Etiket: İş

  • Optogenetik; proteinlerde sıkışmış kişilik; anılarımız gerçek mi?

    Bu yazıya konu olan ilginç hikaye 2014 yılında A.B.D ,M.I.T Üniversitesi’nde doktora öğrencisi iki gençle başlıyor; (Steve RAMİNEZ 24 yaşında ve Xu LIU 34 yaşında…) Bu ikilinin amacı tek bir,belirli anıyı taşıyan beyin hücresinin saptanıp, izole edilerek, bu anı boşaltılıp yerine yapay yeni bir anının yüklenip yüklenemeyeceğini görmekti…

    İki genç bilim insanı, gerçekten de söz konusu hücreyi izole ettikten sonra, başka bir fareden izole edilen’’elektroşok yeme anısını’’ patchclambing yöntemi ile bu hücreye yamıyorlar. Sonuç; inanılmaz biçimde fareye verilen bu ekli hücre işini yapmaya koyulunca farecik üst üste elektroşok yemiş gibi kıvranmaya başlıyor!

    2015 yılı mart ayı başında, Paris Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi’ndeki uzmanlar ((Karim BENCHANANE ve ekibi) fare beynine yerleştirilen elektrotlarla farenin kafesteki işaretli bazı yerleri belleğinin neresine kazıdığını tespit ediyor. Fare uyurkense bu hücreye işaretli bölğe dışında ödül bulacağı başka bir yerin bilgisi yükleniyor. Ve;BİNGO! Fare uyanır uyanmaz eliyle koymuş gibi ödülü buluyor…

    Bu iki araştırma OPTOGENETİK denen yeni bir alanın müjdecisidir. Bu ise bir anlamda beynin şalterlerinin bulunduğunu anlamını taşıyor. Yöntemin Parkinson ve Alzheimer de işe yarayacağı umut ediliyor.

    Boston Üniversitesi’nden nörolog Howard EICHEBAUM ve Kanada’lı nörolog Seena JOSSELY depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi alanlarda yöntemi sınamaya başladılar bile…

    Kısaca kişiyi kişi yapan anıların belirli protein dizileri şeklinde kodlandığı bir kez daha kanıtlanmış oldu. DNA sarmalının gizine çözen Franchis CRICK’in ‘’ŞAŞIRTAN VARSAYIM’’ adlı kitabının temel savı da bu yöndedir.

    Ancak A.B.D, Northwest Üniversitesi Psikoloji bölümündeki bir araştırmada insanların aslında hiç yaşamadıkları olaylara ait anılar İCAT ETTİKLERİ de gösterildi. Yani,kısaca, bu proteinlerin anıları tetikleme mekanizması aslında değişken, karmaşık bir mekanizmadır. Hatıralar belirli bir tür protein şeklinde kodlanıyor. Anı her göz önüne geldiğinde bu proteinler harekete geçiyor. (Bu proteinler yok olunca ise anı uçup gidiyor!)

    Bazense anılar bozuluyor. Çünki zamanın kirletici etkisi, hayal gücü, inançlar,duyu organlarının OPTİMAL olanın altında ve üstü sınırında iş görememesi gibi sebeplerden dolayı bu proteinler de değişime uğruyor.

    Bu konu üzerine daha kapsamlı bir yazıyı bundan sonraki makalemizde ele alacağız.

  • Rahat oturmak, rahat yatmak ama nasıl?

    Ergonomi ile kastedilen, iş insan uyumu konusudur. Buradaki çağdaş kural, işe göre insan seçmek veya insanı işe uydurmaya çalışmak değil; işi çalışana uygun hale getirmektir. Artık ülkemizde de bulunan ve “iş güvenliği uzmanı” ya da “iş sağlığı hekimi” diye adlandırılan uzmanların görevi işte budur. Yani işyerinde, işin çalışanın sağlığına ve yaşam kalitesine uygun hale getirilmesini sağlamak ve bunu sürekli kontrol etmek…

    Tabii ki işte geçirilen zamandan daha çoğunu evde geçirdiğimiz için bu kuralları evde de göz önüne almak gerekir. Yani ergonomik bir çalışma masası, mutfak tezgahı, televizyon koltuğu veya yatak ile kastedilen; yine kişinin o anda yapmakta olduğu harekete en uygun olan tasarım anlamına gelir. Tabii ki ulaşım araçlarından, sürekli kullanılan el aletlerine; çantalardan, cep telefonlarına kadar günlük yaşam sırasında kullandığımız diğer her şeyin de ergonomik olması gerektiğini unutmamak gerek.

