Etiket: İdrar

  • Üreterosel nedir, sebepleri nelerdir ?

    Üreter-mesane bileşim yerinde, üreter-mesane mukozasından oluşan ve mesane içine sarkan kesedir. Mesaneye idrar akımını güçleştirdiği gibi, mesaneden idrar çıkışına da engel olabilir. Gelişim kusuru olup, sıklıkla çift toplayıcı-boşaltıcı sistemle birlikte görülür.

    Üreterosel belirtileri nelerdir?
    Anne karnında iken tespit edilebilir. İdrar yolu enfeksiyonuna bağlı olarak ateş, halsizlik, huzursuzluk, idrar yapma güçlüğü görülebilir.

    Üreterosel tanısı nasıl konulur?
    Ultrasonografi ile tespit edilebilir, gerekirse ilaçlı idrar yolu MR grafisi ile ayrıntılı olarak gösterilebilir.

    Üreterosel tedavisi nedir?
    Cerrahidir. Üreterosel çıkarılır ve üreterin mesaneye girdiği bölge yeniden yapılandırılır.

  • Vezikoüreteral reflü nedir ? sebepleri nelerdir ?

    Mesanedeki idrarın geriye, üreterlere ve böbreğe doğru kaçmasıdır. Mesane-üreter birleşim yerinde anormal yapılanma, mesane içi basıncının yüksek olması (nörojen mesane veya mesane çıkışının zorlu olması) tespit edilebilir.

    Vezikoüreteral reflü belirtileri nelerdir?
    Yenidoğan bebekte halsizlik, huzursuzluk, iştahsızlık ve kusma VUR belirtileri olabilir. Büyük çocuklarda karın ağrısı, kusma, ishal, kilo alamama, ateş, kötü kokulu veya bulanık idrar olabilir. İdrar yaparken ağrı, sık idrara gitme, gece idrar kaçırma, yan ağrısı daha büyük çocuklar tarafından ifade edilebilir.

    VUR’nün geç teşhis edilmesi ne gibi sorunlara neden olur?
    Tanıda gecikme ve kronik üriner enfeksiyon, böbrek iltihabı, böbrek hasarı, hipertansiyon, kronik böbrek yetersizliğine neden olabilir.

    VUR tedavisi nedir?
    VUR değişik derecelerde olabilir. Tedavi için, öncelikle reflü sebebi iyi araştırılmalıdır. Mesane fonksiyon kusurları ve düşük derecedeki reflü, medikal tedavi ile izlenebilir. Ancak yapısal kusur ve ileri derecede reflü varlığında cerrahi tedavi tercih edilir. Cerrahi tedavi, açık cerrahi ya da endoskopik enjeksiyon ile gerçekleştirilebilir.

  • Enürezis nokturna (uykuda idrar kaçırma)

    Enürezis nokturna (uykuda idrar kaçırma)

    Çocukların çoğu 2–5 yaş arasında hem gece hem de gündüz idrarlarını tutabilmektedir. Enürezis uykuda ise daha masum bir sorundur.

    Çoğu zaman mesane gelişimindeki ve sinirsel olgunlaşmasındaki gecikmenin sonucudur, bu nedenle de yaşla sıklığı azalır. Üç yaşındaki çocukların %40’ı altını ıslattığı halde bu oran 5 yaşında %20’ye, 6 yaşında %10’a düşmektedir.

    Erkek çocuklar kızlara göre daha sık altını ıslatma sorunu yaşamaktadır.

    İdrar kaçırmanın iki tipi vardır. Doğumundan itibaren hiç kuru kalmamışsa primer (birincil) tip, en az 6 ay kuru kaldıktan sonra altını ıslatmaya yeniden başlamışsa sekonder (ikincil) tipten söz edilir. Gece uykuda idrar kaçırma, nedenlerine göre fizyolojik ve organik olmak üzere iki gruba ayrılarak incelenmektedir. Gece altını ıslatan çocukların büyük bir grubu (%90-95’i) fizyolojik altını ıslatma grubunda toplanmaktadır. Bu çocukların gece uykuda idrar torbası doluluğunu hissetmelerinin yetersiz, idrar torbası kapasitelerinin küçük ve uyku derinliklerinin fazla olduğu bildirilmektedir.

    Uykuda idrar kaçırma büyük oranda genetik yatkınlığa dayanmaktadır. Genellikle aile öyküsü vardır. (Yani 1. derece akrabalarında da aynı sorun yaşanmıştır.)

    Bu gruptaki çocukların fizyolojik bir gelişme gecikmesi yaşadığı (bir tür diş çıkarmanın gecikmesi gibi) ve ailenin temel görevinin çocuğun benlik saygısını zedelemeden bu sorunu atlatmasını sağlamak olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle altını ıslatan çocukların en geç 6 yaşında konuyla ilgilenen bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekir.

    Elde edilen bilgiler ve genel muayene sonuçlarına göre idrar incelemesinden, mesane filmlerine uzanan bir dizi tetkik yapılmalıdır. Altını ıslatan çocukların %97’sinde fiziksel bir neden yoktur. Bu nedenle ayrıntılı bir öykü çoğu zaman fizyolojik altını ıslatmanın olup olmadığı konusunda bilgi verir.

    Uykuda idrar kaçıran çocuklara genel olarak 6 yaşından itibaren tedavi için girişimlerde bulunulması önerilmektedir.

    Bu girişimlerin başında çocuğun kendisinin ya da ailesinin gece uyanmasına dönük programlar gelmektedir. Ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlaması ya da özel üretilmiş alarm cihazları (idrar kaçırmaya başlar başlamaz ilk ıslanma ile alarmın çaldığı ve böylece çocuğun uyanıp, mesanesini kontrol etmesi konusunda uyarıcı olan araçlar) kullanılarak tedavi planlanır. Bu tedavi ile çocuklarda %70–84 oranında iyileşme sağlanmaktadır.

