Etiket: Hormon

  • Endokrin veya endokrinoloji nedir ?

    Endokrinoloji vucudumuzdaki hormon salgilayan ic salgi bezlerinin hastaliklariyla ugrasan bir bilim dalidir. Hormon sistemi yani Endokrin Sistem hipotalamus, hipofiz, tiroid, paratiroid, böbreküstü bezi (adrenal bez,) overler (yumurtalik) ve testislerin salgiladigi hormonlar ve onlarin hastaliklariyla ilgilenir. Endokrinoloji ayrica Metabolizma hastaligi olarak bilinen Obezite (sismanlik), Diyabet (Seker Hastaligi), Osteoporoz (Kemik erimesi), Kan yaglari (kolesterol, trigliserid) ve Urik asit yuksekligi tani ve tedavisi yapar.

    Guatr veya tiroid hastaligi, boy kisaligi, tüylenme, kemik erimesi,nodul, tiroid kanserleri, obezite, zayiflama, diyet , gizli şeker, metabolizma, aşırı terleme, kemik erimesi, paratiroid, hipoglisemi, şeker düşüklüğü, Şeker Hastalığı (diyabet), prolaktin, polikistik over ve diğer hormon hastalıkları tanı ve tedavisi için Endokrin Uzmanına başvurunuz

    GUATR –TİROİD HASTALIĞI VARSA ÖNCE ENDOKRİN UZMANINA BAŞVURUNUZ.

    Endokrin uzmanları hormon hastalıkları uzmanlarıdır. Tiroid hastalıkları yani guatr, nodül, Hashimoto hastalığı, tiroid iltihabı (tiroidit), tiroid kanseri, zehirli guatr, Graves hastalığı, hipotiroidi gibi hastalıkların tanı ve tedavisini Endokrin Uzmanı yapar.

  • Besinler erken ergenlik yapar mı

    Normalde ergenlik bulguları kızlarda 8-13, erkeklerde 9-14 yaş arasında başlar. Erken ergenlik kızlarda daha sık görülür. Şişmanlık başlı başına erken ergenlik sebeplerinden biridir.

    Bugün için erken ergenliğin “endokrin bozucular” olarak isimlendirilen ve hormonal dengeleri bozan bazı maddeler nedeniyle gelişebildiğini biliyoruz. Örneğin, doğal yollarla üretilmediği için endokrin bozucular içeren domates, çilek, fındık, salatalık, elma, portakal ve benzeri birçok sebze-meyve, hormonla büyütülen hayvanların etleri , sütleri ve yumurtalarının tüketilmesi ve endüstride kullanılan kimyasallarla temas edilmesi erken ergenlik nedenleri arasındadır.

    İçerisinde ZEA ( mısır ) ve lesitin ( emülgatör ) bulunan endüstriyel gıdalar çocuklarda erken ergenliğe neden olur. Hormonlu gıdalardaki hormon oranı çok düşüktür. Onbeş-yirmi kere yemek ile sorun çıkmaz fakat bu gıdaların yıllar boyu tüketilmesi ile düşük düzeydeki hormon zamanla vücutta yağ dokusunda birikir. Bu yüzden fazla kilolu çocuklar hormonlu gıdalardan daha fazla etkilenirler. Çok düşük doğum ağırlıklı bebekler erken ergenlik açısından risk altındadır. Bir bebek doğuştan kilolu ise ve erken çocukluk çağını kilolu geçiriyorsa ileride bir ergenlik sorunu çıkma ihtimali düşük iken zayıf bir çocuğun hızlı ve kısa sürede kilo alması erken ergenliği başlatabilir. Mümkün olduğunca tavuk eti, kırmızı et, süt, süt ürünleri, çilek, domates, salatalık gibi ürünler güvenilir yerlerden alınmalı, şekerli gazlı içecek, abur cubur tüketimi azaltılmalı, spor yapmak özendirilmeli.

  • Ergenlik dönemi adını verdiğimiz süreç hangi yaşlar arasında görülür? Ergenliğin belirtileri nelerdir?

    Ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir. Fiziksel değişimle birlikte, ruhsal ve cinsel olgunlaşma sürecidir. Seks hormonları dediğimiz östrojen ve testosteron hormonlarının artmaya başlaması ile birlikte, vücutta bazı belirtilerin ortaya çıkmasıdır. Ergenlik bulguları kızlarda ortalama 10, erkeklerde ise 12 yaş civarında başlar. Ergenliğin ilk bulgusu kızlarda meme gelişiminin başlamasıdır. Bazen buna koltuk altı-genital bölgedeki kıllanma eşlik edebilir. Erkeklerde ise ilk bulgu testis volümlerindeki artıştır. Genelde buna seste kalınlaşma ve genital-koltuk altı kıllanma da eşlik edebilmektedir.

    Erken Ergenlik ve Belirtileri Nelerdir?

    Ergenlik bulgularının erkeklerde 9, kızlarda 8 yaşından önce başlaması erken ergenlik olarak tanımlanır. Kızlarda genellikle meme tomurcuklanması ile başlar. Tomurcuklanma tek taraflı olabildiği gibi iki taraflı da başlayabilir. Erkeklerde ilk bulgu ise testislerin büyümesidir. Her iki cinste de büyüme ve gelişmenin hızlanması ile birlikte davranış değişiklikleri gözlenebilmektedir.

    Erken Ergenliğin Sebeplerinden Söz Eder Misiniz?

    Erken ergenlik tespit edilen tüm vakaların %15′inde, erkek çocuklarının %50′sinde erken ergenliğe yol açan bir neden söz konusudur. Altta yatan neden, beynin hormon salgılayan bölgelerinden kaynaklanan iyi huylu bir tümör olabileceği gibi daha nadir olarak diğer beyin tümörleri, yumurtalık ve testis tümörleri ve santral sinir sistemi hastalıkları da olabilir. Günümüzde erken ergenliğin endokrin bozucular olarak isimlendirilen ve hormonal dengeleri bozarak insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen maddelerle ilişkili olabileceği düşünülmektedir.

    Büyüme hormonu eklenerek yetiştirilen meyveler (elma, portakal, çilek vb.) sebzeler (domates, brokoli, salatalık vb.), yine hormon (özellikle östrojen) eklenerek hızlı büyütülen tavuklar ve onların yumurtaları, etler ve sütler çocuklarda hormon uyarısını arttırmaktadır. Fast food tarzı ve yapay endüstri ürünleri ile beslenme alışkanlıkları aynı zamanda obeziteye sebep olarak vücut yağ oranını arttırmakta ve yine erken ergenliğe neden olabilmektedir.

