Etiket: Kan Şekeri

  • Diyabet tanı kriterleri nedir

    Bozulmuş açlık şekeri nedir, Bozulmuş glukoz toleransı nedir, Normal şeker düzeyi nedir ?

    Açlık kan şekeriniz 100mg/dl altında, eğer ölçülmüş ise tokluk kan şekeriniz 140 mg/dl altında ise şeker hastalığınız yok demektir. Yükleme testine gerek yoktur, HbA1c testi gereksizdir.

    ​Açlık kan şekeriniz 126 mg/dl ve üstünde (en az iki kez ), veya eğer ölçülmüş ise tokluk kan şekeriniz 200 mg/dl ve üzerinde ise şeker hastalığınız var demektir. Yükleme testine gerek yoktur, aşikar Diyabetsiniz demektir. HbA1c hastalığın derecesi ve tedavi planlaması için ölçülür

    Peki açlık 100-125 mg/dl veya tokluk 140-199 mg/dl neyi gösterir?

    Açlık 100-125 mg/dl:Bozulmuş açlık kan şekeri

    tokluk 140-199 mg/dl:Bozulmuş glukoz toleransını gösterir, Bu iki durumda HbA1c ölçülürse %5.7 ile 6.4 arası aralıkta çıkar. Bu iki durum prediyabet yada halk arasında gizli şeker diye ifade edilen dönemi gösterir.

    Yükleme testi (oral glukoz tolerans testi, 75 gr) Açlık kan şekeri 100-125 mg/dl ölçülen hastaya yapılır. Hastanın 2. saat tokluk kan şekeri ölçümü değerlendirilir.Toklukta Diyabet gelişip gelişmediğini ölçer.

    Yükleme Testi Nasıl Yorumlanır ?

    Cevap: Hastanın 2. saat tokluk kan şekeri sonucu 200 üzerinde ise bireyde diyabet geliştiğini gösterir. Eğer 2. saat değeri 140-199 mg/dl arasında gelirse bozulmuş glukoz toleransı yani hastada prediyabet geliştiğini gösterir. 140 mg/dl altında tokluk kan şekerlerinin normal olduğunu gösterir.

  • Prediyabet nedir ?

    Açlık kan şekeri 100-125 mg/dl ve/veya Yüklemede 2. saat kan şekeri 140-199 mg/dl arasında bir değerde ise bu hastalar prediyabet, diyabet öncesi dönem (halk arasında gizli şeker) olarak isimlendirilir.

    ​Açlık kan şekerinin 100 mg/dl altında olması, tokluk kan şekerinin 140 mg/dl altında olması şeker hastalığı yok demektir. Açlık kan şekeri normal olan insanda tokluk kan şekeri ve 3 aylık geriye yönelik kan şekeri ortalamasını gösteren HbA1c bakılması gereksizdir.

    ​Yükleme testi (oral glukoz tolerans testi, 75 gr) Açlık kan şekeri 100-125 mg/dl ölçülen hastaya yapılır. Hastanın 2. saat tokluk kan şekeri ölçümü değerlendirilir.Toklukta Diyabet gelişip gelişmediğini ölçer.

    Yükleme Testi Nasıl Yorumlanır ?

    ​Cevap: Hastanın 2. saat tokluk kan şekeri sonucu 200 üzerinde ise bireyde diyabet geliştiğini gösterir. Eğer 2. saat değeri 140-199 mg/dl arasında gelirse tokluk kan şekeri ölçümünde de hastada bozulmuş glukoz toleransı yani prediyabet geliştiğini gösterir. 140 mg/dl altında tokluk kan şekerlerinin normal olduğunu gösterir.

    ​Ülkemizde Duyarlı yöntemle ölçülen HbA1c nin %5.7 ile 6.4 arasında çıkması da prediyabeti gösterir. HbA1c’yi değerlendirilirken , A1c’nin duyarlı yöntemle ölçülüp ölçülmediği kontrol edilmelidir. Yoksa hem tanı hem de tedavi planlamasında hatalara neden olur.

    Hastaların açlık kan şekeri 126 mg/dl (en az iki kez tekrar edilerek) ve üzerinde ise, A1c duyarlı yöntemle ölçülmüş %6.5 ve üzerinde ise, yükleme testi yapılmasına gerek yoktur, birey diyabet kabul edilir.

    Prediyabetim varsa Neler Yapmalıyım ?

    Cevap:

    1-Egzersiz

    2-Diyet

    3-Kilo kaybı

    4-Sigarayı kesmek

    5-Şekeri yükseltebilecek, kilo aldırabilecek ilaçları gereksiz yere kulanmamak

    6-Doktorunuzun önerdiği prediyabetden diyabete gelişimi önleyen ilaç tedavilerini alabilirsiniz

    ​Tüm amacımız Değiştirilebilir tüm risk faktörleri değiştirmektir.

  • Şeker hastalığı tanısı nasıl konur?

    Şeker hastalığı tanısı nasıl konur?

