Etiket: İlaç

  • Parkinson!

    40 yaşından sonra ve daha ileri yaşlarda daha sıklıkla erkeklerde ortaya çıkan beyinde bazı hücrelerin hasara uğraması ve eksilmesi ile oluşan bir hastalıktır. Bu hasar sonrası beyinde dopamin adı verilen maddenin eksilmesi söz konusudur. Dopamin bilgileri bir sinir hücresinden diğerine gönderir. Beyinde yeterli dopamin üretilmezsse hareket ve denge etkilenerek hastalık ortaya çıkar. Parkinson hastalığı ölümcül olmayan, yaşam süresini kısaltmayan ve felce yol açmayan ancak yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalıktır.Nadiren 30-40 yaşlarda da görülebilir. Bulaşıcı değildir. Hastaların %5inde kalıtımla ilişki saptanmıştır.

    Sebepleri

    Kafa travmalarından sonra

    Sinir sistemini etkileyen bazı ilaçların kullanılması (Bazı psikiyatrik tedavi ilaçları)

    Ateroskleroz( Damar sertliği)

    Zehirlenmeler

    Ensefalit (Beyin iltahabı)

    Bilinmeyen: Hastaların büyük çoğunluğunda herhangi bir sebep saptanmaz

    Belirtiler uzun bir süreçte sinsi bir şekilde başlar ve yavaş yavaş ilerler. Genellikle vücudun bir tarafında titremeyle başlar. Ancak titremesi olan her kişinin Parkinson hastası olmadığını vurgulamak gerekir. sağlıklı insanlarda korku heyecan gibistresli durumlarda ellerde, bacaklarda geçici olarak titremeler ortaya çıkabilir. Bundan başka her yaşta görülebilen esansiyel tremor denen sebebi bilinmeyen ve ailevi olan tremorda eller öne uzatıldığında titreme olur. Parkinsonda titreme ellerde istirahat halinde ortaya çıkar, uykuda ve iş yaparken kaybolur. Bazen ayaklar, çene ve dudaklarda da titreme olur. Hareketler yavaşlamıştır (Bradikinezi),. Öne doğru yıkılacak gibi, küçük adımlarla yürüme, yürürken kolları sallamama, yazıda bozulma harflerde küçülme, ortaya çıkar. Yüzde mimiklerin azalması, konuşmanın monoton ve tekdüze vurgusuz olması görülebilir.Hastalığın ilerlemesi ile adelelerde sertlik(rijidite), vücut şeklinde değişmeler olur; vücut öne eğik ekstremiteler yarım kırık bir bir şekil alır.. Zamanla yutkunma güçlüğü, ağızdan salya akması, demans görülür

    TEDAVİ

    Hastalığı tamamen ortadan kaldıracak bir tedavi henüz yoktur.

    Parkinson Dopamin adı verilen sinir sistemi için gerekli olan maddenin kan seviyesinde azalma ile ortaya çıktığından bu maddenin dışardan verilmesi tedavide kullanılır. Bu maddenin ömür boyu kullanılması gerekir. İlaç seçiminde hastanın yaşı, hastalığın şiddeti, önde gelen belirti ve hastayı en fazla rahatsız eden şikayet göz önüne alınır. İlaçlara daima düşük dozda başlanır, gerekirse doz yavaş yavaş arttırılır. Bulguların hafif olduğu genç hastalara dopamin verilmez zira 5-6 yıl kullanımdan sonra ilacın etkinliği azalmaktadır.

    Ayrıca beyne uygulanan birtakım cerrahi girişimler tedavide yer almaktadır. Cerrahi tedavi ilk tedavi seçeneği değildir. ve hastalığın ilerlemesini durdurmaz. Hastalık belirtileri ilaçlarla yeterince kontrol altına alınamıyorsa cerrahi tedaviye başvurulur. cerrahiye aday hastaların nispeten genç, hafıza sorunlarının olmaması gerekir.

    Cerrahi tedavide sterotaksi denen cerrahi girişimle küçük bir delikten girilerek beynin talamus denen bölgesine müdahaleler yapılır.

  • Lomber kanal darlığı

    Omurlar, belimizi oluşturan kemiklerdir. Omurga kanalı omurların arasından geçer ve bacakların gücünü ve hissini sağlayan sinirleri içerir. Omurlar arasında diskler ve omurganın faset eklemleri bulunur.

    Yaşlandıkça, diskler daha az süngerimsi ve daha az sıvı dolu bir hale gelirler. Bu durum diskin yüksekliğinin azalması ve sertleşmiş diskin omurga kanalına doğru çıkıntı yapması ile sonuçlanır. Artritler, omurganın faset eklemlerinin kemik ve bağlarının kalınlaşıp genişlemesine ve bunların omurga kanalı içine itilmesine neden olabilir. Bu değişiklikler lomber omurga kanalının daralmasına yol açar.

    BELİRTİLER NELERDİR?

    Belirtiler varsa, bunlar, ağrı veya bel ağrısıyla beraber veya bel ağrısı olmaksızın bacaklarda uyuşukluk veya krampı içerebilir. Bacaklarda güçsüzlük oluşabilir. Nadiren, bağırsak ve/veya idrar torbası problemleri meydana gelebilir.

    Belirtiler, uzun süre ayakta durma veya yürüme ile daha da kötüleşebilir. Belirtiler görünüp kaybolabilir ve var olduklarında da ciddiyetleri değişiklik gösterir. Öne eğilmek veya oturmak omurga kanalındaki genişliği arttırır ve ağrının azalmasına veya tamamen yok olmasına yol açabilir.

    NASIL TEŞHİS EDİLİR?

    Doktorunuz bir hastalık öyküsü alacak ve fizik muayene yapacaktır.

    Daralmış disk ve/veya kalınlaşmış faset eklemlerini gösterebilen röntgenler istenebilir. Omurga yapılarının daha ayrıntılı bir değerlendirmesi için manyetik rezonans görüntüleme yapılabilir veya benzeri şekilde ayrıntıları görmek için bilgisayarlı aksiyal tomografi (BAT) taraması ve/veya bir lomber myelogram önerilebilir.

    Bu çalışmaların her biri mevcudiyet, yerleşim, omurga kanalı daralması ve sinir kökü sıkışması hakkında bilgi verebilir.

    NE GİBİ TEDAVİLER UYGULANIR?

    Doktorunuz, ağrıya neden olan durumun lomber kanal darlığı olduğunu tespit ederse, genellikle önce cerrahi olmayan tedavileri uygulamaya çalışacaktır.

    Bu tedaviler, şişliği azaltmak için anti-enflamatuar ilaçları (ağızdan veya enjeksiyonla) veya ağrıyı kontrol etmek için ağrı kesicileri kullanmayı içerebilir.

    Daha normal bir yaşam şeklini sürdürmek veya devam ettirmek amacıyla kuvvetinizi, dayanıklılığınızı ve esnekliğinizi arttırmak için fizik tedavi verilebilir.

    Epidural kortizon enjeksiyonu gibi omurga enjeksiyonları verilebilir.

    İLAÇLAR VE AĞRI TEDAVİSİ

    Doktorunuz, tedavi planınızın bir parçası olarak bir ilaç veya birkaç ilaç birden kullanabilir. Ağrıyı kontrol etmek için kullanılan ilaçlar, analjezikler –ağrı kesiciler- olarak adlandırılır. Çoğu ağrı, aspirin, ibuprofen, naproksen veya asetaminofen gibi reçetesiz ilaçlarla tedavi edilebilir. Nonsteroidal anti-enflamatuar ilaçlar veya NSAID’ler olarak bilinen bazı analjezikler, oluşabilecek şişme ve enflamasyonu azaltmaları için de kullanılırlar. Bu ilaçlar arasında, aspirin, ibuprofen, naproksen ve çok çeşitli reçeteli ilaç yer almaktadır. Doktorunuz size anti enflamatuar ilaçlar verirse, mide rahatsızlığı veya mide kanaması gibi yan etkileri dikkatle takip etmelisiniz. Reçeteli veya reçetesiz NSAID’lerin uzun süreli kullanımı, herhangi bir olası problemin gelişmesi nedeniyle doktorunuz tarafından takip edilmelidir.

    Başka ağrı kesicilerle geçmeyen veya NSAID’ların dindiremediği devamlı ve ciddi bir ağrınız varsa, doktorunuz kısa bir dönem kullanmanız için kodein gibi birtakım narkotik ağrı kesiciler yazabilir. Sadece size reçete edilen miktarda ilaç alın. Daha fazla doz, daha hızlı iyileşmenize neden olmaz. Mide bulantısı, kabızlık, sersemlik hissi ve uyku hali gibi yan etkileri vardır ve kullanımları bağımlılıkla sonuçlanabilir. Tüm ilaçlar, sadece belirtildiği şekilde alınmalıdır. Almakta olduğunuz herhangi tür bir ilacı –reçetesiz satılanlar dâhil- doktora söylediğinizden emin olun ve eğer doktorunuz size ilaç yazarsa, bu ilacın sizde nasıl etki gösterdiğini ona bildirin.

    Anti-enflamatuar etkili başka ilaçlar da vardır. Kortikosteroid ilaçlar – ağızdan veya injeksiyonla- çok güçlü anti enflamatuar etkileri nedeniyle daha ciddi bel ve bacak ağrısı için bazen reçete edilirler. NSAID’ler gibi, kortikosteroidlerin de yan etkileri olabilir. Bu ilaçların riskleri ve yararları konusunu doktorunuzla konuşmanız gerekir.

    Doktorunuz, gabapentin gibi (aslında nöbet geçiren insanlar için geliştirilmiş olan) ilaçları, bacaktaki belirtiler –özellikle uyuşukluk, karıncalanma, yanma ve kramp tarzı ağrılar- için reçete edebilir. Gabapentinin birkaç aylık kullanımının bazı hastalarda yürüme toleransını arttırdığı ve ağrıyı azalttığı gösterilmiştir. Bu ilaç düşük dozda başlatılabilir ve doktorun talimatı doğrultusunda, hastanın dayanabildiği kadar arttırılabilir.

    Belli bazı omurga enjeksiyonları veya “bloklar”, ağrı belirtilerini rahatlatmak için kullanılabilir. Bunlar, epidural alana (omurga sinirleri çevresindeki alan) veya faset eklemlere yapılan kortikosteroid enjeksiyonlarıdır ve bu tekniğin özel eğitimini almış bir doktor tarafından uygulanmalıdır. İlk enjeksiyona verilen cevaba göre, daha sonraki günlerde birkaç takip prosedürü gerçekleştirilebilir. Enjeksiyonlar çoğunlukla kapsamlı rehabilitasyon ve tedavi programının bir parçası olarak yapılmalıdır.

    CERRAHİ OLMAYAN TEDAVİ

    Omurga kanalı darlığının belirtileri çoğunlukla aktiviteden uzak durmakla sonuçlanmaktadır. Bunun sonucunda ise esneklik, kuvvet ve kardiyovasküler dayanıklılık azalır. Bir fizik tedavi veya egzersiz programı genellikle esnekliklerini tekrar kazandırmak için sıkı kaslara germe egzersizleri ile başlar. Esnekliği devam ettirebilmeniz için sık sık germe yapmanız tavsiye edilebilir. Dayanıklılığı geliştirmek ve sinirlerin kan dolaşımını arttırmak için sabit bisiklet veya bir koşu bandında yürüyüş gibi kardiyovasküler (aerobik) egzersiz buna ilave edilebilir. Sinirlerin kan dolaşımının iyileşmesi, kanal darlığının belirtilerini hafifletecektir.