  • Tam kapalı (endoskopik) bel fıtığı ameliyatı

    Tam kapalı (endoskopik) bel fıtığı ameliyatı

    Lomber endoskopik diskektomi minimal invaziv bir cerrahi yöntemdir. Minimal invaziv girişim artık tüm cerrahi alanlarda yaygın olarak kullanılmaktadır, nitekim özellikle bazı omurga hastalıklarında ilk tercih edilen cerrahi girişim şeklidir.

    Cerrahi sonrası ağrının az olması, az kan kaybı, hastanede yatış süresinin az olması, normal yaşama erken dönülmesi özellikle cerrahiye bağlı anatomik hasarın açık cerrahiye göre daha az olması, minimal invaziv yöntemleri kaçınılmaz yapmıştır. Bu hastalar tam kapalı bel fıtığı ameliyatı için uygun hastalardır. Ameliyat ciltte 0.5 cm’lik bir kesiden yapılır. İşlem lokal ya da genel anestezi ile yapılabilmektedir. Ameliyatta teknolojik alt yapının çok iyi olması gerekir, çünkü işlem kapalı yapıldığından radyolojik ve endoskopik görüntüleme sistemlerinin yüksek kalitede olması şarttır.

    Cilt kesisinden sonra radyolojik görüntüleme altında bir iğne ile diske ulaşılır, sonrasında disk, radyo-opak bir madde ve daha sonra problemli diski endoskopik çıkarımda belirleyecek bir başka boya ile boyanır. Bu teknik sayesinde diskin sadece fıtıklaşmış parçası tanınır ve çıkarılır. İşlemin uygulanacağı tüp ve kamera, omurgada var olan anatomik boşluklarda ilerletilir ve fıtıklı bölgeye hiçbir dokuya hasar vermeden ulaşılır. Hastalar ameliyathaneyi ağrısız bir şekilde terkeder, ertesi yürür ve taburcu olur. Ağır iş dışında işe dönüş süresi 3 haftadır. Tüm bel fıtığı hastalarının yüzde 60-70’inde uygulanabilen bu teknikte açık cerrahide endişelenilen kilolu hastada da rahatlıkla uygulanabilir.

    Tam kapalı bel fıtığı ameliyatında anatomik boşluklar kullanılarak hasarlı dokuya ulaşıldığından, çevre sağlıklı dokulara hasar verilmez.

    En az hasarla fıtığın çıkartılabilmesi, iş güç kaybının en aza indirilmesi, ameliyat sonrası hastanın ağrısının hızla azalması ve hızla günlük hayatına başlayabilmesi bu tekniğin önemli avantajlarıdır. Sonuç olarak tam kapalı bel fıtığı ameliyatı teknik olarak sağlıklı dokuların kesilmediği ve dolayısıyla buna bağlı olarak operasyon sonrasındaki beklentilerin çok daha iyi olduğu bir seçenektir.

  • Yaşam kalitesi

    Ülkemizin de 1948’den beri üye olduğu Dünya Sağlık Örgütü’nün 1980’li yıllardaki temel prensibi “yaşama yıllar katın” iken, yani amaç insan yaşamını mümkün olduğunca uzatmak iken; 2000’li yıllardaki bu hedef “yıllara yaşam katın” olarak değiştirilmiş, yani uzayan insan yaşamının kaliteli olmasını sağlamak ve yaşam kalitesi artırmak hedeflenmiştir. Gerçekten de, günümüzde bir çok insanın hedefi aynıdır: Sağlıklı bir yaşlılık.

    Bizim de beyin cerrahları olarak, yaptığımız ameliyat planlarında hastanın tedavi edilmesi kadar; ameliyattan sonraki yaşamlarını insan onuruna uygun ve aktif bir şekilde geçirebilmeleri de göz önüne alınmaktadır. Kimi zaman bir beyin tümörünün hepsini çıkarmak gibi iddialardan bu yüzden kaçınıyoruz, yani gerekirse hastayı tekrar tekrar ameliyat ederiz ama yeter ki yaşam tarzına önemli bir kötü etkide bulunmayalım. Yani “kaş yaparken göz çıkarmamak” gerekiyor.

