Etiket: Kan

  • Düşük

    Düşük

    WHO (Dünya Sağlık Örgütü)’ ya göre 20 haftadan küçük 500 gr’ın altındaki bebeğin rahim dışına atılması ABORTUS yanidüşükolarak tanımlanır.Düşükler; SPONTAN (kendiliğinden) yada PROVAKE (bir faktörün gerçekleşmesini sağladığı) ABORTUSLAR yani DÜŞÜKLER olarak incelenir.

    WHO (Dünya Sağlık Örgütü) ya göre 20 haftadan küçük 500 gr ‘ın altındaki bebeğin rahim dışına atılması ABORTUS yanidüşükolarak tanımlanır.

    Düşükler; SPONTAN (kendiliğinden) yada PROVAKE (bir faktörün gerçekleşmesini sağladığı) ABORTUSLAR yani DÜŞÜKLER olarak incelenir.

    SPONTAN ABORTUSLAR:

    1-SPORADİK ABORTUSLAR:Altta yatan kronik bir patolojik olmadığı durumdur. Kendiliğinden gerçekleşen düşüklerin çok büyük bir kısmını oluşturur.(%97-99).

    Toplumda klinik olarak saptanabilen düşük oranı % 10-15 dir. Yaş ilerledikçe bu oran % 20 ‘lere çıkar. Ülkemizde yaklaşık yılda bir milyondan fazla kendiliğinden düşük olmaktadır. Yine 2-3 haftalık erken dönem düşükleri genellikle gecikmiş tarzdaadet düzensizliğiolarak yorumlandığı için aslında düşüklerin oranı tam olarak belirlenememektedir.

    Düşüklerin çoğu bebek öldükten 1-3 hafta sonra gerçekleşir. Ölü bebek vegebelikmateryalini bir yabancı cisim olarak algılayan rahim kramplar ve kasılmalar gerçekleştirip, rahim ağzını açarak dışarıya atar. Bu sırada şiddetli kanama ve kasık ağrısı meydana gelir.

    SPONTAN ABORTUS NEDENLERİ

    A-Bebeğe ait nedenler:İlk 6-8 haftadaki kendiliğinden düşüklerin %50-80 ‘inde bebeğe ait bir genetik veya organ-şekil bozukluğu söz konusudur.8-12 haftada bu oran %25 ‘lere iner. Bebeklerde organ şekil bozukluklarına neden olan etkenler annenin geçirdiğiviral hastalıklarveya kullandığı zararlı ilaçlar olabilir.

    Canlı doğan 200 bebekten 1 tanesinde kromozomal anomali mevcuttur. Anne karnındaki bebeklerde bu oran çok daha yüksektir. Ancak problemli bebeklerin % 90 ‘ı düşer.

    İlk trimestr düşüklerinin en çok rastlanan kromozomal bozukluğu trizomidir.

    B- Anneye ait nedenler:Annenin böbrek hastalıkları ve yüksek tansiyonu da bebekte kanlanma(beslenme ve oksijenlenme kan yoluyla sağlanır) bozukluğuna yol açar. Göbek kordonununda meydana gelen düğümler de bazen anne karnında ani bebek ölümlerine neden olurlar. Annenin kalp ve akciğer sorunları da yine bebek kayıplarına sebep olabilir. Kan uyuşmazlığı bebekte anemi ve kalp yetmezliği yaratarak bebeğin gebeliğin ikinci üç aylık döneminde ölmesine neden olabilir.

    Annedeki Akut Sistemik Enfeksiyonlar kendiliğinden düşüklere neden olabilirler ki bunlar ; TORCHES (Toxoplazma, Rubella, Cytomegalovirus, Herpes , Sifiliz ) grubu enfeksiyonlar, Listeria, Vibrio, Salmonella, vaksinia gibi enfeksiyonlar gebelik kayıplarına neden olabilir.

    Anestezik gazlar, alkol ve sigara, radyasyon, kolşisin, kanser ilaçlarıdüşük nedeniolabilir.

    Abortusların Klinik Sınıflanması:

    1-ABORTUS İMMİNENS =DÜŞÜK TEHLİKESİyadaDÜŞÜK TEHTİDİ: Gebeliğin ilk yarısında meydana gelen hafif rahim krampları ve beraberinde olanvaginal kanamadır.Gebelerin %20-25 ‘inde görülür. Tedavide Yatak İstirahati, Cinsel ilişki yasağı ve Progesteronlar önerilir.

    2-ABORTUS İNSİPİENS:Kaçınılmaz düşük anlamına gelir. Düşük mutlaka gerçekleşir. Saptandığında hastanın hayatını tehtid edebilecek kan kaybı ve enfeksiyon riski açısından gebelik küretaj işlemiyle sonlandırılmalıdır.

    3-ABORTUS İNKOMPLETUS:Tam olmayan düşüktür.Gebeliğin bir kısmı düşer, bir kısmı rahimdedir.Küretaj ilegebeliksonlandırılmalıdır.

    4-ABORTUS KOMPLETUS:Tam düşük demektir.Tüm gebelik materyali rahim dışına atılmıştır. Yine de rahim içi herhangi bir parça kalma ihtimaline karşı küretaj işlemi ile kontrol edilmeli ve USG ile kavitenin temizlendiği teyid edilmelidir.

    5-MİSSED ABORTUS:Anne karnında fetusun öldüğü ancak düşük belirtilerinin görülmediği durumdur.

    ​​​​​​​​​​​​​​​​​​

  • Sonbaharda dökülen saçlar, prp ile tekrar canlanıyor

    Sonbahar mevsiminin gelmesiyle saç tellerinde hızlı kayıplar, ani ve yoğun dökülmeler görülebilmektedir. Çok can sıkıcı olabilen bu durum, dış dünyaya cevap veren biyolojik iç ritmimizin yol açtığı bir sorundur. Genetik dökülmede olduğu gibi mevsimsel saç dökülmesinin tedavisi için de PRP uygulaması en popüler yöntem haline gelmiştir. PRP yani platelet rich plasma tedavisinde; pıhtılaşma (platelet) hücreleri yönünden zenginleştirilmiş kendi kanınız enjeksiyon yoluyla saç derisine tekrar verilir.

    Kanda dolaşan her pıhtılaşma hücresi, yara iyileşmesinde rol alan pek çok molekülün ve büyüme faktörlerinin kaynağıdır. PRP ile saç tedavisinde de bu faktörlerden yararlanılır.

    Bu uygulamada saç dökülmesi olan kişiden, özel hazırlanmış PRP tüpüne yaklaşık 10 ml kan alınır. Bu tüpün santrifüj aletinde hızla dönmesi sağlanarak kandaki platelet hücreleri kanın diğer elemanlarından ayrıştırılır. Böylece normal dolaşımdaki kanımızda mililitrede 200-400 bin olan platelet hücresi, yoğunlaştırılmış plasmada 1-1.5 milyon platelet olarak bulunur. Hazırlanan sıvı şekildeki PRP, saçlı deriye çok ince özel iğne uçlarıyla noktasal enjeksiyonlar şeklinde verilir.

    Dokuya verilen PRP ile hücrelerden açığa çıkan büyüme faktörleri sayesinde, doku iyileşmesi başlar, kılcal damar oluşumu tetiklenir, gençleşme süreci başlamış olur. Saç köklerinin beslenmesi düzelir. PRP, zayıf kıl köklerini uyararak incelmiş, belirsizleşmiş saçların güçlenmesini, tüm saçların kalınlaşmasını, parlak ve canlı görünmesini sağlar. PRP saç kökleri üzerinde gayet etkilidir. Hemen her hastada ilk 10 günde dökülme belirgin derecede azalır, mevcut saç telleri kalınlaşır, birinci ayda yeni saç çıkışı gözle görülür hale gelir. Saç derisinde boş görünen alanlar dolmaya başlar. Kem kadın hem erkek hastalarda iyi sonuçlar alınmaktadır. Saç ekimi sonrasında da destek tedavi olarak uygulanmaktadır.

    İşlem 20 dakika sürmektedir. PRP, ayda bir olmak üzere 3-4 defa uygulanır. Saça uygulanan PRP sonrası iğne izleri, kanama ya da kabuklanma görülmez. Tüm hastalar işlemden hemen sonra sosyal yaşamlarına sorunsuz dönebilirler. Ağrı, kaşıntı olmaz. PRP uygulamasında, kişiye işlemde uygulanan kan, kendi kanıdır. Bu nedenle yan etki, alerji riski ya da hepatit gibi bulaşıcı bir hastalığın nakledilme riski yoktur.

    Estetik tıp uygulamalarının çok önemli bir parçası olan PRP, hemen her zaman tatmin edici sonuçlar vermektedir. Yakalanan iyi durum ortalama 1-2 yıl sürer. Aslında PRP’nin iyileştirici etkisi bu sürenin sonunda da tamamen kaybolmaz. Kişinin uygun saç bakımı ile desteklenirse yıllarca etki sürer. Ancak ideal olan, yılda en azından bir seans idame PRP ile etkinin kalıcılığını desteklemektir.

  • Prp tedavisi!!

