Etiket: Kadın

  • VAJİNUSMUS ERKEĞİ  NASIL ETKİLER

    VAJİNUSMUS ERKEĞİ NASIL ETKİLER

    Vajinismus dar anlamda bir kadın cinsel işlev bozukluğudur. Hastalığının etyolojisinde temel faktör kadının toplumsal yaşantı içerisinde psiko seksüel gelişim süreci ile ilişkisidir.

    Ülkemizde yapılan bir çalışmada vajinismuslu kadınların eşlerine yeterli derecede güvenmediğidir. Gene tedaviye başvurmayan ama bu sürede vajinismus olan kadınların zamanla kendiliğinden düzeliyor olması, eşlerine duydukları güvenin artması ile de açıklanabilir.

    Cinsel yaşamlarını vajinismuslu bir kadınla sürdüren, vajinismus kocalarının bu kadınların cinsel davranışları ile kendi psikoseksüel gelişimleri sonucu oluşan cinsel davranış örüntülerinin birbirleri ile örtüştüğü gözlenir.

    Friedman ‘Bakire Eşler ‘ kitabında vajinismuslu kadınları üç gruba ayırmaktadır.

    Kocaları ile ilişkileri baba-kız ilişkisi gibi olan çocuksu kadınlar.

    · İkinci grupta cinsel ilişkiyi cinsiyetler arasında bir mücadele olarak hisseden ve yaşayan erkek düşmanı kadınlar

    · Üçüncü olarak da cinselliği kirli ve aşağılayıcı olarak gören ve sadece üremek için cinselliği yaşayan kadınlar.

    İşte bu kadınların cinselliğe karşı aldıkları tutumlar kocalarının cinsel davranışını etkiler. Dinamik açıdan bakıldığında; İlk gruptakilerin kocalarına babalık misyonu biçtiğini ve onlarla sanal bir ensest ilişkisi ile suçluluk hissettiğini söyleyebiliriz. İkinci grup kadınlar kocaları ile erkeksi bir mücadele içine girerler. Üçüncü grup olanlar kocalarının cinsel ilişkiyi hazla ilişkilendirmesine izin vermeyerek onları empotansa sürükleyerek kastre ediyor olabilirler.

    Vajinusmuslu kadınların eşlerinin, cinsel deneyimleri azdır. Evlilik öncesi başka kadınlarla cinsel deneyimi oldukça sınırlı, pasif, bağımlı, aşırı düşünceli, korumacı, cinsel anlamda girişken olmayan, kolay vazgeçen ve eşleriyle bilinç dışı bir anlaşma içinde olan cinsel birleşmeden kaçınan ve cinsellikten çekinen korkan kişilerdir. Vajinismus kadınları babalarından farklı olarak güvenli, nazik ve saygılı oldukları için bu erkekleri seçmişlerdir. Daha agresif erkekleri seçen kadınların daha az vajinusmus tedavisine ihtiyaç duyar.

    Vajinismus erkeklerinin deneyimlediği temel ortak duygu, önce empati duyup eşini hissetmek ve anlamaktır. Sonrasında bu empati yerini kızgınlığa, umutsuzluğa ve öfkeye bırakır. Yoğun bir öfke krizine girerler ardından sorgulamalar başlar. Reddedilme duygusu ağır gelir. Ve süreç içerisinde eşlerinden uzaklaşmaya başlarlar.

    Bu erkekler cinsel ilişki sırasında ankisiete, yoğun tedirginlik ve performans kaygısı yaşayabilirler. Takip edilen vakalarda cinsel terapinin ilişki aşamasında bu erkeklerde erken boşalma sorunu ya da sertleşme sorunu görülebilir. Vajinismusun salt bir cinsel işlev bozukluğu olmayıp eşlerinde ortak cinsel sorunudur. Tedavi sürecinin her aşamasında eşlerin de tedaviye dahil edilmesi gerektiğidir. Kadın tedavi gördüğü dönemde erkek sorun yaşamaz. Ancak kadın karşısına sorununu halletmiş olarak geldiğinde erkeğin telaşı ve tedirginliği artar. Olaydan haberi olan yakın çevrenin beklenti içerisinde olması erkekte özgüven kaybına yol açar. Kastrasyon korkusu başlar. Performans ankisietesi, beraberinde sertleşme sorununu da getirir.

    Eşlerinin hayat örüntüleri nasıl onları karşı karşıya getiriyorsa, cinsellikte de kadın istediği zaman erkek, erkek istediği zamanda kadın cinselliğe hiçbir zaman hazır olmaz. Sürekli kaçınılan ve ertelenen bir ilişki vardır. Bu sürecin maddi ve manevi birbirlerini yorması ve uzayan süreçlerde de eşlerin birbirinden soğuması ve erkeklerin cinsellikten uzak durmasına yol açıyor. Yatağa girmek birbirine dokunmak cinsellik kavramının belki de en can acıtan dönemi olabilir.

  • Hypnobırthing Doğum

    Hypnobırthing Doğum

    1913 yılında, Dr.Grantly Dick Read Londra’da yoksulluğun hüküm sürdüğü varoş mahallelerinden birine doğuma çağrılır. İçinde gaz anestezi ilaçları da olan çantasını yanında, çamurlu yollardan geçerek doğum olan eve varır. İçeri girdiğinde içeride alışık olmadığı bir sessizlik, loş bir ortam vardır. Hemen kloroform vermek için hazırlık yaptığında gebe istemediğini belirtir. Dr.Dick Read geri çekilir ve kadının hafiften biraz daha güçlü nefeslerle bebeğini doğurmasını izler. Kadın, doğumu tek başına, yardımsız bir şekilde gerçekleştirir ve hemen bebeğini kucağına alır. Dr.Read şaşkınlık içindedir ve kadına niçin ağrı çekmek istediğini ve anestezi almak istemediğini sorar. Kadın ona asla unutamayacağı şu yanıtı verir: ‘Ağrımadı ki… Zaten ağrı olması gerekmiyordu, değil mi doktor?’ Yoğun bir Doğu Londralı aksanıyla verilmiş bu dürüst yanıtın on yıllar boyunca doğum üzerinde derin bir etkisi olmuştur. Bu kadında diğerlerinde eksik olan şey ‘KORKU’ydu.

    HipnoBirthing doğumunun temelleri Dr.Grantly Dick Read’in çalışmalarına dayanır. HypnoBirthing daha sakin, korkusuz ve coşkulu bir doğum yapabilmeniz için kullanabileceğiniz doğum yöntemlerinden biridir. Hypnobirthing size ve eşinize derin gevşeme, özel nefes teknikleri, rehberli imgeleme teknikleri ile doğumda bedeninizi nasıl rahat bırakabileceğinizi öğreterek, daha bilinçli ve farkında bir doğumun kapılarını açar.

    Daha sonra 1942 yılında ilk baskısını yapan KORKUSUZ DOĞUM kitabında bugün hala tüm hamile eğitim felsefelerinin temeli olan Dick- Read metodunu anlattı. (2) Doğumda temel problem kadınlarımızın doğumdan duydukları korkuydu ve bunun yarattığı KORKU-GERGİNLİK- AĞRI sendromu doğumda kadınlarımızı zorlayan ağrının temel sebebiydi.

    Dick-Read metodunun temel felsefesi korkunun giderilmesi için bilgilendirme, nefes teknikleri ve özellikle derin gevşemenin kullanılmasıydı. Kitabında da bu konuya özel bir önem vermişti HypnoBirthing Enstitüsünün kurucusu Marie F. Mongan 1987 yılında hipnoterapi sertifikasını aldıktan sonra bunun doğumda ilk uygulamasını kendi kızıyla yaptı.1990 yılında kızı Maura doğum boyunca sadece kendine ve bebeğine konsantre olarak, hiçbir ağrı çekmeden, çalışan sağlık personellerinin şaşkın bakışları altında oğlu Kyle’yi dünyaya getirdi.

    Marie Mongan bu konuda çalışmalarına ağırlık vererek şu anda dünyada gittikçe yaygınlaşan, kadınlarımıza daha sakin ve bilinçli bir doğumun kapılarını açan Mongan Metodu’nu geliştirdi.(4) Halen Amerika’da merkezi olan HypnoBirthing Enstitüsü düzenli aralıklarla kurslar organize ederek hamile eğitimi yapmak isteyenleri yetiştirmektedir.

    Hipnozla doğum yönteminde; korku, stres ve acı sendromu ortadan kalktığı için anne adaylarının çoğuna bu yöntemde daha az ilaç kullanılıyor olması bu yöntemin en önemli avantajlarından biridir. Ayrıca korku nedeniyle gerginlik sonucu ağrı duyma doğum öncesinde, sırasında ve sonrasında yaşanmaz. Kimyasal ağrı kesicilere çok az miktarda veya hiç ihtiyaç duyulmaz. Anne ve bebek daha uyanık olur. Doğumun birinci fazı (açılma fazı) birkaç saat kısalır. Böylece doğumun toplam süresi kısalır. Sancı sırasında yorulma önlenildiğinden asıl doğum anı için gerekli olan enerji, uyanıklık ve tazelik sağlanır. Kısa ve sık nefes alımı sonucu annede oluşabilecek, bebeğe de zararlı olan hiperventilasyon önlenir. Bunun sonucunda bebeğin kalp hızında oksijen eksikliği nedeniyle bir sorun oluşmaz. Anne-bebek-doğum eşi (partneri) arasındaki ilişkiyi güçlendirir.

    Doğum sonrası nekahat dönemi daha kısa sürer, toparlanma daha hızlı gerçekleşir. Doğum doğanın öngördüğü gibi yine doğal, güzel, sakin ve kutlanılması gereken bir eyleme dönüşür. Anne adayının eşi doğuma aktif katılıp anneye yardımcı olabilir.

    HypnoBirthing tekniğinde doğuma hazırlanırken korkularımızdan kurtulmak ve içimizdeki zaten var olan doğum yapma güdülerimizi keşfetmek için derin gevşeme, rehberlik eşliğinde imgeleme ve hipnoz kullanılır. Hipnoz basitçe bir telkinin kabul edilme halidir. Hipnoz tamamen kişinin kendisinin izin verdiği, bilinçli bir derin gevşeme durumudur. Sanıldığının aksine hipnoz bir uyku durumu değil tersine bilinçaltının aktif olduğu derin bir uyanıklık halidir. Hipnoz bilinçaltınızla bütünleştiğiniz ve iç dünyanızın derinliklerine ulaştığınız bir yolculuktur.

    Yine doğuma hazırlık, suda doğumlar, hastanelerde ev tipi odalarla doğum felsefelerinde yeni bir çığır açan doktorlardan biri olan Fransız Dr.Michel Odent doğumun bilinçle değil bilinçaltıyla yapılması gereken bir eylem olduğunu savunmaktadır. Ona göre doğum bilincin dinlendiği ve tüm kontrolün bilinçaltına bırakıldığı derin bir gevşeme durumu olmalıdır.

    Bilinçaltımızda geçmişten gelen inançlar ve korkular doğumda engelleyici bir güç oluşturmaktadır. İşte bu korku doğumdaki ağrının asıl kaynağıdır. İşte bu aşamada HypnoBirthing devreye girer. HypnoBirthing kelimelerle çalışır bu yüzden kendi doğum dili de pozitiftir. Örneğin sancı yerine kasılma veya dalga, ıkınma yerine bebeğe yol verme gibi terimler kullanılır. Doğumun mekanizmaları anlatılırken aslında her gün yaşanan ve ağrısız olması gereken bir kas eylemi olduğu, doğumda ağrıyı daha çok gerginlik ve korkuların yarattığı mesajı verilir.

    2005-2006 yıllarında HypnoBirthing yöntemi ile doğum yapan 596 gebenin verileri karşılaştırılmış. Hypnobirthing annelerinde sezaryen ile doğum oranının %17 olduğu tespit edilmiştir. Diğer gruptaki % 32 ile karşılaştırıldığında Hypnobirthing annelerinin doğal bir doğumu yaşama şanslarının daha fazla olduğu görülmektedir. Aynı zamanda bu raporda doğuma müdahale oranlarının çok daha az olduğu görülmektedir. Doğumda epidural anestezi, indüksiyon, serum takma, doğumun indüksiyonla hızlandırılması gibi müdahalelere çok daha az yer verilmiştir. En önemlisi yöntemi uygulayan tüm anneler bundan memnun olduklarını ifade etmişler, %94 gibi bir oranda doğumdan hemen sonra kendilerini sağlıklı hissettiklerini belirtmişlerdir.

