Etiket: Kalp Hastalıkları

  • Çocuklarda görülen kalp hastalıkları nelerdir?

    Çocuklarda görülen kalp hastalıkları nelerdir?

    Çocuklar yetişkinlerin küçülmüş hali olmayıp sürekli büyüyen ve gelişen insanlardır. Bu nedenle çocuk kalp hastalıkları yetişkinlerin kalp hastalıklarından oldukça farklıdır. Son yıllarda çocuklarda görülen kalp hastalıklarında gerçek anlamda bir artış olmasa da halkımız ve doktorlar arasında bu hastalıkların tanınması artmıştır.

    Çocuklarda görülen kalp hastalıkları temel olarak üç gruba ayrılmaktadır. Bunlar doğumsal veya doğuştan kalp hastalıkları, kalp ritim bozuklukları ve sonradan gelişen (kazanılmış = edinsel) kalp hastalıklarıdır.

    1. Doğumsal kalp hastalıkları (halk dilinde “kalp delikleri”) yenidoğan bebeklerin yaklaşık yüzde 1’inde görülmektedir. Bunların da yaklaşık yüzde 25’i “kritik kalp hastalığı” olarak değerlendirilmekte ve bu hastalara kardiyak kateterizasyon, anjiyokardiyografi ve/veya açık kalp ameliyatı ile müdahale gerekmektedir. Uygun ve zamanında girişimle kritik kalp hastalığı ile doğan bebeklerin yaklaşık yüzde 80’i bir yaşına ulaşabilmektedir. Daha önceki yıllarda çaresiz gibi görülen birçok durumda başarılı girişimler ve ameliyatlar yapılabildiği için, erişkin yaşlara ulaşan doğumsal kalp hastalığı olan hastaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır.

    2. Çocuklardaki diğer önemli bir kalp hastalığı grubu kalp ritim bozukluklarıdır. Bu bozukluklar çocuklarda çarpıntı, bayılma, hatta ani ölüm gibi bulgularla ortaya çıkabilmektedir. Bu bozuklukların sıklığı geçmişte düşünülenden çok daha fazladır. Öyle ki bazı bozukluklar 250 çocuktan birinde görülebilmektedir. Ancak bu bozuklukların tanısı genellikle zamanında ve doğru konulamadığı için sıklıkla gözden kaçmaktadır.

    3. Sonradan gelişen (kazanılmış = edinsel) kalp hastalıkları arasında ise bazı viral veya bakteriyel enfeksiyonlar, romatizmal kalp hastalığı, ilaçlara veya zehirlenmelere bağlı sorunlar ve kalp kası bozuklukları yer almaktadır. Romatizmal kalp hastalığı ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkelerde doğuştan olmayan kalp hastalıklarının en önemli nedenidir. Kalp hastalıklarının çocuklarda her zaman bulgu vermediği ve hayatı tehdit edebildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle her çocuğun en az bir kez Çocuk Kalp Hastalıkları (Pediatrik Kardiyoloji) Uzmanı tarafından değerlendirilmesi uygun olacaktır.

    Kalp hastalığı tanısı konulan çocuklarda enfeksiyon hastalıklarından korunma, aşıların düzenli yapılması, iyi beslenme ve bakım ile Çocuk Kalp Hastalıkları (Pediatrik Kardiyoloji) Uzmanı tarafından yakın takip oldukça önemlidir.

  • Çocuklarda görülen kalp hastalıkları!

    Çocuklarda görülen kalp hastalıkları!

    Çocuklarda en çok hangi kalp hastalıkları görülmektedir? Bu hastalıklar hangi dönemlerde ortaya çıkmaktadır? Bu hastalıkların belirli oluşum nedenleri varmıdır?

    Çocuklarda görülen kalp hastalıklarını üç ana başlık altında inceleyebiliriz. Bunlar; doğuştan kalp hastalıkları, sonradan oluşan (edinsel) kalp hastalıkları ve ritm ve ileti bozukluklarıdır.

    Doğuştan kalp hastalıkları, en sık rastlanılan doğuştan anomaliler olup doğan her 1000 çocuktan 8’inde kalp hastalığı görülmektedir. Bu da canlı doğumların ortalama %1’i olmaktadır. Ülkemizde her yıl ortalama 12000-13000 bebek kalp hastası olarak doğmaktadır.

    Doğuştan kalp hastalıkları doğum öncesi anne karnındaki bebeğin organlarının gelişimi sırasında ortaya çıkan hastalıklardır. Bu hastalıklar, kalbin kulakçık veya karıncıkları arasında bulunan bölmelerdeki delikler, kalbe gelen ve kalpten çıkan damarların anormal pozisyonları, ana damarların kapakçıklarındaki ve kulakçık ile karıncıkları birbirlerine bağlayan kapaklardaki darlık ve yetmezlikler, kalp kasını besleyen koroner damarlardaki anomaliler veya yukarıda sayılan anomalilerin birlikte bulunduğu daha ciddi ve kompleks hastalıklardır. Çocuklarda en çok görülen kalp hastalıkları doğuştan kalp hastalıklarıdır.

    Sonradan oluşan (edinsel) kalp hastalıkları arasında en sık görüleni romatizmal kalp hastalıklarıdır. Sıklıkla 5-15 yaş grubu çocuklarda üst solunum yolundan giren A grubu beta hemolitik streptokokların romatizma yapıcı türünü alan çocuklarda eklem bulgularının yanısıra %50 olguda boğaz infeksiyonundan 2-4 hafta sonra kalp kapakları, kalp kası ve bazen de ek olarak kalbin dış zarı etkilenerek kalıcı kalp hastalığı oluşmaktadır.

    Edinsel kalp hastalıklarının oluşmasında özellikle süt çocukluğu döneminde görülen viral üst solunum yolu infeksiyonlarında, kabakulak, kızamıkçık ve suçiçeği gibi hastalıklarda da kalp kası ve kalp zarı etkilenebilmektedir. Edinsel kalp hastalıklarından daha seyrek olarak görülen Kawasaki hastalığı 5 yaş altı çocuklarda koroner damarları tutan bir hastalık olup 5 günden fazla süren ateş ve döküntü olduğunda bu hastalık düşünülmelidir.

    Ritm ve ileti bozuklukları, kalbin elektriksel sisteminde anormal yavaşlama, duraklama veya hızlanmalarla belirlenen kalp atım bozukluklarıdır. Bu gibi ritm bozuklukları çocuklarda, erişkinlerde olduğu kadar sık değildir. İyi huylu ritm bozuklukları olabildiği gibi; kalp yetmezliğine, bayılma ve hatta ani ölüme yol açabilecek ritm bozuklukları çocukluk çağında görülebilmektedir. Bunlar sıklıkla doğuştan kalp hastalıklarına veya bu hastalıklar nedeni ile geçirilmiş kalp ameliyatlarına bağlı olabilmektedir. Ritm bozuklukları bazen de bilinen herhangi bir nedene bağlı olmadan da ortaya çıkabilmektedir. Çabuk yorulma, halsizlik, huzursuzluk, aşırı terleme, bebeklerde iyi beslenememe ve özellikle gece uyku bozuklukları mevcut bir ritm ve ileti bozukluğunun belirtileri olabilmektedir.

    Doğuştan kalp hastalıklarının çoğunda hastalığın nedeni bilinmemektedir. Hamilelik döneminde kullanılan bazı ilaçlar, alkol ve uyuşturucu, röntgen ışınlarına maruz kalma bebekte risk faktörü olabilmektedir. Annenin insülin bağımlı diyabetik olması kalp hastalığı görülme sıklığını ortalama 5 kat daha arttırırken, bazı bağ dokusu hastalıkları da kalpte ileti bozukluklarına neden olabilmektedir. Gebeliğin ilk üç ayında, özellikle kızamıkçık gibi bazı viral infeksiyonların geçirilmesi kalpte yapısal bozukluklara neden olurken, bu gibi virüslerin son üç ayda alınması kalp kasında bozukluklara yol açabilmektedir. Bazı kalp hastalıklarının oluşmasında kalıtım sorumlu tutulurken, bazı kromozom bozukluklarında (Down sendromu, Trizomi 13 ve Trizomi 18 gibi) doğuştan kalp hastalıkları çok daha sık görülmektedir. Ailede bir bebekte doğuştan kalp hastalığı varsa doğacak diğer kardeşlerinde de kalp hastalığı oluşma riski ortalama %2 olarak bilinmektedir. Annenin doğuştan kalp hastalığı olmasında da doğacak bebeğinde kalp hastalığı oluşması yine aynı oranda risk faktörü olabilmektedir.

  • Tuz

    11-17 MART DÜNYA TUZA DİKKAT HAFTASI

    Dünyada olduğu gibi ülkemizde de beklenen yaşam süresinin ve sağlıksız yaşam alışkanlıklarının artışı ile birlikte kronik hastalıklar da artmaktadır. Türkiye Ulusal Hastalık Yükü çalışması verilerine göre ülkemizdeki ölümlerin %79'u kronik hastalıklar nedeniyle oluşmakta ve ulusal düzeyde ölüme neden olan ilk yirmi hastalık içinde bulaşıcı olmayan kronik hastalıklar (İskemik Kalp hastalıkları, Serebrovasküler Hastalıklar, KOAH, Trakea Bronş ve Akciğer Kanserleri, Hipertansif Kalp Hastalıkları, Diabetes Mellitus gibi) ilk sıralarda yer almakta ve önemli hastalık yükü oluşturmaktadır.

    Ülkemizde ilk on ölüm nedeni içerisinde iskemik kalp hastalıkları 1.sırada, hipertansif kalp hastalıkları 6.sırada, inflamatuar kalp hastalıkları ise 10. sıradadır. Temel hastalık gruplarına göre ölüm nedenleri sıralamasında ilk iki sırada kronik hastalıklar yer almakta ve kardiyovasküer hastalıklar %48 ile ilk sırada yer almaktadır. Bu hastalıklar tuz tüketimi ile yakından ilişkilidir.

    Dünya Sağlık Örgütü; hipertansiyon, kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları başta olmak üzere obezite, diyabet ve bazı kanser türlerinden korunmak ve kemik sağlığını olumsuz etkilememek amacıyla günlük olarak tüketilmesi gereken tuz miktarını günde 5 gram dan az olarak önermektedir.

    Yetişkinlerde hipertansiyon, kalp hastalıkları riski ve inmenin azaltılmasında tuz alımının azaltılması etkilidir. Tuz tüketiminin alımı ve kan basıncı arasında direk bir ilişki vardır.Tuz alımı azaltıldığında uzun dönemde inme riski ve kardiyovasküler hastalıklar azalmaktadır.Tuz tüketimi günde 10 gr'dan 5gr'a indirildiğinde inme geçirme hızı %23, kalp damar hastalıkları hızı %17 azalmaktadır.

    Sağlıklı yetişkinler için önerilen ortalama günlük tuz miktarı yaklaşık 5 gram iken Türkiye'deki günlük tuz alımı ortalaması kişi başı yaklaşık 15 gramdır. Ülkemizde tuz tüketimi önerilen değerlerin üç katı kadardır.

    Tuzu azaltmak için tavsiyeler

    • Taze ve tuz eklenmemiş besinleri tercih edin
    • Yemeklerin tadına bakmadan tuz eklemeyin
    • Tuz içeriği yüksek olan salamura besinleri (zeytin, peynir, turşu gibi) ve konserve besinleri daha az tüketin
    • Daha fazla taze sebze ve meyve tüketin
    • Satın aldığınız hazır besinlerin etiketlerini mutlaka okuyun ve daha az tuzlu olanları tercih edin
    • Yemeğinizin lezzetini arttırmak için tuz yerine maydanoz, nane, kekik, dereotu, rezene, fesleğen, limon gibi besinler ile baharatları kullanın
    • Ev dışında yemek yiyorsanız az tuzlu besinleri tercih edin