Etiket: İshal

  • Hızla yayılan ishal tehlikesine karşı önleminizi alın

    Hızla yayılan ishal tehlikesine karşı önleminizi alın

    Hava sıcaklıklarındaki ani değişimlere dikkat!

    Günde üç veya daha fazla sayıda yumuşak, sulu dışkılama durumu ishal olarak tanımlanmaktadır. Bu problemi yaşayan kişiler sürekli bir sıkışıklık hissi ile neredeyse tuvalete bağımlı kalmaktadır. Gelişmiş ülkelerde viral nedenli ishaller daha fazla görülürken; sosyoekonomik durumu düşük, alt yapı tesisleri yetersiz, temiz su sorunu yaşayan ve kişisel hijyene önem verilmeyen ülkelerde bakteriyel nedenler ön plandadır. Bu dönemlerde görülen ishaller de daha çok mikrobik ishaller olarak karşımıza çıkmaktadır. Uygun koşullarda saklanmayan yiyeceklerde üreyen mikroplar, enfekte suların içilmesi ya da bu sularla yıkanmış meyve sebzelerin tüketilmesi ishale neden olur. Aynı zamanda ishali olan kişilerin el hijyenine dikkat etmemesi de mikropların çevreye yayılımını kolaylaştırmaktadır. Başka hastalıklar nedeniyle kullanılan bazı antibiyotikler, bağırsağın emilim kusurları, bazı hormonal hastalıklar, stres de ishal nedenleri arasındadır.

    Aşırı sıvı kaybı hayati riske neden olabilir

    İshal hızla sıvı kaybına neden olduğu için tedavi edilmediği durumlarda ölüme kadar varan olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bebeklerde, yaşlılarda, hamilelerde ve bağışıklık sistemi ile ilgili rahatsızlıkları olan bireylerde hastalık daha ağır seyreder. Bu nedenle sıvı ve elektrolit kayıplarının yerine konulması tedavi için çok önemlidir. İshali olan kişilerin hastalık öyküsünün alınması, muayene ve kapsamlı tetkiklerle tedavi sürecine karar verilmesi gerekir.

    Su, şeker, tuz ve karbonat karışımı sıvı kaybını önlüyor

    Genel durumu iyi olan bulantı ve kusmanın olmadığı ateşi olmayan hastalarda 1 litre kaynatılmış soğutulmuş suya 1 çorba kaşığı şeker, 1 tatlı kaşığı sofra tuzu ve 1 çay kaşığı karbonat konularak karıştırılır ve hazırlanan karışım içilebildiği kadar sık aralıklarla içilir. Daha ağır durumlarda kişi ağızdan beslenemiyorsa, ateşi varsa ve ishal 24 saatten uzun sürdüyse mutlaka hastane şartlarında damar yolu ile sıvı ve elektrolit takviyesi yapılmalı, dışkı incelemesi yapılarak tedavi belirlenmelidir.

    Patates ve muz tedaviye yardımcı oluyor

    Hastalık sürecinde doğru beslenme çok önemlidir. Bu dönemde yağlı ve lifli gıdalardan kaçınmak gerekir. Patates ve muz potasyum kaybını önlemek açısından en önemli gıdalardır. Çorba, haşlama, püre, maarna ve pirinç tüketimi sağlanmalıdır. Tedavinin en önemli kısmı sıvı ve elektrolit kaybını önlemektir.

    Açıkta satılan yiyecekleri yemeyin

    İshale karşı kişisel temizliğe dikkat etmek, özellikle her fırsatta elleri yıkamak, kaynağı bilinmeyen, açıkta satılan veya dağıtılan, denetimsiz içme suları ve bu sularla yıkanmış sebze ve meyveleri tüketmemek, yiyeceklerin taze olmasına, paketlenmiş olarak satılan yiyeceklerin üzerindeki son kullanma tarihinin geçmemiş olmasına dikkat edilmelidir.

  • Spastik kolon

    Bilinen bir organik sebebi olmayan, stres veya duygusal gerilimin yüksek düzeyde olduğu dönemlerde ortaya çıkan veya artan, başta karın ağrısı olmak üzere ishal ve kabızlık gibi dışkılama değişiklikleri ile seyreden ve bunların yanında daha birçok değişik semptomlarla tanımlanan bir barsak hastalığıdır. İrritabl kolon sendromu, spastik kolon, sinirsel kolon gibi isimler bu hastalığa daha önceden verilmiş isimlerdir. Bu hastalık kolonon ( kalın barsak) ya da barsağın inflamatuvar hastalıkları olan “kolit”lerle karıştırılmamalıdır. İrritabl barsak sendromunda (İBS) iltihabi bir durum yoktur. Bu hastalık basit bir hastalık olmayıp sadece kolon değil, barsakların tümününü etkileyen bir hastalık olup, bazende kendini barsak dışı şikayetlerle ( psikolojik) gösterdiğinden isim olarak irritabl barsak sendromu (İBS) ismi en uygun gibi gözükmektedir.

    SIKLIK

    Hastalık tüm dünyada görülmektedir. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür . 20 ile 50 yaşlar arasında sık rastlanmakla birlikte, çocuklarda da görülebilir. 50 yaşlarınn üstünde nadirdir. 40 yaşından sonra şikayetler azalma gösterir. Şehirlerde yaşayanlarda ve beyaz ırkta , siyah ırka göre daha fazladır. Çoğu hasta doktora gitmez. Bu nedenle hastalığınn gerçek sıklığı bilinmiyor.

    RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

    İBS gelişimini kolaylaştıran nedenler arasında lifli besinleri az tüketmek, kahve, çay, kola, alkol, baharatlı yiyecekler, süt gibi besinleri sık tüketmek vardır. Bazı insanlarda bu yiyecekler hiçbir şikayet oluşturmazken bazılarında ciddi şikayet oluşturabilmektedir. Bu durum insanların sindirim sisteminin yiyeceklere verdiği yanıtın çok değişken olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle doktora başvuran kişiler şikayetlerinin özellikle belli bazı besinleri yedikten sonra başladığını belirtebilir.
    Duygusal sıkıntılar ve ishal yapıcı (laksatifler) ilaçlar kullanmak da hastalığı başlatabilen nedenler arasında sayılabilir. Bunlar hastalığa neden olmasalar da şikayetlerin başlamasına ve artmasına yol açabilirler. Bazı enfeksiyonlar sırasında hastanın şikayetleri artabilir. İlaçlar, kadınlarda adet dönemi ve psikolojik sorunlar belirtilerin artmasına neden olabilir. Stres, bu hastalarda barsak kasılmalarını arttıran ve belirtilerin artmasına neden olan en etkili sebeplerden biridir.
    BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Karın ağrısı, en sık görülen semptomdur. Göbek altında karnın sol bölgesinde şiddetlidir. Yeri, şekli ,şiddeti ve süresi hastadan hastaya değişiklikler gösterir. Duygusal stres, soğuk, bazı yiyecekler, bazı ilaçlar ağrıyı arttırır. Dışkılama ve gaz çıkarma ile hasta rahatlar. Gece uykuda iken hasta oldukça rahattır.

    Dışkılama düzenindeki değişiklikler, ikinci önemli semptomdur. Çoğu kez kabızlık ve ishal dönemleri birbirini takip eder. Kabızlık döneminde sert, tane tane, zeytin veya keçi pisliği görünümünde gaita varken, ishal döneminde yumuşak kıvamdadır. Kötü kokulu değildir. Hasta yemeklerden sonra dışkılama ihtiyacı duyar. Kahvaltıdan sonra bu daha sıktır. Bazı hastalarda kabızlıksık görülürken bazılarında ishal ön plandadır. Hem kabızlık hem ishal döneminde barsağın müküs salgılaması artmıştır. Bazen gaitanın kalınlığı incelir ve kalem gibi bir şekilde olabilir.