    HypnoBirthing ile gebe korku nedenli gerilimin yerine güvende hissetmeyi öğreniyor. Kadın bedeninin doğum için ideal şekilde biçimlendirilmiş olduğunu görüyor. Normal doğumun sancılı olması gerektiğine dair yanlış inancın yerine olumlamalarla vücudunu gevşeme tekniklerini öğreniyor.

  • Tüp Bebek Nedir?

    Tüp Bebek Nedir?

    Yardımcı üreme teknikleri (YÜT) ya da İngilizce adıyla assiste reprodüktif teknikler (ART) kadın vücudunda üretilen yumurta hücrelerinin özel iğnelerle vücut dışına alınarak erkeğin spermi ile laboratuvar ortamında döllenmesi ve elde edilen embriyo veya embriyoların kadın rahmi içine transfer edilmesi mantığına dayalı işlemlerdir.

    Yardımcı üreme tekniklerinin kullanılmaya başlamasıyla bugün birçok çift bebek sahibi olabilmektedir. Modern tıptaki yardımcı üreme teknikleri klasik tüp bebek ya da in-vitro fertilizasyon (IVF) ve mikroenjeksiyon ya da diğer adıyla intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) dir. Modern tıptaki yardımcı üreme teknikleri klasik tüp bebek ya da in-vitro fertilizasyon (IVF) ve mikroenjeksiyon ya da diğer adıyla intrasitoplazmiksperm enjeksiyonu (ICSI) dir.

    Tüp bebek ve mikroenjeksiyon arasındaki tek fark döllenmenin şeklindedir. Mikroenjeksiyon ya da kısaca ICSI, yardımla üreme tekniklerinde gelinen en son noktalardan biridir. Bu yöntemle yumurtanın içine spermin direkt olarak girişi sağlanmaktadır. ICSI’in uygulamaya girmesi ile tüp bebek uygulamalarının ve özellikle de erkek problemlerine bağlı kısırlığın tedavi edilebilme şansı oldukça yükselmiş ve yeni ufuklar açılmıştır.

    TESE VE TESA olarak adlandırılan yöntemler ise semen örneğinde spermi olmayan ya da sperm üretimi olmasına karşılık dışarı atılamayan durumlar için kullanılan tekniklerdir.

    Örneğin erkeğin kanallarının tıkalı olduğu ve testisindeki bol sayıdaki spermi boşalma ile çıkaramadığı durumlarda erkeğin testisinden iğne ile doku alınır, bunun içinden spermler bulunur ve elde edilen spermle döllenme sağlanır. Bu işleme Testisten sperm aspirasyonu kısaca TESA denmektedir. Ya da testisten doğrudan parça/doku örneği alınır ve bu dokudan sperm elde edilir, buna datestiküler sperm ekstraksiyonu -çıkarılması (TESE) adı verilmektedir.

    TESE işlemi önceleri testisten kabaca bir iki doku parçası almak şeklindeyken şimdilerde operasyon mikroskobu kullanılarak işlem gerçekleştirilmektedir. Bu işleme de mikroTESE denilmektedir. Klasik TESE uygulamasına göre hem sperm bulma şansı daha yüksek hem de testise zarar verme olasılığı daha düşüktür.

    Testiküler sperm aspirasyonu (TESA) uygulamasında, kanalları tıkalı olan hastalarda sperm aspire edilerek yani negatif basınç ile çekilerek elde edilir. Tüm tüp bebek uygulamalarında, kullanılan değişik yumurtlama tedavilerinin ortak amacı fazla sayıda yumurta yapımını sağlamaktır. Bu tedaviye kontrollü yumurtalık uyarımı.

    Rahim kanalları (tüpleri) tıkalı olan kadınlarda
    Sperm fonksiyonlarının ileri derecede bozuk olduğu durumlarda
    Endometriozis hastalığı nedeniyle karın içinde yaygın yapışıklıkları olan ve tedavi ile gebelik elde edilemeyen kadınlarda
    İmmünolojik (bağışıklık sistemini ilgilendiren) infertilitede
    Bazı hormonal bozukluklarda
    Diğer tedavi yöntemleri ile gebelik elde edilememesi durumlarında
    Sebebi yapılan testlerle açıklanamayan infertilitede
    Kalıtsal bazı hastalıkların embriyo aşamasında teşhis edilerek sağlıklı bir bebek elde etmek amacıyla (tutunma öncesi genetik tanı yöntemleri ile beraber)
    Tekrarlayan düşükleri olan kadınlarda sağlıklı embriyoların genetik tanı yöntemi ile seçilebilmesi amacıyla
    Aşılama yöntemi ile birkaç kez uygulanmasına rağmen gebelik elde edilememişse

  • KIZLIK ZARI DİKİMİ

    KIZLIK ZARI DİKİMİ

    KIZLIK ZARI DİKİMİ ANLAŞILIR MI ?

    Kızlık zarı dikerek onarılabilir, kızlık zarının ne zaman yırtıldığı önemli değildir ve tamir sonrası ilişki ile kanama olacaktır. Kızlık zarı dikimi fleb kaldırma yöntemi de denilen kalıcı teknikle yapılmaktadır ve bu işlem sonrası kızlık zarı eski yırtılmamış halini almaktadır. Kızlık zarının dikildiği ilişki öncesi ve sonrasında kesinlikle anlaşılamamaktadır.Ancak bir uzman muayenesinde anlaşılabilir.

    Kızlık Zarının Ne Zaman Yırtıldığı ve İlişki Sayısı Önemlimidir ?

    Kızlık zarı dikimi için kaç kez ilişkiye girildiği veya ne zaman kızlık zarının yırtıldığı önemli değildir.Doğum yapmış bayanlarda bile kızlık zarı dikilerek onarılabilir.

    KIZLIK ZARI DİKİMİ ve ÇEŞİTLERİ

    1. GEÇİCİ DİKİMİ ;

    Genellikle düğünden en erken 7-10 gün öncesine kadar yapılabilir. Burada daha önceden yırtılmış kızlık zarının yeniden onarılması söz konusudur..Yırtılan kısımlar yeniden karşı karşıya getirilerek yeniden dikilir..Eğer kısa süre içinde bir beraberlik olmazsa kullanılan iplikler ten rengindedir ve kendi kendine yaklaşık 20 günde emilir. Kızlık zarı dikilmeden önceki haline gelir daha önce de belirttiğimiz yapısından dolayı . O nedenle cinsel birliktelik uzun bir zaman sonra olacaksa kalıcı kızlık zarı dikilmesi önerilir. Dikişler genellikle dışarıdan görülmeyecek şekilde konulur.

    2. KALIICI DİKİM ;

    Bu işin uzmanları tarafından vajen dokusundan yeni bir kızlık zarı oluşturulması ile yapılır. Aylar hatta yıllar sonra bile birliktelik söz konusu olduğunda kanama oluşur. Hijyene dikkat edilmesi oluşabilecek komplikasyonları en aza indirir.

    Operasyonlardan kısa bir süre sonra normal hayata devam edilebilir. Yatak istirahatine gerek olmaz. Bir hafta süre ile doktorun uygun gördüğü antibiyotik ve ağrı kesiciyi , gerekirse lokal antisptiği ve pomad kullanılmalı daha sonra da kontrole gelinmelidir. Bu arada zorlayıcı hareketlerde bulunmamalı, vagen girişi hiçbir şekilde kurcalanmamalıdır. Himenoplasti genellikle güvenilir komplikasyonu nadir bir ameliyattır, cok hafif yanma ve şişlik, ödem oluşursa da birkaç gün içinde geçer, operasyon sonrasında pek ağrı duyulmaz..

    Eğer genel anestezi ile yapılırsa en geç 1 saat içinde hasta evine gidebilir hastanede yatması gerekmez. Normal hayatına devam edebilir.. Eğer genelanestezi ile yapılması isteniyorsa en az 4-5 saat su da dahil içilmemesi ve yemek yenilmemesi gerekmektedir. Sigara da içilmemelidir. Aksi takdirde anestezinin etkisinde uyurken yenilen ve içilen gıdalar hastanın akciğerlerine kaçarak ciddi hayati komplikasyonlara neden olabilir. Yemek yeme işlemi operasyondan yaklaşık 20 – 30 dakika sonra yapılabilir.

    Ancak işlem lokal anestezi ile yapılacaksa aç olunmasına gerek yoktur. Anestezik madde hymen ve vagen girişine zerk edilerek yapılır, kişi yalnızca anestezi sırasında iğnenin ilk batışını hisseder sonrasında ise ağrı duymaz, hasta işlem sırasında uyanık olur..

    İşlem kesinlikle gizli tutulmakta ve hasta mahremiyetinize özen gösterilmektedir. Bu kesinlikle sizin tercihinizdir ve kimseyi ilgilendirmez. Ancak son olarak tabii ki tavsiyem evliliğinizi eğer mümkün ise yalan üzerine kurulmamasıdır. Ancak her şeye rağmen doğruların söylenmesi deli gibi aşık olduğunuz adamı ya da hayatınızı kaybetme noktasındaysanız ve size başka seçenek kalmıyorsa da tabii ki her konuda yardımcı olmamız gerekir.
    .
    KIZLIK ZARI YIRTILMA SONRASI NE ZAMAN DİKİLMELİDİR ?

    Kızlık zarı dikimini fleb kaldırma yöntemi dediğimiz kalıcı teknikle yapmaktayız. Bu yöntem ile yapılan kızlık zarı tamirinde zamanlama önemli değildir. Kızlık zarı yırtılmadan önceki halini dönecektir. Hemen evlenmeden 5-10 gün önce yapılan basit tamire göre çok daha başarılıdır. En sık tercih ettiğimiz yöntemdir

    KIZLIK ZARI MUAYENESİ ve RAPORU

    Hastalar için zor ve korkutucu olsa da kızlık zarı muayenesi normal jinekolojik muayeneye benzemektedir. Hasta jinekolojik masaya alınır ve labium minus da dediğimiz küçük dudaklar aralanarak kızlık zarı incelenir. Bazen hekim kaymayı önlemek amacıyla gazlı bez ile küçük dudakları tutabilir. Küçük dudaklar yanlara ve dışa doğru çekilebilir. Bu şekilde kızlık zarı net görülebilir. Bazen kızlık zarı daha içerde olabilir. Bu durumda da hasta ıkındırılarak kızlık zarı daha belirgin hale getirilmeye çalışılır. Tüm bu işlemler esnasında herhangi bir ağrı veya acı duyulmaz.

