Etiket: Hazır

  • Sınav Kaygısı Nedir?

    Sınav Kaygısı Nedir?

    Sınav kaygısı, sınav ile doğrudan ilişkili kaygı türlerinden biridir. Sınava yüklenilen anlam, sınavla ilgili yoğun düşünceler , sınav sonrası tepkilere ve beklentilere verilen önem, yanlış beslenme, uykusuzluk, zamanı iyi kullanamama , olumsuz düşünceler, aşırı kahve ve çay tüketimi, konuların bitmemesi, yapılan tekrarların yetersiz olması , kendini hazır hissedememe kaygı oluşumunda çok etkilidir. Kaygı, öncelikle sınava yeteri kadar hazırlanmaya ve sonrasında da sınavda başarı olmaya engel olabilir.

    Sınav kaygısı belirtileri; dikkati toplamada ve sürdürmede zorluk çekme, okuma- anlamada zorluk, başaramayacağım- yapamayacağım gibi olumsuz düşünceler, kendini yetersiz hissetme, unutkanlık, kalp çarpıntısı, terleme, karın ağrısı, nefes alıp vermede hızlanma, ateş basması, aşırı gerginlik, karamsarlık, sinirlilik, mutsuzluk , bıkkınlık, çaresizlik, panik, hata yapma korkusu, çalışmayı bırakma, bahaneler üretmeye başlama gibi durumlarla ortaya çıkabilir.

    Sınav Kaygısı İle Nasıl Baş Edilir?

    • Sınava planlı ve programlı şekilde hazırlanılmalı, günlük testler , tekrarlar yapılmalı, çalışmalar son güne bırakılmamalıdır.

    • Sınava iyi bir şekilde hazır olunmalıdır. Eğer kendinizi hazır hissederseniz kaygınız oldukça azalır.

    • Sınav yaklaştıkça konu tekrarları arttırılmalıdır. Bu sayede kaygının sebep olmuş olduğu unutkanlığınızı azaltmış olursunuz. Tekrar yapmak bilgileri aklınızda tutmanızı kolaylaştırır.

    • Sınav öncesi tekrarları arttırın fakat çok yoğun bir şekilde kendinize yüklenmeyin. Tüm çalışmayı son günlere yığmayın.

    • Baskı ve kaygıyı arttıracak kişiler ile konuşmamaya özen gösterin. Arkadaşlarla sürekli sınav ile ilgili konuşmalar, kıyaslamalar yapmak gerginliğinizi arttırabilir.

    • Sınav öncesinde, sınav yerine gidip bakılmalıdır. Sınav detayları, süresi, başlama- bitiş saati gibi bilgiler ayrıntılı olarak öğrenilmelidir. Sınav günü ise sınav yerine erken gidilmelidir.

    • Sınavlara hazırlanırken dinlenmeye vakit ayırmak ihmal edilmemelidir. Aşırı yorgunlukta kaygıyı arttıran sebeplerden biridir.

    • Tek bir sınav sizin göstermiş olduğunuz başarının sadece bir kısmıdır. Bu yüzden çok fazla gözünüzde büyütmeyin. Bu durum da kaygınızı arttırabilir.

    • Aldığınız notlarla kendi değerinizi belirlemeyin .Unutmayın siz sadece öğrenci değil bir bireysiniz. Sahip olduğunuz diğer özelliklerinizi düşünün.

    • Aşırısı olmadığı sürece gerginlik normal karşılanır. Bu durumda gevşeme tekniklerinden yararlanabilirsiniz. Derin derin nefes alıp , yavaş yavaş vermek işinizi kolaylaştırabilir.

    • Sınav esnasında vaktinizi iyi değerlendirmeye çalışın. Sizin için önemli olan dersler veya sorulardan başlayın, bir soru için gereğinden fazla zaman harcamamaya çalışın. Bu durum sonraki sorular için telaş yapmanıza ve hata yapmanıza sebep olabilir.

    • Sınav esnasında dikkatinizi iyi kontol etmelisiniz. Sınav gözetmenlerini, öğrencileri, sınav salonundaki araç gereçleri gözlemlemeyin, dikkatinizi dağıtmalarına izin vermeyin.

    • Dikkatinizin dağıldığını ya da kaygınızın arttığını hissettiğiniz zamanlarda tekrar gevşemek için derin derin nefes alıp, yavaşça verebilirsiniz.

    • Sınav, eksik ve başarısız olduğunuz konuları görmenizi sağlar. Sınav sonrasında bu konulara yoğunlaşıp çalışmak bir sonraki sınavı daha rahat, başarılı geçirmenizi sağlayabilir. Bu durumda kaygı da ilk sınava göre oldukça azalır.

    • Sınav sonucu ne olursa olsun çaba ve emeklerinizi ödüllendirin.

    • Olumsuz düşünceler yerine olumlu düşünceler geliştirmeye çalışın . Örneğin, “Yapamayacağım, kazanamayacağım” gibi düşünmek yerine “Yapabilirim , başarabilirim, elimden gelenin en iyisini yapacağım” şeklinde  düşünmeye çalışın. Bu şekilde kendinizi de rahatlatmış, inancınızı yükseltmiş olursunuz.

    Sınava Girecek Öğrencilerin Ailelerine Öneriler

    • Bu dönemlerin ergenlik dönemi olduğunu unutmayın . Duygu durum değişikliklerinin sık yaşandığı bir dönemdir. Anne – baba olarak hangi durumda olursanız olun sorumluluklarınızı yerine getirmeye dikkat edebilirsiniz. Fakat çocuklar her zaman böyle olmayabilir. Ders çalışmaları gerektiği halde bazen ders çalışmak istemiyor olabilirler. Bu durumda ısrarla ve zorla ders çalışmalarını sağlamayın.

    • Çocuğunuz için endişelenebilirsiniz. Fakat onun gireceği sınav ve onun geleceği hakkında aşırı endişeli ve kaygılı olmanız ona da yansır. Onunda kaygısını arttırmış olursunuz. Bu durum çocuğunuzun başarısızlığına sebep olabilir. Ona güvenin ve kapasitesinin üzerinde beklentilere girmeyim.

    • Her zaman sonuçlar ne olursa olsun onu çok sevdiğinizi, onun sizin için çok değerli olduğunu hissetirmeyi ihmal etmeyin. Sevgi, kaygısını azaltır, kendini güvende hissettirir ve başarılı olmasını sağlar.

    • Tüm bunları yaparken aşırı rahat tutum sergilememeye de özen gösterin. Sürekli olarak sınav bizim için önemli değil zaten gibi söylemler çocuğunda sınavı fazla önemsememesine sebep olabilir.

    • Bazı aileler çocukların başarıları ve motivasyonlarını arttırabileceği düşüncesi ile sürekli “yapamazsın, bu gidişle olmaz, kazanmayacaksın” gibi sözler söyler. Bu tutum daha çok çocukları olumsuz etkiler ve çalışma isteğini azaltır. Bununla birlikte sürekli arkadaş ya da kardeşlerliyle kıyaslama yapmak, zekasını küçümseyici konuşmak, suçlayıcı ya da tehditkar davranmakta başarısını oldukça olumsuz etkileyecek sebepler arasındadır.

    • Çocuklar sınava hazırlanırken, misafir kabul etmemek, işten ayrılmak, televizyon ve bilgisayar açtırmamak gibi gereğinden fazla fedakarlıklar yapmaya çalışmak çocukların kaygısını arttırabilir. Bu durumda çocuk ailemin çaba ve fekadarlığının karşılığını veremem endişesiyle korku yaşayabilir.

    • Sürekli yapması gerekenleri hatırlatmayın. Sorumluluklarını bilen, sınava hazırlanan öğrencilerin sürekli olarak uyarılmaya ihtiyaçları yoktur. Bu tutum onları daha çok kaygılandırır.

    • Her çocuğun eksikleri olabilir. Kapasiteleri farklı olabilir. Siz ebeveyn olarak iyi olduğu konularda ona destek çıkarak, kendini geliştirmesine ve başarılı hissetmesine yardımcı olun. Başarılı bir sonuç aldığında mutlaka takdir edin. Bu durumda çocuğun kendine güven duygusu ve yapabileceğine inancı artar.

    • Mutlaka birlikte eğlenceli vakit geçirebileceğiniz ortamlar yaratmaya çalışın. Bu sayede çocuğun dinlenmesini ve keyifli vakit geçirmesini sağlamış olursunuz. Tatil ya da gezme planlarını deneme sınavlarından aldığı sonuçlara göre belirlemeyin. Başarısız olsa da tekrar daya iyisini yapabilmek için dinlenmeye ve ders dışında başka aktivitelere ihtiyacı olduğunu unutmayın.

  • Çocuklarda Tuvalet Eğitimi

    Çocuklarda Tuvalet Eğitimi

    Çocuklarda tuvalet eğitimi, onların psikolojik gelişimleri açısından önemli bir yer tutmaktadır. Tuvalet eğitimine ideal başlama yaşı 24-36 aylar arasıdır. Bu aralık çocuklar arasında bireysel farklılık göstermektedir. Bazı aileler bu süreci kolaylıkla aşabilirken, bazı aileler için zorlu geçebilmektedir. Çocuğun hazıroluşluğuna diğer çocuklarla karşılaştırma yaparak karar vermemek gerekmektedir. Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta tuvalet eğitimine başlamak için çocuğun ve bakım verenin bu süreçte hazır olup olmadığını belirleyebilmektir. Bu eğitime çocuğun hazır bulunuşluğundan önce başlandığında ya da geç başlanması halinde çocuklar birtakım zorluklar yaşamaktadır. Çocuğun hazır olması kadar, bu süreci yönetecek ebeveynin de kararlı olması gerekmektedir.

    Tuvalet eğitimine başlamak için çocuğun hazır bulunuşluk düzeyini anlamanıza yardımcı sorular şu şekildedir:

    • Çocuğunuz idrarını defalarca az az yapmak yerine birkaç kere de yeterli bir miktarda yapabiliyor mu?

    • Birkaç saat boyunca kuru kalabiliyor mu?

    • Tuvalete gitme ihtiyacı olduğunu yüzüyle, mimikleri ile veya duruşu ile ifade edebiliyor mu? Tuvalete gitmesi gerektiği zamanları bildiriyor mu?

    • Altının ıslanmasından rahatsızlık duyuyor mu?

    • Yetişkinlerin davranışlarını taklit yeteneği gelişmiş midir?

    • Yetişkinlerin tuvalet kullanımıyla ilgileniyor mu?

    • Pantolonunu nispeten indirip çekebiliyor mu?

    • El ve parmak koordinasyonu çeşitli objeleri kavrayabilecek kadar gelişmiş mi?

    • Bağımsız davranabiliyor mu?

    • Tek başına kendine ait bir iskemlede oturup kalkabiliyor mu?

    • Basit yönergeleri yerine getirebiliyor mu?

    Bu sorulara evet cevabını veriyorsanız, çocuğunuz tuvalet eğitimine başlamak için hazır görünmektedir. Bu aşamadan sonra eğitimin zihin ve davranış düzeyindeki hazırlığına geçebilirsiniz.

    Zihinsel hazırlık kısmında ilk önce çocuğa onun anlayabileceği bir dil ile somutlaştırarak tuvaletin neden kullanılması gerektiği, çiş, kaka, bunların ne olduğu çocuğun anlayabileceği bir dil ile anlatılması gerekmektedir. Bu süreçte yine oyun ve oyuncaklardan, kitaplardan da yararlanabilirsiniz. Oyuncak ayı ya da benzeri bebek gibi oyuncaklara bez bağlayarak tuvalet eğitimi verebilirsiniz. Oyuncağının bezden çıkması oyunu ile çocuğunuz özdeşim kurarak ve eğlenerek tuvalet eğitimine uyum sergileyebilir. Ayrıca ona tuvalet eğitimi ile ilgili okuyacağınız hikayeler ve bu hikayeler üzerine gerçekleştireceğiniz sohbetler de bu süreci kolaylaştıracaktır.

