Etiket: İnternet

  • İnternetten sağlık

    Sevgili okurlarım, bir hekim olarak sizleri her hafta olmasada mümkün olduğunca sık deri hastalıkları ve sağlığı açısından makalelerimle bilgilendirmeye çalışıyorum. Ancak iş, hastalık olunca biraz ciddi bir durum halini alıyor. Bu nedenle de benim yazarlık kariyerim, bu gazetedeki arkadaşlarımı takip ettiğimde anlıyorum ki biraz sekteye uğruyor. Biraz da ben kendimi hastalıkları düşününce tıkanmış hissediyorum, genel mi ayrıntılı mı anlatmam gerekli bazen bilemiyorum. Bu nedenle bugünden sonrası yazılarımda güncel hayatımızda daha çok yer alan deri ile ilgili problemleri sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Facebook sayfamda takipçilerimle güncel hayatta merak ettikleri, uzmanlığımla ilgili sorunları bana iletmelerini istedim. Bu konuda sanıyorum ki daha faydalı bir işe imza atabiliriz.

    Biliyorsunuz sağlıkla ilgili internet üzerinde birçok site mevcut. Birçoğumuz artık interneti hayatımız içersinde rahatlıkla kullanıyor, istediğimiz bilgiye ulaşıyoruz. Ancak bu bilgilerin çoğu yeterli olmadığı gibi filtrelenmişte olmuyor. O yüzden halkımız bize internet üzerinden birebir ulaşarak, kendi kişisel sorunlarını çözümlemeye çalışıyorlar. Özellikle Deri ve Zührevi hastalıklar alanında uzman olan meslektaşlarımın da benimle aynı durumda olduğunu yakinen biliyorum.

    Biz hekimler hastalıklar hakkında yazı yazmaya bu kadar zorlanırken, hasta diyaloglarını tabi ki Hipokrat yemini çerçevesinde ‘’Anılarımız ‘’ adlı bir kitapta toplasak eminim bir ansiklopedi çıkarabiliriz. Ben bugün bu diyaloglardan çok, bu sorularda ki yanlış bakış açılarından size bahsetmek istiyorum.

    Örneğin bazı hastalar internet ortamından sorarlar; hocam bitkisel bir krem kullandım, her derde deva oluyor yazmış internette, satın aldım. Ama yüzümde kızarıklık ve leke yaptı. Ne yapmalıyım ? Aman doktorum yetiş !

    Öncelikle yüzünüze tedavi amaçlı uygulanacak herhangi bir ürünü, uzman hekiminizin deri tipinizi ve sorununuzu belirlemeden ASLA kullanmayınız. Ayrıca tedavi amaçlı kullanılan ürünlerin, gündüz mü akşam mı kullanılacağı, güneş hassasiyeti yapıp yapmadığı, hengi mevsim kullanılacağı çok önemlidir.Ha bu arada fikrimce her derde deva olan bir ilaç icadı olsaydı inanın böylesine ARGE çalışmaları yapan firmalar bundan mutlak haberdar olurdu.

    Bilgiyi çok bilen mi az bilen mi korkaktır diye sorsanız tabi ki çok bilen derdim. Ne yazık ki Türkiye’de kontrolsüz satış psikolojileri artık halkımıza zarar vermeye başladı ve yetkililere de buradan küçük bir mesaj vermiş olalım. Denetimsiz hak, başkalarının haklarını ne yazık ki hunharca sömürüyor.

    Sık sorulan sorulardan biride genç yaş grubundan geliyor. Aknelerim, izlerim diyen birçok genç, yüzünü su bazlı ürünlerle sabah akşam yıkamayı ne yazık ki hiç bilmiyor. Belki yazılarımda defaiyetle bundan bahsedebilirim. Akne problemi de olan genç yaş ergende deri için en önemli olan deri temizliğidir. Onların ize dönüşmemesi için, izlerin daha çabuk gerilemesi için, derinin yağlanmaması için , yine uygun ürünlerle nemlendirme 2. önemli olandır. 3. Basamak uygun ürünlerle güneşten korunmadır. Bu arada güneş koruyucu satan dermato-kozmetik eczane yada kozmetik ürün satan mağazalardaki çalışan aradaşlara küçük bir mesaj vermek istiyorum. Lütfen hastaların deri tipine ve sorununa uygun ürünleri veriniz. Bu bilgi ve birikiminiz yoksa lütfen bir bilene danışınız.

    Bir hasta yine internet ortamından sorar. Hocam, şüpheli bir birlikteliğim oldu. Ben AIDS olmuş olabilirmiyim hocam?, bir diğeri uzman hekime başvurmuştur ve birçok tetkik ve takip tetkikleri de yapılmıştır ama hala sorar, Hocam tahlillerim negatif ama benim sonra AIDS olma ihtimalim var mı ? Tabiki bu tür soruların internet üzerinden gelmesi, insanların bu konuda ne kadar çekingen, olduğunun göstergesidir. Ancak meslektaşlarımın da hemfikir olduğu bir konu şüpheli cinsel ilişki yaşayan insanların da sayısı ne yazık ki Türkiye’de az değil.

    Öncelikle şöyle bir konuyu aydınlığa kavuşturmamız gereklidir. Cinsel ilişki kavramının başında ŞÜPHELİ fikri varsa lütfen kendiniz için KORUNMACI olunuz. Bunun yöntemleri zaten çok net bilinmektedir. Bunun yanında şüpheli bir ilişki sonrası cinsel yolla sadece AIDS değil birçok hastalığın bulaşabileceğini aklınızdan çıkarmayın. HIV pozitifliği sonrası AIDS hastalığı klinik bulguları bir süreci gerektirir. Ancak siz Sifiliz yani frengi olduğunuzda yada diğer bakteriyel enfeksiyonlar bulaştığında hemen şikayetleriniz başlar. Eğer birde başka bir partneriniz varsa, ona da bulaşacağını asla unutmayın. Kadınlara bulaşan genital siğil tipleri bugün kanser nedenleri arasındadır. Hamile bir annenin taşıdığı bir hastalık ne yazık ki sakat bir bebek yada düşüklerle karşımıza çıkabilir. Sonuç olarak Şüpheli kelimesinin,sadece sizi değil , sevdiklerinizi de ilgilendirdiğini LÜTFEN UNUTMAYINIZ !!!

    Bugün sizlerle, sizleri daha çok ilgilendiren konularda spot bilgilerle, bir miktar da yazarlık yeteneğimi de kullanarak bilgiler vermeye çalıştım. Açıkçası benim içinde zorlanmadan, akıp giden bir yazı oldu. Faydalı olmuştur dileğiyle, efendim sağlıcakla kalınız.

  • Depresyon

    Depresyon

    Geçmiş yıllardaki depresyon vakalarının istatistiksel verilerine bir göz atarsanız tedirgin edici bir artışın olduğunu fark edersiniz. Depresyon vakaları 2005’ten bu yana artış göstermekte; hem de her geçen yıl katlanarak. Bu şekilde devam ederse dünyadaki her insanın hayatında en az bir kez depresyon ya da anksiyete bozukluğu yaşayacağı öngörülebilir. Bu hiç de iyi bir haber değil. Bu artışın sebebi ile ilgili olarak birçok kuram öne sürülmesine rağmen uzmanlar arasında fikir ayrılıkları devam etmekte. Hatta bazı otoriteler bu sonuçların günümüzde depresyonun daha kolay tespit edilebilmesinden kaynaklı olduğunu ve önceden bu rahatsızlığın tespiti daha zorken sayının da buna bağlı olarak daha az göründüğünü savunmaktalar. Bazı otoriteler ise kültürel değişimin eseri olduğu konusunda uzlaşmakta. Peki, neler oluyor? Gerçekte bu artışın sebebi nedir?