    Sırt kaslarınız, karın ve bacaklarınız için de size özel güçlendirme egzersizleri verilebilir. Esneklik, kuvvet ve dayanıklılık en iyi hale getirilirse, günlük aktiviteler daha az uğraştırıcı olabilir. Terapistiniz ve doktorunuz, ya basit araç gereçler kullanarak evde veya bir egzersiz salonunda uygulayacağınız sürekli bir egzersiz programını hayatınıza en iyi şekilde nasıl katacağınız konusunda size tavsiyelerde bulunabilirler.

    Kanal darlığı olan bazı kişiler için evde düzenlemeler ve güvenlik konuları düşünülecektir. Belki çamaşır makinesi ve kurutucunun daha uygun bir yere taşınması gereklidir. Yatağın yanında bir komodin önerilebilir. Banyo güvenliği için gerekirse araç gereçler yazılabilir. Yemek hazırlama stratejileri, yürüyüş aktiviteleri ve enerji korunumu tekrar gözden geçirilebilir. Bastonlar ve yürüteçler gibi yardımcı yürüyüş araçları önerilebilir.

    Belirgin veya ilerleyici bacak zayıflığı gelişmedikçe veya bağırsak veya idrar kesesi problemleri ortaya çıkmadıkça, kanal darlığının kendisi yetişkinde tehlikeli bir durum arz etmez. Sonuç olarak tedavinin amacı ağrının azaltılması ve hastanın fonksiyonelliğini arttırmaktır.

    Cerrahi olmayan tedaviler kanal darlığının kendisini düzeltmez; ancak uzun süreli ağrı kontrolü ve daha yoğun tedavi gerektirmeksizin yaşam fonksiyonunda iyileşme sağlayabilir. Kapsamlı bir program, gözetim altında üç ay veya daha fazla devam eden tedavi gerektirebilir.

    CERRAHİ GEREKİRSE?

    Cerrahi, cerrahi olmayan tedavi yöntemleri ile ağrısı geçmeyen küçük orandaki hastalar için düşünülür. Cerrahi yine, ilerleyici bacak zayıflığı, bağırsak veya idrar kesesi problemleri yaşayan kişilere de önerilecektir.

    Kanal daralması, kemik kanalındaki daralma olduğundan, cerrahinin amacı sinirlerin yer aldığı alanı arttırmak için kemik kanalın genişletilmesidir. Bu, lomber dekompresyon cerrahisi veya laminektomi olarak adlandırılır.

    Gerekli olduğunda, cerrahi, bacak ağrısını dindirecek ve daha az güvenilir bir oranda da bel ağrısını geçirecektir. Hastaların birkaç hafta içinde çoğu aktiviteye geri dönmesine izin verilir. Normal aktivitelere dönüşte yardımı olması için, ameliyat sonrası rehabilitasyon önerilebilir.

    Bazen, kanal darlığında omurlar birbiriyle ilişkili olarak kayar veya yer değiştirir (spondilolistezis). Omurlar arasında anormal hareket (instabilite) oluşabilir. Bu tip vakalarda, ilgili omuru sabitlemek için baskıyı azaltmaya (dekompresyon) ek olarak omurga füzyonu cerrahisi gerekli olabilir.

    Füzyon, füzyon işlemi uygulanacak omurlar arasına kemik dokusu, kemik yerine geçen bir materyal ve/veya araç yerleştirerek yapılmaktadır. Füzyon, önden (anterior yaklaşım) veya arkadan (posterior yaklaşım) gerçekleştirilebilir veya hem anterior hem de posterior yaklaşımın ikisini de gerektirebilir. Cerrahi yaklaşımın seçimi, birçok teknik faktörden etkilenmektedir; çıkıntının (spür, diken?) alınmasının gerekliliği, hastalar arasındaki anatomik varyasyonlar ve instabilitenin derecesi bunlar arasında sayılabilir. Füzyon cerrahisinin başarı oranı %65’ten fazladır.

    Cerrahiden sonra, en az birkaç gün hastanede kalacaksınız. Hastaların çoğu, altı aydan dokuz aya uzanan bir zaman içinde tüm aktivitelerine geri dönebilirler. Normal yaşam aktivitelerine geri dönmede rehberlik etmesi için genellikle ameliyat sonrası bir rehabilitasyon programı verilmektedir.

  • Lomber faset eklem enjeksiyonları

    FASET EKLEMLER NEDİR?

    “Z” eklemler olarak da bilinen faset eklemler, omurların komşu omurlarla üst üste bindiği yerin her bir yanında, omurganın arkasında (posterior) yerleşmiştir. Faset eklemler denge ve sağlamlık (stabilite) sağlar ve omurgaya eğilip bükülme özelliği verirler. Komşu omurların iki yüzeyinden yapılmışlardır ve ince bir kat kıkırdak ile ayrılırlar. Eklem, kese benzeri bir kapsülle sarılıdır ve snovyal sıvı (omurga hareket ettiğinde iki kemik yüzeyi arasında sürtünmeyi azaltan ve ayrıca kıkırdağı besleyen, yağlayıcı bir sıvı) ile doludur.

    FASET EKLEM ENJEKSİYONU NEDEN YAPILIR?

    Faset eklem enjeksiyonunun iki nedeni vardır: teşhis (ağrının kaynağını belirlemek için) ve tedavi (tespit edilen anormalliği tedavi etmek için).

    Bel ağrılarının çoğu, birkaç hafta içinde kendiliğinden veya dinlenme, antienflamatuar ilaçlar, fizik tedavi veya egzersiz gibi geleneksel tedavilerle iyileşecektir. Altı haftadan daha uzun bir süredir bel ağrısından muzdaripseniz ve geleneksel tedavi yöntemlerinin yardımı olmadıysa, doktorunuz omurganın yapılarını incelemek için manyetik rezonans görüntüleme (MRI) veya bilgisayarlı tomografi (BT) gibi teşhise yönelik testler isteyebilir. Faset eklemdeki bir sorun (enflamasyon, tahriş, şişme veya artritler) bel ağrısına yol açabilmektedir. Teşhis için yapılan testler faset eklemde bir anormalliği işaret edebilir, bu da ağrının kaynağının faset eklem olduğunu düşündürebilir. Ancak bazen ağrının kaynağı faset eklemken sonuçlar normal çıkabilir, öte yandan anormal sonuçlar da sorunun daima faset eklemden kaynaklandığını göstermez.

    Bel ağrısının kaynağının gerçekten bir faset eklem olup olmadığını tespit etmek için bir enjeksiyon (bazen “blok” olarak da adlandırılır) verilebilir. Faset eklemin içine küçük bir miktar anestetik veya uyuşturucu ilaç enjeksiyonu ağrıyı azaltır veya ortadan kaldırırsa, bu durum ağrının kaynağının faset eklem olduğunu gösterebilir. Bu, faset eklem enjeksiyonunun teşhise yönelik kullanımıdır.

    Ağrının kaynağı olarak bir faset eklem belirlenirse, anestetik ajanlar ve antienflamatuar ilaçlar daha uzun süreler için ağrın kesilmesini sağlayabilir.

    ENJEKSİYONLAR NASIL YAPILIR?

    Faset eklem enjeksiyonları, lokal anestezi altında siz uyanıkken ve iletişim kurabilir durumdayken gerçekleştirilir. İşlem sırasında daha rahat olabilmeniz için bazen sağlık uzmanınız size ilaç verebilir. Enjeksiyon genellikle siz röntgen masasında midenizin üzerine yatar durumdayken gerçekleştirilir. Enjeksiyon işleminden önce, EKG, kan basıncı manşonları ve kan-oksijen takip cihazları takılabilir.

    Doktorunuz veya bir asistan, etkilenmiş eklemin üzerine denk gelen alanı temizleyecek ve sterilize edecektir. İşlem süresince muhtemelen, doktorunuzun iğneyi doğru faset ekleme yerleştirmesine izin veren floroskopik x ışınlarına maruz kalacaksınız. Dikkatli bir yerleştirme işleminden sonra doktorunuz enjeksiyon bölgesi üzerini örten cildi uyuşturmak için lokal anestetik kullanacaktır. Sağlık uzmanınız asıl ilacı eklem kapsülünün içine enjekte etmeden önce bunun için uygun bölge olup olmadığından emin olmak amacıyla ekleme röntgen ışınlarında gözükecek kontrast madde (boya) enjekte edecektir.

    ÖZEL HAZIRLIKLAR VAR MI?

    Uygun bölge tespit edildikten sonra, doktorunuz anestetiği (çoğunlukla lidokain veya bupivakain) ve antienflamatuarı (genellikle bir kortikosteroid) enjekte edecektir. Enjeksiyonun doğru yere yapıldığından emin olmak ve ilave enjeksiyonlar gerekip gerekmediğini tespit etmek için, ağrınızın geçip geçmediği size sorulacaktır. Bu işlem, etkilenen faset eklemlerinin sayısına bağlı olarak tekrar edilebilir. Asıl enjeksiyonlar sadece birkaç dakika sürdüğü halde, tüm prosedür genellikle 30 ilâ 60 dakika arasında sürer.

    Faset ekleminize enjeksiyon gerekiyorsa, prosedürün üç gün öncesinden başlayarak herhangi bir nonsteroid anti enflamatuar ilaç (NSAID) almamanız gerekir. Genellikle enjekiyondan en az dört saat önce herhangi bir ağrı kesici de almamalısınız. Sağlık uzmanınızla beraber tüm ilaçları gözden geçirin. Enjeksiyon gününde bazı sağlık uzmanları işlemden dört saat önce su dâhil, bir şey yiyip içmemenizi önerirler. Ancak, insülin kullanan bir şeker hastasıysanız sağlık uzmanınıza bu durumu bildirin; prosedürden önce normal yeme içme alışkanlığınızı değiştirmeniz gerekmeyebilir. Prosedürden önceki dört saat içinde ilaç almanız gerekiyorsa, bir yudum suya izin verilebilir. Enjeksiyondan önce yiyecek ve su kısıtlaması ile ilgili olarak sağlık uzmanınızla beraber durumu gözden geçirin. İşlem için kıyafetinizin çoğunu çıkarmanız ve omurganıza erişebilmek için arkadan açılan bir önlük giymeniz istenebilir.

    ENJEKSİYONDAN SONRA NE OLUR?

    İşlemin hemen ardından, ağrınızın azaldığını veya tamamen dindiğini hissedebilirsiniz. Sağlık uzmanınız, ağrınızın rahatlama seviyesini değerlendirmek için normal olarak ağrıya neden olan bir hareket yapmanızı isteyebilir. Nadiren de olsa bazı hastalar enjeksiyondan birkaç saat sonra bacak güçsüzlüğü, uyuşukluk veya karıncalanma hissettikleri halde, prosedürden hemen sonra yürüyebileceksiniz. İlaçlar tepki sürenizi etkileyebileceği için, enjeksiyondan hemen sonra araba kullanmak genellikle önerilmez. Prosedürün ardından sizi eve götürebilecek birisi olması gerekebilir.

