Etiket: Hedef

  • Bilinçaltı Mekanizmaları

    Bilinçaltı Mekanizmaları

    İnsanlar bilinçleriyle karar verirler, mantık yürütür, sebepleri bulur , plan yapar, en yararlısının ne olduğunu bilir ama bilinçaltı rıza göstermezse bilincin yapabileceği hiç bir şey yoktur, güç bilinçaltındadır. En güçlü irade bile bilinçaltını yenemez.Bilinçaltının kendi değişmedikçe alışkanlıklar devam eder. Bilinçaltı nasıl programlanmışsa öyle çalışır. Hangi program yüklenmişse öyle çalışır. Küçüklüğünde ”sen zaten yapamazsın, beceremezsin, eline yüzüne bulaştırırsın, her şeyi yanlış yaparsın” diye bolca eleştirildiyse çocuk, büyüdüğünde başarısızlığa programlanmış olur. Eğer fikir bilinçaltına kazınmışsa, bilinç ne kadar istese de bilinçaltı değişmeden fikir değişmez. Bu fikir sonradan gelen fikirleri kontrol eder. Önceden kabul edilen fikirler yanlışsa ki çoğu zaman yanlıştır, o kişinin gerçeğiyle uyuşmaz. Fakat bilinçaltı bunu bilemez ona göre oradaki yerleşik fikir onun doğrusudur.

    Ortalama 10 yaşına gelene kadar bu yanlış programlama tamamlanır. Yanlış inançlar, itikadlar, yobaz fikirler, yanlış algılar, saplantılı fikirler bilinçaltına yerleştirilir. Bilinçaltı ne isterse onu yaparız, bilinçaltı söylenen her şeye inanır, yeniden programlanma şansı vardır, yeni fikirleri oraya yerleştirme şansı vardır.

    Bilinçaltının işlevleri.

    1- Bilinçaltı hafıza bankasıdır: muazzam bilgi biriktirme gücü vardır:5 Duyu ile algılanan herşey kaydedilir, saklanır.

    2- Bedenin otomatik işlerini kontrol eder: Solunum, hazım, kan dolaşımı, kalp atışı. Gerginlik ve stres bu işleri yavaşlatır, bozar ve bedensel sorunlar ortaya çıkar.

    3- Bilinçaltı duyguların üreticisi ve saklayıcısıdır: Duyguları kontrol eden zihne hakim olur, duygular arzuları, arzular davranışlarımızı yönetir. Duygularını kontrol edemeyen insan bilinçaltının esiridir, otomatik yaşar. Bilinçaltının doğru ile yanlışı ayırt etme gücü yoktur. Söylenen her şeyi doğru kabul eder.

    4- Bilinçaltı hayallerin oluştuğu yerdir: Çocuklar canlı hayaller görürler.Büyüdükçe acı olayların etkisiyle hayal etmekten korkarlar. Gelecekle ilgili kalıplaşmış hayaller üretir, olumsuzlukları görürler. Başarısızlık hayalinin sonucu başarısızlıktır. Hayal gücünüz sizi başarılı da yapabilir hayatınızı da mahvedebilir. Hayalinizde nasıl hissetmeye meyilliyseniz hayatınızda o doğrultuda gelişir. Hayal gücünüzü kontrol etmeyi öğrenirseniz onda başarılı bir şekilde faydalanırsınız.

    5- Bilinçaltı alışkanlıkları yaratır ve korur: Bir çok günlük eylemimiz otomatiktir. Bir eylemi öğrenince o bilinçaltına ait olur. Otomobil sürmek, futbol oynamak, yüzmek. Bu işleri öğrendikten sonra bilinçli aklımız devre dışı kalır.

    6- Biliçaltı enerjimizi yöneten dinamodur: Hayatımızı yönetmek ve hedeflerimizi gerçekleştirmek için iç enerjiye ihtiyaç vardır. Bilinçaltı bu enerjiyi oluşturur ve kullanır. Bilinç bu enerjiyi yönlendirmezse  enerjinin kullanımı olaylara ve şansa kalır, tesadüfi yaşarız. Bilinçaltı bu enerjiyi bir hedefe doğru kullanır. Eğer bilincin tanımladığı bir hedef yoksa bilinçaltı kendi bildiği hedeflere doğru gider yada başkalarının hedeflerini kendi hedefi gibi görür. Bilinçaltı düşünmez, düşüncelere tepti verir. Bilinç patron, bilinçaltı hizmetkar olmalıdır. Bazı durumlarda enerjimiz tükenmiş hissederiz. Aslında bilinçaltında aynı düzeyde enerji vardır ama olumsuz duygular, öfke, korku, suçluluk gibi duygular bu enerjiyi emer bitirir, enerji aynı ama  yönlendirmesi bozuktur.