    Yapılan araştırmalarda biberon, saklama kapları, plastik tabaklar, oyuncaklar gibi polikarbonat bileşiği içeren plastik mamullerin de erken ergenliğe yol açtığı görülmektedir.

    Zararlı kimyasallardan biri de diklorobenzendir. Genellikle oda spreylerinde, güveler için kullanılan ilaçlarda ve klozetlere konulan koku önleyicilerde bulunan bu kimyasal madde, buharlaşarak kolayca solunan havaya karışmakta ve yine erken ergenliğe yol açabilmektedir.

    Erken Ergenlik Teşhisi Nasıl Koyulur?

    Tanı öncelikle klinik olarak konulmaktadır. Ancak ergenlik bulguları saptanan çocukta laboratuvar ve radyolojik tetkikler ile de tanı desteklenmelidir. Ergenliği uyaran hormonların düzeyini ölçmek için kan örneği alınmakta, kemik yaşını değerlendirmek için el bilek grafısi çekilmektedir.

    Kızlarda ergenliğin rahim üzerine etkilerini ve yumurtalıklardaki değişiklikleri görmek için ultrason ve beyinde hormon salgılayan bir tümör olup olmadığını görmek içinse manyetik rezonans görüntüleme ya da bilgisayarlı beyin tomografisi çekilmektedir.

    Ebeveyn çocuğunda ne gibi belirtiler gördüğü takdirde hekime başvurmalı, ya da çocuğu takip eden hekimi durumdan haberdar etmelidir.

    Kız çocuklarında 8 yaşından önce memelerde büyüme, erkek çocuklarında ise 9 yaştan önce testislerde büyüme varlığında aile mutlaka doktora başvurmalıdır. Memelerde ve testislerde büyüme olmadan, genital ve koltuk altı bölgede kıllanma olması ise böbreküstü bezi hastalıklarının habercisi olabilmektedir. Mutlaka ileri tetkik yapılması gerekmektedir.

    Bu Konuyu Son Yıllarda Sıkça Duymaya Başladık. Erken Ergenlik Rahatsızlığında Bir Artış Mı Söz Konusu?

    Ergenliğin başlama yaşı cinsiyet, ırk, iklim ve çevre koşulları, beslenme ve kalıtsal özelliklere göre farklılık göstermektedir. Son yüzyılda birçok ülkede, ilk adet görme yaşında ve ergenlik başlama yaşında erkene kayma saptanmıştır.

    Ergenlik yaşı ortalama 16 yaştan, 11-12 lere düşmüştür. Bu yaş ortalaması düşmeye de devam etmektedir. Bunda endokrin bozucular diye adlandırılan zararlı kimyasallar, tarım ve hayvancılıkta kullanılan hormonlar, plastiklerin içerdiği polikarbonat bileşikleri gibi birçok çevresel faktörde sorumlu tutulmaktadır. Bunun dışında, erken ergenliğin çağımızın hastalığı olan obezite ile de ilişkili olduğu bilinmektedir.

    Kids&Gourmet olarak dergimizde yayınladığımız yemek tariflerinde beyaz un, şeker, işlenmiş gıda, kıvam arttırıcı, nişasta, jelatin, gıda boyası, zeytinyağı ve tereyağı harici yağlar, mısır şurubu vb. ürünler kullanmıyor ayrıca kızartma, hızlı pişirme, kavurma gibi yöntemlerden de uzak durmaya çalışıyoruz.

    Evde Yemek Yapılmasını Teşvik Etmek Amacımız. Bu Konuda Anne, Babalara Siz Neler Söylemek İstersiniz?

    Çocuklarımıza yapacağımız en büyük iyiliklerden biri, zararlı kimyasalları, hormonlu gıdaları, katkı maddelerini evlerimizde kullanmamaktır. Meyve ve sebzeleri mevsiminde yemeli, mümkün olduğunca organik ve iyi tarımla üretilen gıdaları tüketmeliyiz. Beyaz un yerine tam buğday unu, beyaz şeker yerine esmer şekeri tercih etmeli, çocuklarımıza ev yemeği yeme alışkanlığı kazandırmalıyız. Fast food dediğimiz hazır ve hızlı yemek alışkanlığı çocuklarımızda obeziteye zemin hazırlamaktadır. Bu tarz beslenmeden olabildiğince kaçınmalıyız.

    Hekim Kontrolü Olmadan İlaç Kullanımı Kesinlikle Olmamalı Ama Maalesef Hala Devam Ediyor. Bu İlaçlar Da Erken Ergenliğe Davetiye Çıkarıyor Olabilir Mi?

    Hekim kontrolü olmadan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır. Özellikle genç sporcular tarafından kas kitlesini ve performansı arttırmak için bilinçsizce kullanılan anabolik steroidler (sentetik hormon ilaçları) erken ergenliğe sebep olmaktadır. Ancak bununda ötesinde karaciğer hasarı yapmakta, kalp ve beyin damar tıkanıklığı ile ölümlere yol açabilmektedir. Ailelerin bu konuda bilinçli olmaları ve çocuklarını bu tür ilaçların zararları konusunda uyarmaları hayati önem taşımaktadır.

    Erken Ergenlik Tedavisi Nasıl Yapılıyor?

    Tedaviye başlamadan önce altta yatan bir neden olup olmadığı araştırılmalıdır. Tüm vakaların %15′inde erken ergenliğe yol açan bir neden söz konusudur. Beyin tümörü veya yumurtalık tümörü gibi hormon salgılayan bir tümör varsa buna yönelik cerrahi tedavi yapılması gerekebilmektedir. Erken ergenlikle ilgili altta yatan bir neden bulunamayan vakalarda da cinsiyet hormonlarını baskılayıcı ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Tedavide amaç ergenlik bulgularını durdurmak, eşlik eden hızlı büyümeyi kontrol altına alarak çocuğun erişkin yaşta ulaşabileceği boy potansiyelini artırmaktır.

    Son Olarak, Ailelere İlave Etmek İstediğiniz Tavsiyeleriniz Var Mı? (Bu Soru Opsiyoneldir)

    Daha sağlıklı bir yaşam sürmek ve sağlıklı nesiller yetiştirmek istiyorsak, kullandığımız saç spreyinden şampuana, çocuğumuzun yemeğini sakladığımız kaplardan, sütünü koyduğumuz biberona kadar, evimizde kullandığımız temizlik maddelerine kadar önlem almamız gerekmektedir. Zararları bilinen kimyasallar konusunda duyarlı davranarak, bu maddelerin kullanımını minimum seviyede tutmaya çaba göstermek hem bireysel, hem toplumsal görevimiz olmalıdır.

