Etiket: İşlem

  • Bel ağrısında uygulanan enjeksiyonlar

    Bel ağrısı tedavisinde kullanılan girişimsel enjeksiyon yöntemleri kırk yıldır tüm dünyada giderek artan sıklıkta uygulanmaktadır.

    Bel ağrısında uygulanan enjeksiyonların tedavideki yeri nedir?

    Bel ağrısında kullanılan çeşitli enjeksiyon yöntemleri, belin pek çok ağrılı hastalığında hızlı ve tam bir düzelme sağlar.

    Bu enjeksiyonlar, tipik olarak bel ağrısı için çeşitli ilaçlar kullanmış ve bundan fayda görmemiş; ayrıca fizik tedavi yöntemleriyle de ağrıda yeterli düzelme sağlanamamış, cerrahi müdahale gerektirmeyen hastalara uygulanır. Bu enjeksiyonlar ağrının ortadan kaldırılması için uygulanmakla birlikte ağrı kaynağını ortaya çıkarmak için de yararlıdır.

    Enjeksiyon teknikleri ağrıyı nasıl azaltır?

    Enjeksiyonlar ağrının ortadan kalkması için ağızdan kullanılan ilaçlardan ya da kalçadan veya damardan yapılan iğnelerden çok daha etkilidir. Çünkü bu yöntemlerle uygulanan ilaçlar vücudun her yerine dağılmayıp direkt olarak ağrıyı oluşturan anatomik bölgelere ulaştırılmaktadır.

    Ağrılı bölgeye uygulanan steroid türü ilaçlar, güçlü yangı giderici etkileriyle ağrının kaynağındaki yangıyı ortadan kaldırır. Ayrıca, örneğin bel fıtığında uygulanan bu tür ilaçlarla fıtığın çevresindeki ödem geriletilerek olay bölgesi rahatlatılır.

    Enjeksiyonlar bel ağrısının tanısında ne şekilde kullanılır?

    Enjeksiyonlar tanısal olarak bel ağrısının kaynağını belirlemek için uygulanabilir. Fiziksel muayene ve görüntüleme yöntemleri ile ağrının nedeni tam olarak ortaya konu lam iyorsa, çeşitli enjeksiyonlarla ağrının belin hangi yapısından köken aldığı belirlenebilir. Bu amaçla belde yer alan çeşitli yapılara lokal anestezi (mevzu uyuşturucu) ilaçları verilir.

    Bel ağrısı tedavisinde kullanılan enjeksiyonlar nelerdir?

    En sık uyguladığımız enjeksiyonlar; * Epidural ve transforaminal enjeksiyonlar * Sinir kökü blokları * Faset eklem enjeksiyonları * Sakroiliak eklem enjeksiyonları, şeklinde sıralanabilir.

    Yöntemler içinde en çok hangisini uyguluyorsunuz ?

    Bel ağrısı tedavisinde en çok uyguladığımız enjeksiyon yöntemi tüm dünyada olduğu gibi epidural ve transforaminal enjeksiyonlardır. Epidural enjeksiyon, güçlü yangı giderici etkileri olan ilaçların omurga kanalı içine uygulanmasıdır. Dünyada 40 yıldan fazla zamandan beri omurga kaynaklı çeşitli ağrıların tedavisinde kullanılan, iyi sonuçlar alınmasını sağlayan ve yan etkileri çok az olan bir işlemdir.

    Epidural ve transforaminal enjeksiyonlar kimlere uygulanabilir ?

    Enjeksiyonlar en çok bel fıtığı hastalarında uygulanmaktadır. Burada amaç fıtık başlangıcı ya da fıtık olan disk bölgesindeki ödemi ortadan kaldırmak, disk çevresindeki yangıyı ve olası bir sinir kökü basısını azaltmaktır. Yöntem, düşük riski ve önemli bir yan etki potansiyeli olmaması nedeniyle yaygın bir yöntemdir.

    Özellikle ilaç tedavisi, egzersiz ve fizik tedavi gibi konservatif yöntemlerle düzelme sağlanamayan disk kaynaklı bel, bacak ağrılarında tercih edilir. Belin yanısıra boyun ve sırt omurlarının fıtıklarında da aynı yöntem uygulanmaktadır. İşlemin uygulandığı hastaların büyük bölümünde ağrı tamamen yok olur. Düzelme sağlanamayan az sayıdaki hastada ise işlem tekrarlanabilir. Genel kabul, işlemin bir kaç ay içinde 3 kez uygulanabileceğidir.

    İşlem nasıl uygulanıyor ?

    İşlemin uygulanacağı hastamız özel girişim odasına alınıyor. Enjeksiyon floroskopi adı verilen özel bir görüntüleme yöntemi eşliğinde, yani işlem bölgesi görülerek uygulanıyor. Enjeksiyondan önce girişim bölgesine lokal anestezi uygulanarak, hastanın işlem sırasında ağrı duymaması sağlanıyor. 30 dakika kadar süren işlemden sonra hastamızı odasına alıyoruz. 3-4 saatlik bir dinlenme süresinin ardından da evine yolluyoruz.

  • Ozon ile bel fıtığı tedavisinde merak edilenler

    Ozon ile bel fıtığı tedavisinde merak edilenler

    Ozon kesin tedavimidir?

    Bizim verilerimiz ve dünya ölçeğinde ozon ile tedavi edilen hastalardaki başarı oranı % 85 ler civarındadır. Bu iyi bir başarı oranını göstermektedir. Diğer yandan açık ameliyatlar örneğin açık mikrodiskektomi sonuçları ile benzer neticeler alındığından bu yöntem ozon diskektomi olarak da adlandırılmaktadır. %-10 Dakika sürmesi, narkoz ve neşter gerektirmemesi vede tekrarlanır bir yöntem olması hastalar için oldukça önemli artılar getirmektedir.

