Etiket: İz

  • Kırışıklık , iz ve leke tedavisinde fraksiyonel lazer

    Son 15 yıl içerisinde lazer teknolojisi; akne (sivilce) izi, gözenekler, yara, yanık izi, yüz ve boyun kırışıklıklarının tedavisinde önemli ilerlemeler kaydetmiştir.

    Etkili cilt gençleştirme, iz tedavisi amacıyla son yıllarda 3 çeşit lazer sistemi tasarlanmıştır. Günümüzde bu üç sistem çeşitli iz ve kırışıklıkların tedavisinde en başarılı yöntemler olarak tercih edilmektedir:

    1. Erbium:Glass lazer (Er:Glass): 1,540 nanometre dalgaboyu
    2. Erbium:YAG lazer (Er:YAG): 2,940 nanometre dalgaboyu
    3. Karbondioksit lazer (CO2): 10,650 nanometre dalgaboyu

    Lazerin etkinlik derecesini belirleyen en önemli faktorler; lazer ışınının dalgaboyu, lazerin sahip olduğu teknolojik özellikler ve hastanın cilt yapısıdır.

    Kliniğimizde, yaklaşık 3-4 yıldan beri uyguladığımız Fraksiyonel Er:YAG Lazer tedavisine ek olarak bir ay önce Fraksiyonel CO2 Lazer tedavisine başladık. Bu bize hastanın şikayetine ve cilt yapısının özelliklerine göre uygun olan fraksiyonel lazer sistemini belirleyip, tedavisinin planlanması aşamasında farklı seçenekleri kullanma imkanı vermektedir.

    Fraksiyonel lazeruygulamaları sırasında tedavi edilen cildin kalınlığı kimyasal peeling veya dermabrazyonda olduğu gibi göz kararı veya tecrübeye bağlı değildir. İnilenderinlik belirlidir. Güçlü olmasına karşın fraksiyonel özelliği sayesinde uygulama sonrası iyileşme süresi kısadır. Etkisi ise benzer sistemlere göre çok daha yüksektir.

    Fraksiyonel lazer;

    • Sivilce izlerinin tedavisinde; Sivilce izlerini gideren en etkili yöntem faraksiyonel lazerdir. Bölgenin özel bir ışıkla taranması sonucu iz dokusu buharlaştırılır. Buharlaşan kısmı vücut taze hücrelerle doldurur. Her seansta iz dokusu kademeli olarak küçülür. Ortalama 3-6 seans uygulanır. Seans sonrası kızarıklık ve kabuklanma oluşur. Esmer kişilerde Erbium fraksiyonel, açık tenlilerde ise karbondiyoksit lazer tercih edilir.

    • Gebelik çatlaklarının tedavisinde;lazer, dokuyu derinlemesine gözenekli bir biçimde etkiler. Düzensiz alanları buharlaştırır. Taze doku yıpranmış dokunun yerini alır. İnce çatlaklar silinir, derin çatlaklar hafifler.

    • Yara izi tedavisinde ; ince yara izleri silinir. Ameliyat izi, darbe ve jilet yaralarının tedavisinde kullanılır. Yara izi alanına gönderilen ışık demetleri sorunlu alanı buharlaştırarak düzeltir.

    • Boyun ve dekolte gençleştirme; yıpranmış ve sarkmış boyunve dekolte cildi yenilenir. Mezolifting veya PRP tedavisi ile birlikte uygulanması etkinliği arttırır.

    • Cilt lekelerinin giderilmesi;daha çok Erbium Fraksiyonel lazer kullanılır.

    • Göz altı morluklarının ve torbalanmalarının tedavisi; göz altı morlukları kişiyi daha yorgun ve yaşlı göstermektedir. Bu duruma tıbbi dilde hiperpigmentasyon (renk artışı) denir. Genellikle alt kapağın iç kısmında daha yoğun olarak gözlenir. Nedenleri arasında; genetik yatkınlık, allerji, göz ovuşturma alışkanlığı, bazı hastalıklar (böbrek,tiroid) sayılabilir. Bu renk artışı için en çok K vitamini kremleri ve soldurucu kremler denenmiştir. Ancak çoğu kez tatmin edici sonuçlar elde edilememiştir. Göz altındaki renk maddesi buharlaştırılarak ve deriyi yeniden yapılandırarak pigmentasyon azaltılmaktadır. Lazerin tipi, hastanın cilt özelliklerine göre seçilir.