    Anti-ageing amaçlı PRP tedavisi

    PRP deri yenileme tedavisi, hastanın kendi kanındaki trombosit denen elemanların deriyi yenilemek amacıyla kullanılması işlemidir.Doğuştan gelen yara iyileştirme yeteneğine dayanılarak geliştirilmiş bir yöntemdir. Kandan toplanan elemanların deriye enjeksiyonu ile işlem uygulanır. Allerji veenfeksiyon riski yoktur. Bu yöntem, travma ve yanıklarda ortopedi ve plastik cerrahide, implant tedavisinde ise diş hekimliğinde kullanılmaktadır.

    Kozmetik tıpta kullanım alanları

    Yüz ve boyun kırışıklıkları

    Sivilce izleri

    Sarkmalar

    Saç dökülmesi

    PRP deri yenileme tedavisinin etki mekanizması

    PRP tedavisinde kandaki trombositler kullanılır. Bunların görevi, kanamayı durdurmak, hasar gören kan damarlarını ve hücreleri tamir etmektir. Bu trombositler çeşitli büyüme faktörlerini içerirler. Bu büyüme faktörleri, vücut hücrelerini uyarır ve yenilerler.Bunlar trombositlerden salgılandıkları zaman kollajen yapımını uyarırlar ve yeni kılcal damarlar geliştirerek derinin yenilenmesini sağlarlar.

    PRP ile deri yenilenmesi

    Trombosit içeriğinin enjeksiyonu ( PRP ):

    Yaşlanan deride kollajen daha azdır, elastikiyeti azalmıştır. Hiyaluronik asit miktarı da azaldığından nem tutma kapasitesi de azalmıştır.

    Trombositlerden büyüme faktörlerinin salınımı:

    Hücre gelişimi ve kollajen oluşumu başlamıştır.

    Deri dokusunun yenilenmesi:

    Kollajen oluşmuş, derinin elastikiyeti artmıştır. Nem tutma kapasitesi artmıştır.

    Tedavi işlemi

    Kan alınır.

    Santrüfüj edilerek trombositten zengin serum elde edilir.

    Trombositten zengin serum deriye enjekte edilir.

    Kan alımı ve enjeksiyon yapımı arasındaki süre yaklaşık 30-40 dakikadır. Enjeksiyon sonucu, trombositlerden çeşitli büyüme faktörleri salgılanır. Kollajen ve hiyaluronik asit üretimiyle birlikte yara iyileşmesi başlar. Kırışıklık ve sivilce gibi belirtilerin düzeltilmesi yoluna gidilir.

    Bu tedavi sonucunda, uygulanan bölgede doğal bir değişim olur. İyi etkiler, yaklaşık 2 ay içinde yavaşça ortaya çıkar.

  • Cybh ve gebelik

    Gebe kadınlarda, gebe olmayan kadınlarda görülen cinsel yolla bulaşan hastalıkların aynısı olabilir. Gebelik, kadını veya bebeğini bu hastalıklardan korumaz. Gebelik döneminde bu hastalıklardan biri bulaşmışsa hem anne hem de bebek için çok ciddi, hatta hayatı tehdit edici bir durum ortaya çıkabilir. Kadınların cinsel yolla bulaşan hastalıkların zararlı etkilerine karşı uyanık olmaları, kendilerini ve bebeklerini nasıl koruyacaklarını bilmeleri gerekir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların gebe kadına ve bebeğe etkisi

    Kadın, gebe veya değil benzer etkilerle karşı karşıya kalır. Rahim ağzı kanseri veya diğer kanserlere neden olur. Kronik hepatit,PID ( kasık içi iltihabı ), kısırlık gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bu hastalıklar birçok kadında da sessiz seyredebilir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, gebe kadından bebeğine doğum öncesi, sırası veya sonrasında bulaşabilir. Bazıları (frengi gibi) plasentayı geçer ve rahim içindeki bebeği enfekte eder. Diğerleri (gonore, klamidya, hepatit-B, genital herpes ) anneden bebeğe doğum sırasında doğum kanalından bulaşır. HIV gebelik sırasında plasentayı geçerek bebeğe bulaşır. Diğerlerinden farklı olarak emzirirken de bulaşır.

    Cinsel yolla bulaşan hastalığı olan gebelerin rahim içinde bebeği sarmalayan zarında yırtılma olur. Doğum sonrası, rahim içi enfeksiyonu oluşur.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıkların en kötü etkileri: ölü bebek doğumu, düşük ağırlıklı bebek, konjoktivitis (göz enfeksiyonu ), pnomoni ( zatürre ), neonatal sepsis ( kan enfeksiyonu ), nörolojik bozukluklar, körlük, sağırlık, akut hepatit, menenjit, kronik karaciğer hastalığı, siroz.

    Bunların çoğu, anneye uygulanan erken prenatal bakımla engellenir. Bunlar, erken gebelik döneminde cinsel yönden bulaşan hastalıklar yönünden laboratuvar testlerinin yapılması ve gerekirse doğuma yakın bu testlerin tekrarı şeklindedir.Enfeksiyonlar doğum sırasında saptanmışsa hasta tedaviye alınır.

    Testler

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, her tür yaş, ırk, etnik köken, din, kültür ve sosyo-ekonomik düzeyden kadınları etkiler. Gebeler, ilk hekm ziyaretlerinde aşağıdaki cinsel yolla bulaşan hastalıklar yönünden incelenmelidir :

    Klamidya

    Gonore

    Hepatit B

    HIV

    Frengi

    Ek olarak, bazı uzmanlar, daha önce prematüre doğum yapmış kadınların bakteriyel vajinozis yönünden araştırılıp gerekirse tedavilerinin yapılmasını önerirler.

    Gebeler, cinsel yolla bulaşan hastalıklarla ilgili testleri hekimlerine sormalıdırlar. Çünkü, bazı hekimlerce bu testler rutin olarak istenmemektedir. Şimdi daha yeni ve etkin testler yapılmaktadır. Kadına geçmişte test yapılmış bile olsa gebeliğinde bunlar tekrarlanmalıdır.

    Gebelik sırasında tedavi

    Klamidya, gonore, frengi,trikomonas ve bakteriyel vajinozis gebelik sırasında antibiyotiklerle tedavi edilip iyileştirilirler.

    Viral olanlar (genital herpes ve HIV ) tedavi edilemezler. Ama antiviral ilaçlar herpeste uygun olup HIV ‘ da mutlaka gerekir.

    Doğum sırasında genital herpes aktif ise bebeği enfeksiyondan korumak için sezeryan doğum tercih edilmelidir.

    Sezeryan bazı HIV + kadınlarda da tercih edilebilir. Hepatit B (-) kadınlarda gebelik döneminde hepatit B aşısı yapılabilir.

    Korunma

    Korunmada en kesin yol cinsel temastan kaçınmaktır. Uzun süren, enfekte olmadığı testlerle de kanıtlanmış bir partner de korunmada etkindir.

    Kondom, cinsel ilişki boyunca sürekli ve doğru kullanıldığında HIV bulaşma riskini azaltır. Ayrıca, gonore, klamidya ve trikomonas,genital herpes, frengi, HPV bulaşma riski de azalır. HPV ‘ ye bağlı hastalıkların da( siğil, rahim ağzı kanseri gibi ) oluşma şansı azalır.

  • Gebelik Zehirlenmesi; HELP Sendromu

    Gebelik Zehirlenmesi; HELP Sendromu

    Gebelik Zehirlenmesi; HELP Sendromu

    HELP sendromu hamilelikte gebeyi etkileyen bir rahatsızlık. HELP sendromu preeklampsinin bir çeşidi olarak düşünülse de preeklampsiyi de kapsar. HELP sendromu ile ilgili hala çok fazla bilinmeyen var. Gebelikte görülme oranı % 0,2-0,6 arası.

    HELP Sendromu

    HELP ismi

    H: hemoliz (hemolysis)

    E: karaciğer enzimlerinin yükselmesi (elevated liver enzymes)

    LP: platelet azalması (low platelet)

    Çoğunlukla HELP sendromu preeklampsi ile birlikte olmasına rağmen preeklampsi tanısı konulmadan da HELP bulguları ortaya çıkabilir. Preeklampsi tanısı konulan kadınlarda HELP sendromu görülme hızı %4-12. HELP sendromu hepatit, safra kesesi hastalıkları, idiopatik trombositik purpura (ITP) ile karışabilir.

    HELP Sendromu Bulguları

    En sık görülen bulgular:

    • Baş ağrısı
    • Gittikçe kötüleşen bulantı ve kusma
    • Karında sağ üst kadran ağrısı
    • Yorgunluk ve bitkinlik

    Bazı bulgular normal gebelikte de olan bulgular olabilir. Bu bulgular:

    • Görme bozuklukları
    • Yüksek tansiyon
    • İdrarda protein (proteinüri)
    • Ödem (şişlik)
    • Şiddetli baş ağrısı
    • Kanama

    HELP Sendromu Tanısı

    HELP bulguları diğer hastalıkların bulguları ve komplikasyonları ile karıştığı için kan testleri ile karaciğer fonksiyon testlerinin yapılması gerekir. Gebeliğin son 3 ayında ve doğumdan sonraki ilk 48 saat içinde olmasına rağmen 3. trimesterden önce ve doğumdan sonra 7. güne kadar nadiren görülür.

