Etiket: İstismar

  • Çocuğa Yönelik Cinsel İstismarı Hangi Yöntemlerle Önleyebiliriz?

    Çocuğa Yönelik Cinsel İstismarı Hangi Yöntemlerle Önleyebiliriz?

    ÇOCUKLARINIZLA KONUŞUN

    Toplumda karşılaşan en acı olayların başında çocuğa yönelik cinsel istismar gelmektedir. Bu durum gerçekleşmeden aileler olarak ‘neler yapmalıyız?’sorunusunu ön plana çıkararak, şunları söylemeliyiz ki; Çocuklarınızla konuşun! Cinsel istismarın ne demek olduğunu ve kendilerini nasıl koruyacaklarını bilmelerine izin verin. Sonrasında, çok “özel” olabilecek konularda sizinle konuşmaları konusunda rahat hissetmelerini sağlayın.

    Çocuklarımızla neden cinsel istismar hakkında konuşmamız gerektiğine dair birçok sebep vardır. İlk ve öncelikli olarak, aileleri cinsel istismar konusunda konuşan çocukların, bunun olmasını engelleme konusunda çok daha hazırlıklı oldukları bilinmektedir.

    Bir başka sebep ise bu suçun görülme sıklığıdır. Daha da endişe verici bir istatistik ise cinsel istismara uğrayanların ortalama yaşının altı ile dokuz arasında olmasıdır.

    Cinsel istismarın yoksul mahallelerde yaşayan, düzgün işlemeyen ailelerin sorunu olduğunu düşünsek de, durum böyle değil.

    Cinsel istismarı, iyi ailelerin evleri dışında olan bir şey olarak düşünmeye meyilli olsak da bir çok çocuk ensest kurbanıdır. Ama yine de cinsel istismar herkesin evinde, üvey anne babalar, kardeşler, kuzenler, amcalar, büyükanne, büyükbabalar arasında dahi görülebilen bir durumdur. Yani, nerede yaşarsak yaşayalım ya da ne kadar sağlam aile bağlarına sahip olursak olalım, çocuklar cinsel istismar problemi konusunda önceden bilgilendirilmeli ve uyarılmalıdır.

    Çocuklarınızla Cinsel İstismar Hakkında Ne Zaman Konuşmalısınız?

    Cinsel istismar hakkında konuşmak için en iyi zaman, çocuğunuzun potansiyel olarak tehlikeli bir durumda olmadığı ve kendisini güvende hissettiği zamandır. İstismar ihtimalinin olacağını veya ne zaman olacağını bilmek mümkün olmadığından bu konuyu, erken yaşta konuşmak önemlidir. Okul öncesi dönem bile çok erken olarak düşünülmemelidir.

    Anlatacaklarınızın ayrıntıları çocuğunuzun yaşına göre değişecek olsa da, diğer güvenlik konularıyla birlikte saldırıyı önlemeye dair genel bir eğitim tüm yaştaki çocuklara verilmelidir.

    Örneğin;

    • Küçük çocuğunuza yabancılardan şeker almaması gerektiğini öğrettiğiniz gibi, birisi bedenlerinin özel bölgelerine dokunmak isterse ona hayır demesi gerektiğini de öğretebilirsiniz.

    • Çocuğunuzla, sokakta bulduğu veya bilmediği bir maddeyi yiyip içmemesi gerektiğini konuşurken, kişisel gizlilik ve rahatsız eden dokunuşlara karşı gelme haklarını da konuşabilirsiniz.

    • Uyuşturucuya neden hayır demeleri gerektiğini açıklarken, onlara dokunan ve kendilerini rahatsız hissettiren bir kişiye de neden hayır deme haklarının olduğunu açıklayabilirsiniz.

    Cinsel İstismar Hakkında Nasıl Konuşmalısınız?
    Çocuklarınıza cinsel istismar hakkında konuşurken bilgileri, onları gereğinden fazla korkutmadan ve dehşete düşürmeden aktarmak önemlidir. Aslında “cinsel istismar” tanımını da kullanmanız gerekmez. Sizin amacınız çocuğunuza, o istemedikçe kimsenin bedenine dokunmaya hakkı olmadığını olumlu ve tehditkar olmayan bir şekilde öğretmektir. Verilmek istenen bu mesaj, (hassas, kişisel veya tabu olarak düşünülse dahi) aileler rahatça konuşulabilecek bir ortam sağladığında kolayca yerine ulaşır. 

    Aynı zamanda istismarı önleme konusunu konuşmak kendi beden parçalarının isimlerini, genital bölgeler de dahil, bilen çocuklarla çok daha kolaydır. 

    Ne Söylemelisiniz?

    Çocuğunuzla cinsel istismar hakkında konuşurken, iki hedefe ulaşma amacında olmanız önemlidir. 

    • Çocuğunuzun, cinselliği istismar eden bir davranışı tanıması ve ayırt edebilmesi için spesifik ve doğru bilgiler verin.

    • Çocuğunuza, tehlikeli olma potansiyeli olan bir durumla başa çıkabilmesi için spesifik yollar öğretin.

    Bu hedeflere ulaşmak için aşağıdaki yönergeleri takip edebilirsiniz:

    “Kişisel Parçaları” açıklayın.

    “Baba, neden sıcak olduğunda kızlar tişörtlerini çıkaramazlar?”

    “Anne, neden banyoya seninle birlikte giremiyorum?”

    “Neden salonda giyinip soyunamam?”

    Çocukların sordukları sorular bize “kişisel parçaları” konuşmak için olanak sağlar. 

    Bedenimizin bu bölümlerinin kirli ya da utanılacak yerler olduğu algısı yaratmadan, mayoyla kapattığımız bölgelerin çok özel ve kişisel olduğunu açıklayın. Daha sonra bu kişisel bölgelerin neden kapalı olması gerektiği ve kişinin gerekirse ebeveyninin ve ebeveynin izniyle doktorların dışında kimse  tarafından görülmemesi ve dokunulmaması gerektiğini açıklayın.
    “Cinsel İstismarı” açıklayın.

    Çocuklar; bazı yetişkinlerin veya genç insanların, kendi özel yaşamlarını gasp etmeye çalışabileceklerini ve bunu durumun kabul edilebilir olmadığını bilmelidirler. Çocuklarınızın bilmesi gereken iki tür cinsel istismar vardır:

    • Dokunmadan istismar: cinsellik ile ilgili sözel veya görsel uyaranlarla çocuğun uyarılması, müstehcen telefon aramaları, teşhircilik, röntgencilik ya da özelin gizlenmesini ortadan kaldırarak çocuğun cinsel birleşme eylemine görsel ya da işitsel olarak tanık olacağı durumları içerir.

    • Dokunarak istismar: okşama, tüm özel bölgelerle cinsel birleşme ya da teşebbüste bulunma; özel bölgelere dokunma, ensest ve tecavüz durumlarını içerir.

     

    Bunların yanında çocuğunuz, istismarı yapan kişilerin yabancı olmak zorunda olmadığını bilmelidir. Çocuk tacizcilerinin yüzde seksen beşi çocuğun tanıdığı kişilerdir. Son zamanlardaki haberler, dehşet verici durumların altını çizmektedir. Çocuğunuza “Hiç kimse; öğretmenler, akrabalar, arkadaşalar vs. sana dokunabilirim ya da vücudunun özel bölümlerine bakabilirim diyemez.” diye anlatın.

    Nasıl Hayır Diyebileceğini Açıklayın.

    Çocuğunuz bedeninin ona özel ve kişisel bölümleri olduğunu öğrendikten sonra birisi ona dokunmaya çalıştığında, bedeninin kişisel bölümlerine bakmaya çalıştığında ya da kendi kişisel parçalarına onu maruz bırakmaya çalıştığında ne yapması gerektiğini konuşun.

    Çocukların, kendi bedenlerini kontrol edebileceklerine dair sizin izninize ihtiyaçları vardır; çünkü genelde, yetişkinlere itaat etmeyi ve saygı duymayı öğrenmişlerdir. Bu durumda, olan şey onların hoşuna gitmiyorsa hayır diyebileceklerini ve demeleri gerektiğini bilmelidirler.

    Çocuğun potansiyel bir saldırıyı durdurması için en etkili yol yüksek

     ve katı bir sesle “HAYIR” diye bağırmak ve durumdan hızlıca uzaklaşmaktır. Ya olursa! oyunları uydurarak hayır demenin provasını yapabilir ve çocuğunuza yardım edebilirsiniz.

