Etiket: İl

  • Vajinismus ve Cinsel kasılma Nedir ?

    Vajinismus ve Cinsel kasılma Nedir ?

    Vajinismus TedavisiVAJİNİSMUS, vajinanın kaslarının ilişkiye engel olacak şekilde istemsiz kasılmasıdır. Bunun sonucu olarak ilişki ağrılı, zor veya imkansız hale gelir.

    Vajinanın girişinde pelvis taban kaslarının kasılması ile sanki duvar gibi geçişe engel olan direnç oluşur. Bu pelvik taban kasları dışında bazen uyruk kaslarını ve tüm bacak kaslarını içeren kasılma ile bacaklarını kapatıp, eşini itebilen panik atak benzeri tablo ile de karşımıza çıkabilir.

    Vajinismus Tanısı ve Nedenleri
    Bu konuda tecrübeli bir kadın doğum uzmanınca ağrısız, acısız, hiç bir alet kullanılmadan yapılan jinekolojik muayene ile tanı konur. Hafiften şiddetliye doğru 5 derecesi vardır. Hekimin VAJİNİSMUS da tecrübeli olması gereksiz kızlık zarı ile ilgili cerrahi işlemlerden kurtarır. Çünkü ilişkiye engel olacak kadar anormal kızlık zarı yapısı çok nadir rastlanır. Böyle bir olgu karşımıza çıkarsa kliniğimizde sorunsuz olarak bu cerrahi işlemi anestezi altında yapabilmekteyiz.

    Vajinismusun nedenlerini sırayacak olursak; en sık nedeni toplumun inançları ve ahlaki değerleri nedeniyle eksik cinsel eğitim alınmasıdır. Ayıp, günah diyerek çocukluk çağındaki baskıcı aile tutumları buna yol açabilmektedir. Yanlış bilgilerde eklenince ya çok fazla acırsa, ya ağrım olursa, kanamam fazla olur hastanelik olursam, kızlık zarım patlarsa kanama durmazsa gibi korkular ortaya çıkar. İşte bu korkular yatar çoğu vajinismusun altında.

    Vajinismusu; otoriter baba, güçsüz annede yaratabilmektedir. Cinsel istismara, tacize uğrama öyküleri de nedenler arasındadır. Sonradan gelişen vajinismuslarda ise kötü doğum hikayeleri, travma bırakan küretaj anısı, enfeksiyonlar, sert yapılan jinekolojik muayeneler yer alabilir.
    Vajinismus Tedavisi
    Tedavisi yüz güldürücü sonuçlar veren en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur. %100 tedavi başarı ile sonuçlanmaktadr. Tedavi süresince olan tüm görüşmelerin gizli kalma güvencesinin şart olması danışanımızı rahatlatan ve güveni sağlayan en önemli unsurdur.

    Çift olarak tedaviye gelmeleri ve istekli olmaları başarıda en önemli adımlardan birisidir.

    Kliniğimizde bilimsel yöntemlerimin hepsinden yararlanılarak yaptığımız cinsel terapi de, davranışcı ve bilişsel yöntemleri de kullanarak tedavi uygulanmaktayız. Üç günlük yoğunlaştırılmış terapi en çok tercih edilen yöntemlerden birisidir. Kliniğimizde bilimsel yöntemlerimin hepsinden yararlanılarak yaptığımız cinsel terapi de, davranışcı ve bilişsel yöntemleri de kullanarak tedavi uygulanmaktayız.

    Üç günlük yoğunlaştırılmış terapi en çok tercih edilen yöntemlerden birisidir.

    Tedavi süresince olan tüm görüşmeler gizli kalma güvencesinin şart olması danışanımızı rahatlatan ve güveni sağlayan en önemli unsurdur.

    Vajinismusun 5 derecesi var demiştik bunlar hafiften ağıra doğru gider. Ağır olarak belirlenen vakalarda seansların uzaması ihtimali kalıcı bir çözüm için danışanlarımıza seanslara başlamadan anlatılır. Altta yatan büyük travmalar çıkarsa yeterli destek tedavide mutlaka planlanır.