    Kan basıncı ölçümü ve idrarda proteinüri bakılır. HELP Sendromunda:

    • Kırmızı Kan Hücrelerinde Hemoliz
    1. Periferik yaymada anormallik
    2. Laktat Dehidrogenaz > 600 u/l
    3. Bilüribin > 1.2 mg/dl
    • Karaciğer Enzimlerinde Yükselme
    1. Serum aspartat aminotransferaz > 70 u/l
    2. LDH > 600 u/l
    • Trombosit sayısında azalma

    HELP Sendromu Nedeni

    HELP sendromunun nedeni hala kesin olarak bilinmiyor. Preeklampsi ve gebeliğe bağlı hipertansiyon olan hamilelerde daha fazla olmasına rağmen preeklampsi bulgusu olmadan da HELP sendromu olmakta. HELP sendromu olma riskini arttıran sebepler:

    • Daha önceki gebeliklerinde HELP sendromu olma (her yeni gebelikte risk %20-25 artar)
    • Preeklampsi veya gebeliğe bağlı hipertansiyon
    • 25 yaş üstü hamileler
    • Multipar (2 ve daha fazla doğum yapmış kadın)

    HELP Sendromu Risk ve Komplikasyonları

    Eğer HELP sendromu tanısı konup tedavi edilmezse hem anne hem de bebek için çok ciddi sorunlar oluştur. En ciddi komplikasyonlar:

    • Plasenta abruptia
    • Pulmoner ödem (akciğerlerin sıvı toplaması)
    • DIC ( kanama faktörlerindeki sorunlar nedeniyle çok ciddi iç kanama)
    • ARDS (akciğer yetmezliği)
    • Karaciğerde hematom rüptürü
    • Akut böbrek yetmezliği
    • Kan transfüzyonu
    • İnfant ARDS
    • İntra uterin gelişme geriliği

    HELP sendromunda anne ölüm oranı %1.1. Bebekte ölüm ve morbidite oranı %10-60arası.

    HELP Sendromu Önlenmesi

    Sebebi bilinmediği için önlemek içinde kesin bir yöntem yok. Erken teşhis ve tedavi HELP sendromunun ciddi problemlerinden korunmanın en iyi yolu erken teşhis ve tedavi.

    HELP Sendromu Tedavisi

    Doğum HELP sendromunun en iyi ve kesin tedavisi. Doğumdan 2-3 gün sonra bir çok bulgu ve semptom kaybolur. Gebelik haftası 34 ve üzeri ve durum gittikçe daha kötüye gidiyorsa hemen doğum yaptırılır. Eğer 34 haftadan küçükse:

    • Hastaneye yatış yapılarak yatak istirahatı sağlanır
    • Akciğer gelişimi için kortikosteroid iğnesi yapılır
    • Kasılmaları önlemek için MgSO4 (magnezyum sülfat) tedavisi başlanır
    • Eğer tombosit düşerse transfüzyon yapılır
    • Hipertansiyon varsa antihipertansif kullanılır
    • Fetal gelişim izlenerek en kısa sürede doğum yaptırılır.

    34 haftadan önce doğum planlanırsa sezaryen yapılır. 34 hafta ve daha sonrasında eğer serviks (rahim ağzı) uygunsa vajinal doğum yaptırılabilir.

  • Gebelikte Hipertansiyon

    Gebelikte Hipertansiyon

    Gebelikte Hipertansiyon

    Gestasyonel hipertansiyon gebelikte ortaya çıkan hipertansiyon olup gebeliğe bağlı hipertansiyon (PIH) olarak da bilinir. Gestasyonel hipertansiyon preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) gibi çok ciddi sorunlara yol açabilir. Hipertansiyon gebelikte % 6-8 oranında görülür.

    Gebelikte Hipertansiyon Tipleri

    Hipertansiyon Gebelikte 3 şekilde ortaya çıkar:

    • Kronik Hipertansiyon:Gebelik öncesi, gebeliğin ilk 20 haftası ve doğumdan sonra 140/90 üzeri tansiyon olması.
    • Gestasyonel Hipertansiyon:Gebeliğin 20. haftasından sonra hipertansiyon gelişip doğumdan sonra kaybolması
    • Preeklampsi:Gebeliğin 20. haftasından sonra kronik veya gestasyonel hipertansiyon ile birlikte görülebilir. Eğer tedavi edilmezse idrarda proteinüri, hipertansiyon ve ödem ile birlikte hem anne hem de bebekte hayati tehlike oluşturabilecek kadar ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.

    Gebelikte Hipertansiyon Riski

    • İlk gebelik
    • Anne ve kardeşi PIH olan
    • 20 yaşından genç ve 40 yaşından sonraki gebelik
    • Gebelik öncesi hipertansiyonu ve böbrek hastalığı olan gebeler

    Gestasyonel Hipertansiyonun Bebeğe Etkisi

    Hipertansiyon plasentadan bebeğe yeteri kadar kan akımının geçmesine engel olur. Kan akımı yeteri kadar olmazsa bebeğe daha az oksijen ve besin geçeceği için bebeğin gelişimi yavaşlar.

    Eğer hipertansiyon tedavisi uygun şekilde yapılırsa zamanında sağlıklı bebek olma ihtimali yüksek. Eğer tansiyon kontrol altına alınamazsa gebelik zehirlenmesi yanipreeklampsi ve eklampsigelişebilir.

    Gestasyonel Hipertansiyon Tanısı

    Her muaynede kan basıncı (tansiyon) mutlaka ölçülmeli. Eğer hipertansiyon varsa idrar ve kan testlerinin de yapılması gerekir.

    Hipertansiyon olan gebede böbrek ve kanam profili testleri kontrol edilir. Dopler ültrason ile plasenta ve kordondan bebeğe geçen kan miktarı ölçümü yapılır.

    Gestasyonel Hipertansiyon Tedavisi

    Tedavi gebelik haftasına göre değişir. Eğer hamilelik son dönemlerinde ise bebek mümkün olduğu kadar erken doğurtulur.

    Eğer hafif hipertansiyon varsa ve gebelik haftası henüz doğum için erkense:

    • Sol yana yatmaya özen gösterilmeli
    • Daha sık takibe gidilmeli
    • Tuz kısıtlanmalı
    • Sıvı alımı arttırılmalı

    Eğer tansiyon şiddetli olursa tansiyon ilacı kullanılmalı ve mümkün olan en erken sürede doğum yaptırılmalı.

    Gestasyonel Hipertansiyondan Korunma

    Kesin olan bir korunma yöntemi yok. Doktor kontrolü altında dikkat edilmesi gereken şeyleri yaparak korunmaya çalışılmalı:

    • Tuz kısıtlaması
    • Günlük en az 8 bardak su tüketmek
    • Protein alımını arttırılıp abur cubur tüketimi azaltılmalı
    • Yeteri kadar istirahat
    • Düzenli egzersiz
    • Gün içinde mümkün olduğu kadar ayakları yukarıda tutma
    • Alkol kullanılmamalı
    • Kafeinden uzak durulmalı
    • Gerekli durumlarda doktorun söylediği dozlarda ilç kullanılmalı
  • Gebelikteki En Sık Sorunlar

    Gebelikteki En Sık Sorunlar

    Gebelikteki En Sık Sorunlar

    Gebelikte sorun oluşturabilecek birçok komplikasyon var. Bazıları daha sık görülür. En sık görülen komplikasyonlar:

    Dış Gebelik

    Klamidya, pelvik inflamatuar hastalık ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi enfeksiyon nedeniyle dış gebelik riski artar. Endometriozisi olan kadınlarda da risk artar.

    Dış gebelik ciddi kanama, şiddetli kasık ağrısı ve ihmal edilirse ölümle sonuçlanabilir

    Acil cerrahi veya uygunsa ilaçla tedavi edilmesi gerekir.

    Kan Uyuşmazlığı

    Rh faktör alyuvarların (kırmızı kan hücresi) etrafında bulunan bir proteindir. Bu protein yokluğunda Rh (-) olunur.

    Eğer anne Rh (-) ve bebek Rh (+) ise ve bebeğin kanı anneye geçerse annede Rh (+) faktöre karşı antikorlar oluşur.Bu olay hamileliğin erken döneminde olursa bu bebeğin, doğumda olursa bir sonraki bebeğin kan hücrelerinde yıkım başlar.

    28. haftada bu bebeği ve bebek kan grubu doğum sonrası bakıldığında (-) ise daha sonraki bebeği korumak için RhoGAM yapılmalı.

    Grup B Streptekok Enfeksiyonu

    Yeni doğandaki en önemli enfeksiyon.

    Gebelik sırasında kültürde üretilebilir.

    Doğum sonrası tedavi edilebilir.

    Erken Doğum

    37. haftadan önce olan doğumlar.

    Doğum belirtileri erken başlar

    Tedavi edilmeye gayret gösterilmeli. Eğer herhangi bir sorun yoksa doğum ne kadar miada yakın olursa bebek için o kadar iyi olur.

    Gebelikte Şeker Hastalığı (Gestasyonel Diyabet)

    Gestasyonel diyabet insülin üretiminin yetersiz kalmasıyla ortaya çıkar

    Genellikle 2. trimesterde başlar

    Diyetle tedavi edilemezse ilaç kullanılmaz. İnsülin (iğne) ile tedavi edilir.

    Düşük Doğum Ağırlığı

    Yetersiz beslenme, sigara , alkol ve kanun dışı ilaç kullanımında olur.

