Etiket: Kadın

  • Menapoz

    Menapoz

    BOLU’daki Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum

    Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Melahat Dönmez, menopoz döneminin kadının cinselliğe

    bakışını olumlu etkilediğini söyledi. Prof.Dr. Dönmez, “Bu dönemde hormon desteği alan

    kadınlarda hem psikolojik, hem de cinsel ilişki problemleri ortadan kalkmaktadır” dedi.

    Prof.Dr. Melahat Dönmez, kadınlarında menopoza girme yaşının 47-49 olduğunu,

    yumurtalıkların yaşam süresi, menopoza ne zaman girileceğinin yumurtalık içerisindeki

    yumurta hücre göre ve hormon düzeylerine göre belirlendiğini anlattı. Günümüzde

    kadınlarımızın ortalama yaşam süresinin 75 olarak kabul edildiğine dikkat çeken Prof.Dr.

    Dönmez, şöyle dedi:

    “Menopoz yaşı 49 civarı olduğuna kalan 25-26 yılı yani kadın hayatının yaklaşık 3'te 1'i

    menopoz döneminde geçmektedir. Bu nedenle 25 yılı kaliteli yaşamak gerekir. Yaşam

    kalitemizi artırmak için çaba sarfetmeliyiz. Menopozal dönem hastalık değil, doğru ve

    yeterli takiplerle sağlıkla ve mutlulukla geçirilecek ikinci bahar dönemidir. Bunun için bu

    döneme yaklaşıldığında mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına giderek

    özellikle de ileri yaşlarda sıklığı artan ‘kötü huylu kadın' hastalıklarından korunmak

    amacıyla gerekli kontrolleri yaptırmalıdır.”

    Menopozu, ‘Yaşamın ikinci baharı' kabul edip, bu dönemi çok iyi geçirmek gerektiğini

    söyleyen Prof.Dr. Dönmez, “Bunun hayatın fizyolojik doğal dönemlerinden biri olduğunu

    kabullenmek, psikolojik olarak hazırlıklı olmak, hormonal değişimlerin etkilerine uyumu

    kolaylaştıracaktır. Bu dönemde beslenme, ailevi destek, fiziksel egzersizler, çeşitli uğraşı

    ve hobiler ile tıbbı yardım önemlidir” diye konuştu.

    Prof.Dr. Dönmez, menopoz döneminde gebelik riskinin ortadan kalkmasının kadınların

    cinselliğe bakışını olumlu etkilediğini açıklayarak, şöyle konuştu:“Hormonal yetersizlik

    sebebiyle vaginada kuruluk, ağrılı cinsel ilişkiye sebep olabilmektedir. Bu dönemde

    hormon desteği alan kadınlarda psikolojik, hem de cinsel ilişki problemleri ortadan

    kalkmaktadır. Tüm bunların yanı sıra hormonal destek uykuyu düzenlemekte ve

    psikolojik sıkıntılarda belirgin azalmaya sebep olmaktadır. Hormon tedavisi kadının bu

    döneme uyum sağlamasını kolaylaştırır. Ateş basması, terleme, vaginada kuruluk

    sebebiyle ortaya çıkan cinsel problemlerin giderilmesinde faydalı olduğu gibi, erken

    başlanması durumunda kemik erimesi sürecini de yavaşlatmaktadır. Hormon tedavisinin

    uyku düzeni üzerindeki olumlu etkileri, kalın bağırsak kanseri riskini azaltması, alzheimer

    hastalığı riskini azaltması, psikolojik durum üzerinde olumlu etki göstermesi, vajina ve

    idrar yollarında incelmelerin önlemesi gibi yararlı etkileri göz önünde bulundurulduğunda

    hormon tedavisi önerilir.”

    Prof.Dr. Melahat Dönmez, kadınların menopoz döneminde kepekli ekmek, yeşil sebze,

    kök bitkiler, baklagiller, balık, taze meyve, beyaz et, zeytin yağı, yeşil çay, ceviz ve fındık

    yemelerini önerirken fiziksel aktivite ve egzersiz programları ile sağlıklı vücuda sahip

    olacaklarını söyledi.

  • Her 10 kadından biri “Vajinismus”

    Her 10 kadından biri “Vajinismus”

    Tedavisi çok basit olmasına rağmen ülkemizde birçok kadın, “vajinismus” hastalığı nedeniyle ilişkiye giremediği için halen şiddet görüyor.

    Kadınlarda cinsel ilişkiye girememe sebeplerinin başında gelen bu hastalık, tüm dünyada yaygın ve Türkiye’de her 10 kadından 1’inde görülüyor.

    “Vajinismus sorunu, bilimsel yöntemler ve etik değerler ışığında tedavisi mümkün olan bir cinsel sorundur. Günümüzde yoğunlaştırılmış bir vajinismus tedavi programı ile ortalama 3 gün içerisinde kalıcı çözüme ulaşmak hayal olmaktan çıkmıştır” dedi.

    Dr. Pınar Doğan, “Cinsel birleşme sırasında kadının istemsiz bir şekilde kendini kasması sonucunda cinsel birleşmenin olmaması veya çok zor olması” şeklinde tanımlanan hastalığın, ülkemizde yaygın olarak görüldüğüne dikkati çekti. Hastalarda kasılmaların, sadece cinsel ilişki sırasında değil, aynı zamanda karın, bel, sırt, bacak gibi vücudun başka bölgelerindeki kaslarda da görülebildiğini belirterek,” Bu kişiler, cinsel ilişkiyi izleyen gün içerisinde vücutta yaygın olarak kas ağrıları yaşıyor. Kas ağrılarının yaygın olması, hastalığın şiddetli olduğu anlamına geliyor” diye konuştu.

    Kadının Tamamen Kontrolü Dışında

    Tamamen kadının kontrolü dışında yaşanan bu kasılmaların, endişe ve korkuya neden olurken, panik atak benzeri bir duruma da yol açabildiğini anlatan Dr. Pınar Doğan, “Kadınlarda cinsel ilişkiye girememe sebeplerinin başında gelen ve “ilk gece korkusu” olarak da tarif edilen hastalığın tedavisi de artık çok basit” dedi.