    Dispeptik yakınmalar,hastaların çoğunda vardır. Özellikle yemek sonrası karın gerginliği, karın rahatsızlığı, karın şişkinliği, gaz, hazımsızlık, geğirme, yellenme, iştahsızlık, yemek borusunda yanma, bulantı, sık görülür.

    Vazomotor bozukluklar (halsizlik, güçsüzlük, baş dönmesi, bayılma, terleme, çarpıntı, yüzde kızarma, nefes darlığı, derin nefes alam ) sıktır.

    Barsak dışı şikayetler, adet düzensizlikleri özellikle ağrılı adet görme, idrar kesesinin gerilmesi, safra kesesi ve yollarına ait bozukluklar görülebilir.

    Psikolojik bozukluklar, kaygı, saldırganlık, suçluluk hissi, depresyon görülebilir

    TANI

    Hastalık öyküsü tanıda çok önemli yer tutar. Aylardır devam eden karın ağrısı, ishal ve kabızlık dönemlerinin birbirini takip etmesi ve genel durumda bir bozulma olmaması önemlidir. Hastanın geceleri karın ağrısı veya ishal ile uyanmaması önemli organik barsak hastalıklarından bizi uzaklaştırır.

    Fizik muayenede, hasta sağlıklı görünmektedir. Zayıflama ve kilo kaybı görülmez. Fizik bulgular tamamen normaldir. Karın muayenesinde kalın barsak bölgesine uyan karın kısımlarında farklı derecelerde ağrı duyulabilir.

    Laboratuvar incelemeleri diğer hastalık ihtimallerini ortadan kaldırmak için yapılır. Kan testleri (sedimentasyon, kan sayımı ve diğerleri) normaldir. Gaitada gizli kan görülmez. Rektosigmoidoskopide ( kalın barsağın ilk kısımlarının endoskopik incelenmesi) barsaklar normaldir. Kolon grafisinde, kalın barsak kıvrımlarında derinleşme ve artma, bazen de kıvrımların kaybolması, kolonun boşalmasından sonra alınan grafilerde tesbih dizisi şeklinde görüntü olabilir. Sindirim sisteminin radyolojik incelenmesi, karın ultrasonografisi, bilgisayarlı tomografi, üst sindirim sistemi endoskopisi ve laktoz tolerans testi yapılabilir. Tabi tüm bu testler doktorunuzun şüphesi doğrultusunda diğer hastalıkları dışlamak için yapılır. Bu tetkiklerin kaçının hangi sırayla yapılacağına doktorunuz alınan hastalık öyküsü ve muayene bulgularına göre karar verecektir.

    TEDAVİ

    Tedavide hasta ve hekim ilişkisi son deerce önemlidir. Hastanın güveninin sağlanması, ruhsal yapısının iyi tanınlanması önemlidir. Duygusal ve fiziksel stresin şikayetleri arttırdığı unutulmamalıdır. İrritabl barsak sendromunda, iyi bir düzeydeki hekim-hasta ilişkisi tedavinin esasını oluşturur. İrritabl barsak sendromunun gerçek bir hastalık olup olmadığı hekimler arasında tartışma konusu olmakla birlikte çoğu hekim bunu hastalık olarak kabul eder. Burada önemli diğer bir husus ise bu hastalığın hayatı tehdit etmediğinin veya kansere sebep olmayacağının bilinmesidir. Semptomlar zaman zaman şiddetlenip, kaybolacağı ve hastalığın ömür boyu sürebileceği bilinmelidir. Tedavide yukarıdakilere ek olarak diyetsel öneriler ile birlikte barsak kasılmasını azaltan ve düzenleyen ilaçalar, kabızlık ilaçları , ishal ilaçları, gaz giderici ilaçlar, psikiyatrik ilaçlar tek başlarına ya da birlikte kullanılabilecek ilaç gruplarıdır.

    SONUÇ
    İrritabıl barsak sendromu, yaşam boyu sürebilicek bir hastalık olup şikayetler ugun bir diyet, yaşam tarzı değişikliği ve ilaç tedavisi ile azaltılabilir veya tamamen ortadan kalkabilir.

    DR. CEM ÖZCAN

    İÇ HASTALIKLARI UZMANI

  • Yaz ishalleri -besin zehirlenmeleri

    İshal, dışkılama sayısında artışla beraber dışkının şekilsiz bir hal alması olarak tarif edilir.

    İshalin pek çok sebebi olmakla beraber mikrobik ishaller en önemli grubu oluşturmaktadır ki yaz ishalleri de bu gruba girmektedir.

    Mikrobik ishaller tüm dünya çapında bakıldığında kalp-damar hastalıklarının ardından ikinci ölüm sebebi olup, yılda 2,5 milyon kişinin ölümüne sebep vermektedirler.

    İshal yaratan mikroplar ağız yoluyla üç şekilde edinilir: Gıda – Su – İnsandan insana

    İshaller neden özellikle yaz aylarında artar?

    1.Etken mikroplar sıcaklarda daha hızlı çoğalır.

    2.Besinleri soğuk zincirinde tüketiciye ulaştırmak zorlaşır.

    3.Havuz ve denizlerde kontamine su yutulur.

    4.Sıcaklarda artan su tüketimine paralel olarak mikroplu sular daha fazla tüketilir.

    Nelere dikkat edilmelidir?

    1.Musluk suları ve menşei bilinmeyen sular tüketilmemelidir.

    2.İçerisine buz konulmuş içeceklerin de enfeksiyon kaynağı olabileceği unutulmamalıdır.

    3.Çiğ sebzelerle hazırlanmış salata ve meyvelerin tüketiminde dikkatli olunmalıdır.

    4.Kabuğu soyulabilen gıdalar soyularak, soyulamayanlar ise iyice yıkanarak yenmelidir.

    5.Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri tüketilmemelidir.

    6.Gıdaların üreticiden tüketiciye gerekli soğuk zincirinde ulaştırıldığından emin olunmalıdır.

    7.Kişisel hijyene dikkat edilmeli ve eller sık sık yıkanmalıdır.

    8.Mide asidinin ağız yoluyla alınan mikroplara karşı çok etkili bir savunma mekanizması olduğu hatırlanmalı ve mide asidi baskılayıcı ilaçlar gereksiz kullanılmamalıdır.

    En önemli belirti dışkılama sayısının artması ve dışkı vasfının değişmesidir. Diğer belirtiler karın ağrısı, karında buruntu hissi, bulantı ve iltahabi durumlarda bunlara ilaveten ateş olarak karşımıza çıkar. Dışkılamadan sonra tam rahatlayamama da diğer bir belirti olabilir.Sıvı kaybına bağlı olarak dil kuruluğu, cildin parlaklığını ve yumuşaklığını kaybetmesi, gözlerin göz çukurunda çökmesi ve şiddetli olgularda kalp ritim bozuklukları, böbrek yetmezliği ve şuur bozuklukları ortaya çıkabilir.

    Nasıl tedavi edilir?

    İshal ve kusma ile kaybedilen sıvı ve kan tuzları (sodyum, potasyum, klorür vb. ) yerine konulmalı ve ishal diyeti uygulanmalıdır. Eğer ishal 24 saatten uzun sürüyorsa, yüksek ateş veya şiddetli sıvı kaybı mevcutsa hastaneye baş vurup tıbbi yardım alınmalıdır.