    Bu oyunu çeşitli olası tehlikeli durumlar için kullanın:

    • Ya yabancı bir adam gelip polis olduğunu, sorular sormak için arabaya binmen gerektiğini söylerse, ne dersin?

    • Ya bir arkadaşın veya akraban doktorculuk oynayalım, kıyafetlerini çıkar derse, ne dersin?

    • Ya tanıdığın birisi bacaklarının arasındaki bölgeye dokunmak sürtünmek isterse, ne dersin?

    Bu durumlarda güçlü cevaplar vermesi için çocuğunuza koçluk edin:

    • Hayır, bunu yapma!

    • Hayır, anneme söylerim!

    • Dur, yapamazsın!

    • Ailem bunu yapamayacağını söyledi!

    Çocuklarınız bir kez bu oyunla tanıştıktan ve onlarla alay etmeden, onları utandırmadan oynayacağınızı öğrendikten sonra kendi  ya … olursa sorularını sormaya başlayabilirler.  Bu, sizden hassas bir konuda bilgi ve destek almakta rahat hissetmeye başladıklarına dair iyi bir işarettir.

    Koşulsuz Sevgi ve Destek Verin.

    Çocuk tacizcileri kurbanlarını üç şekilde kontrol etmeye çalışırlar:

    1. Çocuğu baskı altına alarak ya da otorite gücünü kullanarak,

    2. Çocuğu istenmeyen fiziksel bir temasla sonuçlanacak “eğlenceli bir oyun” oynayacakları konusunda manipüle ederek,

    3. Hediyeler ya da seveceği şeyler vereceğini söyleyerek. 

    Bu teknikler oldukça ikna edicidir ve çocuğa bir şekilde  sorumluymuş hissi verebilir. Çocuklarınızı, bir yetişkin veya büyük bir çocuk ona dokunmaya ya da kendi bedenini göstermeye çalışırsa kendilerini suçlamamaları gerektiği konusunda ikna edin.

    Aynı zamanda, bir yetişkin ya da kendilerinden büyük bir çocuk, çocuğunuzun özel yaşamını gasp etmeye çalıştığı zaman bunu size anlatmasının kesinlikle çok güvenli ve iyi bir yol olduğunu da çocuklarınıza anlatın. Tacizcilerin çocukları güzel sözlerle kandırdıklarını ya da bu durumu “özel” bir sır olarak tutmaları konusunda tehdit ettiklerini bilmelerini sağlayın. Başka yetişkinlerin ne dediklerinin önemli olmadığı, her zaman sizinle konuşabilecekleri konusunda da onlara güven verin. 
    Vermek istediğiniz Mesajı Tekrarlayın.
     

    Tek bir konuşmada çocuğunuza cinsel istismar konusunda yeterince etkili bir uyarı veremezsiniz. Tekrar etmek, öğrenme sürecinin gerekli bir parçasıdır. Bu sebeple açıklamalarınızı değişik durumlar için tekrarlayın. Konuşmalarınızdan birkaç gün sonra çocuğunuzu bazı sorularla takip edin. Bu onlara, olabilecek endişelerini dile getirmeleri için fırsat verir. Şöyle sorabilirsiniz:

    “Vücudun özel bölgeleri ile ilgili konuşmamız hakkında düşündün mü”

    “Biri sana istemediğin şekilde dokunmaya kalkarsa ne yapacağın konusunda herhangi bir sorun  var mı? “

    “Sana oyuncak ya da şeker vermeyi teklif eden yabancılara ne demen gerektiğini hatırlıyor musun?”

    Açığa Vurulmamış Korkuları Dinleyin.

    Cinsel istismar hiçbir zaman çocuğun hatası değildir ve sır olarak tutulmamalıdır. Bazı çocuklar karşılaştıkları ve onları rahatsız eden durumları konuşmakta zorlanıyor olabilirler. O yüzden, onların size bir şey anlatmaya çalıştığının sinyallerini gördüğünüz zaman dikkatli olmanız çok önemlidir. Örneğin, normalde arkadaş canlısı olan çocuğunuz, “ben X amcanın evine gitmekten  nefret ediyorum” diyorsa, ya da keman dersine gitmeme konusunda alışıldığın dışında bir inatçılık gösteriyorsa, biraz araştırma yapın. Reddettikleri yetişkin hakkında ne hissettiğini çocuğunuza sorun. Lafı çocuğun ağzına tıkmadan, o kişiyle son görüştüklerinde ne olduğu konusunda açıkça konuşmaları için onları cesaretlendirin.

    Eğer Çocuğunuz Cinsel İstismara Uğradıysa Ne Yapmalı?

    Hiçbir şey çocukları birisi tarafından cinsel istismara uğrayan ebeveynleri bu durumla başa çıkmaya hazırlayamaz. Böylesine acı ve rahatsızlık verici bir olayla  yüzleşmek için doğal bir direnç olsa da, ailenin bununla nasıl başa çıktığı, çocukta travmatik bir etkiyle olup olmayacağını belirler.

    Yetkili Otoriteye Bildirin. 

    Herhangi bir istismar fark ettiyseniz, aile içinde ya da dışında işlenmiş bir suç olabilir, hemen polise rapor edin.

    Bazı aileler cinsel istismarı bildirmekten korkarlar; çünkü çocuklarını toplumsal baskıdan korumak isterler. Böyle bir suçlamada bulunmak ya da cinsel istismarı kanıtlamak hiç kolay olmasa da, bu durum olmamış gibi davranmak çocukta çok yıkıcı etkilere sebep olabilir. Olayı polise bildirmezseniz, çocuğunuz bir suçluyu koruyor olduğunuz hissine kapılacaktır. 
    İstismarın bir sır olarak kalması için aldığınız karar çocuğunuza, bunun gerçekten olduğuna inanmadığınızı ya da çocuğunuzun bir şekilde hata yapıyor olabileceği ve o yüzden otoritelere bildirilmemesi gerektiğini düşündüğünüzü ima edebilir. Tabi ki, istismarı bir sır olarak tutmayı seçerseniz, bir suçluyu korumuş ve suçlunun küçük çocukları cinsel istismara uğratmaya devam etmesine imkan vermiş olursunuz.

    İstismar şüphenizi polise ya da sosyal hizmetlere bildirdiğinizde, sizi nelerin beklediğini bilmeniz önemlidir.
    Çocuğunuzun ihtiyaçlarına kulak verin.
    Yetkililer kendi işlerini yaparken çocuğunuza, kontrol ve güven hissini geri kazandırmasında yardımcı olmak için yapabileceğiniz çeşitli şeyler olabilir.

    • Çocuğunuzu yatıştırın: Çocuğunuza sevginizi göstererek ve onu rahatlatarak duygusal ilk yardım verin. Bunun başlarına gelebilecek en kötü şey olduğu gibi bir izlenim vererek gerginlik yaratmayın. Uygun olan tepki şefkat ve sempatidir, histeri ya da acıma değil.

    • Kendi duygularınızı kontrol edin; çoğumuz bir çocuk söz konusu olduğunda aşırı bir öfke ve kızgınlık duyarız. Bu kızgınlık ya da suçluluk duygularınızı başka bir yetişkinle tartışmalısınız, çocuğunuzla değil. Böylelikle çocuğunuz bu duygularınızın sorumluluğunu kendi üstüne almayacak ya da öfkenizden korkmayacaktır.

    • Çocuğunuzu, deneyimi hakkında konuşması için cesaretlendirin; iyi bir dinleyici olun ve çocuğunuzun yaşıyor olabileceği korku, kızgınlık, düşmanlık, suçluluk, şaşkınlık ya da utanma duygusunu ifade etmesi için yardımcı olun. Çocuk bu deneyimi hazmedene kadar, hakkında tekrar tekrar konuşmaya ihtiyaç duyabilir.

    • Çocuğunuza inanın; profesyonel deneyimler, çok az çocuğun cinsel istismar konusunda yalan söylediğini göstermektedir.

    • Çocuğunuzu, bunu bildirdiği için takdir edin; olayı anlatmakla kesinlikle doğru bir şey yaptığının güvencesini verin.