    Vajinusmus Tedavisi Yapılmazsa Ne Olur ?

    Vajinismus tedavisi yapılmaması durumunda her cinsel birleşmede sorun yaşanacağını kaydeden Dr. Pınar Doğan, “Vajinismus tedavisi yapılmadığında cinsellik göz ardı edilmekte ve günlük yaşamlarında olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Vajinismus tedavisi yapılması ile beraber birçok sorun rahat bir şekilde ortadan kaldırılabilmektedir” dedi.

    Vajinusmus Nedenleri

    Dr. Pınar Doğan, hastalığın nedenlerine de dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Kadının kendini kasması aslında bilinçaltında kötü birşeye karşı kendini savunmasıdır. Vajinismuslu kadınların cinselliğe yönelik yoğun kaygı ve endişeleri vardır. Çocukluktan itibaren kadına cinselliğin kötü ve ona zarar verebilecek birşey olarak öğretilmesi; ilişki sırasında tepkisel olarak istemsiz şekilde vajinal kasları ve bazen de tüm vücut kaslarının kasılmasına neden olmaktadır. Bu kasılmalar sonucu cinsel ilişki son derece ağrılı ve imkansız hale gelmektedir.

    Geçmişte yaşanan kötü cinsel tecrübeler (taciz, tecavüz veya ilk cinsel birlikteliğin çok ağrılı olması veya cinsellikle ilgili kulakdan duyma yanlış ve eksik bilgilendirmeler) vajinismusa zemin hazırlamaktadır.”

    Katı Toplumsal Kurallar

    Katı toplumsal kuralların egemen olduğu ve cinselliğin ayıp, günah ve yasak düşüncesinin yerleştiği toplumlarda vajinismus ve diğer cinsel problemlerle çok sık karşılaştıklarını anlatan Dr. Pınar Doğan, konuşmasını şöyle sürdürdü;

    “Benzer nedenlerden dolayı, bizim toplumsal yapımızda da kızlık zarının korunması gereken çok önemli bir yapı olarak öğretilmesi, vajinismusun alt yapısını oluşturmaktadır. Kadının cinsellikle ilgili kötü bir tecrübe veya inanışı olmasa da bazen kötü bir jinekolojik muayene, doğum veya kürtaj hikayesi de kadınlarda sonradan (sekonder) vajinusmus gelişmesinin en sık nedenlerinden birini oluşturuyor.

    İlk cinsel birliktelikle ilgili yanlış veya eksik bilgilendirmeler, penisin vücuda zarar vereceği ile ilgili inanışlar, kızlık zarının bozulması sırasında aşırı kanama ve ağrı olacağı korkusu veya gebe kalma endişesi vajinismusa yolaçmaktadır. Vajinismuslu kadının bilinçaltında cinselliğe yönelik yoğun endişe ve korkuları vardır. Vajinismus kadının bu korkulara karşı geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır.”

    Yapısal Bozuklukla İlgisi Yok

    Dr. Pınar Doğan, Vajinismus hastalığının kadın genital organındaki yapısal bozukluğu ile ilgili olmadığını vurgulayarak, “Vajinismuslu hastalar çoğu zaman vajinasının ileri derece dar ve küçük olduğu için ilişkiye giremediklerini düşünürler. Oysa bu düşünce tamamen yanlıştır. Çünkü vajina son derece esnek yapıda bir organdır. Doğum sırasında bebeğin başını çıkaracak genişliğe kadar ulaşabilir. Cinsel birliktelik sırasında da son derece gevşek bir kıvama gelebilir” dedi.

    Tedaviden Korkmayın

    Doğan, bastırılmış duygular, korkular ve aile baskısı ile kadınların değerlerinin köreltildiğini söyledi. Bu tür toplantılarla kadınlara bir nebze olsun yardımcı olmayı amaçladıklarını ifade eden Doğan, tedavisi bu kadar basit ve kolay olan bir sorun için ülkemizde her gün birçok kadının şiddete maruz kaldığını, suçlandığını, hatta kadın cinayetleri yaşandığını belirtti. Doğan, “Kadınlarımız artık tedaviden korkmamalı, hastalığını saklamamalı” dedi.

  • VAJİNUSMUSTA  DOĞUM

    VAJİNUSMUSTA DOĞUM

    Vajinismus ve gebelik kelimeleri yan yana geldiğinde biraz farklı algılanabilir.
    Vajinismus kadınlarının en bilgisiz olduğu konulardan bir tanesi, nasıl olsa cinsel ilişkiye girmiyorum o halde gebe kalmam düşüncesidir. Bu yanlış bilgi pek çok vajinismus kadının istemediği ve hazır olmadığı bir zamanda gebe kalmasına yol açar. Vajenin ağız kısmına dökülen spermlerin içeri kaçması yada penisin sınırlı girişi sayesinde gebelik oluşabilir.Bazen süreç böyle gelişmez. Kendi ailelerine vajinismus gerçeğini anlatmazlar. Çevrenin baskısı başlar. Torun istenilir. Vajinismus kadını o gün ertelediği ve kaçındığı hastalığı ile yüzleşecektir. Hamile kalma arzusu kadınları vajinismusa neden olan korkularını aşmak için cesaretlendirebilir. Çocuk arzusu olan kadınlarda başarı oranı çok yüksektir. Bu motivasyon tedavide beraberinde avantaja dönüşür. Eğer sonuç tedavide olumsuzluk olursa, korkulan ve istenmeyen o döngüye girilir.
    Sonuç ta tüp bebek merkezine giderek doğal olmayan bir yöntemle gebe kalmaktır. Son yıllarda bakire olup da tüp bebek tedavisi gören danışanların sayısında inanılmaz artış vardır. Bu merkezlere gelerek tüp bebek sahibi olmaya karar veren aileler, bu seviyeye gelene kadar kadın doğum, psikiyatris ve psikologlara gitmiş, belki de ümitlerini kaybetmiş olabilirler. Artık bu sorunun hayatlarının bir parçası olduğunu kabullenirler.