    İshal diyeti nedir?

    İshali olan kişiler düzelene kadar yağsız ve posasız gıda almalıdır, zira yağlı ve liften zengin gıdalar bağırsakların daha fazla çalışmasına sebep olacaktır. Dolayısıyla salata, sebze, meyve, kuru yemiş, çikolata ve kızartmalar ishal düzelinceye kadar tüketilmemelidir. Yağsız makarna, haşlanmış patates ve patates püresi, pirinç pilavı, haşlanmış yağsız et ve tavuk, yağsız ızgara köfte yenilebilir. İshal ve kusma ile kaybedilen sıvıyı yerine koymak son derece önemlidir. Bu sebepten bol miktarda su ve sıvı gıdalar ( çorba, komposto v.s.) tüketilmelidir.

  • İshal

    İshal, ya da tıbbi adlandırmasıyla diyare, günde üç seferden fazla, sulu ve gevşek dışkılama halidir. Oldukça yaygın karşılaşılan bir sorundur.

    Genellikle özel bir bakım veya tedavi gerektirmeden bir veya birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Ancak uzamış ishal, başka sorunların göstergesi olabilir.

    İshal vücudun işlevlerini normal olarak sürdürmesi için gerekli sıvıların eksilmesi anlamına gelen dehidratasyona yol açabilir. Dehidratasyon özellikle çocuk ve yaşlılarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilecek, acilen tedavisi gereken tehlikeli bir durumdur.

    İshale her yaşta rastlanabilir. Ortalama bir erişkin yılda yaklaşık 4 kere ishal olur.

    İshale neden olan durumlar nelerdir?
    İshal bakteriyel enfeksiyon gibi geçici bir durum veya bağırsak hastalığı gibi süregen bir hastalığa bağlı olarak ortaya çıkabilir. İshalin en sık gözlenen nedenleri şunlardır:
    ” Su ve gıdalarla alınan bağırsağın mikrobik hastalıkları,
    ” Süt ve süt ürünlerin gibi gıdalara tahammülsüzlük,
    ” Parazitler,
    ” Müshil kullanımı,
    ” İlaca bağlı yan etkiler,
    ” İnflamatuar bağırsak hastalığı gibi barsak yapısını bozan hastalıklar,
    ” İrritabl bağırsak hastalığı gibi barsak işlevini bozan hastalıklar.

    İshalin bulguları nelerdir?
    Karın ağrıları ve krampları, gaz, bulantı ve sürekli sıkışma hissi ishale sıklıkla eşlik eden bulgulardır. Nedene bağlı olarak ateş ve kanlı dışkılama da bunlara eklenebilir.
    İshal akut veya kronik olarak gözlenebilir. Akut tip 3 haftadan kısa sürer ve nedeni
    genellikle mikrobiktir. Kronik durum ishalin 3 haftadan uzun sürmesi ile başlar ve nedeni genellikle bağırsağın kendi hastalıklarıdır.
    Genellikle zararsız olsa da ishal bazen tehlikeli durumlara yol açabilir ve bazı ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Aşağıdaki durumlarda bir hekime başvurmanız gereklidir:
    ” İshaliniz üç günden fazla sürdüyse,
    ” Karnınızda veya makatınızda şiddetli ağrı varsa,
    ” 38,8oC veya üstü ateşiniz oluyorsa,
    ” Dışkınızda kan veya katran rengi varsa,
    ” Dehidratasyon bulgularınız varsa.

    Tanı :
    Öncelikle tıbbi hikayeniz alındıktan ve fizik muayeneniz yapıldıktan sonra hekiminiz durumunuza göre aşağıdaki testlerden bir veya birkaç tanesini yaptırmanızı isteyebilir:
    ” Dışkı kültürü ile bakteri ve parazit gibi infeksiyon etkenlerinin aranması,
    ” Bazı hastalıkları dışlamak için kan testleri,
    ” Gıda tahammülsüzlüğünü ortaya koymak için açlık testi,
    ” Bağırsaklarınızın bir bölümünü doğrudan gözle incelemek için sigmoidoskopi veya kolonoskopi gibi endoskopik muayeneler.

    İshalin tedavisi :
    Çoğu hastada yitirilen sıvının yerine konması yeterli tedavidir. Bazı durumlarda ishali durdurucu ilaçların kullanılması gerekebilir. Ancak bir enfeksiyona ya da parazite bağlı ishallerde ishali durdurucu ilaçları kullanmak, organizmaların barsak içinde kalmasına neden olarak sorunu derinleştirmekten başka bir işe yaramaz. Bu durumlarda hekimler genellikle bu organizmalara karşı etkili antibiyotikleri reçete ederler. Viral nedenlere bağlı ishaller virusun tipine ve klinik tablonun ağırlığına göre genellikle kendi seyrine bırakılırlar veya destekleyici ilaçlar kullanılır.

  • Baharda ishale dikkat

    Akut barsak infeksiyonları ve gıda zehirlenmeleri günümüzde tüm dünyada önemli bir saglık sorunudur.

    Gelişmekte olan ülkelerde, özellikle infeksiyöz ishaller çocuk ölümlerinin önemli nedenlerindendir. Dünyada bir yılda 3-5 milyarı bulan ishal olgusu meydana gelmekte ve çogunlunu çocukların oluşturduğu 5-8 milyon kişi ishale bağlı gelişen ikincil problemler nedeniyle kaybedilmektedir.
    Akut barsak infeksiyonları ve gıda zehirlenmeleri genel olarak ishalle karşımıza cıkar.

    İshal; sıklık olarak günde 3-4 kezden ve miktar olarak yaş ve beslenme faktörlerine bağlı olarak değişmek üzere 200 gramdan fazla, normal dışı sulu dışkılama olayı olup, artmış sıvı ve elektrolit kaybına neden olan bir durumdur. Sıklıkla gelişen ölümlerin nedenide ;bahsettiğim sıvı ve sodyum, potasyum gibi elektroilitlerin hızla kaybı nedeniyle gerçekleşir.

    Bahar mevsiminin gelmesi ve sel olaylarının görülmesiyle su ile bulaşan paraziter hastalıkları artırabilir. Bir gerçek vardır ki; dışkı ile kirlenmiş gıdaların ve suyun alınması ishale neden olan en önemli etkendir. Parazitlerin neden olduğu ishal vakalarının mart ile haziran ayları arasında daha yaygın olarak görülür, burada karların aniden erimesi sonucu içme suyu kaynakları başta olmak üzere tüm su kaynaklarının kontamine olması en önemli faktörlerin başında gelmektedir.
    Ani başlayan ishal çok kez bulantı, kusma, karın ağrısı ve ateşle birlikte seyreder. .

    İshal mevcutsa çok rahat davranmayın ve belirtilerini sakın hafife almayın. Fazla gücü olmayan bir virüs ya da bakteri söz konusu ise alınacak önlemler ile hastalık birkaç gün içinde geçer. İnat eden sorunu mutlaka paylaşın ve hekim görüşü alın. Bu koşullarda önerimiz doğrultusunda antibiyotik ya da ishal kesici ilaç kullanmanız gerekebilir.

