Etiket: İdrar Kaçırma

  • Kadınlarda İdrar Kaçırma

    Kadınlarda İdrar Kaçırma

    İdrar kaçırma: Günlük işler sırasında kontrolsüz ve istemsiz bir şekilde idrarın yapılmasıdır. Tüm kadın yaş grupları içerisinde ortalama % 15-55 oranında görülmektedir ve yaşla birlikte bu oran artmaktadır. Bu durum farklı nedenlere bağlı olarak gelişebilmektedir. Nedenler arasında aşırı kilo, iri bebek doğurmak, müdahaleli doğumlar, yaşlılık, menopoz, diabet, nörojenik hastalıklar, hipertansiyon, kalp hastalıkları, bağ dokusu hastalıkları, sigara, alkol ve idrar torbasını uyarıcı yiyecek ve içecekler sayılabilir.

    İdrar kaçırma kesinlikle yaşlanma sürecinin sonucu olan normal bir durum değildir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Az gelişmiş ülkelerde ve toplumumuzda idrar kaçırma insanların rahatlıkla konuşamadığı bir hastalıktır. İdrar kaçırma, kadınların sosyal hayatını ciddi bir şekilde kısıtlayabilir hatta bazı kadınlarda depresyona sokacak kadar ileri boyutlara varan psikososyal bir sorun haline gelebilir. Günümüzde idrar kaçırmanın tedavisinde idrar kaçırmanın tipine göre davranış tedavileri, medikal tedaviler ve cerrahi tedaviler uygulanmaktadır. Ve bu tedavilerin başarı oranları yüz güldürücü sonuçlar vermektedir.

    Doktorunuza idrar kaçırma şikayetlerinizi söylemekten çekinmeyin. Bu durumun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu bilin. Üzülmeyin artık her şeyin çözümü var, sadece doktorunuza danışın.

  • KORKMADAN GÜLEBİLİRSİNİZ…

    KORKMADAN GÜLEBİLİRSİNİZ…

    Kadınlarda idrar kaçırma ;

    Tüm kadınların yaklaşık %20 sinde görülen idrar kaçırma şikayetleri premenopozal çağda%20-25 ve menopoz çağındaki kadınlarda ise %40-60 lara çıkar. Ve kadınlarda sosyal, hijyenik, duygusal, ekonomik ve cinsel sorunlar yaratır.

    Türleri ;

    İdrar kaçırmanın pek çok türü ve sebebi olsa da en sık karşılaşılan  iki sebep vardır. Bunlardan en sık görüleni Stress İnkontinans dediğimiz, kadınların aksırıp , öksürdüğünde yada ıkındığında, güldüğünde karın içi basıncının arttığı durumlarda idrar kaçırması ve Urge(acil) inkontinans dediğimiz ani idrar hissinin gelmesi ve tuvalete yetişememeye bağlı idrar kaçırılmasıdır. Bu iki durum ayrı ayrı olabildiği gibi birlikte de olabilir ve tüm idrar kaçırmaların yaklaşık %85-90nını oluşturur.

    Hastalar çoğunlukla ;

    -Öksürme
    -Gülme
    -Zıplama
    -Merdiven çıkma
    -Ikınma gibi davranışlarda bulunduğunda idrar kaçırır

    Urge(acil)İnkontinansta ise; hastalar herhangi bir eylemde bulunmasa bile işini bırakıp ani bir idrar yapma isteği duyup tuvalete yetişmeye çalışırken idrar kaçırıyordur.

    Bu iki durum birbiriyle karıştırılmamalıdır. Bu durumların dışında diabet yada bir takım norolojik hastalıklarda, genital fistüllerde, aşırı kabızlıkta, idrar yolları enfeksiyonlarında yada idrar akışını arttıran ilaçların kullanılması sırasında da idrar kaçırma olabilir. Bu durumların birbirinden ayırmak için mutlaka ürojinekolojik muayene yaptırmak gerekir.

    Ne zaman doktora gitmek gerekir ?

    -İdrar kaçırma şikayeti varsa
    -Dışkı kaçırma şikayeti varsa
    -Sık idrara gitme varsa (günde 8-10 kereden daha fazla)
    -İdrarını tam boşaltamama hissi varsa
    -Cinse ilişkide rahatsızlık varsa
    -Vaginal yanma, ağrı,kaşıntı,akıntı varsa 

    Hangi durumlar eğilimi arttırır?

    -İleri yaş ve kadın cinsiyeti
    -Ailesinde idrar kaçırma şikayetleri olanlar
    -Menopoz
    -Geçirilmiş pelvik cerrahi öyküsü
    -Diabet, kalp,böbrek,eklem ve omurilik hastalıkları, geçirilmiş felç 
    -Sigara içimi ve ona bağlı gelişen kronik öksürük
    -Fazla alkol, çay ve kahve tüketimi
    -Kilo alma, kronik kabızlık, öksürük

    Hastaların kendi kendine yapabileceği basit testler var mıdır?

    Kadınlar bizim hastalarımıza yaptığımız Ped Testini kendi kendilerine yapabilirler. Hasta önce 500cc sıvıyı içip, 20 dakikada sonra vajene  daha önce tarttığı bir pet koymalı,  
     Sonra;

    -3 dakika hızlı yürüyüş
    -10 kez oturup kalkma
    -1 dakika merdiven çıkma
    -5 kez eğilip yerden bir şey alma
    -12 kez öksürme
    -1 dakika koşma gibi egzersizleri yaptıktan sonra ped tartılıp 10 gr ve üzerinde ağırlık artışı varsa doktora başvurmalıdır.

    Nasıl anlarız ?