    İşlem sırasında ağrı duyarmıyım?

    Hayır işlem sırasında sizin rahatsız olacağınız bir ağrı duymanız söz konusu değildir. Çok ince iğnelerle işlem yapıldığından sadece iğne giriş yeri lokal anestezi ile uyuşturulur. Heyecanlı hastalar içinse ek rahatlatıcı ilaçlar verilebilir. İşlemin toplan 10 dakika sürdüğünü varsayarsanız ne kadar konforlu bir girişim olabileceğini tahmin edebilirsiniz.

    Anestezinin riski varmı?

    Hastalar normal ameliyata hazırlanır gibi hazırlanır. Fakat hastaya genel anestezi verilmez. Yukarıda bahsedildiği gibi lokal anestezi uygulanır. Lokal anestezi ise sadece bazı bünyelerde allerji yapabilir onunda tedbiri alınır. İşlem ameliyathanede ve steril koşullarda yapıldığından gayet emniyetli bir ortam sözkonusudur…

    Bu yöntem başka tedaviler görmeme engelmi?

    Hayır. Bu yöntem uygulandıktan sonra her türlü yöntemin uygulanması sözkonusu olabilir . Ozon zaten doğal bir tedavidir. İnsan fizyolojisine hiç bir zararı yoktur.

    Bu yöntem hastanede yatmamı gerektirir mi?

    Hayır. İşlemden hemen sonra evinize gidebilirsiniz. 2 gün istirahat etmenizde yarar var. Normal hayatınıza devam edebilirsiniz.

    İşlem sonrası ne yapmalıyım?

    Bazen fizyoterapi 2 gün istirahatten sonra gerekli olabiliyor. Veya 4-5 kez poliklinik koşullarında fıtık çevresine ozon gazı infiltrasyonu tedaviye pozitif katkılar sağlıyor.

  • Faset eklem blokajı – faset medial dal blokajı ve rft

    Faset eklem blokajı – faset medial dal blokajı ve rft

    Omurgayı oluşturan vertebra adını verdiğimiz kemiklerin birbiri ile bağlantısını sağlayan faset ekleminin dejeneratif ve travmatik nedenlere bağlı olarak hasarı, boyun veya belde lokalize veya nadiren bacak ön ve arka yüzüne yayılım gösteren bel ve boyun ağrısının en önemli nedenlerinden biridir. Ağrının nedeni faset eklemler olarak saptandığında faset eklem blokajı ve sonrasında radyofrekans termokoagülasyon (RFT) ile uzun süreli veya kalıcı tedavi sağlanabilir.

    İşlemin Uygulanışı

    İşlem ameliyathanede görüntüleme (C-kollu skopi) altında yapılmalıdır. İşlemden 4 saat önceden itibaren aç kalmanız gerekmektedir. Ameliyathanede yaşamsal fonksiyonlarınız anestezi uzmanı tarafından takip edilecektir. Damar yolundan ağrı kesici ve sedasyon sağlayıcı ilaç uygulandıktan sonra işlem uygulanmaya başlanır.
    Faset eklem blokajı için C-kollu skopi ile eklemler görüntülendikten sonra lokal anesteziyi takiben faset ekleme 10 cm uzunluğunda iğne ile ulaşılır. Lokal anestezik  kortizon uygulanarak işlem bitirilir.

    -Faset Eklem içi Enjeksiyon-

    Blok sonrası hastanın ağrısında en az %50 ve daha fazla rahatlama beklenir. Lokal anestezik etkisi geçtiğinde hastanın ağrısı tekrar başlayabilir. Eğer kortizon kullanıldıysa 24-48 saat sonra ağrı yeniden azalmaya başlar.
    Lokal anestezik uygulamasından sonra hastanın ağrısı istenen düzeyde azaldıysa RFT uygulaması ile uzun süreli rahatlama sağlanabilir. Bu uygulama hemen faset blok sonrası aynı seansta yapılabileceği gibi 1-2 hafta sonra da uygulanabilir. İşlem faset blok enjeksiyonu gibi ameliyathanede uygulanmaktadır. Yine görüntüleme altında giriş yeri belirlenerek özel RF iğneleri ile faset median sinirlere ulaşılarak RFT cihazı ile sinirin ağrı taşıyan lifleri ısı ile hissizleştirilir.

    -Faset Medial Dal RFT-

    İşlem Öncesi Dikkat Edilmesi Gerekenler:

    Sedasyon uygulamaları için işlemden önce 4 saat kadar aç kalınması gerekmektedir.

    Tansiyon ilaçları işlem sabahı çok az suyla alınmalıdır. Aspirin® , Coraspin® gibi kan sulandırıcı ilaçlar 1 hafta önceden kesilmelidir.

    İşlem Sonrası Yapılması Gerekenler:

    İşlem sonrası 1- 2 saat istirahat edilmesi yeterli olur.

    Girişimden sonra azalan ağrı şikayeti 4-6 saat içinde tekrar başlayabilir. Bu durum lokal anesteziğin etkisinin ortadan kalkmış olmasından kaynaklanır.

    Uzun etkili kortizonun asıl etkisi 48-72 saat içinde tam istenilen düzeye gelir ve ağrı 3-4 gün içinde azalmaya başlar.

    RFT uygulamalarında ise 3-4 gün içinde ağrı şikayeti belirgin olarak azalmaya başlar ve 1 hafta-10 gün içersinde rahatlama sağlanır.