    İnternet
    İnternet kullanımının yaygınlaşması hayatımızı kolaylaştırmasının yanı sıra ne yazık ki insanlarda aynı zamanda birçok psikolojik probleme de gebe oldu. İnternet bağımlılık yapar. İnternette yapılan mesajlaşmalar ve oynanan oyunlar esnasında elde edilen ödüllendirilme hissi beyinde dopamin dediğimiz mutluluk hormonunun salgılanmasına sebep olur. Dopamin salgılatan çoğu madde (sigara, alkol, çikolata vb.) ya da aktivite genellikle bağımlılık yapar. Dolayısıyla kimyası değişen beynin depresyona yakalanma riski de artmış olur. İnternet ayrıca kendimize vakit ayırmamıza ve dinlenmemize de engel olur. Birçoğumuz işten eve geldiğimizde rahatlamak ve dinlenmek yerine genellikle bilgisayarımıza ya da telefonumuza yöneliriz. Gün içerisinde yorulan beyin duygu ve düşüncelerini organize etmek ya da gün içerisinde yaşanan olayları sentezlemek adına dinlenmeye ihtiyaç duyar. Beynimize bunu yapmasına izin vermediğimiz takdirde ise depresyona davetiye çıkarmış oluruz. İnternetin bir diğer olumsuz tarafı ise bize standardize edilmiş bir mükemmellik olgusu aşılamasıdır. Sosyal medyada gördüğümüz yüksek hayat standartlarına sahip insanların paylaşımları kendi hayat kalitemizi sorgulamamıza sebep olur. Bu da dolaylı ya da direkt olarak memnuniyetsizlik duyguları yaşamamıza sebep olur. Bu durum da beraberinde depresyonu getirebilmektedir.

    Kentselleşme Ve Yaşam Biçimi
    Temiz hava ve dışarıda geçirilen zamanın akıl sağlığımıza olan olumlu etkileri tartışılmaz. Kentselleşmenin bir olumsuz tarafı da insanların doğa ile temasını koparmasıdır. Bu durum insanların rahatlamalarına ve daha sağlıklı bir şekilde yaşamalarına engel olup depresyona yakalanma riskini arttırmaktadır. Kentselleşme beraberinde yalnızlığı ve yabancılaşmayı da getirmektedir. İnsanlar birlerinden uzaklaşmakta bu durum sıkıntılara sebep olmaktadır. Stres de yine kentselleşmenin bir başka olumsuz sonucudur. Trafik, yüksek suç oranları, gürültü ve hayatın koşuşturması gibi etkenler de depresyonun artışına katkıda bulunmaktadır. Her ne kadar günümüz çok yoğun gibi görünse de birçoğumuz masa başı işlerde çalışmakta ya da türlü sebeplerle yeterince hareket etmemekteyiz. Bunun üstüne bir de hazır ve genetiği değiştirilmiş gıdalar ile yapılan sağlıksız beslenme alışkanlıklarını eklersek kalp ve beyin sağlığımız ciddi anlamda zarar görür. Kalp sağlığımız etkilendiğinde beynin ihtiyacı olan oksijen yeterince pompalanmaz. Sağlıksız beslenme aynı zamanda beynin ihtiyacı olan vitamin ve minerallerin yoksunluğuna sebep olur. Tüm bu faktörler beynimizin kimyasını bozarak bizi depresyona açık hale getirir.

    Olumlu Sonuç
    Gidişat çok olumsuz gibi görünse de olumlu olan bir şey var. Uzmanlar her geçen gün depresyonun tanı, teşhis ve tedavisine yönelik birçok yöntem geliştirmektedir. Ayrıca artık günümüzde depresyonun tedavisine yönelik çalışan birçok uzman psikolog ve psikiyatrist bulunmaktadır. Dolayısıyla akıl sağlığımızı korumak ve düzeltmek adına hizmet almamız oldukça kolay hale gelmiştir. Kişiler depresyona sebep olan faktörlerin neler olduğu konusunda bilinçlendikçe hayat şartlarını bu faktörlere göre yönlendirip depresyona yakalanma risklerini düşürmektedirler. 

  • İnternet Bağımlılığı

    İnternet Bağımlılığı

    Teknolojinin gelişmesi, kablosuz ağ bağlantısının yaygınlaşması ve bilgisayarların taşınabilir hale gelmesi interneti her an her yere yanımızda götürmemize olanak sağlamış durumda. Evde, sokakta, işyerinde ve okulda bilgisayar, tablet ve telefon kullanarak internete kolaylıkla erişebiliyoruz. Gün içinde her an ‘online’ durumdayız.

    İnternet kolay ulaşılabilir bir eğlence aracıdır. İnternette keyif verici farklı aktiviteler yapabiliriz. Film izleyebilir, gazete okuyabilir, oyun oynayabilir, sosyal iletişim sitelerinden sevdiklerimizle görüşebiliriz. Bu aktiviteleri ne zaman istersek yapabilir, sıkıldığımızda ara verebilir, geri döndüğümüzde kaldığımız yerden devam edebiliriz. Hem seçeneğimiz bol, hem de kontrol bizde. İnternet sadece mutluluk değil aynı zamanda da bilgi deposudur. Merak ettiğimiz her sorunun cevabını internette bulabiliriz. Bilimsel makalelere ulaşabilir, uzman yorumlarına erişebilir, araştırma ve ödev yapabiliriz. Bilginin yanı sıra dünyanın her yerine de kolaylıkla ulaşabiliriz. Tanıdığımız, tanımadığımız herkesle iletişim kurabiliriz. Sosyal iletişim siteleri üzerinden hem uzakta hem yakında olan sevdiklerimizle bağlantıda kalabiliriz. İş ilişkilerimizi sürdürebiliriz. Ortak ilgi alanlarına sahip olduğumuz kişilerle tanışabiliriz. Bir gruba ait olma ihtiyacımızı karşılayabiliriz.

    İnternet sunduğu tüm bu olanaklar sebebiyle hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Ancak doğru kullanılmadığında hayatımızı zorlaştıran bir faktöre de dönüşebilir. Problemli internet kullanımı olarak da tanımlanan internet bağımlılığı son yıllarda gittikçe artmaktadır. Ülkemizde ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde internet bağımlılığı poliklinikleri açılmaya başlamıştır. Peki internet kullanımında hangi noktada sınırı aşıyoruz? İnternet bağımlılığı nedir?

    İnternet bağımlılığı, bilinenin aksine internette geçirilen süreye bağlı değildir. İş sebebiyle uzun saatler internette bulunması gereken çalışanlar vardır. Ödev yapmak için saatlerce internette araştırma yapan öğrenciler vardır. Bu bireylere başka hiçbir faktöre bakmadan internet bağımlısı diyemeyiz. İnternet bağımlılığının belirleyicisi, akademik, mesleki ve sosyal işlevselliğin bozulmasıdır. Problemli internet kullanımı nedeniyle akademik başarı düşerse, mesleki performans azalırsa ve sosyal ilişkilerde kopma gerçekleşirse internet bağımlılığından söz edebiliriz. Gerçek yaşamdan kopup sanal dünyada yaşamaya başlandığında ise tehlike sinyalleri çalıyor demektir.

    İnternet bağımlılığı kriterleri nelerdir?

    Akademik, mesleki ve sosyal işlevselliğin bozulması

    İnternet kullanımının gittikçe artması

    İnternete bağlı değilken internette yapılan aktivitelerin hayalinin kurulması

    İnternette planlanandan fazla zaman geçirilmesi

    İnternet dışı uğraşlara ilginin azalması

    İnternet kullanımını kontrol etmede başarısız girişimler

    İnternetten uzak kalındığında öfke, gerginlik, mutsuzluk hissetme

    İnternet bağımlılığını önlemek için internetten kaçınmak yerine interneti kontrollü kullanmayı öğrenmelisiniz. Sosyal ilişkilerinizi geliştirmeli, internet dışı aktivitelerinizi çeşitlendirmelisiniz. İşiniz olmadığı zamanlarda bilgisayarınızı ve tabletinizi kapatmalısınız. Çocuklarınızın problemli internet kullanımını önlemek için de katı sınırlar koymak yerine destekleyici denetleme yöntemlerini kullanmalı, aile içi ilişkilerinizi geliştirmeli ve çocuklarınızı sosyal aktivitelere yönlendirmelisiniz. Depresyon, Sosyal Fobi, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Alkol ve Madde Bağımlılığı gibi birçok psikiyatrik bozuklukla ilişkili olan internet bağımlılığını tedavi etmek için ise bir uzmandan destek almalısınız.

