Etiket: İşlem

  • Kolonoskopi kimlere ne zaman yapılmalıdır?

    Kolonoskopi kalın bağırsağın ucunda ışık ve kamerası olan özel bir aletle kısmen ya da tamamen incelenmesi işlemidir. Bu sırada işlem öncesinde açılan bir damar yolundan hastanın rahatlamasını sağlayan bağırsak kaslarını gevşeten ve ağrıyı önleyen birtakım ilaçlar verilir.

    Dünya genelinde hasta açısından daha konforlu olduğu için kısa süreli sedasyon ile işlem yapılmaktadır. Hastaya işlem esnasında anestezi uzmanı tarafından uygun dozda ilaç verilir ve işlem yapılır. Bu ilaçların etki süresi çok kısa olduğu için ilaç verilmesi kesildikten çok kısa bir süre sonra hasta uyanır. Kullanılan ilacın artık etkileri nedeniyle işlem sonrası hastanın araç kullanmak gibi dikkat gerektiren işleri yapmaması, bu yüzden yanında ona refakat edebilecek biri ile gelmesi önerilir.

    Teknolojinin gelişmesi ile birlikte endoskopi yapılan yeni model cihazlarda HD görüntü sistemleri kullanılmakta olup bu sayede çok küçük ayrıntılar bile daha net görülebilmekte, ayrıca FICE,NBI ve I-scan gibi yüksek teknolojik görüntülemeler sayesinde lezyonlar çok hızlı bir şekilde normal dokudan ayırt edilebilmektedir. Teknolojik olarak yeniliklere ayak uyduran merkezlerde konusunda deneyimli uzman hekimlerin yaptığı endoskopik işlemler erken teşhislere olanak sağlayarak hayat kalitesini artırmakta ve çoğu zaman hayat kurtarmaktadır. Gastroenteroloji uzmanları bu işlemlerin daha ayrıntılı bir şekilde yapılması üzerine 3 yıl süreyle ayrıntılı bir eğitim sürecinden geçmektedir.

  • Sigara bırakma terapisi

    Biorezonans seansı bağımlılık yapan madenin çevresine yaydığı frekansların vücuttan silinmesi işlemidir. İşlem sırasında kişi sakinleşme-rahatlama dışında bir şey hissetmez.

    Biorezonans kısaca maddelerin çevresine yaydığı frekansları kullanılarak vücudun o maddeye karşı enerjetik bir yolla uyarılması işlemidir. Quitt terapisi ise Almanya kökenli olup biorezonans teknolojisinin bağımlılıklar ve kilo vermeye odaklı özel şeklidir. Bu işlemi aşılamaya da benzetmek mümkün olabilir. Amaç alerjen ya da bağımlılık yapan maddeye karşı vücutta bir “silkelenme” ve “temizlenme” hali yaratabilmektir. Biorezonans tekniği birbirinin ayna görüntüsü iki frekansın birbirini yok edeceği bilgisinden yola çıkar. İçilen sigaradan alınan frekans (elektromanyetik yayılım), elektronik olarak ters çevrilerek (ayna görüntüsü olarak) çok küçük elektromanyetik sinyaller şeklinde vücuda verilir. Yapılan işlem vücuda düşük frekanslarda (radyo sinyalleri gibi) yayın yapmak gibidir. İşlem bağımlılık yaratan maddeden alınan frekans paterninin ayna görüntüsünün vücuda verilmesi ve iki ters frekans paterninin birbirini ortadan kaldırması olarak ifade edilmektedir.

    Terapilerin Etkisi

    Terapi sonrasında vücutta hızlı bir temizlenme olmakta ve bir iki gün içinde bünye sigarayı gerçekte olduğu gibi yani gerek bir zehir olarak algılamakta ve sigara dumanına karşı doğal bir şekilde tepki vermektedir. Yani aslında bu terapiler ile vücudun nikotin karşı yıllar içinde geliştirmiş olduğu “tolerans” hali ortadan kalkmakta vücut sigara dumanını gerçek haliyle, yani vücuda yabancı bir madde olarak algılamaya başlamaktadır. Kısaca terapiler sonrasında sigara isteği çok net olarak hissedilebilir şekilde azalmakta, sigaranın dumanına karşı vücutta bir tepki oluşmakta ve giren kişilerin hemen hepsinin söylediği gibi “vücudun sigara istemiyor olması, fiziksel bir istek duymama hali” yaşanmaktadır. Etkisi nikotin vücuda tekrar tekrar ve ısrarla tanıtılmadıkça devam eder.

  • Kolonoskopi nedir, hangi durumlarda yapılır?