    Ayrıca tedavide çeşitli ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçlar idrar torbasının kontrolünü sağlayan ya da antidiüretik hormon (idrar yapımını azaltan hormon) içeren ilaçlardır.

    Çocuğun akşam aldığı sıvı miktarının kısıtlanması ve yatmadan önce idrar yaptırılması da tedaviye yardımcı olur.

    Sorunu olan çocuğa bu sorunun anlayacağı bir dilde anlatılması önemlidir. Çok baskıcı bir tutum kadar çok umursamaz bir tutum da zararlı olacaktır.

    Alt ıslatma çocukluk çağında sık görülen bir sorundur ve ne yazık ki ailelerin yanlış tutumları tedaviyi daha da zorlaştırmaktadır.

  • İdrar kaçırma rahatsızlığı biorezonans ile tedavi edilebilmektedir..

    İdrar kaçırma rahatsızlığı biorezonans ile tedavi edilebilmektedir..

    İdrar kaçırma özellikle 40 yaş üstü kadınlarda görülür. Gülme, öksürme ve ağır kaldırma sırasında ortaya çıkan sık görülen bir rahatsızlıktır. Fazla sayıda ya da zor doğum yapan kadınlarda veya değişik nedenlerle karın alt kısımdaki adalelerin gevşemesi sonucunda ortaya çıkar. Fazla kilonun da bu duruma olumsuz katkısı bulunmaktadır.

    İdrar kaçırma, bir hastalık değil, bir belirtidir. Tehlikeli bir durumun habercisi olmamakla birlikte kişinin hayatını olumsuz etkiler. Sosyal yaşamını değiştirmeye kadar gidebilir. Hastaların çoğu, çeşitli yöntemlerle, sorunu idare etme yolunu seçerler.

    İdrar kaçırma tipini belirlemek sorununun temel nedenini saptamaya yardımcı olur:

    1. Stres tipi: Fiziksel aktivite veya zorlanmada idrar kaçırma

    2. Refleks tipi: Merkezi ya da çevre sinirlerdeki bir hasar nedeniyle idrar kaçırma

    3. Sistit: iltihabi durumlarda idrar kaçırma

    4. Aşırı aktif: Mesanenin kapasitesinin aşılmasıyla, taşma şeklinde kaçırma

    İdrar kaçırmanın değerlendirilmesi, hastadan alınan detaylı bilgi ve fizik inceleme ile yapılır. İdrar sisteminin fonksiyonu için bazı testler yapılır. İdrar torbasının içindeki basıncın ürodinami denilen yöntemle ölçülmesi, ultrason ile veya sistografi gibi özel filmlerle mesanenin görüntülenmesi gerekebilir.

    İdrar yolu iltihabı, vajinal enfeksiyon veya tahriş, bazı ilaçlar, kabızlık ve hareketsizlik gibi nedenlerden oluşan idrar kaçırma problemi kolaylıkla iyileştirilebilir.

    Tetkikler sonucunda idrar kaçırmaya neden olan faktörler belirlenip, buna göre planlanan Biorezonans terapileri ile idrar kaçırma tedavileri kadın ya da erkek hastalarda çok olumlu neticeler almaktadır.

    Başvurulan diğer tedavi yöntemleri de şöyledir:

    Sıvı alımının düzenlenmesi:

    Biz doktorlar hastalara sıklıkla bol sıvı alımının gerekli olduğunu söyleriz. Sağlıklı bir yaşam için önerilen günlük sıvı alımı miktarı 1,5 – 2 lt ‘dir.

    İdrar kaçırma hastalığından şikâyetçi olan insanlarda bu miktarlar biraz daha aşağı çekilebilir. İçilen sıvının da belirli saat aralıklarına bölünerek gün içerisinde eşit miktarlarda az az içilmesi, birdenbire yoğun sıvı alınmaması idrar kontrolünü rahatlatır. Geceleri sık idrara kalkma ve geceleri idrar kaçırma şikâyeti olan hastalarda yatağa gitmeden 2-3 saat önce sıvı alımının durdurulması faydalı olacaktır.

    Şeker hastalığı olanlarda kan ve şeker seviyesinin yüksek olduğu durumlarda idrar miktarı artar. Su içme, aşırı idrar yapma ve idrar idrar kaçırma riski artar. Şeker miktarının düzelmesi, idrar kaçırmanın tedavisinde etkilidir. Obez ya da kilolu hastalarda kiloların verilmesi de idrar kaçırma miktarını azaltacaktır.

    Tuvalet alışkanlığının kontrol altına alınması:

    Normal bir insanda gündüz uyanıkken 3-4 saatte tuvalete gitme ve geceleri tuvalet için uyanmama ideal olanıdır. Daha yaşlı insanlarda bu sürelerin biraz daha kısalması ve geceleri 1 kez tuvalete kalkmak normal olarak kabul edilir.

    Her yarım saatte bir tuvalete gittiklerini söyleyen hastaların tuvalete gidilen saatleri kaydetmesinde fayda var. Bir saatten önce tuvalete gitmemekle başlayacak tuvalet alışkanlığı daha sonra düzene girecek, yavaş yavaş bu aralıkları arttırmakta başarılı olunacaktır. Tuvalet aralıklarını uzatma çalışmaları sırada hastada ani idrar sıkışması ve aşırı idrara çıkma isteği olduğunda hastaya oturuyorsa oturduğu yerden kalkma, hareket etme, değişik hareketler yapma, pelvik kaslarını çalıştıran egzersizler yapma ve zihninde bu aşırı isteğin yavaş yavaş yok olacağını düşünmeleri önerilir. Böylece yavaş yavaş tuvalete gitme sıklığı azaltılabilir.