    Ellerinizi yıkayın

    Nasıl mı korunuruz? Elbette su ve sabun ile. Her yemekten Önce ve sonra ellerinizi sabunlu su ile yıkayın. Ellerimizi her yıkayışta ön kolu da yıkamalıyız. Yıkama süresi en az 20- 30 saniye boyunca devam etmelidir. Şayet kullanılan havlu kirli ise yapılan her şey boşa gitmiş demektir.Bunu asla ihmal etmeyin. Tuvalet temizliğini de su ve sabun ile tamamlamak mutlak gereklidir. Bebek ya da yaşlı hastaların altını değiştirirken de aynı özen gösterilmelidir. El temizliği yanında besin sanitasyonuda önemle dikkat edilmesi gereken bir kuraldır; özellikle yeşil yapraklı bitkiler bol suyla yıkanmalıdır, hazırlanmadan önce bir miktar sirke eklenmiş suda bekletmek faydalı olabilir. Bununla beraber su kesintisi ardından gelen ilk suyun ve su kesintisi sırasında kullanılmak üzere biriktirilen suyun kalitesinde bozulma olması nedeniyle bu suların içilmemesi yada besin temizliğinde kullanılması sakıncalı olabilir.

    Her tür ishalin tedavisinde ilke: kaybedilen su ve minerallerin yerine konulmasıdır. Ne türden olursa olsun eğer ishal var ise tedavisi için diyet esastır.Bunun için öncelikle bol miktarda su içmek gerekir. Su yerine ayran, ölçülü olmak kaydı ile maden suyu, ve benzeri elektroilit içeren diğer sıvılar kullanılabilir. Eczanelerde bu amaç için hazırlanmış tuz, mineral ve şeker karışımı paketler de mevcuttur. Meyve suyu ve sekerli çay gibi, tuz içermeyip, yüksek seker içeren sıvılar hiperozmolariteye yol açarak ishali şiddetlendirebilir, ayrıca kahve; içerdiği kafein sebebiyle hücre içinde bazı enzim yapılarını arttırarak ishal sırasındaki sıvı kaybını artıırabilir. Yağlı, sütlü, lifli gıdalardan kaçınıp, bakliyat ve etli gıdalara yönelmek doğru bir yaklaşım olabilir.Beslenmenin sık aralıklarla alınan küçük porsiyonlar şeklinde olması uygundur. En önemli uyarı ise; Eğer doktorunuz önermediyse ishal kesici ilaç, kesinlikle kullanmayın. Yerli yersiz ishal kesmek, son derece olumsuz gelişmelere yol açabilir.

  • İshal nedir?

    İshal kısaca dışkılama sayısı ve miktarının artmasıdır. Normal çocukların dışkılama sayısı yaşa ve beslenme durumuna göre değişkenlik gösterebilir. Anne sütü veya mama ile beslenen bebekler günde 1-10 kez arasında daha büyük çocuklar ise erişkinler gibi günde 1-2 kez kaka yaparlar. İshalli çocuklarda dışkı miktarı ve sayısı artarken kıvamı da daha sulu hale gelir. Dışkının renginin yeşil olması ishal varlığını göstermez, sadece barsaklardan daha hızlı geçişin göstergesidir. İshalin kanlı olması ise hastalığın daha ciddi olduğunu düşündürmelidir.

    Küçük çocuklarda ishal neden önemlidir?

    Gelişmekte olan ülkelerde ishal küçük çocuklar için en önemli hastalıklardan ve ölüm nedenlerinden biridir. Bu ülkelerde yaşayan çocuklar 5 yaşına gelene kadar yılda ortalama en az 2-3 kez ishalli bir hastalık geçirirler. Sık tekrarlayan ishal nedeniyle büyüme-gelişme geri kalır. Ayrıca beslenme sorunu olan çocukların bağışıklık sistemi de zayıflayacağı için ishal ve diğer mikrobik hastalıkların sıklığı artar. Bu şekilde bir kısır döngü ortaya çıkar. Gelişmekte olan ülkelerde her yıl 3 milyon civarında çocuk ishalli bir hastalık nedeniyle ölmektedir. Ölen çocukların % 80’i 2 yaşın altındadır. Küçük çocukların su ve tuz kaybına karşı direnci zayıf olduğu için kolayca dehidratasyon ve buna bağlı komplikasyonlarla kaybedilebilirler. Bu nedenle küçük çocuklarda ishal önemli bir hastalık olup, ishal sırasında ortaya çıkan su ve tuz kayıplarının hemen karşılanması gerekir.

    İshalin nedeni nedir?

    İshalin nedeni çoğunlukla çeşitli enfeksiyonlardır. Bunların içinde viruslar başta gelmektedir. Bu gruptan olan Rotavirus özellikle kış aylarında ve daha çok 2 yaşın altında çocuklarda ağır ishale neden olan tüm dünyada çok yaygın bir mikroorganizmadır. Gelişmiş ülkelerde ishal nedenleri içinde en önemli yere sahiptir. Bakteri ve parazitler ise gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerde daha yaygındır. Bu grupta özellikle kolera, Shigella, Salmonella ve E. coli gibi bakteriler yanında amip (Entamoeba histolytica), Giardia gibi parazitler yer alır. Antibiyotiklerin kullanılması sırasında da ishal ortaya çıkabilir. Bu durumda Clostridium difficile isimli bir mikroorganizma ishalin nedenini oluşturur. Antibiyotik kesilince veya başka bazı ilaçların kullanılması ile antibiyotik ishali tedavi edilebilir.

    Çeşitli mikroorganizmalar (Salmonella, Stafilokok, Clostridium…) ve bazen kimyasal maddelerle kontamine olmuş besinlerin yenmesi de her yaşta besin zehirlenmesi adını verdiğimiz kusma ve ishalli bir hastalığa yol açabilir. Bu saydığımız durumlarda ortaya çıkan ishal geçici olup günler en fazla haftalar içinde tamamen iyileşir.

    İshal bazen aylarca sürebilir. Bu durumda besinlere karşı allerji (inek sütü, soya proteini, buğday unu…) veya sindirimi sağlayan bazı maddelerin doğumsal veya edinsel eksikliği söz konusu olabilir. Bu hastalıklar içinde laktoz adı verilen süt şekerini parçalayan ve barsakta yapılan laktaz isimli maddenin eksikliği en sık olarak görülür. Uzun süren ishalli hastalığı olan çocuklar genellikle zayıf, büyümesi ve kilo alması duraklamış, karınları şiş çocuklardır. Bozukluğun türüne göre tedavi de değişkenlik gösterir.

    İshalden korunmak mümkün müdür?

    Anne sütü ile beslenme ishalden korumada en önemli faktörlerden birini oluşturur. Anne sütünün içinde çeşitli mikroorganizmalara karşı etkili lizozim, laktoferrin, immunglobulin gibi maddeler bulunur. Bu maddeler anne sütü ile beslenen çocukları ishale yol açabilecek çeşitli enfeksiyonlardan koruduğu gibi hastalanan çocukların da daha çabuk iyileşmesini sağlar. Anne sütü almayan bebeklerin anne sütü alan bebeklerden daha fazla ishalli bir hastalığa yakalandığı ve bu nedenle de daha fazla çocuğun öldüğü çok iyi bilinmektedir. Gastroenterit adını verdiğimiz ishalli hastalık sırasında bile anne sütü kesilmeden hatta daha fazla oranda verilmelidir.

    Sosyoekonomik düzey ishalli hastalıklarla yakından ilişkilidir. Gelişmekte olan veya gelişmemiş bölgelerde yaşayan çocuklar daha kötü beslenmekte olup temiz suya ulaşma olanakları daha azdır. Bu nedenle gelişmiş yörelerde yaşayan akranlarından daha fazla oranda ishalli hastalığa yakalanırlar ve bağışıklık sistemleri de daha zayıf olduğu için daha fazla oranda zarar görürler. Sonuçta anne sütü ile beslenme, sosyoekonomik düzeyin iyi olması, çevresel şartların düzgün olması ve beslenmenin iyi olması ishalden korunmada en önemli faktörlerdir.