    İnterneti kullanın, ancak hayatınızı ele geçirmesine izin vermeyin!

  • Çağımızın Sorunu Olarak Siber Bağımlılıklar ve Siber Suçlar

    Çağımızın Sorunu Olarak Siber Bağımlılıklar ve Siber Suçlar

    İnternet, bireylerin her türlü bilgiye kolaylıkla ulaşmasını sağlayan ve mesafe tanımaksızın diğer bireylerle hızlı şekilde iletişime geçmelerini olanaklı kılan bir iletişim ve bilgi paylaşım aracı haline gelmiştir. İnternetin hızla gelişmesi insan yaşamını birçok yönden kolaylaştırmakla birlikte, erişimin kolay ve yaygın hale gelmesi, internet kullanım süresinin artması internet ile ilgili olumsuzlukları da gündeme getirmeye başlamıştır. Bireylerin bir kısmı gereksinmeleri doğrultusunda internet kullanımını sınırlarken, bir kısım kullanıcının bu sınırlamayı yapamadığı, iş, sosyal ve akademik hayatlarında bu sınır getirilemeyen kullanım nedeniyle kayıplarla karşılaştıkları gözlenmeye başlanmıştır. İnternet kullanımı kişilerin ilgi duydukları alanlarda araştırma yapmalarına hatta sosyal ilişkilerini geliştirmelerine olanak sağlamaktadır. Ancak, internet kullanım süresinin artması internet bağımlılığı problemini ortaya çıkarmıştır. İnternet bağımlılığı, internet kullanımına sınırlama getirememe, sosyal veya akademik zararlarına rağmen kullanıma devam etme ve internete ulaşımın kısıtlandığı durumlarda anksiyete duyma gibi belirtilerle kendini göstermektedir. Bunların yanı sıra düzenlenen çalışmalarda, internet kullanım süresinin artması ile birlikte siber zorbalık ve siber mağduriyet yaşama durumlarının arttığı gözlemlenmektedir.

    Bireylerin teknolojiyi kullanarak birbirlerine zarar verici davranışlarda bulunmasına sanal zorbalık denilmektedir. Sanal zorbalık, bir birey veya grubun bilgi ve iletişim teknolojilerini diğer bireylere zarar vermek amacıyla kötü niyetle ve tekrarlayan biçimde kullanması olarak tanımlanmaktadır. Siber zorbalık davranışlarının, SMS yoluyla, cep telefonu kamerası aracılığıyla video ve resim çekilerek, cep telefonuyla diğer bireyleri rahatsız ederek, sohbet odalarında, e-posta yoluyla, anlık mesajlaşma sırasında veya web siteleri aracılığıyla meydana geldiği görülmektedir. Sanal zorbalığın dünya çapında bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmasıyla birlikte ve bireyler arasındaki iletişim süreçlerinde yaşanan olumsuzluklara paralelel olarak yaygınlaştığı bilinmektedir. Farklı ülkelerde yapılan bazı çalışmalar incelendiğinde sanal zorbalık olaylarının okullarda önemli bir sorun olduğu görülmektedir.

    Siber zorbalık kurbanları şu belirtileri gösterebilir; aniden bilgisayar kullanmayı bırakmak, bilgisayar ekranında e-mail veya anlık mesaj çıktığında kaygılı
    görünmek, bilgisayar kullandıktan sonra öfkeli veya depresif görünmek, okula gitmede veya genel olarak dışarı çıkmada rahatsız görünmek, bilgisayarda
    ne yaptığıyla ilgili konuşmaktan kaçınmak, önceden olmadığı kadar arkadaş
    ve aileden kendini çekmek. Siber zorbalık saldırganlığının belirtileri ise; birisi
    yaklaştığında bilgisayar veya programı kapatmak, gece boyunca bilgisayar kullanmak, bilgisayar kullanamadığında anormal derecede sinirli olmak, bilgisayar
    kullanırken aşırı derecede gülmek, bilgisayarda ne yaptığıyla ilgili konuşmaktan kaçınmak, birden fazla online hesabı olmak veya onun olmayan hesapları
    kullanması olarak sayılabilir.

    İnternet bağımlılığının ve siber zorbalığın önlenmesi konusunda bağımlı bireye, bireyin ailesine ve topluma birtakım görev ve sorumluluklar düşmektedir. Özellikle bireyin bağımlı olduktan sonraki tedavi sürecindense, bağımlı olmadan bu durumun önlenmesi daha önemlidir. Toplumun bireylere sağladığı internet erişimindeki kolaylık ve ucuzluklar bireylerin internete yönelimini daha fazla arttırmaktadır. Bu yüzden aile, okul, internet kafe gibi bireyin internete eriştiği yerlerde kullanım miktarı ve kullanım amacı konusunda kontroller sağlanmalıdır. Bireyin sosyal çevresinde spor yapma ve kültürel etkinliklere katılabilme gibi olanakların sağlanması, bireyin internette çok fazla zaman geçirmesini engelleyebilecektir. Bireyin ailesinden duygusal destek alamaması ve bireyin çevresindeki sosyal etkinliklerin yetersiz olması durumunda, bağımlılığın önlenmesi daha güç olabilecektir. Bireyin internette geçireceği zamana alternatif olanaklar sunulmalı ve özellikle ailesi tarafından yeterli duygusal destek verilmelidir.

    Ayrıca siber zorbalık davranışı gösteren ergenler, içinde bulundukları yaşam dönemi özellikleri içinde ele alındığında, (Ericson’un da psikososyal gelişim dönemlerinde olduğu gibi); bunların kendilerini ispat etme, bağımsızlıklarını ortaya koyma ve güç gösterisi gibi davranışlarda bulunarak kimlik oluşumu döneminde oldukları bilinmektedir. Ebeveynler ve okullar bu dönemin özelliği doğrultusunda ergenlerin kendilerini daha sağlıklı ispat edebilecekleri olanaklar sağlama, gerçek hayatta başarı duygusunu yaşayabilecekleri ortamlar oluşturma gibi çalışmalara önem vermelidirler. 

    Konuyla ilgili yapılan tüm araştırmalar, ailenin ve okulun sanal zorbalığın ve internet bağımlılığının önlenmesinde önemli bir yeri olduğu konusunda fikir birliği içindedir. Aile içerisinde ebeveynler öncelikle çocukların internet kullanım alışkanlıklarını gözlemleyebilir. Örneğin, sanal ortamda yaptıklarını gizleme, gece geç saatlere kadar internet başında zaman geçirme, internet kullanımının ardından sinirli veya üzgün olma, yakın çevreden uzaklaşma veya okula gitmek istememe gençler arasında siber zorbalığın yol açtığı belirtiler arasındadır. Ebeveynler, bilgisayar veya internet kullanımını yasaklamak yerine çocuklarıyla doğru internet kullanımı, internet güvenliği veya sanal ortamdaki riskli davranışlar hakkında konuşmayı tercih etmelidirler. Bu şekilde davranmayı seçen anne babaların, muhtemel bir siber zorbalık olayında, başkaları yerine kendi ebeveynlerinden yardım isteyecekleri ve dolaysıyla daha az zarar görecekleri öngörülmektedir.