    Davranışsal hazırlık kısmında ise tuvalette yapılan hareketlerin gösterilmesi ve tuvaletin nasıl kullanılacağının öğretilmesidir. Külotun indirilişi, tuvalete nasıl oturacağı, sonrasındaki temizlik öğretilmelidir. Tuvaleti çocuğunuza göre hazırlamanız da önem taşımaktadır. Tuvalete boyunun ulaşabilmesi için basamak yüksekliğinde bir destek hazırlayabilir ve klozetin önüne koyabilirsiniz. Tuvaletin içine koyacağınız destek ile oturma alanını daraltabilirsiniz. Bunları çocuğunuz için eğlenceli hale getirerek, birlikte oynadığınız oyunlarla gösterip öğretebilirsiniz. Çocuğun tuvalete veya lazımlığına alışmış olması önemlidir. Lazımlığına oturmayı rutin ve çocuğunuz için eğlenceli işlerden biri haline getirebilirsiniz. Bu çocuğunuzun alışkanlık geliştirmesini kolaylaştıracaktır. Tuvalet eğitiminde çocuğunuz ile birlikte alışveriş yapabilirsiniz. Çocuğunuzun seçtiği malzemelerin kullanılması ve bu sürece onu da dahil etmeniz onu motive edecektir.

    Eğer çocuğunuz kendisine söylediklerinizi anlamasına rağmen yönergelere uymuyorsa ve yönergelere uymak konusunda direnç gösterip sizinle inatlaşıyorsa tuvalet eğitimine başlamamanız ve ilk olarak bu konu ile ilgili çözüme kavuşmak için çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu süreçte sabırlı ve hoşgörülü olmanız gerekmektedir. Bu sebeple ebeveynin de hazırbulunuşu önem arz etmektedir. Tuvalet eğitimi sürecinde çocuk gerileme gösterebilir. Bu durum ile karşılaşan ebeveyn öfkelenmemeli, özellikle öfkesini, endişesini çocuğa yansıtmamalıdır. Çocuğunuz tuvaletini yapmayı kesin bir şekilde reddediyorsa tuvalet eğitimine çocuğunuz hazır olana kadar beklemeniz ve inatlaşmamanız oldukça önemlidir.

    Bez bırakmaya karar verildikten sonra en önemli noktalardan bir diğeri, gündüz ve gece bezin bir arada bırakılmasıdır. Ebeveynlerin yaptığı yanlışlardan biri gündüz bezi çıkartıp, gece bezin bağlanmasıdır. Yatağına ıslatacağı, uykuda altına kaçıracağı endişesi ile aileler gece bez bağlamayı tercih etmektedirler. Fakat bu yaklaşım çocuğun sürecini daha zorlu bir hale getirebilmektedir. Gündüz mesane kontrolünü sağlayan ve altına kaçırmayan çocuk, gece altına yapabilmekte ve bu nedenden dolayı tutma refleksi gelişememekte, altını ıslatma sorunları devam etmektedir ve sonraki süreçte de gece bezini bırakmakta aile ve çocuk zorluk yaşamaktadır. Bu sebeple gündüz ve gece bez bırakma süreci aynı anda olmalıdır. Bezi bir kere hayatınızdan çıkarttığınızda bu tamamen her koşul için gerçekleşmelidir. Yoksa çocuk bezi istediği zaman kullanabileceğini düşünebilmekte ve geri dönüşler yaşanabilmektedir. Ailelerin gece bağlamayı tercih ettikleri alıştırma külotu da altına bağlanan bezin mantığından farklı değildir ve gece bez bağladığında veya alıştırma külotu giydirdiğinizde çocuğunuza giden mesaj yine aynı olacaktır. Eğer yatağın ıslanması ile ilgili siz endişe içindeyseniz yatağına çarşafının altına hasta bezlerinden serebilirsiniz.

    Çocuğunuzun bezi bırakıp, tuvaleti kullanacağı gün hem çocuk hem de aile için heyecan vericidir. Hazırlıklarınız tamamlandıktan, çocuğunuzdan bezi çıkartmaya yönelik hazırlığına ilişkin geri dönüşleri aldığınızda ve siz kesin olarak karar verdiğinizde, çocuğunuza bunu bir iki gün önceden “artık bezlerinden ayrılacağını, bezini kullanmayacağını” söylemelisiniz. Aile içinde de bununla ilgili konuşmalar gerçekleştirebilirsiniz. Bezi çıkartacağınız günün sabahında bezini açın, kirli bezini birlikte kaldırın. Evinizdeki diğer bezleri de artık ihtiyacı olmadığı açıklamasıyla birlikte kaldırın. Kendi seçtiği temiz ve yeni külotunu giymesine yardımcı olun. Ona rol model olarak tuvalet ihtiyacınız geldiğinde tuvalete gittiğinizi bildirin. Senin de çişin geldi mi? şeklinde ona da sorun. Öğle uykusuna yatmadan ve gece uyumadan önce mutlaka çişini yaptırın.

    Tuvalet alışkanlığını kazanamamış kimse yoktur. Süreç içerisinde yaşayabileceğiniz zorluklar siz ebeveynleri endişeye sürüklememelidir. Tuvalet eğitimi sürecinde sizin bu konuyla ilgili endişenizi sezinleyip, çocuk kendi üzerinde bu konuyla ilgili baskı hissetmemelidir. Özellikle bu süreci yöneten ebeveynin tutumu sürecin uyum içinde ilerlemesini sağlayacak önemli faktörlerden biridir. Süreç içerisindeki dikkat edilmesi gereken önemli konulardan biri, ebeveynin ‘kötü, pis’ vb. şeklindeki tepkileri ve söylemleridir. Çocuk tuvaletini yaptığında onu çişinden ya da kakasından tiksindirecek, utanmasına sebep olacak tepkilerde ve söylemlerde bulunulmamalıdır. Ebeveynin bu tepkileri süreci zorlaştırmaktadır. Çocuk kirlenmeye karşı bir hassasiyet geliştirebilir ve tutma refleksi gelişmişken kirlenmesin diye bırakma refleksini geliştiremeyebilir. Sonrasında da çocuğunuzda tuvalet ihtiyacını tuttuğu için altına kaçırmalar gözlemlenmeye başlanabilir. Eleştirmekten, rencide etmek, cezalandırmaktan kesinlikle kaçınmak gerekmektedir. Başarılarını, yapabildiklerini övgü ile karşılayarak çocuğunuzu cesaretlendirmelisiniz. Tuvalete yetişememiş bile olsa tuvalete gitmesi veya tuvalete gidip pantolonunu çıkarmış olması da takdir edilmelidir. Süreç

    içerisinde “kızım kendi kendine tuvaletini yaptı”, “artık kızım da temiz, kuru külot giyiyor.”, “kızım artık büyüdü” gibi sözel ifadelerle ödüllendirmeniz çocuğunuzu motive edecektir.

    Unutulmamalıdır ki, tuvalet eğitiminin tamamlanması çocuktan çocuğa farklılık göstermektedir. Bu eğitime başlamak için doğru zamanı belirleyebilmek de önemlidir. Çocuğunuzun hayatında kardeş doğumu, taşınmak, okul sürecine yeni başlamış olmak gibi benzeri bir değişim mevcut ise, tuvalet eğitimi sürecine uyum sergilemekte zorlanabilir. Bu öneriler dışında tuvalet eğitimi süreci içerisinde karşılaştığınız, çocuğunuzda gözlemlediğiniz ve zorluk yaşadığınız durumlarla ilgili bir uzman desteğine başvurmanız daha sağlıklı olacaktır.

  • Yaz rehavetinden okul disiplinine geçebilmek için öneriler

    Yoğun bir okul döneminin ardından geçirilen yaz tatili çocukların akran ve aile ilişkilerini geliştirebilmeleri, dinlenmeleri, fiziksel etkinliklere katılabilmeleri, oyun oynayabilmeleri ve gezmeleri için bir fırsattır. Ancak, yaz tatilinin sona ermesi ile çocuğun uyku ve beslenme döngüsünün düzene girmesi, derslere katılımının sağlanması, ekran karşısında geçirdiği zamanın kısıtlanması, ev ödevlerini ve sorumluluklarını yerine getirmesi gerekmektedir. Okulun açılış günü yaklaşırken ailenin gündemi değişebilir ve çocuklar bir anda değişen sürece uyum sağlamakta zorlanabilir. Doğru bir iletişim ve günlük etkinliklerin okul açılmadan önce yapılandırılmaya başlaması ile çocukların okula uyumu kolaylaşabilir.

    1. Yaz tatilinin bitişi ve çocuğunuzun bu konudaki duyguları hakkında konuşun:

    Yaz tatilinin bitişini ve okulun açılacağı tarihi çocuklara hatırlatmak, onların okula uyumunu kolaylaştıracağı için önemlidir. Ancak bu konuyu ve okul döneminde sorumluluklarının artabileceğini sürekli vurgulamaktan kaçınmak uygun olacaktır. Çocuklarda yaz tatili sonrası okula başlarken gerginlik ve bir miktar kaygı olağandır. Özellikle yeni bir okula başlayacak olan çocuklarda bu endişe daha belirgin olabilir. Hem çocukların hem de onların ailelerinin okul dönemi başlarken bir miktar kaygı yaşamalarının olağan olduğunu bildirmek çocuğunuzu rahatlatabilir. Okul dönemi içerisindeki sorumlulukların yanında, çocuklarla bir sohbet havasında; özledikleri sınıf arkadaşlarından, okulun sosyal ortamından, gezilerden konuşmak, geçmişteki okul yıllarına ait olumlu anılara odaklanmak çocukların kaygılarını azaltabileceği gibi, okula uyumlarını da kolaylaştıracaktır.

    2. Sabahları uyanma ve okula hazırlanma rutini için planlama yapın:

    Yaz tatilinin bitişinin en önemli göstergesi çocukların sabahları daha erken kalkmak, okul için giyinmek ve eşyalarını hazırlamak zorunda kalmalarıdır. Çocuğunuzun bu rutine daha kolay alışabilmesi için okul dönemindeki servis ve ders saatleri ile ilgili olarak ona bilgi vermeniz ve kendisinden beklenen sorumlulukları açıklamanız onun bu rutine alışmasını kolaylaştıracaktır. Sorumlulukları basit ve net yönergeler ile açıklamak, bunları bir liste haline getirip, yatağının baş ucuna asmak sabahları hazırlanmayı kolaylaştırabilir. Daha küçük sınıflarda bu liste resimli ve çıkartmalı olarak hazırlanıp ilgi çekici hale getirilebilir. Sabah rutinleri okul açılmadan önceki hafta bir kaç kere denenebilir. Bu denemelerde eksiklerden çok, çocuğun yapabildiklerine odaklanmak ve yapabildiği şeylerle ilgili övgü ve olumlu geri bildirimler vermek hem motivasyonunu hem de kendine güvenini artıracaktır.

    3. Yaz ödevleri ve ev ödevlerinin tamamlanabilmesi için planlama yapın:

    Çocukların okulda öğrendiklerini pekiştirebilmeleri için yaz ödevlerinin tamamlanması önemlidir. Ancak çoğu çocuk tatildeki seyahatlar ve etkinliklere kapılıp, ödevlerini tamamlamayı ihmal edebilir. Okulun açılışı yaklaştığında bu ödevlerin bir anda hatırlanabilir ve ana babalar kalan sürede ödevlerin bitirilmesi için çocukları zorlayabilir. Ancak, bir haftalık sürede tamamlanacak yaz ödevi hem gerekli pekiştirme işlevini sağlamayacak hem de çocuğun kaygılarını ve ebeveynler ile çatışmalarını artıracaktır. Bunun yerine yaz ödevini bir- iki kere hatırlatmak ve tatilin kalan süresinde yapabildiği kadarını tamamlayabilmesi için yardımcı olmak önerilebilir. Yeni okul yılındaki ev ödevleri için yazılı bir plan hazırlamak, okul sonrası ödevleri biriktirmeyip, düzenli olarak yapmanın önemini vurgulamak çocukların okula uyumunu kolaylaştırabilir. Küçük sınıflardaki çocuklar için hazırlanan planlarda görseller ve çıkartmaların kullanılması çocukların uyumunu artırabilir. Ödevlerin 20- 30 dakikalık küçük parçalara bölünmesi ve tamamlanan her parçadan sonra çocuklara olumlu geri bildirim verilmesi çocukların uyumunu kolaylaştırır ve motivasyonlarını artırabilir.