        Bilinçaltı hedef arar, bu nedenle bilinçten rehberlik etmesini ister, onu hedefe yönlendirebilirsiniz, başarıya, sağlığa, mutluluğa, kendimizi ve başkalarını affetmeye, gerçekleri olduğu gibi kabullenmeye, arzu edilen her şeye. Kişi bilinçli olarak hangi emri verdiğini unutsa da bilinçaltı unutmaz.

    Kaynak: Hipnozun Kitabı: Ayakta uyutulmak istemeyenler için. Dr. Bülent Uran

  • Mükemmeliyetçilik Neydi, Başarı İşiydi!

    Mükemmeliyetçilik Neydi, Başarı İşiydi!

    Mükemmel olmak başarılı olmak işiydi. Çaba işiydi. Hedef işiydi. Bakış işiydi. Mükemmel hale getirmek işiydi. Kendini sürekli törpülemekti. Kendini disipline etmekti. Tertipli hale getirmekti. Çaba harcamaktı. Bitmek bilmeyen bir çabaydı. Mükemmel olmak bu kusurlu dünyada kusurları kabul etmemekti. Eksikliğe tahammül edememekti. Zihninde kurduğun bütünlüğün yanından bile geçememesiydi. Sürekli öfkeli, sürekli gergin olmaktı. En çok kendine öfkeli olmaktı. Eksikliğine öfkeli olmaktı. Kendine, eksikliğine katlanamamak gibi birşeydi. Sürekli zihninde kurmak ama hiçbirşeyin zihnindekiyle paralel dahi gitmemesiydi. Zihnindekine tahammül edememekti. Kusurları kapatmaya çalışmak, bir hedef belirleyip o yolda ilerlemekti. Hedefine ulaşsan da tatmin olmamaktı. Hedefinin yolunda ilerlemek dahi keyifliyken hiçbirşeyin yeterince iyi olmamasıydı. Mükemmelliyetçilik kendine değer katmaya çalıştığın noktada kendini sürekli değersiz hissetmekti.

    Mükemmelliğe dair yapılan her bir çaba durmadan değerli olduğunu hatırlatmaya yönelik bir çaba değil miydi sanki. Bu kadar değerli olduğunu hatırlatmaya yönelik çaba da değersizliğini yüzüne çarpan bir çaba gibi bir şeydi aslında. Değersizliğinden kaynaklı mükemmele ulaşmak, ulaştığın noktada tekrar değersiz hissetmekti. Mükemmel olmak başkalarının bakışlarının üzerinde olmasını istemek ama uzun süren bakışlarına katlanamamaktı. Değerli olmayı istemek ama bir türlü hissedememekti. Bu kadar çaba içerisinde gerçekten birşeyler yapabiliyorken, gerçekten başarılıyken, kendini başarılı olduğuna bir türlü ikna edememekti. Değerli olduğuna ikna edememekti. Değersizliğinim tüm vücudunu ele geçirmesi gibi birşeydi. Kendini tatmin edememekti. Kendini kabul edememekti. Baştan beri değersiz olduğuna ikna olmaktı. Mükemmellik, yorgunluktu. Sürekli kendini törpülemekti. Zihninin sürekli bitmek bilmeyen çabalarıydı. Çaba işiydi. Hedef işiydi. Bakış işiydi. Mükemmellik, yorgunluktu. Sürekli sürekli sürekli törpülenmekti. Zihnini disipline etmekti. Bedenini disipline etmekti. Yani başarı işiydi. Peki ya ne için, kim için?

  • Motivasyonu Arttırmak

    Motivasyonu Arttırmak

    Birçok hayalimiz, yapmak istediğimiz şeyler var. Fakat bunları yapmak için bizi engelleyen bir isteksizlik, başlayamama, erteleme gibi “motivasyon” eksikliğimiz olabiliyor. Peki bunun için ne yapabiliriz?