    Spor Yapmalı mıyım?

    Spor, sağlık için şart. Bunu biliyoruz. Peki ama hangi spor ve nasıl spor yapmalı? Bu çok önemli bir soru! Eğer uzun bir spor geçmişiniz yoksa, bir yakınızın tavsiyesi ile veya kafanıza göre spora başlarsanız; yarardan çok zarar göreceğinizi bilin. Futbol, basketbol, tenis, voleybol gibi ağır sporlar; zaten belli bir yaştan sonra ancak elit sporculara göre işler. Aman ha çivi çiviyi söker diye kendinizi zorlamayın. En yararlı spor olduğu söylenen yüzme bile, eğer düzgün bir stille yüzemiyorsanız; yani düzgün bir yüzme eğitimi almadıysanız en azından boynunuza zarar verecektir. Ya da herhangi bir spor salonundaki, eğitiminin ne olduğu belirsiz bir spor koçunun sizi zarar görünceye kadar zorlayabileceğini hiç unutmayın.

    Eğer doktorunuz size egzersiz önerdi ise, bu egzersizleri başlangıçta mutlaka fizyoterapist eşliğinde öğrenin ve onların tavsiyelerinin dışına asla çıkmayın. Zararın neresinden dönülse kardır…

    Ergonomi Nedir?

    Rahat olun! Ama her yerde, her zaman! Yani demek istediğim o ki, otururken-yatarken- çalışırken bile. Peki bu mümkün mü? Evet, çünkü unutmayın; hayatın merkezinde siz varsınız, her şey size göre düzenlenmiş olmalı. Masanızın amacı sizin üstünde rahat çalışmanız, yoksa göze hoş görünmesi değil. Sandalyenizin amacı ise sizin üstünde rahat oturmanız, başka bir amacı yok. Yatağınız da öyle, arabanızın koltuğu da. Hepsi ergonomik olmalı, yani size tam uygun olmalı.

    Günümüzün, odağına insanı almış uygar toplumlarında böyle en azından. En rahat şekilde çalışabileceğiniz, dinlenebileceğiniz bir ortamın nasıl olması gerektiği zaten ergonomi bilimi tarafından belirlenmiş durumda. Size düşen ise, işvereninizden bu özelliklere sahip büro mobilyası istemek ya da evinize eşya satın alırken üreticinizden bu standartlara uygun ürünler temin etmesini istemek. Tüm iş kazalarının dörtte birinin bir şey taşırken olduğu biliniyor. Ağırlık kaldırırken ve taşırken olan kaza riskini; yükün ağırlığı, yatay ve dikey uzaklıkları, asimetri açısı, kaldırma frekansı, kavrama klasifikasyonu ve çevresel değişkenler belirliyor. İşyeri hekiminizden sizi bu konularda eğitmesini isteyin. Mesela gün içinde 2 saatten fazla ayaklara destek vermeden oturmak, beli bükerek veya eğerek çalışmak, diz çökerek çalışmak; veya sürekli eller ve kollar baş hizasının üzerindeçalışmak belinize kalıcı zarar verir. Şunu da sakın unutmayın, bel fıtığı sorunlarının üçte biri ve boyun fıtıklarının da hatırı sayılır bir çoğunluğu; aslında meslek hastalığı grubuna giriyor ve pek çok uygar ülkede artık işçi-işveren arası tazminat davalarının konusu oluyor.

  • Boyun fıtığı ameliyatı ve iş süreciniz

    Boyun fıtığı ameliyatı denilince hastalarımızın bir çok konuda kaygısı ve sorusu var. Bu arada en çok sorulan sorulardan biri de ”İşe ne zaman geri dönebileceğim?” sorusu. Bu konu hastada uygulanan ameliyat şekli, ameliyatta kaç mesafe fıtık ameliyatı yapıldığı, hastanın beden yapısı, yaşı, çalıştığı iş özellikleri (ofis içi ve dışı, beden ağırlıklı iş vb), ameliyatta titanyum plak kullanılıp kullanılmadığı gibi etkenlere bağlıdır. Bu yazımızda 45 yaşında, bay veya bayan, bir ofiste bilgisayarla masa başında çalışan, gününün tamamına yakınını ofis içinde geçiren, önemli başka bir sağlık sorunu olmayan, boy/kilo oranı uygun, tek mesafe boyun fıtığı sorunu olup cerrahi yapılma kararı alınmış bir hastayı tartışacağız.