    Cinsel yolla bulaşan hastalık veya bulaşıcı hastalıklarda görülebilir

    Prematür doğu olursa 3-4 ay bebeğin hastanede kalması gerekebilir.

    Düşük doğum ağırlıklı bebeklerde solunum yolu enfeksiyonu, körlük, öğrenme problemi, serebral palsi ve kalp rahatsızlığı daha sık görülür.

  • KÜRTAJ İŞLEMLERİ

    KÜRTAJ İŞLEMLERİ

    Kürtaj Nedir?

    Kürtajkelimesi kökenini “küretaj”kelimesinden alır. “Küretaj” latince kökenli bir kelimedir. Türkçemize Fransızca “curetage” kalıbından geçmiştir.Kürtajkelimesinin ingilizcesi “abortion” kelimesidir.

    Kürtaj;istenmeyen gebeliğinrahim içindeki ceninin ya da fetüsün tıbbi müdahale ile tahliye edilmesiyle sonlandırılması anlamına gelir. Düşük sonrası rahim içindeki kalıntıların temizlenmesi, düzensiz regl kanamaları durumunda rahim duvarından biyopsi alınması işlemleri dekürtajbaşlığındadır. Aşırı ya da düzensiz regl kanamalarında yapılanküretajişlemi,bir yandan tanı niteliği taşırken bir yandan da tedavi etkisine sahiptir. Çünkü yapılan işlem sonrası kalıntıların temizlenmesi sebebiyle adet işlevinde düzelme görülür.

    Kürtaj Öncesi Yapılması Gerekenler

    * Kürtaj Öncesi Yapılması Gerekenler (Kadın Doğum Uzmanı Doktor Tarafından)

    Kürtajöncesi tam jinekolojik muayene ve transvajinal ultrasonografi yapılmalıdır. Bu muayenelerde rahimin yapısı incelenir, kürtaja engel ya da zorluk teşkil edebilecek anomalilerin tespit edilir, kist, myom gibi anormal durumlar varsa belirlenir ve genel değerlendirme yapılır. Kan uyuşmazlığı – Rh Uyuşmazlığı vakalarında;kürtaj işleminden72 saat sonrası için “Anti-D” kan uyuşmazlık iğnesi planlanır. Bu sebeple kan uyuşmazlığı durumları için çiftlerin her ikisinin dekan grubu bilinmelidir. Kan uyuşmazlığı iğnesinin yapılması; olası sonraki hamileliklerin sağlıklı olması için alınan bir önlemdir.

    Bu tetkik ve değerlendirmelerin yanı sıra hastanın kararlığının doğru algılanması ve sağlıklılığı bağlamında genel psikolojik durumunun tespiti de önemlidir. Hastanın psikolojik durumunda birinstabilite (dengesizlik) ya da dikkat çeken başka bir durum gözlenirse,kadın doğum uzmanı doktorununmutlaka bir psikiyatri uzmanından konsültasyon istemesi ve işlemi bekletmesi gerekir.

    Ben kendi hastalarımda, özellikle isteğe bağlıyasal kürtajolacak olan hastalarıma,son defa düşünmelerinive net kararı olup olmadığını soruyor ve olabildiğincedoğum şansı varsa, kürtajdan vazgeçip doğurmaları konusundason bir defa düşünmelerini söylüyorum. Sonuçta hiçbirimiz birey olarak yaşam şansı olabilecek bir bebeği sonlandırmak istemeyiz. Net kararı olanlara da saygı duyup, işlemle ilgili her türlü ayrıntıyı anlatıp o şekildekürtaj işleminealıyoruz.

    Ve özelliklekürtaj işlemiisteyen herkesten ricam; 5 haftayı geçirmeden,oyalanmadan, büyümeden kalp atışı oluşmadan, henüz embriyo kesenin içinde oluşmadan yaptırmalarını öneriyorum. (bu döllenmenin olduğu geceden itibaren 3 haftalık demek, diğer bir deyişle adet kanamanızın henüz 1 hafta 10 günlük gecikmesi demektir)

    * Kürtaj Öncesi Yapılması Gerekenler (Hasta Tarafından)

    Kürtajişlemigenel anestezi ile (hasta uyutularak) yapılabilmektedir. Bu genel anestezi ameliyatlarda uygulanan uzun ve ağır bir anestezi değildir, çok hafif sedasyon dediğimiz uyku halidir. Ameliyatlardaki genel anesteziden farklıdır, düşük doz anestezi ugulanır. Hastalar işlemden 5 dakika sonra uyanıp kendine gelmektedirler.

    İşlem için hastanınkürtaj ameliyatından4-5 saat öncesine kadar aç ve susuz kalması gerekmektedir.4-5 saat boyunca aç ve susuz kalma gerekliliği,kürtaj ameliyatınaözel bir durum olmayıp,genel anestezisebebiyledir. Bu genel anestezi, diğer ameliyatlarda uygulanan uzun ve ağır bir anestezi gibi değildir.Sedasyon anestezidediğimiz çok hafif bir uyku halidir. Ameliyatlardaki genel anesteziden farklıdır, çok düşük dozda ilaç verilmektedir ve hasta,kürtaj operasyonundan5 dakika sonra gözlerini açıp, kendilerine gelmektedirler. Son olarak; Lithotomi pozisyonunda (iki bacak yana ve hafif yukarı doğru açık) jinekolojik masaya oturulmadan önce mesanenin boşaltılması,yani idrara çıkılması gerekir.

    Kürtaj Nasıl Yapılır?

    Gebelik süresince bir kadın doğum uzmanınca yapılan takip esnasında; cenin ya da fetüsün kalp ritminin olmadığının kesin tespiti ya da sakatlık, çeşitli sendromlar / hastalıklar vb. gözlenmesi durumunda yapılan kürtaja,tedavi amaçlı kürtaj(terapötik) adı verilmektedir. İşlem öncesinde gebenin genel sağlık durumuyla ilgili tetkikler yapılır, ultrason sistemleri ile ceninin uterus, yani rahim dışındaki yerleşim durumu izlenir. Gebeninsağlık durumundaküretajişlemineengel teşkil edecek bir husus olup olmadığı tespit edilir. İşlemin genel anestezi ile yapılması kararı alınması durumunda ise; mutlaka bir anestezi uzmanı ya da teknikerinin bulunması gerekir. Genellikle ilk gebeliklerde ya da önceki doğumlardasezeryan doğumyapılmış ise, genel anestezi (uyutarak kürtaj) tercih edilir. Anestezi desedasyonyöntemi kullanılır. Hekiminizin direktiflerini dinleyiniz.

    Öncelikle uterusun ağzı enfeksiyona karşı önlem amaçlı özel dezenfektan sıvılarla temizlenir. Sonrasında uterusun yani rahmin ağzıspekulumadı verilen bir alet vasıtasıyla sabitlenir. Buji adı verilen aletler aracılığıylarahim ağzıgenişletilir.Sonrasında rahmin temizlenmesi, ceninin tahliyesi işlemi gerçekleşir. Bu safhada kullanılabilecek farklı yöntemler vardır.Biz kliniğimizde kürtaj tekniği olarak, aşağıda belirttiğimizvakumla karmen kanülü ile aspirasyontekniği, yani son sistem tekniği kullanmaktayız.

    Karman Kanülü İle Aspirasyon (Vakumla Kürtaj) Nedir?

    Karmen ya da karmen kanülü adı verilen, çeşitli kalınlıkta plastik kanüllerin rahim içine yerleştirilmesi ve sonrasında ters basınç ile aspirasyon yapılması ile rahim içi boşaltılır.Karmen kanüllerinin farklı gebelik boyutlarına ve şekillerine özelleşmiş çeşitli formları vardır. Kullanılan kanüller, steril ve tek kullanımlıktır (disposable). Kliniğimizde bu yöntemevakumla kürtajveyavakumla aspirasyonadı da verilmektedir.Çocuk aldırmadaen sık kullanılan yöntemlerdendir.

    Kürtaj Ne Kadar Sürer?

    Kürtajöncesi jinekolojik muayene (transvajinal ultrason ve tahliller) ve anestezi kaynaklı uyanma süreleri dışındakürtaj ameliyatıortalamada 5-15 dakika arası sürebilmektedir.

    Kürtaj Sonrası

    Kürtaj ameliyatındansonra; hasta 10-20 dakika arası dinlendirilir. İşlem genel anestezi ile yapılmış ise; normal genel anestezi uygulamasından kaynaklı toparlanma süresi kürtajda da geçerli olacaktır.Kürtaj sonrası; anesteziye bağlı olarak mide bulantısı,halsizlik, bilinçsel eksiklik, sersemlik gibi durumların görülmesi normaldir. Anestezi kaynaklı bu bulguların yanı sıra; kasık bölgesinde hafif-orta derecede ağrı ve kanama da görülebilir. 1-1.5 saat sonra bu bulgular azalarak kaybolacaktır.

    Kadın Doğum UzmanıDoktorutarafından hastaya dikkat etmesi gerekenler ve kullanması gereken ilaçlar anlatılır.

    Kürtaj Sonrası Hasta Ne Zaman Evine Gidebilir? (Kürtaj Sonrası Taburcu Süresi)

    Kürtaj sonrasıhastanın hastanede yatmasına ihtiyaç yoktur.Anesteziden sonraki toparlanma süreci tamamlanınca veuzman hekiminonayıyla hasta evine dönebilir. Yani ortalamada işlemden 15- 45 dakika sonra hasta taburcu olabilir.