    Uzun ve bükülebilir bir aletle kalın barsağın içini örten tabakanın tamamının görsel yolla güvenli ve etkili olarak incelenmesidir. Cihazın kalınlığı parmağımızdan daha küçüktür. Kalın barsak hastalıklarının tanısında, biyopsi almada ve poliplerin çıkarılmasında kullanılır. Birçok defa hastaneye yatmaya gerek olmaksızın ve hastaya çok az rahatsızlık hissi verilerek yapılabilir.

    İşlem Hangi Durumlarda Gereklidir ?

    Barsak kanamaları, ağrı, ishal, tümör ve iltihap durumlarında yapılır.

    İşlemin Tanısal Değeri Nedir ?

    İşlemin tanısal değeri oldukça yüksektir ( % 95 – 98 ). Barsak duvarında haustra dediğimiz katlantılar mevcuttur. Bazı küçük lezyonlar bu katlantıların arkasına saklanabilir ve gözden kaçabilir (%2 – 5).

    İşlemin Faydaları Nelerdir ?

    Bu işlem barsaktaki problemlerin doğru tanısının konması için gereklidir.

    İşleme Nasıl Hazırlanılır ?

    Kolonoskopi öncesi mutlaka yeterli barsak temizliği yapılmalıdır. Barsağın çok iyi temizlenmesi için X-M DİET 250 cc ve B-T ENEMA 135 veya 210 ml adlı ilacın kullanım şekline titizlikle uymanız son derece önemlidir.

    1- X-M DİET 250 cc AÇIKLAMASI

    a- Randevu tarihinden bir gün öncesi sulu gıdalar ile beslenin. Çay, çorba, süt, muhallebi gibi posa bırakmayan yiyecekleri tercih edin.

    b- Akşam saat 18.00’de bir X-M DİET 250 cc Solüsyon şişesinin yarısı içilip üzerine bir bardak dolusu su için. Saat 19.00’da X-M DİET 250 cc Solüsyon şişesinin kalan yarısı içilip üzerine bir bardak dolusu su içilecek.

    DİKKAT: İlacın kullanımından film çekilene kadar hiçbir şey yemeyiniz. Bütün gece boyunca ve işlem sabahı bol bol su (en az 2 Litre) için.

    2- B.T. ENEMA 135 ML. AÇIKLAMASI:

    İşlemden bir saat önce 1 adet B.T ENEMA 135 ml. Lavmanı kutu üzerinde gösterildiği şekilde yatarak makata sıkılıp 15 dakika bekleyerek tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra hastaneye aç karnına geliniz

    İşlemin Riskleri Nelerdir ?

    İşlem sırasında risk çok düşük olup %0.1-0.3 arasında değişen oranda barsakta delinme ve kanama olabilir. Deneyimli Gastroenteroloji uzmanları tarafından yapıldığında Fleksibl sigmoidoskopi genellikle güvenli bir işlemdir. Doktorunuz gerek gördüğünde işlemi daha rahat olması için size toplar damar yolu ile (İ.V.) uyku verici ilaç ve/veya ağrı kesici ilaç uygulayabilir.

    Çok nadir olarak bu ilaçlara bağlı alerjik reaksiyonlar ya da solunum durması ve ölüm gibi yan etkiler ortaya çıkabilir. İşlemin riskleri çok nadirdir. Özellikle tecrübesiz ellerde yapılırsa bağırsağın tahribatı, kanaması, delinmesi veya enfeksiyonu olabilir. Biyopsi yapılan veya polip çıkarılan bölgede kanama nadiren de barsak duvarında yırtılma olabilir. Yırtılma olduğunda cerrahi müdahale gerekebilir. Bu tür bir risk daha çok poliplerin çıkarılması sırasında olabilir.

    İşlem Sonrası Neler Hissedersiniz ?

    İşlem sırasında sakinleştirici ilaç verildiğinden dikkatiniz ve refleksleriniz bozulacağından evinize bir yakınınız aracılığıyla gitmeli, 8 saat boyunca araba kullanmamalı ve dikkat gerektiren bir iş yapmamalısınız. İşlemde verilen hava nedeniyle bir süre karın şişliği ve gaz hissedebilirsiniz. Uzman deneyimli doktor tarafında güvenirlilikle yapılan bir incelemedir.

    Çok ender de olsa bazı komplikasyonları vardır. İşlem sırasında kalın bağırsak duvarında bir yırtık oluşabilir ve bağırsak içerikleri karın zarına geçebilir. Bu durum karın iç zarında iltihaba neden olabilir. Diğer bir yan etki parça alınan veya polipektomi yapılan yerden kanama olmasıdır. Bunlar genelde kendiliğinden durur. Ender olarak bu gelişen yan etkileri düzeltmek için acil ameliyat gerekebilir. Başka bir problemde serum takılan yerde ağrı ve kızarıklık olmasıdır. Eğer işlem sonrasında şiddetli ağrı, üşüme, titreme, kusma, ateş yükselmesi, anüsten bolca taze kırmızı kan gelmesi olursa mutlaka doktoru aramak gerekir.