    Ameliyat Öncesi Süreç

    Hastamızı muayene yapıp servikal (boyun) MR’ı ve boyun omurlarının basit röntgenini çektikten sonra cerrahi kararı veriyoruz. Bundan sonra hastamızı ameliyat tarihinden 1 gün önce çalıştığımız hastanenin dış hekimler sorumlusuna yönlendirip, ameliyat öncesi incelemelerini yapıyoruz. Sonrasında hastamızı anestezi uzmanı arkadaşımız değerlendiriyor. Bundan sonra hasta ertesi gün yani ameliyat günü gelmek üzere evine izinli gönderiliyor.

    Ameliyat Süreci

    Ertesi sabah hastaneye yatan hastamızı öğleden sonra ameliyata alıyoruz. Ameliyat seçenekleri hakkında bilgi için burayı tıklayarak ilgili linkteki yazıyı okuyabilirsiniz. Ameliyat hasta odasıdan ayrılış ve geliş olarak 2-2.5 saatlik bir süreci alıyor. Bu sürenin ameliyat öncesi 45 dakikası anestezi ve hastanın cerrahi pozisyonunun ayarlanması için, ameliyat bittikten sonraki 3o dakikası da hastanın anesteziden uyandırılması için kullanılıyor. Yani sadece cerrahi süreç 45 dakika ile 1 saat sürüyor, diyebiliriz.

    Ameliyat Sonrası Hastane Süreci

    Hasta odasına alındıktan 5-6 saat sonra yürütülüyor. İlk yumuşak gıda rejimini de 6 saat sonra almaya başlıyor. Gece çok büyük çoğunlukla sorunsuz geçer. Sadece bazen yutkunma güçlüğü, bazen de boğazda takılma hissi olabilir. Hastamız ertesi günü sabah kahvaltısını yapar ve tarafımdan pansumanı yapıldıktan sonra taburcu edilir.

    Ameliyat Sonrası Ev Süreci

    Evde 2-3 gün sürekli yatarak olmayan bir dinlenim dönemi öneriyoruz. 4. gün hastamız sokağa çıkabilir. İlk bir haftada da yumuşak gıda rejimi öneriyoruz (çorba, ekmek içi, makarna, patates püresi, muhallebi, vb).

    İşe Ne Zaman Döneceğim?

    İş yerinde ciddi izin veya rapor sınırlaması olan hastalarla karşılaşıyoruz. Bu hastalarımızın işe erken dönemde dönememeleri nedeniyle işten çıkarılma, pozisyon kaybetme gibi kaygıları oluyor. Sosyal güvenlik kurallarının ciddi işletildiği kurumlarda, bu sorunlarla karşılaşılmaması gerekirken; sayısı hiç de az da olmayan bir grup hastada bu sorun ciddi kaygı oluşturuyor. Bu nedenle işe erken dönemde dönmek isteyen boyun fıtığından ameliyat olmuş hastalara (eğer masabaşı işte çalışıyorlarsa) ben 10. günden sonra ilk önceleri ılımlı bir çalışma programına uymaları kaydıyla, izin veriyorum. Ancak hastamız eğer masa başı işte çalışmıyorsa, örneğin sürekli araç kullanan, inşaat işinde çalışan veya çok sık seyahat eden biriyse en azından 20 günden önce işe tam performanslı olarak başlamasını istemiyoruz.

    Sonuç olarak bakıldığında, boyun fıtığı ameliyatı çok önemli anatomik yapıların olduğu bir bölgede yapılıyor olsa da, cerrahide herşeyin olması gerektiği gibi gitmesiyle ameliyat sonrası süreci de çok rahat tolere edilen bir süreçtir.

    Tüm hastalarıma sosyal güvenlik ve iş nedeniyle endişe duymayacakları bir Türkiye ve sağlıklı bir yaşam diliyorum.

  • Boyun gerginliği oluşmaması için nelere dikkat etmeliyiz?

