Etiket: Kadınlar

  • OLMAYACAĞINI BİLE BİLE ONU DÜŞÜNMEK BÜYÜK BİR ACI VERİYOR ve BAZEN DE MUTLULUK

    OLMAYACAĞINI BİLE BİLE ONU DÜŞÜNMEK BÜYÜK BİR ACI VERİYOR ve BAZEN DE MUTLULUK

    Günümüzde en sık rastlanan sorunlardan bir tanesi; evde eşin ilgisizliğinden dolayı başka bir erkeğe aşık
    olmaktır. Yada başka bir kadına aşık olmak. Aynı çatı altında ki eşin size bir başkası gibi gelmesi ondan
    uzaklaşmanız ve aklınızın sürekli başka birinde olmasıdır. İlk başlarda büyük bir tutkuyla yasak meyvenin
    cazibesine kapılarak başlayan bu ilişkiler bir süre sonra iki taraf içinde bu ilişkinin sonu yok diye
    düşünmeye başlaması ile ilişki de ayrılığın düşünülmesi ve dayanılmaz bir acı çekmeye başlanılıyor.
    Evde eşinin yanında dalıp gitmeler, aklının sürekli sevgili de olması, hiç bir şeyden keyif almama,
    mutsuzluk, ümitsizlik içerisinde çırpınmaya başlanılıyor. Bu süreçte evde eşin ilgisiz ve tutarsız
    davranışları sevgiliyi düşünmeye daha çok itiyor. Artık sevgililer ayrılmışlar ve aslında depresyona
    girdiğini zanneden sevgili derin bir aşk acısı çekmektedir. İmkansız olduğunu bile bile onu düşünmek
    dayanılmaz bir acı ve bir yandan da mutluluk duyuyor. Olmayacağını bile bile devam eden bir ilişki ve
    severek ayrılmak, durduk yere ağlamalar, hüzünlü bir ruh hali, kimseyle eğlenceli vakit geçirememek, her
    yerde aklının onda olması, insanların sürekli “sana ne oldu sen böyle değildin, neşeli halin gitmiş”
    söylevleri kişiyi sürekli başka insanlardan daha da uzaklaştırmakta. Evde çocuklarına bakınca duyulan
    suçluluk, ben asla böyle bir şey yapmam derken kendini bu çıkmazın içinde bulmak ve çıkışı
    bulamamak…

    Bazen de ben nasıl böyle bir hata yaptım. Ben insanları bu konu da aşağılayıp küçümserken ben nasıl
    olurda aynı duruma düşerim diye düşünmeye başlaması, bir yandan keşke onu hiç tanımasaydım ve her
    şey eskisi olsa, bir yandan da iyiki onu tanımışım iyi ki onu sevmişim, çok güzel şeyler yaşattı bana, bana
    yıllardır unuttuğum kadınlığımı hatırlattı. Benim yeniden önemli olduğumu hissettirdi, güzel olduğumu
    hissettirdi, diye düşünmeye başlanması. Ama diğer taraftan hayatta karşısına çıkan bu yeni durumla
    nasıl baş edeceğini bilememek, bu özlemin, bu hasretin ve sürekli onu düşünmelerin ne zaman
    biteceğini bilememek, belirsizlik!

