Etiket: İnsülin Direnci

  • Çocuklarda diyabet belirtileri neler ?

    “Diyabet, insülin salgılanmasındaki bozulma veya salgılanan insülinin iş görememesi sonucu, kan şekerinin açlık ve toklukta yüksek bulunmasıdır.

    Kabaca iki tip diyabet vardır.

    Çocukluk çağında insülin eksikliği sonucu ile oluşan Tip 1 diyabet ve çoğunlukla yetişkinlerde, seyrek olarak şişman ergenlerde insülinin etki etmemesi(insülin direnci) nedeni ile görülen Tip 2 diyabettir.

    Çocukluk çağındaki diyabetin büyük kısmı Tip 1 diyabettir.

    Sıklığı 5-7 yaş ve ergenlik döneminde zirve yapmakla birlikte son yıllarda daha küçük yaşlarda görülme sıklığı artmıştır.

    Tip 1 diyabetin tam nedeni bilinmemekle birlikte genetik yatkınlık, otoimmunite (vücudun kendi hücrelerine karşı savaş başlatması) ve çevresel faktörler suçlanmaktadır.

    Genetik yatkınlığı olan bir çocukta sık viral enfeksiyonlar, inek sütüne ve gluten içeren gıdalara erken başlanması, D vitamini eksikliği(bebeklik döneminde), kimyasal maddeler/katkı maddeleri (nitrat), stres diyabet gelişmesinde hızlandırıcı olarak rol alabilir.”

    Çocuklarda diyabet belirtileri nelerdir?

    “Sürekli susama hissi/ağız kuruluğu, çok su içme ve suya doyamama, çok ve sık idrar yapma, sınıfta sık tuvalete gitme, gece idrara çıkma, yatağını ıslatma, iştah artması (küçük çocuklarda görülmeyebilir), çok yemesine rağmen kilo kaybı, kolay yorulma, halsizlik, bitkinlik, okula devamda aksamalar, derslerde başarısızlık, karın ağrısı, nefeste koku olması başlıca belirtilerdir.

    Bu şikayetlerden şüphelenerek uzmana başvurulduğunda kan şekeri yüksekliği saptanıp diyabet tanısı konulur. Ancak tanı gecikirse “diyabetik ketoasidoz ve diyabet(şeker) koması” gelişebilir.”

    Çocuklarda diyabetin tedavisi nasıl yapılır ? Diyabetin komplikasyonları nelerdir ?

    “Tip 1 diyabette temel tedavi ömür boyu süren insülin tedavisidir. Teknolojik gelişmelerle insülin uygulanması ve kan şekeri ölçümünü kolaylaştıran cihazlar üretilmiştir (insülin pompası, i-port, sensörlü kan şekeri ölçüm cihazları..vs).

    Tip 2 diyabet tedavisinde ilaçlar, yada insülin artı ilaç tedavileri kullanılmaktadır. Her iki tipte de beslenme planı, ekzersiz, yaşam tarzı değişiklikleri gerekmektedir. İyi kontrol edilmeyen uzun süreli diyabet başlıca böbrek, göz, sinir sistemi üzerinde olumsuz yan etkiler ve hastalıklar oluşturur.”

    Çocuklarda diyabet gelişimi için risk faktörleri nelerdir ? Önleyici tedbirler var mıdır ?

    “Maalesef Tip 1 diyabetin gelişimini engellemek şu anki tibbi bilgilerimizle mümkün değildir.

    Genetik yatkınlığa müdahale etme şansımız yok. Ancak bahsettiğimiz çevresel faktörler açısından mümkün olduğunca önlem almaya çalışabiliriz.

    Sadece diyabet açısından değil bütün çocuklar için sağlıklı beslenme, katkılı gıda maddelerini tüketmeme, meyve ve sebzeleri mevsiminde yeme, vs gibi temel kurallara uymak gereklidir.

    Tip 2 diyabet için genetik yatkınlığın yanında en önemli risk faktörü obezitedir (şişmanlık).

    Çocuklarda obezite sıklığı ve şiddeti ciddi oranda artmakta, bu da çocuk ve ergenlerde Tip 2 diyabet sıklığını da arttırmaktadır.

    6-16 yaş grubunda obezite sıklığı son 10 yılda 2-3 kat artış göstermiş olup, bu çocukların en az 1/3’ü erişkin dönemde obezite ve diyabet riski taşıyor. Ergenlik döneminde obez olanların erişkinlikte obez kalma şansı %80’lere yükselmektedir.

    Başka bir deyişle erişkin obezitesinin temelleri çocuklukta atılmaktadır. Erişkin obezitesinin tedavi başarısı çok düşüktür.

    Obezite ile etkili bir savaş ancak çocukluk çağında başlayan önlemler ile mümkündür.

    Erişkin dönemdeki obezite ve diyabetin önlenmesinin temeli çocukluk ve ergenlik dönemindeki obezitenin önlenmesi, sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam tarzının benimsetilmesi girişimlere bağlıdır.”

    İnsülin direnci vücuttaki şekeri kontrol etmek için salgılanan insülinin etkisini göstermesindeki zorluk ve buna bağlı vücutta gereğinden fazla insülin salgılanması olarak tanımlanabilir.

    Tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan obezite ve diyabet görülme sıklığı, “insülin direnci” sorununu da arttırmıştır.

    İnsülin direncinin başlıca belirtileri ağır bir yemek veya şekerli gıda yedikten sonra gereğinden fazla ağırlık hissi, uyku hali oluşması; kilo almanın kontrol edilememesi; yemekten sonra şekerin düşmeye başlamasına bağlı el titremesi, terleme; sık tatlı yeme isteği (tatlı krizi); bel çevresinin artması; boyunda, koltuk altı ve kasık bölgelerinde cildin koyu renkli boyanması(akantozis nigrikans); kızlarda adet düzensizliği olarak sayılabilir.

    İnsülin direnci kilo alımına, kilo verememeye, karaciğer yağlanmasına, kalp ve damar hastalıklarına, hiperlipidemi, hipertansiyona neden olabilir. Bu hastalıkların kümelenmesi “metabolik sendrom”olarak adlandırılır.

