Etiket: Kadın

  • Vajinismus

    Vajinismus

    Yaşamda cinsel ifade ve davranış olarak yer alan cinsellik, insanların çoğu tarafından insanın yaşayabileceği en güzel zihinsel ve bedensel eylemlerin bir bütünü olarak kabul edilebilir. İnsanın var olmasının ya da varlığını ötekine hissettirebilmesinin başka tür anlatımıdır. Cinsel ifade ve davranış biyolojik yapıdan, genel kendilik algısından, kişilik özelliklerinden ve içinde yaşadığı kültürden büyük ölçüde etkilenir. Bu nedenle de cinsellik; biyolojik yapı, içinde yaşadığı kültürel yapı ve genel kendilik algısı gibi kavramlarla iç içedir.

         Peki, nasıl oluyor da bu kadar büyük bir hevesle beklenen ve zevk veren bu zihinsel ve bedensel eylemler, bazı kadınlar/çiftler için büyük bir korku kaynağı olabiliyor? Kızlık zarının temiz kalmayla eşdeğer ve erkeğe saklanmaya değer görüldüğü, evlenene kadar bakireliğin korunmasını uygun gören kültürlerde kadınların çoğu için evlendikleri gece, cinsel birleşmenin olup olmayacağı, çok kanlı ve ağrılı olacağı endişesi ile büyük korku yaşanmaktadır. Büyük beklentilerin olduğu bu ilk gecede birleşme sağlanamadığında çiftler ve bazen de yakınları için durum dramatik olmaktadır. Bu korkuyla değil eyleme geçmek, eylemi düşünmek bile bu konudaki sorunların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bu korku sonucunda kadın istemsiz olarak baldırlarını, bazen de bacaklarını sıkıca kapatmaktadır. En kötü senaryoları yazmakta ve cinsel birleşme gerçekleşememektedir. Bunların yanı sıra bundan sonraki zamanlarda da cinsel birleşme girişimi bir eziyete dönüşmektedir. 

         İlk gece ile ilgili erkeklerin ve özellikle kadınların asıl olarak ne beklediklerini ya da ne yapacaklarını bilmedikleri için korkuları yaşamaktadırlar. Gerçek dışı bir ilk gece yaşayacağı anlayışında olan toplumlarda, doğal olarak cinsellik olumsuz etkilenmektedir. Halbuki ilk gecede kadınlar için cinsel ilişki deneyimi, ne yüksek derecede ağrılı ne de daha sonraki cinsel birleşmelerinden daha çok zevkli olacaktır. Deneyimsizlik ve ilk olması nedeniyle sonrakilerden biraz daha heyecan taşıması kabul edilebilir bir durumdur. Öpüşme, öpme, karşılıklı okşama, cinsel konuşma ve cinsel oyunları içeren yeterli bir sevişme olmadığında ya da kadın uyarılmaya açık olmadığında vücut psikolojik ve fizyolojik olarak cinsel birleşmeye hazır hale gelmemektedir. Sonuç olarak cinsel birleşmenin gerçekleşmesi için gereken cinsel uyarılma düzeyi ve ıslanma oluşmaz. Normal cinsel tepkiler ortaya çıkmadığında cinsel birleşme gerçekleşmeyebilir ya da rahatsızlık içinde ağrılı bir şekilde gerçekleşebilir. 

         Vajinismus, kişinin zihninin yapmayı kararlaştırdığı, ama bedenin hayır dediği durumlara, yani zihin beden çatışmasından doğan klinik tablolara iyi bir örnektir. Sadece cinsel yaşamda değil, hayatın her alanında zihin beden etkileşiminin ve özellikle de bu ikisi arasındaki harmoninin ne kadar önemli olduğu üzerine çok fazla söz söylemeye gerek yoktur

  • Vajinismus

    Vajinismus

    Cinsel işlev bozukluğu mu? Yok canım bizde olmaz öyle şey. Erkek adamız nihayetinde. Hem zaten ortada bir sorun varsa o da hanımın yüzündendir. Bizde sıkıntı olmaz. Al ablacım sen bu hanımı tedavi edip yollayıver bana da işimize bakalım. Cinsel işlev bozukluğu yaşayan bireyler tedavi için geldiğinde eğer sorun vajinismus ise çoğu erkeğin tavrı, inanışı, beklentisi ne yazık ki bu şekilde oluyor. Bu tavrı kimisi açıkça sözel bir şekilde ifade ederken kimisinin terapi sürecindeki pasif direnişi ya da iş birliğine yanaşmaması bu baskıyı partnerine hissettiriyor. Neticede bilgi eksikliği, yanlış yaklaşım, gerçek üstü beklentiler bu süreci yönetme ve sorunla baş etme konusunda önümüzde kocaman bir engel oluyor.

    Peki neymiş bu vajinismus? Vajinismus kadındaki korku, kaygı ve endişe haliyle cinsel birleşme sırasında perineal kasların istemsiz bir şekilde kasılması ve penis vajina birlikteliğine izin vermemesidir. Bu kasılmalar kadının isteği dışında gerçekleşen refleksif hareketlerdir. Bu sorunu yaşayan çiftlerin zihninde oluşan yanlış düşüncelerden en önemlisi vajinismusun kadının tek başına aşması gereken, onu ilgilendiren bir problem olduğu inanışıdır. Oysa ki çiftlerden herhangi biri cinsel işlev bozukluğu yaşıyorsa bu kişinin değil, çiftin ortak problemidir! Cehalet, abartılmış ilk gece hikayeleri, kızlık zarı ile ilgili abartılmış ve yanlış inanışlar, kişinin yetiştiği ailenin yanlış tutum ve öğretileri, ödipal çatışma vajinismusun başlıca sebeplerindendir. İnsan yeterli bilgi sahibi olmadığı bir şeye maruz kaldığında bu duruma karşı kendi içinde bir korku ve kaygı geliştirir. Onu gerçek bilgiye yönlendirip aklındaki varsayımları açıklığa kavuşturduğumuzda kaygıyı ve korku engelini de ortadan kaldırmış oluruz. Yeniden bilişsel bir yapılanma oluşturarak sorunun çözümüne dair ilk büyük adımı da atmış oluruz.

    Çoğumuzun çocukluğunda ya da ergenlik dönemlerinde komşu kızlarının ya da kuzenlerinin ilk gece hikayelerine kulak misafiri olmuşluğu vardır. Ya da arkadaş ortamımızda gerçekliği muamma öyküler dinlemişizdir. Bu hikayeler hep acı verici, trajik, hatta sonu acillerde biten travmatik olaylar olarak hatırımızda kalmıştır. Malesef ki bu hikayeleri dinlerken kişilerin bilgi düzeyini, kültürel yapısını, karakteristik özelliklerini bir filtreden geçirmeyip onların bu trajik deneyimini tüm cinsel yaşamlara mal etmekteyiz. Bu inanış ve varsayımlarla sağlıklı bir cinsel yaşamın önüne kocaman bir bariyer koyduğumuzu çok geç fark ederiz.

    Toplumumuzda kadının yeri ve değerini belirleme konusunda çok katı bir yer edinmiş, ancak kadın bedeninde akıllardaki gibi çok da sert, aşılmaz bir doku olmayan kızlık zarı ile ilgili yanlış imajinasyonları düzeltmek, buradaki bilgi yetersizliğini gidermek ve bu dokunun yapısını anlatmak erkeği de kadını da bir bilinmezlikten kurtaracak ve tedavi sürecine engel olmasının önü kesilecektir.