    Kolonoskopi Sırasında Normal Dışı Bir Bulgu Saptanırsa ?

    İşlem sırasında bağırsağınızda normalden farklı bir durum gözler ise tetkik için bağırsaktan biyopsi alabilir. Polip kolonoskopi sırasında çıkarılabilir. Polipler genellikle kanser değildir, ancak çıkarılması gelişebilecek kalın barsak kanserlerini önlemek için gereklidir. Uzun vadede kansere dönme ihtimalleri vardır. Polipler, özel kementlerle yakılarak çıkarılır

  • Kolonoskopi kolonoskopi nedir, kolonoskopi’yi ne zaman kimler yaptırmalıdır?

    Kolonoskopi, kalın barsağın tamamının ve gerektiğinde ince barsağın son kısmının yumuşak, bükülebilir, ucunda kamera bulunan bir aletle incelenmesidir. Kolonoskopinin yapılabilmesi için işlem öncesi barsak boşaltıcı ilaçlarla barsak temizliği gerekmektedir.

    Günümüz teknolojisinde bu işlem, hem barsak hastalıklarının tanısında hem de tedavisinde en iyi yöntemdir.

    Kalın bağırsak kanserlerine büyük ölçüde polip denilen küçük ve iyi huylu olan urların yol açtığı bilinmektedir. Ancak, bu urlar zaman içinde kötü özellikler kazanabilmekte, yani kanserleşebilmektedirler. Kolonoskopi yardımı ile bunları çıkartmak ve hastayı kolon kanserinden kurtarmak mümkün olmaktadır. Kolonoskopi sayesinde, iltihabi bağırsak hastalığı tanısı koymak, barsak kanamalarını durdurmak, barsak darlıklarını genişletmek, hemoroidlere tedavi uygulamak da mümkün olmaktadır.

    Kliniğimizde kolonoskopi işlemi güvenli ve temiz bir ortamda uyutularak yapılmaktadır. Hasta hiçbir şekilde ağrı duymaz ve işlemi hissetmez. İşlem sonrası günlük işlerine dönebilir.

    Kolonoskopi’yi ne zaman kimler yaptırmalıdır?

    Hiçbir şikayetiniz yoksa, eğer yaşınız 50’nin üzerindeyse , Kalın bağırsak kanserinin erken tanısı ve önlenmesi için; her 5 yılda bir kolonoskopi yaptırmalısınız. Kolonoskopiyle poliplerin bulunup çıkarılması ile kalın bağırsak kanser gelişimi tamamen önlenebilmektedir.

    Makattan kanaması olanlar (Hastalar genellikle basurum hemoroidim ve çatlağım var diye düşünerek oyalanır)

    Dışkısında gizli kan pozitif saptananlar

    Birinci dereceden akrabalarında (anne, baba, kardeşlerde) kolon kanseri ve polip öyküsü olan kişiler

    Büyük abdest değişikliğinde olanlarda,

    Müzmin ve sebebi bilinmeyen ishali olanlar

    Şişkinlik, gaz kabızlık sorunu olanlar

    Nedeni açıklanamayan kilo kaybında

    Tedavi ile geçmeyen ve nedeni bulunamayan karın ağrısı olanlarda

    Menapoz sonrası kadınlarda demir eksikliği anemisi tesbit edilmesi durumunda

    Erkeklerde demir eksikliği olması halinde her durumda

    İltihabi barsak hastalığı olan , Ülseratif kolit hastalığı olan hastalara da takip amaçlı Kolonoskopi yapılmalıdır.

  • Ercep nedir, kimlere uygulanır ?

    ERCP (Endoskopik Retrograd kolanjiopankreatografi) yöntemi safra kesesinden safra yollarına düşen taşların çıkarılması, safra yollarındaki tümörlerin tanısı ve tıkanmaya bağlı gelişen sarılıkların tedavisi için safra yollarına stent takılması gibi işlemlerin yapılmasıdır. ERCP ileri tecrübe isteyen bir işlemdir. Endoskopik işlemler arasında komplikasyon riski en yüksek olanlarından bir tanesidir. Bu nedenle mutlaka tecrübeli gastroenterologlar tarafından yapılması gereken bir işlemdir.