    4. Uyku düzenini planlayın:

    Hemen her çocuk için yaz tatili, gece geç yatabilmenin, sabahları geç kalkabilmenin, ebeveynlerle birlikte daha fazla zaman geçirmenin olağan olduğu bir dönemdir. Okulların açılması ile birlikte bu düzeni aniden değiştirmekte zorlanabilir ve yatış/ kalkış zamanları ile ilgili olarak ebeveynlerle çatışabilirler. Yaz tatili sona ermeden okul döneminde geceleri ne zaman yatılacağının planlanması, bu planın yazılı hale getirilmesi çocukların uyumunu kolaylaştırabilir. Okullar açılmadan önce çocukların yatış saatlerini her gece 10- 15 dakika kadar erkene çekmek ve ani değişikliklerden kaçınmak uygun olabilir. Uyku düzenini oturtabilmek için gün içi kestirmelerin de engellenmesi gereklidir.

    5. Ekran zamanını düzenleyin:

    Çocuklar yaz tatillerinde televizyon, telefon/ tablet karşısında daha fazla zaman geçirebilir ve bilgisayar/ konsol oyunları ile daha çok oynayabilir. Uyku düzeninde olduğu gibi bu alanda da ani değişikliklerden kaçınmak ve tatilin kalan süresi için ekran karşısında geçirilen zamanı yavaş yavaş azaltmak çocukların okula uyumunu kolaylaştıracaktır. Okul döneminde çocukların televizyon/ telefon/ tablet ve oyunlarla ne kadar zaman geçirebileceği önceden planlanabilir ve planlamaya çocuklar da dahil edilebilir. Çocukların ekran karşısında geçirdiği zamanı ayarlayabilmek için alarm kurulabilir ve bu alarmın kararlaştırılan süreden yarım saat, on beş ve beş dakika önce bir kaç kere çalması sağlanabilir.

    6. Öğünleri düzenleyin:

    Çoğu çocuk, yaz tatillerinde beslenme düzenini de aksatmaktadır. Tatilin sonlanmasından önce bu konuda konuşulması ve planlama yapılması uygun olabilir. Öğünler planlanırken abur cubur yerine sağlıklı beslenmenin önemi vurgulanabilir.

    7. Banyo ve kişisel temizliği düzenleyin:

    Çocuklar yaz tatillerinde diş fırçalamayı, tırnaklarını kesmeyi ve banyo yapmayı aksatabilir. Tatil bitmeden önce kişisel temizliğin önemi konusunda çocuklarla konuşulabilir ve bu konuda bir planlama yapılabilir. Çocukların eksik kaldığı alanlardan çok yapabildiklerine odaklanmak bu konudaki uyumlarını artıracaktır.

    8. Bireysel sorumluluklar verin:

    Okula hazırlığın çocuğun da etkin katılımı ile gerçekleştiğini vurgulayın. Bu nedenle okul için üniforma ve gerekli malzemeleri alırken beraber alışveriş yapın ve onun seçim ve tercihlerini de göz önünde bulundurun.

    9. Okulu sadece sorumluluklar ve dersler temelinde algılamasını engelleyin:

    Özellikle daha küçük sınıflardaki çocuklarda okulun aynı zamanda akran ilişkileri ve oyun için önemini de vurgulayın. Bunun için onu sınıf arkadaşları ile buluşturabilir, veya okul bahçesinde oyun oynamalarını sağlayabilirsiniz. Diğer tüm etkinliklerde olduğu gibi burada da çocuğun istek ve tercihlerini göz önüne alın.

    10. Okul malzemelerini bir gece önceden hazırlayın:

    Özellikle okulun ilk günü sabah yoğunluğunu ve tartışmaları engellemek için okul malzemelerini ve çantasını geceden hazırlayın. Bir gece önceden hazır olmanın önemi ve faydaları hakkında çocuğunuzla konuşun.

    Çoğu çocuk yukarıda sıralanan öneriler ve benzerleri ile okula görece rahat biçimde uyum sağlayabilir. Yine de uzun süren, çocuğun ve ailenin ilişki ve iletişimini bozan okula uyum sorunlarında bir ruh sağlığı çalışanından yardım almaktan çekinmeyin.

  • Anne Baba Olmaya Hazır Mısınız?

    Anne Baba Olmaya Hazır Mısınız?

    Anne-baba olmak dünyanın en güzel işi olsa da önceden düşünülmesi ve doğru zamanda karar verilmesi gereken zorlayıcı bir konudur. Bir aile,bir bütün olmak… Peki ,gerçekten buna hazır olmak demek ne demek? Ne yönden ve nasıl bir hazırlık gerektirir ki anne baba olmak? Sadece ebeveyn rolünü üstlenmek değil,aynı zamanda bu rolün hayatınıza kattığı sorumlulukları karşılayabilme gücüne,özveriye,bilgi ve beceriye sahip olabilmektir anne-baba olmak. Bunca görev ve fedakarlığı üstlenecek olmak bazı kişilerde heyecan ama aynı zamanda da kaygıya sebep olabilir. Onlar için bu yeni insan ve yeni deneyimler, üzerinde düşünülmesi gereken bir karar olacaktır. Bazılarında ise tam aksi olabilir.Onlar daha rahat bir şekilde bu yeniliğe kapılarını açabilirler.

    ANNE-BABA OLMAYA HAZIR OLMAK İÇİN NE YAPILMALI?

    Hamilelik süreci annenin yaşamında ki en büyük değişimdir.  Gerek fiziksel gerekse duygusal açıdan yaşanan bu değişim süreci aslında anne baba olmaya hazırlık süreci olarak düşünülebilir. 9 ay boyunca her gün hissedilen yeni bir his,edinilen yeni bir deneyim,o 9 ayın sonunda bebeği kucağınıza aldığınız an için yapılan ön hazırlık aslında. Bebeğin ilk 6 yılki gelişim özelliklerini tanımak,ona sağlıklı ortamı hazırlamak ve bebeğiniz geliştikçe ona destek olmak çok önemlidir.  Anne-baba olmaya hazır olabilmek için 0-6 yaş gelişim özelliklerini bilmeli, okumalı veya bu konuda eğitim alınmalıdır. Hamilelik dönemine girmeden önce anne adaylarının hayatında ve alışkanlıklarında bazı değişiklere karar vermesi oldukça güç olabilir. Sağlıklı bir hamilelik dönemi ve sonrası için bu değişimlere ihtiyaç olduğu unutulmamalı. Sigara, alkol gibi bağımlılık yapan zararlı maddeler kullanan anne adayları hamile kalmaya karar verdikleri zaman bu tür alışkanlıklarından vazgeçmelidir. Düşük doğum yapma ,bebekte zihinsel veya bedensel gelişim geriliğine sebep olma gibi ciddi etkileri olduğunu bilmekte fayda var.

    ANNE- BABA OLMA FİKRİ KAYGIYIDA BERABERİNDE GETİREBİLİR!!

    Bazen bir bebek sahibi olma düşüncesi kaygı verebiliyor. Hamilelik süreci nasıl geçecek, nasıl bir doğum olacak, doğum anında veya sonrasında bebeğe bir şey olur mu? gibi düşünceler anne -baba olma kararının ertelenmesine neden olabiliyor. Aile bireylerinin /eşin desteği, hamilelik dönemi ve sonrası hakkında bilgi edinme ve psikolojik destek alarak bu kaygı önlenebilir.

  • Çocuğum Tuvalet Eğitimine Hazır Mı?

    Çocuğum Tuvalet Eğitimine Hazır Mı?

    Tuvalet eğitimi konusunda anne ve babaların yapıcı tutumlarından önce çocuğun ileriki yaşamını da zorlaştıracak,kişilik yapısını etkileyecek,birtakım davranış bozukluklarına sebep olabilecek bir davranıştan söz etmek gerekir ; “zorlama”. Ebeveynler zaman zaman bir an önce bu alışkanlığı çocuklarına kazandırmak için aceleci bir tutum sergileyebilir,çocuğu henüz hazır olmadığı bir duruma itebilir.Oysaki bu faaliyet için yeterli düzeyde kas kontrolü gerektiğinden zorlamaya gitmek anlamsızdır.Aksi takdirde çocuk, ciddi bir stres yaşar,inatlaşır ve duygusal bir yük hisseder. Tuvalet eğitimi konusunda endişelenmemek gerekir.Çocuğa sabırla,zorlamadan,şefkatle yaklaşıldığında tuvalet eğitimi sorun olmaktan çıkacaktır.Tuvalet eğitimine başlamadan önce dikkat edilmesi gereken bazı faktörler vardır.

    1. Uygun yaş

    Tuvalet eğitimi 18-24 yaş arasında başlamaktadır ancak bazı çocuklar 18 ayda buna hazırken bazıları 25inci aya kadar sarkan bir süreç yaşayabilirler. Çocuğunuz çişini gün boyunca,defalarca az az yapmak yerine birkaç kere ancak yeterli miktarda yapabiliyor mu? Genellikle birkaç saat boyunca bezi kuru kalabiliyor mu? Tuvalete gitme ihtiyacını yüzüyle,mimikleriyle veya duruşuyla belli ediyor mu? sorularının cevapları size çocuğunuzun hazır olup olmadığını gösterecektir.

    1. Bedensel Hazırlık

    El ve parmak koordinasyonu yeterince gelişmiş çocuklar tuvalet eğitimine uygundur. Nesneleri kavrayabiliyorsa,bir şeyleri takıp çıkartabiliyorsa el ve parmak koordinasyonu gelişmiştir.

    3. Zihinsel Gelişim

    Zihinsel olarak çocuğun ebeveyninin isteklerini anlaması,cevaplandırması ve davranışsal tepkiler verebilmesi gerekir. Bunun için belirli kriterler göz önünde bulundurulabilir ; Yüzündeki organları gösterebiliyor mu, belirli bir yere kendi gidebiliyor mu,basit işleri taklit edebiliyor mu,istediğiniz belirli bir oyuncağı getirebiliyor mu,bir objeyi başka bir yere yerleştirmesini istediğinizde yerleştiriyor mu? Çocuğunuz bunları yapabiliyorsa zihinsel olarak da hazırdır.

    Çocuğumun Hazır Olduğunu Düşünüyorum,Şimdi Ne Yapmalıyım?

    Hiçbir zaman çocuğu zorlamayın,inatlaşmaya girmeyin,güç savaşına dönüştürmeyin.

    Her yemekten sonra birkaç dakika çocuğunuzu tuvalete oturtabilirsiniz.

    -El,yüz ve beden hareketlerini iyi takip edip,ihtiyacı olduğunu anladığınızda tuvalete götürebilirsiniz.

    -Oyun oynarken tuvalet temasını kullanabilirsiniz ( tuvaleti gelen bir bebeği oynayıp,annenizden sizi tuvalete götürmesini isteyebilirsiniz.)

  • Ek besinlere başlarken nelere dikkat etmeliyim?

    Yeni gıdalara teker teker başlayın ve üç-dört gün boyunca başka yeni bir gıda vermeyin. Her yeni gıda ile birlikte ishal, döküntü, gaz, kabızlık, alerji, kusma gibi belirtilerin olup olmadığını gözleyin. Bunlardan herhangi birini gördüğünüz anda, kuşkulandığınız yiyeceği diyetten çıkarın ve çocuk hekiminize danışına kadar tekrar vermeyin. Eğer uygunsa sonra aynı besin daha önce anlatıldığı şekilde 15-20 gün sonra yeniden başlanır. Eğer yine alerji olursa tekrar kesilerek bir süre sonra denenir.

