Etiket: Kan

  • Ozon tedavileri

    OZONTERAPİ NERELERDE KULLANILIR?

    • Zayıflama

    • Sellülit tedavileri

    • Antiaging (Yaşlanmayı geciktirme)

    İş hayatındaki stres, yoğun çalışma temposu ,zihinsel ve bedensel yorgunluk ozon (O3) tedavisine çok iyi yanıt verir.Ozonun kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin metabolizma akivasyonu ile genel iyilik hali ile kişiler kendilerini yenilenmiş hissetmektedirler. Profesyonel sporcular ve kadınlar bu tedaviden oldukça faydalanmaktadırlar. Ozon fiziksel dayanıklılığı arttırmaktadır.

    • Detoks

    • Vücut direncini arttırma

    • Her türlü Allerjiler

    • Hipotiroidi

    • Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı) na bağlı anjiopatilerde

    • Yara tedavisi: İyileşmeyen yaralar, yanık, ülserler, bası yaraları vb.

    Enfeksiyonlu yaraların lokal tedavisi, mesela açık yatak yaraları (decubitus ülserler), alt bacağın ülserleri (Ulcus cruris), şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları ve kangren, tıbbi ozonun klasik uygulama alanlarına ait olan proseslerdir. Burada biz öncelikle, mikropsuz ve temiz yaralar elde etmek için ozonun dezenfektan özelliğinden, diğer deyişle bakterisid ve fungisid etkisinden yararlanırız. Yaranın temizlenmesinden itibaren, düşük dozda ozon uygulayarak iyileşme süreci hızlandırılır.

    • Romatizmal Hastalıklar (Kireçlenme ve eklem rahatsızlıklarında)

    Enflamasyonlu eklem hastalıklarını üç evreye ayırdığımızda, özellikle evre 1 ve 2, bir başka deyişle ağır kemik deformasyonlarının olmadığı durumlar, medikal ozon uygulamalarına cevap verir. Gonartroz (diz eklemi enflamasyonu) ya da diz ve omuz eklemlerindeki aktif arthritic form tedaviye cevap veren sınıfa dahildir. Standart tıbbi metodlara – spesifik egsersiz terapileri – ilave olarak bu gibi durumlarda intraartiküler ozon enjeksiyonu başarıyla uygulanır. Bağışıklık sistemini güçlendirme ve kıkırdak metabolizmasını aktive etme özelliklerine ek olarak burada ozonun tamamıyla antienflamatuar özelliğinden faydalanıyoruz.

    • Oto-ümmün Hastalıklar: Hashimoto tiroiditi vb.

    • Fibromyalji

    • Periferik Dolaşım bozuklukları: Burger hastalığı, iskemik arter hastalığı vb.

    • Kemik-Eklem hastalıkları: Gonartroz (Diz kireçlenmesi), tendinit vb.

    • Koruyucu Genel Sağlık alanında: Stres etkilerini giderme, genel sağlık düzeyini yükseltir.

    •Karaciğer enflamasyonu (Hepatit A,B,C )

    Karaciğerin enflamasyonu, tıbbi ozon için klasik tedaviler arasında sayılır. Hepatit A (HVA = hepatitis virus A) diğerlerine göre problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün diğer şekli, hepatit B (HVB = hepatitis virus B), sıklıkla kronik bir şekilde seyreder. Burada klasik tıbbi tedavi metodlarına ilave olarak, ozonlu kan transfüzyonu ya da rektal yolla ozon/oksijen gazının kontrollü bir şekilde verilmesi ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Aynı yöntemler ayrıca kuluçka süresi yıllar süren ve kronikleşene kadar bir karaciğer hastalığı olarak teşhis edilemeyen hepatit C hastalığına da uygulanır.