    Siber zorbalığın önlenmesinde okullara da önemli görevler düşmektedir. Araştırmalarda, siber zorbalığı önleme programlarının okul idaresini, okul psikolojik danışmanlarını ve öğretmenleri yani tüm okulu kapsaması gerektiği vurgulanmaktadır. Öncelikle, okul idaresi siber zorbalığa tolerans göstermemelidir. Bununla beraber, okul içinde veya dışında gerçekleşen siber zorbalık davranışlarının yasal sonuçlar doğurduğunun ve öğrencilerin bu sonuçlardan sorumlu olduğunun okul idaresi tarafından altı çizilmelidir. Okul psikolojik danışmanları ve öğretmenler, sanal ortamlarda yapılmaması gereken riskli davranışlar, siber zorbalık ve olumsuz etkileri hakkında öğrencilerin farkındalığını arttırıcı seminerler, afişler, videolar veya sınıf içerisinde kullanılabilecek sunumlar hazırlayabilirler. Daha da önemlisi, zorbalığa maruz kaldıklarında bu durumu bildirmeleri konusunda bu öğrenciler cesaretlendirilmelidir. 

    Özetleyecek olursak,  internet bağımlılığının ve siber zorbalığın hem dünyada hem de ülkemizde oldukça yaygın bir hal aldığı aşikardır.
    Çocuğun/gencin okul yaşamını olumsuz etkileyen, sosyal ilişkilerine oldukça zarar veren, aile düzeninde olumsuz etkiler yaratan, hem kendine hem de başkalarına zarar verici birçok davranışa neden olabilen ve yoksunluk belirtileriyle beraber bir bağımlılık haline gelen internet kullanımı tedavi edilmesi gereken bir problemdir. Bu durum, çocuk ve gençlerin psikolojik sağlıklarını ciddi şekilde tehdit etmektedir. İnternet bağımlılığı ve siber zorbalığın önlenmesi konusunda ailelere ve okullara önemli  görevlerin düşmektedir. Ailelerin, çocuklarının internet kullanımını
    doğru takip edip gözlemlemeleri, onlarla doğru iletişim tarzı benimseyerek sorunu halletmeye çalışmaları, çocuklarının bağımlılık düzeyine geldiğini hissettiklerinde profesyonel yardım almaktan çekinmemeleri gibi konularda eğitilmeleri gerekmektedir. Okulların da, öğrencilerinin okul içinde ve dışında internet kullanımlarını belirli bir sistem içinde takip etmeye dönük çalışmalar yürütmelerinin, ailelerle bu konu hakkında sürekli konsültasyon içinde olmalarının
    önleyici çalışmalarda etkili olacağı söylenebilir.

  • Çocuk ve Gençlerin Artan Teknoloji Kullanımı ve Etkileri

    Çocuk ve Gençlerin Artan Teknoloji Kullanımı ve Etkileri

    Son zamanlarda ailelerin kontrol altına almakta zorlandıkları önemli konulardan biri de teknolojik aletlerin kullanımıdır. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre son zamanlarda yaklaşık olarak 10 aileden 8’inin internete ulaşımı olduğunu göstermektedir. İnternete erişimin kolaylaşması ve çeşitli teknolojik aletlerden ulaşılabilir olması ile kontrol altına alınması güçleşmektedir. İnternet kullanımı güvenliği sağlandığı takdirde pek çok bilgiye rahat ve hızlı bir biçimde ulaşım sağlanmasına olanak tanımaktadır. Ancak kontrolsüz kullanımı ise duygusal yaralanmalara, bilişsel zorlanmalara neden olurken yanında fizyolojik problemlere de sebep olmaktadır.

    Duygusal anlamda kaygı ve korku içeriklerine fazla maruz kalmak özellikle somut dönemde olan, soyut düşünceye henüz geçmemiş çocuklarda ki bu grubu ilkokul öğrencileri olarak belirtecek olursak, hayat olaylarına yönelik aşırı duyarlılık ve yoğun korku şeklinde kendini dışarı vurabilmekte. Çocuklar ise bu durumlarla nasıl baş edecekleri konusunda yetersizlik yaşamaktadırlar. Önceden var olmayan ancak yeni ortaya çıkmaya başlayan sizlerin de dikkatinizi çeken bazı yakınmalar söz konusu olabilmekte. Bunlara bakacak olursak, *Odada tek başına kalmamak için çeşitli bahaneler sıralayan,

    *Aydınlık ya da gündüz olmasına rağmen odalar arasında geçiş yapmaktan endişe duyan,

     

    Bilişsel anlamda ise dikkat ve odaklanma süreleri, bu sürelerin niteliği ekran kullanımı dolayısıyla etkilenmektedir. Oyunlara ve videolara bakıldığında oradaki amacın 

    dikkatin orada kalması ve videonun izlenmesine ya da oyunun oynanmasına devam edilmesi şeklinde olacağını fark etmek mümkündür. Videolar söz konusu ise bir sonrakine tıklamak için bir ipucu ve merak uyandırma söz konusuyken, oyunlarda ise çoğunlukla bir sonraki seviyeye geçme, maddi ya da teknolojik değeri olan bazı nesneleri toplamak yolu ile sürekli yeni bir uyaranın verildiğini görmek mümkündür. Sıklıkla gelen yeni, renkli, merak uyandırıcı ve canlı uyaranlar ne var ki hayat akışında oyun ya da videolarda olduğu kadar yoğun olmamaktadır. Dolayısıyla çocuk ve gençlerde sıklıkla karşılaşılan bazı durumlar gözlenmekte. Bunlar: 

    *Günlük yaşamdan sıkılan, adapte olamayan, 

    *Boş zamanlarını geçirecek aktivite yaratma ve bulma güçlük çeken, 

    *Hayat etkinliklerinden keyif almayan, 

    *Buna bağlı olarak alacakları keyfi tamamen teknolojik aletlerden edinmeye yönelik bir tutumun geliştiği kısır döngü ile yaşayan bireyler haline gelmeleridir. 

    Fizyolojik anlamda ise bazı çocukların ve gençlerin bağımlılık düzeyinde teknoloji kullanımı onları yürüyüş, fiziksel oyunlar oynama, akranları ile grup halinde koordinasyon gerektiren etkinliklerden uzaklaşmalarına neden olmaktadır. Sürekli oturmak, sabit bir biçimde tek bir uyarana odaklanmak hareket alanını kısıtlamaktadır. Erken yaşlarda maruz kalmaya başlamak ve TV-Tablet-Telefon üçgeninde yoğun zaman harcamak; 

    *Bedensel gelişimi, 

    *Dil gelişimi, 

    *Bedensel koordinasyon becerisinin gelişimi ile ilgili güçlükler söz konusu olabilmekte. 

    Ne yazık ki bazı tehdit içerikli uyarıcılar, kendilerine zarar vermeyi öğütleyerek ciddi fizyolojik ve psikolojik zararlara yol açmaktadır. 

    Sosyolojik anlamda ise tüm bunlara ek olarak yoğun bir biçimde maruz kalınan şiddet içerikli oyun ve videolarda aşina olunan davranış biçimine bürünmek ve bunu normal olarak algılamak söz konusu olabilmektedir. Dolayısıyla sergilenen davranışlar sosyal ilişkileri etkilemekte, yalnızlaşmaya neden olabilmektedir. 

    *Arkadaşları ile geçinemeyen 

    *Sıklıkla şiddet içerikli oyunlar oynayan bunları günlük hayata da taşıyan çocuklar sosyal uyum açısından güçlük yaşayabilmektedir. 

    DİKKAT! 

    Unutulmamalıdır ki ekran ve internet barındıran tüm aletlerin (tablet, bilgisayar, telefon ve TV) kullanımı söz konusu olduğunda tedbirli davranmak önemli olmaktadır. Çünkü renkli ve sürekli yeni uyaranların geldiği teknolojik dünyada internet kullanımının kontrolünü doğrudan çocuklara bırakmak uygun değildir. Aileler bu konuda gerekli adımları atmalı; izlenen videoları ve oyunları takip etmeli, güvenli internet kullanımına çocukları sevk etmelidir. Tüm bu aletlerle geçirilen zaman önceden belirlenmeli ve çocuğa bir yasak olarak tanıtılmamalıdır. Sağlıkları ve güvenlikleri ile ilgili yaşlarına uygun olacak biçimde açıklama yaparak kullanım sağlanmalıdır.

