Etiket: Kalp

  • Sık görülen doğumsal kalp hastalıkları

    Ventriküler Septal Defekt (VSD)

    Kalbin alt kısmında bulunan iki ventrikülün (karıncık) arasındaki duvarda bulunan deliklerdir. Çoğu zaman kalpte muayene sırasında üfürüm duyulması ile hastalara tanı konulur. Bulunduğu yer ve büyüklüğüne göre tedavi yaklaşımları değişir. Genellikle küçük delik bulunan hastalarda bir yakınma yoktur, bu deliklerin büyük kısmı zamanla (özellikle ilk iki yaş içerisinde) kendiliğinden kapanır veya küçülür.

    Küçük delik bulunan hastalara genellikle tedavi uygulanmaz ve hasta yalnızca izlenir. Orta ve büyük çaptaki deliklerde ise bebeklerde çabuk yorulma, kilo alamama, sık nefes alma, terleme ve sık akciğer enfeksiyonu geçirme gibi yakınmalar olur. Ekokardiyografi ile kesin tanı konulur. Gerekirse anjiyografi yapılır. Hastanın durumuna göre deliğin kapatılmasına karar verilir. Kapatma işlemi açık kalp ameliyatı veya bazı deliklerde kapalı yöntemle yapılabilir.

    Atriyal Septal Defekt (ASD)

    Kalbin üst kısmında bulunan iki atrium (kulakçık) arasındaki duvarda bulunan deliklerdir. Çoğu zaman kalpte muayene sırasında üfürüm duyulması ile hastalara tanı konulur. Bu deliklerin büyük kısmı zamanla (özellikle ilk iki yaş içerisinde) kendiliğinden kapanır veya küçülür. Genellikle ASD’li hastalarda delik büyük de olsa bebeklikte ve çocuklukta bir yakınma yoktur. Büyük delikler kapatılmazsa 20li yaşların sonrasında çabuk yorulma, göğüs ağrısı, ritim bozukluğu gibi yakınmalara yol açabilir. Ekokardiyografi ile kesin tanı konulur. Bulunduğu yer ve büyüklüğüne göre tedavi yaklaşımları değişir. Küçük delik bulunan hastalara tedavi uygulanmaz ve hasta yalnızca izlenir. Orta ve büyük çaptaki delikler okul öncesi yaşlarda kapatılır. Kapatma işlemi açık kalp ameliyatı veya büyük kısmında kapalı yöntemle yapılabilir.

    Fallot Tetralojisi (TOF)

    Morarmaya yol açan doğuştan kalp hastalıklarından en sık görülenidir. Kalpte hem büyük bir delik (VSD) hem de akciğere giden damarda darlık vardır. Temiz kan ile kirli kanın karışması sonucu hastada morarma (mavi/mor bebek) ortaya çıkar. Bebekte morarma ve üfürüm duyulması ile hastalıktan şüphe edilir. Genellikle morarma doğumdan aylar sonra ortaya çıkar ama üfürüm her zaman vardır. Ekokardiyografi ile kesin tanısı konulur. Fallot Tetrolojisinin tedavisi cerrahidir. Bir yaşına varmadan önce tam düzeltme operasyonu yapılır.

    Büyük Arter Transpozisyonu (BAT)

    Aort Damarı normalde sol karıncıktan çıkması gerekirken sağ karıncıktan çıkar; sağ karıncıktan çıkması gereken pulmoner arter ise sol karıncıktan çıkar. Olguların çoğunda hayatın ilk üç gününde bulgular ortaya çıkar. Bulgular genellikle bebeğin genel durumunun bozulması, morarma, emmeme, solunum sıkıntısı ve hareketlerde azalma şeklindedir. Acil tanı ve tedavi gereken bir durumdur. ideal olarak ilk 2-3 hafta içerisinde açık kalp ameliyatı ile tam düzeltme ameliyatı yapılmalıdır.

  • Çocuklarda kalp kateterizasyonu

    Kalp kateterizasyonu, genellikle kasık bölgesindeki bir atardamar veya toplardamarın delinerek ince, uzun, esnek bir borunun (kateter) kalbe ve kalp etrafındaki büyük damarlara gönderildiği bir işlemdir.

    Kateter floroskopi (röntgen cihazı) yardımı ile kalbe gönderilir. Genellikle kalp problemlerinin teşhisi için kullanılır.

    Girişimsel kalp kateterizasyonu, özel kateterler kullanılarak asıl tedavilerin yapıldığı bir kalp kateterizasyonu şeklidir.

    Bu özel kateterler arasında, daralmış kapak veya damarları açabilen balon kateterleri ve kalpte belirli delikleri ve fazla damarları kapatmak için kullanılan kateterler yer alır.

    Kalp Kateterizasyonunun Faydaları

    Kalp kateterizasyonu ile kalp fonksiyonları hakkında detaylı bilgi imkanı sağlayan çeşitli kalp boşlukları ve kalp çevresindeki kan damarlarından basınç ölçümleri ve kan örnekleri alınabilir.

    Kalp içi ve etrafındaki yapıların görüntülenmesi amacı ile kateterden kontrast madde de verilebilir.

    Girişimsel kateterizasyon çeşitli kalp problemleri için birçok farklı tedavi seçeneği içerir. Çocuklarda bazı kalp problemlerinin ameliyata gerek kalmaksızın giderilmesinde faydalıdır.

    Bazı girişimler tedavide ilk seçenek olarak uygulanır ve cerrahiye tercih edilir. Bazı girişimler palyatiftir, yani daha kesin tedavi olan cerrahi onarım daha güvenli bir şekilde yapılana kadar kısa süreli çözüm sağlar.

    Uygulanan çeşitli tedavi yöntemleri vardır ve her bir hasta için en uygun yöntem seçilir. Girişimler en yaygın kan akımına engel teşkil eden kapak veya damar daralmaları vakalarında kullanılır.

    Fazladan damar olduğu durumlar veya atrial septal defekti (üst iki kalp boşluğu arasında delik olması) bulunan hastalar gibi belirli kalp defektlerinde de girişimsel kateterizasyon kullanılır.

    İşlem günü

    Çocuğunuz işlemi gerçekleştirecek doktorların bulunduğu çocuk kardiyolojisi bölümüne kabul edilir. İşlemin riskleri ve faydalarını size açıklanacaktır, sizin de işlem için onay vermeniz gerekecektir.

    İşlemden önce akciğer grafisi, EKG ve bazı kan testlerinin yapılması gerekir. Bazı vakalarda, çocuğunuzun muayene edileceği günden önce vital bulgular alınabilir ve bazı testler yapılabilir.

    Kateterizasyon odası kapısına kadar çocuğunuza eşlik edebilirsiniz, buradan sonra da işlem süresince beklemek üzere bekleme alanına yönlendirilirsiniz.

    Kateterizasyondan sonra çocuğunuz birkaç saat gözlem altında tutulmak üzere uyanma odasına alınır.

    Yapılan işlemin türüne ve çocuğunuzun ne kadar iyileştiğine bağlı olarak, daha uzun bir gözlem süresi gerekebilir.

    Soru ve Cevaplar

    İşlemi Kimler Yapabilir?

    Girişimsel kateterizasyon yalnızca çocuk kardiyolojisi uzmanı tarafından dikkatli bir kalp değerlendirmesi sonrası yapılır.

    Daha sonra işlemin uygunluğu değerlendirilir. Ancak o zaman çocuğunuz girişimsel kateterizasyon programında yer alır.

    İşlem anjiyo hemşiresi ve radyoloji teknisyenlerinin yardımı ile çocuk kardiyolojisi uzamnı tarafından gerçekleştirilir.

    Ne Zaman ve Ne Sıklıkla Yapılır?

    İşlemin zamanlaması çocuğunuzda bulunan kalp probleminin türüne bağlıdır. Çoğu kez işlemin bir kez yapılması yeterli olmakla birlikte, bazen çocuğun ileriki yaşamında ikinci bir işlem daha gerekebilir.

    Kalp Kateterizasyonu Ağrılı mıdır?

    Çocuğunuz işlemden önce ilaçlarla uyutulur (sedasyon) ve ağrı kesiciler verilir (sedoanaljezi). Bazı işlemler için genel anestezi önerilebilir.

    Çoğunlukla çocuğun hissettiği tek ağrı, kateterin sokulacağı kasık bölgesinin uyuşturulması için yapılan lokal anestezi (diş hekimlerinin kullandığı novocaine gibi) enjeksiyonu sırasında çok hafif ağrı hissedebilir.

    Çocuğu rahatlatmak için kateterizasyon sırasında ihtiyaç duyulması haline aralıklı olarak sedasyon verilebilir.

    Kasıkta, kateterin giriş bölgesinde morarma ve birkaç gün ağrı olabilir. Genellikle parasetamol ile tedavi edilebilir.

    Kalp Kateterizasyonu Riskli midir?

    Genellikle risk düşüktür. Minör komplikasyon insidansı %5’in altındadır. Girişimsel kateterizasyon işleminin her çeşidinin kendine özgü riskleri ve komplikasyonları vardır, kateterizasyonu gerçekleştiren doktor ile görüşülmelidir.

    Başarı Olasılığı Nedir ?

    İşlemin başarı olasılığı kalp probleminin tipi ve şiddetine bağlıdır.

    Her işlem hastaya göre farklılık gösterir ve işlemin etkinliğini çocuk kardiyoloğunuzla görüşmelisiniz.

  • Sportif aktivitelerde ani ölüm riski varmı?

    Fruktozlu diyet, işlenmiş gıda, sedentar aktivite (tv, dijital oyunlar vb) oranlarındaki artışlar günümüzde obezite artışına neden olmuştur. Yaşam biçimindeki değişim daha önce erişkin hastalıkları olarak bilinen görülen hipertansiyon, tip II diyabet ve koroner hastalıklar çocuk ve genç erişkinde de görülmeye başlamıştır. Bu hastalıkların önlenmesinde karbonhidrattan fakir beslenmenin yanı sıra günlük aktivitenin artırılması ve özellikle sportif aktivitelere katılımın sağlanması kabul edilen yaklaşımdır.

