Etiket: İşin

  • Akciğer kanseri tedavisinde gelişebilen yan etkiler

    Kanser tedavisinin yan etkileri tedavi tipine bağlıdır ve her hasta için farklı olabilir. Doktor ve hemşireler tedavinin muhtemel yan etkilerini hastalara açıklarlar. Yan etkilerden korunmak için tedavi öncesi ve sonrası yollar önerirler.

    Cerrahi akciğer kanseri için temel tedavi yöntemidir. Akciğer cerrahisinden sonra göğüs boşluğunda hava ve sıvı birikme eğilimindedir. Hastalar genellikle dönmekte, öksürmekte ve derin nefes almada yardıma gerek duymaktadırlar. Bu hareketler tedavi için önemlidir. Çünkü geri kalan akciğer dokusunun genişlemesine yardımcı olur ve fazla hava, sıvı birikmesine engel olur. Göğüste ağrı, nefes darlığı, akciğer cerrahisinin yaygın yan etkileridir. Hastalar eski enerji ve güçlerine kavuşmak için hafta ve bazen aylara ihtiyaç duyabilirler. Kemoterapinin yan etkileri verilen ilaca göre değişir. Genel bir kural olarak kemoterapi hızla çoğalan hücreleri etkiler. Kanama sırasında pıhtılaşmayı sağlayan, hastalıklara karşı savunmamızı yapan ve vücudumuzdaki organlara oksijen taşıyan kan hücreleri hızlı çoğalan hücrelerdir. Normalde vücudumuza girdiklerinde savunma sistemimiz güçlü olduğundan hastalık yaratmayan mikroplar, kemoterapi sonrası savunmamızı sağlayan hücreler azaldığından kolaylıkla ateşli hastalıklara yakalanmamıza neden olabilirler. Bu dönemde yıkayarak yediğimiz çiğ sebze ve meyvelere dikkat etmeliyiz. Bu tür sebzelerin yıkanmasında sirkeli suda 15-20 dakika bekletmeli ve takiben durulayarak sofraya alabiliriz. Yiyeceklerinizin aynı gün içinde pişmiş olmasına dikkat ediniz. Eğer, 38 derecenin üstünde, bir saati geçen ateşiniz olursa mutlaka doktorunuza ulaşınız. Ateşiniz var ve kan hücreleriniz kan sayımında düşük bulunursa, antibiyotik tedavisi almanız gereklidir. Kan hücrelerinizin sayısında meydana gelen bu azalma, bir hafta ila 10 gün içinde kendiliğinden geçer ve hücreler normal sayılarına ulaşır. Bir başka hızlı çoğalan hücre grubu, sindirim sistemi hücreleri ve kıl kökü hücreleridir. Bu nedenle, kemoterapi sonrası genellikle ilk haftadan sonra saçlar dökülür. Hastalarda iştah kesilmesi, bulantı, kusma, ishal ve ağız yaraları gelişebilir, bu yan etkilerin hemen hepsi ilaç tedavisi ile kontrol altına alınabilir. Bu yan etkiler kısa sürelidir, hastaların şikayetleri bir sonraki kemoterapi başlamadan önce geçmiş olur. Günlük yürüyüşler sizi zinde tutar. Bu dönemde hafif tempoda yürüyüşler, yoga gibi meditasyon ve egzersiz içeren yöntemler halsizliği önlemede, hastanın yaşam kalitesini artırmada yararlı olabilir.

    Radyoterapi, kemoterapi gibi hem kanserli hem de normal hücreleri etkiler. Radyoterapi aldıkları süre içinde hastalar mümkün olduğunca istirahat etmelidir. Tedavi gören bölgedeki cilt kızarabilir, kuru, hassas ve kaşıntılı olabilir. Tedavinin sonuna doğru aynı bölge daha ıslak ve akıntılı hale gelir. Bu, derinin ışına karşı verdiği bir reaksiyondur. Bu alan mümkün olduğunca hava ile temas edecek şekilde olmalı, sıkı iç çamaşırı ve kıyafetlerden bu dönemde kaçınılmalıdır. Işın tedavisi alınan süre içinde bu bölge suyla temas ettirilmemelidir. Doktora sormadan bu bölge için herhangi bir losyon ya da krem kullanılmamalıdır. Işın tedavisinin deri üzerindeki etkileri geçicidir. Fakat etkilenmenin derecesi hastadan hastaya değişir. Bazen ışın tedavisi almış olan bölgede cilt rengi normale göre daha koyu renkte kalabilir. Metastatik hastalıkta özellikle beyin metastazlarında beyin ışınlaması yapılır. Bu işlem, 1 hafta veya 10 gün kadar sürer, ışın tedavisine bağlı bulantı ve kusma gibi yan etkiler gelişebilir. Bu durumlar için tedavi öncesinde ve tedavi devam ederken alınması gereken ilaçlar, radyoterapist tarafından hastaya anlatılır. Beyine radyoterapi alan hastalar başağrısı, deride değişiklikler, yorgunluk, bulantı, kusma, saç dökülmesi, hafıza ve düşünme süresiyle ilgili problemlerle karşılaşılabilirler. Bir çok yan etki zamanla geçer. Radyoterapinin diğer yaygın yan etkileri; boğazda kuruluk, ağrı, yutma zorluğu, yorgunluk, tedavi olan bölgede doku değişiklikleri ve iştah kaybıdır.