    Safra kesesindeki taşlar toplumda sık görülür. Ancak her taş hastalığa neden olmaz. Birçoğunu kendi haline bırakmak, ameliyat olmaktan daha iyidir. Ancak bu taşlar iltihap yapar veya kanalı tıkarsa, safra kesesinin alınması gerekir. Bu işlem günümüzde genellikle laparoskopik (kapalı) ameliyat ile yapılır. Laparoskopik ameliyattan önce, eğer hastanın safra yollarına düşmüş bir taş versa veya bundan şüphe edilirse (ki genellikle MRCP denilen film ile bu anlaşılır), o zaman ERCP yapmak gerekir. ERCP bazen hastada sarılık, ateş oluştuğu zaman acil şartlarda yapılabilir.

    ERCP işlemi endoskopiye benzer bir aletle ağızdan girilerek oniki parmak barsağının ikinci kısmındaki safra yolunun açıldığı ağız şeklindeki bölgeye ulaşılarak yapılır. Buraya ulaşıldıktan sonra ters yolla (yani safra barsağa doğru aktığı düşünülürse, barsaktan safra yoluna doğru ilerleyerek) safra yollarının içine girilir ve buraya boyalı madde verilir. Bu sırada film çekilerek, safra yolunun içinde taş veya kitle varlığı tespit edilir. Bu aşamadan sonra, kanalın ağzı birkaç milimetre kesilerek genişletilir. Daha sonra bir balon veya basket dediğimiz aletlerin yardımıyla taş(lar) çıkarılır. İşlem doğru hastaya ve doğru nedenle yapıldığı zaman oldukça çabuk sonuç alınan, başarılı bir yöntemdir.

    ERCP’nin en önemli komplikasyonu bu işlemden sonra %2-5 sıklıkta görülen pankreas bezi iltihaplanmasıdır. Genellikle genç ve bayanlarda daha sık görülür. Çoğu hastada hafif geçer ama nadiren ağır seyredebilir. Bu durumu önlemek için çeşitli ilaçlar veya stent gibi yöntemler vardır. Uygulayıcı doktor bunlardan birini tercih edebilir. Bunların dışında kanama ve bir de kesi yaparken barsak delinmesi görülebilir. Bu durumlarda hastanın acil ameliyata alınması gereklidir. Ama bu komplikasyonlar 1000 hastada bir görülür. ERCP işlemi radyasyonla yapılan bir işlem olduğundan gebelerde uygulanması biraz farklılık gösterir. Gebelikte ERCP film çekmeden sadece kesi yapılarak, ve balonla taşların çıkarılması şeklinde veya safra yollarına geçici stent koyarak yapılabilir. Gebelik sonlanınca kalıcı tedavisi yapılır.

    ERCP ile safra yollarındaki taş çıkarılınca, hastanın kalıcı tedavisi için safra kesesi ameliyatı olması şarttır.

  • CAS Nedir?

    CAS Nedir?

    Zekanın ölçümlenebilmesinin bilişsel işlemlerin değerlendirilmesine dayandığı görüşünü savunan Naglieri ve Das tarafından geliştirilmiş olan CAS, bilişsel işlemleri değerlendirmek adına kullanılan bir sistemdir.

    CAS; zeka değerlendirmesi, öğrenme güçlüğü, dikkat değerlendirmesi, planlama problemleri gibi alanlarda değerlendirmeler yapabilen bir sistemdir.

    5-17 yaş aralığındaki bireylere uygulanır. Bireyler; Planlama, Dikkat, Eşzamanlı ve Ardıl Bilişsel İşlemler olmak üzere 4 temel alanda değerlendirilir.

    CAS, var olan durumun nedenine atıf yaparak çalışılması gereken kısma yönelik bilgi sağlar. Özetle, bireylerin hangi alanda başarılı olduğunu ve nelerle ilgili desteklenmesi gerektiğini ortaya çıkarır. Öğrenmesi ile ilgili yaşadığı soruna ışık tutar. Bunu aşağıda bahsedildiği üzere çeşitli alanlarda ölçümlemeler yaparak sağlar. Bunlar:

    • Dikkati mi dağınık,

    • Seçici dikkati dolayısıyla mı zorlanıyor,

    • Kısa süreli hafızası mı desteklenmeli, 

    • Ard arda gelen uyaranlarda mı güçlük yaşıyor,

    • Yönerge alırken mi zorlanıyor,

    • Kavram bilgisi mi zayıf,

    • Organize olma becerisi mi onu zorluyor,

    • Aynı anda gerçekleştirmesi gerek iki alanda işlem yapmakta mı güçlük çekiyor vb. şeklinde ayrıntılı pek çok bilgi sunarak hangi alanın geliştirileceğine dönük bilgi verir.