    Bununla birlikte gerek medyaya yansıyan örneklerde de görüldüğü üzere daha önce sağlıklı olduğu düşünülen bireylerde-bunlara çocuk ve genç erişkinlerde dahil- sportif faaliyet sırasında ani ölüm gerçekleşmekte, bu durum toplumda önemli bir endişe kaynağı olmaktadır. Sporcularda ani ölümün tamamına yakını kardiyak orijinlidir. Spor yapan gençlerde sedanter yaşayanlara kıyasla ani kardiyak ölüm riskinin daha yüksek olmasının nedeni, aslında zeminde var olan kalp hastalığının spor faliyeti sırasında açığa çıkması şeklinde açıklanmaktadır.

    Tanım olarak ani kardiyak ölüm; kardiyak nedenlerden kaynaklanan ve belirtilerin başlangıcından sonraki bir saat içinde gerçekleşen ölüme denir. Adölesans öncesi yarışmalı spor eğitimi temel beceri ve koordinasyon üzerinedir. Dayanıklılık ve kuvvet geri plandadır, 7 yaşında ki futbol ile 17 yaşındaki futbol aktivitesi aynı değildir.

    Dolayısıyla çocuğun yaşı ilerledikçe sportif aktiviteye katılımın yoğunluğu dolayısıyla kardiyovasküler etkilenimde artmaktadır. Otuz beş yaşının altında egzersiz sırasında ve hemen sonra ölümlerin hemen tamamı yapısal ve işlevsel kalp hastalığından kaynaklanır.

    Toplumda sıklık çalışmalarda çok farklı sonuçlar rapor edilmektedir. Ani kardiyak ölüm için birbirinden çok farklı insidans bildirilmektedir. Zorunlu bildirimi olmadığı için ABD’de 12 ile 35 yaş arasındaki yarışmalı sporcularda yıllık insidans 160 000 ile 300 000’de 1 olarak tahmin edilmektedir.

    Buna karşın zorunlu bildirimin olduğu İtalya’da aynı yaş aralığındaki yarışmalı sporcularda 28 000’de 1 olarak bildirilmiştir. Ülkemizde ani kardiyak ölüm sıklığı için kesin bir veri bulunmamaktdır.

    ÇOCUK VE GENÇLERDE SPORCU MUAYENESİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİ? NASIL BİR ANAMNEZ (ÖYKÜ) ALINMALI, HANGİ TETKİKLER İSTENİLMELİ?

    Son yıllarda gittikçe artan sportif aktiviteler nedeniyle çocuk hekimlerine artan sayıda spor öncesi bu aktiviteye uygunluk için değerlendirme yapılması istenilmektedir.

    Bu değerlendieme öncelikle uygulanabilir olmalı ama aynı zamanda velilerin, sporcunun ve kulüplerin beklentilerinide karşılayabilmelidir. Ebeveynler çocuklarının sağlıklı ve güvende olmasını beklerken, hekimlerinde koruyucu ve öngörülü kılavuzları uygulaması gereklidir. Kulüpler ise çoğu zaman sportif faliyetten kaynaklanacak yaralanma ve hastalıklara bağlı sorumlulukları üstünden atma beklentisinde olmaktadır.

    Sporcu çocuklar ise arkadaşlarıyla oynayabilmek için bir an önce evraklarının onaylanması beklentisindedir. Amatör kulüplerde spor yapanlar için standart bir form bulunmamakla birlikte, spor federasyonlarının sporcularına yönelik çeşitli sorular içeren hazır anamnez formları bulunmaktadır.

    Sadece kardiyak sorunlara yönelmeyen detaylı genel sağlık sorunlarını da içeren detaylı anamnez alınması ve tam fizik muayene sporcu taramalarında en temel ve en önemli iki unsurdur. Anamnez ve muayene sonuçları başka bir tetkikin gereksinimi hakkında yol göstericidir.

    Örneğin fizik muayenesi tamamen normal olan sporcunun anamnezinde; akrabalarından birinde bile erken yaşta bilinmeyen nedenle ya da spor yaparken ani ölüm hikayesinin olması genetik geçişli ritim bozukluğunun, ya da sporcunun egzersiz yaptığı sırada başında dönme, bayılma, göğüs ağrısı gibi yakınmalardan birinin bile olması sporcularda en sık kardiyak ölüm nedeni olan hipertrofik kardiyomiyopati hastalığının tek ipucu olabilir. Sporcu taramasında ABD ve Avrupa uygulamalarında elektrokardiyografinin (EKG)’de dahil edilmesi hususu dışında görüş birliği ve ortak öneriler oluşturulmuştur.

    Yanlış pozitif EKG sonuç oranının yüksek olması ve bundan kaynaklanan gereksiz ileri tetkik uygulamalarının yarattığı hasta yükü ve maliyet artışı, bu sürecin ebeveyn ve sporcu da yarattığı stress ve zaman kaybı, en önemlisi taramaya EKG dahil edilmesinin ani kardiyak ölüm oranına etkisiz olduğunu gösteren çalışmaların etkisiyle, ABD’de tıp otoriteleri çocuk ve adölesan sporcu taramalarında EKG kullanımını rutin olarak önermemektedir. Buna karşın özellikle uzun İtalya’da yapılan uzun yıllardır yapılan tarama sonuçlarına göre EKG’nin dahil edilmesiyle ani kardiyak ölümün anlamlı düzeyde azaldığı rapor edilmiştir.

    Ülkemizde gerek mevzuata gerekse uygulamada EKG zorunluluğu bulunmamaktadır. Sporcu kalbindeki hemodinamik değişiklikler ve bunun EKG’ye yansımalarını ayırt etmeyi sağlayacak bir ön eğitim süreci sağlanmadan rutin uygulamaya konulması, ülkemizdeki çocuk ve çocuk kardiyolojisi polikliniklerini çalışamaz hale getirecek aşırı yığılmalara neden olması kaçınılmaz olacağı kanısındayım.
    Hangi durumlarda bir kardiyoloğa sevk yapılmalı? Sevk konusunda bir aşırılık yaşanıyor mu?

    Ayrıntılı bir anemnez alındığında; özellikle egzersiz sırasında göğüs ağrısı, bayılma ve aşırı düzeyde yorgunluk gelişenler, aile öyküsünde erken yaşta özellikle 50 yaşının altında kalp hastalığı ya da açıklanamayan nedenle ani ölüm gelişenler, akrabalarında genetik geçişli kalp hastalığı ya da ritim bozukluğu saptanan sporcu çocuklar tetekik edilene kadar risk grubunu oluşturur.

    Fizik muayenede ise; hipertansiyon veya üfürüm saptananlar, Marfan sendromu gibi aort kökünde ilerleyici genişleme sonucu yırtılma riski taşıyanlar çocuk kardiyoloğunca değerlendirilmelidir.

    Spor öncesi lisans uygulamasında en yaygın rutin uygulama hekim onayıda içeren bir formun doldurulmasıdır. Bu form çoğunlukla aile hekimleri ya da çocuk hekimleri tarafından onaylanmaktdır.

    Hekimlerin önünde belli bir kılavuz ve hizmet için eğitimleri eksik olmasının yanı sıra ailelerin telkinleri, yoğun poliklinik hizmetinin etkisi gibi bir çok bileşnin etkisiyle zaman zaman gereğinden çok fazla çocuk kardiyolojisine sevk ettiğini gözlemlemekteyiz. Belli bir standart uygulamanın geliştirilmesi ve hizmet içi kısa süreli eğitimlerin; gereksiz tetkikler yapılmasını, sevk edilmenin neden olduğu çocuk ve ailede endişe oluşumunu, iş gücü kaybını, okul eğitimi ve sportif faliyetin aksamasını, çocuk kardiyolojisi polikliniğinde yığılma ve randevu süresinde uzamayı önleyeceği kanısındayım.

    Sporda ani kardiyak ölümler başlıca hangi hastalıklardan kaynaklanıyor?

    Ani kardiyak ölüm nedenlerini sıklık dikkate alındığında başlıca iki gruba ayırabiliriz. İlk grupta yaklaşık %70-80 neden kalbin yapısal hastalıkları oluşturur. Bu grup içinde de en sık neden kalp kası hastalıklarıdır. Özellikle hipertrofik kardiyomiyopati olarak adlandırdığımız kalp kasının ileri derece kalınlaşmasıyla giden ve çoğunlukla genetik geçişli olan hastalık tek başına tüm karidyak ölümlerin yaklaşık %40’ını oluşturmaktadır.

    Ayrıca kalp kası hastalıklarından daha az olarak doğumsal kalp hastalıklarından koroner damarların anomalisi, büyük damarların kapak darlıkları ani kardiyak ölüm nedenleri arasında yer alır. İkinci grupta ise çok daha az görülen fakat kuvvetli genetik geçiş özellikleri olan ve çoğunlukla belirti vermeden mevcut olan ritim bozukluklarına yol açan kalbin iyon kanallarındaki bozukluklardır.

    Bu grupta en iyi bilinen örnek EKG’de QT süresinde uzamayla saptanan hastalıktır. Ancak altta yatan herhangi bir hastalık bulunmadığı halde karate yaparken yumruk darbesinin ya da beyzbolda topun göğüse kalp hizasında çarpmasıyla oluşan kalbin ajitasyonu olarak adlandırılan commotion cordis’de ani kardiyak ölüm meyadna gelebilmektedir.

    Burada darbenin etkisiyle insanı şoka sokan ventriküler fibrilasyon dediğimiz adete kalp kasının kasılmadan çok titremesine neden çok hızlı ritim bozukluğu gelişmektedir. Kalbi ajitasyonu (Commotio cordis) çok nadir görülmekle birlikte ölüm riski çok yüksektir.

    SPORDA ANİ ÖLÜMLERE KARŞI NE GİBİ ÖNLEMLER ALINMALI?

    Her yıl milyonlarca çocuk ve gencin spor yaptığı dikkate alındığında uygulanabilirliğine öncelik verilen, diğer bir ifadeyle hastanelerin yükünü gereksiz şekilde arttırmayacak ama aynı zamanda ani kardiyak ölüm riskini en aza indirecek kılavuzların geliştirilmesi, birinci basamakta etkin hizmet içi eğitimin yapılması gerektiği kanısındayım.