    Eğer baskıcı bir ailede yetiştiyseniz, kadın erkek ilişkileri konusunda belli tabularla büyütüldüyseniz, anneniz ve babanızın el ele tutuştuğuna ya da birbirlerini sarılıp öptüklerine pek sahit olmadıysanız, öpüşme sahnelerinde hemen kanalı zaplayan bir tavırla karşılaştıysanız, eşine her an cinsel mutluluk yaşatma mecburiyeti olan bir cinsmişsiniz anlayışı kafanıza kazınmışsa vajinismus olma ihtimaliniz yüksektir.

    Çocuğun cinsel kimliğinin farklılığını fark ettiği 3-6 yaşları arasındaki ödipal dönemde yaşadığı çatışmalar, çocuğun cinsel kimliğinin oluşmasında olumsuz etkiler yaratırken, yetişkinliğinde sağlıklı bir cinsel deneyim yaşamasını da zorlaştırır. Bu süreci sağlıklı atlatabilmek için anne ve babalar çocuklarıyla iletişim kurarken net ve onların anlayacağı uslupta konuşmaya özen göstermelilerdir. Çocuklar bu dönemde karşı cinsteki ebeveyni en kolay ulaşılabilir partner olarak görüp hemcinsleri olan ebeveyni saf dışı bırakma eğilimindedirler. Bu yüzden çocuk anne-baba arasındaki ilişkiyi reddetmeye yönelik davransa da bu sınırlar ona net bir şekilde ifade edilmelidir. Anne-babanın çocuğu dudağından öpmesi, onunla çıplak şekilde banyoya girmesi, ona hitap ederken ‘aşkım’sevgilim’ gibi ifadelerin kullanılması ödipal çatışmayı arttıracağı için uzmanlar tarafından uygun bulunmamaktadır. Ailedeki anne-baba-çocuk kavramları ve bunların sınırları çocuğa net ifade edilmelidir. Çocukla geçirilen kaliteli zaman, anne-babanın birbiriyle ilişkisi çocuğun bu kavramları zihninde ait oldukları yerlere oturtmasına yardımcı olacaktır. Bu kavramları zihninde oturtmakta zorlanan, yanlış kodlamalar yapan çocukların yetişkinlik dönemlerinde cinsel işlev bozukluğu yaşaması muhtemeldir.

    Evlilik sürecine kadar geçen flört döneminde partnerinizi iyi tanımak adına onunla çok yönlü paylaşımlar yapmak, isteklerinizi, sınırlarınızı konuşmak, partnerinizle ilgili sorun olabileceğini düşündüğünüz şeylere olarak toleransınızı gözden geçirmek sağlıklı bir aile hayatına adım atmanızda size yardımcı olacaktır. Partnerinizle iletişiminizdeki beceriniz ve uyumunuz muhtemel bir cinsel işlev bozukluğu yaşanması durumunda buna çözüm aramanız ve süreci yönetme şeklinizde belirleyici olacaktır. İlişkisi sağlam temellere kurulmayan çiftler, olası bir problemle karşılaştığında birbirini suçlamayı tercih edecek ve bu yaklaşım onları çözümden uzaklaştıracak ve neticede kopma noktasına getirecektir.

    Geçmiş yaşantılar, travmalar, tacizler de bu cinsel işlev bozukluğunun yaşanmasına sebep olabilir ancak burda tedavi önceliği vajinismus olmaz. Kişinin travmasına yönelik bir tedavi sürecine girilir sonrasında vajinismusa yönelik çalışma yapılır.

    Tedavi süreçlerini uzatan önemli noktalardan biri de sorunu yok saymaktır. Danışanların çoğunun yakın çevresine dahi bu konuda yalan söylediği hatta gerçek üstü hikayeler anlattığı görülmektedir. Yalana başvurduktan sonra da yardım çağrısında bulunmakta zorlanırlar. Burada insanların birbirinin özel hayatıyla gereğinden fazla alakadar olması, onları baskı altına alması ve sorular sorması da ayrı bir tartışma konusu olabilir… Bu sorular ve partnerin yanlış tutumu çoğu zaman kadına kendini yetersiz, eksik, beceriksiz hissettirir. Kendini eksik hisseden kadın bu psikolojiyle yaşadığı deneyimlerin her birinde kendine olan güvenini biraz daha yitirir. Çevresine söylediği yalanlara kendini kaptırmaya başlayıp, yardımı reddetme noktasına gelebilir. Bu reddedişe partner kendince sebepler bulur ilişki bir çıkmaza doğru yol alır. Partner agresifleşir, kafasında kurgulamalar başlar ve bu psikolojiyle eşine suçlayıcı ve aşağılayıcı tavırlar sergileyebilir.

    Vajinismus, tedavisi mümkün, hatta cinsel işlev bozuklukları arasında tedaviye en kısa sürede ve kalıcı çözüm bulunan rahatsızlıktır. Eğer son 6 ay içerisinde bir jinekolojik muayeneden geçtiyseniz ve sorununuzun temelinde organik bir sebep yatmıyorsa Cinsel Terapi seanslarıyla bu sorununuza çözüm bulabilirsiniz. Cinsel İşlev Bozukluklarının temelinde yatan çocukluk ve ergenlik döneminin olumsuz etkilerini en aza indirmek, ailenin çocuğa cinsel eğitim vermesi, cinsellikle ilgili doğru tavır sergilemesi, cocuğun cinsel kimlik gelişimindeki ve ergenlik dönemindeki dürtülerine ve bunu doyurma eğilimine karşı doğru yaklaşımda bulunması ve sınırlarına saygı duyması önemlidir. Bu dürtüleri, yetişkinliğe geçmeden önceki hormonel ve fiziksel değişimlerin doğasını bilmeyen bir ebeveyn çocuğunun cinsel kimlik oluşumu ve ergenlik sürecini sağlıklı atlatması konusunda yardımcı olamayacaktır. Bu süreci sağlıklı atlatamayan ergenler, yetişkinlik dönemlerine geçtiklerinde okumaktan büyük acı duyduğumuz o haberlere sebebiyet verecekler ya da ebedi sessizlikle aramızdan ayrılacaklardır.

  • Vajinusmus Tedavi Yöntemleri

    Vajinusmus Tedavi Yöntemleri

    Vajinismus, çoğunlukla psikolojik temelli olan bir cinsel birleşme korkusudur, bir anlamda vajinanın cinselliğe küsmesidir.

    Bilimsel açıklamasına bakacak olursak, vajinismus, vajina girişinin üçte bir dış bölümünde, vajina çeperini saran kaslarda yineleyici, tekrarlı ve istem dışı kasılmaların olduğu bir cinsel birleşme bozukluğudur. Vajina çevresini saran kasların istemsiz kasılması nedeniyle kadın cinsel ilişkiye girememektedir. Bu durum da evliliğin cinsel birleşme ile tamamlandığı inancı var olduğu için tamamlanamayan evliliklerin yaşanmasının bir nedenidir.

    Bazı kadınlarda penisin vajinaya girememesi biçiminde görülürken, çoğunda vajinaya penis, parmak, tampon girememesi olarak ortaya çıkabilmektedir. Bu durum sadece cinsel ilişkiyi değil, jinekolojik muayenenin de gerçekleşmesini engelleyebilmektedir.

    Vajinismus vakalarında iki temel korku bulunmaktadır.