    • Çocuğunuzu suçluluktan kurtarın; cinsel istismar asla bir çocuğun suçu değildir, çocuğunuza “bunun olmasına nasıl izin verdin?” ya da “Ailesi evde değilken başkasının evine gitmemen gerekirdi” gibi şeyler söylemeyin. Sorumluluğun ve suçun sadece bunu yapan diğer kişide olduğu konusunda net olun.

    • Başka bir istismara karşı koruma oluşturun. Çocuğunuza, bunun tekrar yaşanmaması için mümkün olan her şeyi yapacağınız konusunda güvence verin. 

    • Profesyonel yardım alın; cinsel istismar vakasında profesyonel yardım almayı ciddi bir şekilde göz önünde bulundurmalısınız. Profesyonel tedavi, mümkün olan en kısa zamanda, çocuğun yetişkinlikte ciddi sorunlar geliştirmemesi için en iyi yoldur. Bir çocuk psikoloğu çocuğun öz güvenini geri kazanmasına ve istismardan dolayı duyduğu suçluluktan kurtulması yardım edebilir. Aynı zamanda terapi aile üyelerine de, çocuğun travmayla başa çıkmasında nasıl yardımcı olabilecekleri konusunda destek olur. 

  • Minik Bedenime Dokunma

    Minik Bedenime Dokunma

    Konunun başlığından da anlaşılacağı gibi yakın zamanda kaybettiğimiz minik eylüllerimiz ve leylalarımız. Henüz büyümediler ama dünyanın karanlık yüzünü görmüş oldular. Onlara kıyanlar, ne tür istismarda karşı karşıya kaldıklarıyla alakalı durumu ancak olayın aydınlatılmasıyla söz konusu olacağını düşünmekteyim. Yaşanılan istismar vakalarında toplumu derinden yaralayarak sosyo-kültürel deformasyona sebebiyet vermektedir. Geçenlerde okuduğum bir cümle bu durumu net ifade etti. Çocukları gördüğümüz zaman sevmek, şirinlik yapmak gibi sevimliliklerimiz vardı bu olaylarla bunları da elimizden aldınız diye. Masum kalabilmek ne zor bu dünyada desek yanılmış olmayız herhalde.

    Söz konusu istismarın tanımını yapacak olursak bedenine ve o bedenine sahip ruha yapılan bir saldırı olarak nitelendirebiliriz.

    Çocuk istismarlarını biz üç grupta toplayabiliriz:

    1- Cinsel İstismar: Cinsel istismar sık rastlanan istismarlardan biridir ve genelde yıllarca etkisi altında kalabilmekte ve gizli tutulmaktadır. Yapılan istatistikî veriler kesin olmamakla beraber %10-%15 civarındadır.

    Cinsel istismara uğramış bireylerde cinsel ilişkiye anormal şekilde ilgi gösterme veya tam tersi olarak ilgisiz olma, uyku problemleri(kabus görme, sıçrayarak uyanma),depresyon veya depresif semptomlar gösterme, aile bireylerinden, akrabalarından veya yakın arkadaşlarından uzaklaşma, okula girmek istememe, öfke kontrolünün denetimsiz olması(saldırgan, aşırı öfkeli vs.),yazdığı cümlelerde veya çizdiği resimlerde cinselliği barındıran şekillerin olması gibi belirtiler gözlemlenmektedir.

    2- Fiziksel İstismar: Yaşı itibariyle 18’e kadar olan çocuklarda anne, baba, akraba veya bakmakla yükümlü olduğu kişilerce elle, nesnelerle vurarak veya iterek, çekiştirerek vs gibi çocuğun gelişmesini engelleyen davranışlara fiziksel istismar denmektedir.

    Yapılan araştırmalara göre fiziksel şiddete maruz kalmış çocuklarda birçok psikiyatrik hastalara rastlamak mümkündür. Kişiler arası ilişkilerde problemler, maddeyi kötü kullanma gibi hastalıklarda eşlik edebilir.

    Fiziksel istismara maruz kalmış çocuklarda işlevsellikte bozulmalar görülmektedir. Sosyal ilişkilerinde bozulmalar, ilişki kurmakta zorluk çekme ve çatışmalar yaşamakta ve duygusal yoğunluğunun az öfke ve istismar içeren davranışlar sergileyebilmektedir. Ayrıca bilişsel yeteneklerinde azalma ve okul başarısının azaldığı da gözlemlenmektedir. Çocuk okula gitmek istememesi, notlarındaki düşüş, arkadaşlarıyla vakit geçirememe gibi sorunlar da eşlik etmektedir. İstismara uğramış bir çocuk intihar düşüncesi veya eğiliminin yüksek oranda olduğu bilgisine de rastlanmaktadır.

    3-Duygusal İstismar: Duygusal istismara uğramış bireylerin istismara uğradığının anlaşılması ve yasal olarak kanıtlanması oldukça güçtür. Çevresindeki bireylerce kişilik bütünlüğünü zedeleyici duygusal girişimler çocuğun istismara uğradığı yönünde düşüncelerimizi güçlendirmektedir.

    Duygusal istismara maruz kalmış çocuklar genellikle altı-sekiz yaş arası çocuklarda görülmekte ve ergenliğe kadar devam etmektedir. Çocuk özgüven eksikliği, kendisini ifade etmede güçlük gibi davranışsal belirtiler gözlemlenmektedir.

    Geleceğimiz olan çocuklarımız sahip çıkmak ve onun ruh sağlığını gözetmek hem toplumi hem de vicdani sorumluluğumuzdandır. Bireyler olarak hassasiyetle yaklaşılmalı, adli mercilere bildirilmeli ve ruh sağlığı uzmanlarından destek alınmalıdır.

  • Çocuk İstismarı

    Çocuk İstismarı

    Gözler görmeye, kulaklar duymaya hazır mı acaba?

    Son 3 yılda 13 bin çocuğun istismar mağduru söylenmektedir. Acı ama gerçek. Dünyanın her köşesinde bazen gün yüzüne çıkan bazen de hiç bilmediğimiz olaylar yaşanmakta. Çocuk gelinler, küçük anneler, çocuk pornocuları ve maalesef daha birçokları.

    Üzülerek söylemekteyim ki sıkça duyduğumuz bir takım soruların cevaplarını ne kadar biliyoruz?

    Çocuk istismarı nedir?

    Cinsel istismar neye denir?

    Cinsel istismar içerisinde çocuk istismarını saptamak en zor olanıdır. Çünkü daha çocuktur ve belki de kendini ifade edemeyecek ya da ne olduğunu henüz kavrayamayacak kadar küçüktür. Saptanamamasının en kritik noktası ise; yetişkinler tarafından bildirilmemesi ve üzerinin örtülmesidir. Konuyla ilgili yetkilileri bilgilendirmek utanılacak bir durum değildir. Aksine ne kadar çok gün yüzüne çıkarsa o kadar farkındalık da artacaktır.

    Çeşitli cinsel istismar bulunmaktadır.

     Bunlar:

    1.      Seksi konuşma

    2.      Teşhir

    3.      Röntgencilik

    4.      Cinsel dokunma

    5.      Oral-genital seks

    6.      Interfemoral ilişki (korku ve acı duyulan cinsel ilişki)

    7.      Seksüel penetrasyon (objelerle, dijital, genital, anal)

    Aile içi ve aile dışı cinsel istismarlar bulunmaktadır. Aile içi cinsel istismar da ensest dediğimiz, evlada yönelik olan cinsel istismarlar ve diğer akrabalardan da kaynaklı istismarlardır. Üvey babalar ve birlikte yaşanan partnerlerde aile içi sayılırlar.

    Aile dışı cinsel istismarlar ise; aileyle hiç bağı olmayan bireyler tarafından yapılan istismarlardır.

    Geçmişten günümüze hep “aman sus, sen bilmezsin, sen küçüksün, karışma, konuşma” şeklinde bir çocuk yetiştirme şekli olduğundan çocuklar sorgulamıyor ve araştırmıyorlar. Her zaman itaat etmeye hazır söyleneni koşulsuz yapan bireyler haline gelebiliyorlar. Elbette ki her ailenin yetiştirme şekline göre bu değişkenlik gösterebilmektedir.

    Peki, çocuklarımıza neler öğretmek gerekir?

    ·         “Yalnız yerler güvenli değildir!

    ·         Tanımadığı kişilerden şeker, oyuncak, çikolata v.b. gibi şeyler almamalıdır!