    Kızlık zarı muayenesini kadın doğum uzmanı veya adli tıp uzmanı tarafından yapılır ancak rapor verme veya muayene sonucunu yazıya dökme işlemi yalnızca adli tıp uzmanı tarafından ve savcılıktan alınan yazı ile yapılabilir. Kadın doğum uzmanı durumu muayene olan kişiye ve eğer muayene olanın rızası, izni varsa yanındakilere sözlü olarak bildirebilir. Rapor verildiği an için geçerlidir, muayene sonrası kişi ilişkiye girebilir ve bekaretini kaybedebilir, rapor verildiği zamandan sonrası için geçerli değildir

    GERDEK GECESİ veya İLK İLİŞKİ

    Gerçekte kızlık zarı vajina girişini ancak kısmen kapayan, oldukça ince bir zardır. Tümden kapalı olması imkânsızdır, hiç değilse âdet kanı oradan akacaktır. Kızlık zarı aralığı kiminde çok küçük, kiminde nispeten geniş olur. Kimi kızlık zarı oldukça kalın, kimisi ipinceciktir. Ne var ki kızlık zarı elastik bir dokuda olduğu için zardaki aralık, kas gevşetmesi ile ya da penisin zorlamasıyla genişleyebilir. Aralık, penisin zorlamasıyla genişlerse, bu durum biraz kanamaya ve geçici bir ağrıya neden olur, ama vajinanın kendisi herhangi bir zarar görmez

    KANAMA OLMAMASI

    İlk cinsel ilişkide kanamanın olmaması, kültürümüzde ve diğer bazı kültürlerde kadının bakire olmadığının bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Bu çok büyük bir yanılgıdır. Her kadının anatomik yapısı birbirinden farklıdır ve kızlık zarı bazı kadınlarda o kadar esnektir ki, penis içeriye girdiğinde, ve özellikle de vajina giriş bölgesi yeterince kayganlaşmışsa kızlık zarı yırtılmadan kalır. Bu duruma her 100 genç kızdan birinde ve belki daha fazlasında rastlanabilir. Bazı kadınlarda da kızlık zarının üzerinde yer alan damar yapıları çok az olduğundan, zar yırtılmasına rağmen gözle görülebilen bir kanama gerçekleşmeyebilir. Bazı durumlarda ilk cinsel birleşme birinci denemede ve sonraki birkaç denemede gerçekleştirilemeyebilir. Bunun en sık görülen nedeni sanıldığı gibi kızlık zarının kalın olması değildir. En sık görülen neden, genç kadının kendini cinsel ilişkiye hazır hissetmemesidir. Bu durumda kadın kendini gevşetmeyecek, vajinanın girişinde yer alan güçlü kaslar kasılı kalacak ve vajina giriş bölgesinde yeterince kayganlık sağlanamayacağından penisin vajinanın girişinde yer alan kas ve kızlık zarı engelini aşması zor olacaktır. Erkek böyle bir durumda genç kadının canının yandığını hissettiğinde belli bir süre sonra girişimden vazgeçecektir. Ender görülen bir neden de kızlık zarının gerçekten kalın olmasıdır. Jinekoloji kliniğine “ilk ilişkiyi başaramama” nedeniyle başvuran kadınların bir kısmının özgeçmişinde arka arkaya yapılan ilişki girişimleri sonuçsuz kalmıştır ve muayenesinde de gerçekten kızlık zarı kalındır
    İLK İLİŞKİDE KANAMA NE KADAR SÜRER

    Kızlık zarının yırtılması esnasında bazen yırtık kızlık zarından vajinaya doğru genişleyebilir. “Deflorasyon kanaması” (deflorasyon kızlık zarının yırtılması anlamına gelen bir kelimedir) olarak adlandırılan bu durum hemen her zaman ön sevişmenin yetersiz olduğu, kadının kendini yeterince hazır hissetmediği bir zamanda, erkeğin “sert hareketlerle” cinsel ilişki denemesinde bulunmasından kaynaklanır. Çoğu durumda erkek kadının ağrı duymasına duyarsız bir şekilde girişimi sürdürmüş ve “yırtık” olması gerekenden daha büyük olmuştur.

    Normalde kızlık zarı bozulduğunda kanama en geç yarım saatte durur. Geniş bir yırtık oluştuğunda ise ya hemen başlayan şiddetli bir kanama, veya ilişki bitmesine rağmen uzun bir süre devam eden bir kanama söz konusudur. Yapılan jinekolojik muayenede yırtığın yeri tespit edildikten sonra lokal anestezi, veya geniş yırtıklarda genel anesteziyle yırtık onarılarak kanama durdurulur.

    Kanama miktarı fazla değilse, her ilişkide oluşan kanama kısa süreliyse endişelenecek bir durum yoktur . İlk ilişkiden sonra kanamadan korkarak ilişkiden kaçınmanın anlamı yoktur , istenildiği kadar ilişkiye girilinebilir, oluşan kanama aşırı değilse endişelenmeye gerek yoktur.

    Başarılı bir “İlk Gece” için kadının yapması gereken, eşine hazır olduğu veya henüz hazır olmadığı mesajını net olarak verebilmesi, ön sevişme aşamasının kontrolünü kendi eline almasıdır. Erkek ise kadının kendisinden farklı olan doğasını kabul etmeli, bir kadının cinsel ilişkiye hazır olmasının erkekten daha uzun sürdüğü gerçeğini göz önünde bulundurmalıdır. Daha sonraki ilişkilerin aynası olabilecek bu ilk ilişkide erkek, kadının gevşemesi ve rahatlaması için elinden geleni yapmalı, sabırlı olmalıdır
    KIZLIK ZARI DİKİMİ NEREDE YAPILMALIDIR ?

    Kızlık zarı diğer bir çok ülke gibi toplumumuz için de çok önem taşımaktadır. Bu nedenle işlemin başarılı olması, garanti kapsamında olması ve özellikle hekimin bu konudaki tecrübesi en önde gelen tercih nedeni olmalıdır. Aksi takdirde yaşanacak tatsız olaylar bir genç kızın hayatını çok olumsuz etkileyebilir.

    Tabii ki cerrahın tecrübesi kadar hastanın doku yapısı, işlem sonrası o bölgenin temiz tutulmasına göstereceği özen , doktorunun talimatlarına uyup uymaması, ortamın hijyeni ve operasyon teknikleri de ayrıca bu konuda önem taşır.

    KIZLIK ZARI NEDİR ?

    Vajinanın girişinden yaklaşık 1-2 cm içeride ince bir membran şeklinde zardır. İçinden ince damar ve sinir dokusu geçer. Kısmen damarlanması azdır. O nedenle daha sonra dikilmesi gerektiği zaman dikişlerin uzun süreli tutması zor olmaktadır. Aynı zamanda sinir dokusu da içerdiğinden bozulduğunda hafif acıma hissi de oluşur.

    Himenin çeşitli şekilleri vardır. Nadiren de olsa bazı genetik hastalıklarda doğuştan himen bulunmaz. Bazen himen tamamen kapalı olabilir. Bu durumda genç kız uzun bir sure hiç adet gormez ancak kasık ağrıları ve dolgunluk hissi oluşur. Doktora gittiğinde yapılan muayenede adet dönemlerinde himeni tamamen kapalı olduğu için dışarı akamayan kanın içeride biriktiği görülür ve kanın dışarıya akması için cerrahi bir işlem yapılması gerekebilir ( himenotomi)

    KIZLIK ZARININ DEĞİŞİK YAPILARDA OLMASI ZARARLI MI ?

    Hayır. Kızlık zarının yapısının az görülen türden olması genellikle jinekolojik muayenelerde tesadüfen farkedilmektedir. Bu anatomik yapının kişiye bir zararı bulunmaz.

    Ancak yüksek kenarlı, sert yapılı ve septalı zarlar kişilerde ilişki sırasında zorlanmalara neden olabilmektedir. vajinismus denilen “cinsel ilişkiye girememe problemi” psikolojik nedenlerden başka kızlık zarındaki yapısal (anatomik) nedenlere de bağlı olabilir.

    Bunun için evlenmeden veya ilk cinsel tecrübesini yaşamadan önce genç kızlara genel bir jinekolojik muayene ve kızlık zarı muayenesi önermekteyiz

    KIZLIK ZARI NEDEN BU KADAR FARKLILIK GÖSTERİR ?

    Nasıl her insanın uzuvları birbirinden farklı ise kızlık zarının da pek çok çeşitlerinin olması doğaldır. Hatta çok daha farklı kızlık zarı türleri, yapılan jinekolojik muayeneler sırasında şans eseri izlenebilmektedir

    KIZLIK ZARININ TOPLUMDAKİ ÖNEMİ

    Kızlık zarı toplumun kadınlara dayattığı diğer psikolojik baskılardan birisidir. Doğuştan varoluş amacının genç kızlarda vajenin enfeksiyonlardan koruması olduğu düşünülmektedir ve çeşitli şekillerdedir. Doğuştan esnek olduğu ve eşi ile birliktelikte olduğunda kanama olmasının mümkün olmadığı( yalnızca doğum sırasında bozulabilen ) ya da tamamen kapalı ve çok kalın kızlık zarı (yalnızca bu nedenle adet bile göremeyen ve adet kanaması içeriye biriken vakalar mevcuttur ve bir jinekolog tarafından operasyon ile açılması gerekebilir ).

    Dolayısı ile hal böyle iken ülkemizde ve bir çok gelişmekte olan toplumlarda hala bu nedenle kadın cinayetleri olmakta masum bir çok kadın kızlık zarı doğuştan esnek olduğu için kanamadığı için haksız bir nedenle öldürülebilmektedirler. Gerçekten bu tür cinayet işleyenlerin öldürülen kadınlar gibi bir kızlık zarı esnek bir kız çocuğu olarak doğmuş olmalarını ve kadının masum olduğu halde neler hissettiğini anlamalarını çok isterdim
    KIZLIK ZARININ ONARIMI-DİKİMİ

    Diğer adıyla himen rekonstruksiyonu ( kızlık zarı dikimi ) himenin yeniden oluşturulması için yapılan bir ameliyattır. Himen Yunanca da ”zar ” ve rafi de ” dikiş ” anlamına gelmektedir.

    Kızlık zarı onarımı yaklaşık 20-30 dakikalık bir işlemdir ve genellikle lokal anestezi ile yapılır. Lokal anestezi ile ağrı duyulmaz. Rahatlıkla muayenehane koşullarında yapılabilir. Ancak eğer istenirse genel anestezi de uygulanabilir.Bu tur işlemler diğer muayenelerde olduğu gibi hasta ile doktor arasında kalacak bir işlemdir. Estetik bir operasyon olarak kabul edilir ve kişinin kendi bedeni için böyle bir karar alma hakkına saygı duyulmalıdır.

    Ancak bilinmelidir ki yalan üzerine kurulmuş evlilikler daha kolay zarara uğramay bitmeye mahkum olur bu nedenle ben her zaman evlenilecek kişiye dürüst olunmasını ve ne kadar zor da olsa gerçeklerin anlatılmasını tavsiye ederim. Eğer her şeye rağmen eş adayınız her şeyi kabullenir ise sizi gerçekten seviyor olduğunun bir göstergesi de olur bu aynı zamanda.

    Yine de dediğim gibi bedeniniz size aittir ve eğer isterseniz estetik yaptırabilir, kızlık zarınızı onarabilirsiniz buna tamamen saygı duyulmalıdır..Himenoplasti her şeyden önce gelin adayının moralini düzeltmekle kalmaz bazen çok mutlu olacak evliliklerin yalnızca bu nedenle bitmesini de engellemiş olur.

    Bazı ülkelerde yasal olmasına karsın bazı ülkelerde yasal değildir. Genelde biraz daha kapalı toplumlarda bir kızın evlilik öncesi ilişkisi hoş karşılanmaz . Kızlık zarının gerdek gecesi kanaması kızın bakire olduğunun en önemli göstergesi olarak kabul edilir. Bazı bölgelerde bazen bir cinayet nedeni bile olabilmektedir. Bu nedenle evlenecek genç kızların kabusu haline gelebilmektedir.

    Tecavüz , evlilik vaadi ile kandırılma, aşık olma, tampon kullanma,düşme sonucu vajene sivri bir maddenin girmesi, bazen ata binme, çok zorlayıcı ağır bir spor ve benzeri durumlarda evlilik dışı beraberlikler söz konusu olabilmektedir. Ulkemiz de de bekaret konusu genel olarak önem taşımakta hatta gerdek gecesi ” çarşaf ” konularak bozulan kızlık zarı kanamasının kontrolü yapılmaktadır. Böyle bir durumda gelinin stresi daha da artmaktadır. Hatta o kadar ki esnek kızlık zarına sahip hayatında evlilik öncesi hiçbir birliktelik yaşamamış genç kızlar bile bu konuda şanssız gruba girmektedirler. Çünkü masumiyetleri konusunda inandırıcı olmakta güçlük çekmekte doktor doktor dolaştırılarak kızlık zarlarının akibeti hakkında bilgi edinilmeye çalışılmaktadır.

    Bu olay daha en başından yeni evli çift üzerinde yoğun olumsuz bir baskı oluşturmakta ve evliliklerinin üzerinde kara bulutlar dolaşmasına ve çiftler arasında güven eksikliklerine neden olmakta, aileleri germektedir.

    Boyle bir durumda gelin adayı genç kızlarda herhangi bir birliktelik yaşamamış olsa da evlilik öncesi kızlık zarının nasıl olduğu konusunda bir öğrenme merakı oluşmakta ve çoğunlukla bir doktor kontrolünden geçmektedirler.

