Etiket: Kalp Krizi

  • Panik Atakta Kalp Krizi Geçirme ve Ölüm Korkusu

    Panik Atakta Kalp Krizi Geçirme ve Ölüm Korkusu

    Panik Bozukluk tanısı almış olan kişiler panik atak geçirmekten son derece korkarlar. Kişi içinde bulunduğu ortam, ortama ait kalabalık, gürültü, koku, sıcaklık gibi çeşitli çevresel faktörler ve fiziksel değişkenlerin, daha önce panik atak geçirdiği koşullarla benzer hale gelmesine karşı son derece duyarlıdır. Bu şartların benzer hale gelmesi kişinin yeniden panik atak geçireceğine dair inancını şiddetle tetikler. Maruz kalınan bu tehdit ve tehlike algısı, kişinin bedenindeki fiziksel belirtilerine odaklanmasına, bu belirtilere sonu felaketle biten senaryolar atfedip, çeşitli anlamlar yüklemesine yol açar. Gerçek dışı felaket senaryoları kişiyi büyük bir kaygı ve dehşete sokar. Böyle bir durumda panik atak yaşayanların gerçek dışı inançları genellikle “kalp krizi geçirerek ölme”, “çıldırarak aklını yitirme”, “bayılarak yardımsız kalma” başlıkları altında gözlemlenebilir.

    Panik atak esnasında kişinin kalp krizi geçirme ihtimaline toplum içinde yaygın şekilde inanılmasına karşın aslında bu ihtimal doğru bir bilgi değildir. Kalp krizi, kalbi besleyen koroner arter damarlarında yaşanılabilecek tıkanıklık, yırtılma gibi bir problem sonucu kalp kasının beslenememesi sebebiyle gerçekleşir. Kalp krizi geçirme korkusu olan kişiler ise genellikle bu konuda bir Kardiyoloğa görünerek muayene olurlar.

    Her hangi bir kalp-damar problemi bulunmamasına karşın, panik atak atak sonucu kalp krizi geçirme korkusu yaşayan kişilerin problemi biyolojik değil tamamıyla psikolojiktir. Bu kişiler genellikle geçmişte bir yakınının kalp krizi geçirmesinden etkilenmiş veya bu durumu kafaya takacak bir olay yaşamış olabilirler. Bu yaşanmışlık onların kalbiyle ilgili bedensel belirtilere daha fazla duyarlı olmalarına neden olmuş olabilir.

    Panik atak esnasında yaşanan bazı fiziksel belirtiler kişinin kalp krizi geçireceğine yönelik inancını pekiştirse de bu bilgiler içinde önemli çarpıtmalar barındırmaktadır. Panik atak yaşayan kişide çarpıntı, tansiyon yükselmesi, göğüste saplanıp geçen, kısa süreli, sınırları belli, lokal ağrı gibi belirtiler bulunurken, çarpıntı ve ağrı dinlenildiğinde artar, bulantı olabilir, kusma olmaz.

    Kalp krizi geçiren kişide ise çarpıntı, kalp ritminde bozukluk, tansiyon düşüklüğü, gittikçe artarak tüm göğse yayılabilen, 15-20 dakika boyunca kesintisiz sürebilen, uzun süreli, şiddetli ağrı görülür. Çarpıntı ve ağrı dinlenildiği taktirde azalırken, hareket ve efor sarf edilmesiyle artış gösterir, bulantı ve kusma görülür.

    Panik atak, kişinin kalp krizi geçirmesine yol açmaz. Benzer olduğu zannedilse de iki durum arasında birbirinden farklı belirtiler görülmektedir. Kalp krizi neticesinde kalp kasının beslemesiyle ilgili damar problemi görülürken, panik atak kalbin daha fazla atmasına neden olan adrenalin hormonunun salgılanmasını ve kalp kasının daha çok çalışmasını sağlar. Panik atak korkusu önemsenmez ve tedavi edilmez ise bu korkunun kattığı günlük stres ve sıkıntı, kaygıya dayalı vücutta kolesterol artışına, koroner damarlarda tıkanmaya yol açabilir. Dolayısıyla damar sağlığının strese dayalı bozulmasıyla birlikte kalp krizi riski meydana gelebilir. Panik bozukluk hastalarında %30-40 oranında yüksek kolesterol görülürken, %20-25 oranında kalp damar hastalıklarına yakalandıkları görülmektedir.

    Panik Bozukluk tanısı almış kişilerin göreceği erken psikolojik tedavi, stres yükünün vücuttaki kalp damar sistemi gibi diğer sistemler üzerinde yapacağı olası deformasyonun azalmasına yol açacağını bilerek hareket etmeleri faydalı olacaktır.

  • Kalp krizi nedir?

    KALP KRİZİ(AKUT MİYOKARD İNFARKTÜSÜ) NEDİR?