  • Çocuklarda Tv İnternet Bağımlılığı

    Çocuklarda Tv İnternet Bağımlılığı

    Geçmişte bireyin toplumsallaşmasında en etkin kurumlar anne-baba,arkadaş grupları ve öğretmenlerdi.Çağımız modern toplumlarında ise özellikle,radyo,tv,sinema ,bilgisayar,dergi ve gazete dolaylı yoldan toplumsallaşma sürecini etkileyen güçlü kitle iletişim araçlarıdır. Tv, gazete ve bilgisayar bunlar arasında en etkinlerindendir. Günümüzde insanlar tv den ve bilgisayardan gördükleri ve radyodan işittikleri iyi bir yaşam biçimi ve toplumun politikası hakkında bilgi sahibi olmakta, başkalarına olan tutumlarını bunlara göre ayarlamaktadırlar. Diğer bir yaklaşımla radyo,tv,gazete ve bilgisayar kısaca medya insanın dünya görüşünü,tutum ve davranışlarını etkilemekte ve geri bildirimler ile insanları belirli bir yolda değiştirmektedir.Her birimizin gözlemlediği gibi tv de gösterilen reklamların,çocuklar üzerindeki etkileri yadsınamaz. Aynı şekilde yetişkin toplumsallaşmasında da bu etmenin rolü çok önemlidir.

    Bu kitle iletişim araçlarından olumlu/olumsuz anlamda en çok etkilenen kesim ise çocuklardır. Başta bilgi edinme, öğrenme ve iletişim olmak üzere birçok faydası olan bilgisayar ve internetin özellikle çocuklar üzerinde fiziksel, sosyal ve psikolojik etkilerinin yanında birçok tehlikeler içerdiği de göz ardı edilemez bir gerçektir.

    Yapılan araştırmalarla, medya araçlarının çocukların fiziksel, psikolojik, sosyal gelişmelerini olumsuz etkilediği uzmanlar tarafından belirtilmektedir.

    Fiziksel etkileri:

    Saatlerce televizyon ve bilgisayar karşısında hareketsiz oturan çocuklarda beden gelişiminin sağlıksız ve yetersiz olmasıdır.
    Bu hareketsizliğin verdiği huzursuzluk ve sinirli ruh hali oluşturmasıdır.
    Göz rahatsızlıkları, beslenme hazım bozuklukları ve mide ağrıları.
    Kalp atışlarında anormal derecede hızlanma.

    Psikolojik Etkileri;

    Çocuklarda internet kullanımının ve kullanamamanın getirdiği stres ve endişeye yol açmaktadır. Bir süre sonra kimi çocuklarda içine kapanıklılık. Uyku rahatsızlıkları ve kabuslar görülebilir. Sürekli şiddet içerikli yayın ve oyunlara maruz kalan çocuklarda saldırganlık davranışında artma söz konusudur.

    Televizyon kitle iletişim araçları arasında etkinliği en fazla ve yaygın olandır. Evde TV nin açık kalma süresinin 1 ile 18 saat arasında değiştiği ülkemizde çocuğun zihinsel dünyasının ve kültürünün inşasında televizyon küçümsenemeyecek bir öneme sahiptir.

    Eskiden sadece oturma odalarında olan televizyon artık yatak odalarına, çocuk odalarına ve mutfaklara kadar girmiş eğlence ve iletişim aracı olan bilgisayar artık çocuklarımız için bir vazgeçilmez haline gelmiştir.

    Türkiye’de Okuma ve İzleme Oranları

    Dergi okuma oranı % 4

    Kitap okuma oranı % 4,5

    Gazete okuma oranı % 22

    Radyo dinleme oranı %25

    Televizyon izleme oranı %94

    Televizyon ve şimdilerde internet, çocukların dünyasında belirgin değişimler yaratmıştır. Ancak en önemlisi, çocukların kimi zaman kendi istekleri ile kimi zamanda yetişkinlerin izleme tercihleri nedeniyle karşı karşıya kaldıkları çeşitli medya içerikleri, çocukları yetişkinlerin başa çıkmada zorlandıkları bir kaygı dünyasına taşımaktadır.

    Televizyon aracılığıyla, sürekli tekrarlarla sunulan ve genellikle kaygı uyandıran haber içeriklerine ve görüntülere kolektif olarak maruz kalınmaktadır. Bunların çocuk psikolojisi üzerindeki etkisi yetişkinlere kıyasla çok daha fazladır.

    İnternet Bağımlılığı

    Günümüzde internet, bir bilgi ve iletişim kaynağı olmanın ötesinde, bazı kişiler için “bağımlılığa” dönüşmüş durumdadır. Birçok kişi, gerçek dünyada karşılığını bulamadığı tutkuları ve tutsaklığı sanal dünyada yaşamaktadır.

    İnternet Bağımlılığının Belirtileri

    Online (internete bağlı) değilken, internette yapılan aktivitelerin hayalinin kurulması

    İnternet kullanımının artan oranlarda devam etmesi

    İnternette planlanandan daha fazla zaman geçirilmesi

    İşteki ya da okuldaki başarıda düşme görülmesi

    Sosyal ilişkilerde kopma yaşanması

    İnternet kullanımı hakkında aile ya da arkadaşlara yalan söylenmesi

    İnternetin günlük hayattaki problemlerden kaçmak için bir araç olarak kullanılması

    Aileler kendilerine şu soruları sormalılardır;

    Çocuğumuzun hangi dizileri sevdiğini biliyor muyuz? Ve biz o dizileri tanıyor muyuz?

    Televizyondaki reklâmlar ve pazarlama politikalarına karşı tutumumuz nedir?

    Sakıncalı programları fark edebiliyor muyuz? Fark ediyorsak ne gibi önlemler alıyoruz?

    Medya çocuklarımızın günlük yaşamının önemli bir parçası mı? Öyleyse günlük yaşamının küçük bir parçası durumuna nasıl getirebiliriz? Ve onlara başka hangi alternatifler sunabiliriz?

    Çocukların uzun süreli ve bilinçsiz medya araçları kullanmalarına karşı neler yapılabilir?

    Anne babalar zaman zaman televizyonu ve bilgisayarı kapatabilmelidir.

    TV programları seçilerek izlenmelidir.

    Anne babalar, çocuklardaki saldırganlık tepkilerini harekete geçiren ya da onları aşırı uyaran ve toplumsal değer yargılarını değiştirmeye sebep olan dizileri izlemelerine engel olunmalıdır. Bunu yapamazlarsa programı çocukla beraber izlemeleri ve daha sonra program hakkında kısa bir söyleşi yaparak iyi ve kötü yanları dile getirilmeleri desteklenmelidir.

    Çocukların TV programlarına eleştirel bakmaları öğretilmeli, yani bilinçli bir medya araçları kullanıcısı olmalarına yardımcı olunmalıdır.

    10 yaşın altındaki çocuklar interneti kullanırken tamamen anne baba gözetiminde olmalı.

    Çocukların internette ne kadar zaman harcayabileceği sınırlanmalı.

    İnternet bağlantısı bulunan bilgisayarın çocuğun odasında değil,bir ortak kullanım alanında olmalıdır.

    İnternette çocuğun girebileceği sitelerin güvenli olup olmadığı anne baba tarafından kontrol edilmeli ve çocuğa internette hiçbir zaman kişisel bilgilerini paylaşmaması gerektiği öğretilmelidir.

    Çocuğa internette okuduğu her şeyin doğru olmadığı hatırlatılmalıdır.