    PEKİ NİYE ALDATIYORUZ

    Kadınlar özellikle erkekler gibi basit gerekçelerle değil daha çok duygusal arayıştan dolayı eşini aldatıyor.
    Tabi bu genellikle. Aldatma genelde ilişkisel bir problem olduğu için daha derinlere bakıp altta yatan
    nedenler de eşlerin kişisel özellikleri ve birbirlerine karşı tavır ve davranışları sonucunda ilişkide yaşanan
    sorunlardan kaynaklanıyor olabilir. Aslında aldatma iki tarafında dahil olduğu bir iki tarafında katkısı olan
    bir sonuçtur. Yani bu sonuçta aynı zamanda aldatanda aldatılanda aktif rol oynar. Genelde
    birlikteliklerinde sevgi, aşk, romantizm, heycan, sürpriz arayan çoğunlukla kadınlardır. Erkek eve
    giderken arada bir çiçek almıyor, özel günleri gereksiz buluyor ve herhangi bir şey yapmıyorsa, el ele
    tutuşup yağmurlu havada gezmeyi saçma buluyorsa, hele ki sevdiğini söylemiyorsa, ona sürekli ne kadar
    güzel olduğunu hissettirmiyorsa, eşine duygusal olarak yetemiyor demektir. Genelde kadınların en çok
    aldatma gerekçeleri eşlerinden ilgi görememeleridir. Aldatma toplumumuzda erkeklere özgü bir kavram
    olarak algılanmasının nedeni toplumun aldatan erkekle kadını aynı kefeye koymamasıdır.
    Toplumumuzda adil olmayan çarpıtılmış toplumsal kalıplar içinde olmasıdır; “Kadının aldatması alın
    lekesi”, “erkeğin aldatması elinin kiri” “erkek adam aldatır” vb. şeklinde tanımlamak. Kadını toplumsal
    baskıdan dolayı mutsuzluğa, umutsuzluğa ve doğal olarak duygusal aldatmalara yöneltmektedir. ilgi
    görmek, iltifat duymak ve beğenilmek herkesin hoşuna gider ancak kadınlar için beğenilmek çok daha
    büyük bir ihtiyaçtır ve kadınların etkilendiği en önemli noktadır. Eğer eşler bu ihtiyacı karşılamaz üstüne
    üstlük başka kadınlara ilgi gösterir ve kadın genelde bu aldatmaları da yakaladıysa, bu sefer bu ilgiyi
    gösteren başka birine yönelebilirler. Kadınlar duygu, düşüncelerinin eşleri tarafından önemsenmemesi
    beklenti ve ihtiyaçların karşılanmaması, sorunların görmezden gelinmesi üstüne sürekli eleştirilmek ve
    aşağılanmak kadını mutsuz eder ve başka kapılara, başka arayışlara yönelebilirler. Kadınlar erkeklerin
    güven verici kendi sırtını bir dağa yaslayabilecek kadar güvende olmak ister, kendisine ve ailesine her
    zaman sahip çıkan bir eş ister. Pasif, güvensiz sorumluluk almayan erkekler her an aldatılabilirler.
    Aldatılan eşler sırf aynı duyguyu yaşasın diye eşlerini aldatabilirler. Böylelikle hem başka biri tarafından
    beğenilmek hem de kırılan gururlarını tamir etmek isterler. Bazı kadınlar eşleri tarafından cinsel doyum
    yaşayamadıkları için, özellikle eşleri tarafından cinsel yönden çekici bulunmamak, kendilerini cinsel
    yönden çekici bulan başkalarına doğru yönelebilirler. İlişkide beklediği sevgiyi bulamamış, küçük yaşta
    evlendirilmiş, ilk flörtüyle evlenenlerin bazen yeniden aşık olma durumu da olabilir.

    AŞK ACISI İLE NASIL BAŞEDECEĞİZ

    Rutin hayatınıza devam edin.
    Gerekmedikçe ayrıldığınız kişiyle, sevgilinizle konuşmayın.
    Yalnız kalmaktan korkmayın: İlk ayrılan siz değilsiniz. Hayatın devam ettiğini unutmayın.
    Sizin için duygusal anlamı veya anısı olan, onu hatırlatan her şeyden, o kişinin size verdiği objelerden
    kurtulun.
    Sosyal Ağlardan sevgilinizi silin: Facebook, Twitter gibi sosyal ağlardan sürekli eski sevgilinizi takip
    etmek size daha çok acı verecektir. Bu süreçte o kişiyi silmek acınızı daha hafifletecektir.
    Arkadaşlarınızla, komşularınızla daha sık vakit geçirin: Yalnız kaldığınızda birlikte olduğunuz zamanları
    düşüneceksiniz ve daha fazla üzüleceksiniz. Yalnız kalmak onu düşünmenizi kolaylaştırır
    Arkadaşlarınızla kafa dağıtmak ve başka şeyler konuşmak size iyi gelecektir.
    Ayrıldığımız iyi oldu çünkü… ile başlayan bir liste yapın ve ayrıldığının kişinin negatif yönlerini
    düşünmeye çalışın.

    Yeni hobilere, sosyal etkinlikelere verin kendinizi hem bir uğraş hemde onu daha az düşünecek bir
    zaman olur.

    Asla kendinizi suçlamayın, ayıplamayın. Eşinizi aldattığınız için kendinizi suçlamak bir seçim değil
    başınıza gelen beklenmedik bir durumdur.

    Destek alıp psikoterapi görüyorsanız düzenli seanslarınıza devam edin, terapistinize güvenin.

    Kendinize zaman tanıyın. Eskisi gibi olmanız biraz zaman alacaktır. Evet hiçbirşey tamamen eskisi gibi
    olmasada normale döneceksiniz rahat olun. Bu süreçte yılmayın, pes etmeyin.

    Önemli karar almaktan kaçının. Hayatınız için önemli olan bir konuda karar vermeyin tedavinizin
    bitmesini bekleyin. Bu süreçte sağlıklı karar veremeyebilir sonucunda pişmanlıklar yaşayabilirsiniz.

    Hayatınızı basitleştirin. Üstesinden gelemeyeceğiniz hedeflere yönelmek yerine kolay halledebileceğiniz,
    daha basit etkinlikler ve daha az şeyler yapın. Büyük sorumluluklar almayın.

    Eskiden sizi mutlu eden etkinliklerin bir listesini yapın ve sizi mutlu eden etkinliklere katılın. Hayatın
    içinde olmak kendinizi iyi hissettiren bir şeyler yapmakla mümkündür.