    Ayrıca spor sırasında belirtilerin ebeveyn ve sporcular tarafından erken fark edilmesini sağlayacak bilgilendirme çalışmalarıda yapılmalıdır. Diğer önemli bir husus ise sağlık yardımı gelene kadar geçen sürede acil canlandırma koşullarını geliştirilmesidir. Spor eğitmenleri ve antranörlerin acil koşullarda kalp masajı eğitimi alması, AED (otomatik eksternal defibrillator) cihazlarının tüm okullarda ve spor klüplerinde bulundurma zorunluluğu bu sürece önemli katkısı olacaktır.

  • Doğumsal kalp hastalıkları

    Çocuğunuzda doğumsal kalp hastalığı olması kalbinde yapısal bir problemle birlikte doğduğu anlamına gelir.

    Çocuklardaki doğumsal kalp hastalıklarından bazısı basittir ve tedavi gerektirmez. Örneğin kalp boşlukları arasındaki bazı küçük delikler kendiliğinden kapanabilir. Çocuklarda görülen diğer doğumsal kalp hastalıkları daha karmaşık olup birkaç yıl içinde birkaç operasyon yapılması gerekebilir.

    Çocuğunuzda doğumsal bir kalp hastalığı olduğunu öğrenmek şimdi ve ilerisi için çocuğunuzun sağlığı ile ilgili endişe duymanıza neden olabilir. Fakat çocuğunuzun hastalığı hakkında bilgi sahibi olmanız durumu anlamanızı ve ilerleyen ay ve yıllar içinde neler beklemeniz gerektiğini bilmenizi sağlar.

    BELİRTİLER

    Ciddi doğumsal kalp hastalıkları genellikle doğumdan hemen sonra veya yaşamın ilk birkaç ayı içerisinde ortaya çıkar. Belirti ve bulguları şunlardır:

    Ciltte soluk gri veya mavi renk (siyanoz)

    Hızlı nefes alma

    Burun kanatlarının solunuma katılması (burun deliklerinin nefes alırken genişlemesi)

    Nefes alırken hırıltı/hışıltı

    Bacak, karın veya göz çevresinde şişlik

    Kilo alma sorununada yol açan beslenme sırasındaki nefes darlığı

    Daha hafif olan doğumsal kalp hastalıkları çocuğunuzda herhangi fark edilebilir bir belirti olmayacağından dolayı çocukluk çağının sonuna kadar tanı almayabilir. Daha büyük çocuklarda ortaya çıkabilen bulgu ve belirtiler şunlardır:

    Egzersiz ve aktivite sırasında kolayca gelişen nefes darlığı

    Egzersiz ve aktivite sırasında çabuk yorulma

    El, ayak bileği ve ayaklarda şişlik

    Ne zaman doktora gitmeli?

    Ciddi doğumsal kalp hastalıkları genellikle çocuk doğmadan önce (fetal ekokardiyografi) veya doğduktan hemen sonra tanı alır. Yukarıdaki bulgu ve belirtilerin bebeğinizde olduğunu fark ederseniz doktorunuzu arayın.

    Çocuğunuz büyürken hafif kalp hastalığının bulgu ve belirtilerini fark ederseniz doktorunuzu arayın. Doktorunuz size bu belirtilerin kalp hastalığına mı yoksa başka tıbbi bir duruma mı bağlı olduğunu söyleyecektir.

    NEDENLERİ

    NORMAL KALP ANATOMİSİ

    Kalbimiz ikisi sağda, ikisi solda olmak üzere 4 boşluktan oluşur. Esas görevini – vücuda kan pompalamak – yaparken sağ ve sağ taraflarını farklı görevler için kullanır. Kalbin sağ tarafı kanı pulmoner arter adı verilen damarlar ile akciğerlere gönderir. Akciğerlerde oksijenlenen kan pulmoner venler ile kalbin sol tarafına geri döner. Daha sonra kalbin sol tarafı kanı aorta ve vücudun geri kalan yerlerine pompalar.

    Kalp hastalıkları nasıl oluşur?

    Gebeliğin ilk 6 haftasında kalp şekil almaya ve atmaya başlar. Kalbe giren ve çıkan ana damarlar da gebeliğin bu kritik döneminde oluşmaya başlar.

    Bebeğin gelişiminin bu noktasında kalp hastalıkları gelişmeye başlayabilir. Araştırmacılar bu hastalıklara tam olarak neyin neden olduğundan emin olmasa da genetik, bazı tıbbi durumlar, ilaçlar ve sigara gibi çevresel faktörlerin rol oynadığını düşünmektedirler.

    DOĞUMSAL KALP HASTALIĞI ÇEŞİTLERİ:

    Doğumsal kalp hastalıklarının birçok şekli vardır.

    Sınıflandıracak olursak;

    KALP DELİKLERİ: Kalp boşlukları veya kalbi terk eden ana kan damarları arasında delik olabilir. Bu delikler oksijence zengin kanın oksijen seviyesi düşük olan kan ile karışmasına neden olur. Delikler büyük olup fazla miktarda kan karıştığında, çocuğun vücudunda dolaşacak olan kan taşıması gerektiği kadar oksijen taşıyamaz.

    Kanın yeteri kadar oksijenlenememesi çocuğun cildinin veya el tırnaklarının mavi renkte görünmesine neden olabilir. Akciğerlere oksijence zengin ve fakir kanın ikisinin de gitmesinden dolayı bebeğinizde nefes darlığı, irritabilite (huzursuzluk) ve bacaklarda şişlik gibi konjestif kalp yetmezliği bulguları da gelişebilir. Ventriküler septal defekt(kısa adıyla VSD) kalbin alt yarısındaki sağ ve sol boşluklar (ventrikül-karıncık) arasındaki deliktir.

    Üst kalp boşlukları (atrium-kulakçık) arasında bir delik olduğunda ise buna atrial septal defekt(kısa adıyla ASD) denir. Patent duktus arteriyozus pulmoner arter (oksijence fakir kan içerir) ile aort (oksijence zengin kan içerir) arasında bir açıklığa neden olan hastalıktır. Komplet atrioventriküler septal defekt(kısa adıyla AVSD) ise kalbin ortasında bir deliğin olduğu durumdur.

    AZALMIŞ KAN AKIMI: Kalp hastalığı nedeniyle kan damarları veya kalp kapakları daraldığında kalbin kanı pompalayabilmesi için daha fazla çalışması gerekir. Bu tip kalp hastalığının en yaygın şekli pulmoner stenoz(kısa adıyla PS) ‘dur.

    Pulmoner arter ile sağ ventrikülden akciğerlere kan akımını sağlayan kapakta düzgün çalışmasını engelleyecek derecede ciddi bir darlık olduğu durumlarda meydana gelir. Obstrüktif defektlerin bir başka şekli aort stenozu(kısa adıyla AS) ‘dur. Bu durumda, sol ventrikülden aort ile vücuda kan gönderilmesini sağlayan kapak çok daralmıştır.

    Daralan kapaklar kalp kasını daha çok çalışmaya zorlar, zamanla kalınlaşmaya ve kalpte büyümeye neden olur.

    ANORMAL KAN DAMARLARI: Bazı doğumsal kalp hastalıkları kalbe gelen ve kalpten çıkan kan damarlarının düzgün oluşmaması veya olması gereken pozisyonda olmaması sonucu meydana gelir. Büyük arterlerin transpozisyonu(kısa adıyla BAT/TGA) adı verilen hastalık anormal kan damarlarının neden olduğu bir durumdur. Pulmoner arter ve aortun kalbin ters taraflarında olması ile meydana gelir.

    Aort koarktasyonu denilen durum vücuda kan sağlayan ana damarın daralması sonucu meydana gelir. Aort koarktasyonu yüksek kan basıncına neden olur. Total pulmoner venöz dönüş anomalisi (TPVDA) akciğerlerden çıkan kan damarlarının kalbin yanlış bölgelerine bağlanması ile oluşur.

    KALP KAPAK ANOMALİLERİ: Kalp kapakları düzgün şekilde açılıp kapanamadığında kan rahatça akamaz. Bu tip kalp hastalıklarının bir örneği Ebstein anomalisidir.

    Ebstein anomalisinde sağ atrium ve sağ ventrikül arasındaki triküspid kapak kusurludur ve sıklıkla kan kaçırır. Bir diğer örnek ise pulmoner atrezi (PA) ‘dir. Pulmoner kapak yoktur, akciğerlere anormal kan akımına neden olur.

    AZ GELİŞMİŞ KALP: Bazen kalbin ana kısımları düzgün şekilde gelişmez.

    Örneğin hipoplastik sol kalp sendromu (HLHS), kalbin sol tarafı kanı vücuda yeterli şekilde pompalayabilecek kadar gelişmemiştir.

    BU HASTALIKLARIN KOMBİNASYONU: Bazı bebekler birkaç kalp hastalığı ile birlikte doğar. Fallot tetralojisi(Tetralogy of Fallot-TOF) 4 ayrı defektin kombinasyonudur: kalp boşlukları arasındaki duvarda delik, sağ ventrikül ve pulmoner arter arasında kan geçişinde azalma, aortun kalp ile bağlantısında öne kayma (ata binen aort görünümü) ve sağ ventrikül kasında kalınlaşma.

    RİSK FAKTÖRLERİ

    Doğumsal kalp hastalıklarının çoğu çocuğun kalp gelişiminin erken evrelerinde meydana gelen sorunlardan kaynaklanır, nedeni ise bilinmemektedir. Fakat bazı çevresel ve genetik risk faktörleri rol oynayabilir.

    Bunlar;

    Rubella (Kızamıkçık, Alman kızamığı): Gebelik sırasında rubella geçirmek bebeğin kalp gelişminde sorunlara neden olabilir. Gebelikten önce doktorunuz bu viral hastalık için immünolojik testleri yapabilir ve bağışıklığınız yoksa aşılayabilir.