    Girişim sonrası 2-3 gün beli veya boynu aşırı zorlayacak hareketlerden kaçınılması gerekmektedir.

    Ağrı kesici ilaçlar eğer ağrı şikayeti varsa 2-3 gün kullanılabilir

    İşlemin Riskleri Nelerdir?
    En önemli risk enfeksiyon olmakla birlikte ancak 70-80 bin hastada bir görülebilecek çok nadir bir yan etkidir. Böyle bir durumda antibiyotik tedavi başlanması gerekir. RFT uygulanan hastalarda kalçada ve bacağın üst kısımlarında geçici his kaybı görülebilir. Kullanılan kortizona bağlı olarak vücutta sıvı tutulması ve şeker hastalığı olan hastalarda 1-2 hafta şeker düzeninde bozulma gözlenebilir.

    Kimlere Uygulanmaz?

    Girişim yerinde veya sistemik enfeksiyonu olanlar

    Girişimi istemeyenler

  • Çocuk diş hekimliğinde sedasyon

    Çocuklarda henüz çürük ve ağrı oluşmadan diş hekimiyle tanışıp `sohbet ve kontrol` ziyaretlerinde bulunulması, toplumdaki diş hekimi korkusunun çocuklara geçmesinin önlenmesi bakımından çok önemlidir.

    Çocuğunuzu diş hekimine götürmeden önce yapılacak işlem hakkında bilgi edinmek en doğru yöntem olacaktır. Genelde dişlerde çok büyük çürükler oluşmadan ve şiddetli ağrılar başlamadan diş hekimine başvurmak tedavinin hem çocuk hem de hekim açısından daha kolay olmasını sağlar. Ancak, ” Doktor iğne yapmayacak ” diye ön yargı ile getirilen çocuğa hekim anestezi yapmak zorunda kalırsa, çocuğun hem size hem de hekime güveni kalmaz. Bu nedenle çocuğu tedavi konusunda doğru bilgilendirmek, korkusunu yenmek ve güvenini kazanmak açısından önemli olacaktır.

    Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken bir başka nokta da “uslu durmazsan seni diş doktoruna götürürüm, o da dişini çeker” gibi söylemlerden kaçınmak ve diş hekimini korku unsuruna dönüştürmemektir.

    Bu nedenlerle;

    1) Çocuğun diş hekimine götürülmesi bir ceza anlamı taşımamalıdır. Tam aksine çocuğa diş hekimine severek gideceği bir ortam yaratılmalıdır.

    2) “Diş hekimine gitme” eylemi ile “çocuğun ağrı duyacağı” algısını yaratmamak önemlidir. Ancak, çocuğa ” Dişin hiç ağrımayacak” diyerek onu yanıltmak da sonraki tedavileri güçleştirir.

    3) Diş hekimi ile çocuğun iyi bir diyalog kurması, çocuğun korkusunu yenmesine yardımcı bir faktördür. Bunun için diş hekiminin sorduğu sorulara çocuğun kendisinin yanıt vermesine izin verin.

    “Eğer tüm bunlara rağmen çocuğunuzun diş hekimi korkusu aşılamıyorsa ve çürük tedavisini aksatmak istemiyorsanız “sedasyon veya genel anestezi ile diş tedavisi” uygulama yetkisi bulunan, konusunda deneyimli anestezi uzmanı ve diş hekimlerinin bulunduğu Ağız Diş Sağlığı Merkezlerinde, sedasyon veya genel anestezi altında diş tedavilerini yaptırmak mümkündür. “

    Sedasyon, çocuğunuzun diş hekimi ve diş tedavisi ile ilgili pozitif bir deneyim yaşamasını amaçlar. Burada kullanılan ilaçlar da anestezi ilaçlarıdır. Ancak genel anesteziye (narkoz) kıyasla hem dozları düşüktür, hem de kullanılan ilaç sayısı azdır. Sedasyonda kullanılan ilaçların dozu çocuğunuzun ihtiyacına göre belirlenir. Sedasyondaki uyku düzeyi genel anestezideki kadar derin değildir. Çocuğu hafif bir uyku durumunda tutmak diş tedavisi için çoğu kez yeterlidir. Sedasyonu narkozdan ayıran diğer özellik işlem süresince çocuğun kendi solunumunun devam etmesidir. Bu nedenle solunumu sağlamak için boğaza tüp yerleştirmeye gerek yoktur.

    Türkiye’de sedasyon ve genel anestezi uygulaması, yasal olarak yalnızca her türlü teknik ve ilaç donanımının olduğu ameliyathane şartlarında yapılabilir. Sedasyon ve genel anestezi işlemi anestezi uzmanı bir hekimle birlikte çalışılmasını gerektirmektedir. Diş hekimlerinin ve diğer tıp doktorlarının tek başlarına bu uzmanlık eğitimini almadan sedasyon uygulama yetkisi yoktur.

    Sedasyon Öncesi Ailelere Öneriler

    Çocuğunuzun sedasyon öncesi grip, nezle, öksürük, ateş şikayetleri varsa işlem ertelenebilir. Böyle bir durumda derhal hekiminizi arayınız.

    Çocuğunuzun işlemden önce 3,5-4 saat aç ve susuz kalmasını sağlayınız. Bu durum bulantı- kusma riskini azaltmak için hayati önem taşır.

    Diş hekimine gelirken çocuğunuzu rahatlatmak için sevdiği bir oyuncak veya battaniyeyi getirebilirsiniz.

    Size söylenen randevu saatinden 10-15 dakika önce klinikte bulunmaya özen gösteriniz. Bu durum çocuğun klinik ortamına alışması için zaman yaratır.