    Şeker hastalığı tanısı kan şekeri ölçümü ile konur. 10 saatlik gece açlığı sonrasında sabahın erken saatlerinde, ideal olarak 08:00 – 10:00 arasında açlık kan şekeri ölçümü yapılır. Sağlıklı kişilerde normal kan şekeri değeri açlıkta 65-100 mg/dL arasındadır. 126 mg/dL ve üzerindeki açlık kan şekeri değerleri veya 200 mg/dL üzerindeki 2. Saat tokluk şekeri değerleri şeker hastalığı olduğunu gösterir. Açlıkta 101-125 mg/dL arasındaki değerler veya toklukta 141-199 mg/dL arasındaki değerler şüpheli değerlerdir, bu şüpheli duruma halk arasında “gizli şeker hastalığı” da denir, bu düzeylerde kan şekeri görüldüğünde şeker yükleme testi yapılır. Açlık tokluk fark etmeksizin günün herhangi bir saatinde yapılan kan şekeri ölçümünde 200 mg/dL’nin üzerinde bulunan kan şekeri direkt şeker hastalığına işaret eder.

  • Çağın korkulan hastalığı diyabetes mellitus (şeker hastalığı)

    Diyabet olarak adlandırdığımız Şeker hastalığı , maalesef bir halk sağlığı sorunu olarak devam etmektedir. Halk sağlığı diyoruz çünkü sadece diyabet olan bireyi değil, her yönüyle toplumu da etkilemektedir.

    2017 yılında tüm dünyada 451 milyon kişide (18-99 yaş arası) diyabet varken , 2045 yılında bu sayının 693 milyon kişi olacağı hesap ediliyor ki bu arada hastaların yaklaşık yarısı da diabet olduklarının farkında değiller…Kısaca şöyle diyebiliriz. Her 100 kişiden yaklaşık 9’unda diabet vardır ve her 100 kişiden 7’si de Bozulmuş Glikoz Toleransı dediğimiz Diabet adayıdır!!!

    DİYABET NE ZAMAN AKLIMIZA GELMELİ?

    *Aşırı susama

    * Aşırı idrara çıkma

    *Kilo kaybı ya da kilo alımı

    *İştah artışı

    *Halsizlik, yorgunluk

    *Ayaklarda uyuşma, karıncalanma

    *Bulanık görme…

    gibi semptomlar var ise bu durumda kan şekeri ölçülmelidir.

    DİYABETİN ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

    Tip 1 DM

    Tip 2 DM

    Gestasyonel DM (gebelik DM )

    Prediyabet (henüz diabet olmamış, ancak kan şekeri yükselmeye başlayan kişiler)

    DİABETTEN NEDEN KORKUYORUZ ?

    Diabet komplikasyonlarla seyreden bir hastalıktır. Yani kan şekerinin yükselmesi diğer organlara zarar verdiği için korkuyoruz. Maalesef baştan ayağa kadar her yerimizi etkiler. Hangi tür hasarlar yapar diabet bir bakalım:

    DİYABETİN GÖZE ETKİSİ:

    Diyabet göz küresinin arkasındaki retina tabakasındaki damarlara zarar verir. Bulanık görmeden , katarakt ve körlüğe kadar giden birçok problem oluşturur.

    Gözde diabetin yaptığı hasara yol açan faktörlerin başında yüksek kan şekeri seviyesi, yüksek tansiyon ve böbrek hasarının da başlamış olması gelir.

    Göz kontrolü diyabet teşhisi konar konmaz (özellikle tip 2 Diyabette ) hemen yapılmalı ve yılda bir de tekrarlanmalıdır. Zamanında yapılan müdahaleler körlük riskini %60 kadar azaltır.

    DİYABETİN BÖBREKLERE ETKİSİ:

    Tüm Diyabet hastalarının yaklaşık %30 ‘unda böbrek yetersizliği meydana gelir ki diyalize giren hastaların en önemli nedeni kontrolsüz diyabettir.

    Bu durumu anlamak için idrar ve kan tahlilleri yapılıp böbrek fonksiyonları değerlendirilir. 24 saatlik idrar toplanıp idrarda mikroalbümin dediğimiz bir proteine bakarız. Çıkan sonuçlara göre böbrek hasarı olup olmadığı anlaşılır.

    DİYABETİN SİNİRLERE ETKİSİ:

    Yüksek şekere maruz kalan sinirler hasar görür ve işlevlerini yapamaz hale gelirler. Özellikle bacaklar ve ayaklarda hissizlik, yanmalar, uyuşma ve karıncalanma gibi şikayetler belirir.

    Ayaklarda meydana gelen yaralar derin ülserlere bunlar da ayağın kesilmesine kadar giden komplikasyonlara yol açar.

    Yine sinir hasarları diyabetli kişilerde terlemede azalma veya artma, İstirahatte kalp hızında artış, cinsel işlev bozukluğu, idrar retansiyonu (mesanede idrar birikmesi), Hipotansiyon(düşük tansiyon), Kardiyak aritmi (kalp ritm bozuklukları), hipoglisemiyi (şeker düşüklüğünü ) algılayamama, bazen ishal, bazen kabızlık, mide boşalmasında bozulma gibi semptomlara yol açar.

    Diyabette kan şekeri yükselince sinir harabiyeti olup mideyi de etkiler ve midenin boşalması yavaşlar. Bu durumda midede şişkinlik, bulantı, kusma, geğirti gibi semptomlar başlar.

    Ayrıca yine diyabette en sık ölüm nedeni Kalp krizleridir. Buna neden olan da yine yüksek şekerin yaptığı damar hasarlarıdır. Koroner arter dediğimiz kalbi besleyen damarlarda tıkanıklıklar ve damar yapılarında düzensizlikler oluşturur.

    Öyleyse Diyabet sadece kan şekeri yüksekliği değil , aynı zamanda oluşturduğu kötü hasarlar açısından da önem arzediyor…..