    •Sık sık çıkan Herpes simplex(Uçuk virüsü), herpes zoster (Zona hastalığı)ve Genital Herpes (HSV virüsü) de

    •Kanser hastalıklarına karşı koruyucu Kanser hastalarında ozon tedavisi tamamlayıcı tedavi olarak oldukça başarılıdır. Burada ozonu immun sistem (bağışıklık sistemi) aktivasyonunda kullanmaktayız -düşük dozlarla. İmmun hücreler – örneğin lenfositler, yardımcı ve baskılayıcı hücreler, lenfositler ve natural killer hücreler (katil hücreler) – cytokin denilen interferonu da içeren haberci proteinleri üretmek için ozonun başlattığı biyolojik reaksiyonlar yoluyla aktif hale getirilir. Aslında, ozon vücudun kendi interferon ve interlökinlerini artan miktarlarda üretmesini sağlar. Ozonlanmış kanın hastaya verilmesiyle, pozitif olarak artan bir immün reaksiyonu başlatılır, bu aynı zamanda vücudun genel direncinin ve zindeliğinin artmasına katkıda bulunur

    •Bağırsak hastalıklarında (sürekli konstipasyon ,Chrohn ve kolitde)

    Enflamasyonlu bağırsak hastalıklarında özellikle erken dönemde rektal Ozon gazı üflenmesi şeklinde yapılan lokal uygulamanın çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Birçok durumda arka arkaya 10 seans ozon uygulanması yeterli olur. 248 hasta üzerinde yapılan proktitis klinik çalışmasında sadece hastaların %10’unda birkaç 10 seanslık uygulama gerekmiştir.

    •Akciğer hastalıklarında özellikle alerjik astım ve pnömonide

    •Alerjik nezlede

    •Kronik yorgunluk da

    •Koroner kalp hastalıklarında ve kolesterolün düşürülmesinde

    •Akne

  • Akupunktur tedavisi ile sigaraya son !!!

    Akupunktur tedavisi ile sigaraya son !!!