    -Ufak ev işlerini yapabilmeyi etkiliyor mu ?
    -Yürüme ,yüzme, egzersiz gibi fiziksel aktiviteleri yapmayı etkiliyor mu ?
    -Eğlence amaçlı  sinema, konser,düğün vb aktiviteler katılmayı ne oranda etkiliyor mu ?
    -Otomobil yada otobüs ile 30 dakikadan daha fazla seyahat etmeyi etkiliyor mu ?
    -Ev dışı sosyal etkinliklere katılmayı etkiliyor mu ?
    -Ruhsal sağlığınızı etkiliyor mu (sinirlilik ,depresyon,kaygı vb),
    -Hüsran duygusu yaratıyor mu?

    Korunmak için neler yapmalıdır?

    -3-4 saatte bir tuvalete gidilmeli. İdrar ve dışkılama geciktirilmemeli ve yaparken zorlanmamalıdır
    -İdrar ve dışkı sorunlarına yol açan hastalıklar ertelemeden tedavi ettirilmeli
    -Pelvik taban kas egzersizleri yaşam boyu uygulanmalıdır
    -Gebelik sırasında idrar ve dışkı problemleri olmuşsa bu gebelik dikkatle izleyip doğum sonrası yakın takibe almalıdır, zorlayıcı doğumlardan kaçınılmalıdır.
    -Menopoz kontrolleri aksatılmamalı , gerekirse östrogen almalıdır
    -Özellikle yaşlanmaya bağlı hareketsizlik, kronik öksürük, kronik kabızlık,zihinsel sorunlar  ve kalça kırıklı hareketsiz hastalar yakından izlenmelidir

    Doğru beslenme önerileriniz var mı?

    Beslenme ve yaşam tarzı düzenlemesi stress inkontinanslı hastalara oldukça destek olur. Bu durumda risk altındaki kadınlar;

    -Aşırı kilodan kaçınmalı, fazla kilolu kadınlar mümkün olduğunca normal kilolarına yakın olmalı
    -Günde 6-8 bardak su içilmeli, sıvı kısıtlamasından kaçınılmalı
    -Kola, kahve, demli çay, özellikle asitli meyve suları(en dikkat edilmesi gereken portakal, greyfurt suyu)ve baharatlı yiyecekler idrar yolları için irritandır. Bu yiyecekleri yerken aşırıya kaçmamalı
    -Kabızlıktan kaçınılmalı bunun için posalı, yeşil yapraklı,lifli besinler tüketilmeli(sabahları aç karnına birkaç tane kuru kayısı ,kuru incir,kuru  erik üzerine bir bardak su içilmeli)
    -İdrara çıkmayı arttıran ilaçlardan ve gıdalardan özellikle akşamları geç saatte kaçınılmalı.

    Tedavisi ;

    Öncelikle idrar kaçırmanın türü ve sebebi belirlenmelidir. Bundan sonra hastaya yaşam davranış önerilerinden pelvik kas egzersizlerine ya da medikal tedaviden cerrahi tedaviye kadar durumuna göre bir takım tedavi önerilerinde bulunuyoruz.

    Tedavide yeni gelişmeler ;

    Bir grup idrar kaçırma şikayetleri pelvik kas egzersizlerinden oldukça yarar görmektedir ve yeni fizik tedavi yöntemlerinden oldukça iyi sonuçlar almaktayız. Ayrıca idrar kaçırma cerrahisinde eskiden uygulanan cerrahi yöntemlerin hem başarı oranları düşük hem de hastaların hastanede kalış süreleri ve komplikasyon oranları yüksekti. Son 4-5 yılda uygulanan yeni modern  yöntemler ve cihazlarla cerrahi gerektiren hastalar 15 dakikalık kısa bir operasyonla kendilerini yaşamdan uzaklaştıran bu sorundan kurtuluyor ve aynı gün içinde evine gidip bir gün sonrada normal hayatına dönebiliyor. Ayrıca bu yöntemlerle yapılan onarımlarda bu şikayetlere sebep verebilen anatomik kusurlar daha iyi tedavi edilip hastalığın tekrarlama oranları oldukça düşüyor. Eski tekniklerle yapılan cerrahi operasyonlar sonrası hastalar tekrar operasyon geçirmek zorunda kalıyorlardı.

    Öncelikle bir grup hastalar bu sıkıntıları çekmelerine rağmen utanıp sıkıldıklarından hekime başvuramamakta, bir grup hastalar toplumda yaygın görüldüğünden bu durumu bir kadınlık kaderi olarak kabullenmektedir. Bir diğer problemde eski yöntemlerle opere edilmiş hastalarda işittikleri ameliyatların işe yaramadığı genel kaygısıdır. Bir diğer sıkıntılı durumda pelvik egzersizleri ve fizik tedavi gerektiren hastaların ya bu tedavilere uyum göstermemesi ya da bu tedavileri yapabilecek hekimlere ve kurumlara henüz sınırlı olduğu için ulaşamaması.

  • KADINLARDA İDRAR KAÇIRMA

    KADINLARDA İDRAR KAÇIRMA

    İnkontinans istem dışı idrar kaçırılmasıdır. Mesane içi basınç üretra kapanma basıncını aştığı zaman ortaya çıkar.

    İdrarı tutmamızda etkili temel yapılar:
    1- Üretranın (idrar yolu) doğal yapısı ve üretrayı saran sfinkter dediğimiz kas tabakaları. Çizgili kaslardan oluşan sfinkter istemli, çizgisiz kaslardan oluşan sfinkter ise isteğimiz dışında kasılıp gevşeyerek idrar tutma olayında rol alırlar.

    2- Pelvik tabanı oluşturan adaleler ( levator ani adalesi) ve bunları saran fasyaların oluşturduğu destek. Pelvik organlara sağlanan bu destek özellikle karın içi basıncının arttığı durumlarda oluşabilecek idrar kaçırmaların ( stres tipi idrar kaçırma) önlenmesinde etkilidir.