    Tedavide seanslarımız 1 – 2 saat sürebilmektedir. Seansların sıklığı çiftimiz il dışı ise gün aşırı veya hergün olabileceği gibi, 3 – 4 günde bir de olabilir. Genelde seans aralığı çok açmak istenmez.

    Doğru ve sağlıklı bir cinsel yaşam için ayrıntılı bilgilendirme içeren seanslarımda, 2013 yılında aldığım cinsel terapi eğitimine bu yıl aile danışmanlığı eğitiminide ekleyerek kalıcı tedavilere ulaşıyorum.

    Kızlık Zarındaki Tabularımız Vajinismusa Yol Açar
    Kızlık zarı vajen girişinde ortası delik, esnek bir mukoza kalıntısıdır.

    Adet kanaması bu delikten akıp geçmektedir.

    Kızlık zarı duvar gibi girişi kapatmaz. Sert bir yapı değildir. Esnektir çok incedir. Ortası deliktir.

    Bakirelik vurgusunun olmazsa olmaz kuralı kanama olarak öğretildiği yanlış bilgiler ile büyüttüğümüz kız çocuklarımız karşımıza VAJİNİSMUS olarak geliyor .

    Kızlık zarı patlamaz, yırtılmaz, delinmez…

    Kanama doğru bir cinsel ilişkide yeterli kayganlık sağlanacağı için pembe akıntı veya damla şeklinde olur. Hatta kanamayabilir. Çünkü esner.

    Toplumumuzda abartılı anlatımlar, kulaktan kulağa efsaneye dönüşen ilk gece öyküleri genç kızlarımızda tabular oluşturmaktadır. Bu nedenle bizim toplumumuzda 10 bayanda 1 VAJİNİSMUS rastlanmaktadır.

  • Bonzai

    Bonzai

    21 Ağustos 2014 tarihinde gün boyu süren, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi konferans salonunda yapılan “Her Yönüyle Bonzai Sempozyumu”, bonzai konusunda zengin ve güncel bilgilere ulaşmamızı sağladı. Konunun uzmanları (Sağlık Bakanlığı, TUBİM, Yeşilay, Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şubesi, Adli Tıp Kurumu yetkilileri, Adli Tıp, Kardiyoloji, Acil Tıp, Psikiyatri öğretim üyeleri ve AMATEM-ÇEMATEM’de görevli psikiyatri uzmanları) tarafından 4 ayrı panelde bonzai konusu sosyopolitik stratejiler, narkotik, klinik aciller ve bağımlılık yönünden değerlendirildi. 2011 yılından beri yasal düzenleme ile kontrol altına alınmaya çalışılan, popüler olduğu kadar son yıllarda oldukça tehlike arz eden bonzai hakkında sempozyumdan not defterime kaydettiğim bilgileri aşağıda sizlerle paylaşırken bu sempozyumu tertip eden ve bizleri bilgilendiren tüm uzmanları kutluyor ve teşekkürlerimi bildiriyorum.

    * Sentetik kannabinoid türevi uyuşturucuların prototipi olan bonzai, gençlerimizin masumlaştırarak söylediği gibi “esrar taklidi” değil, pek çok toksik kimyasal maddenin bitkilere püskürtülmesi ile sunuma hazırlanan ve eroin gibi etki eden, ölümcül sonuçlara neden olabilen bir maddedir.

    * Kullanılan bitkiler: ada çayı, yavşan otu, damiana çayı, salvia divinarium bitkisi. Bitkiler hem hazırlamada kullanılıyor hem de sahte bir masumiyet sağlanıyor (bitkisel ürün).

    * İlk zamanlar banyo tuzu, bitki gübresi, koku giderici, tütsü, havuz temizleyicisi şeklinde satışa sunulmuş.

    * Bonzai, K2, Jamaika, Rüya, Bombay mavisi, Boncuk, Spice şeklinde pek çok sokak ismi var.

    * 1994’de masum ilaç araştırmalarının ürünü olarak bulunan, 2000’de işlevsellik kazanan, 2004’de masum bitkisel ürünmüş gibi kötü amaçlarla ilk satışı yapılan, 2009’da Avrupa’da ve 2011’de ülkemizde yasaklanan bir maddedir.

