Etiket: Kaka

  • 2 Yaş Krizimi Ben mi Çıkarttım!

    2 Yaş Krizimi Ben mi Çıkarttım!

    Sevgili Büyüklerim,

    Son 24 ayınızı düşünün. Malum, bizde zaman birimi ay, sizin gibi yıl değil. Öncesiyle sonrası arasında çok büyük bir değişiklik var mı sizde? Mesela yapabildikleriniz, psikolojik açıdan, sosyal açıdan, dil gelişimi açısından…. Sanmıyorum.

    Olağanüstü yaşantılarınız, şanslarınız ya da travmalarınız yoksa yanıtınız büyük olasılıkla ‘hayır’dır.

    Oysa elinizi vicdanınıza koyup, 2 yaşlarındaki gariban beni düşünün bir de…

    ***

    Annemi emerken, ek gıdalara geçmişim. Hatta ek iş gibi başladığım ek gıdanın yanında gıda asıl, süt ek olmuş. En sonunda anneciğinin sütüne veda etmişim.

    Yerimden kalkamazken; önce emeklemeye ve ardından düşe kalka yürümeye; hatta kendimce gaza gelip koşmaya başlamışım.

    Kakamı kendimi bildim bileli altımdaki beze yapıyorken, lazımlığa, yapmaya başlamışım. Sonra zor da olsa ona el sallayarak onunla vedalaşıp adaptörlü tuvalete yapmaya başlamışım kakamı. Son olarak da bez parasından bıkmış olan büyüklerimin uyanıklıklarıyla, ödül falan derken tamamen tuvalete yapmaya alıştırılmışım.

    ***

    Bir gün hiç unutmam, 6 ay kadar önceydi. Ayıbı yeni öğreniyoruz, kakamı yapmak için koltuğun arkasına geçtim. Yaptım da. Sonra ne oldu? Evde bulunan herkes başparmağı ve işaret parmağıyla kendi burunlarını sıkıp ııyyyyy deyip tiksintilerini belirttiler. Çok utandım. Çok alındım kendilerine. ‘N’apayım daha güzel kokanını yapamıyorum olsa dükkân sizin’ dedim içimden.

    Büyük bir öğrenme ve araştırma hevesiyle karıştırmaya kalktığım bütün dolap kapaklarını sabitlemişler. Çekmeceleri boşaltmışlar. Her kalktığında popomunun üzerine oturttular. Balkondan düşmemi bile yasakladılar(!)

    ***

    Yetmemiş, ilk gurbete çıkışı da yaşamışım. Okula bile başlamışım. 15 kişinin sevgisini tek başıma alırken, bir öğretmenimin sevgisini 15 kişiyle paylaşmaya çalışmışım. Buradaki bölme işleminin matematiğini varın siz düşünün.

    Annem hamilelik, babam askerlik anılarını anlatıp duruyor durmadan. Biz anlatsak kimse dinlemez. Sonra da eve gelince hiçbir şey anlatmıyor diyorlar.

    ***

    Farkındayım, büyümüşte küçülmüş gibi konuşuyorum sizinle… Zaman zaman çok zeki gösteriyorum diye, siz de beni hep zeki sanıyorsunuz.

    Annem ‘okulda bir şeyini bırakma’ dediğinde, abartıp ve de yanlış anlayıp; kakamı poşete koyup eve götürmeye kalkmıştım. ‘Senin bugün çenen düştü’ dediler; yerde, düşen çenemi aradım. Kafa böyle çalışıyor napayım.

    Bir gün yine misafirlikteyiz. Çikolata ikram ettiler. Elimi uzatıp sadece bir avuç çikolata aldım. Bizimkiler benden utandı.

    • Aslında evde de var; ama yemiyor. Çocuk işte, dediler.

    ***

    Yeni doğduğumda ağlamışım meme vermişler. Gak demişim mama vermişler. Ağzımdan çıkan minik salyalar ve kusmalar için kenarı özel dantelli tülbent bezler hazırlamışlar. Gaz demişim çıkartmışlar, özel seçilmiş bebe bezlerine kaka yapmışım ılık suyla ve pamukla popomu temizlemişler. Bir görseniz. Çok havalıyım.

    Vesselam her şey yolunda gitmiş; sevildiğimi ve kabul edildiğimi hissetmişim.

    Ama, fakat, lakin… Ya şimdi. Özerkliğimi fark etmişim. Bişeyler yapmaya çalışıyorum. Hemen, yok ‘düşersin’, yok ‘üşürsün’, yok ‘kendine zarar verirsin.‘ Niye, ben de bir problem mi var anlamadım. Geleceğimizi inşa etmeye çalışıyoruz burada….

    İlerde bi sıkıntı olsa ‘bana çocukluğunu anlat’ deyip; yine bu yaşlara indirecekler. İstediğim sadece biraz sabır, biraz güven ve özgürlük hepsi bu. Çok mu zor beni anlamak…

    Bazen ‘bizimkiler beni sevmiyor mu acaba’ diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bir ayağım bebeklikte diğeri çocuklukta. Sanki bi nevi ergen gibiyim.

    Fuyoyd, Erik, Piyacet Amcalar bissürü şey yazmış. Gidin bi okuyun yaa.

    ***

    Kusura bakmayın. Biliyorum muhabbetim pek iç açıcı değil, sarmadı sizi. N’apalım krizdeyiz… Ya da sendrom. Kimine göre daha var krize. 2,5 yaşta girebilir mişim. 3-5 ayında mı hesabını vereceğiz. Neyse ne…

    2 yaş krizi bu. İngilizcesi de havalı: Terrible Two.

    Book’tan bir dönem. Yani kitap gibi, karışık.

    Soruyorum size… Söyleyin lütfen.

    “Beni Ben mi Delirttim”

    2 yaş krizimi ben mi çıkarttım.

  • Çocuklarda Kaka Tutma Problemi

    Çocuklarda Kaka Tutma Problemi

    Çocuklarda Kaka Tutma Problemi

    Çocukların birçoğunda, özellikle 2-4 yaş aralığında kaka tutma problemi sıkça görülmektedir. Tuvalet eğitiminin kazanıldığı bu yaş aralığında çevresel ve psikolojik faktörler çocuğu etkilemektedir. Anal dönemde olan çocuk dışkılamayı, yitirme, vücudundan bir parçanın kopması şeklinde algılar. Böylelikle durum korkutucu bir hal alabilir. Kaka tutma probleminin altında birçok faktör yer alır. Örneğin çocuk tuvaleti büyük ve korkutucu olarak algılayabilir. Erişkinler için yersiz olan bu korkular, çocuklar için hayatı zorlaştıran korkulardır.

    Çocuklar genellikle acı veren bir tuvalet deneyimi sonrası kaka tutma eğilimindedir. Ve çocuğun tutma davranışı bir kısır döngüye girerek kronikleşmeye başlar.

    Kısır döngü nedir?

    Çocuk kaka tutmaya acı verici bir deneyim sonrasında başlar.

    “Kaka yaptığımda acıyacak” düşüncesi oluşur.

    Çocuk kakasını tuttuğu için de kabız olur.

    Sonrasında gerçekten acı yaşar.

    Bu döngü birbirini tekrarlar.

    Peki Neden Olur?

    Çocuklarda sık görülen bu durumun birçok nedeni olabilir. Bu nedenler psikolojik ya da çevreseldir. Özellikle anne-baba ve bakım veren diğer erişkinlerin tutumu oldukça etkilidir. Kaka tutma problemi, tuvalet alışkanlığı kazandırılmadan önce görülebildiği gibi kazandırıldıktan sonra da görülebilir.