  • Uyusun da büyüsün ninni, tıpış tıpış yürüsün ninni

    Bebekler bu anonim ninnimizin söylediği gibi uyurken büyürler mi ? Evet sevgili anneler, bebekler uyurken büyür, uyurken daha çabuk büyür.

    Nasıl mı ?

    Çocukların büyümesinde en önemli role sahip olan hormon, büyüme hormonudur. Büyüme hormonu salınımının günlük ritmi vardır. Fizyolojik olarak özellikle uykunun ilk saatlerinde ve gece uykusunda belirgin şekilde salınır. Bu nedenle gün batımından sonra akşamın erken saatlerinde çocuğun uykuya başlama alışkanlığının geliştirilmesi çok önemlidir.

    Çocuğun sağlıklı bir şekilde gelişmesinde büyüme hormonlarının düzenli bir şekilde salgılanması, bunun için de akşamın belli saatlerinin uykuda geçirilmesi en önemli faktördür.

    Büyüme hormonu özellikle 0-5 yaş arası dönemde çok önemlidir. Bu hormonun yetersiz salgılanması durumunda çocuklarda daha yavaş bir büyüme görülür. Bebeklik ve çocukluk döneminde uyku, uykuya yaklaşma (çevre ile iletişimin kesildiği), rüyasız uyku (non Rem-asıl dinlenme ve rahatlamanın olduğu) ve rüyalı uyku (Rem) olarak üç evreden oluşur.

    Büyüme hormonu ise dinlenme ve fiziksel yorgunluğun giderildiği rahatlamanın olduğu dönemde salınmaya başlar. Yapılan çalışmalar büyüme hormonunun saat 22:00- 02:00 saatleri arasında daha fazla salgılandığını ortaya koymuştur.Buradan hareketle 0-5 yaşta çocukların yatma saatlerinin 20:00 civarında olması uygun olacaktır.

    Sevgili anneler, bu sebeple büyume ve gelişmenin daha hızlı olması için çocuklarımızı erken yatırmalıyız. Bununla birlikte büyüme hormonları, vücut hareketsizken, enerji harcamadığı zamanlarda daha düzgün bir ritimle salgılanır. Yorgunluk ve uykusuzluk büyüme hormonu salınımını azaltarak çocuklarda büyümeyi olumsuz etkiler ve hatta büyümenin durmasına bile sebep olabilir.

    Büyüme hormonları 22:00 ile 02:00 saatleri arasında daha çok salgılandığı için, çocuğun bu hormonlardan daha fazla yararlanabilmesi için erken yatma alışkanlığını kazanması büyük önem taşımaktadır.

    Sevgili anneler, günümüzde hepimizi çok sıklıkla rahatsız eden konulardan birisi de çocuklarımızın geç yatmasıdır. Çoğumuz bir araya geldiğimizde birbirimize veya çocuk hekimimize, çocuğumuzun uyumak bilmediğinden yakınırız.

    Çocukların çevreye, televizyona, oyuna ilgilerinin arttığı dönemler ve yanlış beslenme alışkanlıkları veya yöresel, ailesel ve sosyal bazı etkenler nedeniyle geç yatmaya eğilimli olmaları da, bu dönemlerde büyümeleri üzerinde olumsuz etkiler oluşmasına neden olmaktadır.

    Uyku sırasında büyüme hormonu yanında salgılanan diğer bir hormon ise melatonin hormonudur. Melatonin hormonu sağlıklı şekilde salgılandığında, uykunun düzeni ve kalitesi üzerindeki etkisiyle de; büyüme hormonu salınımı ile birlikte gerçekleşen çocuğun büyümesi üzerine olan olumlu etkisini artırmaktadır.

    Uyku sırasında salgılanan büyüme hormonu ve melatonin hava karardıktan sonra üretilmeye başlanır. Melatonin günlük ve mevsimlik ışık değişimlerine göre uyku – uyanıklık ritmini ayarlayan bir hormondur. Geceleri bu hormonun artmasıyla uyuma isteği ortaya çıkar. Sabaha karşı hormon salgısının durması, uykunun hafiflemesine neden olur.

    Gece onarım ve iyileşme açısından en mükemmel zamandır; gece uykusu bu sebeple çok önemlidir. Büyüme hormonunun çocuğun büyüme ve gelişmesinde, bütün doku ve organlar üzerinden etkili olur. Ayrıca bağışıklık sistemini de destekler.

    Büyüme hormonu salınımındaki bozukluk nedeniyle zamanla iştah da olumsuz etkilenir, çocukta huzursuzluk, endişe ve istenmeyen davranış biçimleri gelişir. Bağışıklığı da etkilenen çocuklar daha sık hastalanmaya başlarlar. Unutmayınız ki sevgili anneler, uyku beynin en önemli gıdasıdır. Büyüme yanında zihinsel performans üzerinde de çok olumlu etkileri vardır.

    Çocuklarınızı her gün aynı saatte yatırınız. Böylece, uyku vaktine alışmış olurlar. Çocuklarımızın erken yatmasının sağlanmasında siz sevgili annelere ve babalara büyük görevler düşmektedir. Her çocuğun bir biyoritmik saati vardır. Yani, her çocuğun kilosuna, günlük aktivitelerine, harcadığı enerjiye ve alışkanlıklarına göre uykusunun gelme saati değişiktir.

    Çocuklarımızın uyku saatinde sizlerinde bugüne kadar izlediğiniz tutumların büyük önemi vardır. Bu nedenle çocuklar uyku saatleriyle ilgili mutlaka disipline edilmelidir. Bu, çocuğun hem bedensel, hem ruhsal sağlığı, hem de sistemli bir yaşama alışması açısından önemlidir. Biz aileler tarafından yapılan basit hatalar ve birtakım davranış ve kuralları günlük hayatta faliyete geçiremememiz çocukların büyümeleri üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.

  • Ergenlik nedir, normal ergenlik gelişimi nasıldır ?

    Ergenlik nedir, normal ergenlik gelişimi nasıldır ?

