Etiket: İşlem

  • Dövme nedir, nasıl çıkartılır?

    Dövme nedir, nasıl çıkartılır?

    Dövme diğer adıyla tatuaj, ilk çağlardan bu yana vardır. Eski Mısırdan mumyalarında dövme izlerine rastlanmıştır. O zamanlardan günümüze insanlar dini inançları, kültürel ve kozmetik nedenlerle dövme yaptırmaktadırlar. Günümüzde daha çok kozmetik amaçla dövme yaptırılmaktadır ve bu sayı olduca fazladır. Ülkemizde yaklaşık 1 milyon kişide dövme olduğu ve her yıl buna 20 bin yeni kişi eklendiği tahmin edilmektedir. Kesin sayı tam olarak bilinmemektedir. Çünkü bu kadar yaygın olmasına rağmen dövme yapılan yerlerle ilgili yasal düzenlemeler, kayıtlar ve denetimler yetersizdir.

    Dövme, boyanın iğne ile cildin alt tabakalarına işlenerek kalıcı desen çizilerek yapılır. Kullanılan boya partikülleri büyüktür bu nedenle, vücut tarafından parçalanamadığı için yapılan desenler kalıcıdır. Dövme uygulamasında kullanılan boyaların denetlemesi yapılmamaktadır, boyaların uluslararası FDA kuruluşu tarafından sağlığa zararsız oldukları onaylanmamıştır. Bu nedenle öncelikle dövme yaptırmayı düşünen kişilerin bu konuları göz önüne almaları gerekmektedir.

    Diğer bir önemli konu; cildin altına boya vermek, kanlı bir işlemdir, kullanılan iğneler tek kullanımlık olmalıdır. Boyanın içine iğne batıyorsa boyaya kan bulaşabilir, boya enfekte olabilir, başka kişiye kullanılmaması gerekir. Kanla bulaşan hepatit gibi enfeksiyonlardan korunmak önemlidir.

    İstenmeyen dövmeleri çıkarmak için kimyasal peeling, dermabrazyon (zımparalama), cerrahi olarak keserek uzaklaştırma ve lazer tedavileri uygulanabilir. Peeling, dermabrazyon ve cerrahi olarak çıkarma işlemlerinin hepsinde dövme derinliğine kadar inildiğinde mutlaka ciltte kalıcı iz kalır. Bu işlemlerin az veya çok iz bıraktıkları göz önüne alınırsa dövmesini çıkarmak isteyen kişiler için Q-switched lazerler en iyi alternatiftir.

    Dövme yaptırmış fakat çıkartmak isteyen kişiler ne yapacak; dövme çıkarmanın şu anki teknoloji ile en güvenli, en etkin Q-switched lazerlerdir. Boyanın rengine göre değişik dalga boylarında Q-switched lazerler vardır. En kolay çıkanlar siyah ve koyu mavi gibi koyu renklerdir. Beyaz ve sarı gibi açık renkler çok zordur, tam olarak çıkmayabilirler. En sık kullanılan lazer; siyah ve koyu renkleri etkileyen Q-switched Nd yag lazerdir.

    Dövme çıkarmada en iyi lazer, pikosaniyede atış yapan lazerlerdir. Fakat bu cihazlar daha çok yeni ve pahalı olduğu için ne yazık ki henüz Türkiye’de yoktur. Pikosaniyede atış yapan lazerlerden sonra en etkili lazerler, Q-switched lazerlerdir ve nanosaniyede atış yaparlar. Bu sayede cilde zarar vermeden derinin içindeki boya partiküllerini hedefler. Lazer ışını boya partikülleri tarafında tutulur, ısıya dönüşür. Isınan boya partikülleri parçalanır. Böylece makrofaj denen vücudun çöpçü hücreleri boya parçalarını ortamdan uzaklaştırarak dövmenin silinmesini sağlarlar. Uygulana lazer işlemi uygun dozda verildiğinde cilde zarar vermez. Uygun dozlarda lazer tedavisi ciltte yanık, skar oluşturmaz.

    Q-switched lazerler ile dövme çıkarma işlemi ne yazık ki tek seansta biten bir işlem değildir. Çok sayıda seans gerekir. İki seans arasında 4-6 hafta geçmesi gerekir. Seanslar arasındaki sürenin nedeni, her seans sonra parçalanan boyalar partikülleri ortamdan uzaklaştırılacak zamanı beklemek gerekliliğidir. Lazer işlemi çok can acıtan bir işlem değildir ama hassas kişilerde analjezik kremler, soğuk uygulama konforu artıracaktır. İşlemden sonra bölgeye nemlendirici kremler kullanmak yeterlidir. İşlem sırasında boya partiküllerinin parçalandığı hemen görülebilir. Lazer atışı yapılan bölge hemen beyazlar. Lazer atışının yapılacağı alanın bronz olmaması işlemi daha kolay olmasını sağlar. Bu nedenle hastaların lazerle dövme çıkarma işleminden önce ve sonra güneşten korunmaları önerilir.

    Ama ne yazık ki dövme sildirmek yaptırmak gibi kolay değildir. Q switched lazer kullanılsa dövme çıkarmak zahmetli ve uzun seanslar gerektiren bir işlemdir. Kaç seans uygulama yapılacağı boyanın rengine, derinliğine, dövmenin yaşına, yapılma yerine göre değişmektedir. Koyu renkli amatör dövmeler daha az seans ister, daha kolay çıkar. Profesyonel dövmeler daha derine işledikleri için çıkarmak daha zordur. Çok renkli dövmeler ve üst üste yapılan dövmeler çok zordur. Çok seans ister, sonunda yalnızca rengi açılıp gölge halinde kalabilirler. Boyun, gözaltı gibi derinin ince olduğu bölgelerde lazer ile dövme çıkarma işlemi yüksek joule uygulamadığı için daha zordur. Dövme yapılalı ne kadar çok zaman geçtiyse çıkarmak o kadar kolay olacaktır. Çünkü zaten vücudun savunma hücreleri boyayı ortamdan uzaklaştırmak için çalışmaktadır. Sonuç olarak dövme çıkarma işlemi kişiden kişiye değişmekle birlikte yaklaşık 4-10 seans uygulanması gerekmektedir. Q switched lazerler dövme çıkarmanın en iyi yolu olmasına rağmen renkli, derine işlenmiş, üst üste yapılmış dövmeler tam olarak çıkmayıp gölge halinde kalabilirler.

  • TÜP BEBEK HAKKINDA SIK SORDUKLARINIZ

    TÜP BEBEK HAKKINDA SIK SORDUKLARINIZ

    Araba kullanmak, yürümek, işe gitmek gibi normal aktivitelerime ne zaman başlayabilirim?
    Transferden iki gün sonra normal aktivitelerinize dönebilirsiniz. Eğer işiniz çok stresli ve yorucu ise bu konuyu doktorunuzla konuşmanızı öneririz.

    • Embriyo transferinden (ET) sonrası ne zaman cinsel ilişkide bulunabiliriz?

    Gebelik testinin sonucunu alana kadar cinsel ilişkide bulunmamalısınız.

    • Transfer sonrasında ne kadar istirahat etmeliyim?

    Bir yatakta rahat ettiğiniz pozisyonda uzanabilir, bir sandalyede oturabilirsiniz. Tuvalet ve benzeri durumlar dışında bir-iki gün boyunca istirahat etmeniz yeterlidir. Şehir dışında oturuyorsanız yola çıkmadan bir gün istiharat etmenizi tavsiye ederiz.