    Kızlık zarının kanamaması nedeniyle cinayetler işlenebilmekte nice masum genç kız cehalet yüzünden hayatını kaybedebilmektedir. Maalesef güzel ülkemizde de bu türden haberleri medyadan ara sıra duymaktayız

    Çeşitli nedenlere bağlı meydana gelen kızlık zarı yırtılma-genişleme ve/veya doğuşta olabilen geniş kızlık zarı operasyonları cerrahi müdahale ile onarılabilmektedir. Bu onarım sadece bekaret amacıyla yapılmaz. Kızlık zarı mikroorganizmaların vajen veya üst genital organlara ulaşmasına engel olduğu içi bu amaçla da opere edilebilmektedir

  • DİSPARONİ (AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ ) ve VAJİNİSMUS…

    DİSPARONİ (AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ ) ve VAJİNİSMUS…

    Disparoni ve vajinijmus,ağrı ve seksi içeren bozukluklardır. Ağrı durumları sekse hasar verir. Eşlik eden sekonder cinsel bozuklukların ortaya çıkmasına,olumsuz cinsel davranışlara,kaçınıcı ya da zarar verici davranışlara,ilişkinin bozulmasına,kişisel özgüvende azalma ve duygudurum değişikliklerine yol açabilir. Bunlar da ağrıyı daha da artırır.
    Disparoni yalnızca vajinismus ya da kayganlık azlığına bağlı olmaksızın, tekrarlayıcı ya da kalıcı şekilde cinsel ilişki sırasında ağrı olarak tanımlanmaktadır.Ayrıca parmak,tampon ya da jinekolojik muayene gibi diğer penetrasyon durumlarında da ağrı mevcuttur.Disparoni prevalansı kadınlar arsında yaklaşık %14 kabul edilmektedir. Vajen elastisitesinde ve kayganlığında azalma gibi değişiklikler nedeniyle, daha çok menopozda görülmesi gerektiği gibi düşünülse de en çok 18-24 yaşlar arasında olduğu saptanmıştır.Disparoni tedavisinde seksin, ağrıdan daha çok dikkate alınması da yanlıştır.
    Vajinismus, distal (dışa açılan kısım) 1/3 vajinadaki istemsiz kas spazmına bağlı olarak tekrarlayıcı ya da kalıcı olarak vajinal ilişikide zorlanma olmasıdır . Vajinusmusun ,disparoniden ayrılması genellikle zor olmaktadır.Çünkü her ikisinde de ağrı ve pelvik taban kaslarında kasılma mevcuttur. Bazıları vajinusmusu,disparoninin ağır ve fobik ucu olarak tanımlamaktadır.Vajinismusa spesifik olansa, hem davranışsal hem de duygusal olarak fobiye neden olacak şekilde bir cinsel ilişki korkusuna yol açmasıdır.Vajinismus sıklığı toplumda %1 civarındadır. Belirgin kişisel stres ve kişiler arası ilişkilerde zorlanma vajinismus ve disparoni için bir tanı kriteridir.
    Disparoni ve vajinismus, kadın problemi gibi görünsede aslında çiftin sorunudur. Bazen çift terapi için birlikte başvurabilir. Kadınlar genellikle terapiye tek başlarına katılacaklarını düşünürler. Bu algıyı düzeltmek tedavi girişimleri için ilk adımdır. Motive edilerek çiftler beraber terapiye alınmalıdır. Bununla birlikte istisnalar olabilirve kadın tek başınada tedaviye alınabilir.
    Bu problemlemleri olan kadınlar tedavisi zor olan hastalar olduğundan, ağrılı ilişinin değerlendirilmesi ve tedavisi ile ilgilenen bir jinekolog tarafından değerlendirilmesi önemlidir.Vajinismuslu kadınlar daha önce hiç jinekolojik olarak muayene edilmemiş olabilirler ve bunun imkansız olduğunu düşünebilirler. Bununla birlikte,konuyla ilgilenen bir jinekolog muayeneyi gerçekleştirebilmektedir.
    Sonuç olarak; kapalı ya da farkına varılmamış daha önemli sekonder problemlerin yanında, görünürde olan primer problemlerin çözüme kavuşmaları imkansız değildir. Unutulmaması gereken ;
    ‘’KADIN DOĞULMAZ, KADIN OLUNUR’’ cümlesidir.
    Sevgiyle Kalın…….
    Dr. SİBEL MALKOÇ

  • Kısırlık Nedir ? Nedenleri ?

    Kısırlık Nedir ? Nedenleri ?

    Evlendikten sonra bir yıl süreyle düzenli ve korunmasız

    ilişkiye rağmen gebelik elde edilememişse kısırlıktan söz

    edilebilir. Zira bu süre içinde çiftlerin %85’inde gebelik elde

    edilir. Yani toplumdaki üreme çağına gelmiş çiftlerin yaklaşık

    %15’i bu problem ile karşı karşıyadır. Ancak kadın yaşının

    40’ın üzerinde olduğu grupta bu oran %25’e çıkmaktadır.

    Kısırlığın erkek ve kadındaki sebepleri nelerdir?

    Kısırlığın sebebi yaklaşık %50 kadına %50 erkeğe aittir.

    Erkekteki infertilite sebebini ortaya çıkarmak için;

    spermiogram, kanda testosteron, FSH ve Prolaktin ölçümü ile ürolojik muayene yapılır.

    Spermiogram – Normal bir semen 2-5 ml olup, her mililitrede en az 20 milyon sperm

     içerir ve bunların %50’sinden fazlası hareketlidir. Çok az sayıda beyaz küre içerebilir. Eğer

    sperm değerleri normalin altında ise o zaman hormon analizleri de yapılır. Ürolojik

    muayenede testislerin durumu ve varikosel olup olmadığına bakılır. Varikosel testislere kan

    taşıyan damarların genişleyerek kan akımının yavaşlamasına neden olur. Bu da testis içinde

    sıcaklık artışı yapar ve sperm kalitesi ve hareketliliği bundan olumsuz etkilenir.

    Kadının değerlendirilmesi

    Serviks – Burası rahim içi (endometrium) ile vajen arasındaki açıklıktır. Buradan berrak

    yapışkan yumurta akı gibi bir sıvı salgılanır ve yumurtlama zamanı spermlerin kolayca

    endometriuma ulaşmasını sağlar. Diğer zamanlarda ise koyulaşır ve bir tıkaç oluşturur. Eğer

    yumurtlama zamanı bu sıvının kıvamı incelmez ise spermlerin yumurtaya ulaşması oldukça

    zorlaşır.

    Tüpler – Rahmin her iki tarafında bulunur ve döllenmeye hazır yumurtaları rahim içine taşır.

    Bunların açık olup olmadığını anlamak için HSG (Histerosalpingogram) denen ilaçlı bir film

    çekmek gerekir. Bu işlem adet bittikten sonraki birkaç gün içinde yapılır.Rahim içine

    yerleştirilen bir kanülden röntgen filminde görülebilen bir ilaç verilir ve film çekilir.

    Normalde rahim beyaz renkte bir üçgen gibi görülür ve her iki tarafında yine beyaz çizgiler

    tüpleri gösterir. Tüplerin görülmemesi ya da karın boşluğuna verilen ilacın yayılmaması tüpün

    tıkalı olduğunu gösterebilir. Rahim içinde de herhangi bir dolma defekti orada bir yapışıklık

    ya da yer kaplayan bir lezyon olduğunu düşündürebilir.

    Peritoneal faktör – Bazen HSG veya USG sonucuna göre doktorunuz karın içinde bir

    yapışıklık ya da endometriozis olup olmadığını anlamak için laparoskopi yapmak isteyebilir.

    Bunu için de yine en uygun zaman adet bitiminden sonraki birkaç gündür. İşlem anestezi

    altında yapılır. Göbeğe yapılan 1 cm lik bir kesiden karın içine sokulan bir trokardan geçirilen

    bir teleskop ile rahim, tüpler, yumurtalıklar, barsaklar, karaciğer, mide, apendix gözlenir.

    Ayrıca kasıklardan sokulan yarım cm lik yardımcı trokarlardan geçirilen aletler yardımıyla

    diğer cerrahi işlemler yapılabilir. Aynı zamanda rahim içine yerleştirilen bir kanülden mavi

    boya verilerek tüplerin açık olmadığı da kontrol edilebilir. Peşinden histeroskopi ile rahim içi

    bir kamera yardımıyla gözlenerek burada da bir patoloji olup olmadığı anlaşılır, varsa aynı

    anda tedavi edilir.

    Yumurtalıkların değerlendirilmesi – İki tanedir ve rahmin her iki tarafında bulunur. İçinde

    yumurtaları barındırırlar ve hormonal fonksiyonda önemli rol alırlar. Yumurtalar FSH denilen

    ve beyinde hipofiz adı verilen bir salgı bezinden salınan hormonun etkisinde büyür ve

    estradiol denen bir başka hormon salgılar. Yaklaşık adetin 14.günü civarında olgunlaşarak

    döllenmeye hazır hale gelir. LH ise döllenmeye hazır olan yumurtayı çatlatarak karın

    boşluğuna atılmasını sağlar. O sırada ortamda bir sperm varsa yumurta döllenir. Kadında

    yumurtlama olup olmadığını anlamak için kanda FSH, LH ve progesteron hormon düzeyleri

    ölçülebilir. Ayrıca rahim içinden yapılan biyopsi ile de anlamak mümkündür.

    Kadına ait kısırlık sebepleri

    Miyomlar – Rahim duvarındaki kaslardan köken alan iyi huylu tümörlerdir. Tek ya da daha

    fazla sayıda olabilirler. Boyutu bezelye büyüklüğünden portakal büyüklüğüne ulaşabilir hatta

    bazen daha da büyük olabilir. Genellikle rahim duvarının dışına doğru büyürler, ancak

    duvarda ya da rahim içine doğru büyüyenler de vardır. Oldukça sık görülen tümörlerdir ve 30-

    45 yaş arası kadınlarda görülme sıklığı oldukça yüksektir. Rahim içine doğru büyüyen

    miyomlar düşük, erken doğum veya kısırlığa neden olabilirler. Miyomlar gebelik sırasında

    büyüyebilirler. Tüp bebek öncesinde özellikle içe doğru büyüyen miyomlar çıkarılmalıdır.

    Endometriozis – Rahim içini kaplayan dokunun rahim dışında da olması durumudur.

    Yumurtalıklar ya da karın içindeki diğer organlara yapışarak her adet döneminde içi kanla

    dolar. Bu kan doku içinde hapsolduğu için önce kesecikler sonra da kist oluşur. İleri evrelerde

    nedbe dokusu ve yapışıklılar meydana gelir. Bu kronik kasık ağrılarına neden olabilir.

    Endometriozis infertilitenin önde gelen nedenlerinden biridir ve üreme çağındaki kısırlık

    problemi olan kadınların yaklaşık %40’ında görülmektedir. Hangi mekanizma ile kısırlığa yol

    açtığı bugün tam olarak bilinmemekle birlikte tüplerde neden olduğu hasar neticesinde oluşan

    tıkanıklıklar ya da dokunun salgıladığı bir takım maddelerle sperm-yumurta ilişkisinin

    bozulması ile döllenmenin olmaması muhtemel mekanizmalar arasında sayılmaktadır. Bu

    hastalar tıbbi ya da cerrahi olarak tedavi edilebilirler. Tıbbi tedavi – yalancı gebelik ya da

    yalancı menapoz oluşturularak hastanın yumurtlama fonksiyonu durdurulur ve adet

    görmemesi sağlanır. Böylece endometriozis odaklarının aktivasyonu önlenmiş olur. Bu tedavi

    yaklaşık 6 ay sürer. Ancak ilaçlar kesildiğinde tekrar nüks edebilir. Bu tedavi daha çok çocuk

    isteği olmayan hastalara uygulanır. Cerrahi tedavi ise genellikle çocuk isteği olan hastalara

    anestezi altında laparoskopi denilen yöntemle yapılır. Burada Göbek hizasında yapılan 1 cm

    lik bir kesiden arkasında kamera bulunan bir teleskop batın içine sokulur ve tüm organlar

    gözlenerek tesbit edilen patolojiler kasıktan sokulan 2 adet 5 mm genişliğindeki aletler

    vasıtasıyla tedavi edilir. Amaç endometriozis odaklarının yakılarak ya da kesilerek yok

    edilmesi ve varsa yapışıklıkların açılmasıdır.

    Yumurtalık kistleri – İçi sıvı dolu keselerdir. Oldukça sık görülür, olguların büyük kısmı iyi

    huylu olup, 35 yaş altındadır. Bu kistlerin varlığında yumurtlama durabilir ya da kistin tüplere

    yaptığı bası ile oluşan mekanik etki yumurta ile spermin birleşmesini önleyerek kısırlığa yol

    açabilir. Belirli büyüklüğe ulaşmış kistlerultrasonografi eşliğinde ya da laparoskopik olarak

    boşaltılabilir ve alınan kist içeriği sitopatolojik inceleme için kist cidarı da histopatolojik

    inceleme için ayrılır. Bazı kistler nüksetmeye meyillidir ve boşaltıldıktan sonra eğer tüp bebek

    yapılacaksa bu zamana kadar doğum kontrol hapları kullanılabilir.