    İshalli çocuklar ne gibi bulgularla gelir ?

    Ateş özellikle Salmonella, Shigella ve E. coli gibi mikroorganizmaların oluşturduğu hastalığa eşlik edebilir. Karın ağrısı çocukluk çağında görülen birçok hastalık yanında ishale de eşlik edebilir. Kusma ishalli çocukların çoğunda görülen ve beslenmenin, dolayısıyla sıvı alımının da bozulmasına yol açan ve sıvı kaybının daha çabuk oluşmasına neden olan bir belirtidir. Havale geçiren ishalli bir çocukta Shigella isimli bir mikroorganizmanın neden olduğu basilli dizanteri akla gelmelidir.

    İshal ise hastalığın en önde gelen bulgusu olup dehidratasyon yani su ve tuz kaybının en önemli nedenidir. İshalli bir çocuğun kakasının görünümü bize hastalığın nedeni ile ilgili bilgi verebilir. Bol miktarda ve sulu ishal kolera veya E. coli adı verilen mikroorganizmanın bir türü ile oluşan ishali düşündürmelidir. Kusma fazla olup ishal daha az ise, ateş yoksa ve aynı anda aynı yemeği yiyen çok kişide hastalık görülüyorsa besin zehirlenmesi olma şansı fazladır. Kanlı ishal öncelikle amibli veya basilli dizanteriyi, eğer daha önceden antibiyotik kullanımı varsa antibiyotik ishalini (Clostridium difficile enterokoliti) düşündürmelidir. Kanlı ishale yol açabilen diğer mikroorganizmalar Salmonella, Yersinia, Campylobacter jejuni, E. coli gibi etkenlerdir.

    İshalli bir çocuğun genel durumu iyi ise, verilen suyu içebiliyorsa, ağız ve dili ıslak olup, ağlayınca gözyaşı akıyorsa, idrar yapıyorsa, karın derisi bükülüp bırakıldığında hemen eski haline geliyorsa ve de küçük bebeklerin kafasında bulunan bıngıldak (fontanel) adı verilen deri bölümünde çöküklük yoksa büyük olasılıkla su kaybı yoktur.

    Aksine genel durumu bozulmaya başlamış ishalli bir çocuk verilen suyu içemiyorsa, ağızı ve dili kurumuşsa, ağladığında gözyaşı akmıyorsa, idrarı çok azalmışsa, karın derisi büküldüğünde eski haline hemen dönmüyorsa, bıngıldak çökükse ağır derecede sıvı kaybı vardır ve hemen en yakın sağlık kuruluşuna götürülüp tedavisine başlanması gereklidir.

    İshal tedavisi

    Çocuklarda ishal tedavisinde; 1) Anne sütü, hazır mama ve diğer yaşa uygun yiyeceklerle uygun beslenmenin devamının sağlanması, 2) İshal ve kusmayla halen sürmekte olan su ve elektrolit kayıplarının oral rehidratasyon sıvısı (ORS) veya benzer sıvılarla yerine konması, 3) Sıvı kaybı gelişirse su ve elektrolit kayıplarının ORS veya gerekirse damar yoluyla düzeltilmesi amaçlanır. 4) Sadece gerektiği durumlarda antibiyotik verilmelidir. 5) Antidiyareik ilaçlar adı ile anılan adsorban ilaçlar ile sekresyonu azaltan ilaçların kullanılması tartışmalıdır. Çocuklarda motiliteyi azaltan ilaçların kullanılması önerilmez.

    Powers ve ark. 1926 yılında “intestinal intoksikasyon” tedavisinde yapılması gereken en önemli şeylerin sıvı verilmesi, kan transfüzyonu yapılması, bir süre ağızdan beslenmenin kesilmesi ve açlık dönemi bittiğinde gıdaların yavaş yavaş arttırılarak verilmesi olduğunu belirtmişlerdir. Sonraki yıllarda ishalli çocukların tedavi amacıyla aç bırakılması ve intravenöz sıvı tedavisi giderek yerleşmiş ve tedavi amacıyla yaygın olarak kullanılır olmuştur. Bu prensip ORS ile tedavi uygulama alanına çıkana kadar yaygın olarak geçerliliğini sürdürmüştür. Sonraki yıllarda ORS kullanımının yaygınlaşması ile beraber malnütrisyonu önlemek amacıyla rehidratasyon sonrasında en kısa sürede beslenmenin sağlanması yaygınlaşmıştır.

    Su kaybı olmayan çocuklar verilen sıvı miktarı arttırılarak ve beslenmelerine devam edilerek evde tedavi edilebilirler. Ayran, taze hazırlanmış meyva suları (elma suyu…), çorbalar (pirinç suyu…) ve su evde korkusuzca verilebilecek sıvılardır. İki yaşın altındaki çocuklara her ishalli dışkılamadan sonra ½-1 çay bardağı (50-100 mL), daha büyük çocuklara ½-1 su bardağı (100-200 mL), daha fazla içmek isteyenlere ise istedikleri kadar sıvı verilmesi dehidratasyonun engellenmesini sağlayacaktır.

    Anne sütü alan bebeklerin daha sık olarak emzirilmeye devam edilmesi gereklidir. Anne sütü almayan bebeklerin ise normalde aldıkları süt veya mamalarla, öğün sayısı arttırılarak, beslenmelerine devam edilmesi önerilir. Mamaların sulandırılması gerekmez. Laktozu azaltılmış veya hiç olmayan diyet mamalarının, aşağıda bahsedilecek özel durumlar haricinde, rutin olarak her olguda kullanılması gerekli değildir. Daha büyük çocukların normalde aldıkları gıdalar ile ve öğün sayısı arttırılarak beslenmelerine devam edilmelidir. Yarı katı veya katı gıdalarla beslenen bebeklere ve çocuklara sindirimi kolay ve enerjiden zengin, protein içeren gıdalar (iyi pişmiş et, balık, yoğurt, peynir, sebze püreleri, muz…) verilmelidir. Hiperozmolaritenin önlenmesi için şeker yerine nişastalı yiyecekler (tahıllı gıdalar) tercih edilmelidir.

    İshalde yağların sindirimi ve emiliminde belli bir ölçüde azalma olabilir. Tedavi amacıyla uygulanan yağsız veya yağı azaltılmış diyetler alınan kalorinin azalmasına yol açar. Diyette bulunan yağlar mide boşalmasını yavaşlattığı için ishalin azalmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle ishal sırasında, emilimi azalmış olsa bile, yağların kısıtlanması çok gerekli değildir. İshal sırasında laktoz malabsorpsiyonu gelişebilmesi nedeniyle persistan ishalleri engellemek amacıyla ishalli tüm çocuklara rutin olarak laktozsuz veya laktozu azaltılmış mamaların kullanılması önerilmiştir. Ancak son yapılan çalışmalar bunun gerekli olmadığını göstermiştir. Anne sütü alan çocukların her durumda anne sütü ile beslenmeye devam edilmesi gereklidir. Mama alan çocuklarda ise yeniden beslenmeye geçildiğinde dışkılama sayısında artış olur, dışkı bol sulu hale geçer ve pH’sı 5’in altına inip dışkıda redüktan madde pozitifleşirse laktozun kısıtlanması gerekebilir. Aksi halde normal mamaların kullanılmaması için herhangi bir neden yoktur.