    Yapmanız gereken ilk ve tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın hayatında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.
    İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin – endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması bu şekildedir.
    Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.
    Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur tedavisi ile, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetlerini ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır;çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski olması gereken otonomisini kazanır.
    AKUPUNKTUR İLE KAÇ SEANSTA SİGARA BIRAKILABİLİR ?
    Sigara bırakmak için hergün, gün aşırı veya 2-3 gün aralıklarla; hastamızın sigara içme yılı, sayısı ve alışkanlıklarına bağlı olmak üzere 5 seans yeterli olmaktadır. Bazı hastalarımızda ise tek seans bile yeterli olabilir. Tedavi süresince tek bir sigara dahi içilmemesi ve nikotin preparatları(bant, sakız vb…gibi)kullanılmaması gerekir. Aksi halde başladığımız noktaya geri döneriz. Bağımlılık derecesi çok yüksek olanlar bu uygulamadan çekinirler ve azaltarak bırakmak istediklerini söylerler, fakat bu tedavi yardımıyla bağımlılıktan kurtulmak çok zorlayıcı olmayacaktır ve azaltarak bırakmak pek mümkün değildir.
    SİGARAYI BIRAKMAK İSTEYEN KİŞİ NELER YAPMALIDIR ?
    Öncelikle kesin karar verdiğinden emin olmalıdır. Çoğu zaman bir gün belirlemek ve buna hazırlanmak yararlı olmaktadır. Tedaviye gelmeden önce en az 12 saat sigara içmemiş olarak gelmesini özellikle tercih ediyoruz. Çünkü 12 saat nikotin alamamış bir vücut bazı reaksiyonlar gösterir ve muayene sırasında bu reaksiyonlar kulak dedeksiyonu ve tespitlerde patolojik noktalar olarak sinyal verir, tedavi buna göre yapılır. Oysa 1-2 saat önce sigara içmiş bir insanda nikotin eksikliği bulgularını tespit etmekte zorlanırız. Böylelikle tedavi ve sonuçları da anlamlı derecede yüksek oranlarda başarı sağlamaktadır.
    TEDAVİDE NELER UYGULANMAKTADIR ?
    Akupunktur, Lazer, SOE Oksijen Tedavisi, Lazer Akupunktur, Manyetik alan regülasyonu ve nikotin detoksu uygulanmaktadır.
    AKUPUNKTUR TEDAVİSİ İLE SİGARAYI BIRAKMADA BAŞARI ORANI NEDİR?
    % 85-90 gibi yüksek bir başarı oranı mevcuttur.
    SİGARA NEDEN ZARARLIDIR ?
    Tütün kullanımı yaklaşık 180 yıl öncesine kadar gidiyor. İlk zamanlarda tütünün sağlığa iyi geldiği düşünülüyordu. Sigaranın zararları 1950’li yıllara kadar çok fazla bilinmiyordu. Ancak, daha sonraki yıllarda yapılan araştırmalar, sigaranın insan sağlığına gerçekten çok zararlı olduğunu ortaya çıkardı. Sigara dumanında sağlık açısından zararlı yüzlerce madde bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse, bunların en çok bilinenlerinden birkaç tanesi; amonyak, terebentin, kadmiyum, insektisitler, naftalin, aseton, arsenik, formal, hidrojen siyanür, radon, polenyum, deterjanlar…vd. . . Bunların bir çoğu kanserojendir. Ayrıca tütün ve sigaranın sarıldığı kağıdın yanmasından dolayı açığa çıkan maddeler ve katran da yine kanserojen maddeler arasındadır.
    Kalp-Damar sağlığı açısından özellikle tehlikeli olan maddeler ise nikotin ve karbonmonoksittir. Nikotin kalp artışlarını hızlandırır, tansiyonu yükseltir, kan pıhtılaşmasını artırır. Yani kalbin yükünü ve oksijen ihtiyacını arttırır. Bütün yanma olaylarında açığa çıkan zehirli bir gaz olan karbonmonoksit ise, kandaki oksijen ile birleşerek kanda bulunan oksijen miktarını düşürür. Sonuç olarak nikotin nedeniyle oksijene gereksinimi artmış olan kalp, kanda yeterli oksijeni bulamaz ve işi çok daha zorlaşır.
    Sigara kullanımı ile doğrudan ilişkisi olduğu kanıtlanmış hastalıkları şöyle sıralayabiliriz:Ağız kanserleri, sindirim sistemi kanserleri, solunum sistemi kanserleri, akciğer hastalıkları, kalp ve damar hastalıkları, ülser, mesane kanserleri.
    Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; dünyada 1 milyar 100 milyon insan sigara içiyor. Erkeklerin %47si, kadınların %12’si sigara tiryakisi. Ayrıca, son yıllarda sigara içen kadınların sayısında nispeten daha fazla bir artış olduğu gözlenmektedir. Bu da dünyada yeni gelecek nesillerin sağlığını direkt olarak etkileyecektir. Son rakamlara göre, dünyada yılda 3 milyon kişi sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle ölmektedir.
    Şimdi hemen yeri gelmişken önemli bir konuya değinmek gerekiyor. Örneğin; akciğer kanserinin sigaraya bağlı olarak meydana geldiği heryerde söyleniyor. Fakat siz daha geçen ay akciğer kanserinden ölen bir tanıdığınızın hiç sigara içmediğini biliyorsunuz ve uzmanların biraz fazla abarttığını düşünüyorsunuz. Bunun açıklaması şöyle:Akciğer kanserinin 4 türü vardır; hatta bunların da alt grupları vardır. Bunların içinde sigara kullanımı ile doğrudan ilgili olanlar (%60)zaten en sık görülen kanser türleridir. Sigara ile ilgisi olmayan ise, çok daha az oranda görülen bir kanser türüdür.
    İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre günde 20 sigara’dan fazla içenlerin %40’ı, daha emeklilik yaşına gelmeden ölmektedir. Oysa sigara içmeyenlerde bu oran %15’dir.