    Tedavisi kadar hastanın uyumu da çok ÖNEMLİ!!!

  • Dikkatli olun, diyabet sessizce yakalayabiliyor!

    Genellikle kalıtımsal bir hastalık olarak bilinen şeker hastalığı yani diyabet hiçbir belirti vermeden de ortaya çıkabiliyor. Toplumda görülme sıklığı giderek artan diyabet hastalığından korunmak için doğru beslenme ve düzenli egzersizleri kapsayan bir yaşam şekli benimsenmesi gerekiyor.

    Tatlı sevmediğim için bende diyabet yoktur demeyin

    Diyabetik hastalarda en çok rastlanan belirtiler çok su içme, sık tuvalete gitme, çok yemek yeme veya iştahsızlık, halsizlik, çabuk yorulma ve ağız kuruluğudur. Ayrıca bulanık görme, açıklanamayan kilo kaybı, inatçı enfeksiyonlar, tekrarlayan mantar enfeksiyonları, kaşıntı gibi hastayı ve doktoru uyarması gereken yakınmalar da olabilmektedir. Ancak son yıllarda bu belirtiler görülmeden ve hiçbir yakınma olmadan sadece taramalar sırasında yakalanan vakaların sayısı da giderek artmaktadır. Bu nedenle ailesinde diyabet öyküsü bulunan, hipertansiyon, kolesterol ve trigliserid değerleri yüksek olan, sıklıkla kan şekeri düşen kişilerin yılda bir kez kan şekerine baktırmaları gerekmektedir.

    Türkiye’de 6,5 milyon diyabet hastası var

    Diyabet; yaşam boyu süren bir hastalıktır. Kontrol altına alınmadığı takdirde kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği, körlük gibi birçok hastalığa yol açabilir. Ülkemizde yaklaşık 6.5 milyon kişi diyabetle mücadele etmektedir. Bu oranın %7.5’u yeni tanı konulmuş diyabetik hastalardan oluşmaktadır. Toplumda giderek salgın haline gelen diyabetten korkmak yerine, hastalığı tanımak ve yaşam tarzını sağlıklı bir şekilde düzenlemek gerekmektedir.

    Diyabet hastası mısınız?

    Diyabet hastalığında tanı için açlık kan şekeri önemli bir kriterdir; ama yeterli değildir. Doğru tanının konulması için çok su içme, çok idrara çıkma gibi yakınmalar ile birlikte günün herhangi bir zamanında kan şekerinin 200 mg/dl ve üzerinde olması, açlık kan şekerinin (en az 8 saat açlığı takiben) 126 mg/dl üzerinde olması, 75 gr. glukoz yükleme testinde 2. saat kan şekerinin 200 mg/dl ve üzerinde çıkması ve A1c değerinin %6.5’in üzerinde olması gerekmektedir.

    Kimler risk altında?

    Obez veya kilolu bireyler özellikle risk grubundandır. (Beden kitle indeksi ≥25 kg/m2) Kadınlarda bel çevresi 88 cm, erkeklerde 102 cm üstünde ise bu durum tehlikeye işaret edebilir.

    Birinci derece yakınlarında diyabet bulunan kişiler

    İri bebek doğuran veya daha önce “Gebelik diyabeti” tanısı almış kadınlar

    Hipertansiyonu olanlar, kan yağları yüksek ve bozuk olanlar (HDL-kolesterol ≤35 mg/dl veya trigliserid ≥250 mg/dl)

    Daha önce diyabet öncesi durumlar saptanmış olanlar

    Polikistik over sendromu olan kadınlar

    İnsülin direnci ile ilgili klinik hastalığı veya bulguları bulunan kişiler

    Kalp damar hastalıkları veya serebral damar hastalığı bulunanlar

    Düşük doğum tartılı olarak doğan kişiler

    Hareketsiz ve yüksek kalorili dengesiz beslenenler ( Doymuş yağlardan zengin ve posa miktarı düşük beslenme alışkanlıkları)

    Şizofreni hastaları ve bazı ilaçları kullanan kişiler

    Solid organ (özellikle böbrek) nakli yapılmış hastalar beden kitle indeksi ≥25 kg/m2 seviyesinde ise özellikle dikkat etmelidir.

    Gebelik diyabeti taraması çok önemli

    Bebeğin yaşamsal risklerini en aza indirmek, iri bebeğin getirebileceği doğum zorluklarını azaltmak, annede ileride gelişebilecek Tip 2 diyabeti ön görebilmek amacı ile risk grubunda olsun olmasın tüm gebelerde diyabet taraması yapılmalıdır.

    Kişiye özgü bir tedavi planı belirlenmeli

    Tip 1 diyabet, kan şekerini kontrol eden hormonlardan insülin isimli hormonun yetersizliği veya etkisizliği temelinde gelişmektedir. Bu hastalarda çok su içme, çok idrara çıkma ve istemsiz hızlı kilo verme yakınmaları kısa bir sürede olmaktadır. Tip 2 diyabet adı verilen olgularda ise insülin hormonuna duyarsızlık vardır. Bu kişiler insülin yetmezliğinden önceki dönemlerde uzun bir süre insülin fazlalığı olan olgulardır. Ayrıca kan şekerinin kontrolünde etkili olan diğer hormonların düzensiz salınımları ile ortaya çıkan diyabet tabloları da bulunmaktadır. Burada doğru teşhis tedaviye olumlu etki etmektedir.