    Bunlardan birincisi vajinaya herhangi bir şey giremez,

    İkincisi de vajinaya bir şey girse de başkasının bir şeyi giremez.

    Vajinismus yaşayan kadınların birçoğunda genital bölgelerinde herhangi bir anormalliğe rastlanmamaktadır. Genelde ilk ilişki deneyimi sırasında ortaya çıkarken, nadir olarak da ilişki deneyimi olan kadınlarda da görülebilmektedir.

    Vajinismus yaşayan kadın cinsel birleşme denendiği zaman genel olarak ağrı beklentisi yaşamakta ve bundan dolayı yoğun bir korku duymaktadır. Bu beklenti şartlanmış bir davranışa dönüşür ve vajina kaslarının kontrolsüz ve istemsiz bir şekilde kasılmasına neden olur.

    Aslında bu durum cinsellikten kaçma eğilimi olarak görülmesi yanlış anlaşılmış olduğunu göstermektedir. Vajinismus yaşayan kadınlar cinsel birleşme kaygısı olmadığında sevişmekten keyif alabilmektedirler, cinsel birleşme olasılığı ortaya çıkana kadar gayet keyifle devam edebilmekte iken cinsel birleşme anına geldiği aman kontrolsüz bir şekilde kasılabilmekte ve eşini üzerlerinden atabilmektedirler. Yani aslında vajinismus cinsel istek bozukluğu değil, cinsel birleşme korkusudur.

    Vajinismusta cinsel ilişki teşebbüsü sırasında kadında panik atak benzeri tepkiler görülmektedir. Yoğun bir kaygı, istemsiz tepkiler ve kontrolün kaybolması gibi durumlar yaşanır. Bunun sonucunda kadın eşini üzerinden atar ve vajinada kasılmalar meydana gelir.

    Olayın oluşumu bu şekildedir. Etkilerine bakmak gerekirse bunu erkek ve kadın için ayrı ayrı değerlendirebiliriz.

    Kadında utanma, suçluluk, eşine yetememe, başarısızlık, en temel görevini yerine getiremediğini düşünme ve sonucunda değersizlik, öfke, başaramayacağını düşünme yani umutsuzluk, eşinde uzaklaşma, hayal kırıklığı, eşini kaybedeceğini düşünme ve diğer depresif belirtiler görülmektedir.

    Erkekte ise olaya anlam verememe, kendisini suçlama, çaresizlik, reddedildiğini düşünme ve sonucunda aşağılanma ve değersizlik, öfke ve uzaklaşma görülmektedir.

    Bir de aile faktörü söz konusudur. Eskiden çok olan, etkisini azaltsa da devam eden bekaret bozma ritülleri ve beklentileri vajinismus sorunu yaşayan bireylerde gerginliği arttırmaktadır.

    Vajinismusun Nedenleri

    Vajinismusun nedenlerini inceleyecek olursak bunu bir fiziksel bir de psikolojik nedenler olarak iki ayrı başlık altında toplayabiliriz.

    1.Psikolojik Nedenler

    a.Yanlış ve Abartılı Bilgiler ve İlk Gece Hikayeleri

    Az gelişmiş ve gelişmekte olan toplumlarda cinsellik hala daha tabu olma özelliğini korumaktadır. Bu durum geçmişten günümüze bazı değişimler gösterse de ülkemizde de çok yerde tabu olma özelliğini korumaktadır.

    Cinsellik kavramının bu derece tabu olmasından dolayı gençlere cinsel eğitim verilmektedir. Bu yüzde cinsel kimliğini keşfetmeye başlamış olan genç bu alanı arkadaş ortamlarından öğrenilmeye çalışılmaktadır. Yakın arkadaşlar ve çevredeki efsanelerden doğan yalan yanlış, yetersiz ve abartılı bilgilerle cinsel yaşamlara atılmak zorunda kalınır.

    Özellikle kız çocuklarının bu yasaklara maruz kalması, kızların cinsellikten sürekli uzak tutulması, onların yanlış ve abartılı bilgilerle cinsel hayata atılmalarını sağlamaktadır. Cinselliği kızlara yasaklamak adına bir sürü efsaneler üretilmektedir. En büyük efsanelerden bazıları da bekaret zarını kaybederken dayanılamayacak kadar çok şiddetli ve korkunç bir acı yaşayacakları, tıbbi müdahaleyi bile gerektirecek kadar fazla kanamalarının olacağı, vajinaya giren penisin içinde parçalanmalara neden olacağı ve cinsel birleşme sırasında kilitli kalacaklarıdır. Kızlar ilk çocukluk yıllarından itibaren bu söylemlerle büyütülmekte, sürekli eteklerini ve bacaklarını kapatmaları konusunda uyarılmaktadır. Bu şartlar altında yetişen bir genç kızın evlendiğinde eteğini ve bacaklarını eşine açamaması da yadırganmamalıdır.

    b.Geçmişte yaşanan cinsel taciz(ler) veya tecavüz(ler)

    c.Doğum yapma ve gebe kalma korkusu

    d.Depresyon

    e.Kişilik bozuklukları

    f.Sosyal fobi

    g.Ödipal çatışma

    h.Uyarılma problemleri

    i.Kadınlık rolünü kabul edememe

    j.Cinsel kimlik sorunları

    k.Başka ruhsal problemler

    l.Eşe karşı güvensizlik duygusu

    m.Terk edilme ve bağlanma korkusu

    n.Uygun olmayan evlilikler

    2.Fiziksel Nedenler

    a.       İlaç Kullanımı

    b.      Vajinal Enfeksiyonlar

    c.       Yanlış cerrahi operasyonlar

    d.      Zorlu doğumlar ve vajinanın zarar görmüş olması

    e.Üreme sistemi hastalıkları

    f.Kist oluşumu

    g.Uyuşturucu vb madde kullanımının olması

    Vajinismus Tedavisi

                    Vajinismus tedavisine başlanmadan önce tıbbi bir problem olup olmadığını kontrol ettirmek, tıbbi bir problem varsa bunun ortadan kalkmasını beklemek gerekir.

                    Vajinismusun farklı tedavi yöntemleri (cerrahi operasyonlar, lokal anestezi, uygun olmayan zorlamalı birleşmeler vb.) olmakla birlikte en uygun olanı yani vajinanın cinsellikle barışmasının en sağlıklı yolu cinsel terapidir. Diğer sayılan tüm yöntemler sadece ilk penis vajina ilişkisini gerçekleştirmeye yöneliktir. Devamında kaliteli bir cinsel hayat geçirmek çok da mümkün olmayacaktır.

                    Cinsel terapi ile 10-12 seans gibi kısa bir sürede başarıya ulaşılabilmektedir.

                    İlk adım çiftlerin bunun kadının sorunu olarak görmemesi, bu sorunun her ikisinin de sorunu olduğunun kabul edilmesidir.

                    Çalışma bu aşamadan sonra başlamaktadır.

                    Burada erkeğe düşen ilk görev sabretmektir. Sağlıklı bir cinsel hayat istiyorsa bir süre penis vajina ilişkisi teşebbüslerini ertelemek, egzersizlerde eşine destek olmak zorundadır.

                    Cinsellik deyince akla sadece penis vajina ilişkisi geldiği için erteleme biraz zorlanmaya neden olabilmektedir. Cinsellik penis vajina ilişkisinden ibaret değildir ve çalışma bittiği zaman keyifli bir cinsel yaşam hayatları boyunca onları bekliyor olacaktır.