    İşlemden önce çocuğunuzun tuvalete gitmesini sağlayınız. Bazı durumlarda sedasyon sırasında altına kaçırma olabilir.

    İşlem günü çocuğunuza sıkmayacak, rahat ve kullanışlı kıyafetler giydirin.

    Mutlaka yedek bir kıyafet bulundurunuz.

    İşlemden sonraki erken dönemde çocuğunuzda uyku hali, sersemlik, hırçınlık, mızmızlık gibi durumların gelişmesi normaldir. Endişe etmeyiniz. Bu süreçte çocuğunuzu yalnız bırakmayınız ve gözlem altında tutunuz.

    Çocuğunuzun derlenme dönemini istirahat ederek geçirmesini sağlamaya çalışınız. Derlenme döneminde çocuğu sakinleştirici, yumuşak bir üslupla söylenen yüreklendirici sözler çocuğun daha sakin uyanmasını sağlar.

    Sedasyon yapılan gün için bol aktiviteli planlar yapmayın. O günü çocuğunuzun evde, sakin bir ortamda geçirmesini sağlayınız.

    Eve gittikten sonra doktorunuzun izin verdiği saatte (genellikle 1,5-2 saat sonra) önce sıvı gıdalar olmak üzere yeme-içmeye başlayabilirsiniz. Ilık ve yumuşak kıvamlı gıdalar beslenme için iyi seçeneklerdir.

    Size ters gelen, söylenenlerin dışında gelişen durumlarda doktorunuzla irtibat kurmaktan çekinmeyiniz.

  • Hangi  sedasyon yöntemi size uygundur?

    Hangi sedasyon yöntemi size uygundur?

    Doğru dişhekimini bulmanıza ve uygun psikolojik teknikleri kullanmanıza karşın diş hekimi korkunuzu halen yenemediyseniz bu korkuyu gidermek için bazı yatıştırıcı ilaçların yardımı gerekebilir.

    Sedasyon bazan “diş hekimi korku ve endişesi” nin çözümü olarak düşünülse de gerçekte birçok insan sedasyon fikrinden hoşlanmaz.

    Sedasyon gereksinimi yapılacak işlemin türünden çok hastanın durumu ile ilişkilidir. Bazı hastalar yapılacak en küçük diş tedavisinde bile sedasyon isterken bazı hastalar yalnızca uzun sürecek ya da zor olduğunu düşündüğü tedaviler için sedasyona ihtiyaç gösterirler.

    Kural olarak damar yolu (IV) ile uygulanan sedasyon “ben işlemle ilgili hiçbir şey hatırlamak istemiyorum” diyen hastalar için uygun bir yöntemdir. En önemli dezavantajı eve giderken bir refakatçı bulunması zorunluluğu ve işlemden sonraki erken saatlerde uyku hali, sersemlik, baş dönmesi gibi etkilerin devam etmesidir.

    Nitröz oksit sedasyonu diş hekimine gelirken hafif bir sinirlilik hali yaşayan kişiler için uygun olabilir.

    Genel anestezi (narkoz) diş tedavisi için son seçenektir. Çünkü potansiyel riskleri sedasyon yöntemlerine göre daha fazladır.

    Sedasyon yöntemi aşağıdaki durumlar için uygun bir seçenektir.

    İşlem sırasında olan biteni görmek, duymak, hatırlamak istemiyorsanız, (damar yolu ile sedasyon)

    Rahatlamak için hafif bir desteğe ihtiyacınız varsa (nitrözoksit sedasyonu)

    İçinizden bir ses sedasyon olmadan yapılacak işlemleri tolere edemeyeceğinizi söylüyorsa

    Korkunuz belirli bir işleme yönelikse (iğne korkusu, diş çekimi korkusu vb)

    Korkularınız ciddi düzeyde ise, doğru diş hekimini bulmanıza karşın korkularınız halen devam ediyorsa

    Zihinsel fonksiyonlar açısından başka bir probleminiz varsa

    Diş tedavilerinizin bir an önce bitmesini gerektiren yoğun tempolu çalışma, önemli bir sosyal olay (düğün, mezuniyet vb) varsa

    Çoklu diş çekimi, çoklu implant gibi büyük çaplı ve hoş olmayan işlemlerin yapılacağı durumlarda

    Sedasyon şu durumlarda uygun bir seçenek değildir.

    Kontrolu kaybetme ve başkalarına güvenme konusunda sıkıntılarınız varsa

    Sedasyonu kabul etmeniz için size baskı yapıldığını düşünüyorsanız

    Sedasyon için kullanılacak ilaçlarla ilgili endişeleriniz varsa

    Sedasyonun muhakeme yeteneğinizi etkileyeceği ve diş hekimiyle iletişiminizi işlem süresince bozacağı düşüncesi sizi rahatsız ediyorsa

  • Diş hekimliğinde sedasyon nedir? Nasıl uygulanır?

    Diş hekimliğinde sedasyon nedir? Nasıl uygulanır?

    Lokal anestezi ile yapılacak işlemler sırasında hastanın rahatı ve işlemi daha kolay kabul etmesini sağlamak için anest Sedasyon sırasında belirli düzeylerde bilinç değişikliği ortaya çıktığı için 3-4 saat öncesinden hiçbir şey yememeniz ve içmemeniz (tamamen aç ve susuz kalmanız) istenir. Sedasyon amacıyla kullanılan ilaçlar da düşük dozlarda olmakla birlikte anestezi ilaçlarıdır. ezi doktoru tarafından uygulanan ve hastayı sakinleştiren bir destek yöntemidir. Damar yolundan uygulanan ilaçların etkisiyle hasta tedaviyi istekle ve kolayca kabul eder. Heyecan ve endişesi ortadan kalkar. İşlem süresince küçük ek ilaç dozları yapmak gerekebilir. İşlem süresince bilinçli sedasyon yapılan erişkin hastalar kendisine söylenen komutları duyar ve yerine getirir (ağzınızı açın, derin nefes alın vb). Ancak bu işlem başkasına yapılıyormuş gibi kayıtsız, rahat ve uykulu bir konumda bulunur.