    Obez veya kilolu olan kişilerde, 40 yaşından itibaren 3 yılda bir diyabet taraması yapılması önerilmekle birlikte, risk faktörleri olan kişilerde açlık kan şekeri ile her yıl tarama yapılması gereklidir. Doğru beslenme ve egzersizi kapsayan bir yaşam değişikliği tedavinin ilk ve en öncelikli basamağıdır. Hastayı tanımak ve kişiye bağlı en uygun yöntem ne ise o tedavinin uygulanması gereklidir. Tip1 diyabet tedavisi için olmazsa olmaz ilaç insülindir. Tip 2 diyabet tedavisinde ise; tedavinin ilk basamağından itibaren düzenli ilaç kullanımı ve kilo kontrolü önemlidir. Hastalara beslenme alışkanlıklarının kalıcı olarak değiştirmesi ve bunun yaşam boyu devam edeceğinin anlatılması gereklidir.

  • Kan şeker düşmesi

    Son zamanlarda önemli konulardan birisi olan hipoglisemiye ciddi sağlık problemlerine yol açabilmektedir.

    Hipoglisemi diğer adıyla ani kan şekeri düşmesi, diyabetli hastaları en çok endişelendiren durumlardan biri haline geldi. Kolay fark edilmeyen ve sessizce ilerleyen bir rahatsızlık olan hipoglisemi, yanlış ilaç kullanımı, yetersiz yemek, aşırı hareket gibi nedenlerden kan şekerinin aşırı düşmesi ile ortaya çıkabilir.
    Diyabet hastalığı ile yaşayanların özellikle uzun etkili kan şekeri düşürücü ilaç ve insilün kullanan hastalarda en önemli sorunlardan birisi de kan şekerinin düşmesi yani hipoglisemidir. Hipoglisemiyi önlemek ve tedavi etmek hasta konforunu sağlamak, yaşam beklentisini artırmak ve Alzheimer, ritim sorunu ve kalp hastalıklarından korumak adına son derece önemlidir. Hipogliseminin oluşumunda nedenler ortadan kaldırılırsa bu rahatsızlık riski ortadan kalkmış olur.
    DOĞRU İLAÇ KULLANIMI ÖNEMLİ
    Öğünleri ve ara öğünleri düzensiz almak, öğünlerde ihtiyaçtan daha az karbonhidrat almak, kan şeker düşürücü ilaçları yanlış kullanmak, aşırı egzersiz yapmak, alkol kullanmak, sindirim sistemi bozuklukları ile böbrek ve karaciğer yetmezliği hipoglisemiye neden olabilir. Hipogliseminin şiddetine göre belirtileri farklı olabilir. Hafif düzeyde hipoglisemi de, acıkma hissi, ellerde titreme, dudakta ve dilde uyuşma, solukluk ve huzursuzluk görülürken, orta düzey hipoglisemi de baş ve karın ağrısı ile konuşma zorluğu ve taşikardi yaşanır. Ağır şiddetteki hipoglisemi belirtilerinde ise bilinç kaybı ve epilepsi nöbetleri görülür.
    “AÇ AÇ SPOR YAPMAYIN”
    Aç karna spor yapılmaması gerekir.
    “Bazı hastalarda hipoglisemi belirtisi olmayabilir ancak kan şekeri ölçüldüğünde hipoglisemi olduğu saptanabilir. Bu durum ‘hipoglisemiyi fark etmeme’ olarak isimlendirilir. Hipoglisemiyi fark etmeme her diyabet hastasında olmaz, daha çok uzun yıllardır diyabetle yaşayan ve sık sık kan şeker değişkenliği olan bireylerde görülür. Hipoglisemiyi fark etmeyen diyabetlilerin sık kan şekeri ölçümü yapması gerekir. Egzersiz karnınız açken yapılmamalıdır. Egzersiz öğünlerden 1-2 saat sonra yapılmalıdır. Bu uygulama, hipoglisemi riskini azaltması dışında, yemek sonrası glisemi yüksekliğinin önlemesi nedeniyle önerilmektedir.”

  • Diyabetin farkında olmak

    Diyabetin farkında olmak

    Dünyada ve ülkemizde diyabet ve diyabete bağlı gelişen sağlık problemleri giderek artmaktadır. Bu nedenle dünyada 14 Kasım Dünya Diyabet Günü olarak çeşitli etkinliklerle kutlanmakta ve bu anlamda farkındalık yaratmak hedeflenmektedir.

    1- Açlık kan şekeri ve tokluk kan şekeri nedir? Normal olarak kabul edilen değerler nedir?

    Açlık kan şekeri en az 10-12 saat açlıktan sonra sabah aç karnına alınan kanda yapılan kan şekeri ölçümüdür. Normalde açlık kan şekeri 100 mg/dl’nin altındadır. Açlık kan şekeri 126 mg/dl veya daha yüksekse birey diyabetlidir. Tokluk kan şekeri ise yemekten 2 saat sonra yapılan kan şekeri ölçümüdür. Tokluk kan şekeri 200 mg veya üzerinde ise yine diyabet tanısı konur.

    2- Gizli şeker hastalığı ne demektir?

    Eğer bir kişinin kan şekeri düzeyi normalden yüksek olmasına karşın diyabet tanısı koymaya yeterli yükseklikte değilse bu durumda kişi pre-diabetik (gizli şeker hastası) olarak tanımlanır.