    Öğrenirken yaşıtlarına göre daha geride kalıyor olduğu düşünülen bir çocuk için bu durumun nedenini ortaya koyar. Okul başarısını desteklemek adına çalışılacak alanlarla ilgili bilgi verir. Yukarıda da bahsi geçtiği üzere, seçici olarak odaklanma, stratejik düşünme becerisi, kısa süreli bellek, unutma, hatırlama, bütüne odaklanma gibi pek çok alana yönelik çeşitli bilgi vererek geliştirilmesi gereken bilişsel işlemler belirlenir. Bu değerlendirmenin ardından kişiye özgü, ihtiyacına yönelik hazırlanan çalışma programı ile birey desteklenir. Bu program testin temelinde yer alan PASS teorisine dayanarak planlanmaktadır.

    CAS değerlendirmesi, ortalama 75 dakika sürmektedir bu nedenle bireyin fizyolojik ihtiyaçlarının (yemek, tuvalet vb.) karşılanmış olması önemlidir.

  • Tiroid nodüllerinde lazer ablasyon tedavisi

    Tiroid nodüllerinde lazer ablasyon tedavisi

    TİROİD NODÜLLERİNDE AMELİYATSIZ TEDAVİ YÖNTEMLERİ

    Perkutanöz Alkol Enjeksiyonları (PEE)

    Radyofrekans ablasyon

    Perkutan Lazer Ablasyon Tedavisi (PLA)

    Yüksek Yoğunlukta Odaklanmış Ultrasonik Ses Dalgası Tedavisi (HIFU)

    Perkutan Alkol enjeksiyon tedavisi Kistik nodüllerin tedavisinde cerrahiye alternatif efektif bir işlemdir. İşlem Ultrason eşliğinde polikilinik şartlarında uygulanabilmektedir. Öncelikle Kistik nodüldeki sıvı boşaltıldıktan sonra nodül içine uygun olan miktarda saf alkol enjekte edilmektedir. kistik nodülerde oldukça başarılı ve kolay bir tedavi yöntemidir. işlem sonrası nodüllerin hacmi % 50 ve üzerinde küçülmektedir.

    Radyofrekanf Ablasyon tedavisi solid noüdllerde hacim küçültme amacı ile kullanılmaktadır. USG eşliğinde nodül içine yerleştirilen kataterler vasıtası ile Radyofrekans enerji transferi yapılmakta ve bu sayede nodül volümü azaltılmaktadır.

    Tiroid Lazer Ablasyon Tedavisinde ise yine ultrason eşliğinde nodülün merkezine uygun boyutta Tiroid biyopsi iğnesi ile girilmekte ve bu yoldan ince Lazer fiberleri nodül içine yerleştirilmektedir.Ardından bu fiberler ile lazer enerjisi nodül içine iletilmektedir. Lazer enerjisinin ortaya çıkardığı ısı ile Tiroid noüdllerinde termal Ablasyon sağlanmaktadır. Bu yöntem ile tedavi edilen hastalarda bir yıllık takip sonrasında nodül hacminde %50-%80 arasında küçülme olmaktadır. işlem poliklinik şartlarında uygulanabilen kısa süreli bir işlemdir. Ciddi bir komplikasyon içermemektedir.

  • Kolorektal (kalın bağırsak) kanseri

    Toplum sağlığı için önemi nedir?

    Erkek ve kadında en en sık görülen kanser türleri içerisinde her zaman üst sıralarda yer alan kolorektal kanser (KRK), sadece sıklığı ile değil, aynı zamanda çok kolay ve güvenli yöntemlerle erken teşhis edilebilmesi ile de toplum sağlığını ilgilendiren önemli bir hastalıktır.

    KRK riskini artıran ve koruyucu faktörler var mıdır?

    Günümüzde gelişmiş toplumların beslenme alışkanlıkları ve diğer risk faktörleri ile doğrudan ilişkisi de göz önüne alındığında, KRK ülkemizin gelişen hayat şartları ve beslenme alışkanlıklarındaki değişim nedeni ile ileride çok daha önemli bir sağlık sorunu olmaya adaydır. Özellikle yağ ve kırmızı etten zengin ama liften fakir diyet en önemli risk faktörü olarak görülmektedir. Alkol, sigara, şeker hastalığı, diyette selenyum azlığı (Doğu anadolu bölgesi) gibi etkenler de ikinci sıradaki risk faktörleri olarak sıralanabilir. Koruyucu faktörler arasında; diyet ile birlikte bol kalsiyum (süt ve süt ürünleri) almak, D-vitamini takviyesi veya bol güneş ışığı görmek, fiziksel aktivite-egzersiz yapmak, C-vitamini ve aspirin kullanmak sayılabilir.