    Bebeğinize vereceğiniz her türlü gıda doğal ve taze hazırlanmış olmalıdır (büyüklere göre hazırlanmış konserve gıdalar çoğunlukla fazla tuz ve koruyucu katkı maddeleri içerdiklerinden bebeklere verilmemeleri gerekir). Hazırladığınız gıdaları oda ısısında 2 saatten fazla bekletmeyin.

    Bazen bebek özel olarak emzirilemeye ya da mamaya geri dönmek ister. Bu genelde hastalık sırasında olur, endişelenmeyin. Bir süre sonra tekrar katı gıdaya dönecektir.

    Reddedilen bir bir yemeğin menüden çıktığını düşünmeyin. Bebeklerin hafızası zayıf olur ve dün istemediklerini bugün iştahla yiyebilirler.

    Dışkı oluşumuna katkıda bulunmayan proteinlerin aşırı miktarda verilmesi, buna karşılık yeterince sıvı, yeşillik, sebze ve meyve verilmemesi kabızlığa neden olabilir.

    Çocuğunuza vereceğiniz ek gıdaların A vitamini açısından da zengin (taze sebze ve meyve) olmasına dikkat edin. Bu onu hastalıktan koruyacaktır.

    Bebeğiniz öğün aralarında susamış gibi görünüyorsa su verebilirsiniz, aslında bebeklerin çok fazla suya ihtiyacı yoktur, ihtiyaçlarını anne sütü ve besinlere kattığınız su ile karşılayabilirler. Sıcak aylarda terleyerek su kaybedeceği için günde daha sık su verin. Yaptığı idrarın rengine, miktarına, sayısına bakarak su ihtiyacını anlayabilirsiniz.

    Sıklıkla alerjiye sebep olduğundan, yumurtaya en son başlanır. Yumurtayı haftada en çok üç kez verin. Bebeğinizi yüksek kolesterol içerikli gıdalara alıştırmayın.

    Bebeğiniz beslenirken yalnız bırakmayın (tıkanma yaşayacağınız en kötü tecrübe olabilir).

    Bebeğime ek besinlere başlarken neler vermemeliyim?

    İlk bir yıl içerisinde yumurta beyazı, tuz, bal, çay ve inek sütü bebeklere önerilmeyen yiyeceklerdir. Sebzelerden lahana, patlıcan, pırasa, kereviz, karnabahar, bakla, pancar ve ıspanak 4-6 ay arasında verilmemelidir.

    Bebeğiniz için hazırladığınız besinlere katı yağ, şeker, tuz ve acı baharat katmayın. Besinlerin doğal tatlarına alışmalarını sağlayın. Fakat zerdeçal, tarçın, biberiye, kekik gibi baharatler hem değişik tatlar verebilir, hem de kendine özgü faydaları vardır. (Örnek: Zerdeçal güçlü antioksidandır, kanser ve enfeksiyondan koruyucu özelliği vardır)

    Konserve, dondurulmuş ve paketlenmiş yiyecekleri, hazır meyve suları ve kolalı içecekleri, içine boya, tatlandırıcı veya aroma katılmış besinleri bebeğinize asla vermeyin.

    Doktorunuz uygun görmediği sürece devam mamaları kullanmayın.

    Çocuğunuza bir yaşına gelene kadar mümkünse inek sütü vermeyin. Erken yaşta verilen inek sütü çocuğunuzda allerji ve kansızlık yapar. İnek sütü ile beslenen bebekler daha az demir ve C vitamini alırlar. Bu da barsaklarda gizli kanamalara ve kansızlığa neden olur. İnek sütü düşük D vitamini ve yüksek fosfor içermesi nedeni ile iyi bir kemik mineralizasyonu ve iskelet sisteminin gelişmesini sağlayamaz.Bu nedenle mümkünse 24 aydan önce kullanılmamalıdır.

    Tuz ile yüksek tansiyon arasında bir ilişki vardır. Bebeğin tuza alışmaması için ona hazırladığınız mamalara, pürelere ve çorbalara tuz eklenmemelidir. Ayrıca sizin besinlerinizden de beslenmeye başladığında tuzu az yiyecekler vermeye gayret edin. Farklı tatlar arayan bebeklerde 8-9. ayda az miktarda tuz denenebilir görüşündeyim.

    Çayın besleyici hiç bir değeri yoktur. Aksine diğer gıdaların besleyici değerini düşürür, bağırsaklardan demir emilimini bozarak kansızlığa yol açabilir, kafein uyku problemi ve sinirlilik yapar. Bu bakımdan süt çocuğu beslenmesinde yeri yoktur. Her bitki çayı da uygun değildir; anason, rezene, papatya ve ıhlamur dışında bitki çayı 1 yaş altına vermeyin. Bebek için en uygun sıvı aslında sudur.

    Bebekler genelde tatlı ve vanilyalı besinlere çok daha kolay alışırlar. Çeşitli besinlere alışmalarını sağlamak için aşırı şekerli besinler verilmesinden kaçınılmalıdır.

    Bal bebeğinize zarar verici bazı bakterileri taşıdığı, deli bal zehirlenmesi denen bir kalp bozukluğuna sebep olduğu ve alerjen olduğu için önerilmez.

    1 yaşın altında pişmemiş ya da az pişmiş yumurta vermeyin. Çiğ yumurtadan yapılmış mayonez de vermeyin. Yumurta beyazı 1 yaştan sonra başlanmalıdır.

    Çilek ve kivi alerjik olması nedeni ile erken başlanmaması gereken meyvelerdir.

    Sosis, salam, sucuk, hazır pişmiş tavuk gibi işlenmiş et ürünleri çocukluğun hiçbir döneminde verilmemelidir.

    Eskiden annelerin yedirdiği beyin deli dana hastalığı riski nedeniyle sadece bebeklikte değil, ömür boyu yenmemlidir.

    Alerji ve astım öyküsü varsa susam, yer fıstığı, ceviz, kaju, fındık, süt, yumurta, tüm koruyucu katkı maddeli market ürünleri bebeğe verilmemeli ya da az verilmelidir. Hazır çorba ve muhallebiler de zararlıdır.

    Glüten hassasiyeti olabileceğinden, mama hazırlarken buğday unu dışındaki diğer tahıl unları (pirinç, mısır) tercih edilmelidir.

    Yağsız, ya da yağ oranı düşürülmüş gıdaları bebeğinizde kullanmayın, her zaman tam yağlı verin. Aynı durum, düşük kolesterollü gıdalar için de geçerlidir.

    Başlangıçta besleme araçları nelerdir?

    Küçük, derin olmayan silikon ya da plastikten bir tatlı kaşığı

    Plastik bir çatal

    Bebeğin daha rahat kullanacağı arkası eğik (gözüne kaşığı sokmaması için) bir kaşık ve çatal

    Altı kaymayan ve emici olan bir kap

    Ağızlıklı bir fincan (tercihen iki kulplu)

    Zor devrilmesi için altı ağır olan bir fincan

    Önlükler (içi pamuk dışı plastik, kolluklu; büyük çocuklarda önünde teknesi olabilir)

    Yeri korumak için plastik bir örtü

    Cam rende

    Katı meyve sıkacağı

    Süzgeç

    Bebek gıdasını ısıtmak üzere ayrılmış bir tencere

    Tencerenin üzerine yerleştirmek için metal buğulama diski ya da buhar tenceresi

    Yoğurdu nasıl hazırlayabilirim?

    Yoğurt ömür boyu her gün yenmesi gereken en önemli gıdalardan birisidir. Günlük mayalamak şarttır, çünkü bekleyen yoğurtta laktik asit miktarı artar; bebeğin böbrekleri de bu asidi dışarı atmak için yetersiz olabilir.

    Sütü ateşte kaynatıp soğumaya bırakın. Parmağınızın dayanabileceği sıcaklığa (45-50 derece) kadar sütü ılıtıp içine tahta bir kaşıkla yoğurt mayası ekleyin, (1 litre süte 1-2 çorba kaşığı içinde sulandırılmış. 1 çorba kaşığı yoğurt mayası), yavaşça karıştırın, kabın üstünü örttükten sonra oda ısısında hareket ettirmeksizin yaklaşık 6 saat bekletin. Süzme yoğurdun bebeklere bir faydası yoktur. Hazır yoğurt ise canlı maya (probiotik) içermediğinden bebeğinizin bağırsaklarını ev yoğurdu kadar korumayacaktır.

    Hazır mama ile de yoğurt hazırlanabilir. Bunun için 120 ml. içme suyu kaynatılıp içine 6 ölçek formül mama eklenir. Bu karışımın gene 45-50 dereceye kadar ılıması beklenir. Daha sonra başka bir kaba bu karışımdan 2 yemek kaşığı aktarılıp 1 yemek kaşığı yoğurt ile karıştırılır. Üzerine ilk karışımdan kalan miktar eklenip, bir süre bu karışım iyice karıştırılır. Üzeri örtülüp oda ısısında 4-6 saat bekletilirse yoğurdunuz hazırdır.ç

    Günlük yoğurt öğünü iki defa olabilir. Her öğünde 3 tepeleme yemek kaşığı veya 1 çay bardağı verilebilir. İçine meyveleri püre şeklinde ekleyerek, ya da biraz ev reçeli ve pekmez koyarak tatlandırmayı ilerideki günlerde yapın. 5-6. Aydan sonra pilav, makarna, dolma, sebze yemeklerine de yoğurt katmak hem besini farklılaştıracak, hem de değerini artıracaktır.

    Ayrıca çocuğunuza su yerine ayran içirebilirsiniz.

    Sebze pürelerini nasıl hazırlayabilirim?

    Sebze püreleri patates, havuç, pirinç veya irmik ile hazırlanabilir. Mevsim sebzesi olarak kabak, bezelye ve domates kullanılabilir. Seçilecek olan sebzeler taze ve olgun olmalı, çürük olmamalıdır. Sebze püresine patatesle başlanması önerilir. Daha sonra havuç ve mevsim sebzeleri her gün yeni bir çeşit ilave edilerek zenginleştirilir. Kök sebzelerin (havuç, patates, balkabağı, sarı şalgam) doğal ve şekerli tatları varır ve bir şey katmadan buharda pişirilip püre haline getirilerek de verilebilir. Burada amaç alerji yapabilecek sebzenin tespit edilmesini kolaylaştırmak ve onu mönüden çıkartıp ilerideki zamanlarda tekrar denemektir. Lahana, patlıcan, pırasa, kereviz, karnabahar, pancar ve ıspanak 4-6 ay arasında verilmemelidir.

    Dört haftalık bir süre içinde tam sebze püresine geçilebilir. Aşağıdaki tarifler örnek olarak verilmiştir, ancak hiçbir kalıba uymanız gerekmediğini de unutmayın.

    1. Hafta (sebze çorbası): 3-4 su bardağı su, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates 45 dakika kapaklı kapta pişirilir. Tel süzgeçle hiç ezmeden suyu bir başka kaba alınır. Bir çay kaşığı irmik ilavesiyle tekrar 5-10 dakika pişirilir. Sıvı miktarı 200 gram olacak şekilde ayarlanır. Bebeğin yediği kadar verilir. Amaç doyurmak değil, tattırmak ve bebeğin reaksiyonlarını gözlemlemektir.

    2. Hafta (basit sebze püresi): Aynı şekilde pişirilir, karışıma pirinç eklenebilir. Havuç ve patatesler tel süzgeçten tamamen ezilerek püre olarak geçirilir. Bu pürenin içine yine irmik katılarak mamanın hazırlanması tamamlanır.

    3. Hafta (karışık sebze püresi): Havuç ve patatesin yanına 1 çay kaşığı pirinç ve her gün bir yenisi ilave edilmek üzere mevsimlik sebzeler eklenir. Örneğin ilk gün 3-4 yaprak maydanoz, ertesi gün maydanoz ve bir kaç yaprak ıspanak, sonraki gün ilaveten dörtte bir enginar, daha sonra dörtte bir domates gibi. En fazla 3-4 sebzeyi karıştırın ki bebek farklı tatlara alışsın Tel süzgeçten geçirilerek elde edilen püreye yine bir çay kaşığı irmik eklenerek 5 dakika daha pişirilir. Bezelye, yeşil fasulye, semiz otu, ıspanak, vs. de mevsimine göre katılabilir. Bebeğe verilecek miktar 3-6 tepeleme yemek kaşığı olabilir.