    Kürtaj Sonrası Pansumana İhtiyaç Var Mıdır?

    Kürtaj işlemindensonra herhangi bir pansumana gerek yoktur. Yalnızcagenital bölgenintemizliği yapılırken özen gösterilmesi,kürtaj sonrası1 hafta kadar bir süre sabunla yıkama ve vajinal duş yapılmaması, yalnızca su ile yıkama gerekmektedir.

    Kürtaj Sonrası Duş (Kürtaj Sonrası Ne Zaman Duş Alınabilir?)

    Kürtaj sonrasıaynı gün duş alınabilir. Yukarıda da bahsettiğimizgenital bölgetemizliği ile ilgili uyarılara dikkat edildiği sürece aynı gün duş almakta bir sakınca yoktur.Kürtaj sonrasıduş alırken ilk bir hafta ayakta duş alınması, su dolu küvete yatarakduş alınmamasıtavsiye edilir.

    Kürtaj Sonrası Cinsel İlişki (Kürtaj Sonrası Seks)

    İşlemden sonraki ilk 20 gün cinsel ilişkiye girilmemeli, ya da cinsel ilişkiye imite eden tatmin şekilleri (mastürbasyon) yapılmamalıdır. Kanamanın bu süre içerisinde durmaması halinde 20 günlük süre geçmiş olsa da cinsel ilişkiye girilmemeli ve mutlakauzman hekimebaşvurulmalıdır.

    Cinsel ilişkiye girmek için beklenen süre geçtikten sonra; doktorunuzun cinsel ilişkide korunma tavsiyesi oldu ise mutlaka bu talimatlara uyunuz.

    Kürtaj Sonrası Denize / Havuza Ne Zaman Girilebilir?

    Enfeksiyon riski sebebiyle; işlem sonrası ilk 15 gün denize / havuza girilmemelidir.

    Kürtaj Sonrası Kontrol

    Bizkürtaj işlemini ultrasonografi eşliğinde yapan bir klinik olduğumuz için, kürtajdan bir hafta 10 gün sonra hastanın tekrar kontrole gelmesine gerek kalmamaktadır. Çünkü bu yöntemle yaptığımızda, içeride parça kalması ya da başka bir problem yaşama olasılığımız minimuma inmektedir. Ancak rutin muayene için, 40 gün sonra hastalarımızı muayeneye çağırmaktayız.

    Kürtaj sonrasıherhangi bir rahatsızlık hissetmeniz halinde, fazla kanama olması durumunda ve normalden farklı olduğunu düşündüğünüz diğer tüm durumlardadoktorunuzu arayınız.

    Kürtaj Sonrası Ağrı

    Kürtaj işlemi sonrası, adet sancısına benzer ağrıların olması normal bir durumdur. Ancak yine de ağrıların yüksek rahatsızlık verici duruma gelmesi, ya da çok uzun sürmesi durumlarında mutlaka hekiminize başvurunuz.

    Kürtaj Sonrası İlaç Kullanımı

    Kürtaj sonrasıdoktorunuzun reçete ettiği antibiyotik ve ağrı kesici ilaçlar kullanılmaktadır. Bu konuda doktorunuza danışmadan, kendi kararınızla ilacı bırakma ya da ilaç seçme gibi davranışlardan kaçınınız.

    Kürtaj Olduğum Anlaşılır mı?

    Kürtaj yaptırankişinin kürtaj olduğunun anlaşılması söz konusu değildir.

    Kürtajdan Sonra Adet (Regl) Düzensizliği

    Kürtajdan sonraadet düzeninde kısa vadeli bozulma olması normal bir durumdur. Çünkü kürtajdan önceki adet düzeni değişebilmektedir. Hastakürtaj olmadanönce adet düzensizliği şikayeti varsa bu durumkürtaj sonrasıda devam edebilir. Bu konularda hekiminizi bilgilendirmeniz faydalı olacaktır.

    Kürtaj Sonrası Hamilelik Olur mu?

    Kürtaj sonrasıgebe kalma konusunda kürtaj kaynaklı bir engel bulunmamaktadır. Henüz işlem sonrası ilk adet görülmeden bile hamile kalma vakaları görülmektedir. Ancak uterusun kendini toparlaması ve sağlıklı bir hamilelik adına jinekoloğunuzun önerdiği süre kadar beklemek gerekir. İlk gebeliğinde kürtaj olan kişilerin bir daha gebe kalamayacağı şeklinde yanlış bir kanı vardır. İlk kürtajdan sonra da tekrar hamile kalma konusunda yapılankürtaj işlemindenkaynaklanan bir engel söz konusu değildir, yanikürtaj sonrasıkısırlık gibi bir durum söz konusu değildir. Tabikürtaj işleminindoğru kişilerce ve doğru koşullarda yapılmasıkürtaj sonrasısağlıklı hamilelik için oldukça önemlidir.

    Kürtaj Sonrası Tekrar Hamile Kalmak İçin Ne Kadar Beklemek Gerekir?

    Hastanın özel durumuna bağlı olarak değişebilmekle beraber,kürtajdan sonraortalamada 20-40 gün arası bir süre sonra adet görülmeye başlanır. Tekrar hamile kalma konusu için;vücudun toparlanması adına 2 adet döneminin sağlıklı bir şekilde geçmesi, yani işlemden sonra ortalama2.5-3ay beklenmesi tavsiye edilir.Kimi hastalarda rahmin toparlanması için6 ayakadar bir sürenin beklenmesi vecinsel ilişkiyegirerkenkorunulmasıgerekebilmektedir.Hastanın gebelik kararı alması durumunda bir jinekolojik muayene ve devamında hekimin uygun görmesiyle ve folik asit takviyesi ile gebelik sürecine başlanması tavsiye edilir.

    Kürtajdan Sonra Doğum Kontrol Hapı Kullanımı

    Kürtaj sonrasıdoğum kontrol hapı kullanımı için işlem sonrası ilk adet döneminin 2. günü beklenmelidir.

    Kürtajdan Sonra Ne Zaman Spiral Taktırılabilir?

    Kürtaj ameliyatısonrası; spiral taktırmak için işlemden sonraki ilk adet döneminin beklenmesi gerekmektedir. Yani ortalamada 20-40 gün arası bir süreye tekabül etmektedir.

    Kürtaj Sonrası Cinsel İlişkide Korunma

    Kürtaj sonrasıgebelik için hekiminiz rahmin iyileşmesi ve güçlenmesi amacıyla belirli bir süre korunmanızı tavsiye edilebilir.Doğum kontrol hapı, spiral gibi gebelikten korunma yöntemleri belirli bir süre kullanılamayacağı için, bu süre içerisindeprezervatiflekorunma tavsiye edilmektedir.

    İlk Kürtaj Sonrası Kaç Kere Kürtaj Olunabilir?

    Bu konuda teknik bir kısıt söz konusu değildir. Ancak bu ifadeden çok sayıda kürtaj olmanın bir zararı olmadığı çıkarımı yapılmamalıdır. Kürtajın ancak tıbbi bir gereksinim sebebiyle yapılan cerrahi bir müdahale olduğu, bir doğum kontrol yöntemi olmadığı kesinlikle unutulmamalıdır. Ayrıca birden fazla kere yapılan kürtaj işlemlerinde risklerin arttığı gerçeği de önemlidir.

    Kürtaj Hakkında Bilinmesi / Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Bu maddede hakkında oldukça fazla spekülasyon olan ve tıbbi anlamının yanı sıra etik ve insani boyutları da olankürtaj işlemihakkında bilinmesi gereken hususlara yer verilmiştir.

    Düşük / Kürtaj Hapı Ya da Kürtaj İğnesi (Ya da Bitkisel Yöntemler)

    Evde kendi imkanlarıyla ve bilinçsizce, doktor kontrolsüz kürtaj, kadın sağlığını ciddi ölçüde tehlikeye atan bir girişimdir. Ölüme varan sonuçları olabilmektedir. Bu sebeple ülkemizde bu ilaçların eczanede satışı yasaktır.

    Durumunuz ne olursa olsun bu tarz yöntemlere başvurmayınız, arkadaş tavsiyesi veya kulaktan dolma bilgilereitibar etmeyiniz.

    Kürtaj İçin En Uygun Hafta

    Öncelikle şunu belirtmelidir ki; bu sayfada hakkında bilgi verilen diğer konularda olduğu gibi bu konuda da jinekolog hekiminizin görüşleri önemlidir. Genellikle kürtaj için gebeliğin 5-6 ve 7. haftaları tercih edilmektedir.

    Kızlık Zarı Bozulmadan Kürtaj Olunabilir mi?

    Kızlık zarıbozulmadan kürtaj konusundan bahsedebilmek için, öncelikle kızlık zarı bozulmadan gebe kalma durumu söz konusu olmalıdır. Bu durum çok sık görülmese de esnek kızlık zarına sahip kişilerde ya da spermlerin dış genital organdan içeriye hareketiyle, yani penisin zara temas etmediği cinsel ilişki durumlarında rastlanabilmektedir.