    Kolorektal kanser nasıl anlaşılabilir?

    Eğer KRK varsa bu durum hiç şikayet vermeyebilir. Genelde iki tür şikayet ile karşılaşılmaktadır. Birincisi kanserin kitle etkisinden ötürü tıkanma bulguları olarak sayılan karın ağrısı, karında şişkinlik ve uzun süre kabızlık sonrası olan şiddetli ishal atakları iken, ikinci sırada da kitlenin kanaması neticesinde aşikar kanama olması (dışkıda kan görmek) veya gizli kanama ile ortaya çıkan kansızlık şeklinde özetlenebilir.

    Erken teşhis mümkün müdür?

    Erken teşhis için hemen herkesin 40-50 yaşlarında bir kez dışkıda gizli kan testi yaptırarak sonuca göre takip edilmesi ve 50 yaşından sonra da bir kez tarama kolonoskopisi ile tarama yaptırması önerilmektedir. Dışkı testi için hastanede taze dışkı örneği yeterli olurken, toplum sağlığı tarama merkezlerinde ve aile hekimliklerinde de evde uygulanmaya uygun gizli kan testi kitleri mevcuttur.

    Kolonoskopi zor bir işlem mi?

    Toplumda yaygın bilinen kanının aksine kolonoskopi kolay bir işlemdir. Eğer gizli kan testi pozitif veya 50 yaş üzerindeyseniz tarama kolonoskopisi tetkikini mutlaka yaptırmanız gereklidir. Kolonoskopi işlemi öncesi 3 gün liften fakir diyet verilerek barsak temizliğe hazırlanılmakta ve 3.gün akşam içilen temizleme solüsyonu ile bağırsaklar tamamen temizlenerek işleme hazırlık yapılmaktadır. İşlem esnasında hastanelerimizde anestezi ve sedasyon uygulanmakta ve bu şekilde hastanın işlem ile ilgili bir ağrı veya sıkıntı çekmesi engellenmektedir. Bu şekilde doktor da çok rahat bir muayene ve inceleme yapabilmektedir. Kolonoskopide saptanan polip (mantar şeklindeki et benleri, kanser öncesi evre kabul edilirler) veya diğer kanser riski doğuracak hastalıklar da erken teşhis edilerek kanser önlenmesine de yardımcı olunmaktadır. Bu özelliklerinden ötürü kolonoskopi bu konuda altın standart tanı ve tedavi yöntemidir.

  • Gastroskopi

    Gastroskopi

    Sindirim sisteminin üst kısmının (yemek borusu, mide, ince bağırsağın üst kısmı), ucunda küçük bir kamera bulunan esnek bir boru yardımıyla (endoskopi aleti) görüntülenmesini sağlayan muayene yöntemidir.

    NEDEN KULLANILIR?:

    Yemek borusu, mide, ince bağırsağın başlangıç kısmını etkileyen hastalıkların teşhis ve tedavisinde

    Bulantı, kusma, karın ağrısı, yutma güçlüğü ve gastrointestinal kanama gibi semptomların nedenlerini belirlemek amacıyla

    Kansızlık, kanama, iltihap, ishal ve sindirim sistemi kanserleri gibi hastalıkları test etmek

    Biyopsi (doku örnekleri toplamak)

    Kanser oluşturabilecek koşulları tespit etmek

    Kanama,İnfeksiyon tespitinde kullanılır

    HAZIRLIK:

    Endoskopi öncesi midenin boş olması gerekmektedir. Bu amaçla işlemden önce yeme içmeyi dört ile sekiz saat durdurmak gerekir.

    İşlem esnasında kanama riskini arttıran kan sulandırıcı ilaçların alımını kesmek (aspirin, romatizma ilaçları, klopidogrel, vb. gibi)

    UYGULANMASI:

    Sırt üstü veya yan yatılır

    Solunum, kan basıncı ve kalp hızını izlemek için vücuda cihazlar bağlanır

    Öğürme refleksini azaltmak için boğaza sprey püskürtülür

    İşlem esnasında oluşacak rahatsızlık ve huzursuzluğu gidermek için anestezi veya benzeri ilaçlar verilir

    Endoskopi aleti ağızdan yerleştirilir

    Uygulama duruma göre 5-20 dk sürer

    İzleyen saatler içerisinde anestezi etkisini kaybeder, monitörler ayrılır, kısa bir dinlenme sürecinden sonra hasta evine gidebilir

    Anestezi veya benzeri ilaç uygulana hastaların işlem sonrası araba kullanmak gibi dikkat gerektiren aktivitelerden uzak durması gerekir

    KOMPLİKASYONLARI:

    Tanısal işlemlerden sonra aşağıda belirtilen riskler oldukça düşük oranlardadır ancak işlem esnasında tedavi edici işlemler kullanılacak ise olabilir.