    * ABD’de okul araştırmalarında esrardan sonra 2. sırada tüketimi olan, ülkemizde ise denetimli serbestlikten faydalanan hastalarda son 2 ayda rutin idrarda bakılmasından sonra %14.9 ile esrardan daha çok kullanıldığı tespit edilen bir maddedir.

    * Bonzai öncesi % 99.3 esrar kullanımı var (hiçbir uyuşturucu masum değil, “ne olacak ot değil mi?” dememeli!!!)

    * Genellikler gençlerde, esrar kullanıcılarında ve (yasaklanmadan önce) yeni madde kullanımı meraklılarında/bitkisel ürün kullananlarda (Çin menşeili, reklam edilen ürünler) kullanma riski fazla.

    * % 91 oranında gençler arkadaşı sayesinde bonzai ile tanışıyorlar (“benim çocuğum içmesin de arkadaşları ne yaparsa yapsın” yaklaşımı yanlış, toplumumuzdaki tüm çocukları, kendi çocuğumuz gibi görme hassasiyetine sahip olmak gerekiyor!!!).

    * Beraberinde diğer uyuşturucu maddelerin de kullanımı yaygın.

    * En fazla etkilenen yaş grubu ergenler: 2013’de başlama yaşı 13.75’e kadar düşmüş.

    * Ergenlerde ortaya çıkan olumsuz sonuçlar: ders başarısında düşme, okulu bırakma, aile ile çatışma, arkadaş çevresini değiştirme, davranış bozuklukları, ergenlik döneminde olması gereken eğitimlerin (empati, insani ilişkiler, sosyalleşme vs.) geri kalması, kendine zarar verme, bonzai psikozu, intihar (20-30 kat artıyor), şiddete eğilim (12-16 kat artıyor), bulaşıcı hastalıkların (hepatit vs) artması.

    * Narkotik yönünden madde kullanımı oranları yıllar içinde artmış, 2013 verilerine göre 70 ilimizde sentetik kannabinoid yakalanması olmuş (geçmiş yıllarda il sayısı çok daha az iken yaygınlaşmış) ve yakalanan vakaların sayısı 2012’ye göre 2.28 kat artış göstermiş. Türkiye madde yakalanmasında dünya birincisi olmasına rağmen madde kullanımı ülkemizde azalmıyormuş.

    * Ulaşılabilirlik kolay ve maliyet çok düşük, gram fiyatı ortalama 50 TL, “cigaralık” olarak tek içimlik satışlarda 3-7 TL maliyet var. Bu durum da tüketim yaşının düşmesine, okul önlerinde satılmasına neden oluyor.

    * 1 kg. hammaddeden 200.000 paket bonzai üretilebiliyor, kar payı çok yüksek.

    * İnternet üzerinden satış yapılması çok fazla, ilgili sitelere sınır konulsa da hemen pek çok yenisi açılıyor.

    * Madde kullanımı kendisini hep yeniliyor, 300’den fazla uyuşturucu madde var. Sentetik kannabionidlerde ise 105 farklı çeşit var. Bu nedenle yasal sınırlamalar koymakta zorlanılıyor, yeni bir form ile yasal yasaklamalar delinebiliyor.

    * “Bugünün kullanıcısı yarının satıcısı” ilkesi var ve kullanım yaşı düştükçe satıcıların yaşı da düşüyor.

    * 2013 verilerine göre 232 kişide direkt madde bağlantılı ölüm olmuş (geçen yıla göre 2 kat fazla).

    * 10-19 yaş aralığı madde bağlantılı ölümlerde geçen yıllara göre artış var.

    * Dolaylı madde bağlantılı ölümler (kaza, intihar, cinayet, yaralama vs.) 2013’de bir önceki yıla göre 3 kat artmış.

    * Bonzai çoklu karışım olduğu için daha ölümcül oluyor (satıcılar pek çok maddeyi maliyeti düşürmek için karıştırıyor ve bu karıştırma işleminde bir standart ölçü veya kural yok).