    Daha derin sedasyon düzeylerinin gerektiği çocuk hastalar ise sözlü uyaranları duyamazlar ancak tekrarlayan yüksek sesli uyaranlara yanıt verebilirler. İşlem süresince hastanın kendi solunumu devam eder, nadiren düşük dozda oksijen desteği gerekebilir. Hastanın oksijen basıncı ve kalp hızı sürekli takip edilir. İşlem sonunda hasta ilaçları vücuttan atma hızına (metabolizma hızı) bağlı olmak üzere 30-45 dakika kadar gözlem altında tutulur ve bir refakatçi eşliğinde evine gönderilir. Çocuk hastalar uyanırken huysuz, hırçın, ağlayan bir çocuk olarak uyanabilirler. Bu hırçınlık hali genellikle 15-20 dakika, nadiren 2 saat sürebilir. Sedasyon sonlandıktan sonra da hastalara 1.5- 2 saat herhangi bir şey yememeleri tembih edilir.

    DİŞ HEKİMLİĞİNDE GENEL ANESTEZİ NEDİR?

    Genel anestezi (narkoz) ağrısız cerrahiyi mümkün kılan uyku benzeri bir durumdur. Bu amaçla kullanılan ilaçlara da genel anestezi ilaçları denir. Genel anestezi sırasında bilinç ve ağrı duyusu tamamen ortadan kalkar. Genel anestezi ilaçları gaz veya sıvı olmak üzere iki şekilde olabilir. Eğer gaz anestezikler kullanılacaksa yüzünüze yerleştirilen bir maske aracılığıyla derin nefesler almanız istenir. Bu şekilde anestezi makinasından sağlanan oksijen ve anestezik gaz karışımı akciğerden kana geçerek uyku halini yarat ır. Sıvı anestezikler ise el veya koldan takılan serum iğnesi aracılığıyla doğrudan damara (kan dolaşımına) verilir. Anestezi başlangıcı için küçük çocuk ve iletişim kurulamayan hastalarda birinci yöntem (maske ile anestezi), damar yolu açtıran büyük çocuklar ve sağlıklı erişkinlerde ikinci yöntem (damar içi anestezi) tercih edilir. Yapılacak işlemin süresine bağlı olarak eklenen anestezik gazlar veya damar içi anestezik ilaçlarla anestezi devam ettirilir. Yapılacak işlem bitene kadar anestezi de devam eder.

    Genel anestezi sırasında solunumun desteklenmesi gereklidir. Bu amaçla ağız, burun veya gırtlak üzerine yerleştirilen soluma maskesi veya nefes borusuna yerleştirilen soluma tüpü ile sürekli oksijen ile birlikte anestezi ilaçları uygulanır. İşlem sona erdiğinde anestezi ilaçları kesilir ve uyanmanız sağlanır. Uyanırken anestezi doktoru sizden çoğunlukla derin nefes almanızı, ağzınızdaki tükrüğü yutmanızı ve gözlerinizi açmanızı ister.
    Genel anestezi sonrasında ortaya çıkabilecek ağrı, bulantı ve kusma gibi istenmeyen etkileri ortadan kaldırmak için gerekli önlemler anestezi doktorunuz tarafından alınır.

    SEDASYON VE GENEL ANESTEZİ KİMLERE UYGULANIR?

    Aşağıdaki durumlarda hastanın ve yapılacak işlemin özelliğine göre sedasyon veya genel anestezi seçeneği uygulanabilir:
    1) İletişim kurmanın imkansız olduğu çocuk hastalar
    2) İletişim kurulamayan zihinsel engelli hastalar
    3) Çok uzun sürecek diş tedavileri
    4) Geniş kapsamlı çene cerrahisi işlemleri
    5) Aşırı endişeli, stresli ve diş hekimi korkusu olan bireyler
    6) Şiddetli bulantı ve öğürme refleksi olan hastalar

    Yrd.Doç.Dr. Zuhal Küçükyavuz Göktürk

  • Ozon mikrodiskektomi nedir?

    Diskolizis

    Bel ya da boyun fıtıklarını tedavi etmek amacı ile fıtığa neden olan omurlar arsındaki disklerin içersine ozon gazı verilmesi ile gerçekleştirilen işleme verilen addır. Bu işlem, tıbbi literatürde Ozon Diskolizis, Ozon diskektomi, ozon nükleolizis başlıkları altında sunulmaktadır. Aslında diskektomi deyimi tıbbi anlam olarak diskin kesilip çıkarılması işlemine verilen addır. Fakat ozon ile yapılan çalışmalar, bel ya da boyun fıtığı nedeni ile ameliyat olan hastaların sonuçlarına eş başarı sağladığı için “ ozon mikrodiskektomi “ ya da “ozon diskektomi” başlığı altında birçok makalenin konusu olmuş ve bu adla anılmaya başlanmıştır.

    Daha önceleri bel – boyun fıtıklarını tedavi etmek için kullanılan yöntemler arasında insan bünyesine en zararsız yöntem olarak güncel girişimler arasında yerini almıştır. Sadece İtalya ve İspanyada yılda 30 000 hasta bu yöntemle ameliyatsız şifa bulunaktadır. Hindistan, Çin, Japonya gibi ülkelerde ve Amerika da artık rutin tedaviler arasında yer almaktadır. Ülkemizde henüz emekleme safhasında olan bir girişimsel yöntemdir.