    İdrarı depolama ve periyodik olarak boşaltma olayının kontrolü primer olarak medulla spinaliste sakral yerleşimli spinal refleks işeme merkezinin (parasempatik etkili) kontrolü altındadır.Mesanenin dolmasıyla bu merkeze ulaşan uyarılar sonrası refleks olarak işeme olayı oluşur , ancak bebeklerde böyle gelişen olaylar erişkinde beyin sapındaki işeme merkezinin ve beyinin baskılayıcı uyarıları ile geciktirilebilir ve uygun yer ve zamanda bu baskılayıcı uyarılar kaldırılarak işeme gerçekleşir. Bu nörolojik kontrolde oluşan problemlerde değişik tiplerde idrar kaçırmaya yol açabilir.

    Bayanlarda kontinansı ( idrar tutmayı) sağlayan ana mekanizmalar şöyle özetlenebilir.:

    1-Mesane kompliansı: Mesane kompliansının normal olması demek mesane dolumu sırasında mesane hacmindeki belirgin artışa rağmen mesane içi basıncında hafif bir artış olmasıdır ,böylece mesane belli bir dolgunluğa eriştikten sonra işeme hissi ve ihtiyacı hissedilir .

    2- Etkili üretral sfinkter: Üretra çevresindeki düz ve çizgili sfinkterlerin aktif kontraksiyonu kontinansta önemlidir. Dinlenme anındaki bazal kontraksiyon karın içi basıncın artmasından (öksürme, hapşırma) milisaniyeler önce artarak karıniçi basınca karşı bir güç oluşturur.

    3- Etkili pelvik taban desteği: Pelvik taban adaleleri ve fasyaları artan karın içi basıncına karşı alttan bir hamak gibi anatomik ve pasif bir destek sağlarlar.

    4- Üretra mukozasının esnekliği ve mukoza altındaki dokunun damardan zengin yapısı üretra kapanmasına katkıda bulunur.

    Bayanlarda idrar kaçırma (İK)tipleri sıklık sırasıyla:

    1-Stres tipi idrar kaçırma (STİK): %49

    2- Sıkışma tipi idrar kaçırma (SıTİK): %22

    3–Sıkışma + Stres = karışık tip idrar kaçırma (KTİK): %29

    4-Diğer tipte kaçırmalar (taşma tipi, fistül ve ektopik üretere bağlı olanlar…) %2

    Bu kaçırma tipleri bazı hastalarda birlikte bulunabilirler ve karışık bir durum yaratabilirler. Diğer bir idrar kaçırma tipi ise daha çok yaşlılarda görülen ve üriner sistem dışı nedenlerle oluşan geçici idrar kaçırmadır.Bunun başlıca nedenleri arasında üriner enfeksiyonlar, atrofik vajinit, psikolojik problemler, bazı ilaçlar, aşırı idrar üretimi, hareket kısıtlaması ve kabızlık sayılabilir.

    İdrar kaçırma toplumda görülme oranı yaşla artar, 50 yaşa kadar hafif artma ile %30, 50-70 y arası stabil ve 70 y sonrası tekrar artışla %35-40 lara çıkmaktadır. İdrar kaçırma tiplerinin oranlarıda yaşla değişiklik gösterir .Yaşlılarda karışık ve sıkışma tipi kaçırma daha sık iken genç ve orta yaşta stres tipi kaçırma daha sık görülmektedir.

    İdrar kaçırma olayının risk faktörleri :

    1-Yatkınlık yaratan faktörler .

    2-Jinekolojik ve doğuma bağlı faktörler

    3-Teşvik edici faktörler

    YATKINLIK YARATAN FAKTÖRLER:

    -Irk: STİK beyaz ırkta zenci ve sarı ırka göre daha fazla

     -Ailesel yatkınlık: Anne ve ablasında İK olanlarda STİK ve KTİK riski daha fazla

     -Anatomik anomaliler: Üreter ve üretranın konjenital defektleri veya üriner fistüller.

     – Nörolojik bozukluklar: Konjenital (s.bifida), travmatik, dejeneratif lezyonlar.

    JİNEKOLOJİK VE DOĞUMA BAĞLI FAKTÖRLER:

    -Gebelik: İK sıktır (%8-85) , STİK %28 oranında görülür %16 sında lahusalıkta kaybolur.Gebelikte İK olanlar ilerki yaşamda İK gelişimine yatkındırlar. Ancak gebeliğin kendisimi yoksa doğum olayımı ileri dönem İK da katkıda bulunur tartışmalıdır.

    -Doğum:Vajinal doğum, episyotomi, enstürmental doğum sezeryana göre riski artırır, yüksek doğum ağırlığı yatkınlığı artırır.

    -Doğum sayısı: İK 4 ve daha fazla çocuğu olanlarda çok sık görülmekte.

    -Pelvik cerrahi ve radyoterapi: Etkisi tartışmalıdır.Histerektomi mesane duyarsızlığına yol açabilir ancak İK riskini artırıcı etkisi tartışmalıdır. Radikal pelvik cerrahiler pelvik taban disfonksiyonuna yol açarak katkıda bulunabilirler.Radyoterapi de sinir ve kas harabiyeti ile katkıda bulunabilir ancak İK ile doğrudan bir ilişki gösterilememiş.

    – Pelvik organ sarkmaları:

    Bu durum bazen İK yı maskeleyebilir ve düzeltilmesi sonrası İK ortaya çıkabilir.

    TEŞVİK EDİCİ FAKTÖRLER:

    – Yaş: mesane (kapasite azalması) ve pelvik tabanda oluşan değişiklikler yanısıra yaşlanmayla ortaya çıkan bilişsel bozukluklar , demans veya diabet te rol oynar.

    – Birlikte bulunan diğer hastalıklar: Diabet.,vasküler yetmezlik ,kalp yetmezliği, hareket ve yetenek kısıtlamaları

    – Şişmanlık: özellikle STİK olmak üzere İK prevalansı belirgin olarak yüksektir , STİK 4.2 kat, SıTK 2.2 kat daha fazladır. Aşırı obeslerde kilo kaybı ile STK %61 lerden %12 lere düştüğü gözlenmiş.