                    10-12 seans süren çalışma süresince eşlerin evde birlikte ve sadece kadının yapacağı bir takım davranışsal ödevler bulunmakta ve bu ödevlerin gerçekleştirilmesi beklenmektedir.

                    Ödevler ile birlikte vajinusmusa temel olan sorunlarla çalışılacak ve bu çifte aile olabilme yolunda aile terapisi yapılacaktır.

                    Yukarıda da belirttiğim gibi eşler üzerlerine düşenleri yaparlarsa keyifli bir cinsel hayat onları bekliyor olacaktır.

  • Kadınlar Ne ister? (Kadın ve Erkek Farkı)

    Kadınlar Ne ister? (Kadın ve Erkek Farkı)

    Kadınların; erkeklerin ” kadınlar ne istiyor? anlamış değilim” diye yakındıkları sıklıkla duyarız. Kadınların son derece karmaşıkmış gibi görünen ama o karmaşık örtünün altında son derece naif, sağduyulu, erkeklere göre daha çok duygu odaklı ve anlaşılmayı bekleyen varlıklar olduğu doğrudur.

    Erkeklerin düşündüğünün aksine kadınlar kendilerini anlatırlar aslında hatta en çok istedikleri şeydir anlaşılabilir olmak. Hem de tüm bedenleriyle anlatırlar kendilerini fakat tuhaflık şurdadır erkek netlik sever, kadının tüm istek ve beklentilerini aktarmasını, dillendirmesini ister. Kadın ise ben aslında dilimle olmasa da bakışımla, duruşumla, dokunuşumla aktarıyorum der. Yani önemli olan nokta anlaşılabilir ve anlayabilir olmaktır. Belkide bilinmesi gereken önemli nokta; açık ve net şekilde ifade etmediğimiz bir şeyi asla karşı taraftan talep etme hakkımız olmadığıdır.

    Fakat bizim toplumumuzda bu çok mümkün değildir. Daha çocukluk yıllarından itibaren erkek çocukları ve kız çocukları toplumda kadına ve erkeğe biçilen rolleri gözlemleyerek büyütülürler. En önemli modeller de en yakınımızda ki anne ve babamızdır. Genelde gözlemlediğimiz ve sıklıkla karşımıza çıkan baba modeli evin ihtiyaçlarını karşılayan (maddi), vurdumduymaz, annenin ve çocukların duygusal ihtiyaçlarını okumakta zorlanan ve okuyabilmek için çok da çaba sarfetmeyen babadır. Ancak baba da böyle büyütülmüş olduğundan, olması gerekeni sanki buymuşcasına ve sanki başka bir davranış şekli ve olasılığı yokmuşcasına davranır sıklıkla. Haksızlık etmeyeyim baba yani erkek duygusal ip uçlarını okuyamasa da çözüm odaklıdır. Soruna odaklanır ve mutlaka bir çözüm üretir. Kadın ise sıklıkla çok sesi yükselmeyen, içten içe duygularını yaşamayı öğrenen, bakım verme odaklı bir hal alır geleneksel yapıda ki çiftlerde.

    Günümüzde durum kadının iş hayatına girmesi ve eğitim seviyesinin yükselmesiyle bir nebze değişmiş olsa da hepimizin şemalarında az önce bahsettiğim ana baba modelleri bir yerlerde yer etmiştir. Her ne kadar aksi iddia edilse de kadınlar çok da karmaşık varlıklar değildir aslında. Hatta bazen bizim bir takım durumları karmaşık hale getirdiğimizi düşünmüyor değilim. Erkekler kadınlara nazaran daha açık sözlülerdir ve isteklerini net ve düz bir biçimde ifade ederler. Kadınlar ise biraz kibarlık, bir kaç yürek okşayıcı söz beklerler. Günümüzde genç erkekler biraz bu durumu anlamış fakat bu defa da isteklerine ulaşabilmek için kadınların duygularına saygı göstermeyi becerememişlerdir. Sonra kadınlar  ama çok sevdiğini söylüyordu, ama sensiz yapamam diyordu, ama çok güzelsin diyordu ne oldu da bu kadar kısa sürede başkasına gitti? Ne çabuk sevgisi bitti? gibi sorularla uğraşırlar. Halbuki erkek isteği doğrultusunda kadının isteklerini yerine getirmiş, istediği ölçüde sıkılana ya da daha iyisini bulana kadar bunu sürdürmüş, hatta belki de yukarıda bahsettiğim gibi kadının duygularını ifade etmemesinden ve sen anlayıver tavrından sıkılmış ve sonra sabırsız olan erkek çekip gitmiştir.

    Ne erkeklere lafım ne de kadınlara aslında sadece bize biçilen rollere ve bizim yani biraz farkındalığı olanların ilişkiyi yönetiş biçimlerine. Sanırım varoluştan bu yana bitmeyen kadın erkek arasında ki bu karmaşa bir ömür de bitmeyecek. Erkekler sizlere söyleyebileceğim şey, belki de bazılarınızın bu güne kadar hiç yapmadığı bir şey; kadınların gözünden bakmaya çalışmayı deneyin, belki biraz anlayabilirsiniz kadınları ve lütfen onları arkadaşlarınızın sevgilileriyle, eşleriyle hatta annenizle ve hatta kendi anneleriyle kıyaslamayın. Bir kadın kıyaslanmaktan nefret eder hatta hiç bir insan kıyaslanmaktan hoşlanmaz.

    Ve kadınlar neden böyle oluyor, neden hep beni buluyor sorularını bir kenara bırakın ve biraz geçmiş ilişkilerinizi ve en önemlisi kendi seçimlerinizi sorgulayın mutlaka bir şeyler bulup daha mutlu olacağınız erkekler bulacaksınızdır. Fakat hem erkekler hem kadınlar seçimlerinizin yanlış olduğunu düşünüyor fakat aynı yanlış seçimleri tekrarlıyor iseniz size en yakın bir uzmandan destek alınız.

    Sevgili kadınlar ve erkekler; umarım çok iyi arkadaş olmayı başarabildiğiniz ve sonrasında en güzel sevip mümkün olduğunca az sıkıldığınız (hiç sıkılmamak mümkün değil çünkü) bir partnerle ve bir ömür mutlu kalın.

  • Vajinismus

    Vajinismus

    Erkek cinsel organının vajinaya girişi denendiğinde vajinanın dış üçte birini çevreleyen kaslarda sürekli biçimde istemsiz kasılmalar olması ve bu kasılmaların cinsel birleşmeyi olanaksız kılması ya da güçleştirmesidir. Söz konusu bu kasılmaları kadın kendi isteğiyle yapmaz, üzerinde kontrol sağlayamaz ve kendisi geçiremez. Diğer bir deyişle, vajinismus vajinanın girişindeki kasların kadının kontrolü dışında, istemsiz kasılmasıdır.

    Kasılma dışında başka belirtiler de var mıdır?
               Vajinismusta bazen bedenin çeşitli bölgelerinde kasılmalar görülebilir. Kadın bilinçsiz bacaklarını kapayabilir. Bazen korku, titreme, terleme, çarpıntı, bulantı, ağlama, nefes alamama gibi belirtiler de eşlik edebilir.

    Vajinismuslu kadınlarda görülen ortak inanışlar nelerdir?
               Vajinismuslu kadınları değerlendirdiğimizde benzer yanlış inanışlara sahip olduklarını söyleyebiliriz. Bunlar;

    • Vajinam çok dar, penis çok büyük vajinama giremez.