    – Öncelikle bir hedef belirlemeliyiz. Ama bu hedefi gerçekten sizi siz yaptığı için, ulaşmayı gerçekten sadece kendiniz için istediğiniz bir hedef olmalı. Amacınızı belirlerken; ‘bunu istiyor muyum?’, bunun için ne yapabilirim? gibi birçok ayrıntıyı düşünmelisiniz. Amacınızı belirlerken gerektiği kadar zaman harcamaktan korkmayın. Ne kadar gerekiyorsa o kadar süre ayrıntılı bir şekilde düşünün.

    – Birçok hayalimiz var, bunları gerçekleştirmek istiyoruz ve bunun içinse aynı anda birçok şeyi
    yapmaya çalışıyoruz. Fakat aynı anda birçok şeyi birlikte yapmaya çalışmanız erken tükenmenize sebep olabilir. Önce sakinleşin. Sadece tek bir işe odaklanın. Hedefe adım adım ilerleyin.

    – Ulaşmak istediğiniz hedef için temponuzu yavaş yavaş artırın. Bütün enerjinizi başta harcarsanız
    sona gelmeden tükenir ve başarısızlık hissi yaşarsınız. Acele etmeyin. Temponuzu yavaş yavaş
    artırarak ilerlemeniz daha emin adımlarla hedefinize ulaşmanıza yardım edecektir.

    -Mükemmeliyetçi olmayın! Hata yapmaktan korkmayın! Bir bebeği düşünğn. Yürümeyi düşe kalka öğreniyor ve pes etmeyip amacına ulaşıyor. Siz de hedefinize ulaşırken hatalar yapabilirsiniz. Hatalarınızın sizi engellemediğini, aslında sizi geliştirdiğini ve deneyim kazandırdığını anlamaya çalışın.

    -Sınırlarınızı koruyun! Çalışmanız gerekiyorsa çalışın, dinlenmeniz gerekiyorsa dinlenin. İkisini birbirinden ayırın. Eğer dinleme zamanında işi, iş zamanında dikkatinizi dağıtacak başka şeyleri araya sokarsanız ne gerektiği çalışabilir ne gerektiği gibi dinlenebilirsiniz.

    -Kendinizi ödüllendirin! Yeterince çalıştıysanız kendinizi ödüllendirmelisiniz. Bu davranış motivasyonunuzu artıracak ve sonraki adımları teşvik edecektir.

  • Ruh Sağlığınızı Korumanın Yolları

    Ruh Sağlığınızı Korumanın Yolları

    Dünyada şuan bile yüzlerce, binlerce kişi olumsuz yaşantılara, travmalara maruz kalıyor ve mutlaka bu yaşantılardan az ya da çok etkileniyorlar. Peki, neden hepsi psikolojik sağlıklarını kaybetmiyor? Hiç düşündünüz mü aynı olumsuz yaşantıyı deneyimleyen kişiler neden farklı tepkiler veriyorlar? Bazı kişiler kendi kendine başedebilirken, bazıları ise yıllar sonra bile yaşantının etkilerini taşıyorlar. Bunun sebebi genetik faktörler, çevresel faktörler… gibi bir çok faktörün birleşimi ile ilişkilidir.

    Şimdi birkaç madde de ruh sağlığınızı koruyabilmek için yapabileceğiniz kolay uygulanabilir yöntemlerden bahsedeceğim.

    1- Fizyolojik Sağlık

    Psikolojik sağlığı etkileyen faktörlerden birisi bedensel sağlığımızdır. Büyüklerimizin önce sağlık demesinin bir sebebi var. Peki, psikolojik ve fizyolojik sağlığın birbirini etkileyebildiğini biliyor muydunuz? Mesela tiroid hormonları olması gereken değerlerin dışındaysa bu durum sizin ruh halinizde de değişmelerin olmasını sağlayarak psikolojik sağlığınızı da etkiler. Eğer kendinizde sürekli bir mutsuzluk, halsizlik hissediyorsanız bunun nedeni hormonlarınız olabilir. Bir sağlık kuruluşuna gidip gerekli kontrollerden geçerek sorunun nedenini tespit edebilirsiniz.

    2- Nefes Egzersizleri

        Nefes egzersizi terimini mutlaka duymuşsunuzdur. Peki, nasıl yapabileceğinizi biliyor musunuz? Şimdi kısaca ufak ama çok etkili bir teknikten bahsedeceğim. Bu teknik özellikle bir olumsuz yaşantıya karşı öfkelendiğimizde en çok önerdiğimiz tekniklerin başında gelir. İlerleyen yazılarımda öfke kontrolünü nasıl yönetebileceğinizi de anlatmayı düşünüyorum.