    Mesane tetikleyicileri:

    İdrar kaçırma problemi ile karşı karşıya olan insanlar dikkat ettiklerinde bazı yiyecek ve içeceklerin idrara gitme sıklıklarını arttırdığını tespit edebilirler. Sıklıkla kafein içeren kahve ve sodalar, alkol, baharatlı yiyecekler, asidik yiyecekler ve içecekler, suni tatlandırıcılar bu tip etkilere sahiptir.

    Kabızlığın engellenmesi:

    Kabızlık ani idrara sıkışmayı sık tuvalete gitmeyi arttıran olumsuz bir tablodur. Rektumda dışkının vermiş olduğu dolgunluk hissi hemen rektumun ön tarafında yer alan mesanede de benzer hisler meydana getirebilir. Yiyeceklerdeki lifli gıdaların oranını arttırmak kabızlığı önler. Her kişinin kendine daha iyi gelen yumuşatıcı gıdayı bulması ve bunları alarak kabızlığı önlemesi mümkündür.

    Pelvik kas egzersizleri:

    Kegel egzersizleri olarak da bilinen pelvik tabandaki kasları uyarıcı egzersizler stres tipi idrar kaçırmada ilk uygulanması gereken tedavi yöntemidir. Bu tedaviler sayesinde pelvik taban güçlendirilerek idrar kaçırma önlenmeye çalışılır. Ayrıca bu egzersizler sayesinde sıkışma tipi idrar kaçırmaya neden olan ani idrar sıkışmaları oluştuğunda egzersizlerin yapılması bu ani sıkışmaların önlenmesinde yardımcı olmaktadır.

  • Transsfenodial cerrahi nedir ?

    Bu bilgi, transsfenoidal cerrahiden ne bekleyebileceğiniz konusunda size bir fikir vermek içindir. Her insanın deneyimi farklı olduğu halde, hastanede her hastaya uygun olabilecek bazı genel prosedürler takip edilir.

    Durumunuz veya cerrahinizle ilgili sorularınız varsa, sağlık bakım ekibinizin bir üyesine sorunuz.

    Transsfenoidal cerrahi nedir?

    Transsfenoidal [trans-(bir yerden geçip giden) ve sfenoid-(sfenoid sinüs)] cerrahi, cerrahın burun boşluğundan giderek hipofiz bezine ve üst klivusa ulaşmasını sağlayan bir işlemdir.

    Hipofiz alanında veya kafatası tabanında tümör veya başka bir anormallik, bu yaklaşımla çıkarılıp alınabilir (şekil 1). Bir sinir cerrahı ve bir kulak burun boğaz uzmanı, özel mikrocerrahi araçları kullanarak bu işlemi yaparlar. Hipofiz bezine burundan yaklaşıldığı için, gözle görülür bir kesi yoktur.

    Gerekirse, tümörün kapladığı alanı doldurmak amacıyla yağ elde etmek için karında küçük bir kesi yapılabilir.

    Cerrahiden önce

    Çoğu insan hastaneye cerrahinin olacağı günün sabahı gider. Kaydınızı zamanında yapabilmek için hastaneyi bir gece öncesinde aramanız istenecektir. Halihazırda hastanedeyseniz veya cerrahi sabahı hastaneye gelmişseniz, cerrahiye hazırlanmak için aşağıdaki talimatlara uyunuz:

    Operasyondan önce baştan ayağa duş alın ve saçınızı yıkayın.

    Gece yarısından sonra bir şey yiyip içmeyin.

    Cerrahinin olduğu sabah, size reçete edildiği şekilde ilacınızı almaya devam edin. İlacınızı kolaylıkla yutabilmek için birkaç yudum suyla alın.

    İlaçlarınız veya bu talimatlarla ilgili sorularınız varsa, sağlık ekibinin bir üyesine sorunuz.

    Cerrahi sırasında

    Cerrahideyken bir hemşire size ait olan eşyaları odanıza götürecektir. Cerrahinizin ne zaman başladığı, derlenme odasına ne zaman alındığınız ve odanıza ne zaman döndüğünüz ailenize söylenecektir.

    Cerrahiden sonra

    O günkü cerrahi programa göre, doktorunuz cerrahiden bir süre sonra sizinle ve ailenizle konuşacaktır. Odanıza yerleştikten sonra aileniz sizi ziyarete gelebilir. Transsfenoidal cerrahi sonrası hastanede kalış genel olarak 24 saat kadardır.

    Cerrahiden sonra odanızdayken, damar içi sıvılar alacaksınız. Havanın nemlenmesini isterseniz bir hava nemlendiricisi kullanılabilir.

    Hemşireler kan basıncınızı, nabzınızı, vücut sıcaklığınızı, kas gücünüzü, görüşünüzü, zaman ve yere uyum sağlamanızı sık sık kontrol edecektir. Hemşireler sıvı alımınızı ve idrar atımınızı da ölçeceklerdir. Size bir kayıt bloknotu verecek ve verilen yemeklerdekiler dışında içtiğiniz herhangi bir sıvını kaydını tutmada yardım etmenizi isteyeceklerdir.

    İdrar atımınızı ölçmek için, idrar yaptığınız her sefer idrarınızı saklamanız (idrar kabına veya tuvalette toplama panına) istenecektir. İdrar yaptıktan sonra miktarı kaydedebilmeleri için hemşirelere haber verin.

    Cerrahiden sonra, gece boyunca küçük bir gazlı bez burun deliklerinizi örtebilir. Zaman zaman burnunuzdan küçük bir miktar pembemsi akıntı gelebilir. Herhangi bir akıntıyı kurulamak için bir iki gün yanınızda kâğıt mendil taşımak isteyebilirsiniz. Herhangi bir zaman burnunuzdan veya boğazınızın arkasından aşağı bariz, temiz bir akıntı fark ederseniz, acilen sağlık uzmanınıza söyleyin.

    Cerrahinin olduğu gün yataktan çıkacaksınız. İlk kalktığınızda hemşire size yardım edecektir. Hemşireler gerekirse banyo yapmak vb. başka aktiviteler için de size yardım edecektir.