    • – Anne-babaların kontrol duygusu çok yoğun olduğunda, çocuklar bu kontrol ihtiyacını kaka, yemek yeme, uyku üzerinden gösterirler. Bedenden gelen sinyallerini “kontrol bende” diyerek kontrol ederler.
    • – Daha çok 2-4 yaş arasında görülen bu sorun, çocuğun özerklik, bağımsızlık sembolüdür. “Benim istediğim olacak, kontrol bende, kakaya hakimim” mesajı verir.
    • – Çocuk klozeti büyük ve içine düşülebilir olarak algılıyor olabilir.
    • – Çocuk tuvalet eğitimi için erken dönemde zorlanmış olabilir.
    • – Ebeveynlerin tutumu ısrarcı ya da cezalandırıcı/otoriter ise çocuk bu yolla kendini ifade ediyor ve ispatlıyor olabilir. Özellikle tuvalet eğitimi sırasında cezalandırıcı ve ısrarcı tutumlar çocuğun tuvalet eğitimi süresinin uzamasına ve zorlaşmasına neden olmaktadır.
    • – Tuvalet eğitimi ile aynı döneme farklı değişimlerin getirilmesi kaka tutma problemine neden olabilir. Bu nedenle boşanma, ev değiştirme, emzik bırakma vb. çocuk için önemli değişimlerin olduğu dönemlerde tuvalet eğitimi verilmemelidir.
    • – Bakım veren kişinin sık sık değiştirilmesi neden olabilir. Bakım veren kişilerin farklı tutumları ve zorlayıcı davranışları çocuğun tepki göstermesine neden olur.
    • – Annenin mükemmeliyetçi yapısı neden olabilir. Tuvalet eğitime dair katı kurallar, erken tuvalet eğitimi gibi nedenlerle çocuk tuvalet eğitiminde zorluk yaşayabilir.
    • – Çocukların en önemli ihtiyaçları sevme, sevilme, takdir edilme ve onaydır. Kaka tutma probleminde belki de en önemli neden çocuğun yeterli kabul ve onay alamamasıdır. Kabul ve onay alamayan çocuk kendini ispat edebilme çabasına girer. Bunu da kendi bedenine hükmederek yapar. Böylelikle kabul ve ilgi ihtiyacını da bu yolla karşılar.
    • – Aile içinde yaşanan stres faktörleri tüm aile bireylerini etkiler. Örneğin babanın iş yerinde yaşadığı stres, anne-baba arasındaki iletişim problemleri, köken aileler ile yaşanan problemler bunlara örnek olabilir.
    • – Çocuğun tuvalet/banyo rutinlerinin değişmesi etkilidir. Örneğin anaokuluna başlayan bir çocuk evdeki tuvalet rutininin dışına çıkacaktır. Bu da  kaygılanmasına neden olabilir.
    • – Çocukluk dönemi depresyonu, kaygı bozuklukları, OKB gibi durumlarda ek olarak kaka tutma görülebilir.

    Beslenme Alışkanlıkları Etkilidir

    Lifli gıdalar az tüketildiğinde kabızlığa yol açabilmektedir. Bu nedenle lifli gıdaların bu süreçte tüketilmesi önemlidir. Buğday, yulaf, kayısı, elma gibi besinler bunlara örnektir.

    Hazır ve katkı maddeli gıdaların fazla tüketilmesi gerekmektedir.

    Süt tüketiminin fazla olmaması gerekir. Süt ürünlerine odaklı bir beslenme şekli, lif yönünden eksik olacağından kabızlığa neden olabilir.

    Çok yağlı/şekerli gıdalar beslenme düzeninden çıkarılmalıdır. Doymuş yağlar sindirim sisteminde yavaş ilerlemeye neden olmaktadırlar.

    Çözüm İçin Neler Yapılabilir?

    • – İlk olarak çocuğun fiziksel bir problemi olup olmadığını incelemek adına çocuk doktoruna durum bildirilmeli, gerekli ise tıbbi destek alınarak sürece başlanmalıdır.
    • – Ev çocuğun güvenli bölgesidir. Çocuğun ev içerisinde kendini rahat hissetmesi adına bazı düzenlemeler yapılmalıdır. Örneğin; çocuğun tuvaletten korkmaması için tuvalete uygun yükseklikte tabure konulabilir. Tuvalet koltukları kullanılabilir (Bu, çocuğun tuvalete düşme gibi   korkularını engeller).
    • – İlk aşamada tuvaletten korkan çocuğun lazımlık üzerine bez ile oturması sağlanmalıdır. Ardından çocuğu zorlamadan ve motive ederek aşamalı geçişler oluşturulmalıdır. Bezsiz lazımlığa oturma, ardından tuvalete oturtulmaya geçilmelidir.
    • – Çocuğun beslenme alışkanlıkları gözden geçirilmelidir. Abur cubur odaklı, yağlı beslenme engellenmelidir. Lifli ve sağlıklı, bağırsakları harekete geçirici yiyecekler teşvik edilmelidir.
    • – Çocuğun aile üyeleri ile geçirdiği süre artırılmalıdır. Özellikle bakım veren kişiler ile geçirdiği süre artırılmalı, kaliteli etkinlikler ile aradaki bağ güçlendirilmelidir.
    • – Çocuk için ev güvenli yerdir. Ev onun için rahatlatıcı olmalıdır, kaygı yaratıcı değil. Bu nedenle ev içerisinde çocuğun kaygısını artıracak unsurlar azaltılmalı, çocuk anne-babanın tartışmalarına maruz kalmamalıdır.
    • – Çocuğa yaşına uygun sorumluluklar verilmelidir. Örneğin oyuncaklarını toplama, sofrayı kurmaya yardım etme gibi küçük sorumluluklar ile çocuğun ev içerisinde aktif olması teşvik edilmelidir.
    • – Tuvalet hakkında sık sık konuşulmamalı, hatırlatılmamalıdır. Ebeveynler kendi tuvalet alışkanlıkları hakkında konuşup bunu normalize etmelidir.
    • – Çocuk direkt tuvalete oturtulmamalı, aşamalı olarak bez-lazımlık-tuvalet üzerinden ilerlenmelidir.
    • – Tuvalet çocuk için korku unsuru ise, kitap/oyuncaklar ile sevimli hale getirilmelidir. Tuvalete birkaç sevdiği oyuncağını götürme, renkli kitaplar koyma gibi değişiklikler ile tuvalet korku unsuru olmaktan çıkarılmalıdır.

    Çocukta Bu Tür Davranışlar Görüldüğünde Yapılmaması Gerekenler Nelerdir?

    • – Öncelikle sürekli kaka ve tuvalet hakkında konuşmamak gereklidir. “Tuvaletin var mı, çıkmadan yap, tekrar dene” gibi tekrarlayıcı sorular çocuğun kendini baskı altında hissetmesine neden olur.
    • – Kakayı sürekli takip edilmemelidir.
    • – Çocuk tuvalete zorla oturtulmamalıdır. Bu sürecin daha da zorlaşmasına ve uzamasına neden olabilir.
    • – İlk aşamada çocuk istenilen davranışı yerine getirildiğinde ödüllendirilebilir. Fakat bu ödüllendirilme abartılmamalıdır. Ödül her seferinde maddi olmak zorunda değildir. Sözel pekiştireçler de çocuğun davranışı tekrar etmesinde önemlidir.
    • – Çocuğu cezalandırma ve yargılamadan kaçınılmalıdır. Bu çocuğun size olan tutumunu olumsuz yönde etkileyecektir. Ayrıca yaşanan problemin kökleşmesine neden olabilir.
  • Mide bağırsak sistemi şikayetleri

    Otizmde yaşanan mide bağırsak sistemi problemleri kabızlık, ishal, kötü kokulu kaka, kakada öğütülmemiş gıda görülmesi, gaz şikayetleri, karın ağrısı ve reflüdür. Otistik çocukların bir kısmı konuşamadığı için karın ağrısı ve reflü şikayetlerini anlatmakta da zorlanırlar. Bu şikayetlerin yoğunluğu ile otizm şiddet ölçek skorları arasında doğru orantı olduğu görülmüştür. Mide bağırsak sistemi problemleri sık yaşayan otizmli çocuklarda besin alerjisi ve uyku problemleri de daha sık görülmektedir. Otizmde yaşanılan gastrointestinal problemler bağırsak florasının bozuk olmasına ve bağırsağın ritmik çalışma düzeninin bozulmasına bağlıdır.

    Otizmli çocuklarımızda bu şikayetlerin hepsi diğer çocuklara göre daha yüksek ölçüde görülür. Ancak diğer çocuklara göre en çok farklılık gösteren kabızlıktır. Kabızlık otizmde acil servise en sık başvuru nedenlerinden de biridir. Kabızlığı uzun süren ve tedavi edilemeyen çocuklarda kaka kaçırma durumu görülür.

    Kabız olan bir çocukta detoksifikasyon yani toksinlerin atılma süreci uzar ve zorlaşır, kabızlık ve ishal durumlarında vitamin ve mineral emilimi yetersiz olur. Vitamin ve mineral emilimini yeterli düzeye taşımak, geçirgen bağırsağı tedavi etmek otizmde tedavinin en önemli adımalrından biridir.