    4. Hafta (tam sebze püresi): Ayrıntılarıyla anlattığım şekilde hazırlanan püreye 1 çay kaşığı sızma zeytinyağı veya pastörize tereyağı katılır.

    Altıncı aydan itibaren sebze çorbası ya da püresine 1 yemek kaşığı kıyma (3 kez çekilmiş yağsız sinirsiz dana) eklenmelidir. Daha erken dönemde sebze çorbasına başlanmış olan bebekler için kuzu ciğeri tercih edilir. Kemik sulu çorba vermenin kalsiyum içeriğini artırdığı görüşü doğru değildir, ancak çorbayı daha lezzetli yaptığı için verilebilir.

    Yemek Suyu: Aslında yemek suyunun besleyici değeri çok azdır. Anne sütü alan bebeklerde 7-8. aylarda, tamamen yapay beslenen bebeklerde ise 4 aylıktan itibaren yemek suyunun yağsız tarafından tattırılabilirsiniz. Sindirildiği anlaşılınca ekmek içi ile birlikte yedirilir. Kızartılmış ekmeğin içi daha uygundur. Evde pişen sebze yemeklerine bir soyulmuş patates ya da havuç atarak pişirilir. Yağsız tarafından alınan suyunda sebzeler ezilerek suluca yedirilir.

    Havuç Çorbası: 2 su bardağı suya 1 yemek kaşığı pirinç, 3 küçük havuç, bir tutam tuz (şart değil) eklenerek 45 dakika pişirilir. Ezilip süzgeçten geçirilerek pişirilir. Üzerine bir mama kaşığı tereyağı eklenebilir.

    Havuç Suyu: Havuçlar iyice temizlendikten sonra, temiz bir turp rendesinde(cam rende olması tercih edilir) rendelenir. Temiz bir tülbent içinde sıkılarak suyu çıkarılır. Bir çay bardağına yarım “küçük boy küp şeker” konabilir. Anne sütü alan bebeklerde 4-6 aylarda, yapay beslenen bebeklerde 3,5 aylıktan başlanarak içirilebilir. İshalli çocuklara şekersiz olarak verilmesi öğütlenir.

    Domates Suyu: Domateslerin kabuklarının kolayca soyulması için 1 dakika kadar kaynar suda tutulan domatesler; ezilerek önce tel süzgeçten geçirilir. Tülbent içinde sıkılarak pürtüksüz ve çekirdeksiz suyu çıkarılır. Anne sütü alan bebeklerde 4-6 aylarda, yapay beslenen bebeklerde 3,5 aylıktan başlanarak içirilebilir. İshalli çocuklara şekersiz olarak verilmesi öğütlenir.

    Patates Püresi: 1 orta boy patates kabuğuyla haşlanır, soyulur ve ezilir. 2-3 dövülmüş bisküvi ile karıştırılarak tam sütle 150 ml’ye tamamlanır. Çocuk tatlı beğeniyorsa %5 şeker ya da meyve suyu eklenebilir. Yapay beslenen süt çocuklarına 3-4 aylıkta, anne sütü alan bebeklerde 6-7. aylarda verilir.

    Sebze yemeklerinin öğün sayısı bir, farklı bir tat ise (örneğin yoğurt ile karıştırarak) iki olabilir.

    Bebeğinize 5. aydan sonra tarhana ve yayla çorbaları da verebilirisiniz.

    Hangi meyveleri tercih etmeliyim?

    Başlangıçta kabuğu soyulan ve alerji yapma olasılığı az olan meyveler ile başlayın. Mevsimine göre elma, armut, şeftali ve muz tercih edilen başlıca meyvelerdir.

    Meyve pürelerini azar azar vererek başlayın.

    Katı gıdaya alışması için meyve suyu değil, meyve püresini tercih edin. Ancak ayva, havuç gibi çok katı meyvelerin suyu katı meyve sıkacağı ile alınabilir. Muz bir miktar süt ya da mama ile sulandırılıp akışkan bir kıvama sahip olması sağlanabilir.

    Vitaminlerin kaybolmaması için çırpıcı, rondo, blender yerine cam rende kullanılmalıdır, cam rende vitamin kaybını azaltır.

    Meyveleri komposto gibi haşlayıp ezerek vermek de diğer bir seçenektir, pişirme ile vitamin kaybı olmaz. 6. aydan sonra kayısı ve erik kurularını da komposto yaparak verebilirsiniz.

    Portakal, mandalina, limon bazı çocuklarda gaz, karın ağrısı ve alerjilere yol açabilmektedir. Bu sorunlar görülmezse bu meyve sularını da verebilirsiniz. Armut, kırmızı erik, kayısı, dut, ,incir bağırsakları çalıştırırken; muz, elma, şeftali bağırsağı daha yavaş çalıştırır, bunun için bağırsak düzen bozulan bebeklere meyveleri bir arada verin. Alerji, gaz, ishal, kabızlık, kusma gibi olumsuz etkiler olursa, bunu yapan meyveyi kesip 6-7. aydan sonra tekrar denemelisiniz.

    Meyve suları verilmesi bebekte yeterli beslenmeyi engeller, kilo alımlarını duraklatır. Hazır meyve sularını bebeğe asla vermeyin. Organik meyve sularının biberonla verilmesi diş çürüğü yapar, fincanla vermeyi tercih edin.

    Meyveler ve meyve suları özellikle çok verildikleri taktirde dışkıyı asidik yaparak ve cildini tahriş edebilir. Bebekte kıpkırmızı ve altı silinirken acı veren bir pişiğe yol açabilir. Bir süre için meyve veya meyve sularını azaltmanız da yararlı olabilir.

    Verilecek meyve miktarı bir orta boy elma ya da elma kadar, öğün sayısı da 1-2’dir.

    Muhallebi nasıl hazırlayabilirim?

    Sebze püresinden 1-2 hafta kadar sonra genellikle 5. aydan itibaren akşam öğünü olarak verilir. 1 su bardağı süt, bir tatlı kaşığı pirinç unu, 1 tatlı kaşığı toz şekerle yapılır. Soğuk sütün bir kısmıyla pirinç unu iyice ezilir, kalan süt eklenir karıştırılarak pişirilir. Ateşten indirmeye yakın şeker eklenir. İlk günlerde süt sulandırılabilir. Süt eklemeden sadece pirinç unu ve ile muhallebi hazırlamak doyurucu olabilir, fakat zararı daha fazladır, kilolu ama zihinsel ve hareket gelişimi geri bir bebek yetiştiriyorsunuz demektir.

    Muhallebi, kutu mamalarla da hazırlanabilir. Özellikle inek sütü proteinlerine duyarlı olan bebeklerde bu durum tercih edilir. Bir su bardağı su 1 tatlı kaşığı pirinç unu karıştırılarak pişirilir. Ateşten indirildikten sonra içine 5-6 ölçek hazır mama toz halinde katılır. Topaklanma durumunda tel süzgeçten geçirilir. Son yıllarda süt çocukluğu döneminde inek sütünün hiç kullanılmaması yönünde olan görüşler giderek ağırlık kazanmaktadır.

    Sebze maması ve muhallebi öğünleri önceleri az miktarda başlanır, daha sonra 100-150 gram (5-6 kaşık dolusu) olarak hazırlanır.

    4-6 arası örnek beslenme programı verebilir misiniz?

    Defalarca belirttiğim gibi hiçbir kalıba, sıraya uymayın, her bebek değişken beslenme karakterleri gösterir. Ancak fikir oluşturması açısından örnek bir liste vereyim:

    07.00 anne sütü veya mama

    10.00 anne sütü veya yoğurt

    11.00 meyve püresi

    13.00 sebze çorbası veya püresi, doymazsa yoğurt

    16.00 anne sütü veya meyve püresi

    17.00 yoğurt

    21.00 anne sütü veya muhallebi

    Gece uyanırsa anne sütü veya mama

  • Bebeklerde ek gıdaya geçiş sürecinde dikkat edilecek noktalar

    Bebeklerde ek gıdaya geçiş sürecinde dikkat edilecek noktalar

    Yaşamın ilk altı ayı anne sütü ile beslenen bebeklerde, altıncı aydan sonra ek besinlere geçiş dönemi ‘weaning’ olarak adlandırılmaktadır. Bebeğe anne sütü yanısıra, yarı katı ve katı gıdaların verildiği, tek başına anne sütü ile beslenmenin kesildiği bir dönemdir. Tabi ki beslenme yaşamın her döneminde önemli olmakla birlikte, özellikle büyüme ve gelişmenin çok hızlı olduğu ilk iki yaşta çok önemlidir. İlk altı ay bebeğin protein ve enerji ihtiyacını anne sütü tamamiyle karşılamaktadır. Büyüme gelişmenin hızlı devam ettiği altı ay-iki yaş sürecinde, bebeğin protein ve enerji ihtiyacının karşılanması için anne sütü yanısıra, ek besinlere ihtiyaç vardır.

    Altıncı aydan sonra anne sütüne ilaveten, bebeğin fizyolojik gelişimine uygun ek besinler başlanmalıdır. Her bebeğin ek gıda almaya hazır olduğu zaman farklıdır. Bunun için bebeğinizin ek gıda almaya hazır olduğunu gösteren birtakım ipuçlarından faydalanmak gerekmektedir.

    Ek besinlere başlama zamanını gösteren ip uçları nelerdir?

    Bebeğin ısırma, çiğneme ve yutma koordine hareketlerin başlaması, ağıza verilen yiyecekleri dil ile dışarı atma refleksinin kaybolmaya başlaması, başını tamamen rahatça dik tutarak oturabilmesi, herhangi bir nesneyi parmakları ile tutabilmesi, parmakları ile tuttuğu nesneyi ağzına götürebilmesi, yiyeceği gözleri ile takip edebilmesi, yiyecek verilince ağzını açması, diş çıkarmaya başlaması gibi sıralanabilir. Bu sürece başlamada annenin hazır ve istekli olması da önemlidir.

    Ek besinler hazırlanırken nelere dikkat edilmelidir?

    Ek besinler hazırlanırken en önemli konu, enfeksiyon riskinin azaltılmasıdır. Bu da öncelikle besini hazırlayan kişinin el yıkaması ile başlar. Yemek hazırlamadan ve yedirmeden önce, bebeğin altı değiştirildikten sonra, tuvaletten çıktıktan sonra ve dışarıdan geldikten sonra mutlaka sabun ve su ile el yıkanmalıdır.

    Ek gıdaların hazırlandığı kapların temizliği de çok önemlidir. Kullanılan kapların temizliğini sağlamak için bu kapların kolay yıkanabilen çelik, cam ve porselen olmasına dikkat edilmelidir. Plastik kaplar kullanılmamalıdır. Biberon temizliğinin zor olması ve ishal riskini artırması nedeniyle tercih edilmemelidir. Meyve püreleri için cam rende kullanılması, çelik rendeye göre vitamin değerlerinin daha az kaybolmasına yardımcı olacaktır. Besin hazırlanırken kullanılan kapların yüksek ısılarda yıkanması ve etkili durulanması hem mikrobiyolojik hem de kimyasal kirlilikten korunmak için gereklidir.

    Besinlerin bol suda yıkanması ve besinlere uygun pişirme ve saklama yöntemlerinin kullanılması gerekir. Yıkanmış ve soyulmuş sebzeler pişirildikten sonra oda ısısında iki saatten fazla bekletilmemeli, eğer daha sonra tüketilecek ise buzdolabında saklanmalıdır.

    Ek besinlerin miktarı, kıvamı ve beslenme sıklığı nasıl olmalıdır?

    Ek gıdaların, başlangıçta püre kıvamında, sekizinci aydan itibaren partiküllü (pütürlü) ve elde yiyebileceği gıdalar olması gerekmektedir. Partiküllü (pütürlü) gıdaların, onuncu aydan daha sonra başlanan bebeklerde, ileriki dönemlerde beslenme sorunları gelişebilmektedir. Beş yaşına kadar çocuklara sert ve küçük (fındık-fıstık-leblebi) yiyecekler akciğerlere kaçırma (aspirasyon) riskinin yüksek olması nedeniyle verilmemelidir.