        Öncelikle gözlerinizi kapatın, nefesinizi burnunuzdan almaya devam ederken 3’e kadar sayın. 2 saniye nefesinizi tuttuktan sonra ağzınızdan nefes verirken yine 3’e kadar sayın. Bunu 3 kere tekrarlayabilirsiniz.

        Bu kolay tekniği öfkelendiğinizde, kaygılandığınızda uygulayabilirsiniz.
     

    3- Sevdiğiniz İnsanlarla Vakit Geçirin

        Hayat boyu sevmediğimiz ya da yanındayken iyi hissetmediğimiz insanlarla bir arada olmak durumunda kalabiliyoruz. Örneğin iş arkadaşlarımız, komşularımız hatta bazen akrabalarımız…

        En azından boş vakitlerinizde sevdiğiniz ve yanlarındayken kendinizi iyi hissettiğiniz insanlarla beraber olmaya çalışırsanız, kendinizi daha mutlu, huzurlu ve arınmış hissedersiniz.

    Bunun yanında sevdiğiniz, keyif aldığınız aktiviteleri de yapmaya özen göstermek çok önemli. En azından haftada birkaç saatinizi yapmaktan keyif aldığınız aktivitelere ayırabilmeniz, sizin kendinize yapabileceğiniz ufak iyiliklerden biri olacaktır.

    4- Hayaller ve Hedefler

        Hayal kurmak çoğu insana iyi gelir ve umut verir. Fakat hayaller ve hedefleri birbirine karıştırmamak önemlidir. Hayaller konusunda istediğiniz kadar özgür olabilirsiniz, çünkü gerçek olamayacağını bilseniz bile onu düşünmek size iyi hissettirebilir.

    Hedef ise hayallerinizin eylem planıyla destekleyip hayata geçirilebilir haline denir. Bizi harekete geçirecek en önemli şey doğru motivasyon kaynağıdır. Motivasyon, insanın harekete geçmesi için en gerekli olan içsel gücünü ifade eder. Peki, hedefinizi kendiniz nasıl belirleyebilirsiniz? Öncelikle kendi yeteneklerinizin, becerilerinizin farkına varmanız ve bu yetilerden yola çıkarak yapabileceğiniz hedefleri belirleyebilmeniz gerekir. Sonrasında o hedefe ulaşabilmek için adımları netleştirip bir program dâhilinde hedefinize adım adım yaklaşmak kaçınılmaz olacaktır.

    Einstein’ın sevdiğim bir sözü bu konuyla ilişkili olacaktır. ‘’Aslında herkes bir dâhidir. Ama siz kalkıp bir balığı ağaca çıkma yeteneğine göre yargılarsanız, balık tüm ömrünü bir aptal olduğuna inanarak geçirecektir’’.

  • Hedef

    Hedef

    “Hedefsiz bir insanın varlığından şüphe ederim”

    Hz. Mevlana

    Vurulması gereken koordinatları bilmeyen savaş uçağı pilotu, ders çalışmaya otururken yarın hangi sınavın olduğunu bilmeyen öğrenci, tarlaya ekim için geldiğinde çuvallarda hangi mahsulü taşıdığını bilmeyen çiftçi, tatile çıktığında nereye gideceğini hiç düşünmediğinden terminalde şaşakalan bir çift. Ne kadar saçma görünüyor değimli? Olur mu öyle şey? Bu insanların her biri önceden bu bilgilere erişip hazırlanırlar. Yani hedeflerini belirlerler; yoksa hedef belirlemeden bir işe girişmek, çabalamak ne kadar ahmakça diyebilirsiniz. Doğru! Aslında birçok davranışımızı seçtiğimiz hedefler doğrultusunda gerçekleştiririz. Ancak bunların çoğu kısa vadeli, çabuk zevke dönüşebilen, zorlayıcı olmayan ve aşırı mücadele gerektirmeyen hedeflerdir. Ne var ki insanoğlu küçük hedeflere ulaşmaktan çok mutlu olmaz. Kitabımızın başında bahsettiğimiz temel ihtiyaçları karşılamayı arzular. Bu bir yaratılış özelliği ve işe yarmayan olmak insanı ne kadar umursamaz görünse de mutsuz eder. Bu yüzden gerçekten bir gayesi olmayan ve üretemeyen ve başarılı olamayanlar sanki bütün bunlar oluyormuş gibi yalan söylerler ya da küçük başarılarını abartarak aynı potaya gelmek isterler. Güçlü bir ihtiyaç varlığını ispatlamak.