    Ergenlik dönemi fiziksel ve hormonal olarak çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecidir. Ergenlikte hormonal değişim ile birlikte sekonder cinsel özelliklerin belirginleşmesi, vücut yağ dağılımın değişimi, boy uzamasında sıçrama ile yetişkin boya ulaşma, erkek ve kızlarda fertilite kazanımı olur. Ergenlik başlangıcı değişik ırklarda farklılık göstermekle birlikte, günümüzde de kullanılan yaş sınırları kızlarda en erken 8, ortalama 10-11 yaş, en geç 13; erkeklerde en erken 9, ortalama 11-12 yaş, en geç 14 yaştır.

    Aslında ergenliğin başlaması çocuğun takvim yaşından çok kemik yaşı ile belirlenmekte ve kemik yaşı kızlarda 10, erkeklerde 11 yaşa ulaştığında ergenlik değişiklikleri oluşmaya başlamaktadır.

    Kızlarda ergenlik gelişimi ilk olarak meme tomurcuklanması(gelişimi) ile başlar. Genellikle bir yere çarpınca ya da üstüne yatınca ağrı olması ile fark edilir. Az sayıda olguda genital ve/veya koltukaltında tüylenme ile başlayıp, meme gelişimi ardından gelebilir. Erkekler çocuklarda ise ilk bulgu testislerin (yumurtalıklar) büyümesidir, tüylenme, seste kalınlaşma ile devam eder.

    Her iki cinste kıllanma, büyümenin hızlanması, ciltte yağlanma, sivilcelenme, ter kokusunu değişmesi gibi belirtiler ergenlik sürecinin başladığını gösterir. Testisler esas olarak testosteron salgılar ve yumurtalıklar östrojen salgılar.

    Bu hormonların üretimi, cinsel olgunluğa ulaşılıncaya kadar kademeli olarak artar. Ülkemizde kızlarda ilk adet görme(menarş) yaşı yaklaşık 12-12,5 yaştır, erkekler ilk boşalma olan spermarche’yi yaklaşık 13-14 yaşlarında tecrübe ederler. Erkeklerde yüz kılları tipik olarak 14 yaş civarında görülür.

    Kızlarda fiziksel olarak ergenlik gelişimi yaklaşık 4 yıl içinde tamamlanırken, erkeklerde yaklaşık 6 yıl içinde tamamlanır. Kızlar, genelde 15 ila 17 yaşları arasında ergenlik gelişimini tamamlarken, erkekler genellikle 16 ila 17 yaşları arasında tamamlar. Ergenlikte fiziksel değişiklikler dizisi öngörülebilir olsa da ergenlik döneminin başlangıcı ve hızı çok çeşitlidir.

    Ergenlik için her kişinin bireysel takvimi farklıdır ve öncelikle “genetik ve etnik özelliklerden” etkilenir. Bununla birlikte beslenme, egzersiz, sosyoekonomik koşullar, vs gibi çevresel faktörler, kişinin genel sağlık durumu ve ruhsal durumu da ergenlik zamanlamasını etkiler. Ergenlik başlama yaşının yanında “ilerleme hızı yani temposu” da çok önemlidir. Bu nedenle çocuklarda ergenlik gelişimi başlama ve ilerleme süreci yakından takip edilmelidir.

    ERKEN ERGENLİK NEDİR VE BELİRTİLERİ NELERDİR ?

    Bir çocukta normal yaşından önce ergenlik bulgularının başlamasına “erken ergenlik ” denir.

    Kız çocuklarında 8 yaş öncesi meme tomurcuklanması (meme gelişimi) olması, genital bölge veya koltukaltında tüylenme; erkek çocuklarda 9 yaş öncesi testis hacminin artması, genital bölge veya koltukaltında kıllanma, seste kalınlaşma olması erken ergenlik bulgularıdır.

    Yine her iki cinste büyümenin hızlanması, ciltte yağlanma, sivilcelenme, ter kokusunun ağırlaşması gibi belirtilererken ergenlik bulguları olabilir. Ek olarak zamanında başlayan bir ergenlik gelişimi çok hızlı ilerleyip(tempolu), çok kısa sürede tamamlanabilir ki bu durumda da müdahale etmek gerekli olabilir. Bu çocukların mutlaka çocuk endokrinoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gereklidir.

    ERKEN ERGENLİĞİN TESPİTİ

    Erken ergenlik kızlarda erkeklerden daha sık görülür. Erken ergenlik şüphesi ile getirilen bir çocukta öncelikle muayene bulguları önemlidir. Kızlarda meme gelişiminin değerlendirilip evrelendirilmesi, erkek çocuklarda testis hacminin ölçülmesi, genital değerlendirme, kıllanma durumunun tayini ve ek muayene bulguları önemlidir.

    Gerekirse kan tetkiki ile hormon düzeyleri değerlendirilir. El röntgeni çekilip kemik yaşı tayin edilir. Kız çocuklarında karından ultrason ile yumurtalık ve rahim büyüklüğü tespit edilir.

    Muayene ve tetkik sonuçlarına göre “uyarı testi” de yapılabilir. Uzman hekim tarafından değerlendirilerek gerekli görülürse tedavi başlanır.

    Tıpta hastalık yoktur, hasta vardır. Yani her hasta tedavi için özel olarak kendi bulgularına ve özelliklerine göre değerlendirilmelidir. “Gerçek Erken Ergenlik” tanısı konulursa ve uzman gerekli görürse hipofize yönelik magnetik rezonans görüntüleme tetkiki de yapılabilir.

    ERKEN ERGENLİĞİN NEDENLERİ

    Beyin tümörü, yumurtalık tümörü ya da böbrek üstü bezi hastalığı gibi hormon salgılayan durumlar erken ergenliğe neden olabilmekle birlikte, erken ergenlik görülen kızların %95-98’inde altta yatan herhangi bir organik patoloji yoktur (idiopatik-sebebi belli değil). Ancak kızlara göre daha nadir olmakla birlikte erken ergenlik oluşan erkek çocuklarda altta patolojik bir neden olma ihtimali daha yüksektir (%80-85 idiopatik, %15-20 organik patoloji) ve erkek çocukların buna yönelik olarak daha detaylı araştırılması gereklidir. Düşük doğum tartılı çocuklarda, ikiz eşlerinde, ılımlı obezitesi olan çocuklarda erken ergenliğe yatkınlık vardır.

    Dünyada ve ülkemizde son yıllarda özellikle dikkati çeken oranda erken ergenlik problemine rastlanıyor. Gıdalardaki katkı maddelerinin ve diğer çevresel kimyasal maddelerin erken ergenliğin oluşmasında etken oldukları yönünde çalışmalar vardır. Yapılan araştırmalar aldığımız gıdalar içinde bulunan hormon ve katkı maddelerinin bu duruma neden olabileceğini gösteriyor.