    ·         Aileden izinsiz arabalara binmemelidir!

    ·         Yardım gerekiyorsa, üniformalı birinden yardım istemelidir!

    ·         Kendi adını, annesi ve babasının adını, telefon numarası ve ev adresini bilmelidir!

    ·         Su birikintisi, kuyu, nehir veya denize ailesi yanında olmadan girmemeli ve yaklaşmamalıdır!

    ·         İstemediği şeylere HAYIR diyebilmelidir!

    ·         Tedirginse oradan uzaklaşmalı ve bağırmalıdır!

    ·         Birinin dokunmasından rahatsızlık duyuyorsa HAYIR DOKUNMA diyebilmelidir!

    ·         Bir çocuğun sesi ALARMı olmalı, ÇIĞLIK ATMAyı öğrenmelidir!

    ·         Başkalarının söylediklerini ailesi ile paylaşması gerektiği öğretilmelidir!

    ·         Bir yere gitmeden önce ailesine sormalı, söylemelidir!

    ·         Büyük biri çocuktan yardım isterse ailesine danışmalıdır!”

    Çocuklar; güvende olmaya hakları olduğunu, bedenlerinin kendilerine ait olduğunu bilmelidirler. En önemlisi de bazı sırların hiçbir zaman saklanmaması gerektiğini onlara öğretin.

  • Çocuk istismarı – ihmali

    Çocuk istismarı – ihmali

    Çocuk istismarı yada ihmali, çocukların anne-baba gibi onları bakıp gözetmek ve eğitmekle görevli kişiler ya da yabancılar tarafından; bedensel yada psikolojik sağlıklarına zarar verecek, sosyal gelişimlerini engelleyecek biçimde uygulanan tüm fiziksel, duygusal ya da cinsel tutumları, ihmali,ticari amaçlı sömürüyü kapsar. Fiziksel istismar ise çocuğa sağlığını, gelişimini yada onurunu zedeleyecek şekilde fiziksel güç kullanılması olarak tanımlanır.

    Çevremizdeki insanlardan çocuklarını istismar yada ihmal ettiğini duyduğumuzda ya da okuduğumuz haberlerde karşılaştığımızda onların küçücük çocukları nasıl istismar ettiklerini anlamakta güçlük çekeriz. Doğumdan itibaren çocuklar çeşitli sebeplerden dolayı istismar yada ihmale uğrayabilirler. Özellikle okul öncesi çocuklar istismarı yada ihmali bildirebilecek yetkinlikte ve duyarlılıkta olmadıkları için bu durumla daha sık karşılaşırlar. Bu durumları bildirmemelerinin esas nedeni durumu anlayabilecek ve sorunun büyüklüğünü tartabilecek yeterli yaşam deneyiminin olmamasıdır. Yani içinde bulunduğu durumu bütün çocukların başına gelebilecek normal bir olay olarak kabul etmesidir.

    İstismar edici davranışın bir çok sebebi vardır. Bunlardan bazıları kültürel olarak bakım verenin öyle yetiştirilmiş olması, yine bakımverenin kişisel özellikleri (sinirli, sinirlendiğinde öfke kontrolü olmayan, sabırsız..vb) bakım verenle çocuk arasında kurulan ilişkinin şeklidir. İstismarla ilgilen bir araştırmacı, istismarın özellikle çocuğa bakım veren anne veya babanın(veya bakıcının) hayatlarındaki stres oluşturan olayların, çocuklarını koruyucu ve kollayıcı duygularının önüne geçmesiyle ortaya çıktığını öne sürmüştür.

    İstismar edilen bir çocuğun değerlendirilmesi, çocuğun yaşadığı deneyimi anlatmada güçlük çekmesi nedeniyle oldukça zordur. Değerlendirmede fiziksel bir müdahaleden şüpheleniliyorsa bir kanıtı yakalamak için mutlaka fizik muayane yapılmalıdır. Ebeveyninden, diğer aile fertlerinden ve gidiyorsa okul öğretmeninden bilgi alınmalı çocuğun davranışları ve davranışlarındaki değişiklikler hakkında bilgi alınmalıdır. Yetkili makamlara bildirim yapmak istismara uğramış çocuğun bir sonraki istimrardan korunması için şarttır. Tedavide çocuk ve aileye yönelik terapiler uygulanmalı, gerek duyulursa aile fertleri erişkin psikiyatriye yönlendirilmelidir.

  • Çocuklarda İstismar

    Çocuklarda İstismar

    Anne, baba veya çocuğun bakımı, sağlığı ve korunmasından sorumlu kişilerin giriştiği veya girişmeyi ihmal ettiği eylemler sonucunda çocuğun her türlü fiziksel, ruhsal, cinsel veya sosyal açıdan zarar görmesi, sağlık ve güvenliğinin tehlikeye girmesi olarak tanımlanabilir. İstismar edilmiş çcoukların, başlarına ne geldiğini anlamaları gerekmekte yaşlarına uygun şekilde açıklanmalıdır. Çocuklara, uğradıkları istismarın asla kendi hatalarından kaynaklanmadığı ve bu konuyla ilgili konuşma hakkına sahip oldukları anlatılmalıdır. Ayrıca kendileri gibi istismara uğrayan ve ihmal edilen birçok başka çocuk olduğunu da öğrenmeleri gerekmektedir. İstismar her yerde yaşanabilir. Bu durumun sosyo ekenomik düzeyle ya da nerede yaşadıklarıyla ilgisi yoktur.

    Çocuklar, onları bunaltan zor duyguları anlamak ve ifade etmek için yardıma ihtiyaç duyarlar. Yaşadıkları birçok kayıp için yas tutmaları gerekmektedir. Çocuklar daha sonra hissettikleri zor duygularla nasıl yüzleşebileceklerini ve bunlarla sağlıklı bir şekilde nasıl başa çıkabileceklerini öğrenebilirler.

    Çocuklar yetişkinler tarafından istismara uğradığında ya da gerekli şekilde korunmadığında, onlara güvenmeleri oldukça zordur. İnsanlara mesafe koymak isteyebilirler, ama aynı zamanda yakınlığa ve güven duygusuna da ihtiyaç duyacaklardır.

    İstismara uğrayan çocuklar kendisini istismar edeni bir başka birisine söylediği andan itibaren kendi içinde bir hafifleme ve rahatlama yaşamaya başlayacaktır. Önemli olan ona güvenebilmek ve onu iyi bir şekilde dinleyebilmektir. Kendisi bir yakınına böyle bir olayı söylediği andan itibaren aslında bir yardım çağrısı yapmaktadır. Kendisini suçlamaya hazır konumda olduğu için ondan gelen yardım çağrısını anlayıp bu durumu gerekli birimlere söylemek gerekmektedir böylelikle kendisine güvenildiği ve korunabileceği duygusunu onda hissettirmiş olabiliriz. Bu durumda ondan yaraları kapatmanın öncelikli bir yoludur.

    İstismara uğrayan çocuklar hayatta kalmanın bir yolun olarak güçlü olanın, yani istismar eden kişinin tarafını tutabilirler. Şiddetin yaşandığı evlerde yaşayan çocuklar öfkelerini yönetmek konusunda zorlanabilmektedir. Kendisini ayakta tutabilme yolu olarak güçlüyü rol model alabilme riski vardır. Güven problemi yaşayan çocuklarda bu durum maalesef sık görülebilmektedir. Gelecek nesillerin de istismarcı olmalarını önlemek için onlara eğitim destek ve daha iyi yetişkin modeller sağlanmalıdır.

    İstismara uğrayan çocuklar kendilerini genellikle umutsuz, değersiz ve güçsüz hissederler ve kendi yararlarına yönelik hareket edemezler. Bu konuda uzmanlaşmış profosyonellerden psikolojik yardım almaları gerekmektedir.

  • Cinsel istismar nedir?

    Çocuk ve ergende cinsel istismar (Cİ) insanlık tarihi kadar eski bir konudur.

    Cİ içinde cinsel birleşme, cinsel birleşmeye teşebbüs, oral-genital temas, genital bölgenin doğrudan ya da giysi üzerinden okşanması, teşhircilik ya da çocuğun erişkin cinsel aktivite ya da pornografiye maruziyeti ve fuhuş ya da pornografide kullanılması gibi travmatik yaşantılar yer alır.