    Kalp krizi (miyokard enfarktüsü) kalp kasının bir bölümünün o bölgeye yetersiz kan akışından dolayı ölmesi (kalıcı hasara uğraması) sonucu meydana gelir.

    Kalbi besleyen damarların kan akımının çeşitli nedenlerle ani azalmasına veya kesilmesine bağlı olarak gelişen ve o damarın beslediği kalp kasında çeşitli derecede hücre ölümü ile sonuçlanan ve kalp krizi olarak bilinen bir hastalıktır Hastaların kalp krizinden kaybedilmelerinin önlenmesi olayın ilk anından itibaren en kısa zamanda hastaneye ulaşmasına bağlıdır

    Her 5 ani ölümün biri kalp krizinden dolayı gerçekleşmektedir. Kalp krizi yetişkinlerdeki ani ölümün başlıca nedenlerinden biridir.

    Nedenler ve Risk Faktörleri

    Kalp krizlerinin çoğu koroner arterlerde (kalp kasına kan ve oksijen taşıyan atardamarlar) oluşan pıhtılar (trombüs) sebebiyle meydana gelir. Pıhtılar genelde ateroskleroz sonucu meydana gelen değişiklikler yüzünden daralmış koroner arterlerde oluşur. Arter duvarının içindeki aterosklerotik plak bazen çatlar ve bu da pıhtı oluşumunu tetikler. Koroner arterlerdeki pıhtılar kalp kasına kan ve oksijen akışını engeller, bu da o bölgedeki kalp hücrelerinin ölümüne sebep olur. Hasar gören kalp kası kasılma yeteneğini kaybeder ve kalbin geri kalan kısmı hasar gören bu bölümün işini de yapmak zorunda kalır.

    Koroner arter hastalıklarının ve kalp krizinin risk faktörleri genel olarak kalp damar hastalıkları risk faktörlerinin aynısıdır: hipertansiyon, hiperkolesterolemi, diyabet, sigara içmek ve ailede erken yaşta koroner kalp hastalığı görülmesidir.

    Belirtilen risk faktörlerinin çoğu fazla kiloyla ilgilidir. Dar olan bir damarın üzerinde pıhtı oluşumunu her hangi bir neden başlatabilir. Bazen ani ve bunaltıcı stres buna neden olabilir. Son birkaç senede, koroner arter hastalığı için, artmış homosistein, C-reaktif protein ve fibrinojen seviyeleri gibi yeni risk faktörleri saptanmıştır. Yüksek homosistein, beslenmeye folik asit ilavesiyle tedavi edilebilir. Ancak bu yeni risk faktörlerinin pratik değeri üzerine çalışmalar hala devam etmektedir ve halen homosistein seviyesinin düşürülmesinin olumlu etkileri olduğuna ait kesin kanıtlar yoktur.

    Kalp Krizinin Tanısı (teşhisi):

    Kalp krizi geçirmekte olan hastaların temel şikayeti göğüs ağrısıdır:

    • Göğüs ağrısı:
      • Göğüs kemiğinin arkasındaki göğüs ağrısı kalp krizinin en önemli belirtisidir; fakat, özellikle diyabet hastalarında ve yaşlılarda, bu ağrı çok belirsiz olabilir yada hiç hissedilmeyebilir (sessiz kalp krizi). Ağrı sıklıkla göğüsten omuz yada kollara, ense, dişler, çene, karın veya sırta doğru yayılır. Bazen ağrı sadece bu bölgelerden birinde hissedilir.
    • Göğüs Ağrısının özellikleri:
      • Ağrı 20 dakikadan fazla genellikle saatlerce sürer ve genelde dinlenme yada nitrogliserinle geçmez,
      • Ağrı, şiddetli ve künt vasıftadır. Fakat keskin veya belirsiz olabilir,
      • Ağrı, sıkıştıran, ağırlık, baskı yapıcı tarzda olabilir,
      • Göğüste daralma hissi uyandırabilir,
      • “Göğüsde fil oturuyormuş” gibi veya
      • Hazımsızlık olarak da hissedilebilir. Beraberinde sıklıkla soğuk terleme ve ölüm korkusu da vardır.
    • Kendi başına yada göğüsteki ağrıyla birlikte hissedilebilen diğer belirtiler şunlardır:
      • Nefes darlığı
      • Öksürük
      • Baş dönmesi ve sersemleme
      • Bayılma
      • Mide bulantısı ve kusma
      • “Kıyametin geldiği” hissi
      • Sıkıntı.

    Göğüs ağrısı olduğunda özellikle risk faktörlerine de sahipseniz mutlaka doktorunuza veya bir sağlık kuruluşuna gitmelisiniz. Kalp krizi tanısını mutlaka doktor koymalıdır.