    Boynunuzda şiddetli ağrı omuzlara kadar yayılan şiddetli ağrınız var, boynunuzu sağa sola yada öne arkaya haraket ettirmekte güçlük çekiyorsunuz bu haraketlerle daha çok ağrınız oluyorsa işinizi yapmakta güçlük çekiyorsanız işiniz masa başında çalışmanızı gerektiren bir iş ise yada klimalı ortamlarda bulunma zorunluluğunuz varsa veya daha önce bir travma geçirmişseniz uzman bir doktora başvurmanız gereklidir.

    Ne gibi problemler olabilir?
    Belirtileri nelerdir?
    Teşhisi nasıl konur?
    Tedavisi nasıldır?
    Tedavi edilmezse ne gibi sorunlar oluşur?
    Boyun gerginliği oluşmaması için nelere dikkat etmeliyiz?

    Boyunda ne gibi problemler olabilir?

    Boyunda en sık rastlanılan problem boyundaki kasların aşırı gerilmesi ile oluşan aks düzleşmesidir. Normalde C harfi şeklinde olan boyun düz bir çizgi şeklini alır.

    Boyun gerginliğinin belirtileri nelerdir?

    Boyun düzleşince beyine giden dört damardan ikisi (vertebral arterler) gerilir ve beyine yeterince kan gidemez, kişide başağrısı, başdönmesi, bulantı, unutkanlık, tedavi edilmezse daha ileri safhalarda dengesizlik, konsantrasyon bozukluğu, ileri derecede alınganlık, isteksizlik oluşur.

    Boyun gerginliği teşhisi nasıl konur?

    Boyun gerginliği teşhisi için uygulanacak en iyi yöntemler fiziksel muayene ve MR filmi çekimidir. MR ile hastalığın ne derece ilerlediği de saptanır.

    Boyun gerginliğinin tedavisi nasıldır?

    Boyun gerginliği çok ilerlememiş, henüz başlangıç safhasında ise kas gevşetici ilaçlar, sıcak uygulama, gürültüsüz ve az ışıklı yerlerde istirahat ile önlenebilir. Fakat boyun gerginliği ilerlemiş, ağrılar kollara da yayılıyorsa tedaviye fizik tedavinin de eklenmesi gerekir. Eğer mevcut hastalığa eklenen ileri derecede bir boyun fıtığı da varsa cerrahi müdahale de gerekebilir.

    Boyun gerginliği tedavi edilmezse ne gibi sorunlar oluşur?

    Boyun gerginliği tedavi edilmezse başağrıları sıklaşır ve ağrı kesici ilaçlara cevap vermez hale gelir, kişide mutsuzluk hali depresyona dönüşür. Sürekli boyun gerginliği boyun fıtıklarına zemin sağlar, kollarda uyuşukluk, güçsüzlük oluşur. Dengesizlik ve yürüme güçlükleri, ince beceri gereken hareketlerin yapılamaması gibi sorunlar ortaya çıkar.

    Boyun gerginliği oluşmaması için nelere dikkat etmeliyiz?

    Boyun gerginliği oluşmaması için öncelikle stres ve üzüntülerden uzak durmalıyız. İşimizdeki, aile hayatımızdaki gerginlikler ilk olarak boynumuza akseder. Mutsuz olduğumuz işlerden ayrılıp severek yapacağımız işleri seçmeli, mutsuz beraberliklerde ısrarcı olmamalıyız. Tüm zamanımızı yoğun iş temposu içinde geçirmemeli, hobilerimize, zevkle yaptığımız faaliyetlere de zaman ayırmalıyız. Ayrıca ağır kaldırmak, tek kolla yük taşımak, yukarıya uzanmak, uzun süre hareketsiz kalmak, ıslak saçla dışarı çıkmak, vantilatör, klima önünde, hava cereyanı olan yerlerde durmak çok sakıncalıdır.

    Ağrılarımız geçtikten sonra boyun kaslarımızı güçlendirici hareketler yapılması boyun gerginliği oluşması riskini azaltacaktır.

  • Bel fıtığı ameliyatı sonrası merak ettikleriniz

    •Ameliyatınız sabah olduysa saat 15:00'da, saat 17:00'dan sonra olduysa gece 22:00'da sizi ayağa kaldıracağım. Sonrasında durumunuza göre 1 veya 2 gün hastanede kalacaksınız.