    Laktoz entoleransından korunmanın bir başka yolu ise çocuklara mama yerine yoğurt verilmesidir. Yoğurt içindeki laktoz fermente edilmiş olduğu için laktoz intoleransı gelişmiş çocuklarda bile korkusuzca kullanılabilir. Yapılan çalışmalar akut gastroenterit sırasında yoğurt ile beslenen çocuklarda mama ile beslenenlere göre daha az sayıda persistan ishal tablosunun geliştiğini göstermiştir. Yoğurdun evde kolayca hazırlanabilmesi ve diyet mamalarından çok daha ucuza maledilmesi diğer bir avantajını oluşturur.

    İshal sırasında barsak mukoza geçirgenliği artmaktadır. Bu durumda inek sütü veya hazır mamalarda bulunan ve alllerjen özellikteki makromoleküller kolayca dolaşıma geçebilir ve inek sütü entoleransına, dolayısıyla ishalin artmasına yol açabilir. Bu nedenle soya bazlı mamalar veya protein hidrolizatlarının kullanılması önerilmiştir. Bu mamaların tadı kötü ve fiyatları yüksektir. Son yapılan çalışmalar risk grupları haricinde (çok küçük bebekler, ailede allerji hikayesi olanlar…) bu tür mamaların rutin olarak kullanımının gerekmediğini göstermiştir.

    İshalli çocukta kusmayı engellemek için besinler az miktarda ancak daha sık aralıklarla verilmeli, ishal düzeldikten sonra kayıpların yerine konabilmesi ve malnütrisyonun önlenmesi için birkaç hafta ek bir öğün verilmelidir.

    İshalli çocuklara antibiyotik verilmesi nadiren gerekir. Çok küçük bebekler, bağışıklık sisteminde problem olan çocuklar, kanlı ishal varlığı (eğer amip veya shigella düşünülürse) gibi özel durumlarda ve hekim tarafından gerekli tahliller (gaita incelenmesi ve kültürü) yapıldıktan sonra uygun antibiyotikler kullanılır. Rastgele ve gereksiz antibiyotik kullanımı sonrasında antibiyotik ishali gelişebileceği unutulmamalıdır.

  • İshallerin en önemlisi rotavirüs ishali

    Gastroenteritler (bağırsak iltihabı), dünya genelinde, özellikle de yenidoğanlarda ve 5 yaş altı çocuklarda morbidite ve mortalitenin(ölüm oranı) majör nedenlerindendir. Çocukluk çağı ölümlerinin büyük bir kısmından sorumlu tutulan akut gastroenteritlerde etken sıklıkla virüslerdir ve viral gastroenteritlerin en önemli etken ise Rotavirusdur. Yenidoğan diyare veya kış diyaresi olarak da bilinen rotavirus ishaller hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için önemli bir sorun teşkil etmektedir.

    Rota virüs ishallerini önemli kılan özelliklerden biri de; ishal nedenli hastaneye yatış oranının fazlalığıdır. Bu anlamda getirdiği ekonomik yük, aile ve ülke için maliyetli olarak göünmektedir. akut gastroenterit tanısıyla hastaneye yatışların %39’unu oluşturmaktadırlar.

    Hem gelişmiş, hem gelişmekte olan ülkelerde süt çocuğu ve daha büyük çocuklarda ishale bağlı ağır dehitratasyonla hastaneye yatışın en sık nedeni,rotavirüslerdir. Son çalışmalarına göre yılda yaklaşık 110 milyon gastroenteritli hastalarına, 25 milyon polikliniğine, 2 milyon hastaneye yatışa ve 440.000 bin çocuğun ölümüne neden olmaktadır.

    Dünyada yaklaşır 50 çocuktan biri ishal ve su kaybından hastaneye yatmakta iken Türkiye’de ise her yıl ortalama 20-25 çocuktan biri ishal olmaktadır. Aynı oranda görünmesine karşın Gelişmiş olan ülkelerde rota enfeksiyona bağlı ölüm oranı az olmasının nedeni, hastaneye ulaşılabilirliği ve hastaneye yatış oranının fazla olmasıdır.gelişmekte olan ülkelerde ölüm oranı yüksek olamsının nedeni manütrisyon ve hijyen şartlar optimum olmamasıdır.Yaş ne kadar küçükse ve bakım şartları ne kadar kötüyse, rota virüsü de çocuğu o oranda kötü etkiler.

    Anne sütü almamak, kalabalık yaşam, düşük sosyo ekonomik düzey ve rota aşısı yapılmaması durumunda da ağır seyredebilmektedir. Oldukça bulaşıcı olan hastanın bulaşma ağız-dışkı yolu ile olurken sıklıkla kreş ve okul gibi toplu yaşanan yerlerde salgınlara yol açmaktadır. Hastalığın bulaşmasında rota virüsünün üzerine yapıştığı iç çamaşırları, giysiler, oyuncak ve yatak çarşafları önemli rol oynamaktadır. Virüs aynı zamanda öksürme ve hapşırma ile de yayılabilmektedir.

    Klinik olarak rotavirüs enfeksiyona maruz kaldıktan 12 saat ile 4 gün arasında şikayetler başlamakta ve 4 ile 8 gün arasında sürmektedir. Çoğunlukla 18 saat ile 48 saatlik kuluçka süresini takiben aniden kusma ile başlar, hastaların yarısında yüksek ateş tablosu eşlik eder, çok kötü kokulu ishal ile karın ağrısı belirtilere eklenir. Özellikle inatçı kusma ve ishal ile karakterizedir.

    Buna bağlı olarak ağır dehidratasyona neden olmaktadır. Hastalık genellikle hafif seyreder, ağır klinik tablolarda aşırı sulu ishale bağlı sıvı ve elektrolit dengesizliklerine ve ölümle sonuçlanabilen dehidratasyona yol açabilmektedir.

    Tanı; öykü, fizik muayene ve laboratuvar bulgularıyla konulur. Etken virüse yönelik testler elisa ve lateks aglutinasyon dışkı örneğindeki rota virüs antijenin temel tanı yöntemleridir.

    Tedavide; Akut gastroenteritli çocuklarda yaşam kurtaracak en önemli yaklaşım dehitratasyon tedavisidir. Hafif ve orta dereceli dehitratasyon saptanan çocuklarda oral rehiditasyon sıvı(ORS) verilir.

    Yoğurt, pirinçli yoğurt çorbaları, patates ve muz gibi ishale uygun besin maddeleri, bebeklerde anne sütü ve özel ishal mamaları öncelikle verilmelidir.Aşırı sıvı kaybı olan çocuklarda intravenöz sıvı tedavisi uygulanır.

    Korumada hijyen öncelik gelir. Çocukların el temizliğine büyük önem verilmeli ve kreş, anaokulu öğrencileri hasta olduklarında okula gönderilmemelidir. Ev içi bulaşları önlemek için ortak kullanılan oyuncak ve benzeri eşyaların temizliğine özen gösterilmelidir.Emziren anneler, bebeğin altını temizledikten sonra ellerini yıkamadan bebeğe temas etmemelidir.

    Korunmada en çok önemli olan ise hastalık için geliştirilen rota virüs aşılarının uygulanmasıdır. Uygulama ise ağız yolu iledir. ülkemizde iki çeşit rota virüs aşısı bulunmaktadır.

    Monovalan insan rotavirüs aşısı (Rotarix): Rotavirüs suşunun zayıflatılmasıyla elde edilmiştir. Aşı 6 haftadan itibaren en az 4 hafta ara ile iki doz olarak uygulanmaktadır.

    Pentavalan insan-sığır reassortan rotavirüs aşısı (Rotateq): İlk dozu 6.haftada olmak üzere en az bir ay ara ile üç doz olarak uygulanmaktadır.