    Cerrahiden sonra ağrı veya rahatsızlık

    Burun cerrahisinden sonra çoğu insanda sadece hafif bir baş ağrısı veya rahatsızlık olur. Cerrahi sırasında burun tamponu yerleştirilebilir. Bu, baş ağrısına veya soğuk aldığınızda hissettiğinize benzer şekilde yüzünüzde bir basınca neden olabilir. Yağ elde etmek için karnınızda bir kesi yapılırsa, orta dereceli bir rahatsızlık hissedebilirsiniz.

    Ağrı veya herhangi bir rahatsızlığınızı dindirmek için hemşireden ilaç isteyin.

    Cerrahiden sonra aktivite kısıtlamaları

    Cerrahiden sonraki ilk birkaç gün kolaylıkla yorulabilirsiniz. Bu normaldir ve yavaş yavaş düzelecektir. Farklı insanlar için değişebilen aktivite kısıtlamalarınız ile ilgili olarak sağlık uzmanınızla konuşun.

    Cerrahiden sonra iki hafta boyunca hapşırmayın veya burnunuza vurmayın. Hapşırmanız gerekiyorsa ağzınız açık hapşırın, burnunuzu kapatmayın.

    Cerrahi alanın yakınında basıncın artmasına neden olabilecek herhangi bir aktiviteden kaçının.

    Yük kaldırma ile ilgili bilgileri sağlık uzmanınıza sorun.

    Cerrahiden iki hafta sonra bağırsak hareketleriniz sırasında kendinizi zorlamayın.

    Araba kullanma ve işe dönüş yapma konularını sağlık uzmanınızla görüşün.

    Diğer Talimatlar

    Cerrahiden birkaç gün sonra burnunuzdan kan veya mukus akıntısı gelebilir. Bu normaldir. Bu akıntıyı bir mendille kurulayın, sümkürmeyin.

    Cerrahi sonrası ilaçlar

    Bazı baş ağrıları birkaç hafta sürebilir. Gerekirse baş ağrısı için aspirin olmayan bir ağrı kesici alabilirsiniz.

    Cerrahiden sonra burnunuzda doluluk hissederseniz, dekonjestan alabilirsiniz.

    Ağrı ilaçları ve dekonjestanlara ek olarak, antibiyotikler alabilirsiniz.

    Hipofiz bezinin etkilenme oranı aracılığı ile, cerrahi sonrası hipofiz bezindeki hormonların normal üretimi tespit edilebilir. Cerrahiden sonra, hormon seviyelerini kontrol etmek için kan ve idrar testleri yaptıracaksınız. Cerrahiden sonra hormon ilaçları almaya gereksiniminiz olup olmayacağını saptayacak bir endokrinoloji uzmanını da görebilirsiniz.

    Sağlık uzmanınızla görüşün

    Cerrahi hakkında sorularınız varsa, sağlık ekibinizin bir üyesi ile temas kurun.

    Aşağıdakilerden herhangi biri varsa, hemen sağlık uzmanınızı arayın.

    Ateş

    Boyun sertliği

    Konfüzyon – bilinç bulanıklığı-

    Daha inatçı ve ciddi hale gelen baş ağrıları

    Burnunuzdan temiz, su gibi bir akıntı gelmesi

    Aşırı idrara çıkma

    Hafif sersemlik

    Mide bulantısı-kusma

    Diğer alışılmadık belirtiler

    İş saatleri içinde sağlık uzmanınızı arayın. İş saatleri dışında sağlık ekibinizin bir üyesini arayın veya sizi en yakın acile götürecek birini arayın.

  • Systema urınarıa – idrar sistemi – sidik sistemi

    SYSTEMA URINARIA – İDRAR SİSTEMİ – SİDİK SİSTEMİ

    İdrar sisteminin asıl görevi, kanda erimiş halde bulunan mineraller (Na, K vb.nin) ile suyun atılımı veya biriktirilmesinin selektif kontrolünü sağlayarak vücut iç ortamının dengesini (Homeostasis) korumaktır. Su ve mineral dengesine ek olarak, bir kısmı toksik olan (Örneğin Üre vb.) metabolik artıklar da böbrekler yolu ile idrara geçirilerek vücut dışına atılır. Böbrekler, Homeostatik ödevini Filtrasyon (süzme), Resorpsiyon (geri emme) ve Ekskresyon (salgılama, dışarı atma) fonksiyonları ile gerçekleştirir. İdrar sistemi, idrar üreten bir çift böbrek ile üreterler, sidik kesesi ve üretra’dan oluşan iletici yollardan ibarettir. Bunları ayrı ayrı inceleyeceğiz.

    1. BÖBREKLER – RENES

    Böbrekler, Filtrasyon Resorpsiyon ve Eksekresyon fonksiyonları ile günde kendilerine gelen 1700 litre kandan 2 – 2,5 litre idrar oluşturduklarından idrar üreten organ anlamında ORGANA UROPOETICA olarak adlandırılır. Sağlı-sollu bir çift organ olan böbrekler, Periton’un arkasında (Retroperitoneal konumda), omurganın iki yanında karın arka duvarına yaslanmış şekilde bulunurlar. Topografik olarak, Sağ böbrek T-12 – L-3, Sol böbrek T-11 – L-2 düzeyinde yer alır.

    Böbrekler fasulye benzeri şekildedirler. Her böbreğin ön ve arka iki yüzü konveks bir dış kenarı ile konkav bir iç kenarı vardır. İç kenarda (Margo medialis) böbreğe girip-çıkan oluşumlar için dikine bir yarık (Hilus renale) bulunur. Hilus renale’den böbreğin içine doğru Sinus renalis olarak adlandırılan bir boşluk uzanır. Hilus renale’deki yapılar, önden arkaya doğru V. renalis, A. renalis, Ureter şeklinde sıralanırlar.