    • Vajinamın girişinde duvar gibi engel var.

    • Cinsel organım iğrenç ve utanç verici.

    • Kızlık zarım kalın, parçalanacak.

    • Vajinam parçalanır.

    • Vajinam çok kanar, çok acır.

    şeklinde sıralanabilir.

    Vajinismus sadece ilk gece mi ortaya çıkar?
               Çoğunlukla ilk cinsel birleşme sırasında istemsiz kasılmalar sonucu cinsel birleşmeye olanak vermeme ve bu durumu yineleme şeklinde görülür. Bu “primer (birincil) vajinismus”tur.
    Ancak daha önce cinsel birleşme yaşantısı olmuş ve sonrasında vajinismusu geliştirmiş kadınlarda “sekonder (ikincil) vajinismus” olarak adlandırılır. Yani vajinismus daha önce ilişkiye girmiş kadınlarda da ilerleyen süreçte görülebilir.

    Vajinismusun nedenleri nelerdir?

               Cinsellik konusunda yukarıda da saydığımız yanlış inanışlar ve tabular vajinismusun gelişmesinde büyük rol oynar. Cinselliği konuşmanın, merak etmenin, öğrenmenin -ne yazık ki- ahlaksızlık sayıldığı ülkemizde kadınlar bu konuyu öğrenmek için çaba göstermemektedir. Baskıcı aile ortamında yetişen ve cinsellikle ilgili yanlış inanışlarla büyüyen kadınların içselleştirdiği korkuların ve tabuların vajinismusa zemin hazırladığı söylenebilir. Bununla beraber vajinismuslu kadınların cinsel birleşme yaşayamamalarının altında yatan sebeplere
    baktığımızda; cinsel taciz, hamile kalma korkusu, lezbiyen cinsel eğilimler de karşımıza çıkabilir. Daha önce cinsel deneyimi olmasına rağmen sonradan vajinismus geliştirmiş kadınlarda ise yaşanmış kötü deneyimler (doğum, kürtaj, düşük, tecavüz, ağrılı cinsel ilişki, zorlu ameliyat ya da jinekolojik muayene gibi) neden olabilir.

    Vajinismusun tedavisi var mıdır?
    ​    Vajinismus tedaviye en iyi ve en kısa sürede yanıt veren bir cinsel işlev bozukluğudur. Dolayısıyla, vajinismusun tedavisi vardır.

    Vajinismus tedavisinde uygun olmayan yaklaşımlar nelerdir?
    • Kızlık zarının operasyon ile alınması kadının korkusunu yenmesine yardımcı olmaz.
    • Uyuşturucu pomat kullanımı cinsel birleşmeyi sağlamanın aksine kadında ve erkekte cinsel uyarılmayı engeller ve cinsel isteksizliğe, ereksiyon sorununa yol açabilir.

    • Alkol alımı yararsız bir yaklaşımdır. Alkol bilinçaltındaki kaygıların, korkuların yok olmasını sağlamaz.

    • Tek başına kaygı giderici, ağrı kesici ilaçların kullanımı, cinsel birleşmeden korkan ancak kasılmaları olmayan kişilerde geçici çözüm olabilir. Vajinismus vakalarında yararsız
    bir yaklaşımdır.

    • Tek başına hipnoterapi, hastanın bilinçli kontrolüne yardımcı olmayacağı için etkili değildir.

    Vajinismus tedavisi nasıl yapılır?
    ​    Vajinismus hastalarında öncellikle amaç, kişilerdeki yanlış inanışların düzeltilmesi ve cinsellikle ilgili doğru bilgilerin verilmesidir.

    ​    Vajinismuslu kadınların tedaviye eşleriyle gelmesi tedavinin daha etkili olmasını sağlar. Sorun sadece kadının sorunu değildir. Ve eşinin desteğine, sevgisine ve ona güvenmeye ihtiyacı vardır.​ Aynı zamanda eşin ön sevişme ile güven vererek kadını cinsel
    ilişkiye hazırlaması gerekmektedir. Tedavi süresince gösterilen çabayı eşin desteklemesi ve pekiştirmesi en iyi sonuca ulaşmada etkili olacaktır.

    Vajinismus tedavisi için cinsel terapi gerekmektedir. Vajinismus, tedavisi çok uzun sürmeyen bazen 3-4 seansla çözümlene bilen ancak tek seansla çözümlenmeyen bir hastalıktır.

        Cinsel terapide, çoğunlukla partnerle birlikte haftada bir seans görüşme yapılır. Seanslar sırasında cinsel bilgi verilir. Tedavide etkili şekilde kullanılan birtakım egzersizler belirlenir, anlatılır ve sonraki seansta sonuçları değerlendirilmek üzere ödev olarak verilir. Vajinismus tedavisinde öncelikle cinsel birleşme yasağı konur ve tedavinin sonuna kadar bu kurala uyulması istenir. Aşamalı olarak adım adım ilerlenir. Tedavide karşılaşılan güçlükler, dirençler terapist yardımıyla aşılır. Tedavinin son aşamasında cinsel birleşme yasağı kaldırılır ve cinsel birleşmenin gerçekleşmesiyle tedavi başarılı şekilde sonlandırılır.

        Tedavi sırasında kullanılan egzersizler şunlardır:

    • Vajeni tanıma egzersizleri

    • Kendi kendine masaj yaparak hazza odaklanma egzersizleri

    • Kasların kontrol edilmesine yardımcı olmak amacıyla Kegel Egzersizi

    • Aşamalı genişletme egzersizleri

  • Vajinismus Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

    Vajinismus Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

    Vajinismus; kadınlarda görülen ve cinsel ilişkideki istem dışı kasılmalara bağlı olarak ilişkiye girememe durumudur. Sorunu yaşayan kadınlar eşleriyle hiçbir şekilde ilişkiye giremezler veya ilişki son derece zor, ağrılı ve acılı bir şekilde gerçekleşir.

    İlişki sırasındaki kontrol dışı kasılmalar ile birlikte aşırı korku ve heyecan, nefes alış verişinde artış, çarpıntı, titreme, terleme, eşi elle veya ayakla itme ve ağlama krizleri şeklindeki tepkilerde görülmektedir.

    BELİRTİLERİ NELERDİR?

    > İlişki sırasında kasılma ve eşe izin vermeme

    > Zor, ağrılı ve acılı bir şekilde ilişkinin gerçekleşmesi

    > İlişkide ancak kısmi birleşmenin olması, rahat olamama, kasılma

    > İlişkide bacakları yeterince açamama, eşi elle veya ayakla iterek engel olma

    > İlişki sırasında ağlama, korkuyla birlikte yatağı terk etme

    > Vajina içine fitil, tampon yerleştirememe

    > Vajinaya bakamama ve hatta dokunamama

    > Cinselliğin tiksindirici, iğrenç bir durum olarak görme ve cinsellikten uzaklaşma

    > Jinekolojik muayene olamama, buna izin verse bile kasılmaların olması

    VAJİNİSMUS NEDEN ORTAYA ÇIKAR?