    Kanama

    İnfeksiyon

    Gastrointestinal sistemde delinme

    Ateş

    Göğüs ağrısı

    Solunum darlığı

    Siyah veya çok koyu renkli dışkı

    Yutma güçlüğü

    Karın ağrısı

    Şişkinlik

    Kusma

  • Tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi nedir? Nasıl yapılır?

    Tiroid biyopsisi ne zamandan beri uygulanmaktadır?

    19. yüzyılın son yarısından itibaren yapılmaya başlanan iğne biopsisi tiroid patolojilerinin incelenmesinde güvenilir bir yöntemdir. Tiroid glandına iğne aspirasyon biopsisi 1950’lerden beri geniş olarak uygulanmaktadır. İsveç’te Karolinska Hastanesi’nde Söderström, 1952 yılında tiroid iğne biopsisini tanımlamıştır. Yapılan ilk biopsilerde kalın iğne kullanılmıştır. Daha sonra geliştirilen iğne aspirasyon biopsisi tekniği ile cerrahi olarak çıkarma gerektirmeden histolojik inceleme mümkün olmuştur.

    Tiroid ince iğne biyopsisi neden yapılır?

    Tiroid İnce İğne Aspirasyonu Biyopsisi tirod nodüllerinde tiroid kanseri varlığını araştırmak için kullanılan bir yöntemdir. Tiroid nodülü tiroid bezinde çevresinden kıvamca farklı ,yuvarlak yada oval kitlelerdir. İnce iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) tiroid nodüllerinin tanısında en önemli tanı yöntemidir. Günümüzde bu yöntem, benign ve malign tiroid nodüllerinin ayırt edilmesinde %95’lik bir doğruluk payı ile en etkili testlerden biri olarak kabul edilir Nodüller tek yada çok olabilir. Sadece muayene ile toplumda 100 kişinin ortalama olarak 5 inde nodül saptanmaktadır. Bu oran ülkemizde daha yüksektir. Ultrasonografi ile 100 kişinin 5-50 sinde tiroid nodülü tespit edilebilmektedir. Ülkemizde tiroid hastalıkları ve troid nodülleri yaygındır. Bu nedenle nodüllerde kanser var olup olmadığını ayırt etmek için troid ince iğne aspirasyon biyopsisi önem taşımaktadır. Ultrasonografi eşliğinde tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi küçük nodüllere (10 mm’den küçük nodüller) bile yapılabilmektedir.

    Kaç tür tiroid biyopsi yöntemi vardır?

    Eski yıllarda uygulanan kalın iğne biyopsisi yöntemi ağrının fazla oluşu, kanama görülebilmesi, ses telleri (laryngeal) sinir hasarı riskinin olması nedeniyle bu yöntem pek kullanılmamaktadır. Günümüzde ultrasonografi eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsileri tercih edilmektedir. Bu işlemde anestezi gerekli değildir, 0.5-1 cm. çapındaki nodüllere rahatlıkla uygulanabilir. Eğer anestezi gerekecek olursa %1 lidocain (ksylocaine) 1 ml.’lik disposable insülin enjektörü ile yapılabilir veya lokal anstezik kremler işlemden yarım saat önce uygulanabilir. Nodullerde tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisinin başarısı yapan kişinin deneyimine ve nodülün yerleşim yerine bağlıdır.

    Tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi nasıl yapılır?

    İşlem hasta yatar pozisyondayken, boyun geriye atılarak uygulanmaktadır. İşlem öncesinde veya sırasında herhangi bir sakinleştirici ya da anestezi gereksinimi yoktur. Genellikle 10 cc.lik ve 22-23 Gauge tek kullanımlık şırıngayla, nodülün bulunduğu yerdeki cilt alkollü pamukla silindikten sonra, nodüle iğne batırılıp hücre almaya çalışılarak yapılır. İğne boyuna batırıldığında hastanın konuşmaması ve yutkunmaması istenir. İğne batırıldıktan sonra nodül içinde iğnenin döndürülmesi ve aşağı-yukarı oynatılarak şırınganın pistonuyla basınç yaratılmak suretiyle aspirasyon yapılması mümkündür. Aynı nodüle bir seferde birden fazla iğne batırılabilir. Ayrı zamanlarda bu biyopsi tekrarlanada bilir. Nodülden yeterli hücre alınamama olasılığı vardır ve bu oran yaklaşık %15-20 arasında değişir. Yeterli hücre alınamadığı durumlarda biyopsinin tekrarı gerekebilir. İşlem sırasında enjeksiyon yerinde ağrı (nadiren çene ve kulaklara yayılabilir ve 1-2 gün sürebilir) nodül ve tiroid içine az miktarda kanama, geçici ses kısıklığı, ciltte morarma, boyunda şişme, baş dönmesi, fenalık hissi, bayılma olabilir. Kanama ve morarma komplikasyonları antikoagülan ilaç alanlarda daha sık görülebilmektedir.