    Beslenme sıklığı her çocuğun iştahına ve isteğine göre değişmekle birlikte genel olarak, 6-8 ayda 2-3 ana, 1-2 ara öğün, dokuz aydan sonra da 3-4 ana, 1-2 ara öğün önerilmektedir. Anne sütü alan bebekler, aralarda bebek istediği zaman emzirilir.

    Ek besinlerine ilk geçildiği dönemde her besin üç gün kuralı ile miktarı artırılarak verilmeli, daha sonra her öğünde 1-1/2 kase olarak verilmelidir. Bebeğimizde büyüme geriliği var ise, tüketilen ek besinlerin kalori hesapları yapılarak beslenme düzenlenmelidir.

    Ek besinlerin içeriği nasıl olmalıdır?

    Besin içeriği ilk günlerde veya 1-2 hafta tekli besinlerden oluşmalıdır. Daha sonra ana öğünlerde her besin grubundan gıdanın yer alması gereklidir. Karbonhidrat (tahıl, bulgur, pirinç,un vb), protein (et, kuru baklagil vb), kalori (yağ), vitamin-mineral (tahıl- meyve,sebze) içeriği açısından dengeli olması gereklidir.

    Ek besinlerin mevsimine uygun. sebze ve meyvelerden seçilmesi, konserve, dondurulmuş-paketlenmiş yiyecekler, hazır meyve suları ve kolalı içeçekler, içine boya ve tatlandırıcı katılmış besinlerden kaçınılması gereklidir. Her ek gıdanın evde hazırlanması gerekmektedir.

    Yemeklerin günlük pişirilmesi, etlerin, sebzelerden ayrı basınçlı (düdüklü tencere) pişirilmesi, yumurtanın katı pişirilmesi gereklidir. Hazırlanan besinlerin oda ısısında 2 saatten fazla bekletilmemesine dikkat edilmelidir.

    Allerjen olduğu için yumurtanın beyazı 12. Aydan sonra başlanmalıdır. İnek sütünün demir içeriğinin düşük olması, alerji ve barsak sisteminde kanamaya yol açabileceği için 12. Aydan sonra başlanmalıdır. Keçi sütü de aynı özellikleri taşıdığı için tercih edilmemelidir. Çay ve bitki çayları, bal, reçel, yağlı balıklar 12. Ayı tamamladıktan sonra verilmelidir. Ek besinler hazırlanırken tuz ve şeker kullanılmaması, besinleri doğal tadı ile öğrenmesini kolaylaştırmaktadır. Ancak tat arayan bebeklerde dokuzuncu aydan sonra çok az miktarda eklenebilir.

    Aylara göre hangi ek besinler önerilir?

    6-7 ay; Yumuşak, yarı sıvı, tekli besinler; meyve; püre veya suyu (elma-şeftali-armut-muz…), Yoğurt, Sebze, püre (patates, havuç,kabak…), 7-8 ay; İki çeşit besin içeren ikili karışımlar; yoğurt çorbası, tarhana çorbası, meyveli yoğurt, etli sebze. Ayrıca yumurta sarısı ve beyaz peynir ve birde tahıl içeren kahvaltı verilmeye başlanır. 8-9 ay; Üç veya daha fazla besin içeren çoklu karışımlar verilebilir; sebze çorbaları, köfte, dolma, kuru baklagiller, balık, tavuk…

    Bebekler bir yaşından itibaren, sağlıklı ve dengeli olmak şartıyla aile sofrasından beslenebilir.

  • 4-12 aylık bebek beslenmesi

    Bebek ve Çocuk Beslenme listeleri

    4 AY -5 AY ARASI BESLENME
    Verilecek ek gıdalar
    1)Meyve Suyu veya püresi
    2)Sebze çorbası
    3)Muhallebi
    Meyve suları ve pürelerinin hazırlanışı
    Kullanılacak Meyveler; Elma, armut, şeftali,muz,havuç da meyve suyu olarak verilebilir.Elma,armut,havuç,şeftali gibi meyveleri yıkayın,sıcak suda 1 dk kadar bekletin
    kabuklarını soyun,meyve sıkacağında veya cam rendede rendeleyin ve bir tülbentten geçirin ve verin. Meyve sularını günde 1 veya 2 kez verebilirsiniz, ilk 15 gün sadece meyvelerin sularını verin, sonraki günlerde meyveler püre halinde de verilebilir,önceden biberon kullanmış bebeklere meyve suları biberonla verilir,hiç biberon kullanmamış bebeklere ise mümkün olduğunca kaşık veya suluk ile vermeye çalışın.Meyve püresi yaparken cam rende kullanmaya özen gösterin ,içine şeker katmayın.Gaz yapan meyve sularını(portakal,mandalina,kivi),kabızlık yapan meyveleri(muz gibi)şikayet durumuna göre seyrek verin,hazır meyve sularını vermeyin.Verilecek miktar giderek artırılarak 6. ay civarında 100 ml. Ye çıkarılabilir.
    Sebze Çorbasının Hazırlanışı
    Kullanılacak sebzeler; Patates, havuç, kabak,taze fasulye,ıspanak, kereviz, maydanoz,dereotu,brokoli. bu aylarda verilebilir. Vereceğimiz sebzeleri önce teker teker ve az miktarlarda 2-3 gün aralıklarla verip alerji yapıp yapmayacağını gözlemlemeliyiz. Daha sonra alerji yapmayan sebzelerle 2’li, 3’lü karışımlar halinde sebze püreleri, sebze çorbaları hazırlayabiliriz.
    Hazırlanışı: Tüm sebzeleri hazırlanmadan önce yıkayın, kabuklarını soyun,ayıklayın.
    2 büyük çay fincan suyu tencereye koyun, kabuğu soyulmuş 1/2 havuç ve 1/2 patatesi doğranmadan tencereye koyun ağzını kapatın, normal tencerede 40-45 dk kısık ateşte pişirin,üzerine 1 tatlı kaşığı irmik ilave edin ve 5 dk daha pişirin(düdüklü tencerede 1 fincan su koyun ve 10 dk pişirin ve irmiği en baştan ilave edin) ocaktan alın suyuyla birlikte tamamını robottan geçirin veya çatalla ezin, biraz soğuyup ılık olunca yedirin, bu hazırlanan çorbadan ilk gün 2-3 tatlı kaşığı, 2. gün 4-6 tatlı kaşığı verin, pişirdiğiniz çorbayı 24 saatten kısa bir zaman aralığında tüketin(her gün taze hazırlayın), ilk gün konulan sebzelere ilaveten 2. gün yarım kabak ve 2-3 adet taze fasulye de ekleyin, bundan 8-10 tatlı kaşığı verin ve her gün verilen miktarı artırarak 1 ayda toplam 1 çorba kasesi verecek duruma gelin, sebze püreleri yedirilirken önemli olan eklenen sebzelerin bebeğinizde vereceği tepkilerdir. Allerjik reaksiyonlar, gaz, kabızlık, ishal durumlarını yakından takip edin.
    Muhallebinin Hazırlanışı
    Sade İnek sütü 1 yaşına kadar kullanılmamaktadır. Fakat muhallebi yaparken kullanılabilir. Ayrıca muhallebi hazır formül mamalarla da hazırlanabilir.
    Hazırlanışı:1 çay bardağı(100 ml)suyu küçük bir tencereye veya cezveye koyun,üzerine 2 tatlı kaşığı pirinç unu ekleyin ve ocakta karıştırın yoğunlaşmaya başlayınca altını kısarak 5 dk karıştırarak pişirin. Pişme bitince ocağı kapatın, tencere veya cezveyi kenara alın, soğumasını bekleyin, üzerine 1/2 çay bardağı kaynamış, soğutulmuş inek sütü(cam şişede günlük pastörize veya temiz, taze köy sütü) veya hazır mamadan 6 ölçek katın. İlk muhallebiye başlarken, bebeğinize muhallebiyi 2-3 tatlı kaşığı verin sonradan miktar artırarak 1 ayda 1 çorba kasesi verecek miktara gelin. Bu aylarda muhallebi öğünü yerine sütlü pirinçli kaşık maması da kullanılabilir.

    4-5 AY ARASI BESLENME

    08 00-09 00 Anne sütü(anne sütü alamayanlar formül mama)

    10 30-11 00 Meyve Suyu, püresi

    12 30-14 00 Sebze Çorbası,

    16 00-17 00 Anne sütü(anne sütü alamayanlar formül mama)

    19 00-20 00 Muhallebi

    23 00-24 00 Anne sütü(anne sütü almayanlar formül mama)

    Gece boyunca uyuyan bebeğinizi özel olarak mama vermek için uyandırmayın.
    Eğer bebeğiniz uyanırsa anne sütü(anne sütü almayanlar formül maması) ile besleyebilirsiniz.

    Sebze çorbası ve muhallebiye ilk alıştırdığımız birkaç gün, birkaç kaşık verdiğimiz yemekle
    bebek doymayacağı için, o öğünler ilk önce denenecek gıdalar tattırıldıktan sonra yine
    anne sütü ve formül mama ile öğün tamamlanmalıdır. Artan gıdaları bekletmeyin. Ek gıdaları verirken bu gıda çeşitlerinin dışına çıkmayın, diğer gıdaların sonraki aylarda verileceğini unutmayın

    4-5 AYLIKKEN OYNANABİLECEK OYUNLAR;
    Bebeğiniz 4 aylık olduğunda ellerini, ayaklarını, parmaklarını artık daha kontrollü kullanmaya başlayacaktır, onun bu becerilerini geliştirici oyunlar oynayabilirsiniz.
    Tut ve salla oyunu; Ona sallandıkça ses çıkaran oyuncaklar(çıngırak,halka,sıkınca öten oyuncaklar)verebilirsiniz
    Vurma oyunu; Bebeğinizin ulaşabileceği bir uzaklığa ilginç bir oyuncak veya obje asın, ona vurmasına ve eliyle onu yakalamasına yardımcı olun.
    Tekme oyunları; Ayak bileklerine kısa ipli ponponlar, sallandıkça ses çıkaran toplar, ya da az şişmiş bir balon bağlayabilirsiniz. Bu nesneleri tekmelemekten zevk alacaktır, ancak sizin gözetiminizde oynamalıdır
    Parmak oyunları; Gözlem altında eline değişik türden kumaşlar verin, bunlarla oynarken ellerini, kollarını, parmaklarını nasıl kullandığını gözleyin, bunlarla oynarken sakın onu yalnız bırakmayın.
    Saklanma ve gıdıklama oyunu; Yüzünüzü bir bez, karton veya sadece ellerinizle kapatarak saklanın, sonra abartılı seslerle ortaya çıkın

    5 AY-6 AY ARASI BESLENME
    Verilecek ek gıdalar
    1)Meyve Püresi
    2)Sebze Çorbası
    3)Muhallebi
    4)Yoğurt
    Meyve Pürelerinin Hazırlanışı
    4. aydaki beslenmede anlatılan meyveleri aynı işlemlerden geçirin, robotta veya cam rendede püre haline getirin ve kaşıkla yedirin. Günde 1 veya 2 öğün verebilirsiniz(günde 1 çay bardağı kadar)
    Sebze Çorbasının Hazırlanışı
    4. ayda anlatıldığı gibi sebzeleri aynı işlemlerden geçirin, farklı olarak bir tatlı kaşığı irmik ilave edilirken bir tatlı kaşığı kadar da pirinç ve 1 çay kaşığı tereyağ veya zeytinyağı ilave ilave edin ve pişirin, tamamını robotta ezin ve 1 çorba kasesi kadar yedirin.
    Muhallebinin Hazırlanması
    4.aydan sonraki hazırlanışı ile aynıdır. İsterseniz miktarı çoğaltılabilirsiniz, irmik yerine nişasta unu veya mısır unu da kullanılabilirsiniz. Bu aylarda diğer hazır kaşık mamalarını da deneyebilirsiniz.
    Yoğurt Verilmesi
    Evde yapılmış yoğurtlar tercih edilir. Evde yapılamıyorsa marketten alınan yoğurdun taze olmasına dikkat edin. Sade olarak yedirmeye alıştırın. Yediremediğiniz zaman içine kendiniz meyve rendeleyin, hazır meyveli yoğurtları yedirmeyin. Yoğurda alıştırırken 3-4 tatlı kaşığıyla başlayın, miktarı artırarak, zamanla 1 kase kadar verebilirsiniz.