    Kürtajesnasında spekulum adı verilenalet vajinaya yerleştirilir. Bu sebeple beklenen durum kızlık zarının bozulmasıdır. Esnek kızlık zarına sahip kişilerde kızlık zarı bozulmadan kürtaj durumu mümkün olabilmektedir. Ancak bu durumun doktor tarafından önceden taahhüt edilmesi söz konusu olamaz.

    Kürtaj Sonrası Kızlık Zarı Dikimi / Tamiri (Himenoplasti) Yapılabilir mi?

    Kürtajdan sonrakızlık zarı dikimi yapılmasında sakınca yoktur.

    Kürtaj Olmak İçin İzin Gerekir mi?

    18 yaşından büyük bekar bir kadının kürtaj olmak için izne ihtiyacı yoktur. Evli kadınlarda iseeş onayıgerekmektedir.

    Yasal Olarak Kürtaj Kaç Aydan, Kaç Haftadan Sonra Yapılmaz?

    Bebek aldırmaamaçlı kürtaj, yasal olarak 10 haftalık gebeliğe kadar yapılabilir. Gebelik süresi, son adet kanaması baz alınarak hesaplanmaktadır ve ilişki tarihinden itibaren geçen süreden ortalamada 2 hafta uzundur. 10 haftalık süre 2.5 aya tekabül etmektedir.Bebekte bir anomali olması, rahim içinde ölmesi ya da gebeliğin devam etmesinin anne sağlığını tehlikeye atması gibi durumlar söz konusu ise 10 haftadan daha uzun gebeliklerde heyet raporu ilekürtajyapılabilmektedir.

    Evli Olmayan Bir Kadın Kürtaj Olabilir mi?

    Bekar kişilerin kürtaj olmasında bir yasal ya da tıbbi sakınca yoktur.

    18 Yaşından Küçük Kişiler Kürtaj Olabilir mi?

    18 yaşından küçük kişiler ancak velileri (anne – baba) ya da yasal vasilerinin izni ile kürtaj olabilirler.

    Kürtajda Dikiş Atılır Mı?

    Kürtaj işlemicerrahi müdahale sınıfındadır. Bu sebeple halk arasındakürtaj ameliyatışeklinde de isimlendirilmektedir. Ancak herhangi bir dokunun kesilmesi söz konusu değildir, haliyle dikiş de atılmaz.

    Nerede Kürtaj Olabilirim?

    Kürtaj işlemininmutlaka birkadın hastalıkları ve doğum uzmanıdoktor tarafından steril ortamlarda yapılması gerekmektedir. Kürtaj yapılacak klinikteHİJYENen önemli husustur.Hastalarımızdan özellikle rica ediyorum ki, kürtaj işlemini yaptırmaya karar verdiğinizde, yaptıracağınız klinikteki hijyeni, sterilizasyonu sorgulayınız.Kullanılan aletlerin size özel ve tek kullanımlık olup olmadığını muhakkak sorarak teyit ediniz. Öncesinde detaylı bir muayene, sonrasında ise ilaçların düzenli kullanılması ve doktor takibi gerekmektedir.

    Kürtajın Psikolojik, Sosyal ve Yasal Boyutları

    Öncelikle şunu unutmamak gerekir ki;kürtaj asla bir doğum kontrol ya da aile planlama yöntemi olarak ele alınmamalıdır. Basit ve kısa süren bir işlem olsa da cerrahi bir müdahaledir. Ayrıca psikolojik anlamda zor bir karar olması sebebiyle, iyice düşünülmesi ve tam kararlı olunmadan başvurulmaması gereken bir işlemdir. Tabi kürtaj denildiği zaman ilk akla gelen çocuk aldırma amaçlı kürtaj olsa da bu işlemin tek fonksiyonu bu değildir. Anne karnındaki ölü bebeğin tahliye edilmesi, düşük sonrası rahmin temizlenmesi, biyopsi (numune alma) amaçlı kürtaj gibi;istenmeyen gebelik sonlandırma haricinde işlevleri de vardır. Bebeğin ya da annenin sağlık durumu da kürtaj kararına sebep olabilir.

    Bu tarz tıbbi anlamda gereklilik sebebiyle yapılan kürtaj işlemlerini bir kenara koyarsak;istenmeyen gebeliğibilinçli olarak sonlandırma amaçlı kürtaj kararının bir çok gerekçesi ve sosyal boyutu olabilse de zor bir karardır. Bu sebeple kişinin sağlıklı bir psikolojiyle bu kararı alması ve tam kararlı olmadan başvurmaması önemlidir.

    Kürtajın birdoğum kontrol yöntemiolarak algılanmaması gerekliliğini hatırlatarak,doğum kontrol yöntemlerive bilinçli cinsellik konusunda fertlerin eğitilmesinin ve bilinçlendirilmesinin önemine vurgu yapmak isterim.

    Yasal ve toplumsal boyutlara gelirsek; dünyada kürtaj konusundaki düzenlemeler ülkeden ülkeye çeşitlilik göstermektedir.İstenmeyen gebeliksonlandırma amaçlı kürtajın belirli bir gebelik haftasına kadar serbest olduğu, tamamen serbest olduğu ve tamamen yasak olduğu ülkeler vardır. Bu konu yalnızca ülkemizde değil dünyada da tartışma konusu olmuş ve etik bağlamda karşı görüşlere sahne olmuştur.Ülkemizde istenmeyen gebelik sonlandırma amaçlı kürtaj (halk arasındaki adı ileçocuk aldırma) 10. gebelik haftasına kadar serbesttir. 10.haftadan sonra; annenin ve fetüsün sağlık durumuna bağlı olarak; ancak heyet raporu ile kürtaj yapılabilmektedir. Yaniyasal kürtajın süresi10.gebelik haftasıdır.

    İzmir’de Kürtaj Yaptırmak İsteyen Kişiler İçin (Kürtaj İzmir)

    İzmir’de kürtajolmak isteyen kişilerin dikkat etmesi gereken temel nokta, alanında tecrübeli, donanımlı ekipmanlar kullanan birkadın doğum uzmanınabaşvurmalarıdır. Bir kez daha tekrar etmem gerekirse, özellikle bu konuda en çok dikkat edilmesi gereken noktalardan biriHİJYEN’dir. Bizkliniğimizdehijyenevesterilizasyonason derece önemvermekteyiz.Tüm aletlertek kullanımlıktır,hastaya özeldir. Hastalarımızın bu detayları, kürtaj yaptıracakları klinikte sorgulamaları ve buna göre seçim yapmaları çok önemlidir. Kürtaj operasyon öncesi yapılan muayenenin özenli ve detaylı olması önemlidir. Ayrıca hastanın, önceki hastalıklarını, kullandığı ilaçları, alerji öykülerini mutlaka doktoruna anlatması gerekmektedir.

    İzmir’de Kürtaj Fiyatları Neye Göre Değişmektedir?

    Kürtaj fiyatlarıda diğer bir çok tıbbi uygulama gibi hekimin tecrübesi, kullandığı malzemelerin maliyeti, fiyat politikası gibi etkenlere bağlı olarak değişebilmektedir. Ayrıca ilden ile fiyat farkı olabilir. Örneğinİzmir kürtaj fiyatlarıileAydın kürtaj fiyatlarınınfarklı olması olası bir durumdur. Benzer şekilde2016 kürtaj fiyatlarıile2017 kürtaj fiyatlarınınfarklı olması da normaldir.

    Vakumla Kürtaj Nasıl Yapılır?

    Kürtaj için öncelikle tam jinekolojik muayene yapılır, transvajinal ultrasonografi çekilir, hastanın hikayesi dinlenir. Daha sonra uygulanacak anestezi tipi kararlaştırılır.Anestezi yapılmadankürtaj işlemiyapılmamaktadır. Eğer genel anesteziye engel teşkil eden özel bir durum söz konusu değilse genellikle sedasyon adı verilen genel anestezi tipi tercih edilir. Sedasyon hastanın damar yolundan verilen ilaçlarla uyutulması işlemidir. Sedasyonun diğer genel anestezi tipi olan narkozdan farkı narkozda hastaya solunum yoluyla verilen bayıltıcı gazın verilmemesidir. Sedasyon yapılan hasta işlem sırasında ağrı /acı hissetmez. Uyutularak kürtaja bir alternatif olarak lokal anestezi ileişlem yapılabilir. Lokal anestezide hasta adet sancısına benzer bir acı hissedebilir. Kürtajda lokal anestezi yapılacaksa spekulum adı verilen muayene aleti vajene yerleştirilir. Spekulum yerleştirildikten sonra rahim ağzında belirli bölgelere lokal anestezi ilacı enjekte edilir.

    Anestezi sonrasıdöl yoluadı verilen vajina içindeki kısım özel solusyonlarla temizlenir. Bu işlemin amacı,enfeksiyon riskini minimize etmektir. Daha sonra rahim içine ulaşılabilmesi için; tenekulum adı verilen araçlarahim ağzıtutturulur.Artık karman kanüllerinin yerleştirilmesi kısmına geçilir. Önce gebelik kesesinin bozulması için 4 mm çapındaki en küçük karman kanülü rahim içine yerleştirilir ve rahim içinde hareket ettirilir. Karman kanülünün dışarıdaki ucuna ters basınç oluşturmak amacıyla plastik enjektör takılır. Aspirasyon denilen bu negatif basınç işlemi için enjektör yerine elektrikli özel cihazlarda son yıllarda kullanıma girmiştir. 4mm’lik kanül vasıtasıyla gebelik materyalinin bir kısmı enjektöre dolar. Daha sonra daha büyük kanüllerle işlem tekrarlanarak gebelik materyalinin tamamının tahliyesi sağlanır. Karman kanülleri tek kullanımlık (disposable) plastik araçlardır. Bazı durumlarda(özellikle geç gebelik hallerinde) karmen kanülü ile aspirasyon işleminden sonra küretle kazıma (küretaj) işlemi de gebelik materyalinin tamamının tahliyesi için gerekli görülebilir.