    Pre-diyabet varsa açlık kan şekeri 100-125 mg/dl arasındadır veya tokluk kan şekeri 140-199 mg arasındadır. Prediyabette kalp damar hastalığı riski 1.5 kat fazla iken diyabette kalp sdamar hastalığı riski 2-4 kat daha fazladır.

    3- Şeker yüklemesi nedir? Hamilelikte ne zaman şeker yüklemesi yapılır?

    OGTT’de, bireyin kan şekeri açlıktan sonra ve glikozdan zengin içecek içildikten yarım, 1 ve 2 saat sonra ölçülür. Normal kan şekeri 2. saatte 140 mg/dl’nin altındadır. 2.saat kan şekeri 140-199 mg/dl arasında ise pre-diyabet, 2. saat kan şekeri 200 mg/dl’nin üstünde ise diyabet tanısı konulur.

    Hamile kadınlarda şeker hastalığı teşhisi için 24 üncü gebelik haftasında (altıncı gebelik ayında) şeker yükleme testi yapılmalıdır. Ailesinde şeker hastalığı olanlar, ileri yaşta gebe kalanlar ve aşırı kilolularda testler daha erken önerilir. Önce basit bir tarama testi yapılır. Gebe kadına günün herhangi bir saatinde açlık veya tokluk aranmaksızın 50 gr glikoz içirilir, bir saat sonra kan glikoz düzeyi 140 mg/dl altında ise şeker hastalığı yoktur. 140 mg/dl üzerinde ise şeker hastalığı şüphesi vardır. Bu durumu netleştirmek için 3 saatlik 100 gram glikoz ile yükleme yapılması gerekir. Üç saatlik şeker yükleme testinde açlık kan şekeri 95 mg/dl altı, birinci saat sonrası kan şekeri 180 mg/dl altı, ikinci saatlik kan şekeri 155 mg/dl altı ve üçüncü saatlik kan şekeri 140 mg/dl altında olmalıdır. Bu değerlerin iki tanesi fazla ise hamilelik diyabeti yani tıp dilindeki adı ile gestasyonel diyabet teşhisi konulur

    4- Şeker hastalığında kalıcı tedavi var mı?

    Tip1 şeker hastalarında vücutta insülin yetersizliği olduğu için bu hastalar insülin kullanmak zorundadır. Yaşam tarzı değişikliği ile birlikte insülin tedavisi kaçınılmazdır ve süreklidir. Tip 2 şeker hastaları iyi bir diyet , egzersiz ile hastalığı bir süre kontrol altında tutabilirler bir süre sonra ağızdan şeker ileçlerı kullanmak zorunda kalabilirler. Bazı tip 2 diyabet hastalarında ağızdan kullanılan şeker ilaçları yetersiz gelir ve insülin kullanma ihtiyacı olur. Prediyabet hastaları diyet ve egzersiz yaparsa normal metabolik duruma dönebilir, dikkat etmezler ise şeker hastalığı gelişir.

    Eğer şeker hastalığı gelip geçici bir pankreas hastalığına bağlı ise o hastalık iyileştiğinde şeker de normalleşebilir. Ya da şeker yüksekliği bazı ilaçların kullanılmasına bağlı ise ( kortizon gibi) , o ilaç kullanımı sonlandığında şeker deüzeyide normalleşir.

    5- İnsülin hangi değeri aşınca kullanılır?

    Ağızdan uygun dozda ve çeşitte kullanılan şeker ilaçları ve diyete rağmen kan şekeri değerleri hala yüksek seyrediyorsa insülin kullanmak gerekir. Karar vermekte kullanılan laboratuar değeri genellikle 3 aylık şeker ortalaması denilen hemoglobin A1C testidir. Bu testin normali %6 nın altında olmasıdır. %6-7 arasında olması iyi kontrolü gösterir, %7-8 iyi kontrol değildir, %8 üzerinde olması tedavi değişikliğini gerektirir. Ağızdan ilaç kullanma seçeneği kalmadı ise %8 üzerinde insüline geçmek gerekir.

  • Diyabet hastalarında kan şekeri seviyesi ne olmalı?

    Tip2 Diyabet hastalarında ağızdan kullanılan birkaç grup ilaç vardır. Bunların bir kısmı insülin direncini azaltıcı bazıları pankreas beta hücrelerinden insülin salgılatarak etkili olurken bir kısmı bağırsak üzerinde bazı hormonların salgısını artırarak etkili olmaktadır. Şeker emilimini azaltarak etkili olan ilaçlar da vardır. Kan şekeri ağızdan kullanılan ilaçlar ile ayarlanamayan hastalarda veya komplikasyon gelişmiş hastalarda insülin tedavisi gerekebilmektedir.

    Tip1 şeker hastaları hastalığın ilk tanısından itibaren insülin kullanmalıdır.

    Tip 2 diyabetli hastalarda kan şekeri hedefleri hastanın özelliklerine ve klinik durumuna uygun olarak bireysel bazda belirlenmelidir.

    KAN ŞEKERİ HEDEFLERİ

    1- Genel olarak diyabetli hastalarda 3 aylık şeker ortalamasını gösteren HbA1C hedefinin ≤%6.5 olarak belirlenmesi tercih edilmelidir. Yaşlı hastalarda veya şekeri sık düşenlerde daha yüksek hedefler belirlenebilir.

    2-Şeker hastalarında tedavi seçiminde hastanın günlük ihtiyaçları beslenme düzeni dikkate alınmalı tedavi bireyselleştirilmelidir.

    3-Hastada açlık kan şekeri (öğün öncesi şeker ) 70-120 mg/dl olmalıdır.