    Polikistik Over Sendromu – Bu hastalar adet düzensizliği, tüylenme, şişmanlık ve kısırlık

    şikayetleri ile gelebilirler. Ayrıca yüzdeki sivilceler kanda erkeklik hormonunun arttığının bir

    göstergesi olabilir. Bazen böbrek üstü bezi ve tiroid bezinin iyi çalışmadığı durumlarda ve

    insülin direnci olan durumlarda da görülebilir. Tanıda adet düzensizliği, kan testleri ve

    ultrasonografi yardımcıdır. Hasta diğer kadınlara göre daha az yumurtladığı için daha uzun

    sürede hamile kalır.

    Karın İçi Yapışıklıklar – İç üreme organlarının ya da bu organlarla barsaklar arasında

    bulunan bant şeklinde dokulardır. Bunlar genellikle daha önce geçirilmiş bir ameliyat

    (apandisit, yumurtalık kisti, vs.), enfeksiyon (Klamidya, Gonore) sonrası ya da endometriozis

    nedeniyle gelişirler. Yapışıklıklar tüplerde kıvrılmalar yol açarak yumurta ve spermin tüp

    içinde yol almasını engellerler. Genellikle cerrahi olarak tedavi edilirler, başarı sağlanamazsa

    tüp bebek uygulamasına geçilir.

    Azalmış Over rezervleri – Over rezervleri normal olarak 35 yaşından sonra azalmaya başlar

    ve ülkemizde ortalama menapoz yaşı olan 48 de de fonksiyonlar tamamen durma noktasına

    gelir ve kadın menapoza girer. Bazen 20 li ve 30 lu yaşlardaki kadınlarda da bu durum

    oluşmaya başlar. Özellikle daha önce yumurtalıktan ameliyat geçirenler (kist veya

    endometriozis nedeniyle) risk altındadır. Over rezervlerinin azalması demek her ay gelişen

    yumurta sayısının daha az olması demektir. Bu durumda FSH düzeyi kanda yükselir, iki adet

    arasındaki süre önce kısalır sonra da uzar ve adet miktarı azalır. Adetin 3. günü alınan kanda

    FSH ve estradiol hormonlarının seviyesi ölçülerek fikir sahibi olunabilir.Ayrıca

    ultrasonografide yumurtalık hacmi ve içindeki follikül miktarı ölçülerek over rezervi

    değerlendirilebilir. Bu gibi hastalar fazla bekletilmeden tüp bebek tedavisine alınmalıdır.

    Erken Over yetmezliği – 40 yaşından önce menopoza girilmesi halinde söz konusudur.

    Sebebi genellikle bilinmemekle birlikte kromozom bozuklukları, bağışıklık sistemine ait

    hastalılar ve tiroid hastalıkları neden olabilir. Bu durum da yine kan testleri ile ortaya

    çıkarılabilir. Eğer hastada hiç yumurta kalmamışsa tüp bebek tedavisi de uygulanamaz. 

    Kısırlık Nedeni Olup Tedavi Edilebilen Durumlar

     Yumurtlama bozukluğu

     Açıklanamayan infertilite

     Tekrarlayan gebelik kayıpları

     Miyomlar

     Endometriozis

     Yumurtalık kistleri

     Polikistik over Sendromu

     Karın içi kitleler ya da yapışıklıklar

     Rahim ağzı mukus problemleri

     Bağışıklık sistemine ait problemler

     Tubal hastalıklar

     Erkeğe bağlı sebepler

     Klomifene dirençli olgular

  • Kadında Kısırlık İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular

    Kadında Kısırlık İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular

    KADIN ÜREME SİSTEMİ FİZYOLOJİSİ

    Menstürasyon; menarştan menopoza kadar kadının fertil

    döneminde düzenli aralıklarla görülen fizyolojik karakterde

    vajinal kanamalarla karakterizedir. Adet kanamalarının düzeni

    hipotalamustan salgılanan GnRH’nin hipofizden salgılanan

    FSH ve LH’ nin ve ovarian seks steroidlerinin arasındaki

    koordinasyona ve buna bağlı hedef organ endometriumdaki

    siklik etkileşimlere bağlı olarak gerçekleşir. Genellikle

    ovulatuar sikluslar ortalama 28 gün sürmekle beraber  21 – 40

    gün arasında değişen düzenli sikluslara

    rastlanabilmektedir. Perimenarşial veya perimenapozal kadınlarda sikluslar gonadotropin

    seviyelerindeki dalgalanmalara bağlı olarak anovulatuar daha kısa veya daha uzun aralıklarla

    da oluşabilir.

    Overlerde gonadotropinler foliküler ve luteal dönemler olarak iki dönemi belirler. Foliküler

    dönemin endometrial dokudaki karşılığı proliferatif, luteal dönemdeki karşılığı ise sekretuar

    dönemdir.

    Foliküler veya proliferatif dönem mensesin ilk gününden ovulasyona kadar olan süreyi içerir.

    Luteal veya sekretuar dönem progesteron etkisi altında meydana gelir. Ovulasyon sonrası

    dönemdir. Endometrial bezler gelişir. Embriyonal implantasyona hazır hale gelir, endometrial

    bezler kıvrılır, sekresyonları artar. Stromal ödem oluşur. Desidual reaksiyon meydana gelir.

    Luteal faz değişiklik göstermeyip 14 gün sürerken, foliküler faz değişkenlik gösterir 7 – 21

    gün sürebilir.

    Yaşam boyu yaklaşık 400 folikülde ovulasyon meydana gelecektir. Gelişme için foliküllerin

    seçilme mekanizması tam olarak bilinmemektedir. Gelişmeyle başlayan foliküllerin sayısı

    rezidüel over rezervine bağlıdır. Foliküler fazın ilk beş gününde yükselen FSH 3 ila 30 antral

    foliküllerin büyümesini sağlar. Bu foliküllerden yalnız bir tanesi ovulasyona uğrayacak

    diğerleri ise atrofiye uğrayacaktır. FSH uyarısı folikülleri preantral foliküllere dönüştürür.

    Androstenodion ve testosteron, teka ve interstisyel hücrelerden salgılanarak östrojen sentezi

    için kaynak oluştururlar. Teka hücrelerince sentezlenen bu androjenler granüloza hücrelerine

    diffüze olur. Granüloza hücrelerinde androjenlerin FSH uyarısı ile aromatizasyonu sonucu

    östradiol üretimi gerçekleşir. Östrojen sentezindeki teka ve granüloza hücrelerinin bu ortak iş

    bölümüne “iki hücre, iki gonadotropin teorisi” denir. FSH ve ostradiol ikisi birlikte

    foliküllerin FSH reseptör sayısını arttırırlar. Östrojen geribildirimi (feedback) dominant

    folikül dışındaki foliküllerin tümünü inhibe eder. FSH reseptörü açısından zengin folikül

    dominans kazanır.

    Dolaşımdaki FSH, foliküler fazın ikinci yarısında düşerken, artmış östrojen FSH’nin

    sinerjistik etkisi ile artan LH reseptör oluşumuna geçişi sağlar. LH salgılanması düşük

    düzeylerdeki östrojenle inhibe edilirken ancak yüksek düzeylerdeki östrojenle uyarılır. Bunu

    sağlayan iki kritik özellik vardır:

    • 200 pg/ml yi aşan konsantrasyonlar

    • 50 saati geçen östrojene maruz kalma.

    Artan östrojen pitüter benzin GnRH’ya duyarlılığını arttırırken, GnRH’nın etkisi ile LH piki

    olana kadar sürer.

    Ovulasyon; siklustan siklusa değişkenlik göstermekle beraber genellikle LH doruk düzeye

    ulaştıktan 10 – 12 saat sonra ovulasyon oluşur. LH’nın ani artışı östraidol pikinden 24 – 36

    saat sonra meydana gelir. LH en yüksek düzeye ulaştıktan sonra östraidol düşmeye başlar.

    LH’nın ani artışı mayozun sürdürülmesini, granüloza hücrelerinin lüteinizasyonunu, kumulus

    ooforusun genişlemesini sağlar. Yine LH’nın bu artışı progesteronda sürekli bir yükselmeyi

    indükler. Progesteron ile folikülün hacmi hızla artar. Progesteron, FSH ayrıca LH etkisi ile

    salgılanan proteolitik enzimler ve PG F2α ovumun salınmasına yol açar.

    Oositin salınması ile lüteal faz başlar. Progesteron düzeyleri ovulasyondan sonra hızla

    yükselir. Progesteron, LH ani artışından 8 gün sonra maksimum düzeye ulaşır. Lokal ve

    santral yolla ayrıca östrojen ve inhibin A nın da etkileri ile yeni foliküllerin gelişmesi inhibe

    edilir. Fekondasyon gerçekleşmezse 6 – 8 gün sonra progesteron düşmeye başlar ve siklus

    sonunda iyice düşmesi ile adet kanaması başlar.

    KADIN İNFERTİLİTESİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Sağlıklı bir gebeliğin oluşması

    ve devamı için gerekli ön koşullar şu şekilde sıralanabilir.

    1. Erkekte testislerde sağlıklı sperm üretimi

    2. Üretilen spermin cinsel ilişki (koitus) ile vajen içinde arka fornikse boşaltılması

    3. Kadında düzenli ovulasyon olması

    4. Ovulasyonda atılan ovumun tuba tarafından tutulması

    5. Kadında servikal kanal, uterin kavite ve tuba lümenlerinin yapı ve işlevlerinin normal ve

    erkek gameti (spermatazoa) ve dişi gameti (ovum)’nin geçişlerine uygun şekilde açık olması

    6. Tubanın ampulla kısmında döllenmenin (fertilizasyon) gerçekleşmesi

    7. Döllenmiş yumurtanın endometrial boşluk yönünde ilerlemesi

    8. Over hormonlarına yanıt veren ve döllenmiş yumurtanın gömülmesine (implantasyon)

    olanak veren sağlıklı endometrium varlığı

    9. Oluşan erken gebeliğin sağlıklı bir şekilde devamını sağlayacak uterin yapı ve hormonal

    desteğin varlığı

    10. Fetus ve plasentanın beslenme ve oksijenlenmesi için yeterli genel sağlık oksijeni.

    O halde kadın infertilitesinde ovulasyon olup olmadığı ve iki germ hücresini birleştiren yol

    vajina, servikal kanal, uterus kavitesi ve tubalarında bir patolojinin olup olmadığının

    araştırılması gereklidir. Bunlara ilave edilecek önemli bir husus da tubaperitoneal

    patolojilerdir. Araştırmaya geçmeden önce dikkatli bir anamnez alınması ve fizik muayene

    yapılması araştırmada neye öncelik vereceğimiz konusunda bizi yönlendirir.

    OVULATUAR BOZUKLUKLAR Ovulatuar faktör adı altında çeşitli patolojiler yer alır.

    Bunlar folikülün gelişmesi, ovulasyonun olmaması, ovulasyonun olup lüteinizasyonun

    yetersiz olması, folikülün rüptüre olmasına rağmen oositin atılamaması, içinde oosit

    olmamasına rağmen folikülün olgunlaşması, folikülde matürasyon bozukluğu sonucu atrezi

    gelişmesidir. Ovulatuar disfonksiyon kadına bağlı infertilitenin % 30 – 40’ını oluşturur.

    İnfertil hastalarda ovulasyonun olup olmadığı mutlaka tespit edilmelidir. Bu amaçla yapılan

    testler şunlardır:

    • Menstürel hikaye.

    • Serum progesteron düzeyi ölçümü.

    • Bazal vücut sıcaklığının monitörizasyonu.

    • LH monitörizasyonu.

    • Endometrial biyopsi.

    • Ultrasonografi ile ovulasyonun gözlenmesi. Menstürel Hikaye: Normalde ovule olan

    kadınlar genelde 21 – 35 günde bir düzenli adet görürler. Adet miktarı ve süresi sabittir. Adet

    öncesi göğüslerde şişkinlik, hassasiyet, dismenore gibi premenstrüel ve menstrüel

    semptomların varlığı da muhtemel ovulasyonun belirtileridir. Serum Progesteron Düzeyi

    Ölçümü: Serum progesteron düzeyi foliküler fazda genelde <3 ng/ml. dir. Ovulasyon

    sonrasında korpus luteumun oluşmasıyla birlikte luteinize olan granüloza hücrelerinden

    progesteron düzeyi LH eğrisinin başlamasından yaklaşık 12 saat önce anlamlı bir artış

    gösterir. Serum progesteron düzeyinin yükselmesi ovulasyonun indirekt bir bulgusudur.