    Yetişkin bir insanda bir böbreğin ortalama ağırlığı 130-150 gr. boyutları ise 12 x 6 x 3 cm dir.

    Her bir böbrek üç katmanlı bir destek ve örtü dokusu ile sarılmıştır.

    1.Capsula fibrosa (Renal kapsül) olarak adlandırılan iç örtü böbreği dıştan sarar, sağlam, genişleme yeteneği az fibröz doku katmanıdır.

    2. Capsula adiposa (Perirenal yağ kapsülü), orta katman olup Capsula fibrosa’yı dıştan sarar. Capsula adiposa böbreği darbelere karşı korur.

    3. Tunica fibrosa (Fascia renalis), en dış örtü olup, karın duvarındaki Ekstraperitoneal yağ dokusunun Fascia subserosa yoğunlaşması ile oluştuğu kabul edilir. Perirenal fasiya, böbreğin normal pozisyonda durmasına yardım eder. Fascia prerenalis ve Fascia retrorenalis olarak iki yaprağı vardır.

    Böbreğin arkasında, Perirenal fasiyanın dışında olarak, Pararenal yağ kapsülü (Corpus adiposum pararenale) yer alır. Fascia renalis, önden Parietal periton ile sarılmıştır.

    BÖBREKLERİN YAPISI

    Böbreğe frontal bir ensizyon yapıldığında, içten dışa doğru üç farklı bölge ayırt edilir.

    1.Pelvis renalis
    2.Medulla renalis
    3.Cortex renalis

    Pelvis renalis, tepesi Hilus renale’den çıkmış Ureter’le uzanan, gövdesi Sinus renalis içine oturmuş kas ve zardan yapılı, huni şekilli bir bölümdür.

    Pelvis renalis, Proksimalde büyük ve küçük kaliksler (Calix renalis majoris et minoris) şeklinde böbrek dokusu içine uzarır.

    Küçük ve büyük kaliksler, Pelvis renalis ve Ureter arbor excretorius olarak adlandırılan boşaltım ağacını oluştururlar.

    Böbrek kitlesinin yaklaşık 2/3’ünü kapsayan Medulla renalis, 8-18 (ortalama 12 adet) adet Piramidal yapı içerir. Tabanları Cortex renalis’e, tepeleri küçük kalikslere oturan Piramidal oluşumlara Pyramis renalis (Malpighi piramidleri) denir.

    Malpighi piramidleri, Nefronun distal borucukları ile toplayıcı borularını içerir. Taze anatomi kadavralarının diseksiyonunda bu oluşumlara Processus ferreini adı verilir.

    Bu Piramidal borucuklar, içlerindeki filtre materyaldeki suyun geri emilimini (Reabsorpsiyon) sağlayarak idrarı konsantre ederler. Toplayıcı borular daha büyük olan Ductus papillaris’lere (Bellini kanalı) Ductus papillaris’ler de Piramidlerin tepesindeki Foramen papillaris’ler aracılığı ile küçük kalikslere açılırlar.
    Böbrek kitlesinin 1/3’ünü kapsayan dış katman (Cortex renalis) çok sayıda düz ve kıvrımlı borucuklar, kan damarları ve gözle de görülebilen siferik yapılardan (Corpusculum renale) oluşur.

    Korteksin böbrek kapsülüne yakın olan dış bölümüne Zona externa (Regio corticalis), Malpighi piramidlerine yakın olan iç bölümüne de Zona interna (Regio juxtamedullaris) denir.

    Malpighi piramidleri arasında da daha koyu renkte kortikal bir doku bulunur. Piramidleri birbirinden ayıran bu kolonlar Columnae renales olarak adlandırılır. Bir Pyramis renalis ve etrafını saran kortikal yapıya topluca Lobus renalis denir.

    BÖBREKLERİN KANLANMASI

    Böbrekler vücudumuzdaki aynı boyuttaki herhangi bir organdan çok daha fazla kan alır. Bunun nedeni böbreklerin kanı zararlı artık maddelerden temizleyen temel organ olmalarıdır.

    Kalp atımının % 20-25’ini kullanan böbrekler, her dakikada 1,2 litre, günde yaklaşık 1700 litre kan alır. Kanımız günde 340 kez böbreklerden geçerek zararlı artık maddelerden arındırılır. Bu işlem sırasında 1700 litre kanın onda biri kadar (yaklaşık 170 litre) Glomeruler fıltrat, Glomeruler filtrat’ın % l’i kadar da 1.7 litre idrar oluşur.

    Böbreğin arteriyel kanlanması, Aorta abdominalis’in en büyük çift dalı olan A. renalis ile sağlanır. Her bir Renal arter, A. mesenterica superior’un hemen aşağısında olarak L-1 – L-2 vertebra düzeyinde Aorta abdominalis’ten çıkar. Sağ Renal arter daha uzundur. Hilus renale’ye ulaşan Renal arter, ön ve arka bölüme, bu bölümlerde toplam 5 segmental dala ayrılır. Segmental dallar arasında beslenmeyi sağlayabilecek düzeyde anastomozlar olmadığından, bağlanmalarında segmental nekroz ortaya çıkar.

    Böbrek segmentlerine % 30-35 oranında Abarrant (Normal dışı) segmental arterler gelir.

    Böbreğin venöz kanı Cavum renalis aracılığı ile V. cava inferior’a direne olur.

    Böbreklerin innervasyonu Plexus renalis ile sağlanır. Erkeklerde, bu Pleksusa ait liflerle, Testis’ten gelen sinirler arasında bağlantılar vardır.

    Akciğer ve karaciğere benzer şekilde böbrekte segmental yapıya sahiptir. Böbrek segmentleri 5 tanedir. Bunlar,

    1.Segmentum superius
    2.Segmentum inferius
    3.Segmentum anterius superius
    4.Segmentum anterius inferius
    5.Segmentum posterius’ dur.