    Bir de pasif içici kavramı var. Sigara içen kişi, eğer filtreli sigara içiyorsa, bu filtre bir miktar zararlı maddenin geçişini engelleyebilir. Halbuki sigaranın ucundan havaya karışan duman hiçbir süzgeçten geçmediği için daha tehlikelidir. Yani uzun süre bu dumana maruz kalan ve pasif içici denilen kişiler de tehlike altındadır. Ayrıca unutmamak gerekir ki, sigarayı içen kişide havaya yayılan bu dumanı yine solumaktadır. Sigara içilen evlerdeki küçük çocuklarımız bronşit ve zatürre gibi solunum yolu hastalıklarına daha sık yakalanır. Pasif içici olduklarından akciğer kanseri açısından risk grubundadırlar ve ileride sigara içmeye daha çok eğilimli olurlar.
    Özellikle gelişmiş ülkelerde kamuoyuna yansıyan bu sonuçlar ve alınan tedbirler sonucunda sigara kullanımı %50 ye varan oranlarda azalmıştır. ABD, İngiltere, Kanada bu konuda başarılı ülkeler arasındadır. Öte yandan, aynı zamanda sigara üreticisi olan bu ülkeler, gelişmekte olan ülkelerde edindikleri pazarlarını büyütme çabası içindedirler.
    SİGARAYI BIRAKAN BİR İNSANIN VÜCUDUNDA NE GİBİ OLUMLU DEĞİŞMELER OLUR ?
    20 dk sonra tansiyon ve nabız normale döner
    8 saat sonra vücut kendini yenilemeye başlar. Kan oksijeni normal düzeye çıkar.
    24 saat sonra kalp krizi riski azalmaya başlar. 1 yıl sonra yarıya düşer.
    48 saat sonra duyu organları iyi çalışmaya başlar. Tat ve koku duyusu düzelir. Cilt kendini yeniler.
    72 saat sonra akciğer kapasitesi artar, solunum rahatlar.
    2 hafta sonra efor kapasitesi artar. (yürüme, koşma, cinsel güç, merdiven çıkma vb…)
    1-9 ay içinde akciğer hücreleri yeniler. Akciğer hastalıkları riski azalır. Öksürük, nefes darlığı şikayetleri vb. düzelir.
    5 yıl sonra ağız, boğaz, yemek borusu kanserleri riski %50 azalır.
    Pankreas, mesane, rahim kanseri riski azalır.
    Sindirim sistemi ülseri riski azalır.
    Sigara gebelikten önce ya da gebeliğin ilk 3 ayında bırakılırsa erken doğum riski ve düşük doğum kilolu bebek doğurma riski, içmeyenlerdeki düzeye iner.
    Koroner kalp hastalığı riski sigaranın bırakılmasından 15 yıl sonra sigara içmeyenlerin düzeyine iner.
    Aynı evde yaşayan küçük çocuklar ve bebeklerin, solunum yolu hastalıklarına yakalanma riski azalır.
    SİGARA İÇEN BİR KİŞİYİ BIRAKMAYA İTEN NEDENLER NELERDİR ?
    Sigaraya bağlı bir hastalığın ortaya çıkması.
    Fiyatın pahalı gelmesi.
    Sigaranın zararları hakkındaki yayınlar.
    Çevresi tarafından bırakmaya yönelik teşvik, kınama.
    Kapalı yerlerde sigara içiminin yasaklanması.
    Gelişmiş ülkelerde sigaranın zararları hakkındaki yazılar, sigaranın fiyatı, kınama ve yasaklamalar etkili olmaktadır;ancak, bizim insanımızı bir hastalığın ortaya çıkması sada çok etkilemektedir. Örneğin, kalp krizi geçirmiş veya by-pass ameliyatı olmuş hastaların sigarayı bırakma oranları yüksektir ve başarılıdır.
    SİGARAYI BIRAKMAK İSTEYENLERİN YAŞADIKLARI TİPİK KAYGI VE SORUNLAR NELERDİR ?
    Sigarayı azaltmak mı, tamamen bırakmak mı? Yoksunluk belirtilerinin daha uzun sürmesine neden olur. Çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanır. Sigara miktarı yine arttırılır.
    Zamana bağlanan sigara içimi: Vücuda tekrar nikotin etkisini hatırlatır. Zamanla düzenli olarak içmeye dönüşür. Halbuki sigara içilmemesine alışmak daha kolaydır.
    Çevre baskısı: Sigarayı bırakanların çoğu çevresi tarafından adeta içmeye zorlanır. Bu, sigara içenlerin bir kişiyi daha kaybetmelerinden kaynaklanan ilginç bir psikolojik durumdur. Ancak kısa bir zaman içinde arkadaşlarınız da sigara içmediğinizi kabullenip sizi rahat bırakacaklardır.
    Katran ve nikotin düzeyi düşük (light)sigara içmek: Bu durumda genellikle günlük sigara adedi arttırılarak eski nikotin düzeyi tutturulmaya çalışılır. Zaten ‘tehlikesiz sigara’ yoktur.
    Sorumluluğu başkasına yıkmak: Çoğu kişi sevdiği birisi onu desteklemezse sigarayı bırakmaktan kaçar. Hatta deneyip de başarısız olursa başkasını suçlar. Oysa sigarayı bırakmak öncelikle kişisel bir sorundur, mutlaka kendinize güvenmeyi başarmalısınız.
    Şişmanlama korkusu: Gerçekte sigarayı bırakanların yaklaşık üçte biri kilo alır ve bu fark gerçekte 3-4 kg. kadardır. Bundan daha fazla alınan kilolar kendine güvensizlikten kaynaklanan, sigarayı elde ve ağızda tutmak alışkanlığının yerini alan, abur cubur atıştırma alışkanlığıdır. Oysa, gerçekte sigarayı bırakmaktan dolayı ilk günlerde açılan iştah, kısa bir süre sonra normale döner.
    Yoksunluk belirtileri: Şiddetli nikotin arayışı, gerginlik, kızgınlık, huzursuzluk, sinirlilik, uyku kalitesinin bozulması, iştah artışı ve benzeri belirtiler olabilir. Bu belirtiler geçicidir ve vücudun kendini onardığını gösterir. Örneğin, öksürük ve balgam artışı, solunum yollarındaki titrek tüylerin zehirli maddeleri atmak için görevlerini yerine getirmeye başlamasından kaynaklanır. Yoksunluk belirtileri sigara bırakanların 2/3’ünde görülür. Belirtiler, ilk 72 saat içinde şiddetlenir. 7-10 gün içinde azalarak ortadan kalkar.