    Cinsel istismar çeşitleri:

    a.Temas içermeyen cinsel istismarlar: Cinsel içerikli konuşma, gösterimcilik, röntgencilik, çocuğa pornografik materyallerin gösterilmesi, cinsel ilişkiye tanık edilme veya çocuğun yanında mastürbasyon yapma gibi davranışlardır.

    b.Cinsel dokunma: İstismarcı kurbana dokunabilir ya da kurbanı kendisine dokunması için zorlayabilir.

    c.Oral-genital seks

    d. İnterfemoral ilişki(Irza tasatti): Penetrasyonun olmadığı, sürtünmenin olduğu istismar şeklidir.

    e.Cinsel penetrasyon (Irza geçme): Genital ilişki, anal ilişki, objelerle penetrasyon ve parmakla penetrasyon şeklinde olabilir.

    f. Cinsel sömürü: Çocuk pornografisi ve çocuk fuhuşunu kapsar.

    Ensest ilişki uzun yıllar boyunca görmezlikten gelinmiştir. İstismar; çocuk ya da ergen ile kan bağı olan ya da ona bakmakla yükümlü birisi tarafından yapılmışsa bu durum ensest olarak adlandırılır.

    Cİ sık rastlanan ve genelde yıllarca süren bir durum olmakla birlikte sıklıkla gizli kalmaktadır. Cİ’nin gizliliği ve genelde tanığının olmaması, istismarcının sıklıkla istismarı red etmesine neden olmaktadır. İstismarın neden olduğu utanç, suçluluk gibi duygulardan dolayı Cİ çoğu kez gizli olarak kalmakta ve sır olarak saklandığı için de gerçek istatistiksel verilere ulaşmak zor olmaktadır.

    Her yaştaki çocuk Cİ’ye maruz kalabilir. İstismara ilk kez maruz kalma ortalama 8–12 yaşları arasında zirve yapmaktadır. İstismarı açıklamaya kadar geçen süreyi değerlendiren çalışmalar ortalama 3-18 yıl gibi bir gecikmenin olduğunu bildirmektedir.

    Cİ için bireye ait başlıca risk etkenleri cinsiyet, yaş ve sakatlıklardır. Kızların erkeklerden 2 ila 5 kat daha fazla risk altında olduğu çeşitli çalışmalar tarafından bildirilmektedir. Çocuk ve gencin zihinsel engelli olması, şizofreni, bipolar bozukluk, dürtü denetim bozukluğu, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) gibi bir ruhsal bozukluğun olması cinsel istismara uğrama riskini arttırmaktadır. Bu gibi durumlarda, çocuklar maruz kaldıkları durumun kötülüğünü değerlendiremeyebilirler ya da değerlendirseler bile kendilerini korumaları daha zor olabilir. Aile içi çatışmaların ve ekonomik sorunların, özellikle annelerde kronik hastalıkların olduğu ailelerden gelen çocuklarda, boşanma, şiddet, alkol ve madde kullanımı olan ailelerde Cİ daha sık görülmektedir. Evde üvey anne/babanın varlığı da riski arttırabilmektedir.

    Cinsel istismar; çocuğun duygusal ve cinsel gelişimini, kişiler arası ilişkilerini, özgüvenini sarsan bir travmadır. Cİ’ye özgü tek bir ruhsal belirti yoktur, belirtiler çocuktan çocuğa değişirken aynı çocukta gelişim ile birlikte zaman içinde de değişimler gösterebilir. Cİ klinik özellikleri ve çocuk üzerindeki etkileri; çocuğun istismarcı ile olan ilişkisine, istismarın şekline, süresine, şiddet kullanımına, fiziksel zararın varlığına, çocuğun yaşı ve gelişim basamağına, ruhsal özelliklerine ve travma öncesi psikolojik gelişimine, ailenin destek düzeyine bağlı olarak değişmektedir. Ailenin olaya tepkisi de klinik görünümde önemli rol oynar.

    0-3 yaş arası çocuklarda; yeme ve uyku bozuklukları, yabancılardan korkma, üzerini giyip çıkarırken sorun çıkarmaya başlama ve yaşına uygun olmayan cinsel oyunda bulunma, huzursuzluk, öfke nöbetleri, ani olarak değişen davranış ve tepkiler görülebilir.

    3-6 yaş arası çocuklarda; regresyon (bebeksi konuşma, parmak emme, anneye daha fazla bağlı olma gibi), içe çekilme, Enürezis Nokturna (EN) (idrar kaçırma), enkoprezis (kaka kaçırma), yeme ve uyku bozuklukları, agresyon, boyun eğme davranışı, devamlı cinsel oyunlar kurma ve sık mastürbasyon yapma davranışları görülebilir.

    6-12 yaş arası çocuklarda; sosyal içe kapanma, evden ve/veya okuldan kaçma, yeme ve uyku bozuklukları, öğrenme bozukluğu, takıntı ve zorlantılar ör.sürekli elini ya da genital bölgesini yıkama, cinsel içerikli soruları yineleyici biçimde sormalar), oto-agresyon, kendinden küçüklere cinsel istismarda bulunma, durup dururken ağlamalar, hassaslaşma, karın ve baş ağrıları, huzursuzluk görülebilir.

    13-18 yaş arasında; bağımlılık yapan maddelere düşkünlük, oto-agresyon, fobi, evden ve/veya okuldan kaçma, başkalarını istismar etme, takıntı ve zorlantılar, duygusal ve fiziksel yakınlıktan kaçma, yeme bozukluğu, sinirlilik, rastgele cinsel ilişkide bulunma, sosyal içe kapanma, psikoz, özkıyım girişimleri görülebilir.

  • İstismar Çağı

    İstismar Çağı

    Hangi çağda mıyız? İstismar çağındayız. Sevginin, aşkın, bilginin, toplumsal ve tinsel bütün değerlerin sınırsızca istismar edildiği bir dönemdeyiz. İnsana ait, insanla ilgili olan her ne varsa tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar istismar edilmekte, sömürülmekte. İnsanlık tarihinin geçmiş dönemlerinde de kadın, çocuk, aile, emek, siyaset, ahlak, din, hep istismar edildi. Ama hiçbir zaman günümüzde olduğu ölçüde acımasızca istismar edilmemişlerdir. Öyle ki istismarın istismar edildiği bir dönem yaşıyoruz. Her türlü istismar o kadar manipüle edilmekteki; psikolojik, fiziksel veya cinsel istismara (şiddete) uğrayan kişinin ya da hayvanların yaşadıkları acı ve içsel yıkımla gerçekten ilgili değiliz.

    İstismar ve şiddet vakalarını, en iyimser ihtimalle çok yüzeysel boyutlarda ya da sonuçları üzerinden tartışıyoruz. Keşke bununla sınırlı kalsa! Ne yazık ki istismar vakaları toplumun farklı cephelerindeki insanlar tarafından ideolojik bir zeminde tartışılır olabiliyor. Cephe diyorum çünkü; yaşanan ayrışma ve kamplaşmalar artık cepheler oluşturmuş durumda ve insanlar buradan birbirlerine ateş ediyor. İstismar gibi can yakıcı bir konuda bile akıl ve vicdanlarımızı rafa kaldırıp ”ist” ler ve “izm” leri karıştırmadan konuşamıyoruz. Samimiyetimizi kaybettik.

    İşin daha kötüsü, baskı altına alınmış karanlık yönlerimiz hortladı ve öldürücü bir cinnet içine girdi. Dedikodulara, iddialara ve haberlere baktığımızda, geleneksel din ve ahlakın engellemeye çalıştığı tüm şeytani dürtülerimiz zincirlerinden kurtulmuş haldeler. Toplumumuzun azımsanmayacak bir bölümünün hedonizm (zevk ilkesi) yönelimli yaşadığını söylemek mümkün. Tecavüzler, ensest, kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, okul ve yurtlardaki pedofili olayları toplumsal hayatı tehdit edecek boyutlara ulaşmış durumda. İstatistiklere bakıldığında evliliğin en çok şiddet içeren kurumlardan biri olmanın eşiğinde olduğunu görüyoruz.

    Ülkemizde özellikle son on yılda kadınların, çocukların ve hayvanların maruz kaldıkları istismar ve şiddet büyük bir oranda artış göstermiştir. Şiddet konusunda sayılar vahametini koruyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu‘nun verilerine göre 2017 yılında 409 kadın cinayeti işlendi387 çocuk cinsel istismara uğradı ve 332 kadına cinsel şiddet uygulandıSon 10 yılda 4 bin 500 kadınımız öldürüldü.  