    Kanser, iştah azalmasına neden olabilir. Bazı hastalarda ağızda tatsızlık oluşur. Çoğunlukla tedavilerin yan etkileri olan bulantı, kusma ve ağızda yaralar hastanın yemek yemesini güçleştirir. Fakat beslenme çok önemlidir. Öğünler mutlaka yeterli kalori ve protein içermelidirler. Böylece kilo kaybı ve dokuların kendini tekrar tamir etmesi sağlanabilir. Tedavi alan hastalar, düzenli ve yeterli beslenirlerse kendilerini daha enerjik ve iyi hissedeceklerdir ve ilaçların yan etkileri daha az görülecektir.

  • Hayatı Erteleyenlerden Misiniz?

    Hayatı Erteleyenlerden Misiniz?

    Hepimiz hayatın yorucu temposunda yapmamız gereken işleri erteleyebiliyoruz. Aramamız gereken kişiler, yapmamız gereken ödevler, teslim edilmesi gereken projeler… Az ya da çok herkesin içinde erteleme eğilimi olduğundan bahsedebiliriz. Kişiyi zorlayan ve sıkan durumlardan kurtulmanın en kolay yollarından biridir erteleme. Peki erteleme davranışının altında neler yatıyor, esasında hayatı ertelememize neden olan şeyler neler?

    Erteleme davranışı, bugünden uzaklaşma sanatıdır. Yapılması gereken bir işin sonradan yapılmak üzere bırakılmasına dayanan bir alışkanlıktır. Erteleme davranışı kısa vadede rahatlama ve mutluluk duygusunu getirse de, uzun vadede bireyin kaygı düzeyini artırır. Ve yapılmayan işler kişinin suçluluk duygusu yaşamasına neden olur. Bu da işin yaratacağı sıkıntı ve kaygıdan daha fazla rahatsızlık vericidir. Durum böyle olunca iş ve sosyal hayattaki verimimiz düşer ve tekrarlayan erteleme davranışı ile birlikte kısır döngü oluşur, verimimiz düştükçe ve yapılması gereken işler biriktikçe yetiştirme kaygısı ile birlikte duygu durumumuz olumsuz yönde etkilenir.

    Eğer son zamanlarda yapmanız gereken işler biriktiyse, yapmanız gereken önemli işler yerine başka işler ile meşgul iseniz ve harekete geçmek yerine yapmanız gerekenler üzerine tekrar tekrar düşünüyorsanız erteleme davranışı sizi ele geçirmeye başlamış demektir.

    Neden Erteleriz?

    I. Kısa Süreli Hazzın Ağına Düşeriz

    Yapılması zor ve zaman gerektiren işlerde erteleme davranışı yoğun olarak görülmektedir. İşin getireceği sıkıntı ve stres bir süre ertelenerek sorumluluklarımızdan uzaklaşırız. Kısa süre de olsa sıkıntı veren bir durum yerine keyif veren etkinlikler ile ilgilenerek kendimizi iyi hissederiz.

    II. İçsel Çatışmalar

    Bir işte başarısız olacağınızı ya da işin yeterince üstesinden gelemeyeceğinizi düşündüğünüzde sıklıkla erteleme davranışı görülmektedir. Bu nedenle işe hiç başlamamak ya da ertelemek kısa süre de olsa çözüm gibi görülür. Buna olumsuz otomatik düşünceler de eşlik ettiğinde (ya başarısız olursam, ya sunumu yetiştiremezsem vb.) kaygı daha fazla artarak erteleme davranışı görülür. Ayrıca depresif ruh hali de yapmanız gereken işleri ertelemenize neden olabilir. Duygu durumunuzdaki ani değişimler verimliliğinizi azaltabilir.