    Bilinmesi gereken bir başka gerçek de vajinismus hastasının bu sorununun çözülmeden gebe kalması beraberinde başka sıkıntıları getirecektir. Gebelik sürecinde kadın bebeğinin içinde büyümesi ile beraber doğuma dair giderek daha çok kaygı duymaya başlar. Penisin giremediği bir vajenden bebeğin o kocaman başı nasıl çıkabilir korkusu, zihnini yorar durur. Doğum şekli gebenin zihninde kocaman bir soru işareti iken doktorlar da bu süreci atlatmakta sıkıntı duyabilir. Çünkü bu kişilerde doğum korkusu, doğum sonrası korkular, gebelik ve doğum harici genel hayat kaygıları da üst safhadadır.Gebelerin yaşam döngülerinde kuramadıkları güven ilişkisini doktorları ile kurmaları çok önemlidir.

    Doğumun nasıl yapılacağı kadının ve hekimin birlikteki kararına bağlıdır.

    Normal doğum yapılması açısından vajinismuslu bir kadın ile vajinismusu olmayan bir kadın eşit derecede risk altındadır. Vajinismuslu bir kadın isterse normal doğum yapabilir ancak normal doğumun vajinismusu iyileştirmek gibi bir özelliği yoktur. Normal doğum yapınca vajinismus iyileşir düşüncesiyle, bir vajinismus hastasını normal doğum yapmaya zorlamak doğru değildir. Oysaki vajinismus da kasılan vajina değildir. Beyindeki korkulardır. Zihin gevşemeden vajina hiçbir zaman gevşeyemez. Dolayısıyla doğumun vajinismusu iyileştireceği bir durum yoktur.
    Ancak doğumdan önce iyileşen vajinismus hastalarının çoğu vajinismus tedavisi sonrasın da gevşemeyi ve nefesi çok iyi kullanmayı öğrenirler. Doğum sürecindebu tecrübelerinden faydalanarak doğumu çok rahat geçirirler. Oysaki terapi olmayan vajinismus gebelerinde doğum epidural bile olsa, zihinsel terapi süreci tamamlanmadığından doğum travmaya dönüşebilir.
    normal doğum yapan kadınların oranının zaten çok yüksek olmadığını, sezaryan oranlarının yüksekliği düşünüldüğünde vajinismuslu bir hastanın doğumla ilgili aslında bir sorunu olmadığı görülebilir. Sezeryan yöntemi ile doğumun hakkı bile olduğunu düşünebilir.
    Bu çiftler doğum yöntemi olarak sezeryanı tercih eder. Çözümse o an için en kolayı istenmeyen bir zamanda oluşan gebeliği doğal olmayan bir doğum yöntemi sezeryanla bitirmektir.

    Vajinismus sorununa rağmen çiftlerin şans eseri yada tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olmaları bu problemin gerçek çözüm yollarından uzaklaşılmasına ve ertelenmesine yol açar.. Vajinismus sorunu yaşayan çiftler bu tarz çözümlere girmeden cinsel terapi ile sorundan kurtulmalıdır. Vajinismus tedavisi kısa süreli ve başarı ile sonuçlanabilen bir süreçtir. Yeter ki kendilerine inansın bunu başarabileceklerini bilsin ve bu konuda tecrübelerine güvendiği bir cinsel terapistle iş birliği içinde olsun.

    Kliniğimizde gebe olan vajinismus hastalarına cinsel tedaviler verilmektedir. Gebelikte vajinismus sorunun yenilmesi doğum sırasında rahatlama sağlayacaktır. Ayrıca sezaryen ameliyatı yerine normal doğum kapısının da açılmasını sağlayacaktır. Kaldı ki doğum sonrası yaşanılan koşuşturmadan dolayı çiftlerin tedavi için zaman bulma şansları da azalmaktadır.

  • VAJİNİSMUS VE ÇOCUKLUK DÖNEMİ

    VAJİNİSMUS VE ÇOCUKLUK DÖNEMİ

    Vajinismusun dinamik temelinde ödipal çatışma yatmaktayken, yine bu bağlamda nesne ilişkileri açısından da anne, baba ve kız ilişkilerinin değerlendirilmesinde fayda vardır.

    Ödipal döneme geçiş yani 4-6 yaş arasında baba kız çocuğunun psikoseksüel gelişim süreci için çok önemli bir faktördür. Bu dönemde baba kız çocuğunun anne ile olan çatışmalarında annenin gücünü kontrol edebilecek tek varlıktır. Anne tarafından yutulmasını önleyecek yegane güçtür. Anne kız çocuğunu adeta kendisinin bir uzantısı olarak görür ve onun her davranışını kontrol etmeye çalışır. Babanın sayesinde annenin bu güçlü bağından kız çocuk kurtulabilecektir. Eğer baba bu süreci güzel yönetebilirse kız çocuğunun bireyselleşmesini ve kadınlık alanına girmesini destekleyecektir. Baba bu süreçte kararlı, güvenilir ve kendini ortaya koyup kızına destek olabilmelidir. Gel gör ki annelerin babalara bu konuda fırsat vermediği bir gerçek vardır. Anneler buna olanak tanımaz, babayı içeri alma konusunda isteksizdir ve fazla kuşatıcıdırlar. Bu kuşatıcı çemberi kırmak için babaların güçlü ve kararlı olması gerekmektedir. Bu kızların babaları aşırı derecede otoriter şiddete meyilli olabilir. Şefkatsiz, güven vermeyen, tekin olmayan insanlardır. Agresifdirler, baskıcı ve etrafındaki insanları görmeyen bir yapıları olabilir. Annenin sevgi nesnesi olamadığı gibi kız için de güvenilir bir nesne değildir. Vajinusmus babaları kızlarının ilişki dünyasınını annelerine terk etmiştir. Bu babalar kızın yaşamında fiziksel olarak var olan ama hiçbir şekilde işlevsel olmayan babalardır.Eğer ortamda da var olurlarsa da güvenilmeyen yabancı bir nesne olarak algılanırlar.

    sebahat

    Bu dönemde kız çocuğu, erkek çocuğuna göre daha büyük bir yükün altına girer. Erkek çocuk daha önceden bağlı olduğu birincil nesne annesi ile yoluna devam etmektedir. Oysa kız çocuğu biricik annesinden ayrılıp bu evrede babayı keşfe başlar. İşte bu dönem kız çocuğunun anne ile rekabete başladığı dönemdir. Anneler kızlarının kendilerine daha çok benzediğini ve kendilerinin uzantısı olduğunu düşünür. O yüzden kız çocuğunun anne den ayrımlaşma ve bireyleşme süreci daha zor olmaktadır. Bu dönemde kız çocuk anne ile özdeşerek kadın olmaya çalışırken, öte taraftan da ondan ayrımlaşmaya çalışır. Anne kız ikili bağı babanın devreye girmesi ile genişlemektedir. Böylece kurulan üçlü ilişkiler çocuğun aileyi bir küçük topluluk gibi algılamasını ve sosyalleşmesini sağlar. Eğer bu ilişki sorunlu olursa ve baba ile kız arasında güven üzerine kurulan bir ilişki olmaz ise kız çocuğu edipal dönemde sorunlar yaşar.