    İnsanların birlikte yaşadıkları kişiye davranış biçimleri, ilişkilerimizin yaşandığı kültürel ortamdan ayrılamaz. İstismarın kültürümüzde merkezi bir konuma geldiğini söylemek hiç de zor değil artık. Bilinç düzeyinde ve toplumda istismarın yaygınlaşması sevgi ve iktidar arasındaki ilişki hakkındaki düşüncelerimizi temelden değiştiriyor. Cinsel istismarın artması ve yaygınlaşıp görünür hale gelmesi korku ya da öfke gibi insanı katılaştırıp geri püskürten duyguları artırıyor. İnsani ve duygusal taraflarımızı yok ediyor. Aşk ve cinsellikle ilgili sorunları olan bir toplum olarak daha sorunlu hale geliyoruz. Aşk ve cinselliği bünyeye zararlı şeylermiş gibi ele alıp tartışıyoruz. En derin anlamı itibariyle romantik aşk, uğruna ölmeye değer bir şeydi. İstismar ise en kötü yönüyle, aşkı ve cinselliği, uğruna öldürmeye değer bir şey haline getiriyor.

    Toplumdaki her türlü şiddet artışı gibi cinsel şiddet bastırılmış duyguları değil bir çöküşü temsil eder ve giderek yaygınlaşması denetimin giderek kaybolduğunun göstergesidir. Edebiyat ve toplum eleştirmeni Irwing Howe “uygarlık krizi” adını verdiği, çoğunlukla kültürel ya da psikolojik kökenli toplumsal sorunla, esas olarak kurumsal düzenlemelerden kaynaklanan daha yaygın toplumsal krizler arasında önemli bir ayırım yapar. Howe’a göre “toplumsal kriz, toplumun işleyişinde bir çöküş olduğunu gösterir: yoksullukları beslemekte, içindeki gruplar arası çatışmaları çözmekte başarısızdır, ülkeyi sonsuz bir savaşa sürükler” dolayısıyla, ekonomik ve politik reform gerektirir. Ama “uygarlık krizi ekonominin işleyişinden ya da toplumsal düzenlemelerin doğruluğundan çok, değerlerin, yani insanların davranışlarını düzenlemekte temel aldığı söze dökülmemiş ama köklü varsayımların iletilmesiyle ilgilidir.” Howe dolaysıyla şu sonuca varmaktadır: “Genellikle toplumsal kriz politik mücadeleyle, uygarlık krizi ise davranış tutarsızlığıyla ifade edilir.”

    Davranış tutarsızlığı”  Türkiye’nin şu anki durumu için çok yerinde bir kavram. Birbirimize temel bir saygı duymamızı sağlayan tüm toplumsal, siyasal ve tinsel değer ve fikirler bizi terk etmiş gibi görünüyor; daha doğrusu giderek biz onları terk ediyoruz. Uygarlık mefkûrelerimizin, ideal tolum öğretilerimizin üzerinde tepiniyoruz. Diğer bir insanın varlığına karşı göstermemiz gereken temel saygıyı yitirdik. Türkiye artık her düzeyde fiziksel ve cinsel şiddete açık bir toplum haline geldi. İstismarı ve şiddeti açığa çıkarmaya eskisine oranla çok daha istekliyiz, görünenden çok daha fazla gerçek istismar ve şiddet olduğunda da hem fikiriz. Ancak düşünce ve fikir zengini ama eylem yoksunu bir toplum olarak devam eden şiddeti ve istismarı seyretmekteyiz. 

    İlgisiz bir topluma dönüştük. İlgisiz derken, yalnızca birbirimizi görmediğimizi değil, birbirimizle ilgilenmediğimizi de söylemek istiyorum. Kökeninde diğerinin varlığına karşı ilgisizlik olarak tanımlanabilecek bir zihniyet değişimi söz konusu olan bir toplum için korkunç bir durum olsa gerek. Birbirimizin yaşamlarına karşı daha önceleri eşi görülmemiş derecede ilgisiziz, her birimiz diğerini doğal malımız ya da hakkımız gibi görmeye çok hazırız. Diğerinin haklarını ihlal etmek, sürekli soluduğumuz kirli havanın bir parçası haline geldi. Bu hava kirliliği artık doğal olanın yerini aldığı için, yaşanan bütün hak ihlalleri ve hukuksuzluklar giderek sıradanlaşıyor. Cinsel isteklerimizden tutun başka birisinin İphone marka telefonuna sahip olmaya kadar neredeyse tüm isteklerimizin karşılanmasında birbirimizi yok etme yeteneğimiz çok yüksek. 

    Ortak iyi ve ortak kötülerimizin yok olduğu dönem. Hepimizin iyi, doğru, güzel hakkında düşünceleri vardır. Bunun nereden geldiğini de tartışmamıza gerek yok. Her birimizin hikâyesi, deneyimleri ve alışkanlıkları birbirinden farklı. Çok farklı noktalardan gelmemize rağmen ortak iyilerimiz ve ortak kötülerimiz hep vardı. Ancak giderek ortak iyilerimizin ve ortak kötülerimizin yok olduğu bir dönemi yaşıyoruz. 

    Evet, Türkiye tam bir “davranış tutarsızlığı” manzumesi yaşamakta. Türkiye ne ekonomik ne de toplumsal bir kriz yaşamakta Türkiye toplumu bir “uygarlık krizinin” eşiğinde durmakta… Ötekinin varlığına olan saygımızı ve samimiyetimizi kaybettik.

  • Çocuk ve Ergenlerde İstismar

    Çocuk ve Ergenlerde İstismar

    Çocuk istismarı;18 yaşın altındaki çocuklara anne babaları veya onların bakımından sorumlu kişilerle yabancılar tarafından yapılan bedensel ve psikolojik açıdan zarar veren, çocukların bedensel, duygusal, zihinsel ve sosyal gelişimlerini sarsan her türlü eylem olarak kabul edilir.

    1985 yılında Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını; çocuğa yönelik bir yetişkin, toplum veya ülkesi tarafından çocuğun sağlığını, bedensel, psiko-sosyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, bilerek veya bilmeyerek yapılan davranışlar olarak tanımlamaktadır.

    İstismar bedensel, duygusal ve cinsel olarak ayrılmaktadır. Bedensel istismar; çocuğun ve ergenin ebeveyni veya diğer yetişkinler tarafından bedensel olarak zarar görmesidir. Bundan doğan bedensel zedelenme, zararın süresi ve buna  uğrayan çocuğun yaşı bedensel istismarın yol açacağı zararları belirler.

    Bedensel istismara ve cinsel istismara uğrayan çocuklarda uyku bozuklukları, kabuslar, ayrılık kaygısı, fobik davranış, bedensel şikayetler, depresyon, yalan söyleme, içe dönüklük, uyumsuzluk gibi belirtiler görülür.

    Cinsel istismarda; çocuk ve ergen cinsel bir obje olarak kullanılmaktadır. Özellikle bu aile içinde yaşanmışsa bireyde en kalıcı ve en olumsuz etkiler bırakan istismar türüdür.

    Duygusal istismara; çocuk ve ergeni reddetme, tehdit etme ,inkar etme, aşağılama, yalnız bırakma, korkutma, suça yöneltme, duygusal açıdan ihtiyaçlarını karşılamama gibi davranışları gösteren yetişkinler neden olmaktadır. Buna maruz kalan çocuk ve ergenlerde okul başarısızlığı, öğrenme bozukluğu, okuldan kaçma ,saldırganlık ,yalan, intihar vb. gözlenmektedir. Yetişkinlik dönemine uzandığında panik atak ,uyku sorunları, takıntılara neden olan etkileri ortaya çıkmaktadır.

    Yapılan araştırmalar istismarın son derece yaygın olduğunu gösterir; aç bırakılan, dövülen, cinsel açıdan kullanılan, sigara vb. yakılan çocukların sayısı oldukça yüksektir.

    Şu koşullar bir araya geldiğinde çocuğu yönelik istismarın ortaya çıkma olasılığı artar;

    -Aile içi ortamda stres,

    -Düşük gelir,

    -Ailede fazla çocuk sayısı,

    -Anne ve babanın geçmişinde kötü davranışa maruz kalmış olması ,aile içi şiddet,

    -Çocuktaki öğrenme güçlüğü,

    -Çocuktaki bedensel sakatlık.