    4- Şeker hastalarında tokluk kan şekeri önemlidir. Tokluk kan şekeri, öğünün başlangıcından 2 saat sonra ölçülmelidir. Tokluk kan şekeri hedefi <140 mg/dl olmalıdır. Yaşlı hastalarda tokluk kan şekeri için daha yüksek hedefler belirlenebilir.

    5- Gece uykudan önce hastaların kan şekeri 90-130 mg/dl olmalıdır.

  • Diyabet sessizce yakalayabiliyor

    Diyabet sessizce yakalayabiliyor

    Genellikle kalıtımsal bir hastalık olarak bilinen şeker hastalığı yani diyabet hiçbir belirti vermeden de ortaya çıkabiliyor. Toplumda görülme sıklığı giderek artan diyabet hastalığından korunmak için doğru beslenme ve düzenli egzersizleri kapsayan bir yaşam şekli benimsenmesi gerekiyor.

    Tatlı sevmediğim için bende diyabet yoktur demeyin

    Diyabetik hastalarda en çok rastlanan belirtiler çok su içme, sık tuvalete gitme, çok yemek yeme veya iştahsızlık, halsizlik, çabuk yorulma ve ağız kuruluğudur. Ayrıca bulanık görme, açıklanamayan kilo kaybı, inatçı enfeksiyonlar, tekrarlayan mantar enfeksiyonları, kaşıntı gibi hastayı ve doktoru uyarması gereken yakınmalar da olabilmektedir. Ancak son yıllarda bu belirtiler görülmeden ve hiçbir yakınma olmadan sadece taramalar sırasında yakalanan vakaların sayısı da giderek artmaktadır. Bu nedenle ailesinde diyabet öyküsü bulunan, hipertansiyon, kolesterol ve trigliserid değerleri yüksek olan, sıklıkla kan şekeri düşen kişilerin yılda bir kez kan şekerine baktırmaları gerekmektedir.

    Türkiye’de 6,5 milyon diyabet hastası var

    Diyabet; yaşam boyu süren bir hastalıktır. Kontrol altına alınmadığı takdirde kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği, körlük gibi birçok hastalığa yol açabilir. Ülkemizde yaklaşık 6.5 milyon kişi diyabetle mücadele etmektedir. Bu oranın %7.5’u yeni tanı konulmuş diyabetik hastalardan oluşmaktadır. Toplumda giderek salgın haline gelen diyabetten korkmak yerine, hastalığı tanımak ve yaşam tarzını sağlıklı bir şekilde düzenlemek gerekmektedir.

    Diyabet hastası mısınız?

    Diyabet hastalığında tanı için açlık kan şekeri önemli bir kriterdir; ama yeterli değildir. Doğru tanının konulması için çok su içme, çok idrara çıkma gibi yakınmalar ile birlikte günün herhangi bir zamanında kan şekerinin 200 mg/dl ve üzerinde olması, açlık kan şekerinin (en az 8 saat açlığı takiben) 126 mg/dl üzerinde olması, 75 gr. glukoz yükleme testinde 2. saat kan şekerinin 200 mg/dl ve üzerinde çıkması ve A1c değerinin %6.5’in üzerinde olması gerekmektedir.

    Kimler risk altında?

    Obez veya kilolu bireyler özellikle risk grubundandır. (Beden kitle indeksi ≥25 kg/m2) Kadınlarda bel çevresi 88 cm, erkeklerde 102 cm üstünde ise bu durum tehlikeye işaret edebilir.

    Birinci derece yakınlarında diyabet bulunan kişiler

    İri bebek doğuran veya daha önce “Gebelik diyabeti” tanısı almış kadınlar

    Hipertansiyonu olanlar, kan yağları yüksek ve bozuk olanlar (HDL-kolesterol ≤35 mg/dl veya trigliserid ≥250 mg/dl)

    Daha önce diyabet öncesi durumlar saptanmış olanlar

    Polikistik over sendromu olan kadınlar

    İnsülin direnci ile ilgili klinik hastalığı veya bulguları bulunan kişiler

    Kalp damar hastalıkları veya serebral damar hastalığı bulunanlar

    Düşük doğum tartılı olarak doğan kişiler

    Hareketsiz ve yüksek kalorili dengesiz beslenenler ( Doymuş yağlardan zengin ve posa miktarı düşük beslenme alışkanlıkları)

    Şizofreni hastaları ve bazı ilaçları kullanan kişiler

    Solid organ (özellikle böbrek) nakli yapılmış hastalar beden kitle indeksi ≥25 kg/m2 seviyesinde ise özellikle dikkat etmelidir.

    Gebelik diyabeti taraması çok önemli

    Bebeğin yaşamsal risklerini en aza indirmek, iri bebeğin getirebileceği doğum zorluklarını azaltmak, annede ileride gelişebilecek Tip 2 diyabeti ön görebilmek amacı ile risk grubunda olsun olmasın tüm gebelerde diyabet taraması yapılmalıdır.

    Kişiye özgü bir tedavi planı belirlenmeli

    Tip 1 diyabet, kan şekerini kontrol eden hormonlardan insülin isimli hormonun yetersizliği veya etkisizliği temelinde gelişmektedir. Bu hastalarda çok su içme, çok idrara çıkma ve istemsiz hızlı kilo verme yakınmaları kısa bir sürede olmaktadır. Tip 2 diyabet adı verilen olgularda ise insülin hormonuna duyarsızlık vardır. Bu kişiler insülin yetmezliğinden önceki dönemlerde uzun bir süre insülin fazlalığı olan olgulardır. Ayrıca kan şekerinin kontrolünde etkili olan diğer hormonların düzensiz salınımları ile ortaya çıkan diyabet tabloları da bulunmaktadır. Burada doğru teşhis tedaviye olumlu etki etmektedir.