    – Karın içi basıncı artıran durumlar:

    -Kabızlık: Rektumdaki gaita kitlesi mesane çıkımını engelleyerek idrar retansiyonuna ve idrar kaçağına ,pelvik tabanı gererek pelvik taban kasılmalarını inhibe ederek STK yolaçabilir.

    -Akciğer hastalıkları ve sigara içme: Kr. bronşit ve anfizem de karın içi basıncı artar ve İK riski artar, sigara içenlerde İK 2-3 misli fazla bulunmuş. Sigaranın öksürüğü ve dolayısıyla karın içi basıncı artırması, akciğer hastalıklarına yol açması, antiöstrojenik etkisi sözkonusudur

    – Mesleki ve sportif aktiviteler: Genç doğum yapmamış atletlerde İK nadir değil ve egzersiz yapanlarda sakin yaşayanlara göre daha fazla. 

    – Üriner enfeksiyonlar: Daha çok geçici İK etkeni olarak düşünülmekle beraber sık geçirilen üriner enfeksiyonların geç dönem STK üzerine etkileri tartışmalıdır.

    – Demans idrar yapmanın bilinçli kontrolü üzerinde negatif etkilidir, fizik problemlerde tuvalete zamanında ulaşmayı engeller.

    -Menapoz: Alt üriner sistem östrojen duyarlı olmakla beraber östrojenin kontinans mekanizmasındaki rolü açık değildir. Menapozun İK da bağımsız risk faktörü olduğunu gösteren kesin bulgu olmadığı gibi İK da östrojen tedavisi tartışmalıdır.

    -Bazı ilaçlar yan etkileri ile direkt veya indirekt kontinansı etkilerler.

    DEĞERLENDİRME:

    -Hikaye

    -Semptomların yoğunluğunun değerlendirilmesi

    -Fizik muayene (FM)

    -Lab. Testler

    -Ürodinamik testler

    -Görüntüleme yöntemleri

    HİKAYE:

    1- Ürolojik hikaye: İK ne sıklıkta , nemiktarda ve hangi durumlarda oluyor. Diğer ürolojik belirtiler; zayıf akım, ıkınma, idrarı kesememe, boşaltamama hissi. perineal rahatsızlık, işeme veya temas sırasında ağrı varmı.

    2-Obstetrik ve jinekolojik hikaye: Gebelikler,doğumlar, menstruasyon, pelvik cerrahiler ve radyoterapi .

    3- Tıbbi hikaye: Kronik öksürük, kabızlık, kalp veya böbrek yetmezliği, endokrin hast., nörolojik problemler varmı.

    4-İlaçlar ve alışkanlıklar: Sedatif, diüretik, antikolinerjik, anksiolitik, alkol, kafein, sigara kullanımı

    SEMPTOMLARIN YOĞUNLUĞUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ:

    Bunun için işeme günlüğü ve sıklık-hacim kartlarının hasta tarafından doldurulması gerekir. Bu sayede gündüz gece sıklığı, gündüz gece poliüri ( aşırı idrar miktarı), ortalama işeme hacimleri , idrar kaçırmaların sıklığı, sıkışma durumları, pad kullanımı ortaya çıkarılır.

    FİZİK MUAYENE:

    Genel FM: Boy-kilo(vücut kitle indeksi), karın muayenesi ( nedbe izi, genişlemiş mesane), nörolojik FM özellikle sakral segmentlere yönelik.

    Perineal ve genital muayene: idrar temasına bağlı kızarıklık tahriş, stres testi (ıkındırılarak veya öksürtülerek), ekstra üretral kaçakların ve pelvik organ sarkmalarının değerlendirilmesi, vajinal ve rektal muayene ile pelvik taban adalelerinin değerlendirilmesi.

    LABORATUVAR TESTLERİ:

    Standart lab. testleri:

    -idrar tahlili: üriner enf., diabet

    -standart biyokimyasal testler

    ÜRODİNAMİK ÇALIŞMALAR: Aşağıda sayılan üç çalışma ile saptanabilecek durumlara göz atarsak:

    1-Akım hızı çalışması:

    -Alt üriner sistem semptomları (zorlanma,ıkınma,zayıf akım)

    -Op. Sonrası boşaltım sorunu

    2-Sistometri (dolum ve işeme fazı):

    -Detrüsor ( mesane adalesi) aşırı aktivitesi (overactivity)

    -Detrüsor aşırı aktivite inkontinansı

    -Ürodinamik stress inkontinansı

    -Detrüsor yetersiz aktivitesi(underactivity)

    -Mesane çıkım obstrüksüyonu

    3- Üretral basınç değerlendirilmesi:

    -Kaçırma anı basıncı (Leak Point Pressure).

    Bu durumları ürodinami ile saptayabilmekle beraber genellikle konservatif ve tıbbi tedavi düşünülüyorsaki bir çok kez hikaye ve FM bulguları bunlar için yeterli bilgi verebilir, ürodinami yapmak gereksizdir.

    Ancak şu durumlarda ürodinamik tetkikler gereklidir:

    -Nöropatik mesane olasılığı

    – İşeme güçlüğü (mesane çıkım tıkanıklığı olasılığı)

    -Hikaye ve semptom uyumsuzluğu

    -Cerrahi tedavi öncesi( detrüsor aşırı veya yetersiz aktivitesi, çıkım tıkanıklığı ve ağrılı mesane ekartasyonu)

    -Konservatif ,farmakolojik ve cerrahi tedavi başarısızlıklarında.

    GÖRÜNTÜLEME TEKNİKLERİ:

    Üst üriner sistem görüntülemesi nörojenik idrar kaçırmalar dışında gerekli değildir.