  • Akne izlerinden (sivilce izleri) nasıl kurtulabiliriz? Fraksiyonel co2 lazer

    İz ve Kırışıklık Tedavisinde Devrim! “CO2” Fraksiyonel Lazer

    Günümüzde “Akne İzleri ve Kırışıklık Tedavisi” Adı Altında Uygulanan Yöntemler Yetersiz veya Güvensizdir!

    Kimyasal Peeling: derinin çeşitli kimyasal maddeler yardımı ile yenilenmesidir. En derin peeling’lerin etkinliği düşüktür.
    Mikrodermabrazyon: alüminyum tuzunun sprey şeklinde deriye sıkılarak derinin törpülenmesinden ibarettir. Etkinliği %10-20 seviyesindedir.
    Mekanik Dermabrazyon (zımparalama): derinin zımparalamasından ibarettir. Deriye verdiği ciddi hasarlarından dolayı günümüzde artık tercih edilmemektedir.
    Botox ve Dolgu Maddeleri: dolgu maddeleri derinin dolgunlaşmasını sağlayarak belirli süre için kırışıklıklar ve izlerin giderilmesinde etkili olurlar. Botox ise yüzdeki mimik kasları felç ederek kırışıklıkların geçici bir süre için azalmasına neden olur.
    Işık Tedavisi ( Intense Pulsed Light: IPL): yoğunlaştırılmış ışık atımları deri altındaki kollagen liflerini uyararak derinin elastikiyetini artarlar. Deri gençleştirilmesi ve cilt yenilenmesinde %25 kadar etkili olmaktadır.
    Lazer Tedavisi:
    I. Nd:YAG lazer: etkisi oldukça hafif ve yüzeyel olduğu için artık kırışıklık ve iz tedavisinde tercih edilmemektedir.
    II. Er:Glass ve Er:YAG lazer: kırışıklıklar ve iz tedavisinde sıklıkla tercih edilen sistemlerdir, ancak yeterince derin olmadıklarından birkaç seans tedaviye rağmen çoğu zaman hasta ve doktor tatmin olmamaktadır.
    III. CO2 lazer: dünyanın en derin etkili iz ve kırışıklık tedavi yöntemidir. Oldukça derin etkili olduğu gibi yan etkileri de ciddi olabilir. Bu yüzden son 5 yıldan beri “Lazer Dermatoloji” dünyasında devrim niteliği taşıyan ve bu sistemin yan etkilerini neredeyse sıfıra düşüren “Fraksiyonel CO2 lazer” geliştirilmiştir.
    Yukarıda bahsedilen yöntemler, akne (sivilce) izleri ve kırışıklık tedavisinde kısmen etkili olup başarı oranları %5 ile %25 arasında değişmekte, bazen neredeyse hiç etkili olmamaktadırlar. Buna ek olarak söz konusu yöntemlerde uygulama derinliği ölçülemediğinden istenmeyen yan etkiler meydana gelebilir.

    Neden Fraksiyonel CO2 Lazer? Fraksiyonel CO2 Lazer: Akne İzleri (Sivilce İzleri) ve Kırışıklık Tedavisinde Dünya Çapında Gelinen Son Noktadır: “En İddialı ve En Derin, Aynı Zamanda En Güvenli Lazer Sistemidir”!

    Fraksiyonel CO2 Lazer Hangi Alanlarda Kullanılmaktadır?

    1. Cilt Yenileme, yüz gençleştirme: yüz, göz kapakları, boyun ve dekolte bölgelerindeki kırışıklıklar ve çizgilerin giderilmesinde tartışmasız en etkili yöntemdir!

    1- İnce kırışıklıkların giderilmesi

    2- Derin çizgilerin giderilmesi ve yüz gençleştirilme:

    2. İz Tedavisi: yüz, sırt ve göğüste oluşan akne izleri (sivilce izleri) ve çukurları, yara ve yanık izleri ve deri çatlamalarında en güçlü ve en etkili tedavi yöntemidir!