  • İnternet Bağımlılığı

    İnternet Bağımlılığı

    Bağımlılık en geniş anlamıyla, bir maddenin ya da etkinliğin yaşamı ve sağlığı olumsuz etkilemesine karşın kullanımının devam etmesidir. Genel olarak ruhsal ve fiziksel bağımlılık olarak ikiye ayrılabilir.

    Ruhsal bağımlılıklar arasında; teknolojik bağımlılıklar, internet bağımlılığı, hız-adrenalin bağımlılığı, bir insana olan bağımlılık vb. sayılabilir. Teknolojik bağımlılıklar, insan-makine etkileşimine dayanır. Televizyon izleme gibi pasif bir bağımlılık şeklinde olabileceği gibi, bilgisayar oyunları oynama, internet kullanma gibi aktif bir bağımlılık şeklinde de olabilir.

    Fiziksel bağımlılıklar ise; sigara, alkol, uyuşturucu bağımlılığı vb. şeklinde görülmektedir.

    İnternet Bağımlılığı, genel olarak internetin aşırı kullanılması isteğinin önüne geçilememesi, internete bağlı olmadan geçirilen zamanın önemsizleşmesi, yoksun kalındığında aşırı sinirlilik hali ve saldırganlık görülmesi ve kişinin iş, sosyal ve ailevi hayatının giderek bozulması olarak tanımlanabilir.

    İnternet bağımlılığının toplumdaki yaygınlığı %6-14 arasındadır. Özellikle genç yaş grubunda, dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu, sosyal fobi, hafif depresyon gibi ruhsal sıkıntılar görüldüğünde veya ailede bağımlılığa yatkınlık olduğunda, riskli internet kullanımının görülebileceği belirtilmektedir.

    Bu durumda, aşırı internet kullanımının gerçekten ayrı bir bozukluk mu olduğu, yoksa altta yatan başka bir psikiyatrik bozukluğun bir belirtisi mi olduğu iyi ayırt edilmeli ve tedavisi buna göre planlanmalıdır.

    İnternet Bağımlılığının Belirtileri:

    – Her gün internet’ e bağlanmak, bağlı iken zamanın farkında olmamak, sorulduğunda ise inkar etmek

    – İnternet dışı uğraşlara ilginin kaybolması

    – Sosyal faaliyetlerde azalma, dostları tarafından anlaşılamama duygusu, spor faaliyetlerinden uzaklaşma ve kondisyon kaybı

    – İş verimliliğinin düşmesi

    – Sürekli uykusuz kalma ve yorgunluk

    – Alışverişlerin sadece internet üzerinden yapılması

    – Aile fertlerine yeterli zamanı ayıramama nedeni ile aile bağlarının zayıflaması

    – Günlük yaşamdaki diğer iş ve kişilerin, internetteki yaşama engel olduğu düşüncesi

    – Bilgisayar kullanımı nedeniyle yakın ilişkilerde anlaşmazlık ve sorun çıkmas

    İnternet Bağımlılığını Önleyebilmek İçin Ailelere Pratik Bilgiler:

    – Bilgisayarı evinizde tüm aile bireylerine açık bir alana yerleştirin. Bilgisayarı çocuğun odasına koymak, kapıyı kapattığı an kendi kendine kalıp, istediği an istediği ortama ulaşma özgürlüğünü sağlar.

    – Çocuğunuzun örnek alacağı ilk kişi sizsiniz. Öncelikle kendi internet kullanımınızın diğer etkiliklerinizle dengeli olup olmadığını ve internet alışkanlıklarınızı denetleyin.

    – Çocuğunuzun internet kullanımını yasaklamayın, bir süre sınırı ve belirli kurallar getirin ve bunlara uymasını sağlayın.

    – Çocuğunuzla bir anlaşma yapın ve bu kurallar çerçevesinde davranmazsa, internet kullanımını yasaklayacağınızı açıkça belirtin.

    – Çocuklarınızla bilgisayarda beraber zaman geçirin. Bilmediğiniz konularda onlardan yardım isteyin, ki bu davranış onları çok mutlu edecektir, bildiğiniz şeyleri de çocuğunuzla paylaşın.

    – Çocuğunuza internet üzerinde ulaşılan bilgilerin ya da görülen her şeyin doğru olmadığını, bilginin doğruluğunu sorgulaması gerektiğini ve nasıl sorgulayacağını öğretin.

    – Çocuğunuza hiçbir zaman bir başka kişiye ya da web sitesine herhangi bir kişisel kimlik bilgisi vermemeyi öğretin.

    – Çocuğunuzda internet bağımlılığının belirtilerini araştırın. Çocuğunuzun internet kullanımının okuldaki performansını, sağlığını, ailesiyle ve arkadaşlarıyla ilişkilerini etkileyip etkilemediğini değerlendirin.

    Çocuğunuz internet bağımlılığı belirtileri gösteriyorsa, profesyonel destek almak gerekebilir.

  • İnternet Bağımlılığı/Teknoloji Bağımlılığı Nedir?

    İnternet Bağımlılığı/Teknoloji Bağımlılığı Nedir?

    Kendinizi çoğunlukla online oyunlar oynarken veya online alışveriş yaparken buluyor musunuz? Vaktinizin çoğunu sosyal medya sitelerinde geçirip bunu durduramıyor musunuz? Aşırı bilgisayar kullanımı günlük yaşamınıza müdahale ediyor mu? İlişkiler, iş, okul, uyku düzeni gibi. Bu sorulardan herhangi birine evet cevabı verdiyseniz, belki bu kullanımınız aşır internet kullanımı olabilir. Bu alanda ilk araştırmalar patolojik kumar oynama ve oyun bağımlığı  üzerinedir. Daha sonra araştırmalar internetin yaygınlaşması ve çoğu uygulamanın online olarak kullanılması ile internet bağımlılığı olarak kullanılmaya başlandı. Hala tartışmalar aslında bu bir bağımlılık mı yoksa kompulsif bir davranış sorunu mu diye sürmektedir. En yaygın İnternet Bağımlılığı kategorileri; oyun, sosyal ağ, e-posta, blog, çevrimiçi alışveriş, kumar vb. kullanım alanları. Araştırmalar gösteriyor ki Internet Bağımlılığı yaşayan bireyler aynı alkol veya diğer kimyasal bağımlılıklarda görülen benzer semptomları yaşayabiliyorlar.

        İnternet bağımlılığının sürekli ve değişken olan pekiştirici etkileri bu davranışın sürmesinin bir başka nedenidir. Araştırmalar gösteriyor ki İnternette geçirilen vakit bir çok olumlu ve ödül niteliğinde pekiştireç sağlıyor. Örneğin, oyun, kumar, alışveriş, pornografi vb. bağımlı olmanızın nedeni, bu platformların çok sayıda ödül katmanı sağlamasından olabilir. Yani, internette sürekli gezinmeniz, ön görülemeyen birden fazla ödüle yol açıyor. Örneğin; Facebook’a olan bağımlılığınızın temel nedeni resimlerinizin beğenilmesi, yazılarınızın paylaşılması, her oturum açtığınızda, tekrarlanan ve beklenmedik iyi haberler aldığınız bir platform yani çok sayıda ve tahmin edilemeyen bir ödül katmanı sağlıyor. Her oturum açma sizi eğlendiren ve daha fazlası için geri gelmenizi sağlayan öngörülemeyen ödüllerle dolu. Çok oyunculu çevrimiçi oyunlar İnternet bağımlılığına yol açabilir, çünkü aslında hiç bitmezler ve bitmeyen bir eğlence ortamı sağlarlar. İnternet bağımlılığına yatkınlık ayrıca kaygı ve depresyon ile de ilgilidir. Çoğu zaman, zaten bir kaygı veya depresyon yaşıyorsanız, bu koşullardan dolayı acınızı gidermek için İnternete başvurabilirsiniz. Benzer şekilde, utangaç bireyler ve sosyal becerileri zayıf  olanlarda da İnternet bağımlılığı olabilir.

