Etiket: İzin

  • Vajinismus Belirtileri

    Vajinismus Belirtileri

    Vajinismus, diğer yazılarımda da belirttiğim gibi ilişkiye girememe, ilişki esnasında vücudun kasılması ve bu kasılmaların ilişkiye engel olma durumudur. Vajinismus olduğunuzun belirtileri elbette sıralanabilir; ancak kesin tanı için alanında deneyimli uzman bir doktor tarafından muayene edilmek şarttır. Uzman tarafından yapılan muayenede hiç bir alet kullanılmaz ve kısa sürede tanı konulur.

    Vajinismus Muyum ?Vajinismus olan kişiler genelde ailesi ve çevresi tarafından ilişki konusunda bilgilendirilmemiş,eksik bilgilendirilmiş veya bilgisi olsa dahi kızlık zarının önemli olduğu konusunda baskı görmüş ,kişilerdir. İlişki sırasında istem dışı olarak vücutta kasılmalar meydana gelir ve bayan ya bacaklarını kapatarak ya da eşini iterek ilişkiye izin vermez. Çok istekli olup buna izin verse bile acı ve ağrı hisseder, eşi de kendisine bir duvar örülmüş gibi zorlanır.

    Vajinismus Muyum ?
    Belirtileri :

    • İlişki esnasında çok fazla ağrı ve acı hissedebilirsiniz.
    • Eşinizle birlikte olmayı çok isteseniz dahi istem dışı gelişen kasılmalar yüzünden kendinizi ilişkiye tamamen kapatırsınız ve bu durum resmen bir duvar gibi ilişkinin gerçekleşmesine imkan vermez.
    • İlişki denemelerinde oldukça kaygı ve endişe duyarsınız.
    • Sürekli olarak bacaklarınızı kapatabilirsiniz ve kendinizi geri çekebilirsiniz.
    • O zaman geldiğinde korku, aşırı terleme, bunaltı, titreme gibi durumlar yaşayabilirsiniz.
    • Eşinizi iterek ilişkiye hiç izin vermeyebilirsiniz ya da ilişki kısmen gerçekleşmiş olur.
    • Bu durum yüzünden kendinizi suçlu hissedebilirsiniz ve ağlama krizine girebilirsiniz.
    • İlişki durumunun sürekli bu şekilde mi olacağı konusunda endişe duyarsınız ve bu durumu sürekli olarak ertelemeye çalışabilirsiniz.
    • Sadece ilişki durumunda değil, vajinal muayene esnasında da muayeneye izin vermeyebilirsiniz.

    Bu gibi sorunlarla karşılaşıyorsanız Vajinismus olabilirsiniz. Tabi ki kesin tanı için bir uzman tarafından muayene edilmenizde fayda vardır. Vajinismus olan birinde bu belitilerin hepsi olacak diye bir şart yoktur. Kimi ilişkiye hiç izin vermez kimi de izin verse dahi acı ve ağrı hisseder.

    Ben kliniğimde öncelikle Vajinismus olup olmadığınız hakkında kesin tanıya karar veriyorum. Daha sonra çiftimizle konuşarak aile yapısı, çevresi ve daha önce bu duruma sebebiyet verecek bir olayla karşılaşıp karşılaşmadığı hakkında bilgi ediniyorum. Vajinismusta hafiften şiddetliye doğru 1’den 5’e kadar derecelendirme vardır ve hastamızın hangi düzeyde olduğunu tespit ediyorum. Bu derecelendirme sonunda hangi yöntemi uygulayacağıma ve nasıl bir seyir izleyeceğimize karar veriyorum.

    Hastalarımla aramda güvenli bir ortam oluşması ve iyi bir iletişim kurabilmemiz açısından görüşmelerimizin gizliliği konusunda oldukça hassas davranıyorum.

    Siz de vajinismus olduğunuzu düşünüyorsanız evliliğinizde bu konuda daha fazla sıkıntı yaşamayın ve gelin bu durumu birlikte aşalım. Tedavi sonucunda kliniğimizden mutlu bir şekilde ayrılın.