    I. Akne izlerinin (sivilce izlerinin) tedavisi: akne (sivilce) izleri, yüzeyel ve derin olmak üzere iki ana grupta sınıflandırılmaktadır:
    a. Yüzeyel akne (sivilce) izleri: cildin üst tabakasını etkileyen izlerdir. Bu izler özellikle sivilce tedavisi sonrası daha çok ortaya çıkar ve kızarıklık zemininde hafif çukurlar ve çökmeler şeklinde görülür. Yüzeyel sivilce izi, genellikle kimyasal peeling gibi yüzeyel cilt soyma yöntemleri ile yok edilebilir, ancak iyileşmeyen sivilce izlerinin tedavisi kolaylıkla fraksiyonel lazer ile mümkündür.
    b. Derin akne (sivilce) izleri:
    – Ice pick (buz kıracağı) akne izi (sivilce izi): deri üzerinde buz kıracağı ile delinmiş alanlar şeklinde görülen çapları genellikle 2 mm’nin altında olan noktasal çukurlardır. Bu izlerin çapları fazla olmamalarına rağmen aşırı derin olabilir, bazen deri altı yağ tabakasına kadar inebilirler. Bu yüzden “ice pick” akne izinin en iyi tedavisi lazerdir. Lazer sistemleri arasında en etkili ve aynı zamanda en az yan etkili sistem ise fraksiyonel CO2 lazer sistemidir.
    – Box car (yük vagonu) akne izi (sivilce izi): yuvarlak veya oval şeklinde oluşan akne izleridir.
    – Rolling scar (dalgalı) akne izi (sivilve izi): genellikle derin olan bu çeşit sivilce izleri, cildin üst tabakasının alt tabakalar tarafından içeriye doğru şekilmesinden kaynaklanırlar. Tedavisi en zor olan bu tip akne izlerinde fraksiyonel CO2 lazer ile %80’a kadar iyileşme gözlemlenmektedir.

    II. Cildin geniş gözenekli ve kaba görünümünün giderilmesi

    III. Ciltte meydana gelen güneş lekesi, yaşlılık lekesi, doğum sonrası oluşan lekeler ve yüzeysel pigment bozukluklarının giderilmesi

    IV. Aşırı bağ dokusu (hipertrofik skar) ve keloidlerin azaltılması

  • Akneli cilde nazik bakım gerekir

    Akneli cilde nazik bakım gerekir:

    ▪ Akneli ciltler normal ciltlerden daha hassastır. Bu nedenle, her şeyden önce aşırı soyucu ve tahriş edici uygulamalardan kaçınmak gerekir.

    ▪ Cilt temizliği önemlidir ancak abartılmadan yapılmalıdır. Akneli cildin PH dengesi çok kolay bozulur. Bu açıdan sadece PH 5-5 temizleyicilerin ve tercihen alfa hidroksi asitli (AHA) ürünlerin kullanılması gerekir. Jel kıvamındaki temizleyiciler ciltten kolayca arındığı için daha güvenlidir.

    ▪ Siyah noktaların temizlenmesi yararlı olabilir ama bunu sadece deneyimli uzmanlara yaptırmalısınız.

    ▪ Akneli cildi fırçalamak, kaşımak, sivilceleri sıkmak veya jiletle traş olmak, yüzde kalıcı izler bırakabilir.

    ▪ Akneli ciltlerin de neme ihtiyacı vardır. Yağsız nemlendiriciler, böyle ciltleri sakinleştirir ve rahatlatır. Ancak yüz yıkandıktan sonra hemen sürülmez, bir süre beklenir. Yeni yıkanan deri gerildiği için, ihtiyacından fazla nemlendirici emebilir.

    ▪ Kullanılacak tüm makyaj malzemeleri, traş losyonları ve nemlendiricilerin hafif, yağsız ve hatta “oil-control” yani yağ dengesini koruyan cinsten olmasına dikkat edilmelidir.

    Akneli cildin en iyi ilacı “ peeling” ve A Vitamini:

    Sivilce tedavileri genellikle topical (haricen sürülen) ve ağızdan alınan ilaçlarla yürütülür. Son yıllarda, yeni bir ışık tedavisi olan FOTO Rejuvenation’da bu konuda yeni olanaklar sağlamaktadır.