  • Sağlıklı yaşam bilgileri

    +Sağlıklı olmak, sadece hasta olmamak veya hastalığı tedavi ettirip iyileşmek değildir.Sağlıklı olmak, ileride görülebilecek hastalıklardan korunmayıda kapsamalıdır.Doğru bir beslenme ve yaşam tarzı ile bu, büyük oranda sağlanabilir.

    +Bir yiyeceği ne kadar doğal haline yakın tüketirsek, o kadar sağlıklıdır.

    +Sebze ve meyve çeşitlerini tüketmek sağlığımızı korumanın vazgeçilmez bir gereğidir.Çalışmalar, sebze ve meyve tüketiminin, kanserden ve kalp damar hastalıklarından korunmada en güçlü silahımız olduğunu göstermiştir.

    +Araştırmalar sonucu, meyvelerde, yaşlanmayı ve beyin yıpranmasını önleyen maddeler bulunmuştur.

    +Tatlı ihtiyacımızı meyvelerle gidermemiz, doğanın bize sunduğu en güzel çözümdür.

    +Tatlı ihtiyacımızı, rafine şekerlerle yapılmış tatlılarla gidermek, hem daha hızlı kilo almamıza, hemde vitamin, lif ve fitokimyasallardan mahrum kalmamıza neden olur.

    +Buğday, mısır. pirinç gibi gıdalar, işlem gördüğünde, içindeki B vitamini, E vitamini, çinko, fitokimyasallar, mineraller, lifler büyük oranda (%65 gibi) zarar görür.Bunların sonradan zenginleştirilmiş hali ise hiç bir anlam ifade etmez,sadece kendimizi kandırmamıza yol açar.

    +Yiyeceğimiz ekmek tam buğday unundan yapılmış olmalıdır.Rafine un içine, tam buğday boyası veya renklendirici eklenmiş olabilir.Bunlar gerçek tam buğday ekmeği sanılabilir.

    +Sebze, meyve, baklagil, tam tahıllı gıdalarla, bol miktarda lif aldığımızda, bu lifler glukoz emilimini yavaşlatır, sindirim hızını daha düzenli kılar, ve kan şekerinin hızlı yükselmesine engel olur.Yani diyabet önleyici etki gösterirler.

    +Ayrıca dyabet önleyici etki için, vücudumuzun ihtiyacından fazla gıda almamalıyız.

    +Lifli gıdalar kolesterol düşürücü etki gösterirler.Ayrıca hormonların daha düzenli ve dengeli salgılanmasınada katkıda bulunurlar.

    +İşlem görmemiş kuruyemiş (çiğ badem, çiğ fındık, çiğ kabakçekirdeği vb.) ve sebze gibi yiyeceklerin bitkisel yağlarındaki fitosteroller ve diğer doğal maddeler, kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü yğkseltirler.