    Oksijeni 02 olarak biliyoruz OZON ise O 3 tür . Yani %99 oksijenden elde edilen bir gaz olup birçok hastalığın tedavisinde kullanılan aktif oksijendir. Ağrı tedavisinde de yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle bel boyun ağrılarında ve kireçlenme tedavilerinde kullanılmaktadır ilaç uygulamalarından yarar görmeyen hastalarda çok iyi sonuçlar elde edilmektedir. Mutlaka deneyimli uzmanlar tarafından uygulanmalıdır. Neşter ve narkoza gerek duyulmayan fakat ameliyathane koşullarında ve görüntüleme cihazları eşliğinde yapılması gereken “ ameliyatsız “ bir tedavi şeklidir.

    Ozon ile yapılan bel-boyun fıtığı tedavilerinde mükemmel sonuçlar elde edilmektedir. Hasta narkoz almamakta işlem 5 dakika gibi çok kısa bir sürede gerçekleşmekte ve işlemden sonra hasta hemen evine yürüyerek gidebilmektedir.

    İşlemden hemen sonra fıtık ağrısı hemen geçmeyebilir birkaç gün beklemek gerekir. Genellikle tek uygulama yeterli olmaktadır, dirençli bazı vakalarda işlem tekrarlanabilir ve güvenli bir yöntemdir.

    Hangi hastalıkta uygulayalım

    Discolizis yani ozon diskektomi ilaç ve diğer konservatif tedavilerden yarar görmeyen hastalara uygulanması tercih edilir.

    Servikal disk hernisi

    Dorsal disk hernisi

    Lomber disk hernisi

    Lomber dejeneratif disk hastalığı

    Dejeneratif spinal kanal darlığı

    Ameliyat sonrası yapışılıklar ( postsurgical fibrozis )

    Faset sendromu ( bel-boyun kireçlenmeleri)

    Kimlere uygulanmaz

    Şüphelenilen gebelik

    Böbrek veya karaciğer yetmezliği

    Son miyokard infarktüsü

    Alkol, uyuşturucu ve psikotrop ilaç müptelaları

    Bir başka hastalık nedeni ile tedavi görüdüğü sürecte Doktorunun uygun görmemesi.

    Kan pıhtılaşma bozukları, Trombositopeni, Favizm, Kontrolsüz Hipertiroidi ve Hipertansiyon varlığı.

  • Akupunktur ve elektrolipoliz (bölgesel incelme)

    Bölgesel zayıflama ve selülit tedavisinde kullanılan etkili bir tedavi yöntemidir. İnatçı yağlanmaların olduğu alanlardan kurtulmak için yakın geçmişte başvurulan cerrahi yöntemlerin yerini akupunktur ve elektrolipoliz gibi günümüzün en çok tercih edilen bölgesel zayıflama yöntemleri almaktadır.

    Bu tedavide bölgesel kan akımının arttırılması ve biriken yağ dokusunun tekrar dolaşıma geçerek uzaklaştırılması amaçlanır. Akupunktur ve Elektrolipoliz yöntemlerinde durağanlığa alışmış yağ hücreleri elektrik akımına karşı koymaya çalışırken enerji harcayarak parçalanır. Bu yöntemle yağ hücrelerinde metabolik faaliyetin hızlanması ile yağ yıkımı gerçekleşir. İnaktif yağ hücrelerini aktif hale geçirerek yağların atılmasına olanak sağlayan bir yöntemdir. Ayrıca uygulanan bölgede ısısal etki ile bölgesel kan dolaşımı uyarılır. Kan akımı artar.

    Karın, kalça, basen, kol gibi birikmiş yağların eritilmesinin nisbeten güç olduğu bölgelerde cilt üzerine yerleştirilen elektrodlar veya daha etkilisi, cilt altına, yağ tabakasının üzerine yerleştirilen ince iğnelere elektroakupunktur cihazı ile düşük frekanslı akım verilerek uygulanır. Verilen uyarı, yağ hücrelerinde trigliseritlerin yağ asidine dönüşmesini sağlar. Yağ asitleri hücreler arası sıvıya ve lenf dolaşımına geçer.

    İşlemde herhangi bir ağrı oluşmaz, hatta dokuda kişiyi gevşeten, rahatlatan bir titreşim hissedilir. Masaj etkisi yaratır.

    Bu uygulama en doğal ve en etkili bölgesel zayıflama yöntemleri arasındadır. Kilo kaybetmeyi sağlamaz ancak birikmiş bölgesel yağların dağıtılmasına ve şekil vermeye yönelik bir işlemdir. Hiçbir riski veya yan etkisi bulunmaz. Kalp pili olanlar ve hamilelere uygulanmaz.

    Emziren annelere de uygulanabilir.

    İşlem esnasında hasta ağrı, acı hissetmez. Bu sebeple de işlemdeyken TV izleyebilir, Kitap okuyabilir. Az sayıda hastada morluk oluşabilir, ancak o da hiçbir iz bırakmadan yaklaşık bir hafta içinde düzelecektir.

    En keyifli yanı da işlemden çıkar çıkmaz hastalar günlük hayatlarına hemen dönebilirler.

    Etkili olduğu durumlar:

    Dirençli yağ fazlalıklarının eritilmesinde etkilidir.

    Selülitli bölgenin düzenlenmesinde etkilidir.

    İstenmeyen yağ birikiminin olduğu her bölgeye uygulanabilir.