    ▪ Haricen yapılan kimyasal tedavilerin en başında, çeşitli hidroksi asitlerle yapılan peeling’ler gelir. Bu tedavi cildin en üst tabakasında birbirine bağlanan hücreleri ayırır, tıkanan gözenekleri açar.

    ▪ Hidroksi asitlerle sonuç alınamadığında, benzol peroksit karışımları veya sentetik bir A vitamini türevi olan Tretinoin tedavisi denenir. Bazı durumlarda, antibiyotik alınması önerilir. Kimi hastalar için hormon tedavisi gerekli olabilir.

    ▪ Şiddetli durumlarda Izotretinoin (Roacuttane) tavsiye edilebilir. Bu son derece etkili bir tedavidir ancak yan etkileri düşündürücüdür. İzotreitonin tedavisi uygulanabilen hastaların yaklaşık %69’u, akneden tamamen kurtulurlar.

    ▪ Kistik aknelere, bazı durumlarda cerrahi müdahale yapılır. Cryoterapi, intralezyonal steroidler gibi diğer tedavi çeşitleri de kullanılır.

    ▪ Öte yandan Mezoterapi hiç gözardı edileyecek bir yöntemdir. Mezoterapi sırasında, deri altına A vitamini, C vitamini ve antibiyotikler enjekte edilir. Antibiyotik ve A vitamini doğrudan doğruya sivilceleri tedavi eder. C vitamini ise hücre yenilenmesini hızlandırarak iz kalmasını önler.

    ▪ Ağızdan A vitamini ve çinko alınması tüm tedavi yöntemlerini destekler.

    Tabii tüm bu tedaviler içinde hasta için en doğru olanı sadece cilt doktoru seçebilir. Yöntemler birbiri ile kombine edilebileceği gibi, her biri bazı diğer koşulların ve yan etkilerin dikkate alınmasını gerektirir. Kimisi cildi kurutur, kimisi allerjik reaksiyonlara yol açabilir. Yukarıda sayılan tedavilerin tümü güneşten korunmayı gerektirir.

    Aklınızda olsun, bu işe ne kadar erken başlanırsa, sonucu o kadar başarılı olur. İzler ve çukurlarla baş etmek de mümkündür ama biraz zaman ister. Ne yazık ki, tedavinin en etkili olacağı dönemde aileler akneyi pek ciddiye almazlar. Sivilcelerin gelip geçici bir ergenlik belirtisi olduğunu düşünüp, kendi kendine kaybolmasını beklerler. Tabii geçer ama ne zaman? Bazı insanlarda akne 50 yaşına kadar devam eder. Daha önce atlatanların oranı yüksek olsa bile, geride ne izler kalır, o belli olmaz…

  • Hemanjiyomlar

    Çocukluk Çağında Hemanjiyomlar *

    Hemanjiyomlar bebeklik çağının en sık görülen iyi huylu damarsal tümörleri olup damarların endotel denilen iç çeper hücrelerinde hızlı hücre çoğalması tipik özellikleridir. Hemanjiyomlar bebeklerin %4-5 kadarında görülür.

    Kız bebeklerde, prematüre doğanlarda, doğum ağırlığı 1500 gramın altında olanlarda ve beyaz ırkta daha sık görülürler. Hemanjiyomların çoğu kalıtsal değildir. Hemanjiyomlar kanser değildir, hiçbir dönemde kansere dönüşme tehlikesi söz konusu değildir.

    Hemanjiyomlar en sık ciltte olmak üzere, ağız çevresi ve içinde, genital gölgelerde, anüs çevresinde ve daha nadir olarak iç organlarda görülebilirler. Özellikle baş ve boyun bölgesinde daha fazla görülürler.

    Bebeklerde hemanjiyomların yaklaşık %60’ı baş ve boyun bölgesinde, %25’i gövdede ve %15 kadarı kollar ve bacaklarda görülür. Çok sayıda (çoğunlukla beşten fazla) yüzeyel hemanjiyomu olan bir çocukta iç organlarda da hemanjiyom bulunması olasılığı yüksektir.

    Bebekler doğduğunda hemanjiyomlar ya hiç belli değildir ya da yerinde belli belirsiz renk değişikliği veya leke vardır. Genellikle ikinci hafta ve sonrasında belirginleşirler. Büyümenin en hızlı olduğu dönem doğum sonrası 6 ile 8. haftalar arasında olup nihai büyüklerinin %80’ine üçüncü ayda ulaşırlar. Bebekler 5 aylık olduğunda hemanjiyomların %80’inde büyüme neredeyse tamamlanmış olur.