    İnce iğne biyopsisi esnasında patoloğun bulunması yetersiz materyal sorununu çözermi?

    İnce iğne biyopsilerinde aspirasyon işlemi sırasında teşhis koyabilecek kadar yeterli sıvının alınamaması durumu büyük merkezlerde bile bu oran %10’lardadır. İşlem esnasında Patoloji uzmanının hemen mikroskopta alınan sıvıya bakıp yetersiz ise hemen o an yeni bir örnek daha alınabiliyor. Böylece tanısallık oranı %100’lere yaklaşabilir. Ancak bilinmelidir ki bazı nodüllerin yapısından dolayı tanı konamayabilir.

    Tiroid ince iğne biyopsisinin yarattığı bir komplikasyon varmı dır?

    İlk uygulamaların yapıldığı dönemlerde en önemli komplikasyon olarak iğnenin girdiği trakt boyunca, lenf kanallarına ve venöz sistemine tümör yayılması olabileceği ileri sürülmüştür. Ancak yapılan yüzbinlerce iğne aspirasyon biopsisinde bunun klinik olarak önemli olmadığı sonucuna varılmıştır . Tiroid biyopsisi sırasında cilaltında kanama, nodul içinde kanama olabilir. Biyopsi sırasında boğazda iğne batması sonucunda hafif bir ağrı duyulabilir. Seyrekte olsa nodül içine veya dışına kanamaya bağlı boyunda şişlik,ağrı meydana gelebilmektedir. Nadir olarak birkaç vakada ses tellerine ait sinirlerinde felç gelişebilir. İşlem yaklaşık 5 dakika sürmektedir. İşlem sonrası 24 – 48 saat boyunca yutkunurken boğazda bir ağrı hissi olabilir, böyle bir durumda kan hastalığınız,mide rahatsızlığınız veya ilaç alerjiniz yok ise ağrı kesici kullanmanızda sakınca yoktur.

    Tiroid ince iğne biyopsisinde teşhis yanılmalarına sebep olan durumlar nelerdir?

    Biyopsi materyali bazı durumlarda kitleye yakın yerlerde bulunan kan, sıvı ve iltahap elemanları ile bulaş olabilir. Bu da teşhiste yanılmalara sebebiyet verebilir. Tümor kistik yapıya sahiptir ve kist sıvısında sitolojik inceleme için yeterli hücre olmayabilir.

    Tiroid ince iğne aspirasyon biyopsisi raporunda kaç türlü sonuç olabilir?

    1. İyi huylu (kanser olmayan) nodül: Bu sonuç biyopsilerin % 50-60’ında elde edilen ve genellikle koloidal bir nodülün göstergesidir. Biyopsi iyi huylu olduğu zaman gelişmiş bir merkezde deneyimli bir patolog tarafından incelendiğinde bunun kansere dönme ihtimali % 3 ün altındadır. Genellikle, bu nodüllerin alınmasına gerek yoktur ancak büyümeye devam ederlerse ilerde yeni bir biyopsi gerekebilir.

    2. Kötü huylu (kanser) nodül: Bu sonuç biyopsilerin yaklaşık % 5’inde görülür. En sık görülen tiroid kanserlerinden biri olan papiller kanseri gösterir. Bu nodüllerin hepsi tercihen deneyimli bir tiroid cerrahı tarafından cerrahi olarak çıkarılmalıdır.

    3. Kuşkulu nodül: Bu sonuç biyopsilerin yaklaşık % 10’unda elde edilir veya bir foliküler adenom (kanserli olmayan) ya da foliküler kanser göstergesidir.. Doktorunuz tiroid nodüllerinin hangilerinin cerrahi olarak çıkarılmasına karar vermek için tarama almak isteyebilir.

    4. Tanısal değil veya yetersizdir. Bu sonuç biyopsilerin % 20’sinde gözlenir ve tanı için yeterli sayıda hücre elde edilemediğini gösterir. Nodül bir kist ise bu yaygın bir sonuçtur. Bu nodüller ameliyatla çıkarılamaz veya yeniden doktorun klinik kararına bağlı olarak ikinci defa ince iğne biyopsisi ile değerlendirilir.