    Görüntüleme endikasyonları:

    -Nörojen İK. ,renal hasar riski

    -Kronik retansiyonlu İK.(Taşma tipi idrar kaçırma)

    -Üst üriner sistem anomalilerine bağlı ekstra üretral İK. Şüphesi.

    İDRAR KAÇIRMA TEDAVİLERİ:

    Sıkışma tipi idrar kaçırmada:

    1- Mesane eğitimi ve egzersizler

    2-Ağızdan alınan mesane gevşetici ilaçlar.

    3-Mesane içi uygulanan ilaçlar (botox vb.)

    Stress Tipi idrar kaçırmada:

    1-Hafif tiplerinde pelvik taban egzersizleri

    2-orta ve ileri dercede ise üretraya uygulanan askı ameliyatları.

  • KADINLARIN KABUSU İDRAR KAÇIRMA

    KADINLARIN KABUSU İDRAR KAÇIRMA

    İstem dışı idrar yapma kadınların yaşadıkları en önemli sağlık sorunlarından birisidir. Çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişebilen idrar kaçırma kadının günlük hayatına büyük sıkıntılar getirmektedir. Çalışma hayatını olumsuz etkileyen bu olay kadının cinsel hayatına dahi olumsuz olarak yansımaktadır. İdrar kaçırmanın başlıca nedenleri arasında gebelik ve doğum, ileri yaş, şişmanlık, kronik solunum yolu hastalıkları vb. sayılabilir. Özellikle iri bebek doğurma (4000 gr. üzerinde bebek doğurma), forseps ve vakum yardımıyla yapılan doğumlar ve doğum sayısının fazla olması idrar kaçırma riskini artırmaktadır. Yukarıdaki risk faktörleri yalnızca idrar kaçırmaya değil, aynı zamanda kadın genital organlarında değişik derecelerde sarkmalara da neden olabilmektedir. İdrar kaçırma yakınması orta ve ileri düzeyde olan kadınlar, sürekli ped kullanmak zorunda kalırlar. Sosyal ve çalışma hayatlarını bu yakınmaya göre düzenlemeye çalışırlar. Uzun süreli seyahatlere çıkmamaya, alıştıkları sınırlı ortamları değiştirmemeye özen gösterirler. Çünkü alışık oldukları ortamlarda bu sorunla yaşayabilecek uyumu gerçekleştirmişlerdir. Kadınlarda ortalama % 20-25 oranında görüldüğü tahmin edilen idrar kaçırma yakınması, maalesef çoğu zaman hekime başvurmak için bir neden oluşturmamaktadır. Kadınların çoğunluğu bu yakınma için hekime başvurmamakta, bazıları utanma nedeniyle, bazıları da yaş ve doğumların doğal sonucu olarak kabul ettiklerinden bu problemle yaşamaya çalışmaktadırlar.

    Oysa günümüz tıbbında idrar kaçırma problemiyle ilgili gerek teşhis koyma gerekse de tedavi yöntemleri olarak önemli gelişmeler sağlanmıştır. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı hekimlerine çeşitli nedenlerle başvuran kadınlara bu yakınma özellikle sorulmalıdır. Çok farklı nedenlerle ve farklı çeşitte oluşan idrar kaçırma durumunda öncelikle olayın nedeni ve hangi tür idrar kaçırma olduğu tespit edilmelidir. Bunun için hastaya çeşitli muayene yöntemleri ve testler uygulanır. Başlıca idrar kaçırma çeşitlerini şöyle sıralayabiliriz:

    1- Öksürme, ıkınma gibi karın içi basıncını arttırıcı nedenlerle oluşan idrar kaçırma: İdrar kesesinin tabanı ve alt idrar yollarında çeşitli nedenlerle oluşan yapısal değişiklikler en önemli sebeptir. 
    2- Ani sıkışma hissi ile birlikte olan idrar kaçırma: İstemsiz idrar kaçırma ani ve aşırı bir idrar yapma isteği ile birliktedir. İdrar kesesinin kontrolsüz kasılmaları ve bazı nörolojik hastalıklara bağlı oluşabilir.
    3- Karışık tür idrar kaçırma: Yukarıdaki iki tür idrar kaçırma probleminin her ikisinin de özelliklerini taşır.
    4- Taşma tarzında idrar kaçırma: İdrar kesesinde aşırı idrar birikmesi sonucu meydana gelen idrar kaçışıdır. Burada az miktarda idrar kaçışı söz konusudur. Başlıca sebepler; idrar kesesinin çıkış kısmında daralma, genital organ sarkmaları, B12 vitamin eksikliği, bazı nörolojik hastalıklar olarak sayılabilir.
    5- Fonksiyonel idrar kaçırma: Kadındaki zihinsel ve fiziksel fonksiyonların kronik bozukluğu sonucu oluşan idrar kaçırma şeklidir. Diğer nedenlerin ekarte edilmesi ile tanı konulabilir. Ağır bunama ve ağır depresyon başlıca nedenler arasında sayılabilir. Bu tip idrar kaçırmalar hastanın fonksiyonel durumu, eşlik eden hastalıkların tedavisi ve çevresel şartların değişmesi ile tedavi edilebilir veya kısmi olarak iyileşebilir.
    6- Doğumsal problemlere bağlı idrar kaçırma: Doğumsal anomalilere bağlı olarak oluşan idrar kaçırma şeklidir.
    7 -İdrar yolları ile başka organlar arasında sonradan oluşmuş kanallara bağlı idrar kaçırma: Fistül denilen bu kanallar bazı ameliyatlar, zor doğumlar sonucu gelişebilir.
    8- Geçici idrar kaçırma: Alt idrar yollarını etkileyen enfeksiyonlar bu tür idrar kaçırmalara yol açabilir.