    Anne çocuğuyla ilişkileri sırasında hem babanın varlığını hem de karşı cinsden bir erkeğin oluşunu kızına gösterir. Anne bunu eşine karşı olan kadınsı arzusunu baştan itibaren ortaya koyarak sağlamaktadır. Kız çocuk annesi ile sağlıklı bir özdeşim süreci kurarak döngüyü olumlu bir şekilde tamamlar. Kız çocuk ancak, annenin kendisine olan arzusu ile özdeşleşerek, anneliği ve annesinin eşine olan arzusu ile özdeşleşerek te kadınlığı içselleştirerek ilerde hem anne, hem de kadınlığı birleştirebilecektir. İşte vajinismuslu kadınlar bu dengeyi çok kuramazlar daha çok anneden kadınlığa dönüşemeyen bu süreci sağlıklı atlatamayanların bir sorunu olarak görmekteyiz.

    Sonuç olarak ödipal dönemde yaşanan patoloji ile babanın üçüncü bir nesne olarak içeri alınmaması ve babayla güvenli bağın kurulamaması, anne ile ayrımlaşma ve bireyleşme sürecini sağlıklı bir zeminde tamamlanamaması ve bekaretin kaybı ile bedensel bütünlüğünün zedelenip tam ve bütün olmanın yok olması vajinismusun dinamik nedenleri arasında sayılabilir. İşte böyle bir süreçte beden bütünlüğünün bozulmasına yönelik tehdit algısı penise karşı bir penetrasyon tehlikeli düşüncesine dönüşebilir. Kadın bu eyleme karşı tek savunması ve son korunması dış dünyaya bedenini kapatmaktır. Zihnini ve bedenini eşine karşı korumak için kapatacaktır.

  • VAJİNİSMUS NEDİR

    VAJİNİSMUS NEDİR

    Vajinanın girişine dokunulduğunda , vajinanın 1/3 dış kısmının istemsiz kasılmasıdır. Bu kadınlar acıyacak korkusu ile cinsel birleşmeden kaçarlar. Cinsel terapi kliniklerine en sık müracaat sebebi olmuşlardır. Genelde kliniklerde tek taraflı bir sorun olarak terapiste iletilir. Oysaki temel sorun birleşememedir.

    Kadının olmasını istediği halde, penis, parmak, veya başka bir nesnenin vajinaya girmesine müsaade etmemesidir. Fobik bir kaçınma hareketidir. İstemsiz pelvik kasların kasılmasıdır. Ağrı beklentisinin acı duyma korkusu ile birleşmesidir. Sorun sürekli ötelenir ve beklenilir.

    Vajinusmuslu kadının organik bir problemi yoktur. Bazen kalın bir kızlık zarının varlığı ile karşılaşılsa da temel neden hiçbir zaman o değildir. Vajinusmus tanısı ancak pelvik muayene ile konur. Pek çok kadında pelvik muayeneden kaçınır.

    Birleşmenin acıtacağı korkusu ya da kasmaya bağlı oluşan acı çifte ilişkide hayal kırıklığı yaşatır. Sorun sadece vajinanın giriş kısmında ki kasılma değil tüm bedende başta bacak ve kollarda hissedilen daha sonra ruhsal ve bedensel savunma tablosuna dönüşür. Yüzündeki haz ifadesi korku, gerginlik ve dehşet anına dönüşür. Vajinusmuslu kadınların eşleri gerçekten çok zorlu bir yolculuktan geçer.

    Kadın çelişkilidir. Bir yandan yardım ister bir yandan tedaviden kaçar. Hayal kırıklığı yaşarken, terkedilme korkusu da bedenini sarar. Kadın olarak yetersizim duygusunu hisseder. Bazen istenmediğini düşünen bir erkekde de cinsel isteksizlik olabilir. Vajinusmuslu çiftler arasındaki ilişki de o güvenli bağ kurulamaz.

    Cinsel terapi sürecinde amaçlanan kasların gevşemesini sağlamak değil, ağrı korkusunun ve kaygısının giderilmesi olmalıdır. Özellikle vajina girişine yönelik ankisietenin giderilmesine çalışılmalıdır. Vajinismus vakaları batı toplumlarından daha çok, doğu toplumlarında görülmektedir. Gelenek ve dini ögelerin etkisi doğu toplumlarında daha fazladır. Biz gelenek ve modernlik arasında olan hala cemaat toplumundan cemiyet toplumuna uyum sağlamaya çalıştığımızdan bizde de çok sık görülmektedir.

    Vajinismus nedenleri arasında dinamik bakış çok önemli rolü oynar. Ancak basit cinsel terapi teknikleri ile çözülen vakalar olayın basit nedenlerden de kaynaklanabileceğini bize göstermektedir. Cinsel tabuların baskın olduğu, bekaretin evliliğe kadar korunduğu kollandığı toplumlarda vajinusmus daha fazla görülür. Psiko-sosyo-kültürel etkenlerin rolü çok fazladır. Çocukluk dönemi yaşanılan olumsuz cinsel deneyimler vajinusmusun diğer nedenleri arasındadır.

    Aile yapısı bizim için önemlidir. Otoriter bir babanın varlığında sağlıklı kurulamıyan baba kız ilişkileri, cinselliği değersizleştiren bir aile yapısı, cinsel organlardan hoşlanmama, katı dinsel ve ahlaki eğitimler, cinsel şiddet, eşcinsel özdeşleşme, yanlış bilgilenmeler ve ilk gece kabusu hikayeler.