    2. URETER

    Ureter’ler, idrarı Ppelvis renalis’ten Vesica ürinaria’ ya (sidik kesesi) taşıyan 25-30 cm uzunluğunda iki ince muskuler borudur.
    M. psoas major’ların üzerine yaslanarak L-2 – L-5 vertebraların Transvers çıkıntıları boyunca vertikal şekilde uzanan Ureterler, Iliac damarları (Vasa iliacae) çaprazlayıp Pelvis boşluğuna girerler. Burada önce Pelvis duvarında yollarına devam eden Ureterler, daha sonra orta hatta yönelirler ve idrar kesesine girerler. Her birinin idrar kesesindeki deliğine Ostium ureteris denir. Ureterler sidik kesesine girmeden önce, erkeklerde Duc. deferens’i, kadınlarda ise A. uterina’yı çaprazlar. Bu çaprazlar (Özellikle A. uterina’nın çaprazı) Cerrahi öneme sahiptir. Gidişleri boyunca, Ureterlerin Abdominal, Pelvis ve Duvar içi olmak üzere üç bölümü ayırt edilir.

    1.Abdominal bölüm (Pars abdominalis) : Uretero-pelvik birleşekten (Ureter’in başlangıcı) İliak damarları çaprazladığı yere (veya Linea terminalis’e) kadar olan bölümdür.

    2.Pelvik bölüm (Pars pelvica) : Ureter’in, İliak damarları çaprazladığı yerden sidik kesesine girdiği noktaya kadar olan bölümdür.

    3.Duvar içi bölümü (Pars intramuralis) : Ureter’in, sidik kesesi duvarında yer alan 1.5-2 cm’lik en kısa bölümüdür.

    Ureter’ler 3 doğal darlığa sahiptir. Üst darlık, Uretero-pelvik birleşekte, Orta darlık, iliak damarları çaprazladığı yerde, Alt darlık ise Pars intramuralis’ tedir. Alt darlık Ureter’in en dar yeri kabul edilir, Taşlar en çok burada takılır.

    URETERİN YAPISI

    Ureter’in duvar yapısı, içi boşluklu organların prensip olarak duvar yapısı şeklindedir.

    İç katman olan Tunica mucosa çok katlı değişken epitel – Urethelium’den yapılıdır ve bez içermez.

    Orta katman – Tunica muscularis, içte Longitudinal, dışta Sirküler olmak üzere iki katmanlı bir düz kas katmanıdır.

    Alt 1/3 bölümünde ise ek bir dış Longitudinal katman vardır.

    Tunica muscularis’teki periodik peristaltik kasılmalar idrarın mesaneye iletilmesine yardım eder.

    Dış katman olan Tunica adventitia gevşek bağ dokusundan yapılıdır.

    3. SİDİK KESESİ – VESICA URINARIA – MESANE

    Sidik kesesi (Vesica urinaria – Sistis), Ureterler yolu ile gelen idrarın belli bir süre bekletildiği, gerektiğinde Urethra’ya iletildiği, 300-500 ml hacimli, içi boşluklu muskuler bir organdır.

    Vesica urinaria, Symphysis pubis’in arkasında Pelvis boşluğunun tabanında böbrek ve ureterler gibi Retroperitoneal konumda yer alır.

    Erkeklerde Rektum’un önünde Prostat’ın üzerinde, Kadınlarda ise Uterus ve Vagina’nın önünde bulunur. Symphysis pubis ile Mesane arasında Spatium prevesicale (Retzius aralığı) bulunur.

    Sidik kesesinin 4 bölümü vardır.

    1.Apex vesicae : Sidik kesesinin sivri üst bölümü olup doluluk oranına göre Symphysis pubis veya karın ön duvarı ile komşuluk yapar. Apex’ten göbeğe kadar uzayan bağa Lig. umbilicale medianum denir. Bu ligament Urachus’un kalıntısıdır.

    2.Fundus vesicae : Sidik kesesinin arka aşağıda kalan bölümü olup sağ-sol ureter buraya açılır. İç yüzünde Trigonum vesicae bulunur. Bu üçgenin üst köşelerine ureterlere (Ostium ureteris’ler) açılır alt köşesinden Ostium urethrae internum başlar.

    3.Corpus vesicae : Apex ve Fundus arasında kalan sidik kesesinin en büyük bölümüdür.

    4.Cervix vesicae : Sidik kesesinin en alt dar bölümü Cervix (Mesane boynu) olup Uretra ile uzanır. Uretra’nın başlangıç deliğine Ostium urethrae internum denir.

    SİDİK KESESİNİN DUVAR YAPISI

    Sidik kesesinin duvar yapısı da Uriner yolların duvar yapısı gibi üç katmanlıdır. İçte Tunica mucosa, ortada Tunica muscularis, dışta Tunica serosa (Tunica adventitia) bulunur.

    Tunica mucosa: Kalınca bir değişken epitel katmanı olup, Trigonum vesicae hariç diğer bölümlerde plikalar içerir.

    Tunica muscularis: Üç katmanlı bir düz kas katmanıdır. Topluca M. detrussor vesicae olarak adlandırılır. Tunica muscularis içte ve dışta Longitudinal ortada sirküler seyirli kas liflerinden yapılmıştır. M. detrusor vesicae kasıldığında sidik kesesinin hacmi azalır ve içindeki idrar Uretraya gönderilir. Sirküler lifler, sidik kesesi boynunda iç Urethra sifinkteri’ni (M. sphincter vesicae veya M. sphincter urethrae internum) oluşturur. Parasempatik uyarı, M. detrusor vesicae’yı kasarken bu sifinkteri gevşetir buna Mictio, Urinatio, İşeme denir.

    Tunica serosa : Sadece üst ve yan yüzler Periton’dan derive olan seroz bir katman ile, diğer bölümler ise gevşek bağ dokusundan oluşan Tunica adventitia ile sarılıdır.