    Yukarıda bahsedilen idrar kaçırma tiplerinin herbirisinde tedavi yöntemi farklıdır. Bütün idrar kaçırma durumlarında ameliyat tavsiye edilmez. Bazılarında çeşitli egzersizler, bazılarında ilaçlar, bazılarında da yaşam tarzı değişiklikleri tedavinin temel unsurunu oluşturur. Ameliyatın gerekli olduğu idrar kaçırma olgularında uygulanabilecek çeşitli ameliyat yöntemleri vardır. Son yıllarda uygulanan bazı ameliyat yöntemleri hem kısa süreli, hem hastayı uzun süre yatağa bağlamayan hem de başarı oranları % 85 gibi yüksek oranlardadır.

    YANLIŞ BİLİNENLER
    1-) İdrar kaçırma doğumlara bağlı sarkmalar nedeniyle oluşur.
    YANLIŞ. İdrar kaçırmanın birçok nedeni vardır. Hiç doğum yapmamış kadınlarda da görülebilir.
    2-) İdrar kaçırmanın tedavisi çok zordur. Kadın bununla yaşamasını öğrenmelidir.
    YANLIŞ. Birçok nedene bağlı olarak gelişebilen idrar kaçırma durumlarında önemli olan nedeni ortaya çıkarmaktır. Nedene bağlı tedavinin başarı şansı yüksektir.
    3-) İdrar kaçırma sadece kadının yaşam kalitesini etkiler.
    YANLIŞ. İleri düzeyde idrar kaçırma sadece yaşam kalitesini değil, iş başarısını ve hatta cinsel yaşamını olumsuz etkileyebilir.

  • Gece idrar kaçırma(enürezis nocturna)

    Gece idrar kaçırma(enürezis nocturna)

    Halk arasında gece işemesi olarak bilinen, tıbbi adıyla Enürezis Nokturna dünyada olduğu gibi ülkemizde de sık görülen bir sorundur.

    Enürezis Nokturna (EN) 5 yaşından büyük çocuklarda geceleri tıbbi bir neden olmaksızın yinelenen idrar kaçırmalarıdır. Sağlıklı çocuklar da uyku öncesi aşırı sıvı aldıklarında gece idrar kaçırabilirler. EN?dan bahsedebilmek için idrar kaçırma sıklığının ard arda gelen 3 ayda haftada 2 kereden fazla olması veya idrar kaçırmanın sıkıntı verici ya da işlevselliği (örn. okulda) bozucu etkilerinin olması gereklidir.

    İdrar kaçırma sadece gündüzleri de olabilir (Enürezis Diürna). Bir de hem gece hem gündüz olan tipi vardır.

    Enüretik çocukların %80?i mesane kontrollerini hiç kazanmamışlardır, bir başka deyişle bebekliklerinden beri idrar kaçırmaktadırlar (Birincil EN). Kalan %20?si ise idrar kaçırma sorunlarının olmadığı bir dönem (en az 1 yıl) sonrasında idrar kaçırmaya başlarlar (İkincil EN).

    EN ülkemizde çocuk ruh sağlığı birimlerine en sık başvuru nedenleri arasındadır. Beş yaşındaki çocukların yaklaşık %15?inde EN görülmektedir. Kendi kendine de düzelebilen EN?nın sıklığı yaş ilerledikçe azalmakta, erişkin yaşlarda %1 oranında devam etmektedir.

    Oluş nedenlerinde birden çok etken üzerinde durulmaktadır. Bu etkenlerin başında ailesel yatkınlık gelmektedir. Enüretik çocukların birinci derece yakınlarında küçükken idrar kaçırma oranı %75?dir. Ayrıca, bu çocuklarda mesane kapasitesinin düşük olduğu ; gece idrarın azalmasını sağlayan hormonun bu çocuklarda normal düzeyine geç ulaştığı gibi araştırma sonuçları da vardır. Bir de psikososyal etkenlerin çok önemli olduğu durumlar söz konusudur. Özellikle ikincil EN’sı olan çocuklarda idrar kaçırmanın zorlu yaşam olayları (kardeş doğumu, okula başlama, taşınma, hastaneye yatma, anne babanın boşanması, anne ya da babanın bir nedenle uzaklaşması gibi) sonrasında başlayabildiği görülmektedir.

    EN kendi kendine düzelen bir durum olmakla birlikte idrar kaçırmanın çocuğa ve aileye sıkıntı vermesi, çocuğun kendine güvenini azaltabilmesi, birlikte başka davranış ve duygulanım sorunlarının olabilmesi nedeniyle tedavi önerilmektedir. Tedaviye başlamadan önce çocuk hekimi tarafından çocuğun fiziksel muayenesi yapılmalı, idrar kaçırmaya yol açabilecek diğer nedenler (idrar yolu enfeksiyonu, ürolojik sorunlar, şeker hastalığı, epilepsi gibi) gözden geçirilmelidir. Eğer idrar kaçırma fiziksel bir nedenle açıklanamıyorsa tedaviye uyku öncesi alınan sıvının kısıtlanması, uyku sırasında çocuğun uyandırılıp tuvalete götürülmesi, idrar kaçırmadığı günler için ödüllendirme ile başlanır. Sadece bu önerilerle yakınmaları çok azalan, hatta geçen çocuklar vardır. Bunlara yanıt alınamazsa ilaç tedavisi denenir. Birincil EN tedavisi çocuk hekimlerince de yapılabilir. Ancak olgular tedaviye dirençliyse, birlikte davranış ve duygulanım sorunları varsa, zorlu yaşam olaylarından sonra başlayan ikincil EN söz konusu ise bir çocuk ruh sağlığı birimine başvurmak gereklidir.