    Progesteron ölçümü sekresyonun pik yaptığı midluteal dönemde yapılmalıdır.

    Ovulasyon olduğunu ispatlamak için midluteal fazda progesteron düzeyi en az 6,5 ng/ml.,

    ideali 10 ng/ml. veya daha fazla olmalıdır. Progesteronun pulsatil salınımından dolayı

    siklusun 20 – 24’üncü günleri arasında en az 3 ayrı günde alınan progesteron değerinin

    ortalaması dikkate alınmalıdır. Ayrıca yeterli progesteronun salgılandığı luteal fazın süresi de

    önemlidir ve ondört gün sürmelidir. Bazal Vücut Isısının Monitörizasyonu: Ovulasyon

    olduğunu göstermenin diğer bir yolu bazal vücut ısısının monitörizasyonu ile mümkündür.

    Bazal vücut ısısı foliküler fazdan düşüktür, ovulasyondan sonra luteal fazda vücut sıcaklığı

    foliküler faza oranla 0,1 – 0,30C artar. Ovulatuar kadında bazal vücut sıcaklığında izlenen bu

    bifazik patern siklusun ilk gününden itibaren, her sabah aynı saatte yapılan ölçümlerle

    kolaylıkla tespit edilebilir. Bazal vücut sıcaklığının en düşük seviyesi ovulasyondan bir gün

    önce yada ovulasyon günü izlenir. Ovulasyondan sonra oluşan korpus luteum tarafından

    salgılanan progesteronun hipotalamusa termojenik etkisi vardır. Vücut ısısının yükselmeye

    başlaması, progesteron konsantrasyonu >5ng/ml. olduğunda gerçekleşir. En fertil dönem

    bazal vücut sıcaklığının midsiklus pikinden 7 gün önceki dönemdir.

    LH Monitörizasyonu: Kan ve idrarda seri LH ölçümleri yapılabilir. LH eğrisinin

    başlangıcından 34 – 36 saat sonra ve LH pikinden 10 saat kadar sonra ovulasyon olur. Günlük

    LH üretiminin yaklaşık olarak %10’u idrarla atılır. LH tipik olarak sabah saatlerinde salınır ve

    ancak birkaç saat sonra idrarda ölçülebilir. Günde iki kez alınacak olan idrarda seri LH

    ölçümleri ile ovulasyon zamanını belirlemek mümkündür.

    Endometrial Biopsi: Ovulasyonun en güvenilir görüntüleme yöntemlerinden biri endometrial

    biopsidir. Geç luteal dönemde novak küreti veya pipel ile alınır. Endometrium biopsisinde

    doku fundusun ön veya arka duvarından alınmalıdır, vaskülarizasyonu daha zayıf olan alt

    segment tercih edilmemelidir.

    Endometrium biopsisi ile progesteronun endometrium üzerinde yaptığı değişiklikler

    saptanarak, siklusun ovulatuar olup olmadığı, sekretuar değişikliklerin siklus ile uyumlu olup

    olmadığı, endometrit, neoplazi yada tüberküloz gibi bir patolojinin olup olmadığı saptanabilir.

    Anovülatuar bir kadında endometriumda sekretuar değişiklikleri gözlenmez, endometrium

    proliferatif hatta hiperplazik olarak saptanır.

    Ultrasonografi İle Ovulasyonun Gözlenmesi: Ovumun atılmasından önceki ve sonraki

    olayların takibine dayanır. Öncelikle mensesin üçüncü gününde transvaginal ultrasonografi ile

    overler bazal olarak değerlendirilir. Spontan sikluslarda, siklusun 5 – 7. günlerinde dominant

    folikül seçilir. Ovulatuar gelişimin son dönemlerinde preovulatuar folikül günde 2 mm. büyür

    ve capı 20 mm. olduğunda ovulasyon gerçekleşir. Ovulasyondan sonra folikül küçülür,

    kenarları belirsizleşir, internal eko dansitesinde artma izlenir ve cul de sacta serbest sıvı

    izlenir.

    Peritoneal ve Tubal Faktörler : İnfertil çiftlerin %30-35 inde rastlanır. Pelvik inflamatuar

    hastalık (PID) anamnezi, septik abortus, appendiks rüptürü, geçirilmiş tubal cerrahiler,

    ektopik gebelik, nedeniyle yapılan operasyonlar akla tubal pasajı engelleyebilecek

    bozuklukları getirmelidir. Peritoneal faktörler ise genellikle PID, endometriozis yada

    geçirilmiş cerrahi sonrası oluşan peritubal ve periovarian adhezyonlardır. İlk PID atağından

    sonra tubal adhezyon riski %10-15, ikinci PID den sınra tubal adhezyon riski % 23, üçüncü

    ataktan sonra risk %54’tür.

    İnfertil kadınların tubalarını değerlendirmek için çeşitli teknikler kullanılır. Tubal pasajı

    değerlendirmede kullanılan en yaygın yöntem histerosalpingografi(HSG)dir. HSG siklusun

    erken proliferatif döneminde siklusun 6-10. günleri arasında yapılır. Tanıda HSG orta

    derecede sensitif iken, spesifitesi %90’ a yakındır. HSG ile genel infeksiyon riski %1’ den az

    iken yüksek riskli grupta %3’ dür.

    Genel olarak 3 film yeterlidir; 1 tanesi radyoopak madde uterin kaviteyi doldurduğunda 1

    tanesi de geç radyoopak madde peritoneal kaviteye geçiş olduktan sonra çekilir. HSG de

    bilateral tubal patoloji saptanmışsa ileri tetkik gereklidir. Tubal ve peritoneal patolojilerin

    tanısında en iyi teknik laparoskopidir. Laparoskopi yapılarak tubaların motilitesi, fimbrial

    uçların yapısı ayrıntılı olarak değerlendirilir.

    Servikal Faktör: Servikal mukusun özellikleri sperm reseptivitesini yansıtır. Servikal mukus

    preovulatuar dönemde (28 günlük siklusun 12-14. günleri) özellikleri açısından incelenir.

    Daha spesifik olmak gerekirse idrarda LH surge’ünün ertesi sabahı da test yapılabilir.

    Spermatozoa için reseptif preovulatuar mukus bol, ince, berrak, asellüler ve alkalendir.

    Serviks salgılarının özellikleri:

    • Ovulasyon öncesinde ve sırasında sperm penetrasyonuna izin verir; diğer zamanlar

    penetrasyona izin vermez.

    • Spermatozoayı vagenin uygun olmayan ortamından ve fagosite olmaktan korur.

    • Spermatozoanın enerji gereksinimlerine destek verir.

    • Spermatozoayı motilite ve morfolojilerine göre seçerek filtre eder.

    • Spermatozoa için kısa süreli rezervuar görevi görür.

    • Sperm kapasitasyonunu başlatır.

    Servikal mukusun salgılanmasında over hormonları rol oynamaktadır. Servikal epitel

    hücrelerinin salgısını 17 beta östradiol artırırken progesteron inhibe etmektedir.

    Preovulatuar servikal mukus spermatozoa için son derece reseptiftir. Postovulatuar

    progesteron etkisindeki mukus ve anovulatuar olup düşük östrojen düzeyleriyle seyreden

    dönemlerdeki mukus ise kalın az miktarda ve mat görünümdedir.

    Ovulasyon öncesi gerçekleşen östrojen piki sonrası servikal glandlarda maksimum

    stimülasyon olur, servikal mukus miktarı önemli ölçüde artar. Berrak ve elastik bir hal alır. Bu

    özellik Spinnbarkeit testi ile değerlendirilir. Ayrıca mukustaki östrojen etkisini gösteren Fern

    testinde ise servikal mukus lam üzerine yayılıp kurumaya bırakıldıktan sonra yapılan

    mikroskobik incelemede eğreltiotu (fern) yaprağı benzeri dallanma görüntüsü ortaya çıkar.

    Servikal mukusun reseptivitesi , spermin mukus içine penetre olup olmadığı ve servikal

    faktörün infertilite üzerine etkisi postkoital test (Sims-Huhner testi) ile değerlendirilir.

    Postkoital test, LH pikinin olduğu tahmin edilen zamanda yapılır. Test öncesi 48 saat

    öncesinden cinsel ilişki yaşamayan çiftin girdiği ilişkiden 2-8 saat sonra servikal mukus

    servikal kanaldan, eksternal os ve posterior forniksten alınarak makroskopik ve mikroskopik

    olarak değerlendirilir.

    Uterin Faktör: Uterusun kongenital anomalileri, uterin sineşiler, myoma uteri, endometrial

    polipler, tüberküloz, endometrit ve neoplaziler gibi çeşitli patolojiler uterin faktörü oluşturur.

    1. Uterus Anomalileri:

    a) Kongenital

    b) Edinsel

    2. Endometrial fonksiyon bozuklukları ve luteal faz defekti . Kongenital Uterin

    Malformasyonlar: Uterin anomalilerin insidans değerlendirmelerinde % 0,03- % 75 arasında

    bildirilmiş rakamlar vardır. Doğumların % 0,25 kadarında saptandığını belirten yayınların

    yanında infertilite çalışmalarında % 3,5 düzeyinde olduğunu belirten geniş serili çalışmalara

    bakıldığında, infertilite olgularında anomali beklentisinin 10-15 misli fazla olduğu ortaya

    çıkmaktadır.

    Bu anomalilerde genellikle ilk ve ikinci trimesterde gebelik kaybı meydana gelmekle beraber,

    implantasyon bölgesinde anomali mevcut ise implantasyonu da bozabilir. En sık görülen ve

    infertilite ile en fazla ilişkisi olan kongenital uterin malformasyon; uterin septumdur. Septum

    uteri fertil ve infertil kadınlarda eşit oranda (%1) görülmesine karşın, tekrarlayan spontan

    abortusu olan kadınlarda daha fazla (%3) görülür. Gerek septumu kaplayan endometriumun

    reseptivitesinin bozuk oluşu, gerekse septal kan akımının bozukluğu fertiliteyi olumsuz

    etkilerken günümüzde morbiditesi az ve başarı ile uygulanan histeroskopik cerrahi ile kolayca

    tedavi edilmektedir. Tedavi sonrası canlı doğum beklentisi %75’ lere ulaşırken, tedavi öncesi

    abortus %60’ dan fazla olmaktadır.

    Uterusun edinsel anomalileri: Leiomyomlar, endometrial polipler ve asherman

    sendromudur.

    Myoma uteri: İnfertilite nedenleri arasında %10 sıklıkta yer aldığı bildirilmekle beraber,

    infertilitenin tüm nedenleri ekarte edildikten sonra geriye sadece myoma uteri kalan hasta

    oranı %2-3’ tür. Myoma uteri olan kadınlarda fertilite oranı düşüktür.

    Submüköz ve intramural myomlar, endometrial kavitenin distorsiyonu, kornual obstrüksiyon

    ve uterotubal bileşkeyi kontrol eden nöromüsküler mekanizmanın bozulmasına neden

    olabilirler.

    • Asherman sendromu: En önemli nedeni endometrial küretaj ve geçirilmiş intrauterin

    enfeksiyonlardır. Hipomenore, amenore ve dismenore ile kendini gösterebilir. Tedavisinde

    histeroskopik yaklaşımla adhezyolizis yapılır. Adhezyolizis sonrası % 25-70 gebelik başarısı

    sağlanır.

  • Çiftler Ne Zaman Hekime Başvurmalı  ?

    Çiftler Ne Zaman Hekime Başvurmalı ?

    Doktora daha önce başvurması gerekenler var mı?

    Kısırlık bir yıl boyunca düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen

    hamile kalamama olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda eğer

    bir yıl veya daha uzun süredir hamilelik elde edilememişse

    kısırlık yönünden bir değerlendirilmeye gereksinim vardır.