    Artık metabolik sendrom ve bu bileşenlerin birçoğu çocuklarda ve ergenlerde de görülmektedir. İnsülin direncinin gelişimi için risk altındaki çocukların belirlenmesi, erken korunma ve müdahale için önemlidir.

    Çocuklarda ve ergenlerde insülin direncinin erken bulgularının saptanması, insülin direnci ile ilişkili hastalıkların gelişiminden koruyucu bir etkiye sahip olabilir. Bu nedenle ailelerin, çocuklarında insülin direncinin erken fark etmesi tedavinin başarısı için çok önemlidir.”

  • Çocukluk obezitesi

    Obezite vücutta artmış yağ kitlesini ifade eder. Günümüzde obezite çocukluk çağının en yaygın kronik hastalığı haline gelmiştir. Çocukluk obezitesi erişkin obezitesine dönüşeceğinden çocukluk obezitesinin önlenmesi erişkin obezitesinin önlenmesi açısından da son derece önemlidir. Fazla beslenen çocukların daha iyi büyüyeceklerine yönelik yanlış bir toplumsal inanış mevcuttur. Oysa çocukların günlük aldıkları toplam enerjinin ancak %5’i büyüme için harcanmaktadır. Çocukların sağlıklı büyümesi için sağlıklı besinler tüketmesi, günlük düzenli fiziksel aktivitelerinin olması ve yeteri kadar uyuması gerekmektedir. Zira çocukların büyümesini sağlayan büyüme hormonu uykuda, egzersiz sırasında ve açlıkta salgılanmaktadır. Harektsizlik, sürekli tokluk hali ve obezite ise büyüme hormonunu baskılamaktadır. Günümüzde çocuklar vakitlerinin çoğunu bilgisayar başında geçirip, yüksek kalorili sağlıksız besinler tüketip, uyuyor olmaları gereken vakitlerde televizyon seretmektedirler.

    Obez çocukların günlük tükettikleri besinler yalnızca kalori, yağ ve protein açısından yeterli olup vitamin, mineral, eser element ve diğer organik maddeler açısından fakirdir. Yüksek kalorili beslenme ve hareketsizlik obezite gelişiminde doğrudan etkilidir. Fast-food tipi beslenme, gazlı içecekler, cips ve çikolata alışkanlığı, anne-babanın obez olması, hızlı yeme alışkanlığı, çok televizyon izleme ve bilgisayar başında fazla zaman harcama obezite gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Son yıllarda obezite madde bağımlılığı olarak kabul edilmektedir. Buradaki bağımlılık çeşitli yiyecek maddelerine karşı gelişmektedir. Kola ve benzeri gazlı içecekler, cips ve çikolata bağımlılık yapan yiyecek ve içeceklerin başında gelir Bağımlılık yapan yiyecek ve içeceklerin çokca tüketilmesi sonucunda başka bir bağımlılık gelişmektedir: Karbonhidrat Bağımlılığı.

    Çocuğunuzda karbonhidrat bağımlılığı olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz?

    Çocuğunuz kola ve benzeri gazlı içecekleri çokca tüketiyorsa, makarna, pilav, ekmek ve hamur işi gıdaları özellikle tercih ediyorsa, karbonhidrattan zengin olmayan sebze ağırlıklı gıdalar yediğinde doymuyorsa, sık sık şekerli gıda arayışına giriyorsa, sürekli kilo alıyorsa çocuğunuzda karbonhidrat bağımlığı başlamış demektir. Bağımlılık yapan yiyecek-içecekler günlük beslenme alışkanlığını ve damak tadını tamamen değiştirip karbonhidrat bağımlılığına neden olduklarından çocuklar bu tür yiyecek-içecekleri tüketmeyi tamamen kesseler bile günlük olarak almaya alıştıkları karbonhidratı makarna, pilav, ekmek ve her türlü şekerli gıdayı çokca tüketerek gidermeye çalışırlar. Karbonhidrattan zengin bu tür gıdalar ve gazlı içecekler alındığında kan şekeri hızla yükselir. Buna paralel olarak insülin de yükselir. İnsülin hormonunun yükselmesi vücudumuzdaki her türlü olumsuzluğu başlatan bir sinyal görevine dönüşür.

    Kilo artışı ile birlikte insülin hormonunda artış gözlenir. Bu duruma insülin direnci adı verilir. Tedbir alınmaz ve tedavi ile bu durum geri döndürülmez ise insulin direnci tip 2 diyabete (şeker hastalığı) neden olur.

    Çocuğunuzda insülin direnci olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz?

    İnsülin direnci boyun, koltuk altı, kasıklar ve deri katlantı bölgelerinde ciltte koyulaşma ile kendisini belli eder. Ancak bu durum uzun süredir yüksek insülin düzeyi olanlarda gözlendiğinden insülin direnci başlangıcında ciltte bu koyulaşmalar gözlenmez. Obez bir çocukta bu değişikliklerin görülmemesi insülin direnci olmadığı anlamına gelmez. İnsülin direnci olanlarda kilo almak kolaylaşırken kilo vermek güçleşir. Kesin tanı insülin düzeyine bakılarak konulur. İnsülin direnci olan kız çocuklarının yumurtalıklarda kistler gelişir. Bu kistler androjen hormonu (erkeklik hormonu) salgılayarak adet düzensizliklerine, kıllanmaya ve ciddi psikolojik bozukluklara neden olurlar. Tedavi edilmeyen olgularda ileriki dönemlerde çocuk sahibi olamama riski mevcuttur. Bu tabloya polikistik over sendromu adı verilir. İnsülin direnci ve polikistik over sendromunun erken tanı ve tedavisi ileride ortaya çıkacak ciddi sorunların engellenmesi açısından önemlidir.

    Çocuğunuzda polikistik over sendromu olup olmadığını nasıl anlayabilrsiniz?

    Obezite, adet düzensizliği, kıllanma, sivilce oluşumu, boyun, koltuk altı, kasıklar ve diğer katlantı bölgelerinde koyulaşma belirtilerinden birkaçı ergenlik dönemindeki kız çocuğunuzda mevcutsa polikistik over sendromundan şüphelenebilirsiniz.

    Obezitenin oluşturduğu sağlık sorunlarının çokluğu insan ömrünü kısaltmakta ve yaşam kalitesini azaltmaktadır. Obezite nedeniyle iskelet sisteminin erken yaşlarda fazla ağırlığa maruz kalması çeşitli ortopedik sekellere neden olabileceği gibi obezite aynı zamanda karaciğer yağlanması, safra taşı oluşumu, erken ve gecikmiş ergenlik, hipertansiyon, kalp ve böbrek hastalıklarına da yol açmaktadır.

    Doç. Dr. Mehmet Emre TAŞCILAR

    Çocuk Endokrinolojisi

  • Polikistik over tedavisi

    Tedaviye yaklaşırken hastalık tanısını değil hastayı tedavi etmek cok daha doğru bir yaklaşımdır.
    Hastanın tüm labaratuar tahlilleri değerlendirilmeli ve altta yatan tüm metabolik bozukluklara odaklanılmalı.
    İnsülin direnci birçok polikistik hastasının nedenidir ama tüm polikistik over sendromlu hastalarda insülin direnci bulunmamaktadır.Buyüzden yukarıda labaratuar tahlillerinde saydığım tahliller ayrıntılı incelenerek kişi insülin dirençli polikistik over sendromu mu yoksa insülin dirençsiz polikistik over sendromu mu bakılmalıdır.
    İnsülin direnci elendikten sonra adrenal sisteme odaklanılmalıdır.
    ***Polikistik over sendromunu tedavi ederken ben karaciğer-adrenal sistem-bagırsaklar-lenfatik sistem çok fazla göz önünde bulundururum.Bu sistemlerde oluşan hastalıklar Birçok metabolik sorunlara yol açarak karsımıza en sonunda polikistik over olarak gelmektedir. Polikistik overde sadece yumurtalıklara ve belirli parametrelere odaklanmak aslında oldukça yanlıştır .Ve sonuç olarak polikistik over sendromu tedavisi yok denilmektedir. Yıllardır birçok hastamda hem infertilitenin yok oldıugunu hem yumurtalıklarda kistlerin yok olduğunu hem labaratuar hem de klinik olarak hastaların tamamen iyileştiğini gayet görmekteyin. Hastaya bir bütün olarak bakmak ve alttaki tüm metabolik sorunları çözmek önemlidir.
    ***Aynı zamanda hastayı sadece bir beden olarak görmekten öte ruhsal ve zihinsel sistemine de odaklanmak kalıcı ve gerçek tedaviyi ortaya koyar.

    Not : birçok polikisik over hastasına tedavi olarak doğum kontrol hapları ve metformin reçete edilmektedir.Bunlar tedavi edici değil semptomlara yönelik ilaçlardır. Sadece metfformini ciddi insülin direnci olan vakalarda tercih etmekteyim ama doğum kontrol haplarının kullanımını hiç önermemekteyim. Doğum kontrol hapı sayesinde olduğunuz kanamalar vücudunuzun doğal kanamaları değildir. Altta hala polikistik overe neden olan tüm sorunlar devam ederken siz olayı maskeliyorsunuz bu haplarla sadece.

    Kronik toksitite mutlaka göz önünde bulundurulmalı ve gerekirse detoks mekanizmalarını desteklemek önemlidir.
    Vitamin ve mineral eksiklikleri mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
    Ayrıca kişinin doğum kotnrol hapları kullanmış ve bunları bırakmış olması bize ilaç sonrası hormonal değişikliğe bağlı olan durumlar pcos semptomlarını düşündürelbilir. Bu durumda bu tablo incelenmeli ve elenmelidir tedavi için.
    Diyet ve beslenme polikistik over tedavisinde belki de en önemlisidir

    Adrenal stress Birçok polikistik over sendromunun altındaki saptanamayan neden olmuştur hep.

    ADRENAL PCOS

    Vücut stresse girdiğinde Hipotalamus ACTH hormonu salgılar. Bunun sonucunda böbrek üstü bezlerden kortizol , adrenalin ,nöradrenalin ayrıca aynı zamanda DHEA, DHEA-S , ANDROSTENEDİON salgılanır.( cevre dokularda testesterona çevrilebilir ) Buyüzdendir ki kronik stress hem vücutta androjen hormon fazlalığına hem de polikistik over sendromuna neden olabilmektedir .Kronik stress uzun vadede aynı zamanda hem bağırsak florası sorunlarına, insülin direncinei karaciğer sorunları gibi birçok sorunlara neden olacak ve vücut kısır bir döngüye girecektir.
    Acth’ın adrenal androjenleri uyarmasının nedeni bu androjenler stressin uzun vadeli etkilerinden beyini korurlar.( kortizol ve adrenalin etkilerinden ). Ama kötü bir yanı vardır. Acth ın salgıladığı kortizol ilke acth arasında bir negatif feedback vardır , yani kortizol cok artarsa acth baskılanır ama bu androjen hormonlarla acth arasında negatif bir feedback yoktur. Yani androjen hormon salınması arttıkça acth baskılanmayavaktır. Ayrıca kronik stresse bağlı yanıtlar uzun vadede bu iletişim de de (HPA AKS İLETİŞİMİ ) sorun oluşturacak ve vücudun stresse normal yanıtında da bozukluklar oluşacaktır.
    Sonuc olarak kornik stress durumlarında androjen hormon fazlalığı oluşacaktır.Bu da polikistik over ve semptomları demektir.


    DOĞUM KONROL HAPI SONRASI SEMPTOMLARI-PCOS

    Doğum kontrol hapı kullananlar bıraktıktan sonra ilaç yoksunluğuna bağlı kanamalar yasayabilir.Bu kanamalar gerçek adet kanamaları değildir.
    BU dönemde çoğu kadın yanlış bir şekilde polikistik over tanısı almaktadır.Tanı koyarken bu durum kesinlikle göz önünde bulunudurulmalıdır.
    Doğum kontrol ilacını bıraktıktan sonra kısa dönem infertilite bile görülebilir.
    Doğum kontrol ilacını bırakma sonrasında yaşanan smeptomlar 1-2 sene içinde kendiliğinden normale dönebilir.
    Bu dönemde yaşanan semptomlar bütünsel bir şekilde ele alınmalıdır. Genelde androjen fazlalığı görülür ve buna yönelik bir tedavi olusturullmalıdır.
    Çinko suplementi oldukça faydalı olabilir bu dönemde.
    Doğum kontrol ilaçları sonrası sendromu ile alakalı cok daha ayrıntılı bir yazı yazacağım 
    Not : hiçbirzaman doğum kontrol ilaçları kullanılmamasını önermemekteyim. Bununla alakalı cok daha ayrıntılı bir yazım olacaktır.

    KİLO VE POLİKİSTİK OVER

    Kilo verme çoğu polikistik over sendromunda semptomların ve laboratuar bulgularının düzelmesinde oldukça önemlidir.
    Yapılan birçok çalışmada kilo verdikçe hastaların testesteron seviyelerinin normale döndüğü , SHBG seviyelerinin arttığı , Serum insülin seviyelerinin normale döndüğü görülmüştür.
    Kilo verme sonrası aksayan ovulasyonların gerçekleştiği ve overlerdeki polikistik görünümün düzeldiği görülmektedir.
    Bu durum tüm polikistik over sendromu hastaları için geçerli olmayabilir.Özellikle düşük kiloda olup gene de polikistik over sendromu yasayan birçok hasta bulunmaktadır.Ama insülin direnci olan cogu vakada kilo en önemli unsurlardan biridir.
    Şimdi size önemli bir detaydan daha bahsetmek istiyorum. Çok düşük beden yag kitlesi ve fazla egzersiz yapmak , az kalorili beslenmek de insülin direncine ve polikistik overe neden olabilir. Evet doğru duydunuz. Obezite gibi çok yüksek yağ kitlesine sahip olmak gibi tam tersi olarak cok düşük yağ kitlesine sahip olmak da polikistik overe nedne olabilir. AŞırı vücudu stresse sokacak egzersizler ve aşırı derecede uzun süreli kalori kısıtlamaları da polikistik over sendromu nedenleri arasındadır.

    1- BESLENME

    ***beslenmeden tüm rafine işlenmiş gıdalar çıkarılmalıdır!
    ***kızartma yöntemi ile yapılan gıdalar asla tüketilmemelidir.
    ***Glutenli ürünler tüketimi inflamasyona neden olabilir.Birçok soruna neden olduğu artık günümüzde yavaş yavaş ortaya çıkmaktadır. Polikisitk over sendromunda glütensiz beslenmenin oldukça faydalı olduğunu belitmekteyim.
    *** sürekli karışınıza glisemik indeksi düşük bir diyet ile beslenin diye öneriler çıkmaktadır polkistik overde , buraya hem katılıyor hem katılmıyorum. GLisemik indeksi yüksek olan tahıl grupları , işlenmiş gıdalar abur cuburlari hamur işleri polikisitk overde asla önermediğim şeylerdir.Ama meyveler polikistik overde belki de en önemli komponentlerden biridir. Yıllardır polkistik over olarak baktığım hasta sayısı oldukça fazladır ve hepsinde de bitki bazlı, bol sebze ve bol meyve içeren diyetle mükemmel sonuç alıyoruz. Burada amaç direk glisemik indekse odaklanmak değil ; genelleme yapmaktan ziyade direk gıdalara birebir odaklanmak lazımdır.
    Ketojenik diyetler polikisitik over sendormunda başlangıçta etkili bile görünse de birçok fonksiyonel tıp hekimi ve otoriteler üreme sistemi sağlığı için asla uzun vadede bu diyeti önermemektedirler. Uzun vadede (2-3 aydan fazla ) bu diyetler daha farklı sorunlara yol açabilir.Ketojenik diyeti cok savunan Amerikada bir fonksiyonel tıp hekimi ile görüşmemde bile kendisi poliksitik overli hastalara özellikle ketojenik diyeti çok tercih etmediğini belirtmişti. Düşük karbonhidratlı beslenme uzun vadede üreme sistemi üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir .AMa burada üstüne basa basa tekrar etmek istiyorum. Karbonhidrattan kastımız asla rafine işlenmiş gıdalar, çok fazla tahıllar , Hamur işleri , yapay şekerler gibi şeyler değil.T amamen organik sebze ve meyvelerden bahsediyorum karbonhidrat derken ! bu noktanın üzerinde özellikle durmanızı istiyorum ! karbonhidrat kaynağımız birinci sırada sebzeler sonra meyveler sonra baklagiller ve sonrasında glütensiz tahıllar olacak. Aşağıda kaynakça kısmına bu konuyla alakalı çalışma linklerini de bırakmaktayım ; işlenmemiş bütünsel karbonhidratlar insülin direncini iyileştirebilir. Ama işlenmiş rafine gıdalar ve tahıllar tam ters etki göstermektedir.

    ***trans yağlar ve zararlı yağların hepsi beslenmeden çıkarılmalıdır.( yağlar ile alakalı ayrıntılı yazı için “YAĞLAR” konulu yazımı okuyunuz. ) .Ama sağlıklı yağlar ( zeytinyağı-avakado-hindistan cevizi yağı-tereyağı –sadeyağ-çiğ kuruyemişler) beslenmemizin bir parçası olmalıdır.

    ***kişinin intolerans gösterdiği gıdalar cogunlukla birçok inflamatuar parametreyi uyarabilir.Bir eleminasyon diyeti ile intoleransınız olduğu gıdaları gözlemleyiniz.Ben muayahanemde hem bazı testleri göz önünde bulunduruyorum hem de kişiye eleminasyon diyeti yaptırıyorum ve oldukça güzel sonuçlar almaktayız.

    ***Süt ve ürünlerini beslenmenizden çıkarmanız polikistik over sendromunda oldukça faydalı olmaktadır. Süt ürünlerinin hepsi ıgf-1 içerir .İnsüline benzer yapısı olan bu hormon insülin direncindeki olağan şüphelileri oynamaktadır. Ayrıca süt ürünlerini kesmek androjen hormonların üretiminin azalmasındaki pozitif etkisi çalışmalar ile gösterilmiştir. Yukarıda bahsettiğimiz üzere androjen hormonlar polikistik overdeki temel sorunlar arasındadır.

    ***Alkol tüketimini azaltın ya da mümkün ise kesin.alkol karaciğer detoksifikasyon parametrelerinin çoğuna zarar vermektedir.Özellikle hormonların detoksifikasyonu için karaciğer oldukça önemlidir.Alkol sürekli tüketimi homonların metabolize olmasını önleyebilir.Ayrıca alkol tüketimi insülin direnci olusumunda da önemlidir.ALkolu kesmek karaciğerin üzerindeki yükü azaltmak adına oldukça önemlidir.

    ***Kafeini azaltın ya da mümkünse kesin .Polikistik sendromun altında odaklanılması gereken noktalar arasında adrenal sistem oldugundan bahsetmiştik. Kafein böbrek üstü bezler için oldukça stimulandır. Kafein aynı zamanda östrojen seviyeleri ve metabolizması konusunda oldukça önemlidir. Fazla kafein tüketimi vücutta östrojen metabolizmasını bozabilir. Kahve aynı zamanda b vitaminlerinin seviyesini vücutta azaltır ( atılım ve işlenmesi ile ) ve polikistik over sendromunda b vitaminleri oldukça önemlidir.Kahvenin infertilite ile bağlantısı olduğunu gösteren calsıma sayısı da oldukça fazladır.

    ***BÜTÜNSEL bitki bazlı antiinflamatuvar bir beslenme polikistik over sendromlu hastalarımda en güzel sonucu aldığım beslenme türüdür.
    Başlangıc dönemde olabildiği kadar çiğ gıdalar agırlıklı beslenirken pişmiş gıda oranını zamanla gittikçe arttırmaktayım.
    Kalori sayımı yapmayı asla önermiyorum çünkü ben hastalarımla makrolar kadar mikrobesin değerlerine de odaklanıyorum.
    ama kabataslak bakarsanız beslenmenizde aldıgınız kalorilerin büyük çogunlugunun sabah öğünlerinde olması polikistik over sendromunda faydalı olabilir.

    ***Kale,ıspanak,kara lahana gibi koyu yaprakları sebzeler ve tüm yeşillikler sağlıklı demir ve kalsiyum kaynakları için beslenmenizin en önemli parçası olmalıdır.

    ***Beslenmede AGEs ( advanced glycation and products ) içeren gıdaları azaltmak polikistik over sendromunda insülin direncinle oldukça faydalı olabilir.AGEs içeren gıdalar = işlenmiş gıdalar ! Hayvansal işlenmiş gıdalar !

    ***hayvansal gıdalar polikisitk over sendormunda yüksek oranda tüketilmemelidir. Harvardda infertilite üzerine yapılan bir çalışmada ( asagı linkini bırakıyorum ) ; kadınların proteinlerini hayvansal kaynaklar yerine bitkisel kaynaklardan aldığında infertilitenin düzelme sansının daha yüksek olduğunu belirtmiştir. Hayvansal protein kaynakları arasında en kaliteli protein kaynağı gene yumurtadır ( sağlık acısından ) ama o da belirli sınırlar içerisinde tüketilmelidir.
    ***Mevsiminde deniz balıkları tercşh edilebilir , kırmızı et yenilebilir ama tavuk etinden tamamen uzak durmanızı önermekteyim.( gerçekten nasıl yetiştirildiğini bildiğiniz organik gezen köy tavuğu bulabilirseniz nadir tüketilebilir)
    ***Baharatlar özellikle tarçın ve zerdeçal , çörek otu , kırmızı biber polikistik over sendromunda oldukça faydalıdır.

    ***Konvensiyonel yetiştirilen etlerden uzak durun , ( Hayvanları büyütmek amaçlı hormon kullanımı yaygındır.) Merada otlanan doğal hayvan etleri tercih ediniz, bu konu oldukça önemlidir.
    Not : demir eksikliği ve demir fazlalığı her iki durumda polikistik over sendromuna hem neden olabilir hem sonucu olarak görülebilir. Bu durumda bazen demir eksikliği olan hastalara direk demir ilaçları başlandığında vücutta bulunan inflamasyondan dolayı bu demirin emilimi ve kullanımı pek olmayacak ve demir depoları yükselmeyeceği gibi ortada bir demir toksititesi oluşacak. Oyüzden önce antiinflamatuar bir diyetle ve gerekirse bazı suplementlerle önce kronik inflamasyon tedavi edilmelidir ve sonrasında gerekirse demir ilaçları kullanılabilir. Cogu hastamda demir ilacına hiç gerek duymadan demir yüksek gıdalarla hem demir seviyeleri yükseliyor hem de demir eksikliği semptomları ortadan kalkıyor. İlk seçenek herzaman beslenme ile demir kaynakları olmalı ve polikistik over sendromlu hastalar hemen demir ilacına başlatılmamalıdır.

    ***keten tohumu-chia-susam gibi omega 3 ve fitoöstrojen kaynakları polikistik overde oldukça faydalıdır.
    ***özellikle fitoöstrojen tüketimi adet dönemi zamanında yasadıgınız birçok semptomun azalmasını sağlayabilir.Çünkü bu dönemdeki sorun östrojen dominansı dedğimiz östrojenin progesteron ile karşılanamadığı tablodur.Fİtööstrojen tüketimi bu sekilde östrojen dalgalanmalrını azaltabilir ve birçok semptoma care olabilir.

    ***Polikistilk over tedavisinde hastanın durumuna ve altta yatan soruna göre birçok suplement ve fitoterapik ajan kullanılabilir.Bunları sizlere aktarıyorum:

    2- SUPPLEMENTLER ve FİTOTERAPİK AJANLAR

    D VİTAMİNİ = d vitamini seviyeleri insülin direncinde oldukça önemlidir.Birçok çalışma d vitaminin bazı durumlarda metformine bile sütün olduğunu ortaya koymuştur.D vitamini seviyelerinin 60-80 civarı olmasını istemekteyim.D vitamininde yükleme dozlar yerine günlük dozları uygun görmekteyim.
    MAGNEZYUM = Düşük magnezyum seviyeleri insülin direnci ve birçok metabolik semptomla bağlantılıdır. Günlük 200-300 mg elemental magnezyum polikistik overdeki insülin direncinde oldukça faydalı olabilir.Daha yüksek dozlar için doktorunuza başvurunuz.
    KROM = Kromi insülin ve kan sekeri düzenlemede esansiyel olan mineraller arasındadır. Yapılan bir çalışmada polikistik over sendromlu kadınlarda günlük 200 mcg krom minerali kullanımı kan sekeri düzenlenmesinde oldukça önemli olduğunu ortaya koymuştur.polikistik overli hastalarda ayrıca Serbest testesteron seviyesinin krom suplementları sonrası azaldığı gösterilmiştir.200-600 mcg yemeklerden sonra kullanılabilir.
    OMEGA 3 = kronik inflamasyon tedavisinde ve birçok hastalıkta omega 3 ün yeri büyüktür.Yapılan bir çalışmada günlük 3 gr omega 3 alan kadınların testesteron seviyelerinde belirgin bir düşüş saptanmış 8 haftada;ve adet düzenleri placeboya göre oldukça daha düzenli hale gelmiştir.
    B VİTAMİNLERİ = b vitamini eksiklikleri polikistik over sendromundaki semptomların cogunda önemlidir.Özellikle b2-b3-b5-b6-b8-b9-b12 kilo kontrolünde , tiroid fonksiyonlarında , hormonal dengede ve mitokondriyal fonksiyonlarda, hormonların detoksifikasyonunda önemlidir.
    B6 BİTAMİNİ = Seratonin ve dopamin salgılanmasında ve duygudurum değişikliklerinde önemlidir.
    ÇİNKO = Çinko birçok metabolik basamakta oldukça önemli esansiyel bir mineraldir.Çinko eksikliği iştah açılması yapabilir.Çimko eksikliği tad ve koku kaybına nedne olabilir.Daha yoğun tada sahip yiyeceklere , tuza cok ihtiyaç duyuyorsanız çinko eksikliğni göz önünde bulundurunuz.Tiroid hormonlarında ve insülin hormonunun aktivasyonunda oldukça önemlidir. Polikistik overde foliküllerin gelişimi için ve düzgün menstural döngü için oldukça önemlidir.Akne tedavisind eoldukca önemlidir.kilo vermede önemlidir.İnsülin direncinde önemlidir.polikistik over sendromunda günlük 15-30 mg dozlar kullanılabilir.Polikisitk over sendromuna görülen depresyonda olukça etkili olabilir.Çinko eksikliği depresyona neden olmaktadır.
    PROİBİYOTİKLER = İnflamasyonun baskılanmasında , testesteron ve östrojen dengesinde oldukça önemlidirler. Polikistik over sendromu ile bagırsal floarsı arasında da oldukça güçlü bir bağlantı vardır.Özellikle lactobacillus , bifıdobacterıum içeren probiyotikler oldukça etkilidirler.
    COENZYME Q10 = enerji üretimi ve karbonhidrat metabolizması için oldukça önemlidir.Yapılan bir çalışmada düşük yağlı beslenen kişilerde coenzyme q10 kullanımının kilo kaybını iki katına cıkardıgı ortaya koyulmuştur.
    ALPHA LİPOİC ACİD = Kan şekeri dengelemede oldukça önemlidir.&oo mg günlük doz kullanılabilir.
    N ASETİL SİSTEİN ( NAC ) = insülin direncinde ve karaciğer detoksifikasyonunda oldukça önemlidir.
    GLUTAMİNE = Şeker düşkünlüğünde faydalı olabilir.Kas yapımında oldukça önemlidir.
    AGNUS CASTUS (VİTEX-CHASTETREE BERRY ) = hipofizin düzgün calsıması ve fonksiyonu için oldukça önemlidir. HİPOFİZ BEZİNDEN LH SALGISININ DÜZGÜN SALINMASINI SAĞLAYARAK ; ÖSTROJEN VE ANDROJEN SEVİYELERİNİ AZALTIR , DOĞAL PROGESTERON SALGISINI ARTTIRIR ve böylece yumurtalıklarda dengeyı sağlar.Etki etmesi birkaç ayı bulabilir buyüzden en az 3-6 ay kullanılmalıdır etkiyi görmek için.Ader düzensizliklerinde , Aknede kullanılabilir.Günlük 40-60 mg arası kullanılabilir.
    BLACK COHOS (CİMİCİFUGA RACEMOSA ) = lh seviyelerini düşürmekte önemli olabilir.Premenstral semtpomlarda oldukça etkili olabilir.
    SAW PALMETTO ( SERENOA REPENS ) = çalışmalar gösteriyor ki saw palmetto antiandrojen etki gösteriyor.Eğer androjen fazlalığı smeptomları yasıyorsanız kullanmayı düşünmelisiniz.Testesteron seviyesini düşürdüğü çalışmalarla gösterilmiştir.(testesteeronu ; dihidrotestesterona dönüşümünü de bloke eder-5 alpha reduktaz enzimini bloke ederek)
    MELATONİN = Bazı polikistik over sendromlu hastalar uyku sorunları da yasayabilir.Uyku düzeni sağlanana kadar ya da şiddetli insomnia vakalarında belirlki süre melatonin takviyesi kullanılabilir.Ben tercihen 3-6 mg lık dil altı melatonin formlarını kullanıyorum.
    MİLK THİSTLE ( SİLYBUM MARİANUM ) = Karaciğer için oldukça önemli bir suplementtir.Karaciğerin yenilenmesinde ve detoksifikasyonda önemlidir.Yukarıda bahsettiğim gibi karaciğer polikistik overda alsında en merkez rolü oynuyor.Vücuttaki fazla östrojeni temizlemede ve insülin direncinde faydası bulunmuştur.
    ISIRGAN OTU( ÜRTİCA DİOCİA) = Kökü SHBG oranını arttırır. Bu sayede serbest testesteron oranı azalır. Yaprakları ayrıca oldukça etkilidir , insülin direncinde ,
    DONG QUAI = Hromon seviyelerinin normale dönmesinde önemlidir.BAğısıklık sistemini güçlendirir.Uterusu güçlendirir ve adet ağrılarında etkili olabilir.
    AHUDUDU YAPRAĞI ( RUBUS İDAEUS ) = KADIN üreme sistemini birçok seviyede güçlendirir.Ağır menstural kanamalarda etkili olabilir.Demir bakımından zengindir , uterusu güçlendirir.Doğurganlıgı arttırabilir.
    EVENİNG PRİMROSE ( OENTHERA BİENNİS ) = hormonları dengelemekte oldukça önemlidir.Östrojen ve progesteron denegsizliğinde faydalı olabilir.Pcosta görülen kolesterol yüksekliğinde etkili olabilir.
    KETEN TOHUMU (LİNUM USİTATİSSİMUM ) = SHBG seviyelerini arttırır , androjen seviyelerini azaltır ve östrojeni metabolize edilmesinde önemlidir. Omega 3 ten zengindir. İçeriğindeki lignanlar sayesinde fitoöstrojen olarak da davranırlar.Aynı zamanda oldukça faydalı lif kaynagıdırç.Polikistik over sendromlu hastalarıma keten tohumunu beslenmelerine katmalarını mutlaka söylüyorum.
    BEYAZ ŞAKAYIK (PEAONİA LACTİFLORA ) = Progesteron seviyelerini artırdığı ve testesteron seviyelerini azalttığı gösterilmiştir.Karaciğeri sakinleştirir.Adet düzensizliğinde önemlidir.
    NANE ( MENTHA CORDİFOLİA ) = ANdrojen seviyelerini ve serbest testesteron seviyesini düşürdüğü çalışmalarca gösterilmiştir.Çay olarak özellikle tüketilebilir.Özellikle akne ve kıllanma vakalarında kullanılabilir.
    GURMAR BİTKİSİ ( GYMNEMA SLYVESTERE) = bitkisel metformin olarak da gecen bu bitki yüzyıllardır ayuverdik tıpta kullanılmaktadır.İnsülin seviyesi kontrolüne ve karbonhidrat sermelerinde önemli olabilir.
    RED CLOVER = Fitoöstrojenik etki gösterir.akne tedavisinde oldukça önemlidir.Kanın temizlenmesinde (detoksifikasyonda ) oldukça önemlidir.
    TARÇIN = iNsülin direncine olumlu etkisinden dolayı polikistik over sendromunda oldukça faydalıdır.Adet döngülerinin düzenli olmasında da etkilidir.Adet kanamaları fazla olan kadınlarda kanamaların azalmasını sağlayabilir.Adet sancısını azaltabilir.
    MEYAN KÖKÜ = Stress yönetiminde oldukça önemlidir.Fazla testeronu düşürmede kısmen etkilidir.Akne ve kıllanmada oldukça faydalı olabilir.Suplement ya da cay tüketebilirsiniz.Meyan kökü adrenal sistem söz konusu olduğunda oldukça etkildiri.Hipotansiyon vakalarında da fauydalı olabilir.
    İNOSİTOL = İnositol karsımıza myo-inositol ya da d-chro insoritol olarak çıkabilir.ALdıgınız takciyeler bunlardan birini barındırabilir.EN uygunu myo-inositol / d-chiro-inositol oranı 40/1 olanlardır.İnositol takviyesinin amh seviyeşerini düşürdüğü ve over hacımini doğum kontrol haplarından daha etkili şeklide küçülttüğü gösterilmiştir.Yumurta kalitesini arttırdığı gösterilmiştir.Bazı çalışmalar metforminden bile daha etkili olduğunu göstermektedir hatta.Depresyon ve panik atakta etkli olabilir.500-2000 mg arası dozlarda kullanılabilir.doz ayarlaması mutlaka doktor kontrolünde yapılmalıdır.
    BERBERİNE = insülin direncine etkisi nedeniyle polikistik over sendromlu hastalarda oldukça faydalı olabilir.Özelikle insülin direnci tanısını kesinleştiridiğimiz polikistik over hastalarında kullanılmalıdır.500 mg berberine günde 2-3 kez alınablir.
    ASHWAGANDA = Adrenal sistem kaynaklı( kronik stress ) polikisitk over sendromlarında oldukça önemlidir.Hpa onarımında önemli bir adaptojendir.Kortizol seviyelerini düzeltmede etkili olabilir.Kolestertol seviyelerine olumlu etkisi çalışmalarla belirtilmişitir.Kilo vermede oldukça önemli olabilir.ANksiyete ve stress üzerine etkisi en önemli etkileridir.
    • L-THEANİNE = Yeşil çay ve bazı mantarlarda doğal olarak bulunan bir aminoasittir.Beyin bariyerini geçer ve bazı nörotransmitterlerle yarışabilir.Sakinleşmeyi sağlar ve odaklanmada önemlidir.Polikistik over sendromunda adet dönemindeki sorunlarda tercihe dilebilir.stress kaynaklı düzensizliklerde tercihe dilebilir.
    KARAHİNDİBA = Karaciğeri detoksife eder , Hormonlaırn temizlenmesinde oldukça önemlidir.Bu hormon temizliği nedeniyle karahindibanın SHBG üretimini uyardığı ile alakalı bri ki çalışma mevcuttur.SHBG artması demek ortamdaki serbest testesteronun bağlanarak uzaklasıtırılması demektir.Testesteron fazlalığı polikisitk overdeki en önemli semptomlardan biridir.
    MACA KÖKÜ = Hormonları dengelemede ve kortizolu dengelemede oldukça önemlidir.FErtiliteyi arrttırmak için yıllarca kullanılmış bir bitkidir.Depresyonda da faydalı olabilir.
    HOLY BASİL(tulsi ) = insülin direncinde faydalı olabilir, Kortizol seviyelerinde etkilidir , Kilo vermede etkili olabilir.Antiandrojenşk etkisi de vardır.
    TRİBULUS TERRESTRİS = ovulasyonu stimıle edebilir , adet döngülerinin düzgün işlemesinde önemlidir.Over kistlerini azalttığını gösteren calısmalar vardır.

    3-EGZERSİZ

    Eğer mucize bir yöntem arıyorsanız polikistik over sendromunda bu EGZERSİZDİR! Polikisitk over sendromu hastalarımda ve kendimde en hızlı ve güzel yanıtı egzersizle kombinlediğimde tedaviyi aldım.Egzersiz bir seçenek değil bir zorunluluktur ! Haftalık rutininiz olması oldukça önemlidir.
    Hastalarıma genelde sevdikleri spor türüyle ilgilenmelerini öneriyorum.Bu egzersizin devamlılığı acısından oldukça önemli olmakla beraber sevdiğiniz sporu yapmak hormonal dengeniz acısından da oldukça önemlidir.
    Bazı vakalarda HIIT(HİGH İNTENSE INTERVAL TRAİNİG ) antremanlar seklinde adlandırdığımız antremanlar daha etkili olabilir. Bu antreman tipiyle alakalı da uzun bir yazım olacak.Ama polikistik over sendromunuz adrenal sistem kaynaklı ise HIIT antremanlar sizin için uygun olmayabilir.Daha cok nefes egzersizleri içeren yoga-yürüyüş-pilates gibi egzersizler daha uygun olabilir.

    4-YOGA

    Birçok çalışma gösrtermiş ki basta yoga ve diğer sporlar AMH ,LH ,TESTESTERONE seviyelerinde düşme sağlamıştır. Düzenli yoga yapmak insülin direncinde düzelme ve kardiyovasküler hastalıklarda azalma sağlamıştır. Stress seviyeleri üzerine olumlu etkisi de oldukça önemlidir.
    Yogayı birçok hastalık için günlük rutininize almanızı önermekteyim ama özellikle hormonal bozukluklarda etkisi oldukça belirgindir. Haftada 2-3 kez yoga egzersizi polikistik over sendromu tedavisinde oldukça faydalı olmaktadır.

    5-KİLO VERME

    Beden-kütle indeksi (BMI ) fazla olan ve insülin direnci olan polikistik overli kadınlarda kilo vermek birçok semptomun düzelmesini sağlayabilir. Normal beden kütle indeksi 18.5-24.9 arasındadır.
    Bu hastalarda kilo verirken detoksifikasyon parametrelerini desteklemek ve antiinflamatuar bir diyetle kilo vermesini sağlamak cok önemlidir.Yukarıda bahsettiğim beslenme kısmı antiinflamatuar bir diyettir. 10 kilo ve daha fazla kilo verecek ve veren hastalarda medikal anlamda detok desteği gerekebilir ( gerekli suplementler ve fitoterapik ajanlarla amaç faz1-faz2-faz3 seklinde gerçeklesen karaciğerin detoksifikasyon parametreleri ve atılım yollarını desteklemektir. )

    6- UYKU

    Uykudan sürekli her hastalıkta bahsediyoruz en önemli ayrıntılardan biri diye ama yıllardır gözlemlediğim hastaların çoğu bunun ciddiyetinin farkında değil.
    Uyku sadece bedensel dinlenmek anlamında değildir , hormonlarınız düzgün işlemesi için , detoksifikasyon paremetrelerinizin düzgün çalışması ,mitokondrilerinizin çalışması ve daha binlerce şey için gerekli ve önemlidir.MELATONİN hormonu karaciğer detoksifikasyonu ve mitokondrileriniz için elzemdir ve gece 12yi geçtiğiniz her saatte bu hormon salgısı giderek azalmaktadır.Günde 7-8 saat uyku uyumanız ve uykuya başlama saatiniz gece 12yi geçmemelidir .En ideali aksam 10 civarı uykuya dalmanızdır.

    7-STRESS SEVİYESİNİ DÜZELT

    Düzenli kronik stress HPA (HİPOTALAMUS-PİTUER-ADRENAL) aksını bozar ve bunun sonucunda birçok hormanal dengesizlik ve inflamasyon sonucu oluşur.Kronik stress yönetimi de kişilerin farkında olduğu ama yeterince üzerinde durmadığı bir alan aynı uyku gibi. Çoğu hastama belirtiyorum eğer stress sorunumuzu çözemezsek pek yol alamayız. Meditasyonlar, nefes egzersizleri , belirli kitaplar,eğitimler,yoga hastalarıma en önerdiğim noktalar bu konuda. Stress herzaman hayatımızda olacak önemli olan bizim nasıl başa cıktıgımız.
    Bazı çalışmalar meditasyonun kortizol seviyelerini düşürdüğü ve insülin direncinde bile faydalı olduğunu ortaya koymuştur.

    8-KİMYASALLARDAN ARIN

    Endokrin bozucular vücudunuzun doğal hormon işleyişini bozan kimyasal ajanlardır.Bu konuda cok daha ayrıntılı bir yazı yazacağım.Ama genel olarak evde kullandığınız
    *temizlik malzemeleri
    *plastikler
    *kişisel bakım malzemeleri
    *çamaşır , bulaşık deterjanları
    *parfümler ve kokular
    *paketli gıdalar
    *koserve gıdalar
    gibi birçok seyin hormon bozucu ajan olabileceğini ve barındırabileceğini biliyor musunuz?
    Bazı endrokrin bozuculara örnek verirsek = DİOXİNS , BÖCEK İLAÇLARI , BPA , GLİSOL ESTERLERİ , FTALATLAR..Bununla alakalı cok ayrıntılı bir yazım olacaktır.

    9-HORMON REPLASMAN TERAPİLERİ

    Özellikle progesteron hormon replasmanı ( bio-identical ) denenebilir ama hormon replesman tedavileri hiçbirzaman polikistik overde ilk tercihim olmamaktadır. Çok ciddi komplike vakalarda öne alınmalıdır.

    10-HOMEOPATİ

    Homeopati temel felsefesi “benzer benzeri tedavi eder” seklinde olan bir tamamlayıcı tıp yöntemidir.Homeopatide amaç kişinin yaşam enerjisini aktif etmek ve semptomları değil bütüncül tıptaki gibi kişiyi tedavi etmektir. Homeopati tek basına ya da diğer bütüncül bakış acısıyla beraber tedavide değerlendirilebilir.

    Polikistik over sendromu yönetilmesi ve tadavi olunması zor bir hastalık değildir , ama zaman gerektirir.kişinin iyileşme ve düzelme belirtilerini görmesi 6 ayı bulabilir.Alttaki nedenin ne olduğunu bilmek burada oldukça önemlidir.
    Ama polikistik over sendromu bir kader değildir , konrtol altına alınabilir ve tamamen düzelebilir.

    Mutlu , huzurlu günler dilerim…