    • Transferden sonra ne zaman banyo yapabilirim?

    Transferden bir gün sonra ılık bir duş alabilirsiniz. Sıcak banyodan kaçınmanız tavsiye edilir.

    Hangi durumlarda tedavi başarısız kabul edilip iptal edilebilir?
    Yumurtalıkların cevabı yetersiz olabilir ve tedaviniz yumurta toplama işleminden önce iptal edilebilir.
    Yumurtalıklar içinde gelişmiş folikül olmasına rağmen içinden yumurta çıkmayabilir. Bu durumun iki temel edeni vardır. Foliküllerin içinde yumurta olmayabilir (boş folikül sendromu). Bu durum hastaların %1 inden daha azında görülür. Diğer durumda ise folliküller yumurta toplama işleminden önce zamansız olarak çatlayabilir. Bu durum ise uygulanan stimülasyon protokolüne bağlı olarak hastaların %2-5 inde görülür. Bu durumda da toplanan yumurtalar boş çıkacaktır.
    Yumurtalar döllenmeyebilir. Bu durum mikroenjeksiyon çağında son derece nadirdir. Ancak hastaların %2-5 inde anormal yumurtalara bağlı olarak döllenme gerçekleşmeyebilir. (Fertilization failure)
    Döllenen yumurtalar bölünmeyebilir. Bu durum da son derece nadirdir ve genelde yumurta bozukluğuna bağlıdır.
    Azospermik erkekte ameliyat ile sperm bulunamayabilir. Böyle bir durumda tedavi yumurta toplama işleminden önce iptal edilir.
    – PGD yapılan olgularda normal bir embriyo bulunamayabilir. Böyle bir durumda embryo transferi yapılmaz.

    • Tüp bebek tedavisinin uzun dönemde yan etkileri var mıdır?

    Yumurtalıkların uyarılmasının meme ve yumurtalık kanserinde risk artışına neden olabileceği ileri sürülmekle birlikte bu durum henüz kanıtlanmamıştır. İnfertilitenin kendisi her iki kanser türü için de risk faktörü olduğundan; bazı araştırmalarda gözlenen risk artışının tedaviden mi yoksa infertiliteden mi kaynaklandığı bilinmemektedir. Bu konudaki çalışmalar ve uzun süreli izlemler halen devam etmektedir. IVF tedavisi alan ve gebe kalamayan kadınların normal yıllık jinekolojik kontrolerini ve mamografilerini (yaşına göre) ihmal etmemeleri önerilir.
    Yumurtalık kanserleri riskinin; ailesinde yumurtalık kanseri öyküsü olanlar ile endüstriyel toplumlarda yaşayan kadınlarda daha fazla olduğu; gebelik, emzirme ve doğum kontrol hapı kullanımının ise bu riski azalttığı bilinmektedir.

    • Başarısız bir denemeden sonra ne kadar ara vermek gerekiyor?

    Ikinci deneme icin 1 ay ara vermek yeterlidir. Daha uzun ara verilmesi ile daha kisa ara verilmesi arasinda tedavinin basarisi arasinda fark yok. önemli olan çiftin psikolojisi ve maddi durumu. Kendi hazir hisseden çiftler icin fazla ara verilmeden denemeler tekrarlanabilir. Ilk üç deneme icin gebelik şansı aşağı yukarı aynı kaldığı halde daha sonrasında bu oran düşüyor.

    • Tüp bebekle gebe kalan kişilerin gebelikleri normal gebelere göre daha mı risklidir?

    Tup Bebek ile gebe kalmış bir kadının erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bir bebek sahibi olma riskleri daha yuksektir. Ayrıca bazı özel durumlarda (erkeğin azospermik olmasi gibi) genetik anormalliklerde de az da olsa bir artış görülüyor.
    Bunların dışında başta İkiz hamilelik olmak üzere hamileliklerin çoğul olmasi halinde kadınlar bu tur gebeliklerin getirdiği tüm komplikasyonlara açık hale geliyor. Bu gebelikler icin en önemli ve en riskli donem gebeligin ilk 3 ayıdır. özellikle bu dönemde yakın takip gerekir.

    • Kök hücreden sperm elde edilebiliyor mu? Böyle bir uygulama var mı?

    Kök hücreden henüz sperm elde edilemiyor. Olgunlaşmamış sperm hücrelerinin laboratuvarda olgunlaştırılması ile gebelik elde edilmesine çok çalışıldı ancak bu yöntemle dünyada çok az sayıda gebelik elde edildi ve bu nedenle de terk edildi.
    Halen azospermik hastalara microenjeksiyon uygulaması için alınan testis biopsileri içinde olgun bir sperm hücresi veya en azından kuyruk oluşturmaya başlamış “spermatid”lere gereksinim var.

    • Bir tüp bebek merkezinin başarısı nasıl ölçülür ve neye bağlı olarak değişir?

    Tüp bebek merkezlerinin başarısını ölçen pek çok istatistiki kriter vardır. Bunlardan en sık kullanılanı “transfer sonrası gebelik yüzdesi” ile “eve bebek götürme oranı”dır. Eve bebek götürme oranı, tüp bebek sonrası gelişen gebeliklerden sonra eve götürülen canlı ve sağlıklı bebek oranını ifade eder. Başarıyı ifade eden belki de en önemli orandır. Tüp bebek işlemlerinde başarıyı pek çok faktör etkiler, ancak bunlar arasında en önemlileri; laboratuar koşulları ve laboratuarın başarısı ile transfer yapan kişinin becerileri ile ilgilidir.

    • Daha önce çektirdiğim bir rahim filmim (Histerosalpingografi – HSG) var, yeni bir HSG gerekli mi?

    Hayır, eğer bu işlemden sonra bir operasyon geçirmediyseniz ve 3 yıldan daha yeni tarihli bir filmse yeni bir HSG filmi gerekli değildir.

    • Tup bebek (ivf) tedavisi öncesinde HSG filmi yerine ofis histeroskopi testi yeterli midir?

    Bazı merkezler tarafından HSG filminiz eski ise tedavi öncesinde HSG çekmek yerine daha basit ve ağrısız bir işlem olan “Ofis Histeroskopi (Ofis H/S)” filmi çekilebilmektedir. Ofis H/S ile rahim içine girilen küçük bir kamera ile rahim içi net bir şekilde değerlendirilebilmektedir.

    • Tüp bebekte uygulanan enjeksiyon ilaçlarının nasıl uygulanacağını bilmiyorum, ne yapmalıyım?

    Biz enjeksiyonlarınızın kendiniz tarafından veya eşiniz tarafından size uygulanmasını tercih ediyoruz. Genelde cilt altı enjeksiyon şeklinde kullanılan ilaçların uygulamasını öğrenmek kısa sürede mümkündür. Bu işlemi yapmak istemiyorsanız bile nasıl yapıldığını bilmeniz size bu işlemi uygulayacak kişileri kontrol etmeniz açısından önemlidir. Tüp bebek işleminde kullanacağınız ilaçlar size ayrıntılı bir şekilde anlatılacaktır.

    • Yumurta toplama işlemi (OPU) ne kadar zaman alır?