    Evdeyken, enjeksiyon bölgenizde olabilecek herhangi bir ağrıyı buzla veya sağlık uzmanınızın yazdığı ilaçlarla tedavi edebilirsiniz. Genellikle bu durumu önemsememeniz ve ilk gün kendinizi zorlamamanız önerilir. Enjeksiyonun anestetik kısmı zamanla ortadan kalktıktan sonra, bel ağrınız geri gelebilir. Enjeksiyonun steroid kısmının ağrıyı kesmeye başlaması, yedi ilâ on gün sürebilir. Genellikle ilk günün ardından ağrınızın izin vereceği oranda günlük aktivitelerinize geri dönebilirsiniz; ancak, izin verilecek özel aktiviteler hakkında sağlık uzmanınızdan öneriler almak için onunla beraber durumunuzu gözden geçirmelisiniz. Çoğu durumda enjeksiyonu izleyen gün işe geri dönebilirsiniz.

    Tedaviye yönelik yapılan ilk faset enjeksiyonu sonrası ağrınız dinmezse, aynı bölgede enjeksiyon tedavileri genellikle önerilmemektedir.

    Araştırma, prosedürün uygulandığı hastaların %18-63’ünde faset enjeksiyonlarının altı aydan daha uzun bir süre boyunca bel ağrısını dindirebildiğini bulmuştur. Faset enjeksiyonlarının tek başına bir ağrı tedavisi olmaktan ziyade, hastanın diğer geleneksel tedavi şekillerini (fizik egzersiz, yoga, germe ve eğilme) uygulayabilmesine izin veren bir yöntem olarak kullanılması önerilmektedir.

    FASET ENJEKSİYONU KİMLERE YAPILMAMALIDIR?

    En az dört veya altı hafta süren bir ağrınız yoksa ve diğer geleneksel tedavi türlerini denemediyseniz, bel ağrınızın tedavisinde faset enjeksiyonlarını olmamalısınız. Aşırı kanama eğiliminiz varsa veya kanın pıhtılaşmasını önleyen antikoagülan bir ilaç, örn. coumadin veya heparin alıyorsanız, bu prosedür tavsiye edilmez; bu ilaçları alıyorsanız sağlık uzmanınıza bunu söylemelisiniz. Bel ağrınızın nedeni bir enfeksiyon veya tümör olarak teşhis edilmişse, ağrıyı dindirmek için başka yolların kullanılması da önerilebilir.

    YAN ETKİLER VAR MI?

    Hemen hemen her tıbbi prosedürün yan etkileri olabilir ve herhangi bir tedavi almadan önce bu olasılığı daima doktorunuzla görüşmeniz gerekir. Enjeksiyon bölgesinde ağrı, kanama, enfeksiyon veya ağrının kötüleşmesi, faset enjeksiyonlarının yan etkileri arasında sayılabilir. Steroid ilaçların yan etkileri ise, sıvı tutulumu, kilo alma, kan basıncında artış, duygu durum dalgalanmaları ve uykusuzluk olabilir. Steroidden kaynaklanan bu yan etkiler genellikle geçicidir.

  • Epilepsi nedir ?

    EPİLEPSİ NEDİR?

    Epileptik nöbet, beyindeki hücrelerin kontrol edilemeyen, ani, aşırı ve anormal deşarjlarına bağlı olarak ortaya çıkan bir durumdur. Epilepsi, halk arasında “Sara hastalığı” olarak bilinir.

    Basitleştirilmiş şekliyle epilepsi nöbeti kısa süreli beyin fonksiyon bozukluğuna bağlıdır. Beyin, insan vücudunun ana kumanda merkezi gibidir. Beyin hücreleri arasındaki uyumlu çalışma, elektriksel sinyallerle sağlanır. Nöbetin nedeni, bir tür beklenmeyen elektriksel uyarı olarak düşünülebilir. Kısaca; epileptik nöbet beynin kuvvetli ve ani elektriksel boşalımı sonucu oluşan kısa süreli ve geçici bir durumdur.

    Epilepsi, dünyanın her bölgesinde, erkek ve kadında, her türlü ırkta ve yaklaşık 100 kişide bir oranında görülebilen bir hastalıktır. Epilepsi hastalığının toplumdaki yıllık eklenen hasta oranı 45/100000 civarındadır. Ayrıca yaklaşık 20 kişiden birinde yaşam boyunca bir kez nöbet görülebilir ve bu kişilerde daha sonra nöbet tekrarlamayabilir.

    Hastaların yaklaşık yarısında belirli bir neden bulunamaz. Belli bir grup hastada ise; gebelikte olabilen beyin gelişme problemleri, doğum sırasındaki nedenler, menenjit, beyin enfeksiyonu, beyin tümörleri, zehirlenmeler veya ciddi baş yaralanmaları epileptik nöbetlere yol açabilir.

    Nöbetin nedeni tümör yada başka bir hastalık değilse, epilepsinin ilerlemesi söz konusu değildir, bazen yaşla birlikte nöbet sıklığı da azalabilir.

    Epilepsi nöbetleri, çoğu zaman insana çok uzun sürüyor gibi gelse de 1-3 dakika içinde kasılmalar biter ve hastalar belli bir süre sonra nöbet öncesindeki normal aktivitelerini kazanırlar.

    Epilepsi bulaşıcı bir hastalık değildir. Epilepsili kişinin hastalığının başkaları tarafından bilinmemesi için bir neden yoktur. Yakın arkadaşlarınız, akraba ve komşularınız, öğretmeniniz hastalığınız hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Epileptik kişi nöbetleri iyi kontrol edildiğinde, iyi yaşayabilir, eğlenebilir, çalışabilir ve toplumun aktif bireyi olabilir.

    Epilepsili kişi evlenebilir ve çocuk sahibi olabilir. Epilepsili kadınlara planlı gebelik önerilir, bu nedenle gebe kalmadan önce mutlaka doktoru ile görüşmelidir. Tedavide kullanılan ilaçların çocuk üzerine değişik etkileri nedeniyle; gebelik öncesi nöbetlerin tipine ve durumuna bakılarak uygun ilaç ve dozu doktor tarafından düzenlenmelidir.

    NÖBET TİPLERİ

    Epilepsi nöbetleri, değişik tiplerde olabilir. Nöbetler; büyük (genel, jeneralize tonik-klonik, Grand mal, sadece yüz, kol yada bacakta kasılma (basit parsiyel) veya anlamsız konuşma ve davranışlar ile karakterize (kompleks parsiyel)) nöbetler şeklinde ortaya çıkabilir.

    Kompleks parsiyel nöbetler basit parsiyel nöbetlerin farkı, basit parsiyel nöbetlerde bilincin tümüyle açık olmasıdır. Sık rastlanan belirtiler; ani korku, daha önce olmuş bir olayı olmamış olmamış gibi veya olmamış bir olayı olmuş gibi hissetme (deja-vu, jamais-vu), daha önce tanımadıklarını tanırmış gibi, tanıdıklarını tanımazmış gibi hissetme, hoş olmayan kokular ve tadlar, mideden yukarı doğru yükselen tarifi güç, hoş olmayan bir his (aura), başın çevrilmesi, kolun yukarı kalkması, kol ve bacaklarda sıçrayıcı, kasılıp gevşeme şeklinde hareketler olabilir.

    Ayrıca kısa süreli (5-20 saniye), gözlerini dikip sabit bakma, bu anda cevapsızlık şeklinde, kasılmasız dalma nöbetleri (absans) ile; özellikle sabahları uykudan uyandıktan sonraki dönemlerde ortaya çıkan ve kollarda sıçrama-atmalar tarzında myoklonik nöbetler de olabilir.

    EPİLEPSİ TANISI NASIL KONULUR?

    Epilepsi tanısında en önemli nokta; nöbetler hakkında verilen bilgidir. Özellikle nöbeti gören kişinin doktor tarafından dinlenmesi gerekir. O nedenle birisi nöbet geçirdiğinde nöbet hakkında notlar almak hatta video çekmek çok yarar sağlar. Genel fizik ve nörolojik muayene yapıldıktan sonra başvurulacak ilk labaratuar inceleme aracı; elektroensefalografi (EEG) dir. Bu tetkik, saçlı deriye elektrotlar yapıştırılarak beyin dalgalarının kaydedildiği bir yöntemdir.

    Normal EEG epilepsi olmadığını göstermez ve anormal EEG de her zaman epilepsi demek değildir. EEG tetkiki kısa süreli, dinamik bir tetkik olduğundan çekim sırasında herhangi bir anormallik ortaya çıkmayabilir. Bu nedenle; tanıya yardımcı olmak amacı ile tekrarlayan ya da uykusuzluk/uyku EEG çekimleri yapılabilir. Epilepsi hastalığı tanısının konulmasında en önemli tetkik EEG’dir. Bilgisayarlı beyin tomografisi (BBT) ve magnetik rezonans incelemesi (MRI) epilepsi nöbetlerine neden olan olayların ortaya konmasında yardımcı olabilir.

    EPİLEPSİ TEDAVİSİ

    Epilepsi ilaçla ya da cerrahi olarak tedavi edilebilen, çoğu hastada (%70-75) tek ilaçla nöbetlerin kontrol altına alınabildiği bir hastalıktır. Epilepsili hasta ilacını kullanarak aktif bir yaşam sürebilir. Epilepsi tedavisinde kullanılan ilaçlar; hastanın yaşına, fiziksel durumuna ve nöbet tipine göre uzman doktor tarafından verilmelidir. Bilinçsizce kullanılacak ilaç, nöbetleri önlemediği gibi istenmeyen yan etkilere de neden olabilir.

    Eğer tedaviyle nöbetler birkaç yıl (hastanın durumuna göre 2-4 yıl gibi) arka arkaya görülmezse, doktor kontrolünde ilaçların azaltıp kesilmesi denenebilir. Ancak ilaç kesiminden sonra nöbet tipine göre değişmekle birlikte hastaların dörtte birinde nöbetlerin tekrarlama riski olduğu bilinmelidir. Nöbetler tekrarlamazsa tedaviye son verilir, tekrarlarsa tedaviye yeniden başlanır. İlacın kesilmesi, mutlaka hastayı izleyen doktor tarafından karar verilmesi gereken önemli bir konudur.

    EPİLEPSİ’DE CERRAHİ TEDAVİ

    Epilepsi cerrahisi, nöbetleri (bayılmaları) ilaçlar ile kontrol altına alınamayan hastalarda uygulanabilecek olan bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi yönteminin uygulanmaya başlanması yüzyıl öncesine kadar dayanmaktadır, fakat epilepsi cerrahisinin güncel bir tedavi yöntemi olarak kullanılmaya başlanması 1980 ve 90’lardan sonra artış göstermiştir.

    İlaç tedavisinin dirençli bu hasta grubunun bir kısmında cerrahi tedavi uygulanabilir. Genel olarak ilaca dirençli olan hastaların %50’sine epilepsi cerrahisi uygulanabilir. Cerrahi tedavi ile nöbetler ya tamamen ortadan kalkmakta ya da nöbetlerin sıklık ve şiddetinde önemli derecede azalma sağlanmaktadır. Cerrahi tedavi uygulanacak hastalar devam eden nöbetleri ile birlikte kullandıkları yüksek dozdaki ilaçların kabul edilemeyen yan etkileri yüzünden “düşük yaşam kalitesi” olan hastalardır. Bu durumlardaki hastalara cerrahi tedavi şansı tanınabilir ve cerrahi öncesi incelemelere alınabilir.