    Hormon (özellikle östrojen) veya kimyasal maddeler eklenerek yetiştirilen meyve ve sebzeler (çilek, domates, vs), yine hormon eklenerek hızlı büyütülen tavuklar ve hayvansal gıdalar da erken ergenlik artışı açısından suçlanmaktadır. Diklorobenzen (oda spreyleri, klozet koku önleyici, güve kovucularda..vs) ve Bisphenol A (plastik biberon, plastik oyuncaklar..vs) da bu konuda suçlanan kimyasal maddelerdir. Normal şartlarda çocukluk döneminde bu hormon uyarı sistemi beyinde, ergenliğe kadar sessiz bir bekleme sürecindeyken bu dış uyarıların artışı ile aktif hale geliyor. Ek olarak izlenen TV programlarının çocuğun yaşına uygunluğu ve internet kullanımı da önemli bir etken. Fast food tarzı ve yapay endüstri ürünleri ile beslenme alışkanlıkları obeziteye neden olarak vücut yağ oranını arttırmak koşuluyla erken ergenliğe neden olabiliyor.

    ERKEN ERGENLİĞİN NEGATİF ETKİLERİ

    Erken ergenlik tedavi edilmediği takdirde çocukta oluşan sorunları ” boy kısalığı ve psikososyal sorunlar” olarak özetleyebiliriz.

    Genelde bu çocuklar “çocukken uzun ama erişkinde kısa olan” bireyler olarak tanımlanabilir. Bu çocuklar başlangıçta iri olmakla birlikte, ergenlik hormonu (özellikle östrojen) kemik olgunlaşmasını hızlandırdığından kemik yaşı hızlı giderek nihai boydan kayıp oluşur.

    Erken ergenliğe giren kızlar yaşları küçük olmakla birlikte hormonal uyarı nedeni ile bedensel ve ruhsal olarak genç kız havasındadır, kendini karşı cinse beğendirme, süslenme, çabuk sinirlenme, vs. gibi ergen davranışları sergiler. Bu nedenlerle okulda, arkadaş çevresinde ve aile içinde uyum sorunları oluşabilir. Davranış bozuklukları, stres, içe kapanıklık gibi psikolojik sorunlara yol açabilir. Bedenen yetişkin görünmekle birlikte ancak aslında çocuk olunması ek olarak cinsel istismar açısından da risk oluşturur.

    ERKEN ERGENLİĞİN TEDAVİSİ

    Tedavide hipofizden hormon salınımını azaltan hormon analogu tedavisi verilmektedir. 28 günde bir aşı şeklinde yapılan bir ilaç kullanılmaktadır. Tanı doğru ve uzman tarafından tedavi gerekli bulundu ise tedavi konusunda bir çekince olmamalıdır. Genelde kızlarda 11 yaş, erkeklerde 12 yaşına kadar tedaviye devam edilir. Tedavi yeterliliği muayene ve tetkiklerle izlenir. Tedavi sırasında düzenli olarak uzman kontrollerine devam etmek gerekir. Tedavi kesimi sonrası normal ergenlik süreci yeniden başlamaktadır.

    ERKEN ERGENLİK AÇISINDAN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR ?

    Mümkünse ergenlik süreci başında çocukların uzman tarafından değerlendirilmesi ve gereken durumlarda izlenmesi önemlidir. Ergenlik olguların çoğunda normal bir süreç olmakla birlikte erken ergenlik olgularının vakit kaybedilmeden saptanması, aşırı panik yapmadan uzmana ulaşılması ve tedavi başlanması önemlidir. Erken ergenlik tedavisi mümkün bir durumdur.

    Çocuklarımız için yapabileceklerimiz; katkı maddeleri içeren hazır gıdalar ve abur-cubur yedirmemek, sebze ve meyveleri mevsiminde yedirmek, obeziteye zemin hazırladığı için hazır ve hızlı yemek (fast-food) alışkanlığı değil ev yemeği yeme alışkanlığı kazandırmak, TV ve internet kullanımını mümkün olduğunca denetlemek, hekim önerisi olmadan ilaç-losyon vs kullanmamak, zararlı kimyasallar içeren maddeleri mümkün olduğunca çocuğumuzun hayatından uzaklaştırmaya çalışmaktır. Sağlıklı nesiller yetiştirmek için sağlıklı beslenmeye ek olarak düzenli spor yapma alışkanlığını çocukluk döneminde kazandırmak da önemlidir.

  • Erkek çocuklarda küçük penis (cinsel organ)

    Yenidoğan erkek çocukların penis (cinsel organ) boyu, hormonal gelişime bağlıdır. Erkek çocuklarda penis boyu, genetik yapının yanında gebelik esnasındaki çevresel faktörlerin de etkisindedir. Gebelik döneminde annenin aldığı östrojenik (kadınlık hormonu) etkisi olan ilaç ve besinler, penis gelişimini olumsuz etkiler.

    Brezilya’da yoğun böcek ilacı kullanımının olduğu bölgelerde yenidoğanlarda testisin (erkeklik yumurtası) normal yerine inmediği ve penis boyutunun normalden küçük olduğu saptanmıştır. Çevresel faktörlerin etkileri doğumdan sonra da devam etmekte ve penis boyutunu olumsuz etkileyebilmektedir. Özellikle emzirme döneminde annenin bazı hormon bozucu ilaçları ve hormonlu besinleri alması da penis boyunun yeterli gelişmesini engelleyebilir.

    Penis boyu, doğumdan sonra beş yaşına kadar büyümeye devam eder. Beş yaşından sonra ergenliğe kadar boyutunda fazla artış olmaz. Bu nedenle her yaş grubunda muayene esnasında penis boyunun ölçülmesi önemlidir. Çünkü penis boyu anormalliklerinin erken ortaya konması, erken tedavi uygulaması için önemlidir.

    Çocuk ve ergen yaş grubunda küçük penis, büyük penis ve gömük penis gibi problemler nedeniyle çocuk endokrinolojisi, çocuk ürolojisi ve çocuk cerrahisi polikliniklerine çocuklar sıkça götürülmektedir. Bu çocukların dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi ve ailelerin endişelerinin giderilmesi de önemlidir. Bu nedenle çocukların penis muayeneleri dikkatli şekilde değerlendirilmelidir.

    Erkek çocuklarda penis boyu değerlendirirken, tecrübeli hekimlerin doğru teknikle penis boyunu ölçmesi gerekmektedir ve çocuk endokrinoloji uzmanı tarafından görülmelidir.

