (el-bilek kanalında sinir sıkışması hastalığı)

    Karpal kanal sendromu; median sinirin el bileğindeki geçtiği kanal içinde sıkışması sonucu oluşan hastalıktır. “Karpal kanal” denilen yapı, bilek seviyesinde yer alır ve üst kısmında kalın bir band şeklinde yapı ile örtülüdür. Bu kanalın içerisinde parmaklarımızın hareketini sağlayan tendonlar ile median sinir yer alır. Median sinir, esas olarak parmakların (baş, işaret, orta ve yüzük) hissetmesini ve parmakları bazı hareketleri yapmasını sağlar. Kanalı daraltan nedenler, median sinirin kanal içinde baskı altında kalması ile sinirin görevindeki bozulmalar el-bilek hastalığını oluşturur.

    Gece artan uyuşma, karıncalanma ve ağrıya dikkat edilmelidr

    Karpal tünel sendromunun ilk bulguları; parmaklarda uyuşma, karıncalanma ve his bozukluğudur. Elde, parmaklarda ve kola yayılan ağrılar olur. Bu sorunlar geceleri daha fazla görülmektedir hatta kişileri uykusundan uyandıracak derecede rahatsız edici olabilir. Ellerini sallayarak, sıkıştırıp ovalayarak rahatladıklarını ifade ederler. Yine elini zorladığı (sıkma, temizlik) işlerde ağrı ve uyuşukluğun arttığını söylerler. Ağrı ve uyuşukluk bazen kola bazen de omuza, boyuna kadar yayılır. İlerleyen durumlarda başparmak kaslarında erime, güçsüzlük ile tutma ve kavrama hareketlerinde zorlanmalar oluşur.

    Hastaya EMG (sinir ölçümü) testi yapılır teşhis kolayca konulur başlangıç aşamasında olanlar için el ameliyat dışı tedaviler yapılır.

    Eğer EMG sonucunda orta veya ileri /ağır karpal tünel teşhisi konulursa ameliyat edilmelidir.

    Ameliyat lokal anestezi ile avuç içinden yapılır ve 10 dk süre içinde yapılır.

    Ameliyat sonrası hasta elini kullanabilir.

  • Belde daralma ve tedavisi

    SPİNAL STENOZ (BELDE DARLIK, OMURİLİK DARALMASI) ve TEDAVİ

    Spinal stenoz, belde daralma, omurilik daralması ve benzeri adlarla bilinen hastalık genellikle 55-60 yaş ve üzerinde görülen rahatsızlıktır. Hastalar eskisi kadar uzun yürüyememekten, yürümekle artan bacak ağrısı ve uyuşmalardan şikayet ederler. Artık 50 metre dahi yürüyemediğinden yakınarak doktora başvururlar.

    Yapılan incelemelerde lomber bölge dediğimiz bel bölgesinde kanal daralması tesbit edilen hastalara spinal stenoz tanısı konulur. Bu daralma zaman içinde omurga eklemleri arasındaki ligament denilen bağ dokularının kalınlaşması sonrasında oluşmakta ve ayrıca disk dediğimiz yapının dejenerasyonu sonrasında kanala doğru taşması ile daha da artabilmektedir. Hastalar kısa mesafe yürüdükten sonra ağrı ve uyuşmalar ile oturma veya durup öne eğilme ihtiyacı duymaktadır. Yatarak ağrıları geçmektedir. Nörolojik bozukluk genellikle saptanmaz.

    En kolay şekilde tanı MR ile konulmaktadır. Bunun yanısıra MR a giremeyen hastalar için myelografi ve tomografik myelografi yapılabilir. Hastaların mutlaka ayakta hareketli grafileri ve kalça grafileri de ek sorunların olup olmadığının incelenmesi için görülmelidir. Operasyon düşünülen hastalara tomografi de çektirilerek ana kanalın ve sinirlerin çıktığı kanalların kemik yapısı detaylı incelenmelidir.

    Daralma genellikle birkaç seviyede olmaktadır. İlerleyicidir. İlaç ve diğer tedavi yöntemlerine (fizik tedavi, manuplasyonlar, algolojik yöntemler, ısı, ultrason, akupunktur… vb…) genellikle cevap alınamaz veya kısa süreli cevap alınsa da şikayetler tekrar başlar.