    +Bir çok kişi kanser koruyucu etki amacıyla, vitamin ve mineralleri hap olarak almayı tercih etmektedir.Yaşam ve beslenme tarzını değiştirmek istememektedir.Fakat, doğru olan, bunları, doğal halleri ile gıdalardan almalarıdır.Çünkü ilaç veya bazı besinlere tamamlayıcı olarak eklenen bu maddeler, doğal olanların yerini tutmamakta, fazla alındığında toksik etki, hatta kanser oranını artırıcı etki yapmaktadırlar.Örneğin beta karoten fazla dozda alındığında, hücre DNA’sı üzerine bölünmeyi artırıcı etki gösterdiği için, bazı kanser türlerinin (özellikle üreme hücreleri ile ilgili olan) artmasına neden olmaktadır.

    +Düzenli spor yapmayı yaşam alişkanlığı haline getirmek, vücut yağlarının azalıp, kaslarının gelişmesini, toksinlerin atılıp daha zinde olunmasını, bağışıklık sisteminin güçlenmesini, salgılanan bazı hormonlar nedeniyle, ruhsal açıdan daha iyi hissedilmesini sağlar.

  • Sigara bırakma ve akupunktur

    Sigara bırakma ve akupunktur

    Sigarayı Bırakmalı Mıyım?
    Sigaranın akciğer kanseri, başta olmak üzere bir çok ölümcül ve tedavisi olmayan hastalığa yol açtığını çok iyi bildiğinize şüphemiz yok. Sigara sizi öldürüyor, bunu da biliyorsunuz. Ama sigaraya bağlı hastalıkların oluşmasının yıllar aldığını bu sebeple de daha zamanınız olduğunu, size bir şey olmayacağını düşünüyorsunuz. Zaten kötü şeyler hep başkalarının başına gelir, değil mi?

    Yanlış! Dünyada her yıl 5 milyon insan sigaraya bağlı hastalıklardan dolayı ölüyor. Sigara içmeye devam ettiğiniz müddetçe sadece bu istatistiklere bir ilave olacaksınız, başka ihtimal yok!

    Akupunktur Sigarayı Bırakmamda Nasıl Yardımcı Olur?
    Akupunktur yardımı ile TEK seansta sigarayı bırakabilirsiniz. Akupunkturun sigara bırakmanıza yardımı şu şekilde özetlenebilir: Kişi sigaradan bir nefes çekince tütünün yanması ile açığa çıkan nikotin akciğerlerinden kana karışır. Nikotin vücudun işleyişi, özellikle de haz alma sistemleri için çok önemli olan kimyasal maddeleri (asetilkolin, serotonin, endorfin, enkefalin, adrenalin) taklit ederek onların etkilerini artırır yada azaltır. Böylece vücut nikotinin etkilerine alıştığı ve bağımlı olduğu için devamlı kanda nikotin bulunmasını ister. Bu da kişinin devamlı sigara içmesini zorlar.
    Akupunktur tedavisi sırasında vücudun belli bölgeleri uyarılarak nikotin benzeri etki meydana getirilir. Böylece vücut nikotine ihtiyaç duymaz. Buna ilaveten duyu sistemine inhibisyon yapılarak sigaraya karşı tiksinti oluşturulur.
    Akupunkturun sigara bırakmadaki bu kuvvetli etkileri kognitif psikoteropötik yöntemler ile desteklenir. Böylece kişilerin sigara bırakma konusundaki kararlılığı ve bu süreç sırasındaki uyumu güçlendirilmiş olur.