    Ancak eğer kadının yaşı 30 veya üzerinde ise 6 aylık bir

    korunmasız ilişki sonrasında hala gebelik olmamışsa doktora

    baş vurmalıdır.  Ayrıca eğer adet düzensizliği varsa ki bu

    yumurtlama ile ilgili bir sorun olduğunu gösterebilir ya da erkekte bilinen bir problem varsa

    yine bir yıl beklenmeksizin doktora başvurulmalıdır.  Gebelik elde edilmeye çalışılan bu bir

    yıllık süre içinde hiçbir zaman endi şeye kapılmamalıdır.  Çünkü toplumda yaklaşık 7 çiftten

    birinde bu durum görülmektedir ve günümüzde kısırlığın tedavisinde oldukça ileri teknoloji

    kullanılmakta ve olguların önemli bir kısmında da gebelik elde edilmektedir.

    Erkekler hangi durumda bir yıldan önce doktora gitmelidir?

    Erkekte kısırlık nadiren belirti verir. Erkek İnfertilitesinin tam değerlendirmesini yapmak için

    akıntı ve idrar yapma güçlüğü ve yanma olup olmadı ğı sorulmalı ve tam idrar tahlili ile en az

    2 sperm analizi yapmak gerekir. Ürolog (bevliyeci) tarafından yapılan bir fizik muayene ile

    cinsel organlara ait patolojiler ortaya çıkarılır. Risk faktörleri varsa; örn, bilateral

    kriptorşitizm (iki taraflı inmemiş testis), kadın yaşı 35’den büyük ise, eğer çift erkek partnerin

    fertilite potansiyelini sorguluyorsa erkekler de bir an önce doktora gitmelidir. Ayrıca

    kemoterapi ya da radyoterapi tedavisi görecek ya da görmüş olan, ergenlik döneminde

    kabakulak geçirmiş olan,şeker hastası olan veya varikosel tanısı konmuş ya da bu nedenle

    operasyon geçirmiş olan erkekler evlendikten hemen sonra doktora gitmelidir.

    Önce erkek mi kadın mı doktora gitmeli?

    Öncelikle erkek doktora gitmelidir. Çünkü erkeğe yapılacak testler hem kolay hem sayıca

    daha az hem de maliyeti düşüktür.

    Size çocuğumuz olmuyor şikâyeti ile başvuran çifte nasıl sorular soruyorsunuz?

    Öncelikle yaş, adet düzeni, kasık ağrısı olup olmadığı, anormal vajinal kanama veya akıntı,

    daha önce geçirilen iltihabi hastalıklar ve başka sistemlere ait hastalığı olup olmadığı sorulur. 

    Daha önce hiç gebe kalıp kalmadığı, kalmışsa nasıl sonuçlandığı, düşük yapıp yapmadığı,

    ameliyat olup olmadığı ve herhangi bir doğum kontrol yöntemi uygulayıp uygulamadığı

    sorulur. Hastanın eşine daha önce cinsel bölgede hasar yapabilecek bir travma ya da hastalık

    veya ameliyat geçirip geçirmediği, enfeksiyonlar, herhangi bir ilaç kullanımı, tıbbi bir

    rahatsızlığı ve eğer varsa daha önce başka bir kadından gebelik elde edilip edilmediği sorulur.

    Ayrıca ne zamandan beri korunmadıkları ve ne kadar sıklıkla ilişkide bulundukları ve ilişki

    sırasında kayganlaştırıcı kremler kullanılıp kullanılmadığı yine sorular arasındadır. Ailede

    doğumsal anormallikler olup olmadığı sorulmalıdır. Kısırlık süresi, halen herhangi bir tedavi

    görüp görmediği, alerjik bir hastalık, meslek, sigara-alkol kullanımı, göğüslerden süt gelip

    gelmediği, tüylenme ve cinsel ilişki sırasında ağrı yine sorulan sorular arasındadır. Hastanın

    kilosu da mutlaka kaydedilmelidir.

    Meslek seçiminin kısırlık üzerine etkisi var mı?

    Bazı mesleklerin kısırlığa zemin hazırladığı bilinmektedir. Hamam ve saunalarda çalışanlarda,

    döner ustalarında, fırın ve maden işçileri ile uzun yol şoförlerinde, seramik, cam işinde

    çalışanlarda, tinerin kullanıldığı boya işinde çalışarak yüksek oranda bunun gibi kimyasal

    madde soluyanlarda sperm miktarında ve kalitesinde azalmalar tespit edilmektedir.  Ayrıca

    yorucu ve stres katsayısı yüksek olan polislik gibi mesleklerde de kısırlık oranları

    yükselmektedir.

    Çocuk sahibi olmayan çiftlerin hangi uzmana başvurması gerekir?

    Genel kadın-doğum uzmanları ilk değerlendirmeyi yapabilirler veya kısırlık konusunda

    uzmanlaşmış bir kadın-doğum uzmanına gidilebilir. Burada önemli olan güven duyulan ve

    hastanın kendini rahat hissettiği bir hekimi seçmesidir.  Ancak hasta gitmek istediği hekimin

    özgeçmişine bugün artık hemen her yerden bağlanması mümkün olan internet yoluyla

    ulaşarak onun ilgi alanlarını ve bugüne kadar yapmış olduğu çalışmaları inceleyerek karar

    vermelidir.

    Doktora başvuran çiftlere ilk yapılan tetkikler nelerdir?

    Tanısal amaçlı yapılan ilk tetkikler kısırlığın sebebini bulmaya yönelik, pahalı olmayan ve

    hastaya zarar vermeyen tetkiklerdir. Burada hastanın istekleri, yaşı, kısırlık süresi, tıbbi

    hikâyesi ve fizik ve jinekolojik muayenesi göz önünde bulundurulur ve ultrasonografi ile

    kadın iç cinsel organları değerlendirilir. Öncelikle erkekten üç ila beş günlük bir cinsel perhizi

    takiben bir sperm analizi istenir. Daha sonra kadının yumurtlama fonksiyonu hakkında bilgi

    edinmek için âdetin üçüncü günü kan alınarak hormon analizi yapılır. Adet bittikten 2 gün

    sonra ise yumurtanın ve spermin bir araya gelmesini sağlayan tüplerin açık olup olmadığını

    gösteren bir film çekilir. Bu işlem rahim ağzından boyalı bir madde verilerek yapılır.

    Başlangıçta yapılan bu tetkiklerden sonra hasta hakkında bir ön değerlendirme yapılır ve ileri

    tetkiklere gerek olup olmadığına karar verilir. Bunlar beyinde bulunan hipofiz bezinin, boyun

    bölgesinde bulunan troid bezinin, böbrek üstü bezlerinin incelenmesi ya da laparoskopi ve

    histeroskopi ile karın içi ve rahim içinin gözlenmesi gibi tetkiklerdir.

  • Kısırlık ( infertilite) Nedir?

    Kısırlık ( infertilite) Nedir?

    Genellikle kısırlık yani (infertilite) kadın da hiç gebeliğin oluşmaması ya da daha önceden gebelik oluşmasına rağmen başka bir gebeliğin oluşmaması şeklin de ortaya çıkmaktadır. Çoğunlukla bütün kadınların yaklaşık olarak %25’i hayatlarının herhangi bir dönemlerin de kısırlık vakası ile karşı karşıya gelmektedir. Ayrıca her kadının doğurganlık açısından da en verimli olarak görüldükleriyaş ise 25 civarı olmaktadır. Genel olarak 35 yaşından sonra ise kadındaki doğurganlık özelliği belirgin ölçüler de azalmalar göstermektedir.

    Evli bir çiftin 3 aylık bir dönem de ise gebelik şansına ulaşması ortalama %57 olmaktadır,aynı zaman da 6 aylık bir süreçte ise bu oranlar %72’dir. Ancak bir senenin sonrasın da %85 oranın da iken 2 sene sonrasın da ise bu oran oldukça düşerek %93 olarak söylenebilir.

    Kısırlık teşhisi için genç çiftler acele etmemeli!

    Genellikle genç çiftler de ise çok aceleci davranmamak daha da faydalı olmaktadır. Eğer çiftin yaşı 25 civarın da ise kısırlık (infertilite) tetkiklerine başlamak için aceleci davranmadan bir iki yıl kadar beklenebilir. Ancak yaşları 30 civarın da olan hastalar için kısırlık tetkiklerinin başlanması durumların farklılığına göre 6 ya da 12 ay içersin de gebeliğin oluşmaması yeterli olarak da görülebilmektedir.

    Kısırlık tedavileri ne kadar sürer?

    Diğer yandan kısırlık (infertilite) tedavileri için bir tedavi protokolü en azından 6 ay sürdürülmesi gerekmektedir. Kısırlık tedavisine başlayan çiftlerin özellikle bilmesi gereken ise sabırlı olmalarıdır. Erkekte ise üretkenliğin yani (fertiliteye) olan etkileri de mutlaka tartışılması gerekmektedir. Çoğunlukla erkeklerdeki üretkenliğin 35 yaşında iken en yüksek değerler de olması,45 yaşının sonrasın da belirgin olarak bir düşüş görülmesi, hatta 80’li yaşlar da bile baba olabilen erkekler de görülmektedir. Bu sebeple kadının yaşı kadar erkeğin yaş durumu çok fazla da önem taşımamaktadır.

    Kısırlık sebepleri nelerdir?

    Genel olarak erkekteki kısırlık sebepleri takriben %25 ile 45 oranın da, kadına bağlı olan sebepler ise %40 ile 55 oranındadır. Ayrıca her iki birey için kısırlığa bağlı olan sebep ise %10 ile 15 oranın da iken hiçbir şekil de kısırlık sebebinin bilinmemesi %10 ile 15 oranın da olarak bilinmektedir. Diğer bir deyişle ise kısırlık sebebinin çift için her iki bireyde de aynı derece de sorumluluk var olmaktadır.

    Erkek adaylarda kısırlık nedenleri genelde aşağıdaki sıralanabilir:

    • Aşırı sıcakta çalışmak veya bulunmak
    • Sürekli oturarak çalışmak
    • Kimyasal maddeye maruz kalmak
    • Aşırı alkol ve sigara tüketimi

    Çocukları olmayan çiftlere nasıl yaklaşmak gerekmektedir?

    Genellikle çift ile yapılan bir detaylı görüşme ile bazı nedenler daha önceden ortaya çıkarılması mümkün olmaktadır. çift ile yapılan görüşme sonrasın da ise temel tetkikler geçilmektedir. Genel olarak kısırlık (infertilite) tanısında en kolay tetkik olan erkeğin değerlendirilmesin de kullanılan sperm tahlili yani “spermiogram” yapılmaktadır.

  • CİNSELLİK

    CİNSELLİK

    Değişik alt başlıkları içeren geniş bir konudur. Gerekli gördüğünüz daha geniş bilgiler için hekiminize başvurunuz.

    1. Orgazm

    Beynin ve vücudun birlikte hareket etmesi ile ilgili bir olaydır. Kadın ve erkeklerde farklı farklı yaşanır. Kadın peşpeşe bir çok kez orgazm olurken, erkekte iki orgazm arasında en az yarım saat geçmelidir. Orgazm; beyindeki seksüel uyarılarla (görme, duyma, dokunma, koku ve fantezi kapsayan) başlayabilir. Beyin ve vücut uyarıları birlikte hareket etmediklerinde orgazm olmaz. Kadınlarda düşünme yolu ile orgazm yaşanabilir. Kadınlarda orgazm;
     

    • Uyarılma fazı
    • Plato fazı
    • Organik faz
    • Çözülme fazı

    olmak üzere 4 aşamada incelenebilir. Bunun yanısıra, orgazm bozuklukları da;
     

    • Rastgele (random) orgazm
    • Kortal anorgazm
    • Erken orgazm

    olarak 3 grupta incelenebilir. Orgazm olmamaya anorgazmi denir. Kişinin kendi kendine olan saygısını ve güvenini yitirmeye ve depresyano neden olabilir. Her ilişki de orgazm olunmayabilir. Bu normaldir. Orgazm olmaması cinsel isteksizlik yaratabilir. Partnerine ilginin azalması da orgazma engel olabilir. Bu tür kişiler başka partner ya da mastürbasyon ile orgazm yaşayabilir. Orgazm yaşamamak kadında mutlaka mutsuzluğa neden olur diye sonuç vermek yanlış olur. Ancak; orgazm yaşamak çiftlerde daha keyifli bir hayatları olmasına yardımcı olacaktır. Orgazm bozuklukları % 5 den daha az bir oranla organik nedenlere bağlı olabilir. Nörolojik bozukluklar, nörolojik ilaç kullanımları, diabet, alkolizm olumsuz sonuç verebilir. Ayrıca; psikolojik etkenler yani travma, problemli çocukluk geçirmek, ergenlikte problemli ve travmatik cinsel deneyimler, cinsel kimlik çatışmaları orgazmın yaşanmasını olumsuz etkileyebilir.