    Tıbbi olarak tedavi edilebilecek bir durum tedavi edilemezse problem davranış gelişebilir. Çocuklar kakaları ile oynayıp evin farklı yerlerine kakalarını yapabilirler.

    Otizmde bağırsak peristaltizmin düzeltilmesi, bağırsak florasının düzeltilmesi yaşanılan mide bağırsak şikayetlerini azalttığı gibi otizmde yaşanılan nöropsikiyatrik şikayetlerin de azalmasını sağlamaktadır.

  • Bebeklerde kabızlık

    Yeni anne babalar için bebeğin gülücükleri, rahat, düzenli uykusu kadar kaka alışkanlıkları da bebeğin mutlu ve sağlıklı oluşuyla ilgili göstergelerdendir. Bebeğin düzenli aralıklarla kaka yapması yeterli beslendiğini destekler. Yine de kaka yapma düzeninin bebekten bebeğe değişebileceği, anne sütü ile beslenen sağlıklı bir bebeğin her beslenme sonrası kaka yapabileceği gibi, haftada bir veya daha uzun arayla dışkılamasının da sorun olmayabileceğini belirtmeliyiz. Yine de hayatın ilk haftalarındaki, yalnız anne sütü alan bir yenidoğan için seyrek dışkılama büyük olasılıkla yetersiz beslenme bulgusu kabul edilir. Kabızlık tanımı sert, taneli ve zorlu dışkılama olarak algılanmalıdır. Yalnız anne sütü ile beslenen bir bebekte kabızlık görülmesi oldukça nadirdir. Ancak formül mama ile beslenen bebeklerde durum biraz daha farklı. Formül mamalar inek sütünden yapıldığı için bebekte sert ve zorlu kakaya yol açma olasılığı daha fazla. Anne babalar katı gıdaların beslenmeye eklendiği 4- 6 ay sonrası bebeğin kaka formu, kıvamı, rengi veya sıklığında değişikliğe hazır olmalılar. 0-4 ay arası bebekler günde 3- 4 kez kaka yaparken, ek gıdalara geçilen bebekte bu sıklık genellikle günde 1- 2 keze düşecektir. Kabızlık sonucu sertleşmiş kakanın dışarı atılması zorlaşır, bebekte anal çeperi hasarlayarak taze kanamaya yol açabilir. Bu da karşımıza kakaya veya beze bulaşmış taze kırmızı kan olarak çıkar. İştahsızlık da kabızlık bulgularından biri olabilir.Kabızlık nedenleri: Bebekte inek sütü allerjisi olması, formül mama ile beslenen bebekler için kabızlık nedenidir. Anne sütü alan ve inek sütü allerjisi olan bebekler de annenin diyetinde bulunan inek sütü ürünleri ve hatta dana etine reaksiyon olarak kabızlık gösterebilirler. 6 ay sonrası bebeğe verilen ek gıdalar kaka alışkanlığının temel belirleyicisi olarak karşımıza çıkar. Elma suyu, muz, pirinç, bazen patates veya yoğurt suçlu olabilir. 7. ay sonrası bebek ev yemeklerinin bir kısmı ile tanışınca kabızlık etkeni besini saptanmak güçleşebilir. Sertleşmiş kaka sonucu anal bölgede oluşmuş çatlak veya yırtık sebebiyle duyduğu ağrı bebeğin kakayı daha da tutmasına sebep olur. Bu bir kısır döngü olarak karşımıza çıkar. Tiroid bezinin az çalışması anlamındaki hipotiroidi tablosu da uzamış kabızlık yapabilir. Zamanında tedavi edilmezse gelişim ve zeka geriliğine yol açabileceği için ayırıcı tanıda akılda tutulması gerekir. Kabızlık Tedavisi: Kullanılan mamanın hipoallerjenik özel mamalarla değiştirilmesi veya annenin olası allerjenik besinler ve inek süt ve süt ürünlerini diyetinden çıkarması besin allerjisi olan bebeklerde kabızlığı düzeltecektir. Ek gıdalara geçmiş bebeklerde armut, kayısı püresi, brokoli, kabak gibi sebzeler, diyette lif içeriğini arttırmak, tam tahıl kullanımına dikkat etmek önerilir. Yeterli su alımı desteklenmelidir.

  • Bebeklerde ve çocuklarda kabızlık!

    Bebeklerde ve çocuklarda ne zaman kabızlıktan şüphelenmek gerekiyor.

    Kabızlık çocuklarda sık görülen ve çok geniş kapsamlı bir sorundur. Kabızlık, dışkılama sayısının azalması yanında çok basit bir şekilde zor ve sert dışkılamayı ifade etmek için kullanılan bir terimdir. İlk bir yaştaki çocukların günde birden az ve sert kaka yapması, daha büyük çocukların ise haftada üçten az ve sert kaka yapması yanında hergün ancak çok zor ve sert kaka yapması da kabızlık olarak kabul edilir. Çocuklara dışkılama sıklığı doğumdan sonraki ilk haftalarda günde ortalama dörtten, 6 ay- 12 ay dan ikiye, 1 yaş ve 3 yaş arası bir veyat ikiye, üç yaş üzeride bire iner.

    Anne sütü nen beslenen bebeklerde bu 10 güne kadar çıkabilir ve normal fizilojik bir durumdur. Kabızlık sayılmaz ve normaldir.

    Çocuklarda başlıca 4 dönemde kabızlık başlar; 1. Anne sütünden formül mamaya geçiş dönem. 2.Karışık gıdalara geçildiği dönem, 3. Tuvalete alıştırıldığı dönem, 4. Okul ya da yuvaya başladığı dönem.

    Bebeklerde kabızlık belirtileri bebeğinizin en az 48 saatten beri kaka yapamadığı, ve kaka yapması durumunda ise yaptığı kakanın kuru, sert bir kıvamda olması durumuna bebeklerde kabızlık şikayeti adını veriyoruz.

    Normal doğumla doğan bebeklerde daha az kabızlık ve hazımsızlık problemleri ile karşılaşıyoruz. Normal doğum ile doğan bebeklerin bağırsaktaki floraları daha iyi oldugunu görüyoruz. Bağırsaklarımızda çok yararlı bakterilerimiz vardır. Sezeryan ile doğan bebeklerde bu floranın oluşması bir zaman alır ve o zaman içinde bebeklerde hazımsızlık kabızlık gibi sorunlar oluşabilir.

    Bebeklerde kabızlık belirtileri söyledir:

    Kaka yaparken ıkınma, zorlanma. Ağrısı var ise çok ağlaması. Karnındaki şişkinlik ve gaz oluşması. Kaka yaptığı an kakasının sert, katı ve kuru olması. Bebeklerde nedenini açıklayamadığınız bir huzursuzluk.

    Bebek zorlandığı ve makatta ağrı olduğu için kaka yapmak istemez, bebeğin kaka yapmaktan kaçınması bebekte kabızlığı artıracaktır.

    Eğer bebeğiniz kakasını düzenli yapmassa, sürekli ağlıyorsa ,huzursuz ve size emmeyi veyat mamasını içmiyorsa bir hekime başvurmanız gerekebilir.

    Çocuğunuz düzenli kakasını yapmadığı an kabızlıktan şüphelenebilirsiniz. Haftada 3 ten az kakasını yapıyorsa buna kabızık olarak sayabilirsiniz. Genellikle küçük yaştaki çocuklar huzursuz ve hırçın olabilir. İştahsızlık, miğde bulantısı, karın arısı yapabilir. Artı kronik yani uzun vadeli kabızlık ta yorgunluk halsizlikte yapar. Çok uzun süren kabızlıkta kaka kaçırma ya da yol açar. Çocukların kilotunda kirlenmeler olur kötü kokulara sebep olur. Ayrıca çocukların karnı şişkin olabilir. İdrar enfeksiyonlarada yol açabilir.

    Bebeklerde önemli olan doğduktan sonra ne zaman ilk mekonyum (ilk kakalarını, siyah renkli kaka) çıkardıklarıdır.