    Ölçüm esnasında ciltaltı yağ dokusu içinde kalan penis dokusunun da belirlenmesi özellikle obez çocuklarda zordur. Bu çocuklarda yağ dokusuna gömülü penisin iyi değerlendirilmesi ve küçük penisten ayırıcı tanısı yapılmalıdır. Yoksa gereksiz yere endişe ve tetkik yapılmasına neden olabilecek yanlış tanı konulabilir.

    Penis boylarının etnik köken ve coğrafi bölgelere bağlı olarak değiştiği bilinmektedir. Bu nedenle ölçülen penis boyları, ülkelere özgü penis boyu persentil eğrilerini kullanılarak değerlendirilmelidir. Yapı ve fonksiyonel olarak normal olan penis boyunun, ülke penis boyu eğrilerine göre -2.5 standart sapmadan küçük olması küçük penis ve +2.5 standart sapmadan büyük olması büyük penis olarak adlandırılır.

    Son yıllarda yenidoğan bebek ve çocuklarda ülkemiz penis boyu normallerini belirlemek için değişik araştırmacılar tarafından birkaç çalışma yapılmıştır. Türk çocuklarında penis boyu ve çevresi ölçümlerine göre yenidoğandan ergenlik dönemine kadar en kapsamlı çalışma tarafımızdan yapılmıştır. Bu çalışmada 142 term yenidoğan ve 1278 prepubertal çocuğun penis boyu ve çevresi ölçülerek Türk çocuklarında penis boyu ve çevresi ölçümleri için ilk defa normal referans değerler oluşturulmuştur. Çalışmamızda zamanında doğan bebeklerin ortalama penis boyu 3,64 ± 0,36 cm ölçülmüştür. Tüm yaş gruplarında ölçülen penis boylarını, çalışmamızda elde ettiğimiz ülkemiz referans değerleri ile karşılaştırarak yorumluyoruz.

    Küçük penis, çeşitli beyin bölgelerindeki hasarlara bağlı uyarıcı hormonların salınmamasına bağlı gelişebileceği gibi, direk testis (erkek yumurtası) problemlerine bağlı da ortaya çıkabilir. Diğer taraftan çok değişik hastalıkların ilk başvuru şikayeti, küçük penis de olabilir. Bu nedenlerden dolayı küçük penisin erken tanınması önemlidir.

    Küçük penisi olan çocuklara erkeklik hormonu (testosteron) tedavisi uygulanabilir. Bu tedavi direk penise krem uygulaması şeklinde olabileceği gibi, sistemik kas içi erkeklik hormonu (testosteron) enjeksiyonu şeklinde de yapılabilir. Bu tedavi kararı, Çocuk Endokrinoloji uzmanı tarafından verilmelidir. Bu hormonun gereksiz verilmesi, çocukta boy kısalığı gibi değişik problemlere neden olabilir.

    Küçük penisi olan çocukların erken tedavisi, hem normal penis büyümesini hem de erişkin yaşamda normal cinsel fonksiyonları kazanmasını sağlar.

  • Çocuklarda hashimato tiroiditi

    Çocuklarda hashimato tiroiditi

    ÇOCUKLARDA HASHİMATO TİROİDİTİ

    İlk kez 1912 yılında Hashimato tarafından tarif edilen bu hastalığın yaklaşık 40 yıl sonra aslında otoimmün bir bozukluk sonucu oluştuğu, yani vücudun bağışıklık sisteminin bir hastalığı olduğu bulunmuştur. Tiroid dokusuna karşı gelişmiş olan tiroid antikorlarının yükselmesi ile karakterize bir durumdur.

    Kızlarda, erkeklere göre çok daha sık görülen bu hastalık çocukluk yaş grubunda en fazla ergenliğin erken ve orta dönemlerinde görülür. Dört yaş altındaki çocuklarda çok nadir görülür. Adölesan dönemindeki guatr nedenlerinin % 40’ı Hashimato tiroiditidir. Bağışıklık sistemini ilgilendiren bir hastalık olduğundan diğer bazı hastalıklarla birlikte olma ihtimali yüksektir. Örneğin Tip 1 Diyabetes Mellitus dediğimiz çocuklardaki insülin bağımlı şeker hastalığında Hashimato Tiroiditi %20 oranında görülmektedir. Ayrıca hipoparatiroidi, böbrek üstü bezi yetmezliği gibi durumlarda da Hashimato tiroiditi daha sık görülür.

    Hastalığın oluş nedenlerine baktığımızda genetik nedenler ve genetik olmayan nedenleri görmekteyiz. Hashimato tiroiditinin çocukluk çağında spesifik bir kalıtımı tanımlanmamış olsada bu hastalığın ailesel olduğuna dair kuvvetli bulgular bulunmaktadır. Bu hastaların birinci derece akrabalarının yaklaşık yarısında tiroid antikorları pozitif bulunmaktadır. Bu da ailesel bir kalıtımın varlığını düşündürmektedir. Hastalığın genetik tabanlı olmayan nedenlerine baktığımızda; östrojen hormonu, stres, doğum ağırlığı, beslenme durumu gibi endojen faktörler ile iyot alımı gibi eksojen faktörler de sorumlu tutulmaktadır. Japonya ve Amerika gibi iyot alımının yüksek olduğu yerlerde hastalık sıklığının arttığı saptanmıştır. İyot eksikliği olan bölgelerde iyot desteği sağlanması, bu bölgelerde hastalık sıklığının 3 kat artmasına neden olmuştur. Diyette fazla miktarda iyot almak tiroid bezine karşı gelişen bağışıklığı arttırmaktadır.

    Klinik Bulgular:

    Hashimato tiroiditinin çocukluk ve adölesan yaş grubundaki ilk bulguları tamamen normal çalışan bir tiroid hormon düzeyi şeklinde olabileceği gibi hipotiroidi (tiroid bezinin az çalışması) veya hipertiroidi (tiroid bezinin çok çalışması) şeklinde olabilir. Genellikle hastalar boyunda şişlik nedeniyle doktora başvururlar. Guatrın büyüklüğü değişken olup, küçük ya da büyük olabilir. Elle bakıldığında genellikle lastik kıvamında, yüzeyi düzensiz ve ağrısızdır. Tiroid dokusu içinde bir ya da daha fazla nodul gelişmiş olabilir ki bu yüzden bu hastalara mutlaka belli aralıklarla tiroid ultrasonu yapılmalıdır.