    Çocukluk döneminde yaşanmış cinsel istismarın sebep olduğu travma çok uzun bir döneme yayılarak duygusal, davranışsal ve sosyal sorunların kaynağını oluşturur. İstismara uğrayan kişiler genelde cinsel istismar öykülerini hiç kimseyle paylaşmaz. Özellikle çocuklar tekrarlanan ve dayanamayacakları acı ile karşılaştıklarında dissosiye olurlar. Yaşadıkları olaydan zihinsel olarak uzaklaşırlar, yokmuş gibi davranabilirler. Böylece bastırılan ve unutulmak istenen cinsel istismar yaşantıları kişinin bedensel, ruhsal sosyal gelişimini ve yaşamını olumsuz biçimde etkiler. Bu nedenle durum öğrenildiğinde kişiyi sorgulamak veya duruma kayıtsız kalmak yerine profesyonel bir destek alınması son derece önemlidir.

    İstismara bağlı tedavi sürecinde terapistin kullanacağı uygun tedavi teknikleriyle müdahaleler yapılır. Terapistin deneyimi, yapılacak işbirliği ve kurulan güven ortamıyla danışan desteklenir. Hedeflenen çözüme varılır.

  • Çocuklarda Cinsel İstismar

    Çocuklarda Cinsel İstismar

    Son günlerde çocuklara yönelik olan cinsel istismar konusu gerek ruh sağlığı profesyonelleri arasında gerekse alan dışında olan herkesin dikkatini çekmekte ve bu durumdan duyulan rahatsızlık sesli bir şekilde dile getirilmektedir. Çocuk istismarı/ihmali sıklıkla rastlanılan ve çocukların yaşamlarında acıklı olaylarla sonuçlanabilen bir problem olarak kabul edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını,“ bir yetişkin eliyle bilerek veya bilmeyerek yapılan ve çocuğun sağlığına, fiziksel ve psikososyal gelişimine negatif biçimde tesir eden davranışlar” olarak değerlendirmektedir. Çocuk istismarı fiziksel, cinsel ya da duygusal istismar ve ihmal (fiziksel ya da duygusal ihmal) olarak 4 grupta tanımlanmaktadır. Bunlar içinde hiç kuşkusuz en çok dikkat çekeni cinsel istismardır.

    Cinsel istismar; ebeveynlerin veya çocuğa bakmakla yükümlü olan yetişkinlerin veya yabancı herhangi birinin, kendi cinsel isteklerini tatmin etmek için çocuğu kullanması, çocuk üzerinde güç kullanarak, çocuğu korkutarak, tehdit ederek, kandırarak veya ikna ederek çocukla cinsel yakınlık kurmaya çaba göstermesi ve cinsel haz almasıdır. Bunlar; fiziksel temas içermeyen cinsel içerikli konuşma, teşhircilik, röntgencilik, çocuğa cinsel içerikli film vb. gösterme/izletme, cinsel ilişkiye tanık olmaya zorlama, çocukla cinsel ilişki kurma, çocuğa zorla dokunma, çocuğun dokunması için zorlama, çocuğa sürtünme, çocuğu pornografik yayınlarda kullanma, çocuğu fuhuşa veya evlenmeye zorlama cinsel istismar örnekleridir. Son zamanlarda giderek yaygınlaşan sosyal medya ve çeşitli teknolojik uygulamalar aracılığıyla çocukla cinsel ve duygusal istismar amaçlı ilişki kurulma biçimleri de istismar olarak kabul görmektedir.

    Yapılan araştırmalara göre, her dört kız çocuktan birinin ve her on erkek çocuktan birinin cinsel istismara uğradığı tahmin edilmektedir. Bir diğer çalışmada ise buna benzer olarak her üç kız çocuktan birinin ve her on erkek çocuktan birinin 18 yaşından önce cinsel istismara uğradığı belirtilmiştir. Gerçekte bu oranların rapor edilenlerden ve tahmin edilenlerden çok daha fazla olduğunu düşünülmektedir. Özellikle istismar sadece kız çocuklarına yapılıyormuş gibi bir algı hakimdir. Oysa araştırmalar erkek çocuklarında hiç de küçümsenmeyecek bir oranda, çocukluk döneminde cinsel istismara maruz kaldığını göstermektedir. Erkek çocukların cinsel istismarı çoğunlukla olduğundan daha az rapor edilmekte ve daha az farkına varılmaktadır. Yani çocuklarda cinsel istismar cinsiyet farkı olmaksızın her yaş grubunda giderek artan bir tehlike olarak görülmektedir.

    İstismarların büyük çoğunluğuna bakıldığında en sık karşılaşılan istismar türünün aile bireyleri veya akrabaları (çocukla birinci dereceden kan bağı olan bireyler) tarafından gerçekleştirilen ensest durumları olduğu görülmektedir. Çocukların özellikle tanıdıkları biri tarafından bu durumu yaşamaları istismarı ve istismarın boyutunu tanımlamayı güç kılmaktadır. Bununla beraber çocuk pornografisinin tüm dünyada giderek yaygın bir pazara dönüştüğü ve zavallı çocukların bu pazara ve yüksek cirolara alet edildiği bilinmektedir.

    Çocuklar kimsenin kendilerine inanmayacağını düşünüp sessiz kalırlar. Başlarının belaya gireceğinden, istismarcının tehditlerinden, anlatırlarsa arkadaşları tarafından dışlanabilecekleri düşüncesinden, homoseksüel olarak adlandırılabileceklerinden korkabilirler. Bu durumu nasıl anlatacakları gerektiğini bilmeyebilir, cinsel davranışın veya kendilerine yapılan davranışın yanlış olduğunu bilmeyebilirler. Bu durumdan dolayı günah işlemiş olduklarını düşünebilir, kendilerini suçlu, günahkar olarak hissedebilir ve yaşadıklarından dolayı utanç duyabilirler. Özellikle tanıdığı biri tarafından istismara maruz kalan çocuk bu durumu oyun olarak görebilir ve tehlikenin farkında olmayabilir.

    İstismara uğramış olan bir çocukta;

    Kendisine dokunulduğunda aşırı tepki verme,

    Fiziksel temas veya yakınlıktan kaçınma,

    Yaşa uygun olmayan cinsel davranışlar sergilenmesi,

    Cinsel içerikli oyun oynamada artış,

    Cinsel söylemlerin başlaması veya artması,

    Sosyal anlamda içe kapanma,

    Ani ve aşırı kilo değişimi (zayıflama ya da şişmanlama),

    Belli yerlerden ve kişilerden çok fazla korkma,

    Tanıdık bir yetişkinden kaçma ya da kaçınma davranışı sergileme,

    Çocuğun ifadelerinin donuklaşması,

    Kendine ve yakınlarına güvensiz davranma,

    Uyku problemleri yaşanmaya başlaması,

    Enürezinin (alt ıslatmanın) başlaması,

    Parmak emme davranışının görülmesi,

    Aşırı suçluluk duygusunun dışavurumunda artış,

    Sık sık banyo yapma isteği,

    Okula gitmek istememe,

    Okul başarısında düşüş,

    Kendini suçlama (benim hatam), utanç, depresyon, kaygı, ruhsal gelgitler, öfke tepkileri vs. görülen belirtiler olarak sayılabilir.

    Anneler, babalar, aileler, uzmanlar, yetişkinler…

    Bir çocuk size istismara uğradığını söylediğinde yapmanız gereken en önemli ilk şey çocuğun daha fazla zarar görmesini engellemek ve kuşkularınızı bir kenara bırakarak çocuğa güvenmek ve inanmaktır. Çocuklarının hayal dünyalarının geniş olduğu bu nedenle uydurabilecekleri algısından vazgeçerek hemen gerekli yerlere (polis, sosyal hizmetler, en yakın çocuk polis şubesi, travma konusunda alanda çalışan uzman psikologlar, pedagoglar, çocuk ve ergen psikiyatri) başvurun. Çocuklar böyle bir durumu söylemekte zorlanmakta ve size kendini zaten zor açmaktadır, ona inanmayarak bu hislerini pekiştirmiş olacaksınız.