    Opu işleminin ne kadar süreceği yumurtalıklardaki follikül sayısı ile ilişkilidir. Fakat ortalama 15-30 dakika sürdüğü söylenebilir. İşlem öncesi hazırlıklar ve işlem sonrasındaki dinlenme periyodunu da gözeterek minimum 3 saatinizi bu işleme ayırmanızı öneririz.

    • Yumurta toplama ağrılı bir işlem midir?

    Opu (yumurta toplama) işlemi , hiçbir ilaç kullanılmadan da yapılabilen çok ağrılı olmayan bir işlemdir. Ancak günümüzde damar yoluyla kullanılan sakinleştirici ve ağrı kesici ilaçlarla en az rahatsızlıkla uygulanmaktadır. Ayrıca tamamen uyumak isteyen hastalar anestezi doktoru tarafından uyutulmaktadırlar.

    • Yumurta toplama işlemi sonrasında kendimi nasıl hissedeceğim?

    Anestezik ilaçlarının etkisi ile uyku hali olabilir. Karında rahatsızlık hissi de olabilmektedir. Kendinizi yeterince iyi hissediyorsanız ertesi gün işinize dönebilirsiniz.

    • Yumurta toplama sırasında görülen follikül bir yumurta içerir mi?

    Hayır. Fakat, bazen eğer çok sayıda follikül mevcutsa tümünü doğru olarak saymak mümkün olamaz. Bu durumda ultrasonografide gördüğümüzden daha fazla yumurta elde edilebilir. Ancak, ultrasonografide yalnızca birkaç follikülün var olduğu durumlarda maalesef yumurta da elde edilemeyebilir. Nadir bazı durumlarda da overlerde (yumurtalıklar) pek çok görünen folikül olmasına rağmen foliküllerin içlerinden hiç yumurta çıkmayabilir (Boş folikul sendromu). Bu durum “apoptosis” denilen yumurtalıkların erken ölümü ile sonuçlanan bir durum olmasına rağmen mekanizmalar net bir şekilde açıklanamamaktadır.

    • Tüp bebek tedavisi (ivf) için toplanan her yumurtada döllenme olur mu?

    Ortalama döllenme oranı %65 olarak gerçekleşmektedir. Bazı çiftlerde daha yüksek oranda döllenme gerçekleşirken, nadiren de maalesef hiç döllenme olmamaktadır.

    • OPU sonrası spermler ne şekilde alınabiliyor?

    Yumurtalar vajinal ultrasonun eşliğinde ince bir iğne ile yumurtalıklara basit bir şekilde girilerek alınıyor (OPU işlemi). Yumurtalar toplandıktan sonra olgun olanlar saptanıyor ve bunlara dölleme işlemi uygulanıyor.
    Menisinde sperm olan erkelerden sperm mastürbasyon yolu ile elde edilir. Menisinde sperm olmayan erkeklerde ise testis içinden ameliyat ile spermlerin aranması ve bulnursa alınması gerekir.
    Azospermik olarak tabir edilen bu hasta grubunda ortalama sperm bulunma şansı % 50 civarındadır. Eğer azospermi tıkanıklığa bağlı ise kesin olarak sperm alınabilir.

    • Embriyolar ne zaman dondurulur?

    Döllenme gününden altıncı güne kadar IVF ekibinin uygun göreceği herhangi bir günde dondurulabilirler.

    • Dondurulan embriyolar ne kadar saklanabilir?

    Kimse bu sorunun kesin cevabını bilemez. Ancak ülkemizdeki kanunlar bu süreyi üç yıl ile sınırlandırmıştır. Bu sürede hatta çok daha uzun sürelerde saklamanın da başarılı olduğunu biliyoruz.

    • Embriyo Transferimden sonra arta kalan tüm embriyolar dondurulacak mı?

    Tüm embriyolar her zaman istenen gelişmeyi gösteremezler. Dondurma işlemi için hepsinin gelişiminin ve görünümünün beklenen düzeyde olması gerekir. Embriyo transferi gününden önce dondurulmuş embriyonuz varsa transfer işlemi sırasında bilgilendirilmeniz gerekir.

    • Tüp bebek tedavisinde kanama olur mu?

    Yumurta toplama işlemi sırasında nadir de olsa kanama olabilir. İğnenin geçtiği yerdeki bir damarın zedelenmesi sonucu gelişen bu kanama, genellikle tamponla durdurulabilir ancak nadiren büyük bir damarın zedelenmesi sebebiyle ameliyat gerekebilir.

  • Kürtaj (Gebelik Sonlandırılması)

    Kürtaj (Gebelik Sonlandırılması)

    İstenmeyen hamileliği tıbbı yöntemlerle sonlandırılmasına kürtaj (Tıbbı terim : Küretaj) denir.

    Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre, kürtaj işlemi yapılacak olan kişinin 18 yaşını doldurmuş, gebelik haftası ise 10 haftadan küçük olmalıdır. Kişi evli ise eşinin onayı gerekir. Evli olmayanlarda kişinin kendi rızası yeterlidir.

    Kürtaj yalnız Kadın Hastalıkları-Doğum Uzmanı tarafından sağlık kuruluşunda veya muayenehanede yapılır. Kürtaj işleminde mahremiyet ve hasta-hekim arasındaki özel paylaşım konusuna özen gösterilmelidir.

    Kürtajin riskleri gebelik haftası ilerledikçe artar. 10 haftalık yasal sınır, kişinin sağlığı göz önünde bulundurarak bu şekilde tesbit edilmiştir. Dolayısıyla kürtaj kararı mutlaka 10 haftadan önce verilmelidir.

    Bebeğin sakat olduğu tetkiklerle kesinleştiği, hamileliğin devam etmesi annenin sağlığını tehdit ettiği durumlarda, gebelik 10 haftadan büyükse de, kurul kararı ve anne-babanın rızası ile gebelik sonlandırılabilir.

    Kürtaj işlemi vakum tekniği ile (Enjektör içerisine negatif basınçla çekme şeklinde) yapılır.

    Gebeliğin ilaçla sonlandırılması :

    Bu amaçla kullanılan ilaç henüz ülkemizde mevcut değildir (preparat adı : RU-486). Öte yandan ülkemizde hatalı olarak söktürücü adı altında etken maddesi progesteron olan ilaçlar halk tarafından düşük oluşturmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Bilinmesi gerekir ki bu grup ilçalar hamileliği sonlandırmakta etkisiz olduğu gibi, tam tersi hamileliği destekleyici özelliği mevcuttur.

    Kürtaj (Gebelik Sonlandırılması) işlemi nasıl yapılır?

    1- İşlem yapılmadan önce hasta ultrasonla muayene edilir. Ultrasonda gebelik kesesi mutlaka tesbit edilmelidir. Gebelik kesesi görülmeden yapılan müdahale hastaya zarar verebilir. (Hasta hamile olmayabilir, dış gebelik olabilir veya hamileliğin çok erken safhası olabilir).

    2- İşlem anestezi altında yapılır. Muayenehanede yapılan anestezi, ofis şartlarında güvenle uygulanabilecek anestezidir. Aslında anesteziden ziyade bir nevi sedasyon uygulamasıdır. Sedasyon Anestezi Uzmanı tarafından verilen uygun ilaçlarla uygulanır ve herhangi bir risk ve yan etki söz konusu değildir. Hasta işlem sırasında herhangi bir şey hissetmez. Daha sonra işlem hakkında herhangi bir şey hatırlamaz. Daha önce normal doğum yapan bayanlarda lokal anestezi uygulanabilir. Fakat yine de işlemin psikolojik travmasıda düşünülürse genel anestezi daha çok tercih edilir. Merkezimizde işlem boyunca ve işlemden yarım saat sonrasına kadar hasta anestezi uzmanı tarafından kontrol altında tutulur.