    4. URETRA

    Uretra (Urethra), sidik kesesinde toplanmış olan idrarı dışarı atmaya yarayan, mukoza ile kaplı, kassal bir borudur. Kadında sadece idrarın geçtiği bu yol, erkekte aynı zamanda gerektiğinde Ejekulat’ın atılması için de kullanılır.

    Urethra’nın iki deliği vardır. Sidik kesesinin içine açılan deliğine Ostium urethrae internum, dışarıya açılan deliğine Ostium urethrae externum denir.

    Kadın ve erkek Uretrası arasında şekil, büyüklük ve fonksiyonel yönden farklılıklar vardır.

    1.Urethra feminina – Kadın uretrası : Sidik kesesi boynundan başlayıp, Syphysis pubis’in arka-aşağısından geçerek Vulva’da sonlanan 3-4 cm uzunluğunda bir borudur. Kadın uretra’sının, Pelvik, Membranöz ve Perineal bölümleri vardır.

    2.Urethra masculina – Erkek uretrası : Sidik kesesi boynundaki Ostium urethrae internum ile Glans penis’in tepesindeki Ostium urethrae externum arasında uzanan 20 cm uzunluğunda bir borudur. Erkek uretrası, hem Uriner hem de Genital sistemin unsurudur. Erkek urethrası yolu boyunca Prostatik, Membranöz ve Spongioz olmak üzere üç bölümü vardır.

    Pars prostatica: Uretranın Prostat bezi içinden geçen 3-4 cm’lik ilk bölümüdür. Duc. Ejeculatorius’lar ve Prostat’ın boşaltma kanalları buraya açılır. Uretra’nın en geniş yeri Pars prostatica’dır. Bu bölümün arka duvarında uzunlamasına seyreden bir mukoza plikası (Crista urethralis) ile bunun ortasında bir kabartı (Colliculus seminalis) bulunur.

    Pars membranacea: Urethra’nın, Diaphragma urogenitale’yi geçen en kısa ve en dar bölümüdür. Burada Sphincter urethrae (istemli çalışır) yer alır.

    Pars spongiosa (Ön uretra): Uretranın, Corpus spongiosum penis içinde yer alan 15-16 cm’lik en uzun bölümüdür. Penil uretra olarak ta adlandırılır.

    Gl. bulbourethralis’in boşaltma kanalı penil uretra’nın başlangıç bölümüne açılır. Pars spongiosa’nın ilk bölümündeki genişlemeye Fossa bulbaris, Glans penis içindeki genişlemeye Fossa navicularis denir.

    URETRA KLİNİK BİLGİ

    1.Urethra’nın yüzeysel Perineum aralığında yırtılması durumunda (Ekstravazasyon) idrarın gidiş yönleri aynı zaman da Perineum fasiyasının yapışma yerlerini gösterir. İdrar yukarıya karın ön duvarına gider. Ayrıca Skrotum ve Penis etrafındaki areolar doku içinde yayılır. Uyluğa veya Anal üçgene geçmez. Çünkü Scrapa fasiyası, Fascia latae ile devam etmeden önce İnguinal ligamente yapışır. Fasiya M. transversus perinei superficialis’i ise ön yüzeyinden arka yüzeyine kıvrılarak torba gibi sardığı için idrar anal bölgeye geçmez.
    2.Fossa ischiorectialis, İskiorektal apselere neden olabilen enfeksiyonların yerleşme yeridir. Bu apseler rahatsız edici ve ağrılıdır.

    İskiorektal fossa’yı dolduran yağ dokusunun Rektum’a yakın kısımları enfeksiyona açıktır. Enfeksiyon,

    1. Anal sinuslerin enfeksiyonundan (Kripti),
    2. Pelvi-rektal apselerden,
    3. Anal mukoza yırtılmalarından yayılabilir. Anus ve Tuber ischiadicum arasında bir dolgunluk ve gerginlik duyusu ile birlikte ağrı vardır. Bu apseler Spontan olarak,

    1. Anal kanala,
    2. Rektum’a,
    3.Anüs yakınlarında Perineum derisine ve, bu kısımların birkaçına veya hepsine birden Fistül yapabilirler. Bir tarafın İskio-rektal apsesi Anus’ün arkasından karşı fossa’ya geçebilir.

    Sağlıklı günler dileği ile…

    Uzman Dr.Ali AYYILDIZ – Veteriner Hekim – İnsan Anatomisi Uzmanı Dr. (Ph.D.)

  • Çocuklarda gece işemesi (enürezis nokturna) tedavisi

    Genellikle 5 yaşın üzerindeki çocuklarda görülen, özellikle geceleri tekrarlayarak devam eden idrar kaçırma durumudur. Enürezis nokturnadan söz edebilmek için, idrar kaçırma sıklığının haftada ikiden fazla ve tekrar eden durumlar olması gerekmektedir.

    Halk dilinde “gece işemesi”, tıp dilinde ise “enürezis nokturna” olarak adlandırılır.

    5 yaşın üstündeki çocukların yaklaşık %15’inde görülmektedir.

    İdrar kaçırma, sadece geceleri ya da hem geceleri hem de gündüzleri olabilir.

    Enürezis nokturna çocuklarda ve ailelerinde sosyal ve duygusal travmaya neden olmaktadır. Bu çocuklarda aileleri tarafından beğenilmeme ve kardeşler arasındaki sataşmalar nedeni ile özgüvenleri azalmaktadır.

    Nedenler:

    Enürezis nokturna (gece işemesi) oluş nedenlerinin başında ailesel yatkınlık gelmektedir.

    Çocuğun içinde bulunduğu psikolojik durum gece işemesine neden olabilir.