    Aşıların koruyuculuğu % 85 ile %95 arasında değişmektedir.Aşılarının diğer özelliği ise hastalığını hafif seyretmesini neden olmaktadır.

    AŞIYA ÖYLE BİR ZAMANDA BAŞLANMALI Kİ EN SON DOZU EN GEÇ BEBEK 32 HAFTALIK OLDUĞUNDA YAPILSIN; DAHA GEÇ KALINDIYSA AŞIYA HİÇ BAŞLANMAMALIDIR.

  • Bebeklerde ve çocuklarda ishal nedir, tedavisi nasıldır ?

    Bebeklerde ve çocuklarda ishal dışkılama sayısının günde üçten fazla,miktarın fazla,kıvamının sulu olması demektir.Ancak sağlıklı ve sadece anne sütü alan bebeklerde dışkı sayısının günde 5-6 kere olabileceği unutulmamalıdır.

    Bebeklerde ve çocuklarda ishal neden kaynaklanır ?

    İshal, genellikle mide barsak sisteminin virus ,bakteri ve parazitlerle oluşan enfeksiyonlarından oluşur.Bunların çoğu çocukların yedikleri enfekte yiyecek ve içecekler yoluyla bulaşır. Çocuklarda ishal ile birlikte çoğunlukla ve kusma da görülur, bazen ateş ve karın ağrısıda eşlik eder. İshalin nadirde olsa enfeksiyona bağlı olmayan nedenleride vardır.

    Bebeklerde ishal tedavisi önemi?

    Dünya da her yıl 1.34 milyon dan fazla çocuk ishal den ölmektedir. Ölümlerin çoğu vücudun susuz kalmasından olmakta ve en çok bir yaş altı bebeği etkilemektedir. Ancak susuzluğun farkına erken varılması ile kolay ve ucuz olarak tedavi edilebilen bir hastalıktır.

    Bebeklerde ve çocuklarda ishal nasıl önlenir?

    Bebeklere verebildiğiniz kadar anne sütü veriniz

    Çocuğunuza tuvaletten sonra ve yemekten önce ellerini sabunla yıkamasını öğretiniz.Tabiki kendinizde.

    Sebze ve meyveleri yemeden önce iyice yıkayınız

    Satın aldığınız etleri eve gelir gelmez buzdolabına koyunuz

    Artan yemekleri vakit geçirmeden buzdolabına koyunuz.

    Rota virus aşısını yaptırmayı unutmayınız.

    Bebek ve çocuklarda ishal tedavisinin en önemli kısmı susuzluk bulgularının bilinmesi ve buna göre önlem alınmasıdır;

    ÇOCUK VE BEBEKLERDE SUSUZ KALMANIN ERKEN BULGULARI

    Kalp atışının normalden hızlı olması

    Dudak,ağız ve dilde kuruluk

    Ağlayınca göz yaşı gelmemesi

    Üç saatten daha fazla bezinin kuru kalması

    Bebek ve çocuklarda susuzluk arttıkça;

    Gözlerin,yanağın ve bıngıldağın çökmesi,

    Uyku hali ve huzursuzluk,

    Susuzluk daha da artarsa

    Havale,koma,hayati organlarda yetmezlik ve bazen de ölüm olabilir.

    Bebeklerde ve çocuklarda ishal tedavisi:

    Hafif ishalde çocuğun genel durumu iyi, yemesi ve içmesi normal ise,kusması ve bahsedilen susuzluk bulguları yoksa endişelenmeye gerek yoktur.Her zamanki gibi yeme-içmesine devam etmelidir.

    Anne sütü,formula veya 1 yaşın üstünde inek sütüne devam edebilir,Normal beslenme hem ishalin daha çabuk iyileşmesini, hemde düzgün beslenmeyi sağlayacaktır. Ancak ishal iyileşene kadar miktarları az ve sık vermek uygun olur. Normalden fazla sıvı verilmesi ve dinlenme ile bir kaç günde iyileşecektir. Kullanılacak sıvıların en az biri tuz içermelidir. Ayran, pirinç suyu ve tavuk çorbaları bu amaçla kullanılabilir. İshalde sıvı kaybı yanında tuz kaybıda olacağı için sıvı olarak sadece su verilmesi uygun değildir.

    Bebeklerde ve çocuklarda ishal tedavisi için ne zaman doktora gidilmeli?

    Yukarda bahsedilen susuzluk bulguları varsa

    39 C üzerinde ateşi varsa

    Dışkı kanlı veya siyah renkli ise

    Beslenmesi bozulmuş ve tekrarlayan kusmaları varsa

    İshal 24 saatten daha uzun sürerse

    İshal tedavisinde dikkat edilmesi gerekenler:

    Çocuk aç ise ve yemek istiyorsa engellemeyin ama az ve sık verin,

    Doktorunuza danışmadan antibiyotik veya ishal ilaçları kullanmayınız.

  • Çocuklarda akut ishal

    İshal nedir? Her yumuşak kaka ishal midir?

    İshal çocuğun normal dışkılama alışkanlığından daha sık ve sulu dışkılaması durumudur. Genellikle bulantı-kusma ve karın ağrısı eşlik eder. Aslında bu tablo vücudun kendini savunma mekanizmasıdır. Sindirim kanalına giren yabancı maddeler, toksin ya da mikroplar kusma ve ishal yoluyla vücuttan uzaklaştırılır.

    Çocukluk çağı akut ishallerinin büyük çoğunluğu enfeksiyonlara bağlıdır ve 7-14 gün içinde düzelir. %80’inin sorumlusu virüs dediğimiz mikroplardır. En sık saptanan virüs ise rotavirüstür. Çok bulaşıcı olan bu virüs aile bireyleri arasında ya da okullarda salgınlara yol açabilir. Bulaş, virüs bulaşmış gıda veya suyun ağız yoluyla alınması sonucunda olur.

    Çocuklarda ishal neden önemlidir? Ne zaman doktora başvuralım?

    İshal, neden olduğu sıvı kaybı nedeniyle önemlidir. Çocuk dışkılama yoluyla sıvı ve elektrolit kaybeder. Ateş eşlik ediyorsa sıvı ihtiyacı daha da artar. Özellikle bulantı-kusma nedeniyle yeterince sıvı alamazsa, sıvı kaybına bağlı bulgular ortaya çıkar.

    Önce susama hissi belirginleşir. Çocuk aktiftir. Ama yeterli sıvıyı alamazsa göz kürelerinde çökme, dudaklar ve dilde kuruma, gözyaşının azalması, bıngıldakta çökme gibi bulgular ortaya çıkar. İdrar rengi koyulaşır, miktarı azalır. Başlarda huzursuz olan çocuk giderek halsizleşir. Bu aşamaya gelmeden, çocuğun kaybettiği sıvıyı ağızdan alamadığı fark edildiğinde mutlaka doktora başvurmak gerekir. Yine bebek 6 aydan küçük ise, ateş eşlik ediyorsa, kanlı kaka mevcutsa ya da 24-48 saat içerisinde düzelme olmuyorsa doktora başvurmak gerekir.

    Tedavi:

    Esas yaklaşım sıvı kaybının önlenmesi ve beslenmenin sürdürülmesidir.

    Anne sütü alıyorsa bol bol emzirilmelidir.

    Mama alıyorsa fazladan sulandırmaya gerek yoktur. 15 günden uzun süren ishallerde ve bazı özel durumlarda, doktor önerisi ile özel ishal mamaları kullanılabilir. Kısa süreli ishallerde aldığı mamaya devam edilmesi yeterlidir.