    Genellikle 9 ile 12. haftalar arasında gerileme dönemine girerler. Hemanjiyomlarda gerileme büyüme hızına göre daha yavaş seyreder. Gerileme döneminde yüzeyel hemanjiyomların rengi parlak kırmızıdan soluk kırmızı, gri-beyazımsı kırmızı veya soluk mor benzeri bir renge dönüşür.

    Renk değişikliklikleri tipik olarak hemanjiyomun merkezinden başlayıp çevresine doğru ilerler, bir yandan da zamanla yumuşama, sönme ve üzerinde kırışmalar gözlenir. Gerileme görülen çocukların yaklaşık yarısında sonuç olarak kılcal damarlarda belirginlik, deride incelme ve gevşeklik, kırışıklık, cilt renginde solma gibi değişik derecelerde izler kalabilir.

    Hemanjiyomlu çocuklarda maksimum gerileme ortalama 36 aya kadar gerçekleşir ve çocukların %90’ında 4 yaş dolduğunda olabilecek en fazla gerileme gerçekleşmiş olur. Bu yaştan sonra kayda değer gerileme olmadığı bildirilmektedir. Sorunlu yerleşimde ya da yapıda hemanjiyomu olan bebeklerin konunun uzmanı bir doktora görünmesi için en uygun yaş hayatın birinci ayı civarıdır.

    Boyun, çene altı, dilaltı veya ağız tabanında derin yerleşimli hemanjiyomlarda hava yolu, nefes borusu ve gırtlak çevresinde etkilenme ve tutulum varsa özellikle ilk 2-3 ay içinde solunum sıkıntısı gelişebilir. Gözler ve çevresinde yerleşik hemanjiyomlar önemli sorunlar yaratabilir. Özellikle göz kapaklarındaki hemanjiyomlarda görmenin etkilenmesi riski vardır. Üst göz kapağındaki hemanjiyomlar görme sorunlarına daha sık neden olur, küçük olsalar bile dikkatle değerlendirilmelidir. Bunlarda gözün görme açıklığının kapanması veya göze bası olması sonucunda en başta görmenin kaybını tanımlayan ambliyopi gelişmesi yanında şaşılık, astigmatizm gibi görme kusurları gelişebilir.

    Dudak ve dil hemanjiyomları emmeyi etkileyebildiği gibi dişlerin ve çene yapısının gelişimine de olumsuz etki yapabilir. Özellikle alt dudak hemanjiyomlarında tahriş ve ülserleşme daha sık görülebilir. Burun ucu ve üstü hemanjiyomları alttaki kıkırdağa ve diğer oluşumlara zarar vererek daha fazla ize, yapısal bozukluğa ve kalıcı kusurlara yol açabilir. Göz önünde olmaları anne-babalar için de sıkıntı yaratabilir.

    Hemanjiyomlarda en sık görülen komplikasyon ülserleşme, yani yüzeyinde tahriş ve yara gelişmesidir. Bebeklerdeki hemanjiyomların %15-20’sinde görülebilir. Özellikle alt dudaktakilerde, koltuk altında, ağız çevresinde ve boyun yerleşimlilerde, anüs ve cinsel organlar çevresindeki hemanjiyomlarda yaralar daha kolay gelişir ve ülserleşme daha sık görülür. Ülserleşme gelişen hemanjiyomlarda enfekte olma veya hafif kanama riski de olabilir. Bu hemanjiyomlar ağrılı olabilir ve bebekte huzursuzluk yaratabilir.

    Hemanjiyomların en önemli kalıcı etkilerinden birisi de geriledikten sonra bulundukları yerde değişik şekillerde iz bırakabilmesidir. Hemanjiyomların yaklaşık yarısında veya biraz daha fazlasında gözle görülür iz veya kalıntı kalabilir. İz veya kalıntı kalması hemanjiyomun doğal seyrine, yerleşim yerine, şekline, yüzeyinde ülserleşme olup olmamasına göre değişir.