  • İdrar kaçırma psikolojik sorunlara yol açar

    Gece uykuda idrar kaçıran bazı çocuklarda görülen psikolojik sorunlar hastalığın nedeni değil, sonucudur. İdrar kaçırma psikolojik faktörlere bağlı olarak ortaya çıkmaz. Ancak seyri, zamanla hasta ve ailesinde psikolojik sorunlara yol açabilir. Yıllarca gece uykuda altını ıslatan çocukların yaklaşık %10-15’inde idrar kaçırmanın yarattığı kronik stres sonucu; özgüvende azalma, içe kapanma, utanç duygusu, aşağılık kompleksi, depresyon ve davranış bozuklukları görülmektedir. Çocuk, idrar kaçırma kaygısı nedeniyle arkadaşını evine davet edememekte, gece akraba ya da arkadaşlarında kalamamakta, okulda da “arkadaşlarım duyar” kaygısı yaşamaktadır. Kıyafetleri sürekli idrar koktuğu için arkadaşlarının yanına oturmak istememesi de travmayı artırmaktadır. Doğuştan, gece uykuda altını ıslatan çocuklarda %5-10 oranında psikolojik problemler gelişirken, sonradan gece altını ıslatmaya başlayan çocuklarda bu oran, %10-20’ye çıkmaktadır. İdrar kaçırma sonucu gelişen bu psikolojik problemler kızlara göre erkek çocuklarında daha sık görülür.

    Cinsellikte korkuya neden olabilir

    İdrar kaçıran ya da altını ıslatan çocuklar, erişkin yaşa geldiklerinde cinsellikle ilgili herhangi bir sorun yaşamamaktadır. Ancak gece ya da gündüz idrar kaçıran bazı çocuklar, işeme yolu ile cinsel fonksiyonu özdeşleştirerek, cinselliğe dair bazı korku ve kaygılar yaşayabilir. Ailelerin önemli bir bölümü, idrar kaçırma sorunlarında kullanılan tedavi ve özellikle ilaçların, bu çocuklarda kısırlığa neden olduğuna inanmaktadır. Bu nedenle de sorunu gizleyerek tedaviyi reddetmektedir. Bu tamamen yanlış bir inanıştır ve idrar kaçırma sorunu zamanında, doğru ve etkin bir şekilde tedavi edilmelidir.

    Gündüz alt ıslatma mutlaka tedavi gerektirir

    Gece uykuda altını ıslatan çocukların %15’i, kendiliğinden iyileşme şansına sahiptir. Uzun yıllar tedavi edilmezse bile böbreklere ciddi bir zararı yoktur. Ancak tedavinin gecikmesi, psikolojik problemleri beraberinde getirir. İdrar kaçırma sorunu bu alanda deneyimli uzmanlar tarafından doğru yaklaşımla tedavi edilmezse, çocuğun psikolojisi ve okul başarısı olumsuz etkilenir. Gündüz uyanıkken altını ıslatan çocuklarda ise durum çok daha ciddidir. Bu sorun kendiliğinden geçmez ve mutlaka nedeni bulunup doğru şekilde tedavi edilmesi gerekir. Tedavide geç kalınması, her iki böbrekte de geri dönüşümü olmayan ciddi hasarlara neden olabilir.

    Alt ıslatma genetik

    Gece uykuda altını ıslatma, erkek çocuklarında kızlara göre 2 kat daha fazladır. Gündüz uyanıkken altını ıslatma ise kız çocuklarında erkeklerin 2 katıdır. Hem anne hem baba küçükken ileri yaşlara kadar uykuda alt ıslatma sorunu yaşamışsa, çocukların % 75-80’inde bu sorun ortaya çıkar. Anne ya da babadan herhangi biri bu sorunu yaşamışsa, çocuklarda da bunun görülme riski % 40-45’tir.

    İlaç ve alarm tedavisi uygulanır

    Uykuda altını ıslatan çocuklar 6 yaşından itibaren; ödüllendirme ve alarm cihazı gibi davranış terapileri ile idrar yapımını azaltan ya da mesaneyi genişleten ilaçlarla %80-90 oranlarında başarıyla tedavi edilebilmektedir. Gece idrar üretimi normal olup mesanesi gelişmeyen çocuklarda alarm tedavisi, gece idrar üretimi fazla olduğu için uykuda işeyen çocuklarda ilaç tedavisi daha başarılıdır. Gündüz idrar kaçırmada tedavinin amacı, bu kaçırmayı ve böbreklerin zarar görmesini önlemektir. Uykuda ya da uyanıkken idrar kaçırma sorunu, deneyimli çocuk cerrahisi ve çocuk ürolojisi uzmanları tarafından tedavi edilmelidir.

    Ceza vermek yerine doktora götürün

    Çocuklarda alt ıslatma sorunu çocuğun tembelliğine bağlanarak, ceza ve dayakla üstesinden gelinebilecek bir durum değildir. ABD, İngiltere, Fransa ve Singapur gibi gelişmiş ülkelerde bile ceza oranı çok fazladır. Bu ülkelerde gece uykuda altını ıslatan çocukların %20-30’una ceza verilmektedir. Türkiye’de ise bu çocukların % 50-60’ı genel, % 35’i ise ağır cezalar almaktadır. Tamamen somut organik nedenlerle gelişen bu hastalıkta çocuklar suçlanmamalıdır. Aileler çocuklarına ceza vermek yerine bir uzmana başvurmalıdır.

  • İdrar kaçırma rahatsızlığı biorezonans ile tedavi edilebilmektedir..

    İdrar kaçırma rahatsızlığı biorezonans ile tedavi edilebilmektedir..

    İdrar kaçırma özellikle 40 yaş üstü kadınlarda görülür. Gülme, öksürme ve ağır kaldırma sırasında ortaya çıkan sık görülen bir rahatsızlıktır. Fazla sayıda ya da zor doğum yapan kadınlarda veya değişik nedenlerle karın alt kısımdaki adalelerin gevşemesi sonucunda ortaya çıkar. Fazla kilonun da bu duruma olumsuz katkısı bulunmaktadır.