    3- Hasta işlem yapılmadan önce 6-8 saat süreyle hiçbir şey yiyip içmemelidir.

    4- Hasta jinekoloji masasında hazırlandıktan sonra anestezi uzmanı tarafından gerekli ilaçlar verilerek uyutulur.

    5- Vajene spekulum yerleştirilir. Vajen ve rahim ağzı ilaçla temizlendikten sonra, rahim ağzı özel aletlerle genişletilir. Rahim içi plastik kanül ve ona bağlı olan vakum aleti ile boşaltılır. Kanama kontrolu takiben işleme son verilir. Merkezimizde, ultrasonla hasta kontrolu yapılıp herhangi bir problem olmadığından emin olunduktan sonra hasta uyandırılır.

    6- Hasta dinlenme odasında yarım saat dinlendirilir.

    7- İşlemden sonra (Dinlenme süresi bitince), hasta istediğini yiyip içebilir. O gün için dikkat isteyen işlerden (örneğin araba kullanmak) ve alkollu içeceklerden uzak durmalıdır.

    8- İşlem sırasında herhengi bir enfeksiyon tesbit edilmezse antibiyotik tedavisine gerek yoktur. Ağrı kesici reçetesi verilir.

    9- İşlemden sonra birkaç güne kadar günde 1-2 pedlik kanama olabilir (küçük parçalar şeklindede olabilir). Kanama olduğu günler denize havuza girilmemeli, banyo yapılacaksa ayakta duş şeklinde yapılmalıdır.

    10- İşlemden sonraki günlerde şiddetli ağrı ateş yükselmesi veya fazla miktarda kanama olursa mutlaka hekime başvurulmalıdır.

    11- İşlemden sonra iki hafta süreyle cinsel ilişkide bulunulmamalıdır (ağrı ve enfeksiyon tetiklenebilir).

    12- Kürtajdan sonraki ilk adet düzensiz olabilir. 20 ile 40 gün arası herhangi bir dönemde olabilir.

    Bilinmesi gereken hususlar

    Nadiren gebelik kesesi çok küçük olup (5 haftadan küçük gebelikler) kürtaj yapılmasına rağmen gebelik devam edebilir. Bu sakıncalı durumla karşılaşmamak için en doğrusu, gebelik kesesi ultrasonla görülüp, hekimin önerdiği zamanda kürtaj işleminin yapılmasıdır.

    Halk arasında ilk kürtaj sakıncalıdır ve bir daha hamilelik oluşmaz inanışları mevcuttur. Kürtaj İşlemi uygun koşullarda ve uzman tarafından yapıldığı sürece komplikasyonu yok denecek kadar azdır. Yinede unutmamalı ki kürtaj bir doğum kontrol yöntemi değildir. Mümkün oduğu sürece eşler korunmaya dikkat etmeli ve istedikleri zaman çocuk sahibi olmalıdırlar.

  • Dermoterapi nedir?

    Dermaterapi, dermaroller veya dermapen denilen aletlerle yapılan bir uygulamadır.

    Dermaroller silindir bir tambur üzerine yerleşmiş olan mikroiğneler şeklindedir.

    Dermapen aynı mantıkla yapılan işlemdir ancak burada iğneler adeta dikiş makinesi iğneleri gibi otomatik olarak batıp çıkarlar. Dermapen üzerindeki ayar ile iğne boyutları ayarlanırken dermarollerda çeşitli ebatlarda farklı aletler vardır.

    Her ikisinde de 0.5 mm ile 2mm arasında iğne boyutları bulunmaktadır.

    İşlem öncesi cilt üzerine lokal anestezik bir krem sürülür sonra cilt yüzeyinde belirli yönlerde ve basınç altında gezdirilerek mikrokanallar açılır. İşlem sırasındaki hareket yönü ve basınç düzeyi ciltte istenmeyen sarkma ve hasarlara yol açmaması için çok önemlidir. Her roller veya dermapen ucu mutlaka kişiye özel açılmalıdır.

    Yapılan işlem cilde bir travmadır ve yara iyileşme mekanizmalarını aktive eder bölgeye kan akımı artar fibroblastlardan kollajen üretimini artışını sağlar. Kollajen cilt altında yer alan ve ciltte sıkılaşmada önemli olan protein yapılı bir maddedir. İşlem sonrası peptid ve büyüme faktörü içerikli tedavi ajanları uygulanarak cilt yüzeyinde açılan kanallardan alt tabakalara ulaşması sağlanır.

    İşlemin sterilite kurallarına uygun yapılması, uygun dermaroller veya dermapen iğne büyüklüğünün seçimi, aletlerin kalitesi gibi noktalar tedavi başarısında son derece önemlidir.

    Bu işlem;

    Hassas ve kuru cildi olanlara,

    Retinoik asid tedavisi alan hastalara,

    Aktif enfeksiyonu olan kişilere,

    Yakın dönemde yüz bölgesine peeling ve lazer uygulanmış olanlara uygulanmamalıdır.

    İşlem sonrası yaklaşık bir saat devam eden kızarıklık dışında bir sıkıntı yaşanmaz. İşlem sonrası cildin güneşten korunması, tozlu ortamdan ve el temasından kaçınma, terlemeye yol açan ortamlardan ve egzersizden kaçınma ve birkaç gün makyaj uygulanmaması önerilir.

    Dermaterapi;

    Cilt canlılığı ve sıkılaşmasının sağlanması

    Gözenek genişliğinin giderilmesi

    Cilt lekelerinde aydınlanma

    Akne ve yara izi tedavisi

    Çatlak tedavisi sorunlarında kulanılmaktadır.

  • Kimyasal peeling nedir?

    Kimyasal peeling nedir?

    Cilt görünümünü daha iyi hale getirmek, leke oranını azaltmak, renk homojenitesi oluşturmak ve hafif kırışıklıklarda iyileşme sağlamak için kullanılan ve tecrübeli ellerde son derece güvenli olan bir yöntemdir.

    Dermatolojik hastalıklarda akne ve melasmada da doğru ve yerinde kullanıldığında son derece yüz güldürücü sonuçlar elde edilir.

    Kimyasal peeling işlem derinliğine göre “yüzeyel, orta ve derin peeling” olarak üçe ayrılır. Yüzeyel ve orta derinlikteki peelingler ciltte daha taze bir görünüme yol açtıkları ve kişinin işlem sonrasını yaşam kalitesini olumsuz etkilemedikleri için tercih edilmektedir.

    Yüzeyel peelingde amaç cilt yüzeyinde yer alan hücrelerin yüzeyden uzaklaştırılarak alttan gelen genç hücrelerin yüzeye ulaşma sürecini hızlandırmaktır. Bu işlem daha yumuşak ve homojen görünümde olan bir cilde sahip olunmasını sağlar, siyah nokta(açık komedonlar)lardan cildi arındırır ve yağ-nem dengesini kurarak ciltte aşırı parlaklık, kuruluk gibi olumsuzlukları ortadan kaldırır.

    Kimyasal peeling için meyve asitleri sıklıkla tercih edilir. Şeker kamışından elde edilen glikolik asid, sütten elde edilen laktik asid, aspirinin ana maddesi olan salisilik asid en sık kullanılan formlarıdır.