    Çiftler anorgazmin yaşantılarını olumsuz etkilememesi için, bunu gurur meselesi yapmadan ilgili merkez ve kişilere müracat etmeleri tavsiye edilir.

    2. Kızlık Zarı

    Tıp sözlüğünde Hymen olarak geçer. Fizyolojik amacı ve görevi bugüne kadar açıklanamamıştır. Buna rağmen, embriyonik dönemde mikroorganizma ve yabancı cisimlerin vajina içine girişini önlediği sanılmaktadır. Kızlık zarı, fizyolojiden çok sosyolojik açıdan toplumlarda daha çok ele alınmıştır. Her toplumda degişik ölçülerde sosyolojik öneme sahiptir. Gelişmiş toplumlarda cinsel şiddete ve istismara maruz kalan çocukların tanınmasında incelenir. Gelişmekte olan toplumlarda (ülkemiz dahil) günümüzde saf, el değmemişliği yani bekareti ifade etmektedir. Fizyolojik ve anatomikten çok sosyolojik fonksiyonu vardır.

    Hymen, anatomik olarak incelendiginde belirli bir yapıda olmadığı görülür. Vajinanin hemen girişinde, dudakların 1-1.5 cm. içindedir ve küçük dudaklara bağlıdır. Dış genital oluşumlardan birisi olarak kabul edilir. Dışarıya bakan ön yüzü deriye; içeriye bakan arka yüzü mukozaya benzer. Nadir olarak doğuştan olmayabilir. Çocukluk döneminde sert olan hymen ergenlikte östrojen hormonunun salgılanmasına bağlı olarak esner ve değişime uğrar. Kızlık zarının şekli, kalınlığı ve esnekligi her kadında farklılıklar gösterir. Vajina ortasında adet kanının ve vajinal salgıların dışarıya akmasını sağlayan deliğin şekli ve yapısı kızlık zarının türlerinin belirlenmesinde kullanılır. Türleri ;
     

    • Annuler Hymen
    • Kresentrik Hymen
    • Septali Hymen
    • Kribriform Hymen
    • Imperfore Hymen
    • Mikroperfore Hymen
    • Multipar Hymen

    olarak yedi grupta incelenir. Kızlık zarı deliğin ve serbest kenarın karakteri, zarın kalınlığı ve mukavemetine göre de sınıflandırılabilir.

    Hymen, genelde ilk cinsel ilişki ya da yabancı bir cisim girişi ile yırtılır. Az miktarda kanama olur. Yırtıklar birkaç gün içinde nedbeleşir ve bir daha kanama olmaz. Bazen ilişkiden sonrakı birkaç ilişkide de kanama olabilir. Bazen bir ilişki olmasa da hymenin serbest kenarı düz olmaz ve çentikler bulunur. Kadinlarin % 20 sinde bu çentikler bulunur.

    Genellikle zarın yırtılması, deliğin penis çapından küçük olmasından dolayı olur. Ancak; penisin girişine müsait genişlikte delikler de bulunduğundan kızlık zarı birçok ilişkiye rağmen yırtılmayabilir ve kanama olmayabilir. Böyle zarlara, ilişkiye (duhule) müsait zar denir. Kadınların % 26-41 ilişkiye müsait zara sahiptir.

    İlk ilişkinin ağrili olup olmaması, erkeğin yavaş ve yumuşak davranışına da bağlı olmasına rağmen, bazen ciddi ağrılar olabilir. Genelde de herhangi bir rahatsızlık olmaz. Ancak yine de erkeğin davranışı ve yaklaşımı son derece önemlidir.

    Kızlık zarının yırtılmasında kanama miktarı genelde azdır ve kısa sürede kendiliğinden durur. Bazen kızlık zarı arkasında damar açığa çıkar ve kanama durmaz. Bazende vajinal girişinde ya da içinde yırtıklar oluşabilir ve şiddetli durmayan kanamalar olabilir. Bu durumlarda cerrahi müdahele ve dikis gerekebilir. Dikişler, kızlık zarını onarmaz. Kızlık zarı yırtılmasına rağmen kanama olmayabileceği gibi yırtılamadığı halde dış kısımlarda yırtık ya da sıyrık olabileceğinden kanamalar görülebilir.

    Kızlık zarı, ilişki olmadan ya da delikten daha büyük bir cisim girmeden de bozulma yapabilir. Örn. ata-bisiklete binme, bacakları çok açmayı gerektiren aktiviteler ya da kaza ve travma hymen bozulmalarına neden olabilir. Bir kez bozulan kızlık zarı kendi kendini onarmaz. Aradan 7-8 gün geçtikten sonra ne zaman yırtıldığı da anlaşılamaz. Kızlık zarı bozulmadan spermler içeri girebildiğinden dış gebelik de dahil olmak üzere gebelik olabilir. Zar yapısı uygun kişilerde kızlık zarına zarar verilmeden spekulum incelemesi ve kürtaj yapılabilir. Akıntı sorunu olabilecek bakirelerden vajinal kültür alınabilir.

    Kızlık zarının bozulup bozulmadığı muayene ile anlaşılabilir. Ancak, doğal çentik yapısında olan hymen de karar vermek güç olabilir. Jinekolog kolposkopik incelemeyi uygun görebilir. Kanama ile de kızlık zarının bozulup bozulmadığı anlaşılamaz. Kızlık zarı, % 100 kanama olması garanti edilemese de tamir edilebilir. Tamir edilen hymeni ancak jinekolog ya da adli tıp anlayabilir. Tamir için ilişkinin sayısı önemli değildir. Hatta doğum yapan kadın için bile tamir yapılabilir. Ancak; tamamen tamir edilmesi ya da eski haline getirilmesi olanaksızdır. Vajina duvarından alınan parçalarla yeni bir hymen yaratılmasına karşın, yara kolayca enfekte olabilir. Kızlık zarı tamirinin ilk gece cinayetlerini büyük ölçüde azalttığı bilinmektedir.

    3. Gebelik ve Cinsellik

    Yaşamda büyük önem taşıyan cinsellik, gebelikte çoğunlukla olumsuz etkilenir. Her şeyin normal gittiği durumlarda son dört haftada cinselliğe kısıtlama getirilebilir. Erkeğin ejekulasyon sıvısı içinde bulunan bazı maddelerin rahim kasılmalarını başlatabileceği ihtimali ile ilişki son dört haftada önerilmez. Kanamasi olan, düşük öyküsü olan veya erken doğum riski bulunan gebelerde ilişki kesinlikle yasaktır. Daha önce tekrarlayan düşük öyküsü ve erken doğum yapan gebelerde ilk iki ay ilişki kısıtlanabilir. Erkek veya kadın da genital enfeksiyon varlığında da enfeksiyon tedavisi tamamlanana kadar ilişki yasaklanmalıdır. Riskli gebelikler sınıfına giren plasente previa durumunda da kanamayı başlatma riski nedeni ile ilişkiye girilmesi sakıncalıdır. Bunlar dışında, normal seyreden gebelikte cinsel ilişkinin olumlu ya da olumsuz hiç bir etkisi yoktur. Ancak özellikle ilk gebeliğini yaşayan annelerin gebelik sürecine uyum sağlama aşamasında cinselliğe karşı soğukluk olabilir. Zaten gebelik, kadının hayatını kökten etkileyen bir süreç olduğundan cinsellik ve cinsel yaşam çoğunlukla olumsuz etkilenir. Kadın fiziksel değişiminin yanında psikolojik değişimler de yaşar. Psikolojik korkular nedeniyle ilişkiden kaçan bir gebe kadına anlayış göstermek ve zorlamamak gerekir.

    4. Vajinismus

    Psikiyatrinin ilgi alanına giren bir durumdur. Vajina girişini çevreleyen kasların istemsiz olarak kasılması ve penetrasyona izin vermemesidir. Tampon, muayene gibi durumlara da müsade etmez. Her yaş grubundaki kadında görülebilir. Bu problemi olan kadınların cinsel istek ve orgazm açısından problemleri yoktur. İstekleri oldugu gibi, cinsel ilişki dışında orgazm yaşayabilirler. Primer ve seconder olmak üzere iki çeşittir. Fobi olarak da adlandırılan primer vajinismus da, kişi hayatında hiç bir cinsel ilişki yaşayamamıştır. Seconder ise, daha önceden problemsiz cinsel ilişki yaşamış olmasına rağmen sonradan ortaya çıkan vajinismustur. Partnere karşı olan ilgisizlik ve disparonio’ya neden olan faktörler seconder vajinismusu etkileyebilir.

    Primer vajinismusun en önemli nedeni korkudur. Cinsel birleşme istenmesine rağmen bilinçaltındaki korkular buna engel olur. Denemeler kısır döngüye girer. Erkekte erektil bozukluklara yol açabilir. Tedavi genellikle çiftlere psikoterapi uygulanarak yapılmalıdır. Ancak; jinekolojik olabilecek nedenlerin de bu durumu yaratmadığından emin olmak gerekir. Bunun yanında, bu durumda olan kadına partnerinden gelecek ruhsal destek de tedaviye yardımcı olacaktır. Bu durum kadınlıkla ilgili olmadığının hastaya anlatılması, hastayı rahatlatacaktır.

    5. Gebe Kalmak İsteyenler İçin Öneriler

    Kısaca aşağıda anlatılan durumlara dikkat edilirse, gebe kalma olasılığı artacaktır.

    • Gebe kalma planı yapılan zamandan 3 ay önce korunma bırakılmalıdır.
    • Gebe kalmak için en uygun zamanda gün aşırı ilişkide bulunulmalıdır.
    • Gebelik için en uygun dönemdeki ilk ilişkiden önce ve iki ilişki arasında erkeğin 48 saat boşalmaması en uygundur.
    • Sabah erken saatte ilişkide bulunulmalıdır.
    • Kayganlaştırıcı kullanılmamalıdır.
    • Hiç bir zaman için vajinal duş yapılmamalıdır.
    • Vajinanın doğal duruşunu sağlayan gebelik için uygun pozisyonlar tercih edilmelidir.
    • Alternatif seks yöntemlerinden uzak durulmalıdır.
    • Su altında ilişkide bulunulmamalıdır.
    • 6. Ağrılı Cinsel İlişki

    Cinsel ilişki esnasında, kadının geçici ya da sürekli ağri duymasıdır. Nedenleri psikolojik ya da fiziksel kökenli olabilir.

    Fiziksel nedenler;
     

    • Genital organlarda enfeksiyon
    • Geçirilmiş operasyon ya da radyoterapi gibi nedenlere bağli nedbe dokusu
    • Epizyotomi nedbesi
    • Miyom ya da diğer rahim tümörleri
    • Endometriozis
    • Normalden daha kalın kıizlık zarı
    • Ürethrado (mesanenin vajinaya açılan kısmı) zedelenme
    • Yetersiz kayganlık
    • Menapoz sonrasında olduğu gibi hormon yetersizliğine bağlı vajinal kuruluk
    • Orgazm
    • Semen alerjisi
    • Mantar enfeksiyonları
    • Vajinal enfeksiyonlar
    • Alerjik reaksiyonlar
    • Cilt hastalıkları
    • Genital uçuklar
    • Travma ve tahrişler
    • Pelvik enfeksiyonlar
    • Rahim ve idrar kesesinde sarkma
    • Karın içi yapışıklıklar
    • Barsak hastalıkları

    Psikolojik nedenler;
     

    • Gebe kalma korkusu
    • Gebelik esnasında bebeğe fiziksel zarar gelebileceği korkusu
    • Yetersiz ön sevişme neticesinde
    • Cinsel tecrübe ve bilginin yetersiz olması
    • Daha önceden geçirilmiş seksüel yaralanma ya da psikolojik travma
    • Partnere karşı geçici isteksizlik

    Disparonia tedavi edilmediği takdirde kişilere zarar verir. Cinsel deneyimlerden keyif almayı engeller. Uzun dönemde kişinin kendine olan saygısını zedeler. Tedavide asıl amaç, neden olan psikolojik ya da fiziksel nedeni ortaya çıkarmak ve bunları ortadan kaldırmaktır.