    Vajinusmuslu kadınlar çocuksu özellikleri vardır. Kadın erkek ilşkilerinde sınır koyan kişilerken, erkekler ise oldukça saygılı beylerdir.

    Toplumun her kesiminden, her eğitim düzeyindeki kadında geleneksel yada modern olması fark etmez vajinusmus sorunu görülebilir. Cinsellik işin içine girdiğinde pek çok faktör vajinusmusu tetikler. Yapılan testlerde vajinusmuslu kadınlarda suçluluk duygusu, cinsellikten korkma, ankisite ön plandadır.

    Evlilik şeklide çok önemlidir. Bu kadınlar görücü usulü bir evlilik ,akraba evlilikleri,evdeki baskıcı ortamdan kaçıp evlenme, aile tarafından onaylanmayan evlilikler yada çok enteresan birleşmeyi evliliğe bırakan uzun yıllar süren flört aşk sonrası evlilikler olabilir.

    Vajinusmus semptomunu ortaya çıkaran ve devam ettiren nedenlerin başında kadınların kendilerini zayıf ve çaresiz hissetmesi erkeklerinse tehlikeli olduğu düşünülmesidir.Cinsel birleşmenin kadınların katlandığı acı verici bir süreç , erkeklerinse zevk aldığı bir eylem olarak görülmesidir. Vücudun içine alınan şeylerin acı verdiği hissi yoğun yaşanır. İlk gece korkusu ve bekaretin masumiyet olarak algılanması ve ona ait son kalenin de teslim edilmesi kendi içinde parçalanmayı yok olmayı düşündürebilir. Tedavisi bir sürü davranışsal tekniklerle basit vajinusmus vakaları çok rahat çözümlenebilir. Birlikte bilişsel psikoterapi teknikleride kullanılabilir. Israrlı vakalarda dinamik çalışmak bu olgularda oldukça güzel cevaplar almamızı sağlar.

  • VAJİNUSMUS

    VAJİNUSMUS

    Vajinismus, vajinanın dış üçte bir kısmını çevreleyen kaslarda yineleyen , sürekli biçimde istemsiz kasılmaların olmasıdır. Bu kasılmalara, cinsel ilişkiye girerken beraberinde ağrı korkusu ve kaygıların eşlik etmesidir. Bunun yanısıra, bedenin çeşitli bölgelerinde, hatta tüm bedende kasılmalar, bacakların kapanması, titreme, çarpıntı, terleme, bulantı, kusma, fenalık hissi ve ağlama eşlik edebilir. Vajinadaki bu yoğun kasılmalar cinsel birleşmeye izin vermez. Bazı kadınlarda ise zorlamayla giriş olabilir ancak birleşme çok ağrılı ve acılı olarak sürer. Pek çok kadın bu tabloyu isteyerek yaşama

    Kadınlar genelde ilk cinsel birleşme denemesinde vajinusmus olduğunu anlar. Daha seyrek de eşle olumsuz algılanan cinsel deneyimden sonra, cinsel taciz, doğum, düşük, küretaj, hasta açısından kötü deneyimlenen jinekolojik muayene ve operasyonlar sonrasında da oluşmaktadır.

    Vajinusmus diğer batı ülkelerine göre ülkemizin sosyo ekonomik ve kültürel özelliklerden dolayı daha sık görülür. Hekime başvurma ise ağrılı ilişkiden ziyade tam ilişki yaşanmadığında olmaktadır. Toplumun büyük bir kısmında , ilk birleşme denemesinde korku, acı hissi ve kaçınma davranışı tanımladıkları ve cinsel birleşmenin gerçekleşmediği saptanmıştır.

    Cinsel eğitimin uygun verildiği, cinselliğin konuşulabildiği, çocukluk yaşlarından itibaren cinselliğe bir tabu olarak bakılmadığı , kadının cinselliğine de değer verilen toplumlarda vajinismusa daha az rastlanmaktadır. Vajinismusu olan kadınların çoğu, kendi cinsel organlarının yapısı hakkında yeterli bilgiye sahip değillerdir. Erkek cinsel organının canını çok acıtacağını, çok zarar vereceği şeklinde yanlış inanışlara sahiptirler. Tanımlamaları değiştirmek bile öğrenmede ve tedavide etkin olabilmektedir.

    Vajinismusu olan kadınlar yaş, eğitim, sosyoekonomik ve sosyokültürel durum, kırsal veya kentli olma açısından belirli bir farklılık göstermezler. Bunun nedeni, cinsel eğitimin ve bilgilenmenin bireyin genel eğitim seviyesine göre değil, toplumun ve kültürün diretmeleriyle şekillenmesidir.

    Vajinismusun bugün için bilimsel olarak başarısı kanıtlanmış tek tedavi yolu cinsel terapidir.Cinsel terapiye en iyi cevap veren cinsel işlev bozukluğudur. Uygun cinsel terapiyle yüzde yüze yakın düzelme olur.Çiftler cinsel terapiye birlikte alınırlar.Erkekler bunu sadece kadının bir hastalığı olarak görürler.Bu terapi çift terapisi olarak yapılır. Bazen durumun kendi yetersizlikleriyle ilgili olabileceğini düşünüp, kaygıyla zaman içinde cinsel isteksizlik ve sertleşme sorunları gelişebilir. Bu nedenle önce kapsamlı cinsel yaşam öyküsü alınır.çiftin geç kalan cinsel eğitim bilgisi verilir.
    Bir-iki görüşme ve danışmanlıkla düzelen hafif olgular olduğu gibi uzun süreli tedavi gerektiren zor vakalar da olabilir. Çift terapisi dışında bazende uzun süern bireysel terapilerde gerekebilir.

    Vajinismus tedavisinde amaç, bir şekilde penisin vajene girişini sağlamak değil, kadının kasılma, acı, kaçınma, korku gibi olumsuzluklar yaşamadığı, çiftin haz aldığı, doyumlu bir cinsel yaşama ulaşmasını sağlamaktır.Bunu da mekanik yöntemlerle değil Terapi ile zihinsel penis korkusunun yenilmesi ile sağlanır.