    Cerrahi tedavi için nöroloji uzmanına başvuran veya sevk edilen hastalar mutlaka ameliyat olacak demek değildir. Hastaların önce haftalar süren bir takım cerrahi öncesi incelemelerden geçmesi ve uygulanacak cerrahi yöntemin tartışılması gerekir. Bundan sonra hastanın iyi bir aday olup olmadığı ve başka tedavi planlarının yapılmasına karar verilebilir.

    Cerrahi tedaviye karar vermeden önce hastanın nöbetlerinin tıbbi tedaviye dirençli olduğunun gösterilmesi gerekir. Bu nedenle, en az 2-3 uygun antiepileptik ilacın tek tek ve beraber yeterli dozda ve sürede kullanılması sağlanmalıdır. Bu ilaçların nöbetleri kontrol edinceye kadar veya kabul edilemeyen doza bağlı yan etkiler gelişinceye kadar tedrici olarak arttırılması gerekir. Nöbetlerinin nedeninin beyinde tümör, damarsal anormallik gibi yapısal bozukluğa bağlı olduğu hastalarda, cerrahi tedaviye daha erken karar verilebilir.

    Başlıca üç tipte epilepsi cerrahisi yöntemi vardır. İlki ve tercih edileni epileptik odağın kendisinin çıkarılmasıdır. Diğeri ise nöbet yayılım yollarının kesilmesi yoluyla nöbetlerin yayılmasını, sıklık ve şiddetini azaltmaya yönelik olan cerrahi yöntemidir. Üçüncü yöntem ise, vagal sinir stimulasyonudur.

    Nöbetlerin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik olan rezektiv cerrahi yöntemleri, parsiyel başlangıçlı nöbetleri olan yani nöbetleri belirli bir odaktan başlayan hastalara uygulanır. Epileptik odak beynin tek tarafında ve nispeten zararsız yerinde ise yani ameliyattan sonra hareket kabiliyeti, bellek, konuşma, görme gibi önemli bilişsel fonksiyonları bozulmayacaksa çok gecikmeden cerrahi yöntem belirlenmelidir. Bu karar ancak cerrahi öncesi incelemeler sonrası verilebilir. Cerrahi öncesinde nöroloji uzmanı, beyin cerrahisi uzmanı, radyoloji ve nöropsikoloji, psikiyatri uzmanlarından kurulu ekip tarafından uygulanan testler sonucu hastanın bu tip cerrahiye uygun olup olmadığına karar verilir. Bu ekibe ve teknik donanımlara sahip merkezlerde epilepsi cerrahisi yapılmalıdır.

    Cerrahi planlanan hastaların çoğunluğunda noninvaziv denilen Evre 1 incelemelerden sonra cerrahiye karar verilebilir. Bu incelemeler hastanın nöbet öyküsünü, fizik ve nörolojik muayenelerini, radyolojik görüntüleme incelemelerini, nöropsikolojik testlerini, psikiyatrik muayenesini ve uzun süreli video/EEG monitorizasyonu oluşturur. Hasta yatılarak tipik nöbetlerinden en az 3 veya daha fazlası gözlenene kadar monitörizasyona kesintisiz devam edilir. Nöbet öncesi ve nöbet sırasında hastanın görüntüsü ve eş zamanlı EEG’si kaydedilir. Nöbetlerini görmek amacıyla hastanın ilaçları sıklıkla azaltılır veya gerekirse tamamen kesilir. Uyku ve uyanıklık sırasında nöbet öncesi ve nöbet sırasındaki EEG değişiklikleri defalarca incelenerek nöbet başlangıç odağı veya alanı araştırılır. Evre 1 incelemeleri sonucu tüm testler birbirleri ile uyumlu ise ve nöbet odağı olarak beynin tek bir yerinde ve alındığında cerrahi sonrasında hastada önemli bir bilişsel fonksiyon kaybına neden olmayacaksa cerrahiye karar verilir.

    Az bir hasta grubunda Evre 1 incelemeleri nöbet odağını saptamada yeterli olmayabilir veya nöbet odağının lisan, motor, duyu gibi beynin önemli fonksiyon alanları ile ilişkisini saptamak gerekiyorsa “invaziv incelemeler” denilen daha ileri incelemelere geçilir. İleri incelemeler yalnızca Evre 1 incelemeleri sonucunda nöbetlerinin halen tek odaktan kaynaklandığı düşünülen hastalarda uygulanır.

    Rezektiv cerrahinin başarısı hasta seçimine, epilepsi tipine, epilepsi odağının yerine ve cerrahi öncesi yapılan araştırmalara bağlıdır. Hasta operasyondan sonra da 1-2 yıl ilaç kullanır. Artık nöbet gelmiyorsa ilaçlar yavaş yavaş azaltılır ve kesilir.

    Son yıllarda geliştirilen ve halk arasında “pil” tedavisi olarak bilinen “vagal sinir stimulasyonu” da bir cerrahi yöntemdir. Boynun sol tarafında vagus denilen bir sinirin devamlı ya da gerektiğinde uyarılması şeklinde bir yöntemdir. Küçük bir operasyonla boyundaki siniri iki kablo ve sol göğüsün üst bölgesinde uyarıcı cihaz yerleştirilir. Hasta nöbet olacağını hissettiği zaman özel bir mıknatısı uyarıcı cihaz üzerine yaklaştırarak uyarımı başlatır ve nöbeti önleyebilir. Uygulanması kolay ama pahalı bir yöntemdir. Vegal sinir stimulasyonu, nöbet sıklık ve şiddetini azaltmak için kullanılır.

    EPİLEPSİ HAKKINDA BİLİNMESİ/DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KONULAR

    1.Epilepsi kısa süreli nöbetler şeklinde tekrarlayan, beyinden kaynaklanan bir hastalıktır. Nöbetler ilaçla durdurabilir.

    2.Epileptik bir hastayı aşırı kollamaya, sosyal yaşamdan geri bırakmaya, takip etmeye ve gereğinden fazla ilgi göstermeye gerek yoktur.

    3.Epilepsi hastalığı olan kişi aşırı uykusuz kalmamalı, günde en az 7-8 saat uyumalıdır.

    4.Çay, kahve ve kola gibi içecekler ılımlı tüketilmelidir.

    5.Uzun süreli ve yakından televizyon (en az 3m olmalıdır) seyredilmemeli ve fazla bilgisayar kullanılmamalıdır. Bu dönemlerde oda ışığı açık olmalıdır.

    6.Epileptik hasta, aşırı efor sarfetmemeli ve bunu gerektiren sportif faaliyetlerden kaçınılmalıdır.

    7.Alkollü içecekler, nöbet oluşumlarına yol açabileceği ve epilepsi ilaçların etkilerini değiştirebileceği için kesinlikle kullanılmamalıdır.

    8.Aç kalınmamalıdır.

    9.Yüksek yerlerin (balkon, çatı, vs.) kenarında bulunmamalı nöbet geçirdiğinde riske girebileceği yerlerden uzakta durulmalıdır.

    10. Nöbetler kontrol altına alınıncaya kadar motorlu taşıt kullanılmamalıdır.

    11. Epilepsili hasta elinden geldiğince üzülmemeli, olur olmaz şeyleri dert etmemelidir.

    12. Epilepsili kişi evlenebilir ve çocuk sahibi olabilir. Epileptik kişi evlenecek ise eşi hastalığını bilmelidir. Bayanlar hamile kalmadan önce doktoru ile görüşmelidir

    13. Alınan ilaçların hastalığı tamamen geçirmeyebileceği bilinmelidir. Ama ilaçlar nöbet gelmemesini yada sayısının azalmasını sağlayacaktır.

    14. İlaçlar, düzenli ve mutlaka önerildiği şekilde kullanılmalıdır.

    15. Nöbet geçirilme sayısı ile gün ve saatleri kaydedilmelidir.

    16. Düzenli aralıklarla doktor kontrolüne gidilmelidir.

    17. Hastalar, yanında iyi yüzme bilen birisi olmak şartıyla denize girebilir, fakat uzun süre denizde ve güneş altında kalmamalı, aşırı yorulmamalıdır.

    18. Epilepsi kısmen de olsa hayatınızı etkileyebilir, ama normal, aktif bir hayat sürmenizi engellemez. Bazı meslekler dışında yapamayacağınız hiçbir şey yoktur.

    19. Anne-babalar, çocuğunun kendini hasta olarak görmesine yada epilepsiyi bir özürmüş gibi kullanmasına izin vermemelidir.

    20. Epilepsi çalışmanıza ve işinizde başarılı olmanıza engel olacak bir hastalık değildir. Unutmayınız ki; dünyada bir çok ünlü ve başarılı insan da epilepsi hastalığına sahiptir.

    EPİLEPTİK NÖBET GEÇİREN BİR HASTAYA NE YAPILMALI NE YAPILMAMALI?

    YAPILMASI GEREKENLER

    Sakin olun, hastanın baş ve vücudunu yana çevirin.

    Nöbet sırasında yaralanmasını önleyin (Başını yere vurmasını, yataktan düşmesini önleyin. Çevresindeki kesici ve yaralayıcı cisimleri uzaklaştırın).

    Yakasını ve varsa sıkı giysilerini gevşetin.

    Eğer bilinçsiz hareketler yapıyorsa, sert olmayan hareketlerle engelleyin.

    Nöbet anında neler yaptığını iyice gözleyin ve bunları doktorunuza anlatın.

    Nöbetinin bitmesini bekleyin ve hasta kendine gelene kadar yanından ayrılmayın.

    Mümkünse doktoruna bilgi verin.

    YAPILMAMASI GEREKENLER

    Panik yapmayın.

    Hastayı telaşlandırmayın.

    Dilin ısırılmasını önemsemeyin.

    Zor kullanarak engel olmayın, yatıştırıcı davranışlar içinde olun.

    Yapay solunum ve kalp masajı uygulamayın.

    Ağzını açmak için uğraşmayın, nöbet sırasında ilaç vermeye çalışmayın, kendi kendinize nöbetin geçmesine yönelik bir şey yapmayın! Soğan, sarımsak, kolonya vb. şeyler koklatmayın!

    Uyarıcı olduğu düşünülerek yapılan soğuk su dökme, tokat atma, ağrı verme gibi hareketler yapmayın.

  • Epidural steroid enjeksiyonu

    Epidural steroid enjeksiyonunun amacı nedir?

    Epidural steroid enjeksiyonu, omurilik sinirlerinin tahrişi nedeniyle ortaya çıkan ağrıyı tedavi etmek için ağrı giderici ilaçların bel ve boynunuzdaki sinirlerin çıktığı ufak bir alana direk olarak uygulandığı bir işlemdir. Epidural enjeksiyonlar, ağrınızın olduğu bölgeye göre boynunuza (servikal), sırtınıza (torakal) veya belinize (lumbar) uygulanabilir.

    Bu işlemde neler yapılır?

    Epidural steroid enjeksiyonu, ameliyathanede veya özel işlem odasında uygulanan bir işlemdir. Hastanede yatmayı gerektirmez. Cildiniz antiseptik bir çözeltiyle temizlendikten sonra doktor size uyuşturucu bir iğne yapacaktır. Bu iğne birkaç saniye yanma hissi yaratabilir. Uyuşturucu ilaç etkisini gösterdikten sonra, doktor, floroskop adı verilen özel bir röntgen makinesinin yardımıyla başka bir iğne yerleştirecek ve iğnenin doğru yerde olup olmadığını anlamak için de bir radyo opak boya (kontrast madde) enjekte edecektir. İğne uygun konuma geldiğinde, uyuşturucu ilaç (anestetik) ve anti enflamatuar ilaç (kortizon/steroid) karışımını verecektir. İlaç enjekte edilirken, her zaman hissettiğiniz bel ağrınıza benzer bir ağrıyı hissetmeniz normaldir. Bu iyi bir işarettir ve ilacın doğru yere gittiğini gösterir. Ağrı genellikle süratle kaybolur.