    Hayatınızdaki küçük değişiklikleri fark edin hiç bir acı aynı seviyede kalmaz asla. Attığınız küçük adımları
    önemseyin. Tedavi sürecinde gösterdiğiniz küçük gelişmeler size güç verecektir bunları görmezlikten
    gelmeyin.

    Spor yapın. Spor salonuna yazılın. Spor yapmak endorfin hormonunun artmasını sağlayarak sizi iyi

    hissettirecektir.

    Sağlıklı ve düzenli beslenin. Hem beynin hemde vücudun etkin çalışması için sağlıklı beslenme şarttır.

    Uyku düzenine dikkat edin. Uyku dinlendirir, insanı yeniler, stresle baş edebilmek için güç verir.

    Bakış açınız ilk başlarda tamamen olumsuz ve ümitsiz olabilir. Olumsuz düşüncelerinizin farkına varıp
    bunları olumlu düşüncelerle yer değiştirin.

  • ALDATMA ENGELLENEBİLİR Mİ?

    ALDATMA ENGELLENEBİLİR Mİ?

    Her ilişki de sorunlar olur, yolunda gitmeyen yönler olabilir, sorunların çözülememesi ayrılığı getirirken,
    sorunların farkında olunmaması ya da çözülmeye çalışılmaması aldatmayı getirebilir. Aldatma bazen
    aldatanın hayatındaki bir boşluğu doldurma bir ihtiyacını giderme bu aşk, cinsellik, şehvet, tutku,
    önemsenmek, güven, ilgi görmek, beklentilerinin karşılanmaması, ihtiyaçların giderilmediği için bu
    ihtiyacını giderecek birine yani etrafında ona ilgi göstermeye başlayabilir. Günümüzde aldatma ve
    aldatma sonrası yaşananlar sorunların nasıl oluştuğunu ve nasıl çözüleceğini bilmemek ya da
    önemsememekten ya da ilişkilerini düzeltmek için çapa göstermemekten kaynaklanıyor. Aldatmayı
    önlemenin yolu mutlu olmak ve mutlu etmektir. Mutsuz çiftler çok daha kolay aldatmaya yönelebilir.
    Eşinize ilgi gösterin, özel zaman ayırın güzel sözler ve iltifatlar da bulunun gönlünü hoş tutun. İlişkinizin
    sıradanlaşmasına izin vermeyin ilişkinizde aşkı tutkuyu gizemi canlı tutun. Eşinizi küçümseme, azarlama,
    hor görme, aşağılama hele ki başkalarının yanında küçük düşürme asla yapmayın ona saygı gösterin.
    Eşinize yalan söylemeyin dürüst olun ve verdiğiniz sözleri tutun. Eşinizin duygu düşüncelerini
    önemsediğinizi, beklenti ve ihtiyaçlarını dikkate aldığınızı gösterin, onu takdir edin değerli olduğunu
    hissettirin. Ben değil biz dilini kullanın, ortak yaşama dahil olun biz duygusuyla aile kavramını oluşturun
    ve bencil olmayın. Haklı olduğunuz durumlarda dahi eşinizin bakış açısını da kabul edin, aynı fikirde
    olmanız gerekmez ama onun düşüncelerinin de değerli olduğunu kabul edin ve hissettirin, haklı olmak
    bazen bir şey kazandırmaz mutlu olmaya çalışın. Sizi mutsuz eden ya da rahatsız olduğunuz şeyleri
    eşinizi kırmadan uygun bir dille mutlaka söyleyin, yapıc, ılımlı ve sakin konuşun. İlişkinizi, evliliğinizi ve
    eşinizi asla başkalarıyla kıyaslamayın, hiç kimse mükemmel değildir, kusurları sürekli dile getirmeyin,
    olumlu yönlerini bol bol takdir edin. Birbiriniz olduğu gibi kabul edin, değiştirmeye kalkmayın, eşinizi
    olmasını istediğiniz birine dönüştürmeye kalkmayın, değişmesi için baskı yapmayın. Eve iş getirmeyin ne
    kafanızda ne de gerçekte. Eve gelince bireysel konulardan (telefon, internet, tv vb.) uzak durun. Eşinizle
    baş başa vakit geçirecek ortak zamanlar oluşturun (sohbet etmek, film izlemek, müzik dinlemek,zeka
    oyunları oynamak, puzzla yapmak vb.) evde tv, film izlerken bedensel temas kurun. Evlilikte en önemli
    hususlardan biri cinselliktir, yani evliliğin sigortası, cinselliği, fantezilerinizi eşinizle konuşun, yatak
    odanızı renklendirin, cinsel uyumsuzluğunuz varsa orta yol bulmaya çalışın. Tatlı dil yılanı deliğinden
    çıkarır unutmayın.
    ALDATILMAMANIZ DİLEĞİYLE.

    ALDATMANIN CAZİBESİ
    Niye aldatıyoruz?
    Aldatma yüzyıllardır varolan ve insanoğlu olduğu sürece devam edecek önemli bir konudur. Daha
    yasağın cazibesi Adem ile Havva’dan başlamaktadır: yasak meyveyi yiyerek. İnsanoğluna cennetten bile
    daha cazip gelmiştir yasak meyve. Yasak istek doğurur, tutku ve heyecan yaratır. Bu nedenle
    yasaklanmış, engellenme, bilinmezlik, gizem günah gibi kavramlar aldatma şehvetinin ana unsurlarıdır.
    Oysa evlilik ulaşılabilirlik, sevgi, sahiplenme resmiyet, saygı ve onaylanmışlık üzerine kurulmuştur. Nasıl
    ki bir zarf verseler ve sakın açma deseler o andan itibaren o zarfın içinde ne olduğunu merak etmeye
    başlarsınız. Tabiî ki bu nedenler bir aldatmaya gerekçe olamaz, her aldatma durup dururken olmaz
    genelde bir ihtiyaç bir isteğin giderilmesi için ortaya çıkabiliyor. Yapılan bazı araştırmalar aldatmanın
    genetik olduğuyla ilgili de olabileceği söylenmekte, ama tam nedeninin bilinmesi zordur. Toplum tek
    eşliliği öngörürken dizi, filmler medya ve rol modellerle aldatma daha fazla özendirilmektedir. Daha küçük
    yaşlarda erkek çocuklarına sen çok kızın canın yakacaksın denmesi bile aldatmanın temelini atmakta ve
    erkekler için işi meşrulaştırmaktadır.

    Aldatıyor ve aldatılıyoruz
    Aldatma kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte kimine göre eşlerin yada sevgilililerden birinin başka
    birisiyle cinsel bir deneyim aldatma kimine göre başka birine bakmak, kimine göre de başka birine aşık
    olup duygusal bağ kurmaktır. Genelde erkekler aldatma cinsel deneyim şeklinde olurken, kadınların
    aldatmaları, Şuanda günümüzde dünya tarihinin şuanına kadar en yüksek aldatmaların olduğu dönemleri
    yaşıyoruz. Yeni dünya düzeninde aldatmak kolay, normal hale geliyor. Toplumsal normlar ve örf
    adetlerimiz değişiyor; sohbet şekillerimiz, tanışma ortamlarımız, eğlenceler ve cinselliği artık sanal
    ortamlara taşıyoruz. Sosyalleşmediğimiz için bencilleşiyoruz; bu nedenle ihtiyaçlarımız hemen
    karşılanmazsa başka yerlere başka kişilere yöneliyoruz, bu da aldatmaları da arttırıyor. Diziler sosyal
    ağlar ilişkilerimizde ki beklentileri çeşitlendirdi, bu nedenle karşılanmayan dile getirilmeyen beklentiler
    aldatmaya tohumlar ekmektedir.

    Aldatma deyince akla erkekler gelmekte ancak günümüzde kadınların aldatma oranları git gide
    artmaktadır. Erkeklerin bir çoğu aldatırken kadınlara göre yakalanma olasılıkları daha yüksektir.
    Düşünüldüğünde kadınlar aldattığında daha az yakalanıyor. Dünya çapında yapılan araştırmalarda
    erkeklerin %60 kadınların %30 u aldatmaktadır. Aldatma her kesim için geçerli cinsiyet, yaş, eğitim
    sosyo-kültürel ayrımı bulunmamaktadır. Genelde erkekler evliliklerinde mutluyken de aldatabiliyor, ancak
    kadınlar mutlu iken aldatmıyor. Genelde intikam için aldatma kadınlarda daha fazla olurken, kadınlar
    cinsel aldatmayı affedebilirken, erkekler için cinayet konusu bile olabiliyor.

  • Kadın hastalıklarında hipnoz

    Kadın hastalıklarında hipnoz

    Kadınların cinsel sorunlarında da hipnoterapi oldukça faydalıdır.Cinsel istek azlığı,vajinismus,orgazm olamama,ağrılı cinsel ilişkilerin tedavisinde artık hipnozdan da yararlanılmaktadır.

    İnfertilite ve tüp bebek ( ivf ) tedavilerindeki başarı şansı hipnoterapi ile artmaktadır. Yıllardır gebe kalamayan,tüp bebek denemeleri birkaç kez başarısız olan kadınlar oldukça yoğun bir stres yaşarlar.Gergin ve kaygılı olurlar,acaba bu sefer gebe kalabilecek miyim endişesi duyarlar.Yaşadıkları bu stres gebe kalma şanslarını azaltmaktadır.Hipnoz ile gebe adayı derin bir rahatlama hissetmekte ve stresi azalmaktadır,bu da gebe kalma şansını arttırmaktadır.

    Yıllar sonra menopoz dönemine geçiş sürecinde de kadınlarda sıcak basmaları, ateş, terlemeler, çarpıntı, uykusuzluk görülmeye başlar. Hipnoterapi ile menapozdaki bu şikayetleri gidermek veya azaltmak mümkündür.

    Hipnoz ve hipnoterapi, kadınlarıngenç kızlıktan menapoza kadar yaşanan pek çok sorununun çözümünde ciddi yararlar sağlamaktadır.

    Genç kızlık döneminde, özellikle sancılı adet görme(dismenore) ve adet öncesi gerginlik sendromunda (premenstrüel sendrom) hipnotik telkinlerle şikayetler giderilebilmekte veya azaltılabilmektedir.
    Gebelik sürecinde de bazı psikolojik problemler olabilir. Bunlar arasında en sıklıkla hamileliğe ait bulantı ve kusmalar (hiperemesis gravidarum), hamilelik dönemindeki psikolojik sıkıntılar ,doğum korkuları, erken doğum veya düşük yapma veya bebeğini sakat doğurma korkuları sayılabilir.

    Son yıllarda hipnoz ile ağrısız normal (vajinal) doğum isteği olan gebeler de artmaktadır. Hipnotik telkinler ile rahmin kasılmaları etkilenmeden,kasılmaları ağrı olarak algılamadan gebelerin ağrısız doğum yapabilmeleri mümkündür.
    Diğer taraftan doğum sonrası lohusalık dönemindeki depresyon hali ve anksiyeteye bağlı süt miktarının az olması gibi sorunlarda da hipnoterapi yarar sağlayabilmektedir.

    Bazı kadınlar evliliklerinde çocuk istemelerine rağmen gebe kalamamanın verdiği sıkıntılar olabilmektedir. Bu sıkıntılar motivasyonlarının kırmakta, yaşama küsmelerine neden olabilmektedir. Hipnoterapi ile bu sıkıntılar azaltılabilmekte, motivasyonları güçlenebilmekte ve yaşam enerjileri arttırılabilmektedir.

  • 8 mart dünya kadınlar gününe bakış

    Keşke, kadınlar günü ile ilgili bir yazı yazmıyor olsaydım. Önümüzdeki yıllarda daha güzel konular üzerinde durabilsek. Aslında kadınlara özel bir gün tahsis edilmesi kadınların aciz varlıklar olduğunu kabul etmek gibi geliyor bana. Tabii ki bir yönden bakarsak ta dikkatlerin bu konu üzerine çekilmesi bizim gibi ülkeler için elzem hale geliyor. Belki, şimdilerde anneler oğullarını eğitirken nezaket, görgü, yaşam bilgisi, insanlara saygının gereği ve önemi gibi hususlar üzerinde durabilseler de hiç değilse gelecek nesiller kurtulabilse. Erkek çocuklara, gereğinden fazla anlam yüklememek gerekli. Çocuklar, çok önemli. Kız-erkek ayrımı yapmak onların gelecekleri için zaten olumsuzluklar yaratacaktır.

    Diğer tüm özel gün kutlamalarında, anmalarda hep alışıldık sahneler yineleniyor. Ogünlerde büyüklerimiz, önde gelenler, daha önce danışman vs nin hazırladığı A 4 kağıtlarını çıkarıyorlar. Başlıyorlar okumaya… Pek çoğunun da önceden göz atmadığı bile belli oluyor. Yapmacık sözler ve beden dili kullanımıyla bu vazife de tamamlanmış sayılıyor.

    Avutucu cümleler, neredeyse arkasından gelecek sözcüğü biz tamamlayacağız. Yıllardan beri bu böyle sürer gider. Sadede gelelim, sadede…

    İlgili bakanlık geçmişteki açığı kapatmak üzere çalışmalar yapıyor, ancak hiçbir zaman yeterli olamıyor. Yurt dışında sivil toplum kuruluşları bu işlere sahip çıkabiliyorlar. Ülkemizde, kalkınmakta olan ülkelerde bu işleri yapabilmek, yetişkinlik yaşlarında oldukça güç. Tabii ki ben genele bakarak söylüyorum.

    Herkes geçim derdinde, akşama karnım tok yatabilir miyim düşüncesinde. Tüm dünya ülke liderleri acaba başlarını yastığa rahat koyabiliyorlar mı? Halklarından aldıkları vergileri yerli yerince değerlendirebiliyorlar mı?

    Çok yaşlı kadınlar görüyorum, elinde orlondan örülmüş sabunluk, satabilme telaşında, o yaşta. İçim parçalanıyor. Bir taraftan da gerçekten mi? diye sorguluyorum kendimi.

    Aslında özel günler, dikkatleri biraz olsun çekmek için faydalı da olmuyor değil. Somut olarak yapılanlar, sadece kadınlar için değil; her yapılan çalışma listelenerek halka açık olarak belediyelerin, bakanlıkların sitelerinde yer almalı. Bazen internet sitelerinde rastlıyorum ” ilana itirazınız varsa , doğru değilse, belirtiniz” gibi. Belki ben rastlamamış olabilirim, belki bir yerlerde belirtiliyordur, ama internet sayfalarının bir köşelerinde reklam şeklinde ilan edilmeli.

    Kadınların, sokakların o bilindik zararlarından koruyacak al çatı, mor çatı gibi evlerin mutlaka çoğaltılması gerekli. Sığınma evleri demeye dilim varmıyor. Mutlaka psikolojik destek, meslek sahibi etmek, çocuklarına da sahip çıkmak gerekli. Ayrıca bu kadınlara hayatta duruş dersleri, genel kültür dersleri de verilmeli. Özgüven kazandırma çabaları olmalı.

    Öncelikle kadınlar, kendi değerlerinin farkında olmalılar. Çalışan ya da çalışmayan olsun. Kadın olmak yeterli. 24 saat mesai sizi bekliyor. Çocuklarınız hasta olur, siz ilgilenmelisinizdir. Burada babalara da haksızlık yapmak istemiyorum, ancak çocuklar hasta olunca yanlarında annelerini görmek istiyorlar.
    Televizyon, en çok kullanılan iletişim aracı ve hemen hemen tüm evlerde baş köşede yerini alıyor.

    AİLE İLİŞKİLERİ, İLETİŞİM, ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞİTİMİ, EŞLERİN BİRBİRLERİNE KARŞI DAVRANIŞLARI, HANGİ SÖZCÜKLERLE BİRBİRLERİNE HİTAP ETMELİLER ?, EŞLER OLABİLECEK GÖRÜŞ AYRILIKLARINDA NASIL TARTIŞMALILAR?, TARTIŞMA ORTAMI NASIL DÜZENLENMELİ, BU ORTAMDA KİMLER BULUNABİLİR? HANGİ KONULAR, HANGİ YAŞLARDAKİ ÇOCUKLARLA BİRARADA HANGİ ŞARTLARDA TARTIŞILABİLİR?

    İşte, buna benzer konular televizyonlarda herkesin algılayabileceği şekilde ele alınmalıdır. Neler mi yapılabilir? Tiyatro sanatçıları danışmanlarla işbirliği ile eğitici oyunlar hazırlayabilirler. Dizi film aralarına reklamların girdiği gibi bazı SPOT cümleler ya da görüntüler yer alabilir. Burada dikkat edilecek husus olumlu örnekler yansıtılarak; olumsuz davranışların unutturulma çabaları olmalı.

    Çalışan, üst düzey meslek sahibi kadınların da şiddete maruz kaldıklarını hepimiz çok iyi biliyoruz. İstatistiki bilgi veremiyorum. Ancak biraz daha azınlıkta olduklarını düşünüyorum. Kadınlar, şiddete maruz kalsalar da hele çocukları varsa kesinlikle aile birliğini bozmamak için herşey pahasına katlanıyorlar. Televizyonda bazı kadın programı diye adı geçen programlara katılabilme cesaretini gösteren kadınların başlarına ölüm kadar vahim durumlar geldiğini biliyoruz. Kadının canına tak etmiş herşeye rağmen 75 milyonun karşısına çıkıyor. Derdine bir çözüm bulabilir miyim? düşüncesinde. Eve gidince dayağın bin beterini yiyor. Ya da zaten eve bile gidemeyip açıkta kalıyor. Devlet koruması ve takibi şart. Önemli olan olay olup bittikten sonra suçlu ve suçluların cezalandırılması değil; vahim olaylar meydana gelmeden önleme çalışmalarıdır. Hapishanelerde artık mahkumların cezalarını çekecekleri yer kalmadı. Sonuç olarak, anlamsız olarak af çıkarılıyor, kişi duruşmada takım elbise giyip, kravat da taktıysa iyi halden cezası da düşürülüyor. İnsan hakları! ancak ölenin ya da neredeyse işkenceye maruz kalmış olan kişinin insan hakları ne olacak?

    Aileler, erkek çocuk eğitiminde, özbakım becerilerini bile edinemeyen bireyler olmalarında bir sakınca görmüyorlar. Aslında birey olamıyorlar. Evde ezik bir anne modeli, sürekli azarlanan, aşağılanan… Erkek çocuk, evlenme yaşına kadar bu ortamın içinde büyüyor. Sosyo-ekonomik olarak ta kendilerine benzer ailelerle iletişim kuruyorlar. Artık onların NORMALi bu.

    Genellikle, erkek çocuklar, egoları çok şişirilmiş büyütülüyorlar. Herkes biliyor, kız çocuklarını insan yerine koyup nüfusa bile kaydettirmeyen bir ülkede yaşıyoruz. Tüm bunların düzelmesi biraz zaman ve çaba gerektiriyor.