    Özellikle göbek ve basende küçülme etkisi belirgindir. İnatçı göbek ya da simit ismini verdiğimiz yağlı bölgelerde, kalça ve bacak yağlanmalarında etkilidir

    Seans süresi yaklaşık 45 dk-1 saattir. Haftada 2 seans uygulanır. Süreç kişinin yağ dokusu miktarına bağlı olarak 10-20 seans arasında değişir.

    Bölgesel zayıflama seansları devam derken hastanın aynı zamanda uygulanan kulak ve vücut akupunktur tedavileri ile beslenme ve egzersiz programları devam etmelidir.

  • Elektrolipoliz: bölgesel incelme metodu

    Yapılan tüm diyetlere rağmen hâlâ kurtulamadığınız ve sizi rahatsız eden bölgesel fazlalıklarınız varsa neden bölgesel zayıflama metodlarını denemiyorsunuz?

    Bölgesel zayıflama nedir?

    En başta söylenmesi gereken temelde bir kilo azaltma yöntemi olmadığıdır. Vücudun belli bölgelerinde birikmiş olan yağların azaltılması amacıyla kullanılan yöntemlere verilen genel isimdir.

    Yağ hücreleri nasıl yok edilir?

    ELEKTROLİPOLİZ:BÖLGESEL İNCELME METODU


    Elektrolipoliz inaktif yağ hücrelerini aktif hale geçirerek yağların atılmasına olanak sağlayan bir yöntemdir.Kilo kaybetmeyi sağlamaz ancak birikmiş bölgesel yağların dağıtılmasına ve şekil vermeye yönelik bir işlemdir.
Lenf drenajı ile birleştirilen elektrolipoliz istenmeyen yağlardan kurtulmanın yeni bir yoludur.Karın, kalça, basen, kol gibi birikmiş yağların eritilmesinin nisbeten güç olduğu bölgelerde cilt üzerine yerleştirilen elektrodlar – paletler, veya daha etkilisi, cilt altına, yağ tabakasının üzerine yerleştirilen ince iğneler vasıtasıyla verilen düşük voltajlı elektrik uyarı, yağ hücrelerinde trigliseritlerin yağ asidine dönüşmesini sağlar. Yağ asitleri hücreler arası sıvıya ve lenf dolaşımına geçer. Lenf drenajı ile yağ asitleri bölgeden uzaklaştırılır.

    Kaç seans uygulanmalıdır?

    Haftada bir uygulanır Ancak aşırı yağ dokusuna sahip olanlarda hafta da 2 uygulama yapılabilir.Bu süreç kişinin yağ dokusu miktarına bağlı olarak 10-20 seans arasın da olabilir.

    Sonuçları nelerdir?

    İşlem yapılan alanda işlemden hemen sonra ilk etkiler görülmeye başlar. Ortalama daralma, işlem yapılan alan ve yağ dokusunun kalınlığına göre değişmekle birlikte 2 ila 15 cm. arasında olacaktır.

    Uygulama süresi nedir?

    Her sesans 45 -60 dk sürmektedir.

    Kimlere uygulanabilir?

    Vücutta aşırı veya yaygın yağlanması olanlar dahil bölgesel fazlalığı olanlara uygulanabilir. Kalp pili olanlar ve hamilelere uygulanmaz.

    Emziren annelere de uygulanabilir.

    İşlemde ve sonrasında ne hissedilir?

    İşlem esnasında hasta ağrı, acı hissetmez. Bu sebeple de işlemdeyken TV izleyebilir, Kitap okuyabilir, Az sayıda hastada morluk oluşabilir, ancak o da hiçbir iz bırakmadan yaklaşık 1 hafta içinde düzelecektir.

    En keyifli yanı da işlemden çıkar çıkmaz hastalar günlük hayatlarına hemen dönebilirler.