    Uygun olan hastaların operasyonlarında bugün en konforlu ve güncel method mikrocerrahi yöntemle tek taraftan girilerek spinal kanalın iki taraflı genişletilmesi ameliyatıdır. Bu ameliyat sonrasında belde tek taraftan kaslar minimal yöntemle sıyırılır ve darlığa mikroskop eşliğinde girilerek tüm kanalı daraltan oluşumlar ortadan kaldırılır. Bu adeta portakalın içini küçük bir açıklıktan girerek boşaltmak olarak tanımlanabilir. Omurgadaki eklemlere zarar verilmez. Karşı tarafın kasları sağlam kalır. Bu sayede hastalar çok seviyeden dahi bu operasyonu olsalar ameliyattan 4 saat sonra yürür ve ertesi gün taburcu olurlar. Ameliyatta her seviye darlık için kanama miktarı 35-50 cc nin üzerine çıkmaz. Hastaya kan verilme gereği çoğunlukla yoktur. Kliniğimizde son 2,5 yılda yaklaşık 250 hasta bu yöntemle tedavi edilmiştir. Yaşı 60 ve üzerinde olan kemikleri zayıf bu hastalara vida, platin, protez, plak vb… kemik ile uyumsuz materyaller takılarak oluşan riskler ve yabancı cisimin oluşturduğu sorunlar ortadan kalkmış olur. Bu yöntemle devlet ve hasta da maddi olarak ciddi tasarruf etmiş olur. Bu ameliyatın maliyeti diğer yöntemlerin maliyetinin %25-35 i kadardır. En iyi spinal cerrahlarda dahi vidanın yanlış yere yönlenme oranı %10-15 dir. Yani belinize 10 vida takıldı ise en iyi ihtimalle 1 veya 2 tanesi olması gereken ideal durumda olmayabilir!! Günümüzde kullanılan vida, platin ve benzeri malzemelerin kemik ile uyumlusu malesef yoktur, o nedenle gençlerin aksine zaman içinde özellikle çoğunluğu osteopenik ve osteoporotik olan bu hastalarda vidalar gevşemekte ve oynamaktadır. Bu gevşeme ve oynamalar hastalarda kronik bel ve kalça ağrılarına yol açmaktadır. Hastalar çoğu zamanını beyin cerrahisi, fizik tedavi, ağrı poliklinikleri gibi yerlerde ve yatakta geçirmektedir. Kliniğimizde son 2 yılda 120 hastadan bu vidalar sökülmüştür!!

    Dünyada son 10-15 senedir artık beyin cerrahları bu hastaların ameliyatlarında çok büyük oranda bu yöntemle operasyonu tercih etmektedir. Ülkemizde de bu yöntemle operasyon sayısı gün geçtikçe itibar görmekte ve her geçen gün artan oranda bu operasyonları tercih eden beyin cerrahı sayısı artmaktadır. Dünya literatüründe saygın dergilerde bu yöntemin uzun süreli sonuçları yayınlanmış ve çok başarılı bulunmuştur. Tabiki bütün belinde daralma olan hastalar için tek ve mucizevi yöntem bu değildir. Hastaya ve hastalığına ek bozukluklara göre yöntemler değişebilir, ilaveler ve çıkarmalar yapılabilir.

    HANGİ OMURGA HASTALIKLARINDA VİDA VE DİĞER MALZEMELERİ KULLANIYORUZ?

    Özellikle skolyoz, ileri derecede hareketli bel kaymaları (2. derece ve üstü), vertebra tümörleri, vertebra kırıklarının bir bölümünde vida ve diğer malzemeleri kullanmaktayız ve ciddi fayda sağlamaktayız. Kısacası doğru tanı, doğru hasta, doğru tedavi kuralı geçerlidir.

    SON SÖZ

    Omurga cerrahisinde başarının temel kuralı doğru tanıyı koymaktır. Tanı doğru konulduktan sonra tedavi tercihi hastanın durumuna göre en etkin ve en minimal yöntemden, en karmaşık yönteme doğru sıralanmalıdır. Mikrocerrahi yöntem ile tek taraftan girilerek iki taraflı kanal genişletilmesi ameliyatı, belinde tek veya çok seviyeli kanal daralması olan uygun hastalarda en konforlu, riski en az ve çok etkileyici sonuçları olan bir yöntemdir.

  • Omurilik kanalında daralma (spinal stenoz)

    Omurilik kanalında daralma (spinal stenoz)

    Omurilik ve omurilikten çıkan sinirlerin omur kemikleri içinde seyrettiği kanala spinal kanal denir. Travma, vücudu kötü kullanma, genetik faktörler gibi birçok etken sonucunda spinal kanalı oluşturan yumuşak doku ve kemik yapıların kalınlaşması ve kabalaşması ile bu kanalda daralma meydana gelebilir. Bunun sonucunda da sinir köklerinde sıkışma oluşur.

    Bu hastalar özellikle ayakta fazla kaldıklarında ve yürümekle ortaya çıkan baldırda ağrıdan ve uyuşukluktan yakınırlar. Oturduklarında ve öne doğru eğildiklerinde ağrı yakınmaları hafifler veya geçer. Ayakta durmak veya yürümekle çıkan bu klinik tabloya “nörojenik kladikasyon” denir.

    TEDAVİ

    Tedavi de kanal darlığı açılarak (laminektomi ve foraminotomiler yapılarak ) sıkışan sinirler ve omurilik serbestleştirilirir.
    Bazen hastalarda omurgaların kayma ihtimaline karşı omurgalar vida (platin) ile tespit edilir