    Obez veya kilolu olan kişilerde, 40 yaşından itibaren 3 yılda bir diyabet taraması yapılması önerilmekle birlikte, risk faktörleri olan kişilerde açlık kan şekeri ile her yıl tarama yapılması gereklidir. Doğru beslenme ve egzersizi kapsayan bir yaşam değişikliği tedavinin ilk ve en öncelikli basamağıdır. Hastayı tanımak ve kişiye bağlı en uygun yöntem ne ise o tedavinin uygulanması gereklidir. Tip1 diyabet tedavisi için olmazsa olmaz ilaç insülindir. Tip 2 diyabet tedavisinde ise; tedavinin ilk basamağından itibaren düzenli ilaç kullanımı ve kilo kontrolü önemlidir. Hastalara beslenme alışkanlıklarının kalıcı olarak değiştirmesi ve bunun yaşam boyu devam edeceğinin anlatılması gereklidir.

  • Diabetes mellitus

    Diabetes mellitus

    Diabet (şeker) hastalığı nedir?

    Diabetes mellitus,insülin salgılanmasında eksiklik ya da insülin etkinliğindeki yetersizliğin neden olduğu kan şekerindeki yükselme ile ortaya çıkan kronik metabolik bir hastalıktır.

    İnsülin üretimindeki yetersizlik ya da hücrelerin insülini kullanmadaki yetersizliği kan şekerinde yükselmeye yol açar.

    Glukoz yiyeceklerdeki basit şekerdir ve vücut hücrelerinin uygun şekilde çalışması için gereken enerjiyi sağlar.Yemek sonrası yiyeceklerdeki karbonhidratların parçalanması ile ortaya çıkan glukoz ince barsak hücreleri tarafından emilir.Kana geçen glukoz gerekli vücut hücrelerine taşınır.Glukozun hücre içine girmesi ve kullanılması için insüline ihtiyaç vardır.

    İnsülin pankreastan üretilip kana salınan bir hormondur.Glukozun hücre içine girmesine yardım eder ve kan şekerini düzeyini düzenler.Yemek sonrası kan şekeri düzeyi yükselir.Artan kan şekeri düzeyine yanıt olarak pankreas kan dolaşımına daha fazla insülin salgılar.Böylece glukozun hücre içine girmesi ve yemek sonrası artan kan şekerinin düşürülmesi sağlanır.Kan şekeri normal düzeye gelince pankreastan insülin salınımı da normal düzeye döner.Açlık durumunda da insülin belirli bir oranda kana salınarak kan şekerinin dengede tutulması sağlanır.Diabetik hastalarda insülin yokluğu,vücut ihtiyacına göre göreceli olarak eksikliği ya da vücut hücreleri tarafından uygun şekilde kullanılamaması söz konusudur.Tüm bu faktörler kan şekeri düzeyinin yükselmesine neden olur.

    Kaç tip diabet vardır?

    Başlıca 2 tip diabet vardır.Tip 1ve 2

    Tip 1 Diabet insülin bağımlı ya da erken başlangıçlı diabet olarak bilinir.Bu tipte pankreas insülin üretemez ve salgılayamaz.Bu tip diabetik hastalar mutlaka insülin tedavisi kullanmak zorundadır.

    Tip 2 Diabet insülin bağımlı olmayan ya da geç başlangıçlı diabet olarak adlandırılır.Bu tipte pankreas insülin üretebilir ancak üretilen insülin vücut için yetersizdir ya da özellikle yağ ve kas hücrelerinin insüline duyarlılığında azalma mevcuttur.Tip 2 diabet genellikle 30 yaş sonrasında ortaya çıkar ve yaşla sıklığı artar.Başlıca nedenleri kötü beslenme alışkanlıkları,kilo artışı ve egzersiz eksikliğidir.

    Tip 1 ve 2 formları dışında diabet oluşabilen diğer durumlar,gebelik ,pankreasın insülin üreten hücrelerini hasara uğratan durumlar (kronik pankreatit,cerrahi,travma vb gibi),hiperglisemiye (kan şekeri yüksekliği) neden olabilen diğer hormon bozukluklarıdır.

    Diabet belirtileri nelerdir?

    Diabetin erken dönem belirtileri artmış kan şekeri düzeyi ve idrarla şeker atılımının artması sonucudur.Ağız kuruluğu,çok su içme sık idrar çıkma ile kendini gösterir.

    İnsülinin göreceli ya da mutlak yokluğu iştah artışına rağmen kilo kaybına eğilim yaratır.

    Diabetik hastalarda halsizlik yorgunluk bulantı kusma görülebilir.Safra kesesi,deri ve genital bölge infeksiyonlarına eğilim artar.

    Kan şekerinde yükselme görmede bulanıklaşmaya neden olabilir.

    Diabet tanısı nasıl konur?

    Açlık kan şekeri düzeyine bakılması tanı için ilk yoldur.En az 8 saatlik gece açlığından sonra alınan kan örneğinde normal plazma glukoz(şeker) düzeyi 100mg/dl den az olmalıdır.