    Bu işlemde uyuyabilir miyim?

    Bu işlem için uyumanıza gerek yoktur; ancak sizi rahatlatacak yeteri kadar ilaç alacaksınız.

    Bu işlemde ne kadar zaman alır?

    Epidural steroid enjeksiyonu normal olarak 5-10 dakikadan fazla zaman almaz.

    İşlemin tekrarı gerekir mi?

    İlk enjeksiyon sonrası ağrılardaki azalma düzeyine göre arada minimum 2-3 hafta olmak üzere nadiren enjeksiyon yenilenmesi gerekebilir.

    İşlemden önce ne yapmalıyım?

    İlaç alacağınız için, işlemden önceki dört veya beş saat içinde bir şey yiyip içmemenizi öneririz. Eğer şeker hastasıysanız, yemek yeme ve ilaç programınızı doktorunuzla konuşmanız gerekir.
    Aldığınız bazı ilaçları, işlemden birkaç gün önce kesmeniz gerekebilir.

    İşlemden sonra yapmam gereken özel bir şey var mı?

    İşlem sonrası 20-30 dakika sizi izlemeye devam edecegiz. Bir sorun ile karşılaşmadığımızdan emin olduktan sonra evinize gidebilirsiniz.
    İşlemden birkaç saat sonra, bacaklarınızda (lumbar enjeksiyon), kollarınızda (servikal enjeksiyon) veya göğüs duvarınızda (torasik enjeksiyon) biraz güçsüzlük ve/veya uyuşukluk yaşayabilirsiniz.
    Bu durumda, ağırlık kaldırmak, denge ve koordinasyon içeren herhangi bir etkinlikte bulunmayın.
    Enjekte edilen boyanın böbreklerinizden atılmasına yardımcı olmak için bol bol su için.
    İşlemden sonra aynı gün araba kullanmayın. Sizi eve bırakacak veya taksi veya başka bir toplu taşıma aracında size eşlik edecek biri olmalıdır.
    Nasıl hissettiğinize bağlı olarak, ertesi gün işe veya normal etkinliklerinize dönebilirsiniz.
    Doktorunuz fizik tedavi vermişse, fizik tedavi programına devam etmeniz çok önemlidir.

    Ağrılarım ne zaman geçer?

    Enjeksiyondan hemen sonra, uyuşturucu ilaca bağlı olarak çok daha iyi hissedebilmenize rağmen, birkaç saat içinde ağrınızın tekrar ortaya çıkma ihtimali vardır. Steroid enjeksiyonunun etkisini gösterebilmesi için birkaç gün geçmesi gerekebilir. Maksimum düzelme son enjeksiyondan 1-2 hafta sonra görülür.

    Epidural steroid enjeksiyonunun riskleri nelerdir?

    Nadir görülmelerine karşın bu riskler şunlardır: İlaca alerjik reaksiyon; sinir hasarı; enjeksiyon bölgesinde morarma; enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon; başağrısına yol açan dura delinmesi.
    Ciddi bel ağrısı, bacaklarınızda yeni bir uyuşukluk veya güçsüzlük, geçmeyen baş ağrısı veya enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon belirtileri olursa, acilen doktora haber verin.
    İşlem öncesi ve sonrası aklınıza gelen tüm sorular, ağrılarınızın durumu ile ilgili olarak bizi rahatlıkla her zaman arayabilirsiniz. Deneyimli ekibimiz size yardımcı olmaktan mutlu olacaktır.

  • Ağrı ve tedavisi

    Ağrı bilimi (Algoloji) son yıllarda giderek yaygınlaşan ve kronik ağrısı olan hastaların tedavisiyle ilgilenen bir bilim dalıdır. Kronik ağrının hastanın yaşamında çok yönlü değişiklikler oluşturması, çeşitli tıp dallarının bir arada çalışmasını gerekli kılmaktadır.

    Ağrı tedavisinde en etkin tedavi, çeşitli bölümlerin ortaklaşa oluşturduğu tedavi protokolleri aracılığıyla gerçekleştirilir. Bu protokollerin oluşturulması ve hastaların ilgili doktorlar tarafından takip edilebilmesidir.

    Ağrı tedavisine gelen hastalar, konunun uzmanı doktorlar tarafından kabul edilir, şikayetleri dinlenerek ağrının geniş bir öyküsü (anamnez) alınır. Ayrıntılı bir muayeneden sonra gerekli laboratuvar ve radyolojik incelemeler yapılarak tanı konulur. Gerekirse fizik tedavi ve rehabilitasyon, ortopedi, nöroloji, beyin cerrahisi, psikiyatri ve diğer ilgili bölümlerin uzmanlarıyla birlikte durum değerlendirmesi yapılır.

    Ağrı Tedavisinde tedavi edilebilen ağrılar

    – Baş ağrıları
    – Yüz ağrıları – nevraljiler
    – Boyun ağrıları
    – Omuz – kol ağrıları
    – Sırt ağrıları
    – Bel – bacak ağrıları
    – Damar tıkanıklığına bağlı ağrılar
    – Kanser ağrıları
    – Nedeni belirlenemeyen ağrılar

    Ağrı Tedavi yöntemleri

    Ağrı kontrolünde çok çeşitli tedavi seçenekleri kullanılabilir. Ağrı kişisel bir deneyim olduğundan, her tedavi her hasta için uygun değildir. Ağrı tedavisinde sizin için en uygun tedavi yöntemi, kapsamlı bir incelemeden sonra belirlenir.

    İlaç Tedavisi

    Ağrı kesiciler (analjezikler) ağrıyı önlemek amacıyla kullanılan ilaçlardır. Tedavide kullanılan ilaç genel bir ağrı kesici olabileceği gibi, sadece özel tip ağrılarda kullanılan farklı bir ilaç da olabilir.

    Elektriksel uyarılar (stimülasyonlar)

    Belirli bölgelerdeki ağrılar elektriksel uyarılarla azaltılabilir. Bunun için, cilt üzerinden uygulama ile etkili olan stimülasyon aygıtları ve doğrudan sinir sistemi üzerine uygulanan bazı gelişmiş aygıtlar kullanılır.

    Tetik nokta enjeksiyonu

    Kaslardaki ağrı tetikleyici noktalardan kaynaklanan baş, bel ve bacak ağrılarında uygulanır.

    Epidural/foraminal steroid enjeksiyonu

    Bel fıtıklarında, fıtığın sinirlere baskı oluşturarak ağrıya yol açtığı durumlarda, ilgili omurga düzeyinden sinirin çıkış bölgesine steroid cinsi ilaçların enjekte edilmesidir.

    Epidural lizis

    Bel fıtığı ameliyatları sonrası ağrısı geçmeyen veya artan hastalarda, çok ince özel bir kateter yolu ile 2 ya da 3 gün özel ilaçların verilmesi yöntemidir.

    Nörolitik bloklar

    Kansere bağlı ağrılarda ve nevraljilerde, sinirlerin özel ilaçlarla duyarsızlaştırılması yöntemidir.

    Sempatik bloklar

    Damar tıkanıklıklarına bağlı bel-bacak ağrılarında, el-ayak terlemelerinde, şeker hastalığına bağlı ağrılarda ağrıya yol açan sinirlerin özel ilaçlarla uzun süreli duyarsız hale getirilmesidir.

    Radyofrekans termokoagülasyon

    Ağrıyı ileten sinirlerin özel bir cihaz aracılığıyla duyarsızlaştırılması yöntemidir.

    Morfin pompaları

    Kanser ve kanser dışı ağrıların diğer yöntemlerle kontrol altına alınamadığı durumlarda, cilt altına yerleştirilen özel bir pompaya bağlı kateter aracılığıyla ilaç verilerek, ağrının uzun süreli kesilmesi yöntemidir.

    İleri girişimsel yöntemler

    Son yıllarda nukleoplasti, vertebroplasti gibi yöntemler sırt ve bel ağrıları tedavisinde de uygulanmaktadır.

    Psikolojik tedavi ve destek

    Ağrının; etkinlikler, sosyal yaşantı ve ilişkiler üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileriyle başa çıkmayı kolaylaştırmak için kullanılır.
    Basit ağrı kesicilerle geçmeyen, beklenenden daha uzun süren ağrılarda ya da doktorunuzun yönlendirdiği durumlarda ağrı tedavisine başvurmalısınız.

  • Beyin tümörü

    Beyin tümörü

    1.Beyin tümörü nedir, iyi huylu ve kötü huylu beyin tümörünün özellikleri nelerdir?

    Kafatası boşluğu içerisinde gelişen ve beyne yerleşen, anormal şekilde çoğalan beyne baskı uygulayan her türlü tümöre beyin tümörü diyoruz. Bu tümörler iyi huylu ve kötü huylu olabilirler. İyi huylu beyin tümörleri kanserli hücreler içermezler, genellikle yavaş ve sinsi büyürler, çevrelerindeki dokuları istila etmezler. Ancak beynin hassas bölgelerine bası yaparak ciddi sağlık sorunlarına neden olabilirler.İyi huylu tümörler bazen yerleşimine göre hayatı tehdit edebilirler, çok nadirde olsa iyi huylu bir beyin tümörü kötü huylu tümöre dönüşebilir. Kötü huylu tümörler kanserli hücreler içerir.Daha ciddi ve sık olarak olarak hayatı tehdit ederler, hızlı büyürler ve çevrelerindeki sağlıklı beyin dokusunu istila ederler.Kötü huylu tümörler beynin kendisinden kaynaklanabileceği gibi uzak organlardaki kanserli hücrelerin beyine yayılımı sonucu da olabilir. Beyine yayılmış kansere metastaz denir.

    2. Birincil(primer) ve ikincil(sekonder) beyin tümörleri nelerdir?

    Birincil beyin tümörü beynin kendisinden kaynaklanan tümörlerdir.Hücre tiplerine ve yerleşimlerine göre adlandırılır. En sık görülen birincil beyin tümörü gliomalardır.Bunlar glial hücre dediğimiz hücrelerden başlar ve birçok türü vardır.Örneğin ’astrositomlar’ astrosit denilen hücrelerden çoğalır.Yetişkinlerde beyinde, çocuklarda sıklıkla beyin sapı ve beyincikte ortaya çıkar. Biz bu tümörleri tipine göre derecelendiririz. Düşük dereceli grade1 ve2, yüksek dereceli grade 3 ve 4 olarak. Grade 3 anaplastik grade4 glioblastome multiforme olarak bilinir. Bir diğer tümör türü ependimoma dediğimiz tümörlerdir. Bu tümörler beyincik ve omurilikte daha sık görülür. Çocuklar ve genç erişkinlerde sıktır. Diğer bir tümör türü oligodendrogliomalardır.Bunlar genellikle beyine yerleşir.En sık orta yaşı erişkinlerde görülür. Glial hücrelerden kaynaklanmayan tümörler de vardır. Medullablastom genellikle beyincik içinde ortaya çıkar, çocuklarda en sık görülen beyin tümörüdür. Bir diğer tümör türü menengiomlardır. Bunlar iyi huylu tümörlerdir,genellikle yavaş büyürler.Schwannoma denilen bir diğer tümör türü işitme sinirinden ortaya çıkar,diğer bir adı da akustik norinomdur, erişkinlerde denge ve işitme problemleriyle ortaya çıkar. Yerleşim yeri ve tipine göre yine hipofiz adenomları , kranyofarengioma, germ hücreli tümörler, pineal bölge tümörleri de vardır.

    İkincil beyin tümörleri vücudun başka yerinden beyine yayılır. Özellikle akciğer ve meme kanserlerinin beyine yayılımını sık görmekteyiz.

    3.Beyin tümörlerinin görülme sıklığı nedir?

    Beyin tümörlerinin görülme sıklığı 100 bin kişide 4 ile 5 arasındadır. Kansere bağlı ölümlerin yüzde 3’ünü primer beyin tümörleri oluşturur. Ancak diğer kanser türlerinin sinir sistemini tutmasına bağlı oluşan bozukluklarda yaklaşık bu oranın 10 katı kadar ölüm ortaya çıkar. Erkelerde kadınlara oranla daha sıktır. ABD’de 300 milyonluk nüfusta her yıl yaklaşık 24000 primer beyin tümörü tanısı konmaktadır. Ülkemizde de buna paralel olduğu söylenmektedir. Çocuklarda lösemi ve lenfomanın ardından en sık primer beyin tümörleri görülür.Çocukluk çağında kötü huylu tümörlerin yüzde 20-25’ini beyin tümörleri oluşturmaktadır.Primer beyin tümörleri içinde en sık görülen gliomlardır, bunu menengiomalar izler.

    4.Beyin tümörü için kimler risk altındadır?

    Beyin tümörlerinin kesin nedeni bilinmemektedir. Ancak bazı kişilerde risk faktörleri ön plana çıkar.Erkek olmak,ırk, yaş, aile öyküsü, radyasyon, formaldehit, vinil klorür,akrilonitril bunlar arasındadır.Özellikle erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülür.Ancak iyi huylu menegiomlar kadınlarda daha sıktır. Beyaz ırkta daha sık görülür. Yaş olarak en sık 60-70 li yaşlarda daha sık görülür , çocuklarda en sık görülen ikinci kanser türü. Ailesinde beyin tümörü olanlarda tam olarak bilinmemekle beraber olma olasılığı daha yüksek. Bazı tümörler embriyonal ve doğumsaldır.Radyasyon ve sanayi çalışanlarında risk fazladır.Bazı kimyasallara maruz kalmış kişilerin riski fazladır.Özellikle plastik yapımında kullanılan vinil klorur, tekstil yapımında kullanılan akrilonitrile bağlı risk fazladır. Cep telefonu ile beyin tümörü ilişkisi halen araştırılıyor. Çalışmalarda net bir sonuç alınamadı. Yine kafa travması geçiren kişilerde ilişki tam belli değil.

    5.Beyin tümörünün belirtileri nelerdir?

    Beyin tümörünün belirtileri tümörün boyutu, yeri ve türüne göre değişir. Beyini baskıya uğratan bir tümörde en sık görülen genel belirtiler başağrısı, bulantı ve kusma, konuşma görme ve işitmede değişiklikler, yürüyüş bozukluğu, dengesizlik, kişilik ve yetenek değişiklikleri, konsantrasyon bozukluğu, duygudurum bozukluğu, hafıza ile ilgili sorunlar, nöbet ve havale geçirme, kol ve bacaklarda seyirme uyuşma ve güçsüzlüklerdir.Baş ağrısı en sık ve en erken görü­len belirtidir, genellikle şiddetlidir. Sü­rekli olabilir, seyrek olarak da başlan­gıç evresinde nöbetler halinde gelir. Bazı kişilerde hafif nöbetler biçimde gittikçe şiddetlenerek seyreder. Genellikle beyincik tümörlerinde, öteki bölgelerdekine oranla daha erken ve şiddetlidir. Bu tümörlerde belirtiler genellikle ani ve çok şiddetli baş ağnsı ile başlar. Kafaiçi basınç artmasına bağ­lı kusma yemeklerle ilgili değildir; bu­lantı görülmez, fışkırma biçimindedir.Baş dönmesi baş hareketleri ile uyarı­lan be­yincik ve işitme siniri tümörlerinde gö­rülür. Başka bölge tümörlerinde gözle­nen geçici bilinç bozuklu­ğu, baygınlık ve ani fena­laşma gibi yakınmalar hasta tarafından yanlışlıkla baş dönmesi olarak tanımlanabilir.

    6.Beyin tümörleri nasıl teşhis edilir?

    Öncelikle belirli şikayetle doktora başvuran hastaya iyi bir fizik muayene ve nörolojik muayene yapılmalıdır. Nörolojik muayenede hastanın kas gücü, koordinasyonu, refleksleri, sinir ve duyu muayeneleri yapılmalıdır. Bu muayeneler yapıldıktan sonra görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Bazı tümörler normal röntgende görülebilir. Ancak günümüzde teknolojik gelişmelerle birlikte tanı yöntemleri de arttı. BT(bilgisayarlı beyin tomografisi) ile özellikle tümörün yeri ilaç verilerek boyutu hakkında bilgi sahibi olunur. Diğer bir tanı yöntemi esas olan MRG(manyetik rezonans görüntüleme)dir. MRG ile tümörün yeri, natürü, çevresel ödemi, ,iyi kötü huylu olup olmadığı hakkında bilgi sahibi olunabiliyor. Bazı tümörlerde damarlarla ilişkisini görmek ve ayırıcı tanı açısından anjiografi de yapılabiliyor. Kuşku duyulan bir beyin tümörüne biyopsi yapılarak doku örneği incelenir ve tanı kesinleştirilebilir. Alınan doku örneğinin yeterli miktarda ve tanıya varmak için uygun olması gereklidir. Patoloji doktoru alınan materyali mikroskop altında inceler.Biyopsi beyin tümörü teşhisinin en kesin yöntemidir. Biyopsi kafatasından açılan bir delikle iğneyle girip milimetrik boyutta bir parçanın alınmasıdır. Biyopsi yapmak için çeşitli yöntemler geliştirlmiştir. Stereotaktik biyopsi bir görüntüleme cihazı ile BT MRG eşliğinde yapılır.

    7.Beyin tümörlerinde tedavi yöntemleri nelerdir?

    Günümüzde beyin tümörlerinde çeşitli tedavi seçenekleri vardır. Tümörün tipi ve evresine göre hastalar cerrahi, radyoterapi veya kemoterapi ile tedavi edilebilirler. Bazı hastalarda bu tedavilerin hepsi beraber yapılır. Ayrıca hastalığın herhangi bir aşamasında tedavinin yan etkilerini hafifletmek, duygusal sorunlarını azaltmak, kanser ağrısı ve diğer belirtileri kontrol etmek için de tedavi gerekir. Bu tür tedaviye destekleyici tedavi veya palyatif bakım denir. Beyin tümörleri mutlaka birden fazla doktordan ve bölümden görüş alınarak tedavi edilmelidir. Multidisipliner yaklaşım dediğimiz bu yaklaşımda beyin cerrahı, medikal onkolog, radyasyon onkoloğu, patolog, radyoloji doktorları hastayı bir bütün olarak ele almalıdır. Günümüzde bu hastalık grubu için onkoloji konseyleri oluşturulmakta ve farklı görüşler birleştirilip hasta için en uygun kararı vermektedir. Ancak kötü huylu gliomalarda bugüne değin uygu­lanan tüm tedavi girişimleri sonuçsuz kalmıştır ve bunlar ölümcül kabul edilirler.

    Cerrahi: Bu tedavi yönteminde amaç tümörün çıkarılmasıdır. Cerrahi genel anestezi altında yapılır. Mikrocerrahi dediğimiz yöntemle özel mikroskop cihazıyla bu ameliyatları kranyotomi dediğimiz tümörün yerleşimine göre kemik kaldırma yöntemi ile yapmaktayız. Mikrocerrahi yöntemde amaç normal beyin dokusuna az zarar vermek ve tümörü mümkün olduğunca çıkarmaktır. Tümörün yerleşimine ve tipine göre bazen tamamını çıkarmak mümkün olmasa da bir kısım tümörü çıkarmak da ek tedavileri kolaylaştırmakta ve tekrarlamısını en aza indirgemektedir. Özellikle ulaşılması zor tam tanısını almamış beyin tümörlerinde nöronavigasyon işlemi ile çevre beyin dokusuna zarar vermeden tümörün yeri saptanarak çıkarılabilmekte ve patolojik tanısı konulabilmektedir. Günümüzde beyin sapı dahil her bölgeye cerrahi girişim yapılabilmektedir. Ancak bazı tümör tipleri yerleşimine göre cerrahi girişim mümkün olmayabilir. Normal beyin dokusuna zarar verip hayati tehlike yaratmamak gerektiğinde radyoterapi ve kemoterapi devreye girmektedir.

    Radyoterapi(ışın tedavisi): Amaç yüksek dozda ışın vererek tümör hücrelerini öldürmektir. Radyasyonda x ışınları, gama ışınları veya proton kullanılır. Sağ­lıklı beyin dokusuna kalıcı zarar verme­den, yüksek dozda ışın verilmesi günü­müzde de oldukça güç bir teknik soru­nudur. Bugünkü bilgilerimize göre, sinir dokusunun ışınıma dayanma gücü, top­lam dozu parçalar halinde artırarak uy­gulama yöntemine elverişsizdir. Bu ko­şullarda uygulanabilecek olası seçenek­lerden biri hiperbarik oksijen tedavisi ile ışınlama, öteki ise ışına duyarsızlaştırıcı maddelerin de ışınımla birlikte ve­rilmesidir. Radyasyon tedavisi cerrahi tedavisinden sonra yapılabilir veya ameliyat olamayan hastalarda direkt yapılabilir.Radyoterapi tümörün büyüklüğüne tipine ve hastanın yaşına göre değişir. Sağlıklı beyin dokusuna zarar vermemek için gerekli önlemler fraksiyonlama, hiperfraksiyon sterotaktik radyoterapi, üç boyutlu konformal radyoterapi, proton ışın radyasyon tedavisidir.

    Kemoterapi: Kanserli hücreleri öldürmek için ilaç kullanımıdır. İlaçlar ağızdan veya enjeksiyon yoluyla verilebilir.Kemoterapi döneminde nadiren hastanede kalmak gerekir. Yetişkinlerde cerrahi ve radyoterapi sonrası kemoterapi gerekebilir.

    Destekleyici bakım tedavisi: Hastalığın herhangi bir aşamasında beyin tümörlü hastalar sorunlarını azaltmak konforlu yaşamak, yaşam kalitesini arttırmak için destekleyici bakım tedavisi alırlar. İlaç olarak steroidler, antikonvulzan dediğimiz nöbet havale ilaçları bunlardan bazılarıdır. Ayrıca bazı tümörler felç yaratabileceğinden fizyoterapistler hastaların gücünü ve dengesini tekrar eski haline getirmeye çalışırlar. Konuşma terapistleri, uğraşı terapistleri hastanın ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olurlar.

    8.Tedavinin yan etkileri nelerdir?

    Cerrahi sonrası sağlıklı dokularda da bazen hasar oluşabileceğinden istenmeyen yan etkiler görülebilir. Bu yan etkiler tümörün yerine tipine göre değişir. Yan etkiler her kişi için aynı olmayabilir. Oluşan yan etkileri ortadan kaldırmak da ayrı bir tedavi gerektirir. En sık görülen durum başağrısıdır. Birkaç gün sürebilir. İlaçla kontrol altına alınır. Yorgunluk halsizlik olabilir. Ameliyat sonrası beyindeki ödemi azaltmak için steroid ilaçlar verilir. Nöbet havale gelişebilir. Bu durumlar da ilaçla kontrol altına alınır. Enfeksiyon bulguları ortaya çıkabilir. Yine ilaçla tedavisi mümkündür. Bazen cerrahi sonrası konuşamama, güçsüzlük gelişebilir. Bu durmda fizik tedavi, konuşma terapisi ya da iş uğraşı tedavisi gerekebilir. Rayoterapi sonrası en sık bulantı, halsizlik yorgunluk, geçici saç dökülmeleri cilt kuruluğu lekeler ortaya çıkabilir. Bu durumlarda gerekli ilaç tedavileri verilir.Kemoterapi ile birlikte verilirse yan etkiler daha kötü olabilir. Özellikle çocuklarda radyasyon hipofiz bezine ve beynin diğer alanlarına zarar verebilir. Bu yüzden çocuklarda kemoterapi radyoterapiden daha fazla kullanılır.

    9.Beyin tümörlü hastalarda tedavi sonrası süreç nedir?

    Düzenli takip beyin tümörlü hastalarda önemlidir. Düzenli nörolojik muayene yapılmalı ve belirli aralıklarla BT ve MRG ile kontroller yapılmalıdır. Bu hastalıkla yaşamak kolay değildir. Bazı hastalar hastalığının vermiş olduğu duygusallıkla başa çıkmada desteğe ihtiyaç duyarlar. Hasta aileleri bilinçlendirilmeli ve paylaşımlar arttırılmalıdır. Beyin tümörlerinin gidişi çoğunlukla kötü olduğu ve ölümle sonlandığı halde beklenen yaşam süreci her zaman belir­gin değildir. Kötü huylu gliomlarda, cerrahi ve ışın tedavisindeki gelişmele­re, yeni kemoterapatik ilaçların kullanı­mına ve birleşik tedavilere karşın, süre­cin sonu kötüdür; bu olgular en geç iki yıl içinde ölümle sonlanır. Tek başına cerrahi tedavi 3-6 aylık bir yaşam süresi sağlar, ışın tedavisinin eklenmesi sü­reyi 3-4 ay daha uzatır; bu iki tedaviye ilaç tedavisinin eklenmesiyle gerçekle­şen üçlü tedavi ortalama yaşam süresini 12 ay ya da daha çok uzatabilir. Kötü huylu gliyom olgularında birinci yılın sonunda hastaların yalnızca yüzde 20’si; 24′üncü ayın sonunda ise yalnızca yüzde 10′u yaşar. Gelecekte yeni yön­temlerin bulunması ve/ya da var olan­ların geliştirilmesiyle daha iyi sonuçlar elde edilmesi umulmaktadır.

  • Bel ve boyun ağrıları için epidural enjeksiyon

    Epidural enjeksiyon kimlere yapılır ?

    Epidural bölgeye verilen steroid, inflamasyonu azaltarak etkili olmaktadır. Epidural enjeksiyonun genel amacı fıtık başlangıcı ya da fıtık olan disk bölgesindeki ödemi ortadan kaldırmak, disk çevresindeki yangıyı ve olası sinir kökü basısını azaltmaktır.Epidural steroid enjeksiyonu başlıca lumbal (bel) ve servikal bölgelerde uygulanmaktadır.

    Bel ağrısında kullanılan çeşitli enjeksiyon

    yöntemleri, belin pek çok ağrılı hastalığında hızlı ve tam bir düzelme sağlar. Bu enjeksiyonlar, tipik olarak bel ağrısı için çeşitli ilaçlar kullanmış ve bundan fayda görmemiş, ayrıca fizik tedavi yöntemleriyle de ağrıda yeterli düzelme sağlanamamış, cerrahi müdahale gerektirmeyen veya genel anestezi alması riskli olan (ileri derecede kalp, böbrek, akciğer hastalıkları gibi) hastalara uygulanır. Bu enjeksiyonlar ağrının ortadan kaldırılması için uygulanmakla birlikte ağrı kaynağını ortaya çıkarmak için de yararlıdır. Dünyada 40 yıldan fazla zamandan beri omurga kaynaklı çeşitli ağrıların tedavisinde kullanılan, iyi sonuçlar alınmasını sağlayan ve yan etkileri çok az olan bir işlemdir.

    Lomber – Servikal Epidural Steroid Enjeksiyonu Nedir?

    Bu prosedürde anestetik ve steroid ilaç epidural aralığa enjekte edilir.Epidural bölgeye verilen steroid, inflamasyonu azaltarak etkili olmaktadır. Epidural enjeksiyonun genel amacı fıtık başlangıcı ya da fıtık olan disk bölgesindeki ödemi ortadan kaldırmak, disk çevresindeki yangıyı ve olası sinir kökü basısını azaltmaktır.Epidural steroid enjeksiyonu başlıca lumbal (bel) ve servikal (boyun) bölgelerde uygulanmaktadır.

    Enjeksiyon Sırasında Neler Yapılır?

    Sizi rahatlatmak, sakinleştirmek amacıyla damar yolunuzdan ilaç verilecektir. Deriniz işlem sırasında ağrı duymamanız için lokal anestetik ile uyuşturulacaktır. Doktorunuz epidural aralığa iğneyi yerleştirir. Bel ve boyun fıtığı problemi için kortizon + anestezik ilaç içeren ilacın bölgeye ödem çözücü olarak verilmesidir. Kortizon ülkemizde kötü şöhreti olan bir ilaçtır. Oysa yurt dışında hastaya kortizon verdiğinizde, teşekkür eder ve bana doping yapıyorsunuz der.

    Enjeksiyondan Sonra Neler Olacaktır?

    Enjeksiyondan sonra 60 dk gözlem altında tutulacaksınız. Klinik, size yapmanız gerekenleri ve ilaç tedavinizi yazılı olarak verecektir. Doktorunuza yardımcı olmak üzere ağrılarınızın değişiminin tespitini kendinize göre yapın. Ağrınızın geçip geçmediğini anlamak için bel hareketleri yapmak isteyebilirsiniz fakat bunu çok aşırı yapmayın. Ağrınızın hemen geçtiğini görebilirsiniz.6 saate kadar belinizde ve ayağınızda uyuşma hissedebilirsiniz. Bu ilacınızın doğru yere yapıldığını gösterir.Uyuşma her zaman görülmeyebilir. Ertesi gün işinize dönebilirsiniz. Ancak yapılan çalışmalar ilacın maksimum etkisinin ortalama işlemden 7-10 gün sonra oluştuğunu göstermiştir.

    Ağrınızın Geçmesi Ne Kadar Sürelidir?

    Bu ne kadar bölgenin hasarlandığına ve oluşan ödeme (şişme) miktarına bağlıdır. Genellikle bu prosedür birkaç ay rahatlık sağlar.Herhangi başka bir kemik veya eklem problemi yoksa tek enjeksiyon yeterlidir.Ağrınızın sebebi bir veya daha fazla bölgeden kaynaklanıyorsa tek enjeksiyon bulgularınızın bir kısmının geçmesine yardımcı olacaktır.

  • Epidural steroid enjeksiyonu – bel ve boyun ağrılarının cerrahi dışı tedavisi

    Epidural steroid enjeksiyonunun amacı nedir?

    Epidural steroid enjeksiyonu, omurilik sinirlerinin tahrişi nedeniyle ortaya çıkan ağrıyı tedavi etmek için ağrı giderici ilaçların bel ve boynunuzdaki sinirlerin çıktığı ufak bir alana direk olarak uygulandığı bir işlemdir. Epidural enjeksiyonlar, ağrınızın olduğu bölgeye göre boynunuza (servikal), sırtınıza (torakal) veya belinize (lumbar) uygulanabilir.

    Bu işlemde neler yapılır?
    Epidural steroid enjeksiyonu, ameliyathanede veya özel işlem odasında uygulanan bir işlemdir. Hastanede yatmayı gerektirmez. Cildiniz antiseptik bir çözeltiyle temizlendikten sonra doktor size uyuşturucu bir iğne yapacaktır. Bu iğne birkaç saniye yanma hissi yaratabilir. Uyuşturucu ilaç etkisini gösterdikten sonra, doktor, floroskop adı verilen özel bir röntgen makinesinin yardımıyla başka bir iğne yerleştirecek ve iğnenin doğru yerde olup olmadığını anlamak için de bir radyo opak boya (kontrast madde) enjekte edecektir. İğne uygun konuma geldiğinde, uyuşturucu ilaç (anestetik) ve anti enflamatuar ilaç (kortizon/steroid) karışımını verecektir. İlaç enjekte edilirken, her zaman hissettiğiniz bel ağrınıza benzer bir ağrıyı hissetmeniz normaldir. Bu iyi bir işarettir ve ilacın doğru yere gittiğini gösterir. Ağrı genellikle süratle kaybolur.

    Bu işlemde uyuyabilir miyim?
    Bu işlem için uyumanıza gerek yoktur; ancak sizi rahatlatacak yeteri kadar ilaç alacaksınız.

    Bu işlemde ne kadar zaman alır?
    Epidural steroid enjeksiyonu normal olarak 5-10 dakikadan fazla zaman almaz.

    İşlemin tekrarı gerekir mi?
    İlk enjeksiyon sonrası ağrılardaki azalma düzeyine göre arada minimum 2-3 hafta olmak üzere nadiren enjeksiyon yenilenmesi gerekebilir.

    İşlemden önce ne yapmalıyım?
    İlaç alacağınız için, işlemden önceki dört veya beş saat içinde bir şey yiyip içmemenizi öneririz. Eğer şeker hastasıysanız, yemek yeme ve ilaç programınızı doktorunuzla konuşmanız gerekir.

    Aldığınız bazı ilaçları, işlemden birkaç gün önce kesmeniz gerekebilir.

    İşlemden sonra yapmam gereken özel bir şey var mı?
    İşlem sonrası 20-30 dakika sizi izlemeye devam edecegiz. Bir sorun ile karşılaşmadığımızdan emin olduktan sonra evinize gidebilirsiniz.

    İşlemden birkaç saat sonra, bacaklarınızda (lumbar enjeksiyon), kollarınızda (servikal enjeksiyon) veya göğüs duvarınızda (torasik enjeksiyon) biraz güçsüzlük ve/veya uyuşukluk yaşayabilirsiniz.

    Bu durumda, ağırlık kaldırmak, denge ve koordinasyon içeren herhangi bir etkinlikte bulunmayın.

    Enjekte edilen boyanın böbreklerinizden atılmasına yardımcı olmak için bol bol su için.

    İşlemden sonra aynı gün araba kullanmayın. Sizi eve bırakacak veya taksi veya başka bir toplu taşıma aracında size eşlik edecek biri olmalıdır.

    Nasıl hissettiğinize bağlı olarak, ertesi gün işe veya normal etkinliklerinize dönebilirsiniz.

    Doktorunuz fizik tedavi vermişse, fizik tedavi programına devam etmeniz çok önemlidir.

    Ağrılarım ne zaman geçer?
    Enjeksiyondan hemen sonra, uyuşturucu ilaca bağlı olarak çok daha iyi hissedebilmenize rağmen, birkaç saat içinde ağrınızın tekrar ortaya çıkma ihtimali vardır. Steroid enjeksiyonunun etkisini gösterebilmesi için birkaç gün geçmesi gerekebilir. Maksimum düzelme son enjeksiyondan 1-2 hafta sonra görülür.

    Epidural steroid enjeksiyonunun riskleri nelerdir?
    Nadir görülmelerine karşın bu riskler şunlardır: İlaca alerjik reaksiyon; sinir hasarı; enjeksiyon bölgesinde morarma; enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon; başağrısına yol açan dura delinmesi.

    Ciddi bel ağrısı, bacaklarınızda yeni bir uyuşukluk veya güçsüzlük, geçmeyen baş ağrısı veya enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon belirtileri olursa, acilen doktora haber verin.

    İşlem öncesi ve sonrası aklınıza gelen tüm sorular, ağrılarınızın durumu ile ilgili olarak bizi rahatlıkla her zaman arayabilirsiniz. Deneyimli ekibimiz size yardımcı olmaktan mutlu olacaktır.

  • Lomber faset eklem enjeksiyonları

    FASET EKLEMLER NEDİR?

    “Z” eklemler olarak da bilinen faset eklemler, omurların komşu omurlarla üst üste bindiği yerin her bir yanında, omurganın arkasında (posterior) yerleşmiştir. Faset eklemler denge ve sağlamlık (stabilite) sağlar ve omurgaya eğilip bükülme özelliği verirler. Komşu omurların iki yüzeyinden yapılmışlardır ve ince bir kat kıkırdak ile ayrılırlar. Eklem, kese benzeri bir kapsülle sarılıdır ve snovyal sıvı (omurga hareket ettiğinde iki kemik yüzeyi arasında sürtünmeyi azaltan ve ayrıca kıkırdağı besleyen, yağlayıcı bir sıvı) ile doludur.

    FASET EKLEM ENJEKSİYONU NEDEN YAPILIR?

    Faset eklem enjeksiyonunun iki nedeni vardır: teşhis (ağrının kaynağını belirlemek için) ve tedavi (tespit edilen anormalliği tedavi etmek için).

    Bel ağrılarının çoğu, birkaç hafta içinde kendiliğinden veya dinlenme, antienflamatuar ilaçlar, fizik tedavi veya egzersiz gibi geleneksel tedavilerle iyileşecektir. Altı haftadan daha uzun bir süredir bel ağrısından muzdaripseniz ve geleneksel tedavi yöntemlerinin yardımı olmadıysa, doktorunuz omurganın yapılarını incelemek için manyetik rezonans görüntüleme (MRI) veya bilgisayarlı tomografi (BT) gibi teşhise yönelik testler isteyebilir. Faset eklemdeki bir sorun (enflamasyon, tahriş, şişme veya artritler) bel ağrısına yol açabilmektedir. Teşhis için yapılan testler faset eklemde bir anormalliği işaret edebilir, bu da ağrının kaynağının faset eklem olduğunu düşündürebilir. Ancak bazen ağrının kaynağı faset eklemken sonuçlar normal çıkabilir, öte yandan anormal sonuçlar da sorunun daima faset eklemden kaynaklandığını göstermez.

    Bel ağrısının kaynağının gerçekten bir faset eklem olup olmadığını tespit etmek için bir enjeksiyon (bazen “blok” olarak da adlandırılır) verilebilir. Faset eklemin içine küçük bir miktar anestetik veya uyuşturucu ilaç enjeksiyonu ağrıyı azaltır veya ortadan kaldırırsa, bu durum ağrının kaynağının faset eklem olduğunu gösterebilir. Bu, faset eklem enjeksiyonunun teşhise yönelik kullanımıdır.

    Ağrının kaynağı olarak bir faset eklem belirlenirse, anestetik ajanlar ve antienflamatuar ilaçlar daha uzun süreler için ağrın kesilmesini sağlayabilir.

    ENJEKSİYONLAR NASIL YAPILIR?

    Faset eklem enjeksiyonları, lokal anestezi altında siz uyanıkken ve iletişim kurabilir durumdayken gerçekleştirilir. İşlem sırasında daha rahat olabilmeniz için bazen sağlık uzmanınız size ilaç verebilir. Enjeksiyon genellikle siz röntgen masasında midenizin üzerine yatar durumdayken gerçekleştirilir. Enjeksiyon işleminden önce, EKG, kan basıncı manşonları ve kan-oksijen takip cihazları takılabilir.

    Doktorunuz veya bir asistan, etkilenmiş eklemin üzerine denk gelen alanı temizleyecek ve sterilize edecektir. İşlem süresince muhtemelen, doktorunuzun iğneyi doğru faset ekleme yerleştirmesine izin veren floroskopik x ışınlarına maruz kalacaksınız. Dikkatli bir yerleştirme işleminden sonra doktorunuz enjeksiyon bölgesi üzerini örten cildi uyuşturmak için lokal anestetik kullanacaktır. Sağlık uzmanınız asıl ilacı eklem kapsülünün içine enjekte etmeden önce bunun için uygun bölge olup olmadığından emin olmak amacıyla ekleme röntgen ışınlarında gözükecek kontrast madde (boya) enjekte edecektir.

    ÖZEL HAZIRLIKLAR VAR MI?

    Uygun bölge tespit edildikten sonra, doktorunuz anestetiği (çoğunlukla lidokain veya bupivakain) ve antienflamatuarı (genellikle bir kortikosteroid) enjekte edecektir. Enjeksiyonun doğru yere yapıldığından emin olmak ve ilave enjeksiyonlar gerekip gerekmediğini tespit etmek için, ağrınızın geçip geçmediği size sorulacaktır. Bu işlem, etkilenen faset eklemlerinin sayısına bağlı olarak tekrar edilebilir. Asıl enjeksiyonlar sadece birkaç dakika sürdüğü halde, tüm prosedür genellikle 30 ilâ 60 dakika arasında sürer.

    Faset ekleminize enjeksiyon gerekiyorsa, prosedürün üç gün öncesinden başlayarak herhangi bir nonsteroid anti enflamatuar ilaç (NSAID) (aspirin, MotrinTM , AdvilTM, FeldeneTM veya benzeri ilaçlar) almamanız gerekir. Genellikle enjekiyondan en az dört saat önce herhangi bir ağrı kesici de almamalısınız. Sağlık uzmanınızla beraber tüm ilaçları gözden geçirin. Enjeksiyon gününde bazı sağlık uzmanları işlemden dört saat önce su dâhil, bir şey yiyip içmemenizi önerirler. Ancak, insülin kullanan bir şeker hastasıysanız sağlık uzmanınıza bu durumu bildirin; prosedürden önce normal yeme içme alışkanlığınızı değiştirmeniz gerekmeyebilir. Prosedürden önceki dört saat içinde ilaç almanız gerekiyorsa, bir yudum suya izin verilebilir. Enjeksiyondan önce yiyecek ve su kısıtlaması ile ilgili olarak sağlık uzmanınızla beraber durumu gözden geçirin. İşlem için kıyafetinizin çoğunu çıkarmanız ve omurganıza erişebilmek için arkadan açılan bir önlük giymeniz istenebilir.

    ENJEKSİYONDAN SONRA NE OLUR?

    İşlemin hemen ardından, ağrınızın azaldığını veya tamamen dindiğini hissedebilirsiniz. Sağlık uzmanınız, ağrınızın rahatlama seviyesini değerlendirmek için normal olarak ağrıya neden olan bir hareket yapmanızı isteyebilir. Nadiren de olsa bazı hastalar enjeksiyondan birkaç saat sonra bacak güçsüzlüğü, uyuşukluk veya karıncalanma hissettikleri halde, prosedürden hemen sonra yürüyebileceksiniz. İlaçlar tepki sürenizi etkileyebileceği için, enjeksiyondan hemen sonra araba kullanmak genellikle önerilmez. Prosedürün ardından sizi eve götürebilecek birisi olması gerekebilir.

    Evdeyken, enjeksiyon bölgenizde olabilecek herhangi bir ağrıyı buzla veya sağlık uzmanınızın yazdığı ilaçlarla tedavi edebilirsiniz. Genellikle bu durumu önemsememeniz ve ilk gün kendinizi zorlamamanız önerilir. Enjeksiyonun anestetik kısmı zamanla ortadan kalktıktan sonra, bel ağrınız geri gelebilir. Enjeksiyonun steroid kısmının ağrıyı kesmeye başlaması, yedi ilâ on gün sürebilir. Genellikle ilk günün ardından ağrınızın izin vereceği oranda günlük aktivitelerinize geri dönebilirsiniz; ancak, izin verilecek özel aktiviteler hakkında sağlık uzmanınızdan öneriler almak için onunla beraber durumunuzu gözden geçirmelisiniz. Çoğu durumda enjeksiyonu izleyen gün işe geri dönebilirsiniz.

    Tedaviye yönelik yapılan ilk faset enjeksiyonu sonrası ağrınız dinmezse, aynı bölgede enjeksiyon tedavileri genellikle önerilmemektedir.

    Bel ağrısının tedavisinde faset enjeksiyonlarının etkinliği, tartışmalı bir konudur. Bel ağrısının nedeni olarak net bir şekilde faset eklemi tanımlayan tıbbi bir çalışma yoktur. Araştırma, prosedürün uygulandığı hastaların %18-63’ünde faset enjeksiyonlarının altı aydan daha uzun bir süre boyunca bel ağrısını dindirebildiğini bulmuştur. Faset enjeksiyonlarının tek başına bir ağrı tedavisi olmaktan ziyade, hastanın diğer geleneksel tedavi şekillerini (fizik egzersiz, yoga, germe ve eğilme) uygulayabilmesine izin veren bir yöntem olarak kullanılması önerilmektedir.

    FASET ENJEKSİYONU KİMLERE YAPILMAMALIDIR?

    En az dört veya altı hafta süren bir ağrınız yoksa ve diğer geleneksel tedavi türlerini denemediyseniz, bel ağrınızın tedavisinde faset enjeksiyonlarını olmamalısınız. Aşırı kanama eğiliminiz varsa veya kanın pıhtılaşmasını önleyen antikoagülan bir ilaç, örn. coumadin veya heparin alıyorsanız, bu prosedür tavsiye edilmez; bu ilaçları alıyorsanız sağlık uzmanınıza bunu söylemelisiniz. Bel ağrınızın nedeni bir enfeksiyon veya tümör olarak teşhis edilmişse, ağrıyı dindirmek için başka yolların kullanılması da önerilebilir.

    YAN ETKİLER VAR MI?

    Hemen hemen her tıbbi prosedürün yan etkileri olabilir ve herhangi bir tedavi almadan önce bu olasılığı daima doktorunuzla görüşmeniz gerekir. Enjeksiyon bölgesinde ağrı, kanama, enfeksiyon veya ağrının kötüleşmesi, faset enjeksiyonlarının yan etkileri arasında sayılabilir. Steroid ilaçların yan etkileri ise, sıvı tutulumu, kilo alma, kan basıncında artış, duygu durum dalgalanmaları ve uykusuzluk olabilir. Steroidden kaynaklanan bu yan etkiler genellikle geçicidir.