    Genellikle bebeklerin 94% ilk mekonyumları 24 saat içinde gelir, 48 saat içinde de 99% bulur. Mekonyumun 48 saatten sonra çıkması altında ciddi hastalıklar belirtisi olabilir. En sık görülen hastalıklar Hirschsprung hastalığı ve Kistik fibrosis) hastalıklarıdır. Hirschsprung hastalığı doğuştan gelen bir hastalıktır ve bu hastalıkta sinir lifleri gelişmediği için bebek kakasını hissetmiyor.

    Kistik fibroz ( cystic fibrosis, CF), kalıtsal bir genetik hastalıktır.

    Kabızlık bebeğin yeterli beslenmemesi veya yeterli miktarda sıvı almaması gibi nedenlerden kaynaklanabilir.

    Anne sütünden formül mama ya geçiş yapan bebeklerden genelikle fonksiyonel bir kabızlık görülür. Kabızlığın nedeni araştırıldığında çocukların%95’inden fazlasında bir neden bulunmaz ve bunlar fonksiyonel kabızlık olarak adlandırılır.

    Kalan%5’inde ise değişik nedenler bulunabilir örneğin gastro intestinal sistemin yapısal bozuklukları, metabolik / endokrin hastalıklar, bağırsak sinir ve kas bozukları.

    Kabızlık çocuklarda başlangıçta ani bir neden olabilir. Örenğin yemek alışkanlığın birden değişilmesi, bunu mesela tatil zamanları sık görülür. Herhangi bir nedene bağlı olarak kaka yaparken bir ağrı olması. Kabızlık yaşayan çocuklarda genellikle kaka yaparken ağrı olur, bir kısmında da makatında yaralar (fissür) vardır. Bu ağrı çocukta kakasını geciktirme/engelleme isteği doğurtuyor. Bu kakayı tuttuğu için daha sert hale gelir kakası ve sonraki dışkılamada daha fazla ağrıya neden olur. Çocuk kaka yapmaktan korkar, bilinçli veya bilinçsiz. Böylelikle bir kısır döngü başlamış olur. Kaka yapmak çocukta korku yaratır ve çocuk bilinçli ya da bilinçsiz olarak bu ağrıdan kaçınmak için kakasını tutar.

    Tuvalet eğitimi başladığında karşılaşılabilecek bir sorun tuvalet eğitimini reddetmesidir. Bu çocuklar idrarlarını tuvalette rahatlıkla yaparlar ama kakalarını yapmayı asla kabul etmezler. Bu çocuklar kabız olmaya adaydır. Yapılacak şey, bazı aileler istekli olmasa da, tekrar alt bezi bağlamaktır. Ve tuvalet eğitimini biraz ertelemektir.

    Daha büyük çocuklarda da tetikleyici stresli bir olay kabızlığa neden olabilir. Örneğin anne ve babanın boşanması, yeni bir çevreye taşınması, yeni bir okula başlamak gibi. Böyle durumlarda en önemli yapılması gereken şey bu stress faktörünü anlamak ve bunu çocuk ile beraber ortadan kaldırmak. Burada önemli olan piskolojik destek almaktır.

    Çocuklar oyun oynadıklarında veyat çok sevdikleri bir aktivetede onu bırakmak yerine kaka yapma gereksinimi ertelemek isterler. O kaka yapma hissini orada ertelediklerindae kabızlığın başlanğıçı olabiliyor. Özellikle okul çağında, okul tuvaletlerinin yeterli temizlikte olmaması çocuklar tarafından kullanılmamasına ve bu da kabızlık dahil birçok soruna yol açabilir.

    Kabızlığın başlıca organik nedenleri de olabilir. Nörolojik sorunu olan çocukların daha fazla kabızlık görülür. Nedeni ne olursa olsun hastalık ve hareketsizlik çocuklarda akut kabızlığın başlangıcı olabilir.

    Kabızlık dışkılama sıklığına göre tanımlandığında haftada üçten az dışkılama olarak kabul edilir. Bebek ve çocuklarda Roma III kriterlerine göre kabızlık tanımı erişkinlerden farklıdır ve şunları içerir; Eğer ikiden fazla altaki kriterlerden var ise kabızlık tanısı konulur:

    1. En az iki haftadır dışkılamaların çoğunda çakıl taşına benzer sert dışkı,

    2. En az haftada iki veya daha az sayıda sert dışkılama,

    3. dişkılarını tutmaları

    4. bezlerin içinde veyat tuvalette normalden fazla kaka yapmaları

    5. karınlarında şişkinlik ve çok fazla kaka bulunması

    6. ağrı veren sert dişkı

    Önemli olan altında yapısal, endokrinolojik veya metabolik bir hastaliğın olmaması

    Kabızlıkta en önemli olan anne ve babayı kabızlık hakkında biliçlendirme gelir. Kabızlık çocuklarda önemli bir sorundur ve ebeveynen birlikte bu sorunun nerden kaynakladığını bulmaktır. Bebeklerin ve çocukların nasıl beslendiği çok önemlidir. Bebelerin sıvı alımı gündelik en az 160 ml kilo başina olmalı, bebek ortalama 10 kg dan fazla ise bu günlük sıvı ihtiyacı 1000- 1500 olmalı.

    Hareket etmek te çok önemlidir. Bebeklerde bacaklara egzersiz yaptırabilirsiniz. Bisiklet sürer gibi bacaklarına hareket ettirebilirsiniz. Bu karında bir basınç yapmasını sağlar. Artı karnına saat yönüne doğru bir masaj ta yapabilirsiniz.

    Kabızlık tedavi edilmediği zaman kronik bir hastalığa dönüşebilir ve birde çocuğun genel gelişimini büyümesini etkileyebilir. Birde ebeveynelerde de çok büyük bir stress haline dönüşebilir. Bu de genellikle çocuklarada yansır ve bu da kabızlığın daha da artmasına neden olabilir. Burada önemli olan anne ve babaların çocuklarına karşı yaklaşimidir. Sürekli pozitif bir yaklaşim olmalı. Kesinlikle sürekli pozitif stimule edilmeli. Aksi taktirde çocuğun piskolojisinide etkileyebilier. Bazen de çocuklar bu durumu anne ve babalarına karşi kullanabilirler.

    Anne sütü emmen bebeklerde kabızlık daha az görülür. Ama kaka yapma sayısı az olabilir. Mesela 7 günde 10 günde 1 kere yapabilirler. Formül mama alan bebeklerde daha sık kabızlık sorunu görülür.

    Ek besinlere başlandığı anda kabızlık olabilir. Önemli olan burada yüksek lif oranlı besinler vermek. Örnegin 6 ay dan irtibaren sebze ve meyve verilmeli.

    Meyvelerden kayısı ve armut gibi besinler tercih edilmeli. Sebzelerden de kabak ıspanak gibi besinler verilmeli. Tabiki tercihimiz meysimde olan meyve ve sebzeleri tüketmek.

    6 aydan büyük olan bebeklerde meyve suyu olarak erik ve kayısı suyu verilebilir:

    Bol sulu gıdalar verilebilir.

    Kabızlıkta bebeğin yediği ve içtiği besinler; sulu ve posalı olmalıdır. Kabızlık ta mesela sabah kahvaltı etmeden erik ve kayısıdan yapılmış marmelattan bir kaşık alınarak üzerine su içirebilirsiniz. Tabiki fiziksel hareket yapılması barsak hareketlerini arttırır.

    Kabızlıkta erik ve kayısı kompostoları, kurubaklagil yemekleri, tam buğday unundan yapılmış ekmek ve tahıl ürünleri, bol sebze ve meyve tüketilmeli. Yemeklerde yeterince zeytinyağ bulunması da kabızlığın önlenmesinde yararlıdır.

    Kabızlık ilerlemişse ve bebek kakasını yapamıyorsa, doktorunuza başvurun. Makattan sıkılan bebeğin kaka yapmasını kolaylaştırıcı jel kıvamında lavmanlar (gliserin) mevcuttur. Kullanılması bebeğin kolay kaka yapmasını ve sıkıntıdan kurtulmasını sağlayacaktır. Bu gibi yöntemler risk oluşturmazlar ve alışkanlık yaratmaz. Kaka yapamaması daha kötü etkileyecektir bebeğinizi. Beslenmesini etkiler ve bunun sonunucu olarak ta büyümesini ve gelişmesini etkiler.

    Çocuklar ne yemeli

    Çocuklarda en önemli olan sağlıklı beslenmelilerdir. Bunun yanı sıra çok hareket etmelilerdir. Maalesef yaşasdığımız bu dönemde ikisi de büyük bir sorun olmaktadır. Çocuklar artık maalesef çok fazla fast food ve hareketsizler. Bu da kabızlığa neden oluyor. Kahvaltı mutlaka yapılmalıdır.