    Cansız varlıklara dikkat edin! Atom çekirdeği etrafında dönen elektronlar canlı karıncalardan bile daha dinamiktir. Evrende cansız olduğunu bildiğimiz nice gezegen yıldız ve galaksi milimetrik hesaplarla yörüngesinde koşturup durmaktadır. Ya canlılar! Ağustos böceğinin hikâyesi sadece bir hikâye. Yazın tembellik ettiği ve kışın karıncaya muhtaç olduğu sadece insanoğluna bir benzetme. Hiçbir hayvan eğer insanoğlu müdahale etmezse, başka bir hayvana dilencilik etmez. Çünkü onun genetiğindeki hassas programları, yani içgüdüleri bütün yolları tarif eder ve mücadeleyi asla bırakmazlar. Yeryüzündeki dilencilik sadece insanların uğraştığı bir iştir. Keşke böyle bir uğraşı hiç olmasa. En ufak mikroorganizmalardan en devasa yaratıklara kadar yaşayan tüm canlılar şaşmaz bir hedefin peşinde koşarlar. Asla vazgeçmezler ve mutlaka kendi alanlarında sayısız başarılar elde ederler. Bununla birlikte onlardan çok daha muhteşem yeteneklerle donatılmış ve hiçbirinin sahip olmadığı zekâsı sayesinde sürekli gelişebilen tek varlık olan insan, neden çok daha mücadeleci ve başarılı olamasın. Bunun için bir kez daha nereye gittiğinizi ve neden gittiğinizi düşünün!

    Bu ihtiyaçlar her zaman bedensel olmayabilir; psikolojikte olabilir. Mesela insanlar genellikle kendilerini seven insanlarla birlikte olurlar. Siz hiç ‘benden nefret eden insanlarla birlikte yaşamayı çok severim’ diyen birini duydunuz mu? Burada sevilme ihtiyacını karşılamak amaçtır. İyi bir sanatkâr olmayı arzulayan sanatçı eserlerini insanların beğenmesini ve takdir edilmesini bekler. Takdir de bir ihtiyaçtır. Küçücük bir çocuk bile çekyata çıkmayı başardığında arkasına dönüp bakar; kutlasınlar, takdir etsinler diye. İnsanlar neden bu kadar çok koltuk kavgası yapıyorlar dersiniz. Statü ve saygınlık kazanmak da bir ihtiyaçtır. Üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci sevdiği bir mesleği hedef edinmiş Tıp seçmiştir. Aslında örtülü amacı da doktorluk mesleğinin saygınlığıdır.

    “Büyük adamların amaçları, diğerlerinin yalnızca istekleri vardır.” DÜNYA ATASÖZÜ

    Bir düşüncenin hedefe dönüşmesi için şu aşamalardan geçmesi gerekir:

    1. İhtiyaç hissetme ve İhtiyaçlarının farkında olma.
    2. Pragmatist hayal kurma
    3. Arzulama
    4. Sistematik ve bilinçli hedef koyma

    “Güçlü kararlar, güçlü arzuların ürünüdür.”

    Hayallerimiz ihtiyaç ve beklenti zeminine oturduktan sonra o hayalimizi ne kadar istediğimiz çok çok önemli. Onun için yüzlerce yarışçıdan bir şampiyon çıkıyor. Milyonların içinden bir başbakan seçiliyor. Hiç biri şansım yaver gitti demez, çünkü ateşli sıtma gibi iliklerine işleyen arzuları ve boylarını aşan terlerine vefasızlık etmek istemezler. Üniversite iki milyona yakın adaydan istenen bölümlere ilk 50 bin’i girebiliyor. Buda milyonu aşkın insanı geride bırakacak performans gerektiriyor. Gerçekten böyle bir sınavı kazanmak çok zor. Tabi ki istediği bedellerde var. Bedelini ödeyenler zafer kazanabilir.  Türk insanının bağımsızlık zaferinin bedelini düşünürseniz, Balkan, Rus, 1. Dünya ve Kurtuluş savaşlarını dâhil edersek milyonların kanını görürsünüz. Öksüz kalmış, eşini kaybetmiş, açlık ve sefalete düşmüş, yurtları işgal edilip esir alınmış, malı ve namusuna kast edilmiş milyonları görürsünüz. Peki, bizim bedelimiz nedir? Bu sınavı kazanmak için canımızdan, sağlımızdan, mutluluğumuzdan mı o9lacağız? Hayır. Hiç de kendimizi yıpratacak, kalıcı hasarlar meydana getirecek kayıplarımız olmayacak. Sadece zevklerimizi, eğlencelerimizi, boş vakitlerimizi, sosyal aktivitelimizden bir kısmını düzenleyeceğiz. Birazcık kısabiliriz, erteleyebiliriz, robotlaşmadan ama işimizin farkında olarak düzenleyeceğiz. Bir de başarının diğer gereksinimleri olan öğrenme teknikleri ve donanımları kazanancağız. Ve sonuçta ömrümüzün sonuna kadar başarmış bir insanın özgüveniyle ve kendimizin şampiyonu olarak yaşayacağız. Hayal ettiğimiz hayatı hedefleştirmiş ve sonunda elde etmiş olacağız. Ne dersiniz? Hayallerimiz sadece hayal olarak mı kalsın, yoksa onları hedef yapıp koşalım mı peşinde, ona kavuşana dek?