    Çocukluk çağında görülen Hashimato tiroiditinde eğer tiroid bezi az çalışıyorsa yani hipotiroidi varsa büyüme geriliği ve okul performansında azalma görülebilir.

    Tanı:

    Hashimato tiroiditinde tanı, tiroid antikorları olan Anti TPO ve AntiTg’nin kanda bakılması ile konur. Olguların % 20-50’sinde AntiTg yüksek bulunurken, %90 olguda Anti TPO yüksek bulunur. Bu antikorlar yüksek bulunursa tiroid hormonlarına (Serbest T3, serbestT4 ve TSH) bakılmalıdır. Ayrıca, tiroid ultrasonunda tipik olarak tiroid bezinin görüntüsü homojen olması gerekirken, heterojen- yamalı bir görünüm arz eder.

    Tedavi:

    Hashimato tiroiditli hastalarda eğer aşikar hipotiroidi varsa mutlaka tedavi edilmelidir. Tiroid fonksiyonları normal olan vakalarda ise ilaç vermeye gerek yoktur ancak belli aralıklarla tiroid hormon düzeylerine bakılarak gerek olursa ilaç başlanabilir. Yılda bir kez tiroid ultrasonu ile nodül varlığı denetlenmeli ve eğer nodül 1 cm’in üzerine çıkarsa ince iğne aspirasyon biopsisi ile nodülün yapısı değerlendirilmelidir. Cerrahi, tiroid hormon tedavisine yanıt alınamayan, büyük ve bası bulguları olan guatrlarda tedavi seçeneğidir.

    Doç.Dr.Ergun ÇETİNKAYA

    Pediatrik Endokrinoloji Uzmanı

  • Melatonin hormonu

    Melatonin hormonu

    KARANLIKLAR HORMONU-MELATONİN

    Melatonin hormonu beynimizin orta kısımlarında bulunan pineal bez tarafından salgılanan bir hormondur. Bu hormonun üretimi ve salınımı karanlık ile başlar ve aydınlık ile sona erer. Gece saat 23.00 ile 05.00 arasında salgılanan bu hormon 02.00-04.00 arasında en yüksek değerlerine ulaşır. Aydınlık döneminin uzaması veya aniden ışığa çıkılması melatonin üretimini durdurur. Hücrelerimizi yenileyici, bağışıklık sistemini düzenleyici, vücudumuzun biyolojik ritmini ayarlayıcı, anti-oksidan, yaşlanmayı geciktirici özellikleri olan melatonin hormonu gece salgınlandığı için “karanlıklar hormonu” olarak da bilinir. Büyüme hormonunu arttırıcı ve ergenliği başlatıcı özellikleri de vardır. Işık, melatonin salınımını engeller. Görme engelli kişilerde kanser olma riskinin diğer kişilere oranla çok daha az olmasının sebebi görme engellilerde melatonin hormonunun fazla olmasına bağlanmaktadır.

    Melatonin hormonu yeterince salgılanamazsa; Vücut direncimiz düşer, çünkü hücrelerimiz yeterince yenilenemez. Vücudumuzun biyolojik saati korunup, ritmi ayarlanamaz ve jetlag diye tanımlanan ve genellikle uzun süreli uçak yolculuklarından sonra görülen klinik bulgular ortaya çıkar. Bunlar; uykusuzluk, yorgunluk hissi, iştahsızlık, hazımsızlık, zihinsel ve fiziksel performans kaybı, reaksiyon zamanında uzama, hafızada azalma gibi bulgulardır.

    Gecelerimizi aydınlatan ışığın mazisine bakacak olursak bundan yaklaşık 250bin yıl önce ateşin keşfini, 5000 yıl önce kandilin icadını, 1700 lü yıllarda gaz lambalarını ve nihayet son 180 yılda elektriğin keşfini görmek mümkün. Ondan sonrası, geceleri her yerin ışıl ışıl gündüz gibi olması ve farkında olmadan melatonin hormonunu azaltmamız geliyor.

    Depresyonda da melatonin hormonu azalır, dolayısıyla depresyon tedavisinde kullanılan birçok ilaç melatonin seviyesini arttırarak etki eder.

    Daha fazla melatonin için neler yapmalıyız:

    Karanlıkta uyumalıyız.

    Uyurken mutlaka kullanmak gerekiyorsa solgun ve kırmızı ışık tercih edilmeli

    Tv karşısında uyuklamamalı

    Düzenli ve yeterli uyku çok önemli

    Mümkünse gece çalışmalarını gündüze kaydırmalı

    Stres, üzüntü, öfkeden uzak durmalı

    Alkol, sigara, kahve, fazla çay tüketilmemeli, uykudan önce egzersiz yapmamalı

    Hangi gıdalarda melatonin var?

    Vişne, lahana, badem, fındık, yer fıstığı, kızılcık, Papatya çayı, anason-rezene çayı, Soya fasulyesi, ton balığı (bu gıdaları akşam saatlerinde almak daha faydalı)

    Melatonin ilaç olarak alınabilir mi?

    Melatonin ilaç olarak özellikle jetlag için kullanılmakta. Bilinçsiz ve düzensiz kullanımı hiçbir şekilde tavsiye edilmez. Nedeni sadece geceleri yükselen bir hormon olması nedeniyle yüksek olmaması gereken gündüz saatlerinde kan düzeyini yükseltecek şekilde ilaç alımınının yarar yerine zarar vermesidir. Dolayısıyla doğal yollarla vücudun kendi salgısını arttıracak davranış kalıplarına geçilmesi daha uygun olur.

    Doç.Dr.Ergun Çetinkaya

  • Konjenital hipotiroidi

    Konjenital hipotiroidi

    Konjenital yani doğumsal Hipotiroidi, tiroid hormonunun yetersiz ya da hiç salgılamaması halinde ortaya çıkan somatik ve psikomotor gelişimde gerilikle sonuçlanan bir hormonal bozukluktur. Bu hastalığın önemi, toplumda sık rastlanması ve önlenebilir zeka geriliğinin en sık görülen nedeni olmasıdır. Tiroid hormonu, beyin gelişimi ve fonksiyonu için oldukça önemli bir hormon olup sinir hücrelerinin oluşumu ve sinirlerde iletim gibi önemli fonksiyonları vardır.

    Konjenital Hipotiroidinin prevalansı yani görülme sıklığı 1/3000 -1/4000 arasındadır. Ülkemizde yapılan bir çalışmada bu oran 1/2736 olarak bulunmuştur.