    Derin peelingler anestezi altında uygulama zorluğu ve elde edilen sonuçların hastanın hayatındaki kısıtlamalara oranla beklenenin altında olması nedeniyle tercih edilmemektedir.

    Peeling işlemi kişiye ve kullanım amacına göre genellikle haftada bir veya iki haftada bir toplam 4-6 seans gibi uygulanır. Yine ihtiyaca ve yaşa göre senede bir veya birkaç seanslık kürler şeklinde tekrarlanabilir. Tedavi edilecek nedene ve hastanın tolerabilitesine göre peeling ajanının kuvveti de arttırılabilir.

    Kimyasal peeling mutlaka kış döneminde ve koruma altında uygulanması gereken bir işlemdir. İşlem sırasında yüzeyel pelinglerde hafif bir kaşıntı ve iğnelenme normalken, orta derece peelinglerde yüzeyele göre daha belirgin fakat tolere edilebilen bir acı oluşur. İşlem tamamlandığında bu his devam etmez ve geçicidir.

    Uygulama sonrası mutlaka düzenli 2-3 saatte bir yüksek koruma faktörlü güneş koruyucu kullanılmalıdır. İşlem sonrası cilt hassas ve tahrişlere açık olacağı için vücut ısısını arttıran sıcak su ile banyo, terlemeye yol açan egzersiz, hamam-sauna gibi ortamlardan bir süre uzak durulması tercihen birkaç gün makyaj yapılmaması önerilir.

    Yüzeyel peelinglerde işlemden hemen sonra birkaç saat devam eden hafif bir kızarıklık ve sonraki günlerde de hafif bir soyulma ve kepeklenme yaşanabileceği gibi dayanıklılığı yüksek olan ciltlerde hiç kızarıklık ve kepeklenme olmayabilir. Orta derece peelingler yüzeyele oranla daha derin tabakaya etki ettiği için kızarıklık ve soyulma daha belirgin ve uzun süreli olabilir. Eğer oluşmuşsa kabuklanmaların elle soyulmaması tedavi süreci tamamlandığında iz kalmaması açısından son derece önemlidir.

    Kimyasal peeling aşağıdaki durumlarda uygulanmamalıdır.

    Ciddi güneş yanıkları

    Kullanılacak ajana bağlı bilinen allerjiler

    Açık yaralar

    Kılcal damarları yüzeye yakın rozaseiform cilt

    Aktif herpes(uçuk) enfeksiyonu

    Hamilelik

    Cilt hassasiyeti yapan retinoik asid, salisilik asid gibi ilaçların kullanımı

  • Mezoterapi hakkında

    Mezoterapi hakkında

    Mezoterapi, ilk 1952 yılında Dr. Michel Pistor tarafından geliştirilen estetik amaçlı tıbbi bir işlemdir.

    Çeşitli ilaç, vitamin gibi ürünlerin derinin orta tabakası olan mezo tabakasına mikroenjeksiyon şeklinde uygulanması işlemidir.

    Enjekte edilecek maddeler kişiye ve amaca uygun şekilde seçilmektedir.

    Genellikle 1cclik ince enjektör ve ince iğnelerle yaklaşık 1-2 cm aralıklarla küçük enjeksiyonlar şeklinde uygulanır. Bazen Mezoterapi tabancası denilen ucunda enjektör yerleştirilip otomatik olarak küçük miktarda içerikleri daha hızlı bir şekilde ve eşit ölçüde enjekte etmeyi sağlayan aletlerle de yapılabilir. Etkinlik açısından iki yöntem arasında fark yoktur. İşlem biraz ağrılı olabilmektedir bu yüzden öncesinde lokal anestezik kullanımı gerekli olabilir.

    İşlemin mahiyetine göre kullanılan kokteyl içerikleri değişmektedir.Saç dökülmesi için kullanılacaksa içinde pekçok vitamin, kan dolaşımını artırıcı maddeler, saçın beslenmesi için gerekli olan ürünler bir kokteyl şeklinde hazırlanır veya hazır flakonlar halindedir. Selülit, bölgesel yağlanma için mezoterapi yapılacaksa yağ yakıcı içerikteki ürünler, cilt yenileme için kullanılacaksa antiaging ürünler tercih edilmektedir.

    İşlem 15-30 dakika kadar sürebilmekte , sonrasında sosyal hayata dönüş hemen olmaktadır. Sonuçlar birkaç gün içinde başlayıp 1 seansın etkisi yaklaşık 1 ayda yerleşmektedir ancak pek çok tedavi tekrarlayan seanslar gerektirir.

    3-6 seans yapıldıktan sonra yılda 1 tekrar gerekli olabilir.

    Mezoterapi hangi durumlarda kullanılır?

    Sellülit

    Saç dökülmesi

    Skar revizyonu (ciltteki nebbe dokularının, yara izlerinin iyileşmesi)

    Yüz gençleştirme

    Lokal (bölgesel) yağlanma

    Mezoterapi kimler için uygun değildir?

    Gebelerde

    İnme (felç) geçirmişlerde

    İnsülin bağımlı diabetes mellitus (şeker hastalığı) olanlarda

    Kanser durumunda

    Kan pıhtılaşma bozukluğu olanlarda

    Çoklu ilaç tedavisi gerektiren kalp hastalığı bulunanlarda mezoterapi uygulanmaz.

    Enjeksiyon bölgesinde geçici ezik ve çürükler ve morluklar olabilir. Kullanılan maddeler sistemik dolaşıma karışmaz. Bu nedenle bu problemler geçicidir.

  • Dolgu uygulamaları!

    Dolgu uygulamaları!

    Dolgu maddeleri; vücuttan elde edilenler (yağ enjeksiyonu, doku kokteyli) ve yabancı maddeler olmak üzere genel olarak ikiye ayrılabilir.

    Yabancı maddeler içinde çok çeşitli ürünler mevcut olmakla birlikte en yaygın ve güvenli şekilde uygulanan ürünler hyaluronik asit içeren dolgu maddeleridir.

    Aynı zamanda son yıllarda kişinin kendi yağ dokusu alınıp işlemden geçirilerek estetik dolgu amacıyla kullanılmaktadır. Bu cerrahi gerektiren bir işlemdir ve yağ enjeksiyonu adıyla anılır.

    Estetik dolgu uygulaması, genellikle yüz bölgesinde, zamanla oluşan kırışıklık ve hacim kayıplarının giderilmesi için yapılan bir estetik müdahaledir.

    Dolgu uygulamaları yüz dışında kaza veya başka sebeplerle vücutta oluşmuş doku kayıplarında ve çöküklüklerin tedavisinde de kullanılmaktadır.

    -Burun kanatlarından dudak kenarlarına doğru uzanan çizgiler ( Nazolabial çizgiler)

    -Burun ve ağız arasındaki çizgiler

    -Dudak etrafındaki çizgiler

    -Alındaki çizgiler

    -Derin yara ve akne izleri

    -Yanak ve elmacık kemiği

    -Kaş arasındaki derin çizgi

    -Dudak kalınlaştırma

    -Boyun ve el sırtındaki çizgilenmelerde sıklıkla estetik dolgu uygulamaları yapılmaktadır.

    Hyaluronik asit (HA) dolgu maddesi nedir?

    Hyaluronik asit (HA) insan vücudunda doğal olarak mevcut olan bir maddedir. HA deri dokusu içinde büyük konsantrasyonlarda bulunur. Cildin pürüzsüz, elastik ve genç görünmesine yardımcı olur. HA ve kollajen vücudun cildin yapısını ve katmanlarını korur. Cildin sıkılığını kollajen sağlar fakat HA kollajeni besler ve nemlendirir. Hyaluronik asidin zamanla cilt yapısı içerisinde azalması, cildin yaşlanmasındaki en önemli etkenlerden birisidir ve cildin solmasına, kırışmasına, ince ince çizgilenmesine neden olur. HA içerikli dolgular laboratuvar ortamında hazırlanır. Hayvansal kökenli değildir, alerjik reaksiyon riski çok nadir görünür. Bu nedenle uygulama öncesi test gerektirmez. HA içerikli dolgular uygulandığı bölgede hacminin 100 katı kadar su çekme kapasitesine sahiptir ve bu özelliğiyle çizgi ve kırışıklıkların anında doldurulmasını sağlar.

    Estetik dolgu nasıl uygulanır?

    Estetik dolgu uygulaması ancak bu konuda deneyimli estetik plastik cerrahlar ya da dermatologlar tarafından, klinik ortamında yapılabilen bir estetik müdahaledir. Estetik hekim olmayan deneyimsiz kişilerce yapılması istenmeyen veya abartılı sonuçlar yaratabilir.

    Uygulama öncesi hastanın ayrıntılı muayenesi yapılır, dolgu yapılacak alan, kullanılacak ilacın özellikleri ve ne miktarda gerektiği ayrıntılı olarak belirlenir.

    Uygulama bölgesi önce dezenfekte edilir. Ardından ağrıyı azaltmak için lokal anestezik kremler kullanılır. Dolgu maddesi, uygulama alanına ince iğnelerle verilir. Uygulama çok ağrılı değildir. Estetik dolgu uygulama süresi 10-30 dakika kadar sürmektedir. Uygulama sonrası kişi sosyal hayatına dönebilir. Uygulama bölgesinde birkaç saat kızarıklık olabilir.

    Estetik dolgu ne kadar kalıcıdır?

    Estetik dolgu uygulamasının kalıcılığı profesyonel uygulamaya ve kullanılan dolgu maddesine bağlı olarak değişir.

    Hyaluronik asit içerikli dolgu uygulamalarının kalıcılığı 6-9 ay arasında değişmektedir. Dolgu maddesinin kalıcılık süresinin sonunda cilt uygulama öncesi durumuna geri döner.

    Ca hidroksi apatit içeren içeren dolgu maddeleri ve otolog yağ dolguları daha uzun süre kalabilmektedir.

    Estetik dolgu uygulaması sonrası öneriler

    Uygulama yapılan bölgeye 1 hafta süreyle masaj yapılmamalıdır. Dudak dolgunlaştırma uygulamasını takip eden 3 gün boyunca dudaklar büzme hareketi yapılmamalı, sigara içilmemeli ve öpüşme olmamalıdır. Uygulama sonrası oluşan kızarıklık ve şişlik tamamen geçene kadar bu bölge aşırı sıcak (sauna, güneşlenme) ve aşırı soğuğa karşı korunmalıdır.

    İşlemin yan etkileri nelerdir?

    Hyaluronik asit vücutta doğal olarak bulunan bir madde olduğundan genellikle alerjik reaksiyon oluşturmaz. İşlem sonrası çok hafif bir şişlik ve kızarık oluşabilir. Bu şişlik 48 saat içerinde kendiliğinden geçer. Oluşabilecek düzensizlikler veya takviye edilmesi gereken yerler, işlemden 15 gün sonra tekrar dolgu maddesi enjeksiyonuyla düzeltilebilir. Nadiren topaklanma görülebilir; bu durumda hyaluronidaz enjeksiyonu ile eritilebilmektedir. Komplikasyon olarak damar içine enjeksiyonu yapılması nekroz yaratabilir ki bu durumda acilen tedavi yapılması gerekir.

    Estetik dolgu kimlere uygulanmaz?

    Estetik dolgu uygulaması kullanılan etken maddeye alerji sorunu olan kişilere uygulanmaz. Sistemik hastalığı olup düzenli ilaç kullananların ya da devamlı olarak aspirin ve benzeri ilaç alanların uygulama öncesi hekimlerini bilgilendirmeleri gerekmektedir. Ayrıca dudak çevresinde uçuk enfeksiyonlarında enfeksiyon geçinceye kadar dolgu uygulaması ertelenmelidir. İltihap ve alerjik reaksiyon görülen bölgelerde uygulanmamalıdır.

    Hamile ve emziren annelere de dolgu uygulaması önerilmez.

  • HSG ÇEKİMİ

    HSG ÇEKİMİ

    Histerosalpingografi (HSG) veya Türkçe deyişle rahim filmi jinekolojide rahim içinin ve kanalların yapısal ve işlevsel özelliklerini incelemede kullanılan bir yöntemdir.
    İnfertilite (kısırlık) değerlendirmesinde istenen temel testlerden birisidir. Ayrıca rahim ağzına veya rahme uygulanan bir müdahale sonrasında (kürtaj gibi) adet kanamalarının kesilmesi ya da çok azalması durumunda rahim ağzı kanalındaki muhtemel bir tıkanıklığın veya rahim içerisindeki muhtemel bir yapışıklığın (Asherman sendromu) değerlendirilmesinde, tekrarlayan düşüklerde rahimde doğumsal bir gelişim kusuru bulunup bulunmadığının (aşağıda soldaki resim – bölmeli rahim) belirlenmesinde de yaygın olarak kullanılır.

    Rahim filmi ne zaman çekilir?
    HSG uygulanması öncesinde detaylı bir jinekolojik değerlendirme yapılır. Bu değerlendirmede enfeksiyon (iltihap) bulguları saptanması durumunda ise enfeksiyon tedavi edilene kadar işlem ertelenir. HSG prensip olarak adet kanamasının bitmesini takip eden birkaç gün içerisinde uygulanır. Bunun nedeni bir yandan adet kanamasının rahim içinden tüplere ve buradan da karın boşluğu içine dolmasının yaratacağı sorunlara engel olmak, öte yandan rahim içindeki muhtemel bir gebeliğe zarar vermemektir. Çünkü çok nadiren de olsa gebe kalamama nedeniyle değerlendirilen bir kadında da tesadüfen o ay gebelik var olabilir.

    Rahim filimi nasıl çekilir?
    Rahim filmi bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve Radyoloji Uzmanı veya Teknisyeni tarafından beraberce uygulanır. Jinekolojik muayene pozisyonundayken rahim ağzını görüntülemek için vajinaya alet yerleştirilir. Daha sonra rahme kanül adı verilen bir diğer alet yerleştirilir. Kanüle tutturulan enjektörden birkaç aşamada basınç uygulanarak kontrast madde (ilaçlı madde) verilir. Bu sıvı röntgen filminde bulunduğu yerlerde ışını geçirmediğinden beyaz bir görünüm kazandırır. Sıvı verilmesi esnasında ya belli aralıklarla röntgen filmleri alınır veya floroskopi adı verilen yöntem kullanılarak ekrandan sıvının geçişi sürekli olarak izlenir ve kaydedilir. Böylelikle rahmin içyapısı, kanalların açık olup olmadığı ve yapıları değerlendirilir. HSG, röntgen ışınları yardımıyla gerçekleştirilen bir teknik olmasına karşın verilen ışın dozu yüksek değildir.

    Rahim filmi çekilmesi ağrılı bir işlem midir?
    Kadınlar arasında genellikle rahim filminin çok ağrılı olduğuna dair yaygın bir kanı vardır. Ancak kibar ve dikkatli bir uygulamayla yapıldığında aslında HSG karında biraz batma ve gerilme hissi yaratan ve dayanılacak kadar az ağrı veren bir işlemdir. Bu nedenle genellikle işlem genel anestezi altında uygulanmaz. Ancak normal jinekolojik muayeneyi bile zor tolere eden, ağrı eşiği düşük ve çok hassas bayanlarda anestezili olarak da çekilebilir. Hastaların çok büyük bir kısmında işlemden 30-60 dakika önce alınacak olan basit bir ağrı kesici işlemin rahat ve sorunsuz geçmesini sağlar. HSG çekilmesi sonrası kendiliğinden oluşan gebeliklerde bir miktar artış gözlenmektedir. Bunun nedeni olarak ise tüplerdeki hafif yapışıklıkların basınçla verilen ilaç nedeni ile açılması şeklinde açıklanmaktadır. Bir de eğer kısırlığa bir sebep olarak mikrobik bir olay varsa verilen ilacın antimikrobial özellikleri de tedavi edici olabilir. Uzun süredir kısırlık problemi çeken bir çiftin HSG çekimi sonrası kendiliğinden gebe kalması bu yüzden şaşırtıcı değildir.

    Rahim filmi çekilmesinin zararlı yan etkileri var mıdır?
    Rahim filmi çekilirken nadiren alerjik reaksiyon gelişebilir. Bu nedenle eski tip ilaçlar yerine alerji yapma potansiyeli son derece düşük olan yeni tür ilaçlar tercih edilmelidir. En sık görülen komplikasyon enfeksiyondur ve her 100 hastadan birinde görülür. Enfeksiyonu önlemek için işlem öncesi ya da sonrası mutlaka antibiyotik kullanımına gerek yoktur. Sadece kalp kapakçık hastalığı olanlarda önlem olarak işlem öncesinde antibiyotik profilaksisi yapılır.

    Rahim Filmi çekimi sonrasında;
    Lekelenme tarzında ya da az miktarda vajinal kanama olabilir. Eğer kanama fazlaysa ya da birkaç günden uzun sürerse mutlaka doktorunuzu aramanız gerekir. Ayrıca hafif ya da orta şiddette bel ve kasık ağrısı da çekim sonrasında olabilir. Ağrı artar ise veya ateş ortaya çıkar ise bu da erken bir enfeksiyonun belirtisi olabilir yine mutlaka doktorunuzu arayın. İşlem sırasında rahim ağzı az miktarda da olsa zorlandığından HSG sonrası 48 saat süre ile banyo yapmak, cinsel ilişkide bulunmak ve vajinal tampon kullanmak sakıncalıdır, bunlardan kaçınmalısınız.

    Rahim filminde tüplerden birisi ya da ikisi kapalı çıkarsa ne olacak?
    Öncelikle şunu bilmek gerekir ki HSG oldukça faydalı ve temel bir tetkik olmasına rağmen her zaman tam olarak gerçeği yansıtmayabilir. Yani tüplerin rahim filminde kapalı olarak görülmeleri her zaman gerçekten de kapalı oldukları anlamına gelmez. Ağrı eşiği düşük bazı bayanların işlem anında duydukları rahatsızlık ve ağrı nedeniyle ve verilen ilaca bir reaksiyon olarak bazen kanallarda spazm olması ilacın tüplerden geçmemesine ve hatalı olarak tüplerin birinin veya ikisinin birden kapalı olarak yorumlanmasına neden olabilir. Ancak tecrübeli bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı rahim filmi değerlendirirken spazm nedeniyle tüplerden ilacın geçmemesini gerçekten tıkalı olan bir rahim filminden çoğunlukla ayırabilir. Bu nedenle rahim filminden önce mutlaka bir antispazmodik adı verilen kas gevşetici ilacın yapılmasını önermekteyiz. Bazen filmde kapalı olarak değerlendirilen tüplerin Laparoskopi esnasında açık olduğu da görülebilir. Dolayısıyla eğer tüplerin kapalı olduğu düşünülüp tüp bebek kararı verilecekse öncesinde Laparoskopi işlemi yapmak daha mantıklı olabilir. Çünkü Laparoskopik değerlendirmede tüplerin aslında açık oldukları da ortaya çıkabilir ve aşılama yönteminden çiftin fayda göreceği anlaşılabilir. Ayrıca Laparoskopi anında tüplerdeki sorun daha net olarak ortaya konup anında tedavisi de yapılabilir ve gerekli müdahaleyle kanalların açılması da sağlanabilir. Elbette bu her olguda geçerli olmayabilir ve Laparoskopi sonrasında çiftin ancak tüp bebek tedavisinden fayda göreceği de ortaya çıkabilir.

  • Aşılama (İnseminasyon)

    Aşılama (İnseminasyon)

    Aşılama yöntemi nedir?

    Aşılama (İntrauterin İnseminasyon-İUİ) nedeni bilinmeyen kısırlıkta(açıklanamayan infertilite),hafif sperm sayı ve yapı bozukluklarında,hafif endometriosiste,rahimağzı patolojilerinde,sperm antikoru saptanmasında ve erkekte görülen boşalma bozukluklarında;erkekten mastürbasyon yöntemi ile alınan spermin yıkanarak içindeki sağlıksız spermlerden arındırılıp ve hareketliliği artırıldıktan sonra jinekolojik muayne pozisyonunda yumurtlama dönemindeki kadının rahminin içine özel bir kanül ile verilmesidir.

    Aşılama yöntemi nasıl uygulanır?

    Aşılama yönteminde sperm erkekten matürbasyon yöntemi ile steril bir tübe alınır.Matürbasyon kuru olarak yapılır yani kayganlaştırıcı sabun, jel gibi her hangi bir madde kullanılmaz çünkü sperme zarar verebilir.Ayrıca sperm ilk damlasından son damlasına kadar tübün içine boşaltılmalıdır.Çünkü spermin ilk damlası sperm sayısının en çok olduğu damladır ve bu nedenle çok önemlidir.Tübe alınan sperm özel sıvılar ile yıkanarak içindeki ölü,hareketsiz ve biçimi bozuk spermlerden temizlenerek spermlerin hareketliliği artırılır.

    Kadın hasta aşılama işlemine adetin başından itibaren yumurtlama sayısını arttırıcı gerek tablet gerekse iğne formunda ilaçlarla hazırlanarak yumurtlamanın olduğu dönem saptanarak hazırlanır.Hastaya jinekolojik muayne pozisyonunda önce spekulum yerleştirilir.Vajen içi serumla yıkanarak sperme zarar verebilecek maddelerden arındırılır.Yıkanmış sperm özel bir kanül ile rahmin içine zerk edilir.Aşılama ağrısız bir işlem olduğu için her hangi bir anestezi gerektirmez.Aşılama sonrası hasta 15-20 dakika muayne masasında dinlendirilir.İşlem bitiminde hasta günlük yaşamına dönebilir.

    Aşılama hangi durumda uygulanır?