    İzmir Kürtaj Doktorları / Kürtaj Merkezleri

    İzmir’de Kürtaj yapan doktorlar, mutlakakadın hastalıkları ve doğum uzmanıolmalıdırlar. İşlem,sterilkoşullarda veyasal mevzuatauygun yapılmalıdır. Kişinin genel sağlık durumu ve sonraki hamileliklerin sağlıklı olması açısından mutlaka alanındauzman hekimlerevekürtaj merkezlerinebaşvurulmalıdır.Maalesef,İzmir’de kürtaj merkezleriadı altındayasa dışıvesağlıksızkoşullarda işlem yapan bir çok illegal işletme bulunmaktadır. Bu tarz yerlere dikkat edilmesi ve mutlaka tanınmış saygın uzman doktorlara başvurulması sağlığınız açısından oldukça önemlidir.

  • Endometriozis ( Çikolata Kisti )

    Endometriozis ( Çikolata Kisti )

    Özellikle genç yaş grubunda, üreme çağındaki kadınları etkileyen halk arasında çikolata kisti olarak bilinen endomtriozi, sıkça rastlanan ama ülkemizde farkındalık düzeyinin az olduğu bir hastalık.İlşiki sırasında pelvik ağrı, adet dönemlerinde ağrı ve kısırlık belirtileri ile kendini gösteren bir hastalık.

    Tüm kadınlarda yüzde 5, üreme çağındaki kadınlarda yüzde 10-20, bebek sahibi olamayan kadınlarda ise yüzde 30-50 oranlarında görülür. Özellikle 30’lu yaşlarda tehlike artar. Tedavi sonrası tekrarlama olasılığı yüksektir.

    Endometrium (rahmin iç katmanı), her mensturasyon periyodu (adet döngüsü) dahilinde kalınlaşarak embriyonun yerleşip gelişmesi için hazır hale gelir. Yumurtalıklardan salınan yumurta hücresinin döllenmemesi halinde, kalınlaşan rahmin iç katmanı, belirli bir zaman sonra bir miktar kan ile birlikte vücuttan atılır.

    Kanamanın yaşandığı süre içinde adet kanının olağan dışı olarak geriye doğru akması ve karın boşluğuna bir miktar kanın taşınması mümkün olabilmektedir. Bu durum endometrium hücrelerinin kanının taşındığı hat üzerinde herhangi bir yere yerleşmesine ve aynen rahmin iç tabakası gibi davranmasına (her ay kalınlaşarak ve bir miktar kan ile birlikte dökülmesi) neden olur. Bu kanamanın kalıntıları zaman içinde birikerek yerleştikleri yerlerde iltihabi reaksiyonlara, yapışıklıklara ya da kitle oluşumuna yol açabilir.

    Endometrium hücrelerinin overe ( yumurtalık ) yerleşmesi sonucunda, içi genellikle rengi ve görüntüsü itibariyle erimiş çikolatayı andıran bir sıvıyla dolu olan ve bu benzerlik nedeniyle çikolata kisti (endometriozis) adını alan yapılar oluşur.

    Çikolata kisti, sıklıkla herhangi bir zamanda kronik pelvik (karnın alt kısmında ya da kasıkta) ağrı ya da cinsel ilişki sırasında derinlerde hissedilen ağrı; adet döneminde şiddetli şekilde ağrı oluşumu ile belirti verir. Adet dönemi içinde hissedilen ağrılar basit ağrı kesicilerin kullanılmasıyla tedavi edilemeyen ağrılardır.

    Ağrılar farklı etkenlerden dolayı oluşmaktadır. Endometriosis (rahmin iç katmanının rahmin dışında bir yere yerleşmesi sonucunda oluşan hastalık) odaklarının meydana getirdiği kanamalar nedeniyle oluşan iltihabi reaksiyonlar ağrıya yol açabilir. Her adet döneminde hissedilen tedaviye cevap vermeyen ve şiddetli adet sancıları bu iltihabi reaksiyonlardan kaynaklanmaktadır.

    Ağrılar, endometriozis odaklarının kanamaları nedeniyle oluşan artıkların, etrafındaki organ ve dokular arasında adezyonlar (yapışıklık) oluşturması sebebiyle de meydana gelebilir. Kronik pelvik ağrılar ya da cinsel ilişki sırasında hissedilen ağrılar bu adezyonlar nedeniyle oluşmaktadır.

    İnfertilite (kısırlık veya gebe kalamama) ya da adet düzensizliği yakınmalarının altında yatan sebep de çikolata kisti olabilmektedir.

    Kanama artıklarının meydana getirdiği adezyonlar, tüplerin tıkanmasına ya da fallop tüplerinin saçaklarının fonksiyonlarının bozulmasına neden olabilir. Bunun sonucunda over (yumurtalık) tarafından salınan yumurta hücresi, fallop tüpüne geçemez veya tıkanıklık olan tüpte ilerleyemez. Bu da infertiliteye neden olur.

    • Endometrioziste Tedavi Yaklaşımları

    Ağrı şikayeti olan kadınlarda: Bu hastalar için en etkili olabilecek tedavi cerrahi uygulamalardır. Uygulanan cerrahi girişimin laparoskopik olarak yapılması, alınan sonuçlara ve hastaların konforu açısından, karın bölgesinin açılarak yapılan açık ameliyata göre daha avantajlı kabul edilmektedir.

    Günümüzde laparoskopi çikolata kisti tedavisinde altın standart olarak görülmektedir. Yapılan cerrahi girişimde çikolata kisti çıkarılmalı, meydana gelmiş olan yapışıklıklar açılmalı ve diğer endometriozis odaklarının yok edilmesi sağlanmalıdır. Ameliyat sırasında hastanın yumurtalık kapasitesine zarar verilmemesi için, mümkün olduğu kadar atravmatik yöntemlerin kullanılmasına özen gösterilmelidir. Ameliyat sırasında özellikle rektovajinal septum alanı olan rahim arkası ile kalın bağırsak arasında kalan bölgedeki derin endometriozis gözden kaçmış olabilir. Bu durumda hasta ameliyat edilse de, ağrıların geçmediği bir durum söz konusu olur. Bu nedenle laparoskopi yapılırken, bu alanın özenli bir şekilde gözden geçirilmesi gerekir.

    Sadece kisti olan ve başka yakınması olmayan kadınlarda: Bu hasta gruplarında cerrahi girişime başvurmadan belirli bir süre kistin gözlem altında tutulması en doğru tedavi yaklaşımı olacaktır. Fakat yapılan kan tetkiklerinde tümör belirteçleri olan Ca125 değerinde yükseklik ya da çikolata kistinin çapının 5 cm yi geçmesi halinde, hastalarda cerrahi müdahale kararı verilebilir. Yapılacak cerrahi girişim öncesinde hastanın yumurtalık kapasitesi ultrasonla ve AMH ölçümüyle değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme sonucunda kadının yumurtalık kapasitesinin düşük olduğunun belirlenmesi halinde ve kadının çocuksuz olması halinde, mümkün olduğu kadar cerrahi girişimin yapılmasından kaçınılmalıdır. Bu durumda olan hastalarda 3-6 aylık periyotlar halinde Ca125 ölçümleri yapılmalıdır. Çocukları olan ya da ileride çocuk sahibi olmayı istemeyen kadınlarda ise, cerrahi girişimle kistin çıkarılması uygulanmalıdır.

    Gebe kalamama şikayeti olan kadınlarda: Bu hastalarda öncelikle yumurtalık rezervi değerlendirilmelidir. Bu rezervin yeterli olduğu belirlenirse, kistin tek taraflı olması halinde laparoskopi ve daha sonra kadının yaşına göre 6-12 ay kadar kadının kendiliğinden gebe kalması beklenmelidir. Yumurtalık rezervi iyi olmayan kadınlarda, özellikle yaşı 38’den fazla olanlarda ya da kistin iki taraflı olması halinde, en doğru tedavi yaklaşımı tüp bebek tedavisi uygulanmasıdır. Bu konuda yapılan çalışmalarda tüp bebek tedavisinin sonuçlarının çikolata kisti olan ya da olmayan kadınlarda farklı olmadığı tespit edilmiştir. Fakat tüp bebek tedavisi sırasında yumurta toplama işlemi yapılırken, kistin içine girilmemesi tavsiye edilir. Buna dikkat edilmediğinde yani kistin içine iğne girmesi halinde enfeksiyon ve over apsesi riskinde artış olabilir.