    * Bonzai kullanımında ortaya çıkan bozukluklar:

    – kalp-damar sistemi bozuklukları: hipertansiyon, taşikardi, göğüs ağrısı, ritim bozuklukları, kalp krizi, ani ölüm

    – Hiperglisemi, asidoz

    – Böbrek yetmezliği

    – Epileptik atak (sara nöbeti)

    – Denge bozukluğu

    – Psikiyatrik bozukluklar: hezeyan, hallüsinasyon, ajitasyon, anksiyete, depresyon, konfüzyon, psikoz atakları

    * Bonzai bağımlılığı ciddi bir halk sağlığı sorunu ve genç nüfusu etkilemekte. Tolerans hızla gelişiyor (bağımlılık riski fazla).

    * Kolay uygulanabilmesi, ulaşılabilirliğinin fazla olması, ucuz olması ve etkisinin fazla olması nedenleri ile “biyolojik bir silah” olduğu söylenebilir mi? (bir biyolojik silah kadar tehlikeli!)

    * Ne yapmalı?

    – Önlemede yapılacaklar:

    1- Gençlerin eğitimi: aile ilişkileri, okul ve gece hayatı, sosyal medya etkileşimleri

    2- Bitkisel ürünlerin denetimi

    3- Yeni testlerin kullanımı (tespit, tarama)

    4- Reklamın önlenmesi (özellikle internette)

    5- Yasal düzenlemeler

    6- Sosyal hizmetler

    7- Medyanın desteği

    8- Psikolojik destekler

    – Akut dönem ve idame tedavisi önemli. Semptomatik ve destek tedavileri ön planda. Bu arada sağlık personeline şiddet nedeni olmasına dikkat etmek gerekiyor.

    * Multidisipliner (dahiliye, kardioloji, nöroloji, psikiyatri vs.) yaklaşım gerekli.

    – Toplum temelli mücadele merkezleri önemli: tedaviye ulaşım, tedavide süreklilik, yerel güçlerin işbirliği ve iletişimi, çevresel faktörlerle mücadele gerekli.

    – Türkiye’de 26 adet AMATEM (alkol ve madde bağımlılığı araştırma tedavi ve eğitim merkezi) ve 3 adet ÇEMATEM (çocuk ve ergen için) mevcut, sayılarını artırılması gerekiyor.

  • Çift Terapisine Bakış (Kısım II)

    Bu bölümde çiftler arasında yaşanan sorunların sebeplerini daha yakından inceleyerek tedavide karşımıza çıkan sorunlardan bahsetmek istiyorum. Boşanma oranındaki artışlar dünyanın her yerinde görülmektedir ve bu ülkeler arasında Türkiye’de yer almaktadır. Türkiye İstatistik Kurumunun 2013 yılındaki araştırmalarına göre boşanma oranın en yüksek görüldüğü ilk üç il sırasıyla; Antalya, İzmir ve Muğla olarak tespit edilmiştir.

    Boşanma artışındaki nedenler nelerdir ve bunlarla nasıl baş edilir?

    Yüksek beklentiler ilişkilerin yürümemesinde ve boşanmaya kadar sürüklenmesinde büyük rol oynar. Beklentilerimizin gerçekçi olup olmadığını gözden geçirmekte fayda var. Çoğu kişi evlenmeden önce eşi ile ilgili, evlendiklerindeki hayatları ile ilgili ve daha bir çok şeye dair hayal kurup kafalarında bir takım kabullenilmiş düşüncelerle adım atabiliyorlar. Bunun sonucunda evlendiklerinde bu beklentilerin dışına çıkan en ufak bir detay onları git gide rahatsız edebilecek hale geliyor ve en sonunda “Bu benim evlendiğim insan değil!” ya da “Ben böyle bir evlilik hayal etmemiştim.” diyebiliyorlar.

    Bunun en büyük sebeplerinden biri ilişkide tarafların değişime ve karşı tarafın eksiklerine karşı hoşgörü eksikliğinden kaynaklanıyor. Jacobsen ve Christensen’ın geliştirdiği Bütüncül Davranışsal Çift Terapisinin dayandığı en önemli temel ilke: kabullenme ve tolerans göstermeye dayanır.

    Özellikle genç çiftlerde görebileceğimiz ilişkiler çok çaba gerektirmemeli düşüncesi sıkıntılara sebep olabiliyor. Tam aksine ilişkiler çok çaba gerektirir. Âşık olmak, hoşlanmak kolaydır ama evlenmek, hayatı paylaşmak, ilişkiyi sürdürmek bambaşkadır.