    İnsanların büyük bir kısmının başarı düzeyleri kapasitelerinin altındadır. Potansiyeli performansa dönüştürmenin ilk adımı kapasitemizi keşfederek ona uygun bir hedef geliştirmektir. Hedeflerini belirleyen insanlar bazen sadece ilgi duyduğu bir alana odaklanıyor. Bazıları aslında sevmediği bir noktayı sırf prestijinden ötürü hedef seçiyor. Hedefsiz insanların tamamı, hedefi olanlarında doğru niteliklere göre seçim yapamayanları başarısız olur.  Yunus Emre’nin yüzlerce yıl önce dediği gibi insan önce kendini bilmeli, kendini tanımalıdır.  Potansiyelini bilmeyen öğrenciler genelde daha küçük hedefler koyarak riske girmemiş olurlar. Bazıları da çok üstünde hedef belirleyerek çok çalışmak zorunda kalır yinede istediği başarıyı elde edemez. Bu sefer de he çok enerji sarf eder hem de özgüveni gittikçe düşer. Çok emek harcamasına rağmen başarıya ulaşamaz. Gardner’in çoklu zekâ kuramına göre en az sekiz zekâ alanında değerlendirilen zekânın birde zihin sel performans derecesi düşünüldüğünde beynin anlaşılmasının hem çok gerekli hem de biraz zor olduğu anlaşılıyor. Bir insanın matematiksel zekâ alanı çok gelişmişken sözel becerisi daha az gelişmiş olsun. Bu öğrencinin ben edebiyat alnını çok seviyorum diyerek bu yönde çalışması sadece ilgisine göre hedef koyduğunu gösterir. Bu seferde hem mevcut gelişmiş zekâ alanını kullanamamış olur, hem de diğer alanın da yer tutabilmek için çok fazla gayret sarf etmek zorunda kalır. Yinede çok iyi bir edebiyatçı olacaktır diyemeyiz. Tabi ki bir alanda çok emek harcayan birisi belli noktalara gelebilir ve hatta başarılı da olabilir. Burada asıl anlatılmak istenen zihinsel enerjinin tasarruflu kullanımı ve daha üstün başarılara daha kısa sürede ve daha sağlıklı ulaşabilmektir. Yoksa insanları yetenekleriyle sınırlandırmak gayesi güdemeyiz. Ancak şu da var ki zaten doğuştan belli genetik sınırlamaların varlığı da reddedilemez bir gerçek. Buna rağmen yetenekler geliştirilebilir, zayıf alanları güçlendirilebilir.

    HEDEF SEÇİMİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR:

    1. Mesleğe dönük hedef seçilmesi
    2. Mantıkla açıklanabilir olması
    3. Ulaşılabilir olması
    4. Motive edici olması
    5. İhtiyaç ve beklentileri karşılaması
    6. Kesin ve net olması
    7. Ölçülebilir olması
    8. Belirli bir zaman dilimine göre ayarlanmış olması ve birimlere bölünmesi
    1. Faydalı olma amacı güdülmesi

    Fatih’in yastığındaki İstanbul krokisi gibi hedefinizi sık sık seyredin. Ona ulaştığımız anı hayal edin sıkça. Sevinicinizi, coşkunuzu, yakınlarınızın mutluluğunu hayal edin. Özellikle ders çalışmak istemediğiniz zamanlarda ve de yatağınıza uzandığınızda…