    Genel olarak bakıldığında bu hastalığın en önemli sebebinin iyot eksikliği olduğunu görmekteyiz. Özellikle sularında iyot düzeyi düşük olan yörelerde bu hastalığın görülmesi çok daha sıktır. Yeterli iyot replasmanı ile bu durum düzeltilebilir. İyot eksikliği olmayan bölgelerde ise bu hastalığın en önemli nedenleri arasında tiroid bezinin doğumsal olarak olmaması veya bezin olması gereken yerde olmaması sayılabilir. Ayrıca tiroid bezi içindeki hormonal oluşum düzeyindeki bozukluklar da konjenital hipotiroidinin sebebidir.

    Normalde ağız yoluyla alınan iyot tiroid bezi tarafından tutulduktan sonra bir takım enzimatik reaksiyonlardan geçerek T3 ve T4 denen iki tiroid hormonlarına dönüşür. Bu dönüşümde etkili en önemli hormon beyinde hipofiz denen keseden salgılanan TSH hormonudur. T3, T4 ve TSH bir denge halinde çalışır. İyot eksikliği veya herhangi bir başka nedenden dolayı T3 ve T4 yeterli miktarda oluşamaz ise TSH salınımı artarak bu durum düzeltilmeye çalışılır.

    Tiroid Hormonu; hamilelik döneminde hayatta büyümeden primer sorumlu olmamasına karşın doğumdan sonra büyümeden primer sorumludur. Beyin ve iskelet sisteminin gelişiminde etkilidir. Vücut ısısının düzenlenmesinde ve sıvı-iyon transportunda rol oynar. Ayrıca aminoasit ve lipid metabolizmasında da etkilidir.

    Yenidoğanda hipotiroidi düşünülmesi gereken durumlar şunlardır:

    l Doğum ağırlığı 4000gr’ın üstünde ise

    l Gebelik süresi 42 haftadan fazla sürmüş ise

    l Zamanında doğan bir bebekte akciğer sorunu çıkmışsa

    l Vücut ısısının düşük olması

    l Geniş ön ve arka bıngıldak

    l Büyük dil, beslenme güçlüğü

    l Kabızlık

    l Uzamış sarılık

    l Göbek fıtığı

    l Büyük tiroid bezi

    Ancak bu bulgular çoğu zaman ilk aylarda gözlenmez. Çocuk büyüdükçe bu bulgular belirgin hale gelir ama o zaman da çok geç kalınmış olur. Dolayısıyla özellikle yenidoğan döneminde uzamış sarılığı olanlar ile kabızlık şikayeti çekenler hipotiroidi açısından hemen incelenmelidir.

    Son yıllarda ülkemizde hipotiroidi tarama programı başlatılmış olup artık şikayeti olsun olmasın her yeni doğan bebekten topuk kanı alınmakta ve gerekirse hemen tedavi başlatılmaktadır. Tedavi ile hormon düzeyleri düzeltilerek çocukların zeka geriliğine maruz kalmaları önlenebilmektedir. Tabiki özellikle ülkemiz için en önemli sorun suların iyotlanması ve normal iyot düzeylerinde olmasının sağlanmasıdır. Böylelikle konjenital hipotiroidinin en önemli sebeplerinden olan iyot eksikliği söz konusu olmayacak ve bu hastalığın görülme sıklığı çok azalacaktır.

  • Küçük penis

    Penis gebeliğin 8-16 haftaları arasında gelişmektedir. Penis gelişmesinde testosteron ve dihidrotestesteron adında iki erkeklik hormonunun rolü vardır. Bu iki hormon gebeliğin son üç ayından bebekliğin ilk altı ayına kadar penis büyümesini sağlarlar. Bu nedenle penisin normal büyüklüğe erişmesi için anne karnında bebeğin salgıladığı hormonların yeterli olması gereklidir. Genel olarak 6. ay ile ergenliğin başlangıcı arasında penis büyümesi yavaştır ve ergenlikle birlikte artan erkeklik hormonlarının etkisiyle erişkin boyutlarına erişir. Penis büyümesi için hormonlar kadar bu hormonlara cevap veren dokuların da normal olmasına ihtiyacı vardır. Erkeklik hormonları penis büyümesi yanında cinsel istek ve penisin sertleşmesi için de gereklidir.
    Penis boyu gerdirilmek suretiyle ve kökü ile ucu arasındaki mesafe ölçülerek değerlendirilir. Bazen penis genital bölgedeki yağ dokusu içine gömülüdür. Buna gömülü penis denir. Bu durumda penis uzunluğunun daha dikkatli değerlendirilmesi gereklidir. Yeni doğan bir bebekte penis boyu 1,9 cm. küçükse önemli bir sorun var demektir. Bir çocuğun penis boyu kendi yaşına uyan en küçük penis boyundan kısa ise penis küçüklüğü var demektir.
    Anne ve babalar yeni doğan döneminden itibaren bebeklerin genital yapılarıyla ilgilenmelidirler. Aile bebeğinin penisinin küçük olduğunu düşünüyorsa mutlaka çocuk endokrinolojisi bulunan bir merkeze götürmelidir.
    Penis küçüklüğü ya tek başına ya da dış genital yapılarda genel bir bozukluk ile birlikte meydana gelir. Her iki durumda cinsel gelişmeyi sağlayan hormonlarda veya penisi meydana getiren dokularda bir yetersizlik söz konusudur. Penis küçüklüğü ile birlikte testislerin yerinde olmaması anne karnında bebeğe ait hormonlarda bir yetersizlik olduğunu akla getirmelidir. Penis küçüklüğü ile birlikte bebeğin cinsel görünümünün belirsiz olması acil değerlendirmeyi gerektiren bir sorundur. Penis küçüklüğü bazı sendromların veya büyüme hormonu eksikliğinin bir sonucu da olabilir. Penis küçüklüğü vakalarının bir kısmında ise bir neden bulunamamaktadır. Penis küçüklüğü olan çocuklarda en önemli konu penis boyunun erişkin yaşta cinsel ilişki için yeterli olup olmayacağıdır. Bu nedenle yeni doğan döneminden itibaren hem testislerinin fonksiyonunun hem de penis dokusunun hormonlara cevabının ne durumda olduğunu göstermek için bir dizi inceleme yapılmalıdır. Penisi çok küçük ve erkeklik hormonuna cevap vermeyen çocukların cinsel kimliklerinin yeniden değerlendirilmesi gereklidir. Düşük doz erkeklik hormonu ile penis büyümesi sağlanan ve başka sorunu olmayan çocukları ergenlik dönemi sonuna kadar izlemek ve nedene göre tedavi planlamak gereklidir.