    Hemanjiyomlu çocukların aileleri genellikle çoğu lezyonun zararsızlığı ve küçüklüğüne zıt derecede endişeli ve kararsızdır. Ana-babalarda doğumda normal olan bir bebekte aylar içinde ortaya çıkan hemanjiyom nedeniyle korku, endişe ve üzüntü egemen olup durumu kabullenmeleri zor olabilir. Bu nedenle tedavisiz izlem yaklaşımına inanç ve güvenleri yeterli olmayabilir.

    Hasta ilk görüldüğünde hemanjiyomların beklenen doğal seyri ve etkileri, olası tedavi yaklaşımlarının olumlu ve olumsuz yanları ailelere mutlaka anlatılmalıdır. Hızlı çoğalma döneminde hastanın sık görülmesi ve ölçüm ve görüntülemeler ile izlem uygun olur. Her aşamada ebeveynlere hemanjiyomların seyri ve izlem planı için bilgi verilmeli, soruları yanıtlanmalıdır.

    Bebeklerde görülen hemanjiyomlara yaklaşım ve tedavi planlamaları yapılırken öncelikle mevcut hemanjiyomun yaşamı tehdit eden, önemli işlevlerin bozulmasına yol açabilecek, kalıcı zedelenme, iz, kalıntı bırakabilecek, kozmetik-estetik etkileri olabilecek veya hasta ve ailesi bakımından ciddi psikososyal etkileri olabilecek özellikleri olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

    Klinik bulgular ve seyir çok değişken olduğu için izlem ve tedavi yaklaşımları her hasta için bireyselleştirilmelidir. İzlem ve tedavinin temel amaçları yaşamı tehdit edici sorunları önlemek veya düzeltmek, hasta ve ailesi için psikososyal sıkıntıyı en aza indirmek, kalıcı şekil bozukluklarını önlemek, ülserleşmeyi önlemek yanında geliştiyse izlerin düzeltilmesi, enfeksiyon veya ağrıyı en aza indirmek üzere tedavi etmek, zedeleyici ve ciddi iz gelişmesine neden olabilecek işlemlerden kaçınmak olarak sayılabilir.

    Hemanjiyomlarda kendiliğinden ciddi kanama çok seyrektir. Ender olarak ülserleşmiş bir hemanjiyomdan hafif yüzeyel kanama olabilir. Hemanjiyomun patlaması ve ağır kanama olması beklenen bir durum olmayıp hastaların aktivitesi ve oyun oynamaları bu düşünce ile engellenmemelidir.

    Hızlı büyüyen ve sorun yaratan hemanjiyomlarda tedavi kararı zor olmaz. Daha az sorunlu görülen hemanjiyomlara nasıl yaklaşım yapılması gerektiği tartışmalıdır. Hemanjiyomların yerleşim yeri, büyüklüğü ve büyüme aşamasının değerlendirilmesi gerekir. Örneğin yüzde iz bırakma olasılığı sırta göre daha önemlidir.

    Hemanjiyomların tedavi edilmesine genellikle şu gerekçelerle karar verilir: yaşamı tehdit edici ciddi durumlar veya fonksiyonel açıdan sorun oluşturan durumlar olması; hemanjiyomdan geride kalabilecek iz veya kalıntıların önüne geçilmesi veya en aza indirilmesi; hasta veya ailesinin psikososyal sıkıntılarının azaltılması; hemanjiyomlarda gelişebilecek ülserleşmenin tedavi edilmesi ile iz kalması, kanama, enfeksiyon ve ağrı gelişiminin önüne geçilmesi.

    Hemanjiyomların tedavi ve izlemlerinin bu konuda deneyimli uzman doktorlar tarafından yapılması gerekir. Son yıllarda hemanjiyomların ilaçla tedavi edilmesi konusunda gelişmeler olmuştur. Günümüzde tedavi edilmesi gereği görülen hemanjiyomlarda, yan etkisi pek beklenmeyen, ağızdan kullanımı kolay ilaç seçenekleri vardır. Ağızdan kullanılabilen ilaçlara ek olarak hemanjiyom üzerine cilde sürülebilen etkili ilaç uygulamaları da vardır. Bu yazıda tedavilerin ayrıntısına girilmemiş olup ayrıntılı bilgi için aşağıda verilen kaynak siteye başvurulabilir.

    Prof Dr Bilgehan Yalçın