    5 AY-6 AY ARASI BESLENME ŞEMASI

    08 00-09 00 Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    10 30-11 00 Yoğurt 12 30-14 00 Sebze Çorbası

    16 00-17 00 + Meyve Püresi + Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    19 00-20 00 Muhallebi

    23 00-24 00 Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    Bebeğiniz gece uyanırsa anne sütü veya formül mama verebilirsiniz.

    6 AY-8 AY ARASI BESLENME

    Verilecek ek gıdalar
    1)Kahvaltı
    2)Etli sebze çorbası
    3)Yoğurt
    4)Meyve püresi
    5)Muhallebi

    Kahvaltının hazırlanışı
    Kahvaltının içeriği; Yumurta sarısı, peynir, tereyağ, bisküvi, reçel.
    Hazırlanışı: Yumurtayı katı olarak pişirin, sarısını kışın her gün, yazın günaşırı olarak verin, başlangıç olarak yarım çay kaşığı 2. kez verirken bunu artırın ve 1 çay kaşığı verin ve 8-10 günde tam yumurta sarısı verebilirsiniz. Peyniri tam yağlı fakat tuzu alınmış olarak yarım kibrit kutusu kadar verin( yine başlangıçta 1 çay kaşığı başlayıp, giderek artırın, 1 hafta 10 günde yarım kibrit kutusuna çıkın) 1 çay kaşığı tereyağ, 1 çay kaşığı reçel, 2-3 adet bisküvi de vereceğiniz diğer gıdalardır.Bal ve yumurtanın beyazı 12 ay dolmadan verilmez.Pekmez kahvaltıyla değil sade olarak 1 çay kaşığı verilir.Bu karışımı bebeğin halen kullandığı 5 ölçek formül maması ile birlikte bir kaseye koyun, bebeğin yiyeceği kıvama gelinceye kadar ılık su ekleyin ve çatalla ezin, besin değerini artırmak için istenirse bu karışıma tahıllı ek kaşık maması ve ceviz de ekleyebilirsiniz.

    Etli sebze çorbasının hazırlanışı
    4-6 ay arasında hazırladığınız gibi sebze çorbası hazırlayın, 6 aydan sonra içine ayrıca 25 gr kadar kıyma veya 1 yemek kaşığı kadar tavuk etini ilave edin veya hazırlanmış çorbanın içine yedirmeden önce 1 adet köfte de katılabilirsiniz(köfteyi hazırlarken kıymanın yağsız,sinirsiz,dana veya sığır kıyması olmasına ve içine yalnızca bir miktar ekmek içi ve tuz konarak hazırlanmasına ve ızgarada tam pişmesine özen gösterin). Çorbaların veriliş miktarları 1 küçük kasedir.

    Yoğurt verimesi
    Yoğurt mümkünse evde yapılmış olmalıdır. Hazır meyveli yoğurtlar bu aylarda tercih edilmez. Bebeğiniz sade yoğurdu sevmezse içine günlük mevsim meyvesi veya bisküvi doğrayabilirsiniz yarım veya isteğe göre 1 kase de verebilirsiniz.

    6-8 AY ARASI BESLENME ŞEMASI

    08 00-09 00 Kahvaltı

    11 00-12 00 Meyve Püresi(1 çay bardağı veya 1 tam meyve) + Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    13 00-14 00 Etli Sebze Çorbası

    16 00-17 00 Yoğurt +1 tam meyve püresi veya Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    20 00-21 00 Muhallebi veya hazır kaşık mama

    23 00-24 00 Anne sütü veya Formül mama

    Gece uyanan bebeğe anne sütü veya formül mama verilir.

    6-8 AYLIKKEN OYNANABİLECEK OYUNLAR

    Bu dönenme onunla artık oturtarak oynayabilirsiniz. Ayrıca 6 aylık bebekler objeler arasındaki ilişkileri de yavaş yavaş kavramaya başlarlar, örneğin objelerin birbirine vurunca çıkardığı sesler ilgilerini çeker ve bunu kavramaya çalışırlar, ya da büyük küçük farklılığını anlamaya çalışırlar.

    Çarpma oyunları:
    Çelik tencere, abak ve kaşıkları ortaya dökün(keskin ve sivri köşeli olmamalılar). Bebeğinizi bunların arasında tutun, bunları birbirine önce siz vurarak gösterin, sizi taklit etmesini sağlayın, bundan ne kadar zevk aldığını göreceksiniz.

    Yığma ve doldur-boşalt oyunları:
    Bebekler küçük nesneleri büyük olanların içine yerleştirmeye bayılırlar, bu tip oyunlar için yine mutfak malzemeleri kullanılabilir, plastik ve kartondan olanlar en uygun olanlardır. Bebeğinize el büyüklüğünde bloklar(plastik bardak gibi) verin ve ardından boş büyük bir kap(leğen veya karton kutu) verin, el becerisi ve zekası ile blokları kutunun içine koyup. ardından da nasıl boşalttığını göreceksiniz. Ya da ütü yaparken bebeğinizi içi ufak ebatta giysi parçalarıyla dolu büyük bir çamaşır sepetinin içine oturtun.Tüm giysileri sepetin dışına atacaktır,onu sepetin dışına koyduğunuzda ise giysileri tekrar sepetin içine geri attığını göreceksiniz.

    Su oyunları:
    Yanında bulunmak şartı ile küvetin içinden dışarı eline bardak vererek su boşaltmasını sağlayın.

    Top ve küp oyunları:
    Karşılıklı top yuvarlamak ve iri küpleri üst üste koyup yıkmak.

    Aynaya bakma oyunu:
    Aynanın karşısında tutun ve kendi hareketlerine bakmasını sağlayın.

    8 AY-12 AY ARASI BESLENME

    Verilecek ek gıdalar
    1)Kahvaltı
    2)Çorbalar
    3)Yoğurt
    4)Meyve suyu
    5)Muhallebi
    6)Aile sofrasından bazı gıdalar

    Kahvaltının hazırlanması:
    Kahvaltının içeriği:Yumurta sarısı(10 aydan sonra beyazı ile birlikte tam yumurta), peynir(tuzsuz), tereyağ, reçel, bisküvi, ekmek

    Hazırlanışı: Kışın her gün, yazın günaşırı olmak üzere 1 tam yumurta sarısı, 10. aydan itibaren tam yumurta katı olarak verilebilir. Yarım kibrit kutusu tuzu alınmış peynir, 1 çay kaşığı tereyağ, reçel , 4-5 adet bisküvi veya 1 dilim ekmek içi katılır. Bu karışım 6 ölçek formül maması ile birlikte ılık su ile ezilir. Ayrıca tahıllı ek kaşık maması da içine eklenebilir. Bunların hepsi ayrı ayrı taneli şekilde de yedirilebilir. Pekmez kahvaltıya katmadan sade verilir.

    Çorbaların hazırlanışı:
    8 aydan sonra bebeğinize gün aşırı sebze çorbası ve tahıllarla yapılan pirinçli yoğurtlu
    çorba, koyu şehriye çorbası, mercimek çorbası ve ev yapımı tarhana çorbası da verilebilir. Çorbalar hazırlanırken içine çok az tuz, her tabak için 1 çay kaşığı tereyağ veya 1 tatlı kaşığı zeytinyağı koyun. Salça ve baharat koymayın. Ayrıca çorbaların içine haşlanmış tavuk eti, kıyma, ızgara köfte veya rendelenmiş karaciğer de koyabilirsiniz(karaciğer dana veya kuzu karaciğeri olmalıdır, üzerindeki zar çıkarılır, yağsız tavada haşlanarak pişirilir, rendelenerek püre haline getirilir, 1 çorba kasesine 1 çay kaşığı kadar katılarak başlanır, artırılarak 5 çay kaşığına kadar çıkılır, haftada 1-2 kere verilebilir).Verilecek çorba miktarı 1 kase kadardır.

    Yoğurt verilmesi
    Sade yoğurt veya içine mevsim meyveleri veya bisküvi eklenmiş yoğurt veya bu aydan itibaren hazır meyveli yoğurtlar da verilebilir.

    Meyve suyu verilmesi
    Meyve suları mevsim meyvelerinden seçilerek verilir. Çilek, nar, kini, ananas gibi alerji yapacak meyveler haricindeki mevsimlik tüm meyveler verilebilir.

    Muhallebi
    1 kase muhallebi veya mama firmalarının ürettiği ek kaşık maması hazırlanır ve verilir.

    Ev sofrasından bazı gıdaların hazırlanması
    Bu aylardan itibaren makarna, pilav, balık, karaciğer, haşlanmış sebzeler diyete eklenebilir.
    Haşlanmış makarna veya az yağla pişirilmiş pirinç pilavı akşam öğününde yoğurtla karıştırılarak verilebilir, haşlanmış sebzeler veya az yağlı ve salçasız olarak türlü yemeği verilebilir. Kabak veya biber dolması baharatsız ve az tuzlu ve az yağlı olmak kaydıyla yoğurtla birlikte verilebilir. Buğulama veya ızgara balık verilebilir. Özellikle yeşil yapraklı sebzeler, brokoli içerdiği vitaminler ve demir açısından önerilir. Karaciğer ezmesi, tavuk eti ve köfte de günlük sebze öğünlerinin içine katılarak veya tek başına verilebilir.

    8 AY-12 AY ARASI BESLENME

    08 00-09 00 Kahvaltı

    11 00-12 00 Meyve Püresi+ Anne sütü(anne sütü yoksa formül mama)

    13 00-14 00 Etli sebze çorbası veya Etli tahıllı çorba

    16 00-17 00 Yoğurt +1 tam meyve püresi

    20 00-21 00 Akşam yemeği (tuzsuz, baharatsız ve az yağlı olmak kaydı ile ev sofrasından gıdalar verilebilir)

    23 00-24 00 Muhallebi veya Hazır kaşık maması veya Anne sütü veya formül mama

    Gece uyanan çocuğa anne sütü veya formül mama verilir. 8. aydan sonraki beslenmede 3 ana öğün vardır. Diğerleri ara öğündür. Meyve ve yoğurttan ibaret olan ara öğünler istenirse ana öğünlerle birleştirilebilir. Gece 23 00 deki muhallebi öğünü çocuk erken yatıyorsa verilmeyebilir.

  • Bebeğinizin biberondan bardağa geçiş kılavuzu

    Bebeğinizin Biberondan Bardağa Geçişi

    Bebeğinizi bardağa geçirmeye hazır mısınız? Size bu geçişi daha kolaylaştıracak bazı önerilerimiz var.

    Bebeğinizin memeden kesilmesi ve biberona geçmesi genellikle yaşamının çok yoğun bir aşamasında gerçekleşir. Bebeklerin memeden kesilmeye hazır olduğu dönem, aynı zamanda el-göz koordinasyonunun geliştiği, diş çıkarmanın başladığı ve emeklemeyi öğrendiği döneme denk gelir.

    Bu kilometre taşlarından her birinde olduğu gibi, memeden kesme de akılda onlarca soru bırakabilir. Memeden kesme ne kadar sürer? Ne zaman başlamalı? En iyi nasıl yapılır?