    Tüp bebek tedavisinde tekrarlayan başarısızlıklar yaşayan ve çikolata kisti olan kadınlarda: Bu hastalar için hangi tedavi yöntemlerinin uygulanması konusunda herhangi bir görüş birliği bulunmamaktadır. Tüp bebekte üç ya da daha fazla başarısızlık yaşayan kadınlar için, çikolata kistinin cerrahi olarak alınması tavsiye edilebilir. Bu yöntemin uygulandığı hasta grupları içinde, laparoskopi sonrasında % 50 oranında kendiliğinden gebelik elde edilmiştir.

    Tekrarlayan laparoskopilerden sonra, hala kisti bulunan kadınlarda: Bu tür hasta gruplarında laparoskopik cerrahinin komplikasyonları fazla olur. Hastanın ağrı şikayeti yoksa bu durumda yakından takip edilmesi tavsiye edilir. Çocuk sahibi olmak istemeyen ve ağrı şikayeti olan kadınlarda ise, rahim ve yumurtalıkların alınması söz konusu olabilir. Hastaların çocuk sahibi olmayı istemesi halinde, tüp bebek tedavisi uygulanabilir. Ancak bu tedaviden önce hastaların tüpleri değerlendirilmelidir. Çünkü tekrarlayan cerrahi girişimlerin sonrasında, hastalarda oluşma olasılığı yüksek yapışıklıklar nedeniyle tüplerde tıkanma meydana gelmiş olabilir. Bu etken kadının tüp bebekle bile gebelik şansının azalmasına neden olabilir. Tüplerde tıkanıklık belirlendiğinde, bunun laparoskopik olarak alınması ya da rahimle bitişik olduğu alandan kapatılması gerekli olabilir. Laparoskopi hastalarda yüksek risk taşıyorsa, bu durumda histeroskopik sterilizasyon teknikleri kullanılabilir.

    • Çikolata kistinde kullanılan tedaviler

    Gözlem: Bu tedavi yaklaşımı herhangi bir yakınması olmayan hastalarda, kistin yakın takibe alınmasıyla gerçekleştirilir. Özellikle ilk evrelerde olan çikolata kistlerinde fazla şikayet oluşmadığından kistin cerrahiyle alınıp, kadının yumurtalık rezervinin olumsuz etkilenmesinin önüne geçilebilir.
    İlaç tedavileri: Bu tedavide hastanın ağrılarının azaltılmasına çalışılır. Ağrılı adet kramplarının azaltılması için önerilen ağrı kesici ilaçlar faydalı olmadığında, diğer tedavilere başlanır.
    Hormon tedavisi: Hastalarda dışarıdan verilen hormonların endometriozis hastalığında etkilerin azaltılmasında ya da yok edilmesinde etkili olabilir. Her ay olan adet döngülerinde hormon seviyelerindeki artma ve azalma nedeniyle, endometrium dokusunda kalınlaşma, dökülme ve kanama olur. Dışarıdan alınan hormon ilaçlarıyla bu dokunun büyümesi yavaşlatılabilir ya da yeni oluşumlara engel olunabilir. Ancak çikolata kisti tedavisinde bu yaklaşım hastalar için kalıcı bir çözüm olmaz. Çünkü hormon tedavisinin kesilmesinden sonra, hastalarda olan rahatsızlıklar tekrar nüks etmeye başlar.
    Cerrahi tedaviler: Bu tedavi daha çok şiddetli ağrı yakınması olan hastalar için uygulanabilir. Açık ameliyat yerine daha çok laparoskopik cerrahi tercih edilir. Bu yöntemin uygulanması için, hastanın yaşı, çocuk isteyip istememesi, şikayetlerinin şiddeti ve kistin durumu dikkate alınır. Çikolata kistinin en etkili tedavisi cerrahi olsa da, bu tedavide kesin olarak kistin yeniden oluşmamasını sağlayamaz.
    Kombine edilmiş tedaviler: Bu tedavilerde hastalara hem ilaç tedavisi, hem cerrahi tedavi, hem de diğer tedaviler bir arada uygulanabilir.
    Rahmin ve yumurtalıkların alınması: Çikolata kistinin hastaya şiddetli etkiler yapmasında, eğer hastanın yeniden çocuk sahibi olma isteği yoksa rahmin ve beraberinde yumurtalıkların alınmasına başvurulur. Bu sayede hastaların yaşam kalitesi düzene sokulur. Tedaviden sonra çikolata kistlerinin yeniden oluşması söz konusu olmaz.
    Tüp bebek tedavisi gibi yardımcı üreme yöntemleri: Bu tedaviler kadınların çocuk sahibi olmak istemesi durumunda, cerrahi tedaviden önce uygulanır. Çünkü cerrahide yumurtalık kapasitesinde azalma meydana gelebilir.

  • Prp – trombositten zengin plazma

    PRP ile Cilt Gençleştirme

    PRP nedir?

    PRP, “Platelet Rich Plasma-platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması” adı verilen tedavi yönteminin kısaltılmış ismidir.Bu uygulama bir kişiden alınan küçük miktardaki kanın özel bir tüpe konularak santrfüj işlemine tabi tutulduktan sonra bileşenlerine ayrılması ve elde edilen az miktardaki ” platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma” nın (PRP) yine aynı kişiye enjeksiyon yoluyla geri verilmesini temel alır.

    PRP uygulamasında amaç nedir?

    Plateletler-veya diğer adıyla trombositler-vücudumuzdaki hasarlı dokuların onarımını ve doğal hallerine dönmelerine sağlamak için gerekli olan “büyüme faktörlerini” yapısında barındıran kan bileşenleridir. Dokularımızda her hangi bir hasar oluştuğunda kanımız plateletleri bu dokuya toplayarak bir onarım süreci başlatır. PRP uygulamasının amacı ise bu hedef dokuya kan dolaşımı ile taşınabilecek olandan çok daha fazla sayıda plateleti verebilmektedir. Böylece hasarlı dokunun onarımı da bu kadar hızlı ve güçlü bir şekilde başlar ve daha çabuk sonuçlanır, çünkü PRP ile elde edilen plateletlerin yoğunluğu kandakinden 2 ile 4 kat fazladır.

    PRP’nin hedefi yara iyileşmesinin sağlamak mıdır? Derinin gençleşmesi ile yara iyileşmesi arasındaki ilişki nedir?

    Derimizin yaşlanması aynı yaralanma sürecinde olduğu gibi bazı fiziksel özelliklerini kaybetmesinden kaynaklıdır. Bu nedenle derimizi gençleştirmeye yönelik uygulamalarda aslında vücudumuzun bir yarayı iyileştirken yaptıklarını çeşitli yöntemlerle taklit ederiz. Örneğin lazer, peeling gibi yöntemlerle derimizde limitleri belli, hafif bir hasar verir ve bu hasarı derimize hızla iyileştirmek için tetikleyici bir güç olarak kullanırız, bu hasar sonrasında büyüme faktörleri salınır ve iyileşme süreci başlar. Dermokozmetik ürünler de benzer şekilde derimizi yeniden yapılandıran maddelerin veya sentetik olarak elde edilmiş büyüme faktörlerinin bir iyileşme süreci başlatmasını sağlar. Derideki bir hasarı en etkili, en hızlı ve en doğal biçimde onarabilecek yapı, yine derinin ait olduğu bütünün bir parçasıdır. Bu nedenle plazma uygulaması damarlarımızda dolaşan bu sihirli gücü harekete geçiren bir yöntem olarak gelişmiştir.

    Hastanın kendi kanının işlemden geçirilip hastaya tekrar verilmesi güvenilir bir uygulama mıdır?

    PRP uygulması “otolog” dur, yani kullanılan plateletler hastanın kendisinden alınanlardır, ayrıca kanın alınması, plateletlerin ayrıştırılması gibi işlemler steril ve kapalı bir kit yardımıyla yapılmaktadır, yani dışarıdan da bir bulaşma riski yoktur. Bunların dışında, verilen plataletlere eklenen hiçbir şey mevcut değildir. Bu nedenle bu uygulama güvenilir olarak değerlendirilebilir.

    Bu tedavinin uygulaması ne kadar sürüyor? Özel bir koşul gerekiyor mu?

    Toplamda yaklaşık 30 dakikalık bir uygulamadır. Kolayca, acısız biçimde uygulanır.

    PRP uygulamasında olumlu etki ne zaman görülür?

    Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar. Daha sonra bu parlak görünümde biraz gerileme olur, ancak 3 veya 4 uygulamadan sonra (yani 1 kür uyguladıktan sonra) kalıcı bir etki belirgin hale gelir.

    Etkinin tam olarak sağlanması için kaç uygulama yapmak gerekir?

    Tam etki toplam 3 veya 4 uygulamadan, yani bir kür tamamladıktan sonra kalıcı bir ışıltı, bir toparlanma şeklinde ortaya çıkacaktır.

    PRP uygulamasından beklentiler neler olmalıdır?

    Uzun etkilidir.

    Deriyi en doğal biçimde yeniden canlandırır, yapılandırır.

    Sadece yeni kollajen oluşumunu değil, derinin tüm yaşamsal işlevlerini destekler.

    Kırışıklıkları ve çizgileri deriyi doldurarak değil gençleştirerek giderir.

    İlk uygulama sonrası sağlanan parlak sağlıklı görünüm bir süre sonra hafifçe gerileyebilir, bunun için tekrarlayan uygulamalar yapılmalı ve gençleştirici etkinin devamlılığı sağlanmalıdır.