        Buna benzer durumları yaşayan bireyler öncelikle kullanımı kontrollü bir şekilde azaltıp azaltamadıklarını ve  günlük yaşamda ki işlevselliklerine olan etkisini değerlendirmeleri gerekir. Bıraktıklarında veya azalttıklarında kendilerinde bir bağımlı gibi yoksunluk var ise veya  kaygı, öfke gibi duygular hissediyorlarsa bir uzmana başvurmalı ve destek almaları gerekebilir.

  • Çocuklarda aşırı internet kullanımı

    Tatilde kullanımı çok artan nesnelerin başında ne yazık ki cep telefonu, bilgisayar ve tablet üzerinden internet gelmektedir. Eğitim döneminden sonra tatil dönemi internet kullanımına uygun her türlü kolaylığı ve ortamı sağladığı için, çocuklar tatilde zaten kullandıkları internetin müptelası olmaktadırlar. Tatilde eğlenmek, dinlenmek ve doyasıya tadını çıkarmak tabi ki onların hakkı. Ancak tatil sadece bu değildir, aynı zamanda sosyal etkinliklerle ve düzenli eğitim programlarıyla eksikleri tamamlama ve var olan sosyal-akademik becerilerin üzerine koymak için de kaçınılmaz bir fırsattır. Kontrollü ve amaca uygun olan internet kullanımın eğitim desteği, bilgi edinme ve iletişim üzerinde ki etkisi yadsınamaz elbette.

    Aşırı internet kullanımında ebeveyn maalesef rol model

    Asıl sorun birlikte olunan uygun olmayan rol model arkadaşlarca tetiklenen, amacı aşan, denetim ve otokontrolden bağımsız, sürekli ve bağımlılık haline gelen internet kullanımdır, destek verilmesi ve çıkış bulunması gereken budur. Bu duruma ebeveynlerin katkısı maalesef var, dahası bilerek ya da farkında olmayarak çocuklarının internet kullanımına neden olmaktadırlar. Çocuklar gördüğünü yapar, özellikle cep telefonundan sosyal medyayı ya da bu anlamda interneti kullanan ebeveyn sayısı, kullanım sıklığı ve süresi çığ gibi artmaktadır. Daha hazin olanı ebeveynin internet ve sosyal medya kullanımından aldığı keyif ve haz, çocukları ve eşine ayırdığı zaman diliminden ve birlikte yaptıkları sohbetten aldıkları keyiften daha fazla olması.Göz bebeği çocuklarımızdan ve onlarla paylaşılan bir dakikadan bile daha değerli olamaz cep telefonu, sosyal medya ve internet kullanımı.İnterneti yaşam biçimi haline getirmiş ve bu bakımdan uygun rol model olmayan bir anne-babayı somut olarak gören ve ayrıca kazanım sağlayacakları ve mutlu olacakları birlikte geçirilen ortak paylaşım fırsatı bulamayan çocuk doğal olarak ne yapar sizce?.Tabi ki o da aynısını yapar, büyüğünün izinden gider ve internet tutkunu olur….

    Ayrıca rol model olma dışında çocuklar internete kolay ulaşıyorlar, anne-babanın başarı ödülü olarak cep telefonu ve tablet sunması da işin tuzu biberi…..İnternet kullanımını kolaylaştırıyor ve rahat ulaşılmasını sağlıyoruz, kendimiz internet kullanarak ön ayak oluyoruz, daha sonra kendimizin yapamadığı şeyi yapmasını, yani o harika ve sürükleyici dünyayı bırakmasını ve zorunlu olduğu derslerini yapmasını istiyoruz….bu ne kadar sahici sizce?…..

    İnternet fiziksel aktivite kısıtlılığı sonucu sosyal uyumu ve verimliliği bozar

    Gittikçe yaygınlaşan bilgisayar ve internet teknolojisi, en fazla bilgi alışverişi ve eğitim sürecinde kullanılmaktadır. Bireylerin öğrenme alışkanlıklarını ve bilgi edinmelerini sağlamayı hedefleyen bu araçlar, hem öğrenme becerilerini geliştirmekte hem de öğrencilerin sosyal davranışlarını etkileyerek aile başta olmak üzere, yakın akraba ve arkadaş gruplarıyla olan ilişkileri olumsuz yönde etkilemektedir. Araştırmalar internet kullanımının çocuk ve ergenlerde teknolojik bağımlılık oluşturduğu, bu nedenle öğrencilerin çevreleriyle uyum sağlamada problemler yaşadığını ve sosyal beceri kazanma şansını azalttığını göstermektedir.

    Öğrenme, dikkat ve davranış kontrolü süreçlerinde etkili dopamin, mutluluk ve rahatlık duygusu veren serotonin ve keyif-haz oluşturan endorfin beyin düzeylerini artırarak daha mutlu, kontrollü, planlı ve yüksek hayat standardı sunan fiziksel aktivite ya da etkinliklerle yüzleşmeyi ve bunların hayatımızın bir parçası olmasını engeller internet kullanımı,ya da çocuk ya da ergenin hak ettiği hayatı yaşamamasına neden olarak sosyal ve akademik verimliliği düşürür internet-bilgisayar kullanımı….

    İnternet Bağımlılığı

    İnternet bağımlılığı; internetin aşırı kullanılmasına yönelik isteğin önüne geçi­lememesi, internete bağlı olmadan geçirilen zamanın önemini yitirmesi, yoksun kalındığında aşırı sinirlilik hâli ve saldırganlık ortaya çıkması ve kişinin iş, okul, sosyal ve ailevi hayatının giderek bozulması olarak tanımlanmaktadır.

    Amacı aşan internet kullanımı ve internetin kötüye kullanımı gençlerde;

    1) İnternet kullanımı ile ilgili zihinsel meşguliyet,

    2) internet kullanımını sınırlama ve kontrol etme ile ilgili yineleyici düşünceler,

    3) erişim isteğini durduramama, işlevselliğin çeşitli düzeylerde bozulmasına rağmen internet kullanmayısürdürme,

    4) internette zaman geçirmede her defasında sürenin giderek artması

    5) kullanma olanağı bulunamadığında arama ve aşerme dav­ranışları görülmektedir.

    Bu durum sosyal olmayı, planlı programlı ders çalışmayı (ders plan ve programı yapılsa bile), odaklanmayı ve dikkati sürdürebilmeyi önemli ölçüde olumsuz etkilemektedir. Ayrıca farklı bir şey yapılması istendiğinde aşırı direnç ve tepki gösterme, anne baba yönlendirmesine tahammülsüzlük, kolay kızma, tartışma ve saldırganlık eğilimleri gibi evde, okulda ve yaşıtlarının olduğu sosyal ortamlarda işlevselliği bozan davranış sorunları ortaya çıkmaktadır.

    Ayrıca İnternet bağımlılığı ile ilgili ya­pılan gözlemler sonucu, oluşturulan tanı ölçütlerinin daha çok madde bağımlı­lığına benzer özellikler gösterdiği görülmüştür. İnternet, tıpkı kumar gibi, bağım­lılık yapmaktadır ve bu açıdan bir dürtü kontrol bozukluğu türü olarak düşünülebilir. Diğer taraftan genç kendi içindeki sıkıntılardan ve olumsuz düşüncelerden kurtulmak için interneti sürekli el yıkama gibi bir dengeleyici ve rahatlatıcı davranış (kompulsif davranış) olarak da kullanabilir. Yine genç interneti sorunlardan kaçmak veya olumsuz duygulardan (örneğin, çaresizlik, suçluluk, çökkünlük, kaygı) uzaklaşmada çıkış için bir enstrüman olarak görebilir.