    Bebeğin Memeden Kesilip Biberona Geçirilmesinin Püf Noktası

    Birçok ebeveyn memeden kesme sürecini erteler. Memeden kesmenin çok uzun süreceği gibi bir algı oluşur. Bebek yemek yerken ortalığı dağıtacaktır. Belki de, memeden kesme sürecinin herkes için çok stresli olacağı düşünülür.
    Biberonu bardakla değiştirmek de, bebeğinizin katı gıdalara geçmeye teşvik edilmesinden çok daha önemlidir. İki el kullanımının gelişmesini ve yemek sırasında ailede etkileşim olmasını da destekler.
    Bebeğinizi biberondan veya memeden keserken başarının anahtarı oldukça basittir: bu sürece erken başlanması gerekİr.
    Ebeveynlerin birçoğu, bu süreci bir öğrenme deneyimi olarak görmekten ziyade, çocuklarının bardağı tutabileceğini düşündükleri zamanı bekliyor,ancak ebeveynler el ve koordinasyon becerileri mükemmel hale gelmeden önce dahi çocukların bardak tutmasına izin vermelisiniz.

    Bebeği Memeden ve Biberondan Ne Zaman Kesmeli?

    Bebekler memeden ve biberondan ayrılmaya ne zaman hazır olur?

    İdeal şartlarda, bebeğinizi altı ay kadar erken bir dönemde bardakla tanıştırmak iyi bir fikirdir. Hatta bazı bebekler bu geçişi daha erken yaşar. Bazıları ise daha geç.

    Her bebek birbirinden farklı olsa da, bebeğinizin memeden kesilmeye hazır olduğunu gösterecek işaretlere karşı dikkatli olun. Emzirilen bir bebek:

    Memenizi birkaç kez emip bırakabilir ve hatta memeyi reddedebilir.

    Emzirilirken dikkati dağılabilir.

    Bardaktan içmeye ilgi götermeye başlar sa hazır olduğu düşünülür

    Alıştırma Bardağına Giden Yol: Memeyi ve Biberonu Nasıl Bırakmalı?

    Bebeğinizin memeden ve biberondan kesilmeye hazır olduğunu düşündüğünüzde, bunu en iyi nasıl yapabilirsiniz?

    -Biberonla beslemeyi beş ila yedi günde bir kez atlayarak kesme sürecini başlatın.

    -Çocuğunuzun alışık olduğu sıvıyı alıştırma bardağına koyun – bu, anne sütü veya bebek maması olabilir.

    -Her seferinde, bebeğinizin bardağına hep biraz daha fazla, biberonuna ise biraz daha az sıvı koyun

    -Bebeğiniz tercihlerini ifade edecek kadar büyükse, bardağı seçmesine izin verin – kendi seçtiği bardağı kullanma olasılığı artacaktır.

    -Bebeğinize en çok sevdiği sıvıları alıştırma bardağında, en az sevdiklerini ise biberonda verin.

    Bardağa geçiş ne kadar sürer? Bu süre değişmekle beraber, birkaç haftadan birkaç aya kadar uzayabilmektedir. Bu süre, kısmen bebeğin yaşına ve gelişim dönemine ve ebeveynlerin tutarlılığına bağlıdır.

  • Evlilik Öncesi Sendrom

    Evlilik Öncesi Sendrom

    Çocukluktan beri kurulan peri kızı güzelliğindeki hayalleri içeren an sonunda geldi…hep neşe ve güzellik barındıran hayallerin sonunda çıkan bu stres ve soru işaretleri de nedir?Yıllardır evet olan yanıt ‘hayır’ a mı dönüşüyor?

    Çocuklukta evcilikle başlar ,toplumun, birlikteliği anlamlı kılan kuruma yüklediği anlam.Kızlar arasında oynanan bu oyun okulun başlaması ile heyecan içerir ve karşı cinse duyulan ilgi ile beyne taşınır,bu ilgi daha da içsel ve platoniktir.Ergenlikle somut çiçekleri açar ve kimi zaman gizli gizli buluşmalar,sinemaya gitmeler ve düzenlenen gezilerle ismini alır :‘çıkmak’…

    Lise ve üniversitede gelişen meslek kavramı ile beraber farklı bir boyuta geçer çıkmak,birlikteliğe dönüşür ,’eş’ kelimesi özelleşir ve gelecek planları konuşulmaya başlanır en güzel yanlarıyla.kendi koşulları dahilinde evliliğe doğru yaklaşılır,aileler bazen karşı çıkar ve diretilir.Çıkan sonuç :’onsuz ölürüm’…

    Bir müddet sonra her şey netleşir ve tatlıya bağlanır.Aileler tanışır;işte o an :kız istemenin hemen ardından gelişen davranışlar eleştirilmeye başlanır.Çünkü artık uğraşılacak bir şey kalmamıştır.Bir gün önceki istek dolu heyecan yerini yavaş yavaş ‘acaba’lara vermeye hazırlanır…

    Netlik, heyecanın yerine soru işaretlerini ve bastıran mantığı getirir.
    Hazırlık süreçlerinde bundan önce birlikte savaşan çift artık birbiriyle savaşmaya başlar.
    İşte evlilik öncesi sendrom başlamıştır…

    Acaba daha iyisi var mıdır şimdi her sabah onunla kalkacağım ama buna hazır mıyım?Ya sürekli nerede olduğumu sorması..beni hep takip edecek sanırım(bundan öncede aynısını yapıyordu ama o zaman değer vermiş oluyordu)..mmm peki istediğim saatte dışarı çıkabilecek miyim?ona hep hesap mı vereceğim?(sevgiliyken de haber veriliyordu)..Hem ben annemsiz yapamam,onun düşüncelerini alır mı acaba,ona yakın bir ev bakmalıyız…İstediğim yerde olsun düğünüm kesinlikle, ben bir kere evleneceğim,bunu bile düşünmüyorL…

    Bu süreçte sizi yoran ve midenizde yanmalara ,uykunuzun kaçmasına sebep olan stres,yapılan işler değil yukarıdaki soru işaretleridir.Emin olamama hissi ve istenilenlerin evliliğe uygun olup olmaması duru mudur.Şu an yaptığınız tüm somut hazırlıklar hayallerinizin ürünü heyecanla beklediğiniz anlardır yanında getirdiği soru işaretleri ise bunların önüne geçmeye başlar…Tüm bunlarla nasıl başa çıkabilir ve özel günü hep gülerek anabilirsiniz…

    Öncelikle bu kararsızlık anlarını yaşamanız çok normal ve olması gereken bir durumdur. ….Hayatınızda bir değişim yapıyorsunuz ve etkilenmelisiniz. Rol değiştiriyorsunuz..bu kadar kolay olmamalı Ancak sağlıklı yanıtlar bularak da süreci en sağlıklı şekilde tamamlamalısınız… o kutsal günü her andığınızda suratınızın ekşimesini eminim ki istemezsiniz..Bunun için;

    Evlilik kararı ilk yetişkinliğin tamamlandığı olgunluk döneminde verilmelidir ve bilinmelidir ki kültürü, aile yaşantısı,eğitimi,sosyal yaşantısı ve ilgileri farklı iki ayrı bireyevlenmektedir.Amacınız müstakbel eşinizi kendiniz gibi yapmaya çalışmak ya da o mutlu olsun diye kendinizden vazgeçmekse,yanıldığınız ilk noktadır.Bu evlilik sandığınız kadar uzun sürmeyebilir.Bu kararı alana kadar farklı yönleriniz size çekici geldi ve hep onları anlattınız,tek bir karakter olmaya çalışmanız ilerleyen süreçlerde yeni bir farklı karakter aramaya yöneltebilir,dikkat!

    Kendisine ait özellikleri olan iki kümenin birleştiğini düşünün.ortak bir kesişim kümesi vardır,evlilikte tıpkı bu gibi olmalı,ortak alanları pekiştirmek ve karşı tarafın kararı ne olursa olsun eleştirmemek,kendi doğrunuzu söylemek ama yinede destek olmak.
    Destek,evliliğin en büyük yapı taşıdır ve dinamiğini korur.Birliktelik kaarrı alındığından itibaren korunmalıdır ve bu durumlar da Saygının somutlaştırıldığı anlardandır.Gidilen kuaför anımsanmaz;ancak kuaföre giderken destek vermeyişiniz her yemekte salata gibi önünüzde yer alır

    Somut olarak da gözlendiği gibi herkesten ayrı bir ev kuruyorsun ve buranın maddi –manevi anahtarı sadece eşlerde olmalı,duvarın rengini her gün siz göreceksiniz bu rengi belirleyen illaki anneniz olmamalı.Ebeveynlere bağımlı olmak hala evlilik olgunluğuna gelmediğinizin göstergesidir; ki dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan biri de budur:sınırların belirlenmesi.

    Karı-koca sınırınız belirli olmadığı sürece evlilikteki dinamik sürekli dışarıya akar ve sorunlar başlar.

    Medeni durumunuz değiştiği gibi; kısmen de olsa yaşamınızda ve davranışlarınızda değişiklikler olacak.Artık tek değilsiniz ve aynı olmadığınız içinde mjuhakkak uzlaşamadığınız noktalar olacak.Problem uzlaşamamak değil,bu uzlaşazlığı çözmek;sanırım evliliğe anlam kazandıran ve devam etmesini sağlayan noktada burası.Evlilik ile gelecek olan değişim ve sorumluluklara hazır mısınız?

    Evlilik öncesinde hazır olmadığınızı düşünüyorsanız ve endişeleriniz var ise profesyonel destek almaktan çekinmeyin.Evlilik sürecinde alacağınız destekten daha da etkili olacaktır bireysel olarak almanız.Bunlara rağmen kararınız evet ise, sadece evliliğe hazırlıkta çıkartılan sorunlar var ise ;nikah masasını yemek masası gibi kullanmayacaksınız.Bu günün özel olduğunu oranın ihtişamı değil fotoğraf karelerindeki imajınız gösterecektir.Sevgiliniz sadece orada eşiniz olmayacak bundan sonraki yaşantınızda eşiniz olacak.

    Evlilikte bu süreç ile karşılaşılan dialoglar;
    Düğünden 10 yıl sonra Arkadaş ortamında piknikte eşler arasında bir uzlaşmazlık olmuştur ve tarışma başlar.
    A:Benim hiç bir istediğim olmuyor zaten,sürekli böylesin.(Etraftakilerden ses çıkaz ve kendilerince tıp demişlerdir)
    B:Neyim sürekli böyle,bencil miyim ben..
    A:Evet her şeyi sen bilirsin,siz bilirsiniz,yıllarcada böyle oldu…Düğünümde bile mutlu edemedin beni,istemediğim bir yerde evlendim.
    B:Hıh döndük dolaştık yine geldik.10 yıldır 10000 defa konuştuk,geri dönebiliyor muyuz,dönsekte o zaman bu koşullarımız var mıydı,vardı da ben mi yapmadım.
    A:Ben bir kere evlendim,ah ahhh…
    B:Tamam sus konuşmayalım yoksa kalbini kırıcam..
    SONUÇ :Eşler arası soğuma,konuşmama..
    Duygular :Gerginlik,öfke…
    Gerçek :Sihirli bir değneğin olmaması.Hayal kırıklığına sebep olacak beklentinin devam etmesi…
    SORU :Önemli olan eşinizle evlenmeniz mi?Yoksa Nasıl evlendiğiniz mi?

    Bu dialoğun devam etmesi sonu eşler duygusal olarak uzaklaşacaktır ve arkadaşız dedikleri role bürünecektir.Duygusallığın olmaması ve ilgi görmenin de ihtiyaç olduğu düşünülürse eğer;bu ilgi 3.bir kişide aranmaya başlanacaktır.Rolünüz ne olursa olsun hiç kimse sürekli eleştirilek ve yetersiz bulunak istemez.Bu olduğu anda savunma mekanızmaları ortaya çıkar..Duygular varsa arada öfkeye dönüşür tartışma olur,halen devam ediyorsa bu durum kaçınaya ve konuşmamaya başlar,hala devam ediyorsa evden uzaklaşmalarla ortak paylaşım azalır ve önemsenip değerli olduğunu düşündüğü durumlar aranır…

    Eşinizin ödül olarak ne yaptığını değil;eşinizi ÖDÜL olarak görebildiğiniz sürece evlilik canlı kalacaktır…

    Önemli olan sizin için düğün sabahından itibaren beraber uyanabilmek ise;
    Merak etmeyin düğününüzü sizin kadar hatırlayan olmayacak.