    •Taburcu olduktan sonra evinize araç içinde oturarak gitmenizde sakınca yoktur. Olanaklı ise ön koltukta ve koltuk arkasını 110 dereceye getirecek şekilde seyahat etmek ağrı olasılığını en aza indirecektir.

    •İlk 2 haftalık sürede merdiven çıkmanız gerekli ise basamakları birer birer, her basamakta bir ayağınızın yanına diğerini getirerek çıkınız.

    •Oturarak yemeğinizi yiyebilirsiniz. Yemek yemek için oturduğunuzda sırt desteğinizin olmasına ve olanaklı ise sandalyede oturarak yemek yemeye özen gösteriniz.

    •Oturuş ve kalkışlarda size öğretildiği şekilde davranmaya özen gösteriniz.

    •İlk günler belinizde bazen ağrı, yanma hissi ve batma gibi yakınmalar olabilir. Bu nedenle endişelenmeyiniz. Bu durumda yatağınızda yatarak dinlenme yolunu seçiniz.

    •Yatağınızın bel sağlığı için uygun bir yatak olmasına dikkat ediniz. Bundan sonraki yaşamınızda koltuk, kanepe gibi yerlerde yatmayınız.

    •Yataktan kalkarken önce tam yan dönünüz, daha sonra ellerinizle yandan destek alarak oturur pozisyona geçiniz ve öyle kalkınız.

    •Ameliyat sonrası size verilen randevu gününde kontrole geliniz. Banyo yapmak için gerekli bilgiyi size bu kontrolde vereceğim.

    •Size taburcu olurken tarafımdan verilen ilaçlar bitince eğer aksi söylenmemişse tekrar aynı ilaçları almanıza gerek yoktur.,

    •Tuvalet için kesinlikle alafranga tuvalet kullanılmalıdır.

    •Ayakkabınızı oturarak giymeye özen gösteriniz. Çok yüksek topuklu veya topuksuz ayakkabılar giymeyiniz. Orta yükseklikte olan ayakkabılar daha uygun olacaktır.

    •Yüksekten bir şey alırken uygun bir yüksekliğe çıkarak almaya çalışınız.

    •Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi düşüyormuş gibi bırakmayınız. Yavaş ve kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçiniz. Kalkarken dizlerinizden veya koltuk kenarlarındaki kolçaklardan destek alınız.

    •10. günden itibaren dışarı çıkarak yürüyüşlere başlayınız (önce kısa mesafeler (10-15 dk), 30. günden sonra daha uzun mesafeler (20-30 dk)).

    •Masa başı iş yapıyorsanız 1 ay sonra işinize başlayabilirsiniz. Daha ağır iş koşullarında çalışanlar 45 gün sonra işlerine dönebilirler.

    •İlk 45 gün ağırlık taşımamaya, sonrasında ise her iki elinizde toplam 5 kg.dan fazla ağırlık taşımamaya özen gösteriniz. Ağırlık kaldırırken çömelerek ve ağırlığı olabildiğince bedeninize yakın olarak kaldırınız.

    •Kilo almamaya, fazla kilonuz varsa vermeye çalışınız. Bunun için diyet bölümünden profesyonel destek almanız uygun olacaktır.

    •Ameliyat sonrası bedensel temas sporlarından kaçınınız. Yürüyüş ve olanaklı ise yüzme gibi sporları tercih ediniz.

    • Ameliyat sonrası ilk 1 ay araba kullanmayınız. Sonrasında şehir içi kısa mesafelerde kullanabilirsiniz. Aracı siz kullanıyorsanız uzun mesafe yolculuklar 45.günden sonra yapılabilir. Ancak her 1.5 saatte bir durarak 10 dk ara verip, kısa yürüyüş yapınız.

    •Kısa mesafeli uçak yolculuklarını ilk 10 gün sonrası yapabilirsiniz. Daha uzun olan yolculuklar (okyanus aşırı) ilk 45 gün sonrasında yapılmalı ve uçakta her saat başı kalkarak dolaşılmalıdır.

    •Masa başı işte çalışanlar bel destekli ortopedik özelliği olan sandalye kullanmalı ve her saat başı 5 dk kalkıp dolaşarak, sonrasında tekrar oturmalıdır.