    > Ailelerin kapalı, koruyucu yetiştirme tarzı

    > Çocukluktan itibaren cinsel bilgilerden eksik büyütülme

    > Cinselliğin kötü bir durum olduğu hissettirilmesi ve tabulaştırılması

    > Yaşanılan veya şahit olunan cinsel travmalar (tacizler gibi)

    > Kızlık zarı ve vajina yapısı ile ilgili doğumsal anormallikler ( Karşılaşılma olasılığı çok düşük)

    > İlk cinsel ilişki ile ilgili duyulan yanlış ve abartılı bilgiler

    > Çift uyumsuzluğu

    > Kişinin genital organlarının anatomisini bilmemesi

    > Çiftler arasında duygusal bağların zayıf olması (istenmeyen evlilikler)

    TEDAVİ EDİLMEZSE

    Vajinismus, ülkemizde her 10 kadından 1’ inin karşılaştığı ciddi bir psikolojik durumdur.Bu durum tedavi edilmezse çiftlerde öncelikle cinsel isteksizlik, duygusal bağların zayıflaması ve hatta boşanmalara kadar giden ciddi aile problemlerine dönüşebilir. Bu durum bireysel olmadığı, yani sadece kadının problemi olmadığı için eşi de ciddi anlamda psikolojik olarak etkilenir. Çiftlerin aile yaşamlarını, sosyal hayatlarını, iş hayatlarını, performanslarını ve özgüvenlerini olumsuz yönde etkiler.Bu çiftler sürekli mutsuz ve depresif olarak evliliklerini devam ettirme çabası içinde kıvranıp dururlar.

    Bazı durumlarda kadındaki vajinismus rahatsızlığının sebebi cinsel partnerinden de kaynaklanıyor olabilir.

    ÇİFTLERİN YAPMASI GEREKENLER;

    Siz de vajinismus belirtileri taşıyorsanız, öncelikle bir kadın doğum uzmanına başvurarak jinekolojik muayeneden geçmelisiniz. Böylelikle hem yapısal bir sorunun olup olmadığı anlaşılacak hem de kesin tanınız konulacaktır. Sonrasın da ise alanında uzman bir cinsel terapist tarafından mutlaka destek almalısınız. Çiftler genellikle kadın doğum uzmanına gittikten sonra cinsel terapiste gitmeyi erteliyorlar. Sebebi ise hem utanma hem de evde sürekli deneyerek bu durumdan kurtulabileceklerini düşünüyorlar fakat bu durum bilinç altından geldiği için kişi tamamen istem dışı davranıyor. Tam ilişki esnasında yukarıdaki saydığımız belirtileri ortaya çıkarıyor ve ne kadar denerlerse denesinler hem başarısızlıkla sonuçlanıyor hem de duygusal olarak daha çok yıpranıyorlar. Bir cinsel terapist olarak tavsiyemiz bir an evvel uzman bir cinsel terapist tarafından çiftlerin dikkatlice dinlenmesi ve her çifte göre bir tedavi şeklinin belirlenip ağrısız, acısız ve kanamasız bir şekilde tedavinin sonuçlanmasını sağlamaktır.

    VAJİNİSMUS TEDAVİLERİ NASILDIR?

    Cinsel terapist çiftleri önce birlikte detaylı bir şekilde dinler, sonrasında çiftleri teker teker ayrıntılı bir şekilde dinler . Kişiye ve çifte göre bir tedavi şekli belirler. Bu durum her bireyde ve çiftte farklı ortaya çıktığı için terapistinde bu farklılıkları göz önünde bulundurarak kişiye ve çifte özel tedavi sürecini başlatır. Dünyada en sık bilişsel, davranışsal tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Bu tür tedavilerdeki amaçlar; cinsellik hakkında doğru bilgilendirme ( yeniden yapılandırma) kişilerin kendi vücudunun anatomik yapısını tanıtmak, cinsel mitlerin konuşulması, kaygıların azaltılması, nefes ve gevşeme egzersizleriyle birlikte kasılmaların kontrol altına alınması , çiftlere evde yapmaları için verilen aşk oyunları, masaj, mastürbasyon, cinsel birleşme tekniklerinin öğretilmesi ve değişik cinsel pozisyonların anlatılması tedavilerde kullanılan kitap, CD,DVD, maket ve simülatörlerle tedaviyi adımlaştırarak zevkli, eğlenceli bir hale getirerek çiftlerin bu durumdan kurtulması sağlanır.

  • Dostça Boşanmak

    Dostça Boşanmak

    Geçtiğimiz günlerde, köşe yazarı Onur Baştürk’ün, tanınmış bir simanın boşanmasına dair bir yazısına denk geldim. Bu çiftin, boşanma sonrasında, birlikte gülümsedikleri bir fotoğraf üzerine ve boşanma şeklinin ne kadar medeni olduğuna dair bir yazıydı. Ben de psikolog gözlüğümle bu fotoğrafa bakıp düşündüm. Beş çocuğu olan bir çift, gün geliyor yollarını ayırmaya karar veriyor. Kavgasız, gürültüsüz, gülümseyerek..Toplumumuzun alışkın olmadığı bir tablo..Sanki ayrılıklar her daim kavgalı, çekişmeli, bolca hakaretli olur gibi bir toplumsal algıdan söz edebiliriz. Oysa ki, her çiftin evlilik kararı alma motivasyonu ve enerjisi nasıl farklılık gösteriyorsa, ayrılma nedenleri ve biçimleri de yine farklılık gösterecektir ve evet gülümseyerek, hatta el ele tutuşarak boşanmak neden mümkün olmasın? Böyle ayrılabilen çiftler bunu nasıl başarabiliyor, bundan bir parça söz etmek istiyorum.

    Eski yıllarda, ayrılan bir kişiye “Neden ayrılıyorsunuz?” sorusu yöneltildiğinde, “Eşimle aramda iletişimsizlik var” ya da “Yürümek istediğimiz yollar farklılaştı” gibi yanıtlar alınsa, bu kişiye büyük bir ihtimalle garipseyen bakışlar atılırdı. Anne-babalarımızın zamanında bir evliliğin sona ermesi, ancak çok yoğun şiddet, alkol-madde kullanımı gibi nedenlerin varlığında belki makul sayılabilirdi. Belki diyorum, çünkü toplumumuzun genetiğine işlemiş bir “kutsal evlilik” imajı var, yani insanlar sanki boşanmamak üzere evlenirler ülkemizde. “Yuva”nın kutsallığına vurgu yapılır ve özellikle de çocuk sahibi olunmuşsa, mutlaka devam etmelidir evlilikler! Hele ki, kadınların üzerine yüklenmiş ne kadar da fazla sorumluluk vardır. “Yuvayı dişi kuş yapar” sözü yıllarca eğitimli kadınların üzerinde bile bir kambur gibi yer aldı. İlişkilerin yürümesinde sanki ana rol kadınınmış gibi bir algı hep mevcuttu.

    Kadın ve özellikle anne olmuş bir kadının çağrışımları ülkemizde sizce de şöyle değil midir? “Fedakar, kendisini çocuklarına adamış, kendi bireysel ihtiyaçlarını unutmuş, eşini idare edebilen, alttan alan, daha arka planda yer alan, derleyen, toparlayıcı vb.” Bu düzen ve kadına atfedilen, onun daha arka planda olmasını öngören sıfatlar artık İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşayan eğitimli, çalışan kadınlar dünyasında kabul görmüyor, herkes kendi kimliğine daha çok sahip çıkıyor. Özgürlük, özgür hissetmek çok önem taşıyor. Eskiden kırklı yaşlar “bir köşeye çekilme “ yaşıyken, şimdi “Hayat kırkında başlar” düşüncesi kabul görüyor.