    İnternet düşkünü çocuklarda yapısal yatkınlık ortaya konulmalı

    İnternet tıpki sigara, alkol, madde gibi beyindeki ödül merkezini doyurmak için kullanılan somut ve kolay olan şeylerden bir tanesidir. Çocuk ve genç sorumluluk duygusunun gereği amaca uygun ve zorunlu olduğu görev ve işleri yaparak beyin ödül merkezini doyurmalı, bu şekilde haz ve keyif alma yolunu seçmelidir. Ancak görevlerinin önemine yönelik farkındalık azlığı ya da bunu yeterince idrak edememe bu yolu kapattığı için genç, ödül merkezini belirtildiği gibi daha kolay bir şekilde doyurma yolunu seçerek telafi etmeye etmeye çalışacaktır. Bu daha çok Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ve dürtüselliği olan bireylerde olmaktadır. Yani interneti amacına aşan şekilde ya da amacına uygun olmadan kullanan çocuk ve gençler DEHB ve dürtüsellik yönünden değerlendirilmeli ve yapısal yatkınlık belirlenmelidir.

    Ülkemizde İnternet Kullanımı Fazla

    Ülkemizde 6–15 yaş grubundaki çocuklarla internet ve bilgisayar kullanımı üzerine yaptığı araştırmada çocukların internet kullan­maya başlama yaşı ortalama 9’dur. 06–15 yaş grubundaki çocukların bilgisayar, internet ve cep telefonu kullanım oranları sırasıyla %60,5, %50,8 ve %24,3’tür. 06–15 yaş grubunda internet kullanan çocukların %38,2’si interneti iki saate kadar, %47,4’ü üç ila on saat arasında, %11,8’i 11 ila 24 saat arasında, %2,6’sı ise 24 saatin üzerinde haftalık ortalama internet kullanmaktadır. Sevgili aileler ne yazık ki son dönemlerde 6-15 yaş arası çocuk ve gençlerimizde internet kullanımı %70 leri aşmış durumdadır, yani 10 çocuğumuzdan 7’si internet kullanmaktadır.

  • Çocuk ve ergenlerde internet ve oyun bağımlılığı

    İnternetin hayatımıza girdikten sonra hızla yaygınlaştığını görüyoruz, bunun en önemli sebepleri, yapmamız gereken bir çok işi internet yoluyla çözmemiz ve internet başında keyif aralarak yapabileceğimiz çok sayıda aktivitenin bulunması yer alıyor. Özellikle internette oyun oynama ve yoğun sosyal medya kullanımının yaşamımızda problemler yaratabildiği yapılan bir çok bilimsel çalışmada gösterilmiştir.

    Bu nedenlerle interneti amaca yönelik kullanmak, internet kullanım saatini güç içerisinde sınırlayabilmek internetin yaratacağı birçok sorunun önüne geçilmesi anlamına geliyor.

    Özellikle çocuk ve ergenlerin öz denetimlerinin yeterince gelişmemiş olması, internetin ortaya çıkaracağı sorunlarla ilgili farkındalıklarının yetersiz oluşu, oyun ve sosyal medyanın keyif verici etkilerine kendilerini kolayca bırakabilmeleri, internet ile ilgili çok sık sorunlar yaşabilmelerine yol açmaktadır.

    Çocuk ve ergenlerde yoğun ekran maruziyeti ve internetin yoğun şekilde kullanımı başta iletişim becerilerinin ve sosyal yeteneklerinin gelişmesi olmak üzere çeşitli alanlarda sorunlara yol açmaktadır.

    Bebeklik döneminde ekran maruziyeti; çocuğun yaşına uygun olarak göz teması kurmasını, seslenildiğinde bakıp uygun tepkiler göstermesini ve dil gelişimini olumsuz etkiliyor. Bu nedenle 3 yaşına kadar çocukların telefon, tablet kullanımını önermiyoruz. 3 yaşından okul çağına kadar günde 45 dk yaşlarına uygun çizgi film izleyebilirler.

    Çocuklar 6 yaşından ergenlik dönemine kadar ortalama günde 1 saat ve ergenlik döneminden sonra ortalama günde 1.5 saat bilgisayar, tablet kullanmalarına izin verebiliriz. Burada dikkat etmemiz gereken durum, internette neler yaptıklarını bilmemiz ve zararlı olduğunu düşündüğümüz siteleri filtrelememizdir.

    Çocukluk çağında, internetin belirtilen saatlerin üzerinde kullanımı çocukların hem fiziksel hem de ruhsal gelişimini bozduğu birçok bilimsel çalışmada gösterilmiştir. Fiziksel olarak göz bozuklukları, eklem ve kas rahatsızlıklarına neden olduğu; ruhsal olarak sosyal gelişimlerini bozduğu, dikkatlerini ve ders başarılarını olumsuz etkilediği belirtilmektedir.

    Çocuklarda ve ergenlerde internet kullanımı 5 saatin üstüne çıktığında, bunun olumsuz etkilerini ciddiye almak ve mutlaka bir uzmandan yardım almak gerekir.

    Bazı çocuk ve ergenlerde internet bağımlılığına neden olan ruhsal hastalıklar bulunmaktadır. Bunların başında, “Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Depresyon, Sosyal Anksiyete Bozukluğu ve Madde Bağımlılığı” gelmektedir. Bu nedenle ailenin çocuğun aşırı internet kullanımını engelleyemediği durumlarda şiddetli tartışmalardan kaçınması ve bir çocuk ergen psikiyatristinden yardım alması uygun olacaktır.

    İnternet Bağımlılığının Tedavisi:

    Hedefimiz, interneti tamamen bırakmak yerine kontollü internet kullanımı olmalıdır. Çocuk ve ergen ile görüşürken, durumunu farketmelerini sağlama ve internet kullanımını sınırlandırmak için motive etmek çok önemlidir. Aile ile birlikte hareket etmek ve çocuğun da fikrini alarak sözleşme hazırlamak gerekir. Çocuğun sosyal gelişimini desteklemek ve bunun için yapabileceği aktiviteleri birlikte belirlemek gerekir.

    Gerektiği zaman terapi ve ilaç seçenekleri de tedavide düşünülmelidir.

    Ebeveynlerin yapması gerekekenler:

    Öncelikle, bilgisayarı ekranın görünebileceği açık bir alana koyun ve internet filtresi ekleyin,

    İnternet kullanımı konusunda iyi bir örnek olun,

    İnternette neler yaptığını takip edin ve onu bilgilendirin,

    Sözleşme yapın .

    Aileler gençlere nasıl yaklaşmalılar?

    Durumu değerlendirin: Çocuğunuz bilgisayar başında ne kadar kalıyor?, nasıl zaman geçiriyor?, aile ilişkilerinde artılar ve eksiler neler?, boş zamanlarını nasıl değerlendiriyor?

    Ateşkesi sağlayın: Bu görev ebeveynindir çünkü ergen her zaman savaşı göze alabilir. İlk adımı siz atın.

    Birlikte zaman geçirin ve başka şeylerden konuşun: Çocuğun ilgi alanları ile ilgilenin ve bilgisayarda neler yaptığını eleştirmeden konuşun.

    Farkındalığı arttırın: Ne kadar süre internette kaldığını beraber not edin.

    Kontrol yöntemini seçin: Süre kısıtlaması haftalık mı olacak, günlük mü olacak, kaç saat olacak beraber karar verin.

    Ona odaklanmayın ve yarışmayın: Bütün ilginizi ona vermek yerine siz de hayatınızı yaşayın.

    Ortak bir cephe oluşturun: İki ebeveynin durumu ciddiye alması ve beraber hareket etmesi çok önemli.

    Sözleşme yapın ve sorumluluklarını belirleyin: İnternette ne kadar zaman geçireceği, neler yapacağı net olarak belirleyin ve siz de bu kurallara uyun.

    Gerektiğinde zorlama yapın: Bilgisayarın kaldırılması, internetin kesilmesi, en son seçenek olmalıdır. Tekrar ne zaman kullanılacağına beraber karar verin.

    Psikososyal gelişimini destekleyin: Sevebileceği bir spor veya sanatsal faaliyet alanı keşfetmek, arkadaşları ile zaman geçirmesine müsaade etmek; sosyalleşmesine yardım edecektir.