    Diyabet: Bu kronik hastalık bebeğin kalp gelişimini engelleyebilir. Gebe kalmaya çalışırken ve gebelik sırasında diyabetinizi dikkatli şekilde kontrol altında tutarak riski azaltabilirsiniz. Gebelik (gestasyonel) diyabeti genellikle bebekte kalp hastalığı gelişme riskini artırmaz.

    İlaçlar: Gebelik sırasında alınan bazı ilaçlar doğumsal kalp hastalıklarını da kapsayan doğum kusurlarına neden olabilir. Gebe kalmaya çalışmadan önce aldığınız tüm ilaçların listesini doktorunuza verin. Doğumsal kalp hastalığı riskini artırdığı bilinen ilaçlar arasında talidomid (Thalomid), akne tedavisinde kullanılan isotretinoin (Amnesteem, Claravis, Sotret), lityum ve valproat gibi havale (antiepileptik) ilaçları yer alır.

    Gebelik sırasında alkol kullanımı: Doğumsal kalp hastalığı riskini artırdığından dolayı gebelik boyunca alkolden uzak durulmalıdır.

    Sigara: Gebelik boyunca sigara içmek bebekte doğumsal kalp hastalığı olasılığını artırır.

    Kalıtım: Doğumsal kalp hastalıkları bazen birden çok aile üyesinde görülür ve bu durum bazı genetik sendromlarla ilişkilidir. Fazladan bir 21. Kromozomun neden olduğu Down Sendromlu çocukların %50’sinde kalp hastalığı bulunur. 22. Kromozom üzerindeki genetik materyalin bir kısmının kaybı (delesyon) da kalp hastalıklarına neden olur. Fetal gelişim sırasında bazı hastalıklar genetik test ile tespit edilebilir. Doğumsal kalp hastalığı olan bir çocuğunuz varsa bir genetik danışman tarafından bir sonraki çocuğunuzda da olma olasılığı tahmin edilebilir.

    KOMPLİKASYONLAR

    Doğumsal kalp hastalığı ile meydana gelebilecek bazı komplikasyonlar şunlardır;

    Konjestif kalp yetmezliği: Kalbin kanı vücuda pompalamasını zorlaştıran bu ciddi komplikasyon ciddi kalp hastalığı olan bebeklerde meydana gelebilir. Konjestif kalp yetmezliği bulguları arasında hızlı nefes alma, çoğunlukla nefes darlığı ve yetersiz kilo alımı bulunur.

    Büyüme ve gelişmenin yavaşlaması: Daha ciddi kalp hastalığı olan çocuklarda büyüme ve gelişme normal çocuklara göre daha yavaştır. Aynı yaştaki diğer çocuklardan daha küçük olabilir ve eğer sinir sistemi etkilenmişse diğer çocuklardan daha geç yürümeye ve konuşmaya başlar.

    Kalp ritim bozuklukları: Kalpteki ritim sorunları doğumsal kalp hastalığının kendinden veya doğumsal kalp hastalığını düzeltmek amaçlı yapılan ameliyatlar sonrası gelişen skardan (yara izi) kaynaklanabilir.

    Siyanoz: Çocuğun doğumsal kalp hastalığı oksijence zengin ve fakir kanın kalpte karışmasına neden oluyorsa çocuğun cildinin gri-mavi renk almasına yol açar. Buna siyanoz adı verilir.

    İnme (felç): Yaygın karşılaşılan bir durum olmasa da bu komplikasyon, doğumsal kalp hastalığı bulunan bazı çocuklarda kalpteki bir delikten geçerek beyne ulaşan kan pıhtısına bağlı gelişir. İnme aynı zamanda doğumsal kalp hastalığını düzeltici bazı ameliyatların olası komplikasyonlarından biridir.

    Psikolojik sorunlar: Doğumsal kalp hastalığı bulunan bazı çocuklar kendini güvensiz hissedebilir veya boyutlarından, aktivite kısıtlamalarından veya öğrenme güçlüklerinden dolayı duygusal sorunlar yaşayabilirler. Çocuğunuzun ruh halinden endişe ediyorsanız doktorunuzla konuşun.

    Yaşam boyu takip: Doğumsal kalp hastalığı bulunan çocukların tedavisi ameliyat veya ilaçlarla bitmeyebilir.

    Endokardit: Kalp hastalığı bulunan çocuklar artmış kalp dokusu enfeksiyonu (endokardit), kalp yetmezliği ve kalp kapak bozuklukları riski nedeniyle kalp problemlerine çok dikkat etmelidir. Doğumsal kalp hastalığı bulunan çocukların çoğunun yaşam boyu bir kardiyolog tarafından düzenli şekilde görülmesi gerekmektedir.

    POLİKLİNİK RANDEVUSUNDA NELERE DİKKAT EDELİM

    Çocuğunuzda yaşamı tehdit eden bir kalp hastalığı varsa doğumdan hemen sonra veya doğumdan önce gebelik sırasındaki rutin incelemeler ile tespit edilecektir.

    Bebeklik veya çocukluk çağında çocuğunuzda bir kalp hastalığı olabileceğinden şüphe ederseniz doktorunuzla konuşun. Çocuğunuzdaki belirtileri tarif etmeye ve bazı kalp hastalıklarının kalıtsal olmasından dolayı detaylı ailede hastalık öyküsü vermeye hazırlıklı olun.

    Doktor çocuğun annesinde doğumsal kalp hastalığı riskini artıran herhangi bir tıbbi durum olup olmadığını veya gebelik boyunca herhangi bir ilaç veya alkol kullanıp kullanmadığını öğrenmek isteyecektir.

    Neler yapılabilir?

    Kalp hastalığı ile ilişkili gibi görünmese bile çocuğunuzdaki tüm bulgu ve belirtileri not edin. Her bir belirtinin ne zaman başladığını not edin.

    Çocuğun annesinin aldığı tüm ilaç, vitamin ve mineral listesini çıkarın.

    Doktora sormak istediğiniz soruları not edin.

    Poliklinik koşullarında genellikle görüşme zamanınız kısıtlıdır. Bu yüzden soruların bir listesinin oluşturmak zamanı daha iyi kullanmanıza yardımcı olacaktır.

    Soru örnekleri:

    Bu belirti ve bulgular aile öykümüz ile ilişkili midir?

    Çocuğuma hangi testlerin yapılması gerekiyor? Bu testler herhangi bir özel hazırlık gerektiriyor mu?

    Çocuğumun tedaviye ihtiyacı var mı? Varsa ne zaman?

    En iyi tedavi seçeneği nedir?

    Çocuğumda herhangi bir uzun dönem komplikasyonu gelişeceğini düşünüyor musunuz?

    Olası komplikasyonları nasıl izleyebiliriz?

    Başka çocuklarımda bu durumun meydana gelme olasılığı nedir?

    Eve götürebileceğim herhangi bir broşür veya yazılı materyal var mı? Hangi internet sitelerini öneriyorsunuz?

    Doktorunuzdan neler beklemelisiniz?

    Doktorunuz size bazı sorular soracaktır. Bunları yanıtlamaya hazır olmanız üzerinde durmak istediğiniz konular için daha fazla vakit ayırabilmenize yardım edecektir.

    Doktorların sıkça sorduğu sorular:

    Çocuğunuzdaki belirtileri ilk ne zaman fark ettiniz?

    Belirtileri tarif edebilir misiniz?

    Bu belirtiler ne zaman ortaya çıktı?

    Belirtiler devamlı mı, arada bir mi oluyor?

    Belirtiler daha kötüye gidiyor gibi mi?

    Ailenizde doğumsal kalp hastalığı olan biri var mı?

    Belirtileri hafifletiyor gibi görünen herhangi bir şey var mı?

    Çocuğunuz istenilen düzeyde büyüyormu?

    TESTLER VE TANI

    Muayenede kalp üfürümü duyulması ile kalp hastalığınden şüphelenilir. Üfürüm, kanın kalpte veya kan damarlarında anormal şekilde akması ile duyulan bir sestir. Doktor üfürümü stetoskopla duyabilir.

    Çoğu üfürüm masum üfürümdür, yani herhangi bir kalp hastalığı yoktur ve üfürüm çocuğunuzun sağlığı için herhangi bir tehlike teşkil etmez. Fakat bazı üfürümler çocuğunuzda bulunan kalp hastalığına bağlı olarak kanın anormal şekilde akması ile duyulur.

    DOĞUMSAL KALP HASTALIĞININ TANISI İÇİN HANGİ TESTLER YAPILIR?

    Çocuğunuzda kalp hastalığı olma ihtimali varsa, doktorunuz çocuğun kalbinde bir sorun olup olmadığını belirlemek için bir takım testler isteyebilir. Ayrıntılı muayeneye ek olarak aşağıdaki testler yapılabilir;

    Fetal ekokardiyografi: Bu test doktora çocuk doğmadan önce herhangi bir kalp hastalığı olup olmadığı konusunda fikir verir ve tedavinin daha iyi planlanmasına olanak sağlar. Bu test için ultrason kullanılır. Ultrasondan çıkan ses dalgaları bebeğin kalbinin bir görüntüsünü oluşturur.

    Ekokardiyografi: Doğumdan sonra kalp hastalığı tanısı için ekokardiyografi yapılır. Kalbin görüntüsünü oluştumak için ultrason kullanır. Ekokardiyografi doktora kalbin hareketli görüntüsü izlenir, kalp kası, büyük damarlar ve kapaklardaki anormallikleri tespit edilir.

    Elektrokardiyografi (EKG): Girişimsel olmayan bu test çocuğun kalbinin elektriksel aktivitesini kaydeder ve kalp hastalıkları veya ritim problemlerinin teşhis edilmesine yardım eder. Bilgisayara ve yazıcıya bağlı olan elektrotlar bebeğin göğsüne yerleştirilir ve kalbin nasıl çalıştığını gösteren dalgaları gösterir.

    Göğüs filmi: Kalbin büyüyüp büyümediğini veya akciğerlere fazla kan gidip gitmediğini görmek için çocuğunuza göğüs filmi çekilebilir. Bunlar kalp yetmezliğinin bulgularıdır.

    Pulse oksimetre: Bu test çocuğunuzun kanında ne kadar oksijen olduğunu ölçer. Çocuğunuzun parmak ucu üzerine yerleştirilen bir sensör ile kandaki oksijen seviyesi kaydedilir. Çok düşük oksijen seviyeleri çocuğunuzda bir kalp hastalığı olabileceğini düşündürür.

    Kalp kateterizasyonu: Bu testte ince, esnek bir tüp (kateter) bebeğin kasık bölgesindeki bir kan damarından sokulur ve kalbe yönlendirilir. Ekokardiyografiye göre kalp hastalığının daha detaylı görüntüsünü verdiği için bazen kateterizasyon gerekli olmaktadır. Ek olarak tedavi amaçlı yapılan bazı işlemler de kalp kateterizasyonu sırasında yapılabilmektedir.

    TEDAVİ VE İLAÇLAR

    Doğumsal kalp hastalığının çocuğunuzun sağlığı üzerine uzun dönemde bir etkisi olmayabilir. Bazı durumlarda bu hastalıklar güvenli şekilde tedavi almadan gidebilir. Küçük delikler gibi bazı defektler çocuğunuz büyüdükçe düzelebilir.

    Fakat bazı kalp hastalıkları ciddidir ve tespit edildikleri anda hemen tedavi edilmesi gerekir. Çocuğunuzdaki kalp hastalığının türüne bağlı olarak doğumsal kalp hastalıkları şu yöntemlerle tedavi edebilir;

    Kateterle girişimsel işlemler: Bazı çocuk ve yetişkinlerin doğumsal kalp hastalıkları göğsü ve kalbi cerrahi olarak açmadan onarıma izin veren kateterizasyon teknikleri ile onarılır. Kateterizasyon kullanılan bu tekniklerde doktor bacak venine ince bir tüp sokarak kateterin röntgen görüntüleri yardımı ile kalbe gitmesini sağlar. Kateter defektin olduğu bölgede konumlandırıldığında, defekti onarmak için kateterden ince araçlar geçirilir.

    Kateter işlemleri genellikle darlık bölgelerini ve delikleri onarmak için kullanılır. Atrial septal defekt gibi kalpteki deliği onarmak için kan damarları yolu ile bir kateter deliğe ulaştırılır. Kateterde şemsiye benzeri açılan ve bırakılan bir araç bulunur. Bu deliği kapatır ve zamanla aracın üzerinde normal doku gelişir. Pulmoner kapak stenozu gibi darlıkları onarmak için kateter darlık bölgesinde şişirilecek küçük bir balonla açılır. Böylece kanın akması için daha geniş bir alan yaratılmış olur.

    Açık kalp ameliyatı: Bazı vakalarda kalp defekti kateterle onarılamayabilir. Bu durumda defekti kapatmak için ameliyat gerekebilir. Çocuğunuzun ihtiyaç duyduğu ameliyatın şekli defektin derecesine bağlı olarak değişir. Kalp delikleri gibi bazı doğumsal kalp hastalıkları için minimal girişimsel kalp ameliyatı bir seçenek olabilir. Fakat doğumsal kalp hastalıkları genellikle açık kalp ameliyatı ile düzeltilir.

    Her iki ameliyat biçimi de geçici olarak kalbin durdurulmasını ve ameliyat sırasında kanın vücutta dolaşması için bir kalp-akciğer makinesi kullanımını gerektirir. Bu iki ameliyat arasındaki büyük fark; minimal girişimsel işlemde cerrahların kaburgalar aracılığı ile sadece küçük delikler açarak ameliyat yapabilmesi, açık kalp ameliyatında ise göğsün açılmak zorunda olmasıdır. Bu ameliyatlar büyük tıbbi işlemlerdir ve çocuğunuz için kayda değer bir iyileşme süresi gerekebilir.

    Kalp nakli: Ciddi bir kalp hastalığı ameliyatla tedavi edilemediği durumlarda kalp nakli bir seçenek olabilir.

    İlaçlar: Özellikle geç çocukluk ve yetişkinlik çağında tespit edilen bazı hafif doğumsal kalp hastalıkları kalbin daha etkin bir şekilde çalışmasına yardım eden ilaçlarla tedavi edilebilir. Bazı durumlarda ise doğumsal kalp hastalığı ameliyat edilemez veya tamamen onarılamaz. Bu vakalarda ilaç tedavisi bir seçenek olabilir.

    Anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokerleri (ARBs), beta blokerler olarak bilinen ilaçlar ve vücutta sıvı kaybını sağlayan ilaçlar (diüretikler) kan basıncını, kalp hızını ve göğüsteki sıvı miktarını düşürerek kalp üzerindeki stresin azalmasını sağlar. Düzensiz kalp atımları (aritmiler) için de bazı ilaçlar reçete edilebilir.

    Bazen kombine tedavi gerekebilir. Buna ilaveten yıllar içinde bazı kateter veya cerrahi işlemlerin kademeli şekilde yapılması gerekebilir. Çocuk büyüdükçe diğerlerinin tekrarlanması gerekir.

    UZUN SÜRELİ İZLEM VE KISITLAMALAR

    Doğumsal kalp hastalığı olan bazı çocuklarda yaşam boyunca birden fazla işlem veya ameliyat gerekebilir. Kalp hastalığı olan çocuklarda sonuçlar çarpıcı şekilde iyileşse de çok basit defekti olanlar haricinde çoğu kişide tedavi düzeltici ameliyat sonrasında da devam etmektedir.

    Yaşam boyu izlem ve tedavi: Çocuğunuza kalp defektini tedavi etmek için ameliyat yapılmışsa bile hayatının geri kalanında durumunun izlenmesi gerekir.Önce çocuk kardiyoloğu tarafından, daha sonra da yetişkin kardiyoloğu tarafından takip edilir. Doğumsal kalp hastalığı başka tıbbi sorunlara neden olarak çocuğunuzun yetişkin yaşamını etkileyebilir.

    Çocuğunuz büyüdükçe kalp durumu ve devam eden tedavisi hakkında anımsatmalarda bulunmanız önemlidir. Çocuğunuzu kalp hastalığı ve hastalığı tedavi etmek amaçlı yapılan işlemler konusunda bilgi sahibi olması için cesaretlendirin.

    Egzersiz kısıtlamaları: Doğumsal kalp hastalığı olan çocukların ailesi tedavi sonrasında yorucu oyunlar ve aktivitelerin risklerine yönelik endişe duyarlar. Bazı çocuklarda bazı egzersizlerin kısıtlanması gerekse de çoğu normal veya normale yakın aktivitelerde yer alabilir.

    Doktor çocuğunuz için hangi aktivitelerin güvenli olduğunu size söyleyebilir.

    Bazı aktiviteler açık şekilde tehlike arz ettiğinde çocuğunuzu yapamayacağı şeyler yerine yapabileceği diğer aktivitelerde yer alması için teşvik edin. Her çocuk farklı olsa da, doğumsal kalp hastalığı olan çoğu çocuk sağlıklı ve üretken yaşayarak büyür.

    Enfeksiyonu önleme: Çocuğunuzdaki doğumsal kalp hastalığı tipine ve düzeltmek için yapılan ameliyatın şekline bağlı olarak çocukta enfeksiyonu önlemek için ilave tedbirler alınması gerekebilir. Doğumsal kalp hastalıkları kalbin iç yüzü ve kalp kapaklarının enfeksiyon (infektif endokardit) riskini artırabilir. Bu riskten dolayı çocuğunuzun geçireceği bir ameliyat veya diş işlemleri öncesi enfeskiyonu önlemek için antibiyotik kullanması gerekebilir. Yapay kalp kapağı gibi yapay materyal veya araçlar ile onarılmış kalp hastalığı olan çocuklarda enfeksiyon riski daha yüksektir. Geçen 6 ay içinde yapay bir araç konulması için ameliyat edilmiş çocuklar da yüksek enfeksiyon riski ile karşı karşıyadır. Çocuğunuz için koruyucu antibiyotik gerekip gerekmediğini özellikle diş tedavisi öncesi doktorunuza sorun.

    HASTALIKLA YAŞAMA VE DESTEK

    Doğumsal kalp hastalığı tedavisinden sonra bile çoğu ailenin çocuklarının sağlığı hakkında endişe duyması doğaldır. Doğumsal kalp hastalığı olan çoğu çocuk hasta olmayan çocukların yaptığı şeylerin aynısını yapabilse de çocuğunuzda doğumsal kalp hastalığı varsa aklınızda tutmanız gereken birkaç şey vardır. Bunlar;

    Gelişimsel sorunlar: Ameliyat veya işlemlerden sonra doğumsal kalp hastalığı olan bazı çocuklarda iyileşme süresi uzun sürdüğü için yaşıtlarına göre gelişimsel olarak geride kalabiliyorlar.

    Bazı çocuklardaki zorluklar okul yıllarına kadar sürebiliyor ve okuma-yazma öğrenmede zorluk yaşayabiliyorlar. Çocuğunuzdaki gelişimsel zorlukları yenmenin yollarını doktorunuzla konuşun.

    Duygusal sorunlar: Gelişimsel sıkıntılar yaşayan çoğu çocukta okul çağına geldiğinde kendine güven azlığı ve bazı duygusal sorunlar yaşanabilir. Bu konuda doktorunuzla konuşmanız, aileler için destek grupları veya çocuk için bir terapist veya psikologla görüşülmesi yardımcı olabilir.

    Destek grupları: Ciddi sağlık problemleri yaşayan bir çocuğa sahip olmak kolay değildir ve hastalığın ciddiyetine bağlı olarak çok zor ve korkutucu olabilir.

    Aynı durumu yaşayan diğer aileler ile konuşmak sizi daha rahat hissettirebilir ve size cesaret verir.

    KORUNMA

    Çoğu doğumsal kalp hastalığının kesin sebebi bilinmediğinden bu durumlardan korunmak mümkün olamayabilir. Fakat aşağıdaki gibi çocuğunuzda doğum defektleri ve kalp hastalığı riskini azaltmak için yapabileceğiniz bazı şeyler vardır:

    Rubella (Kızamıkçık, Alman kızamığı) aşısı yaptırın. Gebelik sırasında geçireceğiniz rubella enfeksiyonu bebeğinizin kalp gelişimini etkileyebilir. Gebe kalmadan önce aşılandığınızdan emin olun.

    Kronik hastalıklarınızı kontrol altında tutun. Diyabetiniz varsa, kan şekerini kontrol altında tutmanız kalp hastalığı riskini azaltabilir.

    Epilepsi gibi ilaç kullanmanızı gerektiren başka kronik hastalıklarınız varsa ilaçların risk ve faydalarını doktorunuzla konuşun.

    Zararlı maddelerden uzak durun. Gebelik boyunca güçlü kokulu ürünlerle resim ve temizlik yapmayı başkasına bırakın. Ayrıca öncelikle doktorunuza danışmadan herhangi bir ilaç, bitkisel destek veya diyet desteği almayın. Gebelik boyunca sigara ve alkol kullanmayın.

    Folik asit içeren multivitamin kullanın. Günlük 400 mikrogram folik asit alımının beyin ve omurilikle ilgili doğum defektlerini ve aynı zamanda kalp hastalığı riskini azaltmaktadır.

  • Çocuklarda göğüs ağrısı neden olur ?

    Göğüs ağrısının çok çeşitli nedenleri vardır ve göğüste bulunan neredeyse her yapıdan kaynaklanabilir. Bunların arasında akciğerler, kaburgalar, göğüs duvarı kasları, diyafram ve göğüs kemiği ile kaburgalar arasında yer alan eklemler vardır. Bu dokuların hasarlanması, enfeksiyonu veya iritasyonu göğüs ağrısından sorumlu olabilir.

    Daha nadir olarak ağrı farklı bir bölgeden (karın gibi) kaynaklanıyor olabilir. Göğüs ağrısı stres veya anksiyetenin belirtiside olabilir. Çocuklarda nadiren göğüs ağrısı kalpten kaynaklanabilir.

    Hangi Hastalıklar Göğüs Ağrısına Neden Olur ?

    Göğüs ağrısı altta yatan ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir. Neyse ki çocuklardaki çoğu göğüs ağrısının altında benin (iyi seyirli) ve kendini sınırlayan hastalıklar yatar. Aşağıda göğüs ağrısına neden olan bazı hastalıklar listelenmiştir.

    Kostokondrit

    Kostokondrit göğüs kemiği ve kaburgalar arasındaki eklemin inflamasyonuna (miropsuz iltahabı) ikincil olarak meydana gelir. Özellikle ergen ve ergenlik öncesi kız çocuklarında meydana gelir ama herhangi bir yaşta da görülebilir.

    KOSTOKONDRİT AĞRI BÖLGELERİ

    Sıklıkla viral hastalıklar ve sık öksürmeden kaynaklanır ve genellikle bu hastalığa üst solunum yolu belirtileri eşlik eder.

    Bir kaç hafta sürebilir. Derin nefes alıp vermeyle ağrı olabilir ama nefes darlığı genellikle olmaz. Nefes darlığı varsa başka hastalıklar düşünülmelidir. Kostokondritin özelliği göğüs kemiğinin kenarlarındaki çöküklüklere karşılık gelen kostokondrol eklem üzerine uygulanan baskı ile hassasiyet ortaya çıkarılabilir. Tedavi amacıyla ibuprofen gibi reçetesiz alınabilen antiinflamatuar (ağrı kesici) ilaçların 1-2 hafta kullanılır.

    Yaralanma

    Göğüs duvarında kas ve kemik hasarlarının birçok nedeni vardır. Bazıları spor esnasında alınan darbeler veya düşmeler gibi belirgin sebeplerdir. Kaburga kaslarının gerilmesine neden olan ağır kaldırma, sık öksürme ve yoğun aerobik egzersiz gibi diğer nedenlerde kas ve bağ dokusunda hasarlanmalara neden olabilir.

    Tedavi genellikle istirahat ve destek olarak reçetesiz alınabilen ağrı kesicilerin kullanılmasıdır. Yaralanmaya bağlı meydana gelen ciddi, geçmeyen, nefes darlığı ile birliktelik gösteren göğüs ağrılarında mutlaka doktora danışılmalıdır.

    Stres ve Anksiyete

    Bazı insanlar stresin böylesine endişe verici bir belirti ortaya çıkardığına inansa da, aslında stres ilişkili göğüs ağrısının stres ile ilişkili baş ağrısından herhangi bir farkı yoktur. Ağrı künt bir ağrıdır ve spesifik değildir, stres ve anksiyete ile şiddetlenir.

    Bir yakınını kaybetmek, okul sınavları ve erkek/kız arkadaştan ayrılma gibi bazı altta yatan nedenler vardır.

    Stres genellikle başka bir nedenden kaynaklanan ağrıyı daha kötü yapar. Anksiyetenin sebebi mi yoksa sonucunun mu göğüs ağrısı olduğunu ayırt etmek önemlidir.

    Prekordiyal Catch Sendromu

    Sebebi bilinmeyen, selim bir hastalıktır. En sık ergenlerde ortaya çıkar, göğüs veya sırtta ani başlayan, şiddetli ve keskin bir ağrı ile karakterizedir.Ağrı özellikle nefes alırken olur. Birkaç dakika sürer ve kendiliğinden geçer. Ağrı zorlu, derin nefesle de kaybolabilir. Her gün birkaç kez bu olay tekrarlayabilir.

    Sebebi kesin olarak bilinmese de prekordiyal catch sendromunun ciddi yan etkileri yoktur. Özgün bir tedavisi yoktur ve ergenliğin sonuna doğru sıklık azalır.

    PREKORDİYAL CATCH SENDROMU

    Reflü

    Mide veya göğüs ağrısına neden olabilir. Çocuklar tam olarak bu belirtiyi tarif edemese de bazen sternum (göğüs kemiği) altında yanma hissi olarak kendini gösterir. Yemek içeriğine bağlı olarak ağrının sıklık ve şiddeti azalır ya da artar. Günümüzde asit reflüyü tedavi amacıyla ilaç ve diyet uygulamaları mevcuttur.

    Çocuklarda Hangi Kalp Hastalıkları Göğüs Ağrısına Neden Olur?

    Yetişkinlerin aksine çocuklarda kalp kaynaklı göğüs ağrısı oldukça nadirdir. Göğüs ağrısı nedenlerine göz atarken aşağıdaki durumların oldukça nadir görüldüğü unutulmamalıdır.

    Perikardit

    Kalp zarının inflamasyonudur. Genellikle tedavi edilebilen veya kendi kendini sınırlayabilen enfeksiyonlara bağlı meydana gelir; ama daha ciddi nedenlere bağlı olarak da görülebilir. Perikardit ağrısı tipik olarak keskindir, sternum ortasında hissedilir ve omuzlara yayılabilir.

    Oturur pozisyonda ve öne eğilince ağrı azalır. Öksürük, nefes darlığı ve ateş de sıklıkla göğüs ağrısıyla birlikte bulunur.

    Koroner Arter Anomalileri

    Koroner damarlar kalbi besleyen damarlardır. Bu damarların anomalileri kalbin ihtiyacı olan oksijenin kısıtlanmasına neden olur ve yetişkinlerdeki gibi kalp kaynaklı göğüs ağrılarına neden olabilir. Arterlerin doğuştan pozisyon bozukluklarına (anomali) bağlı olabileceği gibi sonradan Kawasaki gibi edinsel hastalıklara bağlı olarak da meydana gelebilir.

    KORONER ARTER ANOMALİSİ

    Kalp kasının aşırı derecede kalınlaşması (hipertrofi) ve kalbin uzun süre hızlı çalışması da (taşikardi) kalbin kan desteğini azaltabilir. Çocuklar tipik olarak sternum ortasında ezilme hissi şeklinde bir ağrı yaşar. Ağrı boyun ve çeneye veya sol omuz ve kola yayılabilir.

    Çocuklar çoğunlukla daha az spesifik (özgün) şikayet yaşar. Kalbin oksijen tüketimi çok arttığından belirtiler özellikle spor yaparken ortaya çıkar. Ancak istirahatte iken de belirtiler görülebilir. Nefes darlığı ve terleme de olabilir. Bu belirtileri yaşayan herkes acilen doktora görünmelidir.

    Mitral Kapak Prolapsusu (Çökmesi)

    Kan pompalayan esas kalp boşluğu olan sol ventrikülde (karıncık) yer alan kapağın hafif bir bozukluğudur. Mitral kapak sol atriuma (kulakçık) doğru çöker. Kadınların yaklaşık %6’sında görülürken erkeklerde bu oran daha azdır.

    MİTRAL KAPAK PROLAPSUSU

    Mitral kapak prolapsusunun artmış göğüs ağrısı insidansı ile ilişkili olduğu söylense de, esas sebep bilinmemektedir. Başka endişe verici bulgu ve belirtilerin olmaması durumunda, mitral kapak prolapsusu bulunan hastalarda göğüs ağrısı komplike olmayan bir seyir izleme eğilimindedir.

    Arter Anevrizması

    Damarların genleşerek dışarı doğru bir cep oluşturmasına arteryal anevrizma denir. Rüptür ile sonuçlanabilir. Çocuklarda aort anevrizmasından kaynaklanan göğüs ağrısı oldukça nadir görülür. Çoğunlukla Marfan Sendromu gibi nadir görülen bağ dokusu hastalıklarında meydana gelir.

    Göğüs Ağrısının Diğer Nedenleri Nedir ?

    Nispeten daha sık görülen diğer nedenler arasında akciğer enfeksiyonları ve astım gibi göğüste uygunsuz hava veya sıvı birikmesi ve inflamasyon yer alır. Çocuğunuzun hızlı bir değerlendirmeye ihtiyaç duyup duymadığını belirlemek için diğer sıkıntı yaratan semptomlar aranmalıdır.

    Çocuğumda Göğüs Ağrısı Varsa Ne Yapmalıyım ?

    Paniklemeyin. Göğüs ağrısının çoğunlukla selim ve kendini sınırlayan hastalıklara bağlı olduğunu unutmayın. Kalp hastalığı veya başka ciddi bir hastalık olma ihtimali çok düşüktür.

    Fakat çocuğunuzda şiddetli bir göğüs ağrısı varsa veya göğüs ağrısına nefes darlığı, ateş, terleme ya da 200’ün üzerinde bir kalp hızı eşlik ediyorsa hemen bir doktora göstermelisiniz. Spor yaparken göğüs ağrısı olan çocuklar mutlaka çocuk kardiyolojisi uzmanına kontrole gitmelidir.

    Bu belirtiler yoksa çoğu göğüs ağrısını değerlendirilmek için uygun zamanı bekleyebilirsiniz. Emin değilseniz doktorunuzu aramalısınız.

    Çocuğumun Doktora Görünmesi Gerektiğini Düşünürsem Hangi Doktora Gitmeliyiz ?

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı göğüs ağrısının nedenleri değerlendirir ve çocuk kardiyolojisi, göğüs hastalıkları gibi branşlara gerekirse yönlendirir. göğüs ağrısı nedenleri farklı uzmanlık alanları çatısı altındadır. Uzmana görünmeniz gerektiğinde hangi doktorun daha uygun olacağına doktorunuz karar verecektir.

    Muayeneye Gittiğimde Ne Yapılır ?

    Değerlendirme genellikle ağrının tam bir hikayesi ve fizik muayene ile başlar. Daha sonrasında değerlendirme, başlangıç bulgularına bağlı olarak önemli derecede farklılık gösterebilir.

    Çoğu çocukta tanı koymak ve tedavisi vermek için başka herhangi bir test yapılması gerekmez. Bazı vakalarda, göğüs filmi, ekokardiyografi (EKO) , elektrokardiyografi (EKG), solunum fonksiyon testleri gerekebilir.

    Çocuğum Özellikle “kalbim ağrıyor” Diyorsa ?

    Küçük çocukların çoğunda göğüste en çok bildikleri organ kalptir. Bu yüzden her türlü göğüs ağrısını belirtmek için bu ifadeyi kullanırlar.

    İyi haber şu ki, bu çocuklar kalple ilgili olan ve olmayan göğüs ağrılarını nadiren ayırt edebiliyorlar, bu yüzden kalbi suçlamalarında haklı çıkmaları pek de olası değil. Kötü haber ise, aile ve çocuğa bakım veren kişiler bu ifadeyi bir kez duyduğunda bundan kalbin sorumlu olmadığına onları ikna etmek oldukça zor olabiliyor. Kalp ağrısı yakınması olan çocuklar göğüs ağrısı olan diğer çocuklar gibi önem derecesine ve ilişkili belirtilere dikkat ederek değerlendirilmelidir.

  • Çocuklarda çarpıntı

    Çarpıntı, çeşitli belirtiler için kullanılan bir terimdir. Çarpıntı terimi genellikle kalbin hızlı hızlı çarpması, kanat çırpar gibi olması veya kalp atımında atlamalar gibi anormal kalp ritmi hissiyatını ifade eder.

    Erken (Prematür) Atım Nedir?

    Kalbin dört odacığının hareketini organize eden kendi elektriksel sistemi vardır. Sinüs nodu kalbin doğal uyaran odağı (pacemaker)’ıdır ve genellikle ileti sisteminin geri kalan kısımlarına düzenli aralıklarla sinyal gönderir.

    Kimi zaman kalbin başka alanlarından elektriksel sistemi sinüs nodundan daha önce aktive edebilen sinyaller çıkabilir. Bunlara prematüre veya erken atımlar denir. Kalbin üst odacıklarından (atriyumlar) başlayan erken atımlara prematüre atriyal kontraksiyon veya atriyal prematüre atım adı verilir.

    Bazen erken atımlar kalbin alt odacıklarından (ventriküller) kaynaklanır. Bunlara prematüre ventriküler kontraksiyon veya ventriküler prematüre atım denir. Kalbi normal olan kişilerde de erken atımlar olabilir ve diğerleri her ekstra atımı hissederken onlar bu atımların varlığından haberdar değillerdir. Kafein ve stres gibi kalp hızını artıran şeyler prematüre atımların daha sık ortaya çıkmasına neden olabilir. Bazı kişilerde mitral kapak prolapsusu ile ilişkili prematüre atriyal kontraksiyonlar (PAK) olabilir.

    Çarpıntı Nedir ?

    Ekstra tek atımların yanı sıra hızlı ritimler veya taşikardiler de çarpıntı gibi hissedilebilir.

    Bazı çocuklar, özellikle de genç erişkinler, egzersiz veya strese doğal bir yanıt olarak kalp atışlarının hızlandığının farkındadır. Buna sinüs taşikardisi denir ve normaldir.

    Bazı çocuklarda kalbin elektriksel sisteminde kalp hızının anormal şekilde artmasına neden olan ekstra bağlantılar vardır.

    Çocuğumda Çarpıntı Varsa Neler Olabilir ?

    Prematüre atımlar sık görülür ve genellikle tehlikeli değildir. Bu ekstra atımların daha fazla incelenmesi gereken bazı durumlar vardır.

    Bu atımlar özellikle bayılma gibi başka belirtiler ile ilişkili ise daha ileri inceleme önerilir.

    Çarpıntı Nedeni Nasıl Saptanır ?

    Çarpıntı sebebini bulmakta iyi bir hikaye ve fizik muayene faydalı olur.

    Kalbin hızlı çarptığı süre boyunca çocuk bayılıyorsa bu ventriküler taşikardinin bir belirtisi olabilir ve derhal bir doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir. Çarpıntısı olan çoğu çocuğun kalp muayenesi normaldir.

    Muayene normal değilse çarpıntıya neden olan yapısal bir kalp problemi olma ihtimali vardır. Muayene çarpıntılarla kuvvetli ilişkide olabilen kalp fonksiyonları hakkında ipuçları verebilir.

    Problemi tespit edebilmek için hastanın çarpıntısı olduğu sırada elektrokardiyografi çekilmesi gerekir. Muayene sırasında çekilen elektrokardiyografi ritim bozukluklarını göstermez ama bu soruna yol açan herhangi bir problem olup olmadığını ortaya çıkarmakta faydalıdır. 24 saat boyunca durmaksızın kalp ritimlerini kaydeden taşınabilir bir cihaz (Holter cihazı) ritim bozukluğu tanısında en faydalıyöntemdir.

    Çocukta ventriküler taşikardi olduğundan şüphelenilirse, kalp kateterizasyon laboratuvarı şartlarında kontrollü koşullar altında hızlı kalp atışını tetiklemek için daha invaziv (girişimsel) elektrofizyolojik incelemelerin yapılması gerekebilir.

    Belirtiler egzersiz sırasında oluyorsa egzersiz testi tanı koymada faydalı olabilir.

    Çarpıntı Nasıl Tedavi Edilir ?

    Prematüre atriyal ve ventriküler kontraksiyonlarda kafein gibi durumu kötüleştiren şeylerden uzak durmak dışında genellikle herhangi bir tedavi gerekmez. Günlük yaşamı etkileyecek şekilde oldukça sık oluyorsa, kontrol altına almak için kullanılabilecek bazı ilaç ve yapılabilecek işlemler vardır.

    Çarpıntının diğer nedenleri için kullanılabilen bazı tıbbi veya tıbbi olmayan tedaviler bulunur. Kilit nokta tanı koymak veya en azından hayati tehlike içeren ritimleri ortadan kaldırmaktadır.

    Çarpıntı ile birlikte bayılma oluyorsa acilen değerlendirilmelidir.

  • Panik Atakta Kalp Krizi Geçirme ve Ölüm Korkusu

    Panik Atakta Kalp Krizi Geçirme ve Ölüm Korkusu

    Panik Bozukluk tanısı almış olan kişiler panik atak geçirmekten son derece korkarlar. Kişi içinde bulunduğu ortam, ortama ait kalabalık, gürültü, koku, sıcaklık gibi çeşitli çevresel faktörler ve fiziksel değişkenlerin, daha önce panik atak geçirdiği koşullarla benzer hale gelmesine karşı son derece duyarlıdır. Bu şartların benzer hale gelmesi kişinin yeniden panik atak geçireceğine dair inancını şiddetle tetikler. Maruz kalınan bu tehdit ve tehlike algısı, kişinin bedenindeki fiziksel belirtilerine odaklanmasına, bu belirtilere sonu felaketle biten senaryolar atfedip, çeşitli anlamlar yüklemesine yol açar. Gerçek dışı felaket senaryoları kişiyi büyük bir kaygı ve dehşete sokar. Böyle bir durumda panik atak yaşayanların gerçek dışı inançları genellikle “kalp krizi geçirerek ölme”, “çıldırarak aklını yitirme”, “bayılarak yardımsız kalma” başlıkları altında gözlemlenebilir.

    Panik atak esnasında kişinin kalp krizi geçirme ihtimaline toplum içinde yaygın şekilde inanılmasına karşın aslında bu ihtimal doğru bir bilgi değildir. Kalp krizi, kalbi besleyen koroner arter damarlarında yaşanılabilecek tıkanıklık, yırtılma gibi bir problem sonucu kalp kasının beslenememesi sebebiyle gerçekleşir. Kalp krizi geçirme korkusu olan kişiler ise genellikle bu konuda bir Kardiyoloğa görünerek muayene olurlar.

    Her hangi bir kalp-damar problemi bulunmamasına karşın, panik atak atak sonucu kalp krizi geçirme korkusu yaşayan kişilerin problemi biyolojik değil tamamıyla psikolojiktir. Bu kişiler genellikle geçmişte bir yakınının kalp krizi geçirmesinden etkilenmiş veya bu durumu kafaya takacak bir olay yaşamış olabilirler. Bu yaşanmışlık onların kalbiyle ilgili bedensel belirtilere daha fazla duyarlı olmalarına neden olmuş olabilir.