    •Size verilen bel egzersizlerine 60.günden sonra başlamalısınız. Başlangıçta hareketlerinizde ağrı olabilir. Fakat zaman içinde hareketleriniz ağrısız hale gelecektir. Egzersiz broşürü Türk Nöroşirurji Derneği'nce hazırlanmıştır.

    •Ameliyatınızla ilgili her türlü sorununuzda beni arayabilirsiniz.

    Sağlıklı günlerde görüşmek dileğiyle…

  • Narkozsuz, kansız bel fıtığı ameliyatı. Dikkat, kandırılmayalım!

    İnsanların %80 i hayatının bir döneminde bel ağrısı çeker ve bel ağrısı tüm dünyada en çok iş kaybına yol açan nedenlerin başında gelir.Bu kadar yüksek oranda görülen bu hastalıktada tedavi ve teşhis imkanları gün geçtikçe modern yöntemlerle artmakta ve insanlar rahatlıkla işine dönmesi,iş kaybı olmaması,ağrılarından kurtulması için daha basit,komplikasyonsuz,hastada riski az tedaviler geliştirilmiştir.

    Artık basit bel fıtıklarında eski açık yöntemler geride kalmıştır.Günümüz modern tedavisinde bir çok bel fıtığı lazerle tedavi edilebilmekte hastalar 10 dk lık bu işlemin ardından hemen kalkıp gezebilmekte,ağrılarından kurtulmakta,normal hayatına ve aktivitesine hemen dönebilmektedir.

    Lazer tedavisi nasıl yapılır

    Hasta eğer bu tedaviye uygunsa ameliyathanede steril şartlarda ama uyumadan lokal anestezi ile yapılır.özel iğnesiyle taşan ve baskı yapan disk mesafesine girildikten sonra lazer cihazının özel probu sokulur,ve hastayla sohbet edilerek 10 dk lık buharlaştırma işleminden sonra işleme son verilir ve hasta ayakta servise alınır,1 saat sonrada taburcu olup normal günlük aktivitesine döner.

    Bütün hastalara lazer yapılırmı?

    Lazer için belli kriterler vardır.her hastaya uygun değildir,onun için dikkatli olmak lazım,eğer bel fıtığı varsa ve bu fıtık MRG de omurilik içine tamamen patlamamışsa,hasta ayaktayken yada otururken bel ve bacak ağrısı var ama muayenede ayakta güç kaybı yada idrar,büyük abdest kaçırma yoksa ,hastaya ilaç tedavisi denenmiş ama sonuç alınamamışsa,bu kriterlere uyan her hastaya yapılabilir,

    Kaç türlü lazer tedavisi vardır?

    Üç türlü yapılabilir

    1-IDET(İntradiskal elektrokoagüloterapi)

    2-nukleoplasti

    3-nükleotomi

    Birbirinden ne farkı vardır?

    IDET le nukleıpolasti birbirine benzer sadece kullanılan lazer cihazının ısı farklılığı vardır,nukleotomide içerdeki fıtık materyali lazerden sonra aspiratörle çekilerek boşaltılır

    Boyun fıtıklarındada uygulanabilirmi

    Elbette aynı şekilde kriterler bel fıtığında neyse boyun fıtığındada aynı şekilde uygulanabilmektedir.

    UNUTMAYIN Kİ MODERN YÖNTEMLERLE BEL FITIĞI TEDAVİSİ ARTIK ÇOK KOLAY,BIÇAKSIZ ,KANSIZ,NARKOZSUZ YAPILABİLMEKTEDİR.

  • Bel ve boyun fıtıklarında yeni yöntem ile ameliyatsız çözüm

    Diskolizis (Ozon Diskektomi)

    Bel ağrısı, kollara yada bacaklara vuran fıtık ağrılarında yeni bir yöntem olan ” ozon mikrodiskektomi” diğer isimleri ile ” diskolizis” yada ” ozon nükleolizis” uygulamasıdır. Ozonun fıtık dokusu içersine verilerek fıtığın büzüştürülmesi, sinirlere yaptığı baskının kaldırılması ve ağrının yok edilmesi işlemidir. Ozon mikrodiskektomi denmesi, cerrahi mikrodiskektomi ile benzer klinik sonuçların elde edilmesi nedeni ile bu terim kullanılmaktadır. Kısaca Açık cerrahi ameliyatı kadar etkili bir tedavi yöntemi olduğu literatürde belirtilmektedir.