    O yüzden çocuklarımıza bol sebze ve meyve yememin alışkanlık haline getirmemiz lazım. Bunu yanı sıra bol sıvı almaları gerek. Yani bolca su içmeleri gerekir. Kabızlık çeken bir çocugun aç karnına 1 bardak ılık su içebilir. Ve hemen ardından incir,mürdüm eriği, kayısı, üzüm gibi meyveleri yesinler veyat tkompostosunu içsinler. Özellikle sabahları su içtikten sonra 4-5 adet kuru kayısı veyat kuru erik yemek bağırsak faaliyetlerini hızlandırır.

    En etkili tedbir olarak, lif içeren yiyecek yenmeli. Beyaz ekmekten uzak durulmalı. Gazlı içeceklerden uzak durulmalı.

    Çocuklar birde en az 2 saat günde hareket etmelilerdir. Spor yapmaya yönlendirin. Çocugunuz genel gelişiminde iyi yönde etkileyecektir.

    Çocugunuz tuvalete oturacak kadar büyükse her öğünden sonra düzenli olarak tuvalete otutturun. En a 10 dakika tuvalette oyalayın. Çocuğunuzun ayakları tam yere değmiyorsa ayakların altına bir yükseltici koyun ve ordan destek alsın.

    Kabızlık dogru beslenme ile ve harektle geçmiyorsa mutlaka doktorunuzdan destek isteyin. Kakasını yumuşak tutulması için yardımcı ilaçlar verebilir.

    Bitkilerin kabızlığa etkisi

    Bilimsel olarak kanıtlanmasada:

    Adaçayı, kekik, gibi bitkiler bağırsak hareketliliğini artırabilir.

    Zencefil çayı bağırsakların çalışmasını sağlar.

    Keten tohumu mide-bağırsak sorunlarına karşı iyi gelir. Çocugunuza bir kase yogurda karıştırarak verebilirsiniz.

    Yalancı kabızlık

    Bilimsel olarak yalancı kabızlık diye tabir edilen diye bir kabızlık yoktur. Bebeklerin neredeyse %30-40’ında gördüğümüz bu durum gerçek kabızlık değil, yani hastalık değil. Genellikle de bebekler rahat oluyor ve bu durumda endişelenmeniz gerektimiyor. İlk 1-2 aydan sonra bebeklerin çoğunda bu sorun ortaya çıkabiliyor. Aslında kaka sert değil halen sulu ancak bebek biriktirip 3-6 günde bir toptan bu kakayı zorlanarak çıkarır. Nedeni bebeğin küçük güçsüz, bir de yatarak kaka yapmak zorunda oluşudur. Karın kasları zayıf, bu zorlanmalar ondan oluyor.

    Sonuç olarak aslında bu bir sorun da değil çoğu zaman geçici bir durum dur. Genelde 5-6 ayda bebeğin daha büyüyüp güçlenmesi ve hareketlenmesiyle, özellikle de ek gıdalara başlanması ve mama sandalyesine oturmaya başlamasıyla geçer.

    Tamamen sağlıklı, annesini güzel emen, iyi kilo olan bir bebek 6 ayın altında genellikle kakasını yapmadan önce çok ciddi bir sancılanma, kızarma, morarma ve ıkınma durumu yaşayabilir. Sanki bir karın ağrısı varmış gibi ıkınmayla gelebilir ve bir süre sonra kakasını yapınca rahatlar. Bebeğin çıkardığı kaka yumuşak kıvamda bir kakadır. Anne – babayı bu olay çok telaşlandırır, çünkü çocuk kendini çok hırpalamakta, zorlamakta, üzmektedir. Ama bu kabızlık değildir, çünkü çıkardığı kaka yumuşaktır.

    Endişeleniyorsanız doktorunuza baçvurun. Genellikle fitil yada başka tedaviye ihtiyaç duyulmaz. Biliyoruz ki 6 aydan sonra yavaş yavaş bu yalancı kabızlık dediğimiz durum düzelecektir.

  • Bebeklerde kanlı-sümüksü kaka ve alerji-ı

    Yenidoğan bebekler, ilk aylarda hayata ve çevreye alışma, başta anne olmak üzere tüm aile ile tanışma dönemi yaşarlar. Tek istedikleri karnının doyması, rahat etmesi, uyuması ve bezini kirletmesidir. Az az da olsa günde 7-8 defa kaka yapabilirler. İlerde ek ve katı gıdalara geçtikçe bu sayı azalacaktır. Her şey yolunda gittiği sürece sorun yok. Ama bazen bu kakalarda yapının bozulması, sümüksü, bazen pembe renk alması; hatta bazen içinde iplikçik veya bulaşma şeklinde kan görülmesi, annenin dünyasını başına yıkar. Panik içinde çareler aramaya başlar. Bu kanlı- müküslü (sümüksü) kakaya bir de kolik tarzı karın ağrıları; bunun belirtisi olarak aşırı huzursuzluk, ağlama ve kusmalar da eklenirse panik daha da artar.

    Kusmuk içinde kan görünce hemen panik olmaya gerek yoktur. Hele bazı kusmalar kanlı, bazıları tamamen normalse, sıkıntı daha da azdır. Önce annenin meme başını kontrol etmesi gerekir. Meme başı çatlağı varsa, bebek memeyi emerken beraber yuttuğu kan mide bulantısı ve kusma yaparak geri çıkar. Meme başının tedavisi ile bu durum tamamen düzelir. Yutulan kan az olup kusmaya yol açmadan, tüm barsağı dolaşıp koyu renkli kaka olarak da çıkabilir. O zaman panikle kaka tahlili yaptırılır, kakada kan ve lökosit görüldü diyerek dizanteri teşhisi konur, gereksiz yere antibiyotikler yüklenebilir. Bu nedenle düşünmeye daima en basitinden başlamak gerekir. Sadece anne sütü alan bir bebekte kolay kolay mikrobik ishal olmaz. Çok özel durumlar gerekir ki; bu da ancak doktor tarafından diğer tüm ihtimallerin olmadığı gösterildikten sonra ve kültür gibi kesin kanıtla kanıtlanarak anlaşılır.

    Bazen şikayetler ilk aylarda değil, daha geç ; örneğin 5-6. ayda bile başlayabilir. Bebeğe başlanan karpuz, kırmızı erik, domates gibi kırmızı renkli ek gıdalar tam sindirilemeyip, kakadan olduğu gibi çıkıp; kan sanılarak korku yaşatabilir. Ek gıda döneminde bu konuda da uyanık olmak gerekir.

    Gelelim bu konunun en can alıcı kısmına; alerji ile olan bağlantısına. Bebeklerde en sık kanlı kakaya yol açan alerji; “inek sütü alerjisi”dir. Şimdi bu sorunu yaşayan bazılarınız, “ben hiç inek sütü vermiyorum ki” diyecektir. Hemen cevaplayalım; sadece mama alan veya sadece anne sütü alan bebeklerde bile inek sütü alerjisi görülebilir. Normal mamaların hepsi inek sütü bazlı olduğu için inek sütünün alerjik yapısını gösterebilir. Annenin yediği süt ve yoğurt, peynir gibi sütten yapılan gıdaların bir kısmı , anne sütü ile taşınarak bebeğe ulaşabilir. Eğer bebeğin bu gıdalara karşı alerjisi varsa, her bebekte farklı şekilde kendini gösterebilir. ANNE SÜTÜNÜN KENDİSİNE KARŞI ASLA ALLERJİ OLMAZ. SÜT ALLERJİSİ TEŞHİSİ ALAN BEBEKLERDE TEDAVİ AMACI İLE ANNE SÜTÜ KESİLMEZ; TAM TERSİNE DAHA UZUN SÜRE EMDİRMEYE TEŞVİK EDİLİR. Bazı bebeklerde egzema şeklinde deri döküntüleri ile, bazı bebekte hırıltı ve öksürük ile, bazı bebekte de aşırı gaz, kabızlık, ishal, kanlı – mukuslu kaka gibi kendini gösterebilir. Bebekte, bir şeylerin yolunda gitmediği görülünce, tahminlere dayalı veya kulaktan dolma bilgilerle ya da internetten ve diğer kaynaklarda okuyarak tedavi yaklaşımı yapılmamalıdır. Her bebek farklıdır, her bebeğin tedavisi farklıdır. İzleyen çocuk doktorunun da yönlendirmesi ile, mümkünse bir çocuk alerji uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

  • İshal,

    İshal normalden sık (genellikle 3kez/günden sık), miktarca fazla, sulu ve şekilsiz kaka yapmaktır. Genellikle kusma ile birlikte seyreder. Gıda alerjileri, virüsler, bakteriler, parazitler, gıda zehirlenmeleri gibi birçok neden ishal oluşturabilir.