    Sık sık ve azar azar su, ayran gibi sıvılar verilmelidir.

    Beslenmeye ekmek, patates, pirinç, makrna, yoğurt gibi gıdalarla başlanıp, en kısa sürede normal beslenmeye geçilmesi önemlidir.

    Çok şekerli gıdalar ishali arttırabildiğinden, bu dönemde çok şekerli, çok yağlı ya da lifli gıdalardan kaçınmak gerekir.

    İshal tedavisinde esas yaklaşım sıvı kaybını önlemeye yönelik destek tedavisidir. Barsak hareketlerini etkileyerek ishali durduracak ilaçların tedavide yeri yoktur.

    Dost bakteriler olarak tanımlanabilen probiyotiklerin ishal tedavisnde faydalı olduğu gösterilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü, gelişmekte olan ülkelerde, özellikle küçük yaş grubunda kısa süreli çinko tedavisini de önermektedir.

    Bulantı ilaçları ve antibiyotiklerin ishal tedavisinde rutin olarak kullanılması uygun değildir. Bazı bakterilerin neden olduğu özel durumlarda, doktor önerisi ile antibiyotik kullanılabilir.

    ORS (Oral Rehidraasyon Sıvısı) nedir?

    Eczanelerde hazır olarak toz şeklinde satılan ORS, ishalde kaybedilen sıvıyı yerine koymak için kullanılabilir. Ancak sıvı kaybı olmayan çocukta fazla miktarda ya da gereksiz ORS kullanımı vücutta aşırı tuz birikimine neden olabileceğinden doktor önerisi ile kullanılması gerekmektedir.

    Hazır olarak alınan ORS karışımı 1 litre içme suyuna karıştırılarak hazırlanır. 24 saat içinde tüketilmeyen kısım dökülmelidir. Çocuklar başka sıvı alamasa bile bu karışımı kolaylıkla içebilir. Ancak azar azar vermeye özen göstermek gerekir (1-2 dakika arayla 1-2 tatlı kaşığı kadar). Kusmaya devam eden çocuklarda hastaneye başvurmak gereklidir. Her ishal şeklinde dışkılama sonrası, 6 ay-2 yaş arasındaki çocuklarda ½-1 çay bardağı, 2 yaşından büyük çocuklarda ½-1 su bardağı ORS kullanımı ile ishalin neden olduğu sıvı kaybını önlenebilir. 6 aydan küçük çocuklarda ise ORS ile aşırı tuz yüklemesi olabileceğinden doktor önerisi ile dikkatli kullanmak, aralarda sadece su vererek dengelemek gerekmektedir. ORS nin evde hazırlanması ile ilgili çeşitli tarifler bulunmakla birlikte, uygun olmayan karışımlar çocuklara faydadan çok zarar verebilir.

    Korunmada nelere dikkat etmek gerekir?

    Hijyenik ve koruyucu olan anne sütü ile beslenme

    El yıkama ve genel hijyen önlemlerinin uygulanması

    Gıdaların iyi yıkanmış ve iyi pişmiş olarak tüketilmesi, açıkta bekletilmemesi

    İshale bağlı hastaneye yatış gerektiren durumların başlıca etkeni olan rotavirüse karşı aşı geliştirilmiştir. Aşının rotavirus ishallerinde dışkılama sayısını, ishalin ciddiyetini ve hastaneye yatış gereksinimini azalttığı gösterilmiştir.

  • Norovirüs enfeksiyonu

    Bu virüsün neden olduğu enfeksiyon yaygındır. İshal geçiren her 5 kişiden birinin nedeni norovirüs enfeksiyonudur. Rotavirüs aşılarının uygulamaya girmesi ile birlikte rotavirüs ishalleri azalmış buna karşın norovirüs ishallerinde artış olmuştur.

    Norovirüsler insan ve hayvanlarda hastalığa neden olur.İnsanlarda hastalık yapan 3 tipi mevcuttur. Enfeksiyon farklı tiplerle oluştuğu için birkaç kez hastalığa yakalanma şansı vardır.

    Norovirüs çok bulaşıcı bir virüstür. Özellikle çocuklar, bağışıklık sistemi bozuk olan hastalar ve yaşlılarda ağır seyretmektedir.

    Hazır gıdalarla bulaşım yüksektir. Deniz yolu seyahatleri,okul,kreş ve yurtlarda süratle yayılım gösterir.

    Kış aylarında görülür. Kuluçka süresi 12-48 saattir.

    Hastalığın belirtileri;

    Bulantı

    Kusma

    İshal

    Mide kramplarıdır.

    Ateş,titreme,baş ağrısı,kas ağrısı da klinik tabloya eşlık edebilir. Genellikle hastalar yorgunluktan şikayet ederler. Hastalık ani başlar ve genellikle 1-2 gün süren klinik tablo kendiliğinden düzelir. Çocuklarda ishal daha sık görülürken, erişkinlerde kusma daha belirgin olur. Hastalar çoğu kez kendilerini kötü hissetmekte ve kusmaktadır.Genellikle bu tablo 1-2 gün sürmektedir.Hastalar devamlı kustukları ve ishal oldukları için su kaybederler,bundan dolayı bazı hastalarda su kaybı ortaya çıkabilmektedir.

    Norovirüs, enfekte kişilerin dışkı ve kusmuğunda bulunmaktadır.

    İnsanlar bu enfeksiyonu;

    Norovirüsle enfekte gıda, su veya sıvıların tüketilmesi yoluyla

    Enfekte yüzeylere temas edip, ellerini ağızlarına sürmek yoluyla

    Enfekte şahısla direk temas veya enfekte şahsın gıdasını paylaşma yoluyla alırlar.

    Özellikle kreş ve yuvalarda bulaşıcılık açısından çok dikkatli davranılmalıdır.Çalışan personel Norovirüs enfeksiyonu konusunda eğitilmeli ve koruyucu önlemler açısından çok dikkatli olunmalıdır.Aksi halde enfeksiyon süratle yayılım göstermektedir.Özellikle ishal olan çocukların altını değiştirdikten sonra son derece dikkatli davranılmalı ve el yıkamaya özen gösterilmelidir.

    Norovirüs enfeksiyonunun bulaşıcılık süresi hastanın kendini iyi hissetmediği dönemde başlar ve iyileştikten sonra en az 3 hafta daha devam eder. Bu durum göz önüne alındığında, hastalığı geçiren kişilerin, nekahat döneminde el yıkama ve diğer hijyenik tedbirlere dikkatle uyması büyük önem taşır.Gıda sektöründe çalışan bireylerin bu konuda eğitimleri gereklidir.Norovirüsü enfekte yüzeylerden temizlemek zordur.Sıcak ve soğuk ısılardan etkilenmez.Dezenfektanlar içinde aynı durum söz konusudur.

    Tanı dışkı analizi ile konulmaktadır. Özel durumlarda diğer laboratuvar yöntemleri düşünülebilir.

    Tedavide antibiotiklerin yeri yoktur. Çoğunlukla kusma öneleyici yaklaşım önerilmez. Ağızdan sıvı takviyesi önemlidir. Gereken vakalarda damar yoluyla sıvı verilmesi düşünülebilir.

    Norovirüs enfeksiyonundan korunmada etkili bir yöntem mevcut değildir. Hastalığın aşısı yoktur. Bu konuda yapılan çalışmalar başarısız olmuştur.

    İshal

    Kusma

    Norovirüs

    Enfeksiyon

    Prof.Dr. Nuran Gürses

    Çocuk ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı