Yapılan çalışmalara göre erkeklerde sperm sayısı dünya genelinde her sene azalmakta olup, 50 sene öncesine göre sperm sayısı yaklaşık olarak %50 azalmıştır. Bu azalma neticesi Dünya Sağlık Teşkilatı 2010 yılında normal kabul edilen sperm değerlerini düşürmek zorunda kalmıştır. Normal sperm değerlerinde kötüleşmede cep telefonları, hormonlu gıdalar, artmış yağlı beslenme ve artmış çevresel toksinlerin(ağır metaller ve haşare zehirleri) önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Dünya üzerindeki ülkeler karşılaştırıldığında, sanayileşme oranı artıkça sperm değerlerinde bozulmanın da arttığı görülmektedir.
İstatistiksel olarak düzenli ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamayan (infertilite) çiftlerin %30-40’ında erkek faktörü olup, her 5 infertil çiftin birinde tek infertilite nedeni olarak erkek faktörü bulunmuştur. Her 20 erkekten birinde değişik oranlarda sperm sayı ve/veya fonksiyon problemi olduğu tahmin edilmekte olup, erkeklerde yüzde bir oranında azospermi(Menide hiç sperm bulunmaması durumu) görülmektedir.
Sperm üretiminde yetersizliğe sebep olan nedenlerin başında koromozomal ve genetik problemler, doğuştan inmemiş testis ve infeksiyöz nedenler bulunmaktadır. Genital bölgede ağrıya da neden olabilen ve halk arasında sıklıkla bilinen bir hastalık olan varikosel de sperm üretiminde düşüklüğe neden olabilmektedir. Varikosel normal erkeklerin %15’inde, infertil erkeklerin %40’ında görülür. Sperm üretimini azaltan diğer nedenler ise hormonal nedenler, ilaçlar, kimyasal madeler, radyasyon zararı, alkol ve sigaradır. Sigara içimi ile vücuda kadmiyum girer ve testislere zarar verir.
Çocuğu olmayan bir çiftin araştırılmasında kadına ait tüm bulgular normal olduğunda erkeğin sperm değerlerine göre tedavinin şekline karar verilmektedir. Tedavide en yaygın kullanılan iki yöntem intrauterin inseminasyon(aşılama) ve tüp bebektir. Hafif erkek faktöründe aşılama ile %10-15 oranında gebelik elde edilebilir. Sperm parametrelerinin belli eşik değerlerin altında olduğu durumlarda ise tek şeçilecek yöntem tüp bebek ve mikroinjeksiyondur.
Erkek infertilitesi için bilinen sebeplere son zamanlarda yeni bir tanesi eklenmiştir.Oksidatif stres olarak bilinen bu bozukluk spermde DNA hasarı yaratarak infertiliteye neden olabilir.Sperm kalitesi düşük olan hastalarda oksidatif strese neden olan serbest oksitatif radikallerin fazla olduğu gösterilmiştir. Yaş artıkça spermde DNA hasarı artar ve artmış DNA hasarının erkek infertilitesinde önemli rol oynadığı gösterilmiştir.
Serbest oksidatif radikaller döllenme için gerekli oldukları halde, fazla üretimi spermde hareket kaybı ve DNA hasarı yoluyla sperm fonksiyonuna zarar vermektedir. Böylelikle erkek üreme sisteminde birçok patolojik süreci başlatabilmektedir. Sperm DNA hasarının, infertil erkeklerin %30-80’inde önemli katkısı olduğu gösterilmiştir.Vitamin C, vitamin E, beta-karoten gibi besin takviyeleri kullanılarak bu zararlı etkinin azaltılabileceği düşünülmektedir.
Mevcut oksidatif stres tespit modelleri tam bir ölçüm sistemi içermez ve klinik uygulamalar açısından kullanışlı değildir. Spermlerdeki DNA hasarını ölçmek için klinik kullanımı uygun cihazlar geliştirilmiştir. MİOXSYS cihazı Oksidasyon-Redüksiyon Potansiyel prensibine dayanır ve elektron alış verişini ölçer. Yaklaşık 4 dakikalık bir sürede sperm DNA hasarını öngörme olanağı bize tedavide uygun yaklaşımı seçme olanağı vermektedir. Özellikle tüp bebek tedavisinde mikroenjeksiyon yönteminde DNA hasarı olmayan spermin kullanılması ile daha yüksek gebelik oranları elde edilebilmektedir.
Etiket: İnfertil
-

Erkek İnfertilitesi ve Tanı ile Tedavide Yeni Bir Seçenek
-

Erkeğe Ait Kısırlık Nedenleri
Erkek infertilitesine sebep olan nedenlerin ortaya konması ve
intrasitoplazmik sperm enjeksiyonunun (ICSI) yardımla üreme
tekniklerinde başarı ile uygulanması erkek infertilitesinde
devrim yaratmıştır.
Klinik araştırma sırasında erkek sistematik bir şekilde
incelenmelidir. Değerlendirme; anamnez, fizik muayene ve
ejakülatın laboratuarda incelenmesini kapsar. Dünya çapında
yapılan ve 32 kliniği içeren çok merkezli bir çalışmada, infertil
çiftlerinin % 30-40’ında sadece erkek faktörü infertilite nedeni
olarak karşımıza çıkmaktadır. İnfertil olarak tanımlanan erkeklerin % 12’si 4 yıl içinde
gebelik oluşturabilmektedir.
Erkek infertilitesinde, ilk ve temel tetkik spermiogramdır. Semen parametrelerinin
değerlendirilmesinde ise normal değerler konusunda bir karışıklık bulunmaktadır.
Hormonal Nedenler: Beyin kısmındaki hipofiz bezinden salgılanan sperm üretim ve
olgulaşmasını etkileyen FSH ve LH hormonundaki problemler
Testislere Ait Sebepler: Sperm yapım bozukluğuna bağlı sebepler (Nonobstrüktif) ve sperm
atım bozukluğuna bağlı sebepler (obstrüktif)
Sperm Taşıyıcı Kanallara ve Organlara Ait Sebepler: Üretilen spermin bu yollardaki bir
tıkanıklık sonucunda ejekulata (meni) ulaşamaması ile sonuçlanır.
Bu sistemin doğuştan tıkalı olduğu durumlarda eşler kistik fibroz geni açısından taranmalıdır.
Çünkü testislerden elde edilen sperm sonucu oluşan gebeliklerden oluşan çocuklar böyle bir
risk taşırlar. Diğer cerrahi yada tıbbi sebeplerden oluşan hastalıklar sebebe yönelik tedavi
seçeneklerinden faydalanabilirler.
LABORATUAR İNCELEMELERİ
Semen Analizi: Sperm örneği vermek için bir cinsel ilişki veya boşalmadan en az 3 gün, en
fazla 5 gün sonra (cinsel perhiz) başvurmanız istenir. Meni verme işleminde sabun v.b. kayganlaştırıcı maddeler
kullanılmamalıdır. Penis ve parmaklar verilen kabın iç yüzüne dokundurulmamalıdır.
Verilen örneğin tamamının kabın içine girmesi gerekmektedir. Laboratuar ortamında örnek
veremeyen hastaların doktorlarına yada Laboratuar görevlisine durumu bildirmeleri gerekir.
Laboratuar dışında örnek verecek şahısların örneği 20 dk. içinde vücut ısısında ( örneğin
koltuk altı) ve güneş görmeden laboratuara ulaştırması gerekir.