    Bu bağlamda baktığımızda da, artık evlilikler de hem kadın, hem de erkek için, idare edilmesi, yürütülmesi zaruri bir kurum olmaktan çıkıyor. Evlenen her çift şüphe yok ki, mutlu olmak için evlenir; hayalleri, planları, olumlu beklentileri vardır. Ancak, geçen zaman, iki kişiyi de farklı etkileyebiliyor. Hem kadın, hem erkek kendi içinde farklılaşabiliyor, hayattan beklentileri, yapmak istedikleri, düşünce yapıları, inançları değişebiliyor. Bu değişim olurken, kadın ve erkek, ortak kümeleri olan ilişkilerini sabit tutup, yenilemezlerse denklemin bozulduğunu, sorunların baş gösterdiğini görüyoruz. Oysa ki, ilişki hem duygusal hem de cinsel olarak heyecan, tutku öğelerini her dönem yenilemelidir. Farklılıklar, karşılıklı sürprizler, rutini kırmak..İlişkide tekdüzelik bir süredir devam ediyorsa, duyguların yoğun kalması çok zor bir olasılıktır.

    Bir evliliğin devam etmesi için iki tarafın da duygusal bağının, paylaşımlarının derinliğinin, yakınlığının, karşılıklı anlayışın temel belirleyiciler olduğunu düşünürüm hep. Eşler aynı anda, hem birbirlerine bağlı, hem de özgür hissettikleri oranda mutlu ve tatminli hissederler kanımca. Eğer karşılıklı bu alışveriş uzun bir süredir sekteye uğramışsa, iki taraf da sıklıkla kendisini üzgün, enerjisi alınmış, öfkeli, mutsuz hissediyorsa, öncelikle bir evlilik terapisi almak düşünülebilir. Onları bu noktaya taşıyan nedenleri bulmak ve ilişkilerini istedikleri, hayal ettikleri noktaya taşımak için beraber, el ele verip çalışabilirler. Bu çalışma sonrası, ilişkilerini eskisinden sağlam hale getirebilen çiftlerin olabildiğini çift terapisi uygulamalarıma dayanarak söyleyebilirim. Ancak, bütün bu çabaların sonucunda duygularını harekete geçiremeyen ve yollarının tamamen ayrıştığı noktasında hemfikir olan çiftler de görüyorum.

    En çatışmasız, kavgasız boşanmalar bile kadın ve erkek için zorlayıcıdır. Neticede, bir “kayıp” duygusu yaşanır ve yas sürecine benzer inişli çıkışlı duygular yaşanabilir. Ama, bu kaybın travmatik biçimde yaşanmaması adına, ilişkiyi onarmak için çaba gösterilip sonuç alınamadıysa, anlaşmak ve uzlaşmak çiftlerin psikolojik sağlığı açısından önemlidir.

    Birbirlerinden alacak, verecek bir şey olmadığına kanaat getirmek, iki tarafın bu gerçeği olgunlukla karşılaması, kabullenmeye çalışması, Onur Baştürk’ün yazısına konu olan çiftin fotoğrafında olduğu gibi, gülümseyerek, dostça ayrılmakla da sonuçlanabiliyor. Böyle ayrılabilen çiftlerin haberlerinin medyada yer bulmasını, topluma olumlu örnek teşkil etmesi açısından oldukça yararlı buluyorum.

  • Kadınlarda Orgazm Bozukluğu

    Kadınlarda Orgazm Bozukluğu

    Kadınlarda orgazm, cinsel hazzın tepe noktasıdır. Klitoris ve vajinada bulunan sinir uçlarının beyinle etkileşimi sonrasında, vajinada ritmik atmalarla beraber tüm bedende hissedilen, kısa süreli bir deneyimdir. Yeterli fiziksel ve psikolojik cinsel uyarılma gerçekleşmesine rağmen orgazm yaşanamıyorsa o zaman orgazm bozukluğundan söz edebiliriz.

    NEDENLER

    Önsevişme süresinin, uyarılmanın kısa ve/veya yetersiz olması: Orgazmı zorlaştıran önemli bir unsurdur. Orgazm için gerekli uyarının niteliği ve miktarı kadından kadına değişir. Çoğu kadın orgazm olabilmek için klitorise yapılacak uyarıya da ihtiyaç duyar. Klitorisin uyarılmasına ihtiyaç duymaksızın orgazm olabilen kadın sayısı azdır.
    Cinsel bilgi eksikliği: Kadın genital bölgesine ilişkin bilgi eksikliğinin bulunması önemli bir faktördür. Örneğin klitorisin ne olduğu ve işlevi hakkında bilgi bulunmuyorsa, cinsel anatomiye ait temel bilgiler eksikse orgazm da zorlaşabilir.
    Cinsel iletişimde eksiklik: Cinselliğe dair açık bir iletişimin olmaması, kadının haz aldığı uyarılma biçimini açıkça ifade edememesi vb. gibi faktörler orgazmı da güçleştirir.
    Erkekte erken boşalmanın bulunması: Erkek, boşalmasını denetlemede güçlük çekiyor ve erken boşalıyorsa kadında uyarılma bulunmasına rağmen, cinsel birleşme yoluyla orgazm olması da güçleşir.
    İlişkideki duygusal sorunlar, güven eksikliği: Özellikle kadınlar için cinsel yaşam, duygusal yaşamdan bağımsız değerlendirilemez. Partnerleriyle yaşadıkları çatışmalar, uzlaşmazlıklar, güven sorunları kendisini cinsellikte de gösterebilir. Mutsuzlukların hakim olduğu bir ilişkide cinsel yaşama ait işlevler de bozulabilir.
    Kişinin kontrolü bırakamaması: Hayatlarının çeşitli alanlarında kontrolü bırakamayan bazı kadınlar, cinsel yaşamda da benzeri bir tutum içinde olabilirler. Orgazm, kontrolün bir anlık da olsa kaybedildiği bir deneyim olduğu için kontrolü bırakamayan kadınlar bu noktada da zorlanabilir.
    Geçmişte yaşanan cinsel travma: Daha önce yaşanmış cinsel travmalar yetişkinlikte partnerle cinsel yakınlığı zorlaştırabilir.
    Psikiyatrik bozukluklar: Depresyon, Kaygı bozuklukları gibi bazı bozukluklar cinsel yaşamı da etkileyebilir. Örneğin depresyondaki bir kişi yaşama dair genel bir isteksizlik yaşayacağından, cinsel yaşamın değişik kısımları bu durumdan etkilenebilir. Yine yoğun kaygı yaşayan bir kadın zihinsel olarak yoğun olacağından, kendisini rahat bırakabilmesi, ana odaklanabilmesi da güçleşebilir.

  • Vajinismus Nedir? Tedavi Süreci ve Hissettirdikleri

    Vajinismus Nedir? Tedavi Süreci ve Hissettirdikleri

    Cinsel ilişki sırasında vajen girişini çevreleyen kasların istem dışı kasılması ve cinsel ilişkinin gerçekleşemediği bir bozukluk halidir. Vajinismus kadının yaşadığı bilinç dışı bir anlamı olan, vajen kasının kasılma reaksiyonudur. Vajinismus, kadın tarafından bilinç düzeyinde yaşanılmasını istemediği ve rahatsız olduğu bir durumdur. Vajinismuslu kadınlarda cinsel birliktelik dışında vajen girişi kontrol edilebilir veya edilemez.

    Örneğin; parmak sokulabilir. Parmak ile vajen girişinde kasılma olmuyorsa buna basit vajinismus denilmektedir. Vajinismus ilk cinsel ilişki deneyimi sırasında kendini göstermektedir. Vajeni çevreleyen kasların kasılmasıyla cinsel birleşme oluşamamaktadır. Büyük bir panik, endişe ve korku yaşanmaktadır. Bu korkuyla partner itilmekte ve kadın bacaklarını sıkıca kapatmaktadır. Çok seyrek görülen yaralanmalar, vajina içi yırtıklar, kadının cinsel hastalıkları, cinsel organındaki rahatsızlıklar ve disparoni gibi sebepler dışında bu gibi durumlarda da kadın kendini kasabilmektedir. Fakat bunlar dışında vajinismus tamamen psikolojik bir rahatsızlıktır. Terapi yöntemiyle tedavi edilmektedir.

    Hastalarımızın tedavideki en büyük sıkıntıları “acaba başarabilir miyim?” kaygısını yaşayarak tedaviyi ertelemeleridir. Ertelenen süreç gittikçe korkuyu büyütmekte, sıkıntı yaratmakta, eşlerin birbirlerinden ve cinsellikten uzaklaşmasını sağlamaktadır.

    Vajinismus, çözümü kolay olan bir problemdir. Burada sağlıklı bir kadın olmak için yapılacak ilk adım tedaviye karar vermektir. Tedaviye karar veren hastanın kendisi, eşi ve doktoru bir ekip halinde çalışarak bu problemi rahatlıkla o kadının sıkıntılarını yenmesini sağlamakta ve problem aşılmaktadır.

    Vajinismus problemi bir erteleme hastalığıdır. Ertelemek demek aslında burada sorun ile yüzleşmekten ve başarısızlıktan kaçmak içindir. Çünkü kişinin içindeki yaşadığı kaygılardan dolayı problem için başvurması ve bir tedavi-terapi sürecine girmesi maalesef onun için çok korkutucudur. Eğer sorunu ertelerseniz aslında başaramama kaygınızı ertelemiş olursunuz.

    Vajinismusa sebep olan yanlış inanışları sıralarsak aşağıdaki gibidir:

    Cinsellik erkeklerin yaşadığı ve kadınların erkekler için yapmakla zorunlu olduğu bir durum gibi inanılması.

    Cinsel birliktelik acı verici, kötü bir şey gibi düşünülmesi.

    Erkekler baskın olan, güvenilmemesi gereken insanlar olarak düşünülmesi

    Cinsel istek ve arzu keyfin yaşanması hafif kadın olarak algılanacağı düşüncesi ve kadının kendini göstermemesi gerektiği düşüncesi.

    “İlk cinsel birliktelik çok ağrılıdır” gibi yanlış inanış ve mit mevcuttur. Bu inanışla kaçırılması ve yaşanmaması gereken bir şey algısıyla yetişen kadınlar ilişkiler sırasında yerleşmiş olan bu inanışların etkisiyle ilişkiye girmekten rahatsızlık duyacak ve ister istemez vajinal kaslarda kasılma olacaktır.

    Benim vajinam küçük ondan ilişkiye giremiyorum diye bir şey yoktur. Çünkü vajen on kat genişleyebilecek bir organdır. Doğum sonrasında bir bebek rahatlıkla vajen içerisinden geçebilmektedir.

  • Kadın Olmak

    Kadın Olmak

    Kadın olmak…. doğmadan önce pembe kıyafetlerle başlar kadın olmanın yolculuğu ve terbiyeli olmalısın ki etraftan laf gelmesin, ev işlerine yardımcı olmalısın, yemek yapmayı da öğrenmelisin , evini de temizleyebilmelisin, sinirli olmamalı, yapıcı olmalısın, saygılı olup, altan almalısın, ha bu arada akademik olarak da başarılı olmalısınla devam eder. Büyüdükçe yeni roller eklenir rol repertuarına. Örneğin iyi bir eş olmak, iyi bir anne , iyi bir gelin olmak, kocanı, çocuğunu, evini ihmal etmemek, tutumlu olup para biriktirebilmek, bakımlı ve ilgili olup ki kocanın gözünü dışarıya baktırmamak, birde mesleğinde de iyi olmak şeklinde ”-meli –malı” cümlelerle devam eder.

    Herkes , her zaman olması gereken güzel şeyler bekler kadından. Problem şu: verilen her rolde başarılı olamayız. Çevremizde ki herkesi mutlu edecek kadar iyi performanslar sergileyemeyiz. Kadının da duyguları hayalleri, planları, istekleri ve umutları vardır. Günlük koşuşturması içinde pek çoğunu unutsa da sadece kendisi için yapmak istediği ya da yapmak istemediği şeyler vardır. Yorgunum der, mutsuzum der kendime zaman ayıramıyorum der, der de genelde kendisi duyar sesini, duyulsa bile etkili çözümler bulunamaz. Erteler kadın kendini. Zaten annesinden de bunu görmüştür.

    Bir süre sonra mutsuzluğu isteksizliği huzursuzluğu artmaya başlar daha sinirli olabilir, ya da içine kapanır. Eskisi gibi bakımlı olamaz, canı istemez. Yemek, temizlik, sosyal ilişkiler, cinsel ilişki, çocukla ilgilenmek, iş yerinde işleri zamanın da yetiştirmek her şey birbirine girer. Daha sık hastalanır olur, daha alıngandır.

    Birçok kadın kendisi için yapılmış tercihlerin sonunda yaşamını mutsuz ve doyumsuz geçirmenin hüznünü yaşıyor ama her geçen gün başka bir çok kadın da kendini daha iyi tanıyarak, ne isteyip ne istemediğine kendisi karar vererek, kendisine saygısını koruyarak, kendisini daha sağlıklı nasıl ifade edeceğinin yollarını araştırıp öğrenerek, çatışma ve problem çözme becerileri edinerek kendisine ve başkalarına ve de hayata daha pozitif bakabiliyor. Sahip olduğu pek çok rolün yapabildiği en iyi şekilde, yük olarak algılamadan, hatta keyifle üstesinden gelebiliyor.

    Sevgili kadınlar, daha mutlu, huzurlu ve doyumlu bir hayat için önce kendimizi tanıyalım. Ne istediğimize ya da ne istemediğimize karar verelim. Kendimizi ne kadar net ifade edebilirsek kararlarımızda o kadar özgür oluruz. İletişim becerimizi geliştirelim ki kendimizi daha iyi ifade edebilelim. Problem çözme yöntemlerini hayatımıza uygulamaya başlayalım bu sayede soruna odaklanıp kalmadan çözüme dikkatimizi verebilelim. Kendimizde en çok sevdiğimiz yönlerimizi daha çok ortaya çıkaralım ki kendimizi daha çok sevelim. Gerektiğinde “hayır” diyebilelim kendimize olan saygımızı koruyabilmek için. Her gün mutlaka kendimize zaman ayıralım kendimize değerli olduğumuzu hissettirelim. Her gün yardıma ihtiyacı olanlara yardım edelim başka insanların da değerli olduğunu kendimize hatırlatmak için. Hayata pozitif bakmayı öğrenelim.

    Özetle kendimizi tanımamız, öz saygımız, özgüvenimiz, hayata pozitif bakma kararlılığımızla kadın olma yolculuğuna daha mutlu, daha huzurlu ve doyumlu devam edebiliriz .