    III. Mükemmeliyetçilik

    Daha iyiye ulaşma çabası ve iş veya sorumluluklar ertelenebilmektedir. Gerçekçi olmayan beklentiler bireyin cesaretini kırar. Tatmin edici olmayan girişimler yerine hiçbir girişimde bulunmamak kişiyi rahatlatmaktadır.

    IV. Ebeveyn Tutumları

    Otoriter aile tutumları, çocuklarda kendini düzenleme yeteneğini baltalayan tutumlardandır. Çocuk, istenen görevi istekli olarak değil “yapıyormuş gibi göstererek” yerine getirir. Bu da erişkinlikte bir alışkanlık haline gelir. Kendi ebeveynlerinizi değiştiremezsiniz de, kendi ebeveyn tutumlarınızı düzenleyerek bu durumun çocuklarınızda yaşanmamasını sağlayabilirsiniz.

    V. Yapılan İşin Anlamsız Gelmesi

    İşin severek yapılmaması, motivasyonu düşüren en önemli öğelerdendir. İlgi çekici olmayan işler, erteleme davranışının artmasına neden olur.

    VI. Plansızlık

    İş akışını planlamak her zaman önemlidir. İşin nereden başlayacağı, nasıl yürütüleceği, nelerin gerektiği hakkında planlama yapılmadığında o işi tamamlamak zorlaşmaktadır.

    VII. Belirsiz Beklentiler

    İş sonunda bireyden nelerin beklendiği net değilse, yani hedefler net konulmamışsa erteleme davranışı daha rasyonel gelebilir.

    VIII. Kararsızlık

    Tercih yapmak sizin için zor ise bu da işlerinizi ertelemenize yol açabilir. Karar almanın sonuçlarını ve sorumluluğunu üstlenmemek adına erteleme davranışı ortaya çıkabilir.

    Erteleme İle Nasıl Başa Çıkabilirsiniz?

    • Öncelikle bu alışkanlığınızın farkına varmak önemlidir. Erteleme davranışınızın sıklığının arttığını düşünüyorsanız, yetiştirmeniz gereken işlerin sayısı arttıysa, bu durum iş, sosyal ve özel hayatınızda verimliliğinizi düşüyorsa dikkat etmeniz gerekiyor demektir!
       
    • Kendinize yapmanız gereken işler ile ilgili bir öncelik sırası oluşturun. Önem sırasının en sonundaki işler yerine sıranın başındaki işlerden başlamaya özen gösterin.
       
    • İşin başına oturduğunuzda kendinize bir zaman dilimi belirleyin ve süre dolmadan hiçbir şekilde kalkmayın. (erteleme davranışı kendini tuvalete gitmek, su içmek, TV izlemek gibi istekler ile gösterebilir)
       
    • Erteleme nedenlerinizi keşfedin. Nedenlerin kendiniz ile mi yoksa ertelediğiniz iş ile ilgili olduğunu düşünün.
       
    • Tamamlamanız gereken işi küçük parçalara ayırın. Ulaşılması güç hedefler yerine küçük hedefler ile başlamayı tercih edin.
       
    • Sosyal çevrenizden destek alın.
       
    • Yapabileceğinizden fazla sorumluluk üstlenmeyin.
       
    • Önemli bir iş sonrası kendinizi ödüllendirin.
       
    • Zaman kısıtlaması olan hedefler koyun.
       
    • Sıkıcı gelen bir işi tamamlamak her zaman daha zordur. İşi eğlenceli hale getirmenin yollarını arayın. İşin size katacağı olumlu etkilere odaklanın.
       
    • Duygu durumunuz verimliliğinizi etkiler. Kendinizi mutsuz, umutsuz hissediyor ve canınız hiçbir şey yapmak istemiyorsa öncelikle bu durumun düzeltilmesi üzerine çalışılmalıdır. Açık hava yürüyüşleri ve egzersize önem vermeli, isteksiz olsanız bile günlük rutininize devam etmeye çalışmalısınız. Bu durumun uzun süredir devam ettiğini düşünüyorsanız mutlaka ruh sağlığı uzmanlarına başvurmalı ve destek almalısınız.