  • DOĞUMDA DOULA DESTEĞİ

    DOĞUMDA DOULA DESTEĞİ

    Yıllarca hastanelerimizde kadınlarımızın doğum korkularını tetikleyen temel duygu doğumda yalnız kalmak ve bir başına bırakılmak olmuştur. Normal doğum yapacağım diye, adına sancı odası denen koğuş gibi odalarda çığlık çığlığa bağıran bir sürü kadın… Bedenlerine, kendilerine güvenemeyen, doğurmayı değil doğurtulmayı bekleyen bir sürü kadın… Korkulu, endişeli ve panik halinde bir sürü kadın böyle doğum yaptı. Biz bunun adına normal doğum dedik.

    Doğal doğumda, doğum yapan anneye verilecek duygusal ve fiziksel destek oldukça önemlidir. Doğum travayı süresince anneye kesintisiz destek gerekir. Bu desteği hem profesyonel bir ekip yapmalı hem de gebenin aile içinde en güvendiği sarıp sarmaladığı eşi yada sevdiği yakınlarından biri olabilir. Doğum da destek, bebekle ilgili tıbbi verileri takip etmek değildir. Bunu zaten ebeler ve doktorlar yapmaktadır. Duygusal güven odaklı desteği , doula denilen profesyonel doğum destekçileri yapmaktadır. Doulaların görevi doğum yapan kadının kendini güvende hissetmesini sağlamaktır.

    Gebelere rutin müdahaleler tıbbi bir zorunluluk olmadıkça uygulanmamalıdır. Ancak günümüzde yüksek riskli ve risksiz gebe ayırımı yapılmadan tüm gebelere bu müdahaleler uygulanmaya başlanmıştır. Doğumda müdahale kararı alınırken avantaj ve dezavantaj kararları çok iyi değerlendirilmeli, bunlar aile ile uygun bir şekilde paylaşılmalıdır.

    Doğumda yer çekiminin desteklediği aktif ıkınma teknikleri desteklenmelidir. Her ıkınma tekniğinde kilit nokta karın nefesinin kullanılmasıdır. İç güdüsel olarak anne bebeğini dinleyebilse onun ne zaman gelebileceğini bilir .Bebeğini yönlendirebilir. Bir başkasının ona nasıl ıkınacağını söylemesine gerek yoktur .Tek ihtiyacı yalnız olmadığını bilmesi ve yanındakilere bebeğine ve bedenine güvenebilmesidir.

  • Kadınlarda Uyarılma ve Orgazm Bozuklukları

    Kadınlarda Uyarılma ve Orgazm Bozuklukları

    Kadınlarda cinsel istek bozuklukları kişiye göre farklılık gösterebilir.  İstek  bozukluğu, uyarılma bozukluğu yada bunun sonucu olarak gelişebilen  orgazm bozukluğu olabilir. Cinsel istek bozukluğu var diyebilmemiz için; organik bir probleme bağlı olmaması, madde bağımlılığı bulunmaması, kişinin ağır depresyon yada travma sonrası bunu yaşamaması gerekir. Bedeninde kanser gibi ciddi bir hastalık yaşayan birinin veya bir operasyon sonrasında da cinsellik  düşünememesi çok doğaldır. 6 ay gibi bir dönem sürmesi kadında cinsel isteksizlik tanısını koydurur. Psikolojik temellere dayanan cinsel istek bozukluğu daha çok dalgalanma halinde bir seyir gösterir. Özelikle çağımızın  yorgunluk ve tükenmişlik sendromu da cinsel isteksizliği tetikler.

    Cinsel isteksizlik ve orgazm olamama birbirleri ile ilişkili kavramlardır. Bilinç altında, eğer kadın cinsel ilişkide haz almaktan suçluluk duygusu ile yüklenerek çıkıyorsa bu kadının cinsellikte isteksiz olması söz konusudur. Bilinçli aklı seksi isterken, bilinç altı suç işlediğini düşünmektedir.

    Orgazm olamıyorum diyen bir kadının belki de bilinç altına bastırdığı eşcinsellik dürtüleri onu cinsellikte ketlemekte ve isteksizliğe yol açmaktadır.

    Kadının fobileri ve  ve kaçınma yaşadığı her şey onda cinsel isteksizlik yapar. Cinsellik bir insanın en kırılgan olduğu andır. Çıplak ve mahremini paylaştığı bu anda eğer özgür davranamayacak kadar kendini ketler ve bastırırsa bu durumda cinsel isteksizliğin sebeplerinden olur. Oysa hayallerindeki fantazileri, heyecanları güven duyamadığı için partneri ile paylaşamamak ve güvensiz bir ortamda yaşanılan cinsellik. Ne kadar doyurucu ya da ne kadar heyecan verici olabilir.

    Kadın eşi ile paylaşamıyordur ama çocuk sahibi olmak istemiyordur. Eşi kendisine seksi, karizmatik, çekici gelmiyor olabilir. Ev de kalabalık bir aile ortamında yaşıyor olabilir.

    Toplumumuzda kız çocuğu cinsellik konusunda biraz daha baskıcı yetiştirilir. Cinsellik konuşulmaz ahlaki ve dini öğretilerde ayıp ve günah kavramları ile iç içedir.

    Bilinç altında cinsel isteksizlikte uyarılma bozukluğu dinamik açıdan aslında  bir savunma mekanizmasıdır. Cinsel haz alma bir çeşit ankisiete yaratacaksa eşine karşı bir ketlenme olur. Uyarılma bozukluğu dendiği anda akla gelen ilk şey edipal çatışmadır. Kontrolü kaybetmek korkusu… Bizim ülkemizde bu ne kadar yaygın bir durumdur.

    Bizim ülkemizde analar oğullarına prens gibi davranıyor. Bağımlı özellikleri olan kadınlar yetiştiriyoruz. Oğullarından ayrılamayan analar, analarına benzeyen hanım arayan oğulllar döngü böyle devam ediyor. Kadınlar da babalarına benzeyen erkeklerle evleniyor.  Sonuç da bilinç altı devreye girince  iki tarafında birbirini ebeveyn gibi algılaması arttıkça cinsellik bilinç altında suça   dönüşüyor.

    Eşinin karısına saygı duyması gerekiyor. Eşi hanımına eğer saygı duymazsa kadın kendini eşine hizmet eden bir köle gibi algılıyor ve bilinç altında değersizlik duyguları aktive oluyor. Biz terapistler bunu çok önemseriz eşine saygı duymayan bir erkeğin kadından cinsellik beklemesi olamaz.

    Biz cinsel terapistlerde davranışsal, bilişsel ya da dinamik yaklaşımlarla bu süreci çözmeye çalışıyoruz. Kabız sevişmeleri zevkli hale getirmek için emek harcıyoruz. Çiftlerin kapana sıkışıp kalan cinsel ufuklarını açmalarına destek oluyoruz. Cinsel ilişkide düzeltilmesi gereken temel nokta çift arasında ki ilişkiyi düzeltmektir. Çiftin arasındaki yakınlığın gerçek yakınlık olması istenir. Güvenli bir ilişki içinde bulunmaları gerekir. İlişkilerin en çıkmazda olduğu durum sahte dostluklar ve gerçek olmayan kendiliklerdir. İnsanlar ilişkilerinde hep pozitif, hep olumlu, hep güzel şeyleri duymak istiyor. Kocasından ya da hanımından hep iltifat bekliyor. Buda çarpık bir başka ilişki sürecini tetikliyor.  Oysa gerçek ilişki güvenli ve sağlam dostluklarla bir arada olur. Eşlerin ilişkisi sağlıklı ise evlilikleri de cinsellikleri de sağlıklı olur. İlişkide sorun varsa her şey sorunla gider.

  • VAJİNUSMUS VE JİNEKOLOJİK MUAYENE

    VAJİNUSMUS VE JİNEKOLOJİK MUAYENE

    Vajinusmusu olan bir kadın için jinekolojik muayene zor ve gerçekten de korkutucudur. Muayene masasının görüntüsü ve muayenenin direk kendisi kasılmaları ve paniği tetikleyebilir. Oysaki kadının vajinusmus tanısını alması için muhakkak bir jinekolojik muayene yapmak gerekecektir.

    Jinekolojik  masadaki  muayene çok hassasdır. Bunun için bu konuda tecrübeli  ortama ve hastaya özen gösteren bir doktora muayene olması tavsiye olunur. Kızlık zarının değerlendirilmesi ve bunun usulüne uygun, kafaları karıştırmadan ve gereksiz bir müdahaleye gitmeden anlatılması da belki çiftlerin cinsel hayata başlamalarında önemli bir noktadır. Pek çok danışan daha önceleri senin vajinan dar, kızlık zarın çok geride yada  kızlık zarın kalın diyerek korkutulup bu kaygılardan bile etkilenip eşiyle birlikte olamamıştır. Jinekolojik muayene esnasında kadın daha hamile bile değilken senin vajinan da dar doğum da yapamazsın denilerek, korkutulan sonrasında doğum yapmaktan korkan bir sürü kadın vardır.

    Eğer danışan daha önce muayene olmadıysa, vajinusmus gerçeğinin ardından belki de ikinci bir gerginliği  jinekolojik masada muayene  olmasıdır. Halk arasında çatal denilen o jinekolojik masa insanları çok kaygılandırmaktadır. Hatta kabus derecesinde korkutucu bile gelebilir. Vajinusmus hastalarında bu masa konusunda ısrarcı olunmamalı, gerektiğinde de onun da rahat edebileceği bir mekanda muayenesi yapılmalıdır.

    Kadının jinekolojik muayeneyi tolere edememesi, cinsel ilişki sırasındaki denemelerine benzer bacaklarını kapatma hekimin elini tutarak geri itmesi, kendini masadan kaldırma refleksi gibi davranışlar tanıyı koydurur. Eğer muayene tamamlanamazsa doktor bu durumda vajinusmus  tanısını koyar.

    Bu konu çok hassas bir konudur. Jinekolojik muayene sırasında ağrı çeken bir sürü kadın vardır. Bu tür durumlarda doktorun kadını çok iyi dinleyip, onu rahatlatıp muayeneye ondan sonra devam etmesi gerekir. Muayenenin ısrarla devam etmesi hasta için travma ve acıdan başka bir şey değildir.

    Vajinusmus tedavisinde ilk adık kremler yada kızlık zarının alınması olursa, kadın umut kapısı olarak geldiği doktordan yalnızlığına geri dönecektir. Vajinusmus olayı beyinde gerçekleşir ve tedavisi terapidir. Zihinsel gevşemeyi yaşamadan vajinusmus terapisi asla olmaz.

  • KIZLIK ZARI ve İLK GECE

    KIZLIK ZARI ve İLK GECE

    Kızlık zarının Latince adı “Hymen”dir. kızlık halkası, bekaret zarı, kızlık perdesi olarakta bilinir. Vajina girişinin 1-1.5 cm iç kısımında yer alan ince bir yapıdır. Kızlık zarı bir organ değildir ve fonksiyonel olarak bir işlevi bulunmamaktadır.Anatomik yapısından daha çok kızlık zarının sosyo kültürel boyutu daha ön plandadır. Tüm kadınlarda kızlık zarının yapısı farklı ortasındaki delik değişik büyüklük ve yapıdadır. Kızlık zarının yeri ve yapısı ,yeri her kadın da farklıdır. Kızlık zarını yapısı ve şekline göre ilk ilişki sonrası kanama miktarı değişebilir. Kızlık zarının çocuklukta yapısı sert ve kalındır. 11-12 yaşına kadar vajina içine mikropların girmesini engellemektedir. Ergenlikle beraber kıvamı daha yumuşak ve esnek hale gelir.

    Kızlık zarı pek çok toplumda saflığın ve el değmemişliğin sembolüdür. Bozulmamış bir kızlık zarıyla kadının cinsel ilişkiye girmediği düşünülür. Gelişmiş ülkelerde ve günümüzde kızlık zarı eski önemini ve anlamını kaybetmektedir.

    Bir kadın için ilk cinsel deneyim çok önemlidir. Kızlık zarı cinsel ilişkide anotomik olarak bir bariyer görevi görür. Penis tarafından bu bariyer geçilirken beraberinde hem ağrı, hem de kanamanın olacağı kabul edilen eksik ve yanlış bir bilgidir. Maalesef gençlerde ilk deneyimlerini yaşarken bir sürü korkularla mücadele etmek durumunda kalmaktadır.
    Uzun yıllardır Kadın hastalıkları ve doğum hekimliği yapmaktayım. Tecrübelerim normal yapıdaki bir kızlık zarının ideal şartlar altında ilk cinsel ilişki deneyiminde, zorlanmadığı sürede ve sonrasında; kanamaz yırtılmaz delinmez, patlamaz, ağrı ve acı yapmaz olduğudur.
    İlk cinsel ilişki sırasında, sulanma tam, kadın gevşemiş ve rahatlamış bir durumda ise ; kızlık zarında ağrı acı ve kanama olmaz sadece esneme olur. Çünkü kızlık zarı delinmez, kanamaz, yırtılmaz ve patlamaz. Açılma durumunda zarın parçalarının vajina girişinin iki yanında kalması çok rastlanan bir durumdur. Ama sulanma olmaz kadın kendini kasarsa ağrı ,acı olabilir. Zorlanmaya ve tahrişe bağlı hafif lekelenme tarzında kanama olabilir. Ancak bu durumda oluşan ağrı ve acı dayanılmaz değildir. Unutulmaması gereken en önemli şey bir bebeğin başının geçebileceği kadar vajinanın esneyebilme özelliğidir. Kanamada ancak üç beş damla pembe renkli damlamadır. En sık rastlanılan kızlık zarı halka ve yuvarlak şekilde olandır.Ortasından adet kanı geçmesine izin verir. Ortadaki delik çok büyükse penisin geçişine rahatlıkla izin verir. Bu zarlara esnek kızlık zarı denir.
    Kızlık zarı normalden kalınsa, yüksek kenarlıysa, ya da vajende yırtılmalar olduysa kanama biraz daha fazla olur.

    Toplumsal gelişim sürecinde kız çocuklarını yetiştirirken cinsellik ile ilgili kavramlarda hep geri plana atmışızdır. Kızlık zarının kutsallığı anlatılmıştır. Genç kızların cinsellikten uzak durması için toplumda bilinçli olarak bunu besler. İlk cinsel tecrübe bir kadının hayatında çok önemlidir. Her kadında teslim olma acı ve kanamaya karşı cinsel ilişkiye girme ya da erteleme ve kaçınma söz konusudur. Kendini doğrulayan kehanet; uygun olmasa da herhangi bir beklenti oluştuğunda kişiler beklentileri ile uyumlu hareket etmeye çalışmaktadır. Sonuçta da sihirli bir güç sayesinde beklentiler gerçekleşir. İlk gece korkusu yüreğimize yerleşir. Eğer anlayışlı sevecen bir eş yoksa ilk gece bu kehanet kendini gerçekleştirmek için kapıdadır.

    Maalesef toplumumuzda bazı erkekler gerdek gecesi kanı görmeden kızın daha önce cinsellik yaşamadığına inanmıyor. Çünkü çoğu insan kanamanın bekaretin iyi bir göstergesi olduğunu düşünüyor. Başka bir deyişle ilk cinsel deneyimi olduğu düşünülen bir genç kızda ilişki sonrası kanama olamazsa, bekaretini daha önce kaybetmiş olduğuna inanılıyor. Bu yüzden, gelinlik giyerek ebedi mutluluk yolunda adım atmaya hazırlanan binlerce genç kızımız ya kanama olmazsa?’ endişesini yaşıyor. Kızlık zarı yırtılırsa! çok canım yanarsa! çok kanar ve kan kaybeder doktora gitmek zorunda kalırsam! Kendimi çok kasar da eşimle kitlenirsek! gibi bir sürü kafasında olumsuz sorgulama ve yanlış mitler ile ilk geceye endişe dolu girmektedir.
    Düğün gecesi kanaması olmadığı için ertesi gün doktora götürülüp muayene edilen bir sürü kızımız vardır. Kızlık zarı ile ilgili en doğru bilgiyi bir kadın doğum uzmanı verecektir. Kızlık zarı esnek olup kanamayabilir. Vajinaya kadar inen derin bir yırtık oluşmadığından, zardaki damarsız bir alanın zedelenmesinden kanamayabilir.Eğer kanama oluşursa da kanama yarım saat içinde durur. Eğer bu kanama uzarsa ve çoğalırsa acil bir vajinal yırtık açısından kadın doğum uzmanına ulaşılması gerekir
    Erkeklerde aslında, ilk gecenin kaygısını yaşar. Bütün görev ve sorumluluğun onda olduğu yükü ile gerdek odasına girer. Kaygı seviyesi çok yüksektir. Sevecen ve yumuşak bir seks düşünene kadar, kızlık zarını patlatıp görevini en kısa zamanda tamamlamanın derdindedir. Kanlı çarşafı da kapıda bekleyenlere verdi mi? bütün sorun tamamlanmış olur.
    Genç kızların vajinal kasları güçsüzdür. Esneme yetenekleri azdır ve ilişki esnasında kaskatı olurlar. Bu durumda acı duyma ve ağrı hissini daha da şiddetlendirir. Kegel egzersizleri bu bölge kaslarını güçlendirmek için oldukça önemlidir.
    İlk gecede ağrının en temel sebepleri; yeteri kadar uyarılmama, kadının ilişkiye kendini hazır hissetmemesi, sinirsel gerginlik hali, erkeğin panik hali ve performans kaygısı o güzel gecenin korku yumağına dönüşmesine yol açar.
    Bedende ki her organın bir görevi vardır. Penis büyüyüp sertleşecek, büyüyüp sertleşirken nasıl ağrı ve acı olmuyorsa, vajinada penisi içine alırken neden ağrı olsun. Ancak yanlış işler yapılırsa vajinada ağrı ve acı olur. Sonuçda zihnimizdeki olumsuz düşünceleri değiştirmeliyiz. Düşünceler duygularımızı etkileyecek. Güzel duygularda davranışlarımıza yansıyıp sağlıklı mutlu ve güvenli ilk gece hatıraları yaşamak dileğiyle….