    Açlık plazma glukoz düzeyinin farklı zamanlarda yapılan 2 ya da daha fazla testte 126dan yüksek olması diabet tanısı koydurur.

    Herhangi bir zamanda yapılan kan şekeri düzeyi 200 ve üzerinde ise diabet mevcuttur.

    Açlık kan şekeri düzeyi 100mg/dl üzerinde ancak 126mg/dl altında ise(100-126) bu duruma bozulmuş açlık glukozu adı verilir.Bu durum prediabet denilen diabet öncesi dönemdir ve kişinin diabet açısından risk taşıdığını ifade eder.Bu durumda glukoz tolerans testi (şeker yükleme testi) yapılmalıdır.

    Prediabet evresi nedir?

    Tip 2 diabet belirtileri gelişmeden önceki dönemdir.5-15 yıl olabilir.Bu sürede Bozulmuş Açlık Glukozu (açlık kan şekerinin 100-125 arası olması) ve Bozulmuş Glukoz Toleransı (şeker yükleme testinde 2.saat kan şekeri düzeyinin 140-199 arası olması) evreleri görülür.

    Prediabet evresinden diabet tanısına geçiş önlenebilir mi?

    Prediabet evrelerinden biri saptandığında günlük kalori ve yağ alımı azaltılmalı ve fiziksel aktivite arttırılmalıdır.Bu şekilde yaşam tarzı değişikliği ile diabet gelişimi önlenebilir.Ayrıca yaşam tarzı değişikliği diabet tedavisinin tüm basamaklarında yer alır.Yaşam tarzı değişikliği sadece kan şekeri düzeyi üzerine değil tüm risk faktörleri üzerine de olumlu etki gösterir.

    Diabetin vücuttaki etkileri nelerdir?

    Diabetin zamanla yol açabileceği durumlar körlük,böbrek yetmezliği,sinir hasarı,damar sertliği,inme,kalp damar hastalığıdır.Bunlar kronik komplikasyonlardır.

    Ayrıca diabet seyrinde kan şekerindeki anormal yükselme ve düşmelere bağlı olarak hiperglisemik ya da hipoglisemik koma gelişebilir.Bu durumlar da akut komplikasyonlardır.

    Diabet tedavisi nedir?

    Diabet kronik bir durumdur.Yani tedavi hastalığı ortadan kaldırmaz kontrol etmeyi sağlar.Diabet tedavisi kan şekeri dengesinin sağlanmasını ve komplikasyonların önlenmesini ya da geciktirilmesini amaçlar.

    Tedavi diabetin tipine ve ağırlık derecesine göre değişir.

    Tip 1 diabette tedavi mutlaka insülindir.Bu hastalarda pankreas insülin üretmediği için gerekli insülinin ilaç tedavisi olarak verilmesi yaşamın sürdürülmesi için şarttır.Yanısıra diabetik diyet ve egzersiz de önemlidir.

    Tip 2 diabette ise tedavinin ilk basamağı öncelikle kilo azaltılması diabetik diyet ve egzersizdir.Bu basamakta kan şekeri düzenlemesi sağlanamazsa ağız yoluyla alınan ilaçlar kullanılır.Ağız yoluyla alınan ilaçlar kan şekeri kontrolünde yetersiz kalırsa insülin tedavisine geçilebilir.

    Diabet belirtisi olmasa da diabet açısından risk taşıyanlar kimlerdir?

    Beden kitle indeksi 25 ve üzeri olanlar (obezite)

    Fiziksel aktivitesi az olanlar

    Birinci derece yakınlarında diabet olanlar

    Gebelik diabeti olanlar ve 4 kilo üzerinde bebek doğuranlar

    Hipertansiyonu olanlar

    HDL(iyi)kolesterol düzeri 35 ‘in altında ya da trigliserid düzeyi 250 üzerinde olanlar

    Bu kriterlerden bir ya da birkaçına sahip kişilerde diabet taraması yapılmalıdır.

    Bu kriterler yoksa tarama testleri 45 yaşında başlamalı ve sonuçlar normalse 3 yılda bir tekrarlanmalıdır.

    7 soruda diabet riskiniz test edebilirsiniz:

    1.Kaç yaşındasınız?

    40 yaşından küçük (0 puan)

    40 – 49 arası (1 puan)

    50 – 59 arası (2 puan)

    60 yaş üstü (3 puan)

    2.Cinsiyetiniz

    Erkek (1puan)

    Kadın (0 puan)

    3.Kadınsanız, gebelik diabeti teşhisi konuldu mu?

    Evet (1 puan)

    Hayır (0 puan)

    4.Diabeti olan anne, baba ya da kardeşiniz var mı?

    Evet (1 puan)

    Hayır (0 puan)

    5.Yüksek tansiyon teşhisi konuldu mu?

    Evet (1 puan)

    Hayır (0 puan)

    6.Fiziksel olarak aktif misiniz?

    Evet (0 puan)

    Hayır (1 puan)

    7.Beden kitle indeksiniz kaç ?

    (Beden kitle indeksi:Vücut ağırlığının (kg) boy uzunluğunun metre cinsinden karesine bölünmesi) (örnek:Kilo:50 Boy:1.5m BKİ: 50/(1,5X1,5) =22,22)

    24.9 (0 puan)

    25-29.9 (1 puan)

    30-39.9 (2 puan)

    40ve üzeri (3 puan)

    Sonuç: 5 veya üzeri ise diabet için risk yüksektir.