    Ülkemizde bundan 5-10 yıl önce 5 yaş altı çocuk ölümlerinde ilk sırada akciğer hastalıkları varken günümüzde Pnömokok ve Hemofilus aşılarının kullanma girmesiyle birinciliğe ishal –kusma ve buna bağlı sıvı kayıpları yerleşmiştir.

    İshalin öldürücü olabilmesinin nedeni vücuttan çok fazla tuz ve su kaybettirmesidir. Örneğin kolera hastalığı dünya çapında ciddi salgınlar yapmış ve birçok can kaybına sebebiyet vermiştir. Bu nedenle ishalde esas dikkat edilmesi gereken ve aciliyet gerektiren konu ishalin nedenini saptamaktan önce vücutta su ve tuz kaybı oluşup oluşmadığını hızlıca değerlendirmektir. Ağız kuruluğu önemli bir bulgudur. Dil dudaklardan daha önemlidir. Vücut ishalle veya varsa kusma ile olan sıvı kayıplarını tolore etmek için diğer sıvı kayıplarını azaltmaya çalışır. Yani tükürük azalır. Sıvı kaybı sürerse yavaş yavaş idrar miktarı da azalmaya başlar. Süt çocuklarında bıngıldak içe çöker, gözler çukura kayar. Çocuk belirgin halsiz ve huzursuzdur. Bu bulgular acil sıvı tedavisi başlanması gerektiğini gösteren bulgulardır.

    İshalde değerlendirilmesi gereken ikinci konu ateştir. Koltukaltı 38,5-39 derece ve üzeri ateş doktora başvurmayı gerektirir. Ateşin yanı sıra mukus ve kan içeren kakalar “dizanteri” dediğimiz bakteri kökenli ishalleri düşündürür. Bu durumda da doktora başvurmak ve uygun tetkiklerle ishalin sebebini araştırmak uygun olur.

    Tablo ilk başlangıçta çok ağır değilse bile 2 saatten sık aralıklarla kaka yapmak, ağızdan besin almayı reddetmek, her aldığını kusmak hastanede değerlendirmeyi ve gerekirse damardan sıvı tedavisi yapılmasını gerektirebilecek risklerdir.

    Biz çocuk doktorları; çocuğun genel durumu bozuk değilse, sıvı kaybı bulguları gelişmemişse, ağızdan beslenebiliyorsa kakada mukus görsülse dahi antibiotik kullanımından kaçınmaya çalışırız. Çünkü özellikle Salmonella grubu bakterilerin varlığında antibiotik kullanmak bakterinin safra kesesinde aylarca taşıyıcı olarak kalmasına neden olabilir. İshalde antibiotik kullanımı doktorunuzun vermesi gereken bir karardır.

    İshal kesiciler bağırsak hareketlerini azaltıp kakanın bağırsak içinde göllenmesine neden olurlar. Bu nedenle çocuk ishallerinde ishal kesicilerin hemen hiç yeri yoktur. İshalin en önemli tedavisi kaka ve varsa kusma ile kaybedilen su ve tuzun yerine konmasıdır. Bebek anne sütü alıyorsa emzirmeye devam edilmelidir. Elma, havuç, şeftali, muz, yoğurt, ayran , makarna , pilav gibi kakayı katılaştıracak besinler seçilmelidir. Kusma eşlik ediyorsa sıvı gıdaları az miktarlarda ,sık aralıklarla vermek daha uygun olur.

    Bağırsaklarımızda bulunan bize faydalı mikroorganizmalar ishal süresinin kısaltılmasında bize yardımcı olabilirler. Probiyotik olarak adlandırılan bu dost mikroorganizmaları içeren saşe, çiğneme tableti ya da kapsül formundaki preparatlar ishal sırasında sıvı besin desteklemesine ek olarak verilebilir.
    İshalin en sık nedenleri rotavirüs, adenovirüs gibi virüslerdir. İshal etkenlerinin önemli bir kısmı ince bağırsağın iç yüzeyinde bulunan ve sindirim enzimlerini de taşıyan epitelyum tabakasını da bozduğundan ishal sonrası bu doku kendini onarıncaya dek bulgular sürebilir. Bağırsak epitelinin kendini onarma süresi yaklaşık 2 haftadır.

    Bağırsak epitelindeki hasardan en çabuk ve en çok etkilenen enzim, süt şekerini(laktozu) sindiren LAKTAZ enzimidir. İshal sırasında ve hemen sonrasında şekerli gıda alımının ; laktoz sindirimini yapan bu enzimin eksikliği nedeniyle ishali arttırabileceği unutulmamalıdır. Tam sindirilememiş karbonhidrat(şeker) içeren kaka ciltle temas ettiğinde ciddi pişikler oluşturur. Bu nedenle bez kullanan bebeklerde kakanın ciltle temasını kesmek için kalın tabaka halinde bariyer kremleri sürmek ; kaka sonrası popoyu ılık su altında yıkayıp iyi kurulamak ve biraz havalandırmak yardımcı olur.

    Hastalık bulaşmasını azaltmak için pek çok hastalıkta olduğu gibi ishalde de en önemli önlemlerden biri el temizliğidir. Çocuklarımızı tuvalet sonrası ve beslenme öncesi ellerini yıkamaya mutlaka alıştırmalıyız. Yine el yıkamaya yakın önemi olan ikinci bir önlem de yediklerimizin ve içtiklerimizin temizliğidir. Açıkta satılan gıdalardan uzak durmak gerektiği konusunda çocuklarımızı bilinçlendirmeliyiz.

    Okullar kapandı ve nihayet yaz tatiline girdik. Tatilin zevkini çıkarırken iyi bakım yapılmamış havuzların da ishal, konjonktivit ve cilt yaraları gibi birçok sağlık sorununa yol açabileceğini hatırda tutalım. Sıcak hava nedeniyle zaten terle normalden fazla su ve tuz kaybediyoruz. Vücut yüzeyleri kilolarına göre bizlerden fazla olan çocuklarımızı sıvı alımı konusunda uyaralım. Sizlere ve çocuklarımıza tatil süresince hastalıksız ve mutlu günler dilerim.

    Sağlıkla kalın.

  • Hafife alınan düşman: kabızlık!

    Kabızlık çocuklukta tedavisi zor bir durumdur. İyi tedavi edilememiş kabızlık iştahsızlığa, rektal kanamaya, ağrılı dışkılamaya ve nihayetinde kaka kaçırmaya sebep olabilir. Aile huzurunu bozabilen bir sorundur.

    Kabız olan çocuk ve bebekte makatta çatlaklar oluşur. Çatlaklar dışkılama sırasında ağrıya yol açar. Ağrı ise çocuğun dışkılamadan kaçmasına neden olur ki bu kabızlığı daha fazla artırır, daha sert kaka oluşur ve dışkılama sırasında yeni çatlakların oluşmasına ya da çatlağın yenilenmesine ve derinleşmesine neden olur. Bu durum kısır döngü şeklinde devam eder. Biriken kaka barsak duvarlarını giderek genişleterek his kaybına neden olur. Biriken kaka hissedilmez ve taşmaya başlar, taşma tarzı kaka tutamama sorunu oluşur. Okulda ve diğer sosyal ortamlarda altını kirlettiği için dışlanma başlar. Bu nedenle kabızlık bu karmaşalara yol açmadan tedavi edilmelidir.

    Tedavide ilaçların yanında beslenme, egzersiz ve oturma banyosu birlikte uygulanmaktadır. Kabızlık çeken çocuğa kural olarak lavman, fitil uygulanmaz. Makatında çatlak olan çocuk bu işlemden çok büyük acı duyacak ve var olan çatlak derinleşecektir.