    Diskoliz işlemi ameliyatsız, narkozsuz, kansız kısa sürede gerçekleştirilebilen etkili bir yöntemdir. Klinik olarak bel ağrısı , bacak yada kollara yayılan ağrılarla birlikte MR görüntüsünde Fıtık tesbit edilen hastalar ilaç tedavisine yada fizik tedavi uygulamalarına yanıt vermiyor ağrılar devam ediyorsa bu yöntem idealdir denilebilir.

    Bel ve boyun fıtıklarında diğer uygulanan yöntemlere göre daha büyük avantajlara sahiptir. Doğal bir tedavi olduğu için vucuda asla zarar vermez, yan etkileri hemen hemen yoktur. Diğer yöntemlere üstünlüğü kısa sürmesi, ucuz olması, hastanın o saat hastaneden yürüyerek ayrılabilmesi, iş kaybına neden olmaması, ve işlemin mekanik hiçbir zararının olmamasıdır.

    Diğer uygulamalarda örneğin narkoz altında açık cerrahi yapılıyorsa gereğinden fazla doku o sahadan alınmakta bu durum disk mesafesinde azalma ve diskin dejenerasyonuna yol açabilmektedir. Nüks ve yapışıklık olayları her zaman potansiyel bir komplikasyon olup tedavisi güç sorunları beraberinde taşır.

    Bugüne kadar binlerce hastaya uygulanan bu yöntem ile bel ve boyun fıtığından yakınan hastalar şikayetlerinden kurtulmuşlardır.

    İşlem hareketli görüntüleme Cihazları eşliğinde yapılmakta yaklaşık beş-on dakika kadar sürmektedir. Girişim sırasında hasta uyanık olmakta ve işlemden sonra evine gidebilmektedir. Uygulamalarda, deneyimli ellerde hastanın zarar görme riski yoktur.

  • Migren hastaları işte size akupunktur!

    Hayat hızla akarken ve yapılacak onlarca iş varken birden kendinizi yaşadığınız migren atağı ile sessiz ve karanlık bir ortama kapatmış, acı çekerken bulursunuz. O güne ait bütün planlarınız iptal olmuştur. İş arkadaşlarınıza ve patronunuza işe yine gelemeyeceğinizi nasıl söyleyeceğinizi düşünürsünüz. Bu artık o kadar sık olmaya başlamıştır ki her an işinizi kaybetme riskiniz vardır. Evde yapmanız gereken bir sürü sorumluluğunuz vardır ve bunları da bugün yapamayacağınızı bilirsiniz.

    Eşinize yine başınızın ağrıdığını söylemek bile istemezsiniz. Ama o an bunların hiçbirinin önemi yoktur. Tek istediğiniz ağrının bir an önce geçmesidir ama bu o kadar da kolay olmayacaktır. Saatlerce acı çekerek beklemeniz ve artık geçmesi için tanrıya yalvarmanız gerekmektedir. Bulantı ve ardından kusma sizi yataktan zorla çıkartıp banyo ile yatak arasında mekik dokumanıza neden olmaktadır. Çok sevdiğiniz çocuğunuzun sesini duymak bile size bir işkence gibi gelecektir. Ailenizden aldığınız migren mirası için üzülüp çocuklarınıza bu genetik mirası aktarmamış olmak için dua edersiniz. Artık ağrı kesici ilaçlar leblebi gibi kullanmaktasınızdır. Her türlü tetkiki yaptırıp her migren ilacını kullanmış ama hiçbir ilerleme kaydedememiş olabilirsiniz. Muhtemelen Akupunkturla da daha tanışmamış olabilirsiniz.

    Migren tedavisinde akupunktur ilk seanstan itibaren migrene neden olan ağrı oluşumunu düzenler ve hastaların hayat kaliteleri artar. Ağrı oluşma sıklığı ve ağrının şiddeti azalır. Ağrı olsa bile ya kendiliğinden geçer ya da ilaçlara hızlı yanıt verir. Kimi hastada baş ağrısının tarih olduğu da görülür. Migren hastaları biz akupunktur hekimlerine en çok dua eden hasta grubudur.