  • Yemeğini yemediği için onu cezalandırmayın!

    – Aç olan çocuk eninde sonunda yemek ister, onun kendinin aç olduğunu fark etmesine izin verin. “Şunu yer misin, bundan da ister misin, belki bunu seversin” gibi sorulardan uzak durun.

    – Çocuğunuzu yemeğini masada oturup yemesi için teşvik edin. Yemek masasının; sıkıntılı değil de aile üyelerinin günlerini nasıl geçirdiklerini anlattıkları, sohbet ettikleri, bu arada da hep beraber yemek yedikleri bir yer olmasına çalışın.

    – Sadece öğününde yemek teklif edin, yemek aralarında atıştırmalarına izin vermeyin. Zaten küçük olan mideleri, çabuk doyuran abur-cuburlarla dolacak, böylelikle de açlık hissi ortadan kalkacaktır.

    – Yemek seçimiyle ilgili olarak, onun için besleyici olduğunu düşündüğünüz yiyeceklerden, evde olanlar arasında seçim yapmasını isteyin. Seçtiği halde yemediği yiyeceği bir başka öğünde tekrar deneyebilirsiniz.

    – Sofradan yemeden kalkmışsa birkaç saat sonra acıkabilir, bir sonraki öğünü bekletmek ve abur-cubura izin vermemek daha uygun olacaktır

    – Yemek sırasında ne kadar sinirlenirseniz sinirlenin belli etmemeye çalışın. Yemediyse dolu tabağı gayet sakin bir şekilde çocuğunuzun önünden alın ve gülümseyerek sohbetinize veya yapacağınız işe devam edin.

    – Yemeğini yemediği için çocuğunuzu cezalandırmayın veya yediği için ödüllendirmeyin.

    – Yemeğini yemesi için ısrarcı olmayın, sözler vermeyin, masal veya hikayelerle dikkatini dağıtıp ağzına yemeği tıkmayın.

    – Yemeklerin hepsini birbirine karıştırıp hızla yedirmeye çalışmayın. Bırakın sırasına kendi karar versin. Kendisine ait yemek zevkinin gelişmesine olanak tanıyın.

    – Yemek sofrada yenir. Elinizde tabak, oda oda dolaşmayın.

    – “Hiçbir şey yemiyor, bunu seviyor bari bunu yesin!” diyerek besleyici değeri olmayan, ancak çabuk doyuran gıdaları yedirmeyin (Yemekten sonra yenilen bir-iki bisküvi, gofret veya şekeri bunun dışında tutabilirsiniz).

    – Yemek işini inada bindirmeyin. Bu yolla çocuğunuzun sizin üzerinizde egemenlik kurmasına izin vermiş olursunuz.

    – Yemek saatinde evde değilseniz, çocuğunuzu gördüğünüzde ilk sorunuz “Yemeğini yedin mi?” veya “Ne yedin bugün?” olmasın. Çocuğunuzun diğer yaptıkları da sizi en az yemesi kadar ilgilendirsin.

    – Çocuğunuzun yemeyle ilgili sorununu onun duyabileceği yerlerde başka kişilerle paylaşmayın, çocuğunuz bu olaydan iki şeklide etkilenir. Hem kendinin bile tam anlamıyla farkında olmadan yaptığı ilgi çekebilme işini yemeyerek başardığını algılar hem de sizi üzmekten dolayı kendini kötü çocuk olarak hisseder. Zaman zaman da size kızdığında sizi cezalandırmak için yemeği kullanılır hale gelir.

    – Unutmayın ki; iyi anne-baba olmak, çocuğunuzu iyi gıdalarla beslemekten geçmiyor. Çocuğunuzla aranıza hiçbir şeyin, yiyeceklerin bile girmesine izin vermeyin. Açığı sonradan kapatılamayan tek şey sevgi ve güvendir.

  • SÖMESTR TATİLİNİN ÇOCUKLARIN PSİKOLOJİSİ  ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

    SÖMESTR TATİLİNİN ÇOCUKLARIN PSİKOLOJİSİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

    Eveet! Karneler alındı. Bazı öğrenciler başarılı notlar alırken, bazı öğrenciler ise başarısız notlar aldı. Ebeveynlerin en sık düştüğü hatalardan biri de başarız not alan çocuklarına; sözel şiddete başvuması, ceza vermesi, akranlarıyla kıyaslamaasdır. Ailelerin çocuklarına kami gosterdigi olumsuz tutum ve davranişlar; çocugunuzun benlik gelişimine ve kendine guven eksikligine neden olabilir.

    Unutulmamalıdır ki, hiç bir başarısızlık çocuğunuzdan daha önemli değildir.

    Karne dönemi çocuklarınız izin en sikintili dönemlerden biridir. Bazı öğrenciler mutlu olurken, başarısız notlar aldıklari izin bazı öğrenciler stres ve kaygı yaşamaktadır. Onlar zaten yeterince stres ve kaygıyaşarken, sizin vereceğiniz tepki ile bu daha da artabilir ve çocuğunuzu olumsuz etkileyebilir ya da azalarak ve ona olan inancinizi göstererek bir sonra ki yeni donemde daha çok motive de olabilir. Dikkat edilmesi gerekilen, bazıyaralar görünmezdir. Fiziksel yaralardan daha çok ciddi izler bırakır. Çocuğunuzun ruhunda ciddi yaralar açmayın.

    Çocuğunuz stresli ve uzun bir maratondan çıktı. Ona rahatlaması izin fırsat verin ki, bahar dönemi izin derslere kami daha ilgisiz ve eğlenceye aç bir ruha sahip olmasın.

    Dikkat edilmesi gereken bir başka konu ise, araya bir aylik bir zaman dilimi girmektedir. Bu sebeple çocuklarinizin uyku duzeni bozulabilir. Uyku duzeni bozulan çocuklarin, bir sonraki okul doneminde uyku problemleri yaşamasina neden olabilir. Yapilmasi gerekilen ise, okul donemi içerisinde hangi saatlerde uyuyorlarsa, yine o saatte uyumalarina ozen gosterilmesidir.

    Tatil sonrası, ebeveynler ve çocuklar izin tam bir işkence olabilir. Aileler, çocuklarının derslerine daha iyi hazırlanmaları izin istemeden de olsa tatili çocuklarına zehir edebilir. Çocuğunuza yasaklar getirmeyin! Tv, bilgisayar, telefon ve digital oyunlar izin günde belirli saatler ölçüsünde izin verin. Hem sizi hem de çocuğunuzu tatmin edebilecek programlar hazırlayın. Bunu birlikte yapın ki çocuğunuz önemsendiğini ve onu dikkate aldığınızı farketsin.

    Çocuğgunuz tatilde bir önceki dönemde öğrendiklerini unutabilir. Bu sebeple öğretmenleri “ev ödevi” verirler. Annal; bilgilerin unutulmamasi ve dersleri düzenli olarak tekrarlanması sağlanarak , bilgileri kalici hale getirmektir. Ancak, bunu izin uzun saatler yerine kisa ve duzenli bir program uygulanirsa, çocugunuz sıkılmadan ders çalışması sağlanır. Hem bu sayede çocuğunuzu sıkmadan, bunaltmadan ders çalışmasına olanak sağlarsınız, hem de ona izleniyorum hissini yaratarak “güven” hissinin oluşmasınısağlarsınız.

    Tatil dönemi içerisinde ailecek yapılan seyahatler, birlikte yapilan aktiviteler çocuğunuzun gelişimi ve ruh sağlığı açısındanson derece önemlidir. Çocuğunuzun sevdigi etkinlikler göz önünde tutularak hem kitap okuma, hem ders çalışma, hem fiziksel etkinlikler, hem de gözlem ve keşfetmesine yardımcı olacak seyahatler, sanatsal aktiviteler…vs düzenlenebilir.

    Tatil zamanında mental, fiziksel ve zihinsel olarak dinlenmek ve yenilenmek; yeni bir döneme daha enerjik ve zinde başIamak izin gereklidir.

    Siz ebeveynler çocuklarınız izin elbette ki en iyisini istersiniz ve bunun için çabalarsınız.

    Unutmamalısınız ki; çocuğunuz artık düşünebilir ve akıl yürütüo bunları ifade edebilecek bireyler haline geldikleridir. Onunla konuşuncakarşılıklı istek ve önerileri, eleştiriIeri beraber dile getirmektir. Bu onun gelişimi için son derece etkili olurken, sizin de farketmeden yapmış olduğunuz hataları anlamınıza yardımcı olacaktır.

    Unutmayın !! ÇocukIar donmamış beton gibidir; üzerlerine ne düşerse onun izi kalır.

  • ”bedenim bana özel” mahremiyet

    “Mahremiyet’’… Çocukların kendisinin ve diğer insanların özel alanının farkına varması, sosyal hayatın içinde kendi özel alanını koruması, diğer insanların özeline saygı duyması, kendisi ile çevresi arasında sağlıklı sınırlar koymasıdır….

    MAHREMİYET EĞİTİMİ NASIL VERİLMELİDİR

    ÖZEL ALANI TANIMA: DOKUNULMASI YASAK OLAN YERLERİM

    Vücudun kişiye özel olan bölgeleri, bu bölgelerin gizlenmesi gerektiği çocuğa iki-üç yaşından itibaren yavaş yavaş anlatılmalıdır. Bu alanın başkalarından gizlenmesi ve anne-baba ve doktorlar dışında bu bölgeye kimsenin dokunmaması gerektiği çocuğa öğretilmelidir.

    Cinsel organlar, çocuk sorduğunda anne-baba üzerinden değil, çocuğun kendi cinsel organları ya da kitaplar üzerinden öğretilmelidir. Çocuklar üç yaşından itibaren vücutlarının belli bölgelerine dokunulmasından rahatsızlık duymaya başlamalıdır. Özellikle genital bölgelere dokunulması çocukta ani tepkiye neden olmalıdır. Bu bilincin kazandırılması için üç yaşından itibaren çocukların genital bölgelerine temas azaltılmalıdır.

    Eş, dost ve akrabalar tarafından çocuk, cinsel organlarına dokunularak, öperek, vurarak sevilmemelidir. BAŞKALARININ ÖNÜNDE ÇOCUĞUN KIYAFETİNİN DEĞİŞTİRİLMEMESİ DAHA KÜÇÜK diye düşünerek çocuğu iç çamaşırına varıncaya kadar başkalarının önünde soyup giydirmek doğru değildir. Tabi ki anne-babanın da çocuğun görmeyeceği bir alanda giyinip-soyunması da çocuğun bütüncül bir mahremiyet duygusu geliştirmesi açısından önemlidir.

    ÇOCUĞUMUZA BANYO YAPTIRIKEN

    Özellikle üç yaşından sonra çocuğu iç çamaşırı ile yıkamak, iç çamaşırı çıkarırken ve temizlerken gözleri kısarak ya da başı hafif yana çevirerek o alana saygı gösterdiğimizi hissettirmek çocuklarda mahremiyet duygusunun gelişmesine katkı sağlayacaktır. Çocukların beş-altı yaşından sonra banyoda kendi mahrem alanlarını kendi temizlemelerine fırsat tanımak da hem sorumluluk hem mahremiyet duygusunun gelişimi açısından sağlıklı olacaktır. Anne babanın da çocuklarını banyo yaptırırken ölçülü bir kıyafetleri olması gerekmektedir.

    ÇOCUKLARIN CİNSEL ORGANINI SEVGİ OBJESİ YAPMAMA

    Küçük çocukları cinsel organlarına dokunarak, onları konu yaparak sevmek doğru değildir. Çünkü bu durum, onların özel alanlarının ihlalidir. Çocuk bu şekilde başkalarının özel alanlarının kullanılarak onlara şaka yapılabileceği inancını taşır. Ayrıca çocukları cinsel organlarını konu ederek sevmek, onları kendilerini kötü niyetli yabancılardan korumak konusunda etkisiz kılabilir. Çocuk, bir başkası özel alanına dokunmak istediğinde bunun iyi mi yoksa kötü mü olduğunun ayrımını yapamayabilir. Çocuğun cinsel organlarını şaka konusu yapmak, göstermesini istemek, onlara dokunmaya çalışmak çocuğun cinsel kimlik gelişimi açısından oldukça sakıncalıdır.

    ÇOCUĞUN ANNE BABAYLA YATAĞININ AYRILMASI

    İki yaşla birlikte çocuk yavaş yavaş bağımsızlığını kazanır ve kendi başına yemek yemeye, yolda kendi başına yürümek istemeye başlar. Bu dönem gelişim olarak da çocuğun odasının ayrılabileceği bir zamandır. Genel olarak 3-4 yaşına kadar bu sorun çözülmelidir. Çocuğun anne babasının özel ilişkisine şahit olması sakıncalıdır.

    ODANIZA İZİN ALARAK GİRMESİNİ ÖĞRETMEK

    Çocuklara dört-beş yaştan itibaren anne-babanın odası kapalı ise odaya kapıyı çalarak ve izin alarak girmesi gerektiği öğretilmelidir. Çocuğun odasına girerken kapısının çalınması çocuğa iyi bir model oluşturacaktır.

    TELEVİZYONDAKİ SAHNELERE MÜDAHALE

    Örneğin bir televizyon sahnesinde arkadaşlarının özel alanına şaka amaçlı dokunan kişiye seslice kızılabilir.
    “İnsanların özel yerlerine dokunulması hoş bir davranış değildir” gibi cümlelerle tepki belli edilebilir. Çünkü çocuklar anne-babaların kendilerine değil de başkalarına verdikleri tepkiler yoluyla daha kolay öğrenmektedirler. Çocuklar bu dönemde daha çok taklit yoluyla öğrendikleri için televizyondaki gördüğü sahneleri arkadaşlarının üzerinde deneyebilir. İzlenilen TV programlarının içeriğine dikkat etmek gereklidir. Çocuğunun TV’deki sahneyi taklit ettiğini gören anne-baba, çocuğuna aşırı tepki göstermeden, gülmeden bunun hoş-doğru bir davranış olmadığını söyleyebilir.

    İZİN VERİRSEM DOKUNABİLİRSİN

    Bu bilincin oluşturulması için anne baba, çocuğunun vücudunu hoyratça kullanmaktan kaçınmalıdır. Ebeveynlerin çocuklarını öperken “Seni öpebilir miyim?” diye izin istemeleri bu bilincin oluşmasında etkilidir. Çocuğun güçsüz bedeninin, herkes tarafından izinsiz kullanılmasının çocukların kendi bedenlerini koruma refleksini kıracağı unutulmamalıdır.

    BEDENİM BANA AİTTİR

    Daha bebekliğinden itibaren kendisini rahatlıkla yetişkinlerin eline bırakan bebeğin, ilerleyen yıllarda kendi bedeninin farkına varması ve çevresindeki yetişkinlerden ayrı bir birey olduğunu hissetmesi gerekir. Anne-babalar, çocukları 3 yaşından itibaren çocuklarına vücudunun kendisine ait olduğu bilincini vermelidir. Bu bilincin oluşturulmasında en temel faktör anne-babaların çocuklarının bedenleri ile yapacakları bir eylemde çocuklarının onayını alma yönünde eğilim göstermektir. Örneğin, terlemiş bir çocuğun atleti izin alınmadan aniden çıkartılmamalı, altını ıslatmış bir çocuğun pantolonu kızgınlıkla ve öfkeyle değil, çocuktan izin alınarak çıkartılmalıdır. Çocuk zamanla kendisinden izin alınmadan bedenine yapılacak müdahaleleri hisseder ve rahatsız olur.

    FİZİKSEL BASKIYA DİRENME

    Küçük yaştaki çocuklar kendi güçsüzlüklerini ve çaresizliklerini büyüklerin gücünü keşfettikçe anlarlar. Anne-babalar ve akrabalar, çocuklarına olan sevgi gösterileri sırasında çocuklara kendi güçsüzlüklerini hissettirecek kadar büyük ve orantısız güç kullanmaktan kaçınmalıdırlar. Anne-babalar, çocuğuna kendisine güç uygulandığında karşılık verilmesi gerektiğini öğretmelidirler. Bunun için bazen çocuğun istemediği bazı durumlarda gösterdiği tepki, güç gösterisi ile kırılmamalı, çocuğun direncinin işe yaradığı bizzat yaşayarak gösterilmelidir.

    VÜCUDUM GÖRÜLMEMELİ

    Çocuklar yürümeye başladığı andan itibaren, çırılçıplak olarak ortada bırakılmamalıdır. Çocuk, hatırlayabildiği en küçük yaşlardan itibaren kendisini genital bölgeleri giyinik olarak hatırlamalıdır. Özellikle üç yaşından itibaren çocuklar çırılçıplak olarak ev içinde veya ev dışında bulunmamalı, giysilerini kendisinin giyip çıkartmasına izin verilmelidir. Kendisini başkalarının yanında çıplak olarak görmeye alışkın olmayan bir çocuk, elbisesinin birileri tarafından çıkartılmasından ciddi rahatsızlık duyacaktır.

    TUVALETTE BENDEN BAŞKASI OLMAMALI

    Bazı anne babalar, çeşitli nedenlerle ya çocukları ile birlikte tuvalete girmekte veya tuvaletin kapısını aralık bırakmaktadır.
    Bu davranış çocuğun temel davranış refleksi kazanmasına engel olmaktadır. Her ne sebeple olursa olsun dört yaşına gelen bir çocuk, tuvaletin “özel” bir mekan olduğunu öğrenmeli, tuvalet ihtiyacını gideren birisinin başkaları tarafından görülmesinin uygun olmayacağını bilmelidir. Çocuk genital bölgelerinin görülmesinden rahatsızlık duymamaya, kendisini tuvalette iken gören birisine tepki vermemeye alışmamalıdır.

    SOYUNMA VE GİYİNMEDE YANLIZLIK

    Çocuğun üç yaşından itibaren genital bölgelerinin başkaları tarafından görülmesinden adım adım uzaklaşması gerekir. Bu bağlamda çocukların elbiseleri herkesin içerisinde değiştirilmemelidir. Çocuklar mümkünse elbiselerini kendileri ve kimsenin görmediği bir ortamda değiştirmelidir. Eğer çocuk kendisi elbiselerini değiştiremiyorsa, anne ile ayrı bir odaya gidilerek elbiseler değiştirilmelidir.

    İZİN VERİRSEM KABUL EDİLİRSİN

    Anne-baba için çocuk ne kadar büyürse büyüsün çocuktur. O yüzden anne-baba, çocuğunun odasına girerken izin alınması gerektiğini düşünmez. Ancak, çocuk dört yaşına girdiğinden itibaren “izin verirsem kabul edilirsin” ilkesi hayata geçirilmelidir. Anne-baba, çocuğun odasına girerken izin istemeli, her şeye rağmen onun çıplak vücudu ile karşılaşıldığında özür dilenip kapı kapatılmalıdır. Bu davranış kalıbı hem çocuğun kişiliğine saygıyı, hem de çocuğun rahatsız olduğu bir durumda itiraz edebilme becerisi kazandırılması açısından önemlidir.

    İLKOKULLA BİRLİKTE ÖZEL MEKAN TANIMLAMA

    İlkokul dönemi ile birlikte çocuklar için evde bir cekmece yada sepet belirlenip, çocuğa özel eşyalarını buraya koyabileceği söylenebilir. Çocuğun bu özel alanını anne-babanın izin alarak kullanması çocuğun özel alan düşüncesini pekiştirir