    Bunların yerine uzmanına danışmak önemlidir

    Beslenme: sulu gıda ile beslenmek kakayı yumuşatmaz. Lifli gıda ile beslemek gerekir. Bu nedenle beslenme ve mutfak alışkanlığının değiştirilmesi ve tuvalet terbiyesi önemlidir.

    Oturma Banyosu: Makattaki çatlaklar için günde 3-4 defa 10’ar dakika ılık suya oturma işlemi önem arz eder.

    Sorun devam ediyorsa çocuk cerrahına başvurulmalıdır.

  • Çocuklarda kabızlık; merak edilen sorular

    Tarih boyunca barsak hareketleri hemen her kültürde önemli bir konu olmuş, düzenli barsak alışkanlığının iyi bir sağlık göstergesi olduğu kabul görmüştür. Buna karşın çocuklardaki kabızlıkla ilgili tarihsel bir bilgiye ulaşılamamıştır ve son yıllara kadar da kabızlığın tarifi değişkenlik göstermekte idi.

    Çocuk sağlığı ve hastalıkları kliniklerini ziyaret eden çocukların %3-5 i kabızlık şikâyeti ile başvurmaktadır. Bu oran çocuk gastroenteroloji kliniğini müracaat edenlerde %35 lere çıkmaktadır.

    Hangi çocuklar kabız olarak değerlendirilir?

    Pratik uygulamada seyrek kaka yapan, kaka yaparken canı yanan veya her ikisi birden olan çocuklar kabız olarak düşünülebilir. Amerikan gastroenteroloji topluluğu kabızlığı, çocuğun 2 hafta veya daha uzun süredir kakayı seyrek yapması veya zorlanarak yapması ve bu durumun aile için rahatsızlık veren bir duruma ulaşmasını kabızlık olarak değerlendirmiştir. Avrupadaki topluluk ise 8 haftalık bir süreçte, haftada 3 kereden az kaka yapma, haftada birden fazla kaka kaçırma, tuvaleti tıkayacak kadar sert ve büyük kaka yapma, karın veya rektum muayenesinde ele gelen kaka kütleleri, çocuğun kaka yapmak istememesi ve kakayı yaparken ağrı duyması gibi durumlardan en az 2 tanesinin olması durumu kabızlık olarak tariflemektedir.

    Çocukta kabızlık nasıl gelişir?

    Çoğu çocukta altta yatan bir neden yoktur. Genelde ağrılı bir kaka yapma sonrası çocuk her kaka yapmada canının yanacağını düşünerek kaka yapmayı ertelemektedir. Her erteleme de kakanın toplandığı barsağın son kısmı (rektum) bu duruma uyum sağlayarak genişlemeye başlar ve kaka geldi hissi çocukta azalır. Bu hissin azalmaya başlaması ile birlikte yeni oluşan kakalar rektuma daha da fazla birikmeye başlr ve rektum giderek genişlemeye başlar. Kısır döngü halinde gelişen bu durum kabızlığın ileri safhalara gimesine neden olur ve zamanla kaka kaçırma başlar.

    Kabızlık hangi dönemde sık görülür?

    Bebeklikte, anne sütünden mamaya geçiş, diyete katı gıdaların eklenmeği ve mamadan inek sütüne geçişin olduğu gıda değişikliği yapıldığı dönem.

    Çocuklarda genelde tuvalet eğitimi başladığı dönemde sık görülür. Bu dönemde bebek bezinin yaptığı dermatit sonrası ağrı duymaları, susuz kalmaları sonrası sert kaka yaptıklarında ağrı duymaları veya anne baba ile zıtlaşma sonrası kabızlık gelişebilir.

    Okul dönemi ise çocukların okulda tuvalete gitmek istememesi sonrası kabızlık gelişebilir.

    Kabız çocukların muayenesi nasıl yapılır?

    Makatın şekli ve yerleşim yeri önem arzetmektedir, makat olması gereken yerin önünde veya arkasında olması kabızlığın nedeni olabilir. Çatlak, fistül veya hemoroid varlığı araştırılmalıdır. Ayrıca makatın büzüşme şeklide sfinkter hakkında bilgi verecektir. Bu çocuklarda en önemli muayene rektumun parmakla muayenesidir. Normalde küçük parmağın girişine müsaade edecek ölçüde olmalıdır daha dar olması çocuklarda kabızlığa neden olur. Parmak rektuma ulaştığında rektum geniş ve bol miktarda kaka olabilir.

    Sakrumda dimple (bel üzerinde gamze) görülmesi sinir sisteminde anormalliğin göstergesi olabilir.

    Kabızlıkda hangi tahlilleri yaptırmalı?

    Çocukluk çağındaki kabızlık nedenleri oldukça değişkendir. Bu nedenlerin tek tek gözönünde tutulması ve şüphelenilen hastalıklara yönelik olarak tetkikler planlanmalıdır.

    Pratik anlamda başkaca bir problemi olmaya çocuklarda kronik kabızlıkta başlıca düşünülen durumlar Hirschsprung Hastalığı (doğumsal megakolon) ve fonksiyonel kabızlıktır. Bazen bu iki durumu birbirinden ayırmak zor olmaktadır.

    Karın grafisi: Barsakların ne kadar kaka ile dolu olduğu hakkında bilgi vermesi yanında omurgalar hakkında da bilgi verir. Özellikle rektal muayeneyi yaptırmak istemeyen çocuklarda faydalı olabilir.

    Kontrast grafiler (ilaçlı film): Barsakların anatomisi hakkında ve Hirschsprung Hastalığı ayrımını yapmakta faydalıdır.

    Anorektal manometri: Rektum ve sfikter basınçlarını ölçmeye yarayan bu test ile fonksiyonel kabızlık ve Hirschsprung Hastalığı ayrımı yapılabilir.

    Rektal biyopsi: Fonksiyonel kabızlığın kesin olarak ekarte edildiği ve tedavi edilemeyen uzamış kabızlıkta rektumdan küçük bir parça alınarak patolojik incelemesi yapılabilir. Bu yöntemle sinir yapısı incelenerek Hirschsprung Hastalığı kesin olarak konulabilir.

    Nasıl tedavi edilmelidir?

    Altta yatan hastalıklar ve Hirschsprung Hastalığı olmayan, fonksiyonel kabızlık tanısı konulmuş çocularda tedavi başlıca 3 aşamada yapılmaktadır. Kalın barsakta birikmiş kakanın boşaltılması, kaka yaparken çocuğun ağrı duymasının önlenmesi ve düzenli barsak alışkanlığının çocuğa kazandırılmasıdır.

    Kalın barsaklarda birikmiş sert kakanın boşaltılması tedavideki önemli adımlardan biridir. Bu ağız yoluyla alınan ilaçlarla sağlanabildiği gibi rektal yolla yapılacak lavmanlarla da yapılabilir.

    Kaka yaparken çocuğun ağrı duymaması tedavinin ikinci aşamasını teşkil eder. Kalın barsakta birikmiş sert kakalar boşaltıldıktan sonra, ilerleyen günlerde çocuğun kaka yaparken yumuşak kaka yapması sağlanarak ağrılı kaka yapma seansları sonlandırılmalıdır. Bu amaçla da ağız yoluyla kaka yumuşatıcı ilaçlar kullanılabilir. Bazı durumlarda uzun süreli kaka yumuşatıcı ilaçların kullanılması gerekebilir. Bu ilaçların herhangi bir yan etkisi ve uzun dönemde istenmeyen sonuçlara yol açmadığı bilinmektedir.

    Düzenli barsak hareketlerin sağlanması kabızlığın tedavisinde en can sıkıcı aşamadır. Genelde çocuklar tuvalete gitmek istememektedir, bu durum da aileleri zorlamaktadır. Sabah kahvaltıdan sonra ve akşam yemeğinden sonra çocuk tuvalete oturtulmaya korkutulmadan ikna edilmelidir. Düzenin sağlanmasının aylar süreceği gözden kaçırılmamalıdır.

    Diyette nelere dikkat edilmelidir?

    Kepekli veya tam buğdaylı ekmek, liflerden zengin meyve ve sebze tüketilmesi yanında, erik, armut, elma gibi kompleks karbonhidrat ve emilmeyen şeker barındıran meyvelerin tükeltilmesi ve bol su içilmesi kakadaki su miktarını arttırarak yumuşak kaka yapmayı sağlayacaktır.

    İnek sütünün en azından bir süreliğine diyetten çıkarılması uygun olacaktır.