  • Saç ekiminde fue yöntemi

    Fue Yöntemi Nedir?
    Foliküler Ünite Ekstraksiyonu (FUE)
    Dünyada son teknoloji olarak uygulanan saç ekimi yöntemi FUE, hem saçı alırken hem de alınan saçı ekerken doğal sonuçlar ortaya sunan bir saç ekimi metodudur. Fue yöntemi, saçlı bölgeden alınan canlı saç köklerinin tek tek başın saçsız bölgesine transferinin gerçekleştirilmesi işlemidir. FUT yönteminden farklı olarak bu yöntemde foliküler üniteler(grefrler) doğrudan bıçak kullanmadan 0.6 çapındaki özel iğnelerle çıkarılır ve yine özel iğnelerle kanal açılarak tek tek ekilir. Bu yöntem aynı zamanda “non-invasive” olarak bilinir. FUE yönteminde donör alanda neşter kullanılmaz, dikiş atılmaz ve köklerin alındığı bölgede hiçbir iz kalmaz. Hastaya hiçbir komplikasyon yaratmadan , günlük yaşamından alıkoymadan işlem gerçekleşir.
    Fue saç ekim metodu, ilk olarak Avusturalya’dan Dr. Woods tarafından “Wood Technique” ismiyle duyurulmasına rağmen, kendisi bu saç ekim metodunun detaylarını bildirmediği için bu isimle kabul görmemiştir. 2002 yılında, Dr. Rassman ve Dr. Bernstein tarafından detaylarını içeren haliyle bu metod bilim dünyasına duyurulmuştur. Saç ekiminde kullanılan teknoloji Fue yöntemi ile tam anlamı ile zirve yapmıştır. Kelime anlamı olarak kıl kökünün alım şeklini tarif etmektedir.
    Fue saç ekim metodunda, fut saç ekim metodundan farklı olarak, vücudun her bölgesinden kök hücre almak mümkündür. Fue metodunun bir diğer avantajı ise, ilgili kısımdan bir deri parçasının çıkartılmak zorunda olmaması ve kök hücrelerinin üzerinde birebir çalışılabilinmesidir. fut saç ekim metodunda alınan parçanın bulunduğu kısım dikiş ile birleştirildiği için çok ince bir çizgi halinde de olsa iz kalmaktadır.Fue saç ekim metodunda yine lokal anestezi ile kaynak olarak belirlenen yerler uyuşturulur. Uyuşturulma gerçekleştikten sonra ilgili uzman saç köklerini ucu 1 mm. den daha küçük özel bir alet yardımıyla teker teker ayrıştırmaya başlar. Bu aşama alınan köklerin sağlıklı kalabilmesi ve saç ekme gerçekleştikten sonra ekildikleri yerde durabilmeleri için hayati önem taşımaktadır. Bu ayrıştırma işlemi genel olarak önceden hasta ile anlaşılmış tane sayısına göre yapıldığı için adet bazlı olarak yapılır. Ayrıştırılan saç kökleri yine hücre suyundan bekletilerek saç ekimi başlayana kadar sağlıklı kalmaları sağlanır. Alım işlemi tamamlandıktan sonra, saç ekimi gerçekleştirilecek alanda, fut metodunda da olduğu gibi önce lokal anestezi ile uyuşturma sonra da kanal açma işlemleri uygulanır. Açılan kanallara, çıkartılan saç kökleri tek tek yerleştirilir.
    FUE İşleminin Aşamaları
    Önce ense saçlarının traş edilmesi ile başlanır. Köklerin alınacağı bölge lokal anestezi yapılarak uyuşturulduktan sonra 0.6 mm çapındaki iğnelerle köklere tek tek girilerek saç kökleri çıkarılır.
    Bu metod ile elde edilen greftler foliküler ünitelerden oluşmaktadır ve üzerinde bir işlem yapılmasına genellikle gerek yoktur.
    FUE yöntemi, göğüs ve sırt kılları transplantasyonuna da izin vermektedir. Alınan bu kıllar zaman içinde transplante edildiği bölgeye ait kıl özelliklerine uyum sağlayıp, aynı görüntüye sahip olarak yaşamını sürdürür. Daha çok sıklaştırma operasyonlarında tercih edilmektedir.
    FUE ile saç ekiminin Avantajları
    Özenle hazırlanmış Foliküler Ünite aşıları minimum miktarda deri dokusu içerir ve çok küçük yapılardır ve bu nedenle çok az travma yaratan küçük kesiklere ekilir.
    Daha az miktarda kesik ile birlikte daha küçük graft kullanılması tek bir seansta daha çok sayıda saç ekilmesini sağlar.
    Yüksek kuvvette bir mikroskop kullanılarak verici dokunun itinalı bir şekilde düzeltilerek Foliküler Ünitelere dönüştürülmesi, azami sayıda bozulmamış ve eksiksiz graftin elde edilmesini ve hastanın sahip olduğu doku kısıtlı olduğundan dolayı hastanın mümkün olduğunca çok alıcı alanının kaplanmasını sağlar.
    Bir Fue ile yapılan saç ekimi, yakın bir incelemede bile doğal görünür.
    Fue ile saç ekimi işlemi, yeni saç için gerçek saçı kopya ettiğinden, saçın uzaması da yakın incelemede bile doğal bir biçimde olur.
    Fue ile saç ekimi tek bir seanstan sonra bile oldukça doğal görünür. İlave seanslar sadece saç ekiminin yoğunluğunu artırmak için ya da saç kaybının devam ettiği bölgelere yeni saç ekimi için yapılır.

    Fue yöntemi ile saç ekiminin en önemli avantajlarından biri, herhangi bir deri dokusunun çırarılmadan kök hücrelerinin üzerinde birebir çalışılabilinmesidir. Fut yöntemiyle saç ekiminde alınan parçanın bulunduğu kısım dikiş ile birleştiği için ince bir çizgi halinde olsa bile iz kalmaktadır ancak fue yöntemiyle saç ekim işleminde gözle görülür bir iz kalmamaktadır.
    Fue saç ekim yönteminde lokal anestezi ile kaynak olarak belirlenen yerler uyuşturulur. Uyuşturulma gerçekleştikten sonra ilgili uzman saç köklerini ucu 1 mm. den biraz daha küçük özel fue motoru yardımıyla teker teker ayrıştırmaya başlar. Bu aşama alınan köklerin sağlıklı kalabilmesi ve saç ekimi gerçekleştikten sonra ekildikleri yerde durabilmeleri için hayati önem taşımaktadır. Bu ayrıştırma işlemi genel olarak önceden hasta ile anlaşılmış greft sayısına göre yapıldığı için adet bazlı olarak yapılır. Ayrıştırılan saç kökleri yine hücre suyundan bekletilerek saç ekimi başlayana kadar sağlıklı kalmaları sağlanır. Alım işlemi tamamlandıktan sonra, saç ekimi gerçekleştirilecek alanda, önce lokal anestezi ile uyuşturma sonra da delik açma işlemleri uygulanır. Açılan deliklere, çıkartılan saç kökleri teker teker yerleştirilir. Bu aşamanın da tamamlanmasıyla fue saç ekim metodu tamamlanmış olur.
    Saç ekimi işlemi isteğe ya da ihtiyaca göre birer gün arayla uygulanabilir.
    Sakal,bıyık ve kaşlarında ekilme olasılığı vardır.
    Verici bölge kısıtlaması olmadığından istenilen yoğunlukta saç ekimi yapılır.
    Donör alan küçük noktalar halinde olduğundan dolayı kısa sürede iyileşme görülür.