    Sigarayı Hemen Şimdi Bıraktığınızda Vücudunuzda Ne Gibi DeğişikliklerOlur?
    Bıraktığınız Anda: Sağlığınız düzelmeye başlar. Artık kıyafetlerinizde, eşyalarınızda, arabanızda yeni sigara yanığı oluşmayacaktır.
    20 Dakika Sonra: Kan basıncınız (tansiyonunuz) normale doğru düşmeye başlar. Elleriniz ve ayaklarınızın ısınmaya başladığını hissedersiniz.
    8 Saat Sonra: Kanınızdaki zehirli bir gaz olan “Karbon Monoksit” normal seviyesine iner.
    24 Saat Sonra: Kalp krizi geçirme riskiniz azalmaya başlar. Nefesiniz daha az daralır. İçmediğiniz her paket için, bir paket sigara parası kazanmış olursunuz.
    2-3 Gün Sonra: Tat ve koku alma duyularınız normale döner. Cildiniz daha canlı gözükmeye başlar. Kendinizi daha dinamik, enerji dolu hissetmeye başlarsınız. Aileniz ve arkadaşlarınız daha mutludur.
    1 Hafta Sonra: Neşeniz artar, kendinzi daha iyi hissetmeye başlarsınız. Gerginliğinizin azaldığını hissedersiniz.
    2 Hafta Sonra: Kan dolaşımınız güçlenmeye başlar. Akciğer fonksiyonlarınız artar.
    1-9 Ay Sonra: Sigaraya bağlı öksürükler azalır. Havayollarını döşeyen hücrelerin yüzeyindeki küçük tüycükler (silyalar) tekrar hareketlenmeye başlar. Böylece akciğerlerinizdeki temizlik faaliyetini geri kazanmış olursunuz. Enfeksiyon riskiniz azalır.
    1 Yıl Sonra: Kalp krizi geçirme riskiniz sigara içenlerin riskinin yarısnına iner. Eskiden içtiğiniz sigaranın miktarına ve markasına göre değişmekle birlikte 1500 TL kadar para tasarruf etmiş olursunuz. Artık sigaranın kölesi değilsinizdir.
    5 Yıl Sonra: İnme (felç) geçirme riskiniz sigara içmeyenlerle aynı seviyeye geriler.
    10 Yıl Sonra: Akciğer kanseri riskiniz sigara içenlerin riskinin yarısına iner.
    15 Yıl Sonra: Kalp krizi geçirme riskiniz sigara içmemiş kişilerin seviyesine iner.

    Sigaranın Gerçek Yüzü
    Sigara içen kişiler, içmeyenlere göre ortalama 10 yıl daha erken ölmektedirler.
    Sigara içenlerde kronik bronşit, amfizem gibi hastalıklardan ölüm oranı, sigara içmeyenlere göre 2.5 kat fazladır.
    Akciğer kanserlerinin %90’ı sigarayla ilgili olup, sigara içmeyenlere göre riskleri 15-20 kat yüksektir.
    Sigaraya bağlı bir çok hastalık hızlı ölüm ile sonuçlanmaz. Örneğin KOAH hastaları ölmeden önce yıllarca çok eziyetli ve rahatsız edicei bir hastalık dönemi yaşarlar.
    Tütün zehirli bir bitkidir. Zehiri ise nikotindir. Tütün bitkisi nikotin zehirini kendini zararlı haşereye karşı korur. Zararlı haşereler nikotin zehiri içeren tütün bitkisi yapraklarını yemez-ler.
    Sigara içmeye erken yaşlarda başlayanların daha uzun süreler sigara içtikleri görülmüştür. Bu kimselerin sigaraya bağlı zararlardan ölme ihtimalleri de çok yüksektir.

  • Hacamat ne demektir ?

    Hacamat, yüzyıllardır en eski toplumlarda bile uygulanan, sadece İslam toplumuna özgü olmayan alternatif bir tedavidi yöntemidir.. Halihazırda Kızılay’a verilen kan verme işleminin daha basit bir şeklidir. Günümüzdeki işlemde yaklaşık 350-400cc kan vücut dışına alınırken, hacamatta yaklaşık 100-150 cc kan alınmaktadır.

    Hacamatın üstün tarafı, klasik kan almaya göre daha az riskli bir işlem olması ve uygulanan cam kavanozlar nedeniyle yapılan bölgeye lokal masaj etkiside göstermesidir.. Dezavantajı ise, hekim dışında tıbbi eğitim almamış kişiler tarafından, yetererli hijyen ortamı sağlanmadan yapılmasıdır. Kan alma ise hastane şartlarında ve hekim/hemşirelerin kontrolünde yapılmaktadır. Hacamat hekim tarafından yapılırsa problem yoktur.

    Hacamat belirli bir hastalığı gözetmeksizin her hastalığa yönelik olarak, genel sağlık amacıyla yapılmaktadır. Hastanın durumuna göre ne sıklıkta yapılacağı tespit edilmektedir. Belirli günlerde, aylarda ya da ayın durumuna göre yapılması, yapan ya da yaptıran kişinin oruçlu, abdestli olması, işlem sonrasında belirli yiyeceklerin yenmesi yada yenmemesi gibi sıkça duyulan ifadeler gerçek dışıdır. Her durumda hastalara yapılabilmektedir.