    Aşılama bir çok durumda uygulaması kolay,pratik,ekonomik ve riski olmayan bir işlem olduğu için ilk aşama kısırlık tedavi yöntemi olarak tercih edilmektedir,En çok uygulandığı kısırlık nedenleri şunlardır,

    1)Sperm sayısı,hareketliliği az olduğu durumda uygulanır.Başarı oranı sperm sayısının 5 mil/ml üstünde ve morfolojik bozuklukların olmadığı koşullarda daha yüksektir.

    2)Hafif Endometriosiste

    3)Açıklanamayan Kısırlık

    4)Sperme karşı antikor varlığında

    5)Kadında yumurtlamanın olmadığı veya yumurtlamanın yetersiz oranda olduğunda

    6)Rahim ağzına uygulanan cerrahi müdahaleler sonrası rahim ağzında tahrip ve deformasyonun olduğu koşullarda.

    7)Cinsel işlev bozukluklarında,örneğin retrograd ejekülasyonlu hastalarda

    Aşılama işlemi ne kadar sürer?

    Aşılama işleminin uygulanması sadece bir kaç dakika sürmektedir.Bu uygulama sırasında herhangi bir anestezi yöntemine gerek duyulmamaktadır.Tamamlanan işlemin ardından,10 ile 20 dakika arasında dinlendirilen anne adayı,günlük yaşantısına hiç bir sorun olmadan dönebilir.

    Başarılı bir aşılama için hangi koşullar gerekir?

    1)Aşılama yapmak için öncelikle spermin dölleyeceği bir yumurta olmalıdır.Yumurtlama bozukluklarında kadına önceden yumurtlamayı uyarıcı ve artırıcı ilaçlar verilmelidir.

    2)Tüplerin her ikisi yada en az bir tanesi açık olmalıdır ki sperm yumurtayı dölleyebilsin.Aşılamadan önce rahim filmi çekilerek tüplerin açık olduğu saptanmalıdır.

    3)Erkeğin sperm sayım analizi normal veya normale yakın olmalıdır.Sperm sayısı 5mil/ml altında ve sperm morfolojisinde ağır bozukluk olan vakalarda başarı şansı düşer.

    4)Aşılama yapılabilmesi için son olarak oluşan bir gebeliğin tutunmasını engelleyecek rahimiçi bir patoloji olmamalıdır.

    Aşılama kaç defa uygulanmalıdır?

    Günümüzde aşılama yönteminde önerilen aşılama sayısı 2 veya 3 defadır.Başarı oranlarına bakıldığında en fazla gebelik üçüncü uygulamada elde edilir.

    Aşılamanın başarı oranları nedir?

    Her ay düzenli olarak ilişkiye giren çiftlerde gebe kalma oranı %2-3 civarındadır.Aşılama yöntemiyle bu oran altaki nedene bağlı olarak %20’ye kadar yükselebilir.Yumurtalıklar uyarılmadan yapılan aşılama işlemiyle %5’in altında gebelik elde edilebilir.Avrupa Birliğinin pek çok avrupa ülkesinin ortalamalarını bildirdiği raporunda aşılama ile ortalama gebelik oranı %9.3 olarak bildirilmiştir.Açıklanamayan infertilite tanısı almış infertil çiftlerde kendiliğinden gebe kalma oranı %2 iken,aşılama tedavisi uygulanan bu gruptaki infertil çiftlerde gebelik oranlarının her siklusta %10.5-17.9 arasında değiştiği bildirilmektedir.Endometriosis tanısı alan hastalarda gebelik oranları açıklanamayan infertilite grubuna göre belirgin olarak düşük bulunmuştur.İnfertilite süresi uzadıkça,aşılama sonrası gebelik oranları düşmektedir.Anormal sperm morfolojili hastalarda aşılama sonrası gebelik oranları düşüktür.Aşılama tedavisinde bir diğer önemli faktör kadının yaşıdır.Aşılama ile gebelik elde edilse bile düşük yapma oranı yüksektir.Ortalama 42 yaşında bir kadında düşük ile gebelik kaybı oranı %54.5 iken ,45 yaşında bu oran %74.7’ye çıkar.

    Aşılama komplikasyonları nelerdir?

    1)Çoğul gebelik

    2)Enfeksiyon gelişmesi

    3)Aşılama sonrası bazen kasık ağrısı ve kramp görülebilir

  • Kimyasal peeling

    Kimyasal peeling, deriyi canlandırmak, gençleştirmek, sivilce ve izlerini, ciltte istenmeyen lekeleri gidermek, görünüşü iyileştirmek için deriye bazı solüsyonların uygulanması işlemidir. Peeling uygulaması cildin yıpranmış, tazeliğini ve parlaklığını kaybetmiş üst tabakasının soyulmasını ve dökülmesini sağlar. Ayrıca derinin daha alt tabakalarında yeniden bir yapılanma süreci başlatılıp, kollajen sentezini uyararak daha genç ve sağlıklı bir cildin ortaya çıkmasını sağlar.

    Kimyasal peeling maddesinin içeriği, ulaşılacak deri katmanının derinliği hekim tarafından her hasta için ayrı ayrı ele alınması gereken önemli bir kriterdir. Kimyasal soyucular, işlemin derinlik seviyesine göre; yüzeysel, orta ve derin olmak üzere sınıflandırılırlar.

    1) Yüzeysel Peeling

    Derinin en üst katmanı olan stratum korneum tabakasının soyulmasıdır. Yüzeyel soymada en çok meyve asitleri olarak bilinen alfa hidroksi asitler kullanılır. Bunlar arasında glikolik ve laktik asitler sıklıkla tercih edilir. Yine akne tedavisinde kullanılan salisilik asit de en çok kullanılan yüzeyel peelinglerden biridir.

    2) Orta Derinlikteki Peeling

    Triklosetik asit (TCA), Jessner solüsyonu en çok kullanılan ajanlardır. Papiller ve üst retiküler dermiste harabiyete yol açar. Pigment değişikliklerinde, hafif-orta derecedeki kırışıklıklarda, fotoyaşlanma sonucu oluşan etkileri tedavi etmede kullanılırlar.

    3) Derin Peeling

    Yüksek konsantrasyonda TCA, Jessner, fenol gibi ajanlar kullanarak, Papiller ve retiküler dermiste nekroz ve inflamasyon oluşturarak ciddi soyulma yaratırlar. Derin kırışıklık, şiddetli fotoyaşlanma da uygulanır.

    Kimyasal peeling önemli bir uygulama olup, mutlaka bir dermatolog tarafından veya gözetiminde uygulanmalıdır.

    Uygulamalar mutlaka kış döneminde yapılmalıdır.

    Seans araları yüzeyel peelinglerde 10- 15 gün, derin peelinglerde ayda bir uygulanabilir.

    Peeling işlemi kısa süreli bir işlemdir. İşlem sonrası normal günlük yaşama hemen dönülebilir.

    Seans araları ve sonrasında mutlaka güneş koruyucu kullanılmalıdır.

    Kimyasal Peeling;

    – Gözaltı ve çevresindeki kırışıklıklarda

    – Yüzdeki kırışıklıklarda

    – Güneş ışınlarına bağlı oluşan fotoyaşlanmada

    – Sivilce ve izlerinde

    – Güneş lekeleri, yaşlılık lekeleri, çiller, doğum kontrol ilaçları ve gebeliğe bağlı oluşmuş hormonal nedenli lekelerin tedavisinde etkili bir yöntemdir.