    İdrar kaçırma, bir hastalık değil, bir belirtidir. Tehlikeli bir durumun habercisi olmamakla birlikte kişinin hayatını olumsuz etkiler. Sosyal yaşamını değiştirmeye kadar gidebilir. Hastaların çoğu, çeşitli yöntemlerle, sorunu idare etme yolunu seçerler.

    İdrar kaçırma tipini belirlemek sorununun temel nedenini saptamaya yardımcı olur:

    1. Stres tipi: Fiziksel aktivite veya zorlanmada idrar kaçırma

    2. Refleks tipi: Merkezi ya da çevre sinirlerdeki bir hasar nedeniyle idrar kaçırma

    3. Sistit: iltihabi durumlarda idrar kaçırma

    4. Aşırı aktif: Mesanenin kapasitesinin aşılmasıyla, taşma şeklinde kaçırma

    İdrar kaçırmanın değerlendirilmesi, hastadan alınan detaylı bilgi ve fizik inceleme ile yapılır. İdrar sisteminin fonksiyonu için bazı testler yapılır. İdrar torbasının içindeki basıncın ürodinami denilen yöntemle ölçülmesi, ultrason ile veya sistografi gibi özel filmlerle mesanenin görüntülenmesi gerekebilir.

    İdrar yolu iltihabı, vajinal enfeksiyon veya tahriş, bazı ilaçlar, kabızlık ve hareketsizlik gibi nedenlerden oluşan idrar kaçırma problemi kolaylıkla iyileştirilebilir.

    Tetkikler sonucunda idrar kaçırmaya neden olan faktörler belirlenip, buna göre planlanan Biorezonans terapileri ile idrar kaçırma tedavileri kadın ya da erkek hastalarda çok olumlu neticeler almaktadır.

    Başvurulan diğer tedavi yöntemleri de şöyledir:

    Sıvı alımının düzenlenmesi:

    Biz doktorlar hastalara sıklıkla bol sıvı alımının gerekli olduğunu söyleriz. Sağlıklı bir yaşam için önerilen günlük sıvı alımı miktarı 1,5 – 2 lt ‘dir.

    İdrar kaçırma hastalığından şikâyetçi olan insanlarda bu miktarlar biraz daha aşağı çekilebilir. İçilen sıvının da belirli saat aralıklarına bölünerek gün içerisinde eşit miktarlarda az az içilmesi, birdenbire yoğun sıvı alınmaması idrar kontrolünü rahatlatır. Geceleri sık idrara kalkma ve geceleri idrar kaçırma şikâyeti olan hastalarda yatağa gitmeden 2-3 saat önce sıvı alımının durdurulması faydalı olacaktır.

    Şeker hastalığı olanlarda kan ve şeker seviyesinin yüksek olduğu durumlarda idrar miktarı artar. Su içme, aşırı idrar yapma ve idrar idrar kaçırma riski artar. Şeker miktarının düzelmesi, idrar kaçırmanın tedavisinde etkilidir. Obez ya da kilolu hastalarda kiloların verilmesi de idrar kaçırma miktarını azaltacaktır.

    Tuvalet alışkanlığının kontrol altına alınması:

    Normal bir insanda gündüz uyanıkken 3-4 saatte tuvalete gitme ve geceleri tuvalet için uyanmama ideal olanıdır. Daha yaşlı insanlarda bu sürelerin biraz daha kısalması ve geceleri 1 kez tuvalete kalkmak normal olarak kabul edilir.

    Her yarım saatte bir tuvalete gittiklerini söyleyen hastaların tuvalete gidilen saatleri kaydetmesinde fayda var. Bir saatten önce tuvalete gitmemekle başlayacak tuvalet alışkanlığı daha sonra düzene girecek, yavaş yavaş bu aralıkları arttırmakta başarılı olunacaktır. Tuvalet aralıklarını uzatma çalışmaları sırada hastada ani idrar sıkışması ve aşırı idrara çıkma isteği olduğunda hastaya oturuyorsa oturduğu yerden kalkma, hareket etme, değişik hareketler yapma, pelvik kaslarını çalıştıran egzersizler yapma ve zihninde bu aşırı isteğin yavaş yavaş yok olacağını düşünmeleri önerilir. Böylece yavaş yavaş tuvalete gitme sıklığı azaltılabilir.

    Mesane tetikleyicileri:

    İdrar kaçırma problemi ile karşı karşıya olan insanlar dikkat ettiklerinde bazı yiyecek ve içeceklerin idrara gitme sıklıklarını arttırdığını tespit edebilirler. Sıklıkla kafein içeren kahve ve sodalar, alkol, baharatlı yiyecekler, asidik yiyecekler ve içecekler, suni tatlandırıcılar bu tip etkilere sahiptir.

    Kabızlığın engellenmesi:

    Kabızlık ani idrara sıkışmayı sık tuvalete gitmeyi arttıran olumsuz bir tablodur. Rektumda dışkının vermiş olduğu dolgunluk hissi hemen rektumun ön tarafında yer alan mesanede de benzer hisler meydana getirebilir. Yiyeceklerdeki lifli gıdaların oranını arttırmak kabızlığı önler. Her kişinin kendine daha iyi gelen yumuşatıcı gıdayı bulması ve bunları alarak kabızlığı önlemesi mümkündür.

    Pelvik kas egzersizleri:

    Kegel egzersizleri olarak da bilinen pelvik tabandaki kasları uyarıcı egzersizler stres tipi idrar kaçırmada ilk uygulanması gereken tedavi yöntemidir. Bu tedaviler sayesinde pelvik taban güçlendirilerek idrar kaçırma önlenmeye çalışılır. Ayrıca bu egzersizler sayesinde sıkışma tipi idrar kaçırmaya neden olan ani idrar sıkışmaları oluştuğunda egzersizlerin yapılması bu ani sıkışmaların önlenmesinde yardımcı olmaktadır.