    Son yapılan çalışmalar göstermiştir ki barsak florasının düzenlenmesi kabızlık tedavisinde önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle prebiyotiklerin ve probiyotiklerin diyete eklenmesi kabızlık tedavisinde yardımcı olabilir.

  • Anal atrezi, makatın kapalı olması

    Anal atrezi, Makatın kapalı olması

    Anal atrezi, makatın kapalı olması nedir:

    Anal atrezi, makatın, anüsün tamamen kapalı olması veya normal kaka yapacak açıklığın oluşmaması durumuna denir.

    Nasıl farkedilir:

    Makatı tamamen kapalı olan çocukların doğum sonrasında kaka yapamadığı, karnı şiştiği görülür ve genellikle hemen fark edilir. Bazen de makatın ön kısmında cilde veya kızlarda vajen girişine yakın içinden kaka gelen kanal bulunabilir (fistül), bu hastalar dikkatli incelenmezse daha geç fark edilebilir.

    Nasıl oluşur, nedenleri nelerdir:

    Gebeliğin ilk haftalarında barsağın en uç kısmı ve idrar kanalı ortak bir boşluğa (kloaka) açılır, kızlarda vajen de buraya açılır. Gebeliğin 7. Haftasında bu boşluk erkeklerde idrar kanalı ve anüs, kızlarda idrar kanalı, vajen ve anüs oluşturacak şekilde bölünerek vücut dışına açılır. Ancak çocuklarda 1/5000 sıklıkla normal anüs açıklığı oluşmaz ve ince bir kanalla cilde, idrar yollarına veya kızlarda vajen girişine veya ortak bir kanala açılır. Hastalığın neden oluştuğu kesin olarak belli değildir, sadece bazı hastalarda genetik faktörler tespit edilmiştir.

    Hangi tipleri vardır:

    Anal atrezilerin kızlarda ve erkeklerde çeşitli sınıflandırmaları vardır. Ancak pratik olarak barsak en uç kısmının anüs olması gereken cilde olan mesafesine göre alçak, yüksek ve orta olarak üçe ayrılabilir. Barsak uç kısmı cilde yakın veya buraya ince bir kanalla (fistül) açılıyorsa alçak tip anal atrezi, cilde çok uzaksa yüksek tip atrezidenir. Ara mesafelerdekilere orta tipatrezidenir. Orta ve yüksek atrezilerin hemen hepsinde idrar yolları ile bağlantı (fistül) bulunur, ayrıca ne kadar yüksekse ek hastalık (kalp, sindirim sistemi, idrar yolları, iskelet sistemi hastalıkları) görülme sıklığı o kadar fazladır. Kızlarda ise orta atreziler vajen girişine, yüksek olanlar ise idrar yolu, vajen ve barsak son kısmı ortak bir kanalla birleşir, bu kanal cilde vajen olması gereken yere, tek bir delik olarak açılır.

    Tespit edildikten sonra neler yapılır:

    Doğum sonrası makatı kapalı olduğu görülen çocukta gerekli ilk girişimler yapıldıktan sonra, atrezinin alçak veya yüksek tip olduğuna karar verilir, ardından ek hastalıklar araştırılır. Alçak tip atrezilerde makat bölgesi normale yakın, iyi gelişmiş olup, cilde açılan bir kanaldan (fitül) kaka geliyor olabilir. Yüksek tip atrezilerde ise makat bölgesi düz, iyi gelişmemiş, idrar kanalı ile fistülle bağlantılı olabilir, kızlarda genital bölgede tek bir açıklıktan kaka ve idrar geliyor olabilir. Bu ayrım için muayene dışında radyolojik ve endoskopik görüntüleme yöntemleri de kullanılır. Alçak atrezide doğumdan hemen sonra erken veya dilatasyonla takip edip geç tek seansta anal açıklık ameliyatı yapılır. Yüksek tip olanlarda ise hemen kolostomi açılır, 3-6 ay sonra makat ameliyatı yapılır.

    Ameliyatı nasıl yapılır:

    Anal atrezi ameliyatında amaç barsağın son kısmının anüs olması gereken yere, kaka tutmayı sağlayan kasların ortasına getirilmesidir. Ameliyatın en önemli noktaları barsağın yeterince serbestleştirilerek, rahat bir şeklide, dar ucu aşağıda huni şeklindeki kasların tam ortasına, yeterli genişlikte bir makat açıklığı olacak şekilde dikilmesidir. Alçak ve yüksek tip atrezinin ameliyatında farklılıklar vardır:

    Alçak tip atrezi: Alçak tip atrezide barsağın idrar yolları ile bağlantısı yoktur ve barsak son kısmı cilde yakındır, kolostomi gerekmeden, tek aşamada, barsak anüs noktasına getirilebilir. Anüs olması gereken yer kas uyarıcı yardımı ile belirlenir ve işaretlenir, barsak son kısmı yeterince serbestleştirilerek emilebilir dikişlerle çepeçevre dikilir. Ameliyattan iki hafta sonra anüs dilatasyon programına alınır, uygun olan en ince bujiden başlanarak, 12-13 numaraya kadar genişletme işlemi, dilatasyon yapılır.

    Yüksek tip atrezi: Yüksek ve orta tip atrezilerde ameliyat yaklaşımı hemen hemen aynıdır. Önce kolostomi açılır, böylece çocuğun normal beslenmesi, büyümesi sağlanır, ayrıca asıl ameliyat sonrası bölgenin temiz kalması, iyileşmesi sağlanır. Asıl ameliyat, barsağın makat bölgesine çekilmesi, cerrahın tercihine göre 3-6 ay sonra yapılır. Barsağın son kısmı çoğunlukla idrar kanalı ile nadiren de mesane çıkışı ile ince bir fistülle bağlantılıdır, bu bağlantı ayrılır ve dikilir. Kızlarda ise idrar kanalı, vajen ve barsak uç kısmının açıldığı ortak kanaldan barsak ayrılır, serbestleştirilerek anüs olması gereken yere çepeçevre dikilir, vajen ve idrar kanalı öne çekilerek cilde dikilir. Bu işlemler çocuk yüzükoyun yatarken makat bölgesinden yaklaşımla yapılabilir, kas uyarıcı kullanılarak kaka tutmayı sağlayan kas demetinin ortasına yerleştirilmesi sağlanır. Ancak çok yüksek tip atrezilerde barsak makat bölgesine getirilemezse, ayrıca karından yapılan kesi ile barsağın yeterince serbestleştirilmesi gerekebilir. Ameliyattan iki hafta sonra, yara iyileşmesi tamamlanınca, hasta yine dilatasyon programına alınır. Genellikle 3 ay sonra kolostomi kapatılır.

    Ameliyat sonrası dönem nasıl geçer:

    Ameliyat sonrası alçak tip atrezilerde makat bölgesini bakımı ve pansumanı yapılır, çocuk hemen kaka yapacağından bölgenin her kaka sonrası yıkanması ve antibiyotikli krem kullanılması gerekir, genellikle sorunsuz iyileşir. Yüksek tip atrezilerde kolostomi olduğundan kaka gelmeyeceği için bakımı ve iyileşmesi daha kolaydır. İdrar kanalına fistül onarımı yapıldığı için idrar sondası iki hafta kadar tutulur, sonra çıkarılır. Dilatasyon programı her anal atrezi ameliyatından sonra gerekir, çünkü anüs çevresinde yara iyileşmesi sonrası daralma görülür. Anüs yeterli genişliğe ulaşınca, yaklaşık 3 ay sonra, kolostomi kapatılabilir.

    Komplikasyonlar nelerdir:

    Ameliyat sonrası erken dönemde makat çevresinde enfeksiyon görülebilir. Anüs ve barsakta daralma görülebilir. Anüse dikilen barsak gergin olmuşsa geri kaçabilir. İdrar kanalına bağlantı ayrılırken dikkatli olunmazsa idrar kanalında daralma veya cep şeklinde genişlik görülebilir veya fistül tekrarlayabilir. Geç dönemde kabızlık, kaka kaçırma, gaz ve sıvı kaka tutamama görülebilir. Alçak tip atrezilerde kabızlık, yüksek tip atrezilerde ise kaka tutamama, kaka kaçırma daha sık görülür. Dilatasyona rağmen makatta darlık belirgin olduğunda, makat kas demetinin ortasına getirilememişse ameliyatın tekrar yapılması gerekebilir.