    Kadınlar, gözlemlerime göre ençok karışılan cinsiyet, ençok kullanılan cinsiyet. Kadın giyinmesini bilmez, erkek tarafından yönlendirilir. Eteğini uzun giydin, kısa giydin, makyaj yaptın, yapmadın, kapalı giyindin, açık giyindin… Erkeklerin bu kadar, kadınların üzerinde olmamalı dilleri. Burada kendimize de bir özeleştiri yapmak istiyorum. Kadınlar uçlarda dolaşan giyimlerini gözden geçirsinler. Bilmemek ayıp değil, herşeyi bilmemiz mümkünde değil. Kimseye laf söyleme fırsatı vermemeliyiz. Kendimizi eğitme çabalarımızı hep devam ettirmeliyiz. Çağımız çok hızlı gelişiyor. Tam olamasa da bu isteğimiz hiç tükenmemeli.

    Kadınlar, işe alınırken iş becerisinden önce seksilik ve güzellik ön planda oluyor. Yurt dışında bu konuda mücadele veren kadınlar olduğunu biliyorum.
    Sonra, kadınlar şiddete maruz kalıp polise müracaat ettiklerinde ”kocandır, sever de döver de” anlayışının artık terk edilmesi gerekir. Antiparantez şiddet ten kastımız sadece dayak değil; her türlü aşağılama, söz, bakış, tavır bile yeterlidir.
    Sanırım, empati yapabilmek tüm sorunları çözecektir. Kadınla erkek bir arada gelişmeye; her bakımdan gelişmeye konumlamalıdır, kendilerini… Sonuçta hepimizin mutlu olmaya hakkı var. Kelebeklerin ömrüne benzer bir gün gibi geçen hayatımızı en güzel ve faydalı işler yaparak değerlendirelim. Kadındı erkekti demeden birbirlerimize insanca duygular hissedelim.

    Hiç kimse mükemmel değildir. Bu dünyada kendimizi geliştirmek, var oluşumuzun nedenlerini irdelemek, doğa ve insanlar için yararlı olabilmek amacında olalım.
    Herkesin mutlu olması dileklerimle…

    ÖZNUR SİMAV
    PEDAGOG- AİLE DANIŞMANI

  • Baharla gelen istek(sizlik) !

    Baharla gelen istek(sizlik) !

    Baharla beraber tam da aktif ve dinç olmayı ümit ederken o kadar sık karşılaşmaya başladım ki bu cümleyle; ‘yorgun ve halsizim; üstelik canım da hiç istemiyor’. Aman dikkat; cinselliğin olmadığı evlilikler giderek artıyor.

    Nasıl ki insanların farklı kişilik ve özellikleri var ise cinsel arzu ve davranışları da aynı değildir. Bu nedenle cinsel yaşam, her çiftte farklı bir sıklık ve seyir gösterebilir. Azalmış cinsel istek ise yeterli cinsel uyarı olmasına rağmen cinsel fantezilerin ve cinsel etkinlikte bulunma isteğinin az olması veya hiç olmaması, cinsel arzu duyulmaması durumudur. Kısaca yeterli cinsel uyarının varlığına rağmen cinsel aktivitenin azlığı veya yokluğu, “cinsel soğukluk” olarak tanımlanmaktadır.

    Şüphesiz ki dönem dönem bu tür cinsel sorunlar herkeste görülebilir, ancak normal olmayan cinsel isteğin uzun süreli var olmaması durumudur. Yalnız bedensel ve psikolojik sağlığın değil, kişilerin yaş, meslek, kültür düzeylerinin, bilgi, beceri ve deneyimlerinin, korku, endişe ve üzüntülerinin, inançlarının, sosyal durumlarının ve duygularının da cinsel arzuyu etkilediğini unutmamak gerekiyor. Bu nedenle cinsel isteği değerlendirirken kültürel, sosyal, dini, psikolojik, bedensel bütün etkenler gözden geçirilmelidir.

    Cinsel isteksizlik, sanıldığından çok daha yaygın olmasına rağmen giderek daha fazla oranda kanıksanmakta. Hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilmekte ve nedeni de çoğunlukla psikolojik kökenli olmaktadır. Erkekler, görsel fotoğraf ve video gibi cinsel içerikli materyalden çok etkilenirken, kadınlar ise çoğunlukla romantik bir ortamdan ve sözel ifadelerden daha çok etkilenmektedir. Cinsel isteksizlikle başvuran kadınlarda bir şekilde cinsel haz ya çok zayıftır, ya da ortaya çıkmaz. Bütün bunların sonucunda orgazm da çoğunlukla yaşanmaz. Aynı şekilde cinsel isteksizliği olan erkeklerde de sertleşme ve boşalma bozuklukları görülebilir. İsteksizliği olan erkek, sevişme sırasında konsantrasyonunu daha sık ve çabuk yitireceğinden sertleşme kaybı ya da boşalma sorunu yaşayabilir.