    Unutmayın ki; her sosyo-ekonomik düzeyden ve her sosyo-kültürel gruptan gelen çocuklar, cinsel istismara maruz kalabilir.İstismarın gerçekleştiği mekanlar genellikle çocuğun içinde bulunduğu yakın çevredir (ev, mahalle, okul, akraba evi vs.). Araştırmalara göre istismar eden kişiler çoğunlukla 20-40 yaşları arasında, tanıdık, evli ve çocuklu erkeklerdir.

    Kaynakça:

    Lanning, B.,Ballard, J.D. ve Robinson, J. (1999). Child sexual abuse preventionprograms in Texas publicelementaryschools. The Journal of School Health, 69(1), 3-8.

    Smith, M. ve Bentovim, A. (1999). Sexual abuse. Child and Adolescent Psychiatry. 3rd. Ed. New York.

    Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı, Çocuk İhmalini ve İstismarını Önlemek Elimizde! Sessiz Kalma, Suca Ortak Olma!, Erişim: https://www.morcati.org.tr/tr/yayinlarimiz/brosurler/186-cocuk-ihmalini-ve-istismarini-onlemek-elimizde-sessiz-kalma-suca-ortak-olma.

    Gonca Yılmaz G, İşiten N, Ertan Ü, & Öner A. (2003). Bir çocuk istismarı vakası. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi, 46, 295-298 § Taner, Y., Gökler, B. (2004). Çocuk istismarı ve ihmali: psikiyatrik yönleri, Hacettepe Tıp Dergisi, 35, 82-86.

    Turhan, E. Sangün, Ö, &İnandi, T. (2006). Birinci Basamakta Çocuk İstismarı ve Önlenmesi, Sted, 9, 153-157.

    Kırımsoy E. vd., 2013, Sosyal Çalışma Görevlileri için Eğitim Kitabı, Çocuk Adalet Sistemi Çalışanları Eğitim Programı, Ankara. Erişim: http://www.unicef.org.tr/vera/app/var/files/s/o/sosyal-calisma-gorevlileri-icin-egitim-kitabi.pdf.

    Jacobi, G. et al., 2010, “Child Abuse and Neglect: Diagnosis and Management”, Deutsches Ärzteblatt International, 107(13): 231-39.

  • Cinsel İstismar!

    Cinsel İstismar!

    Dünya Sağlık Örgütü çocuk istismarını, “Çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek uygulanan tüm davranışlar çocuğa kötü muameledir.” şeklinde tanımlar. Çocuk istismarının birçok boyutları vardır, fiziksel istismar, cinsel istismar, duygusal istismar ve ihmaldir. Cinsel istismar, çocuk istismarı tipleri içerisinde saptanması en zor olanıdır. Cinsel istismarın yaygınlığı konusunda bildirilen oranlar büyük farklılıklar göstermektedir. Gerçek yaygınlığın kadınlar için %12-17, erkekler için %5-8 olduğu düşünülmektedir.

    Cinsel istismar, kişinin kendi isteği dışında cinsel eyleme maruz kalmasıdır. Çocukların psikolojik, sosyal ve bilişsel gelişimini etkileyen cinsel istismar, her yaşta, her sosyoekonomik düzeyde, her bölgede ve her türlü etnik grupta ve kültürde yaşanabilen evrensel bir sorundur.

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2015 verilerinde suç mağduru çocuk sayısının yılda 122 bini geçtiği, bunların %10 oranında cinsel suçlar olduğu bildirilmektedir. Adalet Bakanlığı’nın 2015 verilerine göre, yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel olarak istismar edildiği belirtilmektedir. Türkiye’de kadınların %9’u 15 yaşından önce cinsel istismara maruz kalmıştır. Çocukluk çağı cinsel istismarı kentsel yerleşim alanlarında kırsal bölgelere göre üç kat daha sıktır. İstismarcıların %96’sı erkek ve %80’i de çocuğun tanıdığı birisidir. 18 yaşından önce evlenen kadınların %19’u, 18 yaşından sonra evlenen kadınların %10’u cinsel şiddete maruz kalmıştır. Cinsel istismarın %70’i 2-10 yaş arası çocuklarda görülmektedir.

    Cinsel istismarın sık görüldüğü ailelerde genel olarak şu patolojiler bulunmaktadır. Boşanma, şiddet, alkol ve madde kullanımı, cinsel sorunlar, sosyal izolasyon, baskın ve koşulsuz söz tutma isteyen ana baba modeli, rol çatışması.

    Cinsel istismara uğramış çocuklarda kaygı bozuklukları kısa, uyku bozuklukları, kabuslar, fobiler, bedensel yakınmalar ve korku tepkileri gözlenebilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, ikincil enürezis daha sık ortaya çıkmaktadır. Yüksek oranda depresyon gözlenmekte ve istismara uğrayan kişinin benlik saygısı ciddi hasara uğramaktadır. İntihar düşünceleri ve girişimleri sık görülebilir. Kişiler arası ilişki kurma ve sosyal ilişkileri sürdürme becerisi olumsuz olarak etkilenebilir. Cinsel istismar öyküsü olan çocukların daha fazla cinsel saldırıda bulunduğu bildirilmektedir.

    Çocuk ve ergen cinsel istismarı ileriki yaşantısında çeşitli sorunlara yol açabilmektedir. Çocukluk döneminde cinsel istismara uğramış olmanın, erişkin dönemde sigara, alkol, madde kötüye kullanımı, yeme bozukluğu, intihar girişimi, major depresyon, anksiyete bozuklukları ve diğer ruhsal hastalıkların sıklığını arttırdığı gösterilmiştir. Ayrıca erişkin dönemdeki sınır kişilik bozukluğu, çocuklukta yaşanan cinsel istismar öyküsü ile ilişkilendirilmiştir. Cinsel istismar mağduru çocukların erişkin dönemde yakın ilişkilerinde de sorunlar yaşadığı belirtilmektedir.

    Çocuğun bakımıyla doğrudan ilgilenen babaların daha az istismar uyguladıkları saptanmıştır. Ayrıca cinsel istismara uğrama riskini, çocuk ve gencin zihinsel ve bedensel engelli olması ya da şizofreni, bipolar bozukluk, dürtü denetim bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu gibi psikiyatrik bozukluklarının olması gibi faktörler artırır. Bu gibi durumlarda, çocuklar maruz kaldıkları durumun kötülüğünü değerlendiremeyebilirler.

    İstismarcı özellikleri:

    İstismarcıların özelliklerine bakılacak olursak, istismarcılar genellikle erkektir, olayların % 5-15’sinde ise kadındır. Kadınların istismarı genellikle erkek çocuğa yöneliktir. Erkeklere yapılan istismarların % 20’den fazlası kadındır. Kadın suçlular genellikle bekardır. Klinik olmayan çalışmalara göre, tanıdık birisi ya da bir yabancı tarafından aile dışı istismar, çocuk ve erişkin arası cinsel temas vakalarının % 30-50’sini oluşturur.

    İstismarcıda gözlenen başlıca kişilik özellikleri; aile içi ve sosyal iletişimi sınırlı, içe kapanık kişilik, eşi ya da ailesiyle sıcak ilişki kuramayan kişilik, psikoseksüel ve sosyal açıdan olgunlaşmamış, kendi çocukları ile birlikte başka çocukları da istismar eden pedofilik kişilik olarak saptanmıştır. İstismarcıların birçoğu çocukluklarında ya cinsel istismara uğramışlardır ya da ailede şiddet olgusu vardır. Cinsel istismarcı birey, genelde düşük eğitim ve sosyoekonomik düzeye sahiptir. İstismarcı bireyin doyumu erteleme kapasitesi azdır ve engellenmeye karşı toleransı düşüktür. Çoğu zaman emosyonel gelişim geriliği nedeniyle gerçekçi yaklaşımlarda bulunamaz. Empati duyguları ya yoktur ya da sınırlıdır. Düşük özsaygısını ve suçluluk hissini bastırıp karşıt tepki kurarak saldırgan davranış şeklinde çocuğa yansıtma eğilimi içerisindedir. Karşılanmamış doyum nedeni ile anksiyete yaşar ve bu enerjiyi çevresine saldırganlık şeklinde aktarır. Çocukluk döneminde özdeşleşeceği birisinin olmaması, sosyal komponentler açısından patolojik bir aile yapısına sahip olması, destek sistemlerinden yoksun bir birey olması, istismarcı bireyin diğer özellikleri arasında sayılabilir.