    Merkezi sinir sistemindeki gerekli mekanizmaların gelişmemiş olması

    Mesane kapasitesinin azlığı

    Antidiüretik hormon salınımında anormallikler (normal bireylerde gece boyunca böbreklerde idrar yapımını azaltan bir hormonun yetersiz salgılanıp, uyku sırasında idrar miktarının artması)

    .Uyku problemleri de gece işemesine sebep olmaktadır. Kişi derin uykuda olduğundan mesane kasılmalarını algılayamaz ve mesane basıncını hissedemediğinden altını ıslatır.

    Doğumsal yapı bozukluğu

    Gece İşemeleri ve Akupunkturla Tedavisi

    Akupunktur, sempatik ve parasempatik sistem denen vücuttaki birbirine zıt işleyişi olan, fakat birbirlerini dengeleyen iki sistemi ayarlar. Bu ayarı yaparken, aşırı çalışan sistemin çalışmasını azaltır, az çalışan sistemin çalışmasını arttırır. Örneğin, parasempatik sistem vücuttaki tüm sıvı salgılarını arttıran ve idrar yaptıran sistemdir. Sempatik ise, vücut salgılarını azaltan, idrarı tutan sistemdir. Bu örnekte olduğu gibi bir tarafın az ya da fazla çalışıyor olması dengeyi bozacaktır.

    Vücudun kendi salgıladığı ilaç etkisi olan kimyasal maddeleri ortaya çıkartır. Bu kimyasal maddeleri vücut ürettiği için, yani dışarıdan vücuda bir kimyasal ilaç verilmediği için, tamamen yan etkisiz ve zararsız bir tedavidir.

    Akupunkturla iyileşme hem fiziksel hem zihinsel ve psikolojik açıdan gerçekleşir.

    Çocuklarda iğnesiz akupunktur olan lazer akupunktur uygulanır. Enürezis nokturna tedavisinde yüksek oranda başarı ve düşük oranda tekrar görülür.

  • Akupunktur ile gece altını ıslatma tedavisi

    Çocukluk çağında sık rastlanan bir problemdir.İleri yaşlarda nadir olarak görülebilir. Sorun gece ve gündüz birlikte görülebilir.Fakat büyük çoğunluğu gece altını ıslatma şeklindedir.

    Çocuğun gelişim sürecinde 2-4 yaşları arasında tuvalet eğitimini tamamlaması beklenir.Bu süreç içinde, ailelerin aceleci ve baskıcı davranmamaları, çocuğun kendine özgü gelişim sürecine uyum sağlamaları gerekir.

    Tuvalet eğitiminin başlangıcında itibaren, beş yaşına geldiği halde altına kaçırma devam ediyorsa birincil enüresisten, tuvalet eğitimini kazandıktan en az 1 yıl sonra tekrar altına kaçırma başlarsa ikincil enüresisten söz edilir.Ayrıca teşhis için 6 ay boyunca, ayda en az 2 kez altına kaçırıyor olması gerekir.
    Bu vakaların çok az bir yüzdesinde organik sebep saptanabilir.Büyük çoğunluğunda organik sebep yoktur.

    Hastalığın sebepleri arasında aşağıdakiler sayılabilir;
    •Ailesel genetik yatkınlık
    •Derin uyuma özelliği
    •İçe kapanık, hassas kişilik yapısı
    •Otoriter, baskıcı aile yapısı
    •Psikolojik sorunlar(Anne Baba boşanması, yeni bir kardeşin doğumu gibi)
    •Mesane(İdrar kesesi) kapasitesinin düşük olması

    Altını ıslatma sorunu yaşayan çocuğun, sabahları yataktan ıslak kalkması çocukta ciddi bir sıkıntı ve çaresizlik duygusu yaratır.Bunun üzerine, ailenin, suçlama, cezalandırma, utandırma gibi yanlış davranışları da eklenirse, çocuktaki rahatsızlığın şiddeti artar.Bu durum hastalığın gidişini olumsuz etkiler ve olay bir kısır döngü içine girer.Bu yüzden, tedavi sırasında aileye hatalı ve doğru davranışlar konusunda bilgi verilmelidir.Ayrıca tedavinin başlangıcında çocukla iyi bir iletişim kurup güveni kazanılmalı, bu problemin birçok çocukta görülebildiği, tedavisinin olduğu ve iyileşebileceği anlatılmalıdır.

    Tedavi uygulanırken, çocuğa ve aileye aşağıdakileri yapmaları önerilir.
    •Akşam yemeğinde su içme isteğini arttıracak tuzlu gıda, kızartma gibi yiyecekler olmamalı
    •Akşam yemeğinden sonra su ve sulu gıdalar kısıtlanmalı
    •Yatmadan önce tuvalete girmeli, yattıktan 1 saat sonra kaldırılıp tekrar tuvaletini yapmalı
    •İdrarını yaparken biraz tutup biraz yapması, sfinkter kaslarının güçlenmesi açısından önerilmeli
    •Bir çizelge tutup, ıslak ve kuru kalktığı günleri işaretlemesi istenerek hastalığın gidişi gözlenmelidir.

    Eğer çocuk 7-8 kez gibi sık idrara gidiyor ve 20-30cc den az idrar yapıyorsa, idrar kesesi kapasitesi düşük olabilir.Kapasiteyi arttırmak için, birkaç bardak su içirilip, idrarını tutabildiği kadar tutması sonra da yapması öğretilir.

    Akupunktur tedavisi

    Akupunktur, sedatize edici, rahatlatıcı, etkisi yanında, boşaltım sistemindeki kasların daha güçlü çalışmasını uyararak sorunun çözülmesini sağlar.
    Ortalama 15 seans uygulama gerekir.İğneden korkan çocuklara lazer akupunktur uygulanabilir.
    Tedavi başladıktan sonra altına kaçırma birden kesilebilir veya önce seyrekleşip sonra kesilebilir.Bu süreç içinde ailenin sabırlı ve anlayışlı davranması gerekir.