    Toplumumuzda, cinselliği isteyen, arayan, başlatan, bundan haz alan, orgazm olan, sevişmeye aktif olarak katılan kadınlara hala iyi gözle bakılmayacağı inancı yaygındır. Dolayısıyla cinsel isteğinin yeterli olmadığından yakınan ve tedaviye başvuran kadınlara da önyargıyla yaklaşılacağı korkusu mevcuttur. Bu nedenle tedavi için cinsel isteksizliğin altında yatan nedenleri dikkatle incelemek gerekiyor. Tedavi, kesinlikle bireye ve/veya çifte özgü olmalı, isteksizliği doğuran nedene göre (fiziksel, psikolojik, ilişki sorunları, bağlanma ve yakınlaşma korkusu, eğitim eksikliği ve cinsel mitler vs.) değişkenlik göstermelidir. Bu durumda eğer üstesinden gelemeyeceğiniz boyutlara ulaştı ise sorununuz, vakit kaybetmeden tecrübeli bir cinsel terapiste başvurmanızı öneriyorum.

    Unutmayınız ki cinsellik; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, bir şekilde boşalabilme sanatıdır.

  • Menopozda beslenme

    Her kadının menopoz deneyimi kendine has olabilir. Bazı kadınlar bir çok farklı semptomlar yaşarken, bazıları ise hiç belirti göstermeyebilirler. Menopozun yaklaşmakta olduğunu gösteren işaretlerden biri adet periyodlarındaki değişikliklerdir. Daha uzun veya kısa, daha şiddetli veya hafif geçebilirler. Menopoz sürecinde uyku problemleri, dikkat eksikliği, ruh halinde ani değişiklikler, sıcak basması ve cilt kuruluğu gibi bazı can sıkıcı belirtilerin yanı sıra, yüksek kolesterol ve kemik erimesi gibi uzun vadeli daha ciddi risk faktörleri de oluşur.

    Sizlere vereceğim iyi haber ise; uygun bir diyete bağlı kaldığınız taktirde bazı menopoz semptomlarını azaltabilir, hatta bazılarını tamamen önleyebilir ve osteoporoz (kemik erimesi) ve kalp, damar hastalıklarından kendinizi koruyabilirsiniz. Kadın sağlığı için çok önemli olan temel gıdaları diyetinize eklediğinizde, menopoz dönemini ve sonrasını çok daha rahat yaşayabilirsiniz.

    Kalsiyum: Menopoz sürecinde östrojen (estrojen) hormonuzdaki azalma kemik erimesini hızlandırır ve bu yüzden kalsiyum ihtiyacınız artar. Günlük 1200mg. Olan kalsiyum ihtiyacınızı; süt ürünleri, balık ve brokoliden temin edebilirsiniz.

    Su: Yine östrojen azalmasından kaynaklanan vajinal ve cilt kuruluğu, menopoz sürecindeki kadınların en yaygın şikayetlerindendir. Günde 8 bardak su içmek cildinizdeki nemi korumaya yardımcı olur. Su içmek, ayrıca yine menopoz döneminde sıkça şikayet edilen şişkinliği azaltır.

    Meyve ve Sebzeler: Yaş ilerledikçe metabolizma yavaşlayarak, kadınların en sevmediği menopoz belirtilerinden birine zemin hazırlar: Kilo alma. Düşük kalorili meyve ve sebzeleri tüketerek hem kilonuzu korursunuz, hem de sağlıklı kalmak için ihtiyacınız olan besinleri almış olursunuz.

    Demir: Kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, fıstık, fındık ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Demir ihtiyacınız için destek ürünleri almanızı tavsiye etmiyorum.

    D Vitamini: Güneşten alırız ve özellikle menopoz dönemindeki kadınların kemik sağlığı açısından kritik öneme sahiptir. Kış mevsiminde doktorunuzun tavsiye ettiği miktarlarda D vitamini desteği almanız faydalı olacaktır.

    Tam Tahıllar: Sindirim sistemimizin doğru işlemesini sağlayan, enerji arttıran B vitaminini tam tahıllardan alırız. Beyaz pirinç yerine esmer pirinç ve bulgur, beyaz ekmek yerine ise tam tahıllı ekmekleri tüketmeniz menopoz sürecinde size yardımcı olacağı gibi, içerdiği folik asid ve lif öğeleri sayesinde menopoz sonrası oluşabilecek kalp ve damar hastalıkları riskini de azaltır.

    Keten Tohumu: Omega-3 yağ asitleri içerir ve östrojen benzeri bileşenleri ile menopoz dönemindeki kadınlar için oldukça faydalı bir bitki bazlı besin kaynağıdır.

    Kaçınmanız gerekenler: Alkol, şeker, kafein ve baharatlı yiyecekleri mümkün olduğunca az tüketin.

    Araştırmalar gösteriyor ki; menopozu bir uğraş ve mücadele gibi görmek yerine hayatın doğal akışı içindeki bir dönem olarak algılayan kadınlar bu dönemi daha rahat atlatıyorlar.