    Panik atak esnasında yaşanan bazı fiziksel belirtiler kişinin kalp krizi geçireceğine yönelik inancını pekiştirse de bu bilgiler içinde önemli çarpıtmalar barındırmaktadır. Panik atak yaşayan kişide çarpıntı, tansiyon yükselmesi, göğüste saplanıp geçen, kısa süreli, sınırları belli, lokal ağrı gibi belirtiler bulunurken, çarpıntı ve ağrı dinlenildiğinde artar, bulantı olabilir, kusma olmaz.

    Kalp krizi geçiren kişide ise çarpıntı, kalp ritminde bozukluk, tansiyon düşüklüğü, gittikçe artarak tüm göğse yayılabilen, 15-20 dakika boyunca kesintisiz sürebilen, uzun süreli, şiddetli ağrı görülür. Çarpıntı ve ağrı dinlenildiği taktirde azalırken, hareket ve efor sarf edilmesiyle artış gösterir, bulantı ve kusma görülür.

    Panik atak, kişinin kalp krizi geçirmesine yol açmaz. Benzer olduğu zannedilse de iki durum arasında birbirinden farklı belirtiler görülmektedir. Kalp krizi neticesinde kalp kasının beslemesiyle ilgili damar problemi görülürken, panik atak kalbin daha fazla atmasına neden olan adrenalin hormonunun salgılanmasını ve kalp kasının daha çok çalışmasını sağlar. Panik atak korkusu önemsenmez ve tedavi edilmez ise bu korkunun kattığı günlük stres ve sıkıntı, kaygıya dayalı vücutta kolesterol artışına, koroner damarlarda tıkanmaya yol açabilir. Dolayısıyla damar sağlığının strese dayalı bozulmasıyla birlikte kalp krizi riski meydana gelebilir. Panik bozukluk hastalarında %30-40 oranında yüksek kolesterol görülürken, %20-25 oranında kalp damar hastalıklarına yakalandıkları görülmektedir.

    Panik Bozukluk tanısı almış kişilerin göreceği erken psikolojik tedavi, stres yükünün vücuttaki kalp damar sistemi gibi diğer sistemler üzerinde yapacağı olası deformasyonun azalmasına yol açacağını bilerek hareket etmeleri faydalı olacaktır.

  • Koroner dolaşım

    Koroner dolaşım

    Kalbin düzenli ve etkili çalışabilmesi için, oksijen ve besleyici maddelerle zengin kan ile beslenmesi gerekmektedir. Koroner dolaşım, kalbi besleyen damarlarda kanın dolaşımıdır. Kalbin kas dokusu (miyokard) o kadar kalındır ki, kalp kanla dolu olmasına rağmen kanın kas dokusunun derinliklerine ulaşması için koroner damarlara ihtiyaç vardır.

    Kalbin gevşemesi (diastol) sırasında kalp kas dokusuna oksijenli temiz kanı taşıyan ve dağıtan damarlar koroner arter (koroner atardamar), oksijeni alınmış kirli kanı kalp kasından uzaklaştıran damarlar ise kardiyak ven (kardiyak toplardamar) olarak adlandırılır.

    Ana koroner arterler aort kapağının hemen üzerinden çıkan sağ ve sol koroner arter olmak üzere 2 tanedir. Sol koroner arter, sol ön inen arter ve sol sirkumfleks arter olmak üzere ikiye ayrılır. Sol ön inen arter kalbin ön yüzünü, sirkumfleks arter kalbin sol yanını ve arkasını besler. Sağ koroner arter ise sağ kalbi, karıncıklar arası duvarın bir kısmını ve kalbin arka yüzünü besleyen dallara ayrılır.

    Koroner dolaşım kişiden kişiye fark ettiği için tam olarak değerlendirilmesi kardiyak kateterizasyon veya bilgisayar tomografili koroner anjiyografi ile mümkündür. Öyle ki, insanların %4’ünde üçüncü bir koroner arter bulunur, bu atardamar posterior koroner arter olarak adlandırılır. Nadiren kişide aort kökünün etrafında dolanan tek bir koroner arter bulunabilir.

    Koroner arterler, sağlıklı iken, kalp kasının ihtiyacını karşılayacak koroner dolaşımı sağlarlar. Ancak kısmen dar olan bu damarlar, sıklıkla aterosklerozdan etkilenerek tıkanabilirler. Bu durumda kalbin oksijen ihtiyacını karşılamak için kan akışı hızlanır, buna rağmen yeterince oksijen sağlanamazsa oksijen yetersizliği hali olan doku iskemisi meydana gelir. Anlık iskemi, anjina denilen şiddetli göğüs ağrısı yapar. Ciddi iskemide ise kalp kası oksijen yetersizliğinden ölür, bu durum da miyokard enfarktüsü (kalp krizi) ile sonuçlanır.

  • Kan dolaşımı

    Kan dolaşımı

    Kan dolaşımı

    Kalp tek bir organ olmasına rağmen iki ayrı pompa (sağ kalp ve sol kalp) gibi çalışmaktadır. Vücudun tüm organlarından gelen ve oksijeni az olan kirli kan ana toplardamarlar ile sağ kulakçığa dökülür, buradan üçlü kapak aracılığı ile sağ karıncığa geçer.

    Sağ karıncık kirli kanı akciğer atardamarı aracılığı ile akciğerlere pompalar. Akciğerlere gelen kan oksijenden zenginleşerek temizlenmiş olur. Temiz kan, akciğer toplardamarları ile sol kulakçığa döner (sağ kalp işlevi = küçük kan dolaşımı = akciğer dolaşımı).

    Sol kulakçıktaki temiz kan ikili kapak aracılığı ile sol karıncığa geçer. Sol karıncığa gelen temiz kan aort aracılığı ile tüm organlara pompalanır. Vücudun bütün organlarındaki gaz değişimi sonrasında oksijeni az olan kirli kan ana toplardamarlar ile sağ kulakçığa gelir (sol kalp işlevi = büyük kan dolaşımı = sistemik dolaşım).

    Vücuttaki kan akışı

    Kalpten çıkan aort vücuttaki en büyük atardamardır. Aort beynimizi ve kollarımızı besleyen atardamarları üç dal şeklinde verdikten sonra göğüs boşluğundan aşağı, karnımıza doğru iner. Burada sağ ve sol bacağımızı besleyen iki ana atardamara bölünür. Bu damarlar organları ve kasları besleyen atardamarlara bölünerek çapları giderek azalır. Kapiller atardamarlar vücudumuzun en uç bölgelerindeki en ince damarlardır ve hücrelerin oksijenlenmesini sağlarlar.

    Hücreler tarafından açığa çıkarılan karbondioksit ve atık ürünler kapiller toplardamarlar vasıtasıyla daha büyük toplardamarlara aktarılır. Beyin ve kollardan gelen toplardamarlar birleşerek üst ana toplardamarı, vücudumuzun diğer bölgelerinden gelen toplardamarlar birleşerek alt ana toplardamarı oluşturur ve kirli kan sağ kulakçığa gelir. Kanın daha sonraki gidiş yolu yukarıda kalbin çalışması kısmında anlatıldığı şekilde olur.

  • Kalp nasıl çalışır?

    Kalp nasıl çalışır?

    Kalbin yapısı

    Kalp genellikle kişinin yumruğundan biraz büyük, vücut kanını toplardamarlar ile toplayan, atardamarlar ile tüm vücuda yönlendiren kas yapısında güçlü bir pompadır. Günde ortalama 100.000 kez kasılır ve 8.000 litre kanı sürekli olarak dolaşıma pompalar.

    Kalp tabanı üstte, tepesi (apeksi) altta olacak şekilde, göğüsün merkezinde hafif sola doğru yerleşmiştir. Önde göğüs kemiği ve yanlarda göğüs kafesi ile çevrelenmiştir.

    Kalpte 4 odacık (üstte sağ ve sol kulakçıklar ile altta sağ ve sol karıncıklar) ve bu odacıkları birbirinden ayıran duvarlar vardır. Sol kulakçık ile sol karıncık arasında ikili (mitral) kapak, sağ kulakçık ile sağ karıncık arasında üçlü (triküspit) kapak, sol karıncıktan çıkan aortun kapağı ve sağ karıncıktan çıkan akciğer atardamarının (pulmoner arterin) kapağı bulunmaktadır. Bu kapaklar kanın tek yönlü akışını sağlamaktadırlar.

    Kalbin çalışması

    Kalpte yukarıdan aşağıya doğru olan elektriksel ileti sistemi vardır. Bu ileti sisteminde uyarıyı başlatan nokta üst ana toplardamarın sağ kulakçığın üst kısmına açıldığı yerin hemen yanında olan sinoatrial (SA) düğümdür. Kalbin doğal pili olan bu düğüm (sinüs düğümü olarak da adlandırılır) eşit aralıklarla, hastanın yaşı ve durumuna göre değişen hızlarda uyarı çıkarır. Bu uyarı, kalbin her iki kulakçığı boyunca, yine bu iş için özelleşmiş ileti yolları ile aşağıya doğru yayılır. Böylece kulakçıklar kasılarak içlerindeki kanı karıncıklara boşaltırlar (diastol = kalbin gevşemesi). Sonrasında uyarı, kulakçıklar ile karıncıklar arasında bulunan diğer bir özel bölgeye; atriyoventriküler (AV) düğüme gelir. Elektrik iletisi karıncıklara ulaştırılmadan önce atriyoventriküler düğümde 0,1 saniyelik gecikme yaparak kulakçıklar ile karıncıkların aynı anda kasılmasını engeller ve böylece kulakçıkların karıncıklardan önce kasılması sağlanmış olur. Atriyoventriküler düğümden geçen akım, His demeti ve Purkinje lifleri ile karıncıklara yayılır. Karıncıklar kasıldıklarında içlerindeki kanı akciğer atardamarı yoluyla akciğerlere ve aort yoluyla vücuda pompalarlar (sistol = kalbin kasılması). Böylece diastol ve sistolden oluşan bir kalp döngüsü (bir kalp atımı) tamamlanmış olur. Ardından sinüs düğümü yeni bir uyarı çıkarıp yeni bir döngü başlatır ve bu olay günde yaklaşık 100.000 kez tekrarlanır.