    Algısal olarak hepimizin ön yargıları mevcuttur. Etrafımızda olan olayları, insanları ve ilişkilerimizi nasıl değerlendirdiğimize dair bilişsel şemalarımız vardır. Bunun yanı sıra aile şemaları vardır. Şemalar biraz olsun beklentilere benzeler fakat daha bilincimiz dışında gelişir ve zihnimiz tarafından olaylara uygulanırlar. Aile şemaları dediğimiz şey kendi aile içi ilişkilerimiz ve deneyimlerimize dayanır. Bu şemalar daha sonra ileriki ilişkilerimizde de aktifleşirler. Eğer sorunlu bir aile geçmişimiz varsa; örnegin kavga ortamında ve şiddetle geçen bir çocukluğunuz olduysa kendi ilişkinizde de bu tarz bir etkileşim içerisine girmeniz olasıdır. Olaylarla baş etme ve diğeri ile iletişim kurma şekliniz ancak kavga, gürültü ve şiddetle mümkündür çünkü bir diğeri ile iletişim kurma şekliniz ile ilgili bu şekilde bir öğrenilmişlik geliştirmiş olabilirsiniz ve kendinizi ifade etmenin başka yollarını bulamayabilirsiniz. Uyumsuz şemalar varsa bunlar üzerinde çalışılmalıdır.

    Gelen çiftlerin en önemli sıkıntılarından biri genelde bir birleri ile olan bozuk iletişimleri olduğunu gözlemliyorum. Kişi kendini doğru ve sağlıklı şekilde karşıya ifade edemediği durumlarda; karşı tarafta anlayış göstermede sınırlı kalıyor ve çoğu zaman bir çıkmaza doğru sürüklenebiliyorlar. Bizim terapide yaptığımız çiftlere nasıl doğru iletişim kurulur bunun örneklemelerini yapmaktır. Yıkıcı değil yapıcı iletişim kurmayı öğretmektir.

    Sıklıkla karşılaştığımız bir diğer sorun eşlerden birinin daha fazla yakınlık istediği gerçeğidir. Burada kişisel farklılıklara karşı hoşgörü ve anlayış göstermek gerekiyor. Bir kişinin duygulanım tarzı diğerinkinden farklı olabilir. Biri daha sakinken diğeri daha tutkulu olabilir. Çiftler bu farklılıkları göz önünde bulundurarak beklentilerini gerçekçi tutmak zorundalar.

    İlişkilerde bedel-fayda oranından bahsetmek mümkündür. Bedelin düşük olduğu ve faydanın çok yüksek olduğu durumlarda ilişkiyi yürütürüz. Bu faydanın bedeli, faydanın kendisini aştığında bir dengesizlik olamaya başlar ve sıkıntı çıkar. Özünde ilişkilerin dayandığı önemli şeylerden biri ihtiyaçların karşılanmasıdır. Eğer ihtiyaçlarımız karşılanıyorsa bu bizi tatmin eder. Hangi davranışların çiftler arasında tatmin arttıracağını bularak bu sıkıntılara müdahale edebiliriz.

    Pozitif davranışları arttırırsak negatif davranışları azaltmaya gerek kalmayacaktır. Sadece pozitif davranışlara odaklanırsak zaten negatif davranışlara odaklanmamız gerekmez. Pozitif şeylere odaklanmak karşılığında da pozitif şeyler getirir.

    Çift terapilerinde önemli unsurlardan biri de çiftlerden birinin kişilik sorunu ve ya kişilik bozukluğu olup olmadığıdır. İkinci önemli unsurlardan biri de kişinin bağlanma şeklidir. Bu ikisinin de çiftin ilişkilerinde bir röl oynadığı şüphesiz ve bireysel düzlemde incelenmesi gereken bir durumdur. Bununla ilgili yazının devamı bir sonraki bölümde…

    Anahtar kelimeler: boşanma, çözüm odaklı düşünme, bilişsel terapi, tedavi, terapi, olumlu düşünme, farkındalık, psikoloji, ruh, beden, zihin, mutsuzluk, depresyon